ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2017/47
Karar Sayısı : 2017/84
Karar Tarihi : 29.3.2017
R.G.Tarih-Sayısı : 4.5.2017-30056
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: PasinlerAsliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)
İTİRAZIN KONUSU: 31.5.2006 tarihli ve5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 17.4.2008tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen geçici 8.maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’nın 2., 5., 10., 13. ve 60. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Davacı tarafından açılan sigortalılığın tespiti davasında, itirazkonusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralı da içeren geçici 8. maddesişöyledir:
“1479 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 8- (Değişik: 17/4/2008-5754/68 md.)
Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4)numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliğitaşıdıkları halde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescilleriniyaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanunun yürürlük tarihindenitibaren başlar. Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4)numaralı alt bendine göre sigortalı sayılanların hak ve yükümlülüğü ise 7 ncimaddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre başlar.
Ancak, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b)bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan buKanunun yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, buKanunun yürürlük tarihi ile 4/10/2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyetsüreleri bulunmak kaydıyla, sigortalının bu Kanunun yürürlük tarihindenitibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde, vergi mükellefiyet sürelerinintamamı için 80 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre taleptarihindeki prime esas kazancının % 32’si üzerinden borçlanma tutarı hesaplanırve sigortalıya tebliğ edilir. Sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanmatutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde, busüreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalıya tebliğ edilenborç tutarının bu süre içerisinde tam olarak ödenmemesi halinde bu sürelersigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve ödenen tutar bu Kanunun 89 uncumaddesine göre iade edilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 1479 sayılı Kanunun 53üncü maddesi gereğince 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre başlatılmış olanicra takipleri anılan Kanun hükümlerine göre takip edilerek sonuçlandırılır.”
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü Arslan,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, RecepKÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, HasanTahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ’in katılımlarıyla 1.3.2017 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında, öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre, mahkemeler,bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmündekararname kurallarını Anayasa’ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ilerisürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptaliiçin Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarıncabir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yönteminceaçılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenenkuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasakuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veyadavayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktebulunan kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Kanun’un geçici 8.maddesinin, birinci fıkrasının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
4. İtiraz yoluna başvuran Mahkemede bakılmakta olan davanınuyuşmazlık konusunu, Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindedüzenlenen köy ve mahalle muhtarlarının sigortalı sayılması oluşturmaktadır.Kanun’un geçici 8. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi isetarımsal faaliyette bulunanlarla ilgilidir. Dolayısıyla, Kanun’un geçici8. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi bakılmakta olan davadauygulanacak kural değildir.
5. Açıklanan nedenlerle; 31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı SosyalSigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, 17.4.2008 tarihli ve 5754sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen geçici 8. maddesinin birincifıkrasının;
A- İkinci cümlesinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemeninbakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu cümleye ilişkinbaşvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B- Birinci cümlesinin esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
6. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Aydın AYGÜN tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü ve dayanılan Anayasa kurallarıile
bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüpdüşünüldü:
A- Anlam ve Kapsam
7. Kanun’un geçici 8. maddesi 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar veDiğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’na ilişkin geçişhükümlerini düzenlemektedir.
8. Maddenin birinci fıkrasının itiraz konusu kuralı içeren ilkcümlesi, Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralıalt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliğinitaşıdıkları halde Kanun’un yürürlük tarihi olan 1.10.2008 tarihine kadar kayıtve tescillerini yaptırmamış olanların, sigortalılık hak ve yükümlülüklerininKanun’un yürürlük tarihinden başlayacağını kurala bağlamıştır.
9. Sigortalılığın başlangıcı ile sigortalılık hak veyükümlülüklerinin başlangıcı 5510 sayılı Kanun’un 7. maddesinde düzenlenmiştir.Kanun koyucu anılan düzenlemede sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin ne zamanbaşlayacağını çalışma ilişkisine göre ayrı ayrı belirlemiştir. Farklı statüdekiçalışanların sigorta hak ve yükümlülüklerinin çalışmaya başladıkları tarihtenitibaren başlayacağı öngörülmüştür. Söz konusu madde, sigortalılığın başlangıçtarihi bakımından genel düzenleme niteliğindedir.
10. İtiraz konusu kural ise 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesininbirinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer altbentlerinde belirtilen sigortalılar için geçici 8. maddede özel bir düzenlemegetirmiştir. Buna göre, Kanun’un yürürlük tarihinden önce Kuruma kayıt vetescilini yaptırmayanların sigorta hak ve yükümlülükleri Kanun’un yürürlüktarihi olan 1.10.2008’de başlayacaktır.
11. Kanun’un geçici 8. maddesi, 17.4.2008 tarih ve 5754 sayılıKanun’un 68. maddesiyle değişikliğe uğramıştır. Değişiklik öncesi halinde, 1479sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği taşıdıkları halde, 5510 sayılıKanun’un yürürlük tarihinden önce kayıt ve tescil yaptırmamış olanların iki yıliçinde kayıt ve tescil yaptırmamaları durumunda sigortalılık hak veyükümlülüğünün düşeceği düzenlenmiştir.
12. 1479 sayılı Kanun’un mülga 26. maddesi uyarınca, zorunlusigortalı sayılanlar sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ayiçinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar.
B- İtirazın Gerekçesi
13. Başvuru kararında özetle, seçim dönemi boyunca köy muhtarlığıyapanların sırf süre sınırlaması nedeniyle çalıştığı bu sürelerin sigortalıktansayılmamasının sosyal bir hukuk devleti olma ilkesiyle çeliştiği, devletinsosyal güvenlik hakkı gibi temel bir hakkı, süre ile sınırlayarak engelkoymasının devletin temel amaç ve görevleriyle bağdaşmadığı, getirilen başvurusüresi nedeniyle aynı süre çalışmaları bulunan kişilerden bazılarının dahaerken emekliliğe hak kazanmalarının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu,Anayasa’nın 60. maddesi gereğince herkesin sosyal güvenlik hakkına sahipolduğu, itiraz konusu kural ile sosyal güvenlik hakkına getirilen sınırlamanınAnayasa’da sayılan bir neden olmayıp itiraz konusu kuralın Anayasa ile güvencealtına alınan sosyal güvenlik hakkının ortadan kaldırılmasına sebebiyet verdiğibelirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 5., 10., 13. ve 60. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
C- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
14. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıylakendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
15. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesininvazgeçilmez unsurlarından biri kanunların hukuk güvenliğini sağlaması, budoğrultuda geleceğe yönelik, öngörülebilir kurallar içermesi gerekliliğidir. Bunedenle, hukuk devletinde güven ve istikrarın korunabilmesi için kural olarakkanunlar, yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki olaylara uygulanırlar.Kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, kanunlar kamu yararı ve kamudüzeninin gereği, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibikimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay,işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren kanunlarıngeçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukungenel ilkelerindendir.
16. Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukukun genel ilkelerindenbiri olup, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış bir haktan sözedilebilmesi için bu hakkın, yeni kanundan önce yürürlükte olan kurallara görebütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir. Kazanılmış hak, kişininbulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğedönüşmüş haktır. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük, beklenen haklar ise bunitelikte değildir. Kanunlarda yapılan değişiklikler kazanılmış haklarıetkilemediği ve hukuk güvenliğini zedelemediği sürece bu değişikliklerin hukukdevleti ilkesine aykırı oldukları ileri sürülemez.
17. İtiraz konusu kural 1479 sayılı Kanun’a ilişkin geçişhükümlerini düzenlemektedir. 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalısayılanların anılan Kanun’un mülga 26. maddesi uyarınca sigortalı sayıldıklarıtarihten itibaren üç ay içerisinde kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundaolduklarını belirtmiştir. 5510 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi ile getirilendüzenleme ile bu Kanun’un yürürlük tarihine kadar kayıt ve tesciliniyaptırmayanların, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin Kanun’un yürürlüktarihinden itibaren başlaması hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte itirazkonusu kuralın değişiklik öncesi halinde de kayıt ve tescilini yaptırmayanlarhakkında bu yükümlülüğün yerine getirilmesi için iki yıllık bir süreöngörülmüştür. Dolayısıyla, bu kapsamdaki kişiler kendilerine yüklenmiş olankayıt ve tescil yükümlülüğünü yerine getirmedikleri için kendileri yönündenkesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş bir kazanılmış hak bulunmamaktadır.Kaldı ki itiraz konusu kural, belirtilen tarihe kadar kayıt ve tesciliniyaptırmayanları da sosyal sigorta sistemine dahil etmiştir. Belirli bir hakkınkullanılabilmesi için bir sürenin belirlenmesi hukuk devleti ilkesine aykırılıkoluşturmaz.
18. Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen “kanun önünde eşitlik”ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemlideğil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumdabulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumdabulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısındaeşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yöndenaynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamalarıgerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklıkurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
19. Kanun’un geçici 8. maddesi, kanunlar tarafından kendilerineyüklenmiş olan yükümlülükleri süresinde yerine getirmeyenler için bir düzenlemegetirmektedir. Yükümlülüklerini yerine getirip kayıt ve tescil yaptıranlar ileyaptırmayanlar aynı hukuki statüde bulunmadıklarından aralarında eşitlikkarşılaştırması yapılamaz.
20. Sosyal hukuk devletinin somut göstergelerinden biri olansosyal güvenlik hakkının yer aldığı Anayasa’nın 60. maddesinin birincifıkrasında, “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.” denilmektedir.Bu hüküm bireylere yaşlılık, hastalık, kaza, ölüm ve malullük gibi sosyalriskler karşısında asgari ölçüde bir yaşam düzeyi sağlamayı amaçlamaktadır.Aynı maddenin ikinci fıkrasında da “Devlet, bu güvenliği sağlayacak gereklitedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilerek bu görevin, Devlettarafından oluşturulacak kuruluşlar yoluyla yerine getirilmesi öngörülmektedir.
21. Sosyal güvenlik, bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşansosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerinüzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek,ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bugüvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşlarıoluşturularak kişilerin, yaşlılık, hastalık, malûllük, kaza ve ölüm gibi sosyalrisklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.
22. İtiraz konusu kural, sigortalılık niteliği taşıdıkları haldekayıt ve tescillerini yaptırmadıkları için sigortalılık hak ve yükümlülükleribaşlamamış olanların Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren sigortalılık hak veyükümlülüklerini başlatmak suretiyle sosyal güvenlik hakkından faydalanmalarınısağlamaktadır. Böylece, itiraz konusu kural kapsamındaki sigortalıların geçmişçalışmaları tümüyle yok sayılmamıştır. Bu bağlamda kuralın, sosyal güvenlikhakkına aykırılık oluşturduğu söylenemez.
23. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 10. ve 60.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
24. Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Celal Mümtaz AKINCI ileMuammer TOPAL bu görüşe katılmamışlardır.
25. Kural’ın Anayasa’nın 5. ve 13. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
IV- HÜKÜM
31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu’nun, 17.4.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyledeğiştirilen geçici 8. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin,Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR, SerruhKALELİ, Celal Mümtaz AKINCI ile Muammer TOPAL’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,29.3.2017 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtiraz yoluyla iptali istenen kuralınuygulandığı davada, ilgili 31.3.2004 -29.3.2009 tarihleri arasında Köymuhtarlığı yapmış ve bu sürenin hizmetinden sayılması istemiyle davalı SosyalGüvenlik Kurumu’na (SGK’ya) başvurmuş, bu isteminin reddi üzerine, anılansüreye ilişkin Bağ-Kur sigortalılığının tespiti için SGK ve ilgili köyün bağlıolduğu kaymakamlık aleyhine hukuk davası açmış; itiraz mahkemesi de davadauygulanacak kural olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu’nun, 17.4.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesi iledeğiştirilen Geçici 8. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuiddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
İtiraz istemine konu 31.5.2006 tarih ve 5510sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi “1479 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri”başlığını taşımakta olup; iptali istenen 1. fıkra, orijinal (ilk) halinde“2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliğitaşıdığı halde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kayıt ve tesciliniyaptırmamış olanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü, bu Kanununyürürlük tarihinden itibaren iki yıl içinde kayıt ve tescil yaptırmadıklarıtakdirde düşer.” şeklinde idi. 5510 sayılı Kanun, yürürlüğe gireceği1.1.2007 tarihinden itibaren 506, 5434, 1479 sayılı Kanunları yürürlüktenkaldırarak tek bir emeklilik sistemi öngörmesi itibariyle, Bağ-Kurlularyönünden böyle bir geçiş hükmü öngörmekteydi. 31.5.2006 tarih ve 5510 sayılıKanunun birçok hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine bu kezyürürlüğe konulan 17.4.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle, 5510sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesinin iptal istemine konu birinci fıkrası şuşekilde değiştirilmiş ve bu yeni hükmün yürürlüğe gireceği 1.10.2008 tarihindenitibaren Bağ-Kur’lular yönünden yeni bir başvuru süresi tanınmıştır: “BuKanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı altbendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları haldebu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanlarınsigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlar.Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı altbendine göre sigortalı sayılanların hak ve yükümlülüğü ise 7’inci maddeninbirinci fıkrasının (b) bendine göre başlar.”
Davanın somutunda, 8.5.2008 tarihli ResmîGazete’de yayımlanan ve 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülen bukural ile evvelce 31.3.2004-29.3.2009 tarihleri arasında köy muhtarlığı yapmışolan ve az sonra açıklanacak mevzuat hükümleri uyarınca, normalde bu süresiBağ-Kur hizmetinden sayılabilecek olan ilgili, 8.5.2008- 1.10.2008 tarihleriarasında SGK’ya bu yönde bir talepte bulunmadığı gerekçesiyle, anılan kuralgerekçe gösterilerek davalı SGK’ca söz konusu imkândan yararlandırılmamışve anılan süre Bağ-Kur hizmetine esas alınmamıştır.
29.8.1977 tarih ve 2108 sayılı “Muhtar Ödenekve Sosyal Güvenlik Yasası”nın, 5754 sayılı Kanunla yapılan değişikliköncesindeki 4 ncü maddesi “Köy ve mahalle muhtarlarından bir sosyal güvenlikkurumuna bağlı olmayanlar 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu kapsamına alınmıştır.Bunlardan yeniden bu görevlere seçilmeyenler veya ayrılanların Bağ-Kur’lailişkileri, kanuni primlerini ödedikleri sürece devam eder.“ hükmünüöngörmekte; aynı Kanunun 5 nci maddesinde ise “Köy ve mahalle muhtarları iledaha önce muhtarlık yapmış olanların, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden öncekimuhtarlık hizmetleri, istekleri halinde 1479 sayılı Bağ-KurKanunu hükümlerine göreborçlandırılmak suretiyle değerlendirilir…”denilmekteydi. Ne var ki anılan 4. maddede 31.5.2006 tarih ve 5754 sayılıKanun’un 89. maddesi ile yapılan değişiklikle, anılan madde “31/5/2006 tarihlive 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 4 üncümaddesi kapsamında sigortalı sayılmayı gerektirecek bir çalışması bulunmayan vebu kapsamda aylık ve gelir almayan köy ve mahalle muhtarları, 5510sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalısayılırlar.” şeklini almış; 5. madde ise 5510 sayılı Kanunun 106. maddesiile ilga edilerek yürürlükten kaldırılmıştır. Böylelikle, 2108 sayılı Kanun’unResmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği 10.9.1977 tarihinden, 5510sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1.10.2008 tarihine kadar, köy ve mahallemuhtarları Bağ-Kur’a ne zaman başvururlarsa başvursunlar, muhtarlık hizmetsürelerini geçmişe yönelik borçlanma imkânlarına sahipken; dava konusu kurallageçmişe yönelik muhtarlık hizmet sürelerini borçlanma imkânından yoksunkalmışlardır.
Konunun diğer cephesi, 2.9.1971 tarih ve 1479sayılı “Esnaf ve Sanatkârlar Ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal SigortalarKurumu Kanunu”nun (Bağ-Kur Kanunu) 26 ncı maddesindeki “…Bu Kanuna göresigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ayiçinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Üçay içinde kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalılar Kurumca re’sen kayıt vetescil edilir…” hükmüdür. Bu hüküm, zorunlu Bağ-Kur sigortalısısayılanlar (köy ve mahalle muhtarları dahil) bakımından bir yükümlülük(durumlarını 3 ay içinde SGK’ya bildirmeleri) öngördüğü gibi; Kurum (Bağ-Kur,bilahare SGK) yönünden de bir yükümlülük (re’sen kayıt ve tescil yapma)getirmektedir. Ne var ki uygulamada görüldüğü gibi, sigortalılarınyükümlülüklerini yerine getirmemenin yaptırımı “hak mahrumiyeti” şeklindekendisini göstermekte; Kurum (Bağ-Kur, bilahare SGK) yönünden ise öngörülenyükümlülüğün yerine getirilmemesinin herhangi bir yaptırımı bulunmamaktadır.Diğer bir değişle, külfet sadece sigortalı üzerinde bırakılmakta, kurum(Bağ-Kur, SGK) ise çıkan sonuçtan sorumlu görülmemektedir.
Anayasa’nın “Sosyal Güvenlik Hakkı” başlıklı60. maddesi “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliğisağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” hükmünü amirbulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde ise” Sosyal güvenlik hakkı çalışanlarınyarınının güvencesidir… sosyal güvenlik haklarının geliştirilmesi şüphesizekonomik gelişme çerçevesi içinde, ekonomik istikrar içindegerçekleşebilir. Devlet, bu gereğe de riayet etmelidir.”denilmektedir. 1479 sayılı Kanun’un 26. maddesinin açık hükmü karşısında, “üçay içinde kayıt ve tescilini yaptırmayan” Bağ-Kur sigortalılarının Kurum’care’sen kayıt ve tescil edilmesi gerekmektedir. Zorunlu Bağ-Kur sigortalısısayılan köy ve mahalle muhtarları, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki esnaf ve sanatkârlaranazaran farklı bir konumda olup; mahalli idareler seçimleriyle görevebaşlamakta ve bir kamu görevi ifa etmektedirler. Köy ve mahalle muhtarlarınınseçimleri, Kaymakamlık ve Valiliklerin yakın gözetiminde, ilçe ve il seçimkurullarının kontrolunda yapılmakta; seçim sonuçları ise yine genel idareninbirimleri olan bu kaymakamlık ve valiliklerce İçişleri Bakanlığınabildirilmektedir. Sosyal güvenlik kuruluşunun (önceleri Bağ-Kur, sonra SGK) busonuçları hemen öğrenip gereğini yapması ve üç aylık bir bekleme süresinitakiben muhtar seçilenleri (zorunlu sigortalı statülerini gözeterek) re’sensigortalı yapması mümkün ve zorunlu bulunmaktadır. Bu vecibe, aynı zamandaişaret edilen Anayasa’nın 60. maddesinin de bir gereğidir. Çalışanların yarınıngüvencesi olan sosyal güvenlik hakkı böyle bir uygulamayı zorunlu kılmaktadır.
Öte yandan, 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğegirdiği 1.10.2008 tarihine kadar geçmiş muhtarlık sürelerini her zamanborçlanabilme hakkı mevzuatla öngörülen muhtarların, bu “meşru ve haklı”beklentilerinin dava konusu kuralla ellerinden alınarak, kısa bir başvurusüresi sonrasında bu hizmetlerin yok sayılması, aynı zamanda “hukuk devleti”ilkesi ile de bağdaşmamaktadır. 5510 ve 5754 sayılı Kanunlarla yeni bir sosyalgüvenlik sistemine geçilmesi, evvelki çoklu sosyal güvenlik sisteminin (EmekliSandığı, SSK, Bağ-Kur, Tarım Bağ-Kur) kaldırılarak tek bir şemsiye altında birsistemin benimsenmesi yasa koyucunun takdirindeyse de; yeni sisteme geçilirkenönceki kazanılmış durumların ve beklenen hakların, bu meyanda yine öncekimevzuatla öngörülen “haklı ve meşru beklentilerin” dikkate alınması ve geçişhükümlerinin de buna uygun biçimde düzenlenmesi, hukuk devleti ilkesinin doğalgereğidir. Oysa iptali istenen kural bu ilkeye aykırı biçimde, evvelce tanınmışve süreye bağlanmamış borçlanma hakkını çok kısa bir süreye tâbi kılmaksuretiyle Anayasa’nın 2. maddesi ile bağdaşmayacak biçimde yürürlüğekonulmuştur.
Açıklanan nedenlerle; kuralın Anayasa’nın 2. ve60. maddelerine aykırı düştüğü ve iptali gerektiği kanaatine vardığımızdan,çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL