ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2015/104
Karar Sayısı : 2016/20
Karar Tarihi : 16.3.2016
R.G. Tarih-Sayı : 08.04.2016 - 29678
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Bursa 3. İcra HukukMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 1- 12.1.2011 tarihli ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 350. ve 367. maddelerinin (2) numaralıfıkralarında yer alan "Kişiler hukuku, aile hukuku.", ".ileilgili." ve ".haklara ilişkin kararlarkesinleşmedikçe yerine getirilemez." ibarelerinin,
2- 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü MuhakemeleriKanunu'nun;
a- 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'un 16. maddesiyleyeniden düzenlenen 433. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Kişilerve aile hukukuna,." ve ".ilişkin kararlarkesinleşmedikçe yerine getirilemez." ibarelerinin,
b- 443. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ".aileve şahsın hukukuna mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz." ibaresinin,
Anayasa'nın 41. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptallerinekarar verilmesi talebidir.
OLAY: Anlaşmalı boşanma kararı sonrasında velayetin kullanılmasıkendisine verilmeyen eşin, çocuğunu görme ve kişisel ilişki kurulması talebiyleyaptığı icra başvurusunda, memurun muamelesini şikâyet, tebligat ve takibiniptali ile takibin tedbiren durdurulması talebiyle açtığı davada, itiraz konusukuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri içinbaşvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKÜMLERİ
1- 6100 sayılı Kanun'un itiraz konusu ibarelerinin de yer aldığı 350.ve 367. maddeleri şöyledir:
"MADDE 350- (1) İstinaf yoluna başvurma, kararınicrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasınakarar verilemez.
(2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmazmal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlarkesinleşmedikçe yerine getirilemez."
"MADDE 367- (1) Temyiz, kararın icrasınıdurdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncımaddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına kararverilemez."
(2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmazmal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlarkesinleşmedikçe yerine getirilemez."
2- 1086 sayılı Kanun'un itiraz konusu ibarelerinin de yer aldığı 433.ve 443. maddeleri şöyledir:
"Madde 433- (Yeniden Düzenleme: 26/9/2004 - 5236/16 md.)
Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflâs Kanunununicranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafakakararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez.
Kişiler ve aile hukukuna, taşınmaz malave bununla ilgili aynî haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerinegetirilemez.
Kararın kesinleştiği ilâmın altına veya arkasına yazılıp, tarih vemahkeme mührü konmak ve mahkeme başkanı veya hâkimi tarafından imzalanmaksuretiyle belirtilir."
"Madde 443- Temyizi dava icrayı tehir etmez.Ancak müstedi indettemyiz haksız çıktığı takdirde mahkümun bihi eda ve teslimedeceğine dair kefaleti kaviye göstermek veyahut mahkümunbih olan nutuk veeşyayı bir mevkii resmiye depozito etmek veya hasmı tarafından emval ve emlakıhaczedilmiş olmak şartiyle Mahkemei Temyiz talep üzerine müstacelen icranıntehirine karar verebilir.
Müstedi Devlet ise veya müzahareti adliyeye nail olup da davanınve hükmün mahiyetine ve ahvali saireye nazaran icranın tehiri icap ediyorsabila teminat icranın tehirine karar verilebilir.
Nafaka hükümleri müstesnadır.
Gayrimenkule ve buna mütaallik aynı haklara ve aile veşahsın hukukuna mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz.
(Ek: 12/6/1979 - 2248/9 md.) Hükmünkesinleştiği; ilamın altına veya arkasına yazılıp tarih ve mahkeme mührü konmakve mahkeme başkanı veya hakimi tarafından imzalanmak suretiylebelirtilir."
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca, Zühtü ARSLAN,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI,Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA veRıdvan GÜLEÇ'in katılımlarıyla 8.12.2015 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında, öncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddelerine göre, mahkemeler,bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmündekararname kurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ilerisürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptaliiçin Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarıncabir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yönteminceaçılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenenkuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasakuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veyadavayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktebulunan kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 6100 sayılı Kanun'un 350. ve367. maddelerinin (2) numaralı fıkralarında yer alan "Kişilerhukuku, aile hukuku.", ".ile ilgili." ve ".haklarailişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez." ibareleriile 1086 sayılı Kanun'un, 443. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ".aileve şahsın hukukuna mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz."ibaresininve aynı Kanun'un 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda DeğişiklikYapılmasına İlişkin Kanun'un 16. maddesiyle yeniden düzenlenen 433. maddesininikinci fıkrasında yer alan "Kişiler ve aile hukukuna,." ve".ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez." ibarelerininiptalini talep etmiştir.
4. 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk DereceMahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve YetkileriHakkında Kanun, 7.10.2004 tarihli ve 25606 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanmıştır. Kanun'un yürürlük maddesi olan 55. maddesinde "BuKanun 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girer.", Geçici 2. maddesindeise "Adalet Bakanlığı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren en geç iki yıl içinde 25 inci maddede öngörülen bölge adliyemahkemelerini kurar. Bölge adliye mahkemelerinin kuruluşları, yargı çevrelerive tüm yurtta göreve başlayacakları tarih, Resmî Gazetede ilânedilir." hükümleri yer almaktadır.
5. "Bölge Adliye Mahkemeleri ve Bölge İdareMahkemelerinin Tüm Yurtta Göreve Başlayacakları Tarihe İlişkin Karar",Adalet Bakanlığınca 7.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanmış ve bu kararda "5235 sayılı Adli Yargı ve İlk DereceMahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve YetkileriHakkında Kanunun 25 ve geçici 2 inci maddeleri uyarınca kurulan ve yargıçevreleri belirlenen bölge adliye mahkemeleri ile; 2576 sayılı Bölge İdareMahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve GörevleriHakkında Kanunun 2 ve geçici 20 nci maddeleri uyarınca kurulan ve yargı çevreleribelirlenen bölge idare mahkemeleri, 20/07/2016 tarihinde tüm yurtta görevebaşlayacaktır." denilmiştir.
6. 1086 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Kanun'ungeçici 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise "Bölge adliyemahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk DereceMahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve YetkileriHakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecekgöreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlüktekihükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmü yer almaktadır.
7. Bu bağlamda, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihiolan 20.7.2016 tarihine kadar 1086 sayılı Kanun'un temyize ilişkinyürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunmakta, 6100 sayılı Kanunhükümlerinin söz konusu tarihe kadar uygulanma olanağı bulunmamaktadır.Dolayısıyla, 6100 sayılı Kanun'un 350. ve 367. maddelerinin (2) numaralıfıkralarında yer alan "Kişiler hukuk, aile hukuku.", ".ileilgili." ve ".haklara ilişkin kararlarkesinleşmedikçe yerine getirilemez." ibareleri, bakılmakta olandavada uygulanacak kural değildir.
8. Öte yandan, 5236 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yer alan "HukukUsulü Muhakemeleri Kanununun 45 inci maddesinin son fıkrası, 440 ilâ 444 üncümaddeleri ile 449 uncu maddesinde yer alan "443 üncü madde mucibince"ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır." hükmü gereğince itirazkonusu 443. madde yürürlükten kaldırılmış olup bu davada uygulanma olanağıbulunmamaktadır. Bu nedenle, 1086 sayılı Kanun'un 443. maddesinin dördüncüfıkrasında yer alan ".aile ve şahsın hukukuna mütedairhükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz." ibaresi, davadauygulanacak kural değildir.
9. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Birinci Kitabında "KişilerHukuku", İkinci Kitabında ise "Aile Hukuku" düzenlenmiştir.Nişanlılık, evlenme ve boşanma ile ilgili hükümler Kanun'un İkinci Kitabıolan "Aile Hukuku" kısmında yer almakta olup,Birinci Kitapta yer alan kişiler hukukundan farklı hukuki değerleri düzenlemektedir.Dava konusu olay, aile hukuku ile ilgili olup boşanma davası sonrası velayetinkullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocukla kişisel ilişkisinindüzenlenmesine ilişkindir. Dolayısıyla, itiraz konusu 1086 sayılıKanun'un, 5236 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle yeniden düzenlenen 433.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Kişiler ve ailehukukuna."ve ".ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerinegetirilemez." ibarelerinden, "Kişiler." ibaresininbakılmakta olan davayla ilgisi bulunmamaktadır.
10. Ayrıca, 1086 sayılı Kanun'un, 5236 sayılı Kanun'un 16.maddesiyle yeniden düzenlenen 433. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan itirazkonusu ".hukukuna." ve ".ilişkinkararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez." ibareleri aynımaddede yer alan "Kişiler." ile ".taşınmazmala ve bununla ilgili aynî haklara." ibareleri için de ortakkural olduğundan esas incelemenin ".ve aile."ibaresiylesınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
11. Açıklanan nedenlerle;
A- 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 350. ve 367. maddelerinin (2) numaralı fıkralarında yer alan "Kişilerhukuku, aile hukuku..", ".ile ilgili.." ve".haklarailişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez." ibarelerinin,itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağıbulunmadığından, bu ibarelereilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliğinedeniyle REDDİNE,
B- 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü MuhakemeleriKanunu'nun:
1- 443.maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ".aile ve şahsın hukukunamütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz." ibaresinin, itirazbaşvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağıbulunmadığından, bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliğinedeniyle REDDİNE,
2- 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle yenidendüzenlenen 433. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Kişiler veaile hukukuna,." ve ".ilişkin kararlarkesinleşmedikçe yerine getirilemez." ibarelerinin esasınınincelenmesine, esasa ilişkin incelemenin ".ve aile." ibaresiile sınırlı olarak yapılmasına,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
12. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılanAnayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
A- İtirazın Gerekçesi
13. Başvuru kararında özetle, boşanma hükmünün eklentisiniteliğinde olmayan nafaka ilamlarında icranın geri bırakılmasına kararverilememesine rağmen çocukla kişisel ilişki tesisine ilişkin hükümlerinistisna tutulmayarak buna ilişkin ilamların kesinleşmeden yerinegetirilemediği, kanun koyucu ve uygulayıcıların kadın eksenli hareket ettiği,zira nafakaya ilişkin ilamların çoğunun alacaklısının kadın olduğu, çocukteslimine ilişkin ilamların alacaklısının ise genellikle baba olduğu, çocukteslimine ilişkin ilam alacaklısının bunu ihtiyati tedbir yoluyla temin etmesimümkün olsa da elinde ilam varken bu yola gitmesinin uygun olmadığı, boşanmahükmünün eklentisi niteliğinde olan söz konusu ilamın infazı için kesinleşmesişartının aranmasının çocuğun, velayet kendisine verilmeyen eşin ve genelde debabanın haklarını ihlal ettiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 41. maddesineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
14. İtiraz konusu kuralla, aile hukukuna ilişkin kararlarınkesinleşmedikçe yerine getirilemeyeceği öngörülmektedir.
15. Anayasa'nın 41. maddesinde, "Aile, Türktoplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzurve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasınınöğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtıkurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırıolmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürmehakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocuklarıkoruyucu tedbirleri alır." denilmiştir.
16. Anayasa'nın 41. maddesinde aile Türk toplumunun temeli olaraktanımlanmış, ailenin birey ve toplum hayatındaki önemine işaret edilmiş veDevlete, ailenin korunması için gerekli düzenlemeleri yapması ve teşkilatıkurması konusunda ödevler yüklenmiştir. Maddede 7.5.2010 tarihli ve 5982 sayılıKanun'la yapılan değişiklikle "Ailenin korunması" olanmadde başlığı "Ailenin korunması ve çocuk hakları" şeklindedeğiştirilmiş ve maddeye eklenen üçüncü fıkrayla her çocuğun, korunma vebakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıylakişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. 5982 sayılı Kanun'un genel gerekçesi ile 4. maddesiningerekçesinde, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması, toplumun bazı kesimlerininsosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak daha iyi korunması ve gözetilmesi,çocuk haklarının anayasal temele kavuşturulması, tarafı olduğumuz ÇocukHaklarına Dair Sözleşme ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin AvrupaSözleşmesi ile diğer uluslararası belgelerde yer alan ve çocuk haklarıylailgili kabul gören evrensel ilkelerin, Anayasa metnine dâhil edilmesininöngörüldüğü ve her çocuğun himaye ve bakımdan yararlanma hakkı olduğu, çocuğunana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahipolduğu ifade edilmiştir.
17. Medeni usul hukukumuzda ilk derece mahkemesinin verdiği birhükmün icra edilebilmesi için kural olarak o hükmün kesinleşmesigerekmemektedir. İtiraz konusu kuralın da yer aldığı Kanun'un 433. maddesindede, temyizin kararın icrasını durdurmayacağı hüküm altına alınmıştır. Bununlabirlikte kanunda açıkça öngörülmek suretiyle bazı istisnai hallerde birtakımilâmların icra edilebilmesi için kesinleşmesi zorunluluğunun öngörülmesi demümkündür.
18. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 40. maddesinin (2)numaralı fıkrasında da bir ilâm hükmünün icra edildikten sonra başvurulan kanunyolunda bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadarborcu olmadığı kesin olarak ortaya çıktığında, ayrıca hükme hacet kalmaksızınicranın tamamen veya kısmen eski hâline iade olunacağı ifadeedilmektedir. Bu şekilde kesinleşmeden icra edilebilen ilamların bozulmasıhâlinde icranın mümkün olduğunca, eski hâli temin edecek şekilde iadesisağlanmak istenmiştir. Ancak bazı ilamların kesinleşmeden icra edilmesihalinde, daha sonra üst mahkemece kanun yoluna başvuru sonucu ilambozulduğunda, icranın iadesi, mümkün olamayabilir. Bu durum özellikle ailehukukunda daha da belirgindir. Kanun koyucu bu nedenle, kamu düzenine olanetkilerini de dikkate alarak, aile hukukuna ilişkin ilamların kesinleştiktensonra icra edilmelerini kabul etmiştir. Bununla birlikte ilamınkesinleşmesinin beklenmesi halinde taraflardan birinin çok zor durumdakalabileceği nafaka gibi bazı durumlar genel kuraldan istisna tutulmuştur.
19. Aile hukukuna ilişkin kararlar 4721 sayılı Türk MedeniKanunu'nun 118. ilâ 494. maddeleri arasında düzenlenen, evlenme, boşanma, eşlerarasındaki mal rejimi, hısımlık hukuku bağlamında soybağının kurulması, aile,vesayet hukuku bağlamında vesayetin düzeni, yürütülmesi ve sona ermesi hakkındaverilen kararlardır.
20. Toplumun sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi, ilişkilerinhuzur, barış ve güvenlik içinde yürüyebilmesi için Türk toplumunun temeli olanaile kurumunun sağlam temellere oturtulması gereklidir. Bu sebeple de ailekurumunu koruyucu ve kollayıcı düzenlemeler yapmak Devletin pozitifyükümlülükleri arasındadır. Devlet, ailenin korunmasıyla ilgili olarak sahipolduğu müdahale, denetleme görev ve yetkisi kapsamında, aile ilişkilerininkurulması, devamı ve sona ermesiyle ilgili düzenlemeler yaparak gerek eşlerinkendi aralarında gerekse ana, baba ile çocuklar arasındaki kişisel ve maliilişkileri düzenleyen bir takım hukuk kuralları öngörebilir. Bu bağlamda kanunkoyucunun, itiraz konusu kuralla aile hukukuna ilişkin ilamların kesinleşmedenicra edilmemelerini öngörmesi takdir yetkisi kapsamındadır.
21. Başvuru kararında ifade edilen çocukların bakım ve korunmasıile ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkilerin düzenlenmesine ilişkin bazıdurumlarda ise geçici önlemlerin alınması 4721 sayılı Kanun'un 169. ve 197.maddeleri ile mümkün kılınmıştır. 169. maddede, boşanma veya ayrılıkdavalarının her aşamasında hâkimin, davanın devamı süresince çocukların bakımve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alacağı belirtilmiş, 197. maddedede birlikte yaşamaya ara veren eşlerin ergin olmayan çocuklarının bulunmasıdurumunda hâkimin ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyenhükümlere göre gereken önlemleri alacağı ifade edilmiştir. Bu çerçevede,aile hukukuna ilişkin ilamların kesinleşmeden yerine getirilemeyeceği hakkındaitiraz konusu kuralın, ailenin Türk toplumunun temeli olduğu ve çocuğun ana vebabasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına aykırı birdüzenleme olduğu söylenemez.
22. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 41. maddesine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
IV- HÜKÜM
18.6.1927 tarihli ve 1086sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun, 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılıKanun'un 16. maddesiyle yeniden düzenlenen 433. maddesinin ikinci fıkrasındayer alan ". ve aile." ibaresinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, 16.3.2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ