ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2016/46
Karar Sayısı : 2016/178
Karar Tarihi : 23.11.2016
R.G. Tarih-Sayısı : 13.12.2016-29917
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: KarapınarAsliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla)
İTİRAZIN KONUSU: 22.11.2001tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 313. maddesinin birincifıkrasının, 3.7.2005 tarihli ve 5399 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilenbirinci cümlesinde yer alan “Evlât edinenin alt soyunun açık muvafakatiyle…”ibaresinin, Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Ergin kişiyi evlât edinmek için açılan davada, itiraz konusukuralın Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu ibareyi de içeren 313. maddesi şöyledir:
“MADDE 313- Evlât edineninaltsoyunun açık muvafakatiyle ergin veya kısıtlıaşağıdaki hallerde evlât edinilebilir.
1. Bedensel veya zihinsel engeli sebebiyle sürekli olarak yardımamuhtaç ve evlât edinen tarafından en az beş yıldan beri bakılıp gözetilmekteise,
2. Evlât edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle bakılıpgözetilmiş ve eğitilmiş ise,
3. Diğer haklı sebepler mevcut ve evlât edinilen, en az beş yıldanberi evlât edinen ile aile hâlinde birlikte yaşamakta ise.
Evli bir kimse ancak eşinin rızasıyla evlât edinilebilir.
Bunlar dışında küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin hükümlerkıyas yoluyla uygulanır.”
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Alparslan ALTAN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, MuammerTOPAL, M.Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ’inkatılımlarıyla 26.5.2016 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Cengiz ERTEN tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan veilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Sınırlama Sorunu
3. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre, AnayasaMahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurular itiraz yoluna başvuranmahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı kural ile sınırlıdır.
4. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Kanun’un 313. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Evlât edineninaltsoyunun açık muvafakatiyle...” ibaresinin iptalini talep etmiştir.
5. Bakılmakta olan dava, ergin kişinin evlat edinilmesineilişkindir. İptali istenilen “Evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle…” ibaresiise hem ergin hem de kısıtlılar için geçerli olan ortak bir hükümdür.Dolayısıyla itiraz konusu ibareye ilişkin esas incelemenin “ergin”ibaresi sınırlı olarak yapılması gerekir.
6. Açıklanan nedenle, 4721 sayılı Kanun’un 313. maddesininbirinci fıkrasının, 5399 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen birincicümlesinde yer alan “Evlât edinenin altsoyunun açıkmuvafakatiyle…” ibaresine ilişkin esas incelemenin “ergin” ibaresiyönünden sınırlı olarak yapılmasına, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B- İtirazın Gerekçesi
7. Başvuru kararında özetle, itiraz konusu kuralın,henüz sağ durumdaki kişilerin mülkiyet haklarının kullanılmasına, gelecektekimirasçılarının haklarını korumak için yasal engel getirdiği, oysa mülkiyethakkının ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceği, davacılarınmalikleri olduğu taşınır ve taşınmaz malları sağlıklarında diledikleri gibitasarruf etmelerine bir engel bulunmadığı, saklı pay kurallarını dikkate alarakalt soydan birinin gelecekteki miras payını indirme imkânının mevcut olduğubelirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
C- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
8. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca, kural ilgisi nedeniyleAnayasa’nın 13. ve 41. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
9. Kanun’un 313. maddesinin itiraz konusu ibareyi de içerenbirinci fıkrasında; ergin ve kısıtlıların, bedensel veya zihinsel engelisebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç olmaları ve evlât edinen tarafından enaz beş yıldan beri bakılıp gözetilmeleri; evlât edinen tarafından, küçükken enaz beş yıl süreyle bakılıp gözetilmeleri ve eğitilmeleri; diğer haklısebeplerin mevcut olması ve en az beş yıldan beri evlât edinen ile aile hâlindebirlikte yaşamaları şartlarından birinin gerçekleşmesi halinde, evlât edineninalt soyunun açık muvafakatiyle evlât edinilebilecekleri belirtilmektedir.
10. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa vekanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
11. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.
12. Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesiningereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik”ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”,başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik”başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını ve “orantılılık”ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyüifade etmektedir.
13. Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en genişölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleribüyük ölçüde kısıtlayan ve kullanılamaz hâle getiren sınırlamalar hakkın özünedokunur. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsüdeğil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yollarıgibi güvenceler demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir.Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve özüne dokunmamakkoşuluyla demokratik toplum düzeninin gerekleri için zorunlu olduğu ölçüde veancak kanunla sınırlandırılabilirler. Demokratik bir toplumda temel hak veözgürlüklere getirilen sınırlamanın, bu sınırlamayla güdülen amacın gerektirdiğindenfazla olması düşünülemez. Demokratik hukuk devletinde güdülen amaç ne olursaolsun, kısıtlamaların, bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılmaması vebelli bir özgürlüğün kullanılmasını önemli ölçüde zorlaştıracak ya da ortadankaldıracak düzeye vardırılmaması gerekir.
14. Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı, temelbir insan hakkı olup bireyin eşya üzerindeki hâkimiyetini güvence altınaalmaktadır. Eşya üzerindeki hâkimiyet bir yönüyle bireye Devletin müdahaleedemeyeceği özel bir alan yaratırken, diğer taraftan emeğinin karşılığınıgüvence altına almakla bireye kendi hayatını yönlendirme ve geleceğinitasarlama olanağı sunmaktadır. Bu nedenle, birey özgürlüğü ile mülkiyet hakkıarasında yakın bir ilişki vardır. Söz konusu ilişkiye rağmen mülkiyet hakkısınırsız bir hak değildir. Anayasa’nın 35. maddesinde, herkesin, mülkiyet vemiras haklarına sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunlasınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırıolamayacağı hükme bağlanmıştır.
15. Anayasa’nın 41. maddesi ise ailenin Türk toplumununtemeli olduğunu, eşler arasındaki eşitliğe dayandığını belirttikten sonra “Devlet,ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aileplanlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır,teşkilatı kurar.” diyerek aile kurumunu özel olarak düzenlemiş ve anayasalgüvenceye bağlayarak koruma altına almıştır.
16. Evlât edinme öncelikle, evlât edinen ile küçüklerarasında kurulan, küçüklerin maddi ve manevi gelişimleri, bakım, eğitim vekorunma ihtiyaçları, gelecekleri, sosyal ilişkileri, inanç ve ahlâkiyargılarının biçimlenmesi konularında yaşamsal yetkiler sunan ve bu ilişkiyi anababa ve çocuk ilişkisi içinde gerçekleştirmeyi amaçlayan bir kurumdur. Erginkişiler yönünden ise evlâtlık ilişkisi bakım, yardım ve korunma gibiihtiyaçların ortaya çıktığı istisnai durumlar için tesis edilebilmekte veküçüklerin evlât edinilmesine göre daha sıkı koşullarda gerçekleşebilmektedir.
17. Kuralda ergin kişilerin evlâtlık ilişkisi kurulmasınınşartlarından biri olarak, mevcutsa evlât edinenin alt soyunun açıkmuvafakatinin gerektiği belirtilmektedir. Bu şart, evlâtlık ilişkisi kurulduğusırada doğrudan evlât edinenin mülkiyet hakkına bir sınırlandırma getirmese degelecekte, evlât edinilen ile evlat edinenin alt soyuna intikal edecek mirashaklarını etkilemektedir. Çünkü evlat edinenin alt soyunun evlâtlıkedinilmesine açık muvafakatinin bulunmaması halinde, evlât edineninmalvarlığının, ölümünden sonra evlât edinilmek isteyene evlâtlık sıfatıylamiras yoluyla intikali engellenmekte, böylece gelecek için malvarlığıüzerindeki tasarruf hakkı dolaylı bir şekilde kısıtlanmaktadır.
18. Kanun’un itiraz konusu ibareyi içeren 313. maddesinin birincifıkrasında 5399 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin gerekçesinde, “Ülkemizinsosyal şartları dikkate alındığında ergin veya kısıtlılardan aile himayesineihtiyacı olanların çok sayıda bulunduğu ve sosyal desteklerden yoksun olduklarıbilinmektedir. Geleneksel aile desteği içinde sağlanan imkanlar çoğu zamanşartların değişmesi ile ortadan kalkmaktadır. Muhtaç ve kısıtlı bazı ergenlerinkalıcı bir aile desteğine kavuşturulmaları bakımından Medenî Kanunun 313 üncümaddesinin birinci fıkrasındaki “Altsoyu bulunmaması” koşulu kaldırılmıştır.Altsoyun herhangi bir sosyal veya ekonomik zarara uğramaması için evlat edinmesırasında açık onaylarının alınması öngörülmüştür.” denilmektedir.
19. Anayasanın tüm maddeleri aynı etki ve değerde oluparalarında bir üstünlük sıralaması bulunmadığından, uygulamada bunlardan birineöncelik tanımak olanaklı değildir. Bu nedenle, kimi zaman zorunlu olarakbirlikte uygulanan iki Anayasa kuralından biri diğerinin sınırınıoluşturabilir. Bu bağlamda, mülkiyet hakkının sınırlarının belirlenmesindeailenin korunmasına ilişkin hükümleri içeren Anayasa’nın 41. maddesiningözetilmesi gerektiği açıktır.
20. Anayasa’nın 41. maddesindeki ailenin korunması için gereklitedbirleri alma yönünde Devlete verilen görevin yerine getirilmesi içinmülkiyet hakkı sınırlandırılabilir. Zira ailede bireylerin maddi ve manevivarlıklarını geliştirebilmelerinin, huzur ve güven ortamının sağlanmasına bağlıolduğu, bunun için de öncelikle aile içi sorunların önlenmesi gerektiğitartışılmazdır. Kuralın gerekçesinde açıklandığı gibi, özellikle muhtaç erginkişilerin evlât edinilmesi onlar için kalıcı aile desteği sağlasa da söz konusuevlât edinme işleminin alt soydan mal kaçırmaya yönelik şekilde kötüyekullanılmasının önüne geçilmesi, alt soyun sosyal ve ekonomik zararauğramasının da engellenmesi gerekecektir. Başka bir ifadeyle evlât edinilen ilealt soyun çıkarlarının dengelenmesine, evlât edinilen lehine alt soyunçıkarlarının hakkaniyete aykırı şekilde zedelenmemesine özen gösterilmelidir.Bu nedenle, itiraz konusu ibare, aile birliğinin huzurlu ve mutlu bir şekildedevam etmesini sağlamak üzere düzenlenen koruyucu bir hükümdür. Kurallagetirilen evlât edinenin altsoyunun açık muvafakati şartının amacı,öncelikle ailenin ekonomik varlığının ve sosyal birlikteliğinin, bunun sonucuolarak da huzurunun korunmasıdır.
21. İtiraz konusu kuralın ailenin huzurunu korumayı hedeflediğidikkate alındığında, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırıolmadığı açıktır. Öte yandan evlât edinenin malvarlığı üzerindeki tasarrufhakkını dolaylı bir şekilde de olsa kısıtlayan düzenleme, aile birliğindeistenmeyen anlaşmazlıkların önüne geçerek ailenin geleceği için riskoluşturabilecek davranışların engellenmesini amaçladığından kamu yararınayöneliktir. Bu nedenle itiraz konusu ibare, Anayasa’nın 35. maddesindekimülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılabileceğine ve 41.maddesindeki ailenin korunmasına ilişkin hükümlerine uygundur. Bununlabirlikte, düzenlemenin temel haklara ölçülü bir sınırlama niteliğinde olupolmadığının da incelenmesi gerekir.
22. Diğer şartların gerçekleşmesine rağmen itiraz konusuibare uyarınca altsoyunun açık muvafakati olmaksızın ergin kişilerin evlatedinilememesi, evlât edinenin bireysel tercihine bir sınırlandırmagetirmektedir. Ancak evlât edinmenin, aile hukukuna özgü nitelikte ve mahkemekararıyla gerçekleşen soybağı ilişkisinin kurulmasını sağlaması göz önünealındığında, bu kamusal işlemin doğrudan kendi özerklik alanıyla sınırlı birtasarruf olmadığı bir gerçektir. İtiraz konusu ibare, mülkiyet hakkına keyfiya da hakkın özüne dokunacak bir sınırlama getirmemekte, temel hakkınkullanımını ortadan kaldırmamakta veya güçleştirmemektedir. Bu nedenleöngörülen şart, mülkiyet hakkı için sınırlı ve ölçülüdür. İtiraz konusuibaredeki şartın gerçekleşmemesi nedeniyle evlât edinemeyenin, saklı paylarıgözeterek malvarlığını, evlât edinmek istediği kişiye vasiyet etmesine ve onabakıp gözetmesine bir engel de bulunmamaktadır.
23. Diğer taraftan, Anayasa’nın 41. maddesinin öngördüğüailenin korunmasına yönelik Devlete yüklenen sorumluluğu yerinegetiren düzenlemenin birey hakları ile kamu yararı arasında açık birdengesizlik yarattığı da söylenemez. Dolayısıyla itiraz konusuibare, alt soyun muvafakati olmaksızın evlât edinilmesine engel olarakailenin huzur ve refahını koruduğundan, alt soyun muvafakatinin gerekliliğişartının bu açıdan da ulaşılmak istenen amaç ile orantılı ve amacıgerçekleştirmeye elverişli olduğu açıktır.
24. Açıklanan nedenlerle kural, “ergin” ibaresiyönünden Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 41. maddelerine aykırı değildir.İptal talebinin reddi gerekir.
25. Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
IV- HÜKÜM
22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 313.maddesinin birinci fıkrasının, 3.7.2005 tarihli ve 5399 sayılı Kanun’un 1.maddesiyle değiştirilen birinci cümlesinde yer alan;
A- “Evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle…” ibaresineilişkin esas incelemenin “ergin” ibaresi yönünden sınırlıolarak yapılmasına, OYBİRLİĞİYLE,
B- “Evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle…” ibaresinin “ergin” ibaresiyönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman AlifeyyazPAKSÜT’ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
23.11.2016 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARŞIOY YAZISI
1. İtiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvuran Karapınar AsliyeHukuk Mahkemesince, Türk Medeni Kanunu’nun 313. maddesinin 5399 sayılı Kanunladeğişen birinci cümlesinde yer alan “Evlat edinenin alt soyunun açıkmuvafakatiyle…” ibaresinin, Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptali istenmiştir. Anayasa Mahkemesi, konuyu,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. ve 41. maddeleri yönünden de incelemiştir.
2. Karara, öncelikle evlat edinme suretiyle soybağı tesisineilişkin kuralın, Anayasa’nın 17. maddesi yönünden incelenmemiş olması nedeniylekatılmamaktayım. Her ne kadar evlat edinme tasarrufu aynı zamanda Anayasalkoruma altındaki bir kurum olan aileyi düzenleyen hukuk disiplini içinde kalsave malvarlığı ile miras haklarını ilgilendirse de soybağı aynı zamanda kişinin,Anayasa’nın 17. maddesinde güvencesini bulan “Maddi ve manevivarlığını geliştirme hakkı” kapsamındadır. Nitekim, Türk MedeniKanunu’nun 303. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle açılan davadaAnayasa Mahkemesi, E:2010/71, K:2011/143 sayılı kararıyla, soybağınıAnayasa’nın 17. maddesi kapsamında görmüş ve babalık davalarında dava açmasüresini aşırı biçimde sınırlayan ikinci fıkra hükmünü Anayasa’nın 2., 17. ve36. maddelerine aykırı olması nedeniyle iptal etmiştir.
3. Konunun, miras hukukuna ilişkin sonuçları ve evlat edineninmirasçılarına kalacak olan malvarlığı hakları bakımından, Anayasa’nın 35.maddesi çerçevesinde de değerlendirilmesi kuşkusuz hayatın gerçeklerine uygunise de her şeyin mal ve mal paylaşımı noktasından değerlendirilmesi doğruolmadığı kadar ahlaki ve insani değerlere de aykırıdır. Altsoy, murisin ölümünütabir caizse akbabalar gibi bekleyen ve kalacak ziyafete başkasının ortakolmasını asla kabul etmeyen kişiler olarak kabul edilmemelidir.
4. Öte yandan, evlat edinmek isteyen herkesin malı mülküolmayabileceği, hatta borcu olabileceği gibi, salt manevi nedenlerle kişininbir ergini evlat edinmek istemesi de mümkündür. Bir an için, hiçbir taşınmazıve kıymetli malı olmayan, salt emekli maaşıyla geçinen ve kirada oturan biremekli öğretmenin, bütün gayretlerine rağmen okumayan ve kendisini hayalkırıklığına uğratan öz çocuklarının yanısıra, yine kendi yetiştirdiği vesporda, sanatta veya diğer bir alanda temayüz etmiş olan yeğenini evlatedinerek kendi soyadını başarılı bir insanda devam ettirmek istediğinifarzedelim: Altsoy, sırf sübjektif ve iyi niyetten uzak saiklerle, bu tasarrufuengelleyebilecektir.
5. Anayasa’nın 41. maddesinde ailenin korunması için Devleteverilen görev, aile bireyleri arasında güveni, korumayı, uzlaşmayı, hoşgörüyüve paylaşmayı üstün tutacak şekilde düzenlemeler yapılması şeklindeanlaşılmalıdır. İptali istenen kural, evlat edinmek isteyenin iradesini altsoyun onayına tabi tutarak şeklen aileyi korur gibi görünse de aslında bu amacıgerçekleştirmeye elverişli değildir. Çünkü evlat edinme işlemi evlat edinen ilealtsoyu arasında rıza ile gerçekleştirilemiyorsa, alt soyun izin vermemesininaileyi korumak bir yana küskünlük hatta açıkça husumete yol açması damuhtemeldir.
6. Konuya Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan, kişinin maddi vemanevi varlığını geliştirme hakkı yönünden bakıldığında yasa koyucunun, evlatedinenin istediği bir ergini evlat edinmede altsoyunun istek ve haklarınıtamamen hiçe sayarak keyfince karar vermesini önlerken, çoğu kere hakkaniyeteaykırı sonuçlar doğurabilecek şekilde evlat edinmeyi altsoyun iznine bağlamaksuretiyle altsoyun iradesine mutlak bir üstünlük vermek arasında makul vedengeli bir düzenleme yapması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
7. Kuralın düzenlediği konuda gerek evlat edinenin gerek altsoyunAnayasa’nın 35. ve 41. maddelerinden doğan hakları yanında Anayasa’nın 17.maddesinden kaynaklanan hakları da vardır. Bu haklar arasında adil ve makul birdenge kurulması gerekmektedir. Ancak, iptali istenen kural bu bahiste evlatedinenin Anayasa’nın 17. maddesinden kaynaklanan hakları ile altsoyun yineAnayasa’nın 17. maddesinden kaynaklanan hakları arasında bir dengelemeyapmaksızın sadece altsoyu himaye etmekle, ölçüsüz bir düzenleme getirmektedir.
8. Hayatın her halinin yasa ile düzenlenmesine imkan bulunmadığı,her somut olayın hakkaniyete uygun çözümünün öngörülemeyeceği düşünüldüğünde,yapılacak adil ve makul bir düzenlemede ihtilaf vukuunda yargının karar vermesiimkanını açık tutmak normal olacaktır. Ancak iptali istenen kuraldaki kesinlik,buna imkan vermemektedir.
9. Sonuç olarak Anayasa’nın 41. maddesindeki amaçlara uygunolmayan ve 17. maddesindeki kişilik haklarını gözetmeyen kuralın anılanmaddelere aykırılığı nedeniyle iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşünekatılmıyorum.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT