ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
EsasSayısı : 2018/68
Karar Sayısı : 2018/87
Karar Tarihi: 11/7/2018
R.G. Tarih –Sayı : 16/10/2018 – 30567
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul5. İcra Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 22/5/2003 tarihli 4857sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yeralan “…mevduata uygulanan en yüksek…” ibaresinin Anayasa’nın2. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesitalebidir.
OLAY: İcra takibine konukıdem tazminatı, fazla mesai alacağı ve genel tatil alacağı olarak hükmedilenalacak kalemlerine en yüksek banka mevduat faizi oranı olarak %15 yıllık faizoranının uygulanması nedeni ile icra takibinin iptali talebiyle açılan davada,itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptaliiçin başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu ibareyi içeren 34. maddesi şöyledir:
“Ücretin gününde ödenmemesi
Madde 34- Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbirbir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmektenkaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerinegetirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez.Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faizoranı uygulanır.
Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları içinfeshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI,Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ,Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 2/5/2018 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işinesasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör HülyaÇOŞTAN ÇETİN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusukanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararındaözetle itiraz konusu kural uyarınca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranınıntespitinde bankacılık uygulamasında bankaların Türkiye CumhuriyetMerkez Bankasına fiilî uygulamalarını göstermeyen ancak uygulayacaklarınıbildirdikleri azami faiz oranları ile bankaların şubelerine ve müşterilerinegöre değişen şekilde uyguladıkları en yüksek faiz oranı şeklinde farklı faizoranlarının bulunmasının sorunlara yol açtığı, mevduata uygulanan en yüksekfaiz oranının yasal faiz oranının altında kalabildiği, işçi lehine olduğudüşünülen bu hükmün öngörülebilirlik ve erişilebilirlik gerekliliklerinikarşılamaması sebebiyle işçi ve işveren aleyhine olduğu, uyuşmazlığın çözümüyolunu kapattığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. 4857 sayılı Kanun’un 34. maddesinin birinci fıkrasının üçüncücümlesinde, işçilerin gününde ödenmeyen ücretleri içinmevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanacağı belirtilmiş olupcümlede yer alan “…mevduata uygulanan en yüksek…” ibaresi itirazkonusu kuralı oluşturmaktadır.
5. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insanhaklarına saygılı olan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı tutum ve davranışlardan kaçınan,hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, hukuk kurallarıyla kendini bağlısayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
6. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de belirliliktir.Bu ilke, yalnızca yasal belirliliği değil daha geniş anlamda hukuki belirliliğiifade etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir veöngörülebilir olma gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluylamahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukukibelirlilik sağlanabilir. Hukuki belirlilikilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortaya çıkacaksonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir olmasıdır. Belirlilikilkesi hukuki güvenlikle bağlantılı olup bu ilke gereği bireylerin tüm eylem veişlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bugüven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
7. Hukuk devleti olmanın gerekliliklerinden biride kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel,objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesidir. Bunedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdiryetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararıölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir.
8. Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukukdevleti ilkesinin gerekliliklerinden olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilkeise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmaküzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik getirilenkuralın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, gereklilik getirilenkuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, orantılılık isegetirilen kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifadeetmektedir. Bir kuralda öngörülen düzenleme ile ulaşılmak istenen amaç arasındada ölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunmasızorunludur.
9. İtiraz konusu kural, gününde ödenmeyen ücretler içinmevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasını öngörmektedir. Kuralişverenin işçiye olan ücret borcunu ödemede temerrüde düşmesi hâlindeuygulanacak temerrüt faizinin oranını belirlemektedir. Temerrüt faizi, paraborcunun ifasında temerrüde düşülmesi hâlinde ödenmesi gereken faizi ifadeeder. Ücret ödeme borcunda temerrüde düşülmesi hâlinde uygulanması gerekenoran, itiraz konusu kural uyarınca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıdır.
10. Mevduata uygulananen yüksek faiz oranının kanunlara ve bu kanunlara dayanılarak yürürlüğe konulankarar ve tebliğlere göre belirlenmesi mümkündür. 14/1/1970 tarihli ve 1211sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 40. maddesinin (III)numaralı fıkrasının (a) bendinde “Bankanın (Türkiye Cumhuriyet MerkezBankası) temel görev ve yetkilerinin yürütülmesi amacıyla mevzuatla Bankayaverilen yetkiler çerçevesinde bankalar, ödünç para verme işlemleri ve mevduatkabulünde uygulayacakları faiz oranlarını belirlenecek esaslara göre Bankayabildirirler.” hükmü yer almaktadır.
11. 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun “Faizoranları ile diğer menfaatler” başlıklı 144. maddesinde ise “BakanlarKurulu, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacakazamî faiz oranlarını, katılma hesaplarında kâr ve zarara katılma oranlarını,özel cari hesaplar dâhil bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak diğermenfaatlerin nitelikleri ile azamî miktar ya da oranlarını tespit etmeye,bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu, buyetkilerini Merkez Bankasına devredebilir.” kuralına yer verilmiştir.Bu kurala aykırılığın yaptırımı ise 5411 sayılı Kanun’un 146. maddesininbirinci fıkrasının (r) bendinde düzenlenmiştir. Buna göre 5411 sayılı Kanun’un144. maddesi uyarınca alınan kararlara ve yapılan düzenlemelere uyulmamasıhâlinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararıyla ve gerekçesibelirtilmek suretiyle yirmi bin Türk lirası, ayrıca Bakanlar Kurulu veya MerkezBankası tarafından miktar ya da oranların tespit edildiği durumlarda söz konusumiktar ve oranlara aykırı şekilde faiz alınması veya verilmesi ya da menfaatsağlanması hâlinde, sağlanan menfaat tutarı kadar idari para cezasıuygulanmaktadır.
12. 5411 sayılı Kanun’un 144. maddesine dayanılarak çıkarılan16/10/2006 tarihli ve 2006/11188 sayılı Bakanlar Kurulu kararının “Faizoranları ile kâr ve zarara katılma oranları” başlıklı 3.maddesine göre: “(1) Bankaların mevduata ve kredilere uygulayacaklarıfaiz oranları ile katılma hesaplarına uygulayacakları kâr ve zarara katılmaoranları ve bu oranların kısmen veya tamamen serbest bırakılması TürkiyeCumhuriyet Merkez Bankasınca yayımlanacak tebliğlerle düzenlenir. Bankalarmevduata peşin faiz veremezler.” Bu Kararın “Bildirme ve ilan” başlığınıtaşıyan 5. maddesi uyarınca “(1) Bankalar, mevduat ve kredi faizoranları ile katılma hesapları kâr ve zarara katılma oranlarını TürkiyeCumhuriyet Merkez Bankasınca yayımlanacak tebliğler ile belirlenecek esas veusuller çerçevesinde bu Bankaya bildirmek ve ilan etmek zorundadırlar.” Bukararın 8. maddesinde ise karar ve tebliğlere aykırılığın yaptırımıdüzenlenmiştir. Buna göre “(1) Bu Karar ve bu Karara ilişkin olarakçıkarılan tebliğlere aykırı işlem yapılması halinde ilgililer hakkında 5411sayılı Bankacılık Kanununun 146 ncı maddesi hükümleri uygulanır.”
13. 2006/11188 sayılı Bakanlar Kurulu kararında verilen yetkiyedayanılarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından Mevduat veKredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ileKredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ(Sayı: 2006/1) yürürlüğe konulmuştur. Bu Tebliğ’in “Bildirme veilan” başlıklı 6. maddesi şu şekildedir: “(1) Bankalarcaserbestçe belirlenen mevduat ve kredi işlemlerinde uygulanacak azami faizoranları ile katılma hesaplarında uygulanacak kâr ve zarara katılma azamioranları uygulamaya konulmadan önce Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İdareMerkezince tespit edilecek esaslar çerçevesinde Türkiye Cumhuriyet MerkezBankasına bildirilir. (2) Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınabildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerindeuygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr vezarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceğişekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar.”
14. Açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca mevduata uygulanan enyüksek faiz oranının tereddüte mahal olmaksızın tespiti mümkün olduğundan buhususta herhangi bir belirsizlik söz konusu değildir. Türkiye Cumhuriyet MerkezBankası da bankalarca mevduata uygulanan azami faiz oranlarını sürekligüncellemeleri de içerecek şekilde ilan etmektedir. Dolayısıyla mevduatauygulanan en yüksek faiz oranının öngörülebilmesi de mümkündür.
15. Öte yandan ücret borcunun kaynağı olan hizmet sözleşmesi esasitibarıyla 4/2/2011 tarihli ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir.Bununla birlikte işçi ve işveren arasındaki hizmet sözleşmesinden doğan hukukiilişkiyi düzenleyen kurallara 4857 sayılı Kanun’da da yer verilmiştir.Böylelikle hizmet sözleşmesinden doğan hukuki ilişki, sözleşme özgürlüğüprensibinin geçerli olduğu özel hukuk alanındaki diğer sözleşmelerdenkaynaklanan hukuki ilişkilerden farklı bir hukuki rejime tabi kılınmıştır. İşçininekonomik açıdan da işverene bağımlı olması sebebiyle işçi ve işveren arasındakihizmet sözleşmesinden doğan hukuki ilişkinin sözleşme özgürlüğü prensibine tabiolduğu ve eşitler arasında bir sözleşme ilişkisi olduğu söylenemez. Aynıeşitsizlik hizmet sözleşmesinin kuruluşu aşamasında da geçerli olduğundan bu sözleşmeninifasına veya olası sözleşmeye aykırılık hâllerine ilişkin sözleşme şartlarınınişçinin de gerçek iradesini yansıtır şekilde sözleşmede belirlenmeyebileceğiniöngören kanun koyucu, işçiyi koruyan kurallar ile işçi ve işveren arasındakiilişkiyi düzenlemektedir. İtiraz konusu kural da işçi ve işveren arasındaki hizmetsözleşmesinden doğan ücret borcunun gününde ödenmemesi hâlinde piyasakoşullarında mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasını öngörmeksuretiyle işçinin korunmasını, dolayısıyla kamu yararını amaçlamaktadır.Böylelikle gününde ödenmeyen ücret alacağının değişkenlik gösteren piyasakoşulları karşısında değerinin korunması hedeflenmektedir.
16. İtiraz konusu kural, ücret alacağının değişkenlikgösteren piyasa koşulları karşısında değerinin korunması işleviyle işvereninücret borcunu geç ödememek suretiyle menfaat temin edebilmesi ihtimalini debertaraf etmektedir. Böylece ücret alacaklarının gününde ödenmesi teminedilmeye çalışılmaktadır.
17. Değişen piyasa koşulları karşısında bir taraftan sözleşmeilişkisinde zayıf konumda olan işçinin ücret alacağının değerinin korunmasınıdiğer taraftan ise ücret borcunun vadesinde ifa edilmesini sağlamaya yönelikkuralın bahsi geçen düzenlenme amacına ulaşılması yönünden elverişli, gereklive orantılı olmadığının söylenemeyeceği, dolayısıyla kamu yararı amacıylaöngörülen kuralın adalet ve hakkaniyeti ihlal eden bir yönünün bulunmadığıgörülmektedir.
18. 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve TemerrütFaizine İlişkin Kanun’da sabit bir faiz oranı belirlenmiş ancak belirlisınırlar dâhilinde bu oranda Cumhurbaşkanı tarafından değişiklikyapılabilmesine imkân tanınmıştır. Buna göre işçi alacakları yönünden mevduatauygulanan en yüksek faiz oranının uygulanacağını düzenleyen dava konusu kuralın3095 sayılı Kanun’da belirtilen faiz oranı ile kıyaslandığında işçinin ücretalacaklarının ödenmesi sürecinde değişen piyasa koşullarına daha çabuk uyumsağlanması imkânı verdiği kuşkusuzdur. Dolayısıyla dava konusu kuralda genelolarak işçi yönünden daha güvenceli bir koruma öngörüldüğünün kabulüyledüzenleme yapılması kanun koyucunun takdirinde olup bu yönüyle de kuralınadalet ve hakkaniyete ters düşen bir yönünün bulunduğu söylenemez.
19. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir.
20. Kuralın Anayasa’nın 36. maddesiyle ilgisigörülmemiştir.
IV. HÜKÜM
22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesininbirinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…mevduata uygulanan enyüksek…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,11/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ