ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2015/96
Karar Sayısı : 2016/9
Karar Tarihi : 10.2.2016
R.G. Tarih-Sayı : 23.2.2016 – 29633
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Karaman 1. AsliyeHukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 12.1.2011 tarihli ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinde yer alan ".bu karar verildiği anda kesin ise butarihten." ibaresinin Anayasa'nın 36. maddesine aykırılığıileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Davacı tarafından banka ile imzalanan kredi sözleşmesigereğince kredi tahsis edilen davalıdan kredi kullanım esnasında tahsil edilenekspertiz ücretinin iadesi hakkında Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığıtarafından verilen kararın iptali ve icrasının durdurulmasına karar verilmesitalebiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğukanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ
Kanun'un itiraz konusu ibarenin de yer aldığı 20. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde,taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten,süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiğitarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğtarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, davadosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir.Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir."
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümler uyarınca, Zühtü ARSLAN,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, CelalMümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN,Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ'in katılımlarıyla 25.11.2015 tarihinde yapılan ilkinceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığındanişin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan veilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
A- İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle, kesin ve kamu düzenine ilişkinyetkinin dava şartları arasında olduğu, bu nedenle mahkeme tarafından duruşmaaçılmasına ve tarafların çağrılmasına gerek görülmeksizin dosya üzerinden,tarafların yokluğunda yetkisizlik kararı verilebildiği, bu durumda kararyoklukta verildiği için tarafların karar içeriğinden haberdar olmalarınınmümkün olmadığı, Kanun'un verdiği iki haftalık sürenin tarafların yokluğundabaşlayıp sona ereceği, ilgililerin kararın içeriğinden ancak kararın tebliğiile haberdar olabileceği, ancak tarafların yokluklarında kesin olarak verilenyetkisizlik kararlarında ilgililere tebliğ olmadığı için karar içeriğindenhaberleri olamayacağından iki haftalık sürenin kullanılamayacağı ve davanınaçılmamış sayılmasına karar verileceği, taraflar için Kanun'un vermiş olduğusürenin, haberdar olmadıkları kararın verilme anından başlatılmasının hak aramaözgürlüğünü ortadan kaldırdığı, öğretide ve yargısal uygulamalarda da yokluktaverilen kararlarda, başvuru süresinin kararın verildiği andan başlatılmasınınadalete aykırı olacağının benimsendiği, genel olarak süreleri düzenleyenKanun'un 91. maddesinde, sürelerin taraflara tebliğ tarihinden veya kanundaöngörülen hallerde tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlayacağınındüzenlendiği, yoklukta verilen bir karar ile ilgili sürenin kararın verildiğitarihten başlamasının Kanun'un 91. maddesiyle de çeliştiği belirtilerekkuralın, Anayasa'nın 36. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
4. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesi uyarınca, kural Anayasa'nın 13. maddesi yönündende incelenmiştir.
5. İtiraz konusu kuralın da yer aldığı (1) numaralı fıkrada,görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bukarar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yolunabaşvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yolunabaşvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren ikihafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya dayetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekeceği, aksi takdirde, bumahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hüküm altınaalınmıştır. İtiraz konusu kural ".bu karar verildiği anda kesinise bu tarihten." ibaresidir.
6. Anayasa'nın 13. maddesinde, "Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." denilmektedir.
7. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."hükmüne yer verilmiştir. Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü veadil yargılanma hakkı, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının yanında,diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir.
8. Demokratik toplumlarda temel hak ve özgürlükler yönündenserbestlik asıl, sınırlama ise istisnadır. Anayasalar temel hak veözgürlüklerin hangi nedenlerle ve ne ölçüde sınırlandırılabileceğinibelirlemektedir. Bu anlamda, Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin kurallara yer verilmiştir.
9. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat hâlini alankararlarında belirtildiği üzere, her temel hak ve özgürlüğün doğasındankaynaklanan sınırları da bulunmaktadır. Birlikte yaşamanın zorunlu sonucuolarak, hak ve özgürlüklerin başkalarının aynı hak ve özgürlüklerdenfaydalanmasını engelleyici, başkalarına zarar verici mahiyette kullanılmamasıgerekir. Ayrıca, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan kuralların da temel hakve hürriyetin bir diğer sınırını oluşturabilmesi mümkündür.
10. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvence altınaalınmıştır. Maddede, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeniöngörülmemiş olmakla birlikte, bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkünolmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni öngörülmemişhakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu kabuledilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama nedenine yerverilmemiş olsa da, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan kurallara dayanarakbu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına vekullanım koşullarına ilişkin bir kısım düzenlemelerin hak arama özgürlüğünündoğasından kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyenkurallar olduğu açıktır. Ancak, bu sınırlamalar Anayasa'nın 13. maddesinde yeralan güvencelere aykırı olamaz.
11. Temel hak ve özgürlükler özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasa'da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla sınırlanabilir.Dokunulamayacak "öz", her temel hak ve özgürlük açısındanfarklılık göstermekle birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkın özünedokunmadığının kabulü için temel hakların kullanılmasını ciddî surette güçleştirip,amacına ulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcı bir niteliktaşımaması gerekir.
12. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılansınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların, demokratik toplum düzeniningerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başkadeyişle, öze dokunan sınırlamalar, "demokratik toplum düzeniningerekleri" ve "ölçülülük" ilkelerine evleviyetleaykırı olacağından, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunan sınırlamalaryönünden "demokratik toplum düzeninin gerekleri" ve "ölçülülük" ilkeleribakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
13. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönündengözetilmesi öngörülen "demokratik toplum düzeninin gerekleri"kavramı, öncelikle ilgili hak yönünden getirilen sınırlamaların zorunlu ya daistisnai tedbir niteliğinde olmalarını, başvurulabilecek en son çare ya daalınabilecek en son önlem olarak kendilerini göstermelerini gerektirmektedir."Demokratik toplum düzeninin gerekleri"nden olma, birsınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacınkarşılanması amacına yönelik ve ölçülü olmasını ifade etmektedir.
14. Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen "ölçülülükilkesi", temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkinbaşvurularda dikkate alınması gereken bir diğer ilkedir. Demokratik toplumdüzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleri, iki ayrı kriter olarak düzenlenmişolmakla birlikte bu iki kriter arasında sıkı bir ilişki vardır. Temel hak veözgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın, demokratik toplum düzeni içingerekli nitelikte, başka bir ifadeyle öngörülen kamu yararı amacınıgerçekleştirmekle birlikte, temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülübir sınırlama niteliğinde olup olmadığının incelenmesi gerekir.
15. Ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ilesınırlama araçları arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi, ulaşılmakistenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracındenetlenmesidir. Bu sebeple, kuralın hedeflenen amaca ulaşabilmek içinelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
16. Belirtilen nitelikleri gereği, Anayasa'nın 13. maddesinde yeralan ve aralarında sıkı bir ilişki bulunan, "temel hak ve hürriyetlerinözü", "demokratik toplum düzeninin gerekleri" ve"ölçülülük ilkesi" kavramları, bir bütünün parçaları olup,"demokratik bir hukuk devleti"nin özgürlükler rejimindegözetilmesi gereken temel ölçütleri oluşturmaktadır.
17. Demokratik toplum hak arama özgürlüğünün tüm bireyleraçısından mümkün olan en geniş şekilde güvence altına alındığı bir düzenigerektirir. Demokrasilerde devlete düşen görev, bireyin hak arama özgürlüğünükullanabilme imkânına sahip olmasını sağlamak, özellikle de bu imkânı ortadankaldırmaya yönelik tutumlardan kaçınmak ve bu yönde gelebilecek olumsuzmüdahaleleri engellemektir. Hak arama özgürlüğüne demokratik toplum düzeni yönünden zorunlu olmadıkça Devletinmüdahale etmemesi gerekir. Bu hak meşru amaçlarla sınırlandırılabilirise de bu sınırlama kişilerin bu hakkını yok edecek veya kullanılamaz halegetirecek şekilde yapılmamalıdır.
18. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Kişininuğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesi ya da maruzkaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüpkanıtlayabilmesi ve zararını giderebilmesinin en etkili yolu, yargı mercileriönünde dava hakkını kullanabilmesidir. Mahkemeye erişim hakkı, bireyleriniddia ve savunmalarını bir yargı mercii önünde ileri sürebilmelerine imkân sağlayanve adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak kabul edilen bir haktır.
19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne göre, ulusal yasalardamahkemeye erişim hakkının sağlanma derecesi, demokratik bir toplumdaki hukukdevleti ilkesi çerçevesinde, kişilerin mahkemeye erişim hakkını güvence altınaalmaya yetecek ölçüde olmalıdır. Mahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıpbazı sınırlamalara tâbi olabilir. Bununla birlikte uygulanan sınırlamalar,mahkemeye erişim hakkının özünü zedeleyecek ölçüde veya şekilde olmamalıdır (Ashingdane/BirleşikKrallık, B.No:8225/78, 28.5.1985, § 57). Ayrıca mahkemeye erişim hakkınınetkili olabilmesi, haklarına müdahale teşkil eden bir eyleme karşı koymak içinkişinin açık ve pratik bir imkâna sahip olmasını gerektirir (Bellet/Fransa,B.No: 23805/94, 4.12.1995, § 36).
20. İtiraz konusu kural ile taraflardan birinin, verildiği andakesin olan görevsizlik veya yetkisizlik kararlarında bu tarihten itibaren ikihafta içinde kararı veren mahkemeye başvurabileceği öngörülmektedir.
21. İtiraz konusu ibareyle getirilen düzenleme incelendiğinde,düzenlemenin adil yargılanma hakkının bir unsuru olan "mahkemeye erişimhakkı"na ve dolayısıyla da adil yargılanma hakkına yönelik birmüdahale olduğu açıktır. Kuralla, verildiği anda kesin olan görevsizlikveya yetkisizlik kararlarında tebliğ veya tefhime gerek olmaksızın süreninbu kararların verildiği tarihten itibaren başlayacağıöngörülmektedir. Bu süre içinde başvurulmadığı takdirde ise görevsizlik veyetkisizlik kararı veren mahkeme davanın açılmamış sayılmasına kararverecektir. Kuralın yer aldığı maddenin gerekçesinde, görevsizlik veyayetkisizlik kararlarının kanun yoluna tâbi olmadığı için kesin olması halindesürenin bu tarihten başlayacağı ifade edilmektedir. Kanun koyucunun, kuralla, miktarveya değeri Kanun'da belirlenen sınırı geçmeyen malvarlığı davalarında verilengörevsizlik veya yetkisizlik kararlarında, tarafların dava dosyasının görevliveya yetkili mahkemeye gönderilmesini talep için Kanun'da öngörülen süreninkararın verildiği tarihten itibaren başlatılması suretiyle, dolaylı şekildeyargılamanın hızlandırılması ve mahkemelerin iş yükünün azaltılmasını sağlamayıamaçladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda getirilen düzenleme ile ulaşılmakistenen amaç arasında makul bir dengenin bulunup bulunmadığınabakılmalıdır.
22. Ölçülülük ilkesi gereğince, getirilen düzenleme ile ulaşılmakistenen amaç arasında makul bir dengenin bulunması gerekmektedir. Orantılılık olarak da ifade edilen ölçülülüğün bu alt ilkesi, amaca ulaşmakiçin gerekli olan önlemin alınmasına imkân tanımakta, ancak amaca ulaşmak içingerekli olmayan önlemlere başvurulmasına ve ilgili hakkın ölçüsüz bir şekildesınırlanmasına müsaade etmemektedir. Demokratik bir toplumda, temel hak veözgürlüklere getirilen sınırlamanın, bu sınırlamayla güdülen amacıngerektirdiğinden fazla olmaması gerekir. Orantılılık ilkesi, meşru bir amacaulaşmak için gerekli olan sınırlayıcı araçlardan daha hafif olanı tercihedilebilecekken daha ağır olanına başvurulmasına izin vermez.
23. Sürelerin başlamasını düzenleyen Kanun'un 91. maddesinde,sürelerin, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhimtarihinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülmektedir. Bu bağlamda mahkemetarafından verilen bir kararın davanın taraflarınca öğrenilebilmesi ancaktebliğ veya tefhim yoluyla mümkün olabilmektedir. İtiraz konusu kural ise bugenel kuraldan ayrılmakta ve verildiği anda kesin olan görevsizlik veyayetkisizlik kararlarında, kararın tebliğ veya tefhimi koşulunu aramamakta vesürenin kararın verildiği tarihten itibaren başlayacağını öngörmektedir.
24. Hukuk yargılamasında bir davanın genel mahkemelerde ya da özelmahkemelerde görüleceği hakkında kurallar görev kuralları olup, Kanun'un 1.maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmekte ve birmahkemenin görevsizliğine ilişkin kararlar davanın her aşamasında mahkemeceresen ya da taraflardan birinin itirazı üzerine verilebilmektedir. Davanınhangi yer mahkemesinde görüleceği hakkında kurallar ise yetki kuralları olup,kanunda uyuşmazlığın sadece o yer mahkemelerinde görüleceğinin belirtildiğikesin yetki kurallarının varlığı halinde de davanın her aşamasında mahkemeceresen ya da taraflardan birinin itirazı üzerine yetkisizlik kararıverilebilmektedir. Bu kararlar, duruşmada taraflardan birinin ya daher iki tarafın yokluğunda verilebileceği gibi mahkeme tarafından Kanun'un 320.maddesi gereğince taraflar duruşmaya davet edilmeden dosya üzerinden deverilebilmektedir. Bu şekilde verilen görevsizlik veya yetkisizlikkararlarının itiraz konusu kural gereğince tebliğ veya tefhim edilmesiaranmadığından, tarafların verilen kararları öğrenme imkânı son derece sınırlıolmaktadır.
25. Bu hallerde verilen kararı öğrenme imkânı olmayan tarafın,dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etme imkânıda bulunmayacaktır. Bu durumda ise davanın açılmamış sayılmasına kararverilmesi nedeniyle tarafların, dosya kendisine gönderilen mahkemedegörülecek davanın, ilk davanın devamı sayılma hakkından yararlanamayacağındanusul hukuku anlamında hak kayıpları yaşayacağı kuşkusuzdur. Zira davacıdavasını yeniden harç ödemek suretiyle tekrar açmak zorunda kalacak, görevsizveya yetkisiz mahkemede dava açılması ile kazanılmış olan zamanaşımınınkesilmesi, hak düşürücü sürenin korunması gibi haklar ile bu mahkemelertarafından verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacizler ortadan kalkacaktır. Bubağlamda tarafların henüz varlığından haberdar olmadığı bir kararın verildiğitarihten itibaren iki haftalık süre içinde başvurmadığından bahisle verilecekolan davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karar, ortaya çıkardığı hukukisonuçlar itibarıyla hak arama özgürlüğünü amacını aşacak şekildesınırlandırmaktadır.
26. Ayrıca, dava dosyasınıngörevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilebilmesi için kararınverildiği tarih esas alınarak tebliğ veya tefhim öngörmeyen kuralın, mahkemeyeulaşmada açık ve pratik bir imkân sunduğu da söylenemez. Dolayısıyla kurallamahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlama, hak arama özgürlüğüne ilişkinhakkın Anayasa'da ifade edilen sınırlarını aşmakta ve bu hakkın kullanılmasınıönemli ölçüde zorlaştırmaktadır. Kuralla bireylerin mahkemeye erişim hakkınagetirilen sınırlama demokratik toplum düzeninde gerekli olmayan ölçüsüz bir sınırlamaniteliğinde olduğundan Anayasa'ya aykırıdır.
27. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 13.ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
IV- İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
28. Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun,kanun hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez." denilmekte, 6216sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kuraltekrarlanmaktadır.
29. 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun20. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ".bukarar verildiği anda kesin ise bu tarihten."ibaresinin iptal edilmesinedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek niteliktegörüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılıKanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bu ibareye ilişkin iptalhükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonrayürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
V- HÜKÜM
12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20.maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ".bukarar verildiği anda kesin ise bu tarihten." ibaresininAnayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa'nın153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3)numaralı fıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAKDOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, 10.2.2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA