ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2018/11
Karar Sayısı : 2018/86
Karar Tarihi : 11/7/2018
R.G,Tarih-Sayısı : 31/10/2018-30581
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Yalvaç Ağır CezaMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 7. maddesinin Anayasa’nın 2., 5., 36. ve 141.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Sanıkların basit yaralama, hakaret, malazarar verme, basit tehdit suçlarıyla cezalandırılması talebiyle açılan kamudavasında, mahkeme tarafından görevsizlik kararı verilmesi ve dosyanın görevlimahkemeye gönderilmesi sonrasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırıolduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu 7. maddesi şöyledir:
“Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri
Madde 7- (1) Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevliolmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, RecepKÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M.Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve YusufŞevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 28/2/2018 tarihindeyapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılanAnayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
A. İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle, görevsiz mahkeme tarafından yapılanve yenilenmesi mümkün olan ifadelerin alınması, keşif yapılması, bilirkişi vesağlık raporu alınması gibi muhakeme işlemlerinin görevli mahkeme tarafındanyeniden yapılmasının emek, mesai ve zaman kaybına neden olduğu, bununAnayasa’nın davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasıilkesine aykırı olduğu, işlemlerin görevli mahkeme tarafından yeterli görülmesihâlinde dahi itiraz konusu kural gereğince yenilenmesi gerektiği, oysamahkemelerin maddi gerçeğe ulaşmak ve çelişkileri giderebilmek için her zaman tanıkveya tarafların beyanlarına başvurabileceği, görevsiz mahkeme tarafındanyapılan işlemlerin görevli mahkeme tarafından yeniden yapılmasının uygulamadahukuk devleti ilkesine aykırı sorunlara yol açabileceği, yargılama süreciniuzatarak adil yargılanma hakkını ihlal edebileceği belirtilerek kuralın,Anayasa’nın 2., 5., 36. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. İtiraz konusu kuralla, yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında,görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemlerin hükümsüz olduğu hükümaltına alınmaktadır.
5. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
6. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”hükmüneyer verilmiştir. Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve adilyargılanma hakkı, bir temel hak niteliği taşımasının yanında diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden biridir.
7. Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında yer alan “Davalarınen az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” şeklindekidüzenlemeyle, yargılama sürecinin en düşük maliyetle ve olabildiğince hızlısonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu ifade edilmiştir. Bu ilkegereğince devletin, yargılamaların gereksiz yere uzamasını engelleyecek etkin tedbirler alması gerekir. Bu bağlamda,hukuk sisteminin ve özellikle yargılama usulünün, yargılamaların makul süreiçerisinde bitirilmesini mümkün kılacak şekilde düzenlenmesi ve budüzenlemelerde davaların nedensiz olarak uzamasına yol açacak usul kurallarınayer verilmemesi, makul sürede yargılanma hakkının bir gereğidir. Ancak buamaçla alınacak kanuni tedbirlerin yargılama sonucunda işin esasına yönelikadil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel oluşturmaması gerektiğide tartışmasızdır. Bu ilkelere uygun olmak kaydıyla yargılama yönteminibelirlemek ise Anayasa’nın 142. maddesi gereğince kanun koyucunun takdir yetkisindedir.
8. 5271 sayılı Kanun’un 1. maddesinde ceza muhakemesinin nasılyapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki veyükümlülüklerinin bu Kanun’da düzenlendiği belirtilmiştir. Kanun’un 3.maddesinde mahkemelerin görevlerinin kanunla belirleneceği hüküm altına alınmışve bu hükme dayanılarak kabul edilen 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı AdlîYargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev veYetkileri Hakkında Kanun’un 10 ilâ 14. maddelerinde ceza mahkemeleriningörevlerine ilişkin hükümler düzenlenmiştir. 5235 sayılı Kanun’un 4.maddesinde, davaya bakan mahkemenin, görevli olup olmadığına kovuşturmaevresinin her aşamasında resen karar verebileceği, 6. madde hükmünün saklıolduğu ve görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevlimahkemeyi ortak yüksek görevli mahkemenin belirleyeceği hüküm altınaalınmıştır. Kanun’un 5. maddesinde iddianamenin kabulünden sonra işin, davayıgören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkemeninbir kararla işi görevli mahkemeye göndereceği ve Kanun’un 6. maddesindeduruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararıverilerek dosyanın alt dereceli mahkemeye gönderilemeyeceği belirtilmiştir.
9. Kanun’un 7. maddesinde yer alan itiraz konusu kuralla iseyenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemeceyapılan işlemlerin hükümsüz olduğu düzenlenmektedir. İtiraz konusu kural,görevsiz mahkeme tarafından yapılan işlemlerin görevli mahkeme nezdindekigeçerlilik durumunu belirleyen yargılama usulüne ilişkin bir kuraldır. Maddigerçeğe ulaşılması ve mahkeme tarafından sağlıklı ve vicdani bir kanaatinoluşması açısından duruşmada edinilen kanaat ve delillerin değerlendirilmesiningerekliliği karşısında kuralın gerekçesinde görevli olmayan hâkim veya mahkemetarafından yapılan işlemlerin görevli mahkeme nezdindeki geçerlilik durumuaçıkça düzenlenerek doktrin ve uygulamada bu konuda ortaya çıkabilecektartışmaların önlenmesinin amaçlandığı ifade edilmiştir.
10. Ceza yargılamasının asıl amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. Cezayargılamasında bu amacı gerçekleştirmeye yönelik ilkelerin başında tabii hâkimilkesi gelmektedir. Anayasa’nın 37. maddesinde, “Hiç kimse kanunen tâbiolduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz./ Bir kimseyi kanunen tâbiolduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargıyetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.” hükmü yer almakta olupAnayasa Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği gibi tabii hâkim ilkesi,suçun işlenmesinden veya çekişmenin doğmasından önce davayı görecek yargıyerinin kanunlarla belirlenmiş olması şeklinde tanımlanmaktadır.
11. Ceza yargılamasında davayı görecek yargı yerininbelirlenmesine ilişkin görev kuralları, suç türlerine göre yargılamanın hangimahkemede yapılacağını düzenleyen kurallardır. 5271 sayılı Kanun’un 4.maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi ceza yargılamasında görev, kamudüzeniyle doğrudan ilgilidir ve şüpheli ve sanık yönünden tabii hâkim ilkesinegöre güvence oluşturmaktadır. Bu nedenle “madde bakımından yetki” şeklindede ifade edilen görev sorunu, Cumhuriyet savcısı, katılan veya sanık tarafındanileri sürülmese de mahkemece kovuşturmanın her aşamasında resen gözönündebulundurulması gereken bir meseledir. Kanun koyucunun itiraz konusu kuralla,görevli olmayan hâkim veya mahkeme tarafından yapılan işlemlerin hükümsüzolduğunu düzenlemek suretiyle tabii hâkim ilkesi gereğince ceza yargılamasındatüm işlemlerin görevli mahkeme tarafından yapılmasını sağlamayı amaçladığıanlaşılmaktadır. Bununla birlikte, görevsiz mahkeme tarafından yapılanişlemlerin ölüm, akıl hastalığına tutulma veya kişiye ulaşılamaması gibisebeplerle yenilenmesinin mümkün olmadığı zorunluluktan kaynaklanan istisnalarsaklı tutulmuştur. Yargılamanın her aşamasında gözönünde bulundurulması gerekengörev kuralları, kamu düzenine ilişkin olduğundan ve güvenceli bir cezayargılamasının temelini oluşturduğundan, ceza yargılamasında yenilenmesi mümkünolmayanlar dışındaki tüm işlemlerin tabii hâkim ilkesine uygun olarak görevlimahkeme tarafından yapılmasını öngören itiraz konusu kuralın adalet vehakkaniyete aykırı olduğu söylenemez. Bu nedenle kanun koyucunun takdir yetkisikapsamında düzenlenen itiraz konusu kuralın hukuk devleti ilkesine aykırı biryönü bulunmamaktadır.
12. Ceza yargılamasında adil ve etkin bir ceza kovuşturmasıyapılması suretiyle maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacına yönelik diğer birilke ise 5271 sayılı Kanun’un delilleri takdir yetkisini düzenleyen 217.maddesinde düzenlenmiştir. “Yüzyüzelik” veya “doğrudandoğruyalık” şeklinde ifade edilen bu ilkeye göre hâkim kararını ancakduruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilecek ve budeliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilecektir. Bu bağlamdaceza yargılamasında esas olan yargılamayla ilgili işlemlerin kanunda belirlenengörevli mahkeme tarafından yapılması ve bu işlemler sonucu elde edilendelillerin bu mahkeme tarafından takdir edilip karar verilmesidir. İtirazkonusu kuralın, bu ilkenin ceza yargılamasında tam ve etkin şekildeuygulanabilmesini sağlamak suretiyle adil bir yargılama yapılmasına ve buyargılama sonucunda verilecek hükmün maddi gerçekle örtüşmesine hizmetettiğinde kuşku yoktur. Dolayısıyla kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındaadil yargılanma ilkesi dikkate alınarak düzenlenen itiraz konusu kuralınAnayasa’ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
13. Öte yandan davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması yolundaki Anayasa hükmü, ceza yargılaması bakımından dageçerli olmakla birlikte bu kuralın ceza yargılamasının asıl amacı olan maddigerçeğin ortaya çıkarılmasını engelleyecek şekilde yorumlanması mümkündeğildir. Dolayısıyla davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması ilkesi, kanun koyucunun görevsiz mahkeme tarafından yapılanişlemlerin görevli mahkeme nezdindeki geçerliliğine yönelik düzenleme yapmayetkisini engellemez. Ayrıca itiraz konusu kuralın amacı ve görev hususununkamu düzenine ilişkin olduğu dikkate alındığında kuralın, davaların en azgiderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması ilkesinin öngördüğü amaçlaçeliştiği de söylenemez.
14. Başvuru kararında belirtilen görevsiz mahkeme tarafındanyapılan işlemlerin görevli mahkeme tarafından yeniden yapılmasının uygulamadaortaya çıkarabileceği sorunlara yönelik değerlendirme yerindelik denetimininkapsamında bulunduğundan bu husus anayasallık denetiminin konusu dışındadır.Ayrıca kuralın uygulamada sorunlar ortaya çıkarabilmesi, kamu düzenine ilişkinolan ve davaların görevli mahkemede görülmesi esasının gerçekleştirilmesineyönelik kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu anlamına gelmez.
15. Açıklanan gerekçelerle kural Anayasa’nın 2., 36. ve 141.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 5. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 7.maddesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 11/7/2018tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ