ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2015/61
Karar Sayısı : 2016/172
Karar Tarihi : 2.11.2016
R.G. Tarih-Sayı : 9.12.2016-29913
İPTAL DAVASINI AÇAN: TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri M. Akif HAMZAÇEBİ, Engin ALTAY ve Levent GÖK ilebirlikte 121 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 27.3.2015tarihli ve 6639 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun’un;
A- 4. maddesiyle değiştirilen, 24.5.2013 tarihli ve 6487sayılı Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun’un 33. maddesinin (4) numaralı fıkrasının;
1- Birinci cümlesinde yer alan “…10/12/2003tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesihükmüne tabi olmaksızın…” ibaresinin,
2- İkinci cümlesinin “…takip eden yıllarda ise hertakvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespitve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak…”bölümünün,
B- 5. maddesiyle 28.3.1983 tarihli ve 2809 sayılı YükseköğretimKurumları Teşkilatı Kanunu’na eklenen ek 158. maddenin;
1- İkinci fıkrasının;
a- Birinci cümlesinde yer alan “…ile MütevelliHeyetinden…” ibaresinin,
b- İkinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerinin,
c- Altıncı cümlesinde yer alan “Mütevelli Heyetinin” ibarelerinin,
2- Üçüncü fıkrasının,
3- Dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “MütevelliHeyetinin teklifi ve…” ibaresinin,
4- Beşinci ve altıncı fıkralarının,
C- 18. maddesiyle 14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılıElektrik Piyasası Kanunu’na eklenen geçici 18. maddenin,
D- 22. maddesiyle 3.6.2011 tarihli ve 638 sayılı Gençlik veSpor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’yeeklenen geçici 13. maddenin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yeralan “…Bakanlık Merkez Teşkilatı ile Spor Genel Müdürlüğü ve…” ibaresinin,
E- 23. maddesiyle 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun HükmündeKararname’ye eklenen ek 18. maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının,
F- 24. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin eki (I)sayılı Cetvelin “A- Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa GöreAlanlar” kısmının “1-Kadroları Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alanpersonel ile Teknik Hizmetler, Sağlık ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri ileAvukatlık Hizmetleri sınıflarında bulunan personelden ek ödeme oranları ilgiligruplarında düzenlenmeyen ve kadro unvanları bu bölümde yer alan personel” bölümünün;
1- (d) sırasında yer alan “büyükşehir belediyesibulunan illerin il özel idaresi genel sekreter yardımcısı, diğer illerin ilözel idaresi genel sekreteri,” ibaresinin “il özel idaresigenel sekreteri,” şeklinde değiştirilmesinin,
2- (e) sırasında yer alan “büyükşehir belediyesibulunan illerin il özel idaresi I. hukuk müşaviri, büyükşehir belediyesibulunmayan illerin il özel idaresi genel sekreter yardımcısı,” ibaresinin “ilözel idaresi genel sekreter yardımcısı,” şeklinde değiştirilmesinin,
3- (g) sırasına “il yazı işleri müdürü” ibaresindenönce gelmek üzere eklenen “İl nüfus ve vatandaşlıkmüdürü,” ibaresinin,
G- 28. maddesiyle 4.11.1983 tarihli ve 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu’nun 4. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesine “raylıtaşıma sistemleri” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “iletünel” ibaresinin,
H- 29. maddesiyle 4.5.2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternetOrtamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenenSuçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’a eklenen 8/A maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkralarının,
I- 32. maddesiyle 5.11.2008 tarihli ve 5809 sayılı ElektronikHaberleşme Kanunu’nun yeniden düzenlenen 51. maddesinin;
1- (2) numaralı fıkrasında yer alan “…ilgili mevzuatınve…” ibaresinin,
2- (6) numaralı fıkrasında yer alan “…ilgili mevzuathükümleri saklı kalmak kaydıyla,…” ibaresinin,
3- (8) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…İlgilimevzuatın ve…” ibaresinin,
4- (13) numaralı fıkrasının,
Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 20., 22.,26., 28., 35., 36., 40., 46., 55., 70., 87., 90., 123., 125., 128., 130., 132.,138., 153., 161., 162. ve 172. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKÜMLERİ
İptali istenilen kuralların yer aldığı 6639 sayılı Kanun’un;
1- 4. maddesiyle değiştirilen 6487 sayılı Kanun’un 33.maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
“(4) Vakfa, amaçlarını gerçekleştirmeküzere, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve KontrolKanununun 29 uncu maddesi hükmüne tabi olmaksızın her yıl ocak ayıiçinde aktarılmak üzere Sağlık Bakanlığı bütçesinde ödenek ayrılır. Ayrılacakbu tutar 2015 yılında 15.000.000 TL olarak, takip eden yıllarda ise hertakvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespitve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak belirlenir.”
2- 5. maddesiyle 2809 sayılı Kanun’a eklenen ek 158. maddeşöyledir:
“İstanbul’da Sağlık Bilimleri Üniversitesi adıyla yeni birüniversite kurulmuştur. Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;
a) Tıp Fakültesi,
b) Hemşirelik Fakültesi,
c) Yaşam Bilimleri Fakültesi,
d) Sağlık Bilimleri Fakültesi,
e) Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu,
f) Sağlık Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
Üniversitenin yönetim organları, 2547 sayılı YükseköğretimKanununda öngörülen organlar ile Mütevelli Heyetinden oluşur. MütevelliHeyeti; Sağlık Bakanlığı Müsteşarı, Rektör, Sağlık Bakanının seçeceği iki üyeile Yükseköğretim Kurulu tarafından seçilen profesör unvanına sahip bir üyeolmak üzere, toplam beş üyeden oluşur. Mütevelli Heyetine SağlıkBakanlığı Müsteşarı, Müsteşarın katılmadığı toplantılara Rektör başkanlık eder. MütevelliHeyeti, en az dört üye ile toplanır ve salt çoğunlukla karar alır. Bakan veYükseköğretim Kurulu tarafından seçilen üyelerin görev süresi dört yıldır.Mütevelli Heyetinin çalışma usul ve esasları, MütevelliHeyetinin teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir.
Mütevelli Heyetinin görevleri şunlardır:
a) Üniversitenin stratejik planını ve bütçe teklifini onaylamak.
b) Kamu kurum ve kuruluşları ve gerçek ve özel hukuk tüzelkişileriyle iş birliği yapılmasına ve ortak projeler yürütülmesine kararvermek.
c) Yurt içinde ve yurt dışında Üniversiteye ait birimlerin vebölümlerin kurulmasını teklif etmek.
d) Rektör tarafından gündeme alınması önerilen konularda kararvermek.
Üniversite, Birleşmiş Milletlerin resmî dil olarak kabul ettiğidiller öncelikli olmak üzere, yabancı dilde eğitim veren program açma, yabancıyükseköğretim kurumları ile ortak program yürütme de dâhil olmak üzere yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarıyla her türlü iş birliğine dair protokolyapabilir. Yabancı dilde eğitim veren programlara, yurt dışından öğrenci kabuledilebilir. Mütevelli Heyetinin teklifi ve YükseköğretimKurulunun uygun görüşü üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile yurt dışındaÜniversiteye ait birimler kurulabilir. Yurt dışında eğitim yapılabilmesi vepersonel istihdam edilebilmesi ile bu birimlerde görevlendirilecek öğretimelemanlarına yapılacak ödemeler, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarakÜniversite Yönetim Kurulunun belirleyeceği usul ve esaslara göre yapılır.
Üniversite, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı eğitim vearaştırma hastaneleriyle 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık HizmetleriTemel Kanununun ek 9 uncu maddesi çerçevesinde birlikte kullanım protokolleriyaparak sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürütür. Üniversiteninbirlikte kullanım protokolü imzaladığı eğitim ve araştırma hastaneleri, aynızamanda Üniversitenin uygulama ve araştırma merkezi statüsü kazanır.Üniversiteye tahsis edilecek öğretim elemanı kadroları, temel bilimler hariçolmak üzere, birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanesinin eğitimbirimleri ve ihtiyacı dikkate alınarak, Rektörün önerisi üzerine MütevelliHeyeti tarafından il bazında belirlenir ve öğretim üyesi atamaları bu kadrolarayapılır. Üniversitenin birimlerine tahsis edilecek öğretim üyesi norm kadrosayısı, Rektörün önerisi ve Mütevelli Heyetinin onayı ile Yükseköğretim Kurulutarafından tespit edilir.
Mekteb-i Tıbbiyye-i Şâhâne adıyla hizmet vermek üzere inşa edilenve hâlen Marmara Üniversitesi adına tahsisli olan Haydarpaşa Kampüsü, SağlıkBilimleri Üniversitesine tahsis edilmiştir.
3- 18. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’a eklenen geçici 18.madde şöyledir:
“(1) 1/1/2016 tarihine kadar, teknik ve teknik olmayankayıplarının oranı ülke ortalamasının üzerinde olan dağıtım bölgelerinde, diğerdağıtım bölgelerinden farklı düzenlemeler yapılmasına, hedef kayıp-kaçakoranlarının bir önceki yılın gerçekleşmeleri dikkate alınarak ve sonrakiuygulama dönemleri de dâhil olmak üzere yeniden belirlenmesine Kurulyetkilidir.”
4- 22. maddesiyle 638 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenengeçici 13. maddenin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte; BakanlıkMerkez Teşkilatı ile Spor Genel Müdürlüğü ve Yüksek Öğrenim Kredi veYurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünde; Genel Müdür Yardımcısı, Müşavir, TeftişKurulu Başkanı, I. Hukuk Müşaviri, Müstakil/Unvanlı Daire Başkanı, Daire Başkanı,Bölge Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü,Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürü, Federasyon Genel Sekreteri, Yurt Müdürüve Gençlik Merkezi Müdürü kadrolarında bulunanların görevleri hiçbir işlemegerek kalmaksızın sona erer. Bu fıkrada sayılanlar Araştırmacı kadrolarınahâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmışsayılır. Ancak, ilgililerin önceki kadroları ile atandıkları yeni kadroarasında mali haklar bakımından bir fark bulunması durumunda bu fark, 14/7/1965tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 91 inci maddesinin ikincifıkrasında düzenlenen usul ve esaslar çerçevesinde aradaki fark kapanıncayakadar ödenir. Araştırmacı kadro veya pozisyonları atama işleminin yapıldığıtarihte hiçbir işleme gerek kalmaksızın ihdas edilmiş ve herhangi bir sebepleboşalması hâlinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.”
5- 23. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen ek18. maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:
“22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ile 27/7/1967tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hariç olmaküzere, tabi oldukları personel kanununa bakılmaksızın Başbakanlık, bakanlıklar,bağlı ve ilgili kuruluşlar ile başkan ve üyeleri hariç olmak üzere 10/12/2003tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (III) sayılıCetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve Tasarruf MevduatıSigorta Fonunda;
a) Görevden alınan veya görev süreleri sona eren müsteşarlar ileek göstergesi 7600 ve daha yüksek tespit edilen yönetici kadrolarındabulunanlar Başbakanlık merkez müşaviri kadrolarına, ek göstergesi 7000 olanyönetici kadrolarında bulunanlar Başbakanlık müşaviri kadrolarına,
b) (a) bendinde belirtilenler hariç olmak üzere ek göstergesi 6400ve daha yüksek tespit edilen yönetici kadrolarında veya pozisyonlarındabulunanlardan Başbakanlık Merkez Teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarındaolanlar görevden alındıklarında veya görev süreleri sona erdiğinde Başbakanlıkmüşaviri, bakanlık merkez teşkilatları ile bağlı ve ilgili kuruluşlarındaolanlar bakanlığın müşavir kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici kurumlar ileTasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda olanlar kurumlarının müşavir veya danışmankadro veya pozisyonlarına,
c) Ek göstergeleri 3600 (dâhil) ila 6400 (hariç) olarak tespitedilen yönetici kadro veya pozisyonlarında bulunanlar görevden alındıklarındaveya görev süreleri sona erdiğinde;
1) Daha önce 657 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin “Ortak Hükümler”bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde sayılan merkez teşkilatına aitkadrolar ile mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri aynı veyabenzer nitelik arz eden merkez teşkilatına ait kadro veya pozisyonlardabulunanlar daha önceki bu kadro veya pozisyonlarına,
2) Daha önce (1) numaralı alt bentte belirtilen kadrolardabulunmayanlardan ek göstergesi 3600 (dâhil) ila 6400 (hariç) olarak tespitedilen yönetici kadro veya pozisyonlarında toplam en az üç yıl görev yapmışolanlar ilgili kuruma ait (1) numaralı alt bentte yer alan kadro veyapozisyonlardan kurumlarınca tespit edilmiş olan kadro veya pozisyonlarına,
3) (2) numaralı alt bentte belirtilenlerden üç yıldan az görevyapmış olanlar, bu maddeye göre ihdas edilmiş sayılan merkez veya taşrateşkilatına ait araştırmacı kadro veya pozisyonlarına,
ç) Ek göstergesi 3600’den daha düşük tespit edilen yönetici kadroveya pozisyonlarında bulunanlar görevden alındıklarında veya görev sürelerisona erdiğinde;
1) Daha önce 657 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin “Ortak Hükümler”bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde sayılan kadrolar ile mesleğealınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri aynı veya benzer nitelik arzeden kadro veya pozisyonlarda bulunanlar daha önceki bu kadro veyapozisyonlarına,
2) Diğerleri, bu maddeye göre ihdas edilmiş sayılan merkez veyataşra teşkilatına ait araştırmacı kadro veya pozisyonlarına,
atanırlar. Bu şekilde atananlardan bir ay içinde taleptebulunanlar, atamaya yetkili amirler tarafından bu fıkra kapsamında yer alanyönetici kadro veya pozisyonları dışındaki daha önce bulundukları veya öğrenimdurumları itibarıyla ihraz etmiş oldukları unvanlara ilişkin kadro veyapozisyonlara bir ay içinde atanırlar.
Birinci fıkra kapsamında atananlar ile anılan fıkranın son cümlesiuyarınca talep üzerine yapılacak atamalar için uygun boş kadro veya pozisyonbulunmaması hâlinde, bunlar için başka bir işleme gerek kalmaksızın, söz konusukadro veya pozisyonlar ihdas edilmiş ve kurumların kadro veya pozisyoncetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş sayılır. Bu şekilde ihdas edilmişsayılan kadro ve pozisyonlar boşalması hâlinde, herhangi bir işleme gerekkalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Anılan kadro ve pozisyonlara atananlar,atamaya yetkili amirleri tarafından belirlenen birimlerde istihdam edilir.
Birinci fıkra hükmü kapsamında atananlardan birinci fıkrakapsamında yer alan yönetici kadro veya pozisyonlarında kesintisiz olarak en aziki yıl fiilen görev yapmış olanların mali hakları, atandıkları söz konusukadro veya pozisyonlarda bulunmaları kaydıyla, atandıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren ikinci yılın sonuna kadar fiili çalışmaya bağlı ödemelerhariç, önceki görevine ait ödeme unsurları esas alınarak verilmeye devamedilir.”
6- 24. maddesiyle değiştirilen 375 sayılı Kanun HükmündeKararname’nin eki (I) sayılı cetvelin “A- Aylıklarını 657 sayılı DevletMemurları Kanununa Göre Alanlar” kısmının, “1- Kadroları Genel İdareHizmetleri Sınıfında yer alan personel ile Teknik Hizmetler, Sağlık ve YardımcıSağlık Hizmetleri ile Avukatlık Hizmetleri sınıflarında bulunan personelden eködeme oranları ilgili gruplarında düzenlenmeyen ve kadro unvanları bu bölümdeyer alan personel” bölümünün (d), (e) ve (g) sıraları şöyledir:
“(I) SAYILI CETVEL
EK ÖDEME ORANLARI
Ek Ödeme Oranı
(%)
Kadro ve Görev Unvanı
d) Genel müdür yardımcısı,il özel idaresi genel sekreteri, büyükşehir belediyesi genel sekreter yardımcısı, ek göstergeleri genel müdür yardımcısı düzeyinde veya daha yüksek tespit edilen I. hukuk müşaviri, başkan yardımcısı ve kurum ve kurul başkanı unvanlı kadrolarda bulunanlar
190
e) Daire Başkanı, kadrolu yönetim kurulu üyesi, genel sekreter, İş Sağlığı ve Güvenliği Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Başkanı, il özel idaresi genel sekreter yardımcısı, diğer I. hukuk müşaviri, il belediye başkan yardımcısı
185
g) (…) , İl nüfus ve vatandaşlık müdürü, il yazı işleri müdürü, il idare kurulu müdürü, il mahalli idare müdürü, il planlama ve koordinasyon müdürü, dernekler il müdürü, il afet ve acil durum müdürü, hukuk müşaviri, fakülte ve yüksekokul sekreteri, basın ve halkla ilişkiler müşaviri, basın müşaviri, müşavir, müdür, şube müdürü, ilçe müftüsü, başkan, daire başkan yardımcısı, kurum sekreteri, merkez sekreteri, enstitü sekreteri, genel sekreter yardımcısı, tiyatro müdür yardımcısı, Atatürk Kültür Merkezi müdür yardımcısı, opera ve bale müdür yardımcısı, (1) birlik sekreteri, müze başkanı, KİT’lerde başuzman, diğer belediye başkan yardımcıları ve (f) sırasında sayılanların yardımcıları
170
7- 28. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’un değişiklik yapılan 4.maddesi şöyledir:
“İrtifak hakkı kurulması
Madde 4- Taşınmaz malın mülkiyetinin kamulaştırılması yerine, amaçiçin yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın belirli kesimi, yüksekliği,derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulabilir.
(Ek fıkra : 10/9/2014 - 6552/99 md.) Ancak, maliklerinin mülkiyethakkının kullanılmasının engellenmemesi, can ve mal güvenliği bakımındangerekli önlemlerin alınması kaydıyla, kamu yararına dayalı olarak taşınmazlarınüstünde teleferik ve benzeri ulaşım hatları ile her türlü köprü, taşınmazlarınaltında metro ve benzeri raylı taşıma sistemleri ile tünel yapılabilir.Taşınmazların mülkiyet hakkının kullanımının engellenmemesi hâlinde,taşınmazlara ilişkin herhangi bir kamulaştırma yapılmaz. Yapılan yatırım nedeniyletaşınmaz maliklerinden değer artış bedeli alınamaz.”
8- 29. maddesiyle 5651 sayılı Kanun’a eklenen 8/A maddesinin(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğininkorunması, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesininönlenmesi veya genel sağlığın korunması sebeplerinden bir veya bir kaçına bağlıolarak hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Başbakanlık veya millîgüvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genelsağlığın korunması ile ilgili bakanlıkların talebi üzerine Başkanlık tarafındaninternet ortamında yer alan yayınla ilgili olarak içeriğin çıkarılması ve/veyaerişimin engellenmesi kararı verilebilir. Karar, Başkanlık tarafından derhâl erişimsağlayıcılara ve ilgili içerik ve yer sağlayıcılara bildirilir. İçerikçıkartılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının gereği, derhâl ve en geçkararın bildirilmesi anından itibaren dört saat içinde yerine getirilir.
(2) Başbakanlık veya ilgili Bakanlıkların talebi üzerine Başkanlıktarafından verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı,Başkanlık tarafından, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayınasunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde, kararkendiliğinden kalkar.”
9- 32. maddesiyle 5809 sayılı Kanun’un yeniden düzenlenen 51. maddesişöyledir:
“Kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğin korunması
MADDE 51- (1) Kişisel verilerin işlenmesinde; hukuka ve dürüstlükkurallarına uygun olması, doğru ve gerektiğinde güncel olması, belirli, açık vemeşru amaçlar için işlenmesi, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülüolması ile işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmesiilkelerine uyulur.
(2) Elektronik haberleşmenin ve ilgili trafik verisinin gizliliğiesas olup, ilgili mevzuatın ve yargı kararlarının öngördüğüdurumlar haricinde, haberleşmeye taraf olanların tamamının rızası olmaksızınhaberleşmenin dinlenmesi, kaydedilmesi, saklanması, kesilmesi ve takip edilmesiyasaktır.
(3) Elektronik haberleşme şebekeleri, haberleşmenin sağlanmasıdışında abonelerin/kullanıcıların terminal cihazlarında bilgi saklamak veyasaklanan bilgilere erişim sağlamak amacıyla işletmeciler tarafından ancakilgili abonelerin/kullanıcıların verilerin işlenmesi hakkında açık ve kapsamlıolarak bilgilendirilmeleri ve açık rızalarının alınması kaydıylakullanılabilir.
(4) İşletmeciler şebekelerinin, abonelerine/kullanıcılarına aitkişisel verilerin ve sundukları hizmetlerin güvenliğini sağlamak amacıyla uygunteknik ve idari tedbirleri alır.
(5) Bu Kanunun 49 uncu maddesi kapsamında veya kamu yararınınsağlanması amacıyla Kurum tarafından işletmecilere getirilen yükümlülüklerinyerine getirilebilmesi için kişisel veriler işlenebilir.
(6) Kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasına ilişkin ilgilimevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, trafik ve konum verileriancak ilgili kişilerin açık rızaları alınmak koşuluyla yurt dışınaaktarılabilir.
(7) Trafik verileri; trafiğin yönetimi, arabağlantı, faturalama,usulsüzlük/dolandırıcılık tespitleri ve benzeri işlemleri gerçekleştirmek veyatüketici şikâyetleri ile arabağlantı ve faturalama anlaşmazlıkları başta olmaküzere, uzlaşmazlıkların çözümü amacıyla sadece işletmeci tarafındanyetkilendirilen kişilerle sınırlı kalmak kaydıyla işlenir ve buuzlaşmazlıkların çözüm süreci tamamlanıncaya kadar gizliliği ve bütünlüğüsağlanarak saklanır. Katma değerli elektronik haberleşme hizmetlerininsunulması ya da elektronik haberleşme hizmetlerinin pazarlanması amacıylaihtiyaç duyulan trafik verileri ile konum verileri anonim hâle getirilerek veyailgili abonelerin/kullanıcıların açık rızalarının alınması ve sadece işletmecitarafından yetkilendirilen kişilerle sınırlı kalmak kaydıyla, belirtilenfaaliyetlerin gerektirdiği ölçü ve sürede işlenebilir.
(8) İşletmeciler konum verilerinin işlenmesindeabonelere/kullanıcılara bu verilerin işlenmesini reddetme imkânı sağlar. İlgilimevzuatın ve yargı kararlarının öngördüğü durumlar haricinde ancakacil yardım çağrıları ile 29/5/2009 tarihli ve 5902 sayılı Afet ve Acil DurumYönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda tanımlanan afetve acil durum hâllerinde abonelerin/kullanıcıların açık rızası aranmaksızınkonum verileri ve ilgili kişilerin kimlik bilgileri işletmeci tarafındanyetkilendirilen kişilerle sınırlı olmak kaydıyla işlenebilir.
(9) Abone/kullanıcı şikâyetlerinin incelenmesi ve denetimfaaliyetleri kapsamında trafik ve konum verileri ile kişisel veriler,belirtilen faaliyetlerle sınırlı olmak kaydıyla işlenebilir.
(10) Bu Kanun kapsamında sunulan hizmetlere ilişkin olarak;
a) Soruşturma, inceleme, denetleme veya uzlaşmazlığa konu olankişisel veriler ilgili süreç tamamlanıncaya kadar,
b) Kişisel verilere ve ilişkili diğer sistemlere yapılanerişimlere ilişkin işlem kayıtları iki yıl,
c) Kişisel verilerin işlenmesine yönelik abonelerin/kullanıcılarınrızalarını gösteren kayıtlar asgari olarak abonelik süresince,
saklanır. Veri kategorileri ile haberleşmenin yapıldığı tarihtenitibaren bir yıldan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere verilerin saklanmasüreleri yönetmelikle belirlenir.
(11) İşletmeciler, tahsilata ilişkin riskin yönetilmesi ve kötüniyetli kullanımların önlenmesi amacıyla abonelerin elektronik haberleşmehizmetlerine yönelik fatura tutarı ve ödeme bilgilerini diğer işletmecilerlepaylaşabilir veya işleyebilir.
(12) Bu Kanun kapsamında kişisel verilerin gizliliğinin,güvenliğinin ve amacı doğrultusunda kullanılmasının temininden işletmecilersorumludur.
(13) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurumtarafından belirlenir.”
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Recep KÖMÜRCÜ,Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, ErdalTERCAN, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ’inkatılımlarıyla 17.6.2015 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurmatalebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Fatih ŞAHİN tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen kanun hükümleri,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (1) numaralıfıkrası gereğince Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep AKDAĞ, Müsteşar Prof.Dr. Eyüp GÜMÜŞ, Müsteşar Yardımcısı Hüseyin ÇELİK, Sağlık Politikaları KuruluÜyesi Av. Adem KESKİN, I. Hukuk Müşaviri Av. Erol GÖKDÖL, Türkiye KamuHastaneleri Kurumu I. Hukuk Müşaviri Av. Erol DEMİRCİ, Sağlık BilimleriÜniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet ERDÖL, Türk Tabipleri Birliği MerkezKonseyi İkinci Başkanı Prof. Dr. Sinan ADIYAMAN, Ankara Tabip Odası Bir ÖncekiDönem Başkanı Prof. Dr. Çetin ATASOY ve Hukuk Bürosu Avukatı ZiynetÖZÇELİK’in, 20.10.2016 tarihli sözlü açıklamaları dinlendiktensonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun’un 4. Maddesiyle Değiştirilen 6487 Sayılı Kanun’un33. Maddesinin (4) Numaralı Fıkrasının;
1- Birinci Cümlesinde Yer Alan “…10/12/2003 tarihli ve5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesi hükmünetabi olmaksızın…” İbaresinin İncelenmesi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
3. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralla Türkiye YeşilayVakfına aktarılacak kamu kaynağının amacına uygun kullanılıp kullanılmadığınındenetim dışı bırakılmasının kamu yararıyla bağdaşmadığı belirtilerek kuralın,Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. Dava konusu kuralla, Sağlık Bakanlığı bütçesinden TürkiyeYeşilay Vakfına aktarılması öngörülen ödeneğin 5018 sayılı Kanun’un 29.maddesine tâbi olmayacağı hüküm altına alınmaktadır.
5. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa veyasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
6. Kuvvetler ayrılığı esasına dayanan demokratik yönetimbiçiminde, yürütme organına gelir toplama ve harcama yetkisi tanıyan bütçelerinyapımı, halkın temsilcilerinden oluşan yasama organının asli görevlerindendir.Yasama organı açısından aynı zamanda bir hak olan bu görev, yürütmenin bütçeile ilgili işlemlerinin doğru, güvenilir ve kanunlara uygun bir şekildeyürütülüp yürütülmediğinin denetimini de kaçınılmaz kılmaktadır. Bu bağlamda,yasama organının, halk adına kamu gelirlerini toplama ve yine halk adına bugelirleri harcama konusunda yürütme organına sınırları belirlenmiş yetkivermesi ve sonuçlarını denetlemesine “bütçe hakkı” denilmektedir.Anayasa’nın 87., 160., 162. ve 164. maddelerine göre bütçe hakkı Türkiye BüyükMillet Meclisi’nindir (TBMM). Bütçe, hükümetin Meclis’e karşı temel sorumlulukmekanizmasıdır. Meclis, bütçe ile hükümete gelir toplama ve gider yapma yetkisivermekte, bu yetkinin uygun kullanılmasını da bütçe sürecinin bir parçası olankesin hesap faaliyeti ile denetlemektedir. Bütçe uygulamalarının denetimigörevi, bütçe işlemlerinin gün geçtikçe nitelik ve nicelik itibariyle artmasıve karmaşıklaşması nedeniyle yasama organı adına tarafsız ve uzman kuruluşlartarafından yerine getirilmektedir. Ülkemizde de bu görev, Anayasa’nın 160.maddesiyle Sayıştay’a verilmiştir. Yasama organının, yürütme organı üzerindekibütçe denetimi büyük ölçüde Sayıştay tarafından yapılan bu denetimleredayanmaktadır.
7. Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlikkurumları ve mahallî idarelerden oluşan kamu idarelerinin malî yönetimi vekontrolüne ilişkin usul ve esaslar ise 5018 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir.Anılan Kanun’la, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekildeelde edilmesi, kullanılması, muhasebeleştirilmesi ve raporlanması, ayrıcakaynakların kötüye kullanımının önlenmesi için yetkili kamu görevlileriningerekli önlemlerin alınmasından sorumlu tutulması ve Kanun’da belirtilenyöntemlere uygun olarak kamu otoritelerine hesap vermeleri öngörülmüştür.
8. 5018 sayılı Kanun’un 29. maddesinin birinci fıkrasında, genelyönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla;kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık vebenzeri teşekküllere yardım yapılabileceği kural altına alınmış; ikincifıkrasında, bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi vekamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usullerin Maliye Bakanlığıncahazırlanarak Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği ifadeedilmiştir.
9. 6487 sayılı Kanun’un 33. maddesinin birinci fıkrasında, TürkiyeYeşilay Cemiyeti tarafından Cemiyet ile aynı amaçları gerçekleştirmek üzeremerkezi İstanbul’da olan “Türkiye Yeşilay Vakfı” adında Vakıf kurulmasıöngörülmüş; maddenin (4) numaralı fıkrasında, Vakfa, amaçlarını gerçekleştirmeküzere, her yıl ocak ayı içinde aktarılmak üzere Sağlık Bakanlığı bütçesindeödenek ayrılacağı belirtilmiş ve dava konusu kuralla, aktarılacak ödeneğin 5018sayılı Kanun’un 29. maddesi hükmüne tabi olmayacağı hüküm altına alınmıştır.
10. Türkiye Yeşilay Vakfı da diğer vakıflar gibi 5737 sayılıVakıflar Kanunu’na tâbidir. 5737 sayılı Kanun’un 33. maddesinde, vakıflarındenetimine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Anılan maddenin sonfıkrasında, vakıfların amaca ve yasalara uygunluk denetimi ile iktisadîişletmelerinin faaliyet ve mevzuata uygunluk denetiminin Vakıflar GenelMüdürlüğünce yapılacağı belirtilmiş; Kanun’un 10. maddesinde de, vakfın amacıdoğrultusunda faaliyette bulunmayan, vakıf mallarını ve gelirlerini amaçlarınauygun olarak kullanmayan vakıf yöneticilerinin vakfın yerleşim yeri asliyehukuk mahkemesince görevlerinden alınabileceği hüküm altına alınmıştır.Dolayısıyla, Sağlık Bakanlığı bütçesinden Türkiye Yeşilay Vakfına aktarılmasıöngörülen ödeneğin amacına uygun şekilde kullanılıp kullanılmadığı VakıflarGenel Müdürlüğünün denetimine tabi olup kamu kaynağının denetim dışı kalmasısöz konusu değildir.
11. Bu itibarla, 5018 sayılı Kanun’un 29. maddesine tabiolmaksızın Sağlık Bakanlığı bütçesinden Türkiye Yeşilay Vakfına ödenek aktarılmasınıöngören kuralın, kamu kaynağının keyfî olarak kullanılmasına sebebiyet verdiğisöylenemeyeceğinden kuralda hukuk devleti ilkesine aykırı bir hususbulunmamaktadır.
12. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
2- İkinci Cümlesinin “…takip eden yıllarda ise her takvimyılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılıVergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit veilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak…” Bölümününİncelenmesi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
13. Dava dilekçesinde özetle, Sağlık Bakanlığı bütçesinden TürkiyeYeşilay Vakfına ödenek aktarılmasına ilişkin kuralın nitelik olarak bütçekanununda düzenlenmesi gerektiği, bu kapsamda, 2016 ve sonrasındaki yıllar içinSağlık Bakanlığı bütçesinden Türkiye Yeşilay Vakfına ödenek aktarılmasınaolanak tanınmasının bütçenin yıllık olması ilkesiyle bağdaşmadığı gibi gelecekyıllarda halkın iradesiyle şekillenecek parlamentonun bütçe yapma hakkının daengellendiği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 87., 161. ve 162. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
14. 6487 sayılı Kanun’un 33. maddesinin (4) numaralı fıkrasınındava konusu bölümü içeren ikinci cümlesinde; Türkiye Yeşilay Vakfına, 2015 yılıiçin Sağlık Bakanlığı bütçesinden 15.000.000 TL ödenek ayrılması öngörülmüş,dava konusu kuralla da 15.000.000 TL tutarındaki ödeneğin, takip eden yıllardaher takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 213 sayılı Vergi UsulKanunu’nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilenyeniden değerleme oranında artırılarak Yeşilay Vakfına aktarılacağı hükümaltına alınmıştır.
15. Anayasa’nın 87. maddesinde, TBMM’nin “kanun koymak,değiştirmek ve kaldırmak” görev ve yetkisinin yanı sıra“bütçe kanuntasarılarını görüşmek ve kabul etmek” görev ve yetkisine de ayrıca yerverilmiştir. Bütçe kanunlarını öteki kanunlardan ayrı tutan bu kuralkarşısında, kanun ile düzenlenmesi gereken bir konunun bütçe kanunu iledüzenlenmesi veya herhangi bir kanunda yer alan hükmün bütçe kanunları iledeğiştirilmesi ve kaldırılması olanaksızdır.
16. Anayasa’nın 88. maddesinde, kanunların TBMM’de teklif,görüşülme usul ve esasları düzenlenirken, bütçe kanunlarının görüşülme usul veesasları 162. maddede ayrıca belirtilmiştir. Bu maddeyle bütçe kanuntasarılarının görüşülmesinde ayrı bir yöntem kabul edilmiş, Genel Kuruldaüyelerin gider arttırıcı veya gelir azaltıcı tekliflerde bulunmaları önlenmişve Anayasa’nın 89. maddesiyle de Cumhurbaşkanı’na bütçe kanunlarını bir dahagörüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderme yetkisi tanınmamıştır. Öte yandan,Anayasa’nın 163. maddesinde bütçede değişiklik yapılabilmesi esasları ayrıcadüzenlenmiş, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklikyapma yetkisi verilemeyeceği belirtilmiştir.
17. Anayasa’nın anılan maddeleri incelendiğinde, bütçe kanunlarınabütçe ile ilgili olmayan kurallar konulmamasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.Anayasa’da birbirinden tamamen ayrı ve değişik olarak düzenlenen bu ikikanunlaştırma yönteminin doğal sonucu olarak, olağan kanun ile düzenlenmesigereken bir konunun, bütçe kanunu ile düzenlenmesi, değiştirilmesi veyakaldırılması olanaksızdır. Bu durum, Anayasa’nın 161. maddesinde “Bütçekanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz.”denilmek suretiyle ifade edilmiştir. “Bütçe ile ilgili hükümler” kavramı,mali nitelikteki hükümleri değil, kanun konusu olabilecek bir kuralıkapsamaması koşuluyla bütçenin uygulanması ile ilgili, uygulamayıkolaylaştırıcı ve açıklayıcı nitelikte hükümleri ifade etmektedir. Anayasa’nın161. maddesinin getiriliş amacı, bütçe kanunlarında, yıllık bütçe kavramıdışındaki konulara yer vermemek, böylece bütçe kanunlarını ilgisiz kurallardanuzak tutarak kendi yapısı içinde bütünleştirmektir.
18. Anayasa Mahkemesinin 29.1.2014 tarihli, E:2013/66, K:2014/19sayılı kararında da vurgulandığı üzere bir kuralın uygulanması sonucu gelirelde edilecek ya da harcama yapılacak olması, o kuralın bütçe kanunu kapsamındayer alması zorunluluğunu doğurmamaktadır. Bu çerçevede, kamu kurumlarınınödeneklerine ilişkin kuralların kanun konusu yapılabilmesine bir engelbulunmamaktadır. Bütçe kanunlarında ilgili kurumun o yıla ait ödenek miktarıile harcama usul ve esasları düzenlenmekle birlikte, ödeneklere ilişkin genelve soyut nitelikteki tüm kuralların, bütçe kanununda yer alması zorunludeğildir. Bu kapsamda, Türkiye Yeşilay Vakfına, amaçlarını gerçekleştirmeküzere, 2015 yılı için Sağlık Bakanlığı bütçesinden ayrılan 15.000.000 TLtutarındaki ödeneğin, takip eden yıllarda da yeniden değerleme oranındaartırılarak aktarılmaya devam edilmesini öngören kuralın, Anayasa’nın bütçe ileilgili kurallarına aykırılığından söz edilemez.
19. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 87., 161. ve 162.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
B- Kanun’un 5. Maddesiyle 2809 sayılı Kanun’a Eklenen Ek 158.Maddenin;
1- İkinci Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…ileMütevelli Heyetinden…” İbaresinin İncelenmesi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
20. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralla Sağlık BilimleriÜniversitesi için üyelerinin çoğunluğunu merkezi idarenin belirlediği üyelerdenoluşan Mütevelli Heyeti adı altında bir yönetim organı öngörülmesinin,Üniversitenin bilimsel özerkliğini ortadan kaldırdığı, bu Heyet üzerindenSağlık Bakanlığı’na, Üniversiteyi dolaylı yoldan kontrol etme yetkisitanındığı, Anayasa’da sadece Türk Silahlı Kuvvetleri ile emniyet teşkilatına bağlıyükseköğretim kurumlarıyla sınırlı olarak özel düzenlemeler yapılmasına olanaktanındığından Sağlık Bilimleri Üniversitesine diğer Devlet üniversitelerinenazaran özel bir statü verilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek kuralın,Anayasa’nın 130. ve 132. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
21. 2809 sayılı Kanun’un ek 158. maddesiyle “Sağlık BilimleriÜniversitesi” adı altında yeni bir üniversite kurulmuştur. Maddenin ikincifıkrasının dava konusu ibareyi de içeren birinci cümlesinde, Sağlık BilimleriÜniversitesi yönetim organlarının, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’ndaöngörülen organlar ile Mütevelli Heyetinden oluşacağı hüküm altına alınmaktaolup dava konusu kural cümlede yer alan “…ile Mütevelli Heyetinden…”ibaresidir.
22. Anayasa’nın 130. maddesinde, çağdaş eğitim-öğretim esaslarınadayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insangücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerdeeğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye veinsanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine vebilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulacağıbelirtilmiş; yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri vebunların seçimleri, görev, yetki ve sorumluluklarının kanunla düzenleneceğihüküm altına alınmıştır. Buna göre, kanun koyucu, anayasal ilkelere uygun olmakkoşuluyla, yükseköğretim kurumlarının organları ile işleyişleri ve bunlarınseçimleri, görev, yetki ve sorumluluklarını belirleme yetkisine sahiptir.
23. Devlet üniversitelerinde yönetim organlarının hangibirimlerden oluşacağı 2547 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 13.,14. ve 15. maddelerinde üniversite organları “Rektör, Senato, ÜniversiteYönetim Kurulu” olarak belirlenmiştir. Dava konusu kuralda ise SağlıkBilimleri Üniversitesi yönetim organlarının, 2547 sayılı Kanun’da öngörülenorganlar ile Mütevelli Heyetinden oluşacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göreanılan Üniversitenin yönetim organları; Rektör, Senato, Üniversite YönetimKurulu ve Mütevelli Heyetinden oluşmaktadır.
24. Anayasa’nın 130. maddesinin dokuzuncu fıkrasında yükseköğretimkurumlarının organlarını belirleme yetkisi kanun koyucuya verilmiştir. Kanunkoyucu, Anayasa’nın ilgili kurallarına bağlı olarak, yükseköğretim kurumlarınınyönetim organlarını belirleyebilir. Bu konuda kanun koyucuyu sınırlandırananayasal bir kural bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Sağlık Bilimleri Üniversitesiiçin diğer devlet üniversitelerinden farklı bir teşkilatlanma öngörülebilir. Buitibarla, dava konusu kuralla, Sağlık Bilimleri Üniversitesi için 2547 sayılıKanun’da öngörülen organlara ilave olarak “Mütevelli Heyeti” adı altındabir yönetim organı öngörülmesi, kanun koyucunun yükseköğretim kurumlarınınorganlarını belirleme kapsamında takdir yetkisinde olup kuralda Anayasa’nın130. maddesine aykırı bir husus bulunmamaktadır.
25. Dava dilekçesinde, Mütevelli Heyetinin çoğunluğunun merkeziidarenin belirlediği üyelerden oluşmasının, Üniversitenin bilimsel özerkliğinizedeleyeceği ileri sürülmekte ise de dava konusu kuralda sadece SağlıkBilimleri Üniversitesinin yönetim organlarının hangi birimlerden oluşacağıdüzenlenmektedir. Mütevelli Heyetinin kimlerden oluşacağı ise ek 158. maddeninikinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenmektedir. Bu nedenle, adı geçenÜniversite için 2547 sayılı Kanun’da sayılan yönetim organlarına ilave olarakMütevelli Heyeti şeklinde yeni bir yönetim organı öngören kuralın,Üniversitenin bilimsel özerkliğini zedelediği söylenemez. Heyetin üye yapısınayönelik Anayasa’ya aykırılık iddialarının dava konusu kural kapsamındadeğerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
26. Anayasa’nın 132. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri veemniyet teşkilatına bağlı yükseköğretim kurumlarının özel kanunlarınınhükümlerine tâbi olacağı belirtilmek suretiyle anılan kurumlar tarafındankurulacak yükseköğretim kurumlarının kendine özgü koşulları da dikkate alınarakdiğer üniversitelerden farklı bir hukuki rejime tabi tutulmasına olanaktanınmıştır.
27. Dava konusu kuralla, Sağlık Bilimleri Üniversitesi içinMütevelli Heyeti adı altında yeni bir yönetim organı oluşturulması anılanüniversiteye özel bir statü verildiği anlamına gelmemektedir. Nitekim SağlıkBilimleri Üniversitesi de tıpkı diğer Devlet üniversiteleri gibi Anayasa’nın130. ve 131. maddelerinde yükseköğretim kurumları için öngörülen kurallara tabiolduğu gibi kuruluş kanununda belirtilen hükümler hariç olmak üzereyükseköğretim kurumlarının teşkilatlanma, işleyiş, görev, yetki vesorumluluklarını düzenleyen 2547 sayılı Kanun’a tabidir.
28. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 130. ve 132.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
2- İkinci Fıkrasının Dördüncü Cümlesinin ve Altıncı Cümlesinde YerAlan “Mütevelli Heyetinin” İbarelerinin İncelenmesi
a. İptal Taleplerinin Gerekçesi
29. Dava dilekçesinde özetle, 2809 sayılı Kanun’un ek 158.maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ile MütevelliHeyetinden…” ibaresine yönelik gerekçelerle kuralların, Anayasa’nın 130. ve132. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
30. Dava konusu kurallarda, Mütevelli Heyetinin, en az dört üyeile toplanıp salt çoğunlukla karar alacağı ve Mütevelli Heyetinin çalışma usulve esaslarının, Mütevelli Heyetinin teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulu (YÖK)tarafından belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
31. Sağlık Bilimleri Üniversitesinde Mütevelli Heyeti adı altındayeni bir yönetim organı oluşturulmasını öngören 2809 sayılı Kanun’un ek 158.maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ile MütevelliHeyetinden…” ibaresine ilişkin gerekçeler dava konusu kurallar yönünden degeçerlidir. Anayasa’nın 130. maddesi uyarınca kanun koyucu, anayasal ilkelereuygun olmak koşuluyla, yükseköğretim kurumlarına ait organların işleyişlerineyönelik usul ve esasları belirleme yetkisine sahiptir.
32. Bu bağlamda, Sağlık Bilimleri Üniversitesi için bir yönetimorganı olarak öngörülen Mütevelli Heyetinin en az dört üye ile toplanıp saltçoğunlukla karar almasını öngören kural ile Heyetin, çalışma usul veesaslarının belirlenmesi konusunda YÖK’e teklifte bulunma yetkisi tanıyan kurallar,yükseköğretim kurumlarına ait organların çalışma düzenlerinin belirlenmesineyönelik olup, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır. Kaldı ki Heyetinçalışma usul ve esaslarının belirlenmesinde nihai yetki YÖK’e aittir. MütevelliHeyetinin bu konudaki yetkisi sadece teklif sunmaktan ibarettir.
33. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 130. ve 132.maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
3- Üçüncü Fıkrası ile Dördüncü Fıkrasının Üçüncü Cümlesinde YerAlan “Mütevelli Heyetinin teklifi ve…” İbaresinin İncelenmesi
a. İptal Taleplerinin Gerekçesi
34. Dava dilekçesinde özetle, 2547 sayılı Kanun’da, Devletüniversitelerinin yönetim organlarına ait olan yetkilerin, dava konusukurallarla Sağlık Bilimleri Üniversitesinde, Sağlık Bakanlığının kontrolüaltında olan Mütevelli Heyetine verilmesinin, üniversite özerkliğiylebağdaşmadığı, Mütevelli Heyetine yurtdışında üniversiteye ait birimler kurmayıteklif etme görevi verilmesinin, diğer Devlet üniversitelerinde görev yapanpersonel ile Sağlık Bilimleri Üniversitesinde görev yapan personel arasındaayrımcılığa neden olduğu belirtilerek kuralların, Anayasa’nın 10., 130. ve 132.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
35. Dava konusu üçüncü fıkrayla, Sağlık Bilimleri Üniversitesiiçin yönetim organlarından biri olarak öngörülen Mütevelli Heyetine;Üniversitenin stratejik planını ve bütçe teklifini onaylama, kamu kurum vekuruluşları ile gerçek ve özel hukuk tüzel kişileriyle işbirliği yapılmasına veortak projeler yürütülmesine karar verme, yurt içinde ve yurt dışındaÜniversiteye ait birimlerin ve bölümlerin kurulması için YÖK’e tekliftebulunma, Rektör tarafından gündeme alınması önerilen konularda karar vermeyetkisi tanınmaktadır. Dördüncü fıkranın üçüncü cümlesinde ise Bakanlar Kurulukararıyla yurt dışında Üniversiteye ait birimler kurulabilmesi için, MütevelliHeyetinin teklifi ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü aranmakta olup “MütevelliHeyetinin teklifi ve” ibaresi dava konusunu oluşturmaktadır.
36. Sağlık Bilimleri Üniversitesinde Mütevelli Heyeti adı altındayeni bir yönetim organı oluşturulmasını öngören 2809 sayılı Kanun’un ek 158.maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ile MütevelliHeyetinden…” ibaresine ilişkin gerekçeler bu kurallar yönünden degeçerlidir. Anayasa’nın 130. maddesinin dokuzuncu fıkrasında, yükseköğretimkurumlarının kuruluş ve organları ile bunların görev, yetki vesorumluluklarının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre kanunkoyucu, Sağlık Bilimleri Üniversitesi için bir yönetim organı olarak öngörülenMütevelli Heyetinin görevlerini belirleme konusunda takdir yetkisine sahiptir.
37. Dava konusu kurallarla Mütevelli Heyetine verilen görev veyetkiler, Üniversitenin genel idari faaliyetlerine yöneliktir. Bu yetki vegörevlerin, hangi yönetim organı tarafından kullanılacağını belirleme yetkisiAnayasa’nın 130. maddesi uyarınca kanun koyucuya aittir. Dolayısıyla, yukarıdaanılan görev ve yetkilerin Sağlık Bilimleri Üniversitesi için bir yönetimorganı olarak öngörülen Mütevelli Heyeti tarafından yerine getirilmesiniöngören kurallar yükseköğretim kurumlarına ait organların görev, yetki vesorumluluklarının belirlenmesi kapsamında olup, kanun koyucunun takdiryetkisinde kalmaktadır.
38. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 130. ve 132.maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
39. Kuralların Anayasa’nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
4- İkinci Fıkrasının İkinci ve Üçüncü Cümlelerininİncelenmesi
a. İptal Taleplerinin Gerekçesi
40. Dava dilekçesinde özetle, Sağlık Bilimleri Üniversitesi içinyönetim organı olarak öngörülen Mütevelli Heyetinin, başkan dahil üç üyesininSağlık Bakanlığı Müsteşarı ile Sağlık Bakanı tarafından atanacak iki kişidenoluşmasının, Üniversitenin, Sağlık Bakanlığının kontrolüne geçmesine sebebiyetvereceği, bu durumun ise üniversite özerkliğiyle bağdaşmadığı belirtilerekkuralların, Anayasa’nın 130. ve 132. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
41. Dava konusu kurallarda, Sağlık Bilimleri ÜniversitesiMütevelli Heyetinin; Sağlık Bakanlığı Müsteşarı, Rektör, Sağlık Bakanınınseçeceği iki üye ile YÖK tarafından seçilen profesör unvanına sahip bir üyeolmak üzere toplam beş üyeden oluşacağı, Mütevelli Heyetine Sağlık BakanlığıMüsteşarının, Müsteşarın katılmadığı toplantılara ise Rektörün başkanlık etmesiöngörülmüştür.
42. Anayasa’nın 130. maddesinde üniversiteler anayasal bir kuruluşolarak kabul edilmiş ve maddenin birinci fıkrasında, üniversitelerle ilgilibaşlıca kurallar belirlenmiştir. Anılan fıkrada, üniversitelerin, “kamu tüzelkişiliğineve bilimsel özerkliğe sahip olmaları” ve “Devlet tarafındankanunla kurulmaları” öngörülmüştür. Maddenin dokuzuncu fıkrasında dayükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunlarınseçimleri, görev, yetki ve sorumluluklarının kanunla düzenleneceği hüküm altınaalınmıştır. Buna göre, yükseköğretim kurumlarının yönetim organlarınınkimlerden oluşacağını belirleme yetkisi kanun koyucuya aittir. Ancak, kanunkoyucunun bu yetkisini anayasal sınırlar içinde özellikle üniversitelerinbilimsel özerkliğini göz önünde tutarak kullanması gerekir.
43. Bilimsel özerklik, bilimsel çalışmaların üniversite ortamındayürütülebilmesinin olmazsa olmaz koşulu olup üniversite mensuplarının, ekonomikve siyasi yönden nüfuz sahibi bulunan kişi ve kurumların baskısı, yönlendirmesiolmadan ve toplumda hâkim olan düşünce ve kabuller doğrultusunda sonuçlaravarmak gibi bir zorunluluk hissetmeden sadece bilimsel ölçütler ve etikkurallar çerçevesinde eğitim, öğretim, araştırma ve yayın yapabilmeolanaklarına sahip bulunmalarını ifade etmektedir. Üniversitelerin bilimselözerkliği, üniversitelerde yürütülen eğitim, araştırma, yayın ve benzerietkinliklerin planlanması, düzenlenmesi ve icra edilmesi aşamalarında, yönetimyetkisinin serbestçe kullanılabilmesini, belirtilen faaliyetlerle ilgili üniversitekaynaklarının kullanımına yönelik kararların üniversite yönetim organlarıncaserbestçe alınabilmesini gerektirmektedir.
44. Anayasa’nın 130. maddesinin birinci fıkrasında,üniversitelerin bilimsel özerkliğe sahip kamu tüzelkişileri olarak tanımlanmasıve bunların ancak Devlet tarafından kanunla kurulabileceklerinin hükmebağlanması ile güdülen amacın, siyasal çevrelerin, özellikle iktidarların vedeğişik baskı gruplarının, üniversite çalışmaları ile eğitim ve öğretimi etkialtında tutabilme yolunu kapatmak ve bu çalışmaların bilimsel gerekler vegereksinmelerden başka, herhangi bir dış etkiden uzak kalacak bir ortamdasürdürülmesini sağlamak olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
45. Yukarıda yer alan tanımdan da anlaşılacağı üzere bilimselözerklik, idari ve mali özerklikle birlikte üniversitelerin özerkliği içinolmazsa olmaz nitelikte bir bütünün parçalarını oluşturmaktadır. Bu unsurlardanherhangi birine yapılacak müdahale diğer unsurların da olumsuz şekildeetkilenmesine sebebiyet verecektir. Bu bağlamda, üniversite yönetimorganlarının, merkezi idarenin müdahalesine olanak verecek şekildeyapılandırılması, diğer bir ifadeyle üniversitelerin, merkezi idare tarafındandoğrudan atanan kişiler tarafından yönetilmesi, bu kurumların bilimselözerkliğini de doğrudan etkileyecektir. Zira, üniversite mensuplarının,bilimsel ölçütler ve etik kurallar çerçevesinde eğitim, öğretim, araştırma veyayın yapabilmesi için, herhangi bir dış etkiden uzak kalacak bir ortamınbulunması zorunludur.
46. 2547 sayılı Kanun’da Devlet üniversiteleri için yönetimorganları Rektör, Yönetim Kurulu ve Senato olarak belirlenmiştir. Bu organlar,akademik kadrolardan teşekkül etmektedir. 2809 sayılı Kanun’un ek 158.maddesinin ikinci fıkrasının dava konusu ikinci cümlesinde ise SağlıkBilimleri Üniversitesinin yönetim organlarından biri olarak öngörülen MütevelliHeyetinin; Sağlık Bakanlığı Müsteşarı, Rektör, Sağlık Bakanının seçeceği ikiüye ile YÖK tarafından seçilen profesör unvanına sahip bir üye olmak üzere,toplam beş üyeden oluşması öngörülmüştür. Mütevelli Heyetinin, görev ve yetkialanına giren konularda salt çoğunlukla karar alabileceği göz önündebulundurulduğunda, merkezi idareyi temsil eden Sağlık Bakanlığının Müsteşarıile Sağlık Bakanının doğrudan seçeceği üyeler, karar alma sürecinde belirleyiciolacaktır.
47. Kanun’un ek 158. maddesinin üçüncü ve devamı fıkralarındaMütevelli Heyetinin görev ve yetkileri sıralanmıştır. Mütevelli Heyetine,üniversitenin stratejik planını onaylama ve üniversiteye tahsis edileceköğretim elemanı kadrolarını, birlikte kullanılan eğitim ve araştırmahastanesinin ihtiyacını da dikkate almak suretiyle il bazında belirleme, normkadro sayısını onaylama gibi yetkiler verilmiştir. Anılan hükümler bir bütünhalinde değerlendirildiğinde, Mütevelli Heyetine, Üniversite yönetiminde sözhakkı tanındığı anlaşılmaktadır.
48. Mütevelli Heyetinin üniversite yönetimine ilişkin mevcutyetkileri ve Mütevelli Heyetinin en az dört üye ile toplanıp salt çoğunluklakarar alabileceği göz önünde bulundurulduğunda, heyet üyelerinin çoğunluğununSağlık Bakanlığı Müsteşarı ile Sağlık Bakanının seçeceği iki üyedenoluşmasının, merkezi idareye, Mütevelli Heyeti kanalıyla üniversite yönetimineilişkin karar alma sürecinde belirleyici olacak şekilde söz hakkı tanıyacağı açıktır.Merkezi idareye, üniversite üzerinde denetim ve gözetim yetkisini aşannitelikte bir yetki tanınması ise Anayasa’nın 130. maddesiyle güvence altınaalınan bilimsel özerklik ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
49. Açıklanan nedenlerle 2809 sayılı Kanun’un ek 158. maddesininikinci fıkrasının ikinci cümlesi, Anayasa’nın 130. maddesine aykırıdır. İptaligerekir.
50. Kural, Anayasa’nın 130. maddesine aykırı bulunarak iptaledildiğinden, Anayasa’nın 132. maddesi yönünden ayrıca incelenmesine gerekgörülmemiştir.
51. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında,kanunun belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümününuygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesince iptalinekarar verilebileceği öngörülmektedir.
52. Mütevelli Heyetinin üye yapısını düzenleyen Kanun’un ek 158.maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin iptali nedeniyle, kuralladoğrudan ilgili olan, Mütevelli Heyetine, Sağlık Bakanlığı Müsteşarının,Müsteşarın katılmadığı toplantılara Rektörün başkanlık edeceğini düzenleyen ek158. maddenin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinin uygulanma olanağıkalmadığından, bu cümlenin de 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrası gereğince iptali gerekir.
53. Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, Recai AKYEL ve Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ 2809 sayılıKanun’un ek 158. maddesinin ikinci fıkrasının üçüncücümlesinin iptali yönündeki görüşe katılmamışlardır.
5- İkinci Fıkrasının Beşinci Cümlesinin İncelenmesi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
54. Dava dilekçesinde özetle, 2809 sayılı Kanun’un ek 158.maddesinin ikinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerine yönelik gerekçelerlekuralın, Anayasa’nın 130. ve 132. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
55. Dava konusu kuralda, Mütevelli Heyetine, Bakan ve YÖKtarafından seçilen üyelerin görev süresinin dört yıl olduğu belirtilmiştir.
56. Sağlık Bilimleri Üniversitesinde Mütevelli Heyeti adı altındayeni bir yönetim organı oluşturulmasını öngören 2809 sayılı Kanun’un ek 158.maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ile MütevelliHeyetinden…” ibaresine ilişkin gerekçeler dava konusu kural yönünden degeçerlidir. Anayasa’nın 130. maddesi uyarınca kanun koyucu, anayasal ilkelereuygun olmak koşuluyla, yükseköğretim kurumlarının organları ile bunların görev,yetki ve sorumluluğuna yönelik usul ve esasları belirleme yetkisine sahiptir.
57. Bu bağlamda, Sağlık Bilimleri Üniversitesi için bir yönetimorganı olarak öngörülen Mütevelli Heyeti üyelerinin görev sürelerini düzenleyenkural, yükseköğretim kurumlarına ait organların çalışma düzenlerininbelirlenmesine yönelik olup, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.Kural, Mütevelli Heyetinin oluşumunu düzenleyen Kanun’un ek 158. maddesininikinci fıkrasının ikinci cümlesinden bağımsız şekilde değerlendirildiğinde,Anayasa’nın yükseköğretim kurumlarını düzenleyen kurallarına aykırı bir husustaşımamaktadır.
58. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 130. ve 132.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
6- Beşinci Fıkrasının Birinci ve İkinci Cümlelerininİncelenmesi
a. İptal Taleplerinin Gerekçesi
59. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kurallarla Türkiye KamuHastaneleri Kurumuna bağlı eğitim ve araştırma hastanelerinin tamamının, SağlıkBakanlığının kontrolünde olan Sağlık Bilimleri Üniversitesinin uygulama vearaştırma merkezi haline getirilmesinin üniversitelerin özerkliğiylebağdaşmadığı, Üniversitedeki tıp eğitiminin teorik kısmının İstanbul’dakimerkez kampüste, araştırma ve uygulama kısmının ise eğitim araştırmahastanelerinin bulunduğu illerde verilmesinin eğitim bütünlüğünü bozduğu,belirtilen eğitimin nasıl yapılacağı konusunda belirlilik bulunmadığı, ayrıcadava konusu kuralların diğer Devlet Üniversitelerinin, eğitim ve araştırmahastaneleriyle işbirliği yapmalarını da engellediği belirtilerek kuralların,Anayasa’nın 2. ve 130. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
60. Dava konusu kurallarla, Sağlık Bilimleri Üniversitesinin,Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriyle 3359sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesi çerçevesinde birliktekullanım protokolleri yaparak uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürüteceği,Üniversitenin birlikte kullanım protokolü imzaladığı eğitim ve araştırmahastanelerinin aynı zamanda Üniversitenin uygulama ve araştırma merkezistatüsünü kazanacağı hüküm altına alınmaktadır.
61. Anayasa’nın 130. maddesinin dokuzuncu fıkrasında,yükseköğretim kurumlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlarla ilişkilerininkanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre kanun koyucu, anayasalilkelere uygun olmak koşuluyla, yükseköğretim kurumları ile kamu kurum vekuruluşları arasında ne tür bir işbirliği yapılabileceğini ve bu işbirliğininusul ve esaslarını belirleme konusunda takdir yetkisine sahiptir.
62. 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesiyle, Türkiye KamuHastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin ilgilibirimlerinin karşılıklı olarak işbirliği çerçevesinde birliktekullanılabilmesine olanak tanınmış ve birlikte kullanıma ilişkin usul veesaslar düzenlenmiştir. Maddede, birlikte kullanılacak sağlık birimlerinde,sağlık hizmetinin yanı sıra hem lisans hem de uzmanlık eğitimi verilmesiöngörülmüştür.
63. Dava konusu kurallarla, Sağlık Bilimleri Üniversitesinin dediğer üniversiteler gibi Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı eğitim vearaştırma hastaneleriyle kullanım protokolleri yapabilmesi sağlanmıştır. Bunagöre adı geçen Üniversite, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı eğitim vearaştırma hastaneleriyle protokol yapabilecek ve protokol yapılan hastanelerÜniversitenin uygulama ve araştırma merkezi statüsünde olacaktır.
64. Sağlık Bilimleri Üniversitesine de diğer üniversiteler gibiTürkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriylebirlikte kullanım protokolleri yapma olanağı tanıyan ve bu hastanelerinüniversitenin uygulama ve araştırma merkezine dönüştürülmesini öngören kurallaryükseköğretim kurumları ile kamu kurum ve kuruluşları arasında yapılacakişbirliğine yönelik olup, Anayasa’nın 130. maddesinin dokuzuncu fıkrasıkapsamında kanun koyucunun takdir yetkisindedir.
65. Dava dilekçesinde, uygulama ve araştırma merkezlerinde tıpeğitiminin nasıl yapılacağı konusunda belirsizlik bulunduğu ileri sürülmekteise de, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı eğitim ve araştırmahastanelerinin, Üniversite ile birlikte kullanımına ilişkin usul ve esaslar3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinde düzenlenmektedir. Dolayısıyla, buiddianın, dava konusu kurallar kapsamında değerlendirilmesine olanakbulunmamaktadır.
66. Sağlık Bilimleri Üniversitesinin merkez kampüsünün İstanbul’daolması nedeniyle teorik eğitimin İstanbul’da, uygulamaya yönelik eğitimin başkabir şehirdeki eğitim ve araştırma hastanesinde verilmesinin tıp eğitimininbütünlüğünü bozacağına yönelik iddianın incelenmesi ise yerindelik denetimininkapsamında bulunduğundan bu husus anayasallık denetiminin kapsamı dışındadır.
67. Diğer taraftan dava konusu kurallarda, eğitim ve araştırmahastanelerinin yalnızca Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile protokolyapabileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Dolayısıyladava konusu kurallar, diğer üniversitelerin eğitim ve araştırma hastaneleriyleimzaladıkları protokollerin sona ermesine neden olmadığı gibi diğerüniversiteler ile eğitim ve araştırma hastaneleri arasında yeni protokolleryapılmasına da engel oluşturmamaktadır.
68. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 130. maddesineaykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
69. Kuralların Anayasa’nın 2. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
7- Beşinci Fıkrasının Üçüncü ve Dördüncü Cümlelerinin İncelenmesi
a. İptal Taleplerinin Gerekçesi
70. Dava dilekçesinde özetle, Sağlık Bilimleri Üniversitesine aitbirimlere tahsis edilecek kadroları il bazında belirleme ve Üniversitebirimlerine tahsis edilecek öğretim üyesi norm kadro sayısını onaylamayetkisinin Sağlık Bakanlığının kontrolündeki Mütevelli Heyetine verilmesinin,tıp eğitiminin Sağlık Bakanlığına devredilmesi anlamına geldiği, bu durumun üniversiteözerkliği ile bağdaşmadığı belirtilerek kuralların, Anayasa’nın 130. maddesineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
71. Dava konusu kurallarla, Sağlık Bilimleri Üniversitesine tahsisedilecek öğretim elemanı kadrolarının, temel bilimler hariç olmak üzere,birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanesinin eğitim birimleri veihtiyacı dikkate alınarak, Rektörün önerisi üzerine Mütevelli Heyeti tarafındanil bazında belirleneceği ve öğretim üyesi atamalarının bu kadrolarayapılacağı, Üniversitenin birimlerine tahsis edilecek öğretim üyesi normkadro sayısının, Rektörün önerisi ve Mütevelli Heyetinin onayı ile YÖKtarafından tespit edileceği belirtilmiştir.
72. 2809 sayılı Kanun’un ek 158. maddesinin ikinci fıkrasınınbirinci cümlesinde yer alan “…ile Mütevelli Heyetinden…” ibaresineilişkin gerekçeler bu kurallar yönünden de geçerlidir. Anayasa’nın 130.maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kanun koyucu anayasal sınırlar içindeMütevelli Heyetinin görevlerini belirleme konusunda takdir yetkisine sahiptir.Bu bağlamda, Sağlık Bilimleri Üniversitesine tahsis edilecek öğretim elemanıkadrolarının, temel bilimler hariç olmak üzere, birlikte kullanılan eğitim vearaştırma hastanesinin eğitim birimleri ve ihtiyacı dikkate alınarak, Rektörünönerisi üzerine Mütevelli Heyeti tarafından il bazında belirlenmesini veöğretim üyesi atamalarının bu kadrolara yapılmasını, Üniversitenin birimlerinetahsis edilecek öğretim üyesi norm kadro sayısının Rektörün önerisi veMütevelli Heyetinin onayı üzerine YÖK tarafından tespit edilmesini öngörenkurallar, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.
73. Diğer taraftan, üniversitelerde istihdam edilecek öğretimelemanlarının kadrolarının belirlenmesinde üniversite yönetimorganlarına yetki verilmesi Anayasa’nın 130. maddesiyle üniversitelere tanınanbilimsel özerklikle de uyumludur.Sağlık Bilimleri Üniversitesindebu yetkinin,Üniversitenin yönetim organı olan Mütevelli Heyetine verilmesi ise kanun koyucununtakdiryetkisindedir. Kaldı ki, norm kadro sayısının tespiti bakımından nihaiyetki de YÖK’everilmiştir.
74. Dava dilekçesinde, öğretim elemanı kadrolarınınbelirlenmesinde yetkinin Sağlık Bakanlığının kontrolündeki Mütevelli Heyetineverilmesinin tıpeğitiminin Sağlık Bakanlığına devredilmesi anlamına geldiğiileri sürülmekte ise deMütevelli Heyetinde Sağlık Bakanlığınınbelirleyiciolmasını sağlayan kural iptal edildiğinden, böyle bir sakıncanın meydanagelmesi de söz konusu değildir.
75. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 130. maddesineaykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
76. M. Emin KUZ 2809 sayılı Kanun’un ek 158. maddesinin beşincifıkrasının üçüncü cümlesi yönünden bu görüşe katılmamıştır.
8- Altıncı Fıkrasının İncelenmesi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
77. Dava dilekçesinde özetle, Marmara Üniversitesine tahsisli olanHaydarpaşa Kampüsünün, tahsis amacı ortadan kalkmadan veya tahsis amacı dışındakullanıldığı tespit edilmeden Sağlık Bilimleri Üniversitesine tahsisedilmesinin kamu yararıyla bağdaşmadığı, niteliği itibarıyla idari işlem olanve idarenin yetkisinde bulunan tahsis işlemine karşı yargı yolunu kapatmakamacıyla tahsisin kanun hükmüyle yapıldığı, Marmara Üniversitesinin uygungörüşünü almadan ve başka bir bina tahsis edilmeden Kampüsün devredilmesinin,Üniversitenin eğitim hizmetlerini yerine getirmesine de engel olduğubelirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 36., 123., 125. ve 130. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
78. Dava konusu kuralla, Mekteb-i Tıbbiyye-i Şâhâne adıyla hizmetvermek üzere inşa edilen ve hâlen Marmara Üniversitesi adına tahsisli olanHaydarpaşa Kampüsünün, Sağlık Bilimleri Üniversitesine tahsis edilmesiöngörülmektedir.
79. Yasamanın genelliği ilkesi gereğince Anayasa’nın temelilkeleri ile yasaklayıcı hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla kanun koyucu herkonuda düzenleme yapma yetkisine sahiptir.
80. Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması,hukuk devleti olmanın gereğidir. Anayasa’nın çeşitli hükümlerinde yer alan kamuyararı kavramının Anayasa’da bir tanımı yapılmamıştır. Anayasa Mahkemesikararlarında belirtildiği gibi, kamu yararı, bireysel, özel çıkarlardan ayrı vebunlara üstün olan toplumsal yarardır. Kamu yararı düşüncesi olmaksızın, yalnızözel çıkarlar için veya yalnız belli kişilerin yararına olarak kanun hükmükonulamaz. Böyle bir durumun açık bir biçimde ve kesin olarak saptanmasıhalinde, söz konusu kanun hükmü Anayasa’nın 2. maddesine aykırı düşer.Açıklanan ayrık hâl dışında, bir kanun hükmünün ülke gereksinimlerine uygun olupolmadığı ve hangi araç ve yöntemlerle kamu yararının sağlanabileceği bir siyasîtercih sorunu olarak kanun koyucunun takdirinde olduğundan, bu kapsamda kamuyararı değerlendirmesi yapmak anayasa yargısıyla bağdaşmaz.
81. Anayasa’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesininbirinci fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.” denilerek, yargı mercilerine başvurabilme vebunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvencealtına alınmıştır.
82. Tahsis, kamu idareleri ve Hazinenin özel mülkiyetinde bulunantaşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların, kamuhizmetlerinin yerine getirilmesi için mülkiyeti kendilerinde kalmak koşuluylakamu idareleri veya köy tüzel kişiliklerinin kullanımına bırakılmasını ifadeetmektedir. Anayasa’da, söz konusu taşınmazların tahsisine ilişkin birdüzenleme bulunmadığından kanun koyucu, anayasal sınırlar içinde kalmak, kamuyararı ve hizmetin gereklerini dikkate almak koşuluyla kamu mallarınıntahsisine ilişkin kuralları belirleme yetkisine sahiptir.
83. Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazların kamu idarelerineveya köy tüzel kişiliklerine tahsisine ilişkin kurallar 5018 sayılı Kanun’dadüzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 47. maddesinin birinci fıkrasında, kamuidarelerinin, kanunlarında belirtilen kamu hizmetlerini yerine getirebilmekiçin mülkiyetlerindeki taşınmazları, birbirlerine ve köy tüzel kişiliklerinebedelsiz olarak tahsis edebileceği belirtildikten sonra ikinci fıkrasında,Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazları tahsis etmeye, kamu ihtiyaçları içingerekli olmayanların tahsisini kaldırmaya Maliye Bakanlığının yetkili olduğubelirtilmiştir.
84. Dava konusu kuralda ise Marmara Üniversitesine tahsisli olanHaydarpaşa kampüsünün, Sağlık Bilimleri Üniversitesine tahsis edilmesiöngörülmektedir. Kuralın gerekçesinde, ülkemizin ilk modern tıp fakültesi olanMekteb-i Tıbbiyye-i Şâhâne için inşa edilen ve uzun yıllar tıp fakültesi olarakhizmet veren ve halen Marmara Üniversitesine tahsisli olan HaydarpaşaKampüsünün, yeni kurulan Sağlık Bilimleri Üniversitesine tahsis edilmesiyle,büyük mimari değeri yanında ülkemizde tıp eğitimi alanında tarihten gelen özelbir konumu da bulunan bu binanın misyonuna uygun olarak tarihi adıyla birlikteyaşatılması amacıyla Kampüsün ilk kurulduğu adla hizmet vermek üzere, yenikurulan Sağlık Bilimleri Üniversitesine tahsisinin sağlandığı ifade edilmiştir.Bu yönüyle kuralın kamu yararına aykırı bir amaçla ihdas edildiği söylenemez.Bu itibarla, kamu yararı amacı dışında bir amaç gözettiği saptanamayan ve kanunkoyucunun takdir yetkisi kapsamında kalan kuralda, hukuk devleti ilkesineaykırılık bulunmamaktadır.
85. Yasamanın genelliği ilkesi gereğince kanun koyucu, hazineninözel mülkiyetindeki taşınmazların tahsisini kanunla yapabileceği gibi esas veusulleri kanunda gösterilmek koşuluyla idari işlemle yapılmasına da olanaktanıyabilir. Bu bağlamda, Haydarpaşa kampüsü kanun koyucu tarafından davakonusu kuralla Sağlık Bilimleri Üniversitesine tahsis edilmiştir. Kanuni birdüzenlemeyle oluşturulan bu durumun, hukuka uygun olup olmadığının tespiti iseanayasal bir sorun olup, kanun hükmünün Anayasa’ya uygunluğunun denetiminiAnayasa Mahkemesi yapmaktadır. Dolayısıyla, Haydarpaşa Kampüsünün idari birişlem yerine kanun hükmüyle Sağlık Bilimleri Üniversitesine tahsis edilmesininhak arama hürriyetini ortadan kaldırdığı söylenemez.
86. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
87. Kuralın Anayasa’nın 123., 125. ve 130. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
C- Kanun’un 18. Maddesiyle 6446 Sayılı Kanun’a Eklenen Geçici 18.Maddenin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
88. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralla Enerji PiyasasıDüzenleme Kuruluna (EPDK) elektrik enerjisinin dağıtımında ortaya çıkankayıp-kaçakların azaltılmasına ilişkin detayları belli olmayan muğlak bir yetkitanındığı, elektrik dağıtım piyasasının özelleştirilmesi sonucu ihaleyi kazananşirketlerin kayıp-kaçak oranlarını azaltmak için verdiği hedefleriyakalayamaması nedeniyle oluşan zararın tüketicilere yansıtılmasına yasal zeminoluşturulduğu, bu durumun aynı zamanda özelleştirme şartnamesine de müdahaleanlamına geldiği, bu şekilde kamu yararından ziyade elektrik piyasasındafaaliyet gösteren işletmelerin çıkarlarının gözetildiği, faturalarını düzenlişekilde ödeyen elektrik abonelerine kayıp-kaçak bedeli altında ek maliyükümlülükler getirilmesinin anayasal bir dayanağının bulunmadığı, YargıtayHukuk Genel Kurulunun kayıp-kaçak bedelinin tüketicilere iade edilmesineyönelik kararının da dava konusu kuralla etkisiz hale getirildiği belirtilerekkuralın, Anayasa’nın 2., 138. ve 172. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
89. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca, ilgisi nedeniyledava konusu kural Anayasa’nın 48. ve 167. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
90. Dava konusu kuralla, 1.1.2016 tarihine kadar, teknik ve teknikolmayan kayıplarının oranı ülke ortalamasının üzerinde olan dağıtımbölgelerinde, diğer dağıtım bölgelerinden farklı düzenlemeler yapılmasına,hedef kayıp-kaçak oranlarının bir önceki yılın gerçekleşmeleri dikkate alınarakve sonraki uygulama dönemleri de dâhil olmak üzere yeniden belirlenmesineEPDK’nın yetkili olduğu belirtilmektedir.
91. Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal birhukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Sosyal devlet, sosyal adaletin, sosyalrefahın ve sosyal güvenliğin gerçekleşmesini sağlayan devlettir. Ekonomik vemalî politikalar sosyal devletin gerçekleşmesini sağlayan araçlardır.
92. Anayasa’nın 48. maddesinde herkesin, dilediği alanda çalışmave sözleşme, özel teşebbüsler kurma hürriyetine sahip olduğu ve Devletin, özelteşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini,güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağıbelirtilmektedir. Anayasa’nın 167. maddesinde de, Devletin, para, kredi,sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcıve geliştirici tedbirleri alacağı ifade edilerek, ekonomik hayatın işleyişinidüzenlemek, gerektiğinde bu alana müdahale etmek hususunda görevli kılındığıanlaşılmaktadır.
93. Türkiye’de elektrik dağıtım sektöründe rekabetçi bir yapıoluşturmak amacıyla, elektrik dağıtımında tekel konumunda bulunan TürkiyeElektrik Dağıtım A.Ş’nin özelleştirilmesi öngörülmüştür. Bu çerçevedeözelleştirmenin etkinliği için elektrik dağıtımı bakımından ülke 21 bölgeyeayrılmış ve bölgesel düzeyde dağıtım faaliyetlerinin özelleştirilmesine kararverilmiştir.Özelleştirme ile kayıp-kaçak oranlarının azaltılması ve sektördekikamu tekelinin zayıflatılarak rekabetin artırılması amaçlanmıştır.
94. Teknik ve teknik olmayan kayıp şeklinde de ifade edilen “kayıp-kaçakelektrik”, dağıtım sistemine giren toplam enerji ile tüketicilere faturaedilen enerji arasındaki fark şeklinde tanımlanmaktadır. Bu kayıp, elektriğindağıtımı esnasında meydana gelen teknik sorunlardan meydana gelebileceği gibielektriğin mevzuata aykırı şekilde kullanılmasından da kaynaklanabilmektir.Özellikle kaçak elektrik kullanımı olarak da ifade edilen elektriğin mevzuataaykırı şekilde kullanımı nedeniyle oluşan kayıp oranları dağıtım bölgeleriarasında farklılık göstermekte, bu oran bazı dağıtım bölgelerinde ülkeortalamasının çok üzerine çıkabilmektedir.
95. Dava konusu kuralla, dağıtım bölgelerindeki sosyoekonomikşartlar ve tüketici alışkanlıkları da gözetilerek teknik ve teknik olmayankayıplarının oranı ülke ortalamasının üzerinde olan dağıtım bölgelerindegerekli tedbirleri alma ve hedef kayıp-kaçak oranlarını belirleme konusundaelektrik piyasasını düzenlemek ve denetlemekle görevli olan Enerji PiyasasıDüzenleme Kurulunun yetkili kılındığı anlaşılmaktadır. Böylece, Kurul, her birdağıtım bölgesinin bir yıl önceki kayıp-kaçak oranlarını dikkate alarakbölgesel bazda kayıp-kaçakla mücadele eylem planı hazırlayabilecek ve hedefkayıp-kaçak oranlarını belirleyebilecektir.
96. Kuralın gerekçesinde de, yapılan düzenlemeyle kayıp-kaçakoranının yüksek olduğu bölgeler için bölgelerin sosyoekonomik şartları vetüketici alışkanlıkları da gözetilmek suretiyle fiili kayıp-kaçak değerleridikkate alınarak kayıp hedeflerinin belirli süreyle yeniden tespitininamaçlandığı,teknik ve teknik olmayan kayıp oranları Türkiye ortalamasının çoküzerinde olan dağıtım bölgelerinde, kayıplarla etkin mücadele edilmesi vekayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi için mevcut ikincil düzenlemelerin ötesindeek önlemlerin alınması gerektiğinden, bu önlemlerin alınabilmesine yasal zeminoluşturmak amacıyla kuralın ihdas edildiği belirtilmiştir.
97. Anayasa’nın 48. ve 167. maddeleri gereğince Devlet, elektrikenerjisinin kaliteli, sürekli, kesintisiz, düşük maliyetli şekildetüketicilerin kullanımına sunulması ve bu sayede istikrarlı bir elektrikenerjisi piyasasının oluşturulması amacıyla gerekli tedbirleri almaklayükümlüdür. Dava konusu kuralın da elektrik enerjisi piyasasının sağlıklı birşekilde işlemesini sağlamaya yönelik tedbirler kapsamında ihdas edildiğianlaşılmaktadır. Kurala ilişkin yasama belgelerinin incelenmesinden ve kuralınobjektif anlamından kamu yararı dışında bir amaç güttüğüne dair bir sonucaulaşılamamaktadır.
98. Bu itibarla, tüketicilere güvenilir, kaliteli ve kesintisizelektrik enerjisi hizmeti verilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmakla görevliolan Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna, kayıp-kaçak oranının yüksek olduğudağıtım bölgelerinde sosyoekonomik şartları da gözeterek diğer dağıtımbölgelerinden farklı düzenlemeler yapma ve hedef kayıp-kaçak oranlarınıbelirleme yetkisi veren kural, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup hukukdevleti ilkesine aykırı olmadığı gibi, Devletin, milli ekonominin gereklerineuygun şekilde mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemesinisağlayıcı tedbirler almasını öngören Anayasa’nın 48. ve 167. maddelerinin degereğidir.
99. Kayıp-kaçak oranlarının azaltılabilmesi için alınması gerekentedbirler uzmanlık ve teknik bilgi gerektirmektedir. Bu nedenle dava konusukuralla, teknik ve teknik olmayan kayıplarının oranı ülke ortalamasınınüzerinde olan dağıtım bölgelerinde farklı düzenlemeler yapma konusunda EPDKyetkili kılınmış ve hedef kayıp-kaçak oranları belirlenirken bir önceki yılıngerçekleşmelerinin de dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu tedbirlerin nelerolduğunun kanun koyucu tarafından tek tek belirlenmesi mümkün değildir.Dolayısıyla,EPDK’ya dağıtım bölgeleri arasında farklı düzenlemeler yapma ve kayıp-kaçakoranlarının belirlenmesi konusunda sınırları belirsiz bir yetki verilmesi sözkonusu değildir.
100. EPDK’ya verilen yetki, kamu yararının sağlanmasının yanı sırahizmet gerekleri ve yetkiyi veren Kanun’un amacının gerçekleştirilmesi ilesınırlıdır. Kurul, takdir yetkisini kullanırken, hukukun genel ilkelerine vehakkaniyete de uygun davranmak zorunda olup işlemleri yargı denetimine tâbidir.Anayasa’nın 125. maddesinde, “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşıyargı yolu açıktır.”denilerek, idarenin hukuka bağlılığı, yargı denetimisayesinde etkili biçimde sağlanmış ve idare edilenler, idarenin kanunsuz vekeyfi davranışlarına karşı korunmuştur.
101. Diğer taraftan, dava dilekçesinde, kuralın, faturalarınıdüzenli şekilde ödeyen elektrik abonelerine kayıp-kaçak bedeli olarak ek maliyükümlülükler getirilmesine yasal zemin oluşturduğu belirtilerek, kuraluyarınca tüketicilere kayıp-kaçak bedeli adı altında ek bir mali yükümlülükgetirilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de, dava konusukuralda, tüketicilerden kayıp-kaçak bedeli alınacağına ilişkin herhangi birdüzenleme yer almadığından, kayıp-kaçak bedeli alınmasına yönelik Anayasa’yaaykırılık iddialarının dava konusu kural kapsamında değerlendirilmesine olanakbulunmamaktadır.
102. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 48. ve 167.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
103. Kuralın Anayasa’nın 138. ve 172. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
D- Kanun’un 22. Maddesiyle 638 Sayılı KHK’ya Eklenen Geçici 13.Maddenin (1) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…BakanlıkMerkez Teşkilatı ile Spor Genel Müdürlüğü ve…” İbaresinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
104. Dava dilekçesinde özetle, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile SporGenel Müdürlüğünün teşkilat yapılarında herhangi bir değişiklik olmamasınarağmen adı geçen kurumlarda genel müdür yardımcılarından şube müdürlerine kadargörev yapanların görevlerine son verilerek daha alt bir göreve atanmalarınınhukuki güvenlik ilkesini ihlalettiği, statü hukukunun temelindeki liyakatilkesiyle bağdaşmadığı, bu kişilerin yargı mercileri önünde dava açmahaklarının engellendiği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 36, 70. ve 125.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
105. 638 sayılı KHK’nın geçici 13. maddesinin (1) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı Merkez Teşkilatı ileSpor Genel Müdürlüğünde ve Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu GenelMüdürlüğünde; Genel Müdür Yardımcısı, Müşavir, Teftiş Kurulu Başkanı, I. HukukMüşaviri, Müstakil/Unvanlı Daire Başkanı, Daire Başkanı, Gençlik Hizmetleri veSpor İl Müdürü, Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürü, Federasyon GenelSekreteri ve Gençlik Merkezi Müdürü kadrolarında bulunanların görevlerininhiçbir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği hüküm altına alınmaktaolup cümlede yer alan “Gençlik ve Spor Bakanlığı Merkez Teşkilatı ile SporGenel Müdürlüğünde ve” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
106. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletiningereklerinden olan hukukî güvenlik ilkesi, normların öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar.
107. Kamu personeli olarak görev yapan kişilerin bulunduklarıgörevlerden alınmalarını gerektiren haklı bir neden olmadıkça görevlerine sonverilememesi, hukukî güvenlik ilkesinin bir gereğidir. Kamu personelininbulundukları görevden alınma ve başka bir göreve atanmalarının, haklarında buyönde idari işlem tesis edilmesi ile gerçekleşmesi kural olmakla birlikte,hukukî ve fiilî zorunluluk hallerinde bu hususlarda yasal düzenlemeleryapılabileceği de kabul edilmektedir. Söz konusu zorunluluklar nedeniylegetirilen ve ilgililerin kazanılmış haklarını ihlal etmeyen düzenlemeler,hukukî güvenlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.
108. Kamu kurum ve kuruluşlarının yeniden yapılandırılmalarıkapsamında, teşkilat yapısı değiştirilen kurum ve kuruluşların bazıkadrolarında görev yapan kamu görevlilerinin, görevlerinin sona erdirilerekbaşka kadrolara atanmalarının öngörülmesi, söz konusu hukukî ve fiilîzorunluluklar nedeniyle getirilen yasal düzenlemelerin bir örneğinioluşturmaktadır. Böyle bir durumda, ilgililerin başka kadrolara atanmalarınınsebep unsuru, ilgili kurumun ya da kuruluşun yeniden teşkilatlandırılması olup,yürürlükte bulunan kanunlara dayanılarak ve kamu görevlisinin öznel durumudikkate alınarak idarece tesis edilen naklen atama işlemlerinden farklıdır. Sözkonusu hukukî ve fiilî zorunluluklar nedeniyle kazanılmış haklar korunarakbaşka kadrolara atama yapılması, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.
109. Dava konusu kuralla, Gençlik ve Spor Bakanlığı merkezteşkilatı ile Bakanlığın bağlı kuruluşu olan Spor Genel Müdürlüğü merkez vetaşra teşkilatında yer alan bazı kadrolarda görev yapanların, görevlerininhiçbir işleme gerek kalmaksızın sona ermesi öngörülmektedir.
110. 6639 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle 638 sayılı KHK’ya eklenengeçici 12. maddede, Gençlik ve Spor Bakanlığının bağlı kuruluşu olan YüksekÖğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne ait Bölge Müdürlüklerininkapatılması ve kapatılan Bölge Müdürlüklerinin kullanımında olan her türlütaşınır ile taşıt, araç, gereç ve malzeme, varsa her türlü borç ve alacaklar,yazılı ve elektronik ortamdaki her türlü kayıtlar ve diğer dokümanlar ilepersonelin Kredi ve Yurtlar İl Müdürlüklerine devredilmesi öngörülmüş, Gençlikve Spor Bakanlığı ile Spor Genel Müdürlüğünün teşkilat yapısına ilişkinherhangi bir değişikliğe gidilmemiştir. Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar KurumuGenel Müdürlüğü teşkilatında yapılan değişiklikler ise Gençlik ve SporBakanlığı merkez teşkilatı ile Spor Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra teşkilatındayer alan bazı kadrolarda bulunanların görevlerinin sona ermesini gerektirenhukukî ve fiilî zorunluluk olarak değerlendirilemez.
111. Bu itibarla, Gençlik ve Spor Bakanlığı merkez teşkilatı ileSpor Genel Müdürlüğünde dava konusu kuralın yer aldığı fıkrada belirtilenkadrolarda görev yapan kişilerin, bu görevlerine hiçbir işleme gerekkalmaksızın son verilmesini öngören kural hukukî güvenlik ilkesiylebağdaşmamaktadır.
112. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesineaykırıdır. İptali gerekir.
113. Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Hicabi DURSUN, Kadir ÖZKAYA, RıdvanGÜLEÇ ile Recai AKYEL bu görüşe katılmamışlardır.
114. Kural, Anayasa’nın 2.maddesine aykırı bulunarak iptaledildiğinden, Anayasa’nın 36., 70. ve 125. maddeleri yönünden ayrıcaincelenmesine gerek görülmemiştir.
E- Kanun’un 23. Maddesiyle 375 Sayılı KHK’ya Eklenen Ek 18. Maddenin;
1- Birinci Fıkrasının, (c) Bendinin (2) Numaralı Alt Bendi DışındaKalan Bölümünün İncelenmesi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
115. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralla liyakatilkesine dayanan personel rejiminin yağma sistemine dönüştürüldüğü,görevlerinden alınan veya görev süresi sona eren yönetici kadrosundaki kamugörevlilerinin, ek göstergelerine göre bulundukları görevden düşük statülükadrolara atanmalarına olanak tanınarak bu kişilerin kazanılmış hak ve meşrubeklentilerinin korunmadığı, böylece, kamu hizmetlerinin, tarafsız, tümyurttaşlara eşit, hukuka ve kamu yararına uygun şekilde sunulması güvencesininortadan kaldırıldığı, ayrıca atama işlemine karşı idari yargı mercileri önündedava açma hakkının da sınırlandırıldığı belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2.,5., 36., 70., 125. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
116. Dava konusu kuralla, 4857 sayılı İş Kanunu ile 926 sayılıTürk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hariç olmak üzere, tabi olduklarıpersonel kanununa bakılmaksızın Başbakanlık, bakanlıklar, bağlı ve ilgilikuruluşlar ile başkan ve üyeleri hariç olmak üzere düzenleyici ve denetleyicikurumlar ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda, yönetici pozisyonunda çalışankamu görevlilerinin, görevden alınmaları veya görevlerinin sona ermesidurumunda atanabilecekleri kadrolar düzenlenmektedir. Kuralda, anılan kamukurum ve kuruluşlarında görevden alınan veya görev süreleri sona eren;
- Müsteşarlar ile ek göstergesi 7600 ve daha yüksek tespit edilenyönetici kadrolarında bulunanların Başbakanlık merkez müşaviri kadrolarına, ekgöstergesi 7000 olan yönetici kadrolarında bulunanların Başbakanlık müşavirikadrolarına,
- Yukarıda belirtilenler hariç olmak üzere ek göstergesi 6400 vedaha yüksek tespit edilen yönetici kadrolarında veya pozisyonlarındabulunanlardan Başbakanlık Merkez Teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarındaolanların Başbakanlık müşaviri, bakanlık merkez teşkilatları ile bağlı veilgili kuruluşlarında olanların bakanlık müşaviri kadrolarına, düzenleyici vedenetleyici kurumlar ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda görev yapanların isekurumlarının müşavir veya danışman kadro veya pozisyonlarına,
- Ek göstergeleri 3600 (dâhil) ila 6400 (hariç) olarak tespitedilen yönetici kadro veya pozisyonlarında bulunanlardan, daha önce 657 sayılıDevlet Memurları Kanunu’nun 36. maddesinin “Ortak Hükümler” bölümünün (A)fıkrasının (11) numaralı bendinde sayılan merkez teşkilatına ait kadrolar ilemesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri aynı veya benzer nitelikarz eden merkez teşkilatına ait kadro veya pozisyonlarda bulunanların, dahaönceki bu kadro veya pozisyonlarına,
- Ek göstergeleri 3600 (dâhil) ila 6400 (hariç) olarak tespitedilen yönetici kadro veya pozisyonlarında üç yıldan az görev yapmışolanlardan, daha önce 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36. maddesinin“Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde sayılan merkezteşkilatına ait kadrolar ile mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri veyeterlilikleri aynı veya benzer nitelik arz eden merkez teşkilatına ait kadro veyapozisyonlarda bulunmayanların, merkez veya taşra teşkilatına ait araştırmacıkadro veya pozisyonlarına,
- Ek göstergesi 3600’den daha düşük tespit edilen yönetici kadroveya pozisyonlarında bulunanlardan, daha önce 657 sayılı Kanunun 36. maddesinin“Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde sayılan merkezteşkilatına ait kadrolar ile mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri veyeterlilikleri aynı veya benzer nitelik arz eden kadro veya pozisyonlardabulunanların daha önceki bu kadro veya pozisyonlarına, diğerlerinin ise merkezveya taşra teşkilatına ait araştırmacı kadro veya pozisyonlarına,
atanmaları öngörülmüş, bu şekilde atananlardan bir ay içindetalepte bulunanların ise atamaya yetkili amirler tarafından bu fıkra kapsamındayer alan yönetici kadro veya pozisyonları dışındaki daha önce bulundukları veyaöğrenim durumları itibarıyla ihraz etmiş oldukları unvanlara ilişkin kadro veyapozisyonlara bir ay içinde atanmaları hüküm altına alınmıştır.
117. Anayasa’nın 128. maddesinde, Devletin, kamu iktisaditeşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göreyürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekligörevlerinin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, memurlarınve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri,hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin malive sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklı kalmak kaydıylakanunla düzenleneceği,üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul veesaslarının da kanunla özel olarak düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
118. Memurların atanması, görev ve yetkileri, aylıkları ve ödenekleriile diğer özlük işleri,kural olarak 657 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir. BuKanun, bütün memurlar yönünden genel kanun niteliğindedir. Kanun’un 4.maddesinin (A) fıkrasına göre memurlar, mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın,Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülenasli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilmişlerdir.
119. Memur ile idare arasındaki ilişki, yasama organı tarafındanhizmetin gereklerine göre kanunla düzenlenmektedir. Memur, belirli bir statüde,kanunla çerçevesi belirlenmiş nesnel kurallara göre hizmet yürütmekte, ostatünün sağladığı aylık, ücret, atanma, yükselme, nakil gibi kimi öznelhaklara sahip olmaktadır. Kanun koyucu, bir kamu hizmetinde, görevin gerektirdiğinitelikleri ve koşulları saptamayı ya da saptanmış olanları değiştirmeyi,anayasal ilkeler içerisinde kalmak kaydıyla, görevin ve ülkenin gereklerinegöre serbestçe takdir edebilir. Bu çerçevede, memurların yönetici kadro veyapozisyonlarına veya bu görevlerden alınarak başka bir kadroya atanma usulleriile görevin kapsamı ve süresi ile ilgili konularda anayasal ilkelere aykırıolmamak kaydıyla kanun koyucu tarafından düzenleme yapılabilir.
120. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinintemel gereklerinden biri kazanılmış haklara saygı gösterilmesidir. Kazanılmışhaklara saygı, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kamu görevlilerininkazanılmış hakları, istihdam türüne bağlı olarak tahakkuk etmiş ve kendisiyönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklardır. Objektifve genel hukuksal durumun, şart işlemle özel hukuksal duruma dönüşmesikazanılmış hak yönünden yeterli değildir. Kural işlemler her zamandeğiştirilebilir ya da yargı organları tarafından Anayasa’ya veya kanuna aykırıgörülerek iptal edilebilir. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük, beklenenhaklar kazanılmış hak kapsamında değerlendirilmez.
121. 657 sayılı Kanun’un 76. maddesinin birinci fıkrasında,kurumların, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylıkdereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedekiesaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğerkadrolara naklen atayabilecekleri hüküm altına alınmakla birlikte, yöneticikadro veya pozisyonunda görev yapmakta iken görevden alınan veya görev süresisona eren kamu görevlilerinin hangi pozisyona atanabileceğini düzenleyen birnorm bulunmamaktadır. Bu durum, görevden alınan veya görev süresi sona erenkamu görevlisinin atanacağı pozisyon bakımından idareler arasında farklıuygulamalara sebebiyet verebilmektedir. Dava konusu kurallarla bu duruma sonverilerek, başbakanlık, bakanlıklar, bağlı ve ilgili kuruluşlar ile başkan veüyeleri hariç olmak üzere düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve TasarrufMevduatı Sigorta Fonunda, yönetici kadro veya pozisyonunda çalışan kamugörevlilerinin, görevden alınmaları veya görevlerinin sona ermesi durumundaatanabilecekleri kadrolar ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Böylece,yönetici kadro veya pozisyonunda görev yapmakta iken görevden alınan veya görevsüresi sona eren kamu görevlilerinin atanacağı kadrolar önceden belirlenerek bukişilerin atanabileceği kadrolar yönünden belirsizlik ortadan kaldırıldığı gibikamu kurumları arasındaki farklı uygulamaların da önüne geçilmesi sağlanmıştır.
122. İdarenin, yönetici kadro veya pozisyonlarına atadığı kişilerimeslek hayatları boyunca bu kadrolarda çalıştırma gibi bir zorunluluğubulunmamaktadır. Bu nedenle, yönetici kadro veya pozisyonlarına atanan kişileryönünden bulunduğu statülerden doğan, tahakkuk etmiş ve kendileri yönündenkesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklardan yahut bu durumunundevam edeceği yönündeki haklı beklentiden söz edilemez. Dolayısıyla, yöneticikadro veya pozisyonunda görev yapmakta iken görev süresi dolan veya görevdenalınan kamu görevlilerinin atanacakları kadroları belirleyen dava konusukuralın kazanılmış hak veya genel olarak hukuk güvenliği ilkesini ihlal edenbir yönü bulunmamaktadır.
123. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, meşrû vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilerek söz konusu haklargüvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 125. maddesinde ise “İdarenin hertürlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır...” denilmektedir. Heriki maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisibir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınmasıadil yargılamanın ön koşulunu oluşturur.
124. Dava konusu kuralla yönetici kadro veya pozisyonunda görevyapan kamu görevlilerinin kuralda belirtilen kadrolara atanmış sayılması değil,idari bir işlemle görevden alınması veya görev süresinin sona ermesi durumundaatanacağı pozisyonlar düzenlenmektedir. Dolayısıyla dava konusu kuralındoğrudan uygulanma kabiliyeti bulunmamakta olup kuralların uygulanabilmesi içinidarenin kamu görevlileri hakkında işlem tesis etmesi gerekmektedir.Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca kural olarak tüm idari işlemlerde olduğu gibianılan idari işlemler yönünden de kişilerin yargı mercilerine başvurması mümkünolduğundan kuralın hak arama özgürlüğünü zedeleyen bir yönü bulunmamaktadır.
125. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 36., 125. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
126. Kuralın Anayasa’nın 5. ve 70. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
2- Birinci Fıkrasının (c) Bendinin (2) Numaralı Alt Bendininİncelenmesi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
127. Dava dilekçesinde özetle, kariyer mesleklerin giriş şartları,mesleki nitelik ve özellikleri ile kamu yönetimindeki işlevleri gözetildiğindedaha önce kariyer meslek sınıfında görev yapmayan yönetici pozisyonundaki kamugörevlilerinin, görevden alındıktan sonra kariyer meslek sınıfına atanmalarınaolanak tanınmasının, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı, bu kişilerin kariyermesleklere sınavla girip belli bir eğitimden sonra atananlarla aynı konumagetirilmelerinin eşitlik ilkesini zedelediği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2.ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
128. Dava konusu kural, daha önce 657 sayılı Kanunun 36.maddesinin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendindesayılan merkez teşkilatına ait kadrolar ile mesleğe alınmaları,yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri aynı veya benzer nitelik arz eden kadro veyapozisyonlarda bulunmamakla birlikte ek göstergeleri 3600 (dâhil) ila 6400(hariç) olarak tespit edilen yönetici kadro veya pozisyonlarında toplam en azüç yıl görev yapmış olanların, görevden alınmaları veya görev sürelerinin sonaermesi durumunda anılan kadrolara atanmalarını öngörmektedir
129. Bir önceki başlık altında belirtilen gerekçeler dava konusukural yönünden de geçerli olup, kanun koyucu, kamu yararı ve hizmetingereklerini dikkate alarak kamu görevlilerinin statüsünde, unvanlarında, görevve yetkilerinde değişiklikler yapabileceği gibi bu statüyeatanma koşullarında da değişiklikler yapabilir.
130. Dava konusu kuralla daha önce kariyer meslek kadrosunda görevyapmayan yönetici kadro veya pozisyonundaki kamu görevlilerinin, yönetici kadroveya pozisyonunda belli bir süre görev yaptıktan sonra yeterli birikime vedeneyime sahip oldukları düşüncesiyle kariyer meslek kadrolarınaatanabilmelerine olanak tanınmaktadır. Kuralla bu kadrolardaki kişilerinkariyer meslek kadrolarına atanabilmesine olanak tanınmasıyla kamu yararınıngerçekleşip gerçekleşmeyeceği ise anayasallık denetiminin kapsamı dışındadır.Bu itibarla, daha önce 657 sayılı Kanunun 36. maddesinin “Ortak Hükümler”bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde sayılan merkez teşkilatına aitkadrolar ile mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri aynı veyabenzer nitelik arz eden kadro veya pozisyonlarda bulunmamakla birlikte toplam enaz üç yıl süreyle ek göstergesi 3600 (dâhil) ila 6400 (hariç) olarak tespitedilen yönetici kadro veya pozisyonlarında bulunan kamu görevlilerinin, anılankadrolara atanmalarına olanak tanıyan kural kanun koyucunun takdir yetkisikapsamında olup, kuralda hukuk devleti ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
131. Diğer taraftan, toplam en az üç yıl süreyle yönetici kadroveya pozisyonunda görev yaparak belli bir yetkinliğe sahip olduktan sonrakariyer meslek kadrolarına atanmaya hak kazanan kamu görevlileriyle mesleğe,özel bir yarışma sınavını kazanarak, belli bir eğitim ve yeterlilik sürecinibaşarıyla tamamladıktan sonra atanmaya hak kazananlar aynı hukuksal konumdabulunmamaktadır. Bu nedenle, en az üç yıl süreyle yönetici kadro veyapozisyonunda görev yaparak belli bir yetkinliğe sahip olduktan sonra kariyermeslek kadrolarına atanan kamu görevlileriyle mesleğe, özel bir yarışmasınavını kazanarak, belli bir eğitim ve yeterlilik sürecini başarıylatamamladıktan sonra atananlar arasında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.
132. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
3- İkinci Fıkrasının İncelenmesi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
133. Dava dilekçesinde özetle, 375 sayılı KHK’nın ek 18.maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırılığı yönünden belirtilengerekçelerle kuralın, Anayasa’nın 2., 5., 36., 70., 125. ve 128. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
134. Dava konusu kuralda, yönetici kadro veya pozisyonunda görevyapmakta iken görevden alınan veya görev süresi sona eren kamu görevlilerinin,375 sayılı KHK’nın ek 18. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kadrolaraatamalarının yapılabilmesi için uygun boş kadro veya pozisyon bulunmamasıhâlinde, bunlar için başka bir işleme gerek kalmaksızın, söz konusu kadro veyapozisyonların kendiliğinden ihdas edilmiş ve kurumların kadro veya pozisyoncetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş sayılacağı, bu şekilde ihdas edilmişsayılan kadro ve pozisyonların boşalması halinde, herhangi bir işleme gerekkalmaksızın iptal edilmiş sayılacağı, anılan kadro ve pozisyonlara atananların,atamaya yetkili amirleri tarafından belirlenen birimlerde istihdam edileceğihüküm altına alınmaktadır.
135. KHK’nın ek 18. maddesinin birinci fıkrası için belirtilengerekçeler dava konusu kural yönünden de geçerli olup, Anayasa’ya uygun olmakkaydıyla, kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin koşulları belirleyerek kadrodüzenlemesi yapma yetkisi kanun koyucuya aittir. Bu bağlamda, kanun koyucu,kamu hizmetinin gerekleri yönünden ve kamu yararı amacıyla yeni kadrolar ihdasedebileceği gibi mevcut bazı kadroları birleştirebilir ya da kaldırabilir.
136. Yönetici kadro veya pozisyonunda görev yapmakta iken görevdenalınan veya görev süresi sona eren kamu görevlilerinin, KHK’nın ek 18.maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kadrolara atanabilmesi için uygun boşkadronun bulunması gerekmektedir. Bu durum kuşkusuz kadrosuz memurçalıştırılamayacağı kuralının da bir sonucudur. Dava konusu kuralla, görevsüresi sona eren veya görevden alınan kamu görevlisinin atanacağı uygun boşkadro bulunmaması durumunda bu kadroların ihdas edilmiş sayılmasıöngörülmektedir. Yönetici kadro veya pozisyonundaki kamu görevlilerinin,görevden alınması veya görev süresinin sona ermesi durumunda bir an önce yenikadrolarına atamalarının yapılmasına olanak tanınması, Anayasa’nın 128. maddesikapsamında kanun koyucunun takdir yetkisinde olup, kuralda hukuk devleti ilkesiile çelişen bir yön bulunmamaktadır.
137. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
138. Kuralın Anayasa’nın, 5., 36., 70. ve 125. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
4- Üçüncü Fıkrasının İncelenmesi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
139. Dava dilekçesinde özetle, KHK’nın ek 18. maddesinin birincifıkrasının Anayasa’ya aykırılığı yönünden belirtilen gerekçelerle kuralın,Anayasa’nın 2., 5., 36., 70., 125. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
140. Dava konusu kuralda, yönetici kadro veya pozisyonunda görevyapmakta iken görevden alınan veya görev süresi sona eren kamu görevlilerine,yönetici kadro veya pozisyonlarında kesintisiz olarak en az iki yıl fiilengörev yapmış olanların mali haklarının, KHK’nın ek 18. maddesinin birincifıkrası uyarınca atandıkları kadro veya pozisyonlarda bulunmaları kaydıyla,atandıkları tarihi takip eden ay başından itibaren ikinci yılın sonuna kadarfiili çalışmaya bağlı ödemeler hariç, önceki görevine ait ödeme unsurları esasalınarak verilmeye devam edileceği öngörülmektedir.
141. KHK’nın ek 18. maddesinin birinci fıkrası için belirtilengerekçeler, dava konusu kural yönünden de geçerli olup, kanun koyucu statühukuku çerçevesinde, görevden alınan veya görev süresi sona eren yönetici kadroveya pozisyonundaki kamu görevlilerinin mali haklarına ilişkin koşullarıanayasal ilkelere uygun olarak belirleme yetkisine sahiptir. Kanun koyucu kamugörevlilerinin mali haklarını düzenlerken özellikle kazanılmış hak ilkesineriayet etmek zorundadır.
142. Kamu görevlilerinin kazanılmış hakları, istihdam türüne bağlıolarak tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacakniteliğine dönüşmüş haklardır. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük, beklenenhaklar ise bu nitelikte değildir. Diğer bir ifadeyle, bir kamu görevlisinindaha önce görev yaptığı unvana bağlı olarak elde ettiği mali haklar, ileriyedönük kazanılmış hak şeklinde değerlendirilemez. Bu nedenle, yönetici kadroveya pozisyonunda görev yapmakta iken görevden alınan veya görev süresi sonaeren kamu görevlilerinin bu görevler nedeniyle elde ettikleri mali hakların,görevdenayrıldıktan sonra atandığı kadro bakımından kazanılmış hak olarakdeğerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
143. Dava konusu kuralın, belli bir süre yönetici kadro veyapozisyonunda görev yaptıktan sonra görevden alınan veya görev süresi sona erenkamu görevlilerinin, bir süre daha eski görevine ait mali haklardanyararlanmasını sağlamak amacıyla ihdas edildiği anlaşılmaktadır. Kuralgereğince, kamu görevlileri, ancak kesintisiz olarak en az iki yıl fiilenyönetici kadro veya pozisyonunda görev yapmak ve KHK’nın ek 18. maddesininbirinci fıkrası uyarınca atandıkları kadro veya pozisyonlarda bulunmakkaydıyla, atandıkları tarihi takip eden ay başından itibaren iki yıl süreyleönceki görevine ait mali haklardan yararlanmaya devam edecektir.
144. Buna göre, yönetici kadro veya pozisyonunda görev yapmaktaiken görevden alınan veya görev süresi sona eren kamu görevlilerinin, bellişartlar altında eski görevine ait mali haklardan iki yıl süreyle dahayararlandırılması, şartları taşımayan kamu görevlilerinin ise bu haklardanyararlandırılmaması Anayasa’nın 128. maddesi kapsamında kanun koyucunun takdiryetkisinde olup, kuralda kazanılmış hak ilkesini ihlal eden bir yönbulunmamaktadır.
145. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
146. Kuralın Anayasa’nın 5., 36., 70. ve 125. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
F- Kanun’un 24. Maddesiyle 375 Sayılı KHK’nın Eki (I) SayılıCetvel’in “A- Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Alanlar”Kısmının “1-Kadroları Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan personel ileTeknik Hizmetler, Sağlık ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri ile Avukatlık Hizmetlerisınıflarında bulunan personelden ek ödeme oranları ilgili gruplarındadüzenlenmeyen ve kadro unvanları bu bölümde yer alan personel” Bölümünün;
1- (d) Sırasında Yer Alan “büyükşehir belediyesi bulunanillerin il özel idaresi genel sekreter yardımcısı, diğer illerin il özelidaresi genel sekreteri,” İbaresinin “il özel idaresi genelsekreteri,” Şeklinde;(e) Sırasında Yer Alan “büyükşehirbelediyesi bulunan illerin il özel idaresi I. hukuk müşaviri, büyükşehirbelediyesi bulunmayan illerin il özel idaresi genel sekreter yardımcısı,” İbaresinin “ilözel idaresi genel sekreter yardımcısı,” Şeklinde Değiştirilmesininİncelenmesi
a. Genel Açıklama
147. 11.10.2011 tarihli ve 666 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’yailave edilen ek 9. ve ek 10. maddeler ile kamu görevlilerine yapılan aylık veek ödemelere ilişkin köklü değişikliklere gidilmiştir.
148. 375 sayılı KHK’nın ek 9. maddesiyle, kamu personeli içinkurumsal ek ödemelerden kaynaklanan farklılıkların giderilmesi amacıyla tümkurumsal ek ödemeler kaldırılarak tek bir ek ödeme sistemi getirilmiştir.KHK’ya ek (I) sayılı cetvelde de ek ödeme yapılacak kamu görevlilerinin kadrove görev unvanları ile ek ödeme oranları gösterilmiştir.
149. 375 sayılı KHK’nın ek 10. maddesinde ise kamu idarelerininmerkez teşkilatları için ihdas edilen uzman kadroları ile merkez ve taşrateşkilatlarının bazı yönetici kademelerinde görev yapan personelinaylıklarındaki kurumlararası farklılıkların ortadan kaldırılması amacıyla ücretve tazminat unsurlarından oluşan yeni bir ödeme sistemi getirilmiştir. Maddeyegöre, KHK’ya ek (II) sayılı cetvelde sayılan kadrolarda görev yapanlara, kadrounvanlarına karşılık gelen gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ileçarpımı sonucu bulunacak tutarlarda ücret ve tazminat ödemesi yapılmasıöngörülmüştür.
150. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 36. maddesinindördüncü fıkrasında, büyükşehir olmayan illerde genel sekreter kadrosunaatananların genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık müstakil dairebaşkanları, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananların ise genel idarehizmetleri sınıfına dahil bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatındaöngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılıKanun’un 152. maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynı usul veesaslar dahilinde yararlanacakları hüküm altına alınmıştır. Kurala göre il özelidaresi genel sekreteri ile yardımcılarının aylıklarının hesabında, bakanlıkmüstakil daire başkanları ile bakanlık daire başkanları için öngörülen ekgösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Kanun’un 152.maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlar göz önünde bulundurulacak ve buoranlara göre aylıkları hesaplanacaktır. Ayrıca dava konusu kurallarla,aylıklarına ilave olarak il özel idaresi genel sekreterine % 190, genelsekreter yardımcısına da % 185 oranında ek ödeme yapılacaktır.
151. Bakanlık müstakil daire başkanları ile bakanlık dairebaşkanları ise 375 sayılı KHK’ya ek (II) sayılı cetvelde yer aldığından, bugörevlerde bulunanlar (II) sayılı cetvelde unvanlarına karşılık gelen ücret vetazminat göstergeleri üzerinden aylıklarını alacaklardır. Bakanlık müstakildaire başkanlığı kadrosu (II) sayılı cetvelin (7) numaralı sırasında; bakanlıkdaire başkanlığı kadrosu ise (8) numaralı sırada düzenlenmiştir. Bu kapsamdabakanlık müstakil daire başkanlarına ek (II) sayılı cetvelin (7) numaralısırasında bulunan kadrolar için öngörülen 54.300 ücret ve 30.000 tazminatgöstergesi, bakanlık daire başkanlarına ise (8) numaralı sırasında bulunankadrolar için öngörülen 51.900 ücret ve 28.575 tazminat göstergesi üzerindenhesaplanacak tutarda aylık ödenecektir.
b. İptal Taleplerinin Gerekçesi
152. Dava dilekçesinde özetle, 5302 sayılı Kanun’un 36. maddesinindördüncü fıkrasında, büyükşehir olmayan illerde görev yapan il özel idaresigenel sekreterlerinin, genel idare hizmetlerine dahil bakanlık müstakil dairebaşkanları; genel sekreter yardımcılarının ise bakanlık daire başkanları içinilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatlarıile 657 sayılı Kanun’un 152. maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynıusul ve esaslar dahilinde yararlandırılmasının öngörüldüğü, bu doğrultuda, ilözel idaresi genel sekreterinin, bakanlık müstakil daire başkanlarınınbulunduğu 375 sayılı KHK’nın eki (II) sayılı cetvelin (7) numaralı sırasında;il özel idaresi genel sekreter yardımcısının ise bakanlık daire başkanlarınınbulunduğu (8) numaralı sırasında yer alması gerekirken anılan kadroların ek (I)sayılı cetvelde düzenlendiği, bu durumun eşdeğer görev olan Bakanlık müstakildaire başkanlığı ile bakanlık daire başkanlığında görev yapanlara nazaran dahadüşük maaş almalarına sebebiyet verdiği belirtilerek kuralların, Anayasa’nın2., 10. ve 55. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
153. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca, dava konusukurallar ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 128. maddesi yönünden de incelenmiştir.
154. Dava konusu kurallarla il özel idaresi genel sekreteri ilegenel sekreter yardımcısı kadrolarında görev yapanlara 375 sayılı KHK’ya ek (I)sayılı cetvelde yer verilerek aylıklarına ilave olarak % 190 ve % 185 oranındaek ödeme yapılması öngörülmektedir. Uyuşmazlığın özünü,il özel idaresi genelsekreteri ile yardımcılarının, 375 sayılı KHK’nın (I) sayılı cetveli yerineeşdeğer görev olduğu ileri sürülen bakanlık müstakil daire başkanları ilebakanlık daire başkanlarının yer aldığı (II) sayılı cetvelde yer almasıgerektiği hususu oluşturmaktadır.
155. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa vekanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukukdevletinde kanun koyucunun kazanılmış hakları ihlal etmemek koşuluyla kamuhizmetinin yürütülmesine ilişkin koşulları belirlemesine engel bulunmamaktadır.
156. Anayasa’nın “Ücrette adalet sağlanması” başlıklı 55.maddesinde “Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işeuygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardanyararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. Asgarî ücretin tespitindeçalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da gözönündebulundurulur.” denilmektedir. Maddeyle, emeğin karşılıksız bırakılmaması veemeğin karşılığının ücret olarak verilmesi amaçlanmaktadır.
157. Kamu görevlileri ile kamu yönetimleri arasındaki ilişkilerkural tasarruflarla düzenlenmektedir. Kamu personeli, belirli bir statüde,nesnel kurallara göre hizmet yürütmekte, o statünün sağladığı ücret, atanma,yükselme gibi kimi haklara sahip olmaktadır. Kamu hizmetine giriş, hizmetiçinde yükselme ve bulunulan statünün sağladığı haklar, statü hukukunun gereğiolarak kanunlarla belirlenmektedir. Bu durum, Anayasa’nın kamu görevlileriyleilgili genel ilkelerin düzenlendiği 128. maddesinden kaynaklanan birzorunluluktur. Kanun koyucu, statü hukuku çerçevesinde yürütülen memuriyethizmetine girmeye, memuriyette yükselmeye, özlük haklarına ve bunun gibi diğerhususlara ilişkin koşulları anayasal ilkelere uygun olarak belirleme yetkisinesahiptir.
158. 5302 sayılı Kanun’un 35. maddesinin ikinci fıkrasında, ilözel idaresi genel sekreterinin, il özel idaresi hizmetlerini vali adına veonun emirleri yönünde, mevzuat hükümlerine, il genel meclisi ve il encümenikararlarına, il özel idaresinin amaç ve politikalarına, stratejik plan ve yıllıkçalışma programına göre düzenleyip yürütmekle görevli olduğu belirtilmiş,maddenin dördüncü fıkrasında da toplam nüfusu 3.000.000’a kadar olan illerdeihtiyaca göre en fazla iki, nüfusu bunun üzerinde olan illerde ise en fazladört genel sekreter yardımcılığı kadrosunun ihdas edilebileceği ifadeedilmiştir.
159. 5302 sayılı Kanun’un 36. maddesinin dördüncü fıkrasında,büyükşehir olmayan illerde genel sekreter kadrosuna atananların genel idarehizmetleri sınıfına dahil bakanlık müstakil daire başkanları, genel sekreteryardımcısı kadrosuna atananların ise bakanlık daire başkanları için ilgilimevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657sayılı Kanun’un 152. maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynı usul veesaslar dahilinde yararlanacakları hüküm altına alınmıştır.
160. Dava konusu kurallarda ise aylıklarına ilave olarak il özelidaresi genel sekreterine % 190, genel sekreter yardımcısına %185 oranında eködeme yapılması öngörülmüştür. Buna göre anılan kadrolarda görev yapanlarınaylıkları 5302 sayılı Kanun’un 36. maddesinin dördüncü fıkrası uyarıncahesaplanmaya devam edecek, dava konusu kurallarla da aylıklarına ilavetenkadrolarına karşılık gelen oranlarda ek ödeme yapılacaktır. Bu açıdanbakıldığında kuralların, il özel idaresi genel sekreteri ve yardımcılarınınmali haklarında bir azalmaya sebebiyet verdiği söylenemez. Bu itibarla, il özelidaresi genel sekreteri ile sekreter yardımcısının aylıklarına ilave olarak eködeme yapılmasına olanak tanıyan kurallar, statü hukuku çerçevesinde kamugörevlilerinin özlük haklarının belirlenmesi kapsamında kanun koyucunun takdiryetkisinde olup, kurallarda hukuk devleti ilkesi ile emeğin karşılıksızbırakılmamasını amaçlayan Anayasa’nın 55. maddesine aykırılık bulunmamaktadır.
161. Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen “kanun önündeeşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Builke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesininamacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlıtutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.Belirtilen ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrıkurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanunönünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamınagelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlikilkesi zedelenmez.
162. İl özel idaresi genel sekreteri ile yardımcıları, mahalliidare olarak örgütlenen il özel idaresi bünyesinde 5302 sayılı Kanun’lakendilerine verilen görevleri yapmaktadırlar. Genel idare hizmetleri sınıfınadahil olan bakanlık müstakil daire başkanları ile bakanlık daire başkanları isekuruluş kanunlarında kendilerine verilen görevleri yerine getirmektedir.Dolayısıyla, bir mahalli idare olan il özel idaresi bünyesinde görev yapan ilözel idaresi genel sekreteri ve yardımcıları ile genel idare hizmetlerisınıfına dahil olan bakanlık müstakil daire başkanı ve bakanlık dairebaşkanlarının aynı hukuki konumda bulundukları söylenemez.
163. 5302 sayılı Kanun’un 36. maddesinin dördüncü fıkrasında, ilözel idaresi genel sekreter kadrosuna atananların genel idare hizmetlerisınıfına dahil bakanlık müstakil daire başkanları, genel sekreter yardımcısıkadrosuna atananların ise bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatındaöngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılıKanun’un 152. maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynı usul veesaslar dahilinde yararlandırılması öngörülmekte ise de anılan düzenleme, ilözel idaresi genel sekreteri ile yardımcılarının, bakanlık müstakil dairebaşkanları ile bakanlık daire başkanlarıyla eşdeğer görevde oldukları ve aynımali haklardan yararlanacakları anlamına gelmemektedir.
164. Dolayısıyla, il özel idaresi genel sekreteri veyardımcılarının, bakanlık müstakil daire başkanı ile bakanlık dairebaşkanlarından farklı bir hukuki konumda bulunmaları nedeniyle farklı kurallaratabi tutulmalarında Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesineaykırılık bulunmamaktadır.
165. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2., 10., 55. ve128. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
2- (g) Sırasına “il yazı işleri müdürü” İbaresindenÖnce Gelmek Üzere Eklenen “İl nüfus ve vatandaşlık müdürü” İbaresininİncelenmesi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
166. Dava dilekçesinde özetle, il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğükadrosunun, İçişleri Bakanlığına bağlı bakanlık il müdürü statüsünde olduğu, bunedenle il nüfus ve vatandaşlık müdürlerinin 375 sayılı KHK’ya ek (II) sayılıcetvelin 9. sırasında yer alan bakanlık il müdürleri için öngörülen göstergerakamları üzerinden ücret ve tazminat alması gerekmekte iken dava konusukuralla nüfus ve vatandaşlık işleri müdürlerine ek (I) sayılı cetvelde yerverildiği, bu durumun ise diğer bakanlık il müdürlerine nazaran daha düşük maaşalmalarına sebebiyet verdiği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 10. ve 55.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
167. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca, dava konusu kuralilgisi nedeniyle Anayasa’nın 128. maddesi yönünden de incelenmiştir.
168. Dava konusu kuralla il nüfus ve vatandaşlık müdürü olarakgörev yapanlara 375 sayılı KHK’ya ek (I) sayılı cetvelde yer verilerek bukişilerin aylıklarına ilave olarak % 170 oranında ek ödeme yapılmasıöngörülmektedir. Uyuşmazlığın özünü, il nüfus ve vatandaşlık müdürünün, 375sayılı KHK’nın (I) sayılı cetveli yerine eşdeğer görev olduğu ileri sürülenbakanlık il müdürlerinin yer aldığı (II) sayılı cetvelde yer alması gerektiğihususu oluşturmaktadır.
169. (155) numaralı paragrafta da ifade edildiği üzere kanunkoyucu, Anayasa’nın 128. maddesi uyarınca kamu görevlilerinin özlük haklarınailişkin koşulları anayasal ilkelere uygun olarak belirleme yetkisine sahiptir.Bu çerçevede, il nüfus ve vatandaşlık müdürlerinin mali haklarını belirlemeyetkisi de kamu görevlilerinin özlük haklarının belirlenmesi kapsamında kanunkoyucuya ait olup, bu kadroya 375 sayılı KHK’ya ek (I) sayılı cetvelde yerverilmek suretiyle, aylıklarına ilave olarak % 170 oranında ek ödemeyapılmasını öngören kuralda Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletiilkesi ile ve emeğin karşılıksız bırakılmamasını amaçlayan 55. maddesineaykırılık bulunmamaktadır.
170. 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri HakkındaKanun’un 3. maddesinde, İçişleri Bakanlığı teşkilatının, merkez ve taşrateşkilatı ile bağlı kuruluşlardan meydana geleceği belirtilmiş; 8. maddesinde,Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Bakanlığın ana hizmet birimiolarak öngörülmüştür. Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde,nüfus hizmetlerini düzenlemek, yürütmek, takip etmek, denetlemek vedeğerlendirmek Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün görevleriarasında sayılmıştır. Kanun’un 28. maddesinin birinci fıkrasında, İçişleriBakanlığının, taşra teşkilatı kurmaya yetkili olduğu, ikinci fıkrasında danüfus ve vatandaşlık hizmetlerini yürütmek üzere, illerde il nüfus vevatandaşlık müdürlükleri, ilçelerde ilçe nüfus müdürlükleri kurabileceği hükümaltına alınmıştır. Buna göre, il nüfus ve vatandaşlık işleri müdürlüğüesasında,İçişleri Bakanlığının ana hizmet birimi olan Nüfus ve Vatandaşlıkİşleri Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatını oluşturmaktadır.
171. Bakanlık il müdürleri, bağlı oldukları bakanlıkların, kuruluşkanunlarındaki görev ve yetkilerini, il bazında yerine getirmeklesorumludurlar. İl nüfus ve vatandaşlık müdürleri ise İçişleri Bakanlığının anahizmet birimlerinden olan Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün görevve sorumluluğunda bulunan nüfus ve vatandaşlık hizmetlerine ilişkin işlemlerinil bazında yürütülmesinden sorumludurlar. Dolayısıyla, il nüfus ve vatandaşlıkmüdürlerinin görev ve yetkileri itibarıyla, bakanlık il müdürlerinden farklıhukuki konumda bulundukları açıktır. Bu nedenle, il nüfus ve vatandaşlık işlerimüdürlerinin, bakanlık il müdürlerinden farklı kurallara tabi tutulmalarındaAnayasa’nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırı bir hususbulunmamaktadır.
172. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 10., 55. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
G- Kanun’un 28. Maddesiyle 2942 Sayılı Kanun’un 4. Maddesininİkinci Fıkrasının Birinci Cümlesine “…raylı taşıma sistemleri…”İbaresinden Sonra Gelmek Üzere Eklenen “…ile tünel…” İbaresininİncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
173. Dava dilekçesinde özetle, günümüz şartlarında taşınmazlarınaltında tünel yapılmasında kamu yararının bulunduğu,ancak mülkiyet hakkının buyolla sınırlanmasının Anayasa’ya uygun olabilmesi için taşınmaz üzerinde idarelehine irtifak hakkı kurulması ve taşınmazın belirli kesimi, yüksekliği,derinliği veya kaynak üzerindeki fiili kamulaştırmanın gerçek karşılığınınödenmesi gerektiği, taşınmazın değer kaybı için taşınmaz sahiplerinekamulaştırma, tazminat ve benzeri nam altında herhangi bir ücret ödenmeyecekolmasının Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınanmülkiyet hakkının ölçüsüzce sınırlandırılması sonucunu doğurduğu, bu durumundevletin her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurması ve hukuk güvenliğinisağlaması yükümlülüğüyle bağdaşmadığı gibi mahkemeye erişimi de sonuçsuzbıraktığı belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 13., 35., 36., 46. ve 90.maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
174. 2942 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının davakonusu ibarenin de bulunduğu birinci cümlesinde, maliklerinin mülkiyet hakkınınkullanılmasının engellenmemesi, can ve mal güvenliği bakımından gerekliönlemlerin alınması kaydıyla, kamu yararına dayalı olarak taşınmazların üstündeteleferik ve benzeri ulaşım hatları ile her türlü köprü, taşınmazların altındametro ve benzeri raylı taşıma sistemleri ile tünel yapılabileceği hüküm altınaalınmaktadır. Dava konusu kural, cümlede yer alan “ile tünel”ibaresidir.
175. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek vekanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf olanağı veren temel birhaktır. Anayasa’nın 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmeksuretiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, bireye emeğinin karşılığına sahipolma ve geleceğe yönelik planlar yapma olanağı tanıyan temel bir hak olup maddivarlığı bulunan taşınır ve taşınmaz malvarlığını kapsadığı gibi maddi birvarlığı bulunmayan hak ve alacakları da içermektedir.
176. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceğiöngörülmüştür. Ancak bu amaçla yapılan müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindedüzenlenen ilkelere uygun olması gerekmektedir. Buna göre mülkiyet hakkınayönelik sınırlamalar, demokratik toplum gereklerine ve ölçülülük ilkesineaykırı olamaz. Ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun birdengenin bulunması gereğini ifade eder.
177. 2942 sayılı Kanun’un “İrtifak hakkı kurulması”başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, taşınmaz malın mülkiyetininkamulaştırılması yerine, amaç için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malınbelirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluylairtifak hakkı kurulabileceği hüküm altına alınmıştır.Maddenin ikinci fıkrasınındava konusu kuralın da yer aldığı birinci cümlesinde, maliklerinin mülkiyethakkının kullanılmasının engellenmemesi, can ve mal güvenliği bakımındangerekli önlemlerin alınması kaydıyla, kamu yararına dayalı olarak taşınmazlarınaltında tünel yapılabileceği belirtilmiştir.
178. Kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından tünel gibiyatırımların yapılmasında kamu yararı bulunduğu hususunda tereddütbulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu tür yatırımların yapılması amacıyla mülkiyethakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır. Öte yandan, taşınmazındeğerini azaltan her türlü müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasındakidenge, kural olarak malikin ekonomik kayıpları telafi edilmek suretiylesağlanabilir. Bu bağlamda, taşınmazın altında tünel yapılması suretiylemülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğünden söz edilebilmesi içinmalike ekonomik kayıpları karşılığında uygun bir tazminatın ödenmesigerekmektedir. Aksi takdirde malikin katlanmak zorunda olduğu külfet yönündenbir dengesizlik doğacak ve bu durum mülkiyet hakkına müdahaleyi ölçüsüzkılacaktır.
179. Dava dilekçesinde de taşınmazın altında tünel yapılmasındakamu yararı bulunduğu kabul edilmekle birlikte, Kanun’un 4. maddesinin ikincifıkrasının üçüncü cümlesi uyarınca, taşınmaz sahiplerine bu işlem nedeniylekamulaştırma, tazminat ve benzeri nam altında herhangi bir ücret ödenmeyecekolmasının mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale oluşturduğu ileri sürülmüştür.Ancak, taşınmazın değer kaybı için taşınmaz sahiplerine kamulaştırma, tazminatve benzeri nam altında herhangi bir ücret ödenmeyeceğini öngören kural Anayasa Mahkemesinin14.5.2015 tarihli ve E.2014/177, K.2015/49 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.Dolayısıyla, taşınmazın altında tünel yapılması suretiyle taşınmazda oluşacakdeğer kaybı için taşınmaz sahiplerine tazminat ödenmesine herhangi bir engelbulunmamaktadır.
180. Bu itibarla, maliklerinin mülkiyet hakkının kullanılmasınınengellenmemesi, can ve mal güvenliği bakımından gerekli önlemlerin alınmasıkaydıyla, kamu yararına dayalı olarak taşınmazların altında tünelyapılabilmesini öngören kuralın mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale niteliğitaşıdığı söylenemez.
181. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 35.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
182. Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
183. Kuralın, Anayasa’nın 2., 36. ve 90. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
H- Kanun’un 29. Maddesiyle 5651 Sayılı Kanun’a Eklenen 8/AMaddesinin (1) ve (2) Numaralı Fıkralarının İncelenmesi
184. Dava konusu kurallar, 15.8.2016 tarihli ve 671 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Bazı Kurum ve Kuruluşlara İlişkin Düzenleme YapılmasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 21. maddesiyle değiştirilmiştir.
185. Bu nedenle, konusu kalmayan fıkralara ilişkin iptal taleplerihakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
I- Kanun’un 32. Maddesiyle 5809 Sayılı Kanun’un Yeniden Düzenlenen51. Maddesinin; (2) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “…ilgili mevzuatın ve…”,(6) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “…ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmakkaydıyla,…” ve (8) Numaralı Fıkrasının İkinci Cümlesinde Yer Alan “…İlgilimevzuatın ve…” İbareleri İle (13) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
1. Genel Açıklama
186. 5809 sayılı Kanun’un 51. maddesinde, elektronik haberleşmesektörüyle ilgili kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasınayönelik usul ve esaslar düzenlenmektedir. Maddenin ilk hâlinde yer alan,kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasına yönelik usul veesasları belirleme yetkisinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu’na (BTK)ait olduğu yolundaki hükmün, Anayasa’nın 20. maddesine aykırı bulunarak AnayasaMahkemesinin 9.4.2014 tarihli ve E.2013/122, K.2014/74 sayılı kararıyla iptaledilmesi üzerine haberleşmeyle ilgili kişisel verilerin işlenmesi vekorunmasına ilişkin usul ve esaslar 6639 sayılı Kanun’la yenidendüzenlenmiştir.
187. Maddenin (1) numaralı fıkrasında, kişisel verilerinişlenmesinde uyulması gereken ilkeler sayılmış; (2) numaralı fıkrasında ilgilimevzuatın ve yargı kararlarının öngördüğü durumlar haricinde, haberleşmeyetaraf olanların tamamının rızası olmaksızın haberleşmenin dinlenmesi,kaydedilmesi, saklanması, kesilmesi ve takip edilmesinin yasak olduğubelirtilmiş; (6) numaralı fıkrasında, kişisel verilerin yurt dışınaaktarılmasına ilişkin ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, trafik vekonum verilerinin ancak ilgili kişilerin açık rızaları alınmak koşuluyla yurtdışına aktarılabilmesi öngörülmüş; (8) numaralı fıkrasında, ilgili mevzuatın veyargı kararlarının öngördüğü durumlar haricinde ancak acil yardım çağrıları ile29/5/2009 tarihli ve 5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi BaşkanlığınınTeşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda tanımlanan afet ve acil durum hâllerindeabonelerin/kullanıcıların açık rızası aranmaksızın konum verileri ve ilgilikişilerin kimlik bilgilerinin işletmeci tarafından yetkilendirilen kişilerlesınırlı olmak kaydıyla işlenebilmesine olanak tanınmış; (13) numaralıfıkrasında ise maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların BTK tarafındanbelirleneceği hüküm altına alınmıştır.
2- (2) Numaralı Fıkrada Yer Alan “…ilgili mevzuatın ve…”İbaresinin İncelenmesi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
188. Dava dilekçesinde özetle, Anayasa’nın 20. maddesine göre,kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıylaişlenebileceği, dava konusu “ilgili mevzuat” ibaresinin ise belirsizolduğu, konuya ilişkin olarak yürürlükte bulunan mevzuatın karmaşıklığı dikkatealındığında, dava konusu kuralla elektronik haberleşmenin ve ilgili trafikverisinin, haberleşmeye taraf olanların rızası olmadan dinlenmesine,kaydedilmesine, saklanmasına olanak tanındığı, bu durumun ise özel hayatıngizliliğine orantısız ve keyfi şekilde müdahalede bulunulmasına sebebiyetverdiği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 13. ve 20. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
189. 5809 sayılı Kanun’un 51. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,elektronik haberleşmenin ve ilgili trafik verisinin gizliliğinin esas olupilgili mevzuatın ve yargı kararlarının öngördüğü durumlar haricinde,haberleşmeye taraf olanların tamamının rızası olmaksızın haberleşmenindinlenmesi, kaydedilmesi, saklanması, kesilmesi ve takip edilmesinin yasakolduğu hüküm altına alınmıştır. Dava konusu kural, fıkrada geçen “…ilgilimevzuatın ve…” ibaresidir.
190. Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devletinin temelilkelerinden biri de “belirlilik”tir. Belirlilik ilkesi ise yalnızcayasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifadeetmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir veöngörülebilir gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla, mahkemeiçtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirliliksağlanabilir. Hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normununuygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilirolmasıdır.
191. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında, herkesin,kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu; buhakkın kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, buverilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme veamaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığıbelirtildikten sonra kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veyakişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkinesas ve usullerin de kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Böylecekişisel verilerin korunması hakkı anayasal güvenceye bağlanmıştır.
192. Kişisel verilerin korunması hakkı, insan onurunun korunmasıve kişiliğin serbestçe geliştirilmesi hakkının özel bir biçimi olarak, bireyinhak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayıamaçlamaktadır. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kişiselveriler ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıylaişlenebilir. Türkiye’nin taraf olduğu 108 sayılı Kişisel Verilerin Otomatikİşleme Tabi Tutulması Karşısında Kişilerin Korunmasına Dair Avrupa KonseyiSözleşmesi’nin 9. maddesinde de devlet güvenliği, kamu güvenliği, devletinekonomik menfaatlerinin korunması ve suçlarla mücadele edilmesi, ilgilinin veyaüçüncü kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması ile verilerin istatistikiveya bilimsel amaçlarla kullanılması durumlarında kişisel verilerin korunmasınasınırlamalar getirilebileceği öngörülmüştür. Ancak bu sınırlamalar, Anayasa’nın13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz. Anayasa’nın 13. maddesinegöre temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamalar, demokratik toplumdüzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.
193. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sağlanananayasal güvencenin yaşama geçirilebilmesi için, bu hakkı ilgilendiren yasaldüzenlemelerin, açık, anlaşılabilir ve kişilerin söz konusu haklarınıkullanabilmelerine elverişli olması gerekir. Ancak böyle bir düzenleme ilekişilerin özel hayatlarını ilgilendiren veri ve bilgilerin resmi makamlarınkeyfi müdahalelerine karşı korunması olanaklı hâle getirilebilir.
194. Kanun’un 51. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, elektronikhaberleşmenin ve ilgili trafik verisinin gizliliğinin esas olduğu ifadeedildikten sonra, dava konusu kuralla “ilgili mevzuatın” öngördüğüdurumlar istisna tutularak, haberleşmeye taraf olanların tamamının rızasıolmaksızın haberleşmenin dinlenmesi, kaydedilmesi, saklanması, kesilmesi vetakip edilmesi yasaklanmıştır. Böylece, kişisel verilerin işlenmesi kuralolarak yasaklanmış olmakla beraber ilgili mevzuatın öngördüğü durumlardahaberleşmenin dinlenmesi, kaydedilmesi, saklanması, kesilmesi ve takip edilmesimümkün kılınmıştır.
195. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında, kişiselverilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin rızasıylaişlenebilmesine olanak tanınmış, Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan 9.4.2014tarihli ve E.2013/122, K.2014/74 sayılı kararında da bu husus teyit edilerekkişisel verilerin korunmasına ilişkin usul ve esasların ancak kanunladüzenlenebileceği ifade edilmiştir. Anayasa’nın 20. maddesinin açık hükmü veAnayasa Mahkemesinin anılan kararı gözetildiğinde, kanunla bir belirleme vesınırlama yapılmaksızın yürütmenin düzenleyici işlemleriyle haberleşmeyeilişkin kişisel verilerin işlenmesine anayasal açıdan olanak bulunmamaktadır.Bu bağlamda, elektronik haberleşmenin dinlenmesi, kaydedilmesi, saklanması,kesilmesi ve takip edilmesine olanak tanıyan kuralda yer alan “ilgilimevzuat” ibaresiyle de kişisel verilerin işlenmesiyle ilgili düzenlemeleröngören diğer kanun hükümlerinin kastedildiği anlaşılmaktadır. Nitekim, kuralıngerekçesinde de Anayasa’nın 20. maddesi uyarınca kişisel verilerin işlenmesikonusunun kanunla düzenlenmesi gerektiğinden elektronik haberleşme sektöründekişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğine yönelik hususlara ilişkin olarakyeni bir kanun tasarısı hazırlandığı ifade edilmiştir. Ayrıca kişisel verilerinkorunması konusunda çerçeve kanun niteliği taşıyan 6698 sayılı KişiselVerilerin Korunması Kanunu’nun 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da,kişisel verilerin ancak kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarakişlenebileceği hüküm altına alınmıştır.
196. Dolayısıyla, kuralda yer alan “ilgili mevzuat”kavramı, elektronik haberleşmenin dinlenmesi, kaydedilmesi, saklanması,kesilmesi ve takip edilmesiyle ilgili yasal düzenlemeleri ifade ettiğinden,dava konusu kuralda, kişisel verilerin korunmasına ilişkin usul ve esaslarınkanunla düzenlenmesini öngören Anayasa’nın 20. maddesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
197. Günümüzde, milli güvenlik, istihbarat, suçla mücadele gibiçok farklı nedenlerle kişisel verilerin işlenmesine ihtiyaç duyulabilmektedir.Ayrıca zaman içerisinde gelişen teknolojiyle birlikte bu konuda yeni kanunidüzenlemeler yapılması da gerekebilir. Bu nedenle, haberleşmeye ilişkin kişiselverilerin hangi durumlarda işlenebileceğinin kanunla tek tek sayılmak suretiylebelirlenmesi mümkün değildir. Dava konusu kuralda da genel bir belirlemeyapılarak haberleşmeye taraf olanların tamamının rızası olmaksızınhaberleşmenin dinlenmesi, kaydedilmesi, saklanması, kesilmesi ve takipedilmesinin yasak olduğu hüküm altına alındıktan sonra, elektronik haberleşmeyeilişkin kişisel verilerin işlenmesine olanak tanıyan ilgili kanun hükümlerisaklı tutulmuştur.
198. Diğer taraftan, dava konusu kuralla, konuyla ilgilikanunlarda haberleşmeye ilişkin kişisel verilerin işlenmesine olanak tanınmaklabirlikte bu konuda kanun koyucunun sınırsız bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.Nitekim, 5809 sayılı Kanun’un 51. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, kişiselverilerin işlenmesinde; hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, doğru vegerektiğinde güncel olma, belirli, açık ve meşru amaçlar için işleme, işlendikleriamaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ve işlendikleri amaç için gerekliolan süre kadar muhafaza edilme ilkelerine uyulması gerektiği belirtilmiş,Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 4. maddesinde de, benzer ilkelere yerverilerek kişisel verilerin işlenmesinde gözetilmesi gereken hususlar ayrıntılıbir şekilde düzenlenmiştir. Dolayısıyla, dava konusu kuralın kişisel verilerinişlenmesi noktasında kanun koyucuya sınırsız bir takdir hakkı verdiğisöylenemez.
199. Bu itibarla, ilgili kanunların öngördüğü durumlarda,haberleşmenin dinlenmesi, kaydedilmesi, saklanması, kesilmesi ve takipedilmesine olanak tanıyan kuralda belirsizlik bulunmadığı gibi, kişiselverilerin korunmasını isteme hakkının özüne dokunan ya da bu hakkı ölçüsüzşekilde sınırlandıran bir husus bulunmamaktadır.
200. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 13. ve 20.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
3- (6) Numaralı Fıkrada Yer Alan “…ilgili mevzuat hükümlerisaklı kalmak kaydıyla,…” İbaresi ile (8) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinde Yer Alan “…İlgili mevzuatın ve…” İbaresinin İncelenmesi
a. İptal Taleplerinin Gerekçesi
201. Dava dilekçesinde özetle, 5809 sayılı Kanun’un 51. maddesinin(2) numaralı fıkrasında yer alan “…ilgili mevzuatın ve…” ibaresineilişkin gerekçelerle kuralların, Anayasa’nın 2., 13. ve 20. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
202. 5809 sayılı Kanun’un 51. maddesinin (6) numaralı fıkrasında,kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasına ilişkin ilgili mevzuat hükümlerisaklı kalmak kaydıyla, trafik ve konum verilerinin ancak ilgili kişilerin açıkrızaları alınmak koşuluyla yurt dışına aktarılabileceğibelirtilmiş, (8)numaralıfıkrasının ikinci cümlesinde de, ilgili mevzuatın ve
yargı kararlarının öngördüğü durumlar haricinde ancak acil yardımçağrıları ile 29.5.2009 tarihli ve 5902 sayılı Afet ve Acil Durum YönetimiBaşkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda tanımlanan afet ve acildurum hâllerinde abonelerin/kullanıcıların açık rızası aranmaksızın konumverileri ve ilgili kişilerin kimlik bilgilerinin işletmeci tarafındanyetkilendirilen kişilerle sınırlı olmak kaydıyla işlenebileceği hüküm altınaalınmıştır. Dava konusu kurallar, anılan fıkralarda yer alan “…ilgilimevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla,…” ve “İlgili mevzuatın ve…”ibareleridir.
203. 5809 sayılı Kanun’un 51. maddesinin (2) numaralı fıkrasındayer alan”…ilgili mevzuatın ve…” ibaresine ilişkin bir önceki başlıkaltında belirtilen gerekçeler bu kurallar yönünden de geçerlidir.
204. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2., 13. ve 20.maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
4- (13) Numaralı Fıkranın İncelenmesi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
205. Dava dilekçesinde özetle, Anayasa Mahkemesinin 9.4.2014tarihli ve E.2013/122, K.2014/74 sayılı kararıyla, BTK’ya elektronik haberleşmesektörüyle ilgili kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğin korunmasına yönelikusul ve esasları belirleme yetkisi verilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğunakarar verilmesine karşın anılan kararın görmezden gelinerek dava konusu kurallayetkinin yeniden BTK’ya verildiği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2. ve 153.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
206. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca, dava konusu kuralilgisi nedeniyle Anayasa’nın 7. maddesi yönünden de incelenmiştir.
207. Dava konusu kuralla, elektronik haberleşme sektöründe kişiselverilerin işlenmesi ve gizliliğin korunmasına ilişkin kuralları düzenleyen 51.maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların BTK tarafından belirleneceğihüküm altına alınmaktadır.
208. Anayasa’nın 7. maddesinde, “Yasama yetkisi Türk Milletiadına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” denilmektedir.Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olması ve bu yetkinindevredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Bu hükme yer verenAnayasa’nın 7. maddesinin gerekçesinde yasama yetkisinin parlamentoya aitolması “demokrasi rejimini benimseyen siyasi rejimlerde kaçınılmaz bir durum” olaraknitelendirilmiştir.
209. Anayasa’nın 7. maddesi ile yasaklanan husus, kanun yapmayetkisinin devredilmesi olup bu madde, yürütme organına hiçbir şekildedüzenleme yapma yetkisi verilemeyeceği anlamına gelmemektedir. Kanun koyucu,yasama yetkisinin genelliği ilkesi uyarınca, bir konuyu doğrudan kanunladüzenleyebileceği gibi bu hususta düzenleme yapma yetkisini yürütme organına dabırakabilir.
210. Yürütmenin türevselliği ilkesi gereğince, yürütme organınınbir konuda düzenleme yapabilmesi için yasama organınca yetkilendirilmesizorunludur. Kural olarak, Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülenkonularda, kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olmasıgerekmektedir. Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğükonularda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık veidare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devriolarak yorumlanamaz.
211. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde,kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceğibelirtilerek kişisel verilerin korunması hakkı anayasal güvenceye bağlanmış vebu şekilde kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı koruma altınaalınmıştır. Buna göre, elektronik haberleşme sektörüyle ilgili kişiselverilerin işlenmesi ve korunmasına yönelik temel kuralların kanunladüzenlenmesi zorunludur. Nitekim Anayasa Mahkemesi de yukarıda tarih ve sayısıbelirtilen kararında, elektronik haberleşme sektörüyle ilgili kişisel verilerinişlenmesi ve gizliliğinin korunmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesikonusunda BTK’ya doğrudan ve ilk elden düzenleyici işlem yapma yetkisiverilmesinin Anayasa’nın 20. maddesine aykırı olduğuna karar vermiştir.
212. Bu bağlamda, Kanun’un yeniden düzenlenen 51. maddesinde,elektronik haberleşme sektöründe, kişisel verilerin işlenmesinde uyulmasıgereken ilkeler sayıldıktan sonra, kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğinkorunmasına ilişkin kurallar herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek şekildeaçık, net, anlaşılır ve uygulanabilir şekilde düzenlenerek konuya ilişkin temelkurallar belirlenmiştir. Maddede belirlenen usul ve esaslar çerçevesindekişisel verilerin işlenmesi ve korunmasına ilişkin teknik ve uygulamayı esasalan detayların belirlenmesi konusunda BTK’ya yetki verilmesini öngören kuraldabelirsizlik bulunmadığı gibi yasama yetkisinin devri de söz konusu değildir.
213. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 7.maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
214. Kuralın Anayasa’nın 153. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
IV- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
215. Dava dilekçesinde özetle, Türkiye Yeşilay Vakfına aktarılacakkamu kaynağının amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının denetim dışıbırakılmasının kamu yararıyla bağdaşmadığı, Sağlık Bakanlığı bütçesindenTürkiye Yeşilay Vakfına aktarılacak ödeneğe ilişkin düzenlemenin bütçekanununda yer alması gerektiği, Sağlık Bilimleri Üniversitesinde çoğunluğumerkezi idare tarafından belirlenen üyelerden oluşan Mütevelli Heyeti adıaltında bir yönetim organı öngörülmesinin, Üniversitenin bilimsel özerkliğiniortadan kaldırdığı, Sağlık Bilimleri Üniversitesine diğer Devletüniversitelerine nazaran özel bir statü verilmesinin Anayasa’nın 132.maddesiyle bağdaşmadığı, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı eğitim vearaştırma hastanelerinin tamamının, Sağlık Bakanlığının kontrolünde olan SağlıkBilimleri Üniversitesinin uygulama ve araştırma merkezi haline getirilmesininüniversite özerkliğini zedelediği, Sağlık Bilimleri Üniversitesine tahsisedilecek kadroları belirleme yetkisinin Sağlık Bakanlığının kontrolündekiMütevelli Heyetine verilmesinin, tıp eğitimini Sağlık Bakanlığına devretmekanlamına geldiği, halen Marmara Üniversitesine tahsisli olan HaydarpaşaKampüsünün, tahsis amacı ortadan kalkmadan veya tahsis amacı dışında kullanıldığıtespit edilmeden Sağlık Bilimleri Üniversitesine tahsis edilmesinin kamuyararıyla bağdaşmadığı, EPDK’ya kayıp-kaçak elektrik oranlarının belirlenmesikonusunda verilen yetkinin muğlak olduğu, elektrik dağıtım piyasasınınözelleştirilmesi esnasında ihaleyi kazanan şirketlerin kayıp-kaçak oranlarınıazaltmak için verdiği hedefleri yakalayamaması nedeniyle oluşan zararıntüketicilere yansıtılmasına yasal zemin oluşturulduğu, bu durumun aynı zamandaözelleştirme şartnamesine de müdahale anlamına geldiği,faturalarını düzenlişekilde ödeyen elektrik abonelerine kayıp-kaçak bedeli altında ek maliyükümlülükler getirilmesinin anayasal bir dayanağının bulunmadığı, Gençlik veSpor Bakanlığı ile Spor Genel Müdürlüğünün teşkilat yapısında herhangi birdeğişiklik olmadığı halde adı geçen kurumlarda genel müdür yardımcılarındanşube müdürlerine kadar görev yapanların görevlerine son verilerek daha alt birgöreve atanmalarının hukuki güvenlik ilkesini ihlal ettiği, tabi olduklarıpersonel kanununa bakılmaksızın Başbakanlık, bakanlıklar, bağlı ve ilgilikuruluşlar ile başkan ve üyeleri hariç olmak üzere düzenleyici ve denetleyicikurumlar ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda, yönetici kadro veya pozisyonundaçalışan kamu görevlilerinin, görevden alınmaları veya görev süresinin sonaermesi durumunda, ek göstergelerine göre bulundukları görevden düşük statülükadrolara atanmalarına olanak tanınmasının kazanılmış hak ilkesini ihlalettiği, daha önce kariyer meslek sınıfında görev yapmayan yöneticipozisyonundaki kamu görevlerinin, görevden alındıktan sonra kariyer mesleksınıfına atanmalarına olanak tanınmasının hukuk devleti ilkesiylebağdaşmadığı, büyükşehir olmayan illerde görev yapan il özel idaresi genelsekreterlerinin, genel idare hizmetlerine dahil bakanlık müstakil dairebaşkanları; genel sekreter yardımcılarının ise bakanlık daire başkanları ileeşdeğer görevde olmasına rağmen aynı mali haklardan yararlandırılmamasınınhukuk devleti ve ücrette adaletin sağlanması ilkelerine aykırı olduğu, il nüfusve vatandaşlık müdürlerinin bakanlık il müdürlüğü statüsünde olmasına rağmenbakanlık il müdürlerine sağlanan mali haklardan faydalandırılmamalarınınkazanılmış hak ilkesini ihlal ettiği, özel mülkiyete konu taşınmazın altındatünel yapılması karşılığında taşınmaz malikine herhangi bir ücret ödenmemesininmülkiyet hakkıyla bağdaşmadığı,gecikmesinde sakınca bulunan hallerde internetortamında yer alan yayınla ilgili olarak içeriğin çıkarılması ve/veya erişiminengellenmesinde TİB’e sınırları belirsiz bir yetki verilmesinin, haberleşme,ifade ve basın hürriyetine keyfi olarak müdahale edilmesine sebebiyetverdiği, TİB tarafından verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişiminengellenmesi kararlarına karşı sulh ceza hakimine sadece onaylama yetkisiverilmesinin adil yargılanma hakkına aykırı olduğu, ilgili mevzuat uyarıncahaberleşmeye ilişkin kişisel verilerin işlenmesine olanak tanınmasının özelhayatın gizliliğine orantısız ve keyfi şekilde müdahalede bulunulmasınasebebiyet verdiği, elektronik haberleşme sektörüyle ilgili kişisel verilerinişlenmesi ve gizliliğin korunmasına yönelik usul ve esasları belirlemekonusunda BTK’nın yetkili kılınarak Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili dahaönce verdiği kararın etkisiz hale getirildiği, bu çerçevede dava konusukuralların bu haliyle uygulanmasının telafisi güç veya imkânsız zararlarındoğmasına sebebiyet vereceği belirtilerek kuralların yürürlüklerinindurdurulması talep edilmiştir.
27.3.2015 tarihli ve 6639 sayılı Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un;
A- 22. maddesiyle, 3.6.2011 tarihli ve 638 sayılı Gençlik veSpor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’yeeklenen geçici 13. maddenin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yeralan “…Bakanlık Merkez Teşkilatı ile Spor Genel Müdürlüğü ve…” ibaresineyönelik yürürlüğün durdurulması talebinin, koşulları oluşmadığından REDDİNE,
B- 5. maddesiyle, 28.3.1983 tarihli ve 2809 sayılı YükseköğretimKurumları Teşkilatı Kanunu’na eklenen ek 158. maddenin; ikinci fıkrasınınikinci ve üçüncü cümlelerine yönelik iptal hükümlerinin yürürlüğe girmelerininertelenmeleri nedeniyle bu cümlelere ilişkin yürürlüğün durdurulmasıtaleplerinin, REDDİNE,
C- 4. maddesiyle değiştirilen, 24.5.2013 tarihli ve 6487 sayılıBazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun’un 33. maddesinin (4) numaralı fıkrasının;
1-Birinci cümlesinde yer alan “…10/12/2003 tarihli ve 5018sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesi hükmüne tabiolmaksızın…” ibaresine,
2- İkinci cümlesinin “…takip eden yıllarda ise hertakvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespitve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak…”bölümüne,
D- 5. maddesiyle, 28.3.1983 tarihli ve 2809 sayılıYükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’na eklenen ek 158. maddenin;
1- İkinci fıkrasının;
a- Birinci cümlesinde yer alan “…ile MütevelliHeyetinden” ibaresine,
b- Dördüncü ve beşinci cümlelerine,
c- Altıncı cümlesinde yer alan “Mütevelli Heyetinin” ibarelerine,
2-Üçüncü fıkrasına,
3- Dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “MütevelliHeyetinin teklifi ve…” ibaresine,
4- Beşinci ve altıncı fıkralarına,
E- 18. maddesiyle, 14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı ElektrikPiyasası Kanunu’na eklenen geçici 18. maddesine,
F- 23. maddesiyle, 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı KHK’ya eklenen ek18. maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarına,
G- 24. maddesiyle, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin eki (I)sayılı Cetvelin “A- Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Alanlar” kısmının “1-Kadroları Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan personel ile TeknikHizmetler, Sağlık ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri ile Avukatlık Hizmetlerisınıflarında bulunan personelden ek ödeme oranları ilgili gruplarındadüzenlenmeyen ve kadro unvanları bu bölümde yer alan personel”bölümünün;
1- (d) sırasında yer alan “büyükşehirbelediyesi bulunan illerin il özel idaresi genel sekreter yardımcısı, diğerillerin il özel idaresi genel sekreteri,” ibaresinin “il özelidaresi genel sekreteri,” şeklinde değiştirilmesine,
2- (e) sırasında yer alan “büyükşehir belediyesibulunan illerin il özel idaresi I. hukuk müşaviri, büyükşehir belediyesibulunmayan illerin il özel idaresi genel sekreter yardımcısı,” ibaresinin “ilözel idaresi genel sekreter yardımcısı,” şeklinde değiştirilmesine,
3- (g) sırasına “il yazı işleri müdürü” ibaresindenönce gelmek üzere eklenen “İl nüfus ve vatandaşlık müdürü,”ibaresine,
H- 28. maddesiyle 4.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu’nun 4. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesine “raylı taşımasistemleri” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “ile tünel”ibaresine,
I- 32. maddesiyle, 5.11.2008 tarihli ve 5809 sayılı ElektronikHaberleşme Kanunu’nun yeniden düzenlenen 51. maddesinin;
1- (2) numaralı fıkrasında yer alan “…ilgili mevzuatınve…” ibaresine,
2- (6) numaralı fıkrasında yer alan “…ilgili mevzuathükümleri saklı kalmak kaydıyla,…” ibaresine,
3- (8) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…İlgilimevzuatın ve…” ibaresine,
4- (13) numaralı fıkrasına,
yönelik iptal talepleri 2.11.2016 tarihli ve E.2015/61, K.2016/172sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkra, cümle, bölüm, ibare vedeğişikliklere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,
J- 29. maddesiyle, 4.5.2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternetOrtamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenenSuçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’a eklenen 8/A maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları hakkında, 2.11.2016 tarihli ve E.2015/61, K.2016/172sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bufıkralara ilişkin yürürlüğün durdurulması talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YEROLMADIĞINA,
2.11.2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
216. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kanun,kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kuraltekrarlanarak, Mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde, Resmî Gazete’deyayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi biryılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
217. 6639 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle 2809 sayılı Kanun’aeklenen ek 158. maddenin; ikinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinin iptaledilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici niteliktegörüldüğünden, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bu cümlelere ilişkiniptal hükümlerinin, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı aysonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VI- HÜKÜM
27.3.2015 tarihli ve 6639 sayılı Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un;
A- 4. maddesiyle değiştirilen, 24.5.2013 tarihli ve 6487sayılı Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun’un 33. maddesinin (4) numaralı fıkrasının;
1-Birinci cümlesinde yer alan “…10/12/2003 tarihli ve 5018sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesi hükmüne tabiolmaksızın…” ibaresinin,
2- İkinci cümlesinin “…takip eden yıllarda ise hertakvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespitve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak…”bölümünün,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
B- 5. maddesiyle 28.3.1983 tarihli ve 2809 sayılı YükseköğretimKurumları Teşkilatı Kanunu’na eklenen ek 158. maddenin;
1- İkinci fıkrasının;
a- Birinci cümlesinde yer alan “…ile MütevelliHeyetinden” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b- İkinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
c- Üçüncü cümlesinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin(4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, RecaiAKYEL ile Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün,Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞEGİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
d- Dördüncü ve beşinci cümlelerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarınave iptal taleplerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
e- Altıncı cümlesinde yer alan “Mütevelli Heyetinin” ibarelerininAnayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal taleplerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- Üçüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
3- Dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “MütevelliHeyetinin teklifi ve…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
4- Beşinci fıkrasının;
a- Birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasa’ya aykırı olmadığınave iptal taleplerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b- Üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, M. Emin KUZ’un karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
c- Dördüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
5- Altıncı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C- 18. maddesiyle 14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı ElektrikPiyasası Kanunu’na eklenen geçici 18. maddenin Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D- 22. maddesiyle 3.6.2011 tarihli ve 638 sayılı Gençlik veSpor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’yeeklenen geçici 13. maddenin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yeralan “…Bakanlık Merkez Teşkilatı ile Spor Genel Müdürlüğü ve…” ibaresininAnayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, HicabiDURSUN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ ile Recai AKYEL’in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
E- 23. maddesiyle 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı KanunHükmünde Kararname’ye eklenen ek 18. maddenin birinci, ikinci ve üçüncüfıkralarının Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
F- 24. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin eki (I)sayılı Cetvelin “A- Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa GöreAlanlar” kısmının “1- Kadroları Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yeralan personel ile Teknik Hizmetler, Sağlık ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri ileAvukatlık Hizmetleri sınıflarında bulunan personelden ek ödeme oranları ilgiligruplarında düzenlenmeyen ve kadro unvanları bu bölümde yer alan personel”bölümünün;
1- (d) sırasında yer alan “büyükşehir belediyesibulunan illerin il özel idaresi genel sekreter yardımcısı, diğer illerin ilözel idaresi genel sekreteri,” ibaresinin “il özel idaresigenel sekreteri,” şeklinde değiştirilmesinin,
2- (e) sırasında yer alan “büyükşehir belediyesibulunan illerin il özel idaresi I. hukuk müşaviri, büyükşehir belediyesibulunmayan illerin il özel idaresi genel sekreter yardımcısı,” ibaresinin “ilözel idaresi genel sekreter yardımcısı,” şeklinde değiştirilmesinin,
3- (g) sırasına “il yazı işleri müdürü” ibaresindenönce gelmek üzere eklenen “İl nüfus ve vatandaşlıkmüdürü,” ibaresinin,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
G- 28. maddesiyle 4.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu’nun 4. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesine “raylıtaşıma sistemleri” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “iletünel” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
H- 29. maddesiyle 4.5.2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternetOrtamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenenSuçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’a eklenen 8/A maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları, 15.8.2016 tarihli ve 671 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Bazı Kurum ve Kuruluşlara İlişkin Düzenleme Yapılması Hakkında KanunHükmünde Kararname’nin 21. maddesiyle değiştirildiğinden, bu fıkralara ilişkin iptaltalepleri hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
I- 32. maddesiyle 5.11.2008 tarihli ve 5809 sayılı ElektronikHaberleşme Kanunu’nun yeniden düzenlenen 51. maddesinin;
1- (2) numaralı fıkrasında yer alan “…ilgili mevzuatınve…” ibaresinin,
2- (6) numaralı fıkrasında yer alan “…ilgili mevzuathükümleri saklı kalmak kaydıyla,…” ibaresinin,
3- (8) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…İlgilimevzuatın ve…” ibaresinin,
4- (13) numaralı fıkrasının,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
2.11.2016 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARŞIOY GEREKÇESİ
27.3.2015 tarihli ve 6639 sayılı Kanun’un 28. maddesiyle, 2942sayılı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesine “…raylıtaşıma sistemleri…” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “…iletünel…”ibaresi:
1. 27.3.2015 tarihli ve 6639 sayılı Kanun’un 28. maddesiyle, 2942sayılı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesine “…raylıtaşıma sistemleri…” ibaresinden sonra gelmek üzere “…iletünel…” ibaresi eklenmiştir. Buna göre, maliklerin mülkiyethakkının kullanılmasının engellenmemesi, can ve mal güvenliği bakımındangerekli önlemlerin alınması kaydıyla, kamu yararına dayalı olarak,taşınmazların altında tünel yapılabilecektir. Maddenin ikinci fıkrasının ikincicümlesinde taşınmazların mülkiyet hakkının kullanımının engellenmemesi halinde,taşınmazlara ilişkin her hangi kamulaştırma yapılmayacağı da kural altınaalınmış olduğundan, tünel inşası durumunda da kamulaştırma yapılmayacaktır.
2. Bahse konu 4. maddenin ilk halinde mülkiyet hakkınınkullanımının engellenmemesi kaydıyla taşınmazların üzerinde teleferik vebenzeri ulaşım hatları ile her türlü köprü, taşınmazların altında metro vebenzeri raylı taşıma sistemleri yapılması durumunda taşınmaz sahiplerine buişlemler nedeniyle kamulaştırma, tazminat ve benzeri nam altında herhangi birücret ödenmeyeceği hükmü yer almakta iken anılan cümlenin iptali istemiyleaçılan davada Anayasa Mahkemesinin 14.5.2015 tarihli, E:2014/177, K:2015/49sayılı kararıyla, teleferik ve benzeri ulaşım hatları, her türlü köprü, metrove benzeri raylı taşıma sistemleri gibi, ilgili bölgede yaşayan tüm kişilerbakımından yararlar sağlayan yatırımların külfetinin bir kısım taşınmazmaliklerine yüklenmesinin adalet ve hakkaniyet ölçüleriyle bağdaşmayacağı, bunedenle anılan taşınmazların değerinde oluşan azalma nedeniyle taşınmazmaliklerine uygun bir tazminat ödenmesinin mülkiyet hakkının gereği olduğunubelirtilerek, malikin tazminat hakkından mahrum bırakılmasının Anayasa’yaaykırı olduğuna karar verilmiştir. Buna göre, bahse konu inşaat işlerimeyanında tünel inşaatı dolayısıyla taşınmazlarının değerinde azalma oluşacakkişiler, İdareden tazminat talep edebileceklerdir. Ancak, iptali istenen kuralgereğince, İdare vatandaşın mağduriyetini gidermek amacıyla istese dekamulaştırma yapamayacaktır.
3. Mülkiyet hakkına devletçe yapılabilecek müdahalelerin güvencesiAnayasa’nın 46. maddesinde düzenlenmiş olan kamulaştırma müessesesidir.Anayasa’ya göre temel ilke, kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçekkarşılıkları peşin ödenmek şartıyla, kamulaştırma yapılması veya irtifakkurulmasıdır. Yine Anayasanın 46. maddesine göre, nakden ve peşin olaraködenmesi gereken kamulaştırma ve kesin hükme bağlanan artırım bedelleri, bazıözel şartların mevcudiyeti halinde beş yılı aşmayacak şekilde taksitleödenebilecektir. Bu haller Anayasa’da tahdidi olarak sayılmış olup, bunlartarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskanprojelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyılarınkorunması ve turizmden ibarettir. Diğer bir ifadeyle mülkiyet hakkı yönündenmetro, teleferik ve tünel gibi inşaatlar bu anayasal istisnanın dışında kalan,bedeli peşin ödenmesi gereken kamu müdahaleleridir.
4. Mülkiyet hakkı, bir malı dilediğince kullanma, semerelerindenfaydalanma ve mal üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunmayı kapsayan birhaktır. Bir taşınmazın maliki de kanunlar çerçevesinde konut olarak kullanmakistediği bir yeri kullanırken aynı zamanda özel yaşamı güvence altına alanAnayasa’nın 20. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesininkoruması altındadır. A.İ.H.M. bu bağlamda “konutunda rahatsız edilmedenyaşamak hakkı”nı esas almak suretiyle, çevresel etkilerin ve müdahalelerindahi özel hayatın korunmasına ilişkin Sözleşme hükmünün ihlali olarakdeğerlendirmektedir (Taşkın ve diğerleri/Türkiye, 46117/99).Altındatünel inşa edilen bir taşınmaz malın konut olarak kullanılması halinde AİHM’ninbahse konu içtihadı kapsamında incelenmesi gerekeceği açıktır.
5. Kuralla. tünel inşaatından mülkiyet hakkı olumsuz etkilenen birkişinin mağduriyetinin, peşin ödeme yapılarak kamulaştırma yöntemiylegiderilmesi yerine kişinin ancak zararlarını tazminat yoluyla karşılamaya icbaredilmesinde Anayasa’nın 35. maddesiyle bağdaşmayan, aşırı bir sınırlandırmayapıldığı anlaşılmaktadır. Kural, bu nedenle Anayasa’nın 35. maddesineaykırıdır.
6. Öte yandan, böyle bir durumda yargısal yollara başvurulup uzunsüreçlerin tamamlanmasından sonra tazminat elde edilse bile, Anayasa’nın 46.maddesinde yer alan peşin ödeme ilkesine Anayasa’da öngörülen haller dışındayasa ile istisna getiren kural, Anayasa’nın 46. maddesine de aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY GEREKÇESİ
27.3.2015 tarihli ve 6693 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle 638sayılı KHK’ya eklenen Geçici 13. maddenin (1) numaralı fıkrasının birincicümlesinde yer alan “…Bakanlık Merkez Teşkilatı ile Spor GenelMüdürlüğü ve…” ibaresi:
1. Yasa ile yapılan düzenleme sonucunda Gençlik ve SporBakanlığının bağlı kuruluşu olan Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu GenelMüdürlüğüne ait bölge müdürlükleri kapatılmış, Bakanlık Merkez Teşkilatı ileSpor Genel Müdürlüğü teşkilatında her hangi bir değişikliğe gidilmemiştir. Bunagöre Anayasa Mahkemesi çoğunluğunca, iptali istenen kuralın öngördüğü şekildeyasa ile göreve son verme işlemlerinde hukuki ve fiili zorunluluk bulunmadığıdüşüncesiyle kuralın, hukuki güvenlik ilkesini ihlal ettiği sonucunavarılmıştır.
2. Bununla birlikte yasa ile görevden alma işlemlerinde yeni biryapılanmadan kaynaklanan hukuki ve fiili zorunluluğun takdiri, dar bir yorumaelverişli değildir. Yasa ile Gençlik ve Spor Bakanlığının bağlı kuruluşu olanKredi ve Yurtlar Kurumunun teşkilatında önemli değişiklikler yapılmıştır. Bunabağlı olarak kimi kamu görevlilerinin de yer değiştirmesi, başka görevlereatanması gerekebilecek olup bunlardan bir kısmının, teşkilat yapısında birdeğişiklik yapılmasa da Bakanlık Merkez Teşkilatı veya Spor Genel Müdürlüğündehizmetine ihtiyaç duyulabilecektir.
3. Görevlerine son verilenlerin kazanılmış haklarını ihlaletmeyen, ancak bulundukları kadro derecesiyle araştırmacı kadrolarınaatanacaklarını öngören düzenlemenin, İdarede etkin ve verimli çalışmayaelverişli görevlendirme yapılması için Bakanlığın bütünü çerçevesinde birpersonel düzenlemesi amacıyla yasalaştırıldığı anlaşılmaktadır. Kaldı kiaraştırmacı kadrolarına yasa ile atanmış sayılanların idari işlemle yenideneski görevlerine atanmalarına da bir engel bulunmamaktadır. Bu durumda birzorunluluğa dayanmadığı, başka bir ifadeyle keyfi olduğu yolunda net biryargıya ulaşılması mümkün olmayan kuralın Anayasa’nın “hukuki güvenlik” ilkesinede aykırı olduğundan söz edilemeyeceği kanaatindeyiz.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Anayasa Mahkemesince 2809 sayılı Kanun’un ek 158. maddesininikinci fıkrasının Mütevelli Heyetinin oluşumunu düzenleyen ikinci cümlesioybirliğiyle iptal edilmiştir. İptal edilen hüküm “Mütevelli Heyeti; SağlıkBakanlığı Müsteşarı, Rektör, Sağlık Bakanının seçeceği iki üye ileYükseköğretim Kurulu tarafından seçilen profesör unvanına sahip bir üye olmaküzere, toplam beş üyeden oluşur”. şeklindeydi.
2. Dava konusu hükmün iptal gerekçesinde Mütevelli Heyetininüniversite yönetimine ilişkin mevcut yetkileri ve Mütevelli Heyetinin en azdört üye ile toplanıp salt çoğunlukla karar alabileceği göz önündebulundurulduğunda, Mütevelli Heyeti üyelerinin çoğunluğunun Sağlık BakanlığıMüsteşarı ile Sağlık Bakanının seçeceği iki üyeden oluşmasının merkezî idareyeMütevelli Heyeti kanalıyla üniversite yönetimine ilişkin karar alma sürecindebelirleyici olacak şekilde söz hakkı tanıyacağı, merkezî idareye üniversiteyönetimi üzerinde denetim ve gözetim yetkisini aşan nitelikte bir yetkitanınmasının Anayasa’nın 130. maddesiyle güvence altına alınan bilimselözerklikle bağdaşmadığı hususlarına yer verilmiştir.
3. Diğer bir ifadeyle Anayasa Mahkemesi; Mütevelli Heyetininoluşumunu, Mütevelli Heyetinde bulunan kişilerin bu heyette yer almamasıgerektiği gerekçesiyle değil toplam sayı olarak beş olan Mütevelli Heyetiüyelerinin çoğunluğunun Sağlık Bakanlığı Müsteşarı ve Sağlık Bakanının seçeceğiiki üye olarak belirlenmesinin merkezî idareye, Mütevelli Heyeti kanalıylayönetimde söz hakkı tanımakta olduğunu ve bunun Anayasa’nın 130. maddesiylegüvence altına alınan özerklik ilkesiyle bağdaşmadığını belirterek iptaletmiştir.
4. Anayasa Mahkemesi kararında daha sonra 2809 sayılı Kanun’un ek158. maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesi, 6216 sayılı Kanun’un 43.maddesinin dördüncü fıkrası gereğince iptal edilmiştir. İptal edilen cümle“Mütevelli Heyetine Sağlık Bakanlığı Müsteşarı, Müsteşarın katılmadığı toplantılaraRektör başkanlık eder.” şeklindedir.
5. Kanaatimizce 2809 sayılı Kanun’un ek 158. maddesinin ikincifıkrasının ikinci cümlesinin iptali sonrasında bile dava konusu üçüncü cümleninuygulanma kabiliyeti halen devam etmektedir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptalkararını dikkate alarak yasama organı tarafından yeni Mütevelli Heyeti oluşumutesis edilmesi durumunda Mütevelli Heyetine yine Sağlık Bakanlığı Müsteşarı,Müsteşarın katılmadığı toplantılara Rektör başkanlık edebilecektir. DolayısıylaMütevelli Heyetinin oluşumunun iptali sonrasında da bu kuralın uygulanmakabiliyeti mevcuttur.
6. Bu nedenle Mütevelli Heyetinin üye yapısını düzenleyen Kanun’unek 158. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin iptali nedeniyle kuralladoğrudan ilgili olan Mütevelli Heyetine Sağlık Bakanlığı Müsteşarının,Müsteşarın katılmadığı toplantılara Rektörün başkanlık edeceğini düzenleyen ek158. maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinin uygulanma kabiliyetikalmadığından bu cümlenin de 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin dördüncüfıkrası gereğince iptali gerektiğine yönelik çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARŞI OY
6639 sayılı Yasa’nın 5. maddesiyle 2809 sayılı Yasa’ya eklenen158. maddenin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “Mütevelli HeyetineSağlık Bakanlığı Müsteşarı, Müsteşar’ın katılmadığı toplantılara Rektörbaşkanlık eder” hükmü çoğunluk kararıyla, uygulama kabiliyetinin kalmadığıgerekçesiyle iptal edilmiştir.
Çoğunluk kararında iptal edilen hükmün uygulama kabiliyetininkalmadığının gerekçesi olarak, söz konusu hükümden önce gelen “MütevelliHeyeti; Sağlık Bakanlığı Müsteşarı, Rektör, Sağlık Bakanının seçeceği iki üyeile Yüksek Öğretim Kurulu tarafından seçilen profesör unvanına sahip bir üyeolmak üzere, toplam beş üyeden oluşur.” hükmünün iptal edilmiş olmasıgösterilmektedir.
6216 sayılı Yasa’nın 43. maddesinin dördüncü fıkrasında, iptalveya itiraz başvurusu kanunun sadece belirli madde veya hükümleri aleyhineyapılmış olup da, bu madde veya hükümlerin iptali, kanunun diğer bazıhükümlerinin veya tamamının uygulanamaması sonucunu doğuruyorsa, Mahkemenin,uygulama kabiliyeti kalmayan kanunun bahis konusu öteki hükümlerinin veyatümünün iptaline karar verebileceği hüküm altına alınmıştır.
Uygulama kabiliyeti kalmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilenhükmün, işbu başvuruda iptal edilmesi hususunda başvuruda bulunulduğunda vehükmün kendisinden önce gelen hükümden bağımsız anlam ifade ettiği hususundatereddüt bulunmamaktadır. Tartışmanın esası, kendinden önce gelen hükmün iptaledilmesinin, anılan düzenlemenin de iptalini gerektirip gerektirmeyeceğinoktasında toplanmaktadır.
Hükmün uygulama kabiliyeti kalmadığı gerekçesiyle iptaline gerekçeoluşturan önceki hüküm, üniversitenin organlarından mütevelli heyetininoluşumunu düzenlemekte olup Sağlık Bakanı’nın seçeceği iki üye ile birlikteMüsteşar’ın heyette bulunmasının idareye belirleyici şekilde söz hakkıüstünlüğüsağlayacağı, bu nedenle, Rektör veprofesör unvanlı bir üyenin heyette etkisizkalacağı gerekçesiyleiptaledilmiştir. İptal kararı yayımlandıktan sonrayapılacak düzenlemede de Müsteşarın heyette kalması mümkündür. Çünkü iptalgerekçesinde, Müsteşarın heyette bulunmasının hukuken dayanaksız olduğundan sözedilmemekte, Müsteşarla birlikte Sağlık Bakanı’nın atayacağı iki üyenin,öğretim üyelerine sayısal üstünlük sağlamasının Anayasaya aykırılık oluşturduğubelirtilmektedir. Bu durumda bu hükmün iptalinin, Müsteşarın Mütevelli Heyetinebaşkanlık etmesini düzenleyen hükmün iptalini gerektirdiği söylenemeyeceğinden,bu hükmün önceki hükümden bağımsız olarak incelenmesi gerektiğidüşünülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı’nın mütevelliheyetine başkanlık edeceğini düzenleyen hükmün uygulama kabiliyetinin kalmadığıgerekçesiyle iptaline ilişkin çoğunluk kararına katılınmamıştır.
Üye
Muammer TOPAL
KARŞIOY GEREKÇESİ
6639 sayılı Kanunla 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları TeşkilatıKanununa ilave edilen ek 158. maddenin iptali talep edilen beşinci fıkrasınınAnayasaya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
Anılan fıkranın üçüncü cümlesinde, Sağlık Bilimleri Üniversitesinetahsis edilecek öğretim elemanı kadrolarının Rektörün önerisi üzerine MütevelliHeyeti tarafından il bazında belirlenmesi ve öğretim üyesi atamalarının bukadrolara yapılması öngörülmektedir.
Kararın gerekçesinde maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesindeyer alan “…ile Mütevelli Heyetinden…” ibaresinin Anayasaya aykırılığıiddiasının reddine ilişkin gerekçelerin beşinci fıkranın üçüncü ve dördüncücümleleri yönünden de geçerli olduğu, Anayasanın 130. maddesinin dokuzuncufıkrasına göre kanun koyucunun anayasal sınırlar içinde Mütevelli Heyetiningörevlerini belirleme konusunda takdir yetkisine sahip olduğu, bu bağlamdaÜniversiteye tahsis edilecek öğretim elemanı kadrolarının, temel bilimler hariçolmak üzere, birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanesinin eğitimbirimleri ve ihtiyacı dikkate alınarak, Rektörün önerisi üzerine MütevelliHeyeti tarafından il bazındabelirlenmesini ve öğretim üyesi atamalarının bukadrolara yapılmasını öngören kuralın da kanun koyucunun takdir yetkisikapsamında olduğu ve kuralda Anayasaya aykırı bir hususun bulunmadığıbelirtilmektedir.
İkinci fıkranın birinci cümlesindeki ibarenin reddine ilişkingerekçede ise, Anayasanın 130. maddesinin dokuzuncu fıkrasında yükseköğretimkurumlarının organları ile bunların görev, yetki ve sorumluluklarını belirlemeyetkisinin kanun koyucuya verildiği, kanun koyucunun Anayasanın ilgilikurallarına bağlı olarak yükseköğretim kurumlarının yönetim organlarınıbelirleyebileceği, bu konuda kanun koyucuyu sınırlandıran anayasal bir ilkebulunmadığından düzenlemenin Üniversitenin bilimsel özerkliğini zedelemediğiifade edilmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ibarenin iptalitalebinin reddine ilişkin karara ve yukarıda özetlenen gerekçeye katılmaklabirlikte, yükseköğretim kurumlarının organlarının görev, yetki vesorumluluklarının belirlenmesi konusunda yasama organının takdir yetkisinisınırlandıran anayasal bir ilke bulunmadığı yönündeki tespite katılmamıza imkânbulunmamaktadır.
Bu çerçevede, kuralın Anayasanın 131. maddesi yönünden deincelenmesi gerektiği düşünülmektedir.
Bilindiği gibi, Anayasanın 131. maddesinde yükseköğretimkurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek,yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırmafaaliyetlerini yönlendirmek, bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkelerdoğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilenkaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarınınyetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulunun (YÖK)kurulacağı belirtilerek YÖK’e yükseköğretimin planlanması, düzenlenmesi,yönetilmesi, denetlenmesi ve yönlendirilmesi görevi verilmiş bulunmaktadır.
YÖK’ün Anayasa ile verilen bu görevleri yerine getirebilmesi bakımından,2547 sayılı Kanunla üniversitelerin ihtiyaçlarını, eğitim-öğretimprogramlarını, bilim dallarının niteliklerini, araştırma faaliyetlerini,uygulama alanlarını, fizikî imkânlarını, öğrenci sayılarını ve ilgili diğerhususları dikkate alarak öğretim üyesi kadrolarını dengeli bir oranda tespitetme görevi de YÖK’e verilmiş bulunmaktadır.
Üniversitelere tahsis edilen öğretim üyesi kadrolarına atamayapılmasının usul ve esasları da 2547 sayılı Kanunda belirlenmekte ve atamalaryukarıda belirtilen ilke çerçevesinde yapılmaktadır.
İncelenen maddenin beşinci fıkrasının üçüncü cümlesinde ise,öğretim üyesi kadroları da dahil olmak üzere öğretim elemanı kadrolarınınMütevelli Heyeti tarafından il bazında belirlenerek öğretim üyesi atamalarınınbu kadrolara yapılacağı öngörülmek suretiyle yetki doğrudan Mütevelli Heyetineverilmektedir.
Anayasanın 131. maddesine göre yükseköğretimin planlanması veeğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerinin yönlendirilmesi kapsamında YÖK’ün,öğretim üyelerinin üniversiteler ve üniversitelerin birimleri arasında dengelibir şekilde dağılımını tespit etmekle sorumlu olduğu dikkate alındığında,üçüncü cümlede öngörülen hükmün Anayasanın 131. maddesine aykırı olduğudüşünülmektedir.
Bu itibarla, beşinci fıkranın üçüncü cümlesinin Anayasanın 131.maddesine aykırılığından dolayı iptal edilmesi gerektiği düşüncesiyle,çoğunluğun red yönündeki görüşüne katılmıyorum.
Üye
M. Emin KUZ