ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2016/179
Karar Sayısı : 2017/176
Karar Tarihi : 28.12.2017
R.G. Tarih-Sayı : 8.2.2018 –30326
İPTAL DAVASINI AÇAN: TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Levent GÖK, Özgür ÖZEL ile birlikte129 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 10.8.2016tarihli ve 6740 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi KanunundaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 1. maddesiyle 28.3.2001 tarihli ve 4632 sayılı BireyselEmeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’na eklenen ek 2. maddenin;
1. Birinci fıkrasının;
a. Birinci cümlesinin,
b. İkinci cümlesinde yer alan “…Müsteşarlıkça uygungörülen…” ibaresinin,
c. Üçüncü cümlesinin,
2. Beşinci fıkrasının dokuzuncu cümlesinin,
B. 2. maddesiyle 4632 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2.maddenin,
Anayasa’nın 2., 7., 10., 13., 20., 35., 48., 60. ve 90.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinindurdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
İptali talep edilen kuralların yer aldığı 6740 sayılı Kanun’un;
1. 1. maddesiyle 4632 sayılı Kanun’a eklenen ek 2. maddeninbirinci ve beşinci fıkraları şöyledir:
“Türk vatandaşı veya 29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı TürkVatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesi kapsamında olup kırk beş yaşınıdoldurmamış olanlardan 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar veGenel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve(c) bentlerine göre çalışmaya başlayanlar, işverenin bu Kanun hükümlerine göredüzenlediği bir emeklilik sözleşmesiyle emeklilik planına dâhil edilir. İşveren,çalışanını ancak otomatik katılım için emeklilik planı düzenlemekonusunda Müsteşarlıkça uygun görülen şirketlerden birininsunacağı emeklilik planına dâhil edebilir. Bakanlar Kurulu, bu maddeuyarınca emeklilik planına dâhil edilecek işyerleri ile çalışanları ve bukapsamdaki uygulama esaslarını belirlemeye yetkilidir.”
“Çalışan adına bireysel emeklilik hesabına ödenen katkı paylarıüzerinden ek 1 inci maddedeki usul ve esaslara göre bu madde uyarınca ayrıcaDevlet katkısı sağlanır. Çalışanın bu madde kapsamında cayma hakkınıkullanmaması hâlinde, sisteme girişte bir defaya mahsus olmak üzere, ek 1 incimaddedeki Devlet katkısı hak etme ve ödeme koşuluna tabi olmak kaydıyla, binTürk lirası tutarında ilave Devlet katkısı sağlanır. Bakanlar Kurulu, bu tutarıyarısına kadar artırmaya veya yarısına kadar azaltmaya yetkilidir. Emeklilikhakkının kullanılması hâlinde, hesabında bulunan birikimi en az on yıllık,yıllık gelir sigortası sözleşmesi kapsamında almayı tercih eden çalışana,birikiminin yüzde beşi karşılığı ek Devlet katkısı ödemesi yapılır. Bu maddehükmüne göre çalışan katkı payının takip ve tahsil sorumluluğu şirkete aittir.Müsteşarlık takip ve tahsil sorumluluğunun bu amaçla yetkilendirilecek birkuruluşça yerine getirilmesine karar verebilir. Bankalar, Sosyal GüvenlikKurumu ve ilgili diğer kamu kurumları, çalışan katkı payının takip ve tahsiliile Devlet katkısının hesaplanması için ihtiyaç duyulan verileri, Müsteşarlıkçabelirlenen usul ve esaslara göre emeklilik gözetim merkezi ile bu maddeye göretakip ve tahsil sorumluluğu ile yetkilendirilecek kuruluşa aktarır. Emeklilikgözetim merkezi ile bu maddeye göre yetkilendirilecek kuruluş, söz konusuverileri şirketler ile paylaşabilir. Bu verilerden kişisel nitelikteolanlar, veri sahibinin açık rızasının alınmasına gerek olmaksızın ilgilikuruluşlar arasında paylaşılabilir ve veri paylaşımı, kişisel verilerinkorunmasına ilişkin mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmez.”
2. 2. maddesiyle 4632 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. maddeşöyledir:
“Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kırkbeş yaşını doldurmamış olan çalışanlar, ek 2 nci madde hükümleri çerçevesindeotomatik olarak emeklilik planına dâhil edilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal MümtazAKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, RıdvanGÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 2.11.2016tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığındanişin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas incelemeaşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Abuzer YAZICIOĞLUtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un 1. Maddesiyle 4632 Sayılı Kanun’a Eklenen Ek 2.Maddenin Birinci Fıkrasının Birinci Cümlesinin İncelenmesi
3. Dava konusu kural, 18.1.2017 tarihli ve 6770 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 18. maddesiyle değiştirilmiştir.Bu nedenle konusu kalmayan cümleye ilişkin iptal talebi hakkında kararverilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.
B. Kanun’un 1. Maddesiyle 4632 Sayılı Kanun’a Eklenen Ek 2.Maddenin Birinci Fıkrasının İkinci Cümlesinde Yer Alan “…Müsteşarlıkçauygun görülen…” İbaresinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
4. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralın emeklilikşirketleri arasından otomatik katılımlı bireysel emeklilik sözleşmesi yapılacakşirketleri belirleme yetkisini idareye verdiği, herhangi bir kriterbelirlenmeden verilen bu yetkinin eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağına aykırıolduğu, sistemde denetim ve gözetim yetkisi bulunan ve 4632 sayılı Kanunhükümleri kapsamında şirketlere kuruluş izni ve faaliyet ruhsatı verilmesindegörevli olan idarenin ayrıca otomatik katılımlı bireysel emeklilik sisteminekatılacak şirketleri belirleme yetkisine sahip olmasının sözleşme özgürlüğü ilebağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 10. ve 48. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
5. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13.maddesi yönünden de incelenmiştir.
6. Kanun’un ek 2. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeişverenin, çalışanını ancak otomatik katılım için emeklilik planı düzenlemekonusunda Hazine Müsteşarlığınca (Müsteşarlık) uygun görülen şirketlerdenbirinin sunacağı emeklilik planına dâhil edebileceği öngörülmekte olup cümledeyer alan “…Müsteşarlıkça uygun görülen…” ibaresi dava konusu kuralıoluşturmaktadır.
7. Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksaldurumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilkeyle eylemli değil hukuksaleşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerinkanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasınıve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişive topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlaliyasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlıtutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya datopluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynıhukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursaAnayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
8. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.
9. Anayasa’nın 48. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes,dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüslerkurmak serbesttir.” denilmek suretiyle sözleşme özgürlüğü güvenceyebağlanmış ve özel teşebbüsler kurmanın serbest olduğu belirtilmiş ancakdevlete, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlarauygun yürümesini sağlayacak tedbirleri alma görevi verilmiştir. Buna göre millîekonominin gerekleri ve sosyal amaç kapsamında alınacak tedbirler nedeniylesözleşme özgürlüğünün sınırlandırılması mümkündür. Ancak sözleşme özgürlüğününsınırlandırılabilmesi için belirtilen nedenlerden birinin varlığı yeterliolmayıp temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini belirleyenAnayasa’nın 13. maddesine de uyulması gerekmektedir.
10. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasa'da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunlasınırlanabilir. Dokunulamayacak “öz” her temel hak ve özgürlükaçısından farklılık göstermekle birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkınözüne dokunmadığının kabulü için temel hakların kullanılmasını ciddi surettegüçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcı birnitelik taşımaması gerekir.
11. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılansınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların demokratik toplum düzeniningerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başkadeyişle öze dokunan sınırlamalar “demokratik toplum düzeniningerekleri” ve “ölçülülük” ilkelerine evleviyetleaykırı olacağından temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunan sınırlamalaryönünden “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük” ilkeleribakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
12. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönündengözetilmesi öngörülen “demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı,öncelikle ilgili hak yönünden getirilen sınırlamaların zorunlu ya da istisnaitedbir niteliğinde olmasını, başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek enson önlem olarak kendisini göstermesini gerektirmektedir. “Demokratiktoplum düzeninin gerekleri”nden olma, bir sınırlamanın demokratik birtoplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasınıifade etmektedir.
13. Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülükilkesi”, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkinbaşvurularda dikkate alınması gereken bir diğer ilkedir. Demokratik toplumdüzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleri, iki ayrı kriter olarak düzenlenmişolmakla birlikte bu iki kriter arasında sıkı bir ilişki vardır. Temel hak veözgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın demokratik toplum düzeni içingerekli nitelikte, başka bir ifadeyle öngörülen kamu yararı amacınıgerçekleştirmekle birlikte temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülübir sınırlama niteliğinde olup olmadığının incelenmesi gerekir.
14. Ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmaamaçları ile sınırlama araçları arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülükdenetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak içinseçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple kuralın hedeflenen amaca ulaşabilmekiçin elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
15. Belirtilen nitelikleri gereği, Anayasa'nın 13. maddesinde yeralan ve aralarında sıkı bir ilişki bulunan "temel hak ve hürriyetlerinözü", "demokratik toplum düzeninin gerekleri" ve "ölçülülükilkesi" kavramları, bir bütünün parçaları olup "demokratik birhukuk devleti"nin özgürlükler rejiminde gözetilmesi gereken temelölçütleri oluşturmaktadır.
16. 4632 sayılı Kanun’un 8. ve 9. maddelerinde emeklilikşirketlerinin kuruluşu ve faaliyete başlamasına ilişkin usul ve esaslardüzenlenmiştir. Buna göre emeklilik şirketlerinin bireysel emeklilik sistemikapsamında katılımcılarla sözleşme yapabilmesi için öncelikle Müsteşarlıktankuruluş izni, ardından faaliyet ruhsatı, daha sonrasında ise Sermaye PiyasasıKurumundan fon kurma onayı alması gerekmektedir. Kural, bu şekilde faaliyetebaşlayan emeklilik şirketlerinin otomatik katılımlı bireysel emeklilik sistemi(OK-BES) kapsamında işverenle sözleşme yapabilmesi için ayrıca emeklilik planıdüzenleme konusunda Müsteşarlık tarafından uygun görülmesi şartını hükmebağlamaktadır.
17. Kuruluş izni, faaliyet ruhsatı ve fon kurma onayı almışbulunan emeklilik şirketlerinin isteyen herkesle bireysel emeklilik sözleşmesiyapabilme imkânının devam ettiği, kuralın sadece OK-BES kapsamında yapılacaksözleşmeler ile ilgili olarak emeklilik şirketleri yönünden ilave bir koşulöngördüğü, bu koşulu yerine getiren emeklilik şirketleri arasından da işvereninseçim yapma olanağının bulunduğu gözetildiğinde OK-BES kapsamında sözleşmeyapılabilecek emeklilik şirketlerine ilişkin koşulların belirli bir ölçüve denge gözetilerek belirlenmesinin sözleşme özgürlüğünü ortadan kaldıran veyaonu kullanılamayacak ölçüde sınırlayan bir düzenleme olaraknitelendirilemeyeceği açıktır.
18. Kural, bir taraftan emeklilik şirketlerini etkilerken diğertaraftan çalışanların otomatik olarak katıldığı sisteme yatırılantasarruflarının güvenliğini ilgilendirmektedir. Bu nedenle katılımcıların caymaveya ayrılma hakkını kullanmasına kadar zorunlu olarak yatırılacak katkıpaylarının ve devletin katkı payının yer aldığı fonların yönetimini üstlenenemeklilik şirketlerinin emeklilik planı düzenleme konusundaki uygunluğununtespitinde idareye ek bir yetki verilmesi suretiyle kamu yararınıngerçekleştirilmesinin amaçlandığı gözetildiğinde söz konusu sınırlamanın “demokratiktoplum düzeninin gerekleri”ne aykırılık taşımadığıanlaşılmaktadır.
19. Öte yandan emeklilik şirketlerinin bireysel emekliliksisteminde isteyen herkesle sözleşme yapma imkânının ortadan kaldırılmamışolması, dava konusu kuralla getirilen ek koşulun OK-BES kapsamındayapılacak sözleşmelerle sınırlı olması ve işverenin bu ek koşulu yerine getirenemeklilik şirketleri arasında seçim yapma olanağının bulunması nedeniylesözleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin ölçülü olduğu ve bireylere aşırı birkülfet yüklemediği sonucuna ulaşılmaktadır.
20. Ayrıca bireysel emeklilik sisteminde isteyen herkesinemeklilik şirketlerinden dilediğiyle bireysel emeklilik sözleşmesi yapabilmesimümkün ve tarafların sözleşmeden dönmesi hâlinde özel hukuk çerçevesindekarşılıklı güvence mekanizmaları bulunmakta iken OK-BES kapsamındaki emeklilik sözleşmesininişveren tarafından yapılması, belirli bir süre zorunlu katkı payının ödenmesi,istek hâlinde katkı payının en kısa zamanda iadesi ile iradesi dışındakatılımcı olanların menfaatlerinin korunması söz konusu olduğundan bireyselemeklilik sistemi ile OK-BES arasında eşitlik karşılaştırması yapılması mümkündeğildir.
21. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 10., 13. ve 48.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
C. Kanun’un 1. Maddesiyle 4632 Sayılı Kanun’a Eklenen Ek 2. MaddeninBirinci Fıkrasının Üçüncü Cümlesinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
22. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralda sisteme dâhiledilecek işyerleri ve çalışanların belirlenmesi ile ilgili olarak sınırların vetemel ilkelerin ifade edilmesi yerine idareye keyfî ve adaletsiz uygulamalaraneden olabilecek, yasama yetkisi kapsamında kalması gereken hususlarda yetkitanıyan bir düzenleme yapıldığı, böylece hukuki belirsizlik oluştuğu ve yasamayetkisinin yürütme organına devredildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve7. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
23. Dava konusu kural, Bakanlar Kurulunun otomatik katılımlıbireysel emeklilik planına dâhil edilecek işyerleri ile çalışanları ve bukapsamdaki uygulama esaslarını belirlemeye yetkili olduğunu öngörmektedir.
24. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
25. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de “belirlilik”tir.Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır,uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenliklebağlantılı olup birey yasadan belirli bir kesinlik içinde hangi somut eylem veolguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını bilmelidir. Bireyancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarınıayarlar. Hukuk güvenliği; normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tümeylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasaldüzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gereklikılar.
26. Anayasa’nın 7. maddesinde “Yasama yetkisi Türk Milletiadına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” denilmektedir.Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olması ve bu yetkinindevredilememesi kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Bu hükme yer verenAnayasa’nın 7. maddesinin gerekçesinde yasama yetkisinin parlamentoya aitolması hususu “demokrasi rejimini benimseyen siyasi rejimlerdekaçınılmaz bir durum” olarak nitelendirilmiştir.
27. Anılan madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, yasamayetkisinin devredilmezliği esasen kanun koyma yetkisinin TBMM dışında başka birorganca kullanılamaması anlamına gelmektedir. Anayasa’nın 7. maddesi ileyasaklanan husus, kanun yapma yetkisinin devredilmesi olup bu madde, yürütmeorganına hiçbir şekilde düzenleme yapma yetkisi verilemeyeceği anlamınagelmemektedir. Kanun koyucu, yasama yetkisinin genelliği ilkesi uyarınca birkonuyu doğrudan kanunla düzenleyebileceği gibi bu hususta düzenleme yapmayetkisini yürütme organına da bırakabilir.
28. Yürütmenin türevselliği ilkesi gereğince yürütme organının birkonuda düzenleme yapabilmesi için yasama organınca yetkilendirilmesigerekmektedir. Kural olarak, kanun koyucunun genel ifadelerle yürütme organınıyetkilendirmesi yeterli olmakla birlikte Anayasa’da kanunla düzenlenmesiöngörülen konularda genel ifadelerle yürütme organına düzenleme yapma yetkisiverilmesi, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılıkoluşturabilmektedir. Bu nedenle Anayasa’da temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin konması ve memurlarınatanmaları, özlük hakları gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülenkonularda, kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olmasıgerekmektedir. Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğükonularda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık veidare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devriolarak yorumlanamaz.
29. Dava konusu kuralla, Bakanlar Kuruluna tanınan yetkilerdenbiri otomatik katılımlı bireysel emeklilik planına dâhil edilecek işyerleri ileçalışanları belirlemek olsa da kuralın yer aldığı fıkranın birincicümlesinde “Türk vatandaşı veya 29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı TürkVatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesi kapsamında olup kırk beş yaşınıdoldurmamış olanlardan 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar veGenel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve(c) bentlerine göre çalışmaya başlayanlar, işverenin bu Kanun hükümlerine göredüzenlediği bir emeklilik sözleşmesiyle emeklilik planına dâhil edilir.” denilmeksuretiyle bu hususların kanun koyucu tarafından bizzat düzenlendiğigörülmektedir. Anılan cümle, dava tarihinden sonra kabul edilen 6770 sayılıKanun’un 18. maddesiyle değiştirilmek suretiyle OK-BES kapsamına girençalışanların kapsamı genişletilmiştir. Bu itibarla Bakanlar Kuruluna tanınanyetkinin farklı bir nitelik taşıdığı ve işyerleri ile çalışanlarınbelirlenmesine yönelik bir yetki olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim BakanlarKurulunun 2.1.2017 tarihli ve 2017/9721 sayılı kararı ile çıkarılan yönetmelikhükümleri gereğince sisteme dâhil edilme süreci, Kanun’da nitelikleribelirtilen işyerlerinin çalışan kişi sayısına göre sıralı bir takvime bağlanmıştır.
30. OK-BES kapsamına giren işyerleri ile çalışanların Kanun’un ek2. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde açıkça düzenlendiği, busuretle Bakanlar Kurulunu bağlayıcı bir çerçevenin çizildiği, kuralla BakanlarKuruluna tanınan yetkinin Kanun’un anılan hükmü uyarınca tespit edilenişyerleri ve çalışanlarının sisteme dâhil edilmesi sürecine ilişkin uygulamaesaslarının belirlenmesinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Kanun’da çizilençerçeve içinde kalmak kaydıyla çok sayıda çalışanın sisteme girişindeyaşanabilecek risk ve güçlüklere göre öngörülemez, değişken ve teknik konularlailgili uygulama esaslarını belirleme yetkisinin yürütme organına bırakılması,belirsizlik oluşturduğu anlamına gelmeyeceği gibi yasama yetkisinindevredilmezliği ilkesinin ihlali sonucunu da doğurmaz.
31. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. ve 7.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
D.Kanun’un 1. Maddesiyle 4632 Sayılı Kanun’a Eklenen Ek 2.Maddenin Beşinci Fıkrasının Dokuzuncu Cümlesinin İncelenmesi
1. Genel Açıklama
32. Dava konusu kuralın yer aldığı fıkrada, cayma hakkınıkullanmayan katılımcının birikimine eklenecek devlet katkısı, bu katkımiktarının hesaplanma yöntemi ve oranı, katkı paylarının takip ve tahsilsorumluluğu, katılımcı katkı payının takip ve tahsili ile devlet katkı payınınhesaplanması için ihtiyaç duyulan verilerin paylaşılması ve paylaşılma kapsamve usulü düzenlenmektedir. Kuralda ise paylaşılması öngörülen verilerdenkişisel nitelikte olanların veri sahibinin rızası aranmaksızın ilgili kuruluşlararasında paylaşılabileceği ve bu paylaşımın kişisel verilerin korunmasınailişkin mevzuat hükümlerine aykırılık oluşturmayacağı belirtilmektedir.
33. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 3.maddesinde kişisel veri, “kimliği belirli veya belirlenebilir gerçekkişiye ilişkin her türlü bilgi” şeklinde tanımlanmış; 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasında da özel nitelikli kişisel veri “Kişilerin ırkı,etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğerinançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı,cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ilebiyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.” biçimindeifade edilmiştir. Bu itibarla dava konusu kural kapsamında paylaşılmasıöngörülen veriler “çalışan katkı payının takip ve tahsili ile Devletkatkısının hesaplanması için ihtiyaç duyulan veriler” olarakbelirlendiğinden bu bilgilerin 6698 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ve özelnitelikli olmayan kişisel veriler olduğu şüphesizdir. Ayrıca bu veriler,yalnızca “çalışan katkı payının takip ve tahsili” ve “Devlet katkıpayının hesaplanması” amacıyla paylaşılabilecektir.
34. Dava konusu kurala göre kişisel verilerin paylaşılması,OK-BES’in işleyişinde yetki ve görev üstlenen organlar ile emeklilik şirketleriarasında söz konusudur. Bu bağlamda, devlet katkı payını hesaplama,Müsteşarlığa bildirme ve devlet katkı payını ilgili emeklilik şirketine aktarmayetkilisi olan ve emeklilik şirketlerini günlük izleme sorumluluğu bulunanemeklilik gözetim merkezi, çalışan katkı payının takip ve tahsil sorumluluğuile yetkilendirilecek kuruluş ve katılımcı birikimlerini işleten, devreden veyadevralan emeklilik şirketleri arasında bilgi paylaşımının hızlı ve düzenliolmasının katılımcıların ekonomik güvenceleri yönünden önemli olduğuanlaşılmaktadır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
35. Dava dilekçesinde özetle, kişisel verilerin veri sahibininrızası aranmaksızın ilgili kuruluşlar arasında paylaşılabileceği, paylaşılacakverilerin kapsamı, niteliği, paylaşım amacının sınırları, bu süreçlerindenetimi ve veri sahibinin bu konularda bilgilendirilmesi konularının açık veanlaşılır bir şekilde düzenlenmediği, mevcut düzenlemenin hedeflenen amacınötesinde özel hayatın ve kişisel bilgilerin gizliliğinin keyfî şekilde ihlaledilmesi ve Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, ülkemizin taraf olduğu ve uymaklayükümlü bulunduğu uluslararası sözleşmelere aykırılık sonucunu doğurduğu,böylece hukuki belirsizlik oluştuğu ve özel hayatın korunması hakkına yönelikölçüsüz bir sınırlama getirildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 13., 20.ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
36. Dava konusu kural, çalışan katkı payının takip ve tahsili iledevlet katkısının hesaplanması için ihtiyaç duyulan verilerden kişiselnitelikte olanların veri sahibinin açık rızasının alınmasına gerek olmaksızınilgili kuruluşlar arasında paylaşılabilmesini ve veri paylaşımının kişiselverilerin korunmasına ilişkin mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmeyeceğiniöngörmektedir.
37. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin önkoşulları arasında hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri bulunmaktadır.Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi; hukuknormlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindedevlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güvenduygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesiise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamayave kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilirolmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlemiçermesini ifade etmektedir. Belirtilen ilkeler doğrultusunda aktarılacakkişisel verilerin neden ve hangi gerekçeyle temin edileceğine ilişkin olarakkonu ve amaç sınırlamasının yapılması suretiyle bu verilerin kapsamının ve neşekilde kullanılacağının belirli olması gerekmektedir.
38. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında herkesin özel hayatınave aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatınve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı vurgulanmış; ikinci fıkrasında,özel hayatın gizliliğine çeşitli sebeplere bağlı kalınarak sınırlamalargetirilebileceği belirtilmiş bu hakkın mutlak olmadığı kabul edilmiş; üçüncüfıkrasında ise herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını istemehakkına sahip olduğu, bu hakkın kişinin kendisiyle ilgili kişisel verilerhakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veyasilinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığınıöğrenmeyi de kapsadığı ifade edilmiştir. Ayrıca maddede kişisel verilerin ancakkanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği vekişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceğibelirtilmiştir.
39. Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurununkorunmasının ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimiolarak bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi veyaaktarılması sırasında korumayı amaçlamaktadır. Ancak bu hak sınırsız olmayıpkanunda öngörülen hâllerde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasırejimini belirleyen Anayasa’nın 13. maddesindeki güvencelere uygun biçimdesınırlandırılabilir.
40. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca özel hayatın gizliliği vekişisel verilerin korunması hakları, yalnızca kanunla ve demokratik birtoplumda gerekli olduğu ölçüde sınırlanabilir. Ayrıca getirilen bu sınırlamalar,hakkın özüne dokunamayacağı gibi Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
41. Kural uyarınca OK-BES’e dâhil olan katılımcıların katkıpaylarının takip ve tahsil edilmesi ve devlet katkı payının hesaplanması içingerekli olan kişisel verileri, veri sahibinin açık rızasının alınmasına gerekolmaksızın ilgili kuruluşlar arasında paylaşılabilecek ve bu veri paylaşımı,kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat hükümlerine aykırılık teşkiletmeyecektir. Kural kapsamında paylaşıma konu olabilecek kişisel veriler,çalışankatkı payının takip ve tahsili ile devlet katkı payının hesaplanması içinihtiyaç duyulan verilerle sınırlı olup söz konusu veriler yalnızca emeklilikgözetim merkezi, takip ve tahsil sorumluluğu ile yetkilendirilecek kuruluş veilgili emeklilik şirketleri arasında paylaşılabilecektir.
42. Kuralda; paylaşılabilecek kişisel verilerin kapsamı, teminedilme sebebi ve amacı, kullanılma şekli ile paylaşım yapabilecek kurum vekuruluşların açıkça belirlenmiş ve kişisel verilerin usulsüz olarakpaylaşılması hâline ilişkin olarak kanuni güvence tanınmış olması nedeniyle sözkonusu kuralın belirlilik ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırılık teşkil ettiğisöylenemez.
43. Diğer yandan OK-BES’e dâhil olan katılımcıların katkıpaylarının takip ve tahsil edilmesi ile devlet katkı payının hesaplanması içingerekli olan kişisel verilerin ilgili kuruluşlar arasında paylaşılabileceğininbelirtilmesi nedeniyle kuralla özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerinkorunması haklarına bir sınırlama getirildiği açıktır. Ancak bu sınırlamaylaOK-BES’in işleyişinde aktif rol üstlenen emeklilik gözetim merkezine, takip vetahsil sorumluluğu ile yetkilendirilecek kuruluşuna ve ilgili emeklilik şirketlerine4632 sayılı Kanun hükümleriyle verilen görevlerin yani katılımcıların vedevletin ekonomik menfaatlerinin korunmasının, yüksek katılımlı ve yoğunişlemli sistemde aksaklıkların yaşanmamasının, toplumsal güvene olumsuz biçimdeyansıyacak sistem hatalarının doğurabileceği makro ekonomik sonuçların önünegeçme görev ve sorumluluğunun yerine getirilmesinin, dolayısıyla kamu düzenininsağlanmasının amaçlandığı gözetildiğinde söz konusu sınırlamanın “demokratiktoplum düzeninin gerekleri”ne aykırılık taşımadığı açıktır.
44. Anılan kapsamda düzenleme yapılırken “çalışan katkı payınıntakip ve tahsili ile Devlet katkı payının hesaplanması için ihtiyaç duyulanverilerin” paylaşılacağı belirtilmek suretiyle paylaşılabilecekkişisel verilerin kapsamı ve paylaşılma amacı ile paylaşımda bulunabilecekkurum ve kuruluşların da emeklilik gözetim merkezi, takip ve tahsil sorumluluğuile yetkilendirilecek kuruluş ve ilgili emeklilik şirketleri biçiminde açık vesınırlı bir şekilde belirlenmiş olması nedeniyle kural, sınırlamada kullanılanaraç ile hakkın özüne dokunmamakta; amaca uygun dengeli bir orantıoluşturmakta; kamu düzeninin korunması şeklindeki kamu yararı ile kişiselverilerin korunması hakkı arasında makul bir denge kurmaktadır.
45. Öte yandan Kanun’un 23. maddesinin altıncı, yedinci vesekizinci fıkralarında katılımcılara ait bilgiler “sır” olaraknitelendirilmiş, sistemde görev alan kişi ya da kuruluş mensuplarının sisteminişleyiş sürecinde elde ettiği sırların herhangi bir şekilde açıklanması,kişisel menfaatlerde kullanılması eylemleri suç olarak düzenlenerek cezaiyaptırımlara bağlanmıştır. Bu fiillerin sırrı öğrenen kişi tarafından kendiyararına işlenmesi hâlleri ise cezayı ağırlaştırıcı neden olarak öngörülmüştür.Aynı şekilde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesi uyarınca da kişiselverileri hukuka aykırı olarak başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek suçolarak düzenlenmiştir.
46. Anılan hükümlerle dava konusu kural kapsamında elde edilecekbilgilerin amacı dışında kullanılmasını ve kişilerin özel hayatına dairbilgileri ile kişisel verilerin ifşa edilmesini önleyecek kanuni güvenceninsağlandığı da görülmektedir.
47. Diğer taraftan kuralla kişisel verilerin korunmasına ilişkinmevzuat hükümlerinin ve bu bağlamda konuyla ilgili temel kanun olan 6698 sayılıKanun’un tamamen uygulama dışında bırakıldığı da söylenemez. Kural,paylaşılması öngörülen kişisel verilerin paylaşılma şartlarını kişiselverilerin korunmasına ilişkin mevzuattan bağımsız olarak düzenlemekte; bunakarşılık kişisel verilerin güvenliğine, tarafların hak ve yükümlülüklerineilişkin hususlarda kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat hükümlerininuygulanmayacağına yönelik bir hüküm öngörmemektedir. Bu itibarla kişiselverilerin korunmasına ilişkin mevzuatın ve bu kapsamda 6698 sayılı Kanun’undava konusu kuralla açıkça bağışık tutulmuş konu haricindeki diğer hükümlerininuygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır.
48. Bu yönleriyle kuralla özel hayatın gizliliği ve kişiselverilerin korunması haklarına getirilen sınırlamanın söz konusu hakların özünüzedelediğinden söz edilemeyeceği gibi demokratik toplum düzeninin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı düştüğü de söylenemez.
49. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 13. ve 20.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
50. Kuralın Anayasa’nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
E.Kanun’un 2. Maddesiyle 4632 Sayılı Kanun’a Eklenen Geçici 2.Maddenin İncelenmesi
51. Dava konusu kuralda, 6770 sayılı Kanun’un 19. maddesiyledeğişiklik yapılmıştır. Bu nedenle konusu kalmayan maddeye ilişkin iptal talebihakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
52. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralın uygulanmasıhâlinde Anayasal ilkelerin ihlal edilmiş olacağı ve telafisi imkânsızzararların doğacağı, yürürlüğün durdurulması kararı verilmeden daha sonraverilecek bir iptal kararının etkisiz kalmasının muhtemel olacağı, yürürlüğündurdurulması kararının hukuk sisteminde herhangi bir boşlukoluşturmayacağı belirtilerek kuralın yürürlüğünün durdurulması talepedilmiştir.
10.8.2016 tarihli ve 6740 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf veYatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 1. maddesiyle 28.3.2001 tarihli ve 4632 sayılıBireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’na eklenen ek 2.maddenin;
1. Birinci fıkrasının;
a. İkinci cümlesinde yer alan “…Müsteşarlıkça uygungörülen…” ibaresine,
b. Üçüncü cümlesine,
2. Beşinci fıkrasının dokuzuncu cümlesine,
yönelik iptal talepleri, 28.12.2017 tarihli ve E.2016/179,K.2017/176 sayılı kararla reddedildiğinden bu ibare ve cümlelere ilişkinyürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,
B. 1. 1. maddesiyle 4632 sayılı Kanun’a eklenen ek 2.maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi,
2. 2. maddesiyle 4632 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi,
hakkında 28.12.2017 tarihli ve E.2016/179, K.2017/176 sayılıkararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden bu cümle vemaddeye ilişkin yürürlüğün durdurulması talepleri hakkında KARAR VERİLMESİNEYER OLMADIĞINA,
28.12.2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V. HÜKÜM
10.8.2016 tarihli ve 6740 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf veYatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 1. maddesiyle 28.3.2001 tarihli ve 4632 sayılı BireyselEmeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’na eklenen ek 2. maddenin;
1. Birinci fıkrasının;
a. Birinci cümlesi, 18.1.2017 tarihli ve 6770 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değiştirildiğinden, konusu kalmayan bu cümleye ilişkin iptal talebihakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
b. İkinci cümlesinde yer alan “…Müsteşarlıkçauygun görülen…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına, iptaltalebinin REDDİNE,
c. Üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına,iptal talebinin REDDİNE,
2. Beşinci fıkrasının dokuzuncu cümlesinin Anayasa’yaaykırı olmadığına, iptal talebinin REDDİNE,
B. 2. maddesiyle 4632 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi,18.1.2017 tarihli ve 6770 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirildiğinden,konusu kalmayan bu maddeye ilişkin iptal talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YEROLMADIĞINA,
28.12.2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ