ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2016/3
Karar Sayısı : 2016/124
Karar Tarihi : 22.6.2016
R.G. Tarih-Sayısı : 28.07.2016-29784
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İskenderun1. Ağır Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 26.9.2004tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 167. maddesinin (1) numaralıfıkrasında yer alan “Yağma ve nitelikli yağma hariç…” ibaresinin,Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline kararverilmesi talebidir.
OLAY: Sanığın, nitelikli yağma suçuyla cezalandırılması talebiyle açılankamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varanMahkeme, iptali için başvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un, itiraz konusu kuralın da yer aldığı 167. maddesi şöyledir:
“Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasınıgerektiren şahsi sebep
Madde 167- (1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bubölümde yer alan suçların;
a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarındanbirinin veya evlat edinen veya evlatlığın,
c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,
Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezayahükmolunmaz.
(2) Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerdenbirinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konuttaberaber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecedekayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkındaşikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.”
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Burhan ÜSTÜN,Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, RecepKÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, M.Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ’in katılımlarıyla28.1.2016 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında; 26.9.2004tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 167. maddesinin (1) numaralıfıkrasında yer alan “Yağma ve nitelikli yağma hariç…” ibaresininesasının incelenmesine, Serruh KALELİ ile M. Emin KUZ’un “…nitelikliyağma…” ibaresiyle sınırlı olarak esasa geçilmesine gerektiğiyolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA karar verilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
A- İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle, 5237 sayılı Kanun’da aynı değerlereyönelen eylemlere ilişkin tanımlanan suçların, aynı kitap, kısım ve bölümdedüzenlendiği, bu kapsamda hırsızlık ve gasp suçlarının da Kanun’un malvarlığınakarşı suçlara ilişkin bölümde birlikte yer aldığı ve zorla işlenmiş olanhırsızlık suçunun gasp suçu olarak tanımlandığı, iki suç arasında yakın bir bağbulunduğu ve geneli itibarıyla benzer düzenlemelere tâbi kılındığı, ancak şahsicezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebephükümlerinin hırsızlık suçu yönünden uygulandığı halde itiraz konusu kuralgereğince yağma ve nitelikli yağma suçlarında uygulanmadığı, bu suretle aynıdeğerlere yönelen ve aralarında yakın bağ bulunan söz konusu suçlar arasındaayrım yapıldığı, hırsızlık suçu bakımından yakın akrabalara ceza hükmolunmazkenve uzak akrabalara cezada önemli miktarda indirim yapılırken yağma ve nitelikliyağma suçlarında zarar gören yakın akrabaların şikâyetten vazgeçmeleri halindecezasızlık sebebi ve cezada indirim hükümlerinin uygulanmadığı, bu durumunadalet ve eşitliğe aykırı olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2. ve 10.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. Kanun’un şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirimyapılmasını gerektiren şahsi sebeplerin düzenlendiği 167. maddesinin (1)numaralı fıkrasında, yağma ve nitelikli yağma hariç bu bölümde yer alansuçların; haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veyaaltsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veyaevlatlığın, aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına olarakişlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmayacağı, (2) numaralıfıkrasında ise bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerdenbirinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konuttaberaber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecedekayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde ilgili akraba hakkındaşikayet üzerine verilecek cezanın, yarısı oranındaindirileceği düzenlenmiştir. Yağma ve nitelikli yağma suçlarının maddekapsamı dışında tutulmasını öngören (1) numaralı fıkrada yer alan “Yağmave nitelikli yağma hariç…” ibaresi, itiraz konusu kuralıoluşturmaktadır.
5. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
6. Cezalara ve güvenliktedbirlerine ilişkin kurallar, Anayasa’ya aykırı olmamak üzere ülkenin sosyal,kültürel yapısını, ahlaki değerlerini ve ekonomik hayatın gereksinimlerini gözönüne alan suç politikasına göre belirlenir. Kanun koyucu, izlediği suçpolitikası gereği bazı filleri ceza hukuku alanından çıkarabileceği gibikorudukları hukuki yararları ve neden olduğu sonuçları esas alarak birtakımsuçları farklı yaptırımlara da tâbi kılabilir. Kanun koyucunun bu konudakitercih ve takdirinin yerindeliğinin incelenmesi, anayasal denetimin kapsamıdışında kalmaktadır. Bununla birlikte, hukuk devleti ve ölçülülük ilkelerigereğince bu yöndeki düzenlemelerde öngörülen yaptırım, insan onuruna aykırıbulunmamalı ve suçla yaptırım arasında bir ölçüsüzlüğe yol açmamalıdır.Ölçülülük ilkesinin denetimi ise sadece farklı hukuki değerleri koruyan suçtiplerinin ceza türleri ve miktarları kıyaslanarak yapılamaz. Öte yandan kanunidüzenlemeler, cezaların şahsiliği ilkesi ve kanunilik ilkesi gibi ceza hukukunailişkin diğer anayasal ilkelere de aykırı olmamalıdır.
7. Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen “kanun önündeeşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilkeile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı,aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlıtutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallaruygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Kanun önündeeşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlikilkesi zedelenmez.
8. İtiraz konusu kuralla, yağma ve nitelikli yağma suçlarıKanun’un 167. maddesinde malvarlığına karşı suçlar hakkında öngörülen şahsicezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebephükümlerinin uygulanma kapsamı dışında bırakılmaktadır. Buna göre yağma venitelikli yağma suçlarının maddede belirtilen akrabaların zararına işlenmesidurumunda, sanık hakkında maddede belirtilen şahsi cezasızlık veya cezadaindirim hükümleri uygulanmayacaktır.
9. Kuralın yer aldığı maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere,maddeyle, izlenen suç politikası nedeniyle, aralarında belli akrabalık ilişkisibulunan kişilerin birbirlerinin malvarlığına karşı işlemiş bulunduklarısuçlardan dolayı cezalandırılmamaları veya cezada indirim yapılmasını gerektirenşahsî nedenler kabul edilmiş, ancak yağma ve nitelikli yağma suçları bunundışında tutulmuştur. Şahsî cezasızlık sebebinin söz konusu olduğu durumlarda,işlenen fiil suç oluşturma özelliğini devam ettirecek, ancak ilgili kişinincezaî sorumluluğuna gidilemeyecektir.
10. Kanunda belirtilen akrabalık ilişkisi bulunan kişilere karşıişlenen suçlarda, sanık hakkında cezaya hükmolunmamasını veya sanığıncezasından belli oranda indirim yapılmasını öngören hükümlerin hangi suçlarbakımından uygulanacağının saptanmasının kanun koyucunun takdir yetkisi içindekaldığı şüphesizdir. Kanun koyucu suçların niteliğine, işlenme şekline vekorudukları hukuki menfaate göre değerlendirme yaparak hangisuçların şahsi cezasızlık veya cezada indirim nedenleri kapsamındaolacağını belirleyebilir.
11. İtiraz konusu kuralda yer alan yağma ve nitelikli yağmasuçları ancak cebir ve tehditle işlenebilen suçlardır. Bu yönüyle malvarlığınakarşı işlenen diğer suçlardan ayrılmaktadır. Ayrıca söz konusu suçlarda korunanhukuki menfaat sadece mülkiyet hakkı ve zilyetlik olmayıp bu suçlarla aynızamanda kişi hürriyet ve güvenliği de korunmakta, kişi hürriyetine yönelensaldırı, malvarlığına karşı işlenen suçun bir unsurunu teşkiletmektedir. Kanun koyucunun kuralla, yağma ve nitelikli yağma suçlarının niteliğini,işleniş şeklini, mağdurda oluşan zararı ve korunan hukuki menfaati gözeterek,bu fiilleri şahsi cezasızlık ya da cezada indirim nedenleri kapsamı dışındabırakmayı tercih ettiği anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun bu tercihi, suç olaraktanımlanan fiillerin hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımlarına tâbitutulacağının belirlenmesindeki takdir yetkisinin kapsamındadır. Buna göre kanun koyucu tarafından, takdir yetkisinedayanılarak ve kuralla korunmak istenen hukuki yarar, suçun niteliği, meydanagelen netice de dikkate alınmak suretiyle yağma ve nitelikli yağma suçlarıyönünden, diğer malvarlığına karşı suçlardan farklı düzenlemeler öngörülmesindehukuk devleti ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
12. Diğer yandan başvuran Mahkeme, hırsızlık suçu bakımındanöngörülen şahsi cezasızlık veya cezada indirim hükümlerinin yağma ve nitelikliyağma suçları bakımından uygulanmamasının, aynı değerlere yönelen vebirbiriyle aralarında yakın bağ bulunan söz konusu suçlar arasındaayrım yapılarak adaletsizliğe ve failler arasında eşitsizliğe nedenolunduğunu ileri sürmüşse de kişinin hürriyet ve güvenliğine yönelik cebir vetehditle işlenen yağma ve nitelikli yağma suçlarını işleyenler ile hırsızlıksuçunu işleyenlerin aynı hukuksal konumda oldukları söylenemeyeceğinden sözkonusu suçları işleyenler arasında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.
13. Kaldı ki kural olarak suç ve ceza arasında adalete uygun biroranın bulunup bulunmadığının saptanmasında, benzer bir suç için öngörülen cezaile yapılacak kıyaslamanın değil, o suçun yarattığı etkinin ve sonuçlarınındikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle bir suç için öngörülen cezanın başkabir suç için öngörülen cezayla karşılaştırılması suretiyle yapılandeğerlendirme, anayasal denetime esas oluşturmaz.
14. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
IV- HÜKÜM
26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 167.maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “Yağma ve nitelikli yağmahariç…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, 22.6.2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
KARŞIOY GEREKÇESİ
Anayasanın 152. ve 6216 sayılı Kanunun 40. maddelerine göre, birdavaya bakmakta olan mahkeme, davada uygulanacak kanun hükümlerini Anayasayaaykırı görürse, bu hükümlerin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurmayayetkilidir.
İtiraz yoluna başvuran mahkeme, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun167. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Yağma ve nitelikli yağma hariç…”ibaresinin Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini talep etmiş ve ilkinceleme sonucunda esasa geçilmesine karar verilmiştir.
5237 sayılı Kanunun “Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirimyapılmasını gerektiren şahsi sebep” başlıklı 167. maddesinin birinci fıkrasında“yağma ve nitelikli yağma hariç” bu bölümde yer alan suçların, üç benttesayılan kişilerin zararına işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezayahükmolunmayacağı belirtilmekte; itiraz başvurusunda bulunan mahkemenin “aynıdeğerlere yönelen ve aralarında yakın bir bağ bulunan” hırsızlık suçu yönünden167. maddenin birinci fıkrası uygulanırken “yağma ve nitelikli yağma” suçlarıyönünden uygulanmamasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal talebindebulunduğu görülmektedir.
Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında belirtildiği üzere“davada uygulanacak kurallar”, bir davanın değişik safhalarında ortaya çıkansorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada etki yapacak nitelikte bulunanve bakılan davada kararın dayanağını oluşturmaya yarayacak olan kurallardır.
Bu sebeple Anayasa Mahkemesinin, Anayasaya aykırılığı iddia edilenkuralın niteliğini ve kapsamını, itirazda bulunan mahkemenin bakmakta olduğudava konusu olayın niteliği ve kapsamıyla birlikte değerlendirerek o davadauygulanacak kural olup olmadığını belirlemesi gerekmektedir.
İtiraz başvurusunda bulunan mahkemenin bakmakta olduğu davadasanık hakkında, babasına yönelik fiili sebebiyle Türk Ceza Kanununun “Nitelikliyağma” başlıklı 149. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca “konuttayağma” suçundan kamu davası açıldığı ve mahkemenin suçun tavsifi konusundaiddianameden farklı bir değerlendirmede bulunmadan “Yağma ve nitelikli yağmahariç…” ibaresinin iptalini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Oysa, yağma ve nitelikli yağma fiilleri Türk Ceza Kanununun 148.ve 149. maddelerinde, unsurları farklı olan suçlar olarak düzenlenmekte veitirazda bulunan mahkemenin bakmakta olduğu davada iki maddenin birlikteuygulanmasına imkân bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, başvuran mahkemenin bakmakta olduğu dava nitelikliyağmaya ilişkin olduğundan, itiraz konusu kuralın “…nitelikli yağma hariç…”ibaresi dışındaki bölümü, bakılmakta olan davada uygulanacak kural değildir.
Bu sebeplerle, “…nitelikli yağma…” ibaresi ile sınırlı olarakesasa geçilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
M. Emin KUZ