ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2018/136
Karar Sayısı : 2019/21
Karar Tarihi : 10/4/2019
R.G. Tarih-Sayı : 20/6/2019 –30807
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Yozgat 2. Asliye HukukMahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
İTİRAZIN KONUSU: 12/6/1933 tarihli ve 2308sayılı Şirketlerin Müruru Zamana Uğrayan Kupon Tahvilât ve Hisse SenediBedellerinin Hazineye İntikali Hakkında Kanun’un 1., 2., 3. ve 4. maddelerininAnayasa’nın 5., 35., 48. ve 167. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Davalı şirketin 2000 ve2001 yıllarına ilişkin olarak ortaklarına ödenmesine karar verilen ancak ödemeişlemi yapılmayan kâr paylarının 2308 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Hazineyeintikalinin sağlanması için Hazine tarafından açılan davada itiraz konusukuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri içinbaşvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu 1., 2., 3. ve 4. maddeleri şöyledir:
“Madde 1- Anonim ve limited şirketleriyle sermayesi eshamaayrılmış komandit şirketlerin komanditlere ait hisse senetlerinin vetahvillerinin kanuni mazeret bulunmaksızın beş senelik müruruzamana uğrıyanfaiz, temettü ve ikramiye gibi menfaatleriyle bu şirketlerin hisse senetleri vetahvillerinden bedele inkilâp etmiş olanlarının on senelik müruruzamana uğrayanbedelleri Devlete intikal eder.
Bu şirketler bahsolunan menfaat ve bedelleri müruruzamanmüddetlerinin bitmesinden itibaren üç ay içinde mahallî malsandığına vermeğemecburdurlar.
Nizamnamelerinde müruruzaman müddeti tasrih edilip de TicaretKanunu mucibince Hükümetçe tasdik edilmiş olan şirketler için tâyin olunmuşmüddetler müruruzamana esas tutulur.
Madde 2- Birinci madde hükmüne riayet etmeyen şirketlervermeğe mecbur oldukları parayı üç misli tazminatla birlikte ödemeğe mahkûmedilirler.
Madde 3- Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.
Madde 4- Bu kanunun hükümlerini icraya Adliye ve MaliyeVekilleri memurdur.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, MuammerTOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, RecaiAKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 17/10/2018 tarihinde yapılanilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre mahkemeler, bakmakta olduklarıdavalarda uygulayacakları kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümlerini Anayasa’ya aykırıgörürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddiolduğu kanısına varırlar ise o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesinebaşvurmaya yetkilidirler. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin AnayasaMahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemeningörevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davadauygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanındeğişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunankurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Kanun’un 1.,2., 3. ve 4. maddelerinin iptalini talep etmiştir.
4. Kanun’un 3. maddesinde Kanun’un yayımlandığı tarihte yürürlüğegireceği, 4. maddesinde ise Kanun hükümlerinin uygulanmasının adliye ve maliyevekillerinin görevi olduğu düzenlenmiştir. Bakılmakta olan davada Kanun’unyürürlüğü ile ilgili bir uyuşmazlık söz konusu olmadığı gibi Kanun’uuygulamakla görevli makama ilişkin bir ihtilaf da bulunmamaktadır. Dolayısıyla anılan kuralların itiraz başvurusundabulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
5. Açıklanan nedenlerle 12/6/1933 tarihli ve 2308 sayılıŞirketlerin Müruru Zamana Uğrayan Kupon Tahvilât ve Hisse Senedi BedellerininHazineye İntikali Hakkında Kanun’un;
A. 1. ve 2. maddelerinin esasının incelenmesine,
B. 3. ve 4. maddelerinin itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu maddelereilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
6. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hülya ÇOŞTAN ÇETİN tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılanve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
7. Başvuru kararında özetle; gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyethakkının anayasal güvence altında olduğu, itiraz konusu kurallardayer alan düzenlemeler ile şirket ve ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisine vedolayısıyla mülkiyet hakkına müdahalede bulunulduğu, zamanaşımına uğramış kârpayı alacağının devlete intikalini öngören kuralın şirket ve ortaklarbakımından telafisi zor sonuçlar doğurabileceği, devletin özel piyasalaraçısından görevinin düzenleyici, koruyucu ve geliştirici tedbirleri almakla sınırlıolduğu belirtilerek kuralların Anayasa’nın 5., 35., 48. ve 167.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B. Kanun’un 1. Maddesinin Birinci Fıkrasının İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
8. Kuralda; anonim ve limited şirketlerin pay senetleri ilesermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komanditer ortaklarına ait paysenetlerinin ve anılan şirketlerin tahvillerinin kanuni mazeret bulunmaksızınbeş senelik zamanaşımına uğrayan faiz, kâr ve ikramiye gibi menfaatleriyle buşirketlerin pay senetleri ile tahvillerinden bedele inkılap etmiş olanlarınınon senelik zamanaşımına uğrayan bedellerinin devlete intikal edeceğidüzenlenmektedir.
9. Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler, sınırsızsorumlulukları bulunan komandite ortaklar ile sorumlulukları kural olaraktaahhüt ettikleri sermayeyi şirkete getirmekle sınırlı olan komanditerortaklardan oluşmaktadır. Kuralla sermayesi paylara bölünmüş komanditşirketlerin komanditer ortaklarının payları ile anonim ve limited şirketortaklarının paylarına ilişkin hükümler getirilmiştir.
10. Kuralda pay senetlerinden söz edilmiş ise de pay senedikavramının sermaye şirketinin türüne göre farklı bir hukuki anlam ifade ettiğive sermaye şirketlerinin kural olarak pay senedi çıkarmak zorunda olmadıklarıdikkate alındığında kuralın sermaye şirketlerinin payları bakımından uygulamaalanı bulacağı anlaşılmaktadır.
11. Kuraldaki anlamlarıyla faiz, kâr, ikramiye gibimenfaatler ile bedele inkılap eden pay ve tahvil bedelleri; borçlutarafını ancak şirketin oluşturabileceği hukuki işlemlerden doğan alacakhaklarıdır. Bu alacak haklarının hukuki sebebi faiz ve tahvil bedeli bakımındantahvil sözleşmesi, kâr bakımından şirket genel kurulunun kâr dağıtımkararı, ikramiye bakımından şirket sözleşmesi veya genel kurul kararı, paybedeli bakımından ise genel kurul kararı ya da limited şirket özelinde olduğuüzere çıkma veya çıkarma gibi hukuki işlemler olabilmektedir. Kuralda yeralan “…gibi menfaatler…” ibaresi, benzer nitelikteki diğeralacak haklarının da kural kapsamında değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.
12. Söz konusu menfaat ve bedeller üzerinde ilgililer bakımındanalacak hakkı doğuran hukuki işlemler, şirket bakımından borçlandırıcı hukuki işlemniteliğindedir. Borçlandırıcı işlem, borçlunun mal varlığında sadece borçdoğurmakta olup borcun konusu üzerindeki mülkiyet hakkının malikinideğiştirmez. Mülkiyet hakkının malikinin değişmesi için borçlandırıcı işleminifası niteliğindeki tasarruf işleminin yapılması gerekmektedir. Kuraldabelirtilen menfaat ve bedellerin mülkiyet hakkı da şirkete ait olup ilgililerinbunlar üzerinde alacak hakları bulunmaktadır.
13. Kuralda konusu faiz, kâr, ikramiye gibi menfaatlerolan alacak haklarının beş senenin sonunda, konusubedele inkılap eden pay veya tahvil bedelleri olan alacak haklarınınise on senenin sonunda zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmıştır. Bu yönüylekuralla, zamanaşımına ilişkin genel hükümler olan 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılıTürk Borçlar Kanunu’nun 146. ve 147. maddeleri tekrarlanmıştır.
14. Kuralda düzenlenen her iki zamanaşımı da alacak hakları içingeçerli olan düşürücü zamanaşımıdır. Kazandırıcı zamanaşımından farklıolarak düşürücü zamanaşımı, mülkiyet hakkı bakımından değişiklik yaratmaz.
15. Düşürücü zamanaşımı, hukuk güvenliğini sağlamak amacıylaöngörülen genel hukuk kurallarından biridir. Düşürücü zamanaşımınıngerçekleşmesiyle birlikte söz konusu alacak hakları, eksik borç hâlinialmaktadır. Eksik borçta taraflar arasındaki borç ilişkisi sona ermemeklebirlikte borçlunun zamanaşımı defini ileri sürmesi mümkün hâlegelmektedir. Başka bir ifadeyle borçlu, borcu ifa ederse bu geçerli bir ifaolmakla birlikte borçlunun borcu ifa etmeme imkânı bulunmaktadır. Bu sebeplekuralın ilgili alacaklılara etkilerinden biri de alacak hakkının niteliğinegöre değişen etkiler mümkün olmakla birlikte şirketin hataen veya isteyerekeksik borç hâline gelen borcu ifa imkânını ortadan kaldırmasıdır.
16. Kuralda bahsedilen zamanaşımına uğrayan menfaat vebedellerin devlete intikali ile bu menfaat ve bedeller üzerindekialacak hakkının devlete geçmesi ifade edilmektedir. Devlete tanınan bu alacakhakkı, kamu alacağı niteliği taşımamaktadır. Gerek anılan alacak hakkınınhukuki sebebi gerekse bu alacak hakkının özel hukuk kapsamında değerlendirilendiğer alacak haklarından farklı kurallara tabi kılınmış olduğu dikkatealındığında kendine özgü (sui generis) nitelikte bir alacak hakkınındüzenlendiği anlaşılmaktadır. Söz konusu alacak hakkının hukuki sebebinin kanunolması, zamanaşımına tabi kılınmamış olması ve yerine getirilmemesininyaptırımının da kanunla düzenlenmiş olması, bu alacak hakkının özel hukuka tabidiğer alacak haklarından farkını ortaya koymaktadır.
17. Gerekçesi “…Devlet vazifelerinin artması yüzünden bütçemasraflarını karşılamak…” şeklinde ifade edilen kuralın yer aldığıKanun’un yasama organındaki kabul tarihi, 1929 yılında başgösteren ve etkisiniküresel alanda uzun yıllar hissettiren ekonomik buhran dönemine tekabületmektedir. Söz konusu dönemde devletin özel sektörde de faaliyet göstermesinigerektiren, dolayısıyla gerekçede de ifade edildiği üzere devlet vazifelerininartmasına yol açan ekonomi politikaları uygulanmıştır.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
18. 6216 sayılı Kanun’un43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönündende incelenmiştir.
19. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve mirashaklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz”denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasal anlamdamülkiyet hakkı ekonomik değer ifade eden vedeğeri parayla ölçülebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır.
20. Mülkiyet hakkı; kişiyebaşkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymakkoşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanmave tasarruf etme olanağı veren bir haktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma,semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin sınırlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyethakkına müdahale teşkil eder.
21. Anonim ve limited şirketleriyle sermayesi paylara bölünmüşkomandit şirketlerin komanditerlere ait hisse senetlerinin ve tahvillerininzamanaşımına uğrayan faiz, kâr ve ikramiye gibi menfaatleriyle bu şirketlerinpay senetleri ve tahvillerinden bedele inkılap etmiş olanlarının zamanaşımınauğrayan bedellerinin devlete intikalini öngören kural da mülkiyet hakkına müdahale niteliğindedir.
22. Düşürücü zamanaşımının gerçekleşmesi, borcun konusu üzerindekimülkiyet hakkının maliki bakımından değişiklik yaratmaz. Dolayısıyla gerekzamanaşımı gerçekleşmeden önce gerekse zamanaşımı gerçekleştiktensonra şirketin borcu niteliğindeki söz konusu menfaat ve bedeller üzerindemülkiyet hakkını haiz olan borçlu şirkettir. Ancak zamanaşımınıngerçekleşmesiyle şirketin mülkiyet hakkı, alacaklıların bu menfaat ve bedellerüzerindeki alacak haklarına nazaran korunmaya değer hak olarak öne çıkmaktadır.Şöyle ki zamanaşımı gerçekleşene kadarki süreçte şirketin mal varlığındaborçların karşılığı olarak yer alan değerler, zamanaşımın gerçekleşmesi ilebirlikte şirketin üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabileceği öz varlığadönüşmektedir.
23. Kural şirketin zamanaşımına uğrayan borçları niteliğindekimenfaat ve bedeller üzerindeki mülkiyet hakkını sınırsız ve süresiz olarakortadan kaldırmasının yanında şirketin bu borçları ödemesi ihtimalini debertaraf etmektedir. Söz konusu menfaat ve bedellerin devlete intikali, şirketin malvarlığını doğrudan azaltması yanında dolaylı olarak da şirket ortaklarınınpaylarının değerinde düşmeye yol açacak olması sebebiyle ortakların mülkiyethakkı üzerinde de dolaylı bir etki göstermektedir. Benzer etki yine dolaylıolarak şirketin tahvil ve intifa senedi gibi senetlerinin hak sahipleri için desöz konusudur.
24. Anayasa’nın 35. maddesindemülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceğiöngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
25. Anayasa’nın 13.maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızınyalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz” denilmektedir.Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun olabilmesi için anılanhüküm gereğince sınırlamanın kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması veayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir.
26. Kamu yararı kavramı,devlet organlarının takdir yetkisini de beraberinde getiren bir kavram olupobjektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün her somut olay temelindeayrıca değerlendirilmesi gerekir. Devletin görevlerinin artması sebebiyleortaya çıkan masrafları karşılamak amacıyla sermaye şirketlerinin zamanaşımınauğramış borçları niteliğindeki söz konusu menfaat ve bedellerin devlete intikalettirilmesinde kamu yararı bulunduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır.
27. Kuralla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninkamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması gerekir.Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmaküzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülensınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını ve aynı amaca daha hafifbir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık isegetirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengeningözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Öngörülen tedbirin ulaşılmak istenen kamu yararı karşısındamaliki olağan dışı ve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahaleninorantılı ve dolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez.
28. Sermaye şirketleri de gerçek kişiler ve diğertüzel kişiler gibi mülkiyet hakkı kapsamında zamanaşımına uğramış borçlarınınkarşılığını oluşturan mal varlığı değerleri üzerinde serbestçe tasarruftabulunma hakkına sahiptir. Şirketlerin zamanaşımına uğramış söz konusuborçlarına karşılık oluşturan değerlerin devlete intikalini öngören kuralmalike aşırı bir külfet yüklenmesine sebep olmaktadır. 1933yılının şartlarında böyle bir hükmün bulunmasının gerekli olmadığısöylenemeyecek ise de günümüz koşullarında devletin gelir sağlamak için vergive benzeri başka araçlara başvurabileceği, bu yönüyle amaca ulaşmak için dahahafif araçlar öngörülmesi mümkün iken bu araca başvurulmasının gerekli,dolayısıyla ölçülü bir müdahale olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığıanlaşılmaktadır.
29. Bu itibarla sermaye şirketlerinin zamanaşımına uğramışborçları niteliğinde olan menfaat ve bedellerin devlete intikalini öngörenkuralın sermaye şirketlerinin mülkiyet hakkını ölçüsüz bir biçimdesınırlandırdığı anlaşılmaktadır.
30. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerineaykırıdır. İptali gerekir.
31. Kural, Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerineaykırı görülerek iptal edildiğinden Anayasa’nın 5.,48. ve 167. maddeleri yönündenincelenmemiştir.
IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
32. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasındakanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisiİçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümününuygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptalinekarar verilebileceği öngörülmektedir.
33. 12/6/1933 tarihli ve 2308 sayılı Şirketlerin Müruru ZamanaUğrayan Kupon Tahvilât ve Hisse Senedi Bedellerinin Hazineye İntikali HakkındaKanun 1. maddesinin birinci fıkrasının iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan ikinci ve üçüncü fıkraları ile 2., 3. ve 4. maddelerinin 6216sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
V. HÜKÜM
12/6/1933 tarihli ve 2308 sayılı Şirketlerin Müruru Zamana UğrayanKupon Tahvilât ve Hisse Senedi Bedellerinin Hazineye İntikali HakkındaKanun’un;
A. 1. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğunave İPTALİNE,
B. 1. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ile 2., 3. ve 4.maddelerinin 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasıgereğince İPTALLERİNE,
10/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU