ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2015/47
Karar Sayısı : 2016/11
Karar Tarihi : 10.2.2016
R.G. Tarih-Sayı : 25.02.2016- 29635
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul Anadolu 48.Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 26.9.2004 tarihli ve5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 152. maddesinin, 18.6.2014 tarihli ve 6545sayılı Kanun'un 65. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı fıkrasında yeralan ".bir yıldan." ibaresinin,fıkranın (a) bendi yönünden Anayasa'nın 2. ve 13. maddelerine aykırılığıileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Görevli polis memurlarına hakaret ettiğive polis ekip otosunun camını kırdığı iddiasıyla sanık hakkında açılan kamudavasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varanMahkeme, iptali için başvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ
5237 sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 152.maddesi şöyledir:
"Mala zarar vermenin nitelikli halleri
Madde 152- (1) Mala zarar vermesuçunun;
a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmişveya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında,
b) Yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşıkorunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis hakkında,
c) Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun,her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında,
d) Sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumayayarayan tesisler hakkında,
e) Grev veya lokavt hallerinde işverenlerin veya işçilerin veyaişveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının maliki olduğu veyakullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,
f) Siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina,tesis veya eşya hakkında,
g) Sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla birkamu görevlisinin zararına olarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında bir yıldan dörtyıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Mala zarar verme suçunun;
a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak,
b) Toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmaksuretiyle,
c) Radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasalsilah kullanarak,
İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir katına kadar artırılır.
(3) (Ek: 18/6/2014-6545/65 md.) Mala zarar verme suçunun işlenmesisonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanındakamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralarhükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır. "
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, RecepKÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN,Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA ve RıdvanGÜLEÇ'in katılımlarıyla 13.5.2015 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ümit DENİZ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
A- İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle, kanun koyucunun ceza hukukuna ilişkindüzenlemelerde ölçülülük ilkesi gereğince kamu yararı ile bireyin hak veözgürlükleri arasında adil bir denge sağlamakla yükümlü olduğu, ölçülülükilkesinin alt ilkeleri olan elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkelerinede uygun hareket etmesi gerektiği, Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesi uyarıncakasten yaralama suçunun mağdurunun kamu görevlisi olması halinde ya da kamugörevlisinin sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanarak birini kasten yaralamasıdurumunda söz konusu eylemlerin adli para cezası ile cezalandırılabilmesimümkün olduğu halde itiraz konusu kural ile öngörülen cezanın alt sınırının biryıl olmasının orantılılık ilkesi ve adaletle bağdaşmadığı, kamu malına verilenzararın az olması durumunda dahi cezanın alt sınırının bir yıl olduğu, budurumda kamu malının kamu görevlisinden daha fazla korunduğu, insanın anlıkkızgınlık ile verdiği zarar nedeniyle hapis yaptırımına maruz kalmasınınölçülülük ilkesine aykırı olduğu, kuralın değer azlığı ya da şiddetinderecesine göre ceza belirleme olanağı tanımadığı, sıradan bir malvarlığıdeğerinin insan özgürlüğünden daha fazla korunur hale geldiği, kamu mallarınınadli para cezası tedbiri ile de korunabileceği belirtilerek kuralın,Anayasa'nın 2. ve 13. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
4. 5237 sayılı Kanun'un 151. maddesi mala zarar verme suçunu,152. maddesi mala zarar verme suçunun nitelikli hallerini düzenlemektedir.Kanun'un 152. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, mala zarar vermesuçunun kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veyakamunun yararlanılmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkındaişlenmesi hali, bu suçun nitelikli hallerinden birisi olarakdüzenlenmektedir. İtiraz konusu ibare ise mala zarar verme suçunun 152.maddesin (1) numaralı fıkra kapsamında kalan eşyalara karşı işlenmesi durumundasuçun cezasının alt sınırının bir yıl olmasını öngörmektedir.
5. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
6. Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenliktedbirlerine ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nınkonuya ilişkin kuralları başta olmak üzere suçların niteliği, işlenme biçimi,içerik ve yoğunluğu, kamu düzenini ihlal derecesi, cezaların caydırıcılığı,ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomik hayatın ihtiyaçlarıgöz önüne alınarak saptanacak ceza siyasetine göre belirlenir. Kanun koyucu,cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı,bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, nelerinağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edileceği ve ceza sisteminitamamlayan müesseselerin nelerden ibaret olacağı hususlarında takdir yetkisinesahiptir.
7. Kanun koyucu, takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, buyetkisini kullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengenin korunması, öngörülencezanın cezalandırmada güdülen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması veinsanlık haysiyetine aykırı olmaması gibi hususları da dikkate almak zorundadır.
8. Bu bağlamda kanun koyucu, başkasının mülkiyetinde bulunantaşınır ya da taşınmaz mallarının kısmen ya da tamamen yıkılması, tahripedilmesi, yok edilmesi, bozulması, kullanılamaz hale getirilmesi ya dakirletilmesi suretiyle işlenebilen mala zarar verme suçunu öngörmüş vebelirtilen takdir hakkı kapsamında mala zarar verme suçunun kamu kurum vekuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasınaayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşyalar hakkında işlenmesi durumunu suçun niteliklerihalleri arasında kabul etmiş ve suçun basit halinin işlenmesi durumunda cezanınalt sınırını dört ay hapis veya adli para cezası olarak öngörürken suçunnitelikli hallerin gerçekleşmesi halinde cezanın alt sınırını bir yıl hapisolarak belirlemiştir. Bu konunun düzenlenmesinin anayasal sınırlar içinde kanunkoyucunun takdirinde olduğu açıktır.
9. Öte yandan sadece failin hareketini esas alarak ve hareket içinöngörülen ceza miktarlarını kıyaslayarak suç ve ceza arasında adil dengebulunup bulunmadığı konusunda bir karar vermek sorunu tek yönlü ya da eksikolarak ele almak anlamına gelir. Suç ve ceza arasında adalete uygun bir oranınbulunup bulunmadığının saptanmasında, herhangi bir suç için konulmuş ceza ileyapılacak bir kıyaslama değil, o suçun toplum yaşamında yarattığı sonuç, failinve suçtan zarar görenin kişiliği, maddi ve manevi zararın azlığı veya çokluğuda etkilidir.
10. Mülkiyeti kamuya ait veya kamu hizmetine tahsis edilmiş ya dakamunun kullanımına ayrılmış eşyalar, nitelikleri gereği toplum tarafındanortak kullanılmakta ve bu eşyalardan toplumun tamamı yararlanmaktadır. Bunedenle bu eşyalara verilen zararlardan toplumun tamamı etkilenecektir. Buanlamda belirtilen eşyaların daha farklı korumaya tabi tutulması kanunkoyucunun takdir yetkisi kapsamındadır. Nitekim kanun koyucunun kamuya ait yada kamunun hizmet ya da yararlanmasına sunulmuş mallara verdiği önem nedeniyleverilebilecek zararları önlemeyi, dolayısıyla kamu yararını amaçladığıanlaşılmaktadır. Üstelik miktarı dikkate alındığında belirlenen ceza, sözkonusu eşyalara karşı işlenebilecek fiillerin etkili bir cezayla karşılanmasıaçısından gerekli bunun yanında bu fiillerin işlenmesini ve yaygınlaşmasınıönlemeye elverişli bir yaptırımdır. Bunun yanında, belirtilen eşyalara zararverilmesinin kamusal açıdan ciddi tehlikeler doğurabilecek, bu eşyaların zarargörmesi durumunda bizzat yararlananlar doğrudan, yararlanması muhtemelolanların ise dolaylı etkilenecekleri dikkate alındığında verilebilecek bir yılhapis cezasının ağır ve orantısız olduğu da söylenemez. Kaldı ki hapiscezasının bir yıl olarak hükmedilmesi durumunda ertelenmesi ya da adli paracezası dâhil olmak üzere seçenek yaptırımlara çevrilmesi de olanaklıdır. Bubağlamda, kamusal nitelik taşıyan eşyalara zarar verme suçunu engellemeyiamaçlayan ve kanun koyucunun belirtilen takdir yetkisi içerisinde kalan itirazkonusu ibarenin, suç ile ceza arasında bulunması gereken adil dengeyi bozmamasınedeniyle fıkranın (a) bendi yönünden hukuk devleti ilkesine aykırılığından sözedilemez.
11. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
12. Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır.
13. Kuralın Anayasa'nın 13. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
IV- HÜKÜM
26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 152.maddesinin, 18.6.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun'un 65. maddesiyledeğiştirilen (1) numaralı fıkrasında yer alan ".bir yıldan."ibaresinin,fıkranın (a) bendi yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,Serruh KALELİ'nin karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 10.2.2016 tarihinde kararverildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
KARŞIOY
Mala zarar verme suçunun nitelikli hallerinden sayılan, kamu kurumve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasınaayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında mala zarar verme suçuişlendiğinde, fail hakkında verilecek cezanın alt sınırını BİR YIL olaraköngören dava konusu kuralın Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptali içinbaşvurulmuş ise de;
Mahkememiz oyçokluğu ile,
Kanun koyucunun kamuya ait ya da hizmet ya da yararlanmasınasunulmuş mallara gösterdiği önem nedeniyle, bunu önlemek amacı ile cezasiyaseti gereği sahip olduğu takdir hakkı kapsamında öngördüğü seçenekyaptırımlara çevrilme olanaklı cezanın, orantısız olmayıp suç ve ceza arasıadil dengeyi koruduğu gerekçesi ile Anayasa'ya aykırı bulmamıştır.
İptal başvurusunda bulunan Mahkeme, kasden yaralama suçununmağduru KAMU GÖREVLİSİ ya da kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanarakbirini kasden yaralaması halinde söz konusu eylemlerin adli para cezası ilecezalandırılabilmesi mümkün iken, kamu malını kamu görevlisinden daha fazlakoruyan itiraz konusu kuralın, zararın azlığını gözetmeksizin öngördüğü cezanınorantılı olmayıp adaletle bağdaşmadığını ve Anayasa'nın 2. maddesine aykırıolduğunun ileri sürmüştür.
Sorun, kamu mülkiyet hakkının zarar miktarı gözetilmeksizinbireyin özgürlüğünden daha ziyade koruma görmesinin hukuk devleti ilkelerineuygunluğuna ilişkindir.
Kararımızda atıfta bulunulan birçok kritere bağlı ceza siyasetinintayininde kanun koyucunun takdir yetkisinin varlığı değerlendirilmesi doğru isede ancak,
İnsan davranışının özgür iradesinden birçok etki sonucu oluşan suçile suçluya acı çektirme güdülü, ancak ahlak kategorisi olan adalet veinsancıllık (hümanizm) etik değerlerine günümüzde verilen önem karşısındayer alan ceza felsefesinin mutlak doğruları henüz bulunmamıştır.
Bin yıllardır adil ceza formülü bulunmamış olsa da, cezanın ortayaçıkan zararı karşılama niteliği, suçun uğrattığı zarardan fazla olmamasıgerçekliliği ve suça karşı önleyici ve cezayı giderecek önlemlerin varlığı,temel ceza tayininde uluslararası kabul görmüş önemli ölçeklerdir.
1889 İtalyan Ceza Kanunundan iktibas edilmiş 19.YY ait, eşyayıinsandan önce ve daha çok koruyan ceza hukuku anlayışına uygun ceza teorileri barındıran765 sayılı T.C. Yasası 2004 yılında 5237 sayılı Kanun ile çağdaş gelişmelereolduğunca uymak suretiyle yenilenmiş ise de mal varlığına karşı işlenmişsuçların büyük bir bölümünün aynı ağırlıkta muhafaza edildiği görülmektedir.
Suç ve ceza teorisinin temel felsefesini değiştirmek zorundabıraktıran çağdaş, temel hak ve özgürlük koruma temalı gelişmelerin kamu malıkorumasında aynı etkisel değere ulaşmadığı iptali istenen düzenlemedehissedilmektedir.
Mala zarar verme suçunun nitelikli hallerinden sayılan TCK'nun152. maddesinin 1 Nolu fıkrasının (a) bendi yönünden baktığımızda, suçuncezalandırılması da kamuya aitlik, ön şart olmak üzere mülkiyet başkasının olsada hizmete tahsis veya yararlanmaya ayrılmak yeterli görülmüştür.
Madde gerekçesi karşısında trafik işaret ve levhaları, bir parkyerindeki oyun ya da oturma grupları-üniteleri, bir memurun masasındaki devletmalzemeye ait basit bir eşya, sert kapatılmakla kırılan bir kapı pencere camıve benzeri yüzlerce binlerce belki mali değeri bile olmayacak kamu mal ya dakamuya tahsisli eşyaya verilecek zarar bu kapsamda cezalandırılacaktır.
Kural ile 152. maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ilegelen müdahalede zarar verilen eşyanın cinsi, değeri yönünden hiçbir kategorigetirmemiş, bir kamu binasının çok kıymetli bir bölümünü kullanılmaz halegetirmek ile kamu malı sayılabilecek eşya üzerinde basit bir zarar aynı nitelikarz etmektedir. Cezalandırmada, fiilin neticesinin kime karşı olduğu temeldeğerlendirme yapılmış ise de, giderilebilir, telafi edilebilirlik halleridikkate alınmamış, suç fiilinde taksir, kusur, kast aranmaz hale gelmiştir.
Suçun manevi unsuru da maddi unsuru kadar önemlidir. Neticedeverilen zararın maddi ve misliyle ikamesinin mümkün kılarak daha az sınırlayıcıönlemin öngörülmemesi kuralın adil dengeyi gözetmediğini göstermektedir.
Bir adalet prensibi yasa koyucu tarafından ceza siyasetininbelirlenmesinde önemli ise, hukuk uygulamasında insancıllık da yerinialmalıdır. Bu ilke somut cezanın suç ve suçlunun özellikleri dikkate alınaraksuça yaklaşma biçimidir. Yargı sürecinde, hakime ait bir değerlendirmemekanizması olan suçun niteliği, yapısı, suçla verilen zararın çokluğu, azlığı,nedenselliği, giderilebilirliği vb. hususların gözetimine imkan vermeden,toptancı bir yaklaşımla kamu hizmetine tahsis, yararlandırma, ait olma gibigenel çerçeve bir aidiyet konumunu bir suçu yaratan unsurlar içine aldığınızda, adaletin tesisindeki suç ve ceza teorisinin temel ilkeleri ıskalanmışsayılacaktır. İşlenmiş suça göre verilecek cezanın adilliği, hakimin kararınıntemelinde duran ahlaki, pratik ve sosyal şartları da içermelidir. Kural bufırsatı hakimin elinden almaktadır.
Kanun koyucu kamuya özel önem atfetmiştir. Belirtilen eşyalarıngöreceği zararın doğrudan ya da dolaylı etkileri de gözetildiğinde itirazeniptali istenen kuralda bir yıllık alt ceza sınırının orantısızolamayacağı yorumu ile Anayasa'ya aykırılık bulunmadığına ilişkin Mahkememizgerekçesinin bu hali ile yasa koyucunun var olduğu kabul edilen takdir hakkını cezahukukunun temel prensipleri, yönünden değerlendirmemek anlamına geldiğidüşünülmektedir.
Her ne kadar kararımız içeriğinde failin hareketi esas alınarakhareket için öngörülen ceza miktarlarının başkaca eylemler ile mukayeseedilemeyeceği söylenmiş ise de, kuralda yer alan ceza hükmü kişinin bir yılmüddetle özgürlüğünden yoksun bırakılması halidir.
Amaç suç teşkil eden haksızlığa kusuru ile sebep olan eyleminkefaretini ödetmek olduğunda, kamu malına ya da kamu adına yararlanılan birmala gelecek küçücük bir zararın bile alt sınırdan bir yıllık özgürlüğübağlayıcı bir ceza ile tecziyesi, hukuk devleti teorisinde gereğinden fazlaotoriter ve totaliter çağrışımlı, insan hakları ve değerlerini dışlayan ayrımcıbir yaklaşım olup kişi hak ve özgürlüğü ile kamu yararı arası dengeyi suçlaoluşan zararın nitelemesi yönünden gözetmeyen ölçüsüz bir yaklaşımdır.
Anılan nedenler ile çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
Üye
Serruh KALELİ