ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2017/163
Karar Sayısı : 2018/90
Karar Tarihi : 6/9/2018
R.G. Tarih – Sayı : 6/12/2018– 30617
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Bolu 1. Asliye HukukMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 18/1/1972 tarihli ve1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun;
A. 16/11/1989 tarihli ve 3588 sayılı Kanun’un 6. maddesiyledeğiştirilen 109. maddesinin,
1. Birinci fıkrasının;
a. 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un 347. maddesiyledeğişiklik yapılan birinci cümlesinin,
b. İkinci cümlesinin,
2. İkinci fıkrasının,
B. 111. maddesinin;
1. 5728 sayılı Kanun’un 348. maddesiyle değiştirilen birincifıkrasının;
2. İkinci fıkrasının,
Anayasa’nın 2., 5., 18. ve 35. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Noterler arasında ortak cari hesapuygulamasından kaynaklanan tazminat davasında itiraz konusu kurallarınAnayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu 109. ve 111. maddeleri şöyledir:
“Noterlikler ortak cari hesabı:
Madde 109- (Değişik: 16/11/1989 - 3588/6 md.)
Bir il, ilçe veya büyükşehir belediyesi sınırları içinde birdençok noterlik bulunması halinde, bu yerlerde her yıl, harç veya damga vergisinetabi değeri, 30.000 gösterge rakamının o yılın bütçe kanununda gösterilen memurmaaş katsayısıyla çarpımı sonucunda bulunacak meblağdan fazla olan noterlikişlemlerinin yapılmasından elde edilen her çeşit ücret ve noter hissesitutarının % 15’ini aşmamak üzere Noter Odası Yönetim Kurulunca tespit edilecekoranı alıkonulduktan sonra kalanı işlemi yapan noterlikçe, milli bir bankadaaçtırılan (Noterlikler ortak cari hesabı)na en geç işlemin yapıldığı günütakibeden (5) iş günü içinde yatırılır. Noterlikler ortak cari hesabı, takvimyılı başından önce o yerdeki noterliklerin bağlı bulunduğu oda yönetimkurulunca açtırılır ve durum Türkiye Noterler Birliğine bildirilir.
Noterler, yukarıdaki fıkrada gösterilen noterlik işlemlerini,kanuni bir sebep olmaksızın yapmaktan hiçbir surette kaçınamazlar.”
“Gelirin dağıtımı:
Madde 111- (Değişik birinci fıkra: 23/1/2008-5728/348 md.) BuKanunun 109 uncu maddesi uyarınca yatırılıp ortak hesapta toplanan paralar, herüç ayda bir o yerdeki ilgili noterlere veya bu Kanuna göre görevlendirilmişnoter vekili varsa vekile, eşit miktarda ödenir. Ancak, büyükşehir belediyesisınırları içerisinde, farklı sınıftan ve birden fazla noterlik bulunmasıhalinde, birinci sınıf noterlikler için oluşturulan ortak hesap bu sınıfamensup noterlikler arasında; diğer sınıf noterlikler için, kuruldukları ilçeninmülkî sınırları esas alınarak oluşturulan ortak hesap ise bu sınıfa mensupnoterlikler arasında, eşit miktarda dağıtılır. Ödemenin şekli oda genelkurulunun yıllık olağan toplantısında tespit edilir.
Yukarıki fıkrada gösterilen üç aylık süre dolmadan evvel, herhangi bir sebeple noterlik meslekinden ayrılan veya başka bir noterliğe naklenatanan noterin hissesi, sürenin sonu beklenilmeksizin kendisine veyamirasçılarına derhal ödenir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI,Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ,Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 28/9/2017 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işinesasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Osman KODAL tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılanve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Uygulanacak Kural Sorunu
3. Anayasa’nın 152. ve 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyleuygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümleriniAnayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükmün iptaliiçin Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış vemahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali istenen kuralın da odavada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olandavanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunankurallardır.
4. Başvuran Mahkemenin iptalini talep ettiğikurallar arasında Kanun’un 111. maddesi de bulunmaktadır.
5. Kanun’un 111. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesinde, Kanun’un 109. maddesi uyarınca yatırılıp ortak hesaptatoplanan paraların her üç ayda bir o yerdeki ilgili noterlere veya bu Kanun’agöre görevlendirilmiş noter vekili varsa vekile eşit miktarda ödeneceğibelirtilmiştir. Kanun’un 111. maddesinin birinci fıkrasının ikinci ve üçüncücümlelerinde; büyükşehir belediyesi sınırları içinde farklısınıftan ve birden fazla noterlik bulunması hâlinde birinci sınıf noterlikleriçin oluşturulan ortak hesabın bu sınıfa mensup noterlikler arasında, diğersınıf noterlikler için kuruldukları ilçenin mülkî sınırları esas alınarakoluşturulan ortak hesabın ise bu sınıfa mensup noterlikler arasında eşitmiktarda dağıtılacağı ve ödemenin şeklinin oda genel kurulunun yıllık olağantoplantısında tespit edileceği ifade edilmiştir. Kanun’un 111. maddesininikinci fıkrasında da birinci fıkrada gösterilen üç aylık süre dolmadan evvel,herhangi bir sebeple noterlik mesleğinden ayrılan veya başka bir noterliğenaklen atanan noterin hissesinin sürenin sonu beklenilmeksizin kendisine veyamirasçılarına derhâl ödeneceği öngörülmüştür.
6. Kanun’un 111. maddesinin birinci fıkrasınınikinci, üçüncü cümleleri ile ikinci fıkrasında; büyükşehir belediyesi sınırlarıiçinde farklı sınıftan ve birden fazla noterlik bulunması hâlinde ortak carihesapta biriken paranın dağıtım usulü ve ödeme şeklinin nasıl tespit edileceği,üç aylık süre dolmadan evvel noterin noterlik mesleğinden ayrılması veya başkabir noterliğe naklen atanması hâlinde ortak cari hesapta biriken paradan noteredüşen hissenin kimlere ödeneceği hususları düzenlenmektedir. Somut olaydabüyükşehir belediyesi sınırları içinde birden fazla noterin bulunması hâli, üçaylık süre dolmadan herhangi bir sebeple noterlik mesleğinden ayrılma veyabaşka bir noterliğe naklen atanma durumları söz konusu olmadığı gibi taraflararasında ortak cari hesapta biriken paranın ödenme şeklinin belirlenmesi ileilgili bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu kuralların görülmekteolan davada uygulanma olanağı bulunmadığından anılan kurallar yönündenbaşvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
B. İtirazın Gerekçesi
7. Başvuru kararında özetle,dava konusu kurallarla noterlik işlemlerinden elde edilen gelirin ortak birhesapta toplanarak paylaştırılması suretiyle noterler arasında ortaya çıkangelir eşitsizliğinin önüne geçilmeye çalışıldığı ancak daha çok işlem yapannoterlerin diğer noterlere göre ortak hesaba daha fazla katkıda bulundukları,ayrıca bu işlemler dolayısıyla daha çok emek harcadıkları ve giderlerinin defazla olduğu, gelir dağılımın sağlanması ya da rekabetin önlenmesiamacıyla bile olsa kazancın paylaştırılmasına yönelik bu uygulamanın sosyaladalet ilkesine, angarya yasağına ve mülkiyet hakkına aykırılık teşkil ettiğibelirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 5., 18. ve 35. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
8. 6216 sayılı Kanun’un 43.maddesi uyarınca kurallar, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden deincelenmiştir.
9. Kanun’un 109. maddesininbirinci fıkrasında bir il, ilçe veya büyükşehir belediyesi sınırları içindebirden çok noterlik bulunması hâlinde bu yerlerde her yıl, harç veya damgavergisine tabi değeri, 30.000 gösterge rakamının o yılın bütçe kanununda gösterilenmemur maaş katsayısıyla çarpımı sonucunda bulunacak meblağdan fazla olannoterlik işlemlerinin yapılmasından elde edilen her çeşit ücret ve noterhissesi tutarının %15’ini aşmamak üzere Noter Odası Yönetim Kurulunca tespitedilecek oranı alıkonulduktan sonra kalanının işlemi yapan noterlikçe, millîbir bankada açtırılan noterlikler ortak cari hesabına en geç işlemin yapıldığıgünü takip eden beş iş günü içinde yatırılacağı, noterlikler ortak carihesabının takvim yılı başından önce o yerdeki noterliklerin bağlı bulunduğu odayönetim kurulunca açtırılacağı ve durumun Türkiye Noterler Birliğinebildirileceği ifade edilmiş; ikinci fıkrada da noterlerin birinci fıkradagösterilen noterlik işlemlerini kanuni bir sebep olmaksızın yapmaktan hiçbirsurette kaçınamayacakları belirtilmiştir.
10. Kanun’un 111. maddesininbirinci fıkrasının birinci cümlesinde de 109. madde uyarınca yatırılıp ortakhesapta toplanan paraların her üç ayda bir o yerdeki ilgili noterlere veya buKanun’a göre görevlendirilmiş noter vekili varsa vekile eşit miktarda ödeneceğihüküm altına alınmıştır.
11. Anayasa’nın 2. maddesindeyer alan sosyal hukuk devleti insan haklarına saygılı, kişilerin huzur ve refahiçinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararıarasında adil bir denge kurabilen, millî gelirin adalete uygun biçimdedağıtılması için gereken önlemleri alan, her alanda adaletli bir hukuk düzenikurup bunu geliştirerek sürdüren, sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözetendevlettir.
12. Anayasa’nın 18.maddesinde; hiç kimsenin zorla çalıştırılamayacağı, angaryanın yasak olduğu,şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleriiçindeki çalıştırmalar ile olağanüstü hâllerde vatandaşlardan istenecekhizmetlerin ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlıködevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmalarının zorla çalıştırmasayılmayacağı belirtilmiştir.
13. Zorla çalıştırmaya ilişkinolarak Anayasa’da da gerekçesinde de bir tanım bulunmamaktadır. Ancak zorlaçalıştırma kavramının sözel anlamından yola çıkıldığındaçalıştırılmanın zora (cebre) dayalı olması gerektiği anlaşılmaktadır. Zor,eylemin iradiliğini ortadan kaldıran dışsal bir unsur olup daha üstün biriradenin buyurmasının varlığına işaret eder. Zor kullanımından söz edilebilmesiiçin buyuran iradenin buyurulan iradeyi edilgenleştirmesi gerekir. Dolayısıylazora dayalı çalıştırma, bir kimsenin serbest iradesi bulunmadançalıştırılmasıdır. Öte yandan zor (cebir) kavramı, yaptırım tehdidininvarlığını şart kılar. Esasında bir buyurmanın zorakilik vasfını kazanması,yaptırım tehdidi ile desteklenmiş olması sayesindedir. Yaptırım tehdidiiçermeyen buyurmalar, zora dayalı olma vasfını taşımaz. Bu durumda yaptırımtehdidini içermeyen buyurmaya dayalı çalıştırmanın zoraki (cebri) olduğununkabulü imkânsızdır. Sonuç olarak zorla çalıştırmanın kişinin iradesi dışında veyaptırım tehdidi altında çalıştırılması biçiminde tanımlanması mümkündür (YaseminBalcı [GK], B. No: 2014/8881, 25/7/2017, § 63).
14. Yaptırım kavramıyla sadececeza hukukunda yer alan dar ve teknik anlamdaki ceza değil her türlü adli,idari ve hukuki yaptırımlar kastedilmektedir. Bu bağlamda hürriyeti bağlayıcıcezalar ile adli ve idari para cezaları, diğer idari yaptırımların yanındatazminat ve cezai şart gibi hukuki yaptırımlar da zorla çalıştırma tanımındayer alan yaptırım kavramına dâhildir. Olayın somut koşulları çerçevesindekişinin işini kaybetme korkusunun dahi bir yaptırım tehdidi olarak yorumlanmasımümkündür. Ancak hizmetin yerine getirilmesinin bunu zorunlu kılan bir hukuksalyükümlülüğün varlığına dayanması tek başına söz konusu hizmetin zorlaçalıştırma veya angarya olduğu sonucuna ulaşılabilmesi bakımından yeterlideğildir. Bu noktada hizmet yükümlüsünün rızasının varlığı büyük önemkazanmaktadır. İlgilinin kendi rızasıyla kabullendiği bir hizmetin yerinegetirilmesi hususunda yasal zorunluluk bulunması bu hizmeti zorla çalıştırmaveya angarya hâline getirmez. Zira bu hâlde kanunda öngörülen çalışmazorunluluğu, ilgilinin serbest iradesiyle bir sözleşme akdetmiş olması veya birstatüye girmiş bulunmasının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır (YaseminBalcı, § 65).
15. Bu bakımdan olağan görevkapsamında tanımlanan veya açıkça tanımlanmasa bile öngörülebilen işlerderızanın bulunduğu varsayılabilir. Bu bağlamda gerek statü hukukuna gerekse akdihukuka tabi olarak çalışan kişilere öngörülemeyen ve öngörülmesi de mümkünolmayan bir iş veya görev yüklenmedikçe rızanın bulunmadığı öne sürülemez (YaseminBalcı, § 66).
16. Bunun yanında alanındauzman olan kişilerin mesleklerini icra edebilme yetkisi kazanabilmesi için veyamesleklerinin icrası sırasında sosyal dayanışma anlayışının bir gereği olarakbirtakım hizmetlerle yükümlü kılınmaları, uzmanlık alanlarıyla ilgili olmak veaşırı külfet yüklememek kaydıyla zorla çalışma veya angarya olarakdeğerlendirilemez. Ancak bu şekilde çalışma zorunluluğu getirilen (uzman)kişiye ölçüsüz bir külfet yüklenmesi durumunda Anayasa’nın 18. maddesininsınırlarının aşıldığı sonucuna ulaşılabilir. Bu kişilere ölçüsüz bir külfetyüklenip yüklenmediğinin tespitinde bunlara ücret ve benzeri menfaatlerinsağlanıp sağlanmadığı ve yapılması zorunlu kılınan hizmetin bunların meslekigelişim ve kariyerlerine bir katkısının bulunup bulunmadığı hususları gözönündebulundurulmalıdır (Yasemin Balcı, § 67).
17. Anayasa'nın 18.maddesinde, zorla çalıştırma ve angarya kavramlarınayer verilmiştir. Maddenin gerekçesinde angarya, kişinin emeğinin karşılığınıalmadan zorla çalıştırılması olarak tanımlanmıştır.
18. Angaryada da zorlaçalıştırmada olduğu gibi kişinin yaptırım tehdidi altında ve iradesi dışındaçalıştırılması söz konusudur. Ancak angaryada zorla çalıştırmadan farklı olarakçalıştırılana ücret de ödenmemekte veya bariz bir şekilde düşük ücretödenmektedir. Buna göre zorla çalıştırma ile angarya arasındakifark, yaptırım tehdidiyle desteklenen irade dışı çalıştırma karşılığında ücretödenip ödenmeyeceği hususu ile sınırlıdır. İrade dışı çalıştırmada ücretödeniyorsa zorla çalıştırmadan, ücret ödenmiyor veyaödenen ücret bariz bir şekilde düşük ise angaryadan söz edilebilir(Yasemin Balcı, § 69).
19. Kamu hizmetleri sürekli vedüzenli hizmetlerdir. Bu hizmetler özel kişilerin yararlarını değil kamusalyararları karşılar. Kamu hizmetleri kanunla ya da kanunun verdiği yetkiyedayanılarak kurulur ve kaldırılır. Kanun koyucu, bir kamu hizmetinde görevingerektirdiği nitelikleri ve koşulları saptamayı anayasal ilkeler çerçevesiiçerisinde kalmak kaydıyla görevin ve ülkenin gereklerine ve zorunluluklarınagöre serbestçe takdir edebilir.
20. Kanun’un 1. maddesiuyarınca noterlik bir kamu hizmeti olup noterler hukuki güvenliği sağlamak veanlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirmektedir. Kanun’un 40. ve 82.maddelerinde noter dairesinin resmî daire, Noterlik Kanunu’na görebelgelendirilen işlemlerin de resmî sayıldığı ifade edilmiştir. Ayrıcanoterliğin sınıflara ayrılmasında, atanma ve yükselmelerinde, ücrettarifelerinin düzenlenmesinde, gözetim ve denetimlerinde Adalet Bakanlığıyetkili kılınmıştır. Bu nedenlerle kanun koyucu tarafından belli bir statüyebağlı tutulan noterlik, özel teşebbüs sayılamaz ve hakkında özel teşebbüslerleilgili kurallar uygulanamaz.
21. Noterlik işlemlerindenelde edilen ücretlerin belli bir yüzdesinin işlemi yapan noterce alınması, aynısınıftaki noterler tarafından yapılan işlemlerden elde edilen gelirdennoterlerin eşit biçimde yararlanmaları ve noterlerin tümünün aynı statüye bağlıolmaları gözetildiğinde ortak cari hesap uygulamasında kişinin çalışmasındankarşılıksız yararlanmanın söz konusu olmadığı anlaşıldığından ortak cari hesapuygulamasına ilişkin düzenlemenin angarya olarak nitelendirilmesi mümkündeğildir.
22. Anayasa’nın 35. maddesininbirinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir”denilmek suretiyle temel hak ve özgürlükler arasında yer alan mülkiyet hakkıgüvence altına alınmıştır. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında ise bu hakkınkamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılabileceği ve mülkiyet hakkınınkullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı belirtilerek bu hakkın kamuyararı amacıyla sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir. Ancak mülkiyethakkının sınırlandırılabilmesi için kamu yararının varlığı yeterli olmayıptemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini belirleyen Anayasa’nın13. maddesine de uyulması gerekmektedir. Anayasa’nın 13. maddesi uyarıncamülkiyet hakkına getirilecek sınırlamalar, hakkın özüne dokunamayacağı gibiAnayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
23. Çağdaş demokrasiler, temelhak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığırejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleri büyük ölçüde kısıtlayan ve kullanılamazhâle getiren sınırlamalar hakkın özüne dokunur. Temel hak ve özgürlükleregetirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil koşulları, nedeni, yöntemi,kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları gibi güvenceler demokratik toplumdüzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle temel hak veözgürlükler, istisnai olarak ve ancak özüne dokunmamak ve demokratik toplumdüzeninin gereklerine aykırı olmamak koşuluyla ancak kanunlasınırlandırılabilir. Demokratik bir toplumda temel hak ve özgürlükleregetirilen sınırlamanın ölçülü olması, bu bağlamda sınırlamanın güdülen amaçyönünden elverişli ve gerekli olmasının yanı sıra orantılı olması dazorunludur. Demokratik hukuk devletinde güdülen amaç ne olursa olsun,kısıtlamaların, bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli birözgürlüğün kullanılmasını önemli ölçüde zorlaştıracak ya da ortadan kaldıracakdüzeye vardırılmaması gerekir.
24. İtiraz konusu kurallardanoterlik işlemlerinden elde edilen her çeşit ücret ve noter hissesinden NoterOdası Yönetim Kurulu tarafından belirlenen oranı alıkonulduktan sonra kalanmiktarın noterlikler cari hesabına yatırılması ve ortak hesapta toplanan buparaların her üç ayda bir o yerdeki ilgili noterlere veya Kanun’a göregörevlendirilmiş noter vekili varsa vekile eşit miktarda ödenmesininöngörülmesi suretiyle mülkiyet hakkına sınırlama getirilmiştir.
25. Ortak cari hesapuygulamasını düzenleyen itiraz konusu kuralların aynı il, ilçe veya büyükşehirbelediyesi sınırları içinde faaliyette bulunan aynı sınıftaki noterler arasındarekabetin önlenmesi ve aşırı gelir farkının ortadan kaldırılması amacıylaöngörüldüğü madde gerekçesinde ifade edilmiştir. Bu yönüyle itiraz konusukurallarla kamu yararını gerçekleştirmeye yönelik olarak mülkiyet hakkınasınırlama getirildiği anlaşılmaktadır.
26. Kurallarla mülkiyet hakkısınırlandırılırken sınırlamanın ulaşılmak istenen amaca uygun olarak noterlerinher türlü gelirleri yönünden değil sadece harç veya damga vergisine tabideğeri, 30.000 gösterge rakamının o yılın bütçe kanununda gösterilen memur maaşkatsayısıyla çarpımı sonucunda bulunacak meblağdan fazla olan noterlikişlemleri yönünden geçerli kılınması düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra ortak carihesap uygulamasına tabi olan bu ücretin tamamının değil %15’ini aşmamak üzereNoter Odası Yönetim Kurulunca tespit edilecek oranı notere bırakıldıktan sonrakalan miktarının ortak cari hesaba aktarılması ve ortak hesapta toplananparaların her üç ayda bir o yerdeki ilgili noterlere ve görevlendirilmiş notervekili varsa vekile eşit miktarda ödenmesi öngörülmüştür.
27. Bu itibarla kurallarlagetirilen sınırlamanın mülkiyet hakkının kullanımını ciddi surette güçleştiripamacına ulaşmasına engel oluşturmadığı, sınırlandırma aracının sınırlandırmaamacına göre orantılı olmadığının söylenemeyeceği, dolayısıyla noterlerarasındaki rekabetin önlenmesi ve aşırı gelir farkının ortadan kaldırılmasışeklindeki kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasındaki makul dengenin kurallardagözetildiği anlaşılmaktadır.
28. Bu yönleriyle sınırlamanınhakkın özünü zedelediğinden söz edilemeyeceği gibi bunun demokratik toplumdüzeninin ve hukuk devletinin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı düştüğüde söylenemez.
29. Açıklanan nedenlerlekurallar Anayasa’nın 2., 13., 18. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 5.maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
18/1/1972 tarihli ve 1512sayılı Noterlik Kanunu’nun;
A. 16/11/1989 tarihli ve3588 sayılı Noterlik Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun’un6. maddesiyle değiştirilen 109. maddesinin,
1. Birinci fıkrasının;
a. 23/1/2008 tarihli ve5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda veDiğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 347. maddesiyledeğişiklik yapılan birinci cümlesinin,
b. İkinci cümlesinin,
2. İkinci fıkrasının,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına veitirazın REDDİNE,
B. 111. maddesinin;
1. 5728 sayılı Kanun’un348. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının;
a. Birinci cümlesininAnayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
b. İkinci ve üçüncücümlelerinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davadauygulanma olanağı bulunmadığından, bu cümlelere ilişkin başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2. İkinci fıkrasının,itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağıbulunmadığından, bu fıkraya ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliğinedeniyle REDDİNE,
6/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ