ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2018/69
Karar Sayısı : 2018/47
Karar Tarihi : 31/5/2018
R.G. Tarih-Sayı : 6/6/2018 –30443
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisiüyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 126 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 13/3/2018 tarihli ve7102 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ileBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 1. maddesiyle 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin TemelHükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasınaeklenen cümlenin,
B. 2. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasınaeklenen (16) numaralı bendin,
C. 3. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un başlığıyla birliktedeğiştirilen 22. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile ikincifıkrasının,
Ç. 4. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 23. maddesinin değiştirilenaltıncı fıkrasının “...ihtiyaç duyulan sandık kurulu üye sayısının ikikatı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani halibulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirler.” bölümünün,
D. 5. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 68. maddesinin değiştirilenikinci fıkrasının,
E. 8. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 82. maddesinin değiştirilenbeşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...ya da seçmenlerinihbarı...” ibaresi ile ikinci cümlesinin,
F. 9. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 98. maddesinin dördüncüfıkrasının değiştirilen son cümlesinde yer alan “...bulunmamasınarağmen...” ibaresinin,
G. 11. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 101. maddesinin ikincifıkrasına eklenen (7) numaralı bendin “...oy pusulalarının arkasınınsandık kurullarının ihmaliyle mühürlenmemiş olması.” bölümünün,
Ğ. 22. maddesiyle 18/1/1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdarelerile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun’un 19.maddesinin ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın birinci cümlesinin,
Anayasa’nın 7., 13., 67. ve 79. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesitalebidir.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükümleri
İptali talep edilen kuralların yer aldığı 7102 sayılıKanun’un;
1. 1. maddesiyle birinci fıkrasına cümlenin eklendiği 298sayılı Kanun’un 5. maddesi şöyledir:
“Sandık bölgesi:
Madde 5 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçimlerde, her seçim bölgesi gerektiği kadar sandık bölgesineayrılır. (Ek cümle: 13/3/2018-7102/1 md.)Aynı binada oturan seçmenler, hanebütünlüklerinin korunması ve aynı seçim bölgesinde kalmaları şartıyla, farklısandık bölgelerine kaydedilebilir.
(Mülga ikinci fıkra: 13/3/2018-7102/1 md.)
(Mülga son fıkra: 28/12/1993-3959/1 md.)”
2. 2. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birincifıkrasına eklenen (16) numaralı bent şöyledir:
“Görev ve yetkileri:
Madde 14 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Yüksek Seçim Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:
…
16. Seçim güvenliği açısından gerekli görülmesi durumunda, valiveya il seçim kurulu başkanının oy verme gününden en geç bir ay önce taleptebulunması halinde, o yerdeki sandıkların en yakın seçim bölgelerinetaşınmasına, sandık bölgelerinin birleştirilmesine, muhtarlık seçimleri hariçolmak üzere seçim bölgelerinin birleştirilmesi ile seçmen listelerinin karmaşekilde düzenlenmesine ve bu hususların ilanına karar vermek.”
3. 3. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un başlığıyla birliktedeğiştirilen 22. maddesi şöyledir:
“Sandık kurulu başkanının belirlenmesi
MADDE 22- İlçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi,mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyleilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulubaşkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanısayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bukişiler arasından mani hali bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarakbelirler.
Sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi halinde, kamugörevlileri arasından belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda enyaşlı üye kurula başkanlık eder.”
4. 4. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un altıncı fıkrasıdeğiştirilen 23. maddesi şöyledir:
“Sandık kurulu üyelikleri:
Madde 23 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Sandık kurulu üyelikleri aşağıdaki şekilde belli edilir:
İlçe seçim kurulu başkanı, o seçim çevresinde seçime katılan veilçede teşkilatı bulunan siyasi partilerden, son milletvekili genel seçiminde oilçede en çok oy almış olan beş partiye, her sandık için birer asıl ve bireryedek üye adını beş gün içinde bildirmelerini tebliğ eder.
Bu yoldan tespit edilen sandık kurulu üye sayısı beşten az olduğutakdirde, eksik kalan üyelikler, aynı şartları taşıyan diğer siyasipartilerden, aldıkları oyların büyüklük sırasına göre, aynı usulle tamamlanır.
Oylarda eşitlik halinde ad çekilir.
Yukarıdaki hükümlerin uygulanmasına rağmen beş asıl ve beş yedeküyenin tümü belirlenemediği takdirde, o ilçede seçime katılan ve teşkilatıbulunan diğer siyasi partiler arasında ad çekilir. Ad çekmedeki sıraya göre,adı çıkan, eksik üyelik sayısı kadar siyasi partinin yukarıda yazılan usullebildireceği kimseler, sandık kurulu üyesi olur.
(Değişik altıncı fıkra: 13/3/2018-7102/4 md.) İlçeseçim kurulu başkanı, sandık ku-rulunun kalan bir asıl ve bir yedek üyesinibelirlemek için önce, 22 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca bildirilenlisteden sandık kurulu başkanı olarak belirlenmeyenler arasından, ihtiyaçduyulan sandık kurulu üye sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekmesuretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani hali bulunmayanları sandık kuruluasıl ve yedek üyesi olarak belirler.
Yukarıdaki fıkralar gereğince belirlenen sandık kurulu asılüyelerinden göreve gelmeyenin yerine, öncelikle, gelmeyen üyenin yedeği alınır.
Sandık kurulu başkan ve üyelikleri için ad çekme işlemleri, ilçeseçim kurulu huzurunda, bu kurulun başkanı tarafından yapılır.
Üyeliklerin bu şekilde doldurulması mümkün olmazsa, eksikler, ilçeseçim kurulu başkanı tarafından, o çevrede bulunan ve sandık kurulunda görevverilmesinde sakınca olmayan kimselerden doldurulur.”
5. 5. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 68. maddesinindeğiştirilen ikinci fıkrası şöyledir:
“Birlikte yapılan Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde, oypusulaları aynı zarfa konulur.”
6. 8. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un değişiklik yapılan 82.maddesi şöyledir:
“Sandık çevresinde düzenin sağlanması ve yasaklar
Madde 82 – (Değişik: 8/4/2010-5980/13 md.)
Sandık çevresinde düzenin sağlanması sandık kurulu başkanınaaittir. Sandık çevresinde alınacak tedbirler, o sandık çevresinde bulunmahakkına sahip kimselerin seçim iş ve işlemlerini takip etmelerini engelleyecekmahiyette olamaz.
Sandık çevresinde, sandık kurulu başkan ve üyeleri, adaylar,milletvekilleri, o sandık bölgesinde kayıtlı seçmenler ve o sandıkta görevlimüşahitler ile bina sorumluları ve çağrı veya ihbar üzerine gelen görevlikolluk güçlerinden başka kimse bulunamaz. Şu kadar ki, siyasi partilerin seçimkurullarına bildirdikleri itiraza yetkili kişiler ile temsilciler, seçimkurullarınca önceden kendilerine verilen belge ile sandık çevresindebulunabilirler. Medya mensuplarının sandık çevresinde, sandık başı işlemlerine engelolmamak şartıyla, haber amacıyla görüntü ve bilgi elde etmeleri serbesttir.
Sandık çevresinde seçmenin oyunu tam bir serbestlikle ve gizlişekilde kullanmasına veya sandık kurulunun görevini yapmasına engel olmayakalkışanlar ile oy verme, oyların sayım ve dökümü veya tutanaklara geçirilmesigibi tüm sandık başı iş ve işlemlerinin düzenini bozmaya kalkışanları, başkanuyarır. Bu uyarının gereğini yerine getirmeyen kimse, kolluk gücü çağrılaraksandık çevresinden uzaklaştırılır.
Sandık kurulu başkanının bu maddede belirtilen görevini yapmamasıhalinde, sandık kurulu karar alarak ilgili hakkında yukarıda belirtilen yetkiyikullanır ve durumu derhal ilçe seçim kurulu başkanına bildirir.
(Değişik fıkra: 13/3/2018-7102/8 md.) Sandıkçevresinde cebir, şiddet veya tehdit kullanarak sandık başı düzenini bozmayakalkışanlar, sandık kurulu başkanı veya üyelerinden biri tarafından yapılançağrı ya da seçmenlerin ihbarı üzerine gelen kolluk güçlerincederhal sandık çevresinden uzaklaştırılır ve gerekli yasal işlem yapılır. Seçmenlerceihbar, o yer kolluk güçlerine şahsen yapılır.
Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde, yukarıda sayılantedbirlere uymayanlar, cezaevi idaresinin görüşü alındıktan sonra, güvenliğizayıflatmayacak şekilde uygulama yapılarak, sandık çevresinden dışarıçıkarılır.
(Değişik fıkra: 13/3/2018-7102/8 md.) Bu maddeuyarınca çağrılacak kolluk güçleri, başkanın talebine veya kurulun kararınauymak zorundadır. Bu madde uyarınca sandık çevresine gelen kolluk güçleri,başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorunda olup, çağrı veya ihbarsebebi ortadan kalkınca sandık çevresinden ayrılır.
(Ek fıkra : 13/3/2018-7102/8 md.) Seçimin güvenliğinisağlamakla görevli kolluk güçleri hariç, özel güvenlik görevlileri ve belediyezabıtaları gibi görevliler de dâhil olmak üzere resmî üniforma ve silah taşıyankişiler, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına giremezler.
(Ek fıkra: 13/3/2018-7102/8 md.) Sandığın konulduğubina, yapı ve bunların müştemilatında hiç kimse, başkalarının görebileceğişekilde bir siyasi parti veya adaya ait rozet, amblem veya benzeri işaretler yada propaganda amaçlı yayınlar taşıyamaz; yazılı, sözlü veya görüntülüpropaganda yapamaz. Bu fıkra hükümlerine uymayan kişiler kolluk güçleritarafından uzaklaştırılır.
Sandık kurulunun görev yaptığı yerde cep telefonu ile görüşme yapmakyasaktır. Ancak sandık kurulu başkan ve üyelerinin, görevleri gereği yapacağıgörüşmeler bu hükmün dışındadır. Bu hükme aykırı davranan kimseler kurulbaşkanı tarafından uyarılır. Bu uyarıya rağmen görüşmesini sürdüren kimse,derhal oradan çıkarılır.
Sandık çevresinde bir suç işlenmesi halinde, sandık kurulu, durumututanağa geçirir ve ilgili hakkında işlem yapılmak üzere kolluk güçleriniçağırır.
(Değişik fıkra: 13/3/2018-7102/8 md.) İlçe seçimkurulu başkanı, sandık çevresinde, sandık başı iş ve işlemlerinin düzen içindeyürütülmesini ve sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatındagüvenliği ve bu Kanunda öngörülen yasaklara uyulmasını sağlayacak tedbirlerialır; seçmenin ve bu yerlerde bulunma hakkına sahip diğer kişilerin buralara serbestçegirmesini engelleyen veya güçleştiren her türlü hareketi önler. Bu kapsamda,ilçe seçim kurulu başkanınca verilen talimatlara sandık kurulları, mülki veidari makamlar uymak zorundadır.”
7. 9. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un dördüncü fıkrası değiştirilen98. maddesi şöyledir:
“Sandığın açılması ve zarfların sayımı:
Madde 98 – (Değişik: 8/4/2010-5980/19 md.)
Sandık, yukarıdaki maddelerde belirtilen iş ve işlemlertamamlandıktan sonra, oy verme yerinde hazır bulunanların gözü önünde, sandıkkurulu başkanı tarafından açılır.
Sandıktan çıkan zarflar, sandık kurulu başkanı tarafından yükseksesle iki defa sayılır. İki sayım arasında fark olursa, üçüncü sayım yapılaraksonucuna göre işlem yapılır ve o seçimde kullanılan toplam zarf sayısı tespitedilir. Tespit edilen zarf sayısı, o seçim türüne ait özel tutanağın ilgiliyerine işlenir.
Bütün zarflar sayıldıktan sonra, geçerli olup olmaması yönündenkontrol edilir.
Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan, üzerinde ilçeseçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan, tamamı yırtılmış olan, üzerindeilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü dışında herhangi bir mühür, imza,yazı, parmak izi veya herhangi bir işaret bulunan zarflar geçersiz sayılır.(Değişik son cümle: 13/3/2018-7102/9 md.) Ancak, üzerinde sandıkkurulu mührü bulunmamasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti YüksekSeçim Kurulu filigranı, amblemi ve ilçe seçim kurulu mührü bulunan zarflar ileüzerinde leke veya çizik bulunsa dahi bunun özel işaret koymak amacıylayapıldığı kesin olarak anlaşılamayan zarflar geçerli sayılır.
İtiraza uğrayan zarflar ile itiraza uğramadan geçersiz sayılanzarflar, başkan tarafından bir kenara ayrılır. Sandık kurulu, bütün zarflarkontrol edildikten sonra, itiraza uğrayan zarfları inceleyerek, geçerli veyageçersiz sayılması yönünde kararını verir. Bundan sonra, o sandıktan çıkangeçerli ve geçersiz oy zarflarının toplam sayısı ayrı ayrı o seçim türüne aitözel tutanağın ilgili yerine işlenir.
Geçersiz zarflar paketlenir ve paketin üzeri mühürlenerek zarfsayısı yazılır. Bu zarflar saklanır ve kesinlikle açılmaz.
Bu işlemler yapıldıktan sonra, o sandıktan çıkan geçerli vegeçersiz zarfların toplam sayısı ile o seçim türü için oy kullanan seçmensayısı karşılaştırılır.
Zarf sayısı, o seçim türü için oy kullanan seçmen sayısına eşitveya eksik ise başkaca bir işlem yapılmaz.
Zarf sayısı oy kullanan seçmen sayısından fazla ise eşitliğisağlamak için önce geçersiz zarf sayısı düşülür. Geçersiz zarf sayısınındüşülmesi halinde de eşitlik sağlanamıyorsa, sandık kurulu başkanı geçerlizarflar arasından, eşitliği sağlayacak sayıda zarfı gelişigüzel çeker ve buzarflar açılmadan derhal yakılarak imha edilir. İmha edilen zarf sayısıtutanağa yazılır.
Yukarıda belirtilen işlemler bittikten sonra, geçerli oy zarflarısandığın içine tekrar konularak sayıma geçilir.
Bütün bu işlemler ayrıca tutanak defterine geçirilerek, sandıkkurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanır ve mühürlenir.
Sandıklar, bütün seçimlere ait sayım ve döküm işlemleri bitinceyekadar oy verme yerinden çıkarılamaz.”
8. 11. maddesiyle298 sayılı Kanun’un ikinci fıkrasına (7) numaralı bendin eklendiği 101. maddesişöyledir:
“Geçerli olmayan oy pusulaları
Madde 101 – (Değişik: 8/4/2010-5980/21 md.)
Aşağıda yazılı;
1. Sandık kurulunca verilen ve o seçim için düzenlenmiş biçim verenkte olmayan,
2. Arkasında “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranıbulunmayan,
3. Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan,
4. Hiçbir yerine “EVET” mührü basılmamış olan,
5. Siyasi partilere veya bağımsız adaylara ayrılan alanlardanbirden fazlasına “EVET” mührü basılmış olan,
6. Birden fazla siyasi partiye veya bağımsız adaya ayrılan alanataşmış “EVET” mührü bulunan,
7. Sandığın ait olduğu seçim çevresinden başka bir seçim çevresiiçin düzenlenmiş olan,
8. Bütünlüğü bozulacak şekilde yırtılmış veya koparılmış olan,
9. Üzerine “EVET” mührü dışında veya “EVET” mührü yerine herhangibir özel işaret, herhangi bir isim, imza kaşesi, mühür veya parmak izi basılmışolan,
10. Üzerinde yer alan siyasi partilere veya bağımsız adaylara aitbölümleri belirgin bir şekilde ve özel olarak karalanmış, çizilmiş veyaişaretlenmiş olan,
11. Üzerinde yer alan matbu yazıların ve şekillerin dışındayazılar veya harfler veya sayılar yazılmış veya şekiller çizilmiş olan,
birleşik oy pusulaları geçerli değildir.
Ancak aşağıdaki haller oy pusulalarını geçersiz kılmaz:
1. Zarfların açılması veya oyların okunması sırasında yırtılması.
2. Bütünlüğü bozulmaksızın bir kısmının kazaen yırtılması.
3. Herhangi bir şekilde lekelenmiş olup da bunun özel olarakişaret koymak amacıyla yapıldığının anlaşılamaması.
4. Birleşik oy pusulasının katlanarak zarfa konulması sebebiyle“EVET” mührü ile oy pusulasının arkasına basılan sandık kurulu mühür izinin oypusulasının diğer kısımlarına geçmesi.
5. Bir siyasi parti veya bağımsız aday alanına basılan “EVET”mührünün sadece iki parti alanını ayıran çift çizgili bölgeye taşmış olması.
6. Başka bir siyasi partinin veya bağımsız adayın alanına taşmamakkaydıyla, bir siyasi partinin alanına birden çok “EVET” mührü basılması.
7. (Ek: 13/3/2018-7102/11 md.) Yetkili seçim kurulları tarafındangönderilen ve Tür-kiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı bulunan oypusulalarının arkasının sandık kurullarının ihmaliyle mühürlenmemiş olması.
Bir zarfta birden fazla oy pusulası kullanılan seçimlerde, zarftançıkan oy pusulalarından bir seçim türüne ait olanının geçersiz olması,diğerlerinin geçersiz sayılmasını gerektirmez.
Muhtarlık seçimlerinde, bu maddede belirtilen geçersizliksebeplerinin dışında oy pusulalarının hangi sebeplerle geçersiz sayılacağıYüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir.”
9. 22. maddesiyle 2972 sayılı Kanun’un ikinci fıkrasından sonragelmek üzere fıkranın eklendiği 19. maddesi şöyledir:
“Oyların kullanma şekli:
Madde 19 – (Değişik birinci fıkra : 7/8/1988 - 3469/4md.) Seçmen; Yüksek Seçim Kurulu veya Yüksek Seçim Kurulunun izin vedenetimiyle il seçim kurulları tarafından yaptırılıp sandık kurullarına kadarulaştırılan ve birleşik oy pusulaları ile birlikte kendisine verilen"EVET" veya "TERCİH" yazılı mühürü alarak oyunu kullanmaküzere kapalı oy verme yerine girer.
(Değişik: 28/12/1993 - 3959/14 md.) Seçmen sandık kuruluncaverilecek mühürü birleşik oy pusulasında tercih ettiği partiye veya varsabağımsız adaya ait özel daire içine basmak suretiyle oyunu kullanır.
(Ek: 13/3/2018 – 7102/22 md.) Belediye başkanlığı,belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık seçimlerinde oypusulaları aynı zarfa konulur. Ancak 298 sayılı Kanunun 14 üncümaddesi uyarınca seçim bölgelerinin birleştirilmesine karar verilmesi halinde,muhtarlık seçiminde oy pusulası ayrı zarfa konulur ve bu zarf ayrı sandığaatılır.
(Değişik : 28/12/1993 - 3959/14 md.) Oyunu kullanan seçmenbirleşik oy pusulalarını katlayarak zarfa koyar ve zarfı yapıştırır. Mühürüsandık kurulu başkanına geri verir ve oyunu sandığa atar.
(Mülga:13/3/2018 – 7102/22 md.)
(Ek : 7/12/1988 - 3507/4 md.; Mülga:13/3/2018 – 7102/22 md.)”
B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
298 sayılı Kanun’un ilgili görülen 77. maddesi şöyledir:
“Sandığın, birleşik oy pusulalarının ve zarfların kurulcamühürlenmesi:
Madde 77 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Sandık kurulu başkanı, oy verme işlerine başlamadan önce, sandığınboş olduğunu hazır bulunan sandık kurulu üyeleri ile müşahitler önünde tespitederek sandığı kapatır, mühür bozulmadan açılamıyacak şekilde sandık mühürü ilemühürler.
Birleşik oy pusulası kullanılan seçimlerde, (Katlanıp zamklıkenarı yapıştırılarak kapatılmak suretiyle zarf haline getirilen birleşik oypusulaları) bu Kanunda (zarf) deyimi geçen hallerde zarf olarak kabul edilir.
Şu kadar ki, zarflar için öngörülen çift mühür bulunmasına ilişkinhükümler birleşik oy pusulalarına uygulanmaz.
Sandık kurulu, and içme, sandığı yerleştirme, kapalı oy vermeyerini düzenleme işlerini bitirdikten sonra, hazır bulunanlar önünde, birleşikoy pusulalarını sayar, her birinin üzerine, sandık kurulu mühürünü basar,böylece üzerinde sandık kurulunun mühürü bulunan birleşik oy pusulalarınınsayısını tesbit eder. Birleşik oy pusulası kullanılmayan seçimlerde, ilçe seçimkurulu başkanından teslim alınan ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mühürünütaşıyan özel zarfları sayar, her birinin üzerine sandık kurulu mühürünü basar,böylece üzerinde biri ilçe seçim kurulunun, diğeri sandık kurulunun mühürleribulunan çift mühürlü özel zarfların sayısını tespit eder.
Sandık kurulu, bu madde gereğince yaptığı işlemleri tutanakdefterine geçirip imzalar.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI,Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ,Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 2/5/2018 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işinesasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin ise esas incelemeaşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Volkan HAStarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu ve ilgili görülenKanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un 1. Maddesiyle 298 Sayılı Kanun’un 5. MaddesininBirinci Fıkrasına Eklenen Cümlenin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
3. Dava dilekçesinde özetle; seçimlerin her türlü şaibeden uzak,denetime açık ve saydam bir ortamda, seçmenlerin sandıklara erişimde birsıkıntı yaşamadan oy kullanmalarını sağlayacak şekilde gerçekleşmesiningerektiği; Anayasa Mahkemesinin 22/5/1987 tarihli ve E.1987/6, K.1987/14 sayılıkararında, oyların serbestliğini etkileyecek yanlı girişim ve eylemlere karşıdevletin önlem alması gerektiğinin ve seçimlerin dürüstlük kurallarına uygunbiçimde yapılmasının devletin başta gelen yükümlülüğü olduğunun belirtildiği;seçimlerin dürüstlüğü ilkesinin serbest seçim esasının bir gereği olduğu,seçimlerin dürüst bir biçimde yapılmasının ise seçmenlerin seçimlerle ilgilidenetim olanaklarının kısıtlanmamasına bağlı olduğu; aynı binada oturanseçmenlerin birbirlerini tanımaları nedeniyle sandık seçmen listelerinidenetleme olanaklarının bulunduğu, ancak aynı binada oturan seçmenlerin farklısandık bölgelerine kaydedilebilmelerini mümkün kılan dava konusu kuralla anılandenetim imkânının seçmenlerin elinden alındığı; seçimde usulsüzlükleri tespiteden seçmenlerin itiraz etme hakkı bulunmakla birlikte kural nedeniyle aynısandıkta oy kullanan seçmenlerin birbirini tanımayacak olması sebebiyle sahteseçmenleri tespit etme, vefat edenlerin hâlen kayıtlı olup olmadığını bilmeveya binada boş daire varsa o haneye yazılı seçmen olup olmadığını ya da aynıhaneye fazladan seçmen yazılıp yazılmadığını denetleme imkânının kalmadığı, busuretle seçmen listelerinde hile ve usulsüzlük yapılma ihtimalinin arttığı;seçmenlerin farklı sandık bölgelerine kaydedilmelerinin nüfusu ve yüzölçümü çokgeniş olan mahallelerde sandığa erişimde sıkıntılara yol açacağı; daha öncesandık bölgelerinin oluşturulmasında uzaklık ve ulaşım güçlüklerinin dikkatealınması öngörülmüş iken dava konusu kuralla aynı binada oturanların farklısandık bölgelerine kaydedilebilme kriterinin belli olmadığı ve bu konudaaçıklık bulunmadığı, siyasi partilerin seçmen listeleri üzerinde denetimimkânının ortadan kaldırıldığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın serbest seçimilkesinin yer aldığı 67. ve seçimlerin dürüstlüğü ilkesinin yer aldığı 79.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
5. Dava konusu kuralla aynı binada oturan seçmenlerin, hanebütünlüklerinin korunması ve aynı seçim bölgesinde kalmaları şartıyla farklısandık bölgelerine kaydedilebileceği belirtilmiştir.
6. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.
7. Anayasa’nın 67. maddesinin birinci fıkrasında vatandaşların,kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veyabir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılmahaklarına sahip oldukları belirtilmiş; ikinci fıkrasında seçimlerin vehalkoylamasının serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım vedöküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılacağı hükme bağlanmış;dördüncü fıkrasında da bu hakların kullanılmasının kanunla düzenleneceğiöngörülmüştür.
8. Seçimlerin yargı organlarının genel yönetimi ve denetimialtında yapılacağını belirterek Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) oluşumunu veyetkilerini düzenleyen Anayasa’nın 79. maddesinde de “seçimin düzeniçinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma veyaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütünyolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama” görevininYSK’ya verildiği görülmektedir. Maddede vurgulanan seçimlerindürüstlüğü ilkesi, 67. maddenin ikinci fıkrasında belirtilenilkeleri kapsadığı gibi onları ön plâna çıkarmaktadır. Anılan ilkeler dedürüstlük ilkesini somutlaştırmakta, onunla birleşmekte ve bütünleşmektedir.
9. Anayasa’nın 67. maddesinin birinci fıkrasında vatandaşların,seçme ve seçilme hakkına sahip oldukları hükme bağlanırken “kanundagösterilen şartlara uygun olarak” denilmek suretiyle bu haklarınkullanılmasının kimi koşullara ve düzenlemelere bağlı kılınabileceğibelirtilmiştir. Anılan hüküm uyarınca yapılacak kanuni düzenlemelerde,Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini belirleyen13. maddesine uyulması gerektiği tabiidir.
10. Anayasa’nın 13. maddesi gereğince temel hak veözgürlükler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'da öngörülen sebeplerleve ancak kanunla sınırlanabilir. Dokunulamayacak öz her temelhak ve özgürlük açısından farklılık göstermekle birlikte kanunla getirilensınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel haklarınkullanılmasını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması veetkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir.
11. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılan sınırlamalaryönünden ise bu sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gerekleri ileölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başka deyişle özedokunan sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkelerineevleviyetle aykırı olacağından temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunansınırlamalar yönünden demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleribakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
12. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönündengözetilmesi öngörülen demokratik toplum düzeninin gerekleri kavramı,öncelikle ilgili hak yönünden getirilen sınırlamaların demokratik toplum düzenibakımından zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmasını, başvurulabileceken son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendisini göstermesinigerektirmektedir. Demokratik toplum düzeninin gereklerinden olma,bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacınkarşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir.
13. Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen ölçülülükilkesi, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurulardadikkate alınması gereken bir diğer ilkedir. Demokratik toplum düzeniningerekleri ve ölçülülük ilkeleri, iki ayrı kriter olarak düzenlenmiş olmaklabirlikte bu iki kriter arasında sıkı bir ilişki vardır. Temel hak veözgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın demokratik toplum düzeni içingerekli nitelikte, başka bir ifadeyle öngörülen kamu yararı amacınıgerçekleştirmekle birlikte temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülübir sınırlama niteliğinde olup olmadığının incelenmesi gerekir.
14. Ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ilesınırlama araçları arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi, ulaşılmakistenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracındenetlenmesidir. Bu sebeple kuralın hedeflenen amaca ulaşabilmek içinelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
15. Belirtilen nitelikleri gereği, Anayasa'nın 13. maddesinde yeralan ve aralarında sıkı bir ilişki bulunan temel hak ve hürriyetlerinözü, demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkesi kavramları, bir bütünün parçaları olup demokratik bir hukukdevletinde özgürlükler rejiminde gözetilmesi gereken temel ölçütlerioluşturmaktadırlar.
16. Dava konusu kural, aynı binada oturan seçmenlerin farklısandık bölgelerine kaydedilmeleri konusunda takdir yetkisi tanımaktadır. 298sayılı Kanun’un 14. maddesine göre seçim türüne göre sandık bölgesi seçmensayısını belirlemek YSK’nın yetkileri arasında olduğundan dava konusu kuralınöngördüğü takdir yetkisi de YSK’ya aittir. Ancak bu takdir yetkisinin kullanımıyine kural uyarınca iki şarta bağlanmış durumdadır. Buna göre aynı binada oturanseçmenler farklı sandık bölgelerine kaydedilse bile hane bütünlüğü korunacak vebu farklı sandık bölgesi aynı seçim bölgesi içinde olacaktır.
17. Kuralın amacı, madde gerekçesinde “…sandık bölgesineayırma işlemi yapılırken Anayasada yer alan seçimin serbestliği ve gizli oyilkesini sağlamak amacıyla, gerektiğinde aynı binada oturan seçmenlerin hanebütünlüklerinin korunması ve aynı seçim bölgesinde kalmaları şartıyla farklısandık bölgelerine kaydedilebilmelerine imkân tanınmaktadır.” şeklindeifade edilmektedir.
18. Kanun’un 4. maddesine göre her muhtarlığın bir seçim bölgesiolduğu ve aynı hanede bulunanların aynı sandık bölgesine kaydedileceklerigözetildiğinde aynı binada oturan seçmenlerin aynı muhtarlıktaki farklı birsandık bölgesine kaydedilebilmelerinin, seçme hakkını ortadan kaldıranveya onu kullanılamayacak ölçüde sınırlayan bir düzenleme olaraknitelendirilemeyeceği açıktır.
19. Serbest seçim demokrasinin olmazsa olmaz unsurudur. Halkınyönetimi anlamına gelen demokrasilerde yönetilenlerin iradesininyönetime yansıması ve belirleyici olması, serbest ve dürüst seçimlerinyapılmasına bağlıdır. Bu bağlamda demokratik toplum düzeni, seçimlerin güveniçinde, serbest seçim ve gizli oy ilkelerine bağlı şekilde gerçekleştirilmesineyönelik olarak devletin her türlü tedbiri almasını gerektirmektedir. Kuralıngerekçesi göz önünde bulundurulduğunda oy hakkına getirilen anılan sınırlamanınserbest seçim ve gizli oy ilkelerinin sağlanmasına yönelik olduğu anlaşıldığındansöz konusu sınırlama demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırılıktaşımamaktadır.
20. Öte yandan aynı binada oturan seçmenlerin kaydedileceklerisandık bölgeleri aynı seçim bölgesi içinde, bir başka deyişle ikamet ettiklerimahalle veya köy içinde yer alacağından seçim hakkına yapılan müdahaleninbireylere aşırı bir külfet yüklemediği ve ölçülü olduğu sonucunaulaşılmaktadır.
21. Serbest seçim ilkesi seçmenin hiçbirmüdahaleye, baskıya ve etkiye kapılmadan oyunu kullanmasını ifade eder. Oyunukullanacak seçmenin özgür iradesine yönelik her tür etki, baskı sayılır.Seçmeni dolaylı da olsa, olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek her türlügirişimin önlenmesi gerekir. Vatandaşların oy hakkını Anayasa'nın öngördüğüilkelere uygun olarak kullanmalarını sağlamak devletin yükümlülüğüdür.
22. Bu bağlamda aynı binada oturan seçmenlerin, hanebütünlüklerinin korunması ve aynı seçim bölgesinde kalmaları şartıyla farklısandık bölgelerine kaydedilmelerinin, kullandıkları oyun belirlenmesinikolaylaştırmaması karşısında özgür iradeleri doğrultusunda oy kullanmalarınaolumsuz etki edecek bir duruma yol açtığı söylenemez. Bu nedenle kuraldaserbest seçim ilkesine de aykırılık bulunmamaktadır.
23. Diğer yandan, Kanun’un 28. ila 48. maddelerine göre muhtarlıkbölgesi askı listelerinin muhtarlıklarda belirli bir süreyle askıya çıkartılıpseçmenlerin incelemesine tabi tutulduğu, muhtarlık bölgesi askı listeleri ilesandık bölgesi askı listelerinin adres sistemine göre hazırlandığı, bu itibarlaseçmenlerin aynı binada oturan diğer seçmenlere ait kayıtları da görüp incelemeimkânına sahip oldukları, söz konusu listelerin seçime girmeye hak kazanansiyasî partilere gönderilmesi nedeniyle anılan siyasî partilerin de her aşamadaseçmen kayıtlarını takip edebildikleri, muhtarlık bölgesi askı listeleri ilesandık bölgesi askı listelerinin askıya çıkartılıp gelen itiraz ve şikâyetlerinkarara bağlanması üzerine seçmen kütüğünün kesinleşmesinin ardından sandıkbölgesine ayırma işleminin yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda aynı binadaoturan seçmenlerin farklı sandık bölgelerine kaydedilmesinin seçmenkayıtlarında usulsüzlüklere neden olacağı ve bu itibarla seçimlerin dürüstlüğüilkesinin zarar göreceği iddiası yerinde görülmemiştir.
24. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 67. ve 79.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
B. Kanun’un 2. Maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 14. MaddesininBirinci Fıkrasına Eklenen (16) Numaralı Bendin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
25. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralla tanınan yetkininçerçevesinin kanunla çizilmediği, usul ve esaslarının belirlenmediği, kuraldayer alan “Seçim güvenliği açısından gerekli görülmesi…” ibaresininbelirsiz olduğu ve idareye oldukça geniş bir takdir yetkisi tanıdığı, oyhakkının kullanılması ile serbestliği ve seçimin dürüstlüğünü doğrudanetkileyen böyle bir kararın hangi ilkeler çerçevesinde ve hangi usullerlealınabileceğinin kanunla açık bir şekilde düzenlenmesi gerektiği, sandıklarıntaşınmasının seçmenin sandıklara erişimini zorlaştıracağı, bu itibarla oykullanma hakkına ölçüsüz müdahalede bulunulduğu, bu düzenlemeyle aynı zamandaseçmen iradesinin baskı altına alındığı, sandıkların taşınması, sandık ve seçimbölgelerinin birleştirilmesi ve karma seçmen listelerinin düzenlenmesiyleseçmen ve siyasi partilerce yapılan denetimlerin zorlaştırıldığı ve sandığınher türlü müdahaleye açık hâle getirildiği, seçmen kaydında ve oy kullanımındahata ve usulsüzlüklerin önünün açıldığı, bu konuda valiye yetki tanınmasınınsiyasî iktidarın bu sürece müdahale ihtimalini artırdığı ve seçimlerin yargıdenetimi ve gözetimi altında yapılması gerektiği yönündeki anayasal ilkeyle debağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 7., 13., 67. ve 79. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
26. Dava konusu kural YSK’ya, seçim güvenliği açısından gerekligörülmesi durumunda, vali veya il seçim kurulu başkanının oy verme gününden engeç bir ay önce talepte bulunması hâlinde, o yerdeki sandıkların en yakın seçimbölgelerine taşınmasına, sandık bölgelerinin birleştirilmesine, muhtarlıkseçimleri hariç olmak üzere seçim bölgelerinin birleştirilmesi ile seçmenlistelerinin karma şekilde düzenlenmesine ve bu hususların ilanına karar vermeyetkisi tanımaktadır.
27. Anayasa’nın 7. maddesinde, “Yasama yetkisi TürkMilleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.”denilmektedir. Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olması vebu yetkinin devredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir.
28. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimiAnayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiştir.
29. Vatandaşların seçme ve seçilme hakkına sahip olduğuAnayasa’nın 67. maddesinin birinci fıkrasında, seçimlerin temel ilkeleri anılanmaddenin ikinci fıkrasında, seçimlerin yargı organlarının genel yönetimi vedenetimi altında yapılacağı ise 79. maddesinde hükme bağlanmıştır.
30. Dava konusu kural uyarınca YSK, seçim güvenliği açısındangerekli görülmesi durumunda, vali veya il seçim kurulu başkanının oy vermegününden en geç bir ay önce talepte bulunması hâlinde dört hususa kararverebilecek ve bu kararlarını ilan edebilecektir. Bunlar; o yerdeki sandıklarınen yakın seçim bölgelerine taşınması, sandık bölgelerinin birleştirilmesi,muhtarlık seçimleri hâriç olmak üzere seçim bölgelerinin birleştirilmesi vetaşınmasına karar verilen sandıklar ile birleştirilen sandık ve seçimbölgelerine ait seçmen listelerinin karma şekilde düzenlenmesidir.
31. Kural, YSK’ya seçmenin oyunu kullanacağı sandıktan daha uzakmesafede bulunan başka bir sandıkta oy kullanmasına yol açabilecek niteliktebir yetki verdiğinden bu yetkinin kullanılmasının oy hakkının sınırlanmasısonucunu doğuracağı açıktır.
32. Oy hakkına getirilen bu sınırlamanın sebebi, kuralda açıkçaifade edildiği üzere seçim güvenliğidir. En genel anlamda seçimlerin huzur vegüven içinde yapılmasını ifade eden seçim güvenliği; seçmenin hiçbir baskı veetki altında kalmadan, özgür iradesi doğrultusunda oy kullanmasını ve busuretle ortaya konulan iradenin muhafazasını ve sağlıklı olarak tespitinisağlayan tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir.
33. Kural uyarınca seçmenin, oyunu daha uzak mesafede bulunan birsandıkta kullanmak zorunda bırakılabilmesinin, oy kullanma hakkını tamamenortadan kaldırdığı ve bu suretle hakkın özüne dokunduğu söylenemez.
34. Kuralın öngördüğü sınırlamanın seçim güvenliğinin sağlanmasınayönelik olduğu gözetildiğinde demokrasinin temelini oluşturan seçimleringüvenli bir şekilde yapılması amacıyla getirilen söz konususınırlama, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı dagörülemez.
35. Dava konusu kuralla oy hakkına yapılan müdahalenin seçimgüvenliğinin sağlanması amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülüolması gerekir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılıkolmaküzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık isebireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Öngörülen tedbirin,ulaşılmak istenen seçim güvenliğinin sağlanması amacı karşısında seçmeninolağandışı ve aşırı bir yük altına sokulması durumunda müdahalenin orantılı vedolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez.
36. Sandıkların taşınmasının, sandık ve seçim bölgelerininbirleştirilmesi ile seçmen listelerinin karma şekilde düzenlenmesinin seçimgüvenliğinin sağlanması bakımından elverişsiz bir araç olduğu söylenemez.
37. Öte yandan kuralla öngörülen tedbirlerin alınabilmesi içindoğal afet, terör ve şiddet olaylarının yaygınlaşması gibi o bölgede seçimgüvenliğinin sağlanmasını imkânsız hâle getiren ya da oldukça güçleştirennedenlerin bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla kuralla getirilen sınırlamanıngerekli olmadığı sonucuna varılamaz.
38. Seçmenin oy kullanma hakkını kullanmasının önündeki engellerinkaldırılmasının devletin görevi olduğu ve bu kapsamda sandıkların taşınması,sandık veya seçim bölgelerinin birleştirilmesi hâlinde de bu birleştirmenin oykullanımı bakımından ortaya çıkarabileceği güçlükler yönünden gereklitedbirlerin alınması gerektiği açıktır. Ayrıca sandıklar herhangi bir seçimbölgesine değil yalnızca en yakın seçim bölgelerine (muhtarlıklara)taşınabilir. Seçim bölgelerinin birleştirilmesi ise aynı seçim çevresidâhilinde olabilir. Diğer taraftan kural kapsamındaki tedbirlereyalnızca seçim güvenliği açısından gerekli olması hâlinde ve seçim güvenliğineyönelik sorunun büyüklüğü ile orantılıolarak başvurulabilir. Dolayısıyla kuralla seçme hakkına getirilensınırlamanın orantılı olduğu ve bireylere aşırı bir külfet yüklemediği sonucunaulaşılmaktadır.
39. Kaldı ki kuralda muhtarlık seçimlerinin birer mahalle veyaköyden ibaret olan seçim bölgelerinin birleştirilmesine karar verilemeyeceğiöngörülmek suretiyle seçmenin kendi seçim bölgesi dışındaki bir seçimbölgesinde gerçekleşen muhtarlık seçimine müdahale etmesinin önüne geçilmiş veböylece bir seçim bölgesini ilgilendiren muhtarlık seçiminin yalnızca aitolduğu bölgede bulunan seçmenlerin iradeleriyle gerçekleştirilmesi mümkünkılınmıştır.
40. Diğer yandan askıya çıkarılmak veya gönderilmek suretiyleseçmenlerin ve siyasî partilerin denetimine sunulan muhtarlık bölgesi askılisteleri ile sandık bölgesi askı listelerine yönelik itiraz ve şikâyetlerinincelenip karara bağlanması üzerine seçmen kütüğünün kesinleşmesinin ardındansandıkların taşınmasına, sandık veya seçim bölgelerinin birleştirilmesi ileseçmen listelerinin karma şekilde düzenlenmesine karar verilebileceğinden,seçmen kütüğünün oluşumu ve kesinleşmesiyle ilgisi bulunmayankuralın, seçmen kaydında ve oy kullanımında hata ve usulsüzlüklerinartmasına yol açacağı söylenemez.
41. Kuralda öngörülen yetkilerin kullanımının, Anayasa’nın 79.maddesi uyarınca seçimlerin genel yönetimi ve denetiminde kesin karar vermekleyetkili kılınmış olan YSK’nın kararına bağlanmış olması, sandıkların taşınması,sandık veya seçim bölgelerinin birleştirilmesi ile seçmen listelerinin karmaşekilde düzenlenmesi konusunda valilerin talepte bulunması hâlinde dahi YSK’nıntakdir yetkisine sahip olması, bu kapsamda valilerin söz konusu taleplerininreddine karar vermesinin mümkün olması nedeniyle kuralın, seçimlerin yargıdenetimi ve gözetimi altında yapılması gerektiği yönündeki anayasal ilkeylebağdaşmayan bir yönü de bulunmamaktadır.
42. Diğer yandan kuralda YSK’nın o yerdeki sandıkların en yakınseçim bölgelerine taşınmasına, sandık bölgelerinin birleştirilmesine, muhtarlıkseçimleri hariç olmak üzere seçim bölgelerinin birleştirilmesi ile seçmenlistelerinin karma şekilde düzenlenmesine ve bu hususların ilanına kararverebileceği öngörülmek suretiyle YSK’ya tanınan yetkiler ile bu yetkilerinkapsamının, söz konusu hususlara vali veya il seçim kurulu başkanının oy vermegününden en geç bir ay önce talepte bulunması hâlinde karar verilebileceğibelirtilerek anılan yetkilerin kullanılma usulünün, seçim güvenliği açısındangerekli görülmesi durumunda ilgili kararların alınabileceği hükme bağlanmaksuretiyle de söz konusu yetkilerin kullanılabileceği koşulların açıkçabelirlendiği görüldüğünden kuralın belirsiz olduğu, dolayısıyla yasamayetkisinin devri sonucunu doğurduğu söylenemez.
43. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 7., 13., 67. ve 79.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
C. Kanun’un 3. Maddesiyle 298 Sayılı Kanun’un Başlığıyla BirlikteDeğiştirilen 22. Maddesinin Birinci Fıkrasının İkinci Cümlesi ile İkinciFıkrasının İncelenmesi
1. İptal Taleplerinin Gerekçeleri
44. Dava dilekçesinde özetle; kamu görevlilerinin siyasallaştığıve ihraç edilme kaygısı yaşadığı bir dönemde dava konusu kurallarla sandıkkurulu başkanının kamu görevlilerinden olma zorunluluğunun öngörülmesininserbest seçim ile seçimlerin dürüstlüğü ilkelerinin sorgulanmasına ve bukonudaki endişelerin artmasına yol açtığı, kamu görevlisi olması sebebiylesandık kurulu başkanının bağımsız ve tarafsız hareket edemeyeceği, kamugörevlilerinin siyasallaştığı ve iktidar partisinin görevlileri hâline geldiğibir ortamda başkanın kamu görevlileri arasından seçilmesinin seçim güvenliği veseçimlerin serbestliği üzerinde büyük bir baskı oluşturacağı, oyların sayımındausulsüzlük yapma ihtimalinin arttığı, oyların sayımında muhalefete ait oylarıngeçersiz sayılabilmesi ve ittifak parti oylarında kuralların daha esnekuygulanması nedeniyle seçmen iradesinin bozulması riskinin bulunduğu, siyasî partilerinseçimler üzerindeki denetim yetkilerinin kısıtlandığı belirtilerek kurallarınAnayasa’nın 67. ve 79. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
45. 298 sayılı Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrasının ikincicümlesiyle ilçe seçim kurulu başkanının, o ilçede görev yapan tüm kamugörevlilerini gösteren ve mülki idare amirince yerleşim yeri adresleri esasalınmak suretiyle kendisine gönderilen listede yer alan kamu görevlileriarasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamugörevlisini ad çekme suretiyle tespit edeceği ve bu kişiler arasından mani halibulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirleyeceği öngörülmektedir.Maddenin ikinci fıkrasında ise sandık kurulu başkanının göreve gelmemesihâlinde, kamu görevlileri arasından belirlenen üyenin, bu üyenin de bulunmamasıdurumunda en yaşlı üyenin sandık kuruluna başkanlık etmesi hükmebağlanmaktadır. Söz konusu cümle ve fıkra, dava konusu kurallarıoluşturmaktadır.
46. Serbest seçim ilkesi Anayasa’nın 67. maddesinin ikincifıkrasında, seçimlerin dürüstlüğü ilkesi ise 79. maddenin ikinci fıkrasındagüvence altına alınmıştır.
47. Dava konusu kurallar, sandık kurulu başkanının kamugörevlileri arasından belirlenmesi, sandık kurulu başkanı gelmediği takdirde,öncelikle kamu görevlisi olan sandık kurulu üyesinin kurula başkanlık etmesiesasını getirmektedir. Bu kapsamda sandık kurulu başkanının belirlenmesiöncesinde ilçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare amiritarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçimkurulu başkanlıklarına gönderilecektir. Dava konusu cümle uyarınca ilçe seçimkurulu başkanı, mülki idare amirince gönderilen listede yer alan bu kamugörevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki katıkamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit edecek ve bu kişiler arasından manihâli bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirleyecektir. Bu şekildebelirlenen sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi hâlinde ise dava konusufıkraya göre kamu görevlileri arasından belirlenmiş sandık kurulu üyesi, buüyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık edecektir.
48. Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesine göremülki idare amiri tarafından gönderilen listede ilgili ilçede görev yapan,herhangi bir ayrım yapılmaksızın tüm kamu görevlilerine yer verilmesinin vedava konusu cümle uyarınca sandık kurulu başkanının ilçe seçim kurulubaşkanınca ad çekme suretiyle tespit edilmesinin sandık kurulu başkanının,önceden bilinmesi mümkün olmayacak şekilde belirlenmesini sağlamaya yönelikolduğu anlaşılmaktadır.
49. Kamu görevlilerine ilişkin temel düzenleme niteliğindeki14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 7. maddesindedevlet memurlarının tarafsız davranma yükümlülüklerinin bulunduğu, siyasîdüşünce ve benzeri sebeplerle ayrım yapamayacakları, görevlerini kanunlarauygun olarak yapacakları, aksine davranışların anılan Kanun’un 125. maddesiuyarınca disiplin yaptırımını gerektirdiği belirtilmektedir. 298 sayılıKanun’un 21. maddesine göre bir başkan ve altı asıl üye ile toplanan sandıkkurulunun beş üyesinin, 23. madde uyarınca o seçim çevresinde seçime katılan veilçede teşkilatı bulunan siyasi partilerden, son milletvekili genel seçiminde oilçede en çok oy almış olan beş partinin bildirdiği kişilerden oluştuğu ve 82.maddeye göre sandık kurulu üyelerinin, adayların, milletvekillerinin, osandıkta görevli müşahitlerin, siyasi partilerin seçim kurullarına bildirdikleriitiraza yetkili kişiler ile temsilcilerinin sandık çevresinde bulunma hakkınasahip oldukları görülmektedir. Tüm bu hususlar birlikte gözetildiğinde sandıkkurulu başkanının kamu görevlileri arasından belirlenmesinin seçim güvenliğiylebağdaşmadığı ve siyasî partilerin seçimler üzerindeki denetim yetkisinikısıtladığı söylenemez.
50. Öte yandan Kanun’un 82. maddesinde, sandık kurulu başkanınınalacağı tedbirlerin, o sandık çevresinde bulunma hakkına sahip kimselerin seçimiş ve işlemlerini takip etmelerini engelleyecek mahiyette olamayacağı, sandıkkurulu başkanının görevlerini ihmal etmesi hâlinde karar almak suretiyle sandıkkurulunun bu görevleri yerine getirebileceği, sandık kurulu başkanının yanısıra üyelerden birinin veya seçmenlerin de kolluk güçlerini çağırma yetkisininbulunduğu, 95. maddede oy sayımının ve dökümünün açık olarak yapılmasıgerektiği, 100. ve 105. maddelerde zarfların açılmasının, oyların sayımının vedökümünün sandık kurulunca yapılacağı, oyların geçersizliğine sandık kurulununkarar vereceği, sandık sonuç tutanağının sandık kurulunca imzalanacağı, 110. ve127. maddelerde de sandık kurulu ve başkanının kural olarak her türlü iş veişlemine karşı itiraz ve şikâyetin mümkün olduğu hükme bağlanmak suretiylesandık kurulu veya başkanı tarafından gerçekleştirilen iş ve işlemlerindenetimini gerçekleştirmek ve oyların sağlıklı biçimde sayılmasını sağlamakamacıyla yasal tedbirlerin alındığı görülmektedir.
51. Aynı şekilde 298 sayılı Kanun’un 163. ve 164. maddelerindesandık kurulu başkanı ve üyelerinin seçim işlerini bozucu davranışlardabulunmasının suç olarak düzenlenmesi, seçime katılmayan seçmen adına sahte imzaatmak, mühür koymak veya parmak basmak gibi hileli bir hareket ile sandığa oyatan veya attıran ile seçimin neticesini bozan veya bozduran, seçimtutanaklarını tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyen ya da tahrif edenveya ettiren kimsenin sandık kurulu başkanı veya üyesi olmasının cezayıağırlaştırıcı sebep olarak hükme bağlanması da sandık kurulu başkanı ve üyeleriningörevlerini dürüst, tarafsız ve objektif biçimde yapmalarını gerçekleştirmeyeyöneliktir.
52. Sandık kurulunun ve başkanının işlemlerinin denetlenmesini vegerektiğinde düzeltilmesini sağlayan, oy sayımının ve dökümünün açık olmasızorunluluğunu öngören, seçim sonucunu etkileyebilecek tüm konularda başkanınyerine sandık kurulunu yetkili kılan ve sandık kurulu başkanı ve üyelerihakkında ağır cezai yaptırımlar öngören anılan hükümlerin varlığı da dikkatealındığında sandık kurulu başkanının kamu görevlileri arasından belirlenmesininseçimlerin dürüstlüğü ilkesini olumsuz etkileyen bir yönünün bulunmadığıaçıktır.
53. Sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi hâlinde kamugörevlileri arasından belirlenen üyenin kurula başkanlık etmesini öngörendüzenleme de yukarıdaki gerekçelerle Anayasa’ya aykırı değildir. Bu üyenin debulunmaması durumunda en yaşlı üyenin kurula başkanlık edeceğinin kuralabağlanmasına da anayasal bir engel bulunmamaktadır.
54. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 67. ve 79.maddelerine aykırı değildir. İptali taleplerinin reddi gerekir.
Engin YILDIRIM ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT Kanun’un 22. maddesininbirinci fıkrasının ikinci cümlesi yönünden bu görüşe katılmamıştır.
Ç. Kanun’un 4. Maddesiyle 298 Sayılı Kanun’un 23. MaddesininDeğiştirilen Altıncı Fıkrasının “...ihtiyaç duyulan sandık kurulu üyesayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bukişilerden mani hali bulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarakbelirler.” Bölümünün İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
55. Dava dilekçesinde özetle; Kanun’un 3. maddesiyle 298 sayılıKanun’un başlığıyla birlikte değiştirilen 22. maddesinin birinci fıkrasınınikinci cümlesi ile ikinci fıkrasına yönelik gerekçelerle kuralın Anayasa’nın67. ve 79. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
56. 298 sayılı Kanun’un 23. maddesinin altıncı fıkrasında ilçeseçim kurulu başkanının, sandık kurulunun bir asıl ve bir yedek üyesinibelirlemek için öncelikle, mülki idare amirince yerleşim yeri adresleri esasalınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına bildirilen ve oilçede görev yapan tüm kamu görevlilerini gösteren listeden sandık kurulubaşkanı olarak belirlenmeyenler arasından, ihtiyaç duyulan sandık kurulu üyesayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit edeceği ve bu kişilerdenmani hali bulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirleyeceğiöngörülmüş olup anılan fıkranın “…ihtiyaç duyulan sandık kurulu üyesayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bukişilerden mani hali bulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarakbelirler.” bölümü, dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
57. Dava konusu kural, sandık kurulunun bir asıl ve bir yedeküyesinin kamu görevlileri arasından belirlenmesi esasını benimsemektedir. Bukapsamda sandık kurulunun asıl ve yedek üyesinin belirlenmesi öncesinde ilçedegörev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare amiri tarafındanyerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulubaşkanlıklarına gönderilecektir. Ardından ilçe seçim kurulu başkanı kuraluyarınca, mülki idare amirince gönderilen listede yer alan ve sandık kurulubaşkanı olarak belirlenmeyen kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandıküye sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit edecek ve bukişiler arasından mani hâli bulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesiolarak belirleyecektir.
58. Kanun’un 3. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un başlığıyla birliktedeğiştirilen 22. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile ikinci fıkrasınınAnayasa’ya uygunluk denetimi bölümünde belirtilen gerekçeler bu kural yönündende geçerlidir.
59. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 67. ve 79. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
D. Kanun’un 5. Maddesiyle 298 Sayılı Kanun’un 68. MaddesininDeğiştirilen İkinci Fıkrasının İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
60. Dava dilekçesinde özetle; kuralın seçmen iradesini etkilemeyeyönelik bir algı çalışması olduğu, yasama ve yürütme organlarının seçimlerininfarklı seçimler olması nedeniyle oy pusulalarının da farklı zarflara konulmasıgerektiği, her iki oy pusulasının tek zarfa konulmasının seçmenin her ikiseçimi aynileştirmesi sonucunu doğuracağı, farklı tercihlerde bulunan seçmenin,bu oy pusulalarının aynı zarfa konulması durumunda farklı tercihlerdebulunduğunun anlaşılabileceği kaygısına kapılabileceği ve bu nedenle gerçektercihlerini oyuna yansıtmaktan kaçınabileceği, her iki oy pusulasının aynızarfa konulmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı, her oy pusulasının farklızarflara konulması usulünün işletilmesinde bir zorlukla karşılaşılmadığı,zarfların farklı renkte yapılması ve üzerlerine ait olduğu seçimlerin yazılmasıhâlinde bir karışıklık yaşanmayacağı, her iki oy pusulasının tek zarfakonulmasının oyların sayımı ve dökümünde sorun oluşturacağı, oy pusulalarınaseçmence basılan mührün yayılması suretiyle oyların geçersizliğine nedenolabileceği ve oy kullanmayı zorlaştıracağı, bu itibarla serbest seçim veseçimlerin dürüstlüğü ilkeleriyle bağdaşan bir yönü bulunmadığı belirtilerekkuralın Anayasa’nın 67. ve 79. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
61. Dava konusu kural, Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerininbirlikte yapılması hâlinde oy pusulalarının aynı zarfa konulmasınıöngörmektedir.
62. Serbest seçim ve seçimlerin dürüstlüğü ilkeleri, Anayasa’nın67. ve 79. maddelerine göre seçimlerin temel ilkelerindendir.
63. Kural uyarınca, birlikte yapılan Cumhurbaşkanı ve milletvekiliseçimlerinde her iki seçime ilişkin oy pusulaları aynı zarfa konulacaktır.Bunun doğal sonucu ise her iki seçim için tek sandığın kurulması ve oypusulalarının konulduğu zarfın da bu sandığa atılmasıdır.
64. Kuralın amacı, madde gerekçesinde “…bu iki seçime aitoy pusulalarının sehven farklı zarflara konulması veya zarfın atılacağısandığın karıştırılması gibi nedenlerle, oyların geçersiz sayılmasına sebebiyetverilmemesi amacıyla, ikinci fıkrada yapılan değişiklikle, birlikte yapılanCumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde oy pusulalarının aynı zarfakonulması öngörülmektedir.” şeklinde ifade edilmiştir.
65. Seçme hakkının düzenlendiği Anayasa’nın 67. maddesinde “Buhakların kullanılması kanunla düzenlenir.” denilmek suretiyle kanunkoyucunun seçme hakkının ne şekilde kullanılacağını belirleme konusunda takdiryetkisine sahip olduğu belirtilmiştir. Bu hüküm uyarınca anayasal ilke vekurallara uygun olmak kaydıyla oy kullanma usulünü belirlemek kanun koyucununtakdir yetkisi kapsamındadır.
66. Kanun koyucu bu takdir yetkisini seçmenin özgür iradesininhiçbir baskıya maruz kalmadan sandığa yansıması amacına yönelik olarak kullanmakdurumundadır. Bu bağlamda 298 sayılı Kanun’un 75., 76., 91. ve 92. maddeleri,seçimlerde yeteri kadar kapalı oy verme yerinin hazırlanmasını, kapalı oy vermeyerinin içerisinin dışarıdan gözetlenemeyecek nitelikte olmasını, oy pusulasınıveya zarfı alan seçmenin oyunu kapalı oy verme yerinde kullanmasını ve seçmeninkapalı oy verme yerinden dışarı çıkmadıkça hiç kimsenin oraya giremeyeceğinihükme bağlamaktadır. Bu düzenlemelerin seçmenin ne yönde oy kullandığınınbilinmesini engellemeye yönelik olduğu açıktır. Bu kapsamda seçmenin hiçbirbaskı ve etki altında kalmadan özgür iradesi ile oy kullanabilmesi yönündenfarklı seçimlere ait oy pusulalarının ayrı zarflara konulması ile aynı zarfakonulması arasında fark bulunduğu söylenemez.
67. Her seçim türüne ilişkin ayrı bir oy pusulasının seçmeneverilmesi suretiyle seçmenin her seçimde farklı yönde oy kullanabilmesiimkânının sağlanmış olduğu dikkate alındığında söz konusu oy pusulalarının aynızarfa konulmasının seçmenin farklı yöndeki seçim iradelerini ortaya koymasıbakımından bir güçlük yaratmadığı açıktır.
68. Öte yandan seçimlerde dürüstlüğü sağlamak amacıyla öngörülmüşolan, oyların sayım ve dökümünün Kanun’un 95. maddesinin birinci fıkrasına göreaçık olarak yapılması ilkesi ile bu ilke çerçevesinde 82. maddenin ikincifıkrası uyarınca sandık çevresinde hazır bulunma yetkisine sahip kimselerin desandık kurullarınca yapılan oyların sayımı ve dökümü işlemini takipedebilmeleri konusunda birden fazla oy pusulasının aynı zarfa konulduğuseçimler bakımından bir farklılığa gidilmediği, anılan ilkelerin aynı zarfiçinde birden fazla oy kullanılan seçimlerde de geçerli olduğu görülmektedir.
69. Ayrıca Kanun’un 100. maddesinde aynı zarf içinde birden fazlaoy kullanılan seçimlerde, zarfın içinden çıkan oy pusulalarının okunmadan önceseçim türüne göre ters çevrilerek tasnif edilip masanın üzerine konulacağının,zarfların açılması bittikten sonra zarfların içinden eksik çıkan oypusulalarının hangi seçime ait olduğunun ve boş zarfların sayısının tespit edileceğinin,birlikte yapılan Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde öncelikleCumhurbaşkanı seçimine ait oy pusulalarının sayımının ve dökümününyapılacağının hükme bağlanması ile 100. ila 107. maddelerde oyların sayımı vedökümüne ilişkin diğer hususların tüm seçim usulleri açısından geçerli olacakbiçimde ayrıntılı olarak düzenlendiği gözetildiğinde aynı zarf içinde birdenfazla oy kullanılan seçimlere ilişkin oyların sayımı ve dökümü usulündebelirsizlik olduğu ve bu nedenle oyların sayımı ve dökümünün sorun oluşturacağısöylenemez.
70. Diğer yandan birden fazla oy pusulasının aynı zarfakonulmasının oy pusulaları üzerine seçmence basılan mührün yayılması suretiyleoyların geçersizliğine neden olabileceği ileri sürülmüş ise de birden fazlasiyasî parti veya bağımsız adaya ayrılan alana taşmış mühür bulunan oypusulasının geçerli olmayacağını öngören Kanun’un 101. maddesinin birincifıkrasının (6) numaralı bendi, yalnızca aynı zarf içinde birden fazla oykullanılan seçimlerde geçerli olmayıp oy pusulalarının her birinin ayrızarflara konulması suretiyle gerçekleştirilen seçimler bakımından da uygulananortak bir geçersizlik sebebidir. Bu itibarla bir oyun geçersiz sayılması içinoy pusulası üzerine seçmence basılmış olan mührün yayılması yeterli olmayıpbirden fazla siyasî parti veya adayın alanına taşması gerekmektedir. Bu ihtimalise yalnızca birden fazla oy pusulasının aynı zarfa konulması durumunda geçerliolmayıp her bir oy pusulasının ayrı zarflara konulması hâlinde de sözkonusudur. Seçmenin asgari özen göstermesi suretiyle de anılan ihtimalingerçekleşmesinin önlenmesi mümkündür.
71. Ayrıca farklı oy pusulalarının aynı zarfa veya farklı zarflarakonulmasının öngörülmesi, bir siyasi tercih sorunu olarak kanun koyucununtakdirindedir. Dolayısıyla bu hususlar, yerindelik denetimi kapsamında olupanayasa yargısının denetiminin konusu dışında kalmaktadır.
72. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 67. ve 79. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
E. Kanun’un 8. Maddesiyle 298 Sayılı Kanun’un 82. MaddesininDeğiştirilen Beşinci Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “...ya daseçmenlerin ihbarı...” İbaresi ile İkinci Cümlesinin İncelenmesi
1. İptal Taleplerinin Gerekçeleri
73. Dava dilekçesinde özetle; kurallarla kolluk güçlerinin sandıkçevresinde hazır bulunmasının kolaylaştırıldığı, sandık çevresine kollukgüçlerinin her an girebilecek olmasının seçmenler ve özellikle muhalefet partitemsilcileri üzerinde baskı oluşturacağı, bu yönüyle kuralların seçimlerinserbestliğini ve dürüstlüğünü olumsuz etkilediği, kurallarla seçmenler üzerindebaskı kurulması nedeniyle seçimlere katılımın düşebileceği, kolluk güçlerinceuzaklaştırma yetkisinin bireylerin oy kullanma hakkının engellenmesi için dahikullanılabileceği, her an kolluk güçlerinin çağrılabileceği düşüncesiyleseçmenlerin, müşahit ve gözlemcilerin haklı oldukları konularda bile sandıkkuruluna itirazda bulunmaktan çekinecekleri, asılsız ihbarlar yoluyla sandıkbaşında istenmeyen kimseler ile sandık kurulunda bulunan siyasî partitemsilcilerinin uzaklaştırılmasının mümkün olacağı, böylece oy kullanma,oyların sayımı ve dökümü hususlarının muhalefet partileri tarafındandenetlenmesinin önleneceği, hile ve usulsüzlüklerin yapılabilmesine olanak tanındığı,seçmene kolluk güçlerine ihbarda bulunma yetkisinin tanınmasını haklı kılan birnedenin bulunmadığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 67. ve 79. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
74. 298 sayılı Kanun’un 82. maddesinin beşinci fıkrasında sandıkçevresine kolluk güçlerinin hangi hâl ve koşullarda girebileceği,gerçekleştireceği işlemler ve kolluk güçlerine seçmenlerce yapılabilecekihbarın şekli düzenlenmiştir. Anılan fıkrada yer alan “…ya da seçmenlerinihbarı…” ibaresi ile seçmenlerce ihbarın, o yer kolluk güçlerineşahsen yapılacağını öngören cümle dava konusu kuralları oluşturmaktadır.
75. Seçimlerin serbest oy ve dürüstlük ilkelerine göre yapılacağıAnayasa’nın 67. ve 79. maddelerinin ikinci fıkralarında hükme bağlanmıştır.
76. Dava konusu kurallar öncesinde, kolluk güçleri sandık kurulubaşkanının veya üyelerinden birinin çağrısı üzerine sandık çevresinde hazırbulunabilmekteyken dava konusu ibare cebir, şiddet veya tehdit kullanaraksandık başı düzenini bozmaya kalkışanların bulunduğu yönündeki seçmenlerinihbarları üzerine de kolluk güçlerinin sandık çevresine girebilmesini mümkünkılmaktadır. Dava konusu cümle ise seçmenlerce ihbarın, o yer kolluk güçlerineşahsen yapılması gerektiğini öngörmektedir.
77. Kuralın gerekçesinde de “Mevcut düzenlemeye göre,kolluk güçleri sandık çevresine sadece sandık kurulu başkanı veya üyelerdenbirinin çağrısı üzerine gelebilmektedir. Düzenlemeyle, seçmenlerin ihbarıüzerine de kolluk güçlerinin sandık çevresine gelebilmeleri öngörülmektedir.Buna göre, üçüncü ve beşinci fıkralarda belirtilen şekilde sandık başıdüzeninin bozulmasına kalkışılması halinde, sandık kurulunun kolluk güçleriniçağırma görevini yerine getirmediği veya getiremediği durumlarda, seçmeninşahsen yapacağı ihbar üzerine de kolluk güçleri sandık çevresine girebilecek vebu eylemleri gerçekleştirenleri sandık çevresinden uzaklaştırarak gerekli yasalişlemleri yapabilecektir. Sandık çevresine gelen kolluk güçleri, sandık kurulubaşkanının veya sandık kurulunun kararına uymak zorunda olup, çağrı veya ihbarsebebi ortadan kalkınca sandık çevresinden ayrılacaktır.” denilmektedir.
78. Kanun’un 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendiile 82. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca sandık çevresindedüzenin sağlanması konusunda sandık kurulu ve başkanının görevli ve yetkiliolduğu, 82. maddesinin yedinci fıkrasında da çağrı veya ihbar üzerine sandıkçevresine gelen kolluk güçlerinin sandık kurulu başkanının talebine veya sandıkkurulunun kararına uymak ve çağrı ya da ihbar sebebi ortadan kalkınca sandıkçevresinden ayrılmak zorunda oldukları belirtilmiştir.
79. Söz konusu düzenlemelere göre seçmenlerce yapılacak ihbarınhükmü, kolluk güçlerinin sandık çevresinde hazır bulunmasını sağlamaktanibarettir. İhbar üzerine kolluk güçlerinin sandık çevresinde hazır bulunması,sandık çevresinde düzeni sağlama yetkisinin seçmene veya kolluk güçlerinegeçmesi anlamını taşımamakta, anılan yetki sandık kurulunun ve başkanınınuhdesinde kalmaya devam etmektedir.
80. Bu itibarla ihbar üzerine sandık çevresine gelen kollukgüçlerinin yapacağı işlemler konusunda çoğunluğu siyasî parti temsilcilerindenoluşan sandık kurulunun ve başkanının yetkili olması nedeniyle kurallaruyarınca bireylerin oy kullanma hakkının engellenebileceği; seçmenlerin,müşahit ve gözlemcilerin haklı oldukları konularda dahi sandık kurulunaitirazda bulunmaktan çekinecekleri; maksatlı ihbarlar yoluyla sandık başındaistenmeyen kimseler ile sandık kurulunda bulunan siyasî parti temsilcilerininuzaklaştırılmasının mümkün olacağı; böylece oy kullanma, oyların sayımı vedökümü hususlarının muhalefet partileri tarafından denetlenmesinin önleneceği;hile ve usulsüzlüklerin artacağı yönündeki iddialar yerinde görülmemiştir.
81. Kanun’un 82. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kollukgüçleri, seçmenlerin her türlü ihbarları üzerine sandık çevresine girmeyecek,yalnızca sandık çevresinde cebir, şiddet veya tehdit kullanılarak sandık başıdüzeninin bozulduğu yönünde, seçmenlerce şahsen yapılmış ihbarların varlığıhâlinde sandık çevresinde hazır bulunabileceklerdir. Kuralın gerekçesigözetildiğinde sandık kurulu başkanının veya üyelerinin, cebir, şiddet veyatehdit kullanarak sandık başı düzenini bozmaya kalkışanların uzaklaştırılmasınayönelik ihmal göstermeleri durumunda seçmene de ihbarda bulunarak seçimgüvenliğinin sağlanmasına katkıda bulunma amacı taşıdığı görülmektedir. Busuretle cebir, şiddet veya tehdit kullanılarak bozulan sandık başı düzenininyeniden tesis edilmesi ise seçmenlerin serbest biçimde oylarını kullanmalarınısağlamaya yöneliktir.
82. Diğer yandan yeteri kadar kapalı oy verme yerininhazırlanmasını, kapalı oy verme yerinin içerisinin dışarıdan gözetlenemeyeceknitelikte olmasını, oy pusulasını veya zarfı alan seçmenin oyunu kapalı oyverme yerinde kullanmasını ve seçmenin kapalı oy verme yerinden dışarıçıkmadıkça hiç kimsenin oraya giremeyeceğini öngören Kanun’un 75., 76., 91. ve92. maddeleri uyarınca seçmenin oyunun gizliliğinin muhafaza altına alınmışolması ve böylece seçmenin ne yönde oy kullandığının ihbar üzerine sandık çevresindehazır bulunan kolluk güçlerince öğrenilebilmesinin mümkün olmadığıgözetildiğinde, sandık başı düzeninin bozulduğu yönündeki ihbar üzerine sandıkçevresine kolluk güçlerinin girecek olmasının seçmenin hiçbir etki ve baskıaltında kalmadan özgür iradesi doğrultusunda oy kullanmasını olumsuzetkileyeceği, seçmen üzerinde baskı oluşturacağı ve bu nedenle seçimlerekatılımın düşeceği söylenemez.
83. Ayrıca dava konusu cümlede seçmenlerce ihbarın, o yer kollukgüçlerine şahsen yapılacağının öngörülmesi suretiyle soyut ve genel niteliktekiihbarların gerekçe gösterilerek kolluk güçlerinin sandık çevrelerinde hazırbulunmasının da önüne geçilmesi sağlanmıştır.
84. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 67. ve 79.maddelerine aykırı değildir. İptali taleplerinin reddi gerekir.
F. Kanun’un 9. Maddesiyle 298 Sayılı Kanun’un 98. MaddesininDördüncü Fıkrasının Değiştirilen Son Cümlesinde Yer Alan “...bulunmamasınarağmen...” İbaresinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
85. Dava dilekçesinde özetle; bir oyun hangi sandıktakullanıldığının ancak sandık kurulu mührüyle belirlenebileceği, bu itibarlaanılan mührün varlığının, oyun o sandık kurulunca verilen oy pusulası ve zarfıile kullanıldığının, bir başka deyişle oy pusulasının ve zarfın başka biryerden getirilerek sandığa atılmadığının ya da sonrasında değiştirilmediğininkanıtı niteliğinde olduğu, sandık kurulu mührünün sağladığı güvenceyi YSKfiligranı, amblemi ve ilçe seçim kurulu mührünün yerine getiremeyeceği,filigranlı sahte oy pusulası ve zarfının yapımının mümkün olduğu, bu nedenlesandık kurulu mührünün varlığının aranmamasının serbest seçim ve dürüstlükilkeleriyle bağdaşmadığı, yedi üyeden oluşan ve başkanı kamu görevlisi olansandık kurulunca mühür basılmasının unutulmasını mazur gösterecekdüzenlemelerin kabul edilemeyeceği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 67. ve 79.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
86. 298 sayılı Kanun’un 98. maddesinin dördüncü fıkrasının soncümlesinde, üzerinde sandık kurulu mührü bulunmayan zarfların YSK filigranı,amblemi ve ilçe seçim kurulunun mührünü taşımaları hâlinde geçerlisayılacakları öngörülmüş olup cümlede yer alan “…bulunmamasına rağmen…” ibaresi,dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
87. Seçimlerin temel ilkelerinden serbest seçim ilkesi Anayasa’nın67. maddesinin ikinci fıkrasında, seçimlerin dürüstlük içinde yapılması esasıda 79. maddenin ikinci fıkrasında hükme bağlanmıştır.
88. Serbest seçim ve seçimlerin dürüstlüğü ilkeleri, seçmeninkendi özgür iradesi doğrultusunda oy vermesini sağlayacak ortamınoluşturulmasının yanı sıra oy vermek suretiyle ortaya konulan seçmen iradesininmuhafazasını ve sağlıklı biçimde tespiti ile geçerli kılınmasını mümkün kılacaktedbirlerin alınmasını da gerekli kılar. Bu kapsamda hangi tedbirlerinalınacağı hususu, kanun koyucunun takdir yetkisinde olmakla beraber alınacaktedbirlerin, özgür biçimde oluşan ve ortaya konulan seçmen iradesininmuhafazası ve sağlıklı biçimde tespiti ile geçerli kılınması bakımından elverişlive yeterli olması gerekmektedir.
89. Bu bağlamda öncelikle belirtilmelidir ki, iptali istenenkuralla zarfların sandık kurulu mührüyle mühürlenmesi esasındanvazgeçilmemektedir. 298 sayılı Kanun’un 77. maddesinde oy pusulaları ilezarfların sandık kurulu mührüyle mühürlenmesi gerektiği hükme bağlanmaktadır.Aynı şekilde dava konusu ibarenin de bulunduğu 98. maddenin dördüncüfıkrasında, üzerinde “sandık kurulu mührü bulunmayan” zarflarınkural olarak geçersiz olacağı belirtilmektedir. Dolayısıyla dava konusu kuralbelli şartlar altında buna istisna getirmektedir.
90. Kuralın gerekçesinde “… üzerinde TürkiyeCumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı ve amblemi ile ilçe seçim kurulununmührü bulunması sebebiyle yetkili seçim kurulları tarafından gönderildiğihususunda şüphe bulunmayan zarfların sadece sandık kurulunun ihmaliylemühürlenmemesi bu zarfları geçersiz kılmayacaktır.” denilmektedir.Kuralla, sandık kurulunun ihmali sonucu zarfların mühürlenmemesi nedeniyleseçmenin iradesinin geçersizliğine hükmedilmesinin önüne geçilmesininamaçlandığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle kanun koyucu sandık kurulununihmalinin sonuçlarının seçmene yüklenemeyeceği düşüncesinden hareketle davakonusu kuralı düzenlemiştir. Sandık kurulu başkanı ve üyelerinin, oy pusulalarıile zarfları sandık kurulu mührüyle mühürlemek biçimindeki kanuni zorunluluğuyerine getirmemeleri nedeniyle ortaya çıkabilecek sorumlulukları ise devametmektedir.
91. Öte yandan üzerinde sandık kurulu mührü bulunmayan zarflarıngeçerli kabul edilmesi bazı şartlara bağlanmıştır. Bu kapsamda geçerlisayılacak zarflar, üzerinde YSK filigranı, amblemi ve ilçe seçim kurulu mührübulunan zarflardır. Nitekim Kanun’un 78. maddesi uyarınca zarflar, ön yüzününsol üst köşesinde YSK amblemi yer alacak şekilde filigranlı kâğıttan YSK’cahazırlatılacak ve Cumhurbaşkanı, milletvekili, il genel meclisi üyeliği,belediye meclisi üyeliği ile belediye başkanlığı seçimlerinde filigranlıkâğıttan hazırlanan oy pusulaları kullanılacak, 14. maddesinin birinci fıkrasının(2) numaralı bendi doğrultusunda zarfların üretimi için gerekli filigrankalıpları YSK tarafından saklanacak ve 68. maddesinin yedinci fıkrasının (2) ve(16) numaralı bentleri uyarınca il ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarıaracılığıyla YSK tarafından ilçe seçim kurullarınca mühürlenmiş zarflar ileüstü ilçe seçim kurulunca mühürlü ve numaralı oy pusulası paketleri sandıkkurullarına iletilecektir.
92. Kanun’da seçmen iradesinin muhafazasını ve sağlıklı biçimdetespiti ile geçerli kılınmasını sağlamaya yönelik başkaca tedbirlerin dealındığı görülmektedir. Kanun’un 77. maddesine göre sandık kurulu başkanının,oy verme işlemine başlamadan önce sandığın boş olduğunu hazır bulunan sandıkkurulu üyeleri ile müşahitler önünde tespit ederek sandığı kapatıp mühürbozulmadan açılamayacak şekilde sandık mührü ile mühürlemesi, hazır bulunanlarönünde zarflar ile oy pusulalarının sayılarak her birinin tek tek sandık kurulumührüyle mühürlenmesi, tüm bu işlemlerin tutanak defterine kaydedilerek sandıkkurulunca imzalanması da bu amaç doğrultusunda seçim günü oy verme işlemibaşlamadan alınan önlemler kapsamındadır.
93. Ayrıca sandık kurulu başkan ve üyelerinin yanı sıra 82. maddeuyarınca adayların, milletvekillerinin, o sandık bölgesinde kayıtlı seçmenlerinve o sandıkta görevli müşahitler ile bina sorumlularının, siyasî partilerinseçim kurullarına bildirdikleri itiraza yetkili kişiler ile temsilcilerininsandık çevresinde hazır bulunabilmeleri ve sandık çevresinde alınacaktedbirlerin, o sandık çevresinde bulunma hakkına sahip kimselerin seçim iş veişlemlerini takip etmelerini engelleyecek mahiyette olamaması da seçmeniradesinin muhafazasını sağlamaya yönelik olup oy verme işlemi aşamasındauygulanan tedbirlerdendir.
94. Bu çerçevede Kanun’un 95. ila 98. maddelerine göre; sayım vedökümün açık olarak yapılması, tüm seçimlere ait sayım ve döküm işlemleritamamlanıncaya kadar sandıkların oy verme yerinden çıkarılamaması, oy vermeyerinde bulunanların sayım ve dökümü takip edebilmeleri, sandık seçmenlistesinde yazılı seçmenlerin toplamı ile adları hizasındaki imza veya parmakizleri sayılarak oy vermiş olanların toplamının tespit edilmesi, kullanılmayanzarf ve oy pusulalarının sayılarak oylarını veren seçmen sayısına eklenipkurula teslim edilen zarf ve oy pusulaları toplamına uygun olup olmadığınınkontrolünün yapılması, kullanılmayan zarf ve oy pusulalarının bir paket halindemühürlenmesi ve üzerine sayısının yazılması, yapılan tüm bu işlemlerin tutanağabağlanması, sandıktan çıkan zarfların sandık kurulu başkanı tarafından yükseksesle iki defa sayılması, iki sayım arasında fark olması hâlinde üçüncü sayımınyapılarak sonucuna göre işlem yapılması, o seçimde kullanılan toplam zarfsayısının tespit edilerek o seçim türüne ait özel tutanağın ilgili yerineişlenmesi, zarfların geçerli olup olmadığının sandık kurulunca kararabağlanması, geçerli ve geçersiz zarfların sayılarının ayrı ayrı tutanağaişlenmesi, geçersiz zarfların açılmaksızın paketlenip paketin üzerininmühürlenmesi, sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz zarfların toplam sayısı ile oseçim türü için oy kullanan seçmen sayısının karşılaştırılması, oylama işleminintamamlanıp zarfların açılması öncesinde seçmen iradesinin muhafazasını vesağlıklı olarak tespitini amaçlayan önlemlerdir.
95. Yine bu bağlamda, 100. maddede yer alan oyların sayım vedökümüne derhal başlanmasını, sayım ve dökümün aralıksız yapılmasını, sandıkkurulu başkanınca her bir zarfın ayrı ayrı açılarak içinden çıkan oypusulasının ön yüzünü herkesin görebileceği ve işitebileceği şekildeokunmasını, herhangi bir itiraza uğramadan geçerli sayılan her oyunokunmasını müteakiben görevli iki üye tarafından aynı anda iki farklı sayım vedöküm cetvelinde o siyasî partiye veya bağımsız adaya ayrılmış bulunan sütunaayrı ayrı işaretlenmesini, okunan geçerli oy pusulaları ve zarflarının masaüzerinde düzenli biçimde yerleştirilerek muhafaza edilmesini, tümzarflarınaçılıp okunması bittikten sonra her iki sayım ve döküm cetveline işlenen oysayılarının karşılaştırılmasını, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan oylarıntoplam sayısının o seçim türüne ait sandık kurulunca düzenlenecek özel tutanağaişlenmesini, açılan zarfların sayısı ile sandıktan çıkan ve tutanağa işlenmişolan geçerli zarf sayısının karşılaştırılarak sonucun tutanak defterineişlenmesini, geçerli oyların sayım ve döküm cetvellerine işlenmesinden sonrahesaba katılıp katılmaması veya geçerli sayılıp sayılmaması yönünden tereddütedilen veya itiraza uğrayan oy pusulalarının sandık kurulunca ayrı ayrıdeğerlendirilerek karara bağlanıp bu suretle geçerli ve geçersiz sayılan,hesaba katılan ve katılmayan oy sayısının tutanakta ayrı ayrı belirtilmesini,geçerli sayılmayan ve hesaba katılmayan oy pusulalarının ayrı ayrı paketlenerekpaketlerin üzerinin mühürlenmesini ve saklanmasını, siyasî parti müşahitlerininsayım masası başında yer alabilmesini ve oy pusulalarını görebilmesini öngörentedbirler, oyların sayımı ve dökümü sırasında seçmen iradesinin muhafazasına vesağlıklı biçimde tespitine yöneliktir.
96. Anılan tüm bu önlemlerin yanı sıra Kanun’un 105. maddesiuyarınca sandık kurulu başkanı ve üyelerince hazırlanarak imzalanan vemühürlenen sandık sonuç tutanağında ilçe seçim kurulundan teslim alınan toplamzarf ve oy pusulası sayısı ile kullanılmayarak artan zarf ve oy pusulasısayısına, sandıktan çıkan toplam zarf sayısına, geçerli ve geçersiz zarf sayısıile geçersizlik sebebine, içinden hiç oy pusulası çıkmayan boş zarfsayısına, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan oy pusulası ile itiraz üzerinegeçerli sayılan ve hesaba katılan oy pusulası sayısına, geçerli oypusulalarının toplamı ile geçersiz sayılan oy pusulası sayısı ve geçersizlik sebebine,hesaba katılmayan oy pusulası sayısı ile hesaba katılmama sebebine, siyasîpartilerin ve bağımsız adayların aldıkları toplam geçerli oylar ileittifakların her birinin aldığı toplam geçerli oyların sayısına ayrı ayrı yerverilmesi ve sandık sonuç tutanağının birer suretinin, o seçim çevresindeseçime katılan ve talep eden siyasî parti ve bağımsız adayların müşahitlerineveya sandık kurulunun siyasî partili üyelerine verilmesi de seçmeniniradesini muhafaza etme ve sağlıklı biçimde belirleme amacına hizmetetmektedir.
97. Seçmenin iradesini korumaya yönelik tedbirler, sandık sonuçtutanağının hazırlanması aşamasıyla da sınırlı kalmayıp Kanun’un 107. ve 108.maddelerinde oyların sayımı ve dökümüne ilişkin belgelerin mühürlü olaraksandık kurulu başkanı ve beraberinde ad çekme suretiyle belirlenen en az ikiüye ile ilçe seçim kuruluna götürülerek elden teslim edileceği, sandıkkurulunun diğer üyeleri ile müşahitlerin de isterlerse bu işekatılabilecekleri, ilçe seçim kurulunun yapacağı sayım, döküm vebirleştirme işlemleri sırasında da adayların, müşahitlerin ve ilçe seçimkurullarındaki siyasî parti temsilcilerinin hazır bulunabilecekleri hükmebağlanmıştır.
98. Seçmen iradesinin muhafazası ve sağlıklı biçimdetespiti ile geçerli kılınmasına yönelik anılan tüm bu tedbirlerçerçevesinde, zarfın üzerinde yer alan YSK filigranı ve amblemi ile ilçe seçimkurulu mührüyle yetinilmeyerek sahte oy pusulası veya zarfın kullanılması, oypusulalarının değiştirilmesi gibi seçmen iradesinin başkalaştırılması sonucunudoğurabilecek hile ve usulsüzlüklerin önlenmesi amacıyla seçimin her biraşamasına ilişkin olarak pek çok farklı tedbirin alındığı da göz önündebulundurulduğunda sandık kurulu mührü ile mühürlenmemiş zarfların geçerlisayılmasının, serbest seçim ve seçimlerin dürüstlüğü ilkelerine aykırılıkoluşturduğu söylenemez.
99. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 67. ve 79. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
G. Kanun’un 11. Maddesiyle 298 Sayılı Kanun’un 101. Maddesininİkinci Fıkrasına Eklenen (7) Numaralı Bendin “...oy pusulalarınınarkasının sandık kurullarının ihmaliyle mühürlenmemiş olması.” Bölümününİncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
100. Dava dilekçesinde özetle, Kanun’un 9. maddesiyle 298 sayılıKanun’un 98. maddesinin dördüncü fıkrasının değiştirilen son cümlesinde yeralan “…bulunmamasına rağmen…” ibaresine yönelik gerekçelerlekuralın Anayasa’nın 67. ve 79. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
101. 298 sayılı Kanun’un 101. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen(7) numaralı bentte, yetkili seçim kurulları tarafından gönderilen ve YSKfiligranı bulunan oy pusulalarının arkasının sandık kurullarının ihmaliylemühürlenmemiş olması hâlinin, oy pusulasını geçersiz kılmayacağıöngörülmektedir. Anılan bendin “…oy pusulalarının arkasının sandıkkurullarının ihmaliyle mühürlenmemiş olması.” bölümü, dava konusukuralı oluşturmaktadır.
102. Kanun’un 9. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 98. maddesinindördüncü fıkrasının değiştirilen son cümlesinde yer alan “…bulunmamasınarağmen…” ibaresinin Anayasa’ya uygunluk denetimi bölümünde belirtilengerekçeler, bu kural yönünden de geçerlidir.
103. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 67. ve 79.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
Ğ. Kanun’un 22. Maddesiyle 2972 Sayılı Kanun’un 19. Maddesininİkinci Fıkrasından Sonra Gelmek Üzere Eklenen Fıkranın Birinci Cümlesininİncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
104. Dava dilekçesinde özetle, Kanun’un 5. maddesiyle 298 sayılıKanun’un 68. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasına yönelik gerekçelerlekuralın Anayasa’nın 67. ve 79. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
105. 2972 sayılı Kanun’un 19. maddesinin üçüncü fıkrasının davakonusu birinci cümlesinde, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, ilgenel meclisi üyeliği ve muhtarlık seçimlerinde oy pusulalarının aynı zarfakonulması öngörülmektedir. Buna göre belediye başkanlığı, belediye meclisiüyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık seçimlerine ilişkin oypusulalarının tamamı aynı zarfa konulacaktır. Bunun doğal sonucu ise anılanseçimler için tek sandığın kurulması ve oy pusulalarının konulduğu zarfların datek sandığa atılmasıdır.
106. Kanun’un 5. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 68. maddesinindeğiştirilen ikinci fıkrasının Anayasa’ya uygunluk denetimi bölümündebelirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
107. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 67. ve 79.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
108. Dava dilekçesinde özetle, davakonusu kuralların uygulanması hâlindetelafisi güç veya imkânsız zararlar doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinindurdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri veSeçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına DairKanun’un;
A. 1. maddesiyle 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin TemelHükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasınaeklenen cümleye,
B. 2. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasınaeklenen (16) numaralı bende,
C. 3. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un başlığıyla birliktedeğiştirilen 22. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile ikincifıkrasına,
Ç. 4. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 23. maddesinin değiştirilenaltıncı fıkrasının “...ihtiyaç duyulan sandık kurulu üye sayısının ikikatı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani halibulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirler.” bölümüne,
D. 5. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 68. maddesinin değiştirilen ikincifıkrasına,
E. 8. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 82. maddesinin değiştirilenbeşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...ya da seçmenlerinihbarı...” ibaresi ile ikinci cümlesine,
F. 9. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 98. maddesinin dördüncü fıkrasınındeğiştirilen son cümlesinde yer alan “...bulunmamasına rağmen...” ibaresine,
G. 11. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 101. maddesinin ikincifıkrasına eklenen (7) numaralı bendin “...oy pusulalarının arkasınınsandık kurullarının ihmaliyle mühürlenmemiş olması.” bölümüne,
Ğ. 22. maddesiyle 18/1/1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdarelerile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun’un 19.maddesinin ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın birincicümlesine,
yönelik iptal talepleri, 31/5/2018 tarihli, E.2018/69, K.2018/47sayılı kararla reddedildiğinden bu fıkra, bent, cümle, bölüm veibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,31/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V. HÜKÜM
13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri veSeçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına DairKanun’un;
A. 1. maddesiyle 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin TemelHükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasınaeklenen cümlenin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
B. 2. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasınaeklenen (16) numaralı bendin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. 3. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un başlığıyla birliktedeğiştirilen 22. maddesinin;
1. Birinci fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Engin YILDIRIM ile Osman AlifeyyazPAKSÜT’ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. İkinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
Ç. 4. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 23. maddesinin değiştirilenaltıncı fıkrasının “...ihtiyaç duyulan sandık kurulu üye sayısının ikikatı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani halibulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirler.” bölümününAnayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D. 5. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 68. maddesinin değiştirilenikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
E. 8. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 82. maddesinin değiştirilenbeşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...ya da seçmenlerinihbarı...” ibaresi ile ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırıolmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
F. 9. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 98. maddesinin dördüncüfıkrasının değiştirilen son cümlesinde yer alan “...bulunmamasınarağmen...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
G. 11. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un 101. maddesinin ikincifıkrasına eklenen (7) numaralı bendin “...oy pusulalarının arkasınınsandık kurullarının ihmaliyle mühürlenmemiş olması.” bölümününAnayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Osman AlifeyyazPAKSÜT’ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
Ğ. 22. maddesiyle 18/1/1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdarelerile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun’un 19.maddesinin ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın birincicümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
31/5/2018 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARSIOY GÖRÜŞÜ
7102 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen KütükleriKanunu’nun 3. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un başlığıyla birlikte değiştirilen22. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin sayın üye Osman AlifeyyazPAKSÜT’ün karşıoy görüşünde belirttiği gerekçelerle iptal edilmesi kanaatiyleçoğunluk görüşüne katılmadım.
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
KARŞIOY GEREKÇESİ
I. Kanun’un 2. Maddesiyle 298 Sayılı Kanun’un 14. MaddesininBirinci Fıkrasına Eklenen (16) Numaralı Bent Yönünden:
İptali istenen kural, sandıkların bulundukları seçim bölgesindenbaşka bir seçim bölgesine taşınmasına, sandık bölgelerinin birleştirilmesine vemuhtarlık seçimleri hariç seçim bölgelerinin birleştirilmesine YSK tarafındankarar verilebileceğini öngörmektedir.
Herkesin kayıtlı olduğu adrese göre en yakın sandıkta oykullanması genel ilke olan bir seçim sisteminde bazı seçmenler yönünden farklıbir uygulamaya gidilmesinin, genel ilkeden ayrı bir uygulamaya tabi tutulacakolan bir kısım seçmenler yönünden oy kullanma hakkını zorlaştırıcı bir durumyarattığı, bu nedenle de seçme hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır. Buuygulamaya sadece seçim güvenliği açısından gerekli görülmesi durumundabaşvurulabilecek olması, meşru bir amaca dayanması ve kanunla düzenlenmesi,Anayasa’ya uygunluk için yeterli değildir. Bu müdahalenin aynı zamanda “ölçülü” olmasıda gerekir.
Ölçülülük incelemesi, Anayasa’nın 13. maddesine göreyapılır. Buna göre:
- oy kullanacak seçmenlerin bulundukları yerden oy verme yerinegitmek için yararlanabilecekleri ulaşım imkanları olup olmadığına,
- yararlanılabilecek ulaşım imkanları bulunsa bile bu imkanlardantüm seçmenleri aşırı bir mali külfete katlanmadan yararlanıpyararlanamayacaklarına,
- seçmenleri araçla ücretsiz olarak diğer seçim bölgesinegötürmeyi vadeden veya yardım teklif eden kişilerin bu yardımları karşılığındaseçmenin hür iradesini etkileyip etkileyemeyeceğine,
- mevsim ve iklim şartlarına,
- seçmenlerin bu şekilde oy vermek için nisbeten uzun mesafelerkatetmesinin güvenli olup olmadığına,
- bu tür fiili ve pratik güçlüklerin, seçmenlerin önemli birbölümünü sandık başına gitmekten caydırıp caydırmayacağına
bakılması gerekir.
Bu konuda somut ölçütler ve güvenceler getirilmeden, sadecegüvenlik nedenleriyle seçim bölgelerinin birleştirilmesini öngören kural,devletin sağlamakla yükümlü olduğu güvenlik ortamını sağlayamadığıdurumlarda, serbest oy kullanabilmenin tüm külfetini seçmene yüklemekteolduğundan, ölçülü bir düzenleme değildir.
Bu nedenle kuralın, Anayasa’nın 13. ve 67. maddelerine aykırıolduğu kanaatindeyim.
II. Kanun’un 3. Maddesiyle Değiştirilen 298 sayılı Kanun’un 22.Maddesinin Birinci Fıkrasının Son Cümlesi Yönünden:
Kural, sandık kurulu başkanlarının sadece kamu görevlileriarasından belirlenmesini öngörmektedir.
Seçme ve seçilme hakkı, Anayasa’nın 67. maddesinde düzenlenmiştir.Oyların eşit, genel ve gizli oy ilkelerine uygun olarak kullanılması kadar,açık sayım ve döküm esasına göre, yargı yönetim ve denetimi altında sayımınınyapılması da seçme hakkının vazgeçilmez ve ayrılmaz bir unsurudur.
Oyların sayımı konusunda Anayasa İdare’ye ayrı ve özel bir görevvermemiş; seçimlerin sadece yargının yönetim ve denetiminde yapılacağınıbelirtmiştir. Dolayısıyla, İdare’nin kamu görevlisi olmayan her hangi birseçmene oranla, oyların sayımı konusunda farklı bir rol ve görevi olmamasıgerekir. Bu nedenle, sandık kurulu üyeliği kadar bu kurulların başkanlığıgörevini de yapabilmek, her seçmenin hakkı ve aynı zamanda vatandaşlıkgörevidir.
İptali istenen kuralın gerekçesinde sandık kurulubaşkanlarının “daha nitelikli ve liyakatli” kişiler arasındanbelirlenmesi ihtiyacı belirtilmiş ise de, sadece kamu görevlisi olmanın başlıbaşına bir anlam ifade etmeyebileceği, örneğin akademik ünvanları olan biravukat veya yeminli mali müşavirin, bir evrak memuru veya şoförden liyakatbakımından eksik olduğunun söylenemeyeceği açıktır. Öte yandan, yasa koyucutarafından liyakat ve nitelik gerekçesiyle, gerekirse tahsil veya buna benzerobjektif ölçütler getirilmesine bir engel bulunmamaktadır.
Kamu görevlisi olmayan seçmenlerin ne kadar nitelikli ve liyakatliolurlarsa olsunlar sandık kurullarında başkanlık yapamayacaklarını öngörenkural, kamu görevlisi olan ve olmayan seçmenler arasında oyların sayımındaüstlenilebilecek görevler bakımından haklı bir nedene dayanmaksızın ayrımcılıkyaptığı, seçme hakkının içinde mündemiç ve bu hakkın ayrılmaz bir parçası olan,oy sayımı görevlerinde kurul başkanlığı yapma hakkını, seçmenlerin büyük birbölümü yönünden kullanılamaz hale getirdiği için Anayasa’nın 10. ve 67.maddelerine aykırıdır.
III. Kanun’un 11. Maddesiyle 298 Sayılı Kanun’un 101. Maddesininİkinci Fıkrasına Eklenen (7) Numaralı Bendin “oy pusulalarınınarkasının sandık kurullarının ihmaliyle mühürlenmemiş olması”BölümüYönünden:
Arkası sandık kurulunca mühürlenmemiş oy pusulalarının geçerlisayılmasının, sandık kurullarının ihmali nedeniyle seçmenin oyunun geçersizsayılarak zayi olmaması gibi, meşru ve önemli bir nedene dayandığıanlaşılmaktadır. Ancak, mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılması, çoğu kezhile iddialarına yol açmakta, serbest seçimlerin üzerine gölge düşürülmesineneden olmaktadır. Bilindiği gibi bu konuda en çok dile getirilen iddia, öncedenfazla basılan oy pusulalarından bir şekilde elde edilen veya aslına benzerbiçimde sahte olarak basılan, dolayısıyla arkasında sandık kurulunun mührübulunmayan oy pusulalarına tercih mührü önceden basılarak sandığa gitmeden önceseçmene verilip, bu pusulayı sandığa atması, sandık kurulu başkanının kendisinevereceği arkası mühürlü oy pusulasını da geri getirmesi halinde maddi veyadiğer bir çıkar vaad edilmesi iddiasıdır.
Bu nedenle, mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılması konusunda,bir yandan seçmenin iradesinin olabildiğince korunması, diğer yandan daseçimlere gölge düşürülmemesi gibi iki üstün yarar arasında adil ve makul birdenge kurulmalıdır.
Seçmenin kullandığı oyun, başkalarının –bu durumda sandıkkurulunun- kusuru nedeniyle zayi olmasının önlenmesi hiç şüphesiz meşru biramaçtır. Öte yandan, seçmenin de oy kullanma hakkını kullanması için bazıkanuni yükümlülüklere uyması ve kendi üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerinegetirmesi gerekir. Bu kapsamda, oyunu YSK tarafından belirlenmiş ve ilanedilmiş olan oy verme saatleri içinde kullanacak şekilde sandık başına gelmek,beraberinde resmi kimlik belgesini bulundurmak, yasaklanmış işaret veyaamblemleri taşımamak gibi belli başlı yükümlülüklere uymayan seçmenin oykullanamaması halinde, oyunun zayi olacağından söz edilemez.
Aynı şekilde, sandık kurulu başkanı tarafından kendisine verilecekoy pusulasının arkasının mühürlü olup olmadığını çok basit bir tetkikle kontroletmek, mühür yoksa sandık kurulu başkanından, oy pusulasının arkasınınmühürlenerek kendisine verilmesini istemek, her seçmen tarafından kolaycayerine getirilebilecek bir özen yükümlülüğüdür. Bu hususun siyasi partilerce veYüksek Seçim Kurulunca da seçmenlere anlatılması ve geniş bir biçimdeduyurulması halinde seçmenlerin de bu özen yükümlülüğünü hassasiyetle yerinegetirecekleri açıktır.
Vatandaşın bu tür basit bir özeni göstermesi, iptali istenenhükümdeki “… sandık kurullarının ihmali…” gibi bir durumu,hemen hemen tümüyle ortadan kaldırmaya yeterlidir. Buna karşılık mühürsüz oypusulası kullanılarak seçimlere fesat karıştırdığı iddialarının kesin olarakönüne geçilmesi bakımından, oy pusulalarının arkasının sandık kurulunun mührünütaşıması önemlidir.
Kaldı ki, sandık kurullarının ağır bir kusuru veya ihmaliylesandık kurulu mührünün kaybolması, kırılması, yedeğinin veya yenisinin teminedilememesi gibi özel durumlarda keyfiyet tutanakla tespit edilmek ve YüksekSeçim Kuruluna bildirilmek suretiyle belli sandıklarda, istisnai olarak, arkası mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılmasına her zaman kararverilebilir. Ancak yapılan düzenlemelerde, bu şekilde geçerli sayılmanın hangisomut durumlarda uygulanacağına ilişkin ölçütler de yer almamıştır. Böylece,bir yandan kanunlarda oy pusulalarının mühürlü olması gerektiği şeklindeki esasilke varlığını sürdürürken, diğer yandan mühürsüz de olabileceği şeklinde,çelişkili bir düzenleme seçim hukukumuza getirilmiş olmaktadır.
Sonuç olarak kuralla, her seçmenin oyunun mümkün olduğunca geçerlisayılması ile seçimlerin dürüstlüğüne gölge düşürülmemesi şeklindeki iki önemliihtiyaç arasında belirli ve öngörülebilir düzenlemelerle kurulması gereken adilve makul denge, sağlanamamıştır.
Bu nedenle, Anayasa’nın 67. maddesindeki ilkelerle uyumlu olmayankuralın iptali gerekir.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT