ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2018/108
Karar Sayısı : 2019/5
Karar Tarihi : 13/2/2019
R.G. Tarih – Sayı : 14/3/2019– 30714
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Bakırköy 7. İcra HukukMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4/11/1983 tarihli ve 2942sayılı Kamulaştırma Kanunu’na, 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanun’un 35.maddesiyle eklenen geçici 12. maddenin ikinci fıkrasının “Devam edendava ve icra takipleri ise, bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılır.” biçimindekiikinci cümlesinin Anayasa’nın 2., 10., 36. ve 138. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: İlamlı icra takibinde alınan hacizkararının iptali ve hacizlerin fekki istemiyle yapılan icra memuru işleminişikâyet davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varanMahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİİSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen KanunHükmü
Kanun’a 6745 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle eklenen geçici 12.madde şöyledir:
“24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu MevzuatınaAykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun BirMaddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılan imaruygulamalarından doğan idarelerin taraf olduğu her türlü alacak ve bedelartırım davalarında taşınmazın değeri; uygulamanın tapuda tescil edildiği tarihdeğerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmeksuretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumutarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosu esas alınmaksuretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan gerçek bedel haksahibine ödenir.
Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci veon birinci fıkra hükümleri, bu madde kapsamındaki davalar ve icra takipleriiçin de uygulanır. Devam eden dava ve icra takipleri ise, bu maddehükümlerine göre sonuçlandırılır.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri
Kanun’un ilgili görülen geçici 6. maddesinin üçüncü, yedinci,sekizinci ve on birinci fıkraları şöyledir:
“Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedeltespiti
Geçici Madde 6- (Ek: 18/6/2010-5999/1 md.; Değişik:24/5/2013-6487/ 21 md.)
…
Uzlaşma; idareye ait taşınmazın trampası, idareye ait taşınmazüzerinde sınırlı ayni hak tanınması veya imar mevzuatı çerçevesinde başka biryerde imar hakkı kullandırılması suretiyle veya bunların mümkün olmamasıhâlinde nakdi bedel üzerinden yapılabilir.
…
Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ileher türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktuolarak belirlenir.
Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarıncaödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi yönetim bütçesinedâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülenödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve SahilGüvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmetalımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye veil özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleritoplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının enaz yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen alacaklarıntoplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde, ödemeler,sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir.Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları dikkate alınır.Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir.İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkradabelirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmayailişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.
…
Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyleidarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, HicabiDURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN,Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’inkatılımlarıyla 19/7/2018 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısındaöncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerinegöre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanununveya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesihâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddiolduğu kanısına varması durumunda bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesinebaşvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemenin AnayasaMahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemeningörevine giren bir davanın bulunması, iptali istenen kuralın da o davadauygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanındeğişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktekikurallardır.
3. Başvuran mahkeme, 2942 sayılı Kanun’a 6745 sayılı Kanun’un35. maddesiyle eklenen geçici 12. maddenin ikinci fıkrasının “Devameden dava ve icra takipleri ise, bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılır.” biçimindekiikinci cümlesinin iptalini talep etmiştir.
4. İtiraz konusu kuralın 2942 sayılı Kanun’a 6745 sayılı Kanun’un35. maddesiyle eklenen geçici 12. maddenin yürürlüğe girmesinden önce açılmışve henüz sonuçlanmamış alacak ve bedel artırım davaları ile icra takipleriyönünden uygulama alanı bulacağı anlaşılmaktadır.
5. Başvuran mahkemede görülmekte olan dava 2981 sayılı Kanunhükümlerine göre yapılan imar uygulamasından doğan bedel artırım davasındaverilen ilama dayalı olarak başlatılan icra takibinde alınan haciz kararınıniptali ile hacizlerin fekki istemiyle yapılan şikâyet başvurusuna ilişkindir.Somut olayda uyuşmazlık, alacak ve bedel artırım davasından değil bedel artırımdavasının hükme bağlanarak ilamlı icra takibi başlatılmasından sonraki süreçteicra memurluğunca gerçekleştirilen haciz işlemlerinden kaynaklanmaktadır. Buitibarla Kanun’un geçici 12. maddesinin ikinci fıkrasının ikincicümlesinde yer alan “…dava ve…” ibaresinin uyuşmazlıktauygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ibare yönündenbaşvurunun mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
6. Öte yandan Kanun’un geçici 12. maddesinin ikincifıkrasının ikinci cümlesinin kalan bölümünde yer alan “Devam eden …ise, bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılır.” ibaresi cümledebelirtilen dava ve icra takiplerinin her ikisi yönünden geçerli ortak kuralniteliği taşımaktadır. Bu nedenle kuralın kalan bölümüne ilişkin esasincelemenin bakılmakta olan davanın konusu gözetilerek “… icratakipleri…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekir.
7. Diğer yandan Kanun’un geçici 12. maddesinin ikincifıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Devam eden … icra takipleri ise,bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılır.” ibaresi Kanun’un geçici12. maddesinin birinci fıkrası ve ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yeralan “… Kanun’un geçici 6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci veon birinci fıkra hükümleri…” için geçerli ortak kural niteliğitaşımaktadır.
8. Kanun’un geçici 12. maddesinin birinci fıkrasında 2981 sayılıKanun’a göre yapılan imar uygulamalarından kaynaklanan alacak ve bedel artırımdavalarında taşınmazın değerinin ve gerçek bedelin tespit edilmesine ilişkinhususlar hükme bağlanmıştır. Kanun’un geçici 6. maddesinin üçüncü fıkrasında,dava aşamasından önceki bir süreç olan uzlaşmanın ne şekilde yapılacağınailişkin esaslar; yedinci fıkrasında, bu madde kapsamında açılan davalarda harçile vekâlet ücretinin nasıl belirleneceği; sekizinci fıkrasında, davalardaidareler aleyhine hükmedilecek bedellerin ödenebilmesini teminen söz konusuidarelerin bütçelerine konulması gereken ödenekler ve bu bedellerin tahsilaşamasına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Kanun’un geçici 6. maddesinin onbirinci fıkrasında ise ödenecek bedelin tahsili aşamasında idarenin mal, hak vealacaklarının haczedilemeyeceği belirtilerek uzlaşma tutanağının veya mahkemekararının infazı aşamasına ve cebri icra sürecine ilişkin bir düzenlemeye yerverilmiştir. Bu kapsamda bakılmakta olan davanın bedel tespiti ile ilgiliolmayıp mahkemece tespit edilmiş bedelin cebri icra yoluyla tahsili ve hükmüninfazı aşamasıyla ilgili bulunması karşısında bakılmakta olan davanın konusu dagözetilerek esas incelemenin “… icra takipleri …”ibaresiylesınırlı olarak yapılması, bu ibarenin de maddenin ikinci fıkrasının birincicümlesinde yer alan “…on birinci…” ibaresi yönündenincelenmesi gerekmektedir.
9. Açıklanan nedenlerle 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu’na, 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanun’un 35.maddesiyle eklenen geçici 12. maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin;
A. “...dava ve...” ibaresinin, itiraz başvurusundabulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, buibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. Kalan bölümünün esasının incelenmesine, esasailişkin incelemenin “...icra takipleri...” ibaresi ile sınırlıolarak yapılmasına,
C. “...icra takipleri...” ibaresine ilişkinincelemenin, 2942 sayılı Kanun’a 6745 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle eklenengeçici 12. maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...on birinci...” ibaresi yönünden yapılmasına,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
10. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma KARAMAN ODABAŞI tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanunhükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunlarıngerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
11. 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan imaruygulamalarından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlar da dâhil olmaküzere ödenecek alacak ve bedelin hesaplanma usulü ile yapılacak ödemelerdegeçici 6. madde hükümlerinin uygulanacağını düzenleyen 24/5/2013 tarihli ve6487 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’un değiştirilen geçici 6.maddesinin on ikinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95,K.2014/176 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Anılan kararda özetle, belirlenenhisse bedelinin taşınmazın gerçek karşılığını ifade etmeyebileceği belirtilerekhukuka aykırı olarak el konulan taşınmazın gerçek bedelinin ödenmemesi sonucunudoğuran ve idarece takdir edilen bedelin doğru olup olmadığının açılacak davadatartışma konusu yapılmasını engelleyen dava konusu kuralın Anayasa’nın 2., 35.ve 36. maddelerine aykırı olduğu ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin anılankararından sonra konu 20/7/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. madde kapsamında yenidendüzenlenmiştir.
12. Geçici 12. maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yeralan itiraz konusu kuralda 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin on birincifıkrası hükmünün 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan imaruygulamalarından doğan idarenin taraf olduğu her türlü alacak ve bedelartırımından kaynaklanan ve devam eden icra takipleri yönünden de uygulanacağıöngörülmüştür.
13. 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin on birincifıkrasında, bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyle idareninmal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceği düzenlenmiştir. Buna göre Kanun’ungeçici 12. maddesi kapsamında kalan uyuşmazlıklar sebebiyle ödenecek olanalacak ve bedelin tahsili için Kanun’un geçici 12. maddesinin yürürlüğegirmesinden önce başlatılmış olan icra takiplerinde idarenin mal, hak vealacakları haczedilemeyecektir.
14. Kanun’un geçici 12. maddesinin ikinci fıkrasının birincicümlesinde geçici 6. maddenin üçüncü ve sekizinci fıkra hükümlerinin de 2981sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından kaynaklanan,idarenin taraf olduğu alacak ve bedel artırımına ilişkin uyuşmazlıklardauygulama alanı bulacağı düzenlenmiştir. Buna göre bu uyuşmazlıklar yönündenidareler tarafından mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yapılabileceği gibimahkeme kararından sonra nakdi ödeme dışında diğer uzlaşma yollarının teklifedilmesi ve Kanun’un geçici 6. maddesinin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göreişlem yapılması da mümkün olabilecektir. Gerek geçici 12. madde hükmü gerekgeçici 12. madde hükmünden önce konuyu düzenleyen ve iptal edilen geçici 6.maddenin on ikinci fıkrası hükmü dikkate alındığında itiraz konusu kuralkapsamında kalan icra takibinin dayanağının alacağın varlığını ve miktarınıortaya koyan bir mahkeme kararı veya bu mahiyette bir uzlaşma tutanağı olduğuanlaşılmaktadır.
15. Bu durumda daha önce bir uzlaşma tutanağı veya mahkeme kararıile hüküm altına alınmış konusu itibarıyla Kanun’un geçici 12. maddesininkapsamında kalan bir alacağın tahsili için Kanun’un geçici 12. maddesininyürürlüğe girdiği 7/9/2016 tarihinden önce başlatılmış icra takiplerindeidarenin mal, hak ve alacakları haczedilemeyeceği gibi itiraz konusu kuraldadevam eden icra takiplerinin bu hükümlere göre sonuçlandırılacağıöngörüldüğünden kesinleşmiş icra takibi sebebiyle 7/9/2016 tarihinden öncekonulmuş olan hacizlerin de kaldırılması söz konusu olacaktır.
B. İtirazın Gerekçesi
16. Başvuru kararında özetle; geçmişe etkili sonuç doğuran, takibeesas kesinleşmiş mahkeme ilamının infazını engelleyen, takip alacaklısınınkazanılmış haklarını ortadan kaldıran kuralın hukuki istikrar ve hukukgüvenliği ilkelerine aykırı olduğu, aynı tür uyuşmazlıklar yönünden aynıtarihte açılan ve daha erken hükme bağlanarak infaz edilen alacaklarbulunmasına rağmen değişik nedenlerle geç hükme bağlanan ve infaz işlemine dahageç başlanan ilam alacaklarının infazının sonradan yürürlüğe giren kanun hükmüile engellenmesinin eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu, devletin mahkemekararıyla ortaya çıkan borcunu ifa etmemek için ekonomik kaynak yokluğunumazeret olarak gösteremeyeceği, bu yönüyle kuralın takip borçlusu olan devletlehine avantaj sağlayarak mahkeme kararının uygulanmasının süresiz olarakgeciktirilmesine sebebiyet verdiği ve mahkeme ilamını etkisiz kıldığıbelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 36. ve 138. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
17. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kuralilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
18. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylemve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlüklerikoruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıylakendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
19. Hukuk devletinin korumakla yükümlü olduğu evrensel ilkelerdenbiri hukuki güvenlik ilkesidir. Hukuki güvenlik ilkesi hukuk normlarınınöngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güvenduyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyiciyöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ortak değerdir.
20. Kural olarak hukuki güvenlik, kanunların geriyeyürütülmemesini zorunlu kılar. Daha önce tesis edilmiş bulunan işlemlerindoğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldıracak şekilde yasama tasarrufundabulunulması, hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturur. “Kanunlarıngeriye yürümezliği ilkesi” uyarınca kanunlar kamu yararı ve kamudüzeninin gerektirmesi, kazanılmış hakların korunması, mali haklarıniyileştirilmesi gibi istisnai durumlar dışında ilke olarak yürürlüktarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılır.Sonradan yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksaldurumlara etkili olmaması, hukukun genel ilkelerindendir. Ancak kanun koyucu kişilerinlehine haklar sağlayan kanuni düzenlemeleri geçmişe etkili olacak şekilde yapmakonusunda takdir yetkisine sahiptir.
21. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve mirashaklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığıhakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bedelartırım davası sonunda mahkeme kararıyla hüküm altına alınan ve icra edilebilirnitelikte bulunan alacağın mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu hususundatereddüt bulunmamaktadır.
22. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek veyasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren birhaktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma vemülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması veyamülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder. Haksahibinin mülkiyet hakkı kapsamında bulunan alacağına kavuşmasınıgeciktirebileceğinden geçmişe etkili kanundeğişikliğiyle haciz yasağı öngörülmesi de mülkiyet hakkına müdahaleniteliğindedir.
23. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararıamacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkınamüdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkingenel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de göz önündebulundurulması gerekmektedir.
24. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.
25. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı, Anayasa’daöngörülen nedenlere bağlı olarak demokratik toplum düzeninin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın ancak kanunla sınırlanabilir. Bu bakımdanmülkiyet hakkına getirilen sınırlamalar hakkın özüne dokunamayacağı gibiAnayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
26. Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en genişölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerinkullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren, hakkıkullanılamaz hâle getiren veya ortadankaldıran sınırlamalar hakkın özüne dokunur. Temel hak veözgürlükler, istisnai olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratiktoplum düzeninin gerekleri için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak kanunlasınırlandırılabilir. Demokratik bir toplumda temel hak ve özgürlükleregetirilen sınırlamanın bu sınırlamayla güdülen amacın gerektirdiğinden fazlaolması düşünülemez. Demokratik hukuk devletinde güdülen amaç ne olursa olsunkısıtlamaların bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli birözgürlüğün kullanılmasını önemli ölçüde zorlaştıracak ya da ortadan kaldıracak düzeyevardırılmaması gerekir.
27. Öte yandan Anayasa’nın 36. maddesinin birincifıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.” denilmektedir. Mahkeme kararlarınınuygulanması, yargılama sonrasına ilişkin olmakla birlikte onu tamamlayan veyargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Kararın uygulanmamasıhâlinde yargılamanın bir anlamı kalmayacağından yargı kararlarının uygulanmasıadil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre yargılamasonucunda mahkemece bir karar verilmiş olması yeterli olmayıp ayrıca bu kararınetkili bir şekilde uygulanması gerekir. Mahkeme kararlarını taraflardan birininaleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren düzenlemelerinbulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekildeengellenmesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvenceleri anlamsızkılabilir. Mahkeme kararlarının bağlayıcılığını ve gecikmeksizin uygulanmasınısağlayacak etkili tedbirlerin alınması, hukuk devleti ilkesinin ve adilyargılanma hakkının gereklerindendir.
28. Anayasa’nın 36. maddesinde, adil yargılanma hakkı içinherhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlamanedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarıbulunduğu kabul edilmektedir. Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan kurallaradayanarak bu hakların sınırlandırılması da mümkündür. Ancak bu sınırlamalarAnayasa’nın 13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz.
29. Kural, Kanun’un geçici 12. maddesi kapsamındaki bir alacağayönelik uzlaşma tutanağı veya mahkeme ilamının infazıyla ilgili süreceilişkindir. Uzlaşma tutanağı veya mahkeme kararıyla varlığı ve miktarı ortayakonulmuş olan alacağın ödenmemesi hâlinde kural olarak alacağın cebri icrayoluyla tahsili mümkün olup bu kapsamda başlatılan icra takibinde ve yapılantüm işlemlerde nihai amaç, alacaklının alacağına kavuşmasıdır.
30. Cebri icra işlemlerinin başlatılmasından sonra kural olarakilk aşama icra takibinin kesinleştirilmesidir. Haciz, takibinkesinleşmesinden sonra alacaklının talebi üzerine borçlunun borcuna yetecekkadar mal varlığına icra dairesince hukuken el konulmasını sağlayan bir cebriicra işlemidir. Borçlunun ödememesi durumunda borcun ödenmesi, borçlununborcunu karşılayacak mal varlığının haczedilip satılmasıyla mümkün hâlegelebilmektedir.
31. İtiraz konusu kural 7/9/2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olupbu tarih itibarıyla devam eden ve konu itibarıyla Kanun’un geçici 12.maddesinin kapsamında kalan icra takiplerinde geçici 6. maddenin on birincifıkrası hükmü gereğince haciz yasağının uygulanmasını öngörmektedir. Bubakımdan Kanun’un geçici 12. maddesinin yürürlüğe girdiği 7/9/2016 tarihindenönce varlığı ve miktarı ortaya konulmuş olan ve mülkiyet hakkı kapsamındabulunduğu anlaşılan bir alacağın tahsili için yine 7/9/2016 tarihinden önceaçılmış icra takiplerinde takip kesinleşse bile idarelerin mal, hak vealacakları haczedilemeyeceği gibi konulmuş olan hacizlerin de kaldırılmasıgerekecektir. Haczin cebri icradaki yeri ve fonksiyonu dikkate alındığında icratakibinin başlatılmasından sonra yürürlüğe giren, geriye etkili sonuç doğuranve haciz yasağı öngören kural sebebiyle alacaklının mülkiyet hakkı kapsamındabulunan alacağına kavuşmasının ve kararın icrasının alacağın doğduğu ve icratakibinin başlatıldığı zamandaki durum ve koşullara göre önemli ölçüdezorlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
32. 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin on birincifıkrasının uygulama alanının genişletilmesi mahiyetinde olan ve devam eden icratakipleri yönünden haciz yasağı öngören kural idarelerin yerine getirmeklegörevli oldukları kamu hizmetleri için gerekli olan kaynakların korunmasını vekamu hizmetlerinde meydana gelebilecek aksaklıklara engel olunmasınıamaçlamaktadır. Bu şekilde toplumsal yaşamın sürekli, düzenli ve sistemlişekilde sürdürülebilmesine katkı sunması beklenen kuralın kamu yararınıgerçekleştirmeye yönelik olarak mülkiyet ve adil yargılanma haklarına sınırlamagetirdiği anlaşılmaktadır.
33. Ancak mülkiyet ve adil yargılanma haklarına getirilensınırlamanın kamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülüolması da gerekir. Haciz yasağının devam eden icra takiplerinde uygulanması vebu kapsamda konulmuş olan hacizlerin de kaldırılmasına ilişkin kural, kararınicrasının ve alacağın tahsilinin gecikmesine sebebiyet verebilecek şekildeidare lehine, alacaklı aleyhine bir durum yarattığı gibi alacaklıların icratakibinin başlatılması aşamasında var olmayan, dolayısıyla öngörmeleri demümkün bulunmayan bir kurala tabi tutulmaları sonucunu doğurmaktadır.
34. Kural olarak icra takibinin kesinleştirilmesinden sonraborçlunun borcu karşılayacak mal varlığının haczedilerek satılması suretiylealacaklının alacağına kavuşması mümkün iken icra takibinin başlatıldığıtarihten sonra yürürlüğe giren itiraz konusu kural sebebiyle alacaklının buhakkının öngörülemez biçimde elinden alınması, kararın icrası ve alacağıntahsiline ilişkin sürecin belirsizliği nedeniyle alacaklının güvencesizbırakılması malike aşırı bir külfet yüklemekte ve kamu yararı ile kişisel yarararasında gözetilmesi gereken adil dengeyi malik aleyhine bozmaktadır. Buyönüyle kuralın ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olduğu söylenemez.
35. Mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ölçüsüz biçimdesınırlandırılmasına neden olan kural, alacağın tahsili sürecinin başlamasındansonra geçmişe etkili yasama tasarruflarıyla kararın uygulanma imkânını önemlioranda zorlaştırması yönüyle de devlete olan güven duygusunu zedelemekte vehukuki güvenlik ilkesini ihlal etmektedir.
36. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 36.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırıgörülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 10. ve 138. maddeleri yönündenincelenmesine gerek görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 20/8/2016tarihli ve 6745 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle eklenen geçici 12. maddeninikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “...icra takipleri...”ibaresinin,maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “... onbirinci...” ibaresi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE13/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ