ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2017/85
Karar Sayısı : 2017/64
Karar Tarihi : 15.3.2017
R.G.Tarih-Sayısı : 24.5.2017-30075
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Isparta6. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4.12.2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6.12.2006 tarihli ve 5560 sayılıKanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin, (6) numaralı fıkrasındayer alan “… veya yurt dışında olma…” ibaresi ile 24.11.2016 tarihlive 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değiştirilen (12) numaralı fıkrasının,Anayasa’nın 10. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline kararverilmesi talebidir.
OLAY: Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında,itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme,iptalleri için başvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un 253. maddesinin itiraz konusu kuralları da içeren (6) ve(12) numaralı fıkraları şöyledir:
“Uzlaştırma
Madde 253- (Değişik:6/12/2006-5560/24 md.)
(...)
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasındayer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başkabir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunîtemsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturmasonuçlandırılır.
(...)
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneğikendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerinisonuçlandırır. Uzlaştırma bürosu bu süreyi en çok yirmi gün daha uzatabilir.
(...)”
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilkinceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, Raportör Aydın AYGÜNtarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükümleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrasında, “AnayasaMahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmi Gazetedeyayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasayaaykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.”; 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 41. maddesinin(1) numaralı fıkrasında da “Mahkemenin işin esasına girerek verdiği retkararının Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren on yıl geçmedikçe aynı kanunhükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla itiraz başvurusu yapılamaz.”hükümlerine yer verilmiştir.
3. Başvuran Mahkeme, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun,6.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253.maddesinin, (6) numaralı fıkrasında yer alan “…veya yurt dışındaolma…” ibaresinin ve 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılıKanun’un 34. maddesiyle değiştirilen (12) numaralı fıkrasının iptalini talepetmiştir.
A- Kanun’un 253. Maddesinin (6) Numaralı Fıkrada Yer Alan “…veyayurt dışında olma…” İbaresi ile (12) Numaralı Fıkranın Birinci Cümlesininİncelenmesi
4. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun, 6.12.2006 tarihli ve5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin, itirazyoluyla iptali talep edilen “…veya yurt dışında olma…” ibaresinin deiçinde yer aldığı, (6) numaralı fıkrası ile (12) numaralı fıkrasının birincicümlesine yönelik iptal başvurusu, Anayasa Mahkemesinin 12.3.2009 tarihli veE.2007/14, K.2009/48 sayılı kararıyla esastan reddedilmiş ve bu karar 25.6.2009tarihli ve 27269 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
5. On yıllık sürenin, Anayasa Mahkemesince iptal davasıbaşvurularında verilen red kararlarını da kapsayıp kapsamadığı konusundadoktrinde farklı görüş ve yorumlara rastlanılması ve kimi mahkemelerce bukonuda tereddüt yaşanıldığının anlaşılması nedeniyle “…veya yurtdışında olma…” ibaresi ile (12) numaralı fıkranın birinci cümlesiyönünden yapılan itiraz başvurusunun “tekrar başvuru” sayılıpsayılmayacağı, bir başka söyleyişle, bu başvuruda işin esasına girilerek biranayasal denetim yapılıp yapılamayacağı konusu üzerinde durulmuş, Anayasa’nın152. ve 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinde öngörülen on yıllık sürenin, itirazyoluyla yapılan başvurular bakımından hangi tür başvurularda işin esasınagirilerek verilen ret kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibarenbaşlayacağıhususu incelenmiştir.
6. Esasen konunun iki yönü bulunmaktadır. İlki, on yıllık süreboyunca başvuruda bulunamama kuralının hangi tür başvurularda işin esasınagirilerek verilen ret kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibarenbaşlayacağı hususu; ikincisi de, bu kuralın hangi tür başvurulariçin geçerli olduğu hususudur. Elimizdeki başvurunun bir itiraz başvurusuolması nedeniyle, kuralın iptal davası başvuruları için de geçerli olupolmadığı hususu üzerinde durulmamış, yalnızca itiraz yoluyla yapılan başvurularbakımından hangi tür başvurularda işin esasına girilerek verilen retkararlarının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren başlayacağı hususuincelenmiştir.
7. Anayasa’nın 148. maddesine göre Anayasa Mahkemesi,kanunların ve kanun hükmünde kararnamelerin Anayasa’ya uygunluğunudenetlemekte, bu denetimi şekil ve esas bakımından olmak üzere iki değişikiçerikte yapmaktadır. Şekil bakımından denetim sadece iptal davası yoluylayapılabilmekte iken, esas bakımından yapılan denetim iptal davası ve itirazbaşvurusu şeklinde olmak üzere iki değişik yol aracılığıyla yapılabilmektedir.
8. İptal davası, Anayasa’nın “İptal davası” ve “Davaaçma süresi” başlıklı 150. ve 151. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre,kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisiİçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esasbakımından Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudandoğruya iptal davası açabilme hakkı, Cumhurbaşkanına, iktidar ve anamuhalefetpartisi Meclis grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısınınen az beşte biri tutarındaki üyelere ait bulunmakta ve bu hak iptali istenenkanun, kanun hükmünde kararname veya İçtüzüğün Resmî Gazete’de yayımlanmasındanbaşlayarak altmış gün sonra düşmektedir. Bir başka deyişle, bir kanun veyakanun hükmündeki kararname hükmünün Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihtenitibaren altmış gün geçtikten sonra bir daha iptal davasına konu edilebilmesiimkânsız hale gelmektedir. Bu durum, yeni bir Cumhurbaşkanının seçilmesi,Türkiye Büyük Millet Meclisindeki anamuhalefet grubunun veya tüm üyekompozisyonunun değişmesi halinde de geçerlidir. Bu sürenin hak düşürücü süreolduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
9. İtiraz başvurusu ise “Anayasaya aykırılığın diğermahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı 152. maddede düzenlenmiştir. Maddehükmüne göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, bakmakta olduğu davadauygulayacağı bir kanun veya kanun hükmünde kararname hükmünün taraflardanbirinin ileri sürmesi sonucu ya da re’sen Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatinevarması durumunda iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilecek, AnayasaMahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacak, AnayasaMahkemesinin işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararınıverip açıklamaması halinde ise davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göresonuçlandıracaktır. Ayrıca maddenin son fıkrası hükmüne göre, AnayasaMahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazete’deyayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasa’yaaykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamayacaktır.
10. Anayasa Mahkemesinin kararlarının hukuksal niteliğininbelirlendiği “Anayasa Mahkemesinin kararları” başlıklı 153. maddede ise iptalya da itiraz başvurusu sonucu verilmiş olması şeklinde bir ayrımagidilmeksizin, Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu, iptalkararlarının gerekçesi yazılmadan açıklanamayacağı, Mahkemenin bir kanun veyakanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanunkoyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesisedemeyeceği ve Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmî Gazete’de hemenyayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını,gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı hükme bağlanmıştır.
11. Anayasa’nın ilgili kurallarında, bir taraftan iptaliistenilebilecek olan bir kuralın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibarenaltmış gün geçtikten sonra bir daha iptal davasına konu edilebilmesi imkânsızkılınırken, diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiğired kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynıhükmün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulması daimkânsız kılınmaktadır. Ayrıca kurallarda, iptal ya da itiraz başvurusu sonucuyapılacak anayasal denetimlerde farklı denetim usul ve ölçütlerininkullanılacağına veya aynı kurala ilişkin iptal veya itiraz başvurularındaverilecek kararların nitelik olarak farklı olabileceğine ilişkin birdüzenlemeye de yer verilmemiş, tersine, böyle bir ayrım yapılmaksızın AnayasaMahkemesi kararlarının kesin olduğu, yasama, yürütme ve yargı organlarını,idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı hükme bağlanmıştır.
12. Hem iptal davası açma, hem de itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesinebaşvurulmasındaki esas amaç, yürürlükteki kanun ve kanun hükmünde kararnameninAnayasa’ya aykırı olan hükümlerinin Anayasa’ya uygunluk denetimi ileayıklanmasıdır.
13. Gerek Anayasa’da, gerek 6216 sayılı Kanun’da ve gereksede Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünde, bir kanun veya kanun hükmünde kararnamehükmünün, “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi”yoluyla ya da iptal davası yoluyla Anayasa Mahkemesinden iptalininistenilmesi halinde Anayasa Mahkemesince yapılacak anayasal denetimde farklıusul uygulanabileceğine, aynı kuralın Anayasa’ya uygunluğu ya daaykırılığı bağlamında farklı gerekçelere dayanılabileceği yönünde herhangi birkural bulunmamaktadır. Bu durum nedeniyle de Anayasa Mahkemesince, gerekiptal davası ve gerekse itiraz başvurusu yoluyla yapılan tüm başvurularda, birkanun veya kanun hükmünde kararname hükmünün Anayasa kuralları karşısındakidurumu, herhangi bir maddi durum veya olaydan bağımsız, iptal davası açanlarcaya da itiraz başvurusunda bulunan mahkemelerce ortaya konulan gerekçelere bağlıkalma zorunluluğu bulunmaksızın ilgili görülen tüm Anayasa kuralları bakımındanobjektif olarak incelenmektedir. Ayrıca yine belirtmek gerekir ki, aynı kuralailişkin olarak Anayasa Mahkemesi önünde aynı anda hem iptal davası, hem deitiraz başvurusunun bulunması durumunda bu başvuruların birleştirilerekincelenmesi mümkündür. Nitekim gerekli durumlarda Anayasa Mahkemesince bu yolabaşvurulmaktadır.
14. İptal davasının incelenmesi sırasında görülmemiş olabilecekAnayasa’ya aykırılıkların daha sonra somut olay temelinde fark edilerek,Anayasa’ya aykırı kuralın hukuk düzeninden ayıklanması gibi önemli bir yararıolabileceği düşüncesiyle on yıllık sürenin itiraz başvurularında verilen redkararlarından başlatılması gerektiği ileri sürülebilir ise de, bubağlamda ortaya çıkabilecek sakıncaların en baştan önlenmesi amacıyla, 6216sayılı Kanun’un 43. maddesine, Anayasa Mahkemesinin, iptal veya itirazbaşvurularında öne sürülen Anayasa’ya aykırılık gerekçeleri ile bağlıolmayacağına ilişkin kural konulmuş bulunmaktadır.
15. Bu bakımdan, ister iptal davası yoluyla isterse itirazbaşvurusu yoluyla olsun, aynı kanun veya kanun hükmünde kararname hükmününiptal talebinin reddine ilişkin olarak verilen kararlar, hukuksal olarak aynınitelik ve değerde kararlardır. Dolayısıyla hangi tür başvurular üzerineverildiğine bakılarak Anayasa Mahkemesi kararları arasında hukuksalanlamda herhangi bir değer farkı oluşturulamaz.
16. Danışma Meclisi Anayasa Komisyonu’nun Anayasa’nın 152.maddesinin dördüncü fıkrasına ilişkin gerekçesinde, “İkincisi, birhükmün iptaline ilişkin davanın reddinden sonra beş yıl geçmedikçe aynı hükmüniptalinin istenemeyeceğidir. Her ne kadar sebep birliği olmadıkça muhkemkaziyeden bahsolunamazsa da Anayasa Mahkemesi kararında davanın dayandığıgerekçe ile bağlı olmadığından Anayasa’ya aykırılığı her türlü neden yönündenaraştırmak zorundadır. Bundan başka kanunların zamanla Anayasaya aykırı halegeldiği de düşünülebilir. Ancak bunun için makul bir sürenin geçmesi deşarttır. İşte bu süre beş yıl olarak takdir olunmuştur. Bunların dışında,hukukun ana ilkelerinden biri olan istikrar ilkesi de gözönüne alınmış,reddedilen bir davanın beş yıl geçmedikçe yeniden açılamayacağı kabuledilmiştir.” biçiminde açıklamalara yer verilmiştir.
17. Milli Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonu tarafından isefıkrada bazı değişiklikler ve eklemeler yapılmış, Anayasa Mahkemesinin redkararlarından bazılarının usule ilişkin olabileceği gözetilerek, bunların hariçbırakılması amacıyla “esasına girerek” ibaresi eklenmiş, uygulamada istikrarsağlamak amacıyla “beş” yıl olan süre “on” yılaçıkarılmıştır.
18. Bu gerekçelerden, aynı kural yönünden yeni bir başvuruyapılabilmesi için on yıllık bir süre öngörülmesiyle, işin esasına girilerekverilen red kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra, o hükmün, zamanlaoluşacak değerlendirme ve içtihat değişiklikleri veya başka nedenlerleAnayasa’ya aykırı hale geldiğinin ileri sürülebilmesi için aradan yeterli birsürenin geçmesi gerektiğinin, böylece bu süre içinde, aynı yasa hükmününAnayasa’ya aykırılığı iddiasıyla sürekli olarak yapılacak başvurularınönlenmesinin, bir başka söyleyişle bir kuralın Anayasa’ya uygunluğunun AnayasaMahkemesine on yıllık süre içinde ancak bir kez incelettirilebilmesininamaçlandığı anlaşılmaktadır.
19. Anayasa’nın 152. maddesinin son fıkrasında geçen “AnayasaMahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının” ibaresinden,kuralın Anayasa’nın bütünlüğü içerisinde düzenlenmiş olduğu yerden hareketle “AnayasaMahkemesinin itiraz başvurularında işin esasına girerek verdiği redkararı” anlamının çıkarılması mümkün değildir. Ziraanayasa koyucu tarafından, 60 gün içerisinde iptal davası başvurusu yapılmadanya da bu süre içinde yapılmış olmakla birlikte bu başvuru henüz kararabağlanmadan önce aynı hükmün iptali talebine ilişkin bir itiraz başvurusununAnayasa Mahkemesince sonuçlandırılarak kararının da Resmî Gazete’de yayımlanmışolması olasılığı ile yine 60 gün içerisinde iptal davası açmaya yetkiliolanlardan birisi tarafından açılmış olan bir davanın diğerleri henüz davaaçmadan önce sonuçlandırılıp kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olmasıolasılığı teorik olarak mümkün olmakla birlikte fiilen gerçekleşme olasılığınınoldukça düşük olması nedeniyle, iptal davası başvuruları için on yıllık bir süregeçmesinin öngörülmesinin anlamlı ve gerekli olmadığının değerlendirilmesisuretiyle konunun iptal davaları bakımından özel olarak düzenlenmesine ihtiyaçduyulmadığı; kanun yapma tekniğine daha uygun olduğu için de itirazbaşvurularına ilişkin bölümde düzenlendiği sonucuna varılmaktadır.
20. Öte yandan, belirtilen hususla birlikte Danışma MeclisiAnayasa Komisyonu’nun “… bir hükmün iptaline ilişkin davanın reddinden sonra”ve “… reddedilen bir davanın beş yıl geçmedikçe yeniden açılamayacağı kabuledilmiştir.” biçimindeki fıkraya ilişkin gerekçesi de dikkatealındığında, Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrasında yeralan “… tekrar başvuruda bulunulamaz.”ibaresinden ve 6216 sayılıKanun’un 41. maddesinde yer alan “itiraz başvurusu yapılamaz.” ibaresindende farklı bir anlam çıkarılması mümkün değildir. Nitekim, AnayasaMahkemesinin 22.2.2006 tarihli E.2003/23, K.2006/26; 16.01.2014tarihli E.2013/77, K.2014/4; 11.09.2014 tarihli E.2014/82, K.2014/143;27.03.2014 tarihli E.2013/99, K.2014/61; 23.07.2014 tarihli E.2014/136,K.2014/131 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
21. Hal böyle olunca, Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncüfıkrasında öngörülen “on yıllık” sürenin (iptal davası veya itirazbaşvurusu üzerine verilmiş olması ayrımı yapılmaksızın), iptal veya itirazbaşvurularından herhangi birinde işin esasına girilerek verilen red kararınınResmî Gazete’de yayımlandığı tarihten başladığının kabulü gerekmektedir.
22. Yapılan incelemede, Anayasa Mahkemesince iptal davasınınesasına girilerek verilen ret kararından sonra, aynı kural hakkında yeni birbaşvurunun yapılabilmesi için, önceki kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı25.6.2009 tarihinden başlayarak geçmesi gereken on yıllık sürenin henüz dolmadığıanlaşılmıştır.
23. Açıklanan nedenlerle, Kanun’un 253. maddesinin (6) numaralıfıkrasında yer alan “… veya yurt dışında olma…” ibaresine ve (12)numaralı fıkrasının ilk cümlesine yönelik itiraz başvurusunun, Anayasa’nın 152.maddesinin dördüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralıfıkrası gereğince esas incelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.
24. Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Serruh KALELİ, Celal MümtazAKINCI, M. Emin KUZ, Recai AKYEL ile Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşe katılmamışlardır.
B- Kanun’un 253. Maddesinin (12) Numaralı Fıkranın İkinciCümlesinin İncelenmesi
25. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Kanun’un 40. maddelerine göre,bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanun veyakanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürse veyataraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısınavarırsa o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak,bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi içinelinde yöntemince açılmış ve görevine giren bir dava bulunması ve iptaliistenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasakuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde vedavayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktebulunan kurallardır.
26. Kanun’un 253. maddesinin itiraz konusu (12) numaralıfıkrasının ikinci cümlesi, uzlaştırma işlemlerinin tamamlanması için uzlaştırmabürosunun, uzlaştırmacıya ve taraflara verebileceği azami süreyibelirlemektedir.
27. Bakılmakta olan davada sanıklara yüklenen suç, uzlaşmakapsamında olmakla birlikte, uzlaşma ilgili maddede yer alan başkaca bir koşulnedeniyle sağlanamamıştır. Bu nedenle, uzlaştırma işlemlerinin tamamlanmasıiçin uzlaştırma bürosunun, uzlaştırmacı ve taraflara verebileceği azami süreyidüzenleyen Kanun’un 253. maddesinin (12) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi,bakılmakta olan davada uygulanacak kural niteliğinde değildir.
28. Açıklanan nedenlerle, Kanun’un 253. maddesinin (12) numaralıfıkrasının ikinci cümlesine yönelik başvurunun, Mahkemenin yetkisizliğinedeniyle reddi gerekir.
III- HÜKÜM
4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun6.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253.maddesinin,
A- 1- (6) numaralı fıkrasında yer alan “… veya yurtdışında olma…” ibaresinin,
2- (12) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin,
Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 41. maddesinin(1) numaralı fıkrası gereğince REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, SerruhKALELİ, Celal Mümtaz AKINCI, M. Emin KUZ, Recai AKYEL ile Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyledeğiştirilen (12) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin, itiraz başvurusundabulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bucümleye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
15.3.2017 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 253. maddesinin(6) numaralı fıkrasında yer alan “…veya yurt dışında olma…” ibaresi ile(12) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin iptali talebiyle yapılan itirazbaşvurusu, Mahkememiz çoğunluğu tarafından, Anayasa’nın 152. maddesinin sonfıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarıncareddedilmiştir. Çoğunluk, “on yıl yasağı” olarak bilinen, Anayasa Mahkemesininişin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasındanitibaren on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıylatekrar başvuru yapılamayacağına dair kuralı geniş yorumlayarak, iptal davasısonucunda verilen red kararlarına da teşmil etmiştir.
2. On yıl yasağına ilişkin kural, itiraz başvurusu üzerine işinesasına girilerek verilen red kararları sonrasında geçerli kabul edilmelidir.Kurala, Anayasa’nın “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ilerisürülmesi” kenar başlıklı 152. maddesinde yer verilmiş olması, on yıl başvuruyasağının iptal davası üzerine verilen red kararlarını kapsamadığınıgöstermektedir. Anayasa koyucu, on yıl kuralını iptal davası sonucu verilen redkararları için de geçerli kabul etmiş olsaydı, iptal davaları ve itirazbaşvuruları için ortak hükümlerde konuyu düzenleyebilirdi. Kanun koyucu da aynınedenle kurala, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un “İptal ve İtiraz Davalarına İlişkin Ortak Hükümler” başlıklıÜçüncü Bölümünde değil, sadece itiraz yoluna ilişkin hükümlerin bulunduğu“İtiraz Yolu” başlıklı İkinci Bölümünde yer vermiştir.
3. Kuralın lafzı da on yıllık başvuru yasağının iptal davalarısonucu verilen red kararlarını kapsamadığı şeklindeki görüşü desteklemektedir.Anayasa’nın 152. maddesinin son fıkrasına göre “Anayasa Mahkemesinin işinesasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra onyıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrarbaşvuruda bulunulamaz”. Kuralda yer alan “başvuru” ibaresi itiraz yolu içinkullanılmaktadır. Nitekim 6216 sayılı Kanun’un “Başvuruya engel durumlar” kenarbaşlıklı 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “itiraz başvurusu yapılamaz”denilmek suretiyle Anayasa’da kastedilenin itiraz başvurusu olduğu açıklığakavuşturulmuştur. Kanun’da yer alan bu ibareyi Anayasa’da yer alan “tekrar”kelimesiyle birlikte değerlendirdiğimizde “tekrar itiraz başvurusu yapılamaz”sonucu ortaya çıkmaktadır. Mantıken bir konuda tekrar itirazbaşvurusu yapılabilmesi için, aynı konuda daha önce bir itiraz başvurusununyapılmış olması gerekir. Bu nedenle kuralın lafzî yorumu, on yıl yasağınıitiraz başvurusu ile sınırlı bir istisna olarak anlamayı gerektirmektedir.
4. Esasen Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 152. maddesinin sonfıkrasındaki on yıl yasağını başlangıçta itiraz başvurularıyla sınırlı olarakyorumlamıştır. Mahkeme, on yıllık başvuru yasağının 1961 Anayasası dönemindeverilen red kararlarını kapsamadığını belirtirken, yasağın itiraz başvurularıüzerine verilmiş olan red kararlarını kapsadığını dolaylı da olsa ifadeetmiştir. Anayasa Mahkemesi “Anayasanın 152. maddesinin son fıkrasında yeralan on yıllık sürenin, sözü edilen bu Anayasa hükümlerine göre itirazyolu ile Anayasa Mahkemesine gelmiş ve işin esasına girilerek verilmişbulunan red kararlarının Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra uygulanacağına”oybirliğiyle karar vermiştir (E.1983/1, K. 1983/5, K.T: 26/4/1983).
5. Mahkememiz çoğunluğu, iptal talebinin reddine ilişkin verilenkararların hukuksal olarak aynı nitelik ve değerde olduğunu, bu nedenle “hangitür başvurular üzerine verildiğine bakılarak Anayasa Mahkemesi kararlarıarasında hukuksal anlamda herhangi bir değer farkı oluşturulamaz” olduğunubelirtmiştir (§ 15). Bu görüşün doğru olmakla birlikte, konumuzla doğrudanilgili olmadığı kanaatindeyiz. Kararların hukuksal “niteliği ve değeri”ndenkastedilen şayet onların Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca bağlayıcılığıysa,hiç kuşkusuz iptal davası ve itiraz başvurusu üzerine verilen kararlar aynıölçüde bağlayıcıdır. Ancak buradaki mesele bağlayıcılık değil, iptal davası üzerineverilen red kararlarından sonra on yıl geçmeden de itiraz başvurusuyapılabilmesidir. Bu durum, iptal davası üzerine verilen red kararlarınınhukuksal anlamda farklı nitelik ve değerde olduğu anlamına gelmemektedir.
6. Esasen, iptal davası üzerine verilen red kararından sonra onyıl geçmeden itiraz başvurusu yapılabilmesi, soyutnorm denetimi ile somut norm denetimi arasındaki mahiyet farkındankaynaklanmaktadır. Soyut norm denetiminde bir kanun hükmü, henüz uygulanmadanAnayasa’ya uygunluk denetimine tabi tutulmaktadır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesiincelediği kuralı soyut ve genel olarak ele almak suretiyle bir sonucaulaşmaktadır. Somut norm denetiminde ise iptali istenen bir kuralın biruyuşmazlığa uygulanması söz konusudur. İtiraz başvurusunda bulunan mahkemeler,kuraldaki Anayasa’ya aykırılığı somut uyuşmazlıktan hareketle ilerisürmektedir. Başka bir ifadeyle iptali istenen kuralın mahkemenin önündeaçılmış olan davada uygulanacak olması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin ilkinceleme aşamasında sıklıkla vurguladığı üzere, uygulanacak kanun kuralları“davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunankurallardır”. Anayasa Mahkemesi somut norm denetiminde kuralın ortaya çıkardığıproblemi ve muhtemel Anayasa’ya aykırılığı somut uyuşmazlık üzerindendeğerlendirme imkânına sahip olabilmektedir. Soyut ve somut norm denetimleriarasındaki bu mahiyet farkı, aynı kural hakkında yapılan incelemenin kapsamı vesonucunu da farklılaştırabilecektir.
7. Önümüzdeki itiraz başvurusu, soyut norm denetimi ile somut normdenetimi arasındaki bu mahiyet farkını gösteren tipik bir örnektir. Somutbaşvuruda Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesi, CMK’nın “Uzlaştırma” başlıklı 253.maddesinin (6) numaralı fıkrasında yer alan “…veya yurt dışında olma…”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Söz konusu ibarenedeniyle, mağdur, suçtan zarar gören, şüpheli veya bunların kanunitemsilcilerinin yurt dışında olması nedeniyle kendilerine ulaşılamaması halindeuzlaştırma yoluna gidilememesinin, dolayısıyla dava açılmasının Anayasa’nıneşitlik ilkesini koruyan 10. maddesine ve hak arama hürriyetini koruyan 36.maddesine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Ceza muhakemesinde uzlaştırmamüessesesinin önemi ve somut uyuşmazlık dikkate alındığında iptali istenenkuralların Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasının ne kadar gerekli olduğuhususu izahtan varestedir.
8. Ancak Mahkememiz çoğunluğu, somut başvuruyu E.2007/14, K.2009/48 sayılı ve 12.3.2009 tarihli iptal kararında verilen red kararınınüzerinden on yıl geçmediği gerekçesiyle reddetmiştir. Mezkûr kararın verildiğiiptal davasında 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkinKanun’un çok sayıda hükmüyle birlikte 24. maddesiyle değiştirilen 5271 sayılıCMK’nın 253. maddesinin de iptali istenmiştir. 253. madde yirmidört fıkradanoluşan oldukça uzun bir maddedir. Anayasa Mahkemesi bu kararda “171. maddeyeilişkin gerekçeler iptali istenilen 253. ve 254. maddeler için de geçerliolduğundan Anayasaya aykırı görülmemiştir” diyerek iptal talebinireddetmiştir. Hâlbuki atıf yapılan, 171. maddeye ilişkin gerekçeden dekurallara ilişkin ayrıntılı bir incelemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Cezamuhakemesinde “erteleme” müessesesini düzenleyen 171. maddenin reddine dairgerekçede kısaca “yasa koyucunun takdir yetkisi”ne dayanıldığıgörülmektedir.
9. Somut başvuruya konu kuralların da içinde bulunduğu kanundaolduğu gibi, çok sayıda kanunda değişiklik yapan ve uygulamada “torba kanun”olarak bilinen kanunların iptali amacıyla açılan iptal davalarında AnayasaMahkemesinin yaptığı denetim sınırlı, soyut ve çok genel nitelikteolabilmektedir. Bu denetim sonucunda verilen red kararları üzerine mahkemelerinon yıl boyunca itiraz başvurusunda bulunamayacaklarının savunulması, kurallarınsomut uyuşmazlıklar ışığında değerlendirilmesini ve denetimini imkânsız halegetirmektedir. Bu durumun somut norm denetiminin amacıyla bağdaştığını söylemekmümkün değildir.
10. Anayasa yargısının kabul edildiği bir hukuk sisteminde esasolan normların Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılması ve Anayasa’ya aykırıolan kuralların hukuk sisteminden ayıklanmasıdır. Hiç kuşkusuz anayasa koyucubu denetime bazı istisnalar getirebilir. On yıllık denetim yasağı bukapsamdadır. Ancak, bu istisnai kuralın dar yorumlanması anayasa yargısınınamacına daha uygun olacaktır. Bu nedenle, bir an için on yıllık denetimyasağına ilişkin kuralın yer aldığı madde ve lafzından hareketle yasağınkapsamı noktasında iki türlü yorumun mümkün olduğu kabul edilse bile,sınırlayıcı kuralın dar yorumlanması Anayasa’ya uygunluk denetiminin amacıbakımından daha doğru olacaktır.
11. Diğer yandan, on yıl yasağının amacının mahkeme kararlarındabelli bir istikrarın sağlanması olduğu söylenebilir. Nitekim DanışmaMeclisi’nin gerekçesinde “hukukun ana ilkelerinden biri olan istikrarilkesi”nin de önerilen beş yıllık denetim yasağında göz önüne alındığıbelirtilmiştir. Bununla birlikte, toplumsal hayatın dinamizmi dikkatealındığında hukukta istikrar kadar değişimin ve bunun yargısal kararlarayansımasının da son derece önemli olduğu bilinmektedir. Mecelle’deki “Ezmanıntagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz” (m.39) kuralı da zamanlahükümlerin değişeceğine işaret etmektedir. Bu nedenle istikrar iledeğişim arasında belli bir dengenin gözetilmesi gerekir. Yakın tarihli birkararda da belirtildiği üzere, “Anayasa Mahkemesi bir konuda karar verirken,hiç kuşkusuz aynı konuda daha önce verdiği kararları da değerlendirmekte vebunu yaparken içtihat istikrarı ile içtihadın değiştirilmesi ve geliştirilmesiihtiyacı arasındaki hassas dengeyi dikkate almaktadır” (E. 2016/166, K.2016/159, K.T: 12.10.2016, § 20).
12. On yıl gibi uzun bir süre boyunca aynı konuda AnayasaMahkemesinin aynı hükümle ilgili karar verememesi, mahkeme içtihatlarınındonmasına, gelişmelere uygun karar verememesine sebep olabilir. Hiç kuşkusuz buanayasa koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak, on yıl yasağına ilişkin kuralıiptal davaları sonucu verilen red kararlarını kapsamayacak şekilde yorumlamak,bu sakıncayı en aza indirecektir. Yukarıda ifade edildiği üzere, bu yaklaşımsoyut ve somut norm denetimleri arasındaki farklılık dikkate alındığında dahada önemli hale gelmektedir.
13. Doktrinde de on yıl yasağının kapsamı konusundagörüş birliğinin bulunduğu görülmektedir. Bildiğimiz kadarıyla on yıl yasağıüzerine görüş açıklayan akademisyenlerin tamamı, bu yasağın iptal davalarısonucu verilen red kararlarını kapsamadığını, istisna niteliğinde olan kuralındar yorumlanması ve itiraz başvurularıyla sınırlı anlaşılması gerektiğini belirtmişlerdir.Örneğin Ergun Özbudun’a göre “Anayasa Mahkemesinin bir iptal davası (soyutnorm denetimi) sonucunda verdiği red kararından sonra, aynı kanun hükmününsomut norm denetimi yoluyla tekrar Anayasa Mahkemesi önüne getirilmesi şüphesizmümkündür” (Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, 15. Baskı,Ankara: Yetkin Yayınları, 2014, s.449-450. Benzer yönde bkz. ErdoğanTeziç, Anayasa Hukuku (Genel Esaslar), 16. Bası, İstanbul: Beta,2013, s.256; Merih Öden, “Türk Anayasa Yargısında On Yıl Süreli DenetimYasağı”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi,Cilt 55, Sayı 4, (2000): 47-81, s.62; Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa: Ekin KitabeviYayınları, 2000, s.908-909; Yavuz Sabuncu, Anayasaya Giriş,Ankara: İmaj Yayıncılık, 15. Baskı, 2012, s.297; Yılmaz Aliefendioğlu, AnayasaYargısı, Ankara: Yetkin Yayınları, 1997, s.233; Bülent Tanör ve Necmi Yüzbaşıoğlu, 1982 Anayasasına Göre Türk AnayasaHukuku, İstanbul: YKY, 2002, s.533; Yavuz Atar, TürkAnayasa Hukuku, 10. Baskı, Konya: Mimoza Yayınları, 2015, s.322).
14. Sonuç olarak, Anayasa’nın lafzî, sistematik ve amaçsal yorumuon yıllık yasağın iptal davaları sonucu verilen red kararlarını kapsamadığı, buyasağın itiraz başvurularıyla sınırlı olduğu görüşünü desteklemektedir.
Açıklanan gerekçelerle somut başvuruda esasa geçilmesi gerekirken,on yıl yasağı nedeniyle başvurunun reddi yönündeki çoğunluk görüşünekatılmıyoruz.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ