ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2018/33
Karar Sayısı : 2018/113
Karar Tarihi : 20/12/2018
R.G.Tarih-Sayısı : 20/2/2019-30692
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Konya 1. Asliye HukukMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 31/8/1956 tarihli ve6831 sayılı Orman Kanunu’nun, 5/11/2003 tarihli ve 4999 sayılı Kanun’un 6.maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin, 26/2/2014 tarihli ve 6527 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının ikinci, dördüncü vebeşinci cümlelerinin, Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 35. ve 36. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Davacı idare tarafından yapılan ormankadastrosunda orman olarak tespit edilen yerin tapu kaydının iptali ve ormanvasfı ile tescili talebiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa’yaaykırılık iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 11. maddesişöyledir:
“Madde 11- (Değişik : 5/11/2003-4999/6 md.)
(Değişik birinci fıkra: 26/2/2014-6527/1 md.) Orman kadastrokomisyonlarınca alınan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar askısuretiyle otuz gün süre ile ilan edilir. Bu ilan ilgililere şahsenyapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve haritalara karşı itirazıolanlar; askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro mahkemelerinde,kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevlimahkemelerde dava açabilirler. İlan süresi geçtikten sonra, davaaçılmayan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar kesinleşir. Ormankadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiğitarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebepleredayanarak Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz.
(Değişik ikinci fıkra: 26/2/2014-6527/1 md.) Hak sahibi gerçek vetüzel kişiler tarafından açılacak sınırlamaya itiraz davalarında hasım OrmanGenel Müdürlüğü; 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerinekarşı açılacak itiraz davalarında ise hasım Hazine ve Orman Genel Müdürlüğüdür.
(Değişik üçüncü fıkra: 26/2/2014-6527/1 md.) Orman GenelMüdürlüğünce açılacak davalarda hasım, hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerdir.
(Değişik dördüncü fıkra: 26/2/2014-6527/1 md.) Kadastrosu yapılıpkesinleşen Devlete ait ormanlar orman vasfı ile, 2 nci maddeye göre ormansınırları dışına çıkarılan yerler ise kaydında belirtme yapılarak hâlihazırvasfı ile; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle, engeç üç ay içinde hiçbir harç ve bedel alınmaksızın Hazine adına tapukütüklerine kaydedilir.
Bu Kanunun;
a) 20.6.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi,
b) 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5.6.1986 tarihli ve 3302sayılı kanunlarla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi,
Uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan, ancak fiilenorman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler, talep üzerineMaliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan buyerler Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edilir.
Sınır noktaları ile ölçü işinde kullanılan tüm noktalardaki taş,beton kazık ve diğer işaretler Orman Genel Müdürlüğünce korunur. Noktalarıntahribatı veya yerlerinin değiştirilmesi yasaktır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, RecepKÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, HasanTahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’inkatılımlarıyla 28/3/2018 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında öncelikle başvuruya engel durumun varlığı sorunugörüşülmüştür.
2. Anayasa’nın “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerdeileri sürülmesi” başlığını taşıyan 152. maddesinin son fıkrasında,Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazete’deyayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasa’yaaykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamayacağı belirtilmiş, 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un “Başvuruya engel durumlar” kenar başlığınıtaşıyan 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da Mahkemenin işin esasınagirerek verdiği ret kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren on yılgeçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla itirazbaşvurusu yapılamayacağı hükmüne yer verilmiştir.
3. 6831 sayılı Kanun’un, 4999 sayılı Kanun’un 6. maddesiyledeğiştirilen 11. maddesinin, 6527 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilenbirinci fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan “İlan süresi geçtiktensonra…” ibaresine yönelik iptal talebi, Anayasa Mahkemesinin 28/1/2016tarihli ve E.2014/92, K.2016/6 sayılı kararıyla söz konusu ibarenin Anayasa’yaaykırı olmadığı gerekçesiyle esastan reddedilmiş ve bu karar 3/3/2016 tarihlive 29642 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
4. Anayasa Mahkemesince işin esasına girilerek reddedilen itirazbaşvurusuna konu kural hakkında yeni bir başvurunun yapılabilmesi için önceki kararınResmî Gazete’de yayımlandığı 3/3/2016 tarihinden başlayarak geçmesi gereken onyıllık süre henüz dolmamıştır. Bu itibarla kuralda yer alan “İlansüresi geçtikten sonra…” ibaresine yönelik itiraz başvurusununAnayasa’nın 152. maddesi ve 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralıfıkrası gereğince reddi gerekir.
5. Açıklanan nedenlerle 6831 sayılı Kanun’un, 4999 sayılıKanun’un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin, 6527 sayılı Kanun’un 1.maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının;
A. İkinci cümlesinin esasının incelenmesine,
B. Dördüncü cümlesinin;
1. “İlan süresi geçtikten sonra…” ibaresine yönelikbaşvurunun, Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ve 6216 sayılıKanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince REDDİNE,
2. Kalan bölümünün esasının incelenmesine,
C. Beşinci cümlesinin esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
6. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Genel Açıklama
7. Orman kadastrosunun yapılış ve ilan usulü 6831 sayılı Kanun’dadüzenlenmiştir. Kanun’un 7. maddesine göre devlet ormanları ile evvelcesınırlaması yapılmış olup da sınırlandırma sırasında orman olduğu hâlde ormansınırları dışında kalmış ormanların, hükmî şahsiyeti haiz amme müesseselerineait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde vebitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müştereksınırlarının tayini ve tespiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.
8. 6831 sayılı Kanun’un 8. maddesine göre orman kadastrosunun veorman sınırları dışına çıkarma işlemlerinin yapılacağı il ve ilçeler belirlenirve kadastro çalışmalarının yapılacağı yerler en az bir ay önce radyo ve diğeryayın araçları ile ilan olunur. Orman kadastrosu ve sınırları dışınaçıkarma işlerine ait arazi çalışmalarının başlama tarihi ise orman kadastrokomisyonu tarafından en az on beş gün önceden çalışılacak belde, mahalle veköylerle bunlara bitişik belde, mahalle ve köylerin uygun yerlerine asılarakilan edilir. Kanun’un 9. maddesine göre ilan işleri tamamlanan belde, mahalleve köylerde kadastrosu yapılacak ormanların sınırları komisyonlarca, araziüzerinde belirlenerek tutanakla tevsik edilir ve belirlenen sınır noktalarıölçülerek haritalama işlemleri yapılır. Bu tutanak; sınırlandırılan ormanlarınişletme şeklini, ihtiva ettikleri ağaç türlerini, mülkiyet ve diğer aynîhakları, sınırda bulunan taşınmaz malların cinsini, maliklerinin ve işgaledenlerin ad ve soyadını, gösterilen veya verilen belgelerin tarih, numara venitelikleri ile ilgililer tarafından yapılan itirazları kapsayacak şekildedüzenlenir ve tutanak defterine yazılır. Bu tutanaklar komisyon başkanı,üyeler, bilirkişiler ve hazır bulundukları takdirde orman içinde veyabitişiğinde taşınmaz mal sahibi olanlar ile kullananlar veya kanunimümessilleri veya vekilleri tarafından imzalanır. Kadastrosu yapılan ormanlarınsınır noktaları zeminde tespit ve tesis edilir. Tespit edilen sınırnoktalarının tahrip edilmesi veya yerlerinin değiştirilmesi yasaktır.
9. Kanun’un 10. maddesine göre sınırlaması ve Kanun’un 2.maddesine göre orman sınırları dışına çıkarma işlemleri bitirilen köy, beldeveya mahallelere ait düzenlenen kadastro dosyaları Orman Genel Müdürlüğünegönderilir. Orman Genel Müdürlüğünce bulunan şeklî ve hukuki noksanlıklarkomisyonlarca düzeltildikten sonra, kadastro tutanak suretleri haritaları ilebirlikte orman kadastro komisyonlarınca ilgili köy, belde veya mahallelerinuygun yerlerine asılmak suretiyle ilan edilir. Ayrıca, tutanak suretleri MaliyeBakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğünün mahalli kuruluşlarına intikal ettirilir.Asılma tarihi, beldelerde belediye encümenlerinin, mahalle ve köylerde ihtiyarheyetlerinin tasdik edecekleri belgelerle tevsik olunur.
10. 6831 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralların yer aldığı 11.maddesine göre orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin olarakdüzenlenen tutanak ve haritalar askı suretiyle otuz gün süre ile ilan edilir.Bu ilan ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve haritalarakarşı itirazı olanlar; askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastromahkemelerinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarınabakmakla görevli mahkemelerde dava açabilirler. İlan süresi geçtikten sonradava açılmayan kararlara ilişkin tutanak ve haritalar kesinleşir. Ormankadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihtenitibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarakHazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Kadastrosu yapılıp kesinleşendevlete ait ormanlar orman vasfı ile kesinleşme tarihleri tescil tarihleriolarak gösterilmek suretiyle en geç üç ay içinde hiçbir harç ve bedelalınmaksızın Hazine adına tapu kütüklerine kaydedilir.
B. Kanun’un 11. Maddesinin Birinci Fıkrasının İkinciCümlesinin, Dördüncü Cümlesinin “İlan süresi geçtikten sonra…” İbaresiDışında Kalan Bölümünün ve Beşinci Cümlesinin İncelenmesi
1. Uygulanacak Kural Sorunu
11. 6831 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının itirazkonusu beşinci cümlesinde, orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak veharitaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodanönceki hukuki sebeplere dayanarak Hazine hariç, itiraz olunamayacağı ve davaaçılamayacağı hüküm altına alınmaktadır.
12. Orman idaresi tarafından açılan ve başvuran mahkemedegörülmekte olan dava, itiraz konusu kuralda yer alan kadastrodan önceki hukukisebeplere dayanılarak açılan bir dava olmayıp yapılan orman kadastrosu sonucuorman vasfında görülen yerin kesinleşme tarihinden itibaren on yıl içindeilgililer tarafından dava açılmaması nedeniyle kadastrodan önceki tapu kaydınıniptali ve orman kadastrosu gereğince orman vasfı ile tescili talebiyle açılanbir davadır. Bu itibarla 6831 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasınınbeşinci cümlesinde yer alan “…Hazine hariç…” ibaresibakılmakta olan davada uygulanacak kural değildir.
13. Açıklanan nedenlerle 6831 sayılı Kanun’un 11. maddesininbirinci fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “…Hazine hariç…” ibaresininitiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağıbulunmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
14. Başvuru kararında özetle; orman kadastro komisyonu tarafındanyapılan orman sınırı tespitlerinden maliklerin haberdar olmadıkları, bu nedenleanılan tespitlere itiraz edemedikleri ve orman kadastro tutanağınınkesinleştiği, kesinleşen tutanaklara ilişkin on yıllık süre içinde davaaçılamadığı ve dava açma hakkının hak düşürücü süre nedeniyle sona erdiği,malikin idarenin yaptığı tüm işlemlerden habersiz olması nedeniyle tapudakendisini hep malik olarak gördüğü ve dava açamadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın2., 5., 10., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
15. İtiraz konusu kurallar ile askı suretiyle yapılan ilanınilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmünde olduğu, dava açılmayan kararlara ilişkintutanak ve haritaların kesinleşeceği ve orman kadastro komisyonlarıncadüzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yılgeçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itirazolunamayacağı ve dava açılamayacağı hüküm altına alınmaktadır.
16. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıylakendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
17. Hukuk devletinin ön koşulları arasında hukuki güvenlik ilkesibulunmaktadır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlikilkesi, hukuk normlarının belirli ve öngörülebilir olmasını, bireylerin tümeylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasaldüzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gereklikılar.
18. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet vemiras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir./Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz”denilmektedir.Mülkiyet hakkı; kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğusınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma vetasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı veren temel bir haktır.
19. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir.
20. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmüneyer verilmiştir. Maddeyle güvence altına alınan hak arama hürriyeti, bir temelhak niteliği taşımasının yanında diğer temel hak ve hürriyetlerden gerekenşekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir.
21. Hak arama hürriyetinin temel unsurlarından biri mahkemeyeerişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konudakarar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar.Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin yada maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüpkanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yoluyargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileriönünde dava hakkı tanınması hak arama hürriyetinin ön koşulunu oluşturur.
22. Anayasa’nın 36. maddesinde, hak arama hürriyeti için herhangibir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekildesınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu düşünülemez. AnayasaMahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak veözgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemişhak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).Mevzuatta öngörülen itiraz ve dava açma süreleri aynı zamanda hukuk devletiningereklerinden olan hukuki güvenlik ve hukuki istikrar ilkeleriyle doğrudanilgili olup kuralların belirli ve öngörülebilir olmalarının yanı sıra idareninsöz konusu kurallara yönelik uygulamalarındaki sürekliliğin idare ve tümbireyler açısından önemi açıktır. Bu bağlamda, kamu yararı düşüncesinin de biryansıması olan hukuki güvenlik ve istikrar ilkelerinin, hak arama hürriyetininsınırını oluşturabilmesi mümkün olmakla birlikte bu sınırlamanın Anayasa’nın13. maddesinde öngörülen güvencelere aykırı olmaması gerekir.
23. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” denilmektedir. Anayasa’nın13. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı ve hak arama hürriyeti, yalnızca kanunla vedemokratik bir toplumda gerekli olduğu ölçüde sınırlanabilir. Ayrıca getirilenbu sınırlamalar hakkın özüne dokunamayacağı gibi Anayasa’nın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
24. Dokunulamayacak “öz”, her temel hak ve özgürlükaçısından farklılık göstermekle birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkınözüne dokunmadığının kabulü için temel hakların kullanılmasını ciddi surettegüçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcı birnitelik taşımaması gerekir.
25. Ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmaküzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülensınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilikulaşılmakistenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynıamaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık isehakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
26. Tebligat; yetkili makamlarca birtakım hukuki işlemlerin,bu işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere kanuna uygunşekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığınınbelgelendirilmesi işlemidir. İşlemlerin kendilerine bağlanan hukuki sonuçlarıdoğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir. Tebligat, Anayasa’dagüvence altına alınmış olan iddia ve savunma hakkının tam olarakkullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak arama hürriyetinin önemligüvencelerinden biridir.
27. Kanun’un 11. maddesinin itiraz konusu kuralların yer aldığı birincifıkrasında orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin tutanak veharitaların askı suretiyle otuz gün süre ile ilan edileceği, anılan ilanınilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmünde olacağı, tutanak ve haritalarakarşı itirazı olanların askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastromahkemelerinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarınabakmakla görevli mahkemelerde dava açabilecekleri, ilan süresi geçtikten sonra,dava açılmayan kararlara ilişkin tutanak ve haritaların kesinleşeceği, ormankadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiğitarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebepleredayanarak Hazine hariç itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağıbelirtilmiştir.
28. Buna göre kanunda belirtilen süreler geçtikten sonra kişilerinkadastrodan önceki sebeplere dayanarak taşınmazlarına ilişkin hak talebindebulunmalarına imkân tanınmadığından itiraz konusu kuralların mülkiyet hakkı vehak arama hürriyetine yönelik bir sınırlama getirdiği açıktır. Ancak kurallarınanılan kadastro tespitlerine karşı dava açma hakkını tamamen ortadankaldırmayıp tebligat usulü ve dava açma süresi bakımından bazı sınırlamalaröngördüğü dikkate alındığında kurallarla mahkemeye erişim hakkının ve mülkiyethakkının özüne dokunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle değerlendirilmesigereken husus söz konusu sınırlamanın ölçülülük ilkesine uygun olupolmadığıdır.
29. Orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkintutanak ve haritaların askı suretiyle ilan edilmesi ve askı tarihinden itibarenotuz gün içinde dava açılmaması hâlinde bu tutanak ve haritaların kesinleşmesiile gerek orman gerekse diğer vasıflardaki taşınmazların sınırları belirlenmişolacak ve tapu kütüğüne kayıt edilebilecektir. Kadastro çalışmalarınınkesinleşmesinde sürenin uzaması taşınmaz mülkiyetine ilişkin tereddütlerinoluşmasına, hukuki belirsizliklerin yaşanmasına ve hak sahiplerinin haklarınageç ulaşmalarına neden olabilecektir. Yapılan kadastro tespitlerinin ilgilileretebliğinin ilan suretiyle yapılmasının da tek bir taşınmazı değil kadastroyapılan yerdeki tüm taşınmazların mülkiyetine ilişkin belirsizlikleri bir anönce sona erdirme amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Orman kadastrosunun pekçok parseli ilgilendirdiği ve bazı hâllerde tapu kaydının bulunmadığı yerlerdeyapıldığı da dikkate alındığında ilanen tebligat usulünün benimsenmesininanılan amaca ulaşma yönünden elverişli ve gerekli bir araç olmadığı söylenemez.
30. Orman kadastro komisyonunca alınan kararlara ilişkintutanak ve haritaların askı suretiyle ilan tarihinden itibaren bu tutanak veharitalara karşı kadastro mahkemelerinde açılacak davalar için otuz günlük süreöngörülmüş ise de bu durum söz konusu süre geçtikten sonra ilgililerin davaaçamamaları sonucunu doğurmamaktadır. İlgililer orman kadastro komisyonlarıncadüzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl içinde genelyetkili mahkemelerde dava haklarını kullanabileceklerdir. Söz konusu sürelerinkişilerin dava haklarını kullanabilmeleri açısından kısa ve yetersiz olduğusöylenemez. Taşınmaz mülkiyetine ilişkin hukuki güvenlik ve istikrarınsağlanması biçimindeki kamu düzenine ilişkin genel yarar ile taşınmazlarındanuzun süre haberdar olmayan kişilerin bireysel yararının dengelenmesi açısındanda anılan hak taleplerinin on yıllık hak düşürücü süreye bağlanmasının gereksizolduğu veya anılan sürenin yetersiz olduğu ileri sürülemez.
31. Bu çerçevede taşınmaz mülkiyetine ilişkin hukuki belirliliğinsağlanması böylece hukuki güvenlik ve istikrarın tesis edilmesi amacıylaöngörülen itiraz konusu kuralların, anılan amaçlara ulaşma yönünde gerekli veelverişli olmadığının değerlendirilemeyeceği, kurallarla bireyin hakları ilekamu yararı arasındaki makul dengenin gözetildiği, dolayısıyla kurallarınmülkiyet hakkı ve hak arama hürriyeti yönünden ölçüsüz bir sınırlama niteliğitaşımadığı ve hukuk devleti ilkesini ihlal eden bir yönünün bulunmadığısonucuna ulaşılmıştır.
32. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 2., 13., 35. ve 36.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 5. ve 10. maddeleri ile bir ilgisigörülmemiştir.
IV. HÜKÜM
31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 5/11/2003tarihli ve 4999 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin26/2/2014 tarihli ve 6527 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen birincifıkrasının;
A. İkinci cümlesinin,
B. Dördüncü cümlesinin “İlan süresi geçtiktensonra…” ibaresi dışında kalan bölümünün,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE,
C. Beşinci cümlesinin;
1. “…Hazine hariç…” ibaresinin itiraz başvurusundabulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından,başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2. Kalan bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına veitirazın REDDİNE,
20/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ