ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2016/165
Karar Sayısı : 2017/76
Karar Tarihi : 15.3.2017
R.G.Tarih-Sayısı : 13.4.2017-30037
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 2. Asliye CezaMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 9.6.2004 tarihli ve 5187sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…ilgiliyayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda…” ibaresinin, Anayasa’nın 2.,10., 13., 26., 28., 32., 38. ve 90. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Sanıklar hakkında, düzeltme ve cevapyazısının 5187 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasında belirtilenşartlara uyulmaksızın yayımlanması suçundan açılan kamu davasında, itirazkonusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un, itiraz konusu kuralın da yer aldığı 14. maddesi şöyledir:
“Düzeltme ve cevap
Madde 14- Süreli yayınlardakişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırıyayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibareniki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukukenkorunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdürhiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığıtarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığıtarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yeraldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamakzorundadır.
Düzeltme ve cevapta, buna neden olan eser belirtilir. Düzeltme vecevap, ilgili yazıdan uzun olamaz. Düzeltme ve cevaba neden olan eserin yirmisatırdan az yazı veya resim veya karikatür olması hallerinde düzeltme ve cevapotuz satırı geçemez.
Süreli yayının birden fazla yerde basılması halinde, düzeltme vecevap yazısı, düzeltme ve cevap hakkının kullanılmasına sebebiyet veren eserinyayımlandığı bütün baskılarda yayımlanır.
Düzeltme ve cevabın birinci fıkrada belirlenen süreler içindeyayımlanmaması halinde yayım için tanınan sürenin bitiminden itibaren, birincifıkra hükümlerine aykırı şekilde yayımlanması halinde ise yayım tarihindenitibaren onbeş gün içinde cevap ve düzeltme talep eden kişi, bulunduğu yer sulhceza hâkiminden yayımın yapılmasına veya bu Kanun hükümlerine uygun olarakyapılmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu istemi üç güniçerisinde, duruşma yapmaksızın, karara bağlar.
Sulh ceza hâkiminin kararına karşı acele itiraz yolunagidilebilir. Yetkili makam üç gün içinde itirazı inceleyerek karar verir.Yetkili makamın kararı kesindir.
Düzeltme ve cevabın yayımlanmasına hâkim tarafından kararverilmesi halinde, birinci fıkradaki süreler, sulh ceza hâkiminin kararınaitiraz edilmemişse kararın kesinleştiği tarihten, itiraz edilmişse yetkilimakamın kararının tebliği tarihinden itibaren başlar.
Düzeltme ve cevap hakkına sahip olan kişinin ölmesi halinde buhak, mirasçılardan biri tarafından kullanılabilir. Bu durumda, birincifıkradaki iki aylık düzeltme ve cevap hakkı süresine bir ay ilave edilir.”
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI,Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, RıdvanGÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 12.10.2016 tarihinde yapılanilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan veilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
A- İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle, cevap ve düzeltme metninin ilgiliyayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda yayımlanması zorunluluğunun, bu yayınınyapıldığı sayfaya reklam alınması, gazete sayfalarının azaltılması ya da siyasiiçerikli yazıların yer aldığı sayfa numaralarının ekonomi veya yaşamsal olaylarbölümüne özgülenmesi gibi editöryal olarak düzenlenmesinden kaynaklanansebeplerin varlığı halinde uygulamada sorunlara yol açtığı, cevap ve düzeltmemetninin ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunda yayımlanmamasınınsanıkların iradeleri dışında gerçekleşen nedenlere bağlı olduğu, ayrıcasanıklar yönünden koşullar oluştuğunda kasıtlı olarak suç işlediklerişeklindeki kabulle sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin decezalandırıldığı, bu nedenlerle kuralın, Anayasa'nın 2., 10., 13., 26.,28., 32., 38. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 17.maddesi yönünden de incelenmiştir.
5. İtiraz konusu kuralın da yer aldığı 5187 sayılı Kanun'un 14.maddesinde, süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veyakişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar görenkişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuruiçermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayandüzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdürün hiçbir düzeltme ve eklemeyapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üçgün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç gündensonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynıpuntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır.İtiraz konusu kural “…ilgili yayının yer aldığı sayfa vesütunlarda…” ibaresidir.
6. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
7. Anayasa’nın 17. maddesinde, “Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”hükmüne yer verilmiştir. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığınıkoruma hakkı, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmezhaklarındandır. Bireyin kişisel şeref ve itibarı da Anayasa’nın 17. maddesinde yeralan “manevi varlık” kapsamında yer almaktadır.
8. Anayasa’nın 28. maddesinin birinci fıkrasında, “Basınhürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırmaşartına bağlanamaz.” denilmek suretiyle basın hürriyeti temel hak veözgürlükler arasında sayılmış ve güvence altına alınmıştır. Maddenin dördüncüfıkrasında ise “Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27nci maddeleri hükümleri uygulanır.”hükmüne yer verilmek suretiyle bu hakkınmutlak olmadığı ve Anayasa’nın 26. ve 27. madde hükümlerine göresınırlandırılabileceği kabul edilmiştir.
9. Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes,düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veyatoplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamlarınmüdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini dekapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılanyayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.” hükmüne yerverilerek ifade özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Maddenin ikinci fıkrasındaise bu özgürlüğün sınırlandırılması sebepleri belirtilip bu hakkın mutlakolmadığı ve maddede belirtilen nedenlerle sınırlandırılabileceği kabuledilmiştir. Buna göre ifade özgürlüğünün, milli güvenlik, kamu düzeni, kamugüvenliği, başkalarının şöhret veya haklarının korunması amacıyla ve maddede belirtilendiğer nedenlerle sınırlandırılması mümkündür.
10. Anayasa'nın 32. maddesinde, “Düzeltme ve cevaphakkı, ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyleilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir.Düzeltme ve cevap yayımlanmazsa, yayımlanmasının gerekip gerekmediğine hâkimtarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisindekarar verilir.” hükmü yer almaktadır. Maddenin gerekçesinde, “Kitlehaberleşmesi faaliyetini yürüten organların, bu faaliyetlerinde serbest kalmasıesastır. Bu serbestiyi kısıtlayan unsurlardan biri de süreli yayınlarda,‘zorunlu yayım’ denilen yayımlardır. Bunlar yayın organına dış çevredengönderilen ve organca yayımı mecburî olan mütalaa yahut mülahazalardır. Böylecesüreli yayının sınırlı hacmi doldurulmakta ve serbest yayına yer kalmamaktadır.İkinci olarak süreli haberleşme organının hizmet gereklerinden biri dekamuoyuna doğru haber ve bilgi sunmaktır. Nihayet süreli haberleşme organları faaliyetlerinde,kişilerin haysiyet ve şereflerine saygılı olmakla yükümlüdürler. Maddeninbirinci fıkrasıyla bu üç gerek yerine getirilmekte; diğer bir deyimle düzeltmeve cevap hakkı sınırlanmakta, kişilerin haysiyet ve şerefleri de korunarakgerçeğe aykırı yayımlar düzeltilmekte veya cevaplanmaktadır. Kişilere tanınanbu hakkın kullanılış şartlarını kanun düzenleyecektir.” denilmektedir.
11. Anayasa’nın 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.
12. Temel hak ve özgürlükler özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasa’da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla sınırlanabilir.Dokunulamayacak “öz”, her temel hak ve özgürlük açısından farklılıkgöstermekle birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığınınkabulü için temel hakların kullanılmasını ciddî surette güçleştirip, amacınaulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımamasıgerekir.
13. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılansınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların, demokratik toplum düzeniningerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başkadeyişle, öze dokunan sınırlamalar, “demokratik toplum düzeninin gerekleri”ve “ölçülülük” ilkelerine evleviyetle aykırı olacağından, temel hakve özgürlüklerin özüne dokunan sınırlamalar yönünden “demokratik toplumdüzeninin gerekleri” ve “ölçülülük” ilkeleri bakımından ayrıcainceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
14. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönündengözetilmesi öngörülen “demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı,öncelikle ilgili hak yönünden getirilen sınırlamaların zorunlu ya da istisnaitedbir niteliğinde olmalarını gerektirmektedir. “Demokratik toplum düzeniningerekleri”nden olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı birtoplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve ölçülü olmasını ifadeetmektedir.
15. Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”,temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda dikkatealınması gereken bir diğer ilkedir. Demokratik toplum düzeninin gerekleri veölçülülük ilkeleri, iki ayrı kriter olarak düzenlenmiş olmakla birlikte bu ikikriter arasında sıkı bir ilişki vardır. Temel hak ve özgürlüklere yönelikherhangi bir sınırlamanın başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek enson önlem olarak temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü birsınırlama niteliğinde olup olmadığının incelenmesi gerekir.
16. Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ve aralarında sıkı birilişki bulunan, “temel hak ve hürriyetlerin özü”, “demokratik toplumdüzeninin gerekleri” ve “ölçülülük ilkesi” kavramları, bir bütününparçaları olup, “demokratik bir hukuk devleti”nin özgürlükler rejimindegözetilmesi gereken temel ölçütlerini oluşturmaktadır.
17. Demokratik toplum kişilerin temel hak veözgürlüklerinin en geniş şekilde güvence altına alındığı bir düzenigerektirir. Demokrasilerde devlete düşen görev, temel hak ve özgürlüklerikorumak ve geliştirmek, bunların etkili şekilde kullanılmasını sağlayacak tedbirlerialmaktır. Bu kapsamda devlet, özellikle temel hak ve özgürlükleri ortadankaldıracak veya bunlara ölçüsüz müdahale teşkil edecek tutumlardan kaçınmalı vebaşkalarından gelebilecek tehditlere karşı bireyleri korumalıdır. Temelhak ve özgürlükler arasında düşünce özgürlüğü ve özellikle düşünceyi açıklamaözgürlüğü önemli bir yer alır. Düşünce özgürlüğünün en olağan yollarından biride basındır. Belirli bir olay, konu ve durum hakkındaki düşünce ve kanaatgenellikle basılmış eserlerle, yani gazete, dergi, kitap, broşür, bildiri veyael ilanı yolu ile açıklanır. Kişilerin düşüncelerini açıklamaları ve çeşitlikonularda bilgi edinmeleri, düşünce ve görüşlerin yazılı ve görsel basınaracılığıyla başka kişilere, topluma ulaştırılabilmesine bağlıdır.
18. Demokratik toplumlarda basının en önemli görevi, kamu yararınıilgilendiren olay ve konularda haber ve bilgi vermek, açıklamalar yapmak,eleştiri ve değer yargıları sunmak suretiyle toplumu aydınlatmak, kamuoyuoluşturmak, böylece toplumun düşünce ve kanaatlere ulaşmasını sağlamak vekamu gücünü elinde tutanların üzerinde de toplumun denetimine aracı olmaktır.
19. Bununla birlikte tüm hak ve özgürlükler gibi basın özgürlüğüde mutlak ve sınırsız değildir. Bu sınırlamalar arasında özel hukukaçısından önemli olan, kişilik hakkı yönünden getirilen sınırlamalardır. Basınözgürlüğü gibi kişilik hakkı da, bir temel hak olarak Anayasa’da birçok hükümlegüvence altına alınmıştır. Esasen Anayasa’da güvence altına alınan temel hak veözgürlüklerin birçoğu, kişilik hakkının kapsamına giren değerleri koruyandüzenlemeler içermektedir. Nitekim Anayasa’nın 26. maddesinde düşünceyiaçıklama ve yayma özgürlüğünün kişilerin şöhret veya haklarının korunmasıamacıyla sınırlanabileceği düzenlenmektedir. Mutlak ve sınırsız bir hak olmayanbasın özgürlüğünün düzenlendiği Anayasa’nın 28. maddesinde de açık bir şekildebasın özgürlüğünün sınırlanmasında Anayasa’nın 26. maddesi hükmünün uygulanacağıifade edilmiştir.
20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünüdüzenleyen 10. maddesinde de herkesin görüşlerini açıklama ve anlatımözgürlüğüne sahip olduğu, bu hakkın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünüde içerdiği ifade edildikten sonra bu özgürlüklerin demokratik bir toplumda,zorunlu tedbirler niteliğinde olarak “başkalarının şöhret ve haklarınınkorunması için” yasayla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlamalara veyaptırımlara bağlanabileceği ifade edilmiştir.
21. İtiraz konusu kuralın yer aldığı maddede, süreli yayınlardakişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırıyayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibareniki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukukenkorunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını, sorumlumüdürün hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyıaldığı tarihten itibaren üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığıtarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada aynı puntolarla ve aynı şekildeyayımlamak zorunda olduğu ifade edilmiştir. İtiraz konusu kuralla ise sözkonusu düzeltme ve cevap yazısının, ilgili yayının yer aldığı sayfa vesütunlarda yayımlanmak zorunda olduğu belirtilmiştir.
22. Cevap ve düzeltme hakkı, kişilerin şeref ve itibarına hukukaaykırı olarak müdahale edilmesi halinde başvurulan ve bu müdahaleleringecikmeksizin ortadan kaldırılması suretiyle kişilerin şeref ve itibarınıkorumayı amaçlayan bir yoldur. Bu hakkın amacı, basın özgürlüğü ile kişilikhakkı arasında gerekli hassas dengenin kurulmasını sağlamaktır. Bu hak kişilerehaksız zarar veren, onlar hakkında gerçek dışı bilgiler yayan, şeref veitibarlarını ihlal eden basın kuruluşlarının sahip olduğu yayımı kullanmaimkânını, söz konusu yayımdan zarar gören kişilere vererek bu konulardakicevabını yayımlamaya basın faaliyetinde bulunanları zorunlu tutmaktadır. Ancakbu hak, basın özgürlüğünün ve basın mensuplarının haber verme ve eleştirihaklarının özüne dokunmayacak ve aynı zamanda hak sahibinin çıkarlarınıkoruyacak şekilde kullanılmalıdır.
23. İtiraz konusu kuralın, düzeltme ve cevap hakkının yayımlanmaşeklini belirlemek suretiyle basın özgürlüğüne müdahaledebulunduğu açıktır. Ancak basın özgürlüğüne yapılan müdahaledeile bu özgürlük tamamen ortadan kaldırılmadığı veya kullanılamaz halegetirilmediği için hakkın özüne dokunan bir müdahalede bulunulduğu söylenemez.Dolayısıyla kuralla ilgili olarak değerlendirilmesi gereken husus, bumüdahalenin meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı, söz konusu kısıtlamanındemokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olupolmadığıdır.
24. Basının önemli bir güç olarak ortaya çıktığı günümüzde, bu güçkarşısında kişilerin toplum içinde saygınlık ve kişiliklerinin korunmasıihtiyacının giderek arttığı açıktır. Basın özgürlüğünün kabulüyanında, cevap ve düzeltme hakkının belli şartlar dâhilinde bireyin ifadeözgürlüğünü de koruma fonksiyonunun bulunduğu göz önünde bulundurulmalıdır.Zira cevap ve düzeltme hakkı, aynı zamanda bireyin ifade özgürlüğünün birparçası olup, bu hakkın kullanılmasını sağlamak, devletin ifade özgürlüğükapsamında pozitif yükümlülükleri kapsamındadır. Aksi takdirde, basınınözgürlüğü karşısında bireyin ifade özgürlüğünün korumasız kalma tehlikesiortaya çıkmaktadır.
25. İtiraz konusu kuralla, süreli yayınlarda şeref ve haysiyetiihlal edici veya gerçeğe aykırı yayım yapılan ve bundan zarargören kişilerin düzeltme ve cevap yazılarının ilgili yayının yer aldığısayfa ve sütunlarda yayımlanması öngörülmektedir. Kuralın yer aldığı maddeningerekçesinde, kişilerin şeref ve haysiyetinin korunması ve toplumun doğrubilgilendirilmesinin sağlanması yönünden çok büyük önem taşıyan düzeltme vecevap hakkına işlerlik ve etkinlik kazandırmak amacıyla yeniden düzenlendiğiifade edilmektedir.
26. İtiraz konusu kuralın, şeref ve haysiyeti ihlal edici veyagerçeğe aykırı yayım yapılan ve bundan zarar gören kişilerin cevap ve düzeltmeyazısının, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda yayımlanması suretiylekişilerin şeref ve haysiyetinin korunmasını, toplumun doğru bilgilendirilmesinive kişilik hakkına aynı şekilde korunma imkânı sağlamayı amaçladığıanlaşılmaktadır. Düzeltme ve cevap hakkı, kişilere basın karşısında en hızlışekilde ve aynı silahlarla korunma imkânı sağlamayı öngörmektedir.
27. Kişilerin düzeltme ve cevap hakkının, ilgili yayının yeraldığı sayfa ve sütunlarda yayımlanması suretiyle kullanılmasının bu sayfa vesütunları takip eden kamuoyuna ulaşmak bakımından en etkili yol olduğukuşkusuzdur. Zira bir süreli yayının tüm sayfa ve sütunlarının okuyucuaçısından aynı önem ve okunma oranına sahip olduğu söylenemez. Kanun koyucununkuralla, süreli yayınlarda kişilik haklarına hukuka aykırı şekilde müdahaleedilen kişilerin cevap ve düzeltme yazılarının aynı sayfa ve sütunlarda yayımlanmaksuretiyle bu yazıların en az kişilik haklarına müdahale eden yayınlar kadarokunmasını sağlayarak cevap ve düzeltme hakkına işlerlik kazandırmayı ve buhakkı etkili kılmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda kural, basınözgürlüğü ile kişilik hakkı arasında, kişilik hakkı aleyhine bozulan dengeninyeniden kurulmasını sağlamaya yönelik bir düzenleme olup, kuralın basınözgürlüğüne orantısız bir müdahale teşkil ettiği söylenemez. Dolayısıyla kuraldemokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı değildir.Bu nedenle, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
28. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 13., 17., 26., 28.ve 32. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
29. Kuralın Anayasa'nın 10., 38. ve 90. maddeleri ile ilgisigörülmemiştir.
IV- HÜKÜM
9.6.2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesininbirinci fıkrasında yer alan “…ilgili yayının yer aldığı sayfa vesütunlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına veitirazın REDDİNE, 15.3.2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ