ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2018/62
Karar Sayısı : 2018/117
Karar Tarihi : 27/12/2018
R.G. Tarih – Sayı : 8/3/2019– 30708
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 4. İdareMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 3/5/1985 tarihli ve 3194sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesininAnayasa’nın 36. ve 125. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline kararverilmesi talebidir.
OLAY: Davalı idare tarafından tanzim edilen yapıtatil tutanağı ile bu tutanağa dayanılarak verilen encümen kararının iptalitalebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısınavaran Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 32. maddesi şöyledir:
“Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar:
Madde 32- Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecekyapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerineaykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (...)tespiti veihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediyeveya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerekinşaat derhal durdurulur.
Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapısahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıdamuhtara bırakılır.
Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısınıruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valiliktenmühürün kaldırılmasını ister.
Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğuveya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonundaanlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamınaizin verilir.
Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsızyapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip,belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahi-binden tahsil edilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Recep KÖMÜRCÜ,Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ,Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ’in katılımlarıyla 12/4/2018 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan veilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İptal Talebinin Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kural gereğince yapıyerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılan yapı tatil tutanağınınruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıldığı iddia edilen yapının mühürleme yoluylayapımını durdurduğu, yapımı tamamlanmış ise kullanımını durdurduğu, ruhsataaykırı veya ruhsatsız yapıların yıkımına ilişkin verilecek karara esas teşkilettiği ve Kanun’un 42. maddesi gereğince yapının sahibine, yapı müteahhidineveya aykırılığı altı iş günü içinde bildirmeyen ilgili fenni mesullere paracezası verilmesine dayanak oluşturduğu dikkate alındığında söz konusu tutanağınilgili kişilere şahsen tebliğinin gerektiği, günümüz koşullarında bunun teknikve hukuki olarak mümkün olduğu belirtilerek yapı yerine asılma suretiyle yapısahibine tebligatı düzenleyen itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 36. ve 125.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşve Görevleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca ilgisi nedeniyle itirazkonusu kural Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
5. İtiraz konusu kuralla durdurmanın yapı tatil zaptının yapıyerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayıldığı hüküm altınaalınmıştır.
6. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıylakendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
7. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve mirashaklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir./Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz”denilmektedir.Mülkiyet hakkı; kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğusınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma vetasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı veren temel bir haktır.
8. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir.
9. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmüneyer verilmiştir. Maddeyle güvence altına alınan hak arama hürriyeti, bir temelhak niteliği taşımasının yanında diğer temel hak ve hürriyetlerden gerekenşekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir.
10. Hak arama hürriyetinin temel unsurlarından biri mahkemeyeerişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konudakarar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar.Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin yada maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüpkanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yoluyargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileriönünde dava hakkı tanınması hak arama hürriyetinin ön koşulunu oluşturur.
11. Anayasa’nın 36. maddesinde, hak arama hürriyeti için herhangibir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekildesınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu düşünülemez. AnayasaMahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak veözgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemişhak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).
12. Anayasa’nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ve idari işlemlere karşı açılacakdavalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı öngörülmüştür.Tebligat; yetkili makamlarca birtakım hukuki işlemlerin, bu işlemin hukukisonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere kanuna uygun şekilde bildirimive bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığının belgelendirilmesi işlemidir.İşlemlerin kendilerine bağlanan hukuki sonuçları doğurabilmesi için muhatabınabildirilmesi gerekir. Tebligat, Anayasa’da güvence altına alınmış olan iddia vesavunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak aramahürriyetinin önemli güvencelerinden biridir.
13. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” denilmektedir. Anayasa’nın13. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı ve hak arama hürriyeti, yalnızca kanunla vedemokratik bir toplumda gerekli olduğu ölçüde sınırlanabilir. Ayrıca getirilenbu sınırlamalar hakkın özüne dokunamayacağı gibi Anayasa’nın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
14. Dokunulamayacak “öz”, her temel hak ve özgürlükaçısından farklılık göstermekle birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkınözüne dokunmadığının kabulü için temel hakların kullanılmasını ciddi surettegüçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcı birnitelik taşımaması gerekir.
15. Ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmaküzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülensınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilikulaşılmakistenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynıamaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık isehakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
16. 3194 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralın yer aldığı 32.maddesine göre ruhsat alınmadan yapıya başlandığının veya ruhsat ve eklerineaykırı yapı yapıldığının ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti veihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine belediyeveya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerekinşaat derhâl durdurulur. İtiraz konusu kural gereğince durdurma, yapı tatilzaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır.Tebligatın bir nüshası muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ayiçinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak,belediyeden veya valilikten mührün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olanyapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının buruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçekaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptaledilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya ilidare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafıyapı sahibinden tahsil edilir.
17. İtiraz konusu kuralla yapı tatil zaptının yapı yerineasılmasından haberdar olmayan ilgililerin durdurma kararına karşı idari yollarabaşvurması ve dava açmaları fiilen mümkün olamayacağından hak arama hürriyetineve mülkiyet hakkına yönelik bir sınırlama yapıldığı açıktır. Ancak kuralla,anılan işleme karşı başvuruda bulunma hakkının ortadan kaldırılmayıp tebligatusulü bakımından farklı bir usul öngörüldüğü dikkate alındığında hak aramahürriyeti ve mülkiyet haklarının özüne dokunulmadığı anlaşılmaktadır. Bunedenle değerlendirilmesi gereken husus söz konusu sınırlamanın ölçülülükilkesine uygun olup olmadığıdır.
18. 3194 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yapı; karada ve suda,sürekli ya da geçici, resmî ve özel, yer üstü ve yer altı inşaatı ile bunlarıneklerini, değişikliklerini, onarımlarını, sabit ve hareketli tesislerini içinealan bir kavram olarak tanımlanmaktadır. Bu yönüyle ister sabit olsun isterhareketli olsun sadece ana yapı değil ana yapıya ek olarak yapılan yapılar(ilaveler), ana yapı üzerinde yapılan değişiklikler; onarımlar (tamirler) dayapı olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla “yapının sahibi” ibaresiyleyukarıda sayılan inşaat yapım faaliyetlerini gerçekleştiren kişiler ifadeedilmektedir. Başka bir deyişle “yapının sahibi” ibaresindenister yapının mülkiyetine sahip kişiler isterse kiracı, yapı malikinin yakını,intifa hakkı sahibi gibi üçüncü kişiler olsun inşaat yapım faaliyetinde bulunankişiler anlaşılmaktadır.
19. 3194 sayılı Kanun’un 1. maddesinde Kanun’un amacı, yerleşmeyerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların plan, fen, sağlık ve çevre şartlarınauygun teşekkülünü sağlamak şeklinde belirtilmiştir. İtiraz konusu kuralın yeraldığı madde gerekçesinde ise genel olarak imar mevzuatına aykırı yapılaşmayıönlemek için anılan düzenlemenin getirildiği ifade edilmiştir.
20. Anayasa’nın 56. maddesine göre herkesin sağlıklı ve dengelibir çevrede yaşama hakkı bulunmaktadır. İtiraz konusu kuralın ruhsatsız veyaruhsat ve eklerine aykırı yapıların inşaatının derhâl durdurulması suretiyleşehirlerin imar mevzuatına uygun şekilde gelişmelerinin ve kişilerin sağlıklıve dengeli bir çevrede yaşamalarının sağlanması amacıyla ilişkili olarakdüzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda şehirlerin imar planlarına uygunşekilde gelişerek kişilerin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamasını sağlamakamacıyla ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak inşa edildiği tespit edilenyapıya ilişkin hukuka aykırılığın bir an önce sona erdirilmesini teminen yapıtatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılmasıhakkındaki kuralın ulaşılmak istenilen amaç yönünden gerekli ve elverişliolmadığı söylenemez.
21. Yapı tatil zaptının asıl işlevi, ruhsatsız veya ruhsata aykırıbir yapının inşasının bir an önce durdurulması olduğundan söz konusu hukukaaykırılığın ortadan kaldırılması için yapı tatil zaptının yapı sahibine şahsenbildirimi zorunluluğunun aranması, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapınıninşasına ilişkin hukuka aykırılığın bir an önce giderilmesi imkânınızedeleyebilecektir. Bunun kişilerin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamahakkını olumsuz etkileyebileceği açıktır. İtiraz konusu kural da hukukaaykırı bir eylemi bir an önce ortadan kaldırmayı, yapı tatil zaptının yapıyaasılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı hükmüyle gerçekleştirmeyihedeflemektedir.
22. Kanun’da yapı tatil zaptının yapıya asılması suretiyle yapısahibine tebliğ edilmiş sayılmasına birtakım hukuki sonuçlar bağlanmış ise detebliğ tarihinden itibaren yapı sahibince hukuka aykırılığın giderilmemesihâlinde idare tarafından tesis edilmesi öngörülen ruhsat iptali ve yıkımkararları ile idari para cezasının ilgililerine 11/2/1959 tarihli ve 7201sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca şahsen tebliği gerekmektedir. Buişlemlere karşı açılacak davalarda söz konusu işlemlerin dayanağını oluşturan “yapıtatil zaptı”nın hukuka aykırılığı yolundaki iddiaların da yargı yerlerinceöncelikle incelendiği ve bu konuda verilecek kararların yapı tatil zaptınınyapıya asılmasıyla ortaya çıkan tüm hukuki sonuçları ortadan kaldırabilecekniteliğe sahip olduğu hususları gözetildiğinde devam eden hukuka aykırılığınbir an önce ortadan kaldırılması ihtiyacına binaen getirilen itiraz konusukuralın hak arama hürriyetine ve mülkiyet hakkına ölçüsüz bir sınırlamaniteliğinde olduğu söylenemez. Aynı gerekçelerle kuralın idari işlemlere karşıaçılacak davalar yönünden hak arama hürriyetinin bir yansıması olan dava açmasüresinin belirlenmesinde kural olarak yazılı bildirimin esas alınması hükmünüihlal eden bir yönü de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 35., 36. ve 125.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Serruh KALELİ ile Celal Mümtaz AKINCI bu görüşlerekatılmamışlardır.
IV. HÜKÜM
3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesininikinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, Serruh KALELİ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA 27/12/2018 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARŞIOY
Başvuran İstanbul 4. İdare Mahkemesinin, itiraz konusu kuralla(3194 sayılı Yasa’nın 32. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi)“durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılması ile yapı sahibine tebliğedilmiş sayılır.” şeklindeki düzenlemenin Anayasa’nın “hak arama hürriyetini”düzenleyen 36 ve “idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılıbildirim tarihinden başlar” diyen 125. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırıolduğu iddiası ile iptaline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Başvuru hakkında Mahkememiz çoğunluğu; 3194 sayılı Yasa’nınamacının yapılaşmaların plan, sağlık fen ve çevre şartlarına uygunluğunusağlamak ve imara aykırı yapılaşmayı önlemek olduğunu, amacı ihlal edecekyapılaşmaların hukuka aykırılığının bir an önce giderebilmesini temin etmekiçin dava açma süresini belirleyen, tebligat usulü bakımından farklı bir usulöngören kural ile hak arama hürriyeti ve mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninölçüsüz olduğunun söylenemeyeceğini belirterek, kuralın Anayasa’ya uygunolmadığı sonucuna ulaşmıştır.
İtiraz konusu kuralla, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırıyapıların mühürlenerek inşanın durdurulması halinde durdurmanın yapı sahibininbu durumdan haberdar olup olmadığına bakılmaksızın yapı tatil zaptının yapı yerineasılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı kabul edilmektedir.
Anayasaca idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargıyolunun açık olması ve idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılıbildirim tarihinden başlayacağı kuralı karşısında bireye tanınan hak aramahürriyetinin önemli bir güvencesi haline gelen, iddia ve savunmanınkullanılabilmesinin sağlanması tebligatın yapılmış olması eylemi ile doğmaktave usulüne uygun olarak tebligatta yer alan hukuka aykırılık iddiasının,savunma yapacak kişinin bilgisine sunulmasını, ulaştırılmış ve bilgilendirilmişolmasını zorunlu kılmaktadır. Aksi halde mahkemeye erişimin tesadüfi tebliğbilgisine bırakılmış olması halini düzenleyen kurallar, haklılığınkanıtlanmasının önüne getirilmiş bir engel niteliği taşıyacaktır.
Kural, tebligatı “yapmak” fiilinden öte, yapılmış olma anlamıtaşımakta ve muhatabın bilgilenmiş olmasını var saymaktadır. Mahkemeye erişimhakkı, bir hukuk Devletinde korunması ve güçlendirilmesi gereken hak grubundanolduğuna göre kuralın adil ve hakkaniyeti gözettiğinin ve düzenlemede hukukaaykırı tutumdan kaçınıldığının da uygulamada gösterilmesi zorunludur.
İtiraz konusu kural yapı sahiplerine karşı bağlayıcı birçok hukukisonuç yaratmaktadır. Somut olay ve benzeri durumlarda yapı mühürlenmekte,inşaat, faaliyet tatil edilmekte veya kullanım durdurulmakta, tanınan süredeyapı ruhsata uygun hale getirilmedi ya da aykırılık giderilme ise ruhsatıniptali ve binanın yıkılması gibi sonuçlarla karşılaşılabilmektedir. Başvurudosyasında olduğu gibi durdurmadan altmış günlük sürenin geçmesindensonra haberdar olabilen yapı sahibinin, idarenin durdurma kararına karşı davaaçma imkanı veya yapısını ruhsata uygun hale getirme ve mührün kaldırılmasınıtalep etme hakkı da ortadan kalkmaktadır.
Bu durumda yapı sahibinin ruhsat iptali, yapı yıkım kararı, idari para cezaları ile konu hakkında kanunda öngörülen diğer tüm hukukisonuçlara katlanmak zorunda kalacağı açıktır.
Tebligat; hukuki işlemlerin yetkili makamlarca kanuna uygunşekilde muhatap bilgisine ulaştırılması, bildirilmesi işlemidir.
Özü itibari ile tebligat; ilgilinin konudan haberdar edilmesi ileortaya çıkacak takip eden her türlü sürecin başlama anını belgeler. Hukukdüzeni için oldukça önemli olan bu hususun, uygulamada doğacak tüm sorunlarıkarşılayabilmesi amacıyla 64 maddeli Yasa ve 82 maddeden oluşan Yönetmelikhükümleri ile yürürlükte olan tebligat mevzuatının, yargı içtihatlarıyla dapekiştirilen kapsamlı bir uygulama alanı bulunmaktadır.
Bir hakkın kullanılabilmesini mümkün hale getiren tebligat, hakarama özgürlüğü, adil yargılanma hakkının (AYM. M.36.) temel unsurlarından birolan hukuki dinlenilme hakkı (HMK. M.27) ile doğrudan ilgilidir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu (8/1), Hukuk Muhakemeleri Kanunu (91)maddesine göre süreler tebliğ, tefhim, yayın ve ilan tarihini izleyen gündenbaşlar. Kişilere haklarının bildirimine ilişkin işlemler idarece hiçbirbelirsizliğe yer bırakmayacak açıklıkta ve anlaşılır nitelikte olmasızorunludur. Nitekim Anayasa’nın 125. maddesi ve 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu’nun 7. maddesinin 2/a bendinde, idari işlemlere karşı açılacakdavalarda sürenin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağıhükme bağlanmıştır. İmar Kanunu’nun 32. maddesi uygulamasında TebligatYasasının ruhuna oldukça aykırı bir hukuksal durum ortaya çıkmış, kendisineyapı ruhsatı verilmiş, verilirken her türlü tebligat adresi belli muhatapyerine, tebliğ evrakının YAPI YERİNE ASILMA işlemi ile muhatap bilgisineULAŞTIRILDIĞI/tebliğ edildiği kabul edilmiştir. Elektronik imzanın, elektronikhaberleşmenin ve elektronik tebligatın uygulanmaya başladığı günümüzde, 34-35yıl önce 1985 yılının şartlarına göre getirilmiş “yapı yerine asma” suretiyletebligat uygulaması çağdaş bir yöntem olmasa gerektir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu ve kanunun uygulanmasına dairYönetmelik Hükümleri uyarınca elektronik ortamda tutulan ve tüm kamukurumlarına açık olan merkezi nüfus kayıt sistemi üzerinden ilgililereulaşılması mümkün bulunmaktadır. Bu husus da, kaçak yapı sahibine tebligatyapılmasında fiili, teknik ve hukuki bir sorun olmadığını göstermektedir.
Bir hakkın kullanılabilmesi, kullanılacak hakka müdahale teşkileden eylem veya işlemin muhatapları tarafından öğrenilmesine bağlıdır. Bubağlamda ilgili idare tarafından yapının durdurulması işlemine karşı yapısahiplerinin tespit edilen aykırılığı giderebilmesi ve dava açabilmesi içinKanun’da öngörülen sürelerin başlayabilmesi ancak yapı sahiplerinin böyle birfaaliyetten ve neticesinde tesis edilen idari işlemden haberdar olmasıylamümkündür. Bu yüzden bu konudaki bilgilendirme faaliyetinin hiçbir tereddüteyer vermeyecek şekilde ve açıklıkta olması gerekir. İtiraz konusu kuralgereğince öngörülen yapı tatil zaptının yapı yerine asılması suretiylegerçekleştiği kabul edilen bir tebligatın ise idare tarafından durdurmaşeklinde tesis edilen işlemin arz ettiği önem ve hukuki sonuçlar karşısındayeterli bir tebligat usulü olmadığı açıktır.
İtiraz konusu kuralın, yapı sahibinin kendisinden kaynaklanmayanve kendilerine kusur izafe edilmesi mümkün olmayan bir durumda, söz konusudurdurma kararlarının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine yönelikidari başvuru ve dava açma hakkını ortadan kaldırdığı ve esasa ilişkiniddiaların idari veya adli makamlar önünde ortaya koymalarını engellediğindekuşku yoktur. Dolayısıyla durdurmanın yapı tatil zaptının yapı yerineasılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılmasına ilişkin itiraz konusu kuralHukuk Devleti ilkesiyle bağdaşmayacak şekilde mahkemeye erişim hakkınınkullanılmasını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olacak,etkisini ortadan kaldıracak nitelikte olduğundan hak arama hürriyetinin özünühukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde zedelemektedir.
Hak arama hürriyeti özüne sadık kalınarak hazırlanmış ve yıllardıryüksek yargı organları kararlarında hassasiyetle korunan ve uygulama alanıbulan, 7201 sayılı Tebligat Yasamızın 21. ve 35. maddelerindeki usulhükümlerinin özünde saklı amaçsal ve sistematik yorumdan uzaklaşılarak,tebligat hukukunun koruduğu, hak sahibinin hukuki güvenliğine aykırı olduğunudüşündüğümüz iptali istenen kural, hak arama özgürlüğüne getirilmiş ölçüsüz birsınırlama ve Anayasa’nın 36. ve idari işlemlere karşı açılacak davalardasürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağını bildiren 125. maddesine açıkaykırılıkta olup, çoğunluk görüşünde olduğu gibi kuralın, hukuka aykırı birdurumun tespiti halinde derhal müdahale usulü getiren yeni bir düzenleme olduğuşeklindeki kabule ve bu nedenle Anayasa’ya uygun olduğu görüşünekatılınmamıştır.
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Celal Mümtaz AKINCI