ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2015/48
Karar Sayısı : 2015/45
Karar Tarihi : 13.5.2015
R.G. Tarih-Sayı : Tebliğedildi
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :Ankara 3. Fikri ve SınaîHaklar Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU :5.12.1951 tarihli ve 5846sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun, 10.9.2014 tarihli ve 6552 sayılıKanun'un 87. maddesiyle değiştirilen 47. maddesinin Anayasa'nın 2., 10., 12.,13., 26., 27., 29. ve 35. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline kararverilmesi istemidir.
I- OLAY
Eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakların kullanım yetkisinintespiti istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğukanaatine varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
Kanun'un itiraz konusu"Kamuya maletme"başlıklı47. maddesi şöyledir:
"MADDE 47- Bakanlar Kurulu kararı ile memleket kültürüiçin önemi haiz görülen eserler üzerindeki haklar, hak sahiplerinin münasip birbedel talep etme hakları saklı kalmak kaydıyla, eser sahibinin ölümünden sonra,koruma süresinin bitiminden önce, kamuya mal edilebilir. Bu hususta kararverilebilmesi için eserin, Türkiye'de veya Türkiye dışında Türk vatandaşlarıtarafından vücuda getirilmiş olması gerekir.
Bakanlar Kurulu kararında;
1. Eser ve sahibinin adı,
2. Hakları kullanacak makam veya müessese,
3. Hak sahiplerine, talep üzerine ödenecek bedelin nasılbelirleneceği ve bu bedelin hangi kurum tarafından ödeneceği,
4. Eserden gelir elde edilmesi hâlinde bu gelirin hangi gayeleretahsis edileceği,
yazılır.
Bakanlar Kurulu kararında belirtilen eserin, topluma ulaşmasısağlanacak şekilde yayımlanması zorunludur."
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk incelemetoplantısında, başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafındanhazırlanan ilk inceleme raporu, itiraz konusu yasa kuralı ve dayanılan Anayasakuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendiktensonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, bir davaya bakmaktaolan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmündekararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırıgörmesi hâlindeveya taraflardanbirinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varmasıdurumunda, bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir.Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesiiçin, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanınbulunması, iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir.
İtiraz konusu kuralla, Bakanlar Kurulu kararı ile memleket kültürüiçin önemi haiz görülen ve Türkiye'de veya Türk vatandaşları tarafından Türkiyedışında yayımlanmış eserler üzerindeki hakların, hak sahiplerinin münasip birbedel talep etme hakları saklı kalmak kaydıyla, eser sahibinin ölümünden sonra,koruma süresinin bitiminden önce, kamuya mal edilebilmesine imkântanınmaktadır.
İtiraz başvurusunda bulunan Mahkemede bakılmakta olan davaya konuolayda, eser sahibinin vasiyetnamesine istinaden"Risale-i NurKülliyatı"isimli eserin mali haklarının kendisine ait olduğunu ilerisüren davalı tarafından daha önce açılan başka bir davada mahkemece verilenihtiyati tedbir kararı üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığınca söz konusu eseriçin bandrol verilmesi durdurulmuştur. Bakanlığın bu kararından etkilenenyayıncı kuruluş tarafından, vasiyetnamenin hukuken geçersiz olduğu vedolayısıyla eser üzerindeki mali hakların hâlen kanuni mirasçılara aitbulunduğu ileri sürülerek eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakların kullanımyetkisinin kime ait olduğunun tespiti istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Bakılmakta olan davadaki uyuşmazlığın özünü, eser sahipliğindendoğan mali hakların kime ait olduğu hususu oluşturmaktadır. Mahkemece yapılacakinceleme, eser sahibince düzenlenen vasiyetnamenin hukuki geçerliliğininbulunup bulunmadığı ve eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakları kullanmayetkisinin davacıya geçip geçmediği hususlarının tespitiyle sınırlıdır.Vasiyetnamenin geçerli olup olmadığı ve eser sahibinin ölümünden sonra eser üzerindekimali hakların kime ait olacağı hususunun ise Türk Medeni Kanunu'nun mirashukukuna ilişkin hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
İtiraz konusu kural, eser sahipliğinden kaynaklanan hakların (malihaklar dâhil) kamuya mal edilmesine imkân tanımakla birlikte, kamuya mal etmeişleminden önce bu hakların kullanım yetkisinin kime ait olduğu hususuylailgili herhangi bir hüküm içermemektedir.
Öte yandan, bakılmakta olan davanın açıldığı tarihten sonrayürürlüğe giren itiraz konu kural nedeniyle yayıncı kuruluşun anılan eseriyayınlama hakkı etkilenmiş ise de bu durum, sonradan tesis edilen kamuya maletme işleminden kaynaklanmakta olup davanın konusunu, kamuya mal etme işlemioluşturmadığı gibi dava, bu işlemin uygulanmasından da kaynaklanmamaktadır.Esasen itiraz konusu kural, bakılan davanın açıldığı tarihten sonra yürürlüğegirdiği için davanın, itiraz konusu kurala istinaden tesis edilen kamuya maletme işleminden kaynaklanması da mümkün değildir. Dolayısıyla itiraz konusukuralın olayda uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralın itiraz başvurusundabulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından,başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
Alparslan ALTAN, Serruh KALELİ ile Erdal TERCAN bu görüşekatılmamışlardır.
IV- SONUÇ
5.12.1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat EserleriKanunu'nun, 10.9.2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanun'un 87. maddesiyledeğiştirilen47. maddesinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmaktaolduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu maddeye ilişkin başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, Alparslan ALTAN, Serruh KALELİ ileErdal TERCAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 13.5.2015 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
KARŞIOY GEREKÇESİ
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bakılmakta olandavada, 5.12.1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun,10.9.2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanun'un 87. maddesiyle değiştirilen 47.maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için başvurulmuş, ancak,çoğunluk kararıyla,"kuralın bakmakta olduğu davada uygulanma olanağıbulunmadığından Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle başvurunun reddine"kararverilmiştir.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama UsulleriHakkındaki Kanun'un 40. maddesi hükmü uyarınca yapılacak ilk incelemede itirazkonusu kuralın, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu davadauygulanacak yasa kuralı olup olmadığı hususunun belirlenmesi gerekmektedir."Uygulanacakyasa kuralı"kavramı, bir davanın değişik evrelerinde ortaya çıkansorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yöndeetki yapacak nitelikte bulunan ya da tarafların istek ve savunmalarıçerçevesinde bir karar vermek için göz önünde tutulması gereken kuralları ifadeetmekte olup, uygulanacak yasa kuralı, bakılmakta olan davayı yürütmeye,uyuşmazlığı çözmeye, davayı sona erdirmeye veya kararın dayanağını oluşturmayayarayacak kural olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdan da anlaşılabileceği gibi uygulanacakkural yalnızca dava açan belgede, dava dilekçesinde veya iddianamede belirtilenkanun maddelerinden ibaret olarak anlaşılamaz.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bakılmakta olandava eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakların kullanım yetkisinin tespitiistemiyle açılmış bulunmaktadır. İtiraz konusu kuralla, Bakanlar Kurulu kararıile memleket kültürü için önemi haiz görülen ve Türkiye'de veya Türkvatandaşları tarafından Türkiye dışında yayımlanmış eserler üzerindeki hakların,hak sahiplerinin münasip bir bedel talep etme hakları saklı kalmak kaydıyla,eser sahibinin ölümünden sonra, koruma süresinin bitiminden önce, kamuya maledilebilmesine imkân tanınmaktadır.
Çoğunluk gerekçesinde, yalnızca davanın konusu ve dava dilekçesindekitalepler esas alınarak itiraz konusu kuralın davada uygulanacak kural olmadığısonucuna varılmıştır. Oysa, uygulanacak kural yalnızca davanın konusu vedavacının taleplerine göre belirlenemez. Yukarıda da belirtildiği gibi,uygulanacak kural, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunlarınçözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacaknitelikte bulunan ya da tarafların istek ve savunmaları çerçevesinde bir kararvermek için göz önünde tutulması gereken kuralları ifade eder. Eldeki işte,Başvuran Mahkeme önünde devam eden yargılama sırasında davalı ile kendisinedava ihbar olunan Kültür ve Turizm Bakanlığı diğer savunmaları ile birlikte, budavanın açılmasından sonra yürürlüğe giren itiraz konusu 5.12.1951 tarihli ve 5846sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun, 10.9.2014 tarihli ve 6552 sayılıKanun'un 87. maddesiyle değiştirilen 47. maddesine dayalı olarak kabul edilenve Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile çekişmeli eserinüzerindeki hakların Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kullanılmasına kararverildiğini ve kararın yürürlüğe konulduğunu, bu nedenle davanın konusuzkaldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.Başlıbaşına bu iddianın karşılanması zorunluluğu bile itiraz konusu kuralınuygulanacak kural olduğunu göstermektedir. Zira, itiraz yoluna başvuran Ankara3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi bakmakta olduğu davada, davalı vekendisine dava ihbar olunan Kültür ve Turizm Bakanlığının, itiraz konusu kuralnedeniyle davanın konusuz kaldığına yönelik iddiasını ve bu nedenle davanınreddine karar verilmesi istemini değerlendirirken kararın dayanaklarınıbelirlemek ve mevzuat hükümlerine uygun olup olmadığını denetlemek zorundadır.Adı geçenlerin talepleri itiraz konusu kurala dayandırıldığından, başvuranmahkeme talebin kabulüne de reddine de karar verse, her iki halde de bu kuralıgözeterek ortaya çıkan uyuşmazlığı olumlu veya olumsuz biçimde çözümleyecektir.Bu durumda, Mahkemenin davada bu kuralı uygulayarak uyuşmazlığı çözeceği açıkolup, Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından aykırılığıiddiasıyla re'sen başvurulan bu kuralın anayasal denetiminin yapılmasındakihukuki yarar açıktır. Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin, itiraz yolu ile kendisinegelen başvurularda, kendisini davaya bakan mahkemenin yerine koyarak onunuzmanlık alanına giren hususlarda davanın hangi kurallara göresonuçlandırılması gerektiği konusunda çok sıkı değerlendirme yapması daişleviyle bağdaşmayan bir yaklaşımdır. Eldeki işte, itiraz yoluyla başvuranAnkara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi başvuru dilekçesindeuygulayacağını düşündüğünü ifade ettiği kuralla ilgili olarak AnayasaMahkemesine başvurmuştur. Bu açıdan itiraz konusu kuralın uygulanacak kuralolarak kabul edilmesi gerekir.
İtiraz yolunda mahkemelerin bakılmakta olan davada uygulayacaklarıkural aleyhine Anayasaya aykırılık itirazında bulunabileceklerine ilişkindüzenleme, mahkemelerin yargılama konusu ile ilgili olmayan ve bakılmakta olandavada ortaya çıkan uyuşmazlıkların konusunu oluşturmayan konularda bu yolukullanmalarına engel olmak amacıyla getirilmiştir. Anayasa Mahkemesi verdiğibirçok kararda uygulanacak kural kavramını olabildiğince geniş yorumlamış veitiraz yolunun etkin biçimde işleyebilmesine imkân sağlamıştır. NitekimMahkemenin birçok kararında uygulanacak kural kavramı, bir davanın değişikevrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmadaolumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan ya da taraflarınistek ve savunmaları çerçevesinde bir karar vermek için göz önünde tutulmasıgereken kurallar olarak tanımlanmıştır. Bu yaklaşım hukuk devletinin korunmasıanlayışına daha uygundur. Anayasa yargısının en önemli işlevlerinden biri,iptal ve itiraz davaları sırasında Anayasa'ya aykırılığı saptanan kurallarıayıklayarak hukuk devletinin tüm çağdaş nitelikleriyle gerçekleşmesine katkıdabulunmaktır.
Çoğunluk tarafından benimsenen görüş esas alınmak ve itirazyoluyla gelen başvurularda bu kavram çok dar yorumlanmak suretiyle başvuruların"bakılmaktaolan davada uygulanacak kural olmaması"gerekçesiyle esasıincelenmeksizin reddine karar verilmesi halinde, bu nitelikte olan, Anayasayaaykırılığı açık birçok düzenleme yönünden itiraz yoluyla başvuru imkânı ortadankaldırılmış olacaktır. Böyle bir uygulamanın ise, Anayasa Mahkemesinin varlıknedeni, uzmanlık alanı, itiraz yoluna başvuru yolunun tanınmasındaki temelespri ve Anayasa'ya aykırı düzenlemelerin evleviyetle ayıklanması düşüncesi ilebağdaşmayacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu ibarenin iptaline yönelikbaşvurunun esasının incelenmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, kuralınitiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânıbulunmadığından, başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine yönelikçoğunluk görüşüne katılmadık.
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Erdal TERCAN