ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2015/32
Karar Sayısı : 2015/102
Karar Tarihi : 12.11.2015
R.G. Tarih-Sayı : 02.12.2015 - 29550
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Batman2. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 26.9.2004tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, 21.2.2014 tarihli ve 6526 sayılıKanun'un 4. maddesiyle değişik 136. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,Anayasa'nın 38. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline kararverilmesi talebidir.
OLAY: Sanık hakkında kişisel verileri hukuka aykırı olarak elegeçirme ve yayma suçundan açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralınAnayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ
Kanun'un itiraz konusu 136. maddesi şöyledir:
"Madde 136- (1) Kişisel verileri,hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, ikiyıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri gereğince Zühtü ARSLAN,Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, RecepKÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, CelalMümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN veKadir ÖZKAYA'nın katılımlarıyla 1.4.2015 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan veilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
A- İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle, ceza mevzuatında kişisel verilerleilgili bir tanım ve sınırlandırma yapılmadığından, itiraz konusukuralın suçta ve cezada kanunilik ve belirlilik ilkelerineve Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
4. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesi uyarınca, kural Anayasa'nın 20. maddesi yönündende incelenmiştir.
5. İtiraz konusu kuralla, kişisel verileri, hukuka aykırı olarakbir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişinin, iki yıldan dört yıla kadarhapis cezası ile cezalandırılması öngörülmektedir.
6. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin,özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahipolduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağıbelirtilmiş; üçüncü fıkrasında da "Herkes, kendisiyle ilgili kişiselverilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyleilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunlarındüzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıpkullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülenhallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasınailişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." denilerek kişiselverilerin korunması, özel hayatın gizliliğinin korunması kapsamında güvenceyekavuşturulmuştur.
7. Anayasa'nın 38. maddesinin ilk fıkrasında "Kimse,işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayıcezalandırılamaz..." denilerek "suçun kanuniliği";üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleriancak kanunla konulur." denilerek, "cezanın kanuniliği"ilkesi getirilmiştir. Aynı şekilde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2.maddesinde yer alan "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil içinkimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardanve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirinehükmolunamaz." hükmü ile ceza hukukumuzda da "suçtave cezada kanunilik" ilkesi kabul edilmiştir. Bu ilke uyarıncahangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbirkuşkuya yer bırakmayacak biçimde yasada gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılırve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin suç sayılan eylemleriönceden bilmeleri gerektiği düşüncesine dayanan bu ilke, aynı zamanda temel hakve özgürlükleri en geniş biçimiyle gerçekleştirip güvence altına almaklayükümlü olan hukuk devletinin esas aldığı değerlerden olup, uluslararasıhukukta ve insan hakları belgelerinde de özel bir yere ve öneme sahipbulunmaktadır. Kanunilik ilkesi, özgürlüğün sınırlarının önceden bilinerek,insanın davranışlarını bu çerçevede düzenlemesini temin için getirilmiştir.Kanunilik ilkesi aynı zamanda kıyas yoluyla yeni bir suç ihdasına ve cezanormlarının genişletilmesine engel oluşturur.
8. 5237 sayılı Kanun'un "Kişisel verilerinkaydedilmesi" başlıklı 135. maddesinin gerekçesinde, gerçekkişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri olarak kabul edilmesi gerektiğibelirtilmiştir. Ayrıca, Kanun'un 134. ilâ 139. maddeleri arasında kişiselverilerin korunmasına yönelik hükümler yer almaktadır. Söz konusu maddelerdekişisel verilerin açık bir tanımı yer almamakla birlikte kişisel verilereyönelik olarak "kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veyasesler", "siyasi, felsefi veya dini görüş", "ırkiköken", "ahlaki eğilim", "cinsel yaşam", "sağlıkdurumu" ve "sendikal bağlantılar" gibikavramlara yer verilmektedir.
9. Anayasa Mahkemesinin kararlarında da belirtildiğiüzere, "kişisel veri", "belirli veya kimliğibelirlenebilir olmak şartıyla, bir kişiye ilişkin bütün bilgileri ifadeetmektedir. Bu bağlamda adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyinsadece kimliğini ortaya koyan bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıtplakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntüve ses kayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler,etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlıkbilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tümveriler" kişisel veri olarak kabul edilmektedir(E.2013/122, K.2014/74, 9.4.2014; E.2014/149, K.2014/151, 2.10.2014; E.2013/84,K.2014/183, 4.12.2014; E.2014/74, K.2014/201, 25.12.2014; E.2014/180,K.2015/30, 19.3.2015).
10. Türkiye'nin imzaladığı ancak uygulama kanununun yürürlüğekonmaması nedeniyle henüz taraf olmadığı 1981 tarihli ve 108 sayılı KişiselVerilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Kişilerin Korunmasına DairAvrupa Konseyi Sözleşmesi'nin 2. maddesinde "kişisel veri", "kimliğibelirli veya belirlenebilecek verinin öznesi olan gerçek kişiyle ilgili tümbilgiler" şeklinde tanımlanmaktadır. Sözleşme'nin "özellikliveri kategorileri" başlıklı 6. maddesinde ise "içhukukta uygun güvenceler sağlanmadıkça, ırk menşeini, politik düşünceleri, dinîveya diğer inançları ortaya koyan kişisel nitelikteki verilerle sağlık veyacinsel yaşamla ilgili kişisel nitelikteki veriler ve ceza mahkûmiyetleri,otomatik bilgi işlemine tâbi tutulamazlar" demek suretiyle söz konusuverilerin kişisel veri kapsamında olduğunu belirlemektedir. Ekonomik Kalkınmave İşbirliği Örgütü'nün (OECD) yayınladığı Kişisel VerilerinKorunması Rehber İlkeleri'nde "kişisel veri", "belirliveya belirlenebilir bir gerçek kişiye ilişkin tüm bilgiler" şeklindetanımlanmaktadır. Avrupa Birliği'nin 95/46/EC sayılı Veri Koruma Direktifi'nin 2.maddesinde de "kişisel veri", "belirli ya dakimliği belirlenebilir gerçek kişi ile ilişkilendirilebilen her türlü bilgi"şeklinde tanımlandıktan sonra "bir kişinin doğrudan veya dolaylıolarak tanımlanabilmesine imkân sağlayan kişinin kimlik numarası, fiziksel,psikolojik, duygusal, ekonomik ve kültürel kimliği veya sosyal kimliğin"ninbu kapsamda değerlendirildiği ifade edilmektedir.
11. "Kişisel veri" kavramı tarafıolduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (AİHS) açık bir şekildedüzenlenmemekle birlikte, Sözleşme'nin uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında Kişisel Verilerin Otomatik İşleme TabiTutulması Karşısında Bireylerin Korunmasına Dair Sözleşme'ye atıftabulunulmakta ve bu verilerin özel yaşamın gizliliğinin bir parçası olduğu kabuledilmektedir. AİHM kararlarında kişilere ait "görüntü","fotoğraf", "parmak izi", "DNAprofili", "hücre örnekleri", "evadresi"ve "yaş, doğum tarihi ve fiziksel özellikler" "kişiselveri" kapsamında değerlendirilmektedir (Peck/BirleşikKrallık, B.No: 44647/98, 28.01.2003; Sciacca/İtalya, B.No:50774/99,11.01.2005; S. ve Marper/Birleşik Krallık, (Büyük Daire), B.No:30562/04, 30566/04, 04.12.2008; Alkaya/Türkiye, B.No:42811/06,09.10.2012; K.U./Finlandiya, B.No:2872/02, 02.12.2008).
12. İtiraz konusu kuralla, kişisel verileri, hukuka aykırı olarakbir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişinin iki yıldan dört yılakadar hapis cezası ile cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Kanun koyucununkuralla, gerekçede de ifade edildiği gibi Anayasa'nın 20. maddesi ile güvencealtına alınan kişisel verilerin ve özel hayatın daha etkin bir şekildekorunmasını sağlamayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Zira kişiselverilerin korunması hakkı, kişinin insan onurunun korunması ve kişiliğiniserbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak, kişiselverilerin işlenmesi sırasında bireyin hak ve özgürlüklerini korumayıamaçlamaktadır.
13. Kuralda yer alan "kişisel veri" kavramıteknolojik gelişmelere bağlı olarak çok farklı şekillerde ortayaçıkabileceğinden bu kapsama giren tüm verilerin kanun koyucu tarafından öncedenöngörülebilmesi ve tek tek sayılabilmesi mümkün değildir. Bununla birliktegerek ulusal ve uluslararası mevzuat gerekse yargı içtihatları çerçevesinde"kişisel veri" kavramının, belirli veya kimliğibelirlenebilir olmak şartıyla, bir kişiye ilişkin bütün bilgileri ifade ettiğikabul edilmektedir.
14. "Kişisel veri" kavramının buçerçevede doktrin, uygulama ve yargı kararlarında belirlenerek anlam veiçeriğinin gelişip değişeceğinde kuşku yoktur. Dolayısıyla başvuru kararındaher ne kadar ceza mevzuatında "kişisel veri" ileilgili bir tanım ve sınırlandırmanın yapılmadığı, bu nedenle itiraz konusukuralın belirsiz olduğu ileri sürülmüş ise de ulusal ve uluslararası mevzuatile yargı içtihatları dikkate alındığında kuralın belirsiz olduğundan sözedilemeyeceği açıktır. Ayrıca itiraz konusu kuralla "kişiselverileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına verme, yayma veya elegeçirme" eylemi suç olarak kabul edilmekte ve bu eylem nedeniyleverilecek ceza kuralda açıkça belirlendiğinden kuralla hangi somut eylemve olguya hangi hukuksal yaptırımın bağlandığı açıkça ortayakonulmaktadır. Dolayısıyla itiraz konusu kuralda suçta ve cezada kanunilikilkesi ile özel hayatın gizliliği ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
15. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 20. ve38. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
IV- HÜKÜM
26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, 21.2.2014tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle değiştirilen 136. maddesinin (1)numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,12.11.2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ