ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2017/18
Karar Sayısı : 2019/66
Karar Tarihi : 25/7/2019
R.G. Tarih – Sayı : 1/11/2019– 30935
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisiüyeleri Engin ALTAY, Levent GÖK ve Özgür ÖZEL ile birlikte 131 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 9/11/2016 tarihli ve 6756sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Millî SavunmaÜniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair KanunHükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesi Hakkında Kanun’un;
A. 4. maddesinin;
1. (1) numaralı fıkrasının “…iflasın ertelenmesitalebinde bulunulamaz;…” ve “…mahkemelerce iflasa ilişkinaraştırma yapılmaksızın derhal reddedilir.” bölümlerinin,
2. (2) numaralı fıkrasının;
a. (a) bendinin “…iflasın ertelenmesine kararverilemez.” bölümünün,
b. (b) bendinin “…tedbir kararı verilemez, verilmişse derhal kaldırılır.” bölümünün,
B. 104. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin,
C. 105. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
1. (a) bendinin “…Millî Eğitim Bakanlığınca, girişsınavlarının yapıldığı tarihte aldıkları ortaöğretim yerleştirme puanlarıdikkate alınarak durumlarına uygun okullara,” bölümünün,
2. (b) bendinin “…Yükseköğretim Kurulunca, üniversitesınavının yapıldığı tarihte aldıkları yerleştirme puanları dikkate alınarakdurumlarına uygun fakülte ve yüksek okullara, naklen kaydedilirler.” bölümünün,
3. (c) bendinin,
Anayasa’nın 2., 10., 36., 42., 48., 58. ve 138. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına kararverilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un iptali talep edilen kuralların da yer aldığı;
1. 4. maddesi şöyledir:
“İflas erteleme
MADDE 4- (1) Olağanüstü halin ilanından itibaren vedevamı süresince, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 179uncu maddesi uyarınca sermaye şirketleri ile kooperatifler tarafından iflasınertelenmesi talebinde bulunulamaz; bu yönde yapılan talepler mahkemelerceiflasa ilişkin araştırma yapılmaksızın derhal reddedilir.
(2) Olağanüstü halin ilanından önceki dönemde yapılan iflasınertelenmesi talepleriyle ilgili olarak;
a) Olağanüstü hal süresince iflasın ertelenmesine kararverilemez.
b) Olağanüstü halin ilanından sonra ve devamı süresince herhangibir tedbir kararı verilemez, verilmişse derhal kaldırılır.
c) Olağanüstü halin ilanından önceki dönemde 2004 sayılı Kanunun179/a maddesi uyarınca verilmiş olan tedbir kararları, mahkemece ivedilikle elealınarak, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara üyeliği, mensubiyeti ve iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuiddiasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncümaddesi uyarınca kayyım atanan veya hakim ortakları ya da yöneticileri hakkındaadli soruşturma yürütülen sermaye şirketleri ile kooperatifler lehine verildiğianlaşılan tedbir kararları derhal kaldırılır.”
2. 104. maddesi şöyledir:
“MADDE 104- (1) Harp Akademileri, askerî liseler veastsubay hazırlama okulları kapatılmıştır. Bu komutanlıklarda görevyapmakta olan personel hakkında aşağıdaki işlemler yapılır:
a) Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığıpersoneli ve işgal ettikleri kadrolar hakkında, ilgisine göre 10/3/1983 tarihlive 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun geçici 4 üncümaddesi ile 9/7/1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununungeçici 7 nci maddesi hükümleri uygulanır.
b) Diğer personel, Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşundakiuygun kadrolara atanır.
(2) 24/5/1989 tarihli ve 3563 sayılı Harp Akademileri Kanunuyürürlükten kaldırılmıştır.
(3) Birinci fıkra uyarınca kapatılan eğitim kurumlarının hak veyükümlülükleri başka bir işleme gerek kalmaksızın Millî Savunma Bakanlığınageçer. Bu yerlerin ihtiyaçlarını temin etmek maksadıyla imzalanmış sözleşmeler,devam eden ihtiyaçlar göz önüne alınarak Millî Savunma Bakanlığıncafeshedilebilir ya da sözleşmede belirtilen işin miktarı azaltılabilir. Bunedenlerle yükleniciye herhangi bir tazminat ödemesi yapılmaz. Feshedilensözleşmelere ilişkin alınan teminatlar iade edilir ve yüklenici hakkındayasaklama işlemi yapılmaz. Kara, Deniz ve Hava Harp Okulları ile astsubaymeslek yüksek okullarının ihtiyaçlarını içeren sözleşmeler hakkında da bu fıkrahükümleri uygulanabilir.”
3. 105. maddesi şöyledir:
“MADDE 105- (1) Bu Kanunun yayımı tarihinde;
a) Askerî liseler ile astsubay hazırlama okullarında öğreniminedevam eden öğrenciler, Millî Eğitim Bakanlığınca, giriş sınavlarınınyapıldığı tarihte aldıkları ortaöğretim yerleştirme puanları dikkate alınarakdurumlarına uygun okullara,
b) Harp okulları, fakülte ve yüksek okullar ile astsubay meslekyüksek okullarında (Jandarma dahil) öğrenimine devam eden öğrenciler ile YükseköğretimKurulunca, üniversite sınavının yapıldığı tarihte aldıkları yerleştirmepuanları dikkate alınarak durumlarına uygun fakülte ve yüksek okullara, naklenkaydedilirler.
c) 30 Ağustos itibarıyla mezun olacak askerî öğrencilerin subay veastsubaylığa nasbı yapılmaz. Bunlara üniversite sınavının yapıldığı tarihtealdıkları yerleştirme puanları dikkate alınarak Yükseköğretim Kuruluncabelirlenecek durumlarına uygun fakülte ve yüksek okullarca diploma verilir.
Bu madde kapsamında hakkında işlem tesis edilenlerden herhangi birtazminat alınmaz.
Bu maddenin uygulanması ile ilgili olarak usul ve esaslarıbelirlemeye, uygulamayı yönlendirmeye, her türlü tedbiri almaya ve ortayaçıkabilecek tereddütleri gidermeye Yükseköğretim Kurulu görevli ve yetkilidir.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar herhangi bir sebepleTürk Silahlı Kuvvetlerine bağlı askerî okullardan ayrılan veya çıkarılan askerîöğrencilere ilgili mevzuatı uyarınca borç çıkarılmaz, çıkarılmış borçlar tahsiledilmez ve başlatılmış işlemler durdurulur. Bunlardan bu amaçla yapılmış olantahsilatlar iade edilmez. Açılmış olan davalarda yargılama giderleri ve vekaletücretlerine hükmolunmaz, hükmolunanlar tahsil edilmez.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, BurhanÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT,Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ,Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’inkatılımlarıyla 9/2/2017 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurmatalebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Fatih ŞAHİN tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri, dayanılanve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Olağanüstü Hâl Yönetim Usulünün Anayasal Çerçevesi
3. Olağanüstü yönetim usulleri; iç karışıklık, ayaklanma, savaştehlikesinin baş göstermesi, savaş hâli, doğal afet, ağır ekonomik bunalım vebenzeri nedenlerle devletin ve toplumun güvenliğini büyük ölçüde sarsandurumlarla karşılaşıldığında başvurulan yönetim şekilleridir. Belirtilendurumların devletin ve toplumun varlığı ve güvenliği bakımından büyük birtehlike oluşturduğu kuşkusuzdur. Olağan dönemdeki yönetim rejiminin ve hukukkurallarının bu tehlikelerin giderilmesinde yetersiz kalabilmesi nedeniyleçağdaş hukuk sistemlerinde olağanüstü hâllerde özel yönetim usullerininuygulanmasına da imkân tanınmaktadır. Bir başka ifadeyle olağanüstü yönetimusulleri bir zaruretten kaynaklanmakta olup demokratik anayasal düzeninkorunması ve sürdürülebilmesi için bu yönetim usullerine başvurulmasızorunluluğu ortaya çıkabilmektedir. Bu bağlamda olağanüstü yönetimlere nedenolan tehlikelerin bertaraf edilebilmesi için olaylar karşısında ivedi önlem vekarar alabilme ihtiyacı duyan yürütmenin yetkilerinin artırılmasıgerekebilmektedir.
4. Bununla birlikte demokratik ülkelerde olağanüstü yönetimusulleri hukuku dışlayan, keyfî yönetim anlamına gelmez. Olağanüstü yönetimusulleri kaynağını Anayasa’da bulmakta, anayasal kurallara göre yürürlüğekonularak yasama ve yargı organlarının denetiminde varlıklarını sürdürmektedir.Olağanüstü yönetimlerin amacı, anayasal düzeni korumak ve savunmaktır. Bunedenle olağanüstü hâl yürütme organına önemli yetkiler vermesine, hak veözgürlükleri de önemli ölçüde sınırlandırmasına karşın hukuki bir rejimdir.
5. 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye CumhuriyetiAnayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la yapılan değişikliköncesinde olağanüstü hâl sebepleri Anayasa’nın 119. ve 120. maddelerindedüzenlenmiş ve 119. maddede “tabiî afet, tehlikeli salgın hastalıklar veyaağır ekonomik bunalım halleri”; 120. maddede de “Anayasa ilekurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadankaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddî belirtilerin ortayaçıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması halleri”olağanüstü hâl ilan edilme sebepleri olarak öngörülmüştür. Anayasa’nın 119.maddesinde düzenlenen olağanüstü hâl, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplananBakanlar Kurulunca ilan edilebilirken 120. maddesinde düzenlenen olağanüstühâl, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca Millî GüvenlikKurulunun da görüşü alındıktan sonra ilan edilebilmektedir.
6. Anayasa’nın mülga 121. maddesinin üçüncü fıkrasında “Olağanüstühal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu,olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnamelerçıkarabilir. Bu kararnameler, Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün TürkiyeBüyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisce onaylanmasınailişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir” denilmektedir. Anılan hükümuyarınca, olağanüstü hâllerde Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan BakanlarKurulu, olağanüstü hâlin gerekli kıldığı konularda kanun hükmünde kararname(KHK) çıkarma yetkisine sahiptir.
7. Anayasa’nın mülga 91. maddesinin birinci fıkrasında,sıkıyönetim ve olağanüstü hâller saklı kalmak üzere Anayasa’nın ikinci kısmınınbirinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin KHK’larladüzenlenemeyeceği belirtilmekte iken sıkıyönetim ve olağanüstü hâllerde, sözkonusu hak ve ödevler yönünden de KHK ile düzenleme yapılmasına bir engelbulunmamaktadır.
8. Anayasa’nın mülga 121. ve 122. maddelerinin üçüncü fıkralarındada olağanüstü hâl ve sıkıyönetim hâlinin gerekli kıldığı konularda çıkarılanKHK’ların Resmî Gazete’de yayımlandıkları gün TBMM’nin onayına sunulacağı,bunların TBMM tarafından onaylanmasına ilişkin süre ve usulün İçtüzük’tebelirleneceği öngörülmüştür. TBMM İçtüzüğü’nün 128. maddesinin 9/10/2018tarihli ve 1200 sayılı Karar’la değiştirilmeden önceki hâline göre “Anayasanın121 ve 122 nci maddeleri gereğince çıkarılan ve Türkiye Büyük Millet Meclisinesunulan kanun hükmünde kararnameler, Anayasanın ve İçtüzüğün kanun tasarı vetekliflerinin görüşülmesi için koyduğu kurallara göre ancak, komisyonlarda veGenel Kurulda diğer kanun hükmünde kararnamelerle, kanun tasarı vetekliflerinden önce, ivedilikle en geç otuz gün içinde görüşülür ve kararabağlanır./ Komisyonlarda en geç yirmi gün içinde görüşmeleri tamamlanmayankanun hükmünde kararnameler Meclis Başkanlığınca doğrudan doğruya Genel Kurulgündemine alınır” Söz konusu maddede, olağanüstü dönem KHK’larının daolağan dönem KHK’ları gibi komisyonlarda ve Genel Kurulda öncelikle veivedilikle görüşüleceği hükme bağlanmakla birlikte olağan dönem KHK’larındanfarklı olarak öncelikle ve ivedilikle görüşülmehususu, birtakım sürelere bağlanarak somutlaştırılmıştır.
B. Olağanüstü Hâl Düzenlemelerinin Yargısal Denetimi
9. Anayasa’nın 6771 sayılı Kanun’la değiştirilmeden önceki 148.maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde “…olağanüstü hallerde,sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekilve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde davaaçılamaz” hükmüne yer verilerek olağanüstü dönem KHK’ları AnayasaMahkemesinin yargısal denetiminin dışında bırakılmıştır. Anayasa Mahkemesi2/11/2016 tarihli ve E.2016/171, K.2016/164 sayılı kararında olağanüstü hâlKHK’larının Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenebilmesi için bu yöndeki biranayasal yetkinin açıkça tanınması gerektiğini ifade ederek Anayasa’nın 148.maddesinin lafzı, Anayasa koyucunun amacı ve ilgili yasama belgeleri gözönündebulundurulduğunda olağanüstü hâl KHK’larının herhangi bir ad altında yargısaldenetiminin mümkün olmadığına karar vermiştir.
10. Bununla birlikte olağanüstü hâl KHK’larının TBMM tarafındanonaylanarak kanunlaşması hâlinde bu kanun hükümlerinin Anayasa’ya aykırılığıiddiasıyla Anayasa Mahkemesinde dava açılmasının önünde bir engelbulunmamaktadır. İptal davasına konu edilen 6756 sayılı Kanun, olağanüstü hâlkapsamında çıkarılan 669 sayılı KHK’nın TBMM tarafından onaylanmasısonucunda yürürlüğe girmiştir. Bu itibarla dava konusu kurallar diğerkanun hükümleri gibi Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi olmakla birlikte budenetim yapılırken söz konusu kuralların olağanüstü hâle yönelik düzenlemeleriçermesi nedeniyle öncelikle inceleme yönteminin belirlenmesi gerekir.
11. Anayasa, temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin olarakolağan ve olağanüstü dönemler için iki ayrı hukuki rejim öngörmektedir. Olağandönemde temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması rejimi Anayasa’nın 13.maddesinde düzenlenmişken olağanüstü dönemde temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması ya da kullanılmasının durdurulması rejimi Anayasa’nın 15.maddesinde düzenlenmiştir.
12. Anayasa’nın 13. maddesine göre “Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
13. Anayasa’nın 15. maddesine göre ise “Savaş, seferberlikveya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir./ Birinci fıkrada belirlenendurumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümlerdışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”
14. Olağan dönemde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasınailişkin ölçütler Anayasa’nın 13. maddesinde yer alırken savaş, seferberlik ve olağanüstühâllerde hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, hatta kullanılmasınındurdurulması özel olarak Anayasa’nın 15. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göresavaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerinkullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulması ve bunlar için Anayasa’nın diğermaddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınması mümkündür. AncakAnayasa’nın 15. maddesiyle bu hususta tanınan yetki de sınırsız değildir.Anayasa’nın diğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerinmilletlerarası hukuktan doğan yükümlülükleri ihlal etmemesi ve durumungerektirdiği ölçüde olması gerekmektedir. Ayrıca bu durumlarda dahi kişininyaşam hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulması, din, vicdan,düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanması ve bunlardan dolayı suçlanmasıyasaklanmış; suç ve cezaların geriye yürümemesi ilkesi ile masumiyetkarinesinin bu hâllerde de geçerli olduğu kabul edilmiştir.
15. Olağanüstü hâl yönetim usullerine başvurulmasındaki temelamaç, bu yönetim rejiminin uygulanmasına neden olan tehdit veya tehlikelerinbertaraf edilmesini sağlamaktır. Devletin veya toplumun varlığının ya da kamudüzeninin ağır tehdit veya tehlikeler altında bulunması nedeniyle olağanüstüyönetim usulünün uygulandığı dönemlerde, söz konusu tehdit veya tehlikelerinbertaraf edilmesi için temel hak ve özgürlüklerin olağan döneme kıyasla dahafazla sınırlandırılması sonucunu doğuran tedbirler alınması gerekebilir. Bunedenle Anayasa’nın 15. maddesinin uygulanabilmesi için kuralın olağanüstühâlin gerekli kıldığı durumla ilgisinin bulunması gerekir.
16. Olağanüstü hâl KHK’larının kanunlaşmasından sonra bu kanunhükümlerinin Anayasa’ya uygunluğunun denetlenmesinde ilgili kuralın tabi olduğusınırlama rejimi tespit edilmelidir. Zira söz konusu düzenlemelerde olağanüstühâlle ilgili kuralların yanında olağanüstü hâlle ilgisi olmayan kurallara dayer verilebilmesi bu tespitin yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
17. Kanunlaştırılarak yargısal denetime açılan bir kuralınAnayasa’nın olağanüstü dönem için öngördüğü denetim rejimine tabi olabilmesiiçin kural, olağanüstü hâlin ilanına sebep olan tehdit veya tehlikelerinbertaraf edilmesine yönelik olmalı ve olağanüstü hâl süresiyle sınırlıuygulanmalıdır. Dolayısıyla ancak bu iki niteliği taşıyan bir kuralınAnayasa’ya uygunluk denetiminde olağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerinkullanılmasının sınırlanmasını ve durdurulmasını düzenleyen Anayasa’nın 15.maddesi esas alınabilir.
18. Kuralın olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit veyatehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olmadığı ya da olağanüstü hâlinsüresini aştığı durumlarda ise söz konusu kuralın Anayasa’ya uygunlukdenetiminde Anayasa’nın 15. maddesi dikkate alınamaz. Bu durumda kurala ilişkininceleme sınırlamaya konu hakkın düzenlendiği Anayasa maddesi başta olmak üzereAnayasa’nın ilgili hükümleri ile olağan dönemde hak ve özgürlükleri sınırlamave güvence rejimi bakımından temel öneme sahip olan Anayasa’nın 13. maddesibağlamında yapılmalıdır. Ancak buradaki anayasallık denetiminde varılan sonuçböyle bir düzenlemenin olağanüstü dönemde dahi yapılamayacağı şeklindeanlaşılamaz.
19. Temel hak ve özgürlüklerle ilgili olağanüstü hâl kurallarınınanayasallık denetiminde Anayasa’nın 15. maddesinde üç ayrı ölçüt öngörülmüştür.Bu ölçütlerden ilki anılan maddenin ikinci fıkrasında sayılan ve çekirdek alanolarak da ifade edilen temel hak ve özgürlüklere dokunma yasağıdır. Buna göreolağanüstü dönemde de olsa savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
20. Anayasa’nın 15. maddesinde yer alan ikinci ölçüt kurallarınmilletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırı olmamasıdır. Buyükümlülüklerin başında taraf olunan insan haklarına ilişkin uluslararasısözleşmelerden doğan yükümlülükler gelmektedir.
21. İnsan hakları alanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerin başında Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme(MSHUS) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) gelmektedir. MSHUS’un 4. veAİHS’in 15. maddelerine göre milletin yaşamını tehdit eden olağanüstü bir durummeydana geldiğinde devletler, bu sözleşmelerdeki yükümlülüklerini azaltacaktedbirler alabilirler. Ancak MSHUS’un 4. maddesinin (2) numaralı fıkrasında;AİHS’in 15. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, AİHS’e ek 7 No.lu Protokol’ün4., 6 No.lu Protokol’ün 3. ve 13 No.lu Protokol’ün 2. maddelerinde yükümlülükazaltılması mümkün olmayan bazı hak ve özgürlüklere yer verilmiştir. Bunlardanönemli bir kısmı, Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında da yeralmaktadır. Dolayısıyla bu haklar yönünden yapılacak ikinci inceleme kapsamındaAnayasa, MSHUS ve AİHS’te yer alan yükümlülük azaltılması mümkün olmayan ortakhak ve özgürlükler yönünden ayrı bir değerlendirme yapmaya gerekbulunmamaktadır.
22. Bununla birlikte MSHUS’un 4. maddesinin (2) numaralı fıkrasıile AİHS’in 15. maddesinin (2) numaralı fıkrası ve AİHS’e ek 7 No.luProtokol’ün 4. maddesinde, Anayasa’nın 15. maddesinde yer almayan bazı hak veözgürlüklerin de yükümlülük azaltılmasına konu olamayacağı düzenlenmiştir. Bunagöre olağanüstü durumlarda da hiç kimse köle veya kul olarak tutulamaz,yalnızca sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getiremediği gerekçesiylehapsedilemez ve kesin bir hükümle mahkûm edildiği ya da beraat ettiği birsuçtan dolayı yeniden yargılanamaz veya cezalandırılamaz. Ayrıca bu dönemde deherkes her yerde, hukuk önünde kişi olarak tanınma hakkına sahiptir. Son olarakolağanüstü dönemde alınacak tedbirlerin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, toplumsalköken gibi sebeplerle ayrımcılık içermemesi gerekir. Bu nedenlebelirtilen hak ve özgürlükler Anayasa’nın 15. maddesinde sayılan çekirdekhaklar arasında yer almasa da anılan hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbirler,milletlerarası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerle bağdaşmayacağından meşrugörülemez. Dolayısıyla bu haklara ilişkin düzenlemelerde sözü edilen sözleşmehükümlerinin gözetileceği tabiidir.
23. Anayasa’nın 15. maddesinde yer alan üçüncü ölçüt iseolağanüstü hâl döneminde temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kuralların durumungerektirdiği ölçüde olmasıdır. Anılan maddedeki ölçülülük olağanüstüyönetim usulünün uygulanmasına neden olan durum karşısında ölçülülüğüifade etmektedir. Dolayasıyla Anayasa’nın 15. maddesinde belirtilen ölçülülük,Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçülülük kriterine göre temel hak ve özgürlükleridaha fazla sınırlamaya izin vermektedir.
24. Anayasa’nın 15. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi, temelhak ve özgürlüklerin kullanılmasının sınırlandırılması veya durdurulması içinbaşvurulan aracın amacı gerçekleştirmeye elverişli ve bunun için gerekliolmasını, ayrıca araçla amacın ölçülü bir oran içinde bulunmasını ifadeetmektedir. Buna göre tedbir, olağanüstü durumu oluşturan tehdit veyatehlikelerin ortadan kaldırılması amacına ulaşma bakımından elverişli ve buamacın gerçekleşmesi için gerekli olmalı; ayrıca tedbire konu temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlama durumun gerektirdiği oranda olmalıdır. Bir başkadeyişle alınan tedbirle temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlama durumungerektirdiği oranı aşarak keyfi niteliğe dönüşmemelidir.
25. Ölçülülüğün tespitinde tedbirin alındığı dönemin tüm koşullarıbirlikte değerlendirilmelidir. Bu kapsamda olağanüstü dönemde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlama teşkil eden tedbirin ölçülülüğüne ilişkinunsurlar değerlendirilirken olağanüstü yönetim usulünün uygulanmasına nedenolan tehdit veya tehlikeler, sınırlamaya konu hak ve özgürlüğün niteliği ve tedbirinalındığı zamanın da gözönünde bulundurulması gerekir.
26. Son olarak Anayasa’nın 15. maddesinde, olağanüstü dönemlerdetemel hak ve özgürlüklere yönelik olarak Anayasa’da öngörülen güvencelereaykırı tedbirler alınması dışında temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasınınkısmen veya tamamen durdurulabilmesine de izin verilmiştir. Ancakburadaki durdurma kavramı o hakkın tamamen kullanılamaz hâlegelmesi değil, onun kullanımının geçici olarak askıya alınması anlamınagelmektedir. Kuşkusuz temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının durdurulmasıniteliğindeki tedbirler de ölçülülük ilkesinin yukarıda belirtilen esaslarınauygun olmalıdır.
27. Olağanüstü yönetim usulünün uygulandığı dönemde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamayı konu edinen kurallara ilişkin olarakAnayasa’nın 15. maddesinin uygulanması gerektiği durumlarda da bu maddeyeilişkin inceleme yapılmadan önce sınırlamaya konu hakkın düzenlendiği Anayasamaddesi başta olmak üzere Anayasa’nın ilgili hükümleri ve olağan dönemde hak veözgürlükleri sınırlama ve güvence rejimini düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesikapsamında bir inceleme yapılmalıdır. Zira devletin veya toplumun varlığına yada kamu düzenine yönelik ciddi tehdit veya tehlikelerin ortaya çıktığıolağanüstü durumlarda olağanüstü yönetim usullerine başvurulması, bu dönemdeyürürlüğe konulan ve temel hak ve özgürlükleri sınırlandıran her düzenlemeninolağan dönemin izin verdiği ölçütlerin ötesinde olmasını gerektirmeyebilir.Anılan şekilde inceleme yapılması Anayasa’nın 15. maddesinde yer alan“... Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir”hükmünün de bir gereğidir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurukapsamında bu konuya ilişkin olarak vermiş olduğu ilk karar olan AydınYavuz ve diğerleri kararında da aynı inceleme yöntemi benimsenmiştir (AydınYavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 193-195).
28. Buna göre yapılan incelemede kuralın Anayasa’nın 15. maddesidışındaki maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olmadığının tespit edilmesidurumunda ayrıca Anayasa’nın 15. maddesi yönünden bir inceleme yapılmasınagerek kalmayacaktır. Zira Anayasa’nın 15. maddesi yönünden bir incelemeyapılabilmesi için öncelikle kuralın Anayasa’nın olağan dönem için öngördüğügüvencelere aykırılık taşıdığının tespit edilmesi gerekmektedir. Kuralın temelhak ve özgürlükler için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı olduğu tespitedildiğinde ise bu kez sınırlamanın savaş, seferberlik veya olağanüstühâl dönemlerinde temel hak ve özgürlüklerin kullanımınındurdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa’nın 15. maddesineuygun olup olmadığı hususunda inceleme yapılacaktır.
29. Bununla birlikte Anayasa’da bazı temel hak ve özgürlüklerinolağanüstü dönemlerde sınırlandırılmasında farklılıklar bulunmaktadır. Bukapsamda bazı temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin sebep vekoşullar ilgili maddede özel olarak somutlaştırılmıştır. Bu nedenle anılannitelikteki temel hak ve özgürlüklere temas eden olağanüstü hâl kurallarınınanayasallık denetiminde Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerinalınıp alınmadığının tespiti bakımından ayrıca Anayasa’nın 13. maddesinde yeralan güvenceler yönünden bir inceleme yapılması gerekli değildir. Bu gibidüzenlemelerin anayasallık denetiminde doğrudan Anayasa’nın 15. maddesindekiölçütlere uygunluğunun tespit edilmesi gerekir.
C. Olağanüstü Hâl İlanına Neden Olan 15 Temmuz 2016 Tarihli DarbeTeşebbüsü ve Sonrası
30. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 20/7/2018 tarihine kadardevam etmiştir.
31. Olağanüstü hâlin ilan edilmesi ve bu kararın TBMM tarafındanonaylanmasından sonra Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulutarafından, Anayasa’nın o tarihte yürürlükte bulunan 121. maddesine dayanılarakolağanüstü hâl KHK’ları çıkarılmıştır.
32. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ile bağlantılı olan vearalarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında soruşturmabaşlatılmıştır.
33. Türkiye’de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veFETÖ ve/veya PDY olarak isimlendirilen yapılanmanın silahlı bir terör örgütüolduğu ve anılan darbe teşebbüsünün faili olduğu yargı kararlarıyla tespitedilmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2017/956, K.2017/370,26/9/2017; Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E.2015/3, K.2017/3, 24/4/2017; E.2017/1443, K. 2017/4758, 14/7/2017; E.2018/7103, K.2019/1953, 22/3/2019)(FETÖ/PDY’nin genel özelliklerine ilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, § 26).
Ç. Olağanüstü Hâl İlanına Neden Olan Olay ve Olguların AnayasalYönden Değerlendirilmesi
34. Anayasa’nın Başlangıç kısmında milletin iradesinin mutlaküstünlüğüne vurgu yapılarak egemenliğin kayıtsız şartsız Türk milletine aitolduğu, egemenliği millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi vekuruluşun Anayasa’da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bununicaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı ilke olarakbelirtilmiştir.
35. Anayasa’nın 2. maddesinde başlangıçta belirtilen temelilkelere dayanma ve insan haklarına saygılı demokratik birhukuk devleti olma Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri arasındasayılmıştır.
36. Anayasa’nın Başlangıç kısmında ilkesel düzeyde ifade edilenegemenlikle ilgili hususlara 6. maddesinde hüküm olarak yer verilmiştir. Anılanmaddeye göre egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Türk milleti,egemenliğini Anayasa’nın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanır.Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisikullanamaz.
37. Anayasa’nın Başlangıç kısmında yer verilen ilkeler, 2.maddesinde sayılan Cumhuriyetin nitelikleri, 6. maddesinde düzenlenenegemenliğin aidiyeti ve kullanılma şekli ile Anayasa’nın sistematiği birliktedikkate alındığında egemenlik, egemenliğin kullanılış şekli, milletiniradesi, demokrasi, hukuk devleti ve insanhakları arasında ayrılmaz bağlar bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göretüm medeni toplumlarda olduğu gibi egemenliğin kaynağı millet olacak, egemenlik-doğrudan veya dolaylı olarak- milletin iradesiyle yetkilendirilen organlareliyle kullanılacak, milletin iradesi demokratik bir düzende ortaya çıkacak,egemenliğin yetkili organlar eliyle kullanımı hukuk devleti ilkesi başta olmaküzere demokrasinin ilkelerine uygun ve insan haklarına saygı gösterilerekgerçekleştirilecektir.
38. Darbe teşebbüsü, egemenliğin kaynağı olmayan ve milletinegemenliği kullanmak üzere yetkilendirdiği organlar arasında bulunmayan birgrubun zorla demokratik anayasal düzeni ortadan kaldırmaya veya değiştirmeyekalkışmasıdır. Darbenin gerçekleşmesi hâlinde demokratik anayasal düzen vemilletin iradesinin üstünlüğü ortadan kalkmakta, demokratik düzende millete aitolan egemenlik bir grup zorbanın eline geçmektedir. Bu durumda demokrasiden vehukuk devletinden söz etmek mümkün değildir. Doğal olarak böyle bir düzendebireylerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alacak bir mekanizma daolmayacaktır. Bu yönüyle demokratik bir toplumun karşılaşabileceği en ağırtehditlerden birinin, belki de en ağırının darbe teşebbüsleri olduğusöylenebilir.
39. Ülkemizde, çok partili siyasi hayata geçildiği tarihten bugünekadar birkaç kez darbe yapılmış veya buna teşebbüs edilmiştir. Bu nedenlemilletimiz, darbe teşebbüsüyle millet iradesini ve egemenliğini gasbedenlerindemokratik anayasal düzene ve insan haklarına karşı nasıl büyük bir tehditoluşturduklarının tanığıdır.
40. 15 Temmuz 2016 gecesi Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeörgütlenmiş bir grup anayasal düzenin ortadan kaldırılması teşebbüsündebulunmuş, bu teşebbüs demokratik bir toplumun meşru tüm unsurlarının kararlıdirenci sayesinde engellenmiştir. Başta egemenliği gasbedilmeye çalışılanmilletimiz olmak üzere millet adına egemenliği kullanmaya yetkili organlar(Cumhurbaşkanı, TBMM, Bakanlar Kurulu ve yargı kurumları), demokratik toplumunvazgeçilmez unsurları olan tüm siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, basınyayın organları ve meşru demokratik otoritenin emir ve talimatlarıyla hareketeden güvenlik güçleri bu egemenlik ve demokrasi direnişini hep birliktegerçekleştirmişlerdir.
41. Darbe teşebbüsü, iradesini ve egemenliğini milletin elindenalmaya teşebbüs edenlerin demokratik anayasal düzene ve insan haklarına yöneliktehditlerinin büyüklüğünü somut olarak ortaya çıkarmıştır. Teşebbüs sırasındaegemenliğin kayıtsız şartsız kaynağı olan millete, egemenliği millet adınakullanan organlara, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olan basın yayınkuruluşlarına ve meşru demokratik otoritenin emir ve talimatları doğrultusundahareket eden güvenlik güçlerine saldırılmıştır. Bu kapsamda egemenliğine veiradesine sahip çıkmak için sokaklara çıkıp darbeye karşı gösteri yaparak temelhaklarını kullanan silahsız bireyler -silah ve bombalarla- katledilmiş veyaralanmış, bu suretle başta yaşam hakları olmak üzere temel hak veözgürlükleri yaygın bir şekilde ihlal edilmiştir.
42. Demokratik toplum düzeninin temel kurumlarından biri ve milletiradesinin doğrudan tecelli ettiği organ olan TBMM savaş uçaklarıylabombalanmış, devletin başı olan Cumhurbaşkanı’na suikast girişimindebulunulmuş, Başbakan silah kullanılarak taciz edilmiş, Türkiye Radyo-TelevizyonKurumuna baskın yapılarak özgür yayın akışı kesilmiş ve silah zoruyla darbebildirisi okutulmuş, ülke genelinde yayın yapan bazı özel televizyonkanallarına baskın yapılarak yayınları durdurulmak istenilmiş, meşru otoriteninemir ve talimatları doğrultusunda hareket eden çok sayıda polis ve askerîpersonel doğrudan hedef alınarak ya da çatışmalar sırasında şehit edilmiş veyayaralanmıştır.
43. 15 Temmuz 2016 gecesi meydana gelen darbe teşebbüsünün demokratikanayasal düzene karşı oluşturduğu tehdidin büyüklüğünü değerlendirmekbakımından, engellenmiş olan bu teşebbüsün somut olarak meydana getirdiğizararların tek başına dikkate alınması yeterli değildir. Darbe teşebbüsününkısa sürede engellenememiş olması ya da darbenin gerçekleşmesi hâlindeoluşabilecek risklerin de değerlendirilmesi gerekir. Egemenliğin sahibi olanmillet ve demokratik anayasal düzenin tüm unsurları, darbe teşebbüsünü kararlıbir direnişle kısa sürede engellememiş olsalardı ya bir grup zorbanın mutlakegemenliğini kabul edecekler ve onun hiçbir demokratik denetime tabi olmayaniradesine tabi olacaklar ya da direnmeye devam edeceklerdi. Birinci ihtimal birmilletin demokratik açıdan ölümü anlamına gelecektir. İkinci ihtimal olan çatışmalarınuzaması ve yaygınlaşması, devlet otoritesinin hatta devletin tamamen ortadankalkması riskinin yakın, ciddi ve açık bir tehdit olarak ortaya çıkmasına nedenolacaktır. Son zamanlarda tanık olunan, yakın çevremizdeki ülkelerin durumudevlet otoritesinin ortadan kalkması hâlinde demokratik bir düzende yaşamak biryana insanların en temel haklarının her gün saldırı altında olduğu birdüzensizlik ve kargaşa ortamının acı örnekleri olarak dünya kamuoyunungözönünde durmaktadır. Darbe teşebbüsünün ülkemizin birçok terör örgütünün açıkhedefi olduğu günlerde gerçekleştirilmesi bu riskin ağırlığını daha daartırmıştır.
44. Bütün bu değerlendirmeler birlikte ele alındığında darbeteşebbüsünün sadece demokratik anayasal düzen yönünden değil bununla sıkı bağıolan millî güvenlik yönünden de mevcut ve ağır bir tehditoluşturduğu anlaşılmaktadır. Millî güvenlik, Anayasa’da ve insan haklarınınkorunmasına ilişkin birçok uluslararası belgede, temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması sebepleri arasında sayılmıştır. Özgürlük-güvenlik dengesininsağlanması modern demokrasilerin en önemli amaçlarından biri hâline gelmiştir.Çünkü güvenliğin olmadığı yerde demokratik düzeni sürdürmek ve özgürlüklerihayata geçirebilmek mümkün değildir.
45. Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 15 Temmuzdarbe teşebbüsünün demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak veözgürlüklerine ve millî güvenliğe yönelik en ağır saldırılardan biri belki deen ağırı olduğu sonucuna varmak gerekir.
D. Kanun’un 4. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının “…iflasınertelenmesi talebinde bulunulamaz;…” ve “…mahkemelerce iflasailişkin araştırma yapılmaksızın derhal reddedilir.” Bölümleri ile (2)Numaralı Fıkrasının (a) Bendinin “…iflasın ertelenmesine kararverilemez.” ve (b) Bendinin “…tedbir kararı verilemez,verilmişse derhal kaldırılır.” Bölümlerinin İncelenmesi
46. Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasında,olağanüstü hâlin ilanından itibaren ve devamı süresince, 9/6/1932 tarihli ve2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 179. maddesi uyarınca sermaye şirketleriile kooperatifler tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunulamayacağı, buyönde yapılan taleplerin mahkemelerce iflasa ilişkin araştırma yapılmaksızınderhâl reddedileceği belirtilmiş; (2) numaralı fıkrasının (a) bendindeolağanüstü hâlin ilanından önceki dönemde yapılan iflasın ertelenmesitalepleriyle ilgili olarak olağanüstü hâl süresince iflasın ertelenmesine kararverilemeyeceği, (b) bendinde de olağanüstü hâlin ilanından sonra ve devamısüresince herhangi bir tedbir kararı verilemeyeceği, verilmişse derhâlkaldırılacağı hüküm altına alınmıştır. Dava konusu kurallar, maddenin (1)numaralı fıkrasının “…iflasın ertelenmesi talebinde bulunulamaz;…” ve “…mahkemelerceiflasa ilişkin araştırma yapılmaksızın derhal reddedilir.” bölümleri ile(2) numaralı fıkrasının (a) bendinin “…iflasın ertelenmesine kararverilemez.” ve (b) bendinin “…tedbir kararı verilemez, verilmişse derhalkaldırılır.” bölümleridir.
47. İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olduğu saptanansermaye şirketleri veya kooperatiflerin, kendileri ya da alacaklılarınınönerdiği iyileştirme projesinin, mahkemenin vereceği süre içindeuygulanmasıyla, borca batık durumdan kurtulmalarına imkân sağlayan vehaklarında iflas kararı verilmesini önleyen bir kurumdur. İflasın ertelenmesi13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 377. maddesi ile 2004sayılı Kanun’un 179., 179/a, 179/b ve 179/c maddelerinde düzenlenmiştir.
48. 6102 sayılı Kanun’un 377. maddesinde “Yönetim kurulu veyaherhangi bir alacaklı yeni nakit sermaye konulması dâhil nesnel ve gerçekkaynakları ve önlemleri gösteren bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarakiflasın ertelenmesini isteyebilir. Bu hâlde İcra ve İflas Kanununun 179 ilâ179/b maddeleri uygulanır.” hükmü yer almış; 2004 sayılı Kanun’un 179.maddesinin birinci fıkrasında da “Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin,aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göreborca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirketya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklıtarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızınbunların iflasına karar verilir. Şu kadar ki, idare ve temsil ile vazifelendirilmişkimseler ya da alacaklılardan biri, şirket veya kooperatifin malî durumununiyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini son biryıldan uzun süre ile şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye sunarakiflasın ertelenmesini isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
49. 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun’un 62. maddesiyle 6102sayılı Kanun’un 377. maddesi “Yönetim kurulu veya herhangi bir alacaklı, 376ncı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapacağı iflâs talebiyle birlikte veya bukapsamda yapılan iflâs yargılaması sırasında 2004 sayılı Kanunun 285 inci vedevamı maddeleri uyarınca konkordato da talep edebilir.” şeklindedeğiştirilmiş; 3. maddesiyle de 2004 sayılı Kanun’un 179. maddesi “Sermayeşirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerindendüzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ilevazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde isetasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespitedilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflasına karar verilir.Türk Ticaret Kanununun 377 nci ve 634 üncü maddeleri ile 24/4/1969 tarihli ve1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 63 üncü maddesi hükmü saklıdır.” şeklindedeğiştirilmek suretiyle iflasın ertelenmesi müessesesine maddede yerverilmemiştir. Anılan Kanun’un 65. maddesiyle 2004 sayılı Kanun’un iflasınertelenmesine ilişkin hükümler içeren 179/a, 179/b ve 179/c maddeleri deyürürlükten kaldırılmıştır. Böylece 6102 sayılı ve 2004 sayılı Kanunlardadüzenlenen iflasın ertelenmesi uygulamasına olağan dönemde de son verilmiştir.Diğer bir ifadeyle iflasın ertelenmesi kurumu hukuk sistemimizden tamamençıkarılmış bulunmaktadır.
50. Yapılan değişikliklerle iflasın ertelenmesi kurumu gerekolağan dönemde gerekse de olağanüstü hâl süresince bir dahauygulanamayacağından olağanüstü hâlin ilanından itibaren ve devamı süresincesermaye şirketleri ile kooperatifler tarafından iflasın ertelenmesi talebindebulunulamayacağını, bu yönde yapılan taleplerin mahkemelerce derhâlreddedileceğini, ayrıca olağanüstü hâlin ilanından önceki dönemde yapılaniflasın ertelenmesi talepleriyle ilgili olarak da olağanüstü hâl süresinceiflasın ertelenmesine karar verilemeyeceğini ve olağanüstü hâlin ilanındansonra ve devamı süresince herhangi bir tedbir kararının verilemeyeceğini,verilen kararların da derhâl kaldırılacağını düzenleyen dava konusu kurallarınuygulanma imkânı kalmamıştır.
51. Açıklanan nedenlerle konusu kalmayan bölümlere ilişkin iptaltalepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.
E. Kanun’un 104. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının BirinciCümlesi ile 105. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (a) Bendinin “…MillîEğitim Bakanlığınca, giriş sınavlarının yapıldığı tarihte aldıkları ortaöğretimyerleştirme puanları dikkate alınarak durumlarına uygun okullara,”Bölümünün İncelenmesi
1. Genel Açıklama
52. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra askerî personelyetiştirilmesine ilişkin sistemde köklü bir değişikliğe gidilerek 669 sayılıKHK ile sistemin yeniden yapılandırılmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır.Adı geçen KHK ile yapılan düzenlemeler 6756 sayılı Kanun’la kabul edilerekkanunlaştırılmıştır.
53. Askerî personel yetiştirilmesine ilişkin sistemde değişiklikyapılmadan önce TSK’da görev yapan astsubay, subay ve kurmay subaylar askerîliseler, astsubay hazırlama okulları, harp okulları ve harp akademilerindenmezun olmakta ve mezun oldukları eğitim kurumuna göre TSK bünyesinde astsubay,subay veya kurmay subay olarak görev yapmakta idiler.
54. Değişiklikten önceki sistemde askerî liseler askerî eğitim vepozitif bilim dersleri vererek harp okuluna subay adayı öğrenci yetiştirmeküzere kurulmuşlardır. Askerî liselerde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Anadoluliselerine denk eğitim programı uygulanmış, bunun yanında askerî disiplinçerçevesinde harp okuluna öğrenci yetiştirilmiştir. Astsubay hazırlama okullarıise astsubay meslek yüksekokullarına, astsubay adayı öğrenci yetiştirmek üzerekurulmuşlardır. Astsubay hazırlama okullarında branş özelliğine göre Anadolugüzel sanatlar, Anadolu meslek veya meslek liselerinin meslek alan/dallarınadenk programlar uygulanmıştır. Yine bu okullarda da askerî disiplin içindebranşına göre astsubay meslek yüksekokullarına öğrenci yetiştirilmiştir. Harpakademileri, Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde lisansüstü düzeyde akademikeğitim ve öğretim yapan, Silahlı Kuvvetlere komutanlık ve karargâh subaylığıniteliklerine sahip kurmay subay yetiştirmek üzere kurulmuştur.
55. Dava konusu kurallarla askerî liseler, astsubay hazırlamaokulları ve harp akademileri kapatılmış, askerî liseler ile astsubay hazırlamaokullarında eğitimine devam eden öğrencilerin Millî Eğitim Bakanlığınca, girişsınavlarının yapıldığı tarihte aldıkları ortaöğretim yerleştirme puanlarıdikkate alınarak durumlarına uygun okullara nakledilmesi öngörülmüştür.
56. Askerî personel yetiştiren eğitim kurumları Millî SavunmaÜniversitesi adı altında farklı bir hukuki statüde yeniden yapılandırılarak tekbir çatı altında toplanmıştır. Millî Savunma Üniversitesi ise Millî SavunmaBakanlığı bünyesinde faaliyet göstermektedir. Üniversite; kurmay subayyetiştirmek ve lisansüstü eğitim vermek amacıyla yeni kurulan enstitülerden,Kara, Deniz ve Hava Harp Okullarından, astsubay meslek yüksekokulları ileyabancı diller ve savunma ile ilgili diğer yüksekokullardan oluşmaktadır.
57. Adı geçen Üniversite diğer yükseköğretim kurumlarında olduğugibi rektör tarafından yönetilmektedir. Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralıfıkrasına göre rektör, Cumhurbaşkanı tarafından seçilmektedir. Ayrıca rektöregörevlerinde yardımcı olmak üzere sayısı dördü geçmemek üzere Millî SavunmaBakanı tarafından rektör yardımcıları atanmaktadır.
58. Böylece askerî eğitim sisteminde yapılan değişikliklerleyaklaşık 150 yıldır uygulanan ortaöğretim düzeyinden başlayarak personelyetiştirme sisteminden vazgeçilerek askerî personelin eğitim ve öğrenimitamamen yükseköğretim seviyesinde yeniden yapılandırılmıştır.
2. İptal Taleplerinin Gerekçesi
59. Dava dilekçesinde özetle; hangi gerekçe altındaolursa olsun köklü geçmişi ve geleneksel eğitim anlayışına sahip olan veTSK’nın temelini oluşturan askerî liseler, astsubay hazırlama okulları ile harpakademilerinin, mevcut öğrencilerin kazanılmış hakları gözetilmeden kapatılmasının;eğitim ve öğrenim hakkını ihlal ettiği, devletin, Anayasa’nın 58. maddesiylekendisine verilen “gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke veinkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünüortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerinisağlayıcı tedbirleri alma” yükümlülüğü ile bağdaşmadığı, kurallarla adıgeçen okullardan daha önce mezun olanlarla okulun kapatılması nedeniyle başkaokullara nakledilen öğrenciler arasında eşitsizlik oluşturulduğu belirtilerekkuralların Anayasa’nın 2., 10., 42. ve 58. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
60. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar, ilgisi nedeniyleAnayasa’nın 13., 48., ve 49. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
61. Darbe teşebbüsünün FETÖ/PDY tarafından TSK içindeki askerîöğrencilerden generallere kadar farklı rütbelerdeki mensupları vasıtasıylabaşlatıldığı ve olağanüstü hâl ilanının esas amacının darbe tehdidinin bertarafedilmesi ve bir daha tekrarlanmaması olduğu gözönünde bulundurulduğunda askerîpersonel yetiştirme sisteminin yeniden yapılandırılması çerçevesinde askerîliseler, astsubay hazırlama okulları ve harp akademilerinin kapatılmasına veaskerî liseler ile astsubay hazırlama okullarında eğitimine devam edenöğrencilerin durumlarına uygun okullara nakledilmesine yönelik kurallarınolağanüstü hâlin gerekli kıldığı durumla ilişkili olduğunda tereddütbulunmamaktadır. Dolayısıyla kurallara ilişkinAnayasa’ya uygunluk denetiminin olağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerinkullanılmasının sınırlanmasını ve durdurulmasını düzenleyen Anayasa’nın 15.maddesi kapsamında yapılması gerekir. Ancak olağanüstü yönetim usullerinebaşvurulması, bu dönemde yürürlüğe konulan temel hak ve özgürlüklerisınırlandıran her düzenlemenin olağan dönemin izin verdiği ölçütlerin ötesindeolmasını gerektirmeyebileceğinden Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında yapılacakincelemeden önce sınırlamaya konu hakkın düzenlendiği Anayasa maddesi baştaolmak üzere Anayasa’nın ilgili hükümleri ve olağan dönemde hak ve özgürlüklerisınırlama ve güvence rejimini düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında birinceleme yapılmalıdır.
62. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
63. Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması,genel, objektif, adil kurallar içermesi, hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi vekazanılmış hakları ihlal etmemesi anılan maddede belirtilen hukuk devletiolmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisinetanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamuyararı ölçütlerini gözönünde tutarak kullanması gerekir.
64. Anayasa Mahkemesince kamu yararı konusundayapılacak inceleme, kanunun kamu yararı amacıyla yapılıp yapılmadığınınaraştırılmasıyla sınırlıdır. Anayasa'nın çeşitli hükümlerinde yer alan kamuyararı kavramının Anayasa'da bir tanımı yapılmamıştır. Ancak AnayasaMahkemesinin kararlarında da belirtildiği gibi kamu yararı bireysel ve özelçıkarlardan ayrı ve bunlardan üstün olan toplumsal yarardır. Kamu yararıdüşüncesi olmaksızın, yalnız özel çıkarlar için veya yalnız belli kişilerinyararına olarak kanun hükmü konulamaz. Böyle bir durumun açık bir biçimde vekesin olarak saptanması hâlinde söz konusu kanun hükmü Anayasa'nın 2. maddesineaykırı düşer. Açıklanan istisnai hâl dışında bir kanun hükmünün ülkegereksinimlerine uygun olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerle kamu yararınınsağlanabileceği bir siyasi tercih sorunu olarak kanun koyucunun takdirindeolduğundan bu kapsamda kamu yararı değerlendirmesi yapmak anayasa yargısıylabağdaşmaz.
65. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinintemel gereklerinden biri de hiç kuşkusuz kazanılmış haklara saygıgösterilmesidir. Kazanılmış haklara saygı, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucuolup hukukun genel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Kazanılmış hak, özelhukuk ve kamu hukuku alanlarında genel olarak, bir hak sağlamaya elverişlinesnel yasa kurallarının bireylere uygulanması ile onlar için doğan öznel hakkınkorunmasıdır. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın, yenikanundan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen eldeedilmiş olması gerekir. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan,kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş haktır.
66. Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde çalışma hürriyeti vehakkı güvence altına alınmıştır. Şüphesiz anılan maddelerle güvence altınaalınan hürriyet ve hak, sadece kişilerin özel sektördeki çalışmalarını değil kamudakiçalışmalarını da kapsamaktadır. Dava konusu kurallarla bu hürriyet ve hakkailişkin doğrudan bir düzenleme yapılmamakla birlikte kuralların bu hürriyet vehakka ilişkin kazanılmış haklara yönelik bir müdahale taşıyıp taşımadığınınincelenmesi gerekmektedir.
67. Dava konusu kurallara konu öğrencilerin memuriyet hakkınıkazanılmış bir hak olarak elde etmedikleri, zira bunların henüz memuriyeteatanmadıkları ve memuriyetin bunlar yönünden bütün sonuçlarıyla fiilen eldeedilmiş kişisel bir hakka dönüşmediği açıktır. Bu yönüyle kuralların çalışmahürriyeti ve hakkı kapsamında kazanılmış hakları ihlal eden bir yönübulunmamaktadır.
68. Anayasa'nın 42. maddesinin birinci fıkrasında kimsenineğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağı belirtilmek suretiyle eğitimve öğrenim hakkı herkes yönünden güvenceye bağlanmıştır. Eğitim veöğrenim hakkı, kamu ve özel eğitim kurumlarını kapsadığı gibi eğitimin ilk,orta ve yükseköğrenim seviyelerini de kapsar. Anayasa’da yer alan eğitim veöğrenim hakkı, kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasınıengellememe negatif ödevini yüklemektedir.
69. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise öğrenim hakkınınkapsamının kanunla tespit edilip düzenleneceği belirtilerek bu hakkın mutlakolmadığı, hakkın kapsamını ve sınırlarını belirleme yetkisinin kanun koyucuyaait olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle kanun koyucunun anılan hakkı kamuyararı amacıyla sınırlandırabilmesi mümkündür. Ancak bu sınırlamanın Anayasa’datemel hak ve özgürlükler için öngörülen güvencelere aykırı olmamasıgerekir.
70. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca eğitim ve öğrenim hakkı, buhakkın özüne dokunmaksızın yalnızca kanunla ve demokratik bir toplumda gerekliolduğu ölçüde sınırlanabilir. Ayrıca getirilen bu sınırlamalar Anayasa’nınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesineaykırı olamaz.
71. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilikve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik,öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını; gereklilik, ulaşılmak istenen amaç bakımındansınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif birsınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını; orantılılık isehakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
72. 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İçHizmet Kanunu’nun 35. maddesinde; yurt dışından gelecek tehdit ve tehlikelerekarşı Türk vatanını savunmak, caydırıcılık sağlayacak şekilde askerî gücünmuhafazasını ve güçlendirilmesini sağlamak TSK’nın görevleri arasındasayılmıştır. Yurt dışından gelecek tehdit ve tehlikelere karşı ülkegüvenliğinin sağlanmasında birinci derecede sorumlu olan TSK’nın bu görevini eniyi şekilde yerine getirmesinde bu hizmetlere uygun personelin seçiminin veeğitiminin önemi tartışmasızdır.
73. 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsünden sonraaskerî personel yetiştirme sisteminde de değişikliğe gidilerek TSK’nınastsubay, subay ve kurmay subay ihtiyacının askerî liseler, astsubay hazırlamaokulları ve harp akademilerinden karşılanması yönündeki politikadanvazgeçilmiştir. Bu kapsamda askerî lise, astsubay hazırlama okulları ve harpakademileri kapatılmış; askerî personel eğitim sistemi Millî SavunmaÜniversitesi adı altında yükseköğretim seviyesinde yeniden yapılandırılmıştır. Ülke güvenliğinin sağlanmasındadoğrudan sorumlu olan TSK’nın bu sorumluluğunu en iyi şekilde yerinegetirebilmesi için askerî personel eğitim sisteminin yeniden yapılandırılmasınayönelik düzenlemeler yapılması kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındakalmaktadır. Askerî personel eğitim sisteminde yapılan değişikliğin amaçlanankamu yararını gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği ise yerindeliğe ilişkin olupanayasallık denetiminde gözetilebilecek bir husus değildir.
74. Askerî personel eğitim sisteminde yapısal değişiklikleröngören düzenlemelerin gerekçesinde, askerî personel yetiştirme sistemindesorunlara neden olan harp akademileri ile askerî liseler ve astsubay hazırlamaokullarının kapatılarak yeni bir yapılanmaya gidilmesi ve bu kapsamda sözüedilen okullarda öğrenim gören askerî öğrencilerin de durumlarına uygunliselere nakledilmesinin öngörüldüğü ifade edilmiştir.
75. 15 Temmuz darbe teşebbüsünün FETÖ/PDY tarafından TSKiçindeki mensupları vasıtasıyla gerçekleştirildiği, yargı mercilerince tespitedilmiştir. Örgüt hakkında yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda; örgütün ençok önem verdiği, bu bağlamda en fazla kadrolaştığı ve egemen hâle geldiğidevlet kurumunun TSK olduğu, TSK’daki kadrolaşmanın uzun yıllar önce başladığıve tam bir gizlilik içinde yürütülerek askerî lise öğrencilerinden komutakademesine kadar TSK’nın tüm birimlerinde kadrolaşıldığı ifade edilmiştir.Darbe girişiminden sonra yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda da zaman içindeörgüt mensuplarının albay veya general rütbesine kadar yükseldikleri tespitedilmiş ve bu kişiler ordudan ihraç edilmiştir.
76. Belirtilen durum karşısında adı geçen örgütle mücadeleninetkin bir şekilde sürdürülebilmesi, darbe tehdidinin bertaraf edilebilmesi vetekrar etmesinin önlenmesi için yetkili makamlarca bazı tedbirlerin alınmasınınkaçınılmaz hâle geldiğinin değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu tedbirlerdenbiri de askerî personel yetiştirme sisteminin yeniden yapılandırılmasıdır.Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine 21/7/2016 tarihinde karar vermesinden sonra 669 sayılıKHK’nın 104. maddesiyle askerî liseler, astsubay hazırlama okulları ve harpakademileri kapatılmış, 105. maddesiyle de askerî liseler ile astsubayhazırlama okullarında eğitimine devam eden öğrencilerin Millî EğitimBakanlığınca, giriş sınavlarının yapıldığı tarihte aldıkları ortaöğretimyerleştirme puanları dikkate alınarak durumlarına uygun okullara nakledilmesiöngörülmüştür. Anılan düzenlemeler 6756 sayılı Kanunla aynen kabul edilerekyasalaşmıştır.
77. Askerlik hizmetinin millî güvenliğin sağlanmasındaki önemive ağırlığı gözetildiğinde TSK’nın personel rejimi veya askerî personelineğitim sistemi konusunda diğer kamu kurumlarına nazaran farklı uygulamalar vetedbirler öngörülmesi olağan karşılanabilir. Özellikle olağanüstü hâl ilanınaneden olan olayın TSK içindeki bir örgüt tarafından gerçekleştirilen darbeteşebbüsü olduğu gözönünde bulundurulduğunda kuralların darbe tehdidininbertaraf edilmesi ve bir daha tekrarlanmaması amacıyla öngörüldüğüanlaşılmaktadır.
78. Askerî lise ve astsubay hazırlama okullarının kapatılması, buokullarda eğitimine devam eden öğrencilerin söz konusu eğitimden mahrumkalmasına sebebiyet vermiştir. Bu açıdan bakıldığındaanılan okulların kapatılmasının eğitim ve öğrenim hakkına sınırlama getirdiğiaçıktır.
79. Yukarıda açıklandığı üzere askerî lise ve astsubay hazırlamaokullarının kapatılmasının nedeni millî güvenlik, demokratik anayasal düzen vekamu güvenliği yönünden bir tehdite yol açtığı değerlendirilen askerî personelyetiştirme sisteminin yeniden düzenlenmesi olup millî güvenliğin, demokratikanayasal düzenin ve kamu güvenliğinin sağlanması ve korunması amacıyla anılantedbire başvurulmasının elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
80. Kurallarla, anılan öğrencilerin her konudaki eğitim veöğrenime erişmelerine değil sadece askerî liseler ve astsubay hazırlamaokullarının kapatılması nedeniyle bu eğitim kurumlarındaki eğitim ve öğrenimeerişmelerine bir sınırlama getirilmiştir. Kurallarla anılan sınırlamayapılırken eğitimine devam eden öğrencilerin Millî Eğitim Bakanlığınca, girişsınavlarının yapıldığı tarihte aldıkları ortaöğretim yerleştirme puanlarıdikkate alınarak durumlarına uygun okullara nakledilmeleri sağlanmıştır.Böylece millî güvenliğin, demokratik anayasal düzenin ve kamu güvenliğininsağlanması ve korunması yönündeki kamu yararı ile eğitim ve öğrenim hakkıarasındaki makul dengenin gözetildiği görülmektedir. Bu yönüyle kurallarıneğitim ve öğrenim hakkına orantısız bir müdahalede bulunduğu, dolayısıylaölçüsüz olduğu ileri sürülemez.
81. Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarında da vurgulandığıüzere Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesinin amacı, aynıdurumda bulunan kişilerin kanunlarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamakve kişilere kanunlar karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasınıönlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrıkurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanunlar,eşitlik ilkesine uygun bir şekilde, aynı veya benzer durumda bulunanlar içinhaklarda ve ödevlerde, yararlarda ve yükümlülüklerde, yetkilerde vesorumluluklarda, fırsatlarda ve hizmetlerde eşit davranılmasını sağlayacakkurallar içermelidir. Ancak durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler yada topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir.
82. Askerî liseler ve astsubay hazırlama okullarından mezunolanlar ile bu okullarda öğrenimine devam etmekte iken okulların kapatılmasınedeniyle başka okullara nakledilenler aynı hukuki konumda değildir.Dolayısıyla belirtilen kişiler arasında eşitlik karşılaştırması yapılmasınaimkân bulunmamaktadır.
83. Kurallar Anayasa’nın olağan dönem hukuk düzeni yönündenöngördüğü güvence rejimini aşan bir düzenleme öngörmediğinden Anayasa’nın 15.maddesi yönünden ayrıca incelenmemiştir.
84. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 2., 10., 13., 42.,48. ve 49 maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 58. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
F. Kanun’un 105. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (b)Bendinin “…Yükseköğretim Kurulunca, üniversite sınavının yapıldığı tarihtealdıkları yerleştirme puanları dikkate alınarak durumlarına uygun fakülte veyüksek okullara, naklen kaydedilirler.” Bölümünün İncelenmesi
1. Genel Açıklama
85. Harp okullarının teşkilatlanması, görev ve sorumlulukları,eğitim, öğretim, araştırma, yayın, öğretim elemanları ve öğrencilerle ilgiliesaslar 11/5/2000 tarihli ve 4566 sayılı Harp Okulları Kanunu’ndadüzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde,harp okullarının Atatürk ilkelerine bağlı ve askerî değerleri haiz muvazzafsubay yetiştiren, eğitim ve öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlıkyapan, bilimsel özerkliğe sahip yükseköğretim kurumları olduğu ifade edilmiştir.
86. Harp okulları Kara Harp Okulu, Deniz Harp Okulu ve Hava HarpOkulu adı altında, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerinin subay ihtiyacınıkarşılamak üzere eğitim ve öğretim faaliyetinde bulunmaktadır. 4566 sayılıKanun’un 7. maddesine göre harp okullarında ilgili kuvvet komutanlığınınihtiyacına göre temel bilimler, mühendislik ve sosyal bilim alanlarındanbirinde lisans düzeyinde eğitim ve öğretim yapılmaktadır.
87. Astsubay meslek yüksekokulları da muvazzaf astsubayyetiştiren yükseköğretim kurumları olarak faaliyet göstermektedir. Astsubaymeslek yüksek okullarının teşkilatlanması, görev ve sorumlulukları, eğitim veöğretim, araştırma, yayın, öğretim elemanları ve öğrencileriyle ilgili esaslar11/4/2002 tarihli ve 4752 sayılı Astsubay Meslek Yüksek Okulları Kanunu’ndadüzenlenmiştir.
88. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra askerî personelyetiştirme sisteminde yapılan değişiklik kapsamında gerek harp okullarınıngerekse de astsubay meslek yüksekokullarının yapısında birtakım değişiklikleregidilmiştir.
89. 4566 sayılı Kanun’un 3. maddesinde harp okullarının kuvvetkomutanlıkları bünyesinde eğitim ve öğretim yapan bilimsel özerkliğe sahipkurumlar oldukları belirtilmekte iken yapılan değişiklikle bu okulların MillîSavunma Bakanlığı teşkilatı içinde Millî Savunma Üniversitesine bağlı olarakeğitim ve öğretim yapması öngörülmüştür. Böylece harp okulları kuvvetkomutanlıklarının hiyerarşik yapılanmasından çıkarılarak Millî SavunmaÜniversitesine bağlanmıştır. Kanun’un 11. maddesine göre harp okulu dekanı27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunuhükümlerine göre atanmakta iken yapılan değişiklikle dekanın Millî SavunmaBakanı tarafından atanması öngörülmüş, okul komutanı ile dekan arasındakiastlık-üstlük ilişkisi de kaldırılmıştır. Askerî liselerin kaldırılmasıylabirlikte harp okullarının öğrenci kaynağı da değişmiş ve bu eğitim kurumlarınatamamen lise ve dengi okullardan öğrenci alınması öngörülmüştür.
90. Yukarıda yer verilen hükümler birlikte değerlendirildiğindedaha önce kuvvet komutanlıkları bünyesinde askerî eğitim ve öğretimfaaliyetlerini yürüten harp okullarının özellikle yönetim anlamındasivilleştirilmesinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu kapsamda harp okullarıMillî Savunma Üniversitesi bünyesinde Cumhurbaşkanı tarafından atanan rektörebağlı olarak Millî Savunma Bakanı tarafından atanan dekan tarafındanyönetilmekte, okul komutanları ise esas olarak askerî eğitim faaliyetlerindensorumlu tutulmaktadır.
91. Astsubay meslek yüksekokullarını düzenleyen 4752 sayılıKanun’da da benzer değişiklikler yapılmıştır. Astsubay meslek yüksekokullarınınMillî Savunma Üniversitesi bünyesinde Cumhurbaşkanı tarafından atanan rektörebağlı olarak Millî Savunma Bakanı tarafından atanan yüksekokul müdürütarafından yönetilmesi, yüksekokul komutanının ise esas olarak askerî eğitimfaaliyetlerinden sorumlu olarak görev yapması öngörülmüştür.
92. Dava konusu kuralda ise 6756 sayılı Kanun’un yayımıtarihinde harp okulları, fakülte ve yüksekokullar ile astsubay meslek yüksekokullarında(jandarma dâhil) öğrenimine devam eden öğrencilerin Yükseköğretim Kurulunca,üniversite sınavının yapıldığı tarihte aldıkları yerleştirme puanları dikkatealınarak durumlarına uygun fakülte ve yüksekokullara naklen kaydedilmesiöngörülmüştür.
93. Kural ilk olarak 31/7/2016 tarihli Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren 669 sayılı KHK’nın 105. maddesinde düzenlenmiş,daha sonra 6756 sayılı Kanun’un 105. maddesiyle de aynen kabul edilerekkanunlaşmıştır. Kurala göre 31/7/2016 tarihinde harp okulları, fakülte veyüksek okullar ile astsubay meslek yüksekokullarında (jandarma dâhil)öğrenimine devam eden öğrenciler Yükseköğretim Kurulunca, üniversite sınavınınyapıldığı tarihte aldıkları yerleştirme puanları dikkate alınarak durumlarınauygun fakülte ve yüksek okullara naklen kaydedilecektir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
94. Dava dilekçesinde özetle; harp okulu ve astsubay meslekyüksekokullarında eğitimine devam eden öğrencilerin durumlarına uygun okullaranaklen kaydedilmesinin bu öğrencilerin söz konusu okullarda elde ettikleriöğrencilik statülerini ve bu statüye bağlı haklarını kaybetmeleri anlamınıtaşıdığı, bu durumun adı geçen okullardan daha önce mezun olan öğrencilerlebaşka okullara nakledilen öğrenciler arasında eşitsizliğe sebebiyet verdiğibelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
95. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisinedeniyle Anayasa’nın 13., 42., 48. ve 49. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
96. Olağanüstü hâl ilanına neden olan darbe girişiminin TSKiçinde gizlice yapılanan bir terör örgütü tarafından yapıldığı gözönündebulundurulduğunda darbe tehdidinin önlenmesi ve bir daha tekrarlanmamasıamacıyla askerî personel yetiştirme sistemine yönelik olarak düzenlemeleryapılmasının olağanüstü hâle neden olan tehdit ve tehlikelerin bertarafedilmesine yönelik tedbirler kapsamında kaldığı açıktır. Yeni getirilen askerîpersonel yetiştirme sisteminin uygulamasına ilişkin olarak kuralla herhangi biristisna tanınmayarak askerî okullarda öğrenimine devam eden öğrencilerin anılanokullarla ilişiğinin kesilmesi de bu tedbirler kapsamındadır. Bu yönüylekuralın olağanüstü hâlin gerekli kıldığı durumla ilişkili olduğunda tereddütbulunmamaktadır. Dolayısıyla kurala ilişkin Anayasa’ya uygunluk denetimininolağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının durdurulmasınıdüzenleyen Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında yapılması gerekir. Ancakolağanüstü yönetim usullerine başvurulması, bu dönemde yürürlüğe konulan temelhak ve özgürlükleri sınırlandıran her düzenlemenin olağan dönemin izin verdiğiölçütlerin ötesinde olmasını gerektirmeyebileceğinden Anayasa’nın 15. maddesikapsamında yapılacak incelemeden önce sınırlamaya konu hakkın düzenlendiğiAnayasa maddesi başta olmak üzere Anayasa’nın ilgili hükümleri ve olağandönemde hak ve özgürlükleri sınırlama ve güvence rejimini düzenleyenAnayasa’nın 13. maddesi kapsamında bir inceleme yapılmalıdır.
97. Anayasa’nın 48. maddesinin birinci fıkrasında herkesindilediği alanda çalışma hürriyetine sahip olduğu; 49. maddesinde de çalışmanınherkesin hakkı ve ödevi olduğu hüküm altına alınarak çalışma hürriyeti ve hakkıgüvence altına alınmıştır. Anılan maddelerle güvence altına alınan hürriyet vehak, sadece kişilerin özel sektördeki çalışmalarını değil kamudakiçalışmalarını da kapsamaktadır.
98. Hukuk devletinin korumakla yükümlü olduğu evrenselilkelerden biri hukuk güvenliği ilkesidir. Hukukgüvenliği ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylemve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerindebu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Kanunlaragüvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bukanunların uygulanmasına devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkünolduğunca korunması hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir.
99. Ancak bu husus, mevcut bir hukuki durumun dokunulmazlığıanlamında değerlendirilmemelidir. Hukuki güvenliğin mevcut bir hukuki durumiçin dokunulmazlık şeklinde algılanması, dinamik toplum yapısının kurallarlastatik, durağan hâle getirilmesi sonucunu doğurur ki bu da toplumun çağıngerisinde kalmasına neden olabilir. Bu nedenle kanun koyucu, Anayasa’daöngörülen kurallar çerçevesinde diğer alanlarda olduğu gibi kamu görevine girişkoşullarıyla ilgili olarak da kamu yararı amacıyla bazı değişiklikler yapabilirve bu değişiklikler kişilerin beklentilerini etkileyebilir.
100. Bir beklentinin hukuken koruma görebilmesinin önkoşullarından biri beklentinin haklı (meşru) beklenti seviyesine ulaşmasıdır.Haklı beklenti, bireyin kendisine güvenerek hareket ettiği, lehine olan birkanunda öngörülemez bir değişiklik yapılması ve bu öngörülemez değişikliğinherkes yönünden objektif olarak beklenebilecek bir beklentiyi sonuçsuzbırakması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gündeme gelmektedir.Ancak bir beklentinin hukuken korunabilmesi için anılan koşullarıngerçekleşmesi yeterli olmayıp bu beklentinin korunmasına engel teşkil eden birkamu yararının da bulunmaması gerekmektedir. Bu yönüyle anayasa yargısında kişiyararıyla kamu yararının karşı karşıya geldiği durumlarda ancak önemli bir kamuyararı bulunmadığında haklı beklentinin korunması kabul edilebilir. Aksitakdirde kanun koyucunun kamu yararını gerçekleştirmek üzere değişen koşularagöre yeni politikalar belirlemesi imkânı önemli ölçüde zedelenebilir.
101. Harp okulları, ilgili kuvvet komutanlığının ihtiyacına görebelirlenen dallarda lisans eğitim ve öğretimini görmüş muvazzaf subayyetiştirmek amacıyla kurulmuş eğitim kurumlarıdır. Astsubay meslekyüksekokulları da muvazzaf astsubay yetiştiren yükseköğretim kurumlarıdır. Harpokulları ve astsubay meslek yüksekokullarında öğrenimine devam edenöğrencilerin muvazzaf subay veya astsubay olarak atanmalarına yönelik ileriyedönük beklentilerinin bulunduğu kuşkusuzdur.
102. Kuralda; harp okulları, fakülte ve yüksekokullar ileastsubay meslek yüksekokullarında öğrenimine devam eden öğrencilerinYükseköğretim Kurulunca, üniversite sınavının yapıldığı tarihte aldıklarıyerleştirme puanları dikkate alınarak durumlarına uygun fakülte veyüksekokullara naklen kaydedilmesi öngörülmüştür. Kuralla, çalışma hürriyeti vehakkına ilişkin doğrudan bir düzenleme yapılmamakla birlikte adı geçenokullarda eğitimine devam edenlerin doğrudan muvazzaf subay ve astsubay olmaimkânları ortadan kaldırılmaktadır. Dolayısıyla harp okullarında ve astsubaymeslek yüksekokullarında öğrenimine devam eden öğrencilerin muvazzaf subay veyaastsubay olarak çalışma hürriyeti ve hakkına ilişkin beklentilerinin, korunmasıgerekli haklı beklenti niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
103. Askerlik hizmetinin millî güvenliğin sağlanmasındaki önemigözönünde bulundurulduğunda TSK’da istihdam edilecek personel seçiminde sonderece hassas davranılması ve diğer kurumlara nazaran farklı bir istihdampolitikası yürütülmesi olağandır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de yerleşikiçtihadında askerlik hizmetinin önemini gözeterek askerlik hizmetine veyaaskerî personele ilişkin kuralların diğer kurumlara nazaran daha katı şekildeuygulanabileceğini kabul etmektedir. Bu bağlamda TSK’nın omurgasını oluşturansubay ve astsubay rütbeli personelin seçimi ve eğitimi gibi personelistihdamına ilişkin düzenlemeler bakımından kanun koyucunun geniş bir takdiryetkisi bulunmaktadır. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra millî güvenliğin, demokratik anayasal düzenin ve kamugüvenliğinin sağlanması ve korunmasını sağlamak amacıyla gerekharp okulları gerekse de astsubay meslek yüksekokullarının yapısında köklüdeğişiklikler yapılarak öğrenci alım sürecinden başlayarak bu kurumların yenibir eğitim ve personel hazırlama sistemine göre yapılandırılması yolunagidilmiştir.
104. Yeni askerî eğitim ve personel hazırlama sistemiöngörülürken bu okullara devam eden öğrencilerin geleceğe ilişkinbeklentilerini etkileyebilecek bazı tedbirlerin alınması ihtiyacı ortayaçıkabilir. Anılan öğrencilerin geleceğe ilişkin beklentilerinin, kanun koyucunun millî güvenliğin, demokratikanayasal düzenin ve kamu güvenliğinin sağlanması ve korunmasını sağlamakamacıyla birtakım tedbirler almasına ve anılan okullara ilişkin eğitimsistemini yeniden yapılandırması yönünde düzenlemeler yapmasına engel teşkiledebileceği düşünülemez. Bununla birlikte kanun koyucunun bu düzenlemeleriyaparken kişilerin önceki kanunun yürürlükte kalacağı yönündeki güvenlerinedayanmalarını gözardı etmemesi ve kişilerin bu güvenlerine dayalı olarak ortayaçıkabilecek zararlarını mümkün olduğunca dengeleyebilecek güvencelere yervermesi gerekir.
105. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra öngörülen yeni askerîpersonel hazırlama ve eğitim sistemiyle bağlantılı olarak dava konusu kurallaanılan okullarda öğrenimine devam eden öğrencilerin önceki düzenlemelerlesağlanan subay ve astsubaylığa atanma imkânının devamı yönünde bir düzenlemeyegidilmeyerek anılan öğrenciler yönünden yeni sistemde bir istisnaya yerverilmemiştir. 6756 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri bir bütün olarakincelendiğinde kanun koyucunun demokratik anayasal düzene karşı yönelentehditlerin kaynağında önceki askerî personel yetiştirme sisteminin etkili olduğunudeğerlendirdiği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle kanun koyucunun bu alanı yenidendüzenlerken önceki eğitim sisteminde yetişen öğrenciler yönünden bir istisnatanımamasında güdülen amacın da demokratik anayasal düzeni korumak olduğu açıkolup bireylerin geleceğe ilişkin bazı bireysel beklentilerinin, anılan yöndedüzenleme yapılmasıyla öngörülen kamu yararından daha üstün tutulmasıbeklenemez.
106. Dava konusu kuralla, anılan kamu yararı nedeniyle harpokulları, fakülte ve yüksekokullar ile astsubay meslek yüksekokullarındaöğrenimine devam eden öğrenciler bakımından yeni sisteme ilişkin kurallarlailgili bir istisna tanınmamakla birlikte, Kanun’da bu durumun anılan öğrencileryönünden yaratabileceği zararları olabildiğince gidermeye yönelik dengeleyici güvencelerinöngörüldüğü görülmektedir. Bu bağlamda kuralla, anılan öğrencilerinYükseköğretim Kurulunca, üniversite sınavının yapıldığı tarihte aldıklarıyerleştirme puanları dikkate alınarak durumlarına uygun fakülte veyüksekokullara nakledilmeleri ve nakil işlemi yapılırken öğrencilerin daha önceharp okulları ile astsubay meslek yüksekokullarında aldıkları eğitimin degözetilmesi öngörülmüştür. Ayrıca eğitim durumlarına uygun şekilde nakilişleminin yapılıp yapılmadığı yargı denetimine tabi kılınmıştır. Bu itibarladava konusu kuralın, kişilerin çalışma hürriyeti ve hakları yönünden hukukenkorunması gereken haklı beklentilerini ihlal ettiği söylenemez.
107. Öte yandan dava konusu kuralla; başladıkları öğrenimitamamlamalarına izin verilmemesi nedeniyle anılan öğrencilerin söz konusuöğrenime erişemedikleri, dolayısıyla eğitim ve öğrenim haklarına bir sınırlamagetirildiği görülmektedir. Ancak askerî personelin yetiştirilmesi ve eğitimikoşullarında sistem değişikliğine gidilmesi nedeniyle getirilen bu sınırlamanındemokratik anayasal düzenin korunması ve askerlik hizmetinin amacına uygun birşekilde işlemesi amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Zira askerî hizmetlerinmillî güvenlik, demokratik anayasal düzenin korunması ve kamu güvenliğiyönünden taşıdığı kritik önem, yeni sisteme ilişkin kurallara birtakımistisnaların öngörülmesine imkân tanımayabilir. Bu çerçevede kuralla eğitim veöğrenim hakkına bir sınırlama getirilmekteyse de bu sınırlamanın, kamu yararıamacıyla öngörüldüğü açık olup getirilen sınırlamanın demokratik anayasaldüzenin korunması ve askerî hizmetlerin hedefine uygun şekilde yürütülebilmesiamaçları yönünden elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
108. Kuralla öğrencilerin her konudaki eğitim ve öğrenimeerişmelerine değil harp okulları ile astsubay meslek yüksekokullarındaki eğitimve öğrenime erişmelerine sınırlama getirilmiştir. Bu düzenleme yapılırkensınırlamanın eğitim ve öğrenim hakkı yönünden orantısız bir müdahaleye nedenolmaması için 106. paragrafta belirtilen güvencelerin öngörüldüğü, böylecekuralın getirilmesiyle hedeflenen kamu yararı ile eğitim ve öğrenim hakkıarasında makul dengenin gözetildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın eğitimve öğrenim hakkı yönünden ölçüsüz bir sınırlamaya neden olduğu kabul edilemez.
109. Harp okulları ile astsubay meslek yüksekokullarından mezunolup muvazzaf subay veya astsubay olarak göreve başlayanlar ile öğreniminedevam edenler aynı hukuki konumda değildir. Dolayısıyla belirtilen kişilerarasında eşitlik karşılaştırması yapılmasına da imkân bulunmamaktadır.
110. Kural Anayasa’nın olağan dönem hukuk düzeni yönündenöngördüğü güvence rejimini aşan bir düzenleme öngörmediğinden Anayasa’nın 15.maddesi yönünden ayrıca incelenmemiştir.
111. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 10., 13., 42.,48. ve 49. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
G. Kanun’un 105. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (c) Bendininİncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
112. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralla 30 Ağustostarihi itibarıyla harp okulu ve astsubay meslek yüksekokullarından mezun olacaköğrencilerin subay ve astsubaylığa nasbının yapılmayarak bunun yerinedurumlarına uygun fakülte ve yüksek okullardan diploma verilmesinin buöğrencilerin söz konusu okullarda elde ettikleri öğrencilik statülerini ve bustatüye bağlı olarak kazandıkları hakları kaybetmeleri anlamını taşıdığı, budurumun adı geçen okullardan daha önce mezun olanlarla eşitsizliğe sebebiyetverdiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
113. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesine uyarınca kural ilgisinedeniyle Anayasa’nın 13., 42., 48. ve 49. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
114. Dava konusu kuralda 30 Ağustos itibarıyla mezun olacakaskerî öğrencilerin subay ve astsubaylığa nasbının yapılmayacağı, bunlaraüniversite sınavının yapıldığı tarihte aldıkları yerleştirme puanları dikkatealınarak Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek durumlarına uygun fakülte veyüksek okullarca diploma verileceği hüküm altına alınmıştır.
115. Kuralda 30 Ağustos itibarıyla mezun olacak askerîöğrencilerden bahsedilmekle birlikte yıl belirtilmemiştir. Ancak adı geçenkural ilk olarak 20/7/2016 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla ilan edilenolağanüstü hâl kapsamında 25/7/2016 tarihli ve 669 sayılı KHK iledüzenlenmiştir. Dolayısıyla 30 Ağustos tarihiyle kastedilenin 30/8/2016 tarihiolduğu anlaşılmaktadır.
116. 926 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasının (b)bendinde “Nasıp: İlk subaylığa, astsubaylığa ve bir rütbeden sonraki rütbeyeterfide yeni rütbenin normal bekleme süresinin başlama tarihidir.” şeklindetanımlanmıştır. Kanun’un 35. ve 82. maddelerine göre harp okulundan mezun olansubay adayları ile astsubay meslek yüksekokullarından mezun olan astsubayadayları mezun olur olmaz subay veya astsubay olarak göreve başlamamaktadır.Anılan maddelere göre astsubay ve subayların nasbı 30 Ağustos tarihinde MillîSavunma Bakanı tarafından yapılmaktadır. Dava konusu kuralda ise 15 Temmuzdarbe girişiminden sonra 30 Ağustos itibarıyla harp okullarında veya askerîmeslek yüksekokullarında almaları gereken eğitimleri tamamlayarak mezun olacakseviyeye gelen askerî öğrencilerin subay ve astsubay olarak TSK’da görevebaşlamaları engellenmekte ancak bu kişilere üniversite sınavının yapıldığıtarihte aldıkları yerleştirme puanları dikkate alınarak Yükseköğretim Kuruluncabelirlenecek durumlarına uygun fakülte ve yüksekokullarca diploma verilmesiöngörülmektedir.
117. Kanun’un 105. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b)bendinin “…Yükseköğretim Kurulunca, üniversite sınavının yapıldığı tarihtealdıkları yerleştirme puanları dikkate alınarak durumlarına uygun fakülte veyüksek okullara, naklen kaydedilirler.” bölümüne ilişkin gerekçeler davakonusu kural yönünden de geçerlidir.
118. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 10., 13., 42.,48. ve 49. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
119. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralların bu hâliyleuygulanmasının telafisi güç veya imkânsız zararların doğmasına sebebiyetvereceği belirtilerek kuralların yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesitalep edilmiştir.
9/11/2016 tarihli ve 6756 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında BazıTedbirler Alınması ve Millî Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek KabulEdilmesi Hakkında Kanun’un;
A. 1. 104. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birincicümlesine,
2. 105. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a. (a) bendinin “…Millî Eğitim Bakanlığınca, girişsınavlarının yapıldığı tarihte aldıkları ortaöğretim yerleştirme puanlarıdikkate alınarak durumlarına uygun okullara,” bölümüne,
b. (b) bendinin “…Yükseköğretim Kurulunca, üniversitesınavının yapıldığı tarihte aldıkları yerleştirme puanları dikkate alınarakdurumlarına uygun fakülte ve yüksek okullara, naklen kaydedilirler.” bölümüne,
c. (c) bendine,
yönelik iptal talepleri 25/7/2019 tarihli ve E.2017/18, K.2019/66sayılı kararla reddedildiğinden, bu bende, cümleye ve bölümlere ilişkinyürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,
B. 4. maddesinin;
1. (1) numaralı fıkrasının “…iflasın ertelenmesitalebinde bulunulamaz;…” ve “…mahkemelerce iflasa ilişkinaraştırma yapılmaksızın derhal reddedilir.”,
2. (2) numaralı fıkrasının;
a. (a) bendinin“…iflasın ertelenmesine karar verilemez.”,
b. (b) bendinin“…tedbir kararı verilemez, verilmişse derhalkaldırılır.”,
bölümleri hakkında 25/7/2019 tarihli ve E.2017/18, K.2019/66sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bu bölümve ibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması talepleri hakkında KARARVERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
25/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V. HÜKÜM
9/11/2016 tarihli ve 6756 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında BazıTedbirler Alınması ve Millî Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek KabulEdilmesi Hakkında Kanun’un;
A. 4. maddesinin;
1. (1) numaralı fıkrasının “…iflasın ertelenmesitalebinde bulunulamaz;…” ve “…mahkemelerce iflasa ilişkinaraştırma yapılmaksızın derhal reddedilir.”,
2. (2) numaralı fıkrasının;
a. (a) bendinin “…iflasın ertelenmesine kararverilemez.”,
b. (b) bendinin “…tedbir kararı verilemez, verilmişse derhalkaldırılır.”,
bölümlerine ilişkin iptal talepleri hakkında KARAR VERİLMESİNE YEROLMADIĞINA,
B. 104. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birincicümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,
C. 105. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
1. (a) bendinin “…Millî Eğitim Bakanlığınca, girişsınavlarının yapıldığı tarihte aldıkları ortaöğretim yerleştirme puanlarıdikkate alınarak durumlarına uygun okullara,” bölümünün,
2. (b) bendinin “…Yükseköğretim Kurulunca, üniversitesınavının yapıldığı tarihte aldıkları yerleştirme puanları dikkate alınarakdurumlarına uygun fakülte ve yüksek okullara, naklen kaydedilirler.” bölümünün,
3. (c) bendinin,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE,
25/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ