ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2018/14
Karar Sayısı : 2018/112
Karar Tarihi : 20/12/2018
R.G. Tarih – Sayı : 13/2/2019– 30685
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ankara5. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: Mülga 14/10/1999 tarihlive 4456 sayılı Türkiye Kalkınma Bankası Anonim Şirketinin Kuruluşu HakkındaKanun’un 15. maddesinin 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun HükmündeKararname’nin 150. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendiyle değişiklik yapılmadanönceki ikinci fıkrasında yer alan “…disiplin esasları,…” ibaresininAnayasa’nın 38. ve 128. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline kararverilmesi talebidir.
OLAY: Türkiye Kalkınma Bankası Anonim Şirketinde çalışan davacınınyıllık ücret artışından yararlandırılmama ve işten çıkarma cezalarıylacezalandırılmasına dair kararlar ile kararların dayanağı olan yönetmelikhükmünün iptali talebiyle açtığı davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırıolduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu ibarenin de yer aldığı 15. maddesinin 703sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 150. maddesinin birinci fıkrasının(e) bendiyle değişiklik yapılmadan önceki ikinci fıkrası şöyledir:
“Banka personelinin hizmete alınmaları, görev ve yetkileri,nitelikleri, atanma, ilerleme, yükselme, görevden alınma şekilleri, disiplinesasları, yükümlülükleri, unvan ve sayıları Devlet PersonelBaşkanlığının görüşü üzerine Bakanlar Kurulu Kararı ile çıkarılacak yönetmelikile düzenlenir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, RecepKÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M.Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve YusufŞevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 28/2/2018 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Volkan HAStarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü,dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararındaözetle, itiraz konusu kuralda Türkiye Kalkınma Bankası AnonimŞirketi (Banka) personelinin hangi fiillerine hangi disiplin cezalarınınverileceği hususunun yönetmelikle düzenlenmesinin öngörüldüğü, kamu görevlisiolan Banka personeli için disiplin işlemleri konusunda getirilmiş kanuni birgüvencenin bulunmadığı, disiplin uygulamalarıyla ilgili genel ilkelerin kanunlabelirlenmediği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 38. ve 128. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. İtiraz konusu kural, Banka personelinin disiplinesaslarının yönetmelikle düzenlenmesini öngörmektedir.
5. Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında “Kimse,işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayıcezalandırılamaz” denilerek suçun kanuniliği ilkesi;üçüncü fıkrasında da “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancakkanunla konulur” ifadesine yer verilerek cezanın kanuniliği ilkesi getirilmiştir.Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarıncahangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbirkuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılırve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak eylemleri öncedenbilmeleri gerektiği düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlükleringüvence altına alınması amaçlanmaktadır.
6. Anayasa’nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adlisuç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından her ikisi de bu maddedeöngörülen ilkelere tabidir. Adli ve idari suçlarda davranış normlarınaaykırı olan ve haksızlık teşkil eden bir fiille, kanun koyucunun koruma altınaaldığı bir hukuki değerin ihlali söz konusu olup adli ve idari cezaların herikisi de cebir içermektedir.
7. Korunan hukuki değer ile ihlalin neden olduğu hukukisonuçların aynı olmaması, idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalararasındaki temel farklılığı oluşturmaktadır. Adli para cezalarından daha yüksekmiktarlarda idari para cezalarının verilebilmesine imkân tanıyan düzenlemelerde bulunmakla birlikte adli suçlar için öngörülen cezaların idari suçlar içinöngörülen cezalardan genellikle daha ağır olması, hürriyeti bağlayıcı cezalarınkural olarak adli suçlar yönünden geçerli olması, idari suçlarda kanun koyucunundaha az önem atfettiği bir hukuki değerin ihlal edilmesi ve öngörülenyaptırımın da genellikle idari bir makam tarafından idari usuller izlenerekuygulanması nedeniyle Anayasa’nın 38. maddesindeki ilkelerin adli suç vecezalar ile idari suç ve cezalara aynı kapsam ve düzeyde uygulanması işinmahiyetine uygun düşmemektedir. Bu bağlamda yasama organının ağır işleyenyapısı karşısında ekonomik ve teknik hayatın hızla değişen ve gelişen şartlarıdoğrultusunda idari suç ve cezaların adli suç ve cezalara göre daha sıkdeğiştirilme ihtiyacının belirmesi de suçun ve cezanın kanuniliği ilkesininidari suçlar yönünden daha esnek uygulanmasını gerektirmektedir.
8. Buna karşılık suçta ve cezada kanunilik ilkesinindaha esnek uygulandığı idari suçlar yönünden de suç ve cezalara ilişkin olarakkanun metninde yalnızca genel bir atıfla yetinilmesi yeterlideğildir. Anayasa Mahkemesinin 14/1/2015 tarihli ve E.2014/100, K.2015/6sayılı kararında da vurgulandığı üzere idari suç ve cezalara ilişkindüzenlemelerin içerik bakımından da belirli amacı gerçekleştirmeye elverişliolması gerekir. Bu açıdan kanun metni, bireylerin hangi somut fiil ve olguyahangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık vekesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek nitelikte olmalıdır.
9. Disiplin cezaları kamu hizmetlerinin gereği gibiyürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş, yapma veya yapmama biçimindebeliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan idariyaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumluluklarıkamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış; bu sınırlar dışınaçıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılması ilgili kanunlardaöngörülmüştür.
10. Bankanın kuruluşu, yapılanması, hukuki statüsü ve personelyapısını düzenleyen mülga 4456 sayılı Kanun’un 1. maddesinin, bakılmakta olandavaya konu işlemin tesis edildiği anda yürürlükte bulunan üçüncü fıkrasınagöre Banka, Başbakanlığın ilgili kuruluşu olarak kurulmuştur. Sermayesinintamamına yakını kamuya ait olan Bankanın yapmış olduğu birtakım işlemlereKanun’un 17. maddesinde vergi, resim ve harç muafiyeti tanındığı gibi taşınırve taşınmaz mallarının haczedilemeyeceği de aynı maddede hüküm altınaalınmıştır. Yine Kanun’un 20. maddesi uyarınca Bankaya ait her türlü taşınırve taşınmaz mal, para ile her türlü hak ve alacak devlet malı hükmündedir.Bankanın mallarına, para ve para hükmündeki evrakı ile senetlerine ve diğermevcutlarına karşı işlenen suçlar devlet mallarına karşı veya devlete aitbelgeler üzerinde işlenen suçlardan sayılmaktadır.
11. Banka personelinin hukuki statüsünün düzenlendiği Kanun’un 15.maddesine göre Bankada banka hizmetlerinin gerektirdiği görevler,14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na ve diğer kanunlarınsözleşmeli personel hakkındaki hükümlerine tabi olmayan sözleşmeli personel eliile yürütülür. Anılan maddenin bakılmakta olan davaya konu işlemin tesisedildiği anda yürürlükte bulunan ve itiraz konusu kuralın da yer aldığıikinci fıkrası ise Banka personelinin hizmete alınmalarının, görev veyetkilerinin, niteliklerinin, atanma, ilerleme, yükselme ve görevden alınmaşekillerinin, disiplin esaslarının, yükümlülüklerinin, unvan vesayılarının Bakanlar Kurulu kararı ile çıkarılacak biryönetmelikle düzenlenmesiniöngörmüştür.
12. Söz konusu maddenin bakılmakta olan davaya konu işlemin tesisedildiği anda yürürlükte bulunan üçüncü fıkrasında, Banka personelininücret ile diğer mali ve sosyal hakları ile sözleşme esaslarının Banka GenelMüdürünün teklifi ve Yönetim Kurulunun onayı alındıktan sonra Devlet PersonelBaşkanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile belirleneceğihüküm altına alınmıştır. Yine aynı maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarıuyarınca Banka personeli, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye CumhuriyetiEmekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabidir. Hizmet sürelerinindeğerlendirilmesi, 657 sayılı Kanun ile 5434 sayılı Kanun hükümlerine göreyapılır. Banka personelinin emeklilik işlemlerinde
-Genel İdare Hizmetleri sınıfında görev yapan genel müdürler içinbelirlenen ek gösterge rakamını geçmemek üzere- personelin ifa ettiği göreviitibarıyla 657 sayılı Kanun’a göre girebilecekleri sınıflardaki benzergörevlerin aynı kadro, unvan ve derecesi için belirlenmiş ek göstergeler vemakam tazminatları uygulanır.
13. Bankaya ve Banka personeline ilişkin anılan hükümlergözetildiğinde Banka ile personeli arasındaki ilişkinin bir özel hukuk ilişkisiolmayıp kamu hukuku ilişkisi olduğu açıktır. Kamu hukukunun geçerli olduğuilişkilerde ise idarenin tek yanlı, üstün kamu gücüne dayanarak disiplinhukuku kapsamında işlem tesis edebilmesine imkân tanıyan kanunidüzenlemelerin Anayasa’nın 38. maddesi hükmüne aykırı olmaması gerekmektedir.Bu itibarla Banka personelinin disiplin suç ve cezaları, Anayasa’nın sözkonusu hükmü gereğince kanunla düzenlenmesi öngörülen hususlar arasında yeralmaktadır.
14. Banka personelinin disiplin suç ve cezaları, cezayıhafifleştirici ve ağırlaştırıcı nedenler, disiplin cezası vermeye yetkili amirve kurullar, karar alma usulü, savunma hakkı, zamanaşımı, disiplin cezalarınaitiraz gibi tüm disiplin konuları kural uyarınca Bakanlar Kurulu kararı ileçıkarılan bir yönetmelik ile belirlenmiştir.
15. Kanun’da disiplin suç ve cezalarıyla ilgili genel ilkelerortaya konulmadan, kanuni çerçeve çizilmeden, Banka personeline ilişkindisiplin cezaları ve bu cezaları gerektiren eylemler genel hatlarıylabelirlenmeden itiraz konusu kuralla anılan personelin disiplin esaslarıylailgili hususların tamamının düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılmış olmasıkarşısında disiplin suç ve cezaları yönünden Banka personeli için kanunibir güvence bulunmamaktadır. Kural, disiplin suç ve cezalarıyla ilgili genelilkeleri ortaya koymamakta; çerçeveyi çizmemekte; disiplin cezalarınıgerektiren eylemleri genel hatlarıyla da olsa belirlememektedir.
16. İtiraz konusu kural yaptırım türlerini ve yaptırım konusueylemleri belirlemediğinden ilgililerin hangi somut fiil ve olguya hangihukuksal yaptırımın veya sonucun uygulanacağını belirli bir açıklık vekesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımamaktadır. Bunedenle kural suçun ve cezanın kanuniliği ilkesine aykırılıkoluşturmaktadır.
17. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 38. maddesineaykırıdır. İptali gerekir.
Serruh KALELİ bu görüşe farklı gerekçeyle katılmıştır.
Hicabi DURSUN, Rıdvan GÜLEÇ ile Recai AKYEL bu görüşekatılmamıştır.
Kural, Anayasa’nın 38. maddesine aykırı bulunarak iptaledildiğinden ayrıca Anayasa’nın 128. maddesi yönünden incelenmesine gerekgörülmemiştir.
IV. HÜKÜM
Mülga 14/10/1999 tarihli ve 4456 sayılı Türkiye Kalkınma BankasıAnonim Şirketinin Kuruluşu Hakkında Kanun’un 15. maddesinin 2/7/2018tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 150. maddesinin birincifıkrasının (e) bendiyle değişiklik yapılmadan önceki ikinci fıkrasında yeralan “…disiplin esasları,…” ibaresinin Anayasa’ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE, Hicabi DURSUN, Rıdvan GÜLEÇ ve Recai AKYEL’inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA 20/12/2018 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
FARKLI GEREKÇE
Bakılmakta olan davada itiraz konusu kural Kalkınma Bankasınınyapısında meydana gelen değişiklik öncesinde yürürlükte bulunan bir kuraldır.Bu nedenle değişiklik öncesi durum ve personel o tarihteki statüsününgözetilmesi gerektiği açıktır.
Bankanın ve personelinin statüsü 11/10/2018 gün ve 4456 sayılıKanunu ilga eden 7147 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve banka personelilişkisinin İş Kanunu’na tabi ve ihtilaflarının dolayısıyla iş mahkemeleriningörevinde olduğu değişikliğine gidilmiştir.
Ancak önceki yasa ile personel ile banka arasındaki ilişkinin özelhukuk değil, kamu hukuku ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. 4456 sayılı Kanunhükümlerinden, Türkiye Kalkınma Bankasının, iktisadi devlet teşekkülünitelikli, Sayıştay denetimine tabi, amacının Türkiye’nin kalkınması içinkredi, finans, işletme desteği sağlayarak, yatırım bankacılığı işlevi olduğu,Başbakanlığın ilgili kuruluşu olarak, idarenin bütünlüğü ilkesi içinde idarivesayet altında hizmet yerinden yönetim kuruluşu ve kamu hukuk tüzel kişiliğinihaiz olduğu anlaşılmaktadır.
Banka personelinin hizmete alımı, görev yetki, nitelik, atanma,yükselme, görevden alınma, DİSİPLİN ESASLARI Bakanlar Kurulu kararı ile çıkacakyönetmeliğe bırakılmış, emeklilikler T.C Emekli Sandığı Kanunu’na bırakılmışifa ettiği görev itibarı ile Devlet Memurları Kanunu’na göre ek gösterge vemakam tazminatları alacakları, hizmet sürelerinin 657 ve 5434 sayılı Yasa’yagöre yapılacağının belirtilmiş olması da, banka ile personel arası ilişkinin;kamu hizmetinin gerekleri yönünden aranan koşulları fazlası ile sağladığınıkabul için yeterlidir.
Her ne kadar disiplin cezalarına ilişkin hükümlerin Anayasa’nın38. maddesi kapsamında incelenmesi için kamu görevlisi olma zorunluluğuyok ise de, 4456 sayılı Kanun kapsamında kamu görevlisi olan Türkiye KalkınmaBankası A.Ş. personelinin yukarıda ki açıklamalar karşısında Anayasa’nın 128.maddesi kapsamında yer almaları nedeniyle anılan madde gereğince disiplinsuç ve cezalarına ilişkin düzenlemelerin de kanunla yapılması gerektiğinden,aksi yönde yapılan düzenleme Anayasa’nın 128. maddesine aykırılık taşımaktadır.
Üye
Serruh KALELİ
KARŞIOY
1. Mülga 14/10/1999 tarihli ve 4456 sayılı Türkiye KalkınmaBankası Anonim Şirketinin Kuruluşu Hakkında Kanun’un 15. maddesinin 2/7/2018tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 150. maddesinin birincifıkrasının (e) bendiyle değişiklik yapılmadan önceki ikinci fıkrasında yeralan “…disiplin esasları,…” ibaresinin Anayasa’ya aykırıolduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2. İptal gerekçesinde; Bankaya ve Banka personeline ilişkinhükümler gözetildiğinde Banka ile personeli arasındaki ilişkinin bir özel hukukilişkisi olmayıp kamu hukuku ilişkisi olduğu, kamu hukukunun geçerli olduğuilişkilerde ise disiplin hukuku kapsamında işlem tesisedebilmesine imkân tanıyan kanuni düzenlemelerin Anayasa’nın 38. maddesihükmüne aykırı olmaması gerektiği, 4456 sayılı Kanun’da disiplin suçve cezalarıyla ilgili genel ilkeler ortaya konulmadan, kanuni çerçeve çizilmeden,Banka personeline ilişkin disiplin cezaları ve bu cezaları gerektiren eylemlergenel hatlarıyla belirlenmeden itiraz konusu kuralla anılan personelin disiplinesaslarıyla ilgili hususların tamamının düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılmışolması nedeniyle disiplin suç ve cezaları yönünden Banka personeli içinkanuni bir güvencenin bulunmadığı, kuralın yaptırım türlerini ve yaptırımkonusu eylemleri belirlemediğinden ilgililerin hangi somut fiil ve olguya hangihukuksal yaptırımın veya sonucun uygulanacağını belirli bir açıklık vekesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanınmadığı ve bunedenle suçun ve cezanın kanuniliği ilkesine aykırılıkoluşturduğu belirtilmiştir (§§ 13-16).
3. Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçun vecezanın kanuniliği ilkesi, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadı doğrultusundadisiplin suç ve cezaları yönünden de geçerlidir. Ancak anılan ilkenin geçerliolabilmesi için öncelikle kamu hukuku anlamında bir disiplin suç ve cezasınınvarlığını gerektirir. Disiplin cezaları kamu görevlileri hakkında, idaretarafından, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlama amacıyla kamugücü kullanılarak ve idari usullere göre uygulanan idari yaptırımlardır. Buitibarla disiplin suçu ve cezasından bahsedilebilmesinin ön koşulu ilgilisininkamu görevlisi olmasıdır. Başka bir deyişle disiplin suçu ancak kamu görevlisitarafından işlenebilir ve disiplin cezası da yalnızca kamu görevlisi hakkındauygulanabilir. Bu nedenle Banka personelinin kamu görevlisi olup olmadığınınöncelikle tespiti gerekmektedir.
4. 4456 sayılı Kanun’un 15. maddesinin birincifıkrasında banka hizmetlerinin gerektirdiği görevlerin, 14/7/1965 tarihlive 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na ve diğer kanunların sözleşmelipersonel hakkındaki hükümlerine tabi olmayan sözleşmeli personel eli ileyürütüleceği hükme bağlanarak farklı bir istihdam politikası benimsenmiştir.
5. 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi TeşebbüsleriHakkında KHK’nın 58. maddesinde öngörülen istisna ile anılan KHK'nın kapsamıdışında bırakılan Banka, 4456 sayılı Kanun'un 1. maddesinde belirtildiği üzeresöz konusu Kanun ile düzenlenen hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi,tüzel kişiliği haiz, anonim şirket statüsünde bir kalkınma ve yatırımbankasıdır. Nitekim bu kapsamda anılan Kanun’un 23. maddesinde de bu Kanun’dahüküm bulunmayan hususlarda 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk TicaretKanunu ile 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nunkalkınma ve yatırım bankalarına ilişkin hükümlerinin uygulanacağıöngörülmüştür.
6. Kanun’un 3. maddesi de gözetildiğinde kanun koyucunun sözkonusu Kanun ileBankanın; Türkiye'nin kalkınması için anonim şirketstatüsündeki teşebbüslere kârlılık ve verimlilik anlayışı içinde kredi veren,iştirak etmek suretiyle finansman ve işletme desteği sağlayan, yurt içi ve yurtdışı tasarrufları kalkınmaya dönük yatırımlara yönelten, sermaye piyasasınıngelişmesine katkıda bulunan, yurt içi, yurt dışı veuluslararası ortak yatırımları finanse eden ve her türlü kalkınma ve yatırımbankacılığı işlevlerini yapan, anonim şirket şeklinde yapılanan, BankacılıkKanunu'na göre örgütlenen, çağdaş bankacılık esaslarına göre faaliyet gösterenve görev alanında uzmanlaşmış bir kalkınma ve yatırım bankasına dönüşmesiniamaçladığı görülmektedir.
7. Bankacılık Kanunu kapsamındaki bankalar, özel hukukhükümleri çerçevesinde, bankacılık sektörü ve ekonomik kurallara uygun biçimdeverimlilik ve rekabet esaslarına göre çalışması gereken kuruluşlar olduğundanpersonel rejiminin de bu esaslara uygun olması doğaldır.
8. Çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerineuygun olarak yeniden yapılandırılan Bankanın çalışmalarını etkin, verimli,özerk bir yapıda sürdürebilmesi, belirlenecek personel rejimine de bağlıolacaktır. Bu doğrultuda Banka, mülga 4456 sayılı Kanun’la düzenlenenhususlar dışında Bankacılık Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu hükümleriçerçevesinde, özel hukuka ve özel işletmecilik esaslarına tabi olarakfaaliyet yürütmektedir. Özel hukuk hükümlerine bağlı tutulan ve kamu iktisaditeşebbüsleri hakkındaki hukuki rejime tabi olmadığı açıkça hükmebağlanan Bankanın yürüttüğü hizmet, Anayasa'nın 128. maddesi kapsamındagenel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken aslî ve sürekli görevlerdensayılamaz ve personeli de aynı madde kapsamında memur ya da diğer kamugörevlisi olarak değerlendirilemez.
9. Açıklanan nedenlerle kamu görevlisi olmayan Banka personelineuygulanan yaptırımlar ile bu yaptırımlara konu eylemlerin disiplin cezası veyadisiplin suçu olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Disiplin suçu veyacezası niteliğinde olmayan ve bu sebeple hakkında Anayasa’nın 38.maddesinde öngörülen kanunilik ilkesinin uygulanmadığı eylem veyaptırımların ise kanunla düzenlenmesinin anayasal bir zorunluluk olduğusöylenemez. Bu bağlamda kamu görevlisi olmayan Banka personelinin disiplinesaslarının yönetmelikle düzenlenmesinin öngörülmesinde Anayasa’ya aykırı biryön bulunmamaktadır.
10. Yukarıda açıklanan sebeplerle iptal talebinin reddedilmesigerektiği düşüncesiyle çoğunluğun iptal görüşüne katılmıyorum.
Üye
Hicabi DURSUN
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Mülga 14/10/1999 tarihli ve 4456 sayılı Türkiye KalkınmaBankası Anonim Şirketinin Kuruluşu Hakkında Kanun’un 15. maddesinin 2/7/2018tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 150. maddesinin birincifıkrasının (e) bendiyle değişiklik yapılmadan önceki ikinci fıkrasındayer alan “…disiplin esasları,…” ibaresinin Anayasa’ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE Mahkememiz çoğunluğunca karar verilmiştir.
2. İtiraz konusu kural ile Banka personelinin disiplin esaslarınınyönetmelikle düzenlenmesi öngörülmektedir.
3. Çoğunluğa göre disiplin suç ve cezaları ile ilgili genelilkeler ortaya konmadan, kanuni çerçeve belirlenmeden, Banka personelineilişkin disiplin cezaları ve bu cezaları gerektiren eylemler genel hatlarıylaçizilmeden itiraz konusu kuralla anılan personelin disiplin esaslarıyla ilgilihususların tamamının düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılmış olması Bankapersoneli için disiplin suç ve cezaları yönünden kanuni bir güvencesağlamamaktadır.
4. İtiraz konusu kural yaptırım türlerini ve yaptırım konusueylemleri belirlemediğinden ilgililerin hangi somut fiil ve olguya hangihukuksal yaptırımın veya sonucun uygulanacağını belirli bir açıklık vekesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımadığından kural suçun vecezanın kanuniliği ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesi ile Anayasayaaykırı bulunmuş ve iptal edilmiştir.
5. Oysa ki; çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetingereklerine uygun olarak yeniden yapılandırılan Bankanın çalışmalarını etkin,verimli, özerk bir yapıda sürdürebilmesi, belirlenecek personel rejimine debağlı olacaktır. Bu doğrultuda Banka, mülga 4456 sayılı Kanun’la düzenlenenhususlar dışında Bankacılık Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu hükümleriçerçevesinde, özel hukuka ve özel işletmecilik esaslarına tabi olarak faaliyetyürütmektedir. Özel hukuk hükümlerine bağlı tutulan ve kamu iktisadıteşebbüsleri hakkındaki hukuki rejime tabi olmadığı açıkça hükme bağlananBankanın yürüttüğü hizmet, Anayasa’nın 128. maddesi kapsamında genel idareesaslarına göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli görevlerden sayılamaz vepersoneli de aynı madde kapsamında memur ya da diğer kamu görevlisi olarakdeğerlendirilemez.
6. Öte yandan disiplin cezaları kamu görevlileri hakkında, idaretarafından, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlama amacıyla kamugücü kullanılarak ve idari usullere göre uygulanan idari yaptırımlardır. Buitibarla disiplin suçu ve cezasından bahsedilebilmesinin ön koşulu ilgilisininkamu görevlisi olmasıdır. Başka bir deyişle disiplin suçu ancak kamu görevlisitarafından işlenebilir ve disiplin cezası da yalnızca kamu görevlisi hakkındauygulanabilir. Bu nedenle kamu görevlisi olmayan personele uygulananyaptırımlar ile bu yaptırımlara konu eylemlerin disiplin cezası veya disiplinsuçu olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Disiplin suçu veya cezasıniteliğinde olmayan ve bu sebeple hakkında Anayasa’nın 38. maddesinde öngörülenkanunilik ilkesinin uygulanmadığı eylem ve yaptırımların kanunla düzenlenmesininanayasal bir zorunluluk olduğu söylenemez. Bu bağlamda kamu görevlisi olmayanBanka personelinin disiplin esaslarının yönetmelikle düzenlenmesininöngörülmesinde Anayasa’ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
7. Yukarıda açıklanan gerekçeler karşısında kuralın Anayasa’nın38. maddesine aykırı olduğu yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL