ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2016/150
Karar Sayısı : 2017/179
Karar Tarihi : 28.12.2017
R.G. Tarih – Sayı :15.2.2018 - 30333
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisiüyeleri Engin ALTAY, Levent GÖK ve Özgür ÖZEL ile birlikte 130 milletvekili
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
1. İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2016/134)
2. Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2016/137)
3. Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) (E.2016/138)
4. Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2016/147)
5. Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2016/149)
6. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2016/151)
7. Alaşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret MahkemesiSıfatıyla) (E.2016/176)
8. Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2016/186)
9. İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2016/189)
10. Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) (E.2016/190)
11. Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2016/193)
12. Gönen Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) (E.2017/1)
13. Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2017/9)
14. Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2017/11)
15. Derinkuyu Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2017/22)
16. Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2017/40)
17. Ceylanpınar Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2017/82)
18. Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2017/91)
19. Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici MahkemesiSıfatıyla) (E.2017/92)
20. Suluova Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2017/96)
21. İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi (E.2017/111)
22. Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) (E.2017/115)
23. Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) (E.2017/126)
24. Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici MahkemesiSıfatıyla) (E.2017/146)
25. Kâhta 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2017/153)
26. Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2017/164)
DAVA VE İTİRAZLARIN KONUSU: 4.6.2016tarihli ve 6719 sayılı Elektrik Piyasası ile Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun’un;
A. 1. maddesiyle değiştirilen 14.6.1935 tarihli ve 2804 sayılıMaden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Kanunu’nun ek 1. maddesinin ikincifıkrasının,
B. 2. maddesiyle 18.12.1981 tarihli ve 2565 sayılı Askeri YasakBölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’na eklenen 27/A maddesinin,
C. 3. maddesiyle 9.7.1982 tarihli ve 2690 sayılı Türkiye AtomEnerjisi Kurumu Kanunu’na eklenen “Yapı Denetimi” başlıklı ek1. maddenin,
D. 4. maddesiyle 19.2.1985 tarihli ve 3154 sayılı Enerji ve TabiiKaynaklar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2. maddesininbirinci fıkrasına eklenen (j) bendinin “... 14/3/2013 tarihli ve 6446sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında dağıtım lisansı sahibi tüzelkişileri veya özel hukuk tüzel kişilerini...” ve “...veya butüzel kişilerden hizmet satın almak ve bu tüzel kişilerin nitelikleri,yetkilendirilmesi, hak ve yükümlülükleri ile bu tüzel kişilere uygulanacakyaptırımları...” bölümlerinin,
E. 6. maddesiyle 4.6.1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu’naeklenen ek 12. maddenin,
F. 11. maddesiyle değiştirilen 4.1.2002 tarihli ve 4734 sayılıKamu İhale Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (o) bendinin “...TETAŞtarafından tedarik amaçlı yapılacak elektrik enerjisi alımları...” bölümünün,
G. 15. maddesiyle 14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik PiyasasıKanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (şş) bendinin,
H. 17. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un 6. maddesine eklenen(10) numaralı fıkranın,
I. 21. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un;
1. 17. maddesinin değiştirilen (1), (3) ve (4) numaralıfıkralarının,
2. 17. maddesinin (6) numaralı fıkrasının değiştirilen (a),(ç), (d) ve (f) bentlerinin,
3. 17. maddesine eklenen (10) numaralı fıkranın,
İ. 22. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un 18. maddesine eklenen(5) numaralı fıkranın;
1. İkinci cümlesinin,
2. Beşinci cümlesinde yer alan “...varlıkların veyahisselerin devrine yönelik olarak, bedel alınmaksızın...” bölümünün,
J. 24. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un 27. maddesine eklenen(7) numaralı fıkranın ikinci cümlesinin,
K. 25. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un yeniden düzenlenengeçici 8. maddesinin,
L. 26. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’a eklenen geçici 19. vegeçici 20. maddelerin,
Anayasa’nın 2., 5., 7., 9., 10., 11., 13., 35., 36., 40., 41.,43., 47., 56., 63., 73., 125., 128., 138., 153., 167. ve 172. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve 6446 sayılı Kanun’un 3. maddesininbirinci fıkrasına eklenen (şş) bendi, 17. maddesinin değiştirilen (1), (3), (4)numaralı fıkraları, (6) numaralı fıkrasının değiştirilen (a) bendi, (ç)bendinin birinci cümlesi, ikinci cümlesinin “…teknik ve teknik olmayankayıp maliyeti…” ibaresi dışındaki kısmı, (d) ve (f) bentleri ile6446 sayılı Kanun’a eklenen geçici 19. madde haricindeki kurallarınyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talepleridir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
İptali istenen kuralların yer aldığı 6719 sayılı Kanun’un;
1. 1. maddesiyle değiştirilen 2804 sayılı Kanun’un ek 1.maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün yurt dışıfaaliyetleriyle ilgili yurt dışında çalıştırılacak personelin niteliği, görevsüresi, bunlara ödenecek ücretler ile harcamalara ilişkin usul ve esaslarBakanlar Kurulunca yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir.”
2. 2. maddesiyle 2565 sayılı Kanun’a eklenen 27/A maddesi şöyledir:
“Madde 27/A- Askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgelerinde veyaülke güvenliği ile doğrudan ilgili Türk Silahlı Kuvvetlerine tahsisli ve fiilenkullanımında olan araziler, harekat ve savunma amaçlı yerlerdeki tesisler(konut ve sosyal tesisler hariç) ile özel güvenlik bölgesi ilan edilenyerlerdeki tesisler, rafineri, petrokimya tesisleri ve eklentileri ile nükleersantral projeleri kapsamında yapılması öngörülen tesis ve faaliyetler hakkında4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun kıyılar, sahil şeritleri,doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan arazilere ilişkin yapı ve yapılaşmayadair sınırlayıcı hükümleri ile 3 üncü maddesi hükümleri ve nükleer santralprojeleri kapsamında yapılması öngörülen tesis ve faaliyetler hakkında26/1/1939 tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve YabanilerininAşılattırılması Hakkında Kanunun sınırlayıcı hükümleri uygulanmaz.”
3. 3. maddesiyle 2690 sayılı Kanun’a eklenen “Yapı Denetimi” başlıklıek 1. madde şöyledir:
“Ek Madde 1- Nükleer santral sahalarında yapılacak yapılarhakkında 29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunhükümleri ile 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun fenni mesuliyeteilişkin hükümleri uygulanmaz. Ancak bu yapıların yapı denetimi Türkiye AtomEnerjisi Kurumu tarafından yetkilendirilen tüzel kişiliğe sahip yapı denetimikuruluşları tarafından, denetim kuruluşu ile nükleer santralin lisans sahibiarasında akdedilen hizmet sözleşmesi hükümlerine göre yapılır. Yapı denetimininbu kuruluşlar tarafından yapılması nükleer santral lisans sahibinin münhasır vekusursuz sorumluluğunu kısmen veya tamamen ortadan kaldırmaz. Bu yapılarailişkin olarak yapılacak yetkilendirme ve denetimlerle ilgili usul ve esaslarile yapı denetimi kuruluşu ile nükleer santral lisans sahibi arasındaakdedilecek hizmet sözleşmesinin kapsamına ilişkin hususlar Çevre ve ŞehircilikBakanlığının görüşü alınarak Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından bumaddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde çıkarılacakyönetmelikle düzenlenir.”
4. 4. maddesiyle 3154 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasınaeklenen (j) bendi şöyledir:
“Madde 2- Enerjive Tabii Kaynaklar Bakanlığının görevleri (Ek ibare: 20/2/2001-4628/17md.) ilgili Kanunlarda piyasada faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarabırakılmadığı takdirde ve ölçüde şunlardır:
...
j) Elektrik üretim, iletim, dağıtım ve tüketimtesislerinin milli menfaatlere ve modern teknolojiye uygun şekilde kurulması veişletilmesi için gerekli yükümlülükleri ile ilgili olarak inceleme, tespit,raporlama, proje onay ve kabul işlemleri yapmak üzere; ihtisas sahibi kamukurum ve kuruluşlarını, 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı ElektrikPiyasası Kanunu kapsamında dağıtım lisansı sahibi tüzel kişileri veya özelhukuk tüzel kişilerini görevlendirmek, yetkilendirmek veya butüzel kişilerden hizmet satın almak ve bu tüzel kişilerin nitelikleri,yetkilendirilmesi, hak ve yükümlülükleri ile bu tüzel kişilere uygulanacakyaptırımları ve diğer hususları yönetmelikle düzenlemek.”
5. 6. maddesiyle 3213 sayılı Kanun’a eklenen ek 12. madde şöyledir:
“Ek Madde 12- Bu Kanun uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarına aitIV. Grup (b) bendi madenlere ilişkin ruhsatlar, rezerv kaybına sebep olmayacakşekilde, elektrik üretimine yönelik olmak üzere Bakanlık onayı ile ayrıruhsatlara bağlanabilir.”
6. 11. maddesiyle değiştirilen 4734 sayılı Kanun’un 3. maddesininbirinci fıkrasının (o) bendi şöyledir:
“İstisnalar
Madde 3- (Değişik: 30/7/2003-4964/2md.)
...
o) (Ek: 25/6/2009-5917/31 md.;Değişik: 4/6/2016-6719/11 md.) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bağlı,ilgili veya ilişkili kurum veya kuruluşlarının, faaliyetleri ile ilgili olarakbirbirlerinden veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarından karşılanan enerji,yakıt, mal, hizmet, danışmanlık alımları ve büyük onarım işleri, TETAŞtarafından tedarik amaçlı yapılacak elektrik enerjisi alımları,
...
Ceza ve ihalelerden yasaklama hükümleri hariç bu Kanuna tâbideğildir.”
7. 15. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birincifıkrasına eklenen (şş) bendi şöyledir:
“MADDE 3- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
…
şş) Teknik ve teknik olmayan kayıp: Dağıtım sistemine giren enerjiile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarıarasındaki farkı oluşturan ve maliyeti etkileyen; teknik kayıp ve/veya kaçakkullanım gibi sebeplerden kaynaklanan ve teknik bir sebebe dayanmayan kaybı,
…
ifade eder.”
8. 17. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un 6. maddesine eklenen (10)numaralı fıkra şöyledir:
“(10) Nükleer enerji üretim tesisleri için alınacak yapı ruhsatıve diğer mevzuattan kaynaklanan inşaata ilişkin izin, onay, lisans, ruhsat vebenzeri belgeler ile üretim tesisinin kurulacağı sahanın mülkiyet veya kullanımhakkının elde edildiğine ilişkin belgeler üretim lisansı verilmesinden sonraolmak üzere, Kurul tarafından belirlenen süre içinde Kuruma sunulur. Kurultarafından belirlenen süre içinde istenen belgelerin mücbir sebepler veyalisans sahibinden kaynaklanmayan haklı sebepler dışında Kuruma sunulmamasıhâlinde üretim lisansı iptal edilir. Bu üretim tesislerinde, diğer mevzuattankaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi kaydıyla üretim lisansıalınmadan önce üretim tesisi ile doğrudan ilgili olmayan yapıların inşasınabaşlanabilir.”
9. 21. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un değişiklikler yapılan17. maddesi şöyledir:
“MADDE 17- (1) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) Bu Kanun kapsamındadüzenlenen ve bir sonraki dönem uygulanması önerilen tarifeler, ilgili tüzelkişi tarafından Kurulca belirlenen usul ve esaslara göre, tarife konusufaaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerini içerecek şekilde hazırlanırve onaylanmak üzere Kuruma sunulur. Kurul, mevzuat çerçevesinde uygun bulmadığıtarife tekliflerinin revize edilmesini ister veya gerekmesi hâlinde resenrevize ederek onaylar. İlgili tüzel kişiler Kurul tarafından onaylanantarifeleri uygulamakla yükümlüdür.
(2) Lisans sahibinin, her yıl uygulayacağı tarifelerde yapacağıaylık enflasyon değişimi ve lisansında belirtilen diğer hususlarla ilgiliayarlamalar Kurul tarafından onaylanır. Onaylanan tarifeler kapsamında belirlenenfiyat formülleri mevzuatta belirtilen koşullarda tadil edilebilir.
(3) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) Onaylanan tarifeler içinde,söz konusu tüzel kişinin tarife konusu faaliyetine ilişkin tüm maliyet vehizmet bedelleri dışında piyasa faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayanhiçbir unsur yer alamaz. İletim ek ücreti bu hükmün istisnasını oluşturur.
(4) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) İlgili faaliyete ilişkin tümmaliyet ve hizmet bedellerini içeren Kurul onaylı tarifelerin hüküm ve şartları,bu tarifelere tabi olan tüm gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Bir gerçek veyatüzel kişinin tabi olduğu tarifede öngörülen ödemelerden herhangi biriniyapmaması hâlinde, söz konusu hizmetin durdurulabilmesini de içeren usul veesaslar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir. Kurul tarafındantüketici özelliklerine göre abone grupları belirlenebilir. Kurulca düzenlemeyetabi tarifeler, doğrudan nihai tüketiciye veya nihai tüketiciye yansıtılmaküzere ilgili tüketiciye enerji tedarik eden lisans sahibi tüzel kişilereyansıtılır.
(5) Tarife onayı gerektiren bir lisansın verilmesi ile birlikte,içinde bulunulan yıla ait tarife de Kurulca incelenerek onaylanır.
(6) Kurulca düzenlemeye tabi tarife türleri şunlardır:
a) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) Bağlantı tarifeleri: Bağlantıtarifeleri, ilgili bağlantı anlaşmasına dâhil edilecek olan bir dağıtımsistemine bağlantı için eşit taraflar arasında ayrım yapılmaması esasına dayalıfiyatları, hükümleri ve şartları içerir. Bağlantı tarifeleri, şebeke yatırımmaliyetlerini kapsamaz; bağlantı yapan kişinin iç tesisatının dağıtımşebekesine bağlanması için inşa edilen bağlantı hattı kapsamında katlanılanmasraflar ile sınırlıdır. Bağlantı hattının tüketici tarafından tesis edilmesihâlinde, bağlantı hattı işletme ve bakım sorumluluğu karşılığı dağıtımşirketine devredilir, bu tüketicilerden bağlantı bedeli alınmaz.
b) İletim tarifesi: TEİAŞ tarafından hazırlanacak olan iletimtarifesi; üretilen, ithal veya ihraç edilen elektrik enerjisinin iletim sistemiüzerinden naklinden yararlanan tüm kullanıcılara eşit taraflar arasında ayrımgözetmeksizin uygulanacak fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. TEİAŞ’ınyapacağı şebeke yatırımları ve iletim ek ücretleri iletim tarifesinde yer alır.
c) Toptan satış tarifesi: Kurumun belirleyeceği usul ve esaslarkapsamında, elektrik toptan satış fiyatları taraflarca serbestçe belirlenir.Dağıtım şirketlerinin teknik ve teknik olmayan kayıpları ile genel aydınlatmakapsamında temin edeceği elektrik enerjisi ile tarifesi düzenlemeye tabitüketicilere yapılacak elektrik enerjisi satışı için TETAŞ’tan tedarik edilecekelektrik enerjisinin toptan satış tarifesi TETAŞ’ın mali yükümlülükleriniyerine getirebilme kapasitesi dikkate alınarak Kurul tarafından belirlenir.
ç) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) Dağıtım tarifeleri: Dağıtımşirketleri tarafından hazırlanacak olan dağıtım tarifeleri, elektrikenerjisinin dağıtım sistemi üzerinden naklinden yararlanan tüm gerçek ve tüzelkişilere eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak hizmetlereilişkin fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. Dağıtım tarifeleri; dağıtımsistemi yatırım harcamaları, sistem işletim maliyeti, teknik ve teknik olmayankayıp maliyeti, kesme-bağlama hizmet maliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktifenerji maliyeti gibi dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyetve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluşur. Dağıtım şirketlerinintarifelerine esas alınacak teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlarbu kayıpları düşürmeyi teşvik edecek şekilde Kurul tarafından belirlenir.Kurulca belirlenen hedef oranlarını geçmemek kaydı ile teknik ve teknik olmayankayıplara ilişkin maliyetler dağıtım tarifelerinde yer alır ve tüketicilereyansıtılır. Teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlarınıntespiti ve değiştirilmesi ile oluşacak maliyetin tarifelerde yer alması vetüketicilere yansıtılmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafındandüzenlenir.
d) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) Perakende satış tarifeleri:Serbest tüketici niteliğini haiz olmayan tüketiciler için, eşit taraflararasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak fiyatları, hükümleri ve şartlarıiçerir. Serbest tüketici niteliğini haiz olmayan tüketicilere uygulanacakperakende satış tarifeleri, görevli tedarik şirketi tarafından önerilir veKurul tarafından incelenerek onaylanır. Tedarik lisansı sahibi şirketinlisansında, elektrik enerjisi tüketim miktarlarına göre değişen tiptetarifelerin veya fiyat aralıklarının uygulanmasına ilişkin yükümlülükler yeralabilir ve buna ilişkin hususlar Kurul tarafından düzenlenir. Perakende satıştarifeleri, aktif enerji maliyeti, faturalama ve müşteri hizmetleri maliyeti,perakende satış hizmet maliyeti gibi perakende satış faaliyetinin yürütülmesi kapsamındakitüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluşur.
e) Piyasa işletim tarifesi: EPİAŞ’ın faaliyetlerini sürdürmesiiçin gereken gelir ihtiyacının karşılanabilmesi ve mali sürdürülebilirlikesasına göre hazırlanır.
f) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) Son kaynak tedarik tarifesi:Serbest tüketici niteliğini haiz olduğu hâlde elektrik enerjisini, son kaynaktedarikçisi olarak yetkilendirilen tedarik lisansı sahibi şirket dışında birtedarikçiden temin etmeyen tüketicilerin rekabetçi piyasaya geçmesini teşvikedecek ve son kaynak tedarikçisinin makul kâr etmesine imkân verecek düzeyde,yürürlükteki perakende satış tarifeleri ile piyasa fiyatları dikkate alınarakhazırlanır. Ancak, bu sınırlamalarla bağlı olmaksızın; Kurulca sosyal ve ekonomikdurumlar gözetilerek belirlenecek bir miktarın altında elektrik enerjisitüketen tüketiciler için ayrı tarife yapılabilir. Son kaynak tedarikyükümlülüğü kapsamında uygulanması öngörülen tarifeler tedarik lisansısahiplerince ayrıca teklif edilir. Son kaynak tedarik tarifesi, aktif enerjimaliyeti, faturalama ve müşteri hizmetleri maliyeti, perakende satış hizmetmaliyeti gibi son kaynak tedariği kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetlerikarşılayacak bedellerden oluşur.
(7) Belirli bölgelere veya belirli amaçlara yönelik olaraktüketicilerin desteklenmesi amacıyla sübvansiyon yapılması gerektiğinde,sübvansiyon fiyatlara müdahale edilmeksizin yapılır. Sübvansiyonun tutarı ileusul ve esasları ilgili bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenirve ilgili kurumun bütçesinden ödenir.
(8) Elektrik enerjisinin kalitesizliğinden veya kesintilerindenkaynaklanan zarar ve hasarların ilgililerinden tazminine ilişkin usul veesaslar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
(9) İletim veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafındanyapılacak altyapı çalışmaları, altyapı kazı ruhsat harcına tabi değildir.Ruhsat başvuruları dâhil olmak üzere altyapı çalışmalarında teminat sunulmasıkoşulu aranmaz. Altyapı çalışmaları nedeniyle doğacak zemin tahrip bedellerininbelirlenmesine esas birim fiyatlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yayımlananbirim fiyatları aşamaz. İletim ve dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilerceyapılan altyapı kazı ruhsat başvuruları ilgili kamu tüzel kişilerince ivediliklesonuçlandırılır.
(10) (Ek: 4/6/2016-6719/21 md.) Kurum tarafından gelir ve tarifedüzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılanbaşvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerinyetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimiile sınırlıdır.”
10. 22. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un 18.maddesine eklenen (5) numaralı fıkra şöyledir:
“(5) Bakanlık tarafından, EÜAŞ ile bağlı ortaklıklarına aitvarlıkların veya bu bağlı ortaklıkların hisselerinin yenilenebilir enerjikaynakları veya yerli kömüre dayalı elektrik üretim tesisi kurulması amacıylaözelleştirilmesinin talep edilmesi hâlinde, Özelleştirme İdaresi Başkanlığıncabu Kanun uyarınca gerçekleştirilecek özelleştirme işlemlerinde, 4046 sayılıKanunun bu maddeye aykırı olmayan hükümleri ile birlikte bu fıkra hükümleriuygulanır. Bu fıkra kapsamında yapılacak özelleştirme ihalesine yönelikolarak varlıkların veya hisselerin değer tespiti yapılmaz. Özelleştirmeihalesi, bu madde kapsamında imzalanacak Elektrik Satış Anlaşması için geçerliolacak elektrik enerjisi satış fiyatının belirlenmesi amacıyla, 4046 sayılıKanunda belirtilen pazarlık usulü uygulanmak suretiyle gerçekleştirilir.Pazarlık usulü eksiltmeye esas elektrik enerjisi başlangıç satış fiyatındaneksiltme yapılmak suretiyle uygulanır ve ihale komisyonu tarafından gerekligörüldüğü takdirde ihale, pazarlık görüşmesine devam edilen teklif sahiplerininkatılımı ile açık eksiltme suretiyle sonuçlandırılabilir. Özelleştirme ihalesisonucunda, varlıkların veya hisselerin devrine yönelik olarak, bedelalınmaksızın EÜAŞ ve ihale üzerinde kalan teklif sahibi arasındaimzalanacak devir sözleşmesi ile eş zamanlı şekilde, kurulacak elektrik üretimtesisinde üretilecek elektrik enerjisinin satışına ilişkin olarak, ihaleüzerinde kalan teklif sahibi veya bağlı ortaklık ile TETAŞ veya EÜAŞ arasındaihale sonucu belirlenen elektrik enerjisi satış fiyatı üzerinden, ElektrikSatış Anlaşması imzalanır. İhalede eksiltmeye esas olacak elektrik enerjisibaşlangıç satış fiyatı ile Elektrik Satış Anlaşması fiyatının güncellenmesidâhil diğer usul ve esaslar ihale ilanına çıkılmadan önce Bakanlık tarafındanÖzelleştirme İdaresi Başkanlığına bildirilir. Bu usul ve esaslar ihaleşartnamesinde belirtilir.”
11. 24. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un 27.maddesine eklenen (7) numaralı fıkra şöyledir:
“(7) TETAŞ; üçüncü, beşinci ve altıncı fıkralarda belirtilenelektrik enerjisi miktarını, mevcut sözleşmeler kapsamında karşılayamamasıdurumunda yerli kömür yakıtlı elektrik üretim santrallerini işletenşirketlerden temin eder. Söz konusu teminle ilgili miktar, süre vefiyat belirleme dâhil diğer usul ve esaslar Bakanlar Kurulu tarafındanbelirlenir.”
12. 25. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’unyeniden düzenlenen geçici 8. maddesi şöyledir:
“GEÇİCİ MADDE 8- EÜAŞ veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme veişletme birimleri ile varlıklarına ve 4046 sayılı Kanun kapsamındaoluşturulacak kamu üretim şirketlerine ve kamu üretim şirketlerine ait üretimtesislerine, bunlardan bu maddede yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiğitarihten önce özelleştirilmiş olanlarla, yürürlük tarihinden sonraözelleştirilecek olanlar için de geçerli olmak üzere, çevre mevzuatına uyumunayönelik yatırımların gerçekleştirilmesi ve çevre mevzuatı açısından gerekliizinlerin tamamlanması amacıyla 31/12/2019 tarihine kadar süre tanınır. Bu sürezarfında ve önceki dönemlere ilişkin olarak bu gerekçeyle, EÜAŞ veya bağlıortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarında ve 4046sayılı Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerinde ve kamu üretimşirketlerine ait üretim tesislerinde, bunlardan bu maddede yapılan değişikliğinyürürlüğe girdiği tarihten önce özelleştirilmiş olanlarla, yürürlük tarihindensonra özelleştirilecek olanlar için de geçerli olmak üzere, elektrik üretimfaaliyeti durdurulamaz ve idari para cezası uygulanmaz. Çevre mevzuatına uyumayönelik yatırımların gerçekleştirilmesi ve çevre mevzuatı açısından gerekliizinlerin tamamlanmasına ilişkin usul ve esaslar bu maddenin yürürlüğe girdiğitarihten itibaren bir yıl içinde Bakanlık tarafından çıkarılan yönetmeliklebelirlenir.”
13. 26. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’aeklenen geçici 19. ve geçici 20. madde şöyledir:
“GEÇİCİ MADDE 19- (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülendüzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulanmevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayanhükümlerinin uygulanmasına devam olunur.”
“GEÇİCİ MADDE 20- (1) Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkukettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçakbedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava vebaşvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır.”
II. İLK İNCELEME
A. E.2016/150 Sayılı Başvuru Yönünden
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal MümtazAKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA ve RıdvanGÜLEÇ’in katılımlarıyla 7.9.2016 yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine; yürürlüğü durdurmatalebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
B. E.2016/134, E.2016/137, E.2016/138, E.2016/147, E.2016/149,E.2016/151, E.2016/176, E.2016/189, E.2016/190, E.2016/193, E.2017/1,E.2017/11, E.2017/22, E.2017/82, E.2017/91, E.201/92, E.2017/96, E.2017/111,E.2017/115, E.2017/126, E.2017/146, E.2017/153, E.2017/164 Sayılı BaşvurularYönünden
2. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca E.2016/134,E.2016/137, E.2016/138 sayılı dosyaların 14.7.2016 tarihinde; E.2016/147,E.2016/149, E.2016/151 sayılı dosyaların 7.9.2016 tarihinde; E.2016/176 sayılıdosyanın 2.11.2016 tarihinde; E.2016/189, E.2016/190, E.2016/193 sayılıdosyaların 14.12.2016 tarihinde; E.2017/1 sayılı dosyanın 18.1.2017 tarihinde;E.2017/11, E.2017/22 sayılı dosyaların 9.2.2017 tarihinde; E.2017/82,E.2017/91, E.2017/92 sayılı dosyaların 15.3.2017 tarihinde; E.2017/96 sayılı dosyanın29.3.2017 tarihinde; E.2017/111, E.2017/115 sayılı dosyaların 4.5.2017tarihinde; E.2017/126 sayılı dosyanın 31.5.2017 tarihinde; E.2017/146 sayılıdosyanın 26.7.2017 tarihinde; E.2017/153 sayılı dosyanın 7.9.2017 tarihinde,E.2017/164 sayılı dosyanın 28.9.2017 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantılarında dosyalarda eksiklik bulunmadığından işlerin esasınınincelenmesine, E.2017/91 sayılı dosyada yürürlüğün durdurulması talebinin 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığındanreddine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
C. E.2016/186 Sayılı Başvuru Yönünden
3. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT,Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN,Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’inkatılımlarıyla 23.11.2016 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısındaöncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
4. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre, bir davayabakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanunhükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veyataraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısınavarması durumunda bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmayayetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesinebaşvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve görevine giren bir davanınbulunması, iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir.Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkansorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yöndeetki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
5. Başvuran Mahkemenin iptalini talepettiği kurallar arasında 6446 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasınaeklenen (şş) bendinde yer alan “…teknik olmayan kayıp…” ibaresiile “…ve/veya kaçak kullanım gibi sebeplerden kaynaklanan ve teknik birsebebe dayanmayan kaybı…”bölümü de bulunmaktadır.
6. Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasının (şş) bendinde teknikve teknik olmayan kayıp tanımlanmıştır. Buna göre teknik ve teknik olmayankayıp, dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicileretahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı oluşturan ve maliyetietkileyen; teknik kayıp ve/veya kaçak kullanım gibi sebeplerden kaynaklanan veteknik bir sebebe dayanmayan kayıptır.
7. Bakılmakta olan dava; elektrik faturası kapsamında tahsiledilen kayıp–kaçak, dağıtım, sayaç okuma, iletim, BTV, TRT payı, perakendesatış hizmet bedeli ve bu bedellere yansıtılan KDV tutarının tazmini talebineilişkindir. İtiraz konusu kuralların yer aldığı Kanun’un 3. maddesinin birincifıkrasının (şş) bendinde teknik ve teknik olmayan kayıp (kayıp-kaçak) bedelinintüketicilerden tahsil edileceğine ilişkin bir hüküm olmadığı gibi taraflararasında teknik ve teknik olmayan kayıp bedelinin tanımı ile ilgili biruyuşmazlık da bulunmamaktadır. Dolayısıyla itiraz konusu kural bakılmakta olandavada uygulanacak kural değildir.
8. Başvuran Mahkemenin iptalini talep ettiği kurallar arasındaKanun’un 17. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “...tarifekonusu faaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerini içerecek şekilde...”bölümü de bulunmaktadır.
9. Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasının (ff) bendinde tarife,elektrik enerjisinin ve/veya kapasitesinin iletimi, dağıtımı ve satışı ilebunlara dair hizmetlere ilişkin fiyat hüküm ve şartları içeren düzenlemelerolarak tanımlanmıştır. İtiraz konusu kuralın yer aldığı Kanun’un 17. maddesinin(1) numaralı fıkrasında Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında düzenlenen vebir sonraki dönem uygulanması önerilen tarifelerin ilgili tüzel kişi tarafındanEnerji Piyasası Düzenleme Kurulunca (Kurul) belirlenen usul ve esaslara göretarife konusu faaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerini içerecekşekilde hazırlanarak onaylanmak üzere Kurula sunulacağı, Kurulun mevzuatçerçevesinde uygun bulmadığı tarife tekliflerinin revize edilmesini isteyeceği,gerekmesi hâlinde resen revize ederek onaylayacağı, ilgili tüzel kişilerinKurul tarafından onaylanan tarifeleri uygulamakla yükümlü olduğubelirtilmiştir.
10. İtiraz konusu kuralın yer aldığı Kanun’un 17. maddesinin (1)numaralı fıkrası, Kanun’un 17. maddesinin (6) numaralı fıkrasında ayrıntılıolarak düzenlenmiş olan tüm tarifelerin hazırlanması ve onaylanması ile ilgiligenel hüküm niteliğinde olup davada uygulanma durumu bulunmayan bağlantıtarifesi, perakende satış tarifesi, piyasa işletim tarifesi gibi tarifelerin dehazırlanmasına ilişkin genel çerçeve çizmektedir. Bunun yanında Kanun’un 17.maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde davanın konusunuoluşturan kayıp-kaçak ve diğer bedellerin tarifelerde yer alacağı vetüketicilerden tahsil edileceğine ilişkin hüküm de bulunmamaktadır. Bu bağlamdaitiraz konusu kuralın bakılmakta olan davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
11. Başvuran Mahkemenin talep ettiği kurallar arasında Kanun’un17. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan “...tarife konusufaaliyetine ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedelleri dışında…” bölümüde bulunmaktadır.
12. İtiraz konusu kuralın yer aldığı Kanun’un 17. maddesinin (3)numaralı fıkrasında onaylanan tarifeler içinde söz konusu tüzel kişinin tarifekonusu faaliyetine ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedelleri dışında piyasafaaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan hiçbir unsur yer alamayacağı, iletimek ücretinin bu hükmün istisnasını oluşturduğu belirtilmiştir.
13. Kanun’un 17. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birincicümlesi ile tarifelerin kapsamının belirlenmesi ile ilgili olarak tarife konusufaaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerinin tarifelerde yeralabileceği piyasa faaliyetleriyle ilgili olmayan unsurların ise tarifelerdeyer alamayacağı ilkesi düzenlenmekte olup kural davanın konusunu oluşturankayıp-kaçak ve diğer bedellerin tarifelerde yer alacağı ve tüketicilerdentahsil edilebileceğine ilişkin hüküm içermemektedir. Bu bağlamda itiraz konusukuralın bakılmakta olan davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
14. Başvuran Mahkemenin iptalini talep ettiği kurallar arasında Kanun’un17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “ilgilifaaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerini içeren...” bölümüile aynı fıkranın üçüncü ve dördüncü cümleleri de bulunmaktadır.
15. Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının birincicümlesinde, ilgili faaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerini içerenKurul onaylı tarifelerinin hüküm ve şartlarının bu tarifelere tabi olan gerçekve tüzel kişileri bağlayacağı belirtilmektedir. Bu düzenleme Kurul tarafındanonaylanan tüm tarifelerin bağlayıcı olduğuna ilişkin genel hüküm niteliğindeolup düzenlemede dava konusu oluşturan kayıp-kaçak ve diğer bedellerin tarifedeyer alacağına ve tüketicilerden tahsil edileceğine ilişkin hükümbulunmadığından kuralın bakılmakta olan davada uygulanma olanağıbulunmamaktadır.
16. Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının itiraz konusuüçüncü cümlesinde Kurul tarafından tüketici özelliklerine göre abonegruplarının belirlenebileceği ifade edilmiştir. Kurul kararıyla belirlenenabone grupları sanayi, mesken, tarımsal sulama, aydınlatma ve ticarethane abonegrupları olup bakılmakta olan davada taraflar arasında abone gruplarınınoluşturulmasıyla ilgili bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dolayısıyla itirazkonusu kural davada uygulanacak kural değildir.
17. Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının itirazkonusu dördüncü cümlesinde Kurulca düzenlemeye tabi tarifelerin doğrudannihai tüketiciye veya nihai tüketiciye yansıtılmak üzere ilgili tüketiciyeenerji tedarik eden lisans sahibi tüzel kişilere yansıtılacağı belirtilmiş olupkural davada uygulanma durumu olmayan bağlantı tarifeleri, toptan satıştarifesi, piyasa işletim tarifesi ve perakende satış tarifelerini dekapsadığından genel bir düzenlemedir. Kuralda tüketicilere yansıtılacaktarifelerin içeriği ile ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu bağlamdakuralın bakılmakta davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
18. Başvuran Mahkemenin talep ettiği kurallar arasında Kanun’un17. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (a) bendinin, ikinci cümlesinde yeralan “...iç tesisatının dağıtım şebekesine bağlanması için inşaedilen bağlantı hattı kapsamında katlanılan masraflar ile sınırlıdır.” bölümüile üçüncü cümlesi de bulunmaktadır.
19. Kanun’un 17. maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendindebağlantı tarifelerinin ilgili bağlantı anlaşmasına dâhil edilecek olan birdağıtım sistemine bağlantı için eşit taraflar arasında ayrım yapılmamasıesasına dayalı fiyatları hükümleri ve şartları içerdiği, şebeke yatırımmaliyetlerini kapsamadığı, bağlantı yapan kişinin iç tesisatının dağıtımşebekesine bağlanması için inşa edilen bağlantı hattı kapsamında katlanılanmasraflar ile sınırlı olduğu, bağlantı hattının tüketici tarafından tesisedilmesi hâlinde bağlantı hattı işletme ve bakım sorumluluğu karşılığı dağıtımşirketine devredileceği ve bu tüketicilerden bağlantı bedeli alınmayacağıbelirtilmiştir.
20. Bağlantı tarifeleri kapsamında bulunan bağlantı bedeli,dağıtım sistemine bağlantı yapan kişinin iç tesisatının dağıtım şebekesinebağlanması için inşa edilen bağlantı hattı kapsamında katlanılan masraflarlasınırlı bir bedel olup tüketicilerden tek seferde alınmaktadır. Bağlantıbedeli, tüketicilerden elektrik faturası kapsamında düzenli olarak her aytahsil edilen bir bedel değildir. Bakılmakta olan davada, davacı tarafındanbağlantı bedelinin tazmini talep edilmediğinden itiraz konusu kurallar davadauygulanacak kural değildir.
21. Başvuran Mahkemenin iptalini talep ettiği kurallararasında Kanun’un 17. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (d) bendinindördüncü cümlesi de bulunmaktadır.
22. Kanun’un 17. maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendindeperakende satış tarifeleri düzenlenmiş olup bu tarife serbest tüketiciniteliğini haiz olmayan tüketicileri kapsamaktadır. Serbest tüketici, Kanun’un3. maddesinin birinci fıkrasının (cc) bendinde tanımlanmış olup kurultarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla tüketimibulunduğu veya iletim sistemine doğrudan bağlı olduğu veya organize sanayibölgesi tüzel kişiliğini haiz olduğu için tedarikçisini seçme hakkına sahipgerçek veya tüzel kişilerdir. Serbest olmayan tüketici ise elektrik enerjisiveya kapasite alımlarını sadece bölgesinde bulunduğu perakende satış lisansısahibi dağıtım şirketi veya perakende satış şirketlerinden yapabilen gerçekveya tüzel kişilerdir. Somut olayda davacının dört adet tarımsal sulamaaboneliği olup Kurul tarafından yıllık belirlenen tüketimden daha fazlatüketime sahip olduğundan serbest tüketici konumundadır. İtiraz konusu kuralserbest tüketici niteliğine sahip olmayan tüketicilere uygulanan perakendesatış tarifesi kapsamına giren bedelleri düzenlediğinden kuralın bakılmaktaolan davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
23. Açıklanan nedenlerle 4.6.2016 tarihli ve 6719 sayılı ElektrikPiyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A.1. 15. maddesiyle 14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı ElektrikPiyasası Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (şş) bendinde yeralan “…teknik olmayan kayıp…” ibaresi ile “…ve/veya kaçak kullanımgibi sebeplerden kaynaklanan ve teknik bir sebebe dayanmayan kaybı…”bölümünün,
2. 21. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin;
a. Değiştirilen (1) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinde yer alan “…tarife konusu faaliyete ilişkin tümmaliyet ve hizmet bedellerini içerecek şekilde…” bölümünün,
b. Değiştirilen (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesindeyer alan “…tarife konusu faaliyetine ilişkin tüm maliyet ve hizmetbedelleri dışında …” bölümünün,
c. Değiştirilen (4) numaralı fıkrasının;
ca. Birinci cümlesinde yer alan “İlgili faaliyeteilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerini içeren…” bölümünün,
cb. Üçüncü ve dördüncü cümlelerinin,
d. (6) numaralı fıkrasının değiştirilen;
da. (a) bendinin;
daa. İkinci cümlesinde yer alan “…iç tesisatınındağıtım şebekesine bağlanması için inşa edilen bağlantı hattı kapsamındakatlanılan masraflar ile sınırlıdır.” bölümünün,
dab. Üçüncü cümlesinin,
db. (d) bendinin dördüncü cümlesinin,
itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davadauygulanma olanağı bulunmadığından bu cümlelere, bölümlere ve ibareye ilişkinbaşvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. 1. 21. maddesiyle;
a. 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (6) numaralıfıkrasının değiştirilen;
aa. (ç) bendinin ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşincicümlelerinin,
ab. (f) bendinin dördüncü cümlesinin,
b. 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesine eklenen (10)numaralı fıkranın,
2. 26. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’a eklenen geçici 20.maddenin,
esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
D. E.2017/9 Sayılı Başvuru Yönünden
24. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, MuammerTOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Recai AKYEL ve YusufŞevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 9.2.2017 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında öncelikle uygulanacak kural ve başvurunun yöntemine uygunluğusorunları görüşülmüştür.
25. Başvuran Mahkemenin iptalini talep ettiği kurallar arasındaKanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (şş) bendi de bulunmaktadır.
26. Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasının (şş) bendinde teknikve teknik olmayan kayıp tanımlanmıştır. Buna göre teknik ve teknik olmayankayıp, dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicileretahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı oluşturan ve maliyetietkileyen; teknik kayıp ve/veya kaçak kullanım gibi sebeplerden kaynaklanan veteknik bir sebebe dayanmayan kayıptır.
27. Bakılmakta olan dava, elektrik faturası kapsamında tahsiledilen kayıp-kaçak, dağıtım, sayaç okuma, iletim ve perakende satış hizmetbedellerinin tazmini talebine ilişkindir. İtiraz konusu kuralda teknik veteknik olmayan kayıp (kayıp-kaçak) bedelinin tüketicilerden tahsil edileceğineilişkin bir hüküm olmadığı gibi taraflar arasında teknik ve teknik olmayankayıp bedelinin tanımı ile ilgili bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.Dolayısıyla itiraz konusu kural bakılmakta olan davada uygulanacak kuraldeğildir.
28. Diğer taraftan 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendinde, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, budavada uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümleriniAnayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda, iptali istenenkuralların Anayasa’nın hangi maddelerine aykırı olduklarının açıklanmasıgerektiği belirtilmiş, anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında iseaçık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itirazbaşvurularının, Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizingerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
29. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 46. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendinde de itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçelikararında, Anayasa’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birininAnayasa’nın hangi maddelerine, hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı vegerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Yineİçtüzüğün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde de AnayasaMahkemesince yapılan ilk incelemede, başvuruda eksikliklerin bulunduğu tespit edilirseitiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddinekarar verileceği belirtilmiştir.
30. Başvurunun incelenmesinden itiraz yoluna başvuran Mahkemetarafından 6446 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesinin hangi nedenlerle Anayasa’nın2. ve 138. maddelerine aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikteaçıkça gösterilmediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla Kanun’un geçici 20. maddesiyönünden yapılan başvurunun yöntemine uygun olmadığından esas incelemeyegeçilmeksizin reddi gerekir.
31. Açıklanannedenlerle 4.6.2016 tarihli ve 6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ileBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 15.maddesiyle 14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 3.maddesinin birinci fıkrasına eklenen (şş) bendinin itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından bu bendeilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. 26. maddesiyle 6446sayılı Kanun’a eklenen geçici 20. maddenin iptaline karar verilmesi talebiyleyapılan itiraz başvurusunun, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrasıgereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE,
C. 21. maddesiyle 6446sayılı Kanun’un 17. maddesinin;
1. Değiştirilen(3) numaralı fıkrasının,
2. Eklenen (10) numaralıfıkrasının,
esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
E. E.2017/40 Sayılı Başvuru Yönünden
32. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT,Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ,Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ’in katılımlarıyla1.3.2017 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
33. Başvuran Mahkemenin iptalini talep ettiği kurallar arasındaKanun’un 17. maddesinin (1) numaralı fıkrası da bulunmaktadır.
34. Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasının (ff) bendindetarife, elektrik enerjisinin ve/veya kapasitesinin iletimi, dağıtımı ve satışıile bunlara dair hizmetlere ilişkin fiyat hüküm ve şartları içeren düzenlemelerolarak tanımlanmıştır. İtiraz konusu kuralda Elektrik PiyasasıKanunu kapsamında düzenlenen ve bir sonraki dönem uygulanması önerilentarifelerin ilgili tüzel kişi tarafından Kurulca belirlenen usul ve esaslaragöre tarife konusu faaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerini içerecekşekilde hazırlanarak onaylanmak üzere kurula sunulacağı, Kurulun mevzuatçerçevesinde uygun bulmadığı tarife tekliflerinin revize edilmesini isteyeceği,gerekmesi hâlinde resen revize ederek onaylayacağı, ilgili tüzel kişilerinKurul tarafından onaylanan tarifeleri uygulamakla yükümlü olduğubelirtilmiştir.
35. İtiraz konusu kural, Kanun’un 17. maddesinin (6) numaralıfıkrasında ayrıntılı olarak düzenlenmiş olan tüm tarifelerin hazırlanması veonaylanması ile ilgili genel hüküm niteliğinde olup bakılmakta olan davadauygulanma olanağı bulunmayan bağlantı tarifesi, perakende satış tarifesi,piyasa işletim tarifesi gibi tarifelerin hazırlanmasına ilişkin olarak da genelçerçeve çizmektedir. Bunun yanında itiraz konusu kuralda davanın konusunuoluşturan kayıp-kaçak ve diğer bedellerin tarifelerde yer alacağı vetüketicilerden tahsil edileceğine ilişkin hüküm de bulunmamaktadır. Bu bağlamdaitiraz konusu kuralın bakılmakta olan davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
36. Başvuran Mahkemenin iptalini talep ettiği kurallar arasındaKanun’un 17. maddesinin (3) numaralı fıkrası da bulunmaktadır.
37. Kanun’un 17. maddesinin (3) numaralı fıkrasında onaylanan tarifeleriçinde söz konusu tüzel kişinin tarife konusu faaliyetine ilişkin tüm maliyetve hizmet bedelleri dışında piyasa faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayanhiçbir unsurun yer alamayacağı, iletim ek ücretinin bu hükmün istisnasınıoluşturduğu belirtilmiştir.
38. Kanun’un 17. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birincicümlesi ile tarifelerin kapsamının belirlenmesi ile ilgili olarak tarife konusufaaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerinin tarifelerde yeralabileceği piyasa faaliyetleriyle ilgili olmayan unsurların ise tarifelerdeyer alamayacağı ilkesi düzenlenmekte olup kural davanın konusunu oluşturankayıp-kaçak ve diğer bedellerin tarifelerde yer alacağı ve tüketicilerdentahsil edilebileceğine ilişkin hüküm içermemektedir. Bu bağlamda bu kuralın dabakılmakta olan davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
39. Diğer taraftan Kanun’un 17. maddesinin (3) numaralı fıkrasınınikinci cümlesinde iletim ek ücretinin, tarife konusu faaliyetle ilgili olmadığıhâlde tarifede yer almasına ilişkin özel bir düzenleme getirilmiştir. Bakılmaktaolan davada elektrik faturası kapsamında tahsil edilen bu bedelin de tazmininitalep edildiğinden Kanun’un 17. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ikincicümlesi davada uygulanacak kuraldır.
40. Başvuran Mahkemenin iptalini talep ettiği kurallar arasında Kanun’un17. maddesinin (4) numaralı fıkrası da bulunmaktadır.
41. Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının birincicümlesinde, ilgili faaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerini içerenKurul onaylı tarifelerinin hüküm ve şartlarının bu tarifelere tabi olan gerçekve tüzel kişileri bağlayacağı belirtilmektedir. Bu düzenleme Kurul tarafındanonaylanan tüm tarifelerin bağlayıcı olduğuna ilişkin genel hüküm niteliğindeolup bu düzenlemede davanın konusunu oluşturan kayıp-kaçak ve diğer bedellerintarifede yer alacağına ve tüketicilerden tahsil edileceğine ilişkin hükümbulunmadığından söz konusu kuralın bakılmakta olan davada uygulanmaolanağı bulunmamaktadır.
42. Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının ikincicümlesinde de bir gerçek ve tüzel kişinin tabi olduğu tarifede öngörülenödemelerden herhangi birini yapmaması hâlinde, söz konusu hizmetindurdurulabilmesini de içeren usul ve esasların Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu(EPDK) tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Taraflararasındaki uyuşmazlık elektrik faturası kapsamında kayıp-kaçak ve diğerbedellerin tahsil edilip edilemeyeceği noktasında toplanmakta olup taraflar arasındatarifelerde öngörülen bedelin ödenmemesi durumunda elektrik hizmetinindurdurulup durdurulamayacağı veya bu hususun yönetmelikle düzenlenipdüzenlenemeyeceği noktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu cümlede bakılmakta olan davada uygulanacak kural değildir.
43. Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının üçüncücümlesinde ise Kurul tarafından tüketici özelliklerine göre abonegruplarının belirlenebileceği ifade edilmiştir. Kurul kararıyla belirlenenabone grupları sanayi, mesken, tarımsal sulama, aydınlatma ve ticarethane abonegrupları olup bakılmakta olan davada taraflar arasında abone gruplarınınoluşturulmasıyla ilgili bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu kural dabakılmakta olan davada uygulanacak kural değildir.
44. Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının dördüncücümlesinde de Kurulca düzenlemeye tabi tarifelerin doğrudan nihaitüketiciye veya nihai tüketiciye yansıtılmak üzere ilgili tüketiciye enerjitedarik eden lisans sahibi tüzel kişilere yansıtılacağı belirtilmiş olup kuraldavada uygulanma durumu olmayan bağlantı tarifeleri, toptan satış tarifesi,piyasa işletim tarifesi ve perakende satış tarifelerini de kapsadığından genelbir düzenlemedir. Kuralda tüketicilere yansıtılacak tarifelerin içeriği ile ilgilibir düzenleme bulunmamaktadır. Bu bağlamda kuralın bakılmakta olana davadauygulanma olanağı bulunmamaktadır.
45. Başvuran Mahkemenin iptalini talep ettiği kurallar arasında Kanun’un21. maddesiyle değiştirilen 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (6) numaralıfıkrasının (a) bendi de bulunmaktadır.
46. Kanun’un 17. maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendindebağlantı tarifelerinin ilgili bağlantı anlaşmasına dâhil edilecek olan birdağıtım sistemine bağlantı için eşit taraflar arasında ayrım yapılmamasıesasına dayalı fiyatları hükümleri ve şartları içerdiği, şebeke yatırımmaliyetlerini kapsamadığı, bağlantı yapan kişinin iç tesisatının dağıtımşebekesine bağlanması için inşa edilen bağlantı hattı kapsamında katlanılanmasraflar ile sınırlı olduğu, bağlantı hattının tüketici tarafından tesisedilmesi hâlinde bağlantı hattı işletme ve bakım sorumluluğu karşılığı dağıtımşirketine devredileceği ve bu tüketicilerden bağlantı bedeli alınmayacağıbelirtilmiştir.
47. Bağlantı tarifeleri kapsamında bulunan bağlantı bedeli,dağıtım sistemine bağlantı yapan kişinin iç tesisatının dağıtım şebekesinebağlanması için inşa edilen bağlantı hattı kapsamında katlanılan masraflarlasınırlı bir bedel olup tüketicilerden tek seferde alınmaktadır. Bağlantı bedelitüketicilerden elektrik faturası kapsamında düzenli olarak her ay tahsil edilenbir bedel değildir. Bakılmakta olan davada, davacı tarafından bağlantıbedelinin tazmini talep edilmediğinden itiraz konusu bent davada uygulanacakkural değildir.
48. Başvuran Mahkemenin iptalini talep ettiği kurallararasında Kanun’un 21. maddesiyle değiştirilen 6446 sayılı Kanun’un 17.maddesinin (6) numaralı fıkrasının (d) bendi de bulunmaktadır.
49. Kanun’un 17. maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendindeperakende satış tarifeleri düzenlenmiş olup bu tarife serbest tüketiciniteliğini haiz olmayan tüketicileri kapsamaktadır. Serbest tüketici, Kanun’un3. maddesinin birinci fıkrasının (cc) bendinde tanımlanmış olup kurultarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla tüketimi bulunduğuveya iletim sistemine doğrudan bağlı olduğu veya organize sanayi bölgesi tüzelkişiliğini haiz olduğu için tedarikçisini seçme hakkına sahip gerçek veya tüzelkişilerdir. Serbest olmayan tüketici ise elektrik enerjisi veya kapasitealımlarını sadece, bölgesinde bulunduğu perakende satış lisansı sahibi dağıtımşirketi veya perakende satış şirketlerinden yapabilen gerçek veya tüzelkişilerdir. Somut olayda davacı, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurulutarafından yıllık belirlenen tüketimden daha fazla tüketime sahip olduğundanserbest tüketici konumundadır. İtiraz konusu kural serbest tüketici niteliğinesahip olmayan tüketicilere uygulanan perakende satış tarifesini düzenlediğindenkuralın bakılmakta olan davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
50. Açıklanan nedenlerle 4.6.2016 tarihli ve 6719 sayılı ElektrikPiyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 17.maddesinin;
A. 1. Değiştirilen(1) numaralı fıkrasının,
2. Değiştirilen(3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin,
3. Değiştirilen (4) numaralıfıkrasının,
4. (6) numaralıfıkrasının değiştirilen (a) ve (d) bentlerinin,
itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından bu fıkra,cümle ve bentlere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. 1. Değiştirilen(3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin,
2. (6) numaralıfıkrasının değiştirilen (ç) ve (f) bentlerinin,
3. Eklenen (10) numaralıfıkrasının,
esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. BİRLEŞTİRME KARARLARI
51. E.2016/137 ve E.2016/138 sayılı dosyaların 14.7.2016 tarihindeE.2016/134 sayılı dosya ile birleştirilmesine, E.2016/134 sayılı dosyanın12.10.2016 tarihinde, E.2016/147, E.2016/149 ve E.2016/151 sayılı dosyaların7.9.2016 tarihinde; E.2016/176 sayılı dosyanın 2.11.2016 tarihinde, E.2016/186sayılı dosyanın 23.11.2016 tarihinde, E.2016/189, E.2016/190 ve E.2016/193sayılı dosyaların 14.12.2016 tarihinde; E.2017/1 sayılı dosyanın 18.1.2017tarihinde, E.2017/9, E.2017/11 ve E.2017/22 sayılı dosyaların 9.2.2017tarihinde; E.2017/40 sayılı dosyanın 1.3.2017 tarihinde, E.2017/82, E.2017/91ve E.2017/92 sayılı dosyaların 15.3.2017 tarihinde; E.2017/96 sayılı dosyanın29.3.2017 tarihinde, E.2017/111 ve E.2017/115 sayılı dosyaların 4.5.2017tarihinde, E.2017/126 sayılı dosyanın 31.5.2017 tarihinde, E.2017/146 sayılıdosyanın 26.7.2017 tarihinde, E.2017/153 sayılı dosyanın 7.9.2017 tarihinde,E.2017/164 sayılı dosyanın 28.9.2017 tarihinde, aralarındaki hukuki irtibatnedeniyle E.2016/150 sayılı dava ile birleştirilmesine, esaslarınınkapatılmasına, esas incelemenin E.2016/150 sayılı dosya üzerinden yürütülmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV. ESASIN İNCELENMESİ
52. Dava dilekçesi ve başvuru kararları ile ekleri, Raportör OsmanKODAL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenenkanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43.maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince Enerji ve Tabii KaynaklarBakanlığı Müsteşarı Fatih DÖNMEZ, Müsteşar Yardımcısı Abdullah TANCAN, MüsteşarYardımcısı Necati YAMAÇ, Müsteşar Yardımcısı Abdülkerim YÖRÜKOĞLU, BakanDanışmanı Ertuğrul ALTIN, Bakan Danışmanı Tahsin YAZAR, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı ZaferDEMİRCAN, I. Hukuk Müşaviri Hayrettin KURT, Av. Nilüfer ÖZDEMİR MALLI, HukukMüşaviri Önder GENÇ, Proje Grup Başkanı Hilal YÜCEL, Enerji Piyasası DüzenlemeKurumu Başkanı Mustafa YILMAZ, Başkan Yardımcısı Mehmet ERTÜRK,Tarifeler Dairesi Başkanlığı Grup Başkanı Ali Rıza DİNÇ’in 28.12.2017tarihinde yaptıkları sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un 1. Maddesiyle Değiştirilen 2804 Sayılı Kanun’unEk 1. Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
53. Dava dilekçesinde özetle; Anayasa’nın 7. maddesinde öngörülenyasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi uyarınca yürütme organına genel vesınırları belirsiz bir düzenleme yetkisi verilemeyeceği, Anayasa’nın 128.maddesinde de memurlar ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları,görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri aylık ve ödenekleri ile diğerözlük işlerinin kanunla düzenleneceğinin öngörüldüğü, dava konusu kuralla MadenTetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğünün yurt dışında faaliyet gösterecekpersoneli hakkında 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun uygulanmasının ortadankaldırılarak MTA Genel Müdürlüğünün yurt dışı faaliyetlerinde görevlendirilecekpersonelin niteliği, görev süresi, bunlara ödenecek ücretleri ile harcamalarailişkin usul ve esasların Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikledüzenlenmesinin Anayasa’nın 7. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
54. Kanun’un ek 1. maddesinin dava konusu ikinci fıkrasında MTAGenel Müdürlüğünün yurt dışı faaliyetleriyle ilgili yurt dışında çalıştırılacakpersonelin niteliği, görev süresi, bunlara ödenecek ücretler ile harcamalara ilişkinusul ve esasların Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulan yönetmelikledüzenlenmesi öngörülmektedir.
55. Anayasa’nın 7. maddesinde “Yasama yetkisi Türk Milletiadına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.”denilmektedir. Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) aitolması ve bu yetkinin devredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin birgereğidir. Bu hükme yer veren Anayasa’nın 7. maddesinin gerekçesinde yasamayetkisinin parlamentoya ait olması “demokrasi rejimini benimseyen siyasirejimlerde kaçınılmaz bir durum” olarak nitelendirilmiştir.
56. Söz konusu maddenin gerekçesinden de anlaşılacağı üzere yasamayetkisinin devredilmezliği esasen kanun koyma yetkisinin TBMM dışında birorganca kullanılamaması anlamına gelmektedir. Anayasa’nın 7. maddesi ileyasaklanan husus, kanun yapma yetkisinin devredilmesi olup bu madde, yürütmeorganına hiçbir şekilde düzenleme yapma yetkisi verilemeyeceği anlamınagelmemektedir. Kanun koyucu, bir konuyu doğrudan kanunla düzenleyebileceği gibibu hususta düzenleme yapma yetkisini yürütme organına da bırakabilir.
57. Yürütmenin türevselliği ilkesi gereğince, yürütme organınınbir konuda düzenleme yapabilmesi için yasama organınca yetkilendirilmesigerekmektedir. Kural olarak kanun koyucunun genel ifadelerle yürütme organınıyetkilendirmesi yeterli olmakla birlikte Anayasa’da kanunla düzenlenmesiöngörülen konularda genel ifadelerle yürütme organına düzenleme yapma yetkisiverilmesi, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık oluşturabilmektedir.Bu nedenle Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konulardakanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması gerekmektedir.Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda, yasamaorganının temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık ve idare tekniğineilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri olarakyorumlanamaz.
58. Anayasa’nın 128. maddesinde “Devletin, kamu iktisadîteşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göreyürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekligörevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür./Memurların vediğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, haklarıve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunladüzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümlerisaklıdır./ Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunlaözel olarak düzenlenir.” denilmiştir. Anılan hükümle kamugörevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları veyükümlülüklerinin kanunla düzenlenmesi öngörülmektedir.
59. 2804 sayılı Kanun’un 2. maddesinde MTA Genel Müdürlüğününbaşlıca görevi, ülkemizde işletmeğe elverişli maden ve taş ocağı sahalarıbulunup bulunmadığını ve işletilen maden ve taş ocaklarının daha faydalısurette işletilmelerinin nelere bağlı olduğunu araştırmak, arama faaliyetleriyapmak, fennî ve jeolojik çalışmalar yapmak, madenlerin tahlil ve fennîusullere göre tespit edilmesini sağlamak, ülkemizde bulunan rezervleriraporlamak, ekonomik değerlendirmelerini gerçekleştirmek ve ülkemizmadenlerinde ve maden sanayinde çalışacak Türk mühendis, fen memuru, ustabaşıve mütehassıs işçi yetiştirmek olarak belirlenmiştir.
60. 2804 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinin birinci fıkrasında,Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün Kanun’un 2. maddesinde belirtilengörevleri kapsamına giren iş ve hizmet konularında 11.9.1981 tarihli ve 2522sayılı Kamu Kuruluşlarının Yurt Dışındaki İhalelere Katılması Hakkında Kanunatâbi olmaksızın bağlı bulunduğu Bakanlık onayı ile yurt dışında arama vearaştırma faaliyetleri yapmaya, bu faaliyetlerin yürütülmesi amacıyla yurtdışında şirket kurmaya, yerli ve/veya yabancı gerçek veya tüzel kişilerle yurtdışında şirket veya ortaklık kurmaya, imtiyazlı ortak olmaya, şirketler veyaortaklıklarla ilgili her türlü pay, hisse senedi ve diğer ortaklık paylarınıalıp satmaya ve yurt dışında çalışma büroları açmaya yetkili olduğubelirtilmiştir.
61. Madde gerekçesinde MTA Genel Müdürlüğünün yurt dışında aramave araştırma faaliyetleri yaparak ülkemizin ihtiyacı olan ham madde tedarikgüvenliği ve çeşitliliğini sağlamasının planlandığı, bu kapsamda ülkemizin hammadde tedarik stratejisine katkı sağlamak amacıyla başta çevre ülkeler olmaküzere yurt dışında arama, proje geliştirme ve yatırım konularında iş birliğiyapılacağı, MTA Genel Müdürlüğünün yer bilimlerinde sahip olduğu bilgibirikimini ve tecrübesini kullanarak yurt dışında faaliyet gösterecek yerlifirmalara ücret karşılığında danışmanlık yaparak yol göstermeye de çalışacağıbelirtilmiştir.
62. MTA Genel Müdürlüğünün yurt dışı faaliyetleriyle ilgiliolarak yurt dışında çalıştıracağı personeli, kurumun kendi personeli ile aramave araştırma faaliyeti yapma konusunda anlaşma sağladığı ülkeden temin edeceğiyerli ve yabancı personel oluşturmaktadır. Bu kapsamda MTA kendi bünyesinde çalışankamu görevlilerini yurt dışında açacağı çalışma bürolarında görevlendirmeksuretiyle faaliyette bulanabileceği gibi yurt dışında kuracağı veya ortağıolacağı şirketlerde ilgili ülkeden temin edeceği mahallî personeli çalıştırmaksuretiyle de faaliyette bulunabilecektir.
63. MTA Genel Müdürlüğünün bünyesinde çalışmakta olan personeldenmemur, geçici personel ve kadrolu işçilerin statüleri belirli olup bunlarhakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu ve 5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uygulanmaktadır.
64. Kural gereğince MTA, bünyesinde çalışmakta olan ve Anayasa’nın128. maddesi kapsamında olmayan geçici personel ile işçileri yurt dışıfaaliyetleri ile ilgili yurt dışında çalıştırmak üzere görevlendirebileceğigibi MTA bünyesinde çalışmakta olan memurları da yurt dışı faaliyetleriyleilgili olarak görevlendirebilecektir.
65. Kuralla MTA Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan personelleilgili yeni bir statü oluşturulmamakta, statüleri belirli olan personelden yurtdışında çalıştırılacak olanların niteliği, görev süresi bunlara ödenecekücretlere ilişkin hususların yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmektedir. Bubağlamda yurt dışında görevlendirilecek personelin sahip olduğu statü devametmekte, statüleri gereği almakta oldukları maaş ve ücretlerin yanında yurtdışında görevlendirmeleri nedeniyle ödenecek ilave ücretlerin belirlenmesiyönetmeliğe bırakılmaktadır.
66. Ayrıca MTA Genel Müdürlüğü, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi veKontrol Kanunu’na ekli (II) sayılı cetvelin “özel bütçeli idareler” bölümündeyer almakta olup 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun 1. maddesinin (a) fıkrasındaözel bütçeli idareler hakkında Harcırah Kanunu hükümlerinin uygulanacağıbelirtildiğinden MTA’nın bünyesinde çalışan memurların yurt dışında faaliyettebulunmak üzere görevlendirilmesi durumunda bu personele Harcırah Kanunuuygulanacaktır.
67. MTA Genel Müdürlüğünün yurt dışında arama ve araştırmafaaliyeti gerçekleştireceği ülkelerin ekonomik ve sosyal şartları, piyasakoşulları, hukuki ve idari şartlarının farklı olması, insan kaynağınınteminindeki güçlük ve iş güçlüğü hususları göz önünde bulundurulduğunda yurtdışında çalıştırılacak personelin niteliği, görev süresi ve bunlara ödenecekücretlere ilişkin hususlar gelişen koşul ve durumlara göre değişik önlemleralmayı ve sık sık değişiklik yapılmasını gerektiren uzmanlık ve idare tekniğineilişkin konular arasına girmektedir.
68. Dolayısıyla kuralla MTA Genel Müdürlüğünün yurt dışıfaaliyetleriyle ilgili yurt dışında çalıştırılacak personelin niteliği, görevsüresi ve bunlara ödenecek ücretlere ilişkin değişen koşullara göre farklılıkgösterebilecek uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususların yönetmelikledüzenlenmesi, yasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemeyeceği gibi kuraldamemurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev veyetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerininkanunla düzenleneceğini öngören Anayasa’nın 128. maddesine aykırılık dabulunmamaktadır.
69. Diğer taraftan dava konusu kuralla MTA Genel Müdürlüğünün yurtdışı faaliyetleriyle ile ilgili harcamalara ilişkin usul ve esasların daBakanlar Kurulu tarafından yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenmesiöngörülmektedir.
70. MTA’nın yurt dışı faaliyetleriyle ilgili harcamaları, yurtdışında arama ve araştırma faaliyetleri kapsamında gerçekleştireceği mal,hizmet alımı ve yapım işlerine ilişkin harcamalarıdır.
71. MTA’nın yurt dışı faaliyetleriyle ilgili harcamalara ilişkinusul ve esasların kanunla düzenlenmesini öngören bir Anayasa kuralıbulunmamaktadır. Kanun koyucunun MTA’nın yurt dışı faaliyetleriyle ilgiliharcamalara ilişkin farklı usuller benimsemesinde anayasal açıdan bir engelyoktur. MTA Genel Müdürlüğünün yurt dışında arama ve araştırma faaliyetlerikapsamında gerçekleştireceği mal, hizmet alımı ve yapım işlerine ilişkinharcama usulleri, arama ve araştırma yapılacak ülkede ihtiyaç duyulacak mal vehizmetlerin niteliğine ve ilgili ülkenin ekonomik, idari ve sosyal koşullarınagöre sık sık değişebilecek niteliktedir. Bu bağlamda kuralla MTA’nın yurtdışında arama ve araştırma faaliyetiyle sınırlı olarak gerçekleştireceğiharcamalara ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenlenmesinin öngörülmesiyasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemez.
72. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 7. ve 128. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
73. Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Serruh KALELİ, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Celal Mümtaz AKINCI, M. Emin KUZ ve Hasan Tahsin GÖKCANkuralda yer alan “…yurt dışında çalıştırılacak personelin niteliği, görevsüresi, bunlara ödenecek ücretler ile …” ibaresi yönünden bu görüşekatılmamışlardır.
B. Kanun’un 2. Maddesiyle 2565 Sayılı Kanunu’na Eklenen 27/AMaddesinin İncelenmesi
74. Dava konusu kural 31.10.2016tarihli ve 678 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler YapılmasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesiyle değiştirilmiştir.
75. Bu nedenle konusu kalmayan maddeye ilişkin iptal talebihakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
76. Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
C. Kanun’un 17. Maddesiyle 6446 Sayılı Kanun’un 6. MaddesineEklenen (10) Numaralı Fıkranın İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
77. Dava dilekçesinde özetle; kuralla nükleer üretim tesislerinemülkiyet veya kullanım hakkı elde edilmeden üretim lisansı verilmesine imkântanındığı, bu durumun mülkiyet hakkını ihlal edeceği, ön proje onayı alınmadanbaşlanacak her türlü faaliyetin ilerleyen süreçte alınamayan izinler ve onaylarsonucunda atıl hâle gelebileceği, idari kurumlardan gerekli izinler alınmadanormanlık alanlarda veya diğer alanlarda yapılacak her türlü faaliyetin çevrehakkını ihlal edeceği, düzenlemede üretim tesisi ile ilgili olmayan yapılarıninşasına üretim lisansı alınmadan da başlanılabilmesinin öngörüldüğü ancaküretim lisansı alınamadığı takdirde bu yapıların akıbetinin ve atıl kalmalarıdurumunda çevrede meydana gelen tahribatın nasıl giderileceğinin belirli olmadığı,insanın, toplumun ve çevrenin varlık, sağlık ve güvenliği ile bu konudaAnayasa’nın devlete yüklediği görev göz önünde bulundurulduğunda nükleersantral tesislerinin ön lisans aşamasındaki esaslara tâbi olmamasının kabuledilemeyeceği, üretim lisansı verilmesinden sonra ne kadar sürede bu izinlerinve onayların tamamlanması gerektiği hususunun kanunla belirlenmediği, lisanssahibinden kaynaklanmayan haklı sebeplerin bulunması hâlinde belgelerinverilmemesinin lisans iptalinin istisnalarından sayılarak belirsiz bir alanoluşturulup idareye geniş takdir yetkisi tanındığı, düzenlemede kamu yararınınbulunmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 35. ve 56. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
78. Kuralla nükleer enerji üretim tesisleri için alınacak yapıruhsatı ve diğer mevzuattan kaynaklanan inşaata ilişkin izin, onay, lisans,ruhsat ve benzeri belgeler ile üretim tesisinin kurulacağı sahanın mülkiyetveya kullanım hakkının elde edildiğine ilişkin belgelerin üretim lisansıverilmesinden sonra olmak üzere Kurul tarafından belirlenen süre içinde Kurumasunulacağı, Kurul tarafından belirlenen süre içinde istenen belgelerin mücbirsebepler veya lisans sahibinden kaynaklanmayan haklı sebepler dışında EnerjiPiyasası Düzenleme Kurumuna sunulmaması hâlinde üretim lisansının iptaledileceği, bu üretim tesislerinde diğer mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerinyerine getirilmesi kaydıyla üretim lisansı alınmadan önce üretim tesisi iledoğrudan ilgili olmayan yapıların inşasına başlanılabileceği belirtilmiştir.
79. Anayasa’nın 35. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyethakkı güvenceye bağlanmıştır. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zararvermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyidilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf olanağı veren birhaktır.
80. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararıamacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği ve kullanılmasının toplum yararınaaykırı olamayacağı belirtilmiştir.
81. Anayasa’nın 56. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes,sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.” hükmüne yerverilmek suretiyle sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı güvenceyebağlanmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında; çevreyi geliştirmenin, çevresağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin devletin ve vatandaşlarınödevi olduğu belirtilmiştir.
82. 6446 sayılı Kanun’un 6. maddesinin birinci fıkrası uyarıncaüretim lisansı başvurusunda bulunan tüzel kişiye, üretim tesisinin yatırımınabaşlayabilmesi için mevzuattan kaynaklanan izin, onay, ruhsat ve benzeribelgeleri edinebilmesi ve üretim tesisinin kurulacağı sahanın mülkiyet veyakullanım hakkını elde edebilmesi için Kurum tarafından belirli süreli ön lisansverilmektedir. Ön lisans, sahibine lisansına konu üretim tesisi yatırımınabaşlamak için mevzuattan kaynaklanan izin, onay, ruhsat ve benzeri belgeleriedinebilmek ve üretim tesisinin kurulacağı sahanın mülkiyet veya kullanımhakkını elde edebilmek için ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde girişimdebulunma hakkını vermektedir. Ön lisans kapsamında öngörülen yükümlülüklerinisüresi içinde tamamlayan tüzel kişiye ise Kurul kararı ile üretim lisansıverilmektedir.
83. Kuralla; nükleer enerji üretim tesisleri yönünden farklı birdüzenlemeye gidilerek nükleer enerji üretim tesisi kurmak isteyen tüzel kişiyeönce üretim lisansının verilmesi, daha sonra nükleer üretim tesisiyatırımlarına başlanılabilmesi için alınması gereken yapı ruhsatı ve diğermevzuattan kaynaklanan inşaata ilişkin izin, onay, lisans, ruhsat ve benzeribelgeler ile üretim tesisinin kurulacağı sahanın mülkiyet veya kullanımhakkının elde edildiğine ilişkin belgelerin Kurul tarafından belirlenen süreiçinde Kuruma sunulması öngörülmüştür.
84. Nükleer santraller, nükleer güvenlik gerekliliği sebebiylediğer tüm elektrik üretim tesislerinden farklı olarak Türkiye Atom EnerjisiKurumu (TAEK) tarafından yürütülen ayrı bir lisanslama sürecine tabidir.
85. 19.12.1983 tarihli ve 18256 sayılı Resmî Gazete’de yayımlananNükleer Tesislere Lisans Verilmesine İlişkin Tüzük’ün 8. maddesi çerçevesindenükleer enerji santrallerinin lisanslanması; TAEK tarafından yer lisansı,inşaat lisansı ve işletme lisansı olmak üzere üç aşamada tamamlanmaktadır.
86. Nükleer enerji üretim tesislerinin yatırımına başlanılabilmesiiçin 2872 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca ÇED olumlu kararı, TAEK’ten yerlisansı, inşaat lisansı, sınırlı çalışma izni, Enerji Piyasası DüzenlemeKurumundan üretim lisansının alınmış olması, nükleer üretim tesisininkurulacağı sahanın mülkiyet veya kullanım hakkının elde edilmiş olması, tesisinkurulacağı sahaya ilişkin imar planlarının onaylanmış olması ve 3194 sayılı İmarKanunu’nun 21. ve 22. maddeleri uyarınca yapı ruhsatının bulunmasıgerekmektedir.
87. Nükleer enerji üretim tesisleri yönünden üretim lisansınınönceden alınmış olması; belirtilen diğer izin, ruhsat ve belgeler teminedilmeksizin nükleer üretim tesisinin yatırımına, diğer bir ifadeyle inşasınabaşlanılmasına imkân vermemektedir.
88. Bu bağlamda dava konusu kuralla nükleer enerji üretimtesisleri, üretim lisansı haricindeki diğer izin, onay, ruhsat ve benzeribelgelerden muaf tutulmamakta; diğer elektrik üretim tesisleri yönünden üretimlisansından önce ön lisans aşamasında alınması gereken izin, onay, ruhsat vebenzeri belgelerin nükleer enerji santralleri yönünden üretim lisansıalınmasından sonra Kurul tarafından belirlenen sürede Kuruma sunulmasıöngörülmektedir.
89. Kurul tarafından belirlenen süre içinde istenen belgelerin mücbirsebep veya lisans sahibinden kaynaklanmayan haklı sebepler dışında Kurumasunulmaması hâlinde ise üretim lisansının iptal edileceği kuraldabelirtilmiştir. Kanun koyucu; kuralla hangi durumların mücbir sebep veya lisanssahibinden kaynaklanmayan haklı sebep olduğunu tek tek belirlemek yerine genelbir belirleme yapmış, her bir olayın özelliğine göre mücbir sebep veya lisanssahibinden kaynaklanmayan haklı sebebin gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemeyetkisini Kurula vermiştir.
90. Kurula verilen bu yetki, kamu yararının sağlanmasının yanısıra hizmet gerekleri ve yetkiyi veren Kanun’un amacının gerçekleştirilmesi ilesınırlıdır. Kurul, takdir yetkisini kullanırken hukukun genel ilkelerine vehakkaniyete de uygun davranmak zorunda olup Kurulun işlemleri yargı denetiminetâbidir. Anayasa’nın 125. maddesinde “İdarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” denilerek idarenin hukukabağlılığı, yargı denetimi sayesinde etkili biçimde sağlanmış ve idareedilenler, idarenin hukuka aykırı davranışlarına karşı korunmuştur.
91. Diğer taraftan kuralla nükleer enerji üretim tesislerinde,diğer mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi kaydıyla üretimlisansı alınmadan önce üretim tesisi ile doğrudan ilgili olmayan yapılarıninşasına başlanılabileceği hüküm altına alınmıştır.
92. Nükleer güvenlikle ilgisi olmayan liman, yol, su, elektrik,sosyal tesisler gibi yapılar nükleer üretim tesisi ile doğrudan ilgiliolmadığından TAEK tarafından lisanslamaya tabi değildir. Bu bağlamda kurallanükleer enerji üretim tesisi ile doğrudan ilgili olmayan bu yapıların inşasınaüretim lisansı alınmadan önce başlanılabilmesine olanak sağlanmaktadır. Ancakkuralda bu yapıların inşasına başlanılabilmesi, diğer mevzuatlardan kaynaklananyükümlülüklerin yerine getirilmesi şartına bağlı kılındığından bu yapılarlailgili 3194 sayılı İmar Kanunu ve 2872 sayılı Çevre Kanunu gibi diğermevzuatlarda öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekmektedir.
93. Bütün bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda nükleer enerjiüretim tesislerinin kendine özgü yapısını dikkate alarak bu tesislerinkurulmasına ilişkin izin ve belgelerin ne zaman teslim edileceğini düzenleyenkuralın Anayasa’nın 35. ve 56. maddelerinde öngörülen mülkiyet hakkı ve çevrehakkını sınırlayan bir düzenleme olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
94. Kanun koyucu, yasama yetkisinin genelliği ilkesinin bir gereğiolarak Anayasa’da düzenlenmeyen bir alanı doğrudan düzenleyebilir. Bu bağlamdanükleer üretim tesislerinin kurulması anayasal bir konu olmayıp anayasalsınırlar içinde kalmak kaydıyla kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındakalmaktadır.
95. Kuralın gerekçesinde Hazineye ait ve Orman ve Su İşleriBakanlığına tahsisli arazilerin yatırımcılara kullanım hakkı veya irtifak hakkıile devri esnasında 19.6.2007 tarihli ve 26557 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik ile 18.4.2014tarihli ve 28976 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Orman Kanunu’nun 17/3 ve 18.maddelerinin Uygulama Yönetmeliği kapsamında yatırımcıdan elektrik üretimlisansı istenilmekte olduğu ancak 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 6.maddesi ile elektrik üretim lisansı alınması için üretim tesisinin kurulacağısahanın mülkiyet veya kullanım hakkının elde edilmesi şartının olmasınınuygulamada sorunlara yol açtığı, kuralla milletlerarası anlaşma hükümleriuyarınca yapılması öngörülen üretim tesisinin kurulacağı sahanın mülkiyet veyakullanım hakkının elde edildiğine ilişkin belgelerin üretim lisansıalınmasından sonra Kurul tarafından belirlenen süre içinde Kuruma sunulması veböylece ortaya çıkması muhtemel zararların önüne geçilmesinin amaçlandığıbelirtilmiştir.
96. Kanun koyucu tarafından kuralla nükleer enerji üretimtesislerine ilişkin yapı ruhsatı ve diğer mevzuattan kaynaklanan inşaatailişkin izin, onay, lisans, ruhsat ve benzeri belgeler ile üretim tesisininkurulacağı sahanın mülkiyet veya kullanım hakkının elde edildiğine ilişkinbelgelerin üretim lisansı verilmesinden sonra olmak üzere Kurul tarafındanbelirlenen süre içinde Kuruma sunulacağını öngörülmesi suretiyle nükleer enerjiüretim tesislerinin kurulmasının kolaylaştırılmasının hedeflendiğianlaşılmaktadır. Bu itibarla kamu yararı amacı dışında bir amaç gözettiğisaptanamayan ve kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kalan kuralda, hukukdevleti ilkesine aykırılık söz konusu değildir.
97. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 35. ve 56.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
98. Kuralın Anayasa’nın 5. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
D. Kanun’un 3. Maddesiyle 2690 Sayılı Kanun’a Eklenen Ek 1.Maddenin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
99. Dava dilekçesinde özetle; kuralda nükleer santral sahalarındayapılacak yapıların denetimi konusunda 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunile 3194 sayılı İmar Kanunu’nun fennî mesuliyete ilişkin hükümlerininuygulanmayacağının belirtildiği ancak nükleer santral sahalarındaki yapılarailişkin ödevlerin ne şekilde yerine getirileceğinin öngörülmediği, sağlıklı vedengeli bir çevrede yaşama hakkının sağlanmasına ilişkin ödevlerin somuttedbirlere bağlanması ve bu tedbirlerin de hukuk devletinin bir gereği olankanun yoluyla alınması gerektiği, kuralda denetim şirketlerinin yetkilerininsınırları, söz konusu denetim sonuçlarının TAEK yönünden bağlayıcılık taşıyıptaşımadığı, TAEK’in denetim yetkisinin devam edip etmediği, hizmet sözleşmesikapsamında yapılacak inceleme ve denetimlerde denetleyen şirketle denetlenenşirketin yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediğinin ya da usulsüzlükyapıldığının tespiti hâlinde uygulanacak yaptırım ve sonuçları, denetimintekrarlanabilirliği hususlarında açıklık bulunmadığı, kuralla denetimşirketlerinin yetkileri ve nitelikleri ile bu şirketler tarafından yapılacakdenetimin usul ve esaslarına ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizin yürütmeorganına düzenleme yetkisi verildiği, bu durumun belirsizliğe yolaçtığı gibi bu belirsizliğin de kuralın Anayasa’nın 128. maddesi yönündenyapılacak denetimine engel oluşturduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5.,7., 56. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
100. Kuralda nükleer santral sahalarında yapılacakyapılar hakkında 29.6.2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunhükümleri ile 3.5.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun fennî mesuliyeteilişkin hükümlerinin uygulanmayacağı ancak bu yapıların yapı denetimininTürkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından yetkilendirilen tüzel kişiliğe sahipyapı denetimi kuruluşları tarafından, denetim kuruluşu ile nükleer santralinlisans sahibi arasında akdedilecek hizmet sözleşmesi hükümlerine göreyapılacağı, yapı denetiminin bu kuruluşlar tarafından yapılmasının nükleersantral lisans sahibinin münhasır ve kusursuz sorumluluğunu kısmen veya tamamenortadan kaldırmayacağı, bu yapılara ilişkin olarak yapılacak yetkilendirme vedenetimlerle ilgili usul ve esaslar ile yapı denetimi kuruluşu ile nükleersantral lisans sahibi arasında akdedilecek hizmet sözleşmesinin kapsamınailişkin hususların Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görüşünün alınarak TürkiyeAtom Enerjisi Kurumu tarafından maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibarenbir yıl içinde çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
101. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temelilkelerinden biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre, yasaldüzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya vekuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması;ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermeside gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup bireyhangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucunbağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisi tanıdığını bilmelidir.Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir vedavranışlarını belirler.
102. 2690 sayılı Kanun’un 1. maddesinde; Kanun’un amacının barışçılamaçlarla Türkiye’de atom enerjisinin kalkınma planlarına uygun olarak ülkeyararına kullanılmasını sağlamak, temel ilke ve politikaları belirleyipönermek, bilimsel, teknik ve idari çalışmaları yapmak, düzenlemek, desteklemek,koordine etmek ve denetlemek üzere Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun kuruluşu,işleyişi, görevi, yetki ve sorumluluklarını saptamak olduğu belirtilmiştir.
103. TAEK’in görev ve yetkilerinin düzenlendiği Kanun’un 4.maddesinin (e) fıkrasında, nükleer güç ve araştırma reaktörleri ve yakıtçevrimi tesislerinin yer seçimi, inşaat, işletme ve çevre güvenliğiyle ilgiliher türlü onay, izin ve lisansı vermek; gerekli inceleme ve denetimi yapmak,izin ve lisansa uyulmayan hâllerde işletme yetkilerini sınırlamak; verilen izinveya lisansı geçici veya sürekli olarak iptal etmek ve bu tesislerinkapatılması için Başbakana öneride bulunmak ve bu amaçlarla gerekli teknikmevzuat, tüzük ve yönetmelikleri hazırlamak; (k) fıkrasında nükleer madde vetesislerin korunması ile ilgili esasları belirleyen tüzük ve yönetmeliklerihazırlamak, uygulamak ve bunlarla ilgili hususları denetlemek ve diğerkuruluşların konu ile ilgili olarak hazırlayacakları yönetmelikler hakkındagörüş bildirmek Kurumun görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
104. Kanun’un 8. maddesinin (a) fıkrası uyarınca TAEK’in ihtisasdairelerinden olan Nükleer Güvenlik Dairesi, Kanun’un 4. maddesinde belirtilengörevlerden nükleer güvenlikle ilgili olanları yerine getirmek; nükleertesislerin yer seçimi, inşaat, sistem mühendisliği, hizmete alma, işletme,fiziksel korunma konuları ile radyasyondan korunma, nükleer madde güvenliği vedenetimi, çevre güvenliği hizmetlerini ve diğer ilgili görevleri yapmaklagörevli kılınmıştır.
105. TAEK nükleer santrallerin kurulmasından ve denetlenmesindenbirinci derecede yetkili ve sorumlu kuruluş olup 2690 sayılı Kanun’unbelirtilen bu hükümlerinde TAEK’in nükleer santralleri denetleme yetkisi, buyetkinin çerçevesi ve yaptırımlar öngörülmüştür.
106. Kuralla TAEK’in denetleme ve yaptırım uygulama yetkisikaldırılmamakta nükleer santral sahalarında kurulacak nükleer güvenlikaçısından önemli olan yapı ve sistemlerin imalat, inşaat ve montajfaaliyetlerine ilişkin ikincil ve özel bir denetim öngörülmektedir.
107. Bu bağlamda kuralda nükleer santral sahalarında yapılacaknükleer güvenlik açısından önemli olan yapıların TAEK tarafındanyetkilendirilen tüzel kişiliğe sahip yapı denetim kuruluşları tarafından,denetim kuruluşu ile nükleer santralin lisans sahibi arasında yapılacak hizmetsözleşmesi hükümlerine göre gerçekleştirilmesi öngörülmektedir. Bu nitelikteözel bir denetim oluşturma 15.12.1994 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ileonaylanan ve 14.1.1995 tarihli ve 22171 sayılı Resmî Gazete’de yayımlananNükleer Güvenlik Sözleşmesi’nin devlete yüklediği yükümlülüktenkaynaklanmaktadır.
108. Nitekim Nükleer Güvenlik Sözleşmesi’nin 9. maddesi “HerAkit Taraf bir nükleer tesisin güvenliği için asıl sorumluluğun ilgili lisanssahibine ait olmasını temin edecek ve her lisans sahibinin sorumluluklarınıyerine getirmesini temin etmek için uygun tedbirleri alacaktır.”biçimindedir.Bu düzenlemeye göre nükleer güvenliğin sağlanmasından birinci derece sorumlulisans sahibi ise de devletin lisans sahibinin sorumluluklarını yerinegetirmesi için uygun tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Kuralla buçerçevede nükleer santral kuran kuruluşların sorumlulukları ve busorumluluklarının yerine getirilip getirilmediğinin denetimine ilişkindüzenleme getirilmektedir. Bu bağlamda nükleer santrallere ilişkinfaaliyetlerin ilgili mevzuata uygun olarak yürütülmesinden kurucu diğer birifadeyle lisans sahibi münhasıran ve kusursuz olarak sorumludur. Kurucununmünhasıran ve kusursuz sorumluğu; nükleer santral sahalarında bulunan yapı,sistem ve bileşenlerin imalat, inşaat ve montaj faaliyetlerinin idari ve fennîmesuliyetini, denetim sorumluluğunu, etüt ve proje müellifliğini dekapsamaktadır.
109. Nükleer santrallerin asıl denetim yetkisi TAEK’te kalmayadevam etmekte, TAEK bu denetimi lisanslama ve uygulama projelerini kabulederken gerçekleştirmektedir. TAEK’in ayrıca nükleer yapı denetim kuruluşlarınıda denetleme yetkisi bulunmaktadır. TAEK denetimleri sırasında nükleer santralsahibinin sorumluluklarını yerine getirmediğini tespit etmesi hâlinde nükleersantral sahibinin lisansını iptal edebilme imkânına sahip olduğu gibi nükleeryapı denetim kuruluşunun da görevlerini yerine getirmediğini belirlemesihâlinde nükleer yapı denetim kuruluşunun yetkisini kaldırabilme imkânı dabulunmaktadır.
110. Bu itibarla kuralla nükleer santral sahalarında bulunannükleer güvenlik açısından önemli olan yapıların yapı denetiminin TAEKtarafından yetkilendirilen nükleer yapı denetim kuruluşları tarafındangerçekleştirilmesine olanak tanınmakta olup nükleer yapı denetim kuruluşlarınındenetleme yetkisinin tek başına icrai bir yetki olmaması, denetim sonucundaidari yaptırım uygulama yetkisinin TAEK’te kalmaya devam etmesi, ayrıcakonusunda teknik ve uzmanlık bilgisine sahip özel nitelikteki nükleer yapıdenetim kuruluşlarınca gerçekleştirilecek denetim hizmetlerinin devletin genelidare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu asli ve sürekli kamu hizmetiniteliğinde olmaması hususları göz önünde bulundurulduğunda kural Anayasa’nın128. maddesine aykırı değildir.
111. Anayasa’nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngörmediğikonularda kanunda genel ifadelerle düzenleme yapılarak ayrıntının yürütmeyebırakılması mümkündür. Anayasa’da münhasıran kanunla düzenleme yapılmasıöngörülmeyen konularda yürütme organının doğrudan ve ilk elden düzenleyiciişlem yapabileceği düşünülebilirse de yasamanın asliliği ve yürütmenintürevselliği ilkeleri gereği idari işlemlerin kanuna dayanması zorunluluğuvardır. Ancak bu durumda kanunda belirlenmesi beklenen çerçeve, Anayasa’nınkanunla düzenlenmesini öngördüğü durumdakinden çok daha geniş olabilecektir.Başka bir ifadeyle Anayasa’ya göre mutlaka kanunla düzenlenmesi gerekmeyen birkonu, kanuni dayanağı olmak kaydıyla idarenin düzenleyici işlemlerine bırakılabilir.Aksi yorum Anayasa’da bazı hususların kanunla düzenlenmesinin öngörülmüşolmasını anlamsız hâle getirmektedir.
112. Nükleer santrallerin yapı denetiminin kanunla düzenlenmesiniöngören bir hüküm Anayasa’da bulunmadığından kanun koyucu yasal çerçeveyibelirlerken daha geniş takdir yetkisine sahip olacaktır. 2690 sayılı Kanun’un4. maddesinin (e) ve (k) fıkraları, 8. maddesinin (a) fıkrası ile dava konusukuralda nükleer santrallerin yapı denetiminin nasıl gerçekleştirileceği vekapsamı düzenlenmiştir. Bu hükümler uyarınca nükleer santrallerin yapıdenetimi, hem TAEK tarafından hem de TAEK tarafından yetkilendirilmiş nükleeryapı denetim kuruluşları tarafından gerçekleştirilecektir. Nükleer yapı denetimkuruluşu, nükleer santralin kurucusu ile yapacağı hizmet sözleşmesine göre budenetimi gerçekleştirecektir. Nükleer yapı denetim kuruluşunun yetki ve denetimsınırları hizmet sözleşmesinde belirtilecektir. Hizmet sözleşmesinin hukukiçerçevesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda belirtilmiştir.
113. Nükleer santrallerin yapı denetimini gerçekleştirecek olanyapı denetim kuruluşları TAEK tarafından yetkilendirilecektir. Nükleer yapıdenetim kuruluşuna uygulanacak yaptırım olarak TAEK yapı denetim kuruluşununyetkisini kaldırabilecektir. Nükleer santralin kurucusu ile hizmet sözleşmesiimzalamış olan yapı denetim kuruluşunun yetkisini kaybetmesi durumunda hizmetsözleşmesi sona erecektir. Ayrıca gerek nükleer santralin kurucuları olanfirmalar gerekse tüzel kişiliğe sahip nükleer yapı denetim kuruluşları 6102sayılı Türk Ticaret Kanunu’na tâbi şirketler olacağından bunların kuruluşunailişkin düzenlemede de bir belirsizlik bulunmamaktadır.
114. Dolayısıyla 2690 sayılı Kanun’da yapı denetim kuruluşlarıncanükleer santrallerde yapılacak denetime ilişkin yasal çerçeve; hizmetsözleşmesi, yetkilendirme, lisanslama boyutuyla ortaya konulduğundan idareyebelirlenen bu çerçeve içerisinde idari, teknik ve uzmanlık gerektiren konulardadüzenleme yetkisi verilmesi yasama yetkisinin devri anlamına gelmediği gibikuralda belirsizlik de bulunmamaktadır.
115. Dava konusu kuralla TAEK’in nükleer santralleri denetleme veyaptırım uygulama yetkisi ortadan kaldırılmadan nükleer santral sahalarındakurulacak nükleer güvenlik açısından önemli yapı ve sistemlerle ilgili ikincilve özel bir denetim öngörülerek nükleer santraller sıkı bir denetime tabitutulmaktadır. Nükleer santrallerin bu şekilde sıkı denetime tabi tutulması,nükleer santrallerin işletilmesinin çevre ve insan sağlığında ortaya çıkarmasımuhtemel zararların önlenmesine hizmet edeceğinden kural, devletin temel amaçve görevlerini düzenleyen Anayasa’nın 5. maddesi ve çevre ve sağlık hakkınıdüzenleyen Anayasa’nın 56. maddesiyle de uyumludur.
116. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 5., 7., 56. ve128. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
E. Kanun’un 4. Maddesiyle 3154 Sayılı Kanun’un 2. MaddesininBirinci Fıkrasına Eklenen (j) Bendinin “... 14/3/2013 tarihli ve 6446sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında dağıtım lisansı sahibi tüzelkişileri veya özel hukuk tüzel kişilerini...” ve “...veya butüzel kişilerden hizmet satın almak ve bu tüzel kişilerin nitelikleri,yetkilendirilmesi, hak ve yükümlülükleri ile bu tüzel kişilere uygulanacakyaptırımları...” Bölümlerinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
117. Dava dilekçesinde özetle; Enerji ve Tabii KaynaklarBakanlığının elektrik üretim, iletim, dağıtım ve tüketim tesislerinin millîmenfaatlere ve modern teknolojiye uygun şekilde kurulması ve işletilmesi içingerekli yükümlülükleri ile ilgili olarak inceleme, tespit, raporlama, projeonay ve kabul işlemlerinin asli ve sürekli bir kamu görevi olması nedeniyleAnayasa’nın 128. maddesi uyarınca ancak memurlar ve diğer kamu görevlilerieliyle yürütülmesi gerektiği, kuralla bu işlemlerin 6446 sayılı Kanunkapsamında dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler ile özel hukuk tüzel kişileritarafından gerçekleştirilmesine imkân verildiği, dağıtım lisansı sahibi tüzelkişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinin yetkilerinin sınırları, söz konusuişlemlerin Bakanlık yönünden bağlayıcılık taşıyıp taşımadığı, ihtisas sahibikamu kurum ve kuruluşlarının yetkilerinin devam edip etmediği, muhatap şirketile işlemi yapan şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğinin veyausulsüzlük yapıldığının tespiti hâlinde uygulanacak yaptırım ve sonuçları,işlemlerin tekrarlanabilirliği konusunda kuralda açıklık bulunmadığı, konununtemel ilkeleri ve çerçevesi çizilmeksizin yürütme organına düzenleme yetkisiverilmesinin kuralın belirsizliğine yol açtığı, diğer taraftan kurallainceleme, tespit, raporlama, proje onay ve kabul işlemleri ihtisas sahibi kamukurum ve kuruluşları tarafından yaptırılan tesisler ile bu işlemleri 6446sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında dağıtım lisansı tüzel kişiler veyaözel hukuk tüzel kişiler eliyle yaptırılan tesisler yönünden işlem giderlerininkarşılanacağı kaynak ve giderler konusunda aynı hukuki konumda bulunan tesissahiplerine farklı yükümlülükler getirildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın2., 7., 10. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
118. Dava konusu kuralların yer aldığı 3154 sayılı Kanun’un 2.maddesinin birinci fıkrasına eklenen (j) bendinde “elektrik üretim,iletim, dağıtım ve tüketim tesislerinin millî menfaatlere ve modern teknolojiyeuygun şekilde kurulması ve işletilmesi için gerekli yükümlülükleri ile ilgiliolarak inceleme, tespit, raporlama, proje onay ve kabul işlemleri yapmak üzere;ihtisas sahibi kamu kurum ve kuruluşlarını, 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılıElektrik Piyasası Kanunu kapsamında dağıtım lisansı sahibi tüzel kişileri veyaözel hukuk tüzel kişilerini görevlendirmek, yetkilendirmek veya bu tüzelkişilerden hizmet satın almak ve bu tüzel kişilerin nitelikleri,yetkilendirilmesi, hak ve yükümlülükleri ile bu tüzel kişilere uygulanacakyaptırımları ve diğer hususları yönetmelikle düzenlemek” Enerji veTabii Kaynaklar Bakanlığının görevleri arasında sayılmıştır.
119. 3154 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (d) fıkrasında kamuihtiyaç, güvenlik ve yararına uygun olarak enerji ve tabii kaynaklar ileenerjinin üretim, iletim, dağıtım, tesislerinin etüt, kuruluş, işletme ve devamettirme hizmetlerinin genel politikasını tespit çalışmalarının koordinasyonunutemin etmek ve denetlemek, yine aynı maddenin (g) fıkrasında, Bakanlığa bağlıve Bakanlıkla ilgili kuruluşların çalışmalarını ve işlemlerini her bakımdantetkik, tahkik ve teftişe tabi tutmak, gerekli her türlü emri vermek vedenetlemek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının görevleriarasında sayılmıştır.
120. Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde deenerji kaynaklarının üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin millî menfaatlereve modern teknolojiye en uygun şekilde kurulmaları ve işletilmeleri içingerekli tedbirleri almak ve aldırtmak Enerji İşleri Genel Müdürlüğününgörevleri arasında belirtilmiştir.
121. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının denetim birimlerindenolan Denetim Hizmetleri Başkanlığının görevlerini düzenleyen Kanun’un 13.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, Bakanlığın denetimi altındaki hertürlü kuruluş ile gerçek ve tüzel kişilerin faaliyet ve işlemleri ile ilgiliolarak Bakanlığın görev ve yetkileri çerçevesinde inceleme, denetim vesoruşturma yapmak Denetim Hizmetleri Başkanlığının görevleri arasındasayılmıştır.
122. Dava konusu kuralların yer aldığı 3154 sayılı Kanun’un 2.maddesinin birinci fıkrasına eklenen (j) bendi, elektrik piyasasında faaliyetgösteren kişilerin teknik faaliyet olan projelendirme, tesis etme konuları ileilgili olup elektrik piyasasında faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişilerinidari, mali, hukuki alanlardaki nitelik ve faaliyetlerine yönelik değildir.
123. 6.11.2015 tarihli ve 29524 sayılı Resmî Gazete’de yayımlananElektrik Üretim Tesisleri Kabul Yönetmeliği’nin 4. maddesinin birinci fıkrasının(e) bendinde “Kontrol Firması (KF): Tesisin yapım sürecinintamamlanmasını müteakip, saha testlerine nezaret etmek, tesisin onaylıprojelerine uygunluğunu kontrol etmek ve bu amaçla gereken test ve uygulamayıyaptırarak sonuçlarını raporlamak ve Güvenilir İşletme Raporunu hazırlamaküzere Bakanlık tarafından yetkilendirilen ihtisas sahibi kamu kurum vekuruluşları ile özel hukuk tüzel kişiler” biçiminde; (h) bendindeise “Proje Onay Birimi (POB): Elektrik tesislerinin, hesap veraporlarını inceleyerek proje paftalarını onaylamak üzere görevlendirilmişBakanlık birimini veya bu amaçla Bakanlık tarafından yetkilendirilen Devlet Suİşleri Genel Müdürlüğü (DSİ), Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ),Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ), Elektrik Dağıtım AnonimŞirketleri (EDAŞ), Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ), Organize SanayiBölgeleri (OSB), Türk Standartları Enstitüsü Kurumu (TSE), İller Bankası (İB),Türkiye Elektromekanik Sanayi Anonim Şirketi (TEMSAN), Tarım ve Kırsal KalkınmayıDestekleme Kurumu (TKDK) ve benzeri ihtisas sahibi kurum ve kuruluşları” biçimindetanımlanmıştır.
124. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının elektrik tesislerininyapım aşamasında bir görevi bulunmamaktadır. Bakanlık tarafından yetkilendirilenKontrol Firmaları, elektrik tesisinin yapım sürecinin tamamlanmasına müteakipsaha testlerine nezaret etmekte, tesisin onaylı projelerine uygunluğunu kontroletmekte, senkronizasyon öncesi testlere nezaret etmekte sonuçların standartlarauygunluğunu teyit ederek ön kabul raporu hazırlamakta, senkronizasyon sonrasıtest ve kontrolleri kapsayan nihai rapor hazırlamakta, bakanlık tarafındanyetkilendirilmiş olan Proje Onay Birimi (POB) tarafından oluşturulan geçicikabul heyetine refakat etmekte ve tesisin işletmeye alınmasından sonra can, malve çevre açısından emniyetli olduğuna dair güvenli işletme raporuhazırlamaktadır. Elektrik tesisin proje onayı ve kabul işlemleri ise Bakanlıkveya Bakanlığın yetkilendirdiği POB tarafından gerçekleştirilmektedir.
125. Dolayısıyla elektrik tesislerinin millî menfaatlere ve modernteknolojiye uygun şekilde kurulması ve işletilebilmesi için yapılması gerekeninceleme tespit ve raporlama, proje onay ve kabul işlemleri, Bakanlıktarafından yetkilendirilen Kontrol Firmaları ile Proje Onay Birimi tarafındanyerine getirilmektedir.
126. Bu bağlamda dava konusu kuralla elektrik üretim, iletim,dağıtım ve tüketim tesislerinin millî menfaatlere ve modern teknolojiye uygunşekilde kurulması ve işletilebilmesi için bu tesislerle ilgili inceleme,tespit, raporlama, proje onay ve kabul işlemlerini yapmak üzere 6446 sayılıElektrik Piyasası Kanunu kapsamında dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilerininveya özel hukuk tüzel kişilerinin görevlendirmesine, yetkilendirmesine veya butüzel kişilerden hizmet satın alınmasına olanak sağlanmaktadır.
127. Elektrik tesislerinin millî menfaatlere ve modern teknolojiyeuygun şekilde kurulması ve işletilebilmesi için bu tesislerle ilgili inceleme,tespit, raporlama, proje onay ve kabul işlemlerini yapmak üzere Bakanlıktarafından yetkilendirilen Kontrol Firmaları ile Proje Onay BirimleriniBakanlığın denetleme yetkisi bulunmaktadır.
128. Diğer taraftan 6446 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarıncaelektrik piyasası faaliyetleri olan üretim, iletim, dağıtım, toptan satış,perakende satış, piyasa işletim, ithalat ve ihracat faaliyetlerinigerçekleştiren kişilerin bu faaliyetleri de inceleme ve denetime tabidir.Bunlardan dağıtım faaliyeti ile iştigal eden dağıtım şirketlerinin denetimiBakanlık tarafından yapılırken diğer elektrik piyasası faaliyetleri ilelisanssız faaliyet gösteren kişilerin inceleme ve denetimi EPDK tarafındanyapılmaktadır. EPDK’nın 6446 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca elektrikpiyasasındaki faaliyetleri gerçekleştiren kişilere yaptırım uygulama yetkisibulunmaktadır.
129. Bütün bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda elektriküretim, iletim, dağıtım ve tüketim tesislerinin millî menfaatlere ve modernteknolojiye uygun şekilde kurulması ve işletilebilmesi için bu tesislerle ilgiliinceleme, tespit, raporlama, proje onay ve kabul işlemlerini yapmak üzeredağıtım lisansı sahibi tüzel kişilerinin veya özel hukuk tüzel kişileriningörevlendirilmesi, yetkilendirilmesi veya bu tüzel kişilerden hizmet satınalınmasını öngören kuralda Anayasa’nın 128. maddesine aykırı bir yönbulunmamaktadır.
130. Anayasa’nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngörmediğikonularda kanunda genel ifadelerle düzenleme yapılarak ayrıntının yürütmeyebırakılması mümkündür. Elektrik tesislerinin özel hukuk tüzel kişileritarafından denetlenmesi konusunun kanunla düzenlenmesini öngören bir hükümAnayasa’da bulunmadığından kanun koyucu yasal çerçeveyi belirlerken daha geniştakdir yetkisine sahiptir. Bu bağlamda kanun koyucu dava konusu kuraldaBakanlığın elektrik tesislerinin millî menfaatlere ve modern teknolojiye uygunşekilde kurulması ve işletilmesi için gerekli yükümlülükleri ile ilgili olarakinceleme tespit, raporlama, proje onay ve kabul işlemlerini yapmak üzere 6446sayılı Kanun kapsamında dağıtım şirketlerini veya özel hukuk tüzel kişileriniyetkilendirebileceği veya bu tüzel kişilerden hizmet satın alabileceği ve butüzel kişilerin nitelikleri, yetkilendirilmesi, hak ve yükümlülükleri ile butüzel kişilere uygulanacak yaptırımları ve diğer hususları yönetmelikledüzenleyebileceğini belirtmek suretiyle konunun genel çerçevesini çizmiştir.
131. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 48. maddesinde denetimfaaliyeti, danışmanlık hizmeti olarak kabul edilmiş ve bu suretle denetimfaaliyetinin danışmanlık hizmeti satın alınması yoluyla üçüncü kişileregördürülmesine olanak tanınmıştır. Anılan Kanun’un 2. maddesinin birincifıkrasının (a) bendine göre, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerininkullanımında bulunan her türlü kaynaktan karşılanan mal veya hizmet alımlarıile yapım işlerine ilişkin ihalelerin bu Kanun hükümlerine göre yürütülmesizorunlu olduğundan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının denetim hizmeti satınalması da anılan Kanun hükümleri uyarınca yerine getirilecektir. Dolayısıyladenetim şirketlerinin niteliklerinin belirlenmesi, seçimi veyetkilendirilmesinin 4734 sayılı Kanun’da yer alan hükümler çerçevesindegerçekleştirileceği anlaşılmaktadır.
132. Bakanlık tarafından ihtisas sahibi kamu kurum ve kuruluşlarıharicinde yetkilendirilecek dağıtım şirketlerinin veya özel hukuk tüzelkişilerinin 6102 sayılı Kanun’a göre kurulmuş şirketler olacağında kuşkubulunmamaktadır. Ayrıca Bakanlığın bu şirketlerden hizmet satın alması bir özelhukuk sözleşmesiyle olacağından şirketlerin hak ve yükümlülükleri ilesözleşmeye aykırılık durumunda uygulanacak yaptırımlar 6098 sayılı Türk BorçlarKanunu, 4734 sayılı Kanun ve 6102 sayılı Kanun hükümleri uyarıncabelirlenecektir.
133. Bu bağlamda konunun genel çerçevesi ve temel kurallar 3154sayılı Kanun, 6446 sayılı Kanun, 4734 sayılı Kanun ve 6102 sayılı Kanun ilebelirlendikten sonra denetim şirketlerinin nitelikleri, yetkilendirilmesi, hakve yükümlülükleriyle ilgili idari ve teknik ayrıntılara ilişkin usul veesasların düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılması yasama yetkisinin devrianlamına gelmediği gibi kuralda belirsizlik de bulunmamaktadır.
134. Öte yandan Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlikilkesi, birbiriyle aynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını veayrıcalıklı kişi veya toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Durum vekonumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Aynı durumda olanlar içinayrı düzenleme yapılması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur. Anayasa’nınamaçladığı eşitlik, eylemli değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlaraynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nınöngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz.
135. Elektrik üretim, iletim, dağıtım ve tüketim tesislerininmillî menfaatlere ve modern teknolojiye uygun şekilde kurulması veişletilebilmesi için bu tesislerle ilgili inceleme, tespit, raporlama, projeonay ve kabul işlemleri, ihtisas sahibi kamu kuruluşları, yetkilendirilendağıtım şirketleri veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından gerçekleştirilmesihâllerinde işlem giderleri ilgili lisans sahibi tarafından karşılanmaktadır. Bubağlamda elektrik tesisleriyle ilgili bu işlemlerin ihtisas sahibi kamu kuruluşları,yetkilendirilen dağıtım şirketleri veya özel hukuk tüzel kişileri tarafındangerçekleştirilmesi durumunda bu işlemlerin giderlerinin karşılanması noktasındabir farklılık bulunmadığından kuralın eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğusöylenemez.
136. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 2., 7., 10. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
F. Kanun’un 6. Maddesiyle 3213 Sayılı Kanun’a Eklenen Ek 12.Maddenin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
137. Dava dilekçesinde özetle; kuralla ruhsatların bölünmezliğiilkesine istisna getirilerek kamu kurum ve kuruluşlarına ait belirli madenlereilişkin ruhsatlarının rezerv kaybına neden olmayacak şekilde elektrik üretimineyönelik olmak üzere bölünebilmesine olanak sağlandığı, ruhsat bölme ve ayrıruhsata bağlama işlemlerinde uygulanacak kriter olarak kuralda belirtilen “rezervkaybına sebep olmama” kriterinin soyut bir kriter olduğundanbelirsizliğe yol açtığı, ruhsatların bölünmezliği kuralına sadece kamu kurum vekuruluşlarına ait ruhsatlar yönünden bir istisna getirilerek belirli birzümreye imtiyaz sağlandığı, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ruhsatlarınbölünmek suretiyle devlet tarafından belirli şirketlere ihale edileceği, kamukurum ve kuruluşlarına ait ruhsat sahalarını ihaleyle işleten kişiler ile özelkişilere ait olan ve ruhsatları bölünemeyen kömür sahalarını işletenlerarasında devlet eliyle eşitsizlik yaratıldığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
138. Kanun’un dava konusu ek 12. maddesinde kamu kurum vekuruluşlarına ait IV. Grup (b) bendi madenlere ilişkin ruhsatların rezervkaybına sebep olmayacak şekilde, elektrik üretimine yönelik olmak üzere Bakanlıkonayı ile ayrı ruhsatlara bağlanabileceği öngörülmektedir.
139. Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması,hukuk devleti olmanın gereğidir. Anayasa’nın çeşitli hükümlerinde yer alan kamuyararı kavramının Anayasa’da bir tanımı yapılmamıştır. Anayasa Mahkemesikararlarında belirtildiği gibi kamu yararı; bireysel, özel çıkarlardan ayrı vebunlara üstün olan toplumsal yarardır. Kamu yararı düşüncesi olmaksızın yalnızözel çıkarlar için veya yalnız belli kişilerin yararına olarak kanun hükmükonulamaz. Böyle bir durumun açık bir biçimde ve kesin olarak saptanmasıhâlinde söz konusu kanun hükmü Anayasa’nın 2. maddesine aykırı düşer. Açıklananayrık hâl dışında, bir kanun hükmünün ülke gereksinimlerine uygun olup olmadığıve hangi araç ve yöntemlerle kamu yararının sağlanabileceği bir siyasi tercihsorunu olarak kanun koyucunun takdirinde olduğundan bu kapsamda kamu yararıdeğerlendirmesi yapmak anayasa yargısıyla bağdaşmaz.
140. Kuralın gerekçesinde; mevcut kömür madenleri ruhsatlarının teknikve ekonomik sebeplerden dolayı daha verimli elektrik üretimi tesisikurulabilmesi amacıyla bölünmesinin meri mevzuatta mümkün olmadığı, bu durumunbirçok ruhsat alanının etkin olarak kullanımını kısıtladığı, kömür madenlerininkalite açısından ancak yerinde elektrik üretimi amacıyla kullanılabileceğidikkate alındığında bir kısım ruhsatların ancak bölünerek yatırımcıya uygunkoşullarda devredilmesinin mümkün olduğu, büyük sahaların rezerv kaybına nedenolmadan elektrik üretimine yönelik bölünmesi ve farklı sektörlerde kömürüretilmesiyle herhangi bir ruhsat bölgesinde sorun yaşansa bile diğerruhsatlarda çalışma ve kömür üretiminin devam edeceği ifade edilmiştir.
141. 3213 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasında “Madenlerüzerinde tesis olunan ilk müracaat (takaddüm),(…), arama ruhsatnamesi,buluculuk, (…) ve işletme ruhsatı haklarının hiç birisi hisselere bölünemez.Her biri bir bütün halinde muameleye tabi tutulur.” denilmektedir. Budüzenleme uyarınca kural olarak maden haklarının bölünmemesi, tek bir gerçekveya tüzel kişide toplanması gerekir.
142. Kuralla kamu kurum ve kuruluşlarına ait IV. Grup (b) bendimadenlere ilişkin ruhsatların rezerv kaybına sebep olmayacak şekilde elektriküretimine yönelik olmak üzere Bakanlık onayı ile ayrı ruhsatlarabağlanabileceği belirtilmek suretiyle Kanun’un 5. maddesinde öngörülen madenhaklarının bölünmemesi kuralına istisna getirilmiştir.
143. Kamu kurum ve kuruluşlarına ait IV. Grup (b) bendi madenlereilişkin ruhsatların bölünmesiyle kamunun uhdesinde bulunan büyük ruhsatsahalarında birden fazla sektörün çalışmasıyla; mevcut kömür rezervlerininhızlı ve etkin bir şekilde ekonomiye kazandırılması, işletme kolaylığınınsağlanması, enerji üretiminin artırılması, sektörlerden birinde olumsuzlukyaşanması hâlinde diğer sektörün üretime devam etmesiyle enerji üretimininkesintiye uğramasının önüne geçilmesi, istihdamın artırılması ve finansyükünün azaltılarak yatırımların daha hızlı hayata geçirilmesinin hedeflendiğianlaşılmaktadır. Bu bağlamda kamu yararı amacı dışında bir amaç güdüldüğüsaptanamayan kural anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdir yetkisikapsamında kalmaktadır.
144. 3213 sayılı Kanun’un 2. maddesinde madenler beş gruptasınıflandırılmış olup maden arama ve işletme ruhsatları bu gruplara göreverilmektedir. Dava konusu kuralda belirtilen IV. Grup (b) bendi madenler;turba, linyit, taş kömürü, antrasit, asfaltit, bitümlü şist, bitümlü şeyl,kokolit ve sapropeldir.
145. Kuralda belirtilen rezerv kavramı Kanun’un 3. maddesindekaynağın boyutları ve tenörü/kalitesi belirlenmiş ve günün şartlarında ekonomikolarak üretilebilir ve işlenebilir kısmı; görünür rezerv, kaynağın üç boyutuile belirlenmiş olan ve bu boyutlar içinde sürekliliği konusunda en az risktaşıyan, jeolojik, madencilik, metalürjik, ekonomik, pazarlama, hukuki,çevresel, sosyal, mali etkenlerin altında ve günün şartlarında işletilebilirkısmı; muhtemel rezerv ise sürekliliği görünür rezervde olduğu kadar tarifedilemeyen, ekonomik işletilebilirliği jeolojik, madencilik, metalürjik,ekonomik, pazarlama, hukuki, çevresel, sosyal ve mali etkenler ile ilgilibelirsizlikler içeren cevher miktarı olarak tanımlanmıştır.
146. Kamu kurum ve kuruluşlarına ait IV. Grup (b) bendi madenlereilişkin ruhsatların ayrı ruhsatlara bağlanması işlemi teknik ve uzmanlıkgerektiren bir konu olup kuralda ruhsat bölme işleminin “rezerv kaybınasebep olmayacak şekilde” gerçekleştirileceği belirtilmek suretiyle ruhsatbölme işlemindeki kriter ortaya konulmuştur. Bu kriterin kamu yararı amacınıgerçekleştirmeye yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
147. Bunun yanında kuralda ayrı ruhsata bağlama işleminin elektriküretimine yönelik olmak üzere Bakanlık onayıyla gerçekleştirileceği belirtilmeksuretiyle bu konuda yetkili birim de gösterilmiştir.
148. Bu itibarla ruhsat bölme işleminin hangi maden ruhsatlarınailişkin, kim tarafından, hangi kriterlere göre gerçekleştirileceği, açık, net,anlaşılır ve nesnel bir şekilde belirtildiğinden kuralda belirsizlikbulunmamaktadır.
149. Dava dilekçesinde kamu kurum ve kuruluşlarına ait olanruhsatların bölünmek suretiyle devlet tarafından belirli şirketlere ihaleedileceği, belirli bir zümreye imtiyaz sağlanacağı, kamu kurum ve kuruluşlarınaait ruhsat sahalarını ihaleyle işleten kişiler ile özel kişilere ait olan veruhsatları bölünemeyen kömür sahalarını işletenler arasında devlet eliyleeşitsizlik yaratılacağı ileri sürülmüş ise de kuralla kamunun uhdesinde bulunanruhsat sahalarının daha verimli kullanılması amacıyla Bakanlık oluru ilebölünerek özel sektörün bu sahaları kullanmasına imkân tanınmakta olup buruhsat sahalarına ilişkin işletme hakkının elde edilmesi noktasında özelsektörde faaliyette bulunan tüm gerçek ve tüzel kişiler eşit durumda olduğundankuralla belli bir zümreye imtiyaz sağlandığı söylenemez.
150. Dolayısıyla kamu kurum ve kuruluşlarına ait IV. Grup (b)bendi madenlere ilişkin ruhsatların rezerv kaybına sebep olmayacak şekilde,elektrik üretimine yönelik olmak üzere Bakanlık onayı ile ayrı ruhsatlarabağlanabileceğini öngören kuralda eşitlik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
151. Diğer taraftan Anayasa’nın 168. maddesi gereğince, tabiiservetler ve kaynaklar devletin hüküm ve tasarrufu altında olup bunlarınaranması ve işletilmesi hakkı devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süreiçin gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabii servet vekaynağın arama ve işletmesinin devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarakveya doğrudan gerçek ve tüzel kişiler eliyle yapılması, kanunun açık izninebağlıdır.
152. Anayasa’nın 168. maddesinin madenlerin aranması veişletilmesi hakkının gerçek ve tüzel kişilere devredilmesi konusunda kanunkoyucuya düzenleme yapma yetkisi verdiği hususu göz önünde bulundurulduğundakamu kurum ve kuruluşlarına ait enerji üretimini sağlayan maden ruhsatlarınınrezerv kaybına sebep olmayacak şekilde ayrı ruhsatlara bağlanması suretiyleaynı sahada özel sektörün de maden işletme hakkı elde etmesine olanak sağlayanve Kanun’da düzenlenen bu hüküm Anayasa’nın 168. maddesiyle de uyumludur.
153. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
G. Kanun’un 11. Maddesiyle Değiştirilen 4734 Sayılı Kanun’un 3.Maddesinin Birinci Fıkrasının (o) Bendinin “…TETAŞ tarafından tedarik amaçlıyapılacak elektrik enerjisi alımları…”Bölümünün İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
154. Dava dilekçesinde özetle; kuralla Türkiye Elektrik Ticaret veTaahhüt Anonim Şirketinin (TETAŞ) tedarik amaçlı yapacağı elektrik enerjisialımlarının 4734 sayılı Kanun’un kapsamı dışında tutulduğu, bu alımların 6446sayılı Kanun’un 27. maddesinin 7. fıkrasında belirtilen yerli kömür yakıtlıelektrik üretim santrallerinden gerçekleştirilecek elektrik enerjisi alımlarınıifade ettiği, kuralın kamu denetiminden bağışık tutulan elektrik enerjisiüreticilerine keyfî hareket edebileceği çok geniş ve kuralsız bir takdir alanıtanıdığı, hukuki güvenliği ve öngörülebilirliği sağlamadığı, adalet, hakkaniyetve kamu yararı ölçütleriyle bağdaşmadığı, belli elektrik üreticilerindensağlanan tedariğin rekabetçilikten uzak bir şekilde karşılanmasının sektörünsağlıklı ve düzenli işlemesini sekteye uğratacak sonuçlara yol açacağıbelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve 167. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
155. Kuralda TETAŞ tarafından tedarik amaçlı yapılacak elektrikenerjisi alımlarının ceza ve ihalelerden yasaklama hükümleri hariç 4734 sayılıKanun’a tâbi olmadığı hüküm altına alınmıştır.
156. Devletin genel enerji ve ekonomi politikasına uygun olarakelektrik ticaret ve taahhüt faaliyetlerinde bulunmak amacıyla kurulmuş olanTETAŞ, elektrik enerjisinin toptan satışı ve serbest tüketicilere satışı ileiştigal eden kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kârlılık, verimlilikilkeleri doğrultusunda faaliyet gösteren bir kamu iktisadi devlet teşekkülüdür.
157. TETAŞ’ın hak ve yükümlülüklerini düzenleyen 6446 sayılıKanun’un 27. maddesinin (3) numaralı fıkrasında TETAŞ’ın görevli tedarik şirketlerinetarifesi düzenlemeye tabi olan tüketiciler için toptan satış tarifesindenelektrik enerjisi satacağı, (5) numaralı fıkrasında Kurul tarafından son kaynaktedarikçisi olarak yetkilendirilen tedarikçilerin son kaynak tedarikçisikapsamındaki müşteriler için temin ettiği elektrik enerjisinin Kurul tarafındanher yıl belirlenecek oranı kadarını TETAŞ’tan temin etmekle yükümlü olduğu, (6)numaralı fıkrasında dağıtım şirketlerinin genel aydınlatma ile teknik ve teknikolmayan kayıplarından dolayı enerji ihtiyaçlarını TETAŞ’tan temin edecekleribelirtilmiştir. Aynı maddenin (7) numaralı fıkrasında ise TETAŞ’ın üçüncü,beşinci ve altıncı fıkralarda belirtilen elektrik enerjisi miktarını mevcutsözleşmeler kapsamında karşılayamaması durumunda yerli kömür yakıtlı elektriküretim santrallerini işleten şirketlerden temin edeceği kural altınaalınmıştır.
158. Devlet harcamalarında 4734 sayılı Kanun’un uygulanmasınızorunlu kılan bir Anayasa kuralı bulunmadığından kanun koyucunun bazı mal vehizmetler yönünden farklı usuller benimsemesinde anayasal açıdan bir engelyoktur. Ancak bir mal ve hizmet alımı ihalesi 4734 sayılı Kanun’da belirlenenusullerin dışına çıkarılırken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan kamuyararı amacı gözetilmelidir.
159. Elektrik enerjisi diğer mallara göre daha kısıtlı depolanmaimkânına sahip olup tüketildiği anda üretilmesi gereken ve tüketildiğininbelirlenmesi ve ölçülmesinden sonra miktarı kesinleşen bir metadır. Elektrikenerjisinin üretim ve tüketimi saat, gün ve mevsim bazında hatta anlık olarakdeğişebilmektedir. Ayrıca elektrik enerjisi ihtiyacı sürekli olup elektrikenerjisinin hızlı bir şekilde temin edilmesi ve tüketiciye kesintisiz olaraksunulması gerekmektedir. Bu nedenlerle elektrik piyasasında faaliyet gösterenTETAŞ’ın enerji ihtiyacının temininde piyasa koşulları gözetilerek acilkararlar alma yükümlülüğü bulunmaktadır.
160. Kuralla mal ve hizmet alımları ile yapım işleri ihaleleriyönünden 4734 sayılı Kanun’un kapsamına giren TETAŞ’ın mevcut portföyünündışında, acil tedarik amaçlı elektrik enerjisi alımları Kamu İhale Kanunukapsamı dışına çıkartılmaktadır. Kanun koyucu, Anayasa’ya ve hukukun genelilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapmak ve halkınçıkarlarını en iyi şekilde belirleyebilecek organ konumuyla, hangi araç veyöntemlerle kamu yararının sağlanabileceği konusunda takdir yetkisine sahiptir.TETAŞ’ın tedarik amaçlı yapacağı elektrik enerjisi alımlarının Kamu İhaleKanunu kapsamı dışına çıkarılmasında kamu yararı amacı dışında bir amaçgüdüldüğü saptanamadığından kuralda hukuk devleti ilkesine aykırılık söz konusudeğildir.
161. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
162. Kuralın Anayasa’nın 167. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
H. Kanun’un 22. Maddesiyle 6446 Sayılı Kanun’un 18. MaddesineEklenen (5) Numaralı Fıkranın İkinci Cümlesi İle Beşinci Cümlesinde YerAlan “…varlıkların veya hisselerin devrine yönelik olarak, bedelalınmaksızın…” Bölümünün İncelenmesi
1. İptal Talebinin gerekçesi
163. Dava dilekçesinde özetle; kuralların bulunduğu Kanun’un 18.maddesinin (5) numaralı fıkrası ile kamunun elinde bulunan elektrik üretimineyönelik varlıkların yürürlükteki özelleştirme mevzuatının dışında bir yöntemleözel sektöre devrinin öngörüldüğü, elektrik üretim amaçlı her türlü varlığınözelleştirilmesinde özelleştirilecek olan kamu varlıklarının ve hisselerininbedelinin tespiti ve tahsil yönteminin kanunla düzenlenmesi gerektiği,kurallarla elektrik üretim amaçlı her türlü varlığın bedel tespiti ve tahsilatıyapılmaksızın özelleştirilmesinin öngörülmesinin Anayasa Mahkemesinin 9.12.1994tarihli ve E.1994/43, K.1994/42-2 sayılı kararıyla çeliştiği belirtilerekkuralların Anayasa’nın 7., 11., 47. ve 153. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
164. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca ilgisi nedeniylekural Anayasa’nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
165. Dava konusu kuralların yer aldığı 6446 sayılı Kanun’un 18.maddesinin (5) numaralı fıkrasında Bakanlık tarafından, Elektrik Üretim AnonimŞirketi (EÜAŞ) ile bağlı ortaklıklarına ait varlıkların veya bu bağlıortaklıkların hisselerinin yenilenebilir enerji kaynakları veya yerli kömüredayalı elektrik üretim tesisi kurulması amacıyla özelleştirilmesinin talepedilmesi hâlinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca 6446 Kanun uyarıncagerçekleştirilecek özelleştirme işlemlerinde 4046 sayılı Kanun’un 6446 sayılı Kanun’un18. maddesine aykırı olmayan hükümleri ile birlikte (5) numaralı fıkrahükümlerinin uygulanacağı, bu fıkra kapsamında yapılacak özelleştirme ihalesineyönelik olarak varlıkların veya hisselerin değer tespiti yapılmayacağı,özelleştirme ihalesinin bu madde kapsamında imzalanacak Elektrik SatışAnlaşması için geçerli olacak elektrik enerjisi satış fiyatının belirlenmesiamacıyla 4046 sayılı Kanun’da belirtilen pazarlık usulü uygulanmak suretiylegerçekleştirileceği, pazarlık usulü eksiltmeye esas elektrik enerjisi başlangıçsatış fiyatından eksiltme yapılmak suretiyle uygulanacağı ve ihale komisyonutarafından gerekli görüldüğü takdirde ihalenin pazarlık görüşmesine devamedilen teklif sahiplerinin katılımı ile açık eksiltme suretiylesonuçlandırılabileceği ifade edilmiş; özelleştirme ihalesi sonucundavarlıkların veya hisselerin devrine yönelik olarak bedel alınmaksızın EÜAŞ veihale üzerinde kalan teklif sahibi arasında imzalanacak devir sözleşmesi ile eşzamanlı şekilde, kurulacak elektrik üretim tesisinde üretilecek elektrikenerjisinin satışına ilişkin olarak ihale üzerinde kalan teklif sahibi veyabağlı ortaklık ile TETAŞ veya EÜAŞ arasında ihale sonucu belirlenen elektrikenerjisi satış fiyatı üzerinden elektrik satış anlaşması imzalanacağı belirtilmiştir.
166. 6446 sayılı Kanun’un 18. maddesinin (5) numaralı fıkrasındaEÜAŞ ile bağlı ortaklıklarına ait varlıkların veya bu bağlı ortaklıklarınhisselerinin yenilenebilir enerji kaynakları ile yerli kömüre dayalı elektriküretim tesisi kurulması amacıyla özelleştirilmesine ilişkin kurallardüzenlenmiştir.
167. Bu düzenlemeye göre EÜAŞ ile bağlı ortaklıklarına aitvarlıkların veya bu bağlı ortaklıkların hisselerinin yenilenebilir enerjikaynakları veya yerli kömüre dayalı elektrik üretim tesisi kurulması amacıylaÖzelleştirme İdaresi Başkanlığınca, gerçekleştirilecek özelleştirmeişlemlerinde 4046 sayılı Kanun’un 6446 sayılı Kanun’un 18. maddesine aykırıolmayan hükümleri ile birlikte (5) numaralı fıkra uygulanacaktır. Fıkrakapsamında yapılacak özelleştirme ihalesine yönelik olarak varlıkların veyahisselerin değer tespiti yapılmayacak; özelleştirme ihalesi, elektrik satışanlaşması için geçerli olacak elektrik enerjisi satış fiyatının belirlenmesiamacıyla 4046 sayılı Kanun’da belirtilen pazarlık usulü uygulanmak suretiylegerçekleştirilecektir. Pazarlık usulü Bakanlık tarafından belirlenen eksiltmeyeesas elektrik enerjisi başlangıç satış fiyatından eksiltme yapılmak suretiyleuygulanacak özelleştirme ihalesi sonucunda varlıkların veya hisselerin devrineyönelik olarak bedel alınmaksızın EÜAŞ ve ihale üzerinde kalan teklif sahibiarasında devir sözleşmesi imzalanacak, aynı zamanda kurulacak elektrik üretimtesisinde üretilecek elektrik enerjisinin satışına ilişkin olarak ihaleüzerinde kalan teklif sahibi veya bağlı ortaklık ile TETAŞ veya EÜAŞ arasındaihale sonucu belirlenen elektrik enerjisi satış fiyatı üzerinden elektrik satışanlaşması imzalanacaktır.
168. Anayasa’nın 47. maddesinde “.../Devletin, kamuiktisadî teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunanişletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunlagösterilir./Devlet, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişileritarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleriile gerçek veya tüzelkişilere yaptırılabileceği veya devredilebileceği kanunlabelirlenir.” denilmiştir.
169. 6446 sayılı Kanun’un 18. maddesinin (5) numaralı fıkrasında,EÜAŞ ile bağlı ortaklıklarına ait varlıkların veya bu bağlı ortaklıklarınhisselerinin yenilenebilir enerji kaynakları veya yerli kömüre dayalı elektriküretim tesisi kurulması amacıyla özelleştirilmesinde 4046 sayılı Kanun’un bumaddeye aykırı olmayan hükümleri ile birlikte bu fıkra hükümlerininuygulanacağı belirtilmek suretiyle 4046 sayılı Kanun’a atıfta bulunulmuştur.
170. 4046 sayılı Kanun’un 18. maddesinde özelleştirme yöntemleri;satış, kiralama, işletme hakkının verilmesi, mülkiyetin gayrı ayni haklarıntesisi ve gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflarolarak belirlenmiş ve özelleştirme programına alınan kuruluşların buyöntemlerden birinin veya birkaçının birlikte uygulanması suretiyleözelleştirileceği ifade edilmiş; 3. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendindeise kuruluşların; satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri aynihakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar iledevredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ileözelleştirileceğini belirlemek Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevleri arasındabelirtilmiş; 2. maddesinde ise tabii kaynakların, belli bir süre için sadeceişletme hakkının verilmesi suretiyle özelleştirileceği, özelleştirmeuygulamalarında esas alınacak ilkeler arasında öngörülmüştür. Dolayısıyla EÜAŞile bağlı ortaklıklarına ait varlıkların yenilenebilir enerji kaynakları veyayerli kömüre dayalı elektrik üretim tesisi kurulması amacıylaözelleştirilmesinde işletme hakkının verilmesi yöntemiyle özelleştirmeningerçekleştirileceği anlaşılmaktadır.
171. Kanun’un 18. maddesinin (5) numaralı fıkrasında EÜAŞ ilebağlı ortaklıklarına ait varlıkların veya bu bağlı ortaklıkların hisselerininyenilenebilir enerji kaynakları veya yerli kömüre dayalı elektrik üretim tesisikurulması amacıyla özelleştirilmesinde varlıkların ve hisselerin değertespitinin yapılmaması ve varlıkların ve hisselerin devrine yönelik bedelalınmaması öngörülürken düzenlemede aynı zamanda özelleştirilen sahalardakurulacak elektrik üretim tesisinde üretilecek elektrik enerjisinin satışanlaşmasına ilişkin hükümlere de yer verilmektedir. Bu hükümlere göre elektriksatış anlaşması için geçerli olacak elektrik enerjisi satış fiyatınınbelirlenmesi amacıyla 4046 sayılı Kanun’da belirtilen pazarlık usulüyleBakanlık tarafından belirlenen başlangıç satış fiyatından eksiltme yapılmaksuretiyle ihale sonuçlandırılacak; ihale üzerinde kalan teklif sahibi ile TETAŞveya EÜAŞ arasında ihale sonucunda belirlenen elektrik satış fiyatı üzerindenelektrik satış sözleşmesi, devir sözleşmesi ile eş zamanlı olarakimzalanacaktır.
172. Bu bağlamda 6446 sayılı Kanun’un 18. maddesinin (5) numaralıfıkrasında EÜAŞ ile bağlı ortaklıklarına ait varlıkların veya bu bağlıortaklıkların hisselerinin özelleştirme amacı, yöntemi, özeleştirme ihalesininnasıl gerçekleştirileceği belirtildiğinden kuralların belirsizliğinden veöngörülemezliğinden söz edilemez.
173. Kamu varlıklarının özelleştirilmesinde Anayasa’nın öngördüğüzorunlu bir yöntem olmadığından kanun koyucunun bazı mal ve hizmetler yönündenfarklı usuller benimsemesinde anayasal açıdan bir engel bulunmamaktadır. Ancakkanun koyucu takdir yetkisini kullanırken hukuk devletinin bir gereği olan kamuyararını gözetmelidir.
174. 6446 sayılı Kanun’un 18. maddesinin (5) numaralı fıkrasındabelirtilen özelleştirme yönteminde EÜAŞ ile bağlı ortaklıklarına aitvarlıkların veya bu bağlı ortaklıkların hisselerinin yerli kömüre dayalıelektrik üretim tesisi kurulması amacıyla özelleştirilmesinin talep edilmesihâlinde varlıkların veya hisselerin değer tespiti yapılmamakla birliktepazarlık usulü uygulanmak suretiyle en düşük elektrik satış fiyatı üzerindenelektrik satış anlaşması imzalanmaktadır. Bu özelleştirme yönteminde kamuvarlıklarının işletme hakkı bedelsiz devredilmekle birlikte özelleştirmebedeli, en düşük elektrik satış fiyatı üzerinden sağlanmaktadır. Bunun yanındayatırım maliyetine katlanılmadan elektrik üretim santrali yaptırılmakta,böylece atıl durumda bulunan kömür kaynaklarının ekonomiye kazandırılmasıhedeflenmektedir. Bu itibarla kamu yararı amacı dışında bir amaç gözetildiğisaptanamayan ve kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kalan kurallarda,hukuk devleti ilkesine aykırı bir husus bulunmamaktadır.
175. Kurallar kapsamında bulunan EÜAŞ ile bağlı ortaklıklarına aitvarlıkların veya bu bağlı ortaklıkların hisselerinin yenilenebilir enerjikaynakları veya yerli kömüre dayalı elektrik üretim tesisi kurulması amacıylaözelleştirilmesinde 4046 sayılı Kanun’un 6446 sayılı Kanun’un 18. maddesineaykırı olmayan hükümleri ile birlikte bu maddenin (5) numaralı fıkrasında belirtilenhükümlerin uygulanmasının öngörülmesi, kanun koyucunun bu konudaki takdirini vetercihini yansıtmakta; bu yönüyle kurallarda, özelleştirmeye ilişkin usul veesasların kanunla gösterilmesini öngören Anayasa’nın 47. maddesine aykırılıkbulunmamaktadır.
176. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 2. ve 47.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
177. Kuralların Anayasa’nın 7., 11. ve 153. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
I. Kanun’un 24. Maddesiyle 6446 Sayılı Kanun’un 27. MaddesineEklenen (7) Numaralı Fıkranın İkinci Cümlesinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
178. Dava dilekçesinde özetle; kuralla 6446 sayılı Kanun’un 18.maddesinin beşinci fıkrası uyarınca yapılacak olan özelleştirme ihalesisonucunda belirli fiyat, miktar ve üzerinden imzalanacak olan sözleşmekapsamında verilecek olan alım garantisine ilişkin şartları tamamen değiştirmeyetkisinin Bakanlar Kuruluna verildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve7. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
179. Dava konusu kuralın bulunduğu Kanun’un 27. maddesinin (7) numaralıfıkrasında TETAŞ’ın üçüncü, beşinci ve altıncı fıkralarda belirtilen elektrikenerjisi miktarını, mevcut sözleşmeler kapsamında karşılayamaması durumundayerli kömür yakıtlı elektrik üretim santrallerini işleten şirketlerden teminedeceği, söz konusu teminle ilgili miktar, süre ve fiyat belirleme dâhil diğerusul ve esasların Bakanlar Kurulu tarafından belirleneceği hüküm altınaalınmıştır.
180. 6446 sayılı Kanun’un 27. maddesinde TETAŞ’ın hak veyükümlülükleri düzenlenmiştir. Maddenin (3) numaralı fıkrasında TETAŞ’ıngörevli tedarik şirketlerine tarifesi düzenlemeye tabi olan tüketiciler içintoptan satış tarifesinden elektrik enerjisi satacağı, (5) numaralı fıkrasındaKurul tarafından son kaynak tedarikçisi olarak yetkilendirilen tedarikçilerin,son kaynak tedarikçisi kapsamındaki müşteriler için temin ettiği elektrikenerjisinin Kurul tarafından her yıl belirlenecek oranı kadarını TETAŞ’tantemin etmekle yükümlü olduğu, (6) numaralı fıkrasında dağıtım şirketleriningenel aydınlatma ile teknik ve teknik olmayan kayıplarından dolayı enerjiihtiyaçlarını TETAŞ’tan temin edecekleri belirtilmiştir.
181. TETAŞ, 6446 sayılı Kanun’un 27. maddesinde belirtilen hak veyükümlülükleri kapsamında görevli tedarik şirketleri ve dağıtım şirketlerinetemin etmekle yükümlü olduğu elektrik enerjisini, EÜAŞ ve bağlı ortaklıklarınınbünyelerinde bulunan elektrik üretim santralleri, yap-işlet, yap-işlet-devretve işletme hakkı devredilen santrallerden mevcut sözleşmelerle karşılamaktadır.
182. 6446 sayılı Kanun’un 27. maddesinin (7) numaralı fıkrasıylaelektrik arz güvenliğinin sağlanması için TETAŞ’ın görevli tedarik şirketlerive dağıtım şirketlerine temin etmekle yükümlü olduğu elektrik enerjisini mevcutsözleşmeleri kapsamında karşılayamaması durumunda mevcut faaliyette bulunanyerli kömür yakıtlı elektrik üretim santrallerini işleten şirketlerden teminedebilmesine olanak tanınmakta; dava konusu kuralla da yerli kömür yakıtlıelektrik üretim santrallerinden temin edilecek enerji miktarı, temin süresi vefiyat belirleme dâhil diğer usul ve esasları belirleme yetkisi BakanlarKuruluna verilmektedir.
183. 6446 sayılı Kanun’un 18. maddesinin (5) numaralı fıkrasındaise EÜAŞ ile bağlı ortaklıklarına ait varlıkların veya bu bağlı ortaklıklarınhisselerinin yenilenebilir enerji kaynakları veya yerli kömüre dayalı elektriküretim tesisi kurulması amacıyla özelleştirilmesine ilişkin yöntemdüzenlenmektedir. Buna göre Bakanlık tarafından EÜAŞ ile bağlı ortaklıklarınaait varlıkların veya bu bağlı ortaklıkların hisselerinin yenilenebilir enerjikaynakları veya yerli kömüre dayalı elektrik üretim tesisi kurulması amacıylaözelleştirilmesinin talep edilmesi hâlinde varlıkların veya hisselerin değertespiti yapılmaksızın, bedelsiz olarak işletme hakkı devredilmekte ancak bununkarşılığında özel sektör tarafından ileride kurulacak olan elektrik üretimsantrallerinden en düşük satış fiyatı üzerinden elektrik enerjisi teminedilmesi amacıyla pazarlık usulüyle ihale gerçekleştirilmekte; ihale sonucundaen düşük elektrik satış fiyatı üzerinden elektrik satış anlaşmasıimzalanmaktadır.
184. Bu bağlamda dava konusu kuralla 6446 sayılı Kanun’un 18.maddesinin (5) numaralı fıkrası kapsamında gerçekleştirilecek özelleştirmeihalesi sonucunda imzalanacak elektrik satış sözleşmesine ilişkin şartlarıdeğiştirme yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilmesi söz konusu değildir.
185. Diğer taraftan Anayasa’nın açıkça kanunla düzenlenmesiniöngörmediği konularda kanunda genel ifadelerle düzenleme yapılarak ayrıntınınyürütmeye bırakılması mümkündür. TETAŞ’ın elektrik enerjisi ihtiyacını mevcutsözleşmeler kapsamında karşılayamaması durumunda yerli kömür yakıtlı elektriküretim santrallerinden temin etme konusu, Anayasa’da kanunla düzenlenmesigereken hususlar arasında bulunmadığından kanun koyucu yasal çerçeveyibelirlerken daha geniş takdir yetkisine sahiptir.
186. 6446 sayılı Kanun’un 27. maddesinin (7) numaralı fıkrasındaTETAŞ’ın yerli kömür yakıtlı elektrik üretim santrallerini işleten şirketlerdenhangi yükümlülükleri kapsamında ve hangi şartlarda elektrik enerjisini teminedeceği hususları herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açık, net,anlaşılır ve uygulanabilir şekilde düzenlenerek konuya ilişkin temel kurallarkanunla belirlenmiştir. Bu itibarla kanunla temel ilkeleri belirlenmiş veçerçevesi çizilmiş konuda dava konusu kuralla TETAŞ’ın yerli kömür yakıtlıelektrik üretim santrallerinden temin edeceği enerji miktarı, temin süresi vefiyat belirleme dâhil diğer usul ve esasları belirleme yetkisinin yürütmeyeverilmesi yasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemez.
187. Öte yandan TETAŞ’ın yerli kömür yakıtlı elektrik üretimsantrallerini işleten şirketlerden temin edeceği elektrik enerjisinin miktarı,temin süresi ve fiyatı gibi unsurlar sık sık değişebilen, dönemsel, teknik ve uzmanlıkgerektiren işlerdendir. Bu bağlamda kuralda temel ilkeler ve sınırlargösterildikten sonra ayrıntı ve uzmanlık gerektiren hususları düzenlemeyetkisinin yürütmeye verilmesinde Anayasa’ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
188. Açıklanan nedenle kural Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
189. Kuralın Anayasa’nın 2. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
İ. Kanun’un 25. Maddesiyle Yeniden Düzenlenen 6446 Sayılı Kanun’unYeniden Düzenlenen Geçici 8. Maddesinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
190. Dava dilekçesinde özetle; kuralla EÜAŞ veya bağlı ortaklık,iştirak, işletme birimleri ile varlıklarına ve 4046 sayılı Kanun kapsamındaoluşturulacak kamu üretim şirketlerine ve kamu üretim şirketlerine ait üretimtesislerine, bunlardan bu maddede yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiğitarihten önce özelleştirilmiş olanlara, yürürlük tarihinden sonra özelleştirilecekolanlar için de geçerli olmak üzere çevre mevzuatına uyum sağlamaya yönelikyatırımların gerçekleştirilmesi ve çevre mevzuatı açısından gerekli izinlerintamamlanması amacıyla 31.12.2019 tarihine kadar süre tanındığı, bu sürezarfında anılan kamu üretim şirketlerinin elektrik faaliyetinindurdurulamayacağı ve bu şirketlere idari para cezasının uygulanmayacağınınöngörüldüğü, Anayasa Mahkemesinin 22.5.2014 tarihli ve E.2013/65 K.2014/93sayılı kararıyla 6446 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesinin sadece kuraldabelirtilen sürenin ölçülü olmadığı gerekçesiyle değil aynı zamanda belirtilensüre zarfında elektrik üretim faaliyetlerinin çevreye uygunluğunun idaretarafından denetimini olanaksız kıldığı ve elektrik üretim faaliyetleriaçısından denetimsiz bir alan oluşturduğu, bunun da devletin bu konudakigözetim ve denetim görevini yerine getirmesine engel teşkil ettiğigerekçeleriyle iptal edildiği, bu iptal kararının bağlayıcı olmasına rağmenkanun koyucunun sadece süreyi yeniden düzenlediği, elektrik üretimfaaliyetlerinin denetim eksikliğini gidermediği, yeniden düzenlenen sürenin deölçülü olmadığı gibi sürdürülebilir çevre ilkesiyle de uyumlu olmadığı,düzenlemenin kamu yararını sağlamaya yönelik olmadığı, adalet ve hakkaniyetölçütlerini gözetmediği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 56. ve 153.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
191. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca ilgisi nedeniylekural Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
192. Kanun’un dava konusu geçici 8. maddesinde; EÜAŞ veya bağlıortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarına ve 4046 sayılıKanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerine ve kamu üretimşirketlerine ait üretim tesislerine, bunlardan maddede yapılan değişikliğinyürürlüğe girdiği tarihten önce özelleştirilmiş olanlarla yürürlük tarihindensonra özelleştirilecek olanlar için de geçerli olmak üzere çevre mevzuatınauyumuna yönelik yatırımların gerçekleştirilmesi ve çevre mevzuatı açısındangerekli izinlerin tamamlanması amacıyla 31/12/2019 tarihine kadar süretanınacağı, bu süre zarfında ve önceki dönemlere ilişkin olarak bu gerekçeyleEÜAŞ veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarındave 4046 sayılı Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerinde ve kamuüretim şirketlerine ait üretim tesislerinde bunlardan maddede yapılandeğişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce özelleştirilmiş olanlarla yürürlüktarihinden sonra özelleştirilecek olanlar için de geçerli olmak üzere elektriküretim faaliyetinin durdurulamayacağı ve idari para cezasının uygulanmayacağı,çevre mevzuatına uyuma yönelik yatırımların gerçekleştirilmesi ve çevremevzuatı açısından gerekli izinlerin tamamlanmasına ilişkin usul ve esaslarınmaddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Bakanlık tarafındançıkarılan yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
193. Anayasa’nın 13. maddesinde, hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasının ölçütü gösterilmiştir. Buna göre “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
194. Anılan madde hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını, ilgilitemel hak ve özgürlüğe ilişkin Anayasa maddesinde gösterilen özel sebeplerinbulunmasına bağlı kılmıştır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi kararlarında,özel sınırlama nedeni öngörülmemiş özgürlüklerin de o özgürlüğün doğasındankaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu, ayrıca Anayasa’da yer alan konuyailişkin diğer kuralların da hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabuledilmektedir.
195. Anayasa Mahkemesinin 22.5.2014 tarihli ve E.2013/65 K.2014/93sayılı kararıyla 6446 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesinin EÜAŞ veya bağlıortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarına ve 4046 sayılıKanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerine, çevre mevzuatına uyumunayönelik yatırımların gerçekleştirilmesi ve çevre mevzuatı açısından gerekliizinlerin tamamlanması amacıyla 31.12.2018 tarihine kadar süre tanınmasının, busürenin üç yıla kadar uzatılması konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmesininve ayrıca anılan kamu üretim şirketlerinin elektrik üretim faaliyetinindurdurulamayacağı ve idari para cezası uygulanmayacağı hususunun kuralabağlanmasının belirtilen süre zarfında elektrik üretim faaliyetlerinin çevreyeuygunluğunun idare tarafından denetimini olanaksız kıldığı, elektrik üretimfaaliyetleri açısından denetimsiz bir alan oluşturduğu, bunun da devletin bukonudaki gözetim ve denetim görevini yerine getirmesine engel olduğu, EÜAŞ’abağlı santraller ile özelleştirilen santrallerin 2018 yılının sonuna kadar çevremevzuatı hükümlerine tâbi olmaktan çıkarılmasının ve bu durumun üç yıl dahauzatılabilmesi ihtimali karşısında tanınan sürenin ölçülü olmadığıgerekçeleriyle iptaline karar verilmiştir.
196. 6446 sayılı Kanun’un iptal edilen geçici 8. maddesinde; EÜAŞveya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarına ve4046 sayılı Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerine, çevremevzuatına uyumuna yönelik yatırımların gerçekleştirilmesi ve çevre mevzuatıaçısından gerekli izinlerin tamamlanması amacıyla öngörülen sürenin BakanlarKurulu tarafından 3 yıl daha uzatıldığında 8 yıl 9 ay 1 gün olduğu, 6446 sayılıKanun’un yeniden düzenlenen geçici 8. maddesinde öngörülen sürenin ise 3 yıl 6ay 14 gün olduğu ve bu sürenin Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmasının isemümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
197. EÜAŞ devletin genel enerji ve ekonomi politikasına uygunolarak kamu adına elektrik üretim ve satış faaliyetlerinde bulunmak amacıylakurulmuş bir iktisadi devlet teşekkülü olup ülkemizde ihtiyaç duyulanelektriğin üretilmesinde EÜAŞ’ın önemli rolü bulunmaktadır.
198. Kuralla EÜAŞ veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletmebirimleri ile varlıklarına ve 4046 sayılı Kanun kapsamında oluşturulacak kamuüretim şirketlerine ve bu şirketlere ait üretim tesislerine, çevre mevzuatınauyumuna yönelik yatırımların gerçekleştirilmesi ve çevre mevzuatı açısındangerekli izinlerin tamamlanması amacıyla 31.12.2019 tarihine kadar süretanınmakta olup bu süre zarfında elektrik üretim faaliyetinin kesintisiz devametmesi suretiyle elektrik arz güvenliğinin sağlanması amaçlandığındandüzenlemenin kamu yararı amacıyla ihdas edildiği ve kanun koyucunun takdiryetkisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kanun koyucunun takdiryetkisine dayanarak ve kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla düzenlediğikuralda hukuk devleti ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
199. Öte yandan kuralla EÜAŞ veya bağlı ortaklık, iştirak, işletmeve işletme birimleri ile varlıklarına ve 4046 sayılı Kanun kapsamındaoluşturulacak kamu üretim şirketlerine ve bu şirketlere ait üretim tesislerine,çevre mevzuatına uyumuna yönelik yatırımların gerçekleştirilmesi ve çevremevzuatı açısından gerekli izinlerin tamamlanması amacıyla 31.12.2019 tarihinekadar süre tanınması, bu süre zarfında çevre mevzuatına aykırılık bulunduğugerekçesiyle belirtilen işletmelerin üretim faaliyetinin durdurulamayacağınınve idari para cezası verilemeyeceğinin öngörülmesi nedeniyle çevre kirliliğininve tahribatının önlenmesi bakımından gereken tedbirlerin alınmasıengellendiğinden kuralın sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkınamüdahale niteliği taşıdığı görülmektedir. Ancak bu müdahalenin Anayasa’nın 13.maddesi uyarınca demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmasıgerekir.
200. Ülkemizde faaliyette bulunan EÜAŞ ve bağlı ortaklıklarına aitolan termik santrallerin üretime başladığı tarihler göz önündebulundurulduğunda kurulduğu dönemin teknolojisiyle dizayn edilen bu tesisleringeçerli emisyon değerlerini sağlamasında güçlükler bulunmaktadır.
201. EÜAŞ ve bağlı ortaklıklarına ait olan termik santrallerininçevre mevzuatıyla uyumlu biçimde üretim faaliyetlerine devam edebilmesi içinçevre mevzuatına uyumlarına yönelik yatırımların yapılması ve çevre izinlerininalınması zorunlu olup bu çevresel yatırımların yapılması ve çevre izinlerininalınması belirli bir süreyi gerektirmektedir.
202. Devlet; tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisiz ve düşükmaliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini temin etmek için gereklitedbirleri almakla yükümlüdür. Bu tedbirlerden birisi de elektrik arzgüvenliğinin sağlanmasıdır. Bu bağlamda EÜAŞ ve bağlı ortaklıklarına ait olantermik santrallerinin çevre mevzuatına uyumlu hâle getirilmeleri ve çevreizinlerinin alınması için süre tanımadan bu üretim tesislerin faaliyetlerinindurdurulması bölgesel ve ulusal düzeyde enerji dengesini etkileyebilecek,elektrik enerjisinin arz güvenliğinin sağlanabilmesini tehlikeyesokabilecektir.
203. Dolayısıyla kuralla EÜAŞ veya bağlı ortaklık, iştirak,işletme ve işletme birimleri ile varlıklarına ve 4046 sayılı Kanun kapsamındaoluşturulacak kamu üretim şirketlerine ve bu şirketlere ait üretim tesislerine,çevre mevzuatına uyumuna yönelik yatırımların gerçekleştirilmesi ve çevremevzuatı açısından gerekli izinlerin tamamlanması amacıyla süre tanınması kamuyararını gerçekleştirme amacına yönelik olup bu amacı gerçekleştirmeyeelverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
204. Kanun koyucu tarafından dava konusu kuralla EÜAŞ veya bağlıortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarına ve 4046 sayılıKanun kapsamında oluşturulan kamu üretim şirketlerine ve bu şirketlere aitüretim tesislerine, çevre mevzuatına uyumuna yönelik yatırımlarıngerçekleştirilmesi ve çevre mevzuatı açısından gerekli izinlerin tamamlanmasıamacıyla 31.12.2019 tarihine kadar tanınan süre kesin olup bu sürenin çevreselyatırımların gerçekleştirilmesi ve çevre izinlerinin alınmasının gerektirdiğizaman göz önünde bulundurularak geçici bir tedbir olarak öngörüldüğüanlaşıldığından ulaşılmak istenen amaçla orantılıdır. Bu itibarla dava konusukuralla öngörülen müdahalenin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkınaölçüsüz bir müdahale teşkil etmediği sonucuna ulaşılmaktadır.
205. Anayasa’nın 153. maddesinin son fıkrasında Anayasa Mahkemesikararlarının yasama, yürütme ve yargı organları ile idare makamlarını, gerçekve tüzel kişileri bağlayacağı hükmüne yer verilmiştir. Anayasa’nın bu kuralıMahkemenin somut olarak Anayasa’ya aykırı bularak iptal ettiği hükümlerinbağlayıcılığıyla sınırlı olup bu bağlayıcılık kanun koyucunun iptaledilen konuyla ilgili olarak ileriye yönelik yeniden bir düzenleme yapamayacağıve eğer yaparsa yeni düzenlemenin sırf bu nedenle Anayasa’ya aykırı hâlegeleceği anlamına gelmemektedir. Bu yönüyle kuralın Anayasa’nın 153. maddesineaykırılığından söz edilemez.
206. Açıklanan nedenle kural Anayasa’nın 2., 5., 13., 56. ve 153.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
J. Kanun’un 21. Maddesiyle Değiştirilen 6446 Sayılı Kanun’un 17.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
207. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davayabakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanunhükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veyataraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısınavarması durumunda bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmayayetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesinebaşvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren birdavanın bulunması, iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olmasıgerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerindeortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya daolumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
208. Başvuran Mahkeme (E.2016/137), Kanun’un 21.maddesiyle değiştirilen 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (1) numaralıfıkrasının iptalini talep etmiştir.
209. 6446 sayılı Kanun’un itiraz konusu 17. maddesinin (1)numaralı fıkrasında Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında düzenlenen ve birsonraki dönem uygulanması önerilen tarifelerin ilgili tüzel kişi tarafındanKurulca belirlenen usul ve esaslara göre tarife konusu faaliyete ilişkin tümmaliyet ve hizmet bedellerini içerecek şekilde hazırlanarak onaylanmak üzereKurula sunulacağı, Kurulun mevzuat çerçevesinde uygun bulmadığı tarifetekliflerinin revize edilmesini isteyeceği, gerekmesi hâlinde resen revizeederek onaylayacağı, ilgili tüzel kişilerin Kurul tarafından onaylanantarifeleri uygulamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir.
210. Bakılmakta olan dava elektrik faturası kapsamında tahsiledilen kayıp-kaçak, dağıtım, sayaç okuma, enerji fonu, iletim, dağıtım, BTV, TRT payı, perakende satış hizmet bedeli ve bu bedellere yansıtılanKDV tutarının tazmini talebine ilişkindir.
211. İtiraz konusu kural Kanun’un 17. maddesinin (6) numaralıfıkrasında ayrıntılı olarak düzenlenmiş olan tüm tarifelerin hazırlanması veonaylanması ile ilgili genel hüküm niteliğinde olup davada uygulanma durumubulunmayan bağlantı tarifesi, perakende satış tarifesi, piyasa işletim tarifesigibi tarifelerin de hazırlanmasına ilişkin genel çerçeve çizmektedir. Bununyanında itiraz konusu kuralda davanın konusunu oluşturan kayıp-kaçak ve diğerbedellerin tarifelerde yer alacağı ve tüketicilerden tahsil edileceğine ilişkinhüküm de bulunmamaktadır. Bu bağlamda itiraz konusu kuralın bakılmakta olandavada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
212. Açıklanan nedenlerle kurala yönelik başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle reddine karar vermek gerekir.
K. Kanun’un 21. Maddesiyle Değiştirilen 6446 Sayılı Kanun’un 17.Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının;
1. Birinci Cümlesinin İncelenmesi
213. Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2016/137) ve Bolu 2.Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2017/9) Kanun’un 17. maddesinin (3) numaralıfıkrasının birinci cümlesinin iptalini talep etmiştir.
214. İtiraz konusu kuralın yer aldığı Kanun’un 17. maddesinin (3)numaralı fıkrasında onaylanan tarifeler içinde söz konusu tüzel kişinin tarifekonusu faaliyetine ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedelleri dışında piyasafaaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan hiçbir unsur yer alamayacağı veiletim ek ücretinin ise bu hükmün istisnasını oluşturduğu belirtilmiştir.
215. 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (3) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesi ile tarifelerin kapsamının belirlenmesi ile ilgili olaraktarife konusu faaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerinin tarifelerdeyer alabileceği piyasa faaliyetleriyle ilgili olmayan unsurların isetarifelerde yer alamayacağı ilkesi düzenlenmekte olup kural davaların konusunuoluşturan kayıp-kaçak ve diğer bedellerin tarifelerde yer alacağı vetüketicilerden tahsil edilebileceğine ilişkin hüküm içermemektedir. Bu bağlamdaitiraz konusu kuralın bakılmakta olan davalarda uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
216. Açıklanan nedenlerle Kanun’un 17. maddesinin (3) numaralıfıkrasının birinci cümlesine yönelik başvuruların Mahkemelerin yetkisizliğinedeniyle reddine karar vermek gerekir.
2. İkinci Cümlesinin İncelenmesi
a. İtirazların Gerekçeleri
217. Başvuru kararlarında özetle; elektrik enerjisinin üretilipdağıtılması kamu hizmeti sayılmakla birlikte bedeli mukabilinde dağıtılanelektrik enerjisi satış fiyatı üzerine elektrik enerjisini satın alantüketiciye ait olmayan maddi külfetlerin eklendiği, tüketicilerin “hizmetsizbedel olmaz”ilkesi gereği almadığı bir hizmetin bedelini ödemek zorundakaldığı, kuralla tüketiciden dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti,kayıp-kaçak, iletim vs. bedellerin tahsil edilmesi yönünde yasal zeminoluşturulduğu, dürüst tüketicinin katlanmaması gereken ve yürütülen hizmetindoğası gereği hizmetin yürütülmesi sırasında tüm tedbirlere rağmen işletmecikonumundaki dağıtım şirketi tarafından işletme riski kabul edilerekkatlanılması gereken kayıp-kaçak bedelinin Kurul tarafından onaylanan elektriksatış tarifesi içinde hizmetin maliyetini etkileyen bir bileşen olarakdeğerlendirilerek dürüst tüketici aleyhine ek mali yük oluşturulduğu, dağıtımşirketleri lehine getirilen bu düzenlemenin hukuk devletinin ayrılmaz vevazgeçilmez bir parçası olan hukuki güvenlik ilkesi ile bağdaşmadığıbelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
218. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca ilgisi nedeniylekural Anayasa’nın 73. maddesi yönünden de incelenmiştir.
219. 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (3) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinde onaylanan tarifeler içinde söz konusu tüzel kişinin tarifekonusu faaliyetine ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedelleri dışında piyasafaaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan hiçbir unsurun yer alamayacağı ifadeedilmiş, itiraz konusu kuralla da iletim ek ücretinin bu hükmün istisnasınıoluşturduğu belirtilmiştir.
220. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan sosyal hukuk devleti insanhaklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarınıgüvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil birdenge kurabilen, millî gelirin adalete uygun biçimde dağıtılması için gerekenönlemleri alan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsaldengeleri gözeten devlettir.
221. Anayasa’nın 73. maddesinde, herkesin kamu giderlerinikarşılamak üzere vergi ödemekle yükümlü bulunduğu, vergi, resim, harç vebenzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veyakaldırılacağı öngörülerek Anayasa’nın 2. maddesinde nitelikleri belirtilenhukuk devleti ilkesi, vergilendirme ilkeleri yönünden somut biçimde dilegetirilmiştir.
222. Verginin kanuniliği ilkesi gereği, kanun koyucunun yalnızcakonusunu belli ederek bir vergi, resim, harç veya benzeri bir mali yükümlülükalınmasına izin vermesi bunun kanunla konulmuş sayılması için yeterli değildir.Getirilen mali yükümlülüğün miktar ve oranının da kanunda gösterilmesi gerekir.Ancak vergi, resim, harç veya benzeri mali yükümlülüklerle ilgili düzenlemeyapılırken bu yükümlülüklere ilişkin tüm unsurların aynı kanun, madde veyafıkrada düzenlenmesi zorunlu değildir. Bu çerçevede konuya ilişkin kanunlabelirlenmesi zorunlu olan unsurlar aynı kanunun farklı hükümlerindedüzenlenebileceği gibi farklı kanunlarda da düzenlenebilir.
223. 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (6) numaralı fıkrasının(b) bendinde; Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) tarafındanhazırlanan iletim tarifesinin üretilen, ithal veya ihraç edilen elektrikenerjisinin iletim sistemi üzerinden naklinden yararlanan tüm kullanıcılaraeşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak fiyatları, hükümleri veşartları içerdiği, TEİAŞ’ın yapacağı şebeke yatırımları ve iletim ekücretlerinin iletim tarifesinde yer aldığı belirtilmiştir.
224. 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat veGörevleri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin yedinci fıkrasının (h) bendindeiletim ek ücreti oranını belirlemek ve iletim ek ücreti tutarının TEİAŞtarafından tahsili ve Kuruma ödenmesine ilişkin düzenlemeleri yapmak Kurulunyetkileri arasında belirtilmiş; 10. maddesinin (A) fıkrasının (e) bendinde deiletim tarifesinin en fazla yüzde biri oranındaki iletim ek ücretlerininKurumun elektrik piyasası ile ilgili gelir kalemleri arasında olduğu ifadeedilmiştir.
225. İletim ek ücreti, iletim faaliyetinin yürütülmesi kapsamındabir maliyet, hizmet bedeli olmadığı hâlde iletim sistemini kullananüreticilerden ve tüketicilerden tahsil edilmekte; TEİAŞ tarafından EPDK’yaaktarılmaktadır.
226. İtiraz konusu kuralda düzenlenen iletim ek ücretinin iletimfaaliyetiyle ilgili bir maliyet ve hizmet bedeli olmadığı hâlde iletimtarifesinde yer alması, EPDK’nın gelir kaynaklarından birisi olması, EPDKtarafından sunulan bir hizmetin karşılığında alınmaması hususları dikkatealındığında harç ve ücret olmadığı anlaşılmaktadır.
227. İletim ek ücretinin iletim tarifesi üzerinden EPDK tarafındankamu otoritesi kullanılarak yıllık belirlenen iletim ek ücreti oranına görealınması, iletim ek ücretinin alınıp alınmaması noktasında kullanıcıların biriradesinin olmaması, elektrik enerjisinin iletim faaliyeti ile ilgili maliyetve hizmet bedeli olmaması nedeniyle karşılığının bulunmaması hususları gözönünde bulundurulduğunda iletim ek ücreti vergiye benzemektedir. Ancak iletimek ücretinin belirli bir kamu hizmeti olan elektrik hizmeti ile ilgili olarakiletim tarifesi kapsamında iletim sistemini kullanan üreticilerden vetüketicilerden alınması hususu dikkate alındığında iletim ek ücretinin vergiolmadığı anlaşılmaktadır.
228. Dolayısıyla iletim ek ücreti, kamu gücüne dayalı olarak, tektaraflı bir iradeyle belirlendiğinden “vergi, resim, harç benzeri maliyükümlülük” kavramı içinde değerlendirilebilecek bir kamu geliriniteliği taşımaktadır.
229. Vergilendirme, devletin egemenlik hakkından kaynaklanan enönemli yetkilerinden biridir. Devlet, Anayasa’da öngörülen vergilendirmeilkelerine aykırı olmamak kaydıyla uygun gördüğü kaynaklar için vergikoyabilir.
230. Bu bağlamda elektrik piyasasının düzenleyici ve denetleyicikuruluşu olan EPDK’nın gelir kaynaklarından olan ve mali yükümlülük içereniletim ek ücretinin elektrik enerjisinin iletim sistemi üzerinden naklindenyararlanan tüm kullanıcılara iletim tarifesi kapsamında yansıtılmasına olanaksağlayan kural, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kanunladüzenlendiğinden “verginin yasallığı” ilkesine aykırı olmadığıgibi devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen Anayasa’nın 5. maddesine deaykırı değildir.
231. Her ne kadar söz konusu mali yükümlülüğün düzenlendiğifıkrada, mali yükümlülüğün miktar ve oranı belirtilmemişse de mali yükümlülüğeilişkin unsurların 4628 sayılı Kanun’un 10. maddesinin (A) fıkrasının (e)bendinin konusunu oluşturduğu anlaşılmaktadır.
232. Öte yandan Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen eşitlikilkesine aykırılıktan söz edilebilmesi için bir yasanın aynı hukuksal durumdaolanlar arasında bir ayrım veya ayrıcalık yaratması gerekir. İtiraz konusukural uyarınca öngörülen iletim ek ücreti, iletim tarifesi kapsamında elektrikenerjisinin naklinden yararlanan tüm kullanıcılara uygulandığından kuraldaeşitlik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
233. Diğer taraftan kuralda tüketicilerden dağıtım, sayaç okuma,iletim ve kayıp-kaçak bedeli alınacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yeralmadığından dağıtım, iletim sayaç okuma ve kayıp-kaçak bedeli alınmasınayönelik Anayasa’ya aykırılık iddialarının bu kural kapsamındadeğerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
234. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 5., 10. ve 73.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
L. Kanun’un 21. Maddesiyle Değiştirilen 6446 Sayılı Kanun’un 17.Maddesinin (4) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
235. Başvuran Mahkeme (E.2016/137) Kanun’un 21. maddesiyledeğiştirilen 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasınıniptalini talep etmiştir.
236. Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının birincicümlesinde, ilgili faaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerini içeren Kurulonaylı tarifelerinin hüküm ve şartlarının bu tarifelere tabi olan gerçek vetüzel kişileri bağlayacağı belirtilmektedir. Bu düzenleme Kurul tarafındanonaylanan tüm tarifelerin bağlayıcı olduğuna ilişkin genel hüküm niteliğindeolup düzenlemede bakılmakta olan davanın konusunu oluşturan kayıp- kaçak vediğer bedellerin tarifede yer alacağına ve tüketicilerden tahsil edileceğineilişkin hüküm bulunmadığından kuralın davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
237. Kanun’un 17. maddesinin dördüncü fıkrasının ikincicümlesinde, bir gerçek ve tüzel kişinin tabi olduğu tarifede öngörülenödemelerden herhangi birini yapmaması hâlinde söz konusu hizmetindurdurulabilmesini de içeren usul ve esasların EPDK tarafından çıkarılanyönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlıkelektrik faturası kapsamında kayıp-kaçak ve diğer bedellerin tahsil edilipedilemeyeceği noktasında toplanmakta olup taraflar arasında tarifelerdeöngörülen bedelin ödenmemesi durumunda elektrik hizmetinin durdurulupdurdurulamayacağı veya bu hususun yönetmelikle düzenlenip düzenlenemeyeceğinoktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu cümle de bakılmakta olandavada uygulanacak kural değildir.
238. Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının üçüncücümlesinde Kurul tarafından tüketici özelliklerine göre abone gruplarınınbelirlenebileceği ifade edilmiştir. Kurul kararıyla belirlenen abone gruplarısanayi, mesken, tarımsal sulama, aydınlatma ve ticarethane abone grupları olupbakılmakta olan davada taraflar arasında abone gruplarının oluşturulmasıylailgili bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu cümle de davadauygulanacak kural değildir.
239. Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının dördüncücümlesinde Kurulca düzenlemeye tabi tarifelerin doğrudan nihai tüketiciye veyanihai tüketiciye yansıtılmak üzere ilgili tüketiciye enerji tedarik eden lisanssahibi tüzel kişilere yansıtılacağı belirtilmiş olup kural, davada uygulanmadurumu olmayan bağlantı tarifeleri, toptan satış tarifesi, piyasa işletimtarifesi ve perakende satış tarifelerini de kapsadığından genel birdüzenlemedir. Kuralda tüketicilere yansıtılacak tarifelerin içeriği ile ilgilibir düzenleme bulunmadığından bu cümle de bakılmakta olana davada uygulanma olanağıbulunmamaktadır.
240. Açıklanan nedenlerle kurala yönelik başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle reddine karar vermek gerekir.
M. Kanun’un 21. Maddesiyle Değiştirilen 6446 Sayılı Kanun’un 17.Maddesinin (6) Numaralı Fıkrasının (a) Bendinin İncelenmesi
241. Başvuran Mahkeme (E.2016/137) Kanun’un 21.maddesiyle değiştirilen 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (6) numaralıfıkrasının (a) bendinin iptalini talep etmiştir.
242. 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin altıncı fıkrasının (a)bendinde; bağlantı tarifelerinin ilgili bağlantı anlaşmasına dâhil edilecekolan bir dağıtım sistemine bağlantı için eşit taraflar arasında ayrımyapılmaması esasına dayalı fiyatları hükümleri ve şartları içerdiği, şebekeyatırım maliyetlerini kapsamadığı, bağlantı yapan kişinin iç tesisatınındağıtım şebekesine bağlanması için inşa edilen bağlantı hattı kapsamındakatlanılan masraflar ile sınırlı olduğu, bağlantı hattının tüketici tarafındantesis edilmesi hâlinde bağlantı hattı işletme ve bakım sorumluluğu karşılığıdağıtım şirketine devredileceği ve bu tüketicilerden bağlantı bedelialınmayacağı belirtilmiştir.
243. Bağlantı tarifeleri kapsamında bulunan bağlantı bedeli,dağıtım sistemine bağlantı yapan kişinin iç tesisatının dağıtım şebekesinebağlanması için inşa edilen bağlantı hattı kapsamında katlanılan masraflarlasınırlı bir bedel olup tüketicilerden tek seferde alınmaktadır. Bağlantıbedeli, tüketicilerden elektrik faturası kapsamında düzenli olarak her aytahsil edilen bir bedel değildir. Bakılmakta olan davada, davacı tarafındanbağlantı bedelinin tazmini talep edilmediğinden itiraz konusu bent davadauygulanacak kural değildir.
244. Açıklanan nedenlerle kurala yönelik başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle reddine karar vermek gerekir.
N. Kanun’un 21. Maddesiyle Değiştirilen 6446 Sayılı Kanun’un 17.Maddesinin (6) Numaralı Fıkrasının (d) Bendinin İncelenmesi
245. Başvuran Mahkeme (E.2016/137) Kanun’un 21. maddesiyledeğiştirilen 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (d)bendinin iptalini talep etmiştir.
246. 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin altıncı fıkrasının (d)bendinde perakende satış tarifeleri düzenlenmiş olup bu tarife serbest tüketiciniteliğini haiz olmayan tüketicileri kapsamaktadır. Serbest tüketici, Kanun’un3. maddesinin birinci fıkrasının (cc) bendinde tanımlanmış olup Kurultarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla tüketimibulunduğu veya iletim sistemine doğrudan bağlı olduğu veya organize sanayibölgesi tüzel kişiliğini haiz olduğu için tedarikçisini seçme hakkına sahipgerçek veya tüzel kişilerdir. Serbest olmayan tüketici ise elektrik enerjisiveya kapasite alımlarını sadece bölgesinde bulunduğu perakende satış lisansısahibi dağıtım şirketi veya perakende satış şirketlerinden yapabilen gerçekveya tüzel kişilerdir. Bakılmakta olan davada davacıların üç adet tarımsal sulamaaboneliği olup Kurul tarafından yıllık belirlenen serbest tüketici limitindendaha fazla tüketime sahip olduklarından serbest tüketici konumundadırlar.İtiraz konusu kural serbest tüketici niteliğine sahip olmayan tüketicilereuygulanan perakende satış tarifesini düzenlediğinden kuralın bakılmakta olandavada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
247. Açıklanan nedenlerle kurala yönelik başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle reddine karar vermek gerekir.
O. Kanun’un 21. Maddesiyle Değiştirilen 6446 Sayılı Kanun’un 17.Maddesinin (6) Numaralı Fıkrasının (ç) Bendinin İncelenmesi
1. İptal Taleplerinin Gerekçeleri
248. Dava dilekçesinde ve başvuru kararlarında özetle; kuralladağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim bedelleri ile tüketicininsorumluluğunda olmaması gereken kayıp-kaçak bedelinin tahsil edilmesi yönündeyasal zemin oluşturulduğu, kanun koyucunun dağıtım şirketlerinin maliyükümlülüklerini ortadan kaldırmak amacıyla hareket ettiği, sorumluluğunşahsiliği ilkesi gereğince tüketicilerin yalnızca kendi kullandığı ve tükettiğimal ve hizmetin bedelini ödemekle yükümlü olduğu, elektrik enerjisinin nakliesnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından hırsızlık suretiylekullanılan elektrik bedellerinin kurallara uyan tüketicilerden tahsiledilmesinin hukuk devleti ve adalet ölçüleri ile bağdaşmadığı, kayıplarıönlemek için gerekli teknik yatırımları yapmak ve kaçağı önlemek için kaçakelektrik kullananları takip etmek, kaçak kullanılan elektriğin bedelini kaçakelektrik kullananlardan hukuk içinde takip ve tahsil etmenin dağıtıcı şirketinsorumluluğunda olduğu, kuralın dağıtıcı şirketin kayıp ve kaçağı önlemek içinkendi teknik alt ve üst yapısını yenileme ve kaçak elektrik kullanan kişileritakip ederek gerekli önlemleri almak konusundaki gayretini de azaltacaknitelikte olduğu, belirsiz olan kuralda kamu yararı gözetilmediği gibidüzenlemenin tüketicilere yönelik ekonomik engeller içerdiği belirtilerekkuralın Anayasa’nın 2., 5., 10. ve 172. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
249. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca ilgisi nedeniylekural Anayasa’nın 48. ve 167. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
250. Kuralda dağıtım şirketleri tarafından hazırlanacak olandağıtım tarifelerinin elektrik enerjisinin dağıtım sistemi üzerinden naklindenyararlanan tüm gerçek ve tüzel kişilere eşit taraflar arasında ayrımgözetmeksizin uygulanacak hizmetlere ilişkin fiyat, hüküm ve şartları içerdiği,dağıtım tarifelerinin dağıtım sistemi yatırım harcamaları, sistem işletimmaliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme - bağlama hizmetmaliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti gibi dağıtımfaaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacakbedellerden oluştuğu, dağıtım şirketlerinin tarifelerine esas alacakları teknikve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranların kayıpları düşürmeyi teşvikedecek şekilde Kurul tarafından belirleneceği, Kurul tarafından belirlenenhedef oranlarını geçmemek kaydıyla teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkinmaliyetlerin dağıtım tarifelerinde yer alacağı ve tüketicilere yansıtılacağı,teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlarının tespiti vedeğiştirilmesi ile oluşacak maliyetin tarifelerde yer alması ve tüketicilereyansıtılmasına ilişkin usul ve esasların Kurul tarafından düzenleneceği hükümaltına alınmıştır.
251. Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal birhukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Sosyal devlet sosyal adaletin, sosyalrefahın ve sosyal güvenliğin gerçekleşmesini sağlayan devlettir. Ekonomik vemali politikalar sosyal devletin gerçekleşmesini sağlayan araçlardır.
252. Anayasa’nın 48. maddesinde herkesin dilediği alanda çalışmave sözleşme, özel teşebbüsler kurma hürriyetine sahip olduğu ve devletin özelteşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini,güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağıbelirtilmektedir. Anayasa’nın 167. maddesinde de devletin para, kredi, sermaye,mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı vegeliştirici tedbirleri alacağı ifade edilerek ekonomik hayatın işleyişinidüzenlemek, gerektiğinde bu alana müdahale etmek hususunda görevli kılındığıanlaşılmaktadır.
253. Anayasa’nın 172. maddesinde devletin tüketicileri koruyucu veaydınlatıcı tedbirleri alacağı, tüketicilerin kendilerini koruyucugirişimlerini teşvik edeceği belirtilmiştir.
254. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile elektriğin yeterli,kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerinkullanımına sunulması için rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine görefaaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrikenerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme vedenetimin yapılması amaçlanmıştır.
255. 6446 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaelektrik piyasasındaki lisansa tabi faaliyetler üretim, iletim, dağıtım, toptansatış, perakende satış, piyasa işletim, ithalat ve ihracat faaliyetleri olarakbelirtilmiştir. Bu faaliyetlerden dağıtım faaliyeti elektrik enerjisinin 36 kVve altındaki hatlar üzerinden nakledilerek tüketicilere ulaştırılmasıfaaliyetidir. Kanun’un 9. maddesi uyarınca dağıtım faaliyeti, lisansıkapsamında dağıtım şirketleri tarafından lisanslarında belirlenen bölgedeyürütülmektedir. Dağıtım şirketleri, lisanslarında belirlenen bölgedesayaçların okunması, bakımı ve işletilmesi hizmetlerinin yerine getirilmesindensorumludur. Dağıtım şirketleri, lisanslarında belirtilen bölgedeki dağıtımsistemini elektrik enerjisi üretimi ve satışında rekabet ortamına uygun şekildeişletmek, bu tesisleri yenilemek, kapasite ikame ve artırım yatırımlarınıyapmak, dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm dağıtım sistemikullanıcılarına ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda eşit taraflar arasındaayrım gözetmeksizin hizmet sunmakla yükümlüdür.
256. Diğer taraftan tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisizve düşük maliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini teminen gereklidüzenlemeleri yapma görevi 4628 sayılı Kanun’un 5. maddesinin altıncı fıkrasının(c) bendi gereğince EPDK’ya verilmiş, 4628 sayılı Kanun’un 5. maddesininyedinci fıkrasının (e) ve (f) bentleri gereğince de Kurul, toptan satış fiyattarifesini, iletim tarifesini, dağıtım tarifeleri ile perakende satıştarifelerini incelemek ve onaylamak, iletim, dağıtım, toptan satış ve perakendesatış için yapılacak fiyatlandırmaların ana esaslarını tespit etmek vegerektiğinde ilgili lisans hükümleri doğrultusunda revize etmekleyetkilendirilmiştir.
257. EPDK’nın tarifeler açısından tüketiciler ile tedarikçilerinçıkarlarının dengelenmesi, rekabetin teşvik edilmesi, ekonomik verimliliğinteşvik edilmesi gibi sorumlulukları bulunmaktadır. EPDK, tarifedüzenlemelerinde elektriğin düşük maliyetli şekilde kullanıcıya sunulmasınınyanında elektrik sektörünün mali açıdan sürdürülebilir olmasını da göz önündebulundurmaktadır.
258. Dağıtım şirketleri tarafından dağıtım faaliyetleri kapsamındahazırlanan ve Kurul tarafından onaylanan dağıtım tarifeleri, elektrikenerjisinin dağıtım sistemi üzerinden naklinden yararlanan tüm gerçek ve tüzelkişilere eşit taraflar arasında ayrım gözetilmeksizin uygulanacak hizmetlereilişkin fiyat hüküm ve şartları içermektedir.
259. Dağıtım tarifeleri kapsamında bulunan bedeller ise dağıtımşirketlerinin dağıtım faaliyetlerini yürütebilmesi için gerekli olanmaliyetlerden hareketle belirlenmektedir. Bu bağlamda dağıtım sistemininkullanımına ilişkin bedellerin belirlenmesinde dağıtım faaliyetinin yürütülmesikapsamında gerekli olan yatırım harcamaları ile yatırım harcamalarına ilişkinmakul getiri, sistem işletim maliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti,kesme-bağlama hizmet maliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif enerjimaliyeti ve iletim tarifesi kapsamında ödenen tutarlar gibi tüm maliyet vehizmetler dikkate alınmaktadır.
260. Dağıtım tarifeleri içinde yer alan teknik ve teknik olmayankayıp maliyeti şeklinde ifade edilen “kayıp-kaçak elektrik” dağıtımsistemine giren toplam enerji ile tüketicilere fatura edilen enerji arasındakifarkı oluşturan elektrik enerjisidir. Bu kayıp, elektriğin dağıtımı esnasındameydana gelen teknik sorunlardan meydana gelebileceği gibi elektriğin mevzuataaykırı şekilde kullanılmasından da kaynaklanabilmektedir.
261. Kuralla teknik ve teknik olmayan kayıp bedeli, dağıtımsistemi yatırım harcamaları, sistem işletim maliyeti, kesme-bağlama hizmetmaliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti gibi diğer maliyetunsurları ile birlikte dağıtım tarifeleri kapsamında bir maliyet kalemi olarakkabul edilmekte; dağıtım şirketlerinin tarifelerine esas alacakları teknik veteknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranların bu kayıpları düşürmeyi teşvikedecek şekilde belirlenmesi hususunda Kurula yetki verilmekte; Kurul tarafındanbelirlenecek hedef oranlarını geçmemek kaydıyla teknik ve teknik olmayankayıplara ilişkin maliyetlerin dağıtım tarifelerinde yer alması, tüketicilereyansıtılması, teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlarıntespiti ve değiştirilmesi ile oluşacak maliyetin tarifelerde yer alması vetüketicilere yansıtılmasına ilişkin usul ve esasların Kurul tarafındandüzenlenmesi öngörülmektedir.
262. Kuralın gerekçesinde elektriğin üretim aşamasından nihaitüketiciye ulaştırılmasına kadar oluşan bütün maliyet kalemlerinin tarifeyeyansıtılmak zorunda olunduğu, maliyet kalemlerinin elektrik enerjisininmaliyetinin elektrik enerjisinin tüketicilere ulaştırılabilmesi için katlanılanyatırım maliyetleri ve işletme giderlerinden oluştuğu, dağıtım faaliyetininyürütülmesi aşamasında kaçınılmaz olarak oluşan kayıp-kaçak maliyeti ve diğermaliyet unsurlarının da tarifelerde dikkate alınması ve tüketiciye yansıtılmasıgerektiği, kayıp-kaçak maliyetlerinin yansıtılmasında şirketler için Kurultarafından belirlenmiş olan hedef kayıp-kaçak oranlarının dikkate alınacağı,dağıtım şirketlerinin belirlenen hedef kayıp-kaçak oranlarına ulaşabilmekamacıyla planlanan yatırımları yapması ve kaçak kullanım ile etkin bir şekildemücadele etmesi gerektiği, teknik ve teknik olmayan kayıpların azaltılmasınıteşvik etmek amacıyla hedef kayıp-kaçak oranı ile gerçekleşen kayıp-kaçak oranıarasındaki farkın dağıtım şirketinin kazancı veya zararı olduğu belirtilmiştir.
263. Elektriğin üretim aşamasından nihai tüketiciyeulaştırılmasına kadar oluşan teknik ve teknik olmayan kayıp bedeli tüketicilereyansıtılırken Kurul tarafından belirlenen hedef kayıp-kaçak oranları dikkatealınmaktadır. Kurul, dağıtım bölgelerinde hedef kayıp-kaçak oranlarınıbelirlerken önceki yıllarda gerçekleşen kayıp-kaçak oranlarını göz önündebulundurmakta; dağıtım şirketleri de Kurul tarafından belirlenen hedefkayıp-kaçak oranlarını geçmemek kaydıyla teknik ve teknik olmayan kayıpbedelini tüketicilere yansıtmaktadır. Dağıtım bölgesinde gerçekleşenkayıp-kaçak oranı Kurul tarafından belirlenen hedef kayıp-kaçak oranından fazlaolması durumunda aradaki farka dağıtım şirketi katlanmakta, gerçekleşenkayıp-kaçak oranı Kurul tarafından belirlenen hedef kayıp-kaçak oranından düşükolması durumunda aradaki fark dağıtım şirketinin kârını oluşturmaktadır. Kurultarafından belirlenen hedef kayıp-kaçak oranları, dağıtım şirketlerinin teknikve teknik olmayan kayıpla mücadele noktasında teşvik unsuru olmaktadır. Bubağlamda kuralın dağıtım şirketlerinin kayıp ve kaçağı önlemek için kenditeknik alt ve üst yapısını yenileme ve kaçak elektrik kullanan kişileri takipederek gerekli önlemleri alma konusundaki gayretini azaltacak nitelikte olduğusöylenemez.
264. 6446 sayılı Kanun’un 27. maddesinin (6) numaralı fıkrasıuyarınca elektrik enerjisinin tüketicilere kesintisiz sürekli biçimde sunulmasıiçin dağıtım şirketlerinin teknik ve teknik olmayan kayıplardan dolayı elektrikenerjisini TETAŞ’tan satın almak suretiyle temin etmeleri gerekmektedir.Dağıtım şirketlerinin teknik ve teknik olmayan kayıp enerji için TETAŞ’aödedikleri bu bedel tüketicilerden dağıtım tarifeleri kapsamında tahsiledilmekte ve TETAŞ’a ödenmektedir. Dağıtım şirketleri, Kurul tarafından belirlenenhedef kayıp-kaçak oranlarını geçmemek kaydıyla teknik ve teknik olmayan kayıpbedelini tüketicilere yansıttıklarından bölgelerinde gerçekleşen kayıp-kaçakoranlarının Kurul tarafından belirlenen hedef kayıp-kaçak oranlarının üzerindegerçekleşmesi durumunda Kurul tarafından belirlenen hedefin üzerinde oluşankayıp-kaçak elektrik enerjisinin bedelini tüketicilere yansıtmaksızın doğrudanTETAŞ’a ödemek durumundadır. Dolayısıyla EPDK’nın belirlediği hedef kayıp-kaçakoranları gözetilerek tahsil edilen kayıp-kaçak bedelinin kamu kaynaklarına geridöndüğü anlaşılmaktadır.
265. Anayasa’nın 48. ve 167. maddeleri gereğince devlet, elektrikenerjisinin kaliteli, sürekli, kesintisiz, düşük maliyetli şekildetüketicilerin kullanımına sunulması ve bu sayede istikrarlı bir elektrikenerjisi piyasasının oluşturulması amacıyla gerekli tedbirleri almaklayükümlüdür. Kuralın da elektrik enerjisi piyasasının sağlıklı bir şekildeişlemesini sağlamaya yönelik tedbirler kapsamında ihdas edildiğianlaşılmaktadır. Kurala ilişkin yasama belgelerinin incelenmesinden ve kuralınobjektif anlamından kamu yararı dışında bir amaç güttüğüne dair bir sonucaulaşılamamaktadır.
266. Bunun yanı sıra dağıtım tarifelerinin kimlere uygulanacağı,hangi bedellerden oluştuğu, dağıtım şirketlerinin tarifelerine esas alacaklarıteknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranların kim tarafından nasılbelirleneceği, açık, net, anlaşılır bir şekilde belirtildiğinden kuraldabelirsizlik bulunmamaktadır.
267. Bu itibarla tüketicilere güvenilir, kaliteli ve kesintisizelektrik enerjisi hizmeti verilebilmesi amacıyla teknik ve teknik olmayan kayıpmaliyeti ile diğer maliyet unsurlarının dağıtım tarifeleri içinde bir maliyetkalemi olarak kabul edilmesini, dağıtım şirketlerinin tarifelerine esasalacakları teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranların bukayıpların düşürülmesini teşvik edecek şekilde Kurul tarafından belirlenmesini,Kurul tarafından belirlenen hedef oranları geçmemek kaydıyla teknik ve teknikolmayan kayıp maliyetlerinin tüketicilere yansıtılmasını öngören ve Kurula bukonulara ilişkin usul ve esasları düzenleme yetkisi veren kural, kanunkoyucunun takdir yetkisi kapsamında olup hukuk devleti ilkesineaykırı olmadığı gibi devletin millî ekonominin gereklerine uygun şekilde mal vehizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemesini sağlayıcı tedbirleralmasını öngören Anayasa’nın 48. ve 167. maddeleriyle de uyumludur.
268. Öte yandan elektrik enerjisi hizmetinin tüketicilerekaliteli, güvenilir ve sürekli verilebilmesi amacıyla dağıtım tarifeleri içindediğer maliyet kalemleriyle birlikte bir maliyet kalemi olarak kabul edilenteknik ve teknik olmayan kayıp bedeli, tüketicilere Kurul tarafından belirlenenhedef oranları geçmemek kaydıyla yansıtılmakta olup Kurul tarafından belirlenenhedef kayıp-kaçak oranlarının dağıtım şirketlerinin teknik ve teknik olmayankayıp ile mücadele etmelerini sağlama fonksiyonu bulunduğundan bu bağlamdakural, devletin tüketicileri koruyucu tedbirler almasını öngören Anayasa’nın172. maddesiyle de uyumludur.
269. Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen “eşitlik ilkesi”ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı,aynı durumda bulunan kişilerin kanunla aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamakve kişilere kanunlar karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasınıönlemektir. Bu bağlamda eşitlik ilkesine aykırılıktan söz edilebilmesi için biryasanın aynı hukuksal durumda olanlar arasında bir ayrım veya ayrıcalıkyaratması gerekir. Dava konusu kuralla dağıtım tarifeleri içerisinde öngörülenmaliyet ve hizmet bedelleri, elektrik enerjisinin dağıtım sistemi üzerindennaklinden yararlanan tüm gerçek ve tüzel kişilere uygulanması öngörüldüğündenkuralda eşitlik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
270. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 5., 10., 48., 167.ve 172. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
271. Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve Celal Mümtaz AKINCI bu görüşekatılmamışlardır.
Ö. Kanun’un 21. Maddesiyle Değiştirilen 6446 Sayılı Kanun’un 17.Maddesinin (6) Numaralı Fıkrasının (f) Bendinin İncelenmesi
1. İtirazların Gerekçeleri
272. Başvuru kararlarında özetle; elektrik enerjisinin üretilipdağıtılması kamu hizmeti sayılmakla birlikte bedeli mukabilinde dağıtılanelektrik enerjisi satış fiyatı üzerine elektrik enerjisini satın alantüketiciye ait olmayan maddi külfetlerin eklendiği, kuralla tüketicidendağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve tüketicininsorumluluğunda olmaması gereken kayıp-kaçak bedelinin tahsil edilmesi yönündedüzenleme getirildiği, kaçak elektrik kullanımının önlenmesinin dağıtımşirketlerinin sorumluluğunda olduğu, elektrik enerjisi bedellerinin tahsil etmeoranının her bölgede ve her yerde aynı olmadığı ve kayıp-kaçak bedelinin elektrikenerjisi bedeli ödeyen tüketiciye yüklenmesinin kaçınılmaz olduğugerekçelerinin kabul edilemeyeceği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5. ve10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
273. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca ilgisi nedeniylekural Anayasa’nın 48. ve 167. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
274. Kuralda son kaynak tedarik tarifesinin serbest tüketiciniteliğini haiz olduğu hâlde elektrik enerjisini, son kaynak tedarikçisi olarakyetkilendirilen tedarik lisansı sahibi şirket dışında bir tedarikçiden teminetmeyen tüketicilerin rekabetçi piyasaya geçmesini teşvik edecek ve son kaynaktedarikçisinin makul kâr etmesine imkân verecek düzeyde, yürürlükteki perakendesatış tarifeleri ile piyasa fiyatları dikkate alınarak hazırlanacağı, ancak busınırlamalarla bağlı olmaksızın, Kurulca sosyal ve ekonomik durumlargözetilerek belirlenecek bir miktarın altında elektrik enerjisi tüketentüketiciler için ayrı tarife yapılabileceği, son kaynak tedarik yükümlülüğükapsamında uygulanması öngörülen tarifelerin tedarik lisansı sahiplerinceayrıca teklif edileceği ve son kaynak tedarik tarifesinin aktif enerjimaliyeti, faturalama ve müşteri hizmetleri maliyeti, perakende satış hizmetmaliyeti gibi son kaynak tedariği kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetlerikarşılayacak bedellerden oluştuğu belirtilmiştir.
275. 6446 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (cc) bendinde serbesttüketici, Kurul tarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazlatüketimi bulunduğu veya iletim sistemine doğrudan bağlı olduğu veya organizesanayi bölgesi tüzel kişiliğini haiz olduğu için tedarikçisini seçme hakkınasahip gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Serbest tüketici, elektrikenerjisi veya kapasite alımlarını bulunduğu bölgede faaliyet gösteren ve Kurultarafından yetkilendirilmiş görevli tedarik şirketinden yapabileceği gibi Kurultarafından görevli tedarik şirketi olarak yetkilendirilmemiş bir tedarikşirketinden de bu alımlarını gerçekleştirebilir. Diğer bir ifadeyle serbesttüketici, elektrik enerjisi alımını görevli tedarik şirketi haricinde elektrikpiyasasında faaliyet gösteren tedarik şirketinden ikili anlaşma yapmaksuretiyle gerçekleştirebilir. Ancak serbest tüketici, bu hakkını kullanmadandoğrudan EPDK tarafından yetkilendirilmiş dağıtım bölgesinde faaliyet gösterengörevli tedarik şirketinden de elektrik alımı yapabilir. Bu durumda serbesttüketiciye son kaynak tedarik tarifesi uygulanmaktadır.
276. Son kaynak tedarik tarifesi, serbest tüketicilerin rekabetçipiyasaya geçmelerini teşvik edecek şekilde ve son kaynak tedarikçinin makul kâretmesine imkân verecek düzeyde, serbest olmayan tüketicilere uygulananperakende satış tarifesi ve piyasa fiyatları dikkate alınarak hazırlanmaktadır.Ancak bu sınırlamalara bağlı olmaksızın son kaynak tedarik tarifesi kapsamındaKurulca, sosyal ve ekonomik durumlar gözetilerek belirlenecek bir miktarınaltında elektrik enerjisi tüketen tüketiciler için ayrı tarifeyapılabilmektedir. Son kaynak tarifesi, aktif enerji maliyeti, faturalama vemüşteri hizmetleri maliyeti perakende satış hizmetleri maliyeti gibi son kaynaktedariği kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerdenoluşmaktadır.
277. Perakende satış hizmet bedeli, Kurul tarafından son kaynaktedarikçisi olarak yetkilendirilen tedarik lisansı sahibi şirketin faturalamave müşteri hizmetleri maliyeti, perakende satış hizmetleri maliyeti gibi sonkaynak tedariği kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri dikkate alınarakbelirlenmektedir.
278. Tüketicilere güvenilir, kaliteli ve kesintisiz elektrikenerjisi hizmeti verilebilmesi için elektrik enerjisinin üretiminden tüketiminekadar geçen süreçte oluşan maliyet kalemlerinin karşılanması gerekmektedir.Kurul tarafından son kaynak tedarikçisi olarak yetkilendirilen tedarik lisansısahibi şirketinin elektrik enerjisinin perakende satış faaliyeti kapsamındaoluşan faturalama ve müşteri hizmetleri, perakende satış hizmetleri maliyetigibi maliyetleri de bu kapsama girmektedir. Bu bağlamda son kaynak tedariktarifesi kapsamında bulunan tüketicilere güvenilir, kaliteli ve kesintisizelektrik enerjisi hizmeti verilebilmesi için elektrik enerjisinin perakendesatış faaliyeti kapsamında oluşan faturalama, müşteri hizmetleri, perakendesatış hizmetleri maliyeti gibi maliyetlerin yansıtılmasında Anayasa’ya aykırıbir yön bulunmamaktadır.
279. Anayasa’nın 48. ve 167. maddeleri gereğince devlet elektrikenerjisinin kaliteli, sürekli, kesintisiz, düşük maliyetli şekildetüketicilerin kullanımına sunulması ve bu sayede istikrarlı bir elektrikenerjisi piyasasının oluşturulması amacıyla gerekli tedbirleri almaklayükümlüdür. İtiraz konusu kuralın da elektrik enerjisi piyasasının sağlıklı birşekilde işlemesini sağlamaya yönelik tedbirler kapsamında ihdas edildiğianlaşılmaktadır. Kurala ilişkin yasama belgelerinin incelenmesinden ve kuralınobjektif anlamından kamu yararı dışında bir amaç güttüğüne dair bir sonucaulaşılamamaktadır.
280. Bu itibarla serbest tüketici niteliğine haiz olduğu hâldeelektrik enerjisini Kurul tarafından son kaynak tedarikçisi olarakyetkilendirilen tedarik lisansı şirket dışında bir tedarikçiden temin etmeyentüketicilere uygulanan son kaynak tedarik tarifesini düzenleyen ve bu bağlamdason kaynak tedarik tarifesinin aktif enerji maliyetinin yanında faturalama vemüşteri hizmetleri maliyeti, perakende satış hizmet maliyeti gibi son kaynaktedariği kapsamında tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerdenoluştuğunu belirten itiraz konusu kural, tüketicilere yönelik ekonomik engelleriçermemekle birlikte kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup hukukdevleti ilkesine aykırı olmadığı gibi devletin millî ekonominin gereklerineuygun şekilde mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemesinisağlayıcı tedbirler almasını öngören Anayasa’nın 48. ve 167. maddeleriyleuyumludur.
281. Öte yandan eşitlik ilkesine aykırılıktan söz edilebilmesiiçin bir yasanın aynı hukuksal durumda olanlar arasında bir ayrım veyaayrıcalık yaratması gerekir. Son kaynak tedarik tarifesi içinde öngörülenmaliyet ve hizmet bedelleri, son kaynak tedarik tarifesi kapsamında bulunan tümgerçek ve tüzel kişilere yansıtılacağından kuralda eşitlik ilkesine aykırılıkbulunmamaktadır.
282. Diğer taraftan başvuru kararlarında, kuralın tüketicilerdendağıtım, sayaç okuma, iletim, kayıp-kaçak bedelinin tahsil edilmesi yönündedüzenleme getirdiği, kaçak elektrik kullanımının önlenmesinin dağıtımşirketlerinin sorumluluğunda olduğu, elektrik enerjisi bedellerinin tahsil etmeoranının her bölgede ve her yerde aynı olmadığı ve kayıp- kaçak bedelinindengeli biçimde elektrik enerjisi bedeli ödeyen tüketiciye yüklenmesininkaçınılmaz olduğu gerekçelerinin kabul edilemeyeceği belirtilerek kuralınAnayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de dava konusu kuralda,tüketicilerden dağıtım, sayaç okuma, iletim, kayıp-kaçak bedeli alınacağınailişkin herhangi bir düzenleme yer almadığından dağıtım, iletim sayaç okuma vekayıp-kaçak bedeli alınmasına yönelik Anayasa’ya aykırılık iddialarının bukural kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
283. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 5., 10., 48. ve167. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
P. Kanun’un 21. Maddesiyle 6446 Sayılı Kanun’un 17. MaddesineEklenen (10) Numaralı Fıkranın İncelenmesi
1. İptal Taleplerinin Gerekçeleri
284. Dava dilekçesinde ve başvuru kararlarında özetle; kurallatüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkilerinin EPDK’nın düzenleyiciişlemleri ile tüketiciden alınacak bedellerin uygunluğunu denetlemeklesınırlandırıldığı, hukuki denetimin şekilsel bir denetim hâline getirildiği,hakem heyetleri ve yargısal denetim yapan mahkemeler önünde hakkını arayantüketicilerin hak arama hürriyetlerinin ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiği, kuralın devletin Anayasa’ya göre alması gereken koruyucu tedbirlereaykırı bir düzenlemenin hayata geçirilmesine yol açtığı, Anayasa’nın üstünlüğüve bağlayıcılığı ilkesi ve kuvvetler ayrılığı ilkesi ile bağdaşmadığıbelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 9., 10., 11., 35., 36., 73., 125.,138. ve 172. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
285. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca ilgisi nedeniylekural Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
286. Dava konusu kuralda EPDK tarafından gelir ve tarifedüzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılanbaşvurularda ve açılan davalarda, tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerinyetkisinin bu bedellerin Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimiile sınırlı olduğu belirtilmiştir.
287. Adil yargılanma hakkını düzenleyen Anayasa’nın 36.maddesinde “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir./Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davayabakmaktan kaçınamaz.” denilmektedir. Maddeyle güvence altına alınanhak arama özgürlüğü, bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temelhak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişinin uğradığı birhaksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığıhaksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüpkanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yoluyargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileriönünde dava hakkı tanınması, adil yargılanmanın ön koşulunu oluşturur.
288. Anayasa’nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü için herhangibir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeniöngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğukabul edilmektedir. Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan kurallara dayanarakbu hakların sınırlandırılması da mümkündür. Ancak bu sınırlamalar Anayasa’nın13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz.
289. Anayasa’nın 13. maddesine göre temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.
290. Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en genişölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleribüyük ölçüde kısıtlayan ve kullanılamaz hâle getiren sınırlamalar hakkın özünedokunur. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değilkoşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları gibigüvenceler demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir. Bunedenle temel hak ve özgürlükler, istisnai olarak ve özüne dokunmamak koşuluylademokratik toplum düzeninin gerekleri için zorunlu olduğu ölçüde ve ancakkanunla sınırlandırılabilirler.
291. Demokratik bir toplumda temel hak ve özgürlüklere getirilensınırlamanın bu sınırlamayla öngörülen amacın gerektirdiğinden fazla olmasıdüşünülemez. Bunun yanında demokratik hukuk devletinde amaç ne olursa olsunkısıtlamaların bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli birözgürlüğün kullanılmasını önemli ölçüde zorlaştıracak ya da ortadan kaldıracakdüzeye vardırılmaması gerekir.
292. EPDK tarafından gelir ve tarife kapsamında düzenlenenbedeller, aktif enerji maliyeti, faturalama, müşteri hizmetleri maliyeti,perakende satış hizmet maliyeti, dağıtım sistemi yatırım harcamaları, sistemişletim maliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme-bağlama hizmetmaliyeti, sayaç okuma maliyeti ve reaktif enerji maliyeti gibi tüm maliyet vehizmetleri karşılayacak bedellerden oluşmakta; bu bedeller Kurumun düzenleyiciişlemlerinden olan Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği, Kurul tebliğleri,kararları doğrultusunda belirlenmekte ve tüketicilerden tahsil edilmektedir.
293. Dava konusu kuralla, EPDK tarafından gelir ve tarifekapsamında düzenlenen ve tüketicilerden tahsil edilen bedellerin iadesi talebiyletüketici hakem heyetlerine başvurulması veya bu bedellerin tazmini talebiylemahkemelerde dava açılması durumunda tüketici hakem heyetleri veya mahkemelerinyetkisi sadece tüketicilerden tahsil edilen bu bedellerin Kurumun düzenleyiciişlemlerine uygun olarak tahsil edilip edilmediğinin denetlenmesiyle sınırlıtutulmak suretiyle hak arama hürriyetine sınırlama getirilmektedir.
294. Kuralın gerekçesinde düzenleyici işlemler yürürlükte ikendüzenleyici işlemleri uygulamakla yükümlü bulunan kamu ve özel hukuk tüzelkişileri aleyhine yargı organları ve tüketici hakem heyetleri ile ilgili kurumve kuruluşlara çok sayıda müracaatlarda bulunulduğu ve elektrik piyasasındafaaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar ile yargı organlarının gereksiz iş yüküaltında kaldığı, bu amaçla kuralla ürün veya hizmet bedeline ilişkin olarakyapılan başvurularda ve açılan davalarda tüketici hakem heyetleri ilemahkemelerin yetkisinin ürün veya hizmet bedellerinin Kurumun düzenleyiciişlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlı tutulduğu belirtilmiştir.
295. Mahkemeye erişim hakkı, hak arama özgürlüğünün bir gereğiolmakla birlikte hak arama özgürlüğünün varlığının kabulü için tek başınayeterli bulunmamaktadır. Kişilere yargı mercileri önünde dava açma hakkıtanıyan bir düzenlemenin aynı zamanda yargı mercilerinin etkili bir yargılamayapmasını engelleyen kurallar içermesi hâlinde bu düzenlemenin hak aramaözgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez.
296. EPDK tarafından gelir ve tarife kapsamında düzenlenen vetüketicilerden tahsil edilen bedellerin iadesi talebiyle yapılan başvurulardave açılan davalarda tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin söz konusubedellerin kurumun düzenleyici işlemlerine uygun olup olmadığının yanı sırauyuşmazlıkla ilgili diğer mevzuat hükümlerini de gözetmeleri adil yargılanmayapılmasının bir gereğidir.
297. Bu itibarla EPDK tarafından gelir ve tarife düzenlemelerikapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılandavalarda tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisinin bu bedellerinsadece Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıolduğunu öngören kural, hak arama özgürlüğüne ölçüsüz bir müdahaledebulunmaktadır.
298. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerineaykırıdır. İptali gerekir.
299. Rıdvan GÜLEÇ ve Recai AKYEL bu görüşe katılmamışlardır.
300. Kural, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı bulunarakiptal edildiğinden kuralın Anayasa’nın 2., 5., 9., 10., 11., 35., 73., 125.,138. ve 172. maddeleri yönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
R. Kanun’un 26. Maddesiyle 6446 Sayılı Kanun’a Eklenen Geçici 19.Maddenin İncelenmesi
1. İtirazın Gerekçesi
301. Başvuru kararında özetle; elektrik enerjisinin üretilipdağıtılması kamu hizmeti sayılmakla birlikte kuralla bedeli mukabilindedağıtılan elektrik enerjisi satış fiyatı üzerine elektrik enerjisini satın alantüketiciye ait olmayan maddi külfetlerin eklendiği, tüketicilerin “hizmetsizbedel olmaz” ilkesi gereği, almadığı bir hizmetin bedelini ödemekzorunda bırakıldığı, tüketiciden dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti,iletim ve tüketicinin sorumluluğunda olmaması gereken kayıp-kaçak bedelinintahsil edilmesi yönünde yasal zemin oluşturulduğu, tüketicinin katlanmamasıgereken ve yürütülen hizmetin doğası gereği hizmetin yürütülmesi sırasında tümtedbirlere rağmen işletmeci konumundaki dağıtım şirketi tarafından işletmeriski kabul edilerek katlanılması gereken kayıp-kaçak bedelinin Kurultarafından onaylanan elektrik satış tarifesi içinde hizmetin maliyetini etkileyenbir bileşen olarak değerlendirildiği, düzenlemenin hukuk devletinin ayrılmaz vevazgeçilmez bir parçası olan hukuki güvenlik ilkesi ile bağdaşmadığıbelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
302. İtiraz konusu kuralla 6719 sayılı Kanun’la öngörülendüzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar Kurul tarafından yürürlüğe konulanmevcut yönetmelik, tebliğ ve kurul kararlarının Kanun’a aykırı olmayanhükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı öngörülmektedir.
303. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukukigüvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylemve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerindebu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönündenherhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılırve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir.
304. Kanun’un 6719 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle değiştirilen 17.maddesinin (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi ile aynı maddenin (6)numaralı fıkrasının (ç) ve (f) bentlerinin Anayasa’ya uygunluk denetimibölümünde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
305. Bunun yanında kanun koyucu tarafından Kanun’un 17. maddesindeyapılan değişiklikler nedeniyle 6446 sayılı Kanun’un alt düzenlemeleri olanElektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği, Dağıtım Sistemi GelirininDüzenlenmesi Hakkında Tebliğ ve Perakende Enerji Satış FiyatlarınınDüzenlenmesi Hakkında Tebliğ ile Kurul kararlarının Kanun’un 17. maddesiyleuyumlu hâle getirilmesi için yeniden düzenlenmesi gerekebilecektir. Budüzenlemelerin yapılmasının da belirli bir süre alacağı kuşkusuzdur. Kuralla budüzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar Kurul tarafından daha önce yürürlüğekonulmuş mevcut yönetmelik, tebliğ ve kurul kararlarının Kanun’a aykırı olmayanhükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı öngörülmek suretiyle tarifelerleilgili hangi hükümlerin uygulanacağına ilişkin olası duraksamalar giderilmekistenmiştir. Bu yönüyle kural, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleriningerçekleşmesine katkı sağlamaktadır. Dolayısıyla kuralda hukuk devleti ilkesineaykırı bir yön bulunmamaktadır.
306. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 5. ve 10.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
S. Kanun’un 26. Maddesiyle 6446 Sayılı Kanun’a Eklenen Geçici 20.Maddenin İncelenmesi
1. İptal Taleplerinin Gerekçeleri
307. Dava dilekçesinde ve başvuru kararlarında özetle; dava konusukuralla Kurul kararlarına uygun olarak tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaçokuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgiliolarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkındadeğiştirilen ve kişilerin aleyhine yasal dayanak oluşturan Kanun’un 17.maddesinin uygulanmasının öngörüldüğü, açılan davaların olay sırasındayürürlükte olan yasal düzenlemeye göre sonuçlandırılması gerekirken yapılandüzenlemeyle sonradan çıkarılan yasal düzenlemenin daha önceden oluşan ve davakonusu yapılan işlemleri de kapsayacak şekilde genişletilerek uygulanmasınınsağlandığı, böylece dağıtım şirketlerinin tüketicilerden haksız olarak tahsilettiği bedellerin tazmin edilmesinin engellendiği, kanunların geriyeyürümezliği, kazanılmış hak, hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerininihlal edildiği, mahkemelerin yargı yetkisini kullanmalarına müdahale edildiği,kuralın hak arama hürriyetini sınırlandırarak hakkın özüne dokunduğu, Anayasaile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin yetkili makamageciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkını ortadankaldırdığı, tüketicilerin korunması ve eşitlik ilkesi ile bağdaşmadığıbelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 9., 10., 11., 13., 36., 40., 73., 138.ve 172. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
308. Dava konusu kuralda Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkukettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçakbedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava vebaşvurular hakkında 6446 sayılı Kanun’un 17. madde hükümlerinin uygulanacağıhüküm altına alınmıştır.
309. Hukuk devletinin korumakla yükümlü olduğu evrensel ilkelerdenbiri hukuk güvenliği ilkesidir. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarınınöngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güvenduyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyiciyöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ortak değerdir. Kural olarak hukukgüvenliği kanunların geriye yürütülmemesini zorunlu kılar. Daha önce tesisedilmiş bulunan işlemlerin doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldıracakşekilde yasama tasarrufunda bulunulması, hukuk güvenliği ilkesine aykırılıkoluşturur. “Kanunların geriye yürümezliği ilkesi” uyarıncakanunlar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirmesi, kazanılmış haklarınkorunması, mali hakların iyileştirilmesi gibi ayrıksı durumlar dışında ilkeolarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzereçıkarılır. Yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmışhukuksal durumlara etkili olmaması, hukukun genel ilkelerindendir. Ancak kanunkoyucunun kişilerin lehine haklar sağlayan kanuni düzenlemeleri geçmişe etkiliolarak yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğuna kuşku yoktur.
310. Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında, kanunların geriyeyürümezliği ilkesi ile ilgili olarak gerçek geriye yürüme ve gerçek olmayangeriye yürüme ayrımı yapılmaktadır. Gerçek geriye yürüme, yeni getirilenkuralın eski kural döneminde tamamlanmış ve hukuki sonuçlarını doğurmuşhukuksal durum, ilişki ve olaylara uygulanmasıdır. Gerçek olmayan geriye yürümeise yeni getirilen kuralın eski kural yürürlükte iken başlamakla beraber henüzsonuçlanmamış hukuksal durum, ilişki ve olaylara uygulanması anlamınagelmektedir.
311. Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukukun genel ilkelerindenbiri olup hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış bir haktan sözedilebilmesi için bu hakkın yeni kanundan önce yürürlükte olan kurallara görebütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir. Kazanılmış hak, kişininbulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğedönüşmüş haktır. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük, beklenen haklar ise bunitelikte değildir. Kanunlarda yapılan değişiklikler kazanılmış haklarıetkilemediği ve hukuk güvenliğini zedelemediği sürece bu değişikliklerin hukukdevleti ilkesine aykırı oldukları ileri sürülemez.
312. 4628 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası uyarıncaEPDK, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılanelektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bufiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkinformülleri uygulamaktan, bunların denetlenmesinden ve piyasada 4628 sayılıKanun’a uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur.
313. Bunun yanında tüketicilere güvenilir, kaliteli,kesintisiz ve düşük maliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini teminengerekli düzenlemeleri yapma görevi 4628 sayılı Kanun’un 5. maddesinin altıncıfıkrasının (c) bendi gereğince EPDK’ya verilmiş; 4628 sayılı Kanun’un 5.maddesinin yedinci fıkrasının (e) ve (f) bentleri gereğince de Kurul toptansatış fiyat tarifesini, iletim tarifesini, dağıtım tarifeleri ile perakendesatış tarifelerini incelemek ve onaylamak, iletim, dağıtım, toptan satış veperakende satış için yapılacak fiyatlandırmaların ana esaslarını tespit etmekve gerektiğinde ilgili lisans hükümleri doğrultusunda revize etmekleyetkilendirilmiştir.
314. Kayıp-kaçak bedeli ile diğer bedeller, 4628 sayılı Kanun’unvermiş olduğu yetki kapsamında EPDK tarafından onaylanan tarifeler içinde birermaliyet kalemi kabul edilerek tüketicilerden tahsil edilmektedir.
315. Kayıp-kaçak bedelinin tüketicilerden tahsil edilipedilemeyeceği noktasında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Danıştay 13.Dairesinin farklı kararlar vermesi üzerine Kanun’un farklı yorumlanmasındankaynaklanan ihtilafları gidermek için kanun koyucu tarafından Kanun’un 17.maddesinde kayıp-kaçak bedeli ile diğer bedellerin ilgili tarifeler kapsamındabirer maliyet kalemi kabul edilerek bu bedellerin tüketicilerden tahsil edilmesineyönelik düzenleme yapıldığı görülmektedir.
316. Elektrik enerjisinin kaliteli, sürekli, kesintisiz birşekilde tüketicilerin kullanımına sunulabilmesi için elektriğin üretimindentüketicilere sunulması aşamasına kadar oluşan maliyetlerin karşılanmasıgerekmektedir. Bu bağlamda kayıp-kaçak bedeli ile diğer bedellerin tarifelerkapsamında birer maliyet kalemi kabul edilerek tüketicilerden tahsiledilmesinde kamu yararı bulunmaktadır.
317. Dolayısıyla kanun koyucu tarafından mevcut kanun hükmününfarklı yorumlanmasından kaynaklanan ihtilafları gidermek amacıyla yapılandüzenlemenin söz konusu ihtilaf nedeniyle açılmış ve düzenlemenin yürürlüğegirdiği tarih itibarıyla henüz sonuçlanmamış dava ve başvurular hakkında dauygulanmasını öngören ve hak arama özgürlüğüne bir sınırlama getirmeyen kuralınAnayasa’ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
318. Diğer taraftan kuralla, Kurul kararlarına uygun şekildetahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim vekayıp-kaçak bedelleri ilgi ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icratakibi, dava ve başvurular hakkında 6446 sayılı Kanun’un 17. madde hükümlerininuygulanacağı öngörülmekte olup taraflar arasında eski kural dönemindetamamlanmış, sona ermiş bir hukuksal durum söz konusu değildir. Dolayısıylataraflar arasında devam eden bir hukuki ilişki bulunduğundan kazanılmış haktanya da kesinleşmiş işlemlerden söz edilemez.
319. Anayasa’nın “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138.maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idareninmahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organların ve idarenin mahkemekararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesinigeciktiremeyeceği kurala bağlanmıştır.
320. Yasama organının mahkeme kararlarını değiştirememesi ilkesi,yasama organının kesinleşmiş olan mahkeme kararlarını kanun yoluyla ortadankaldıramaması anlamına gelir. Mahkeme kararının kanun yoluyla değiştirilememesiilkesi, maddi hukukta herhangi bir değişiklik yapmaksızın sadece somut mahkemekararlarının kanun yoluyla değiştirilmesi ya da uygulanmasının engellenmesihâlleri için söz konusu olacaktır.
321. Her kanunun muhatapları veuygulayıcılar açısından uyulması zorunlu emirler niteliğinde olması hukukkurallarının normatif doğasından kaynaklanır. Bir hukuk devletinde her kamusalyetkinin hukuka uygun kullanılması gerektiği gibi mahkemelerin de önlerinegelen uyuşmazlıklar hakkında karar verirken ilgili kanunlara uyma yükümlülüğüvardır. Bu nedenle kanun koyucu tarafından hukuki ihtilafları gidermek amacıylayapılan düzenlemelerin söz konusu ihtilaf nedeniyle açılmış ve düzenlemeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla henüz sonuçlanmamış dava ve başvurularhakkında da uygulanmasının sağlanmasının yargı bağımsızlığını ihlal edicinitelikte olduğu söylenemez.
322. Kanun koyucu tarafından yargılamanın ne yönde yapılacağı veyabelirli somut bir uyuşmazlığın nasıl karara bağlanacağı hususunda bir düzenlemegetirilmediği gibi kesinleşmiş mahkeme kararlarının değiştirilmesi veya yerinegetirilmesinin engellenmesi de söz konusu değildir.
323. Bu itibarla kuralla Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkukettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçakbedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava vebaşvurular hakkında 6446 sayılı Kanun’un 17. madde hükümlerinin uygulanmasınınöngörülmesi, hukuki güvenlik ilkesini ihlal edecek bir geriye yürüme olaraknitelendirilemeyeceği gibi yargı kararını etkisizleştirmeye yönelik birdüzenleme şeklinde de değerlendirilemez.
324. Öte yandan eşitlik ilkesine aykırılıktan söz edilebilmesiiçin bir yasanın aynı hukuksal durumda olanlar arasında bir ayrım veyaayrıcalık yaratması gerekir. Kuralla dağıtım, sayaç okuma, perakende satışhizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili açılmış olan her türlüilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 6446 sayılı Kanun’un 17. maddehükümlerinin uygulanması öngörüldüğünden aynı hukuki durumda bulunan kişilerinaçmış olduğu icra takibi, dava ve başvuruların tamamında Kanun’un 17. maddesiuygulanacaktır. Bu bağlamda aynı hukuksal durumda bulunan kişiler arasında birayrım veya ayrıcalık yaratılmadığından kuralda eşitlik ilkesine aykırılık dabulunmamaktadır.
325. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 10., 13., 36. ve138. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
326. Engin YILDIRIM, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Celal Mümtaz AKINCIve Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamışlardır.
327. Kuralın Anayasa’nın 5., 9., 11., 40., 73. ve 172.maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
V. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
328. Dava dilekçesinde özetle, Anayasa’nın 128. maddesine rağmenMTA’nın bünyesinde çalışan kamu personelinin özlük haklarının düzenlenmesikonusunda yürütmeye sınırsız yetki verilmesi ve bu yetkinin yanlış kullanımı sonucundatelafisi güç ya da imkânsız durumların ortaya çıkacağı, 2565 sayılı Kanun 27/Amaddesinin yürürlükte kaldığı süre zarfında kıyıların ve zeytinliklerin bumaddenin sağladığı istisna durumu nedeniyle görebileceği tahribatıngiderilmesinin ya da onarılmasının mümkün olmayacağı, 2690 sayılı Kanun’aeklenen ek 1. maddenin iptali söz konusu olsa bile bir takım nükleer santralyapılarının geçen süre zarfında çevre ve insan sağlığı açısındandeğerlendirilmeksizin ruhsata bağlanmasının söz konusu olabileceği, iptalkararı geriye yürümeyeceği için de kamusal açıdan denetlenmemiş olan yapıizinleri kazanılmış hak kapsamında değerlendirilebileceğini, Enerji ve TabiKaynaklar Bakanlığının elektrik üretim, iletim, dağıtım ve tüketim tesislerininmilli menfaatlere ve modern teknolojiye uygun şekilde kurulması ve işletilmesiiçin gerekli yükümlülükleri ile ilgili olarak inceleme, tespit, raporlama,proje onay ve kabul işlemlerinin kamu hizmeti vasfında olduğu, bu iş veişlemleri yapmak üzere ihtisas sahibi kamu kurum ve kuruluşları dışındaherhangi bir tüzel kişiliğin görevlendirilmesinin ve yetkilendirilmesinin kamuyararına aykırı sonuçlar doğurabileceği, kamunun elindeki kömür sahalarınailişkin ruhsatların bölünerek ayrı ruhsata bağlanması sonucunda ortaya çıkabilecektelafisi güç ya da imkânsız rezerv kaybı sonuçları olabileceği ve bu süreçteAnayasa’nın eşitlik ilkesinin açıkça ihlalinin söz konusu olacağı, TETAŞ’ın4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’ndan istisna tutulması durumunun devamettirilmesi, kamu zararına neden olacağı ve elektrik piyasalarında rekabetinsağlanmasını engelleyeceği için Anayasa’ya aykırı olduğu, nükleer santralsahalarına lisans ve gerekli diğer izinler alınmaksızın yapılacak olanyapıların çevresel ve ekonomik anlamda olumsuz sonuçları olabileceği,tüketicilerin ödemek zorunda bırakıldıkları kayıp-kaçak bedellerine ilişkin, bubedellerin haksız yere tahsil edildiği şeklinde oluşmuş olan yargı kararlarıile yüksek yargı içtihatlarına rağmen yürürlüğe konan kanun hükümlerinin hukukdevleti ile bağdaşmadığı, Anayasa’ya açıkça aykırı olduğu, EÜAŞ ile bağlıortaklarına ait varlıkların veya bu bağlı ortaklıkların hisselerinin bedelihesaplanmaksızın ve alınmaksızın devredilmesinin, Anayasa’ya açıkça aykırıolduğu, bu uygulamanın geri döndürülerek telafi edilmesinin imkânsız olduğu,6446 sayılı Kanun’un 27. maddesinin (7) numaralı fıkrasının ikinci cümlesiyleBakanlar Kuruluna verilen yetkinin Anayasa’nın ilgili hükümlerine açıkça aykırıolduğu Anayasa’ya aykırı bir yetkinin kullanılmasının telafisi güç ya daimkânsız sonuçlar doğurabileceği, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişbir kuralın, iptal gerekçeleri giderilmeksizin yeniden kanunlaştırılmasınınAnayasa’ya açıkça aykırı olduğu, Anayasal düzenin hukuka aykırı kural vedüzenlemelerden en kısa sürede arındırılması, hukuk devleti sayılmanın enönemli gerekleri arasında sayıldığı, Anayasa’ya aykırılıkların sürdürülmesinin,özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de zedeleyeceği, bu ilkeninzedelenmesinin hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve zararlarayol açacağı belirtilerek kuralların yürürlüklerinin durdurulması talepedilmiştir.
4.6.2016 tarihli ve 6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile BazıKanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 21. maddesiyle 14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı ElektrikPiyasası Kanunu’nun 17. maddesine eklenen (10) numaralı fıkraya yönelikyürürlüğün durdurulması talebinin, koşulları oluşmadığından REDDİNE,
B. 1. 1. maddesiyle değiştirilen 14.6.1935 tarihli ve 2804 sayılıMaden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Kanunu’nun ek 1. maddesinin ikincifıkrasına,
2. 3. maddesiyle 9.7.1982 tarihli ve 2690 sayılı Türkiye AtomEnerjisi Kurumu Kanunu’na eklenen “Yapı Denetimi” başlıklı ek1. maddeye,
3. 4. maddesiyle 19.2.1985 tarihli ve 3154 sayılı Enerji ve TabiiKaynaklar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2. maddesininbirinci fıkrasına eklenen (j) bendinin “... 14/3/2013 tarihli ve 6446sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında dağıtım lisansı sahibi tüzelkişileri veya özel hukuk tüzel kişilerini...” ve “...veya butüzel kişilerden hizmet satın almak ve bu tüzel kişilerin nitelikleri,yetkilendirilmesi, hak ve yükümlülükleri ile bu tüzel kişilere uygulanacak yaptırımları...” bölümlerine,
4. 6. maddesiyle 4.6.1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu’naeklenen ek 12. maddeye,
5. 11. maddesiyle değiştirilen 4.1.2002 tarihli ve 4734 sayılıKamu İhale Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (o) bendinin “...TETAŞtarafından tedarik amaçlı yapılacak elektrik enerjisi alımları...” bölümüne,
6. 17. maddesiyle 14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı ElektrikPiyasası Kanunu’nun 6. maddesine eklenen (10) numaralı fıkraya,
7. 21. maddesiyle değiştirilen 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin(6) numaralı fıkrasının (ç) bendinin;
a. İkinci cümlesinde yer alan “...teknik ve teknik olmayankayıp maliyeti...” ibaresine,
b. Üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerine,
8. 22. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un 18. maddesine eklenen (5)numaralı fıkranın;
a. İkinci cümlesine,
b. Beşinci cümlesinde yer alan “...varlıkların veyahisselerin devrine yönelik olarak, bedel alınmaksızın... “ bölümüne,
9. 24. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un 27. maddesine eklenen (7)numaralı fıkranın ikinci cümlesine,
10. 25. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un yeniden düzenlenen geçici8. maddesine,
11. 26. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’a eklenen geçici 20. maddeye,
yönelik iptal talepleri, 28.12.2017 tarihli, E.2016/150,K.2017/179 sayılı kararla reddedildiğinden, bu madde, fıkra, cümle, bölüm veibareye ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,
C. 2. maddesiyle 18.12.1981 tarihli ve 2565 sayılı Askeri YasakBölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’na eklenen 27/A maddesi hakkında,28.12.2017 tarihli ve E.2016/150, K.2017/179 sayılı kararla karar verilmesineyer olmadığına karar verildiğinden, bu maddeye ilişkin yürürlüğün durdurulmasıtalebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
28.12.2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI. HÜKÜM
4.6.2016 tarihli ve 6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile BazıKanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;[EA25]
A. 1. maddesiyle değiştirilen, 14.6.1935 tarihli ve 2804 sayılıMaden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Kanunu’nun ek 1. maddesinin ikincifıkrasının;
1. “…yurt dışında çalıştırılacak personelin niteliği,görev süresi, bunlara ödenecek ücretler ile…” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, EnginYILDIRIM, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Celal MümtazAKINCI, M. Emin KUZ ile Hasan Tahsin GÖKCAN’ın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
2. Kalan bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B. 2. maddesiyle 18.12.1981 tarihli ve 2565 sayılı AskeriYasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’na eklenen 27/A maddesi, 31.10.2016tarihli ve 678 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler YapılmasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesiyle değiştirildiğinden, konusukalmayan bu maddeye ilişkin iptal talebi hakkında KARAR VERİLMESİNEYER OLMADIĞINA, Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
C. 3. maddesiyle 9.7.1982 tarihli ve 2690 sayılı TürkiyeAtom Enerjisi Kurumu Kanunu’na eklenen “Yapı Denetimi” başlıklıek 1. maddenin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
D. 4. maddesiyle 19.2.1985 tarihli ve 3154 sayılı Enerji veTabii Kaynaklar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2.maddesinin birinci fıkrasına eklenen (j) bendinin “... 14/3/2013tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında dağıtım lisansısahibi tüzel kişileri veya özel hukuk tüzel kişilerini...” ve “...veyabu tüzel kişilerden hizmet satın almak ve bu tüzel kişilerin nitelikleri,yetkilendirilmesi, hak ve yükümlülükleri ile bu tüzel kişilere uygulanacakyaptırımları...” bölümlerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına veiptal taleplerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
E. 6. maddesiyle 4.6.1985 tarihli ve 3213 sayılı MadenKanunu’na eklenen ek 12. maddenin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
F. 11. maddesiyle değiştirilen, 4.1.2002 tarihli ve 4734sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (o) bendinin “...TETAŞtarafından tedarik amaçlı yapılacak elektrik enerjisi alımları...” bölümünün Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
G. 17. maddesiyle 14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı ElektrikPiyasası Kanunu’nun 6. maddesine eklenen (10) numaralı fıkranın Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
H. 21. maddesiyle değiştirilen 6446 sayılı Kanun’un 17.maddesinin;
1. (1) numaralı fıkrasına, (3) numaralı fıkrasının birincicümlesine, (4) numaralı fıkrasına ve (6) numaralı fıkrasının (a) ve (d)bentlerine yönelik olarak Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan başvurunun(E.2016/137), bu kuralların bakılmakta olan davada uygulanma olanağıbulunmadığından, Mahkemenin yetkisizliği nedeniyleREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2. (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesine yönelik olarak Bolu2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan başvurunun (E.2017/9), bu cümleninbakılmakta olan davada uygulanma olanağı bulunmadığından, Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
3. (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
4. (6) numaralı fıkrasının;
a. (ç) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Celal MümtazAKINCI’nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. (f) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
5. Eklenen (10) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE, Rıdvan GÜLEÇ ile RecaiAKYEL’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
I. 22. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un 18. maddesine eklenen (5)numaralı fıkranın;
1. İkinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2. Beşinci cümlesinde yer alan “...varlıkların veyahisselerin devrine yönelik olarak, bedel alınmaksızın...” bölümününAnayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
İ. 24. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un 27. maddesine eklenen(7) numaralı fıkranın ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
J. 25. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’un yeniden düzenlenengeçici 8. maddesininAnayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
K. 26. maddesiyle 6446 sayılı Kanun’a eklenen;
1. Geçici 19. maddenin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2. Geçici 20. maddenin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE, Engin YILDIRIM, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, CelalMümtaz AKINCI ile Hasan Tahsin GÖKCAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
28.12.2017 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 6719 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 2804 sayılıMaden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Kanunu’nun ek 1. maddesinin ikincifıkrasında yer alan “…yurt dışında çalıştırılacak personelin niteliği, görevsüresi, bunlara ödenecek ücret ile…” ibaresinin Anayasa’ya aykırıolmadığına karar verilmiştir.
2. İptali istenen kural, Maden Tetkik ve Arama (MTA) GenelMüdürlüğünün yurt dışı faaliyetleriyle ilgili yurt dışında çalıştırılacakpersonelin niteliği, görev süresi ve bunlara ödenecek ücretlere ilişkin usul veesasların Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenmesiniöngörmektedir. Çoğunluk kararında da ifade edildiği üzere, kural MTA GenelMüdürlüğünün kendi bünyesinde çalışmakta olan memurları da yurt dışıfaaliyetleriyle ilgili olarak görevlendirmesine imkân vermektedir (§ 64).
3. Anayasa’da kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda genelifadelerle yürütme organına düzenleme yapma yetkisi verilmesi, Anayasa’nın 7.maddesinde güvenceye alınan yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesiylebağdaşmaz. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, vergi vebenzeri yükümlülüklerin konması, memurların atanmaları ve özlük hakları gibiAnayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda kanunun temelesasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması gerekmektedir (bkz. AYM,E.2017/51, K.2017/163, 29.11.2017, § 13).
4. Öte yandan kanunla düzenleme, bir konudan kanunda sadecekavramsal veya kurumsal olarak bahsedilmesi değildir. Hiç kuşkusuz konuyailişkin her türlü ayrıntının kanunda yer alması gerekmemektedir. Kanunladüzenlenmesi öngörülen bir konunun temel esasları, ilkeleri ve kapsamı kanundabelirlendikten sonra, ancak uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususlaryürütmeye bırakılabilir.
5. Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca “Memurlarınve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri,hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunladüzenlenir”. Buna göre memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerive özlük haklarına ilişkin düzenlemelerin temel esaslarının ve kapsamınınkanunla düzenlenmesi anayasal bir zorunluluktur.
6. Mahkememiz çoğunluğu kuralla yeni bir statü oluşturulmadığı,statüleri zaten belli olan personelden yurt dışında çalıştırılacak olanlarınniteliğinin, görev süresinin ve bunlara ödenecek ücretlerin değişen ülkeşartlarına göre değişiklik arzedecek olan uzmanlık ve idare tekniğine ilişkinhususlar olması nedeniyle yönetmeliğe bırakıldığını, bunun da Anayasa’ya aykırıolmadığını belirtmiştir (§§ 65, 67, 68). Bu görüşün mantıkisonucu, yurt dışında görevlendirilecek kamu görevlilerinin niteliği, görevsüresi ve alacakları ücret gibi hususların kanunla düzenlenmesinin anayasalzorunluluk olmadığıdır.
7. Hâlbuki yurt dışında görevlendirilecek memurların ve diğer kamugörevlilerinin niteliklerinin ve her türlü özlük haklarının kanunladüzenlenmesi Anayasa’nın 128. maddesinin bir gereğidir. Nitekim 657 sayılıDevlet Memurları Kanunu ile kariyer mensuplarının özlük haklarını düzenleyençok sayıda özel kanun yurt dışında görev alacak devlet memurlarıyla ilgilidüzenlemelere ayrıntılı bir şekilde yer vermektedir.
8. Buna karşılık iptali istenen kural, yurt dışındagörevlendirilecek kamu görevlilerinin niteliği, görev süresi ve ücretlerikonusunda ne 657 sayılı Kanuna ne de başka bir kanuna atıf yapmaktadır. Kanunladüzenlenmesi öngörülen bir hususu tamamen yürütmeye bırakan kuralın Anayasa’nın128. maddesiyle bağdaştırılması mümkün değildir.
9. Nitekim Anayasa Mahkemesi, 6253 sayılı Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu’nun 29. maddesinin (10) numaralıfıkrasının uluslararası kuruluşlarda görevlendirilecek personelin “niteliği,mali, sosyal ve diğer özlük hakları ile görevlendirme usul ve esasları”nınTBMM Başkanlığınca belirleneceğini düzenleyen ikinci cümlesinde yer alan“… mali, sosyal ve diğer özlük hakları ile...“ ibaresini iptaletmiştir. Mahkeme iptal kararını şu şekilde gerekçelendirmiştir: “Kuralda,uluslararası kuruluşlarda görevlendirilenlerin mali, sosyal ve diğer özlükhaklarının TBMM Başkanlığınca belirleneceği düzenlenmiş ancak söz konusuhususlarla ilgili olarak herhangi bir belirleme yapılmamış, bir çerçeve deçizilmemiştir. Ayrıca, yurtdışı görevlendirme konusunda genel hükümler ihtivaeden 657 sayılı Kanun’a herhangi bir atıf da yapılmamıştır. Uluslararasıkuruluşlarda görevlendirilecek olanların kanunla düzenlenmesi gereken mali,sosyal ve diğer özlük haklarının belirlenmesi yetkisi TBMM Başkanlığınabırakıldığından, kuralda yer alan, ‘mali, sosyal ve diğer özlük hakları’ibaresi kanunla düzenlenme ilkesine aykırıdır” (AYM, E.2012/18, K.2013/80,18.6.2013).
10. Somut davada bu sonuçtan ayrılmayı gerektiren farklı bir durumbulunmadığından, çoğunluk kararına katılmamız mümkün olmamıştır.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Üye
M.Emin KUZ
KARŞIOY
Dava konusu kuralla, MTA Genel Müdürlüğünün 2804 sayılı Yasa’nın2. maddesinde belirtilen görevleri kapsamına giren iş ve hizmet konularındayapacağı faaliyetlerle ilgili olarak, yurt dışında çalışma bürolarında MTAbünyesinde çalışan kamu görevlilerinin niteliği, görev süresi ve bunlaraödenecek ücretlere ilişkin hususların yönetmelikle düzenleneceğiöngörülmektedir.
Anayasa’nın 128. maddesinde ise kamu hizmetlerinin memur ve diğerkamu görevlileri eliyle görüleceği bu kişilerin nitelikleri, atanmaları, görevve yetkileri, hak ve yükümlülüklerinin, aylık ödenek ve özlük işlerinin kanunladüzenleneceği ifade edilmektedir.
Kural ile, MTA bünyesinde çalışan personelden yurt dışındaçalışmaya gönderileceklerin, halen tabii oldukları Anayasal güvenceli, hukukibelirlilik içerisindeki yasal konumlarının ve bu statünün getirdiği nitelemehak ve görev sürelerinin akıbetinin, yasal zorunluluk yerine, yürütmeninyönetmelikle belirleme şeklindeki tasarrufuna indirgendiği görülmektedir.
Anayasa’nın 7. maddesinde yetkinin yasama organına ait olduğu vedevredilemeyeceği söylenirken bu yetkinin de ancak Anayasa’nın 8. maddesinegöre Anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılabileceği ifade edilir.
Anayasa’da kanunla düzenlenmesi gereken bir alanda yürütmeorganına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmesi olanaklıdeğildir. Çünkü bu yetki açıkça sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir.Bu nedenlerle Anayasal ayrık durumlar hariç yürütmeye genel nitelikli kuralkoyma yetkisi verilemez.
Bu anlamda yürütmeye düzenleme yetkisi veren kuralın, Anayasa’nın7. maddesine uygunluğu ve yürütmeye yetki devri şeklinde algılanmaması içinkuralda, temel esasların veya temel hükümlerin mutlakayer alması, sınırları belirsiz geniş bir alanın yönetimce düzenlenmesinebırakılmaması, düzenlemenin belirlilik ilkesini içermesi, kişi ve idareyönünden duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
Temel kurallar saptandıktan sonra uzmanlık ve idare tekniğineilişkin hususların yürütmeye bırakılmasının yasama yetkisinin devri olaraknitelenmediği kabul edilse de, kararımızın 67. paragrafındaki gibi dava konusukuralın da bu kapsamda olduğunun kabulüne yönelmiş gerekçeye katılmak mümkündeğildir.
Kuralda ifadesini bulan, MTA’nın çalıştıracağı personelinNİTELİKLERİNİN, örneğin (... konularında uzman … alanlarındaçalışma yapmış …akademik çalışması bulunan ...mesleki tecrübesi olan …vb.lerarasında yazılı/sözlü sınav yöntemiyle gibi) ÇALIŞMA SÜRELERİNİN (… süreyle,performans ve yeterlilik kriterine bağlı olarak idarenin takdiriyle gibi) veÖDENECEK ÜCRETLERİN (uygulanacak kanun hükmüne atıf ya da bulunduğu ülkekoşullarına göre niteliklerine bağlı bir alt üst sınır çizilerek)belirlenmesinin tespiti ve yasa kapsamına yazılmasının zor olduğu ve bu nedenlebelirlenecek bu unsurların, UZMANLIK ve İDARE TEKNİĞİNE ilişkin konular arasınagirdiği söylenemez.
Görevlendirilecek kişilerde aranan bu unsurlar, Anayasa’nın 128.maddesinde sayılan kamu hizmetlilerinin nitelikleri ve çalışma koşullarınınbelirlenmesi alanlarıdır ve Anayasal güvence kanuni belirlilik ve yasa ile düzenlemezorunluluğu içermektedir.
Anılan nedenler ile kamu hizmetinin gerektirdiği kamu görevlisiile ilgili nitelik belirlemenin Anayasal zorunluluğuna rağmen görev süresinitayin etme ve ödenecek ücretleri tespite yönelik alanların, bundan böyle idaretekniği konusu kapsamına girdiği sonucuna meşru zemin sağlayan karar sonucunuoluşturan çoğunluk görüşüne, kuralın yasama yetkisinin devri niteliğinde olmasınedeniyle Anayasa’ya aykırı bulmuş ve çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
Üye
Serruh KALELİ
KARŞIOY YAZISI
I- Kanun’un 1. Maddesiyle Değiştirilen, 2804 Sayılı Maden Tetkikve Arama Genel Müdürlüğü Kanunu’nun Ek 1. Maddesi:
1. Maddenin ikinci fıkrasında, MTA Genel Müdürlüğünün yurt dışıfaaliyetleriyle ilgili yurt dışında çalıştırılacak personelin görev süreleri,bunlara ödenecek ücretler ve harcamalara ilişkin usul ve esasların BakanlarKurulunca yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüştür. Budüzenleme, her ne kadar tamamen yurt dışında faaliyet gösterecek yabancıuyruklu personel veya Türk vatandaşı olup da kamu görevlisi statüsünde olmayankişiler yönünden Anayasa’ya her hangi bir aykırılık içermemekte ise de;anlam ve kapsam itibariyle MTA’nın kamu görevlisi statüsündekipersonelinin yurt dışında çalıştırılması halini de içermektedir.
2. Anayasa’nın 128. maddesine göre atanmaları, görev veyetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerikanunla düzenlenmesi gereken memur ve diğer kamu görevlisi statüsündeki MTApersonelinin yurt dışı görev süreleri ve ücretlerinin de kanunla belirlenmesigerektiği açıktır. Bu personelin yurt dışında, yurt içindekinden farklıesaslara tabi olması mümkündür. Ancak bu düzenlemelerin kanunla yapılması veyagenel ilke esasların kanunda belirtilip, ayrıntıların yönetmeliğe bırakılmasıgerekirken bütün bu konuların yönetmelikle düzenleneceği yolunda belirsiz biryasa kuralı çıkartıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, Anayasanın öngördüğüanlamda bir kanuni düzenleme yapılmış sayılamayacağından, maddenin ikincifıkrası, Anayasa’nın 128. maddesine aykırıdır. Bu nedenle kuralın iptaligerektiği düşüncesindeyim.
II- Kanun’un 2. Maddesiyle 2565 Sayılı Askeri Yasak Bölgeler veGüvenlik Bölgeleri Kanununa Eklenen 27/A Maddesi:
3. Kanun’un 2. maddesiyle Askeri Yasak Bölgeler ve GüvenlikBölgeleri Kanunu’na eklenen 27/A maddesi şöyledir:
“Askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgelerinde veya ülkegüvenliği ile doğrudan ilgili Türk Silahlı Kuvvetlerine tahsisli ve fiilenkullanımında olan araziler, harekat ve savunma amaçlı yerlerdeki tesisler(konut ve sosyal tesisler hariç) ile özel güvenlik bölgesi ilan edilenyerlerdeki tesisler, rafineri, petrokimya tesisleri ve eklentileri ile nükleersantral projeleri kapsamında yapılması öngörülen tesis ve faaliyetler hakkında4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun kıyılar, sahil şeritleri,doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan arazilere ilişkin yapı ve yapılaşmayadair sınırlayıcı hükümleri ile 3 üncü maddesi hükümleri ve nükleer santralprojeleri kapsamında yapılması öngörülen tesis ve faaliyetler hakkında 26/1/1939tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin AşılattırılmasıHakkında Kanunun sınırlayıcı hükümleri uygulanmaz.”
4. Maddenin iptali istemiyle, süresi içinde ve yöntemine uygunolarak iptal davası açılmıştır.
5. 27/A maddesine, 31.10.2016 tarihli ve 678 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin(OHAL KHK) 5. maddesiyle bir ibare eklenmiştir. OHAL KHK’nin 5. maddesişöyledir:
“18/12/1981 tarihli ve 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler veGüvenlik Bölgeleri Kanununun 27/A maddesinin birinci fıkrasına “Türk SilahlıKuvvetlerine” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya Sahil GüvenlikKomutanlığına” ibaresi eklenmiştir.”
6. Anayasa Mahkemesi, iptal davası sonuçlanmadan önce yeni birdeğişiklik yapıldığı gerekçesiyle, konusu kalmayan maddeye ilişkin iptal talebihakkında “karar verilmesine yer olmadığına” (KVYO) karar vermiştir.
7. Anayasa mahkemesince iptal davası henüz karara bağlanmadığı birsafhada iptal istemine konu olan kanun hükümlerinde her hangi bir değişiklikgerçekleştiğinde KVYO kararı verilmektedir. Böyle bir durumda, değişikliğinanlam ve kapsamına bakılmamakta ve esası incelenmemektedir. Zira yenidenyapılmış olan kanuni düzenleme, yeni bir iptal davasının konusu olabilecek vekuralın önceki iptal talebinin konusu olan cümle, ibare veya bölümleri yenidenincelenebilecektir.
8. OHAL KHK ile yapılan değişiklikte ise böyle bir durum sözkonu değildir.
Anayasa’nın 148. maddesinin birinci fıkrasına göre “…olağanüstü hallerde … çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esasbakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz”.Bu husus, Anayasa Mahkemesinin 2.11.2016 tarihli, Esas: 2016/171; Karar:2016/164 sayılı kararıyla da teyid edilmiştir.
Öte yandan, Anayasa’nın 151. maddesine göre “AnayasaMahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açma hakkı, iptali istenen kanun,kanun hükmümde kararname veya içtüzüğün Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarakaltmış gün sonra düşer”.
Buna göre, 27/A maddesine OHAL KHK ile eklenen ibarelere karşıResmî Gazete’de yayımlandıkları tarihten itibaren altmış gün içinde iptaldavası açılamadığı gibi, hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” kararverilen, maddenin önceki hali için de, bir yetki kanununa dayanarak çıkarılmışolağan kanun hükmünde kararnamelerde veya kanunla yapılan düzenlemelerde olduğugibi, tekrar iptal davası açılamayacaktır.
9. OHAL KHK’larının aynen veya değiştirilerek kabul edilmesineilişkin kanunun (kanunlaştırma kanunu) Resmî Gazete’de yayımlanması ile bukararnamelere karşı iptal davası açılabileceğinde tereddüt bulunmamaktadır.Ancak, OHAL KHK’ya karşı açılabilecek bir iptal davasının konusu, OHAL KHK ilemevzuata giren madde, fıkra, bent, ibare veya kelimelerdir. Başka bir deyişle,bahse konu OHAL düzenlemelerine karşı iptal davası açıldığında dahi, bu madde,fıkra, bent, ibare veya kelimelerin eklendiği veya içerisine derç edildiğiönceki mevzuat hükümlerinin kendiliğinden esas inceleme konusuyapılabileceğine, Anayasaya uygunluk veya aykırılığının saptanabileceğine veyaverilmiş bir KVYO kararının resen kaldırılabileceğine ilişkin Anayasal veyakanuni bir dayanak bulunmamaktadır.
10. Anayasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, Anayasa’nın151. maddesindeki sürenin, OHAL KHK’nın olağan kanun hükmü haline gelmesiylebirlikte, daha önce KVYO kararı verilmiş iptal talepleri yönünden, yeniden vegeriye dönük olarak eski hale getirilebileceğini söylemek güçtür. OHAL KHK’nınAnayasaya uygunluk denetimi ise ancak kendi kanunlaştırma kanunu kapsamındayapılabileceğinden, maddenin incelemesi de ancak OHAL KHK ile eklenen “SahilGüvenlik Komutanlığı” ibaresiyle sınırlı bir inceleme olabilecektir.İptal davasına konu 27/A maddesinin tümünün esas denetimi, ancak AnayasaMahkemesinin çok geniş bir yorumla, KVYO kararı verilmiş olan maddenin tümüneilişkin esas inceleme talebinin eski hale getirme yoluyla yeniden canlandırılabileceğişeklinde bugüne kadar mevcut olmayan bir içtihat tesis etmesi suretiyle mümkünolabilecektir ki, böyle bir içtihadın tesis edilebileceğinin bir güvencesiolmadığı açıktır.
Bu durumda, 27/A maddesinin esas denetimi ancak itiraz yoluyla,mahkemelerce Anayasa Mahkemesi önüne getirilebilecek, ancak bu halde deinceleme mahkemenin uygulayacağı kuralla sınırlı olacağından, maddenin çokçeşitli düzenlemeler içeren ve Anayasa’nın çeşitli maddelerine aykırılığı önesürülen hükümlerinin çoğu anayasallık denetimi dışında kalacaktır.
11. Sonuç olarak, iptal davası açanların Anayasa’nın 148., 150. ve151. maddelerindeki koşullar dışında mutlak bir hakkı olan, iptal davasıyoluyla bir kanun hükmünün Anayasa’ya uygunluğunu denetlettirme hakkı, içtihatyoluyla benimsenmiş KVYO uygulaması nedeniyle kullandırılmamış, en azındanzedelenmiş olmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, durumun özelliği gereği, OHAL KHK ileeklenen ibareler hariç tutularak 27/A maddesinin Anayasa’ya uygunlukdenetiminin yapılmasına devam edilmesi ve esas inceleme sonucuna göre iptalisteminin karara bağlanması gerektiği, KVYO kararı verilmesinin Anayasa’nın148. ve 150. maddelerine aykırı olduğu düşüncesiyle, çoğunluk görüşünekatılmamaktayım.
III- Kanun’un 21. Maddesiyle Değiştirilen 6446 Sayılı Kanunun 17.Maddesinin Altıncı Fıkrasının (ç) Bendi:
12. Dağıtım tarifelerini düzenleyen bentte;
- Dağıtım tarifelerinin dağıtım şirketleri tarafındanhazırlanacağı, elektrik enerjisinin dağıtım sistemi üzerinden naklindenyararlanan tüm gerçek ve tüzel kişilere eşit taraflar arasında ayrım gözetmedenuygulanacak hizmetlere ilişkin fiyatları, hükümleri ve şartları içereceği,
- Dağıtım tarifelerinin sistem yatırım harcamaları, sistem işletimmaliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme-bağlama hizmetmaliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti gibi dağıtımfaaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacakbedellerden oluşacağı,
- Dağıtım şirketlerinin tarifelerine esas alınacak teknik veteknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranların bu kayıpları düşürmeyi teşvikedecek şekilde Kurul tarafından belirleneceği,
- Kurulca belirlenen hedef oranlarını geçmemek kaydıyla teknik veteknik olmayan kayıplara ilişkin maliyetlerin dağıtım tarifelerinde yer alacağıve tüketicilere yansıtılacağı,
- Teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlarınıntespiti ve değiştirilmesi ile oluşacak maliyetin tarifelerde yer alması vetüketicilere yansıtılmasına ilişkin usul ve esasların Kurul tarafındandüzenleneceği
Belirtilmektedir.
13. Buna göre, Kurul’ca (EPDK) belirlenecek teknik ve teknikolmayan kayıplara ilişkin hedef oranlarını geçmemek kaydıyla, kayıplara ilişkinmaliyetler dağıtım tarifelerinde yer alacak ve tüketicilere yansıtılacaktır.Dolayısıyla kayıplar, tahmini bir miktar olan hedef oranlarının altındakalırsa, hedef orana kadar olan maliyetler tüketiciye yansıtılacak, hedef oranile gerçek teknik ve teknik olmayan kayıp arasındaki fark, enerji dağıtımşirketinin karını teşkil edecektir.
Bunun anlamı, gerçek kayıplar hedef oranların altında tahakkukettiğinde, dağıtım şirketinin, gerçek olmayan, tahmini ve hayali (fiktif) birkayba tekabül eden meblağı tüketiciden alarak, kendi mal varlığına katmasıdır.Hizmet karşılığı olmayan bu bedellerin tüketiciye iadesi veya daha sonrakienerji faturalarına mahsubu şeklinde bir düzenlemeye de Kanunda yerverilmemiştir.
14. Hedef oranları belirleyecek olan Kurulda tüketiciler temsiledilmediği gibi, Kurulun görevleri arasında tüketici menfaatlerinin gözetilmesişeklinde bir ilke de yer almamaktadır. Başka bir deyişle Kurulun, tüketicilehinde kullanabileceği bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.
15. Öte yandan, teknik olmayan kayıplar, daha açık bir ifadeyleenerji hırsızlığı sonucu oluşan kayıplar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163.maddesinde yer alan “karşılıksız yararlanma” suçunun konusu olup, daha öncekikanunda cezası daha ağır iken, Devletin bu olguyla baş edememesi ve diğernedenlere bağlı olarak, 2.7.2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunla, bu suçuncezası azaltılmış ve bir yıldan üç yıla kadar hapis olarak belirlenmiştir. Buhusus yasa koyucunun takdir yetkisi içerisinde olmakla birlikte, suçu önlemekonusunda Devletin asli görevinin devam ettiğinde tereddüt bulunmamaktadır. Bunedenle, sosyal hukuk devletinde, kaçak enerji kullanımından (hırsızlığından)doğan kayıpların tamamen tüketiciye fatura edilmesi yerine bu riskin, devlet,enerji şirketleri ve tüketiciler arasında hakkaniyetli bir şekildepaylaştırılması gerekir. Anayasa’nın 172. maddesiyle Devlete verilen,tüketicinin korunması görevi de bunu gerektirir.
16. Bu nedenlerle Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan sosyal hukukdevletinin gerekleri ile Anayasa’nın 172. maddesindeki tüketicinin korunmasıilkesine uymayan (ç) bendinin, teknik ve teknik olmayan kayıplar ve hedeforanlar yönünden iptali gerekir.
IV- Kanun’un 26. Maddesiyle 6446 Sayılı Kanun’a Eklenen GeçiciMadde 20:
16. Geçici Maddede, Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkukettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçakbedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava vebaşvurular hakkında 17. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir.
Buna göre, açılmış olan davalar, icra takipleri ve yapılmışbaşvurular, Anayasaya aykırı olan (ç) bendi esaslarına göresonuçlandırılacaktır.
Bahse konu bendin Anayasa’ya aykırılığı konusuna yukarıdabelirtilen gerekçelerle, Geçici Madde 20’nin de Anayasanın sosyal hukuk devletive tüketicin korunması konusundaki esaslarına aykırı olacağı düşünülmektedir.
17. Öte yandan, hukuk kurallarının geriye yürütülmemesi, yaniuyuşmazlıkların ortaya çıktığı tarihte yürürlükte olan kanunlara göreçözümlenmesi hukukta temel ilke olup, aksi yönde sonuçlar öngören GeçiciMadde’nin, Anayasa’nın 2. maddesi kapsamındaki hukuk güvenliği ilkesi yönündende iptali gerekmektedir. Şöyle ki:
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin gereği olanhukuk güvenliğinin, “belirlilik” ve “öngörülebilirlik” şeklinde alt ilkeleribulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, çeşitli kararlarında kanun hükümleriningeriye yürütülmesi konusunu incelemiş ve hak arama yollarına başvurmuş olankişilerin, bu yolla elde etmek istedikleri alacaklarını almalarının yasamatasarruflarıyla etkisizleştirilmesinin hukuki güvenlik ilkesine ters düştüğünekarar vererek, bu yönde sonuç doğuran kanun maddelerini iptal etmiştir.
18. Bu konuda Anayasa Mahkemesinin başlıca:
28.4.2011 tarihli ve Esas: 2009/39; Karar: 2011/68 sayılı,4.6.2014 tarihli ve Esas: 2014/85; Karar: 2014/103 sayılı, 18.10.2012 tarihlive Esas: 2010/82; Karar: 2012/159 sayılı, 17.6.2015 tarihli ve Esas: 2014/194;Karar: 2015/55 sayılı
kararlarına bakılması uygun olacaktır.
Dava konusu maddeyle ilgili olarak da, yerleşik içtihattandönülmesi için Anayasal ve hukuki bir neden bulunmadığını düşünmekteyim.
19. Kanun koyucunun bu yolla enerji faturalarına ilişkin yargımercilerindeki ihtilaf sayısını azaltmak istemiş olabileceği öne sürülebilirise de; maddenin, bu amaca hizmet etmeyeceği açıktır. Zira, 6446 sayılıKanun’un 17. maddesinin (ç) bendindeki gayrı adil düzenlemeler mevcut olduğumüddetçe, gerçek kayıp-kaçak miktarlarının, hedeflerin altında tahakkuk etmesihalinde enerji şirketi lehine doğan ve hizmet karşılığı olmayan kazanç ve hedeforanların belirlenmesinde Kurulun yapacağı idari işlemler, hukuka uygunlukyönünden her zaman yargı mercileri önüne getirilebilecektir. Bu nedenle, maddenin,kanunların geriye yürümezliği ilkesinden ve Anayasa Mahkemesinin yerleşikiçtihatlarından ayrılmayı gerektirecek üstün bir kamu yararına hizmet ettiğinisöylemek güçtür.
Açıklanan nedenlerle çoğunluk kararına katılmamaktayım.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY GEREKÇESİ
6719 sayılı Kanunun bazı hükümlerinin iptal istemine ilişkindavada, diğer konularda Mahkememiz çoğunluğunun oy ve gerekçesine iştiraketmekle birlikte, iki kural hakkında kullandığımız farklı oya ilişkingerekçeleri aşağıda açıklamaktayız.
1- 6719 Sayılı Kanunun 1. Maddesiyle Değiştirilen 2804Sayılı Kanunun Ek 1. Maddesinin İkinci Fıkrası Yönünden
Ek 1. maddenin ilk fıkrasında Kurumun yurt dışındakifaaliyetlerini yürütmek amacıyla şirket veya ortaklık kurabileceği veya bürolaraçabileceği belirtilmektedir. İkinci fıkrada ise MTA’nın faaliyetleriyle ilgiliolarak “yurt dışında çalıştırılacak personelin niteliği, görev süresi, bunlaraödenecek ücretler ile harcamalara ilişkin usul ve esasların Bakanlar Kuruluncayürürlüğe konulan yönetmelikle düzenleneceği” hükmü yer almaktadır.
Kuralın ilk fıkrasında belirtilen, yurt dışında kurulan şirketveya ortaklıkların personeli olarak çalıştırılacaklar yönünden Anayasanın 128.maddesinin söz konusu olmayacağı anlaşılmaktadır. Buna karşın Kurumun kadrolugörevlisi iken geçici olarak yurt dışında şirket veya kurum şubesindegörevlendirilen personelin, Anayasada belirtilen ‘kamu görevlileri’ kapsamındabulunduğu şüphesizdir. Anayasanın 128. maddesinin ikinci fıkrasında; memur vekamu görevlilerinin atama, görev ve yetkileri, hak ve yükümlülükleri, aylık veödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği” belirtilmektedir.Anayasa tarafından özel olarak belirtilen kanunla düzenleme ilkesi açıkça, görevve yetkilendirmeyi, tüm hak ve yükümlülükler ile ödenekleri kapsadığıanlaşılmaktadır. Ne var ki incelenen kuralla bu hususları kapsayan yetkilerleilgili düzenleme yapma yetkisinin Bakanlar Kuruluna veriliyor olması,Anayasanın 128/2 ve 7. maddelerine aykırıdır. Bu nedenle çoğunluktan farklı oykullanmış bulunmaktayız.
2- 6719 Sayılı Kanunun 26. Maddesiyle 6446 Sayılı Kanuna EklenenGeçici 20. Maddesi Yönünden
Kanunun geçici 20. maddesinde yer alan; “Kurul kararlarına uygunşekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti,iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlüilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır”denilmektedir. Dolayısıyla bu kural, hizmet satış ve kayıp-kaçak bedellerineilişkin olarak 6719 sayılı Kanunda belirlenmiş olan kuralların, devam edendavalar hakkında da geçerli olmasını öngörmektedir. Gerekçeleri aşağıdaaçıklanacak olduğu üzere kural bu şekliyle hukuk devleti ilkesine ve hak aramaözgürlüğüne aykırılık oluşturmaktadır.
İlk olarak belirtelim ki Anayasanın 2. maddesinde yer alan hukukdevletinin alt unsuru ve bağımsız bir ilkesi olan HUKUK GÜVENLİĞİ İLKESİ gereğikanunlar bakımından ‘derhal yürürlük’ ve ‘geçmişe yürümeme’ esaslarıgeçerlidir.
Derhal yürürlük ilkesi, kanunun yürürlüğe girdiğitarihten itibaren uygulanabilir olmasını ifade eder. Ancak bu ilkenin maddihukuk ve usul hukuku bakımından sonuçları farklıdır. Usul hukuku yönündenderhal yürürlük ilkesi, sürmekte olan bir dava veya soruşturma sürecindetamamlanmış usul işlemlerini etkilememek şartıyla geçerlidir. Maddi hukukyönünden ise derhal yürürlük ilkesi gereği yeni kanun yalnızca yeni vakalarhakkında geçerlidir. Sözgelimi 5 Nisan tarihinde yürürlüğe giren yeni kanunhükmü ile haksız fiil failinin sorumluluğu artırılmış ise, bu hüküm, 5 Nisan vesonraki tarihlerde meydana gelen kasıtlı veya taksirli fiillerde uygulanabiliriken, 4 Nisan ve önceki tarihlerde gerçekleşmiş fiiller hakkında (bunlarbakımından henüz dava açılmamış olsa dahi) uygulanamaz. Başka bir ifadeyleönceki tarihli olaylar hakkında önceki kanun hükmü uygulanır.
Hukuk güvenliği ilkesi, kanun koyucununiradesini de sınırlayan etkisiyle kanunların genel, eşit, soyut, açık veerişilebilir olmasını ve geçmişe yürümemesini gerektirmektedir(bkz. Onur Sır, Hukuk Devleti Açısından Kanunların Anayasaya UygunluğununDenetimi, Ankara 2011, s. 149). Kanunların geriye yürümemesi ilkesi,hukukun genel ilkeleri niteliğinde evrensel bir ilkedir (Ender E. Atay, HukukBaşlangıcı, 4.B. Ankara 2017, s. 220). Bu ilke uyarınca kanunlar yürürlüğegirdikleri tarihten sonraki olaylara uygulanır ki hukuki istikrar ve güventesis edilebilsin. Bu ilke sayesinde kişiler hukuk düzenini öngörebilir vegeleceğe dönük tasarrufta bulunup, hayatlarını ona göre tanzim edebilir.İlkenin yokluğu veya uygulanmaz hale getirilmesi hukuki istikrarı ortadankaldırır, keyfiliğe zemin hazırlar ve hayatı çekilmez hale getirir. Ancak builke mutlak olmayıp, bazı istisnaları bulunmaktadır.
Doktrinde yeni kanunun geriye yürümemesi kuralının istisnalarıolarak; kazanılmış hakların korunması, kamu düzeni gerekliliği ve genel ahlakınkorunması nedenleri gösterilmektedir. Belirtilen istisnai nedenlerden birivarsa yeni kural geçmişe yürütülebilecektir (bkz. Turhan Esener, HukukBaşlangıcı, 8.B. İstanbul 2008, s. 247; Yasemin Işıktaş/Sevtap Metin, HukukMetodolojisi, İstanbul 2016,s . 178; Erdoğan Göğer, Hukuk Başlangıcı Dersleri,3.B. Ankara 1974, s. 66; Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 4.B. Ankara 1983, s.175). İstisnai haller arasında gösterilen ‘kamu düzeni’ nedeni de “yürürlüktekihukuk düzeninin temel ilkelerine aykırı olan ve halkın hukuk duygusunukatlanılamaz ölçüde sarsan hükümler” biçimde açıklanmaktadır (Akipek,Jale/Akıntürk, Turgut, Türk Medeni Hukuku, Birinci Cilt, Başlangıç HükümleriKişiler Hukuku, 6.B. İstanbul 2007, s. 99). Ayrıca, Mahkememizin kararlarındada belirtildiği üzere ‘haklı beklenti’ de kanun koyucu tarafındangözetilmelidir.
Diğer taraftan kimi kararlarda aksi görülmekle birlikte ‘kamuyararı’ da tek başına geçmişe yürütmenin haklı nedenini oluşturamaz. Ziraaksinin kabulü durumunda sınırı belirsiz kamu yararı kavramının bulunduğuhiçbir yerde bireyin hakkının korunmasından ve hukuki güvenlikten sözedilemeyecektir. Bu nedenle doktrinde geçmişe yürürlüğü gerektiren istisnai nedenlersınırlı biçimde sayılmaktadır.
Şu halde istisnai nedenler bulunmamasına karşın kanun hükmününgeçmişe yürür biçimde vaz edilmesi, hukuki güvenlik ilkesine ve hukuk devletineaykırıdır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de çeşitli kararlarında hukuk devletibakımından kanunların yürürlüğe girdikten sonraki olaylara uygulanmasının kuralolduğunu, ancak kazanılmış hakların korunması, kamu düzeni veya mali haklardaiyileştirme gibi istisnai hallerde geçmişe yürürlüğün kabul edilebileceğini belirtmiştir.
Örneğin geçmişe yürür şekilde haksız çıkan tarafa yargılamagideri, harç ve vekalet ücreti yükletilemeyeceğine ilişkin 5998 sayılı Kanunungeçici 1. maddesi, hukuk devleti ve kanunların geçmişe yürütülememesi ilkesiuyarınca iptal edilmiştir; AYM 18.10.2012, 2010/82 – 2012/159. Diğer birkararda şirket ortaklarının sorumluluğunu genişleten hükümlerin tahsiledilmeyen alacaklara da uygulanmasını öngören 5766 sayılı Kanunun geçici 1.maddesi iptal edilmiştir; AYM 28.4.2011, 2009/39 – 2011/168. Yine, 5393 sayılıBelediye Kanununa 6552 s. Kn. 123. madde ile eklenen ve 15. madde hükümlerinindevam eden icra takipleri hakkında da uygulanması gerektiğini ve hacizlerin dekaldırılacağını içeren geçici 8. maddesi de Mahkeme tarafından iptaledilmiştir; AYM 17.6.2015, 2014/194 – 2015/55; 5393. Anayasa Mahkemesininkanunların geçmişe yürümemesi ilkesini esas aldığı başka kararlar dabulunmaktadır (bkz.4.6.2014, 2014-85/03; 9.5.2013, 2011/42 E. – 2013/60 K. ve14.11.2013, 2013/24 E. – 2013/33 K.; 18.5.2011, 2008/80 E. – 2011/81 K.).Kanunların geçmişe yürütülememesi ilkesine Yargıtay İçtihadı BirleştirmeKararında da vurgu yapılmıştır (YİBK 22.5.1946, 1943/26 E. – 1946/9.K.)
Görüldüğü üzere hukuki güvenlik ilkesi ve hukuki istikrar içinkanunların geçmişe yürümemesi esastır. Geçmişte kazanılan hakkın korunması içingerekiyorsa istisnaen kuralın geçmişe yürütülmesi kanun koyucunun ödevidir.Böyle bir durum yoksa esasen, yeni kanun geçmişe yürütülemediğinde, öncekikanuna göre kazanılmış hak zaten muhafaza edilmektedir. Başka deyişle geçmişkanun hükmüne göre kazanılmış bir hakkın yokluğu geçmişe yürür kanunçıkarılmasını meşru kılmamakta, aksine hukuki güvenlik ilkesi ihlaledilmektedir.
İkinci olarak, kural hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkıile de bağdaşmamaktadır. Bir davanın taraflarının mahkemeden beklentileri,meydana geldiği tarihte geçerli olan kurallar uyarınca uyuşmazlığınçözümlenmesidir. Davalar ancak mevcut kurallar öngörülerek açılabilir. Hukukisorumluluk doğuran kuralın dava sürecinde değiştirilmesi, mahkemenin etkili biryargılama yapma ve karar verme yetkisini elinden aldığı gibi, tarafların mevcuthukuk düzeni karşısında elde etmeyi bekledikleri hakları da yok etmektedir. Devameden yargılama süreçlerini etkileyen kural değişiklikleri de ancak yukarıdabelirtilen geçmişe yürüme yasağının istisnalarının varlığı durumunda söz konusuolabilir. Dolayısıyla kuralın, Anayasanın 36. maddesine de aykırı olduğudüşüncesindeyiz.
Sonuç olarak Anayasanın 2. maddesinde mündemiç bulunan hukukigüvenlik ilkesine aykırı biçimde düzenlenmesi ve Anayasanın 36. maddesinde yeralan hak arama özgürlüğü ile adil yargılanma hakkını ihlal etmesi nedenleriyle,geçici 20. maddenin iptali gerektiği görüşünde olduğumuzdan, çoğunluğun oy vegerekçelerine katılamamaktayız.
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 6719 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle 6446 sayılı ElektrikPiyasası Kanunu’nun 17. maddesine eklenen (10) numaralı fıkranın Anayasa’nın13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
2. Dava konusu kural, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafındangelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarakyapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ilemahkemelerin yetkisinin, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerineuygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğunu öngörmektedir.
3. Elektrik enerjisinin üretilmesinden tüketilmesi aşamasına kadarçeşitli maliyet kalemleri oluşmaktadır. Elektrik enerjisinin kaliteli, sürekli,kesintisiz bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulabilmesi için elektriğinüretiminden tüketicilere sunulması aşamasına kadar oluşan bu maliyetlerinkarşılanması gerekmektedir.
4. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun birer maliyet kalemi olarakgelir ve tarife kapsamında öngördüğü bedeller, aktif enerji maliyeti,faturalama, müşteri hizmetleri maliyeti, perakende satış hizmet maliyeti,dağıtım sitemi yatırım harcamaları, sistem işletim maliyeti, teknik ve teknikolmayan kayıp maliyeti, kesme–bağlama hizmet maliyeti, sayaç okuma maliyeti vereaktif enerji maliyeti gibi bedeller olup bu bedeller Kurumun düzenleyiciişlemlerinden olan Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği, Kurul tebliğleri,kararları doğrultusunda belirlenmekte ve tüketicilere uygulanmaktadır.
5. Kanun’un gerekçesinde düzenleyici işlemler yürürlükte iken,düzenleyici işlemleri uygulamakla yükümlü bulunan kamu ve özel hukuk tüzelkişileri aleyhine yargı organları ve tüketici hakem heyetleri ile ilgili kurumve kuruluşlara çok sayıda müracaatlarda bulunulduğu ve elektrik piyasasındafaaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar ile yargı organları gereksiz iş yüküaltında kaldığı, bu amaçla kuralla ürün veya hizmet bedeline ilişkin olarakyapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ilemahkemelerin yetkisinin ürün veya hizmet bedellerinin, Kurumun düzenleyiciişlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlı tutulduğu ifade edilmiştir.
6. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, Anayasa’nın2. maddesinde yer alan hukuk devletinin gereklerinden olan hukuki güvenlikilkesi, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindeDevlete güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerde bu güvenduygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.
7. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes,meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkınasahiptir…” denilerek söz konusu haklar güvence altına alınmıştır.Anayasa’nın 125. maddesinin birinci fıkrasında ise “İdarenin her türlüeylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır…” denilmektedir.
8. Dava konusu kuralda “Kurum tarafından gelir ve tarifedüzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılanbaşvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerinyetkisinin, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunundenetimi ile sınırlıdır.” denilmiştir. Dava konusu kurallabaşvurucular bakımından değil Mahkemenin yargı yetkisine ilişkin bir düzenlemegetirilmektedir. Dolayısıyla tüketicilerin mahkemeye erişim hakkınınkısıtlanması söz konusu değildir.
9. Anayasa’ya uygun yorum, bir kanunun ilgili hükmünü iptaletmeden Anayasa’ya uygun bir anlam verilerek uygulamada kalmasınınsağlanmasıdır. Anayasa’ya uygun yorum ilkesi Anayasa’nın 11. maddesindedüzenlenen “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” ilkesinedayanmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 31.3.1987 tarihli ve E.1986/24, K.1987/8sayılı kararında “…bir yasa hükmünün değişik yorumlara açık bulunmasıhalinde Anayasa’yla bağdaşan ihtimale öncelik tanıma Anayasa’ya uygunlukdenetiminde yerleşik bir yorum yöntemidir.” denilmiştir.
10. Dava konusu kural Anayasa’nın 125. maddesi bağlamında yargıyetkisine bir sınırlama getirmemekte, bir somutlaştırma yapmaktadır. İptaliistenen kural daha ziyade Anayasa’nın 125. maddesinin dördüncü fıkrasında yeralan “Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunundenetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklindekullanılamaz…”hükmünün, dava konusu kural özelinde somutlaştırılması olarakyorumlanmalıdır.
11. Dava konusu kuralla yargılama faaliyetine ilişkin birsınırlama getirilmemekte, “…tüketici hakem heyetleri ile Mahkemelerinyetkisinin bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimiile sınırlıdır.” denilmek suretiyle yerindelik denetimi yerine “hukukauygunluk denetimi” yapılması vurgulanmaktadır. Mevzuata uygunlukdenetimi, hukuk devleti ilkesine aykırı değildir. Kuralla kanun koyucununkuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereği olarak Mahkemelerin yerindelik denetimiyapmalarının önüne geçilmesini hedeflediği anlaşılmaktadır.
12. Bu sebeplerle dava konusu kuralın Anayasa’ya aykırıolmadığını ve iptal ve itiraz başvurularının reddine karar verilmesigerektiğini düşündüğümüzden, iptal yönündeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL