ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2016/196
Karar Sayısı : 2018/34
Karar Tarihi : 28/3/2018
R.G. Tarih-Sayısı : 25/5/2018-30431
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
A. Ankara 2. İdare Mahkemesi (E.2016/196)
B. Adana 3. İdare Mahkemesi (E.2017/41)
İTİRAZLARIN KONUSU: 4/11/1983tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılıKanun’un 34. maddesiyle eklenen geçici 11. maddenin Anayasa’nın 2., 5., 9., 35.ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesitalepleridir.
OLAY: Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ayrılmaklabirlikte henüz kamulaştırılmamış olan taşınmazların malikleri tarafından açılantam yargı davalarında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısınavaran mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükmü
Kanun’un itiraz konusu geçici 11. maddesi şöyledir:
“Geçici Madde 11- Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin birincifıkrası kapsamında kalan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten öncetasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre,bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.
Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, bu maddekapsamında kalan taşınmazlara ilişkin dava ve takipler hakkında da uygulanır.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri
Kanun’un ilgili görülen ek 1. maddesi ile geçici 6. maddesininilgili kısımları şöyledir:
“Ek Madde 1- Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmîkurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekildetasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarınınyürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veyaimar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgiliidarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engelteşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliğiyapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmamasıhâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncımaddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumluidare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.
...
Bu madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılacak dava vetakiplerde, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve onbirinci fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılanancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara bu maddehükümleri, kesinleşen ancak henüz ödemesi yapılmayan kararlar hakkında isegeçici 6 ncı maddenin üçüncü, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleriuygulanır.
...”
“Geçici Madde 6 - ....
Uzlaşma; idareye ait taşınmazın trampası, idareye ait taşınmazüzerinde sınırlı ayni hak tanınması veya imar mevzuatı çerçevesinde başka biryerde imar hakkı kullandırılması suretiyle veya bunların mümkün olmamasıhâlinde nakdi bedel üzerinden yapılabilir.
...
Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ileher türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktuolarak belirlenir.
Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarıncaödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi yönetim bütçesinedâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülenödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve SahilGüvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmetalımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye veil özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleritoplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamınınen az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşenalacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde,ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerlegerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkânları ile alacakların tutarlarıdikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanunifaiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine,üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bumaddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.
...
Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyleidarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.”
II. İLK İNCELEME
A. E.2016/196 Sayılı Başvuru Yönünden
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI, MuammerTOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, RecaiAKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 14/12/2016 tarihinde yapılanilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B. E.2017/41 Sayılı Başvuru Yönünden
2. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT,Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ,Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ’in katılımlarıyla 1/3/2017 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. BİRLEŞTİRME KARARI
3. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na,20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle eklenen geçici 11.maddenin iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkinE.2017/41 sayılı davanın aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2016/196sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemeninE.2016/196 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 1/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verilmiştir.
IV. ESASIN İNCELENMESİ
4. Başvuru kararları ve ekleri, Raportör M. Emin ŞAHİNERtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgiligörülen kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları vebunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un Geçici 11. Maddesinin Birinci Fıkrasının İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
5. Yerleşim yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların plan, fen,sağlık ve çevre şartlarına uygun gerçekleşmesini sağlamayı amaçlayan 3/5/1985tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu, arazi ve arsa düzenlemesi sırasında kamuhizmetleri ve tesisleri için yeterli yerlerin ayrılması konusunda hükümleriçermektedir. İmar hukuku düzenlemelerinin temel amacı; düzgün yapılaşmanıngerçekleşmesini sağlamanın yanı sıra belde halkının çalışma, dinlenme, ulaşım,sağlık, sosyal, kültürel ve güvenlik gibi ihtiyaçlarına çözüm bulmaktır. Budoğrultuda 3194 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasında, belediyelerveya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımısırasında bunların yüz ölçümlerinden yeteri kadar sahanın, taşınmazların öncekiyüz ölçümlerinin yüzde kırkını geçmemek kaydıyla düzenleme ortaklıkpayı olarak düşülebileceği hüküm altına alınmıştır.
6. Öte yandan anılan Kanun’un 18. maddesinin dördüncüfıkrasında, düzenleme ortaklık paylarının toplamının umumi hizmetler içinayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde eksik kalanmiktarın belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu ile tamamlanacağı hükümaltına alınmıştır. Düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan umumihizmetler 3194 sayılı Kanun’un 18. maddesinin üçüncü fıkrasında; Millî EğitimBakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, otoyol hariç erişmekontrolünün uygulandığı yol, su yolu, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi,yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi yerler olarak sayılmıştır.
7. 3194 sayılı Kanun’da öngörülen imar planlarının hazırlanması veyürürlüğe konulması hukuki, mali ve teknik sebeplerden dolayı belirli bir süregerektirmektedir. Bu sebeple 3194 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birincifıkrasında; belediyelerin, imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren engeç üç ay içinde bu planı tatbik etmek üzere beş yıllık imar programını hazırlamalarıöngörülmüştür. Anılan fıkrada, düzenleme kapsamında bulunan kamu hizmetinetahsis edilmiş olan yerlerin ilgili kamu kuruluşlarınca beş yıl içindekamulaştırılacağı ve bu amaçla gerekli ödeneğin kuruluşların yıllık bütçelerinekonulacağı hüküm altına alınmıştır.
8. 2942 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinde, beş yıllık süreninuygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren başlayacağıdüzenlenmiştir. Bu maddeyle idareye, bu süre içinde tasarrufu hukukenkısıtlanan taşınmazları kamulaştırma veya mülkiyet hakkının kullanılmasınaengel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapmayükümlülüğü getirilmiştir. Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmamasıhâlinde taşınmaz malikleri tarafından idareye başvuru işlemleri ve uzlaştırmasüreci tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırılmasından sorumlu idarealeyhine idari yargıda dava açılabileceği belirtilmiştir.
9. Kanun’un itiraz konusu geçici 11. maddesinde ise ek 1. maddeninbirinci fıkrası kapsamında kalan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten öncetasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar bakımından söz konusu beş yıllıksürenin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağıöngörülmüştür. Bu beş yıllık sürenin dolması, imar yoluyla el atma işlemlerinekarşı idari yargıda dava açılabilmesi için bir ön koşul olarak düzenlenmiştir.
10. İtiraz konusu kural, bu hükmün yürürlüğe girdiği tarihtenönceki kısıtlılık sürelerinin dikkate alınmaması sonucunu doğurmaktadır.Dolayısıyla bu düzenleme, zaten kısıtlılığı devam eden taşınmazlar yönündenKanun’un ek 1. maddesiyle maliklere tanınan idareye başvuru ve idari yargıdadava açma hakkının kullanılabilmesi için geçmesi gereken beş yıllık süreyiyeniden başlatmaktadır.
2. İtirazların Gerekçeleri
11. Başvuru kararlarında özetle, hukuki el atmalara ilişkin olanve somut olaylarda uygulanacak hüküm niteliğinde bulunan itiraza konu kuralınderdest olan davaların esası hakkında karar verilmesini engelleyici birdüzenleme olduğu, mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlamaların daha uzun sürmesineyol açtığı, kuralla yargı yetkisinin kullanılmasında genel hukuk ilkelerineuygun olmayan sınırlamalar getirildiği, bu sebeple ilgili kuralın mülkiyethakkını, hak arama hürriyetini ve hukuk devleti ilkesini zedelediğibelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 9., 35. ve 36. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
12. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisinedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
13. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve mirashaklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığıhakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Gayrimenkulmalların mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu hususunda tereddütbulunmamaktadır.
14. Mülkiyet hakkı, kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek veyasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren birhaktır. Bu bağlamda malikin; mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma vemülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması veyamülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder.
15. İmar planları onaylanarak idare ve bireyler açısından hukukisonuçlar doğurmaktadır. İmar planlarının onaylanmasından sonra özellikle imarlıalan içinde bulunulacak her türlü imar ve yapı faaliyetlerinde imar plan veprogramlarına uygun davranma, her türlü yapı için ilgili idareden izin alma veizin ilkelerine uygun olarak yapı inşa etme yükümlülüğü ilgililer açısındandoğmaktadır. Bunun yanında taşınmazın imar planında kamu hizmetineayrılması henüz bir kamulaştırma yapılmayıp fiilen de taşınmaza el atılmadığıiçin mülkiyet hakkını ortadan kaldırmamakla birlikte malikin mülkiyet hakkındandoğan yetkilerini önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Bukapsamda kamu hizmet alanı olarak ayrılmasından dolayı taşınmaz üzerinde inşaifaaliyette bulunulabilmesi mümkün olamadığı gibi bu durumun satış, bağış,ipotek ve diğer irtifak haklarının tesisi yönünden yapılacak işlemler vetaşınmazın rayiç değeri bakımından da olumsuz etkileri bulunmaktadır.Dolayısıyla imar uygulamalarının ve bu bağlamda taşınmazların imar durumununkamu hizmet alanı olarak belirlenmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkilettiği kuşkusuzdur. Nitekim 2942 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinde de uygulamaimar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılması nedeniylemalikin tasarrufunun hukuken kısıtlandığı kabul edilmiştir. Bununla birlikteitiraz konusu kuralda olduğu gibi mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanınbelirsiz veya uzun süreli olması durumunda da mülkiyet hakkına yönelik birmüdahale söz konusudur.
16. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir.
17. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak veözgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesineaykırı olmaksızın Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlıolarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkına yönelik müdahaleninAnayasa’ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararıamacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir.
18. Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamuyararı amacıyla sınırlanabilir. İmar planlarıyla arazi ve arsa düzenlemesisırasında taşınmazların bir kısmının kamu hizmetine ayrılmasının kamu yararıamacına dönük olduğu kuşkusuzdur.
19. İtiraz konusu kuralla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninkamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması gerekir.Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmaküzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin gerekli olmasını, orantılılık isebireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Öngörülen tedbirinulaşılmak istenen kamu yararı karşısında maliki olağan dışı ve aşırı bir yükaltına sokması durumunda müdahalenin orantılı ve dolayısıyla ölçülü olduğundansöz edilemez.
20. Düzenli ve planlı bir kentleşmenin sağlanabilmesi amacınayönelik olarak arsa ve arazi düzenlemesi yapılmasının ve bu kapsamda kamuhizmetleri için ihtiyaç duyulan taşınmazların kamu hizmetine ayrılmasınınitiraz konusu kural bakımından elverişsiz bir araç olduğu söylenemez. Diğeryandan düzenli bir kentleşmenin sağlanabilmesi, planlama yapılmasını zorunlukılmaktadır. Yetkili kamu otoritelerince planlama yapılırken toplum olarak birarada yaşamanın doğurduğu tüm sosyal, kültürel ve ekonomik ihtiyaçlarınbelirlenmesi ve karşılanması hedeflenmektedir. Sosyal birer varlık olarak aynıyerleşim yerinde ve bir arada yaşayan bireylerin bu ihtiyaçlarının giderilmesi,özel mülkiyette bulunmayan kamusal birtakım alanların varlığını gerekli hâlegetirmektedir. Bu amaçla kamuya ait gayrimenkullerden bedelsiz devredilenveya yüzde kırk oranında bedelsiz alınan düzenleme ortaklık payı ya da kamuortaklık payı ayrılması ve bunun yanında belirtilen alanların eksik kalmasıdurumunda kamu hizmetleri için duyulan taşınmaz ihtiyacının kamulaştırmayoluyla giderilmesi öngörülmüştür. Dolayısıyla kamu yararı amacıyla imaruygulamasında taşınmazların kamu hizmeti alanlarına ayrılması suretiyle itirazkonusu kural kapsamında mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin gerekli olmadığısöylenemez.
21. İtiraz konusu kuralla mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin orantılı olup olmadığı da incelenmelidir. Bu bağlamda imaruygulamalarında kamulaştırma yapılmadan da ilgili kamu yararı amacınıngerçekleştirilmesi için kişilerin ve kamunun taşınmazlarının bedelsiz olarakdevrine ilişkin hükümlerin varlığı dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla önceliklekanun koyucu tarafından belirlenen araçları dikkate alarak kamu hizmeti alanınaayrılan yerlerin belirleneceği ancak bu alanların yeterli olmaması durumundaise bazı taşınmazların temininin kamulaştırma yoluyla sağlanabileceğianlaşılmaktadır. Özel mülkiyette bulunan taşınmazların imar uygulamasındakamu hizmeti alanı olarak ayrılmasında kamusal yarar bulunmakla birlikte buyolla malike aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemelidir.
22. Diğer taraftan imar uygulamalarının geniş alanları kapsamasınedeniyle ve bütçeye yeterli ödeneğin konulması amacıyla kanun koyucukamulaştırma sürecinin beş yıllık süre içinde tamamlanmasını öngörmüştür.Mülkiyetin kamu yararı amacıyla kontrolüne ilişkin söz konusu müdahalelerbakımından kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu takdir yetkisiçerçevesinde söz konusu kamu yararı amacının gerçekleştirilmesi yönündenbelirtilen fiilî ve hukuki engeller sebebiyle malikin makul ve belirli bir süreboyunca bu kısıtlamalara katlanması beklenebilir. Ancak bu sürenin uzamasıhâlinde söz konusu kısıtlamalar, taşınmaz malikine yüklenen külfetiağırlaştıracağı gibi kısıtlılık süresinin uzamasına bağlı olarak malikinzararını karşılayabilecek herhangi bir giderim imkânının getirilmemesi demalike aşırı bir külfet yüklenmesine sebep olacaktır.
23. İtiraz konusu kuralda, imar uygulamasıyla getirilen kısıtlılıkyönünden öngörülen beş yıllık sürenin maddenin yürürlük tarihinden itibarenyeniden başlaması hüküm altına alınmaktadır. Başka bir ifadeyle mülkiyet hakkındandilediği gibi tasarruf edebilmesi ve yararlanabilmesi kısıtlanan malikinkamulaştırma bedeline kavuşabilmesi veya söz konusu kısıtlılık hâlininkaldırılarak mülkiyet hakkından yararlanabilmesi için geçmesi gereken beşyıllık sürenin yeniden başlaması söz konusu olmaktadır. Kanun koyucu bu sürenedeniyle malikin uğradığı zararları telafi etmeye veya gidermeye yönelikherhangi bir düzenleme ise getirmemiştir. Üstelik bu kısıtlılık nedeniyleaçılacak davalarda taşınmazı kullanamamaktan doğan zararların tazminine yönelikbir düzenleme mevcut olmadığı gibi itiraz konusu kural, yürürlük tarihindenönceki kısıtlılık sürelerinin de dikkate alınmamasına yol açmaktadır. Budurum ise malike aşırı bir külfet yüklemekte ve kamu yararı ile malikinmülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi malik aleyhinebozmaktadır.
24. Dolayısıyla imar uygulaması sonucu taşınmazın kamu hizmetinetahsis edilmesi suretiyle getirilen kısıtlamaların Kanun’un yürürlüğe girdiğitarihten itibaren yeniden başlamasına yol açan itiraz konusu kuralla mülkiyethakkına yapılan müdahale orantılı değildir.
25. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 35.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 2., 5., 9. ve 36.maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
B. Kanun’un Geçici 11. Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi
1. İtirazların Gerekçeleri
26. Başvuru kararlarında, geçici 11. maddenin birinci fıkrası içinbelirtilen aynı gerekçelerle itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2., 5., 9., 35.ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
27. İtiraz konusu geçici 11. maddenin ikinci fıkrasında, buKanun’un ek 1. maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün bu madde kapsamında kalantaşınmazlara ilişkin dava ve takipler hakkında da uygulanacağı öngörülmüştür.
28. 2942 sayılı Kanun’un geçici 11. maddesinin birinci fıkrasınıniptal edilmesi nedeniyle itiraz konusu ikinci fıkranın uygulanma olanağıkalmamıştır. Bu nedenle itiraz konusu kural 6216 sayılı Kanun‘un 43. maddesinin(4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve Anayasa’ya uygunlukdenetiminin yapılmasına gerek görülmemiştir.
V. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
29. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasındabaşvurunun; kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğü’nün sadece belirli madde veya hükümleri aleyhine yapılmış olupbu madde veya hükümlerin iptalinin kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veyaTürkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün diğer bazı hükümlerinin veyatamamının uygulanamaması sonucunu doğurması hâlinde keyfiyeti gerekçesinde belirtilmekşartıyla uygulanma olanağı kalmayan kanunun, kanun hükmündekararnamenin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün söz konusu ötekihükümlerinin veya tümünün iptaline Anayasa Mahkemesince kararverilebileceği öngörülmektedir.
4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na, 20/8/2016tarihli ve 6745 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle eklenen geçici 11. maddenin,birinci fıkrasının iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayanikinci fıkrasının da 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasıgereğince iptali gerekir.
Vl. HÜKÜM
4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na, 20/8/2016tarihli ve 6745 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle eklenen geçici 11. maddenin;
A. Birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
B. Birinci fıkrasının iptali nedeniyle uygulanmaolanağı kalmayan ikinci fıkrasının da 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasıgereğince İPTALİNE,
28/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ