ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2018/1
Karar Sayısı : 2018/83
Karar Tarihi : 11/7/2018
R.G.Tarih-Sayısı : 20/2/2019-30692
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 1. Fikrî veSınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 12/1/2011 tarihli ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 398. maddesinin Anayasa’nın 13., 19. ve38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesitalebidir.
OLAY: Tarafların ortak yapımcısı oldukları 1999yılı yapımı sinema eserinin isminin, çekimlerine yeni başlanılan bir başkasinema eserinin tanıtımlarında ve reklamlarında kullanılmasının önlenmesineilişkin olarak verilen ihtiyati tedbir kararına muhalefet edildiği iddiasıyla6100 sayılı Kanun’un 398. maddesi kapsamında disiplin hapsi verilmesi talebiyleaçılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi bulanMahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın yer aldığı 398. maddesi şöyledir:
“Tedbire muhalefetin cezası
MADDE 398- (1) İhtiyati tedbir kararının uygulanmasınailişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, bir aydan altıaya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. Görevli ve yetkili mahkeme, esashakkındaki dava henüz açılmamışsa, ihtiyati tedbir kararı veren mahkeme; esashakkındaki dava açılmışsa, bu davanın görüldüğü mahkemedir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü (İçtüzük) hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, MuammerTOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, RecaiAKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 18/1/2018 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle başvurunun yöntemineuygunluğu sorunu görüşülmüştür.
2. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinde Anayasa Mahkemesineitiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem belirtilmiştir. Maddenin (1) numaralı fıkrasında, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, budavada uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümleriniAnayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda, bu fıkradasayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceğikurala bağlanmış, anılan fıkranın (a) bendinde de “iptali istenenkuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan gerekçelibaşvuru kararının aslı”, Mahkemeye gönderilecek belgeler arasındasayılmıştır. Anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktanyoksun veya yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının, Anayasa Mahkemesitarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükmebağlanmıştır.
3. İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendindede itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli kararında, Anayasa’yaaykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa’nın hangimaddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriylebirlikte açıkça gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Yine İçtüzük’ün 49.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde de Anayasa Mahkemesince yapılanilk incelemede, başvuruda eksikliklerin bulunduğu tespit edilirse itiraz yolunailişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği,(2) numaralı fıkrasında ise anılan (b) bendi uyarınca verilen kararın, itirazyoluna başvuran mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engelolmadığı belirtilmiştir.
4. Yapılan incelemede, itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından6100 sayılı Kanun’un 398. maddesinin (1) numaralı fıkrasının iptali talepedilmiş ise de ihtiyati tedbir kararına muhalefet durumunda görevli ve yetkilimahkemeyi düzenleyen (1) numaralı fıkranın ikinci cümlesinin hangi nedenlerleAnayasa’nın 13., 19. ve 38. maddelerine aykırı olduğunun ayrı ayrı vegerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmediği anlaşılmıştır.
5. Buna göre 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (a) bendi ile İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasınaaykırı olduğu anlaşılan 6100 sayılı Kanun’un 398. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ikinci cümlesine yönelik itiraz başvurusunun 6216 sayılı Kanun’un40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından esasincelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.
6. Açıklanan nedenlerle 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 398. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
A. Birinci cümlesinin esasının incelenmesine,
B. İkinci cümlesine yönelik başvurunun, 30/3/2011 tarihlive 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygunolmadığından, esas incelemeye geçilmeksizin REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
7. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma KARAMAN ODABAŞI tarafından hazırlanan işin esasınailişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasakuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
8. Başvuru kararında özetle; yargılamanın yapıldığı mahkemehukuk mahkemesi olsa da itiraz konusu kural kapsamında verilen kararın cezahukuku alanında sonuç doğurduğu, suçun kanuniliği ilkesi gereği hangieylemlerin yaptırıma bağlandığının, suçun yasal unsurlarının, ağırlaştırılmışhâllerinin yeterince anlaşılır biçimde düzenlenmediği, yargılamanın nasılyapılacağı, verilecek karar üzerine başvurulacak kanun yollarına ilişkin birdüzenlemenin bulunmadığı, kuralla savunma hakkının kısıtlandığı, kuralınyeterince açık ve anlaşılır olmadığı, hukuk güvenliğini sağlamadığı, disiplinhapsi ile hürriyetin kısıtlanamayacağı, bir aydan altı aya kadar disiplin hapsiöngörülmesinin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, kuralla hapis cezasına altsınır konulmak suretiyle hâkimin takdir yetkisinin sınırlandırıldığı, disiplinhapsi şeklindeki yaptırımın tanımının ve ne olduğunun açık, belirli veanlaşılır şekilde ortaya konulmamasının cezanın kanuniliği ilkesiylebağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13., 19. ve 38. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
9. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural ilgisinedeniyle Anayasa’nın 2. ve 36. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
10. İtiraz konusu kuralda ihtiyati tedbir kararının uygulanmasınailişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimsenin, bir aydanaltı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılacağı öngörülmüştür.
11. Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukukdevleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygunolan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, heralanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’yaaykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan veyargı denetimine açık olan devlettir.
12. Hukuk devletinin temel unsurlarından biri de belirlilik ilkesidir.Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır,uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenliklebağlantılı olup birey, kanundan belirli bir kesinlik içinde hangi somut eylemve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını bilmelidir. Bireyancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarınıayarlayabilir.
13. Hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukukigüvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylemve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerindebu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
14. Hukuk devletinde ceza ve ceza yerine geçen güvenliktedbirlerine ilişkin kurallar, Anayasa'nın konuya ilişkin kurallarına aykırıolmamak kaydıyla, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, ahlaki değerleri ve ekonomikhayatın gereksinimleri göz önüne alınarak saptanacak ceza politikasına görebelirlenir. Kanun koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangieylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ilekarşılanacağı, cezalarda alt sınır kabul edilip edilmeyeceği, nelerinağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği konularındatakdir yetkisine sahiptir. Kanun koyucunun bu konudaki tercih ve takdirininyerindeliğinin incelenmesi, anayasal denetimin kapsamı dışında kalmaktadır.
15. Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesininbir gereği olan ölçülülük ilkesiyle de bağlıdır. Bu ilke ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmaküzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik, getirilen kuralınulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, gereklilik,getirilen kuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, orantılılık isegetirilen kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifadeetmektedir. Bir kuralda öngörülen düzenleme ile ulaşılmak istenen amaç arasındada ölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunmasızorunludur.
16. Anayasa'nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesinin birincifıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiştir. Aleyhe verilenhükmün kural olarak başka bir yargı mercii tarafından denetlenmesini talepetmek de hak arama özgürlüğü kapsamında korunan bir haktır.
17. İtiraz konusu kuralda geçici hukuki korumalar kapsamındabulunan ihtiyati tedbir kararına muhalefet edilmesi hâlinde uygulanacakyaptırım düzenlenmiştir. Buna göre geçerli bir ihtiyati tedbir kararınınuygulanmasına ilişkin emre uymamak veya ihtiyati tedbir kararına aykırıdavranmak şeklinde gerçekleşen eylemler bir aydan altı aya kadar disiplinhapsine tabi tutulacaktır. Düzenlemede hangi eylemlerin cezalandırılacağı veuygulanacak cezanın türü, alt ve üst sınırı açıkça gösterilmiş olup kuraldabelirtilen eylemlerin gerçekleştirilmesi durumunda ne kadar süre ile ne tür bircezaya muhatap olunabileceğinin öngörülebilir ve bilinebilir olduğuanlaşılmaktadır. Bu nedenle itiraz konusu kuralda cezayı gerektiren eylemler,cezanın türü ve miktarı yönünden herhangi bir belirsizlik söz konusu değildir.
18. İtiraz konusu kuralın gerekçesinde, kuralla bir mahkeme kararıolan ihtiyati tedbirin etkinliğinin sağlanmasının ve mahkeme kararlarınasaygının korunmasının amaçlandığı belirtilmektedir. İhtiyati tedbir kararı ileyargılama sonunda verilecek hükmün uygulanabilir olması imkânının ayaktatutulması ve bu şekilde hak arama özgürlüğü kapsamında etkin bir hukuki korumanınsağlanması hedeflenmektedir. Bu bakımdan geçerli bir ihtiyati tedbir kararınamuhalefet eyleminin yaptırıma bağlanmasının, ihtiyati tedbir kararındanbeklenen faydanın sağlanması bakımından elverişli ve gerekli olmadığısöylenemez.
19. İtiraz konusu düzenleme kapsamında ihtiyati tedbire muhalefetniteliğindeki eylemler sebebiyle uygulanacak yaptırımın türü disiplin hapsiolarak belirlenmiştir. Disiplin hapsi 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun 2. maddesinde, “Kısmî bir düzeni korumak amacıylayaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlaraçevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilmehükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen” hapisşeklinde tanımlanmıştır. Disiplin hapsi, bir suç karşılığı uygulanan cezaolmayıp kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan birfiilin işlenmesinden dolayı verilmektedir. İtiraz konusu kuraldada ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uyulmaması veyatedbir kararına aykırı davranılması nedeniyle verilecek disiplin hapsi,geçici hukuki koruma niteliğindeki ihtiyati tedbir kararının etkinliğininsağlanmasına ve ihtiyati tedbire muhalefet edilmesini önlemeye yönelik olarakgetirilmiş bir müeyyidedir.
20. Kanun koyucunun, korunan hukuki yarar ile gerçekleştirilmesimuhtemel eylemlerin haksızlık içeriğini dikkate alarak ihtiyati tedbiremuhalefet niteliğindeki eylemlerin yaptırımını cezanın türü, alt ve üstsınırını göstermek suretiyle bir aydan altı aya kadar disiplin hapsi şeklindebelirlediği anlaşılmaktadır. İhtiyati tedbir, hukukun değişik alanlarındaişlerliği bulunan, birbirinden nitelik ve nicelik yönünden farklı pek çokhukuki uyuşmazlıkta geniş uygulama alanına sahip geçici bir hukuki koruma olupihtiyati tedbire muhalefet niteliğindeki eylemler sebebiyle gerçekleşmesimuhtemel tüm durum ve sonuçların önceden tespiti oldukça zordur. Bu bakımdanher somut olayda eylemin gerçekleştirilme biçimi, ihtiyati tedbir konusununönem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı gibi eylem ve yaptırım arasındaadil dengenin kurulmasını sağlayacak çeşitli hususlar dikkate alınarak kanunkoyucu tarafından önceden belirlenen alt ve üst sınırlar arasında uygulanacakyaptırımın hakkaniyete uygun şekilde hâkim tarafından tespitinin cezaadaletinin tesisine katkı sunmayacağı ileri sürülemez.
21. Kanun koyucunun ihtiyati tedbir kararlarının etkinliğinisağlamak, ihtiyati tedbire muhalefet niteliğindeki eylemleri müeyyidesizbırakmamak, bu hususta toplumsal ve ekonomik gereksinimleri daha etkili biçimdekarşılamak amacıyla, ihtiyati tedbire muhalefet niteliğindeki eylemlersebebiyle uygulanacak cezada alt sınır kabul ettiği anlaşılmakta olup devletinceza siyaseti ile ilgili olan bu konunun kanun koyucunun takdir alanındakaldığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
22. Bu nedenlerle korunmak istenen hukuki yarar, eylemin niteliği,meydana gelmesi muhtemel çok çeşitli neticeler göz önünde bulundurularakihtiyati tedbire muhalefet niteliğindeki eylemin sonucu olarak düzenlenenyaptırımın türünün ve miktarının ulaşılmak istenen amaç için elverişli vegerekli olmadığı, amaç ve araç arasında makul bir dengenin gözetilmediğisöylenemeyeceğinden kanun koyucunun takdir alanı içinde olan itiraz konusukuralda öngörülen yaptırımın türü ve miktarı yönünden ölçülülük ilkesine aykırıbir yön bulunmamaktadır.
23. Öte yandan 6100 sayılı Kanun’un 389. ve devamı maddelerindeihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin usul ve esaslar ayrıntılı olarakdüzenlenerek Kanun’un 391. maddesinin (3) numaralı fıkrasında ihtiyati tedbirtalebinin reddi hâlinde kanun yoluna başvurulabileceği, Kanun’un 394.maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise karşı taraf dinlenilmeden verilmiş olanihtiyati tedbir kararına itiraz edilebileceği belirtilmiş ise de ihtiyatitedbir kararına muhalefet edilmesi sebebiyle verilecek disiplin hapsi yönündenyargılama usul ve esasları ile disiplin hapsi kararına karşı başvurulacak kanunyoluna ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
24. İhtiyati tedbire muhalefet sebebiyle verilen disiplin hapsinekarşı başvurulacak kanun yoluna ilişkin uygulamada çok çeşitli mahkemeiçtihatlarının bulunduğu, kararlarda bazen temyiz kanun yolunun bazen de 6100sayılı Kanun’a veya 5271 sayılı Kanun’a göre itiraz yolunun uygulanabilirolduğunun belirtildiği, bu bakımdan ihtiyati tedbire muhalefet sebebiyleverilen disiplin hapsine karşı hangi kanun yolunun uygulanacağına ilişkinistikrarlı ve hukuki anlamda güven veren bir uygulamanın bulunmadığı anlaşılmaktadır.Bu kapsamda, itiraz konusu kuralın ihtiyati tedbire muhalefet dolayısıylaverilecek disiplin hapsi yönünden yapılacak yargılamadaki usul ve esaslar ilebaşvurulması mümkün kanun yolları yönünden belirli ve öngörülebilir nitelikteolduğu söylenemez.
25. Disiplin hapsi suç karşılığı uygulanan hapis cezasıniteliğinde bulunmayıp ceza yargılamasının konusunu oluşturan suç kavramınındışında kalmakta ise de itiraz konusu kural kapsamında düzenlenen disiplinhapsinin bir mahkeme tarafından verileceği ve kişi hürriyetini kısıtlayacağıhususu kuşkusuzdur. Bu yönleri de dikkate alındığında ihtiyati tedbiremuhalefet dolayısıyla verilecek disiplin hapsi yönünden yapılacak yargılamadakiusul ve esaslar ile verilecek karara karşı başvurulacak kanun yollarındakibelirsizliğin kişilerin hukuki güvenliği ile hak arama özgürlüklerinizedeleyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
26. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerineaykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırı görülerek iptaledildiğinden ayrıca Anayasa’nın 13., 19. ve 38. maddeleri yönündenincelenmesine gerek görülmemiştir.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
27. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kuraltekrarlanarak Mahkemenin gerekli gördüğühâllerde, Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak iptal kararınınyürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceğibelirtilmektedir.
28. 6100 sayılı Kanun’un 398. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararınıihlal edecek nitelikte görüldüğünden,Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğinceiptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz aysonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
V. HÜKÜM
12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun398. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’yaaykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa’nın 153.maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralıfıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AYSONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, 11/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ