ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
EsasSayısı : 2015/5
KararSayısı : 2015/82
KararTarihi : 10.9.2015
R.G.Tarih-Sayı : 20.10.2015-29508
İPTALDAVASINI AÇAN: Türkiye BüyükMillet Meclisi üyeleri M. Akif HAMZAÇEBİ, Engin ALTAY ve Levent GÖK ilebirlikte 123 milletvekili
İPTALDAVASININ KONUSU: 19.11.2014tarihli ve 6569 sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile BazıKanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
A-24. maddesiyle değiştirilen 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî EğitimTemel Kanunu'nun 43. maddesinin on birinci fıkrasında yer alan ".adayöğretmenler hakkında uygulanmaz." ibaresinin,
B-31. maddesiyle, 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek11. maddesine eklenen;
1-İkinci fıkranın, "Eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birliktekurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktardığıMaliye Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenennesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf yükseköğretimkurumları hakkında, verilen süre içerisinde aktarılan kaynağın vakıfyükseköğretim kurumuna iade edilmemesi hâlinde, Yükseköğretim Kurulugerektiğinde." ve ".kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırmaşeklinde tedbir niteliğinde kararlar alır." bölümlerinin,
2-Üçüncü fıkranın, "Vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve budenetim sonucu ilgili yükseköğretim kurumu hakkında." ve ".kısıtlayıcıveya faaliyet iznini kaldırıcı önlemlerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar,Üniversitelerarası Kurulun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafındançıkarılan yönetmelikle düzenlenir."bölümlerinin,
Anayasa'nın2., 6., 7., 130. ve 131. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine veyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKÜMLERİ
1. Kanun'un24. maddesi ile değiştirilen 1739 sayılı Kanun'un dava konusu kuralı da içeren43. maddesi şöyledir:
"MADDE43- Öğretmenlik,Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alanözel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitimininamaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler.
Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özelalan eğitimi ve pedagojik formasyon ile sağlanır.
Yukarıda belirtilen nitelikleri kazanabilmeleriiçin, hangi öğretim kademesinde olursa olsun, öğretmen adaylarının yükseköğrenim görmelerinin sağlanması esastır. Bu öğrenim lisans öncesi, lisans velisans üstü seviyelerde yatay ve dikey geçişlere de imkan verecek biçimdedüzenlenir.
Öğretmenlik mesleği; adaylık döneminden sonraöğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağınaayrılır.
Aday öğretmenliğe atanabilmek için; 14/7/1965tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde sayılanşartlara ek olarak, yönetmelikle belirlenen yükseköğretim kurumlarından mezunolma ve Bakanlıkça ve/veya Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafındanyapılacak sınavlarda başarılı olma şartları aranır.
Adayöğretmenler, en az bir yıl fiilen çalışmak ve performans değerlendirmesine görebaşarılı olmak şartlarını sağlamak kaydıyla, yapılacak yazılı veya yazılı vesözlü sınava girmeye hak kazanırlar. Uygulanacak olan sözlü sınavda adayöğretmenler;
a)Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade kabiliyeti ve muhakeme gücü,
b)İletişim becerileri, öz güveni ve ikna kabiliyeti,
c)Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı,
d)Topluluk önünde temsil yeteneği ve eğitimcilik nitelikleri,
yönlerindenBakanlıkça oluşturulacak komisyon tarafından değerlendirilir. Sınavda başarılıolanlar öğretmen olarak atanır. Sınavda başarılı olamayan aday öğretmenler iliçinde veya dışında başka bir okulda görevlendirilerek bir yılın sonundaaltıncı fıkrada belirtilen değerlendirmeye tekrar tabi tutulurlar.
Adayöğretmenlik süresi sonunda sınava girmeye hak kazanamayanlar ile üst üste ikidefa sınavda başarılı olamayanlar aday öğretmen unvanını kaybeder vememuriyetle ilişiği kesilir.
Ancakaday öğretmenliğe başlamadan önce 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı DevletMemurları Kanununa göre aday memurluğu kaldırılarak asli memurluğa atanmışolanlar hakkında sekizinci fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişiler Bakanlıktakazanılmış hak aylık derecelerine uygun memur kadrolarına atanırlar.
Sınavkomisyonu üyeleri; Bakanlık personeli, diğer kamu kurum ve kuruluşlarındaçalışan personel ile öğretim elemanları arasından seçilir. Bakanlık gerekligördüğünde illerde veya merkezde birden fazla komisyon oluşturabilir. Performansdeğerlendirmesinde dikkate alınacak meslekî ölçütler, sınav konuları, komisyonüyelerinin seçimi, görevleri, çalışma usul ve esasları ile sınava ilişkin diğerhususlar yönetmelikle düzenlenir.
Bumaddenin uygulanmasına ilişkin olarak 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı DevletMemurları Kanununun aday memurluk ile ilgili hükümleri aday öğretmenlerhakkında uygulanmaz.
Kariyer basamaklarında yükselmede kıdem, eğitim(lisansüstü eğitim), etkinlikler (bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportifçalışmalar) ve sicil (iş başarımı) puanları ile sınav sonuçları esas alınır.Değerlendirme 100 tam puan üzerinden yapılır. Değerlendirme puanının % 10'unukıdem, % 20'sini eğitim, % 10'unu etkinlikler, % 10'unu sicil (iş başarımı) ve% 50'sini de sınav puanı oluşturur.
Kariyer basamaklarında yükselecekler değerlendirmepuanlarına göre başarı sıralamasına alınır. Değerlendirmeye alınmak için sınavtam puanının en az % 60'ını almış olmak şartı aranır.
Öğretmenlerinhizmet sürelerine ve/veya isteğe bağlı il içi veya il dışı yer değiştirmelerineilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir."
2. Kanun'un31. maddesi ile eklenen fıkraların yer aldığı 2547 sayılı Kanun'un ek 11.maddesi şöyledir:
"EkMadde 11- Vakıflarcakurulacak yükseköğretim kurumlarında, beklenen eğitim - öğretim düzeyininyetersizliğinin Yükseköğretim Kurulunca tespit edilmesi ve durumun düzeltilmesiiçin gerekli uyarı ve önerilerin sonuçsuz kalması halinde bu kurumun faaliyetiYükseköğretim Kurulunca durdurulur.
Eğitim-öğretimfaaliyetlerini yürütmekle birlikte kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudanya da dolaylı kaynak aktardığı Maliye Bakanlığının görüşü alınarakYükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen nesnel ve ölçülebilir kriterleregöre tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumları hakkında, verilen süreiçerisinde aktarılan kaynağın vakıf yükseköğretim kurumuna iade edilmemesihâlinde, Yükseköğretim Kurulu gerektiğinde düzeltici, kısıtlayıcıveya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde kararlar alır.
Vakıfyükseköğretim kurumlarının denetimi ve bu denetim sonucu ilgili yükseköğretimkurumu hakkında yol gösterici, düzeltici, kısıtlayıcıveya faaliyet iznini kaldırıcı önlemlerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar,Üniversitelerarası Kurulun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılanyönetmelikle düzenlenir."
II-İLK İNCELEME
1.Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Alparslan ALTAN,Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, EnginYILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN,Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN ve Kadir ÖZKAYA'nınkatılımlarıyla 18.2.2015 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebininise esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III-ESASIN İNCELENMESİ
2.Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Fatih ŞAHİN tarafından hazırlanan işinesasına ilişkin rapor, iptali istenilen kanun hükümleri, dayanılan Anayasakuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A-Kanun'un 24. Maddesiyle Değiştirilen 1739 Sayılı Kanun'un 43. MaddesininOn Birinci Fıkrasında Yer Alan ".aday öğretmenler hakkında uygulanmaz."İbaresinin İncelenmesi
1.İptal Talebinin Gerekçesi
3.Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralın 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'ndaki aday memurlarla ilgili hükümlerin aday öğretmenler hakkındauygulanmasına engel olduğu, bu durumun adaylığa kabul edilme, yetiştirilme,adaylık devresi içinde veya sonunda göreve son verme hususlarında adayöğretmenlerin diğer aday memurlara nazaran daha ağır şartlara tabi kılınmasınasebebiyet verdiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
2.Anayasaya Aykırılık Sorunu
4. Dava konusu kuralda, 1739 sayılı Kanun'un 43. maddesininuygulanmasına ilişkin olarak 657 sayılı Kanun'un aday memurlukla ilgilihükümlerinin aday öğretmenler hakkında uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.
5. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa'ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa vekanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukukdevletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur. Kanunkoyucunun, Anayasa'ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla hertürlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır.
6. Kamu görevlileri ile kamu yönetimleri arasındaki ilişkilerkural tasarruflarla düzenlenmektedir. Kamu personeli, belirli bir statüde,nesnel kurallara göre hizmet yürütmekte, o statünün sağladığı aylık, ücret,atanma, yükselme gibi kimi haklara sahip olmaktadır. Kamu hizmetine girişin vehizmet içinde yükselmenin koşulları, statü hukukunun gereği olarak kanunlarlabelirlenmektedir. Bu durum, Anayasa'nın kamu hizmetine girme hakkınındüzenlendiği 70. maddesi ile kamu hizmeti görevlileriyle ilgili genel ilkelerindüzenlendiği 128. maddesinden kaynaklanan bir zorunluluktur. Kanun koyucu,statü hukuku çerçevesinde yürütülen memuriyet hizmetine girmeye, memuriyetteyükselmeye, memuriyetin sona ermesine ve bunun gibi diğer hususlara ilişkinkoşulları anayasal ilkelere uygun olarak belirleme yetkisine sahiptir.
7. Öğretmenlik, 1739 sayılı Kanun'un 43. maddesinde "Devletineğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel birihtisas mesleği" şeklinde tanımlanmıştır. Bu niteliğinden dolayıöğretmenlik mesleği 657 sayılı Kanun'un 36. maddesinde, genel idare hizmetlerisınıfı dışında "Eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfı" adıaltında farklı bir hizmet sınıfı olarak düzenlenmiştir.
8. 1739 sayılı Kanun'un 43. maddesine göre, Milli Eğitim Bakanlığıve/veya Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan sınavda başarısağlayarak aday öğretmenliğe atananlar, en az bir yıl fiilen çalışmak veperformans değerlendirmesine göre başarılı olmak kaydıyla yapılacak yazılı veyayazılı ve sözlü sınava girmeye hak kazanacaktır. Sınavda başarılı olanlaröğretmen olarak atanacak, başarılı olamayanlar il içinde veya dışında başka birokulda görevlendirilerek bir yılın sonunda yeniden sınava girecektir. İki defasınavda başarılı olamayan aday öğretmenlerin ise memuriyetle ilişiğikesilecektir.
9. Dava konusu kural uyarınca da, aday öğretmenlerin adaylıksürecindeki çalışmaları ve performans değerlendirmeleri, bu sürecin sonundaöğretmenlik mesleğine atanabilme şartları ve bu şartları yerine getiremeyenlerhakkında uygulanacak müeyyideler bakımından 657 sayılı Kanun'un aday memurlarailişkin hükümleri uygulanmayacaktır.
10. Kanun koyucu, öğretmenlik hizmetinin önemini gözeterek meslekidonanımı yüksek, nitelikli bir öğretmen kadrosuna sahip olunması amacıyla adayöğretmenler için diğer aday memurlardan farklı bir adaylık süreci öngörmüştür.Bu çerçevede, 1739 sayılı Kanun'un 43. maddesiyle aday öğretmenler içinperformans değerlendirme sistemi getirilmiş, performans kriterlerini yerinegetirenlerin adaylık süreci sonunda sınava alınarak genel yetenek, genel kültürve alan bilgisi düzeyleri ile muhakeme gücü ve ifade yeteneği gibi konulardadeğerlendirmeye tabi tutulması, üst üste iki defa sınavda başarılıolamayanların da memuriyetle ilişiğinin kesilmesi kural altınaalınmıştır.
11. Öğretmenlik hizmetinin mesleki bakımdan daha niteliklikadrolarla ifa edilmesi amacıyla aday öğretmenlerin diğer aday memurluklaranazaran farklı bir adaylık sürecine tabi tutulması kanun koyucunun takdiryetkisi kapsamında olup 1739 sayılı Kanun'un 43. maddesinde aday öğretmenleriçin öngörülen kuralların uygulanmasına ilişkin olarak 657 sayılı Kanun'un adaymemurlukla ilgili hükümlerinin uygulanmayacağına yönelik dava konusu kuraldahukuk devleti ilkesi ile çelişen bir yön bulunmamaktadır.
12. Öte yandan, aday öğretmenler için öngörülen kuralların adilolup olmadığının belirlenmesinde, herhangi bir aday memurluk için öngörülenkurallarla yapılacak kıyaslamanın değil, o kuralların hukuk dünyasında meydanagetirdiği etki ve sonuçlarının dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle, adayöğretmenler için öngörülen kuralların, 657 sayılı Kanun'da aday memurlarlailgili genel kurallarla karşılaştırılması suretiyle yapılan değerlendirmeanayasal denetime esas oluşturmaz.
13.Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptaltalebinin reddi gerekir.
B-Kanun'un 31. Maddesiyle 2547 SayılıKanun'un Ek 11. Maddesine Eklenen;
1.İkinci Fıkranın, "Eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birliktekurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktardığıMaliye Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenennesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf yükseköğretimkurumları hakkında, verilen süre içerisinde aktarılan kaynağın vakıfyükseköğretim kurumuna iade edilmemesi hâlinde, Yükseköğretim Kurulugerektiğinde." ve ".kısıtlayıcı veya faaliyet izninikaldırma şeklinde tedbir niteliğinde kararlar alır." Bölümlerininİncelenmesi
a.İptal Talebinin Gerekçesi
14.Dava dilekçesinde özetle, Anayasa'ya göre Yükseköğretim Kurulunun (YÖK)üniversiteleri kısıtlama veya üniversitelerin faaliyet izinlerini kaldırmayetkisinin bulunmadığı, YÖK'e böyle bir yetki verilmesinin üniversitelerineğitim-öğretim, araştırma ve bilim üretme işlevlerini olumsuz etkileyeceği,bilimsel özerkliğe sahip üniversite hedefine ulaşmayı teminatsız kılacağı,ayrıca kuralda yer alan ".kaynak aktardığı." ibaresi ile ".nesnelve ölçülebilir kriterlere göre." ibarelerinin belirsiz olduğu, vakıf yükseköğretimkurumlarının denetiminde idareye sınırsız bir takdir yetkisi vermek suretiylehukuk güvenliğinin ihlal edildiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2.,6., 130. ve 131. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b.Anayasaya Aykırılık Sorunu
15.2547 sayılı Kanun'un ek. 11 maddesinin dava konusu kuralı da içeren ikincifıkrasında, eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birlikte kurucu vakfa veyaüçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktardığı Maliye Bakanlığınıngörüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen nesnel veölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumlarıhakkında, verilen süre içerisinde aktarılan kaynağın vakıf yükseköğretimkurumuna iade edilmemesi hâlinde, Yükseköğretim Kurulunun gerektiğindedüzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbirniteliğinde kararlar alacağı öngörülmektedir.
16.Anayasa'nın 130. maddesinde, çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzeniçinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ileortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma,yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitlibirimlerden oluşan kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahipüniversitelerin kanunla kurulacağı belirtilmiş, üniversiteler ve bunlara bağlıbirimlerin Devletin gözetimi ve denetimi altında olduğu, Devletin gözetim vedenetim hakkını kullanma usullerinin kanunla düzenleneceği hüküm altınaalınmıştır. Madde gerekçesinde de "genel olarak Devletinüniversiteler üzerindeki gözetim ve denetim yetkilerinin düzenlenmesi konuları,bilimsel özerklik dikkate alınmak suretiyle kanun koyucuya bırakılmıştır" denilmiştir.
17.Buna göre, Devletin, yükseköğretim kurumları üzerindeki gözetim ve denetimyetkisini ne şekilde kullanacağına ilişkin kuralları belirleme yetkisi kanunkoyucunun takdirindedir. Ancak, kanun koyucunun bu yetkisini anayasal sınırlariçinde özellikle üniversitelerin bilimsel özerkliğini göz önünde tutarak kullanmasıgerekir. Yükseköğretim kurumlarının denetimine ilişkin kuralların, hemüniversiteler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca keyfiuygulamalara karşı koruyucu önlemler içermesi de gereklidir. Aksine birdüzenleme, merkezi idarenin üniversitelerin bilimsel özerkliğine keyfi şekildemüdahalede bulunmasına imkân tanır ki, bunun Anayasa'nın 130. maddesiylebağdaşması mümkün değildir.
18.Bilimsel özerklik, bilimsel çalışmaların üniversite ortamındayürütülebilmesinin olmazsa olmaz koşulu olup üniversite mensuplarının, ekonomikve siyasi yönden nüfuz sahibi bulunan kişi ve kurumların baskısı, yönlendirmesiolmadan ve toplumda genel olarak hâkim olan düşünce ve kabuller doğrultusundasonuçlara varmak gibi bir zorunluluk hissetmeden sadece bilimsel ölçütler veetik kurallar çerçevesinde eğitim, öğretim, araştırma ve yayın yapabilmeolanaklarına sahip bulunmalarını ifade etmektedir. Üniversitelerin bilimselözerkliği, üniversitelerde yürütülen eğitim, araştırma, yayın ve benzerietkinliklerin planlanması, düzenlenmesi ve icra edilmesi aşamalarında, yönetimyetkisinin serbestçe kullanılabilmesini, belirtilen faaliyetlerle ilgiliüniversite kaynaklarının kullanımına yönelik kararların üniversite yönetimorganlarınca serbestçe alınabilmesini gerektirmektedir.
19.Anayasa'nın 130. maddesinin ikinci fıkrasında, vakıflar tarafından da kanundagösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile Devletingözetim ve denetimine tabi olarak yükseköğretim kurumları kurulabileceği; sonfıkrasında da vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mali veidari konular dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanmasıve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları içinAnayasa'da belirtilen hükümlere tabi olduğu ifade edilmiştir. Buna göre,kanunla kurulma ve bilimsel özerklik yönünden vakıf yükseköğretim kurumları ileDevlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları arasında bir farklılıkgözetilmemiştir.
20.2547 sayılı Kanun'un ek 6. maddesinde, vakıf yükseköğretim kurumu gelirlerinin,geçici olarak dahi hiçbir suretle vakıf mamelekine veya hesaplarına intikaledemeyeceği belirtilmiş; ek 11. maddesinin dava konusu kuralı da içeren ikincifıkrasında, vakıf yükseköğretim kurumlarının kaynaklarının kurucu vakfa veyaüçüncü bir şahsa doğrudan veya dolaylı olarak aktarıldığının tespit edilmesidurumunda, öncelikle verilen süre içerisinde kaynağın vakıf yükseköğretimkurumuna iade edilmesi, iade edilmemesi durumunda ise buyükseköğretim kurumları hakkında düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet izninikaldırma şeklinde tedbirlerin uygulanabileceği belirtilerek kademeli birmüeyyide sistemi öngörülmüştür.
21.Kuralla, vakıf yükseköğretim kurumuna ait kaynakların kurucu vakfa veya üçüncüşahıslara aktarılmasının önüne geçilerek, eğitim, öğretim, yayın ve araştırmafaaliyetlerinde kullanılmasının temin edilmesi amaçlanmaktadır. 2547 sayılıKanun'un 12. maddesine göre yükseköğretim kurumlarının öncelikli görevinin,kendi ihtisas gücü ve maddi kaynaklarını rasyonel, verimli ve ekonomik şekildekullanarak, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayım ve danışmanlık yapmaolduğu dikkate alındığında, üniversite kaynaklarının eğitim-öğretim, yayın vearaştırma faaliyetlerinde kullanılmasına yönelik olarak kurucu vakfa veyaüçüncü şahıslara kaynak aktarılmasını önlemek amacıyla ihdas edilen kural,yükseköğretim kurumlarının kuruluş amacıyla da örtüşmektedir.
22.Merkezî idareye tanınan denetim yetkisi ve bu denetim sonucunda tedbirniteliğinde müeyyide uygulama yetkisi, vakıf yükseköğretim kurumlarının kurucuvakfa veya üçüncü şahıslara kaynak aktarımı konusuyla sınırlandırılmıştır. Bukurumlarda yürütülen eğitim, öğretim, araştırma, yayın ve benzeri etkinliklerinplanlanması, düzenlenmesi ve icra edilmesi aşamalarına yönelik herhangi birmüdahale söz konusu değildir. Anılan kurumlar, kaynaklarını eğitim, öğretim,yayın ve araştırma faaliyetlerinde dilediği gibi kullanmakta serbesttir. Bunedenle dava konusu kuralın, vakıf yükseköğretim kurumlarının bilimselözerkliğini ihlal ettiği söylenemez.
23.Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır.Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuknormlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindeDevlete güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerinde bu güvenduygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
24.Belirlilik ilkesi ise yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamdahukuki belirliliği de ifade etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarakerişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir gibi niteliksel gerekliliklerikarşılaması koşuluyla, mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleriile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Aslolan muhtemel muhataplarının mevcutşartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğiniöngörmelerini mümkün kılacak bir normun varlığıdır.
25.Vakıf yükseköğretim kurumlarının kurucu vakfa veya üçüncü kişilereaktarabileceği kaynakların kanunla tek tek belirlenebilmesi mümkün değildir. Bunedenle, kuralda kaynak aktarımı kavramına yer verilerek genel bir belirlemeyapılmış ve çerçeve çizilmiştir. Ayrıca vakıf yükseköğretim kurumlarınca,kurucu vakfa veya üçüncü kişilere kaynak aktarılıp aktarılmadığının tespiti,ayrıntılı inceleme gerektiren teknik bir konudur. Kanun koyucu bu durumugözeterek kaynak aktarımının nasıl tespit edileceği konusunda YÖK'ü yetkilikılmakla birlikte bu konuda YÖK'e sınırsız bir yetki de vermemiştir. Kuralagöre YÖK, kaynak aktarımı yapılıp yapılmadığını Maliye Bakanlığının görüşünüalarak önceden belirleyeceği nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespitedecektir. YÖK'ün belirleyeceği kriterlerin nesnel ve ölçülebilir olupolmadığı, diğer bir ifadeyle belirlenen kriterlerin üniversiteler üzerindekeyfi bir denetim yetkisi tanıyıp tanımadığı hususu yargı denetimine tabiolduğu gibi bu kriterlere göre yapılan tespitler de yargı denetimine tabidir.Bu nedenle, kuralda yer alan "kaynak aktardığı" ibaresiile "nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre" ibarelerininbelirsiz olduğu ve vakıf yükseköğretim kurumlarının denetiminde idareyesınırsız bir takdir yetkisi verdiği söylenemez.
26.Anayasa'nın 131. maddesine göre, yükseköğretim kurumlarının öğretiminiplanlama, düzenleme, yönetme, denetleme ve üniversitelere tahsis edilenkaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlama görevi YÖK'e verilmiş,YÖK'ün görev, yetki, sorumluluğu ile çalışma esaslarının ise kanunladüzenleneceği belirtilmiştir. Dolayısıyla, kurucu vakfa veya üçüncü kişilerekaynak aktardığı tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumları hakkında, verilensüre içerisinde aktarılan kaynağın yükseköğretim kurumuna iade edilmemesihalinde, yükseköğretim kurumlarını denetlemekle görevli anayasal bir kuruluşolan YÖK'ün söz konusu vakıf yükseköğretim kurumu hakkında gerektiğindekısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde kararalma konusunda yetkili kılınması kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olupkuralda vakıf yükseköğretim kurumlarının bilimsel özerkliğini zedeleyen birhusus bulunmamaktadır.
27.Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 130. ve 131. maddelerine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
28.Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ ile Erdal TERCAN bu görüşe katılmamışlardır.
29.Kuralın Anayasa'nın 6. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
2.Üçüncü Fıkranın, "Vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve budenetim sonucu ilgili yükseköğretim kurumu hakkında." ve ".kısıtlayıcıveya faaliyet iznini kaldırıcı önlemlerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar,Üniversitelerarası Kurulun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafındançıkarılan yönetmelikle düzenlenir." Bölümlerinin İncelenmesi
a.İptal Talebinin Gerekçesi
30.Dava dilekçesinde özetle, YÖK'ün vakıf yükseköğretim kurumları hakkındayönetmelik çıkarma yetkisi bulunmadığı, vakıf yükseköğretim kurumları hakkındakısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırıcı önlemlere başvurulmasına ilişkinusul ve esasların kanunla düzenlenmesi gerekirken konunun yönetmelikledüzenlenmesinin öngörülmesinin yasama yetkisinin devri anlamına geldiği, vakıfyükseköğretim kurumlarının denetimiyle ilgili temel kurallar belirlenmedenYÖK'e sınırsız bir düzenleme yetkisi tanınmasının hukuk güvenliğini ihlalettiği, vakıf yükseköğretim kurumları üzerinde Üniversitelerarası Kurul ileYÖK'ün gözetim ve denetim yetkisinin artırılmasının üniversitelerin bilimselözerkliğini zedelediği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 6., 7., 130. ve131. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b.Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
31.Dava konusu kuralla, vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve bu denetimsonucu ilgili yükseköğretim kurumu hakkında kısıtlayıcı veya faaliyet izninikaldırıcı önlemlerin alınmasına ilişkin usul ve esasların, ÜniversitelerarasıKurulun görüşü alınarak YÖK tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceğibelirtilmiştir.
32. Anayasa'nın 7. maddesinde, "Yasama yetkisi TürkMilleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." denilmektedir.Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olması ve bu yetkinindevredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Bu hükme yer verenAnayasa'nın 7. maddesinin gerekçesinde yasama yetkisinin parlamentoya aitolması "demokrasi rejimini benimseyen siyasi rejimlerde kaçınılmazbir durum" olarak nitelendirilmiştir.
33. Anayasa'nın 7. maddesi ile yasaklanan husus, kanun yapma yetkisinindevredilmesi olup bu madde, yürütme organına hiçbir şekilde düzenleme yapmayetkisi verilemeyeceği anlamına gelmemektedir. Kanun koyucu, yasama yetkisiningenelliği ilkesi uyarınca, bir konuyu doğrudan kanunla düzenleyebileceği gibibu hususta düzenleme yapma yetkisini yürütme organına da bırakabilir.
34. Yürütmenin türevselliği ilkesi gereğince, yürütme organınınbir konuda düzenleme yapabilmesi için yasama organınca yetkilendirilmesigerekmektedir. Kural olarak, Anayasa'da münhasıran kanunla düzenlenmesiöngörülen konularda, kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemişolması gerekmektedir. Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğükonularda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık veidare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devriolarak yorumlanamaz.
35.Anayasa'nın 130. maddesinin ikinci fıkrasında, vakıf yükseköğretim kurumlarınınDevletin gözetim ve denetimine tabi olduğu, dokuzuncu fıkrasında daüniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usullerininkanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre, vakıf yükseköğretimkurumlarının denetimine ilişkin temel kuralların kanunla düzenlenmesizorunludur.
36. Kanun'un ek 11. maddesinin birinci fıkrasında, vakıflarcakurulacak yükseköğretim kurumlarında, beklenen eğitim-öğretim düzeyininyetersizliğinin tespit edilmesi ve durumun düzeltilmesi için gerekli uyarı veönerilerin sonuçsuz kalması hâlinde bu kurumun YÖK tarafından faaliyetinindurdurulacağı; ikinci fıkrasında, vakıf yükseköğretim kurumlarının kurucu vakfaveya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktardığının nesnel veölçülebilir kriterlere göre tespit edilmesi durumunda ilgili vakıfyükseköğretim kurumu hakkında verilen süre içerisinde içerisindeaktarılan kaynağın yükseköğretim kurumuna iade edilmemesi halinde YÖK tarafından düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyetiznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde karar verilebileceği hükümaltına alınmıştır. Böylece, vakıf yükseköğretim kurumlarınındenetiminin kapsamı ve denetim sonucunda hangi müeyyidelerin uygulanacağınailişkin kurallar hem yükseköğretim kurumları hem de idare yönünden herhangi birduraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir şekilde düzenlenerek konuya ilişkin temel kurallarbelirlenmiştir. Yönetmelikle düzenlenmesi öngörülen hususlarınKanun'un ek 11. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları göz önüne alınarakbelirleneceği şüphesizdir.Kanunla belirlenenbu çerçeve içerisinde vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve bu denetimsonucunda ilgili yükseköğretim kurumu hakkında kısıtlayıcı veya faaliyet izninikaldırma şeklinde önlemlerin alınmasına ilişkin teknik ve uygulamayı esas alandetayların belirlenmesi konusunda YÖK'e yetki verilmesi yasama yetkisinin devriniteliği taşımamaktadır.
37.Bu itibarla, Anayasa'nın 131. maddesiyle yükseköğretim kurumlarının öğretiminiplanlama, düzenleme, yönetme, denetleme ve üniversitelere tahsis edilenkaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamakla görevli olan YÖK'e,kanunla belirlenen çerçeve içerisinde vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimive denetim sonucunda uygulanacak müeyyidelere ilişkin usul ve esaslar konusundadüzenleme yapma yetkisi verilmesinde, yasama yetkisinin devredilmezliğiilkesine aykırılık teşkil eden bir husus bulunmamaktadır.
38.Kuralda, vakıf yükseköğretim kurumlarında yürütülen eğitim, öğretim, araştırma,yayın ve benzeri etkinliklerin planlanması, düzenlenmesi ve icra edilmesiaşamalarına yönelik olarak YÖK'e herhangi bir düzenleme yetkisitanınmadığından, vakıf yükseköğretim kurumlarının bilimsel özerkliğinemüdahalede bulunulması da söz konusu değildir.
39.Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 7., 130. ve 131. maddelerine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
40.Erdal TERCAN bu görüşe katılmamıştır.
41.Kuralın Anayasa'nın 6. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
IV-YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
42.19.11.2014 tarihli ve 6569 sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri BaşkanlığıKurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un;
A-24. maddesiyle değiştirilen 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî EğitimTemel Kanunu'nun 43. maddesinin onbirinci fıkrasında yer alan ".adayöğretmenler hakkında uygulanmaz." ibaresine,
B-31. maddesiyle, 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek11. maddesine eklenen;
1-İkinci fıkranın, "Eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birliktekurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktardığıMaliye Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenennesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf yükseköğretimkurumları hakkında, verilen süre içerisinde aktarılan kaynağın vakıfyükseköğretim kurumuna iade edilmemesi hâlinde, Yükseköğretim Kurulugerektiğinde." ve ".kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırmaşeklinde tedbir niteliğinde kararlar alır." bölümlerine,
2-Üçüncü fıkranın, "Vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve budenetim sonucu ilgili yükseköğretim kurumu hakkında." ve ".kısıtlayıcıveya faaliyet iznini kaldırıcı önlemlerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar,Üniversitelerarası Kurulun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafındançıkarılan yönetmelikle düzenlenir."bölümlerine,
yönelikiptal talepleri 10.9.2015 tarihli ve E.2015/5, K.2015/82 sayılı kararlareddedildiğinden, bu ibare ve bölümlere ilişkin yürürlüğün durdurulmasıtaleplerinin REDDİNE, 10.9.2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V-HÜKÜM
19.11.2014tarihli ve 6569 sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile BazıKanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
1-24. maddesiyle değiştirilen, 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî EğitimTemel Kanunu'nun 43. maddesininonbirinci fıkrasında yer alan "aday öğretmenler hakkındauygulanmaz" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığınave iptal talebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2-31. maddesiyle, 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek11. maddesine eklenen;
a-İkinci fıkranın "Eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birliktekurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktardığıMaliye Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenennesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf yükseköğretimkurumları hakkında, verilen süre içerisinde aktarılan kaynağın vakıf yükseköğretimkurumuna iade edilmemesi hâlinde, Yükseköğretim Kurulu gerektiğinde..." ve "...kısıtlayıcıveya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde kararlar alır." bölümlerininAnayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR,Serruh KALELİ ile Erdal TERCAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA¸
b-Üçüncü fıkranın "Vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve budenetim sonucu ilgili yükseköğretim kurumu hakkında..."ve "...kısıtlayıcıveya faaliyet iznini kaldırıcı önlemlerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar,Üniversitelerarası Kurulun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafındançıkarılan yönetmelikle düzenlenir." bölümlerinin Anayasa'yaaykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE, Erdal TERCAN'ın karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA¸
10.9.2015 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
KARŞIOYGEREKÇESİ
"TürkiyeSağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" Türkiye BüyükMillet Meclisi'nce (TBBM)19.11.2014 tarih ve 6569 sayılı Kanun olarak kabuledilmiş ve 26.11.2014 tarih ve 29187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe girmiştir.
BuKanun'un 31 nci maddesiyle 4.11.1981 tarih ve 2547 sayılı YükseköğretimKanununun Ek 11 nci maddesine eklenen 2 nci fıkranın kimi bölümlerinin iptaliistemiyle 120 milletvekilince açılan iptal davasının incelenmesinde; iptaliistenen kuralın (2547 sayılı Kanunun Ek 11 nci maddesinin 2 nci fıkrası)"Kanun Tasarısı" nda yer almadığı, TBMM Genel Kurulunda verilen birönergenin kabulüyle kanun metnine eklendiği anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın88. maddesinde "Kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekilleriyetkilidir.
Kanuntasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul veesasları İçtüzükle düzenlenir." denilmektedir. Anayasa'nın 88. maddesininbirinci fıkrasının ihlâli sonucu bir yasalaştırma söz konusuysa, bu konudakiihlâl Anayasa'nın 148. maddesi anlamında bir "şekil sakatlığı"nadeğil, doğrudan 88. maddesine aykırı düşer ve yapılacak anayasal denetimin,"şekil bakımından" değil, "esas bakımından" söz konusuolması gerekir. 88. maddenin ikinci fıkrasındaki "Kanun tasarı vetekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esaslarıİçtüzükle düzenlenir" hükmünün de, bu açıklama çerçevesinde yorumlanmasıve bu düzenlemenin aynı maddenin birinci fıkrasındaki anayasal hükümdoğrultusunda anlaşılması ve hüküm ifade etmesi gerekir. Yani, birinci fıkrayaaykırı bir durum söz konusu ise artık ortada doğrudan bir Anayasa ihlâli sözkonusu olacak ve Anayasa'nın bu hükmünün bir tekrarından ibaret olan TBMM İçzüğü'nün 35. maddesinin ihlâli nedeniyle, Anayasa'nın 148. maddesindebelirtilen (ve son oylamaya ilişkin olmadığından kanunun iptalinigerektirmeyen) bir şekil sakatlığından ve şekil denetiminden değil; 88.maddenin birinci fıkrasının ihlâli sonucu esası ilgilendiren bir sakatlıktan veesas denetimden söz edilebilecektir.
Davanınsomutu ile ilgili olarak düzenleme öngören TBMM İçtüzüğü'nün"Komisyonların yetkisi, toplantı yeri ve zamanı" başlıklı 35.maddesinin ilgili bölümleri şöyledir: "Komisyonlar, kendilerine havaleedilen kanun tasarı ve/veya tekliflerini aynen veya değiştirerek kabul veyareddedebilirler; birbirleriyle ilgili gördüklerini birleştirerek görüşebilirlerve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca kendilerine ayrılan salonlardatoplanırlar.
Ancak,komisyonlar, 92 nci maddedeki özel durum dışında kanun teklif edemezler,kendilerine havale edilenler dışında kalan işlerle uğraşamazlar. BaşkanlıkDivanının kararı olmaksızın Genel Kurulun toplantı saatlerinde görüşme yapamazlarve kanun tasarı ve tekliflerini bölerek ayrı ayrı metinler halinde Genel Kurulasunamazlar."
İçtüzüğün35. maddesinin yukarıdaki açık metninden de açıkça anlaşılacağı üzere,komisyonların kendilerine havale edilen kanun tasarı ve tekliflerini görüşmeyetkileri sınırlandırılmış olup, komisyonların İçtüzüğün 92 nci maddesindekiözel durum dışında (genel veya özel af ilanını içeren kanun tasarı veteklifleri) kanun teklif etme yetkileri yoktur. Yukarıda belirtilen yasadeğişiklikleri Bakanlar Kurulunca önerilen Tasarı metninde olmadığı halde TBMMGenel Kurulunda Tasarı metnine ilave edilerek kanunlaştırıldığından; bu durumAnayasa'nın 88. maddesinin birinci fıkrasına (dolayısiyle de bu hükmünaçıklaması mahiyetinde bulunan TBMM İçtüzüğü'nün 35 inci maddesine) açıkçaaykırı düşmektedir.
Anayasa'nın88. maddesinin birinci fıkrasının açık âmir hükmü karşısında, TBMM İçtüzüğü'nün87 nci maddesi gerekçe gösterilerek, görüşülmekte olan bir tasarı veya teklifinkonusu olmayan "başka" kanunlarda ek ve değişiklik getiren "yenibir kanun teklifi mahiyetindeki" değişikliklerin "GenelKurul" tarafından da yapılamayacağı açıktır.
Anayasa'nın148. maddesindeki "Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, sonoylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı. hususları ilesınırlıdır." hükmünün de bu belirlemeye etkisinin olamayacağı kuşkusuzdur.Gerçekten, 88 nci maddenin birinci fıkrasına açıkça aykırı bir yasama faaliyetisözkonusu olduğundan, Genel Kurulca öngörülen çoğunlukla yapılacak bir"son oylama"nın belirtilen Anayasa'ya aykırılığı düzelteceği kabuledilemez. Ancak 88 inci maddenin birinci fıkrasına uygun bir yasama faaliyetiiçerisinde 148 inci maddedeki "şekil denetimi" kuralı işletilebilir.Davanın somutunda ise yukarıda açıklandığı üzere, aksi yönde bir yasamafaaliyeti bulunduğu görüldüğünden; 148 inci maddenin bu davanın somutundauygulama kabiliyeti bulunmamaktadır. (Bu konudaki bir inceleme için bkz.: TorbaYasalar ve Yasama sürecindeki İçtüzük Hükümlerinin Şekil Denetimi Sorunu, HıfzıDEVECİ, TBB Dergisi, 2015 (117) s. 55-90)
EsasenAnayasa Mahkemesinin 25.12.2008 tarih ve E.2008/71, K.2008/183 sayılı kararına(RG 9.4.2009, Sayı:27195) konu iptal davası başvurusunun içeriğinden de, buşekildeki bir uygulamanın TBMM İçtüzüğü'nün 35. maddesine aykırı düştüğününTBMM Başkanlığınca saptandığı ve ilgili komisyona kabul edilen tasarı metnininiade edilmesine karşılık, ilgili komisyonca iade edilen tasarı metninin yenidenbir üst yazı ile Genel Kurulun onayına sunulmak üzere TBMM Başkanlığına gerigönderildiği ve akabinde yasalaştığı anlaşılmaktadır.
Açıklanannedenlerle; anılan kuralın Anayasa'nın 88. maddesine aykırı düşmesi nedeniyleiptali gerektiği kanaatine vardığımızdan; çoğunluğun aksi yöndeki kararınakatılmıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
KARŞI OYGEREKÇESİ
19.11.2014tarihli ve 6569 sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile BazıKanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;31. maddesiyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 11. maddesine eklenen;
1-İkinci fıkranın, "Eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birliktekurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktardığıMaliye Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenennesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf yükseköğretimkurumları hakkında, verilen süre içerisinde aktarılan kaynağın vakıfyükseköğretim kurumuna iade edilmemesi hâlinde, Yükseköğretim Kurulugerektiğinde." ve ".kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırmaşeklinde tedbir niteliğinde kararlar alır." bölümlerinin,
2- Üçüncüfıkranın, "Vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve bu denetimsonucu ilgili yükseköğretim kurumu hakkında." ve ".kısıtlayıcıveya faaliyet iznini kaldırıcı önlemlerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar,Üniversitelerarası Kurulun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafındançıkarılan yönetmelikle düzenlenir." bölümlerinin,
Anayasa'nın2., 6., 7., 130. ve 131. maddelerine aykırılığı ileri sürerek iptallerine kararverilmesi talep edilmiştir.
Mahkememizçoğunluğu, Yüksek Öğretim Kurulunun (YÖK) belirtildiği şekilde birdenetim yapabileceğini, yapılan denetim sonucunda alınacak kararların kanunkoyucunun takdir yetkisinde olduğunu, bu denetimin nasıl ve ne şekildeolacağına ilişkin hususların YÖK tarafından yönetmelikle belirlenebileceğinikabul ederek, kuralları Anayasa'ya aykırı görmemiştir.
Aşağıdabelirtilen gerekçelerle, her iki kuralın da Anayasa aykırı olduğunudüşündüğümden, Mahkememiz çoğunluğunun görüşüne katılmak mümkün olmamıştır.
I-2547 SAYILI YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNUN EK 11. MADDESİNE EKLENEN İKİNCİ FIKRANINİLGİLİ KISIMLARI AÇISINDAN
6569sayılı Kanun'un 31. maddesiyle değiştirilen2547 sayılı Kanun'un ek 11.maddesinin iptal istemine konu ibarelerin de bulunduğu ikinci fıkrası şuşekildedir;
"Eğitim-öğretimfaaliyetlerini yürütmekle birlikte kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudanya da dolaylı kaynak aktardığı Maliye Bakanlığının görüşü alınarakYükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen nesnel ve ölçülebilir kriterleregöre tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumları hakkında, verilen süreiçerisinde aktarılan kaynağın vakıf yükseköğretim kurumuna iade edilmemesihâlinde, Yükseköğretim Kurulu gerektiğinde düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyetiznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde kararlar alır."
Bufıkradaki ", "Eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birliktekurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktardığıMaliye Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenennesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf yükseköğretimkurumları hakkında, verilen süre içerisinde aktarılan kaynağın vakıfyükseköğretim kurumuna iade edilmemesi hâlinde, Yükseköğretim Kurulu gerektiğinde." ve ".kısıtlayıcıveya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde kararlar alır"kısımlarının iptali istenmiştir.
İptalistemine konu kuralda, vakıf yükseköğretim kurumlarının kurucu vakfa veyaüçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı olarak kaynak aktarmasını önlemekamacıyla YÖK tarafından alınacak tedbirler düzenlenmektedir. Buna göre vakıfyükseköğretim kurumunun, kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya dadolaylı kaynak aktardığının tespit edilmesi ve verilen süre içerisindeaktarılan kaynağın vakıf yükseköğretim kurumuna iade edilmemesi hâlinde, YÖK,kısıtlama veya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde kararlaralabilecektir.
Getirilendüzenlemenin gerekçesine ilişkin olarak: "Önerge ile nesnel veölçülebilir kriterlere göre kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara kaynak aktardığıtespit edilen vakıf yükseköğretim kurumlarına verilen süre içerisinde kaynağıniade edilmemesi halinde de Yükseköğretim Kurulu tarafından gerektiğindedüzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbirniteliğinde kararlar alma yetkisi verilmektedir. Ayrıca Yükseköğretim Kurulununuygulayıcı birim olmaması nedeniyle, yanlış anlaşılmalara meydan verilmemesiniteminen Yükseköğretim Kuruluna verilen yetki tedbir niteliğinde karar almayadönüştürülmektedir" denilmektedir.
1-Anayasa'nın 130. maddesinde yüksek öğretim kurumları düzenlenmiş, maddeninikinci fıkrasında, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacınayönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetiminetabi yükseköğretim kurumlarının kurulabileceği kabul edilmiştir. Buhükme paralel olarak 2547 sayılı Kanun'un ek 2. maddesinde de, vakıfların,kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlar dışında,akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerindenbu Kanun'da gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla yükseköğretim kurumlarıkurabileceği ifade edilmiştir.
Kurucuvakıf tarafından kurulan yükseköğretim kurumu, vakıf tüzelkişiliği dışında ayrıbir tüzelkişiliğe sahiptir. O nedenle ayrı bir yönetimi ve bütçesi vardır.
Vakıfyükseköğretim kurumları, mali, idari ve ekonomik konularda YÖK'ün gözetim vedenetimine tabidir (2547sk.ek.m.10). Bu kurumlar yılda en az bir defa YÖK'ündenetimine tabi tutulurlar (Yön.m.21).
Vakıfyükseköğretim kurumlarının hangi hallerde faaliyetlerinin durdurulacağı 2547sayılı Kanun'un ek 11. maddesinde sayılmıştır. Buna göre;
-Vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarında, beklenen eğitim-öğretimdüzeyinin yetersizliğinin YÖK tarafından tespit edilmesi ve durumundüzeltilmesi için gerekli uyarı ve önerilerin sonuçsuz kalması durumundafaaliyetin durdurulmasına karar verilebilir.
-İptali istenen kural gereğince de, eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmeklebirlikte kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynakaktardığı Maliye Bakanlığının görüşü alınarak YÖK tarafından belirlenen nesnelve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumlarıhakkında, verilen süre içerisinde aktarılan kaynağın vakıf yükseköğretimkurumuna iade edilmemesi hâlinde, YÖK gerektiğinde düzeltici, kısıtlayıcı veyafaaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde kararlar alabilir.
Anayasa'nın130. maddesinde, çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içindemilletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile;ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma,yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitlibirimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahipüniversitelerin kanunla kurulacağı belirtilmiş, üniversiteler ve bunlara bağlıbirimlerin Devletin gözetimi ve denetimi altında olduğu, Devletin gözetim vedenetim hakkını kullanma usullerinin de kanunla düzenleneceği hüküm altınaalınmıştır. Buna göre, Devletin, yükseköğretim kurumları üzerindekigözetim ve denetim yetkisini ne şekilde kullanacağına ilişkin kurallarıbelirleme yetkisi kanun koyucunun takdirindedir. Ancak, kanun koyucunun buyetkisini anayasal sınırlar içinde özellikle üniversitelerin bilimselözerkliğini göz önünde tutarak kullanması gerekir. Yükseköğretim kurumlarınındenetimine ilişkin kuralların, hem üniversiteler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir olması, ayrıca keyfi uygulamalara karşı koruyucu önlemleriçermesi de gereklidir.Aksine bir düzenleme merkezi idarenin denetim yoluylaüniversitelerin bilimsel özerkliğine keyfi şekilde müdahalede bulunmasına imkântanır ki, bunun Anayasa'nın 130. maddesiyle bağdaşması mümkündeğildir.
Üniversite,geleneği ve tanımı gereği kamu yararı için bilgiyi arayan, üreten, ileten veyayan özerk bir öğretim ve araştırma merkezidir. Üniversite, ait olduğu toplumve dünyaya bilimsel açıdan tutarlı ve nitelikli bir eğitim sağlamaklayükümlüdür.
Üniversiteözerkliği akademik özgürlüğün uygulanabilmesi için olmazsa olmaz şartlardanbirisidir[1]. Özerklik, ideal bir üniversitenin temel yapıtaşlarındandır. "Yükseköğretim Kurumlarının Özerkliği ve AkademikÖzgürlük Üzerine Lima Bildirgesi"nde yapılan tanıma göre özerklik;yükseköğretim kurumlarının iç işleyişine, mali işlerine ve yönetimlerineilişkin karar almada ve eğitim, araştırma, dışa yönelik çalışmalar ve diğerilgili faaliyetlerde kendi politikalarını oluşturmada devlet ve toplumun diğergüçleri karşısındaki bağımsızlıkları anlamına gelmektedir. Bu tanımçerçevesinde üniversite özerkliği "yönetimde özerklik, mali özerklik veakademik özerklik"ten oluşmaktadır[2].
Ülkemizdeüniversitelerin bilimsel özerkliği, Anayasa'yla teminat altına alınmıştır.Anayasa'nın 130. maddesinin birinci fıkrasında, üniversitelerin, bilimselözerkliğe sahip olduğu açıkça ifade edilmiştir. Anılan fıkrada üniversitelerinDevlet tarafından kurulacağı belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında,vakıflar tarafından da, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazançamacına yönelik olmamak şartı ile devletin gözetim ve denetimine tabiolarak yükseköğretim kurumları kurulabileceği, son fıkrasında, vakıflartarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mali ve idari konularıdışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması vegüvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları içinAnayasa'da belirtilen hükümlere tabi olduğu hüküm altınaalınmaktadır.
Anayasa'nın131. maddesinde de yükseköğretim kurumlarının, öğretimini planlamak,düzenlemek, yönetmek, denetlemek, üniversitelere tahsis edilen kaynaklarınetkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak maksadı ile Yükseköğretim Kurulununkurulacağı kabul edilmiştir. Bu hüküm gereğince de YÖK, vakıf yüksek öğretimkurumlarını denetleme yetkisine sahiptir.
Vakıfyüksek öğretim kurumları, devletin ve dolayısıyla YÖK'ün denetimi altında olmakbirlikte, bu denetim yapılırken, keza denetime ilişkin kanun koyucu tarafındanhükümler getirilirken bu kurumların özelliği dikkate alınmalıdır. Vakıf yükseköğretim kurumlarına, devlet üniversitelerinden farklı olarak mali ve idarikonularda nitelikleri gereği serbestlik tanınmıştır. YÖK'ün vakıf yükseköğretim kurumlarını denetleyebilmesi ve bu kapsamda kazanç amacına yönelikfaaliyetlerinin tespiti ve bunun için gerekli tedbirlerin alınması yetkisinesahip olması gereklidir. Ancak bu yetki düzenlenirken vakıf yükseköğretim kurumunun, kurucu vakıfla olan ilişkilerine yahut üçüncü kişilerle olanilişkilerine YÖK'ün müdahil olması ve kaynak aktarılıp aktarılmadığını tespitetmeye çalışması, vakıf yüksek öğretim kurumlarına tanınan mali ve idariözerkliği sınırlandırdığı gibi, YÖK'e de altından kalkılması zor bir yük yüklemişolmaktadır. Ayrıca böyle bir denetim, vakıf yüksek öğretim kurumunun kar amacıtakip edip etmediğinin dışında, kaynaklarını nerede ve ne şekildedeğerlendirdiğinin araştırılmasına girmektedir. Vakıf yüksek öğretim kurumu,kaynaklarını üniversiteye, eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerineaktarmayıp, başka yerlere aktaracak olursa, bundan kendisi sorumluolmalıdır.
Anayasa'nın131. maddesinde de, üniversiteye tahsis edilen kaynakların etkilibir biçimde kullanılmasından söz edilmekte olup, vakıf yüksek öğretimkurumunun her türlü gelirini, üniversiteye tahsis edilen kaynakkapsamında değerlendirmek uygun değildir. O nedenle de, vakıf yüksek öğretimkurumunun kurucu vakfa veya üçüncü kişilere kaynak aktarması, YÖK'ün denetimyetkisinin dışında kalmalıdır.
Vakıfyüksek öğretim kurumu, ayrı bir tüzel kişiliğe, ayrı bir idareye ve bütçeyesahip olduğundan, kaynaklarını üniversitenin amaçları doğrultusundakullanmayıp, kurucu vakfa veya üçüncü kişilere aktarırsa, diğer vakıf yükseköğretim kurumları ve devlet üniversiteleri ile rekabet edememe durumuyla karşıkarşıya kalabilir. Beklenen eğitim-öğretim düzeyinin yetersizliğinin YÖKtarafından tespit edilmesi ve bu durumun düzeltilmesi için gerekli uyarı veönerilerin sonuçsuz kalması halinde faaliyetinin durdurulmasına kararverilebilir. Bu durum, kurucu vakfı ve kaynak aktarılan üçüncü kişi,uygulamadaki şekliyle vakıf yükseköğretim kurumunun sahibi konumunda ise,onları da etkileyecektir.
Buaçıdan YÖK'e, vakıf yüksek öğretim kurumunun, kurucu vakfa veya üçüncü kişilereözellikle üniversitenin sahibi olduğu kabul edilen kişilere kaynak aktarıpaktarmadığını tespit etmeye ve bu konuda tedbir almaya yönelik dava konusudüzenleme Anayasa'nın 130. ve 131. maddelerine aykırı gözükmektedir.
2- YÖK'ün vakıf yüksek öğretim kurumunu ve bu kapsam da kurucu vakıfla yahutüçüncü kişilerle olan ilişkisini araştırması ve kaynak aktarıp aktarmadığınıdenetleme yetkisi kabul edilse bile, bu kez, beraberinde Anayasa'ya aykırıbaşka hususlar da ortaya çıkmaktadır.
a)-Öncelikle iptali istenen kurala dayanarak, YÖK, vakıf yüksek öğretim kurumunuve bu kapsamda üçüncü kişilere aktarılan kaynaklarını koruma altına almayaçalışmaktadır. YÖK, kurucu vakfa veya üçüncü kişilere kaynak aktarıldığınıtespit ederse, verilen süre içinde aktarılan kaynak üniversiteye iadeedilmediğinde, üniversite hakkında düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet izninikaldırma şeklinde tedbir niteliğinde karar alabilmektedir. YÖK'ün kaynakaktarımını tespitinden sonra, vakıf yüksek öğretim kurumunun, aktarılan kaynakoranında kurucu vakıftan veya üçüncü kişilerden alacaklı olduğu sonucu ortayaçıkmaktadır. Vakıf yüksek öğretim kurumunun, kurucu vakıftan veya üçüncükişilerden olan alacağının verilen süre içerisinde ödenmemesi halinde, üniversitenin faaliyetleri bu kapsamda eğitim öğretim ve bilimsel faaliyetleriYÖK tarafından kısıtlanabilmekte yahut faaliyet izni tümüyle tedbir niteliğindekaldırılabilmektedir.
Burada,öncelikle vakıf yüksek öğretim kurumunun aktarılan kaynağı, kurucu vakıf veyaüçüncü kişi tarafından iade edilmediğinde, vakıf yüksek öğretim kurumununalacağını almasını kolaylaştırıcı tedbirler yerine, üniversitenin asılfaaliyetlerini kısıtlayan veya tümüyle kaldıran tedbirlere yer verildiğinden,bu tedbirler, alacağın ödenmesini sağlayıcı değil, farklı bir nitelikteolup, üniversitenin asıl faaliyet alanı olan eğitim-öğretim ve bilimselaraştırma faaliyetlerini konu almaktadır. O nedenle amaca hizmet etmemektedir.Ayrıca, bu tedbirler, üniversiteyi korumamakta tam tersine cezalandırmaktadır.Bu açıdan YÖK tarafından üniversite hakkında alınması öngörülen tedbirlerAnayasa'nın 2. maddesinde öngörülen hukuk devletinin bir gereği olan ölçülülükilkesi açısından, demokratik bir toplumda alınması gerekli bir tedbir olmadığıgibi, ölçülü de değildir.
Bundanbaşka, vakıf yüksek öğretim kurumunun, kurucu vakıftan veya üçüncü kişilerdenolan alacağı ödenmediği gerekçesiyle, üniversitenin faaliyetlerisınırlandırıldığından veya faaliyet izni tümüyle kaldırıldığından, üniversitenin,akademik ve bilimsel özerkliği de ortadan kaldırılmaktadır. Kural bu açıdan daAnayasa'nın 130. maddesinin birinci fıkrasına açıkça aykırılık teşkiletmektedir.
b)-Hükümde, YÖK tarafından, vakıf yüksek öğretim kurumunun, kurucu vakfaveya üçüncü kişilere kaynak aktardığının tespit edilmesi ve verilen süre içindeiade edilmemesi halinde, vakıf yüksek öğretim kurumu hakkında, düzeltici,kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde kararlaralınabileceği kabul edilmiştir.
Anayasa'nın2. maddesi gereğince hukuk devleti ilkesinin bir gereği de hukuki güvenlik vebelirliliktir. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletininönkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukukigüvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylemve işlemlerinde Devlete güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerindebu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar[3].Bu açıdan bakıldığında, YÖK tarafından alınacak tedbir niteliğindekikararların, hangi süre için alınacağı, ne kadar devam edeceği belirsiz olup, budurum Anayasa'nın 2. maddesine aykırılık teşkil etmektedir.
II- 2547 SAYILI KANUN'UN EK 11. MADDESİNE EKLENEN ÜÇÜNCÜ FIKRANIN İLGİLİKISIMLARI AÇISINDAN
6569sayılı Kanun'un 31. maddesiyle değiştirilen2547 sayılı Kanun'un ek 11.maddesinin iptal istemine konu ibarelerin de bulunduğu üçüncü fıkrası şuşekildedir;
"Vakıfyükseköğretim kurumlarının denetimi ve bu denetim sonucu ilgili yükseköğretimkurumu hakkında yol gösterici, düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet izninikaldırıcı önlemlerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar, ÜniversitelerarasıKurulun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikledüzenlenir."
Buhükmün "Vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve bu denetim sonucuilgili yükseköğretim kurumu hakkında." ve ".kısıtlayıcıveya faaliyet iznini kaldırıcı önlemlerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar,Üniversitelerarası Kurulun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafındançıkarılan yönetmelikle düzenlenir" kısımlarının iptali istenmiştir.
Mahkememizçoğunluğu, YÖK'ün sözkonusu denetime ilişkin usul ve esasları, yönetmelikledüzenleyebileceğini kabul ederek, hükmü Anayasa'ya aykırı görmemiştir.
Yukarıda 1 numaralı başlıkta 2547 s.K. Ek 11. maddesine eklenen ikinci fıkranın iptaliistenen kısımları hakkında belirtilen gerekçelerle bu hüküm de Anayasa'yaaykırıdır.
SONUÇ: 6569 Kanun'un;31. maddesiyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 11. maddesine eklenen;
İkincifıkranın, "Eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birlikte kurucuvakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktardığı MaliyeBakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen nesnelve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumlarıhakkında, verilen süre içerisinde aktarılan kaynağın vakıf yükseköğretimkurumuna iade edilmemesi hâlinde, Yükseköğretim Kurulu gerektiğinde."ve ".kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbirniteliğinde kararlar alır" kısımları ile,
Üçüncüfıkranın, "Vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve bu denetimsonucu ilgili yükseköğretim kurumu hakkında." ve ".kısıtlayıcıveya faaliyet iznini kaldırıcı önlemlerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar,Üniversitelerarası Kurulun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafındançıkarılan yönetmelikle düzenlenir" kısımlarının,
Anayasa'nın2., 130. ve 131. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği kanaatindeolduğumdan, Mahkememiz çoğunluğunun görüşüne katılmadım.
Üye
Erdal TERCAN
[1] SEGGİE,Fatma Nevra/ GÖKBEL, Veysel: "Geçmişten Günümüze Türkiye'de AkademikÖzgürlük", SETA Analiz, Haziran 2014, S.98,
[2] AKTAN,Coşkun Can: "Akademik Özerklik", www.canaktan.org/egitim/universite-reform/aka-ozerklik.htm.
[3] AYMK,16.1.2014, E.2013/110, K.2014/8.