ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2018/52
Karar Sayısı : 2018/71
Karar Tarihi : 31/5/2018
R.G. Tarih- Sayı : 30/6/2018– 30464 (2. Mükerrer)
İPTAL DAVASINI AÇAN: TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte124 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 6/2/2018tarihli ve 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler AlınmasıHakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un;
A. Yok hükmünde olduğunun, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6.,7., 8., 9., 11., 15., 121. ve 130 maddelerine aykırılığı ileri sürülerektespitine,
B. Yok hükmünde olduğunun kabul edilmemesi hâlinde şekilbakımından Anayasa’ya aykırılığı nedeniyle iptaline,
karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
İptali talep edilen 7086 sayılı Kanun şöyledir:
“OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA BAZI TEDBİRLER ALINMASI HAKKINDAKANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN
Kanun No. 7086 KabulTarihi: 6/2/2018
Kamu personeline ilişkin tedbirler
MADDE 1- (1) Terör örgütlerineveya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veyailtisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alankişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bukişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanunhükümlerine göre işlem tesis edilir.
(2) Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin,mahkûmiyet kararı aranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bukişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamuhizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler;bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon,yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri desona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkinbelgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamukonutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bukişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bukişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhalbildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlariptal edilir.
(3) Birinci fıkra kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar, varsauhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar,kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan,sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar.
İade hükümleri
MADDE 2- (1) Ekli (2) sayılılistede yer alan kamu görevlileri, ilgili kanun hükmünde kararnamenin ekilistelerin ilgili sıralarından çıkarılmıştır.
(2) İlgili kanun hükmünde kararname hükümleri, birinci fıkradabelirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanunhükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmışsayılır. Söz konusu personelden bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren on güniçerisinde göreve başlamayanlar çekilmiş sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara,kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçensüreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevindençıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz. Bupersonelin görevlerine iadesi, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihtebulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve kazanılmış hakaylık derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak suretiyle de yerinegetirilebilir. Bu maddeye ilişkin işlemler ilgili bakanlık ve kurumlartarafından yürütülür.
(3) Olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmündekararnameler gereği öğrencilikle ilişikleri kesilmiş olanlardan bu Kanuna ekli(3) sayılı listede yer alanlar, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki listelerinilgili sıralarından çıkarılmıştır. İlgili kanun hükmünde kararname hükümleri,bu kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmündekararnamenin yayımı tarihinden itibaren ortadan kalkmış sayılır.
Emekli Emniyet Teşkilatı personeline ilişkin tedbirler
MADDE 3- (1) 4/6/1937 tarihli ve 3201sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 55 inci maddesinin ondokuzuncu ve yirmincifıkraları ile geçici 27 nci maddesi uyarınca resen emekliye sevk edilenler,kendi isteğiyle emekli olanlar veya Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğühükümlerine göre meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar ile müstafisayılanlardan milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY terörörgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan ve ekli (4) sayılı listede yeralanların rütbeleri alınır. Bu kişiler görev yaptıkları teşkilata ve kamugörevlerine yeniden kabul edilmezler, doğrudan veya dolaylıgörevlendirilemezler; ayrıca bunlar uhdelerinde taşımış oldukları meslekiunvanları ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan ve sıfatlarına bağlı olaraksağlanan haklardan yararlanamazlar. Bu kişilerin uhdelerinde bulunan her türlümütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiyekurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silahruhsatları, emekli polis kimlikleri, gemi adamlığına ilişkin belgeleri, pilotlisansları ve ilgili pasaport birimlerince pasaportları iptal edilir. Bukişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar.
Muvazaalı devir işlemleri
MADDE 4- (1) 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atananşirketlerde ortaklık pay ve haklarına ilişkin olarak soruşturmanın başladığıtarihten bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar şirket ortakları tarafındanyapılmış olan devir ve temlik işlemleri muvazaalı kabul edilerek geçersizsayılır ve ticaret sicilinden resen terkin edilir.
Yürürlük
MADDE 5- (1) Bu Kanun yayımıtarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 6- (1) Bu Kanun hükümleriniBakanlar Kurulu yürütür.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, RecepKÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, HasanTahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ’in katılımlarıyla 28/3/2018 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Fatih ŞAHİNtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu Kanun, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un Yok Hükmünde Olduğunun Tespiti Talebinin İncelenmesi
3. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu Kanun’un olağanüstü hâlkanun hükmünde kararnamesinin (OHAL KHK’sı) onaylanmasından ibaret olduğu, OHALKHK’sı ile olağanüstü hâlle ilgisi olmayan, olağanüstü hâlin gerekli kılmadığıkonularda, olağanüstü hâlin kapsamını ve süresini aşan düzenlemelerinöngörüldüğü, yürürlükteki kanunlarda genel ve sürekli nitelikte değişikliklerinyapıldığı, olağanüstü hâl döneminde temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasıveya durdurulması hâllerinin kanunla düzenlenmesi gerektiği hâlde OHAL KHK’sıile hükme bağlandığı, bu nedenlerle Cumhurbaşkanının başkanlığında toplananBakanlar Kuruluna tanınan olağanüstü hâllerle ilgili ve sınırlı düzenleme yapmayetkisinin aşıldığı ve yasama yetkisinin gasp edildiği, OHAL KHK’sında yer alanhükümler ile ekli listelerin tamamının Bakanlar Kurulu üyelerince okunmadan vesöz konusu düzenlemelerin hazırlanmasından önce imzalandığı, bu itibarlaCumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun iradesininoluşmadığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) öngördüğü otuzgünlük süre içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulundagörüşülmemesi sebebiyle OHAL KHK’sının bu niteliğini yitirdiği, anılan süredensonra görüşülüp karara bağlanmasının ise niteliğini kaybetmiş olan OHALKHK’sını geçerli hâle getirmeyeceği, OHAL KHK’sının Meclis kararı ileonaylanması gerekirken kanunla onaylanmasının yasama yetkisinin gaspı sonucunudoğurduğu, dava konusu Kanun’da yer alan hükümlerin maddi anlamda kanun olmayıpbireysel işlem niteliğinde olduğu, bu itibarla yürütme görev ve yetkisinin gaspedildiği, bireysel işlemlerin kanun şeklinde düzenlemesi suretiyle söz konusuişlemlerin yargı denetimi dışına çıkarılmanın amaçlandığı, Kanun’a eklilistelerde yer alan bireylerin terör örgütü üyeliği sebebiyle kurumlarındanilişiklerinin kesilmesinin ve tüzel kişilerin kapatılmasının hükmebağlanmasının yargısal yetkinin yasama organı tarafından kullanılması sonucunudoğurduğu, hangi oluşumların terör örgütü olarak nitelendirileceği konusundaMilli Güvenlik Kuruluna yetki tanınmasıyla da yargı yetkisinin kullanımınınyürütme organına devredildiği, yüzlerce kişiden oluşan ekli listeler okunmadanve milletvekillerince görüşülmeden Kanun’un kabul edildiği, bu nedenle TBMM’niniradesinin oluştuğunu söylemenin mümkün olmadığı, yasama işlemleriyle çoksayıda öğretim elemanının görevden uzaklaştırılmasının, öğretim elemanlarınınYükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organlarının dışında kalanmakamlarca her ne suretle olursa olsun görevlerinden uzaklaştırılmayacağınıöngören Anayasa’nın 130. maddesini açıkça ihlal ettiği, bu itibarla yürütmeyeait yetkinin yasama organı tarafından gasp edildiği, temel hak veözgürlüklerin Anayasa’nın 15. maddesine aykırı olarak sınırlandırıldığı veyakullanımının durdurulduğu belirtilerek Kanun’un Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2.,6., 7., 8., 9., 11., 15., 121. ve 130. maddelerine aykırı olduğu ve öncelikleyokluğunun tespitine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
4. Anayasa'nın 87. maddesinde kanun koymak, değiştirmek vekaldırmak, TBMM'nin görev ve yetkileri arasında sayılmış; 89. maddesinde deCumhurbaşkanının TBMM'ce kabul edilen kanunları onbeş gün içinde yayımlayacağı,yayımlanmasını uygun bulmadığı kanunları ise bir daha görüşülmek üzere aynısüre içinde TBMM'ye geri göndereceği belirtilmiştir.
5. Kanun tasarı ve tekliflerinin TBMM’de görüşülerek kabuledilmesi, söz konusu tasarı veya teklifin kanunlaşması sonucunu doğurmakta; birbaşka deyişle TBMM’nin tasarı ve teklifin kabulü yönündeki iradesi, kanununvarlık kazanması için gerekli ve yeterli bulunmaktadır. Cumhurbaşkanının birkanunu yayımlaması, TBMM’nin bu yöndeki kabulü ile vücut bulan kanuna yenidenvarlık sağlamadığı gibi bir daha görüşülmek üzere TBMM’ye geri göndermesi dekanunun varlığını ortadan kaldırmamaktadır. Belirtilen nedenle Cumhurbaşkanınınkanunu yayımlama iradesi ve kanunun Resmî Gazete’de yayımlanması, kanununaleniyet kazanması ve yürürlüğe girmesi bakımından önem taşımaktadır.
6. Bir normun yokluğu, hukuk dünyasında hiç doğmamışolduğunun ifadesidir. Normun varlığı ise, o normun yürürlüğe girmesine veuygulanmasına bağlı bulunmamaktadır. Varlık, yürürlük ve uygulanma kavramlarıbirbirinden farklı olup varlık, bir normun hukuk âleminde vücutbulmasını ifade etmektedir. Kanunlar bakımından yokluk, parlamento iradesininbulunmaması gibi durumlarda, başka bir ifadeyle bir normun varlığının zorunlukoşulları bulunmadığı takdirde söz konusu olabilecektir.
7. Yokluktan farklı olan hukuka aykırılık hâli ise hukukâleminde var olan normun, hukukun öngördüğü usul ve esaslar çerçevesindeçıkarılmaması anlamını taşımaktadır. Hukuka aykırılık hâli ne kadar ağır veaçık olursa olsun bir normun hukuka aykırı olması, zorunlu koşullarınınbulunması suretiyle var olan o normun yokluğu sonucunu doğurmaz. Bu nedenlekanunların veya kanun hükümlerinin Anayasa’ya uygunluk denetimi kapsamındaincelenmesi gereken hususlarda Anayasa’ya aykırılığının tespiti, ilgili kanunveya kanun hükümlerinin yokluğunu değil iptalini gerekli kılar.
8. Dava dilekçesinde Kanun'un Anayasa'ya aykırılığı yolunda ilerisürülen hususlar ile Kanun'da yer alan düzenlemelerin niteliği, Kanun'un varlıkkazanmasını imkânsız kılan hâller kapsamına girmediğinden, söz konusukuralların Anayasa'ya uygunluk denetimi kapsamında incelenmesini ve bu incelemeneticesinde varılacak sonuca göre ilgili kuralın iptalini ya da iptal talebininreddini gerekli kılmaktadır.
9. Açıklanan nedenlerle, Kanun'un yok hükmünde olduğunun tespititalebinin reddi gerekir.
Zühtü ARSLAN, Kadir ÖZKAYA ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu sonucafarklı gerekçeyle katılmışlardır.
B. Kanun’un Şekil Bakımından Anayasa’ya Aykırı Olduğu Gerekçesiyleİptali Talebinin İncelenmesi
10. Dava dilekçesinde özetle; OHAL KHK’larının, TBMM’degörüşülmesi için İçtüzük’te öngörülen otuz günlük sürenin bitiminin ardındandava konusu Kanun’a dayanak teşkil eden OHAL KHK’sının TBMM’ce kabuledilmesinin eylemli İçtüzük değişikliği niteliğinde olduğu ve İçtüzük’ündeğiştirilmesine ilişkin Anayasa ve İçtüzük’te yer alan usul hükümlerineuyulmadığı, öte yandan Kanun’un doğrudan uygulanabilir şekildeki Anayasahükümlerine aykırı düzenlemeler içermesi nedeniyle maddi anlamda Anayasadeğişikliği niteliğinde olduğu ve Anayasa değişiklikleri için özel olarakAnayasa’da öngörülmüş teklif ve oylama çoğunluğu ile iki kez görüşmekoşullarının yerine getirilmediği belirtilerek Kanun’un şekil bakımındanAnayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
11. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşve Görevleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca ilgisi nedeniyle KanunAnayasa’nın 148. maddesi yönünden de incelenmiştir.
12. Kanunların esas bakımından Anayasa’ya uygunluk denetimi; kanununiçeriği, bir başka ifadeyle kanunun maddi hukuk dünyasında yarattığı değişiklikbakımından Anayasa’ya uygun olup olmadığını ifade etmektedir. Şekil bakımındanuygunluk ise teklif ve tasarıların kanunlaşabilmesi için, diğer bir anlatımlamaddi olarak varlık kazanabilmesi için Anayasa’da öngörülen usullere uyulupuyulmadığının denetimini ifade etmektedir.
13. Anayasa'nın 148. maddesinin ikinci fıkrasında, kanunlarınşekil bakımından denetlenmesinin son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıpyapılmadığı hususu ile sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.
14. Anayasa'nın 148. maddesinin gerekçesinde de Genel Kurultarafından yapılan son oylamadan önce vücut bulan şekil bozukluklarını GenelKurulun bildiği veya bilmesi gerektiğinin varsayıldığı belirtilerek sonoylamadan önce yapılan şekil bozukluklarının iptale neden olamayacağı ifadeedilmiş ve “Genel Kurulun oylama yapıp kanunu kabul etmesi, şekilbozukluğunu, o kanunu kabul etmemek için yeterli neden saymadığı yolunda birirade tecellisidir. En büyük organ genel kuruldur. Onun iradesi hilafına birsonuç çıkarmak hukukun ana esaslarına aykırı düşer. Bu nedenle son oylamadanönceki şekil bozuklukları, iptal sebebi sayılmamıştır.” denilmiştir.
15. Anayasa'nın 148. maddesinin açık hükmü ve gerekçesi karşısındakanunların şekil bakımından denetiminde, son oylamanın öngörülen çoğunluklayapılıp yapılmadığından başka bir hususun esas alınmasına ve bu suretlekanunların şekil bakımından denetimlerinin yapılabilmesine imkânbulunmamaktadır.
16. Anayasa'nın “Toplantı ve karar yeter sayısı” başlıklı96. maddesinde, ”Türkiye Büyük Millet Meclisi, yapacağı seçimler dahilbütün işlerinde üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır. Türkiye BüyükMillet Meclisi, Anayasada başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların saltçoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üyetamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz” denilmektedir.Bu çerçevede TBMM’nin bütün işlerinde üye tamsayısının en az üçte biri olan 184milletvekiliyle toplanması, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kararvermesi ve karar yeter sayısının hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birininbir fazlası olan 139 milletvekilinden az olmaması gerekmektedir.
17. Kanun'un görüşülmesine ilişkin TBMM Genel Kurul tutanaklarınınincelenmesinden KHK’nın tümü üzerindeki oylamanın işaretle oylama yöntemiyleyapıldığı anlaşılmaktadır. İşaretle oylama sonucunun rakamsal olarakbelirlenmeyip İçtüzük’ün 141. maddesi uyarınca oturumu yöneten Başkantarafından Genel Kurula “kabul edilmiştir” veya “kabul edilmemiştir” denilmeksuretiyle ilan edilmesi karşısında, Kanun’un kabul edildiği birleşimin,toplantı yeter sayısının bulunduğunun belirtilerek açıldığı, Kanun’un tümününoylaması sırasında toplantı ve karar yeter sayısının varlığı konusundaBaşkanlık Divanınca tereddüde düşülmediği gibi herhangi bir milletvekilitarafından yeter sayının bulunmadığı yönünde bir itirazın da ileri sürülmediğigözetildiğinde son oylamanın Anayasa'nın 96. maddesinde öngörülen çoğunluklayapıldığının kabulü gerekir.
18. Öte yandan dava dilekçesinde yer alan diğer Anayasa’yaaykırılık iddialarının Kanun’un şekil bakımından denetimini gerektirmesi, budenetimin ise son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı hususuylasınırlı olması nedeniyle söz konusu aykırılık iddialarının incelenmesi AnayasaMahkemesinin denetim yetkisi kapsamı dışında kalmaktadır.
19. Açıklanan nedenlerle, son oylamasının Anayasa'da öngörülençoğunlukla yapıldığı açık olan Kanun, Anayasa'nın 148. maddesine aykırıdeğildir. Şekil bakımından iptal talebinin reddi gerekir.
IV. HÜKÜM
6/2/2018 tarihli ve 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında BazıTedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine DairKanun’un;
A. Yok hükmünde olduğunun tespiti talebinin REDDİNE,
B. Şekil bakımından Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE,
31/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
FARKLI GEREKÇE
Dava konusu Kanun’un yokhükmünde olduğunun tespiti yönündeki talebin reddine ilişkin karara, AnayasaMahkemesinin 31/5/2018 tarihli ve E.2018/42, K.2018/48 sayılı kararına yazdığımfarklı gerekçeyle katılıyorum.
Başkan
Zühtü ARSLAN
FARKLI GEREKÇE
Mahkememiz çoğunluğu, dava dilekçesinde ileri sürülen hususların“Kanun’un varlık kazanmasını imkânsız kılan hâller kapsamına girmediğinden” yokhükmünde olduğunun tespiti yönündeki talebin reddine karar vermiştir.
Çoğunluğun red sonucuna, Anayasa Mahkemesinin 31/5/2018tarihli ve E.2018/42, K.2018/48 sayılı kararına Başkan Zühtü ARSLAN’ın yazdığıfarklı gerekçeyle katılıyoruz.
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ