ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2015/57
Karar Sayısı : 2015/58
Karar Tarihi : 17.6.2015
R.G. Tarih-Sayı : Tebliğedildi
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 5. AileMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 22.11.2001 tarihli ve 4721sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan".süresiz olarak." ibaresinin Anayasa'nın 17. maddesineaykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Yoksulluk nafakasının kaldırılması veya indirilmesi talebiyleaçılan davadaitiraz konusu kuralınAnayasa'ya aykırı olduğu kanısına varanMahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
Kanun'un itiraz konusu ibareyi de içeren 175. maddesi şöyledir:
"Yoksulluk nafakası
Madde 175-Boşanma yüzünden yoksulluğadüşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftanmalî gücü oranındasüresiz olaraknafaka isteyebilir.
Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz."
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk incelemetoplantısında, başvuru kararı ve ekleri, Raportör Mücahit AYDIN tarafındanhazırlanan ilk inceleme raporu, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasakuralı ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendiktensonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa'nın"Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ilerisürülmesi"başlığını taşıyan 152. maddesinin son fıkrasında,"AnayasaMahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetedeyayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasayaaykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz."ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un"Başvuruyaengel durumlar" başlığını taşıyan 41. maddesinin (1) numaralıfıkrasında,"Mahkemenin işin esasına girerek verdiği ret kararının ResmîGazetede yayımlanmasından itibaren on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmününAnayasaya aykırılığı iddiasıyla itiraz başvurusu yapılamaz."hükümlerineyer verilmiştir.
Kanun'un 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ".süresizolarak." ibaresine yönelik olarak daha önce yapılan itiraz başvurusu,Anayasa Mahkemesinin 17.5.2012 tarihli ve E.2011/136, K.2012/72 sayılıkararıyla esastan reddedilmiş ve bu karar 26.6.2012 tarihli ve 28335 sayılıResmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesince işin esasına girilerek, Kanun'un 175.maddesinin birinci fıkrasında yer alan".süresiz olarak."ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verildiğinden, bu konuda yeni birbaşvurunun yapılabilmesi için kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı 26.6.2012tarihinden başlayarak geçmesi gereken on yıllık süre henüz dolmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralailişkin itiraz başvurusunun,Anayasa'nın 152. maddesinin son fıkrasıve 6216 sayılı Kanun'un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince esasincelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.
Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır.
IV- SONUÇ
22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 175.maddesinin birinci fıkrasında yer alan".süresiz olarak."ibaresininiptalinekarar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusunun, Anayasa'nın 152.maddesinin son fıkrası ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasıgereğince REDDİNE, Serruh KALELİ'nin karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 17.6.2015tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
KARŞIOY
Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrası"Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamakkoşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında SÜRESİZ OLARAK nafakaisteyebilir." demektedir.
Anılan hüküm, daha önce yapılan itiraz başvurusu ile Anayasa'nın2., 10. ve 40. maddelerine aykırılığı iddiası ile "süresiz olarak"ibaresi yönünden gelmiş ancak, Mahkememizce Anayasa'nın 2. maddesine biraykırılık bulunmadığı, 10. ve 41. maddelerle de ilgisi görülmediği gerekçeleriile reddedilmiştir.
Aynı kuralda yer alan aynı (süresiz olarak) ibare 2015/57 esassayılı dosya ile bir kez daha Mahkememiz önüne farklı bir dava mahkemesince, bukezAnayasa'nın 17. maddesine aykırılığı savıile gelmiş ise de, Anayasa'nın152. maddesi son ve 6216 sayılı yasanın 41. maddesinin birinci fıkrasında yeralan, Mahkemece işin esasına girerek verilmiş bir kararın Resmî Gazete'deyayımlanmasından itibaren 10 yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasa'yaaykırılığı iddiasıyla başvuru yapılamaz hükmü gereği oyçokluğu ile (1/14)reddedilmiştir.
Kısaca 10 yıl yasağı ile karşılaşan itiraz başvurusu, başvuranmahkemenin ileri sürdüğü, daha önceki başvuru ve kararda yer almayanAnayasa'nın 17. maddesine aykırılık yönünden denetlenme imkanından yoksunbırakılmıştır.
Davada uygulayacağı kuralın, Anayasa'ya aykırılığını hissedenmahkeme hakiminin Anayasa maddelerini, Anayasa Mahkemesi yeterliliğindedeğerlendirmesi ve ifade etmesi beklenemeyeceği gibi, 6216 sayılı yasanın 43.maddesinin üçüncü fıkrası gereği ileri sürülen gerekçelerin Anayasa Mahkemesinibağlı saymayacağı ilkesi karşısında tüm aykırılık gerekçelerini yazmasınınbeklenilmesi zorunluluğu bulunduğu da söylenemeyecektir. Anılan kuralda,Anayasa Mahkemesinin aykırılık hususunda ileri sürülen gerekçelere dayanmazorunluluğu bulunmadığını,TALEPLE BAĞLI KALMAK KOŞULU İLEbir başkagerekçe ile ANAYASA'YA AYKIRILIK kararı verebileceği ifade edilmektedir.
Kuralda yer alan taleple bağlı kalmak hükmünden talebin, iptaliistenen ibare ya da kural ile sınırlı olmak olduğunda duraksama bulunmadığındageriye, başvuran mahkemenin aykırılık konularında Anayasa'nın hangi maddelerinehangi kendi gerekçeleri ile aykırı olduğunu ifade etmesi zorunluluğukalmaktadır. Yani başvurunun denetlenmesi istenilen Anayasal alan ve çerçevesiçizilmelidir.
Mahkememiz ise önüne gelen bu tür bir başvuruyu, 6216 sayılıKanun'un 40. maddesinin birinci fıkrası (a) bendinde bahse konu yazılmasıgerekli iptali istenen maddeler ve bu maddelere ilişkin gerekçeler yönündenincelemekte, madde gerekçesinde bu yönde bir eksiklik bulursa hassas davranıpgeri çevirmekte, yöntemine uygun başvuruyu da çizildiği çerçeve içindekigerekçelere cevap verecek şekilde inceleyip taleple bağlı kalıp kararvermektedir.
Bunun tek istisnası Mahkemenin, Yasa'nın 43/3. maddesinin tanıdığıayrıcalık karşısında başvuran mahkemenin dilekçesinde bahsetmediği farklı birmaddeye ilişkin gerekçeye itibar ederek Anayasaya aykırılık kararıverebilmesidir.
Bunun tek istisnası, Anayasa'ya aykırılık kararı verilirkenbaşvuran mahkemenin dilekçesinde kullandığı madde ve gerekçeler dışında birbaşka Anayasa maddesine ilişkin gerekçeyi yazanın kendisine tanıdığı hak ilekullanabilmesidir. Dikkati çeken husus yetkinin aykırılık kararlarına ilişkinolduğu, red kararlarında olmadığıdır.
Mahkememizce önceki başvuruda Anayasa'nın 2., 10. ve 41. maddeleriyönünden iptali istenen ibare hakkında esasına görülme kararı verilmiş ise de,yapılan esas incelemesinde; Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan Hukuk Devletinin"Sosyal Devlet" ilkesi yönünden incelenen yoksulluğa düşecek eşeyapılacak bu ödemenin, koruma amaçlı diğer kanun maddeleri de gözetildiğindehiçbir zaman ömür boyu ödeme anlamına gelmeyeceği gerekçeleri ile, SosyalDevlete uygun düzenlemede Anayasa'nın 2. maddesine aykırılık bulunmadığı,kuralın Anayasa'nın 10. ve 41. maddeleri ile de ilgisi görülmemiştir denmiş isede 10. ve 41. maddelerle NEDEN ilgi kurmadığına ilişkin bir gerekçe kararda yeralmamıştır. Bu sonuç ile Anayasa Mahkemesi'nce anılan maddeler yönünden Anayasalbir denetleme yapıldığından söz edilmeyecektir.
Bu karar üzerine yeniden önümüze gelen mevcut dava incelenirken şusorunun cevap bulması gerekir. Anayasa'nın bir maddesi yönünden yapılmışdenetim normun Anayasa'nın diğer tüm maddeleri yönünden de denetimininyapıldığı sonucunu sağlar mı' Sağlamalı mı'
Anayasa'nın 152. maddesi ile getirilen ve hakkında red kararıverilmiş bir kuralın hiçbir yönden denetlenmemesi şeklinde anlaşılan yasaklamahükmü, ya da hükmün bu şekilde yorumu hakka saygı ve elde edilişinikolaylaştırmaya yönelik Hukuk devleti fikrine ve Anayasal yargı denetimininönünde açık bir engeldir.
Demokratik düzen ve Anayasalara sahip başkaca ülkelerderastlanılamamış bu yasakçı ve denetimsiz bırakma yöntemi, hak arama hürriyetiönünde, onun özünü ortadan kaldıran bir müdahale olarak durmaktadır.
Bu yöntemle denetlenmiş kural adeta Özel ve Kamu Hukuku alanındaAnayasal tüm sonuçlar ile fiilen denetlenmiş, tüm koruma haklarını elde etmiş,kazanılmış, dokunulmazlık elde etmiş bir hüküm haline gelmektedir. Çağdaşdemokrasiler temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altınaalındığı bir rejim ise, hakkı koruyan yargısal denetim alanı zorlaştırılmamalı,kullanılmaz duruma düşürmemeli Anayasa'nın 152. maddesinin dördüncü fıkrasınınkapsamı dar tutulup, geniş yorumlanmalı, yaşayan hukuk dinamizmine geçitvermelidir.
Nitekim Mahkemece bir kez denetlenip, Anayasa'ya aykırılıkbulmadığı anlamına gelen, verilmiş bir red kararı karşısında, aynı hükmünAnayasa'ya aykırılığının tekrar hiç bir biçimde ileri sürülememesi olgusudoktrinde ağır eleştiri konusudur. 1961 Anayasa'sı döneminde aynı konuda açıkhiçbir hükmün bulunmaması nedeniyle Anayasa Mahkemesi'nin önüne gelmiş aynıhükmü bir çok kez reddedikten sonra son kez de iptal etmesiyle ortaya çıkansorunu aşmak için ve 1982 Anayasası hazırlıkları aşamasında Danışma MeclisiAnayasa Komisyonunca kanunların zamanla ve toplum veya birey ihtiyaçlarınıkarşılayamaz düzeye gelme ihtimali ile yeterli kabul edilen 3 yıl sonundatekrar Anayasa Mahkemesince denetlenebileceği kabul edilmiş iken, bilahareGenel Kurul takdiri ilehukuki istikrar ilkesi gereğisüre 5 yılaçıkarılmış, sonrasında da Milli Güvenlik Konseyince süre 10 yıla uzatılmıştır.
Toplumsal yaşamın sürekli farklılaşabilen ihtiyaç ve değeryargıları karşısında ön alması gereken hukuk normlarının zamanın gerisindekalması düşünülmemelidir. Yasa koyucunun yeni kuralı hükmederken yaşadığı zamansüreci ile uygulama anı değerlerinin, yaşamsal ilişkilerin, koşullarındeğişmediğini varsayarak önceki zamana yenik düşmek hukukun gelişmesinin önündebir engeldir.
Anayasa Mahkemesinin denetlediği ancak aykırı görmediği bir hükmünzamanla aykırı düşmeyeceğini söylemeye olanak yoktur. Toplumsal bir değişiminvarlığı da ancak kural denetlenebildiğinde ortaya çıkabilecek bir sonuçtur.
Hukuki görüşleri zaman dolabına saklayan, Dava Mahkemesiningördüğü bir denetlenmemiş ya da denetlenmiş ise bile zamanın gerisinde kalmışbir normun Anayasa'ya aykırılık denetimi için müracaat hakkını hakimin elindenalan Anayasa'nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ve bunu Anayasa'nın tümmaddeleri yönünden mutlak denetimsizlik sınırı olarak yorumlamak, hukukudurağanlaştırmak, gelişimine izin vermemek, geleceğimize çelme takmaktır.
Hukuk düzeninde Anayasa'ya aykırılıkların ve yanlışlıklarınayıklanması temel bir görev olarak Anayasa Mahkemelerinindir.
Bu kapsamda, Hakkın varlığını koruma ve elde edilişinikolaylaştırma, Anayasa'ya ayıkırı durumlardan kaçınma, Adaletli, eşitliğe vehakkaniyete dayalı düzen kurma, Anayasayı yorumlama sorumluluklarından birideAnayasa Mahkemesinindir. Bu sonuçla denetlenmiş ve reddedilmiş bir kuralın tümAnayasa maddeleri yönünden de denetlendiğini varsaymak, birçok haksızlığa veadaletsizliğe açık kapı bırakan kolaycı bir anlayıştır.
Kanunların Anayasa'ya aykırılığında temel varsayım, aykırılıksaptanana kadar kuralın Anayasa'ya uygunluğudur. O halde Anayasa Mahkemesinceverilecek bir red kararı zaten uygun olan kuralda bir aykırılık olmadığıtespiti olduğuna göre onun normatif değerinde hukuki istikrar ya da kararlarınbağlayıcılığı yönünde özel önem arz eden ekstra güven veren bir hukuki ifadesi,hukuki katkısı olmayacaktır.
O halde, verilmiş bir red kararı Anayasa'ya uygunluğun "kesinhüküm" ifadesi olmadığına göre, Anayasa Mahkemesinin yenidendenetleyememesinin önünde duran bir hukuk mantığı olduğunu varsaymak doğrudeğildir.
Uygunluk denetiminden geçmiş ve reddedilerek Anayasa'ya aykırıbulunmamış bir kuralın, Anayasa kurallarının uygulanabilirliği ve sağlayacağıhukuki istikrar adına her an denetiminin yapılabilme olasılığı, tamdakanunların Anayasa'ya uygun olma zorunluluğunun bir gereğidir.
Mahkemenin red kararında yer alan sadece tartışılan vegerekçelendirilmiş Anayasa'ya aykırılık nedenleri yönünden denetlendiği açıkolan kuralın içine aldığı Anayasa'nın diğer maddeleri yönünden de denetlenmişsayıldığı ve kapsam içinde kaldığı hukuk adaletiyle bağdaşmamaktadır.
Red kararından kaynaklanan yasak, ister talep ister re'sen olsunitirazda sebep sayılan Anayasal hükümler ve nedenleri yönünden tartışılmış,gerekçelendirilmiş, sınırlı bir alandır. Anılan gerekçeler karşısında, başkagerekçelerle yapılan başvurular "tekrar başvuru" niteliğindeolmayacak, amacın hukuk düzenindeki Anayasa'ya aykırılıkların temizlenmesiböylece hukukun ve Anayasal düzendeki istikrarın korunması olduğunda,denetlenmiş kural Anayasa'nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındakalmayacaktır.
Yasak olanın aynı kanun hükmünün aynı Anayasa hükmüne aykırılığınedeniyle tekrar başvuruya konu edilmesi olmalıdır.
Her ne kadar bu durumda denetlenmiş bir kural Mahkememiz önünefarklı Anayasa maddeleri yönünden defalarca gelebileceği ileri sürülebilir,yasaklama normlarının iyi bir önleyici filitraj hükmü içerdiği söylenebilse debizden başka hiçbir ülkede böyle bir hükmün bulunmadığını ifade etmek gerekir.
Anayasa Mahkemesi sonraki bir başvuruda red kararı verirken dahaönce hiç göz önüne almadığı yeni bir aykırılık nedenine dayanılma olasılığınaişaret eden (ÖZBUDUN, 2000: 407; KUZU, 1990:188-89, DURAN, 1990:20) Akademikgörüşlere de dikkat etmek gerekmektedir.
Mahkememizin verdiği bir red kararı ile denetlenmiş normun,yıllara sari toplum dinamiklerinin değişiminde uzunca bir süre olan 10 yılakadar denetimsiz bir alan sınırı içinde kaldığı düşünüldüğünde, bunun sadeceaynı Kanun hükmünün aynı Anayasa hükmüne aykırılık nedenleri ile sınırlı olmasıgerektiği, denetlenmemiş maddeler yönünden yasak kapsamında kalmış olmasınınhukuğa hizmet etmek olmayacağı ve yukarıda anlatılan nedenler ile aksigörüşteki çoğunluk gerekçesine katılınmamıştır.
Üye
Serruh KALELİ