ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2015/23
Karar Sayısı : 2015/56
Karar Tarihi : 17.6.2015
RG Tarih-Sayı : 26.6.2015-29398
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : JandarmaGenel Komutanlığı 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askeri Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.12.2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin (8) numaralı fıkrasına,18.6.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesiyle eklenen ikincicümlenin Anayasa’nın 15. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptalinekarar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Piyade er olarak vatani hizmetini yapmakta olan sanık hakkındaizin tecavüzü suçundan dolayı açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralınAnayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun’un itiraz konusu kuralı da içeren 231. maddesinin (8)numaralı fıkrası şöyledir:
“Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geribırakılması
Madde 231- …
(8) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesihalinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. (Ek cümle:18/6/2014-6545/72 md.) Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı birsuç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemeninbelirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veyasanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumundaveya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimialtında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devametmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğüyerine getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 15. ve 38. maddelerine dayanılmış,Anayasa’nın 2. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, RecepKÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI,Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN ve KadirÖZKAYA’nın katılımlarıyla 5.3.2015 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatih ŞAHİN tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan veilgi görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın nitelik olarak bir mahkûmiyetkararı olmadığından mahkûmiyet kararıyla aynı hukuki sonuçlara tabitutulamayacağı, bu nedenle adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geribırakılması kararı bulunan sanığın, daha önceden kesinleşmiş bir mahkûmiyetivarmış gibi muameleye tabi tutularak denetim süresi içinde işlediği suçnedeniyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıverilememesinin masumiyet karinesini ihlal ettiği belirtilerek kuralın,Anayasa’nın 15. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 43. maddesine göre, itiraz konusu kural ilgisi nedeniyleAnayasa’nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ceza yargılamasısonucunda verilecek mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının, belirli koşullara bağlıolarak ertelenmesini ifade etmektedir. Kanun’un 231. maddesinin (6) numaralıfıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için; sanığın dahaönce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması; mahkemenin, sanığın kişiliközellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını göz önünde bulundurarakyeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varması; suçun işlenmesiyle mağdurunveya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi ve sanığın da hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi gerekmektedir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması durumunda, sanık beş yıldenetim süresine tabi tutulmakta, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçişlemediği takdirde hakkında verilen mahkûmiyet hükmü ortadan kaldırılarakdavanın düşmesine karar verilmektedir. İtiraz konusu kuralda ise denetim süresiiçinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasınıngeri bırakılmasına karar verilemeyeceği hüküm altına alınmaktadır. Buna göresanık, açıklanması geri bırakılan bir ceza hükmü varken beş yıllık denetimsüresi içinde yeniden kasıtlı bir suç işlerse hükmün açıklanmasınıngeri bırakılması kurumundan yararlanamayacaktır.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
Ceza hukukunun, toplumun kültür ve uygarlık düzeyi, sosyal veekonomik yaşantısıyla ilgili bulunması nedeniyle suç ve suçlulukla mücadeleamacıyla ceza ve ceza muhakemesi alanında sistem tercihinde bulunulmasıdevletin ceza siyaseti ile ilgilidir. Bu bağlamda hukuk devletinde, cezahukukuna ilişkin düzenlemeler bakımından kanun koyucu Anayasa’nın temel ilkelerineve ceza hukukunun ana kurallarına bağlı kalmak koşuluyla, toplumda bellieylemlerin suç sayılıp sayılmaması, suç sayıldıkları takdirde hangi çeşit veölçülerdeki ceza yaptırımlarıyla karşılanmaları gerektiği, hangi cezalarınseçenek yaptırımlara çevrilebileceği veya ertelenebileceği ve hangisuçların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında kalacağıgibi konularda takdir yetkisine sahiptir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve kısa sürelihapis cezasına seçenek yaptırımlar gibi hükmün ve cezanın bireyselleştirilmesikurumlarından biridir. Hâkim, sanık hakkındamahkûmiyet hükmü kurmakla beraber hükmü açıklamamakta ve sanığı belirli birsüre içinde denetim altında tutmaktadır. Sanık, denetim süresi içinde kasıtlıbir suç işlemediği ve mahkemece öngörülen denetimli serbestliktedbirine uygun davrandığı takdirdeaçıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmü ortadan kaldırılmaktadır.
Bununla birlikte anılan kurum, daha önce kasıtlı bir suçtan dolayımahkûmiyeti bulunmayan kişilerin, toplumdasuçlu olarak damgalanmaması ve yararlı bir birey olarak tekrar topluma kazandırılmasıamacıyla belli koşullara bağlı olarak tanınan bir imkân olup kişilere herdurumda mutlaka sağlanması gereken bir hak teşkil etmemektedir. Bir an içinilgili kişiler açısından bir hak olduğu kabul edilse bile bunun mutlak olduğuve hiçbir şarta bağlı kılınamayacağı da söylenemez. Dolayısıyla, kanun koyucuhangi koşullar altında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilebileceğini belirleme konusunda takdir yetkisine sahiptir.
Kanun koyucunun hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundanbeklenen yarar ile toplumun korunması temelindeki yararı dikkate alarak,denetim süresi içerisinde yeniden kasıtlı suç işleyen sanık hakkında bir kezdaha hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin bu kurumungetiriliş amacıyla bağdaşmayacağı düşüncesiyle itiraz konusu kuralı ihdasettiği anlaşılmaktadır. Kanun’un 231.maddesi gereğince daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olanların bu kurumdanyararlanamayacağı ve sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesihâlinde açıklanması geri bırakılan hükmün mahkeme tarafından açıklanacağı gözönünde bulundurulduğunda, denetim süresi içinde kasıtlı olarak suç işleyensanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceğineyönelik itiraz konusu kural, kurumun ihdas ediliş amacıyla daçelişmemektedir.
Öte yandan, Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında “suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz” ve 38.maddesinin dördüncü fıkrasında “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimsesuçlu sayılamaz.” şeklinde ifade edilen masumiyet karinesi, hakkında suçisnadı bulunan bir kişinin, adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dairkesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılacağını güvence altına alan temelhaklardandır. Masumiyet karinesi uyarınca, bir kişinin suçlu olaraknitelendirilebilmesi ve hakkında ceza hukukunun alanına giren yaptırımlarınuygulanabilmesi, kesin hükümle mahkûm olmasına bağlıdır. Ancak masumiyetkarinesi,ceza ve infaz hukukunda, kişilerin peşinen suçlu ilan edilmeden bazı seçenektedbirlerden veya cezanın bireyselleştirilmesine imkân tanıyan kurumlardanmahrum bırakılmasına engel teşkil etmemektedir.
İtiraz konusu kural esas itibarıyla sanıkhakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesiiçin gerekli olan koşullardan birisini düzenlemektedir. Kuralla, açıklanması geri bırakılan bir mahkûmiyethükmü varken denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işleyen sanık hakkında busuç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıverilemeyeceği hüküm altına alınmaktadır. Denetim süresi içinde kasıtlı olaraksuç işleyen kişiler hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıverilememesi bir yaptırım olmayıp bu kurumdan yararlanma şartlarınıngerçekleşmemesinin bir sonucudur. Sanığın, daha önce açıklanması geri bırakılanhükme konu olan suçtan dolayı peşinen suçlu olduğu kabul edilerek yaptırımatabi tutulması söz konusu değildir.
Bu itibarla, açıklanması geri bırakılan bir hükümvarken denetim süresi içinde yeniden kasıtlı bir suç işleyen sanık hakkında, busuç nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceğinidüzenleyen kuralda masumiyet karinesine aykırılık oluşturan bir husus dabulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralAnayasa’nın 2., 15. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddigerekir.
VI- SONUÇ
4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231.maddesinin (8) numaralı fıkrasına, 18.6.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un72. maddesiyle eklenen ikinci cümlenin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, 17.6.2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ