ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2015/54
Karar Sayısı : 2015/83
Karar Tarihi : 30.9.2015
R.G. Tarih-Sayı : 21.10.2015-29509
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbulAnadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 26.9.2004tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinin (1) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde yer alan ".altı aydan."ibaresinin Anayasa'nın 2. ve 13. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY : Sanık hakkında tehdit suçundanaçılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısınavaran Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ
Kanun'un itiraz konusu ibareyi de içeren 106. maddesişöyledir:
"Madde 106 (1)Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinseldokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit edenkişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sairbir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altıaya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturduklarıkorkutucu güçten yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapiscezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veyamalvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayıceza verilir."
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT,Recep KÖMÜRCÜ, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal MümtazAKINCI, Erdal TERCAN, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, KadirÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ'in katılımlarıyla 17.6.2015 tarihinde yapılan ilkinceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Cengiz ERTENtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü,dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle, bir kişinin basit tıbbi müdahaleile giderilebilecek şekilde silah kullanılmaksızın yaralanmasında mağdurunşikâyetçi olması şartıyla az ceza; itiraz konusu kural uyarınca tehdit suçusonucunda ise daha ağır bir ceza tayin edilmesinin ve şikâyetten vazgeçmehalinde bile davanın düşmemesinin suç ve ceza dengesini adalet ve ölçülülükyönünden bozduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 13. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
B. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
4. Kanun'un 106. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birincicümlesinde; bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veyacinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisletehdit eden kişinin altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılacağı öngörülmüş olup söz konusu hapis cezasının alt sınırının altıay olarak belirlenmesi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.
5. Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
6. Cezalara ve güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, Anayasa'yaaykırı olmamak üzere ülkenin sosyal, kültürel yapısı, ahlaki değerleri veekonomik hayatın gereksinimlerini göz önüne alan suç politikasına görebelirlenir. Kanun koyucu, izlediği suç politikası gereği bazı filleri cezahukuku alanından çıkarabileceği gibi korudukları hukuki yararları ve nedenolduğu sonuçları esas alarak bir takım suçları farklı yaptırımlara da tâbikılabilir. Kanun koyucunun bu konudaki tercih ve takdirinin yerindeliğinin incelenmesi,anayasal denetimin kapsamı dışında kalmaktadır. Bununla birlikte, hukuk devletive ölçülülük ilkeleri gereğince bu yöndeki düzenlemelerde öngörülen yaptırım,insan onuruna aykırı bulunmamalı ve suçla yaptırım arasında bir ölçüsüzlüğe yolaçmamalıdır. Ölçülülük ilkesinin denetimi ise sadece farklı hukuki değerlerikoruyan suç tiplerinin ceza türleri ve miktarları kıyaslanarak yapılamaz. Öteyandan kanuni düzenlemeler, cezaların şahsiliği ilkesi ve kanunilik ilkesi gibiceza hukukuna ilişkin diğer anayasal ilkelere de aykırı olmamalıdır.
7. Kanun'un 106. maddesinin gerekçesinde, tehdit suçundakişilerin huzur ve sükûnu ile karar verme ve hareket etme hürriyeti korunarakkişilerde güvensizlik duygusunun meydana gelmesinin engellendiği, suçun daha ağırcezayı gerektiren nitelikli hâllerinde tehdidin kapsadığı korkutma gücününağırlığı ve yoğunluğu nedeniyle mağdurda ciddi kaygılar meydana geldiği vesuçun silahla işlenmesi hâlinde meydana gelen korkunun çok daha yoğun ve kolayolacağı belirtilmiştir. Buna göre kanun koyucu tarafından, takdir yetkisinedayanılarak ve kuralla korunmak istenen hukuki yarar, suçun niteliği, meydanagelen netice de dikkate alınarak düzenlenen itiraz konusu kuralda hukuk devletiilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
8. Başvuran Mahkeme, bir kişinin basit tıbbi müdahale ilegiderilebilecek şekilde silah kullanılmaksızın yaralanması ile itiraz konusukural uyarınca tehdit suçuna verilen cezaları karşılaştırarak, bu hususunadalet ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmadığını ileri sürmüş ise de itirazkonusu kural uyarınca tehdit suçunun işlenmesi hâlinde verilecek cezayıbelirlemek kanun koyucunun takdirinde olup, yalnızca ceza miktarının Kanun'dabelirtilen yaralama suçu ile karşılaştırılması suretiyle anayasal denetimyapılamaz.
9. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
10. Kuralın, Anayasa'nın 13. maddesi ile ilgisigörülmemiştir.
11. Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Celal Mümtaz AKINCI bu görüşekatılmamışlardır.
lV- HÜKÜM
26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106.maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ".altıaydan." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA¸ 30.9.2015 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
KARŞIOY YAZISI
1. Anayasa mahkemesine itiraz yoluyla başvuran Mahkeme, 5237sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 106. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinde yer alan ". altı aydan." ibaresinin iptalini istemiştir.
2. Tehdit suçuna ilişkin olan itiraz konusu kuralda bir başkasını,kendisinin veya bir yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığınayönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişinin, altıaydan iki yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülmektedir.
3. Başvuran mahkeme, TCK'nun kasten yaralama suçunu düzenleyen 86.maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki "Kasten yaralama fiilininkişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüdehafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan biryıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur" şeklindekidüzenlemeye yollamada bulunarak, failin mağduru bu fıkraya göre cezagerektirecek biçimde kasten yaralaması yerine kasten yaralamakla tehdit etmesi halinde106. maddeye göre verilecek cezanın alt sınırının daha yüksek olacağına, adlipara cezası verilemeyeceğine ve şikayetten vazgeçme halinde kamu davasınındüşeceğine işaret etmekte ve bu durumun Anayasa'nın 2. ve 13. maddelerineaykırı olduğunu ileri sürmektedir.
4. Başvuran mahkemenin itiraz gerekçelerinin incelenmesinden, bazıdurumlarda tehdit suçuna basit yaralamaya oranla daha fazla ceza verilmesinebir itirazının olmadığı, ancak tehdit suçunda alt sınırın altı ay olaraköngörülmesinin bazı farklı durumlarda da adaletsiz ve hakkaniyete aykırısonuçlar doğurduğuna dayanılarak, iptal isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
5. Farklı hukuki yararları koruyan tehdit suçu ve yaralama suçunailişkin yaptırımların doğrudan bir karşılaştırmasını yapmak elbette mümkündeğildir. Öte yandan, toplumsal düzenin korunması, sosyal barışın idamesi,kişilerin birbirlerine karşı haksız eylemlerde bulunmalarının engellenmesi veherkesin hak ve özgürlüklerini serbestçe kullanmalarının sağlanması amacıylayasa koyucunun, gerek tehdit gerek yaralama suçlarını ceza kanunlarındadüzenleyerek, uygun müeyyidelere bağlamasının hukuk devletinin bir gereğiolduğu açıktır. Bu yaptırımların da ayrıca ölçülü olması, insan haysiyetiylebağdaşmayan bir nitelikte olmaması gerekir.
6. Tehdit suçunun 106. maddenin (1) numaralı fıkrasında düzenlenenbasit hali, sözel şiddet kullanımına ilişkindir. Buna karşılık, Kanun'un 86.maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen yaralama, fiziki şiddetiiçermektedir. İlke olarak, yasa koyucunun fiziki şiddeti, sözel şiddete oranladaha ağır yaptırımlara bağlaması beklenir. Fiziki şiddetin süratle üstaşamalara tırmanma, silahla yaralama veya adam öldürme suçuna dönüşme ihtimali,toplumda şiddete başvurma eğilimlerinin artması, bu gibi olumsuzluklara karşıuygulanacak ceza siyasetinin doğru ve uygun biçimde belirlenmesinigerektirmektedir.
7. Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukukdevleti olduğu belirtilmiş, 13. maddesinde de temel hak ve hürriyetlerinsınırlanmasına ilişkin ilkeler belirlenmiştir. Ceza hukuku alanında, yasakoyucu tarafından kendi takdir alanı içerisinde, benimsediği ceza siyasetiningereği olarak hangi fiillerin suç teşkil edeceğine, bunlara hangi yaptırımlarınuygulanacağına ilişkin geniş bir serbestiye sahip olması da asıldır. Ancak,yasa koyucunun bu konuda keyfi davranmak veya hakkaniyete, hukuk devletininbaşlıca öğelerinden biri olan ölçülülük ilkesine aykırı düzenlemeler yapmakgibi bir yetkisi bulunmamaktadır. Bu gibi durumlarda, Anayasa Mahkemesi, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen bir ceza hukuku kuralının iptalinehükmedebilir.
8. Başvuran mahkemenin elindeki olayda, beden eğitimi öğretmeniolan sanıkla bir öğrencisi arasında derse geç kalma yüzünden tartışma çıktığı,sanık öğretmenin mağdur öğrenciye ". seni buraya gömerim" dediğive araya giren okul müdürüne de "hocam benim onunla işimbitmedi" ve mağdura da "bunun bedelini sanaödeteceğim" dediği, ayrıca mağduru basit tıbbi müdahale ilegiderilebilecek biçimde yaraladığı, dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Budurumda basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralama suçundan dolayı sanıkpek az ceza alacak veya şikayetten vazgeçme halinde hiç almayacak iken, sarfettiği sözlerin tehdit suçunu oluşturması nedeniyle sanığın en az altı ay hapiscezasına çarptırılacağı görülmektedir. Halbuki olayda cezalandırılması gerekenbir husus varsa bunun öfke ve hiddetle söylenen birkaç sözden ziyade, öğrenciyeyönelik darp eylemi olduğu açıktır.
9. Somut olayın da gösterdiği gibi olayda gerçekleşen fiiller vebunlara öngörülen yaptırımlar arasında bir dengesizlik mevcuttur. Bu konudahangi yaptırımların öngörüleceği, basit yaralama suçunun cezasının altsınırının mı yükseltileceği, yoksa tehdit suçunun olayda olduğu gibi, hiddet vekızgınlıkla sarf edilmiş sözlerden ibaret olması halinde dahi cezanın altsınırının indirilip indirilmeyeceği, yasa koyucunun takdirindedir. Ancaktoplumda mantıksız bulunan, dolayısıyla adalet duygusuyla ve hakkaniyetlebağdaştırılması güç olan ve her biri yasa koyucunun takdir alanı içerisindeolmakla birlikte yan yana getirildiğinde çelişkili veya hakkaniyete aykırıolduğu görülen ceza hukuku düzenlemelerinin, yasama tasarruflarıyla, buolmadığı takdirde yargı kararlarıyla giderilmesi gerekir. Aksi durumun iseadalete güveni ve yasalara saygıyı zamanla aşındıracağı, suça karşı duran vesuç işlemekten çekinen vatandaşlar yerine yasalara saygı duymayan, "nasılolsa adalet yok" mantığıyla suç işleme eğilimine giren kişilerinçoğalmasına yol açacağı inkar edilemez.
10. Bu yönleriyle bakıldığında, itiraz yoluyla iptali istenentehdit suçuna ilişkin altı aylık ceza alt sınırının bazı durumlarda mantığa vehakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği, dolayısıyla hukuk devletininölçülülük ilkesine aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
11. Anayasa Mahkemesinin iftira suçunun TCK 267. maddesinin (5) ve(6) numaralı fıkralarında düzenlenen nitelikli hallerine ilişkin 10.4.2013tarihli ve E:2013/14, K:2013/56 sayılı kararında "... itirazkonusu kural,suç ile ceza arasında bulunması gereken adil dengeyi korumadığıgibi adalet duygularını zedeleyen bir durumun da ortaya çıkmasına nedenolmaktadır. Dolayısıyla, ... itiraz konusu kuralın hukuk devletinde olmasıgereken adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaştırılması mümkündeğildir" denilerek iptale hükmedilmiştir.
12. Yukarıda zikredilen iptal gerekçesinde de belirtildiği gibi,ölçülü olmayan bir düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptalinin yasa koyucununtakdir alanına müdahale sayılamayacağı ve bu nedenle iptal yönünde kararverilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Celal Mümtaz AKINCI