ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2018/76
Karar Sayısı: 2022/125
Karar Tarihi: 26/10/2022
R.G.Tarih-Sayı: 2/3/2023-32120
İPTAL DAVASINI AÇAN:Türkiye Büyük MilletMeclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 114 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU:6/2/2018 tarihli ve 7081 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı TedbirlerAlınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un;
A. 4. maddesininve ekli (2) sayılı listenin,
B. 6., 7. ve 9.maddelerinin,
C. 10. maddesinin;
1. (2) numaralıfıkrası ile 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında AlınanTedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesine eklenen (2)numaralı fıkranın,
2. (3) numaralıfıkrası ile 25/7/2016 tarihli ve 669 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında BazıTedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesine eklenen(2) numaralı fıkranın (c) bendinin,
Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 8., 9., 10., 13., 15.,17., 20., 23., 35., 36., 38., 42., 48., 49., 60., 70., mülga 91., mülga 121. ve125. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüklerinindurdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un iptali talep edilen kuralların da yer aldığı;
1. 4. maddesişöyledir:
“Yurtdışındaöğrenim görenler
MADDE 4- (1) 8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı EcnebiMemleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanuna tabi öğrencilerden, milligüvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti,iltisakı veya irtibatı olan ekli (2) sayılı listede yer alanların öğrencilikleilişikleri kesilmiştir. Bunlar hakkında 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin4 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları hükümleri uygulanır. Bunların bukapsamda gördükleri eğitimlere ilişkin olarak denklik işlemleri yapılmaz vebunlar söz konusu eğitimleri kapsamındaki akademik unvan ve derecelerine bağlıhaklardan yararlanamazlar.”
2. 6. maddesişöyledir:
“Emeklilikonayları
MADDE 6- (1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılıBakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilen olağanüstü halin yürürlüğe girdiği21/7/2016 tarihinden geçerli olmak üzere, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılıSosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 48 inci maddesinin ikincifıkrasında emekliye sevk onayı için öngörülen bir aylık süre olağanüstü halsüresince uygulanmaz.”
3. 7. maddesişöyledir:
“Kamu iştiraklerindeki işçiler
MADDE 7- (1) Devletin veya kamu tüzel kişilerinindoğrudan doğruya ya da dolaylı olarak katıldığı teşebbüs, ortaklık veiştirakler ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler bünyesindeçalışmakta iken, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milligüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğudeğerlendirilmek suretiyle iş sözleşmesi feshedilen işçiler, bir daha buteşebbüs ve ortaklıklar ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişilerbünyesinde veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilemez, doğrudanveya dolaylı olarak görevlendirilemezler.”
4. 9. maddesişöyledir:
“Bazıyetkilerin iptali
MADDE 9- (1) 9/1/1985 tarihli ve 3146 sayılı Çalışma veSosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 12 ncimaddesinin birinci fıkrasının (l) ve (m) bentleri kapsamında yetkilendirilenkişi, kurum veya kuruluşlardan terör örgütlerine veya Milli Güvenlik KuruluncaDevletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı,oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatıolanların yetkileri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından oluşturulacakkomisyonun teklifi üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının onayı ile iptaledilir.”
5. 10. maddesinin(2) numaralı fıkrasıyla 667 sayılı KHK’nın 5. maddesine eklenen (2) numaralıfıkra şöyledir:
“(2) Birinci fıkraya göre ilgili pasaport birimineisimleri bildirilen kişilerin eşlerine ait pasaportlar da genel güvenlikaçısından mahzurlu görülmesi halinde aynı tarihte İçişleri Bakanlığınca iptaledilebilir.”
6. 10. maddesinin(3) numaralı fıkrasıyla 669 sayılı KHK’nın 4. maddesine eklenen (2) numaralıfıkranın (c) bendi şöyledir:
c) Olağanüstü halin ilanından önceki dönemde 2004 sayılıKanunun 179/a maddesi uyarınca verilmiş olan tedbir kararları, mahkemeceivedilikle ele alınarak, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik KuruluncaDevletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı,oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatıolduğu iddiasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan veya hakim ortakları ya da yöneticilerihakkında adli soruşturma yürütülen sermaye şirketleri ile kooperatifler lehineverildiği anlaşılan tedbir kararları derhal kaldırılır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü gereğince Zühtü ARSLAN,Burhan ÜSTÜN, Engin Yıldırım, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, M. Emin KUZ, Hasan TahsinGÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’inkatılımlarıyla 17/5/2018 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında kararabağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Fatih TORUNtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un 4. Maddesinin ve Ekli (2) Sayılı Listeninİncelenmesi
1. Genel Açıklama
3. 8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı Ecnebi MemleketlereGönderilecek Talebe Hakkında Kanun uyarınca yükseköğretim kurumlarının öğretimelemanı ile kamu kurum ve kuruluşlarının yetişmiş insan kaynağı ihtiyacınıkarşılamak üzere resmî burslu statüde lisans ve lisansüstü öğrenim görmek üzereMillî Eğitim Bakanlığınca (Bakanlık) sınavla yurt dışına öğrenci gönderilmektedir.Bu Kanun uyarınca yurt dışına gönderilenleri (i) kamuda herhangi bir görevibulunmayan lisans mezunu öğrenciler, (ii) kamu görevini yürütmekte olanlar ve(iii) üniversitelerde öğretim elemanı olarak görev yapanlar olmak üzere üçgrupta toplamak mümkündür (AYM, E.2007/64, K.2008/154, 31/10/2008).
4. Anılan Kanun’da; yurt dışına gönderilecek öğrencilerinseçimi, tahsil planları, imzalayacakları taahhütnameler, geri çağrılmalarınıgerektirecek durumlar, öğrenim finansmanı, denetlenmeleri, öğrenimlerisonrasında istihdamları gibi hususlar düzenlenmiştir.
5. Kanun kapsamında yurt dışınagönderilecek öğrenciler yazılı ve sözlü sınav sonucuna göre belirlenmektedir.Yazılı sınav Bakanlık veya düzenlenecek protokolle Ölçme, Seçme ve YerleştirmeMerkezi (ÖSYM) tarafından, sözlü sınav ise Bakanlıkça oluşturulan sözlü sınavkomisyonu tarafından yapılmaktadır. Sınavıkazanan ve gönderilmeleri kararlaştırılan kişilerden bu Kanun ile kendilerinetahmil olunan yükümlülükleri yerine getireceklerine dair Bakanlıkça birertaahhütname alınmaktadır.
6. Kanun’un 11. maddesine göre bir öğrencinin öğreniminitamamlaması, o öğrencinin tahsil planında gösterilen aşamaları geçmesidemektir. Hastalık veya herhangi meşru ve fevkalade bir durum ortaya çıkmadıkçaöğrencinin tahsil planında gösterilen sürede öğrenimini bitirmemesi oöğrencinin geriye çağırılmasını gerektirmektedir.
7. Kanun’un 17. maddesinde tahsilini tamamlayarak dönenkişinin bağlı olduğu makama başvuruda bulunması gerektiği, 18. maddesinde isebu kapsamda uzmanlık alanı dâhilinde kendisine teklif edilen hizmeti yapmayamecbur olduğu belirtilmiştir.
8. Kanun’un 21. maddesinde bu Kanun uyarınca mecburi hizmet karşılığı yurt dışına gönderilenöğrencilerin öğrenimlerini başarıyla tamamladıktan sonra mecburi hizmetyükümlülüklerini ifa etmek üzere, adlarına gönderildikleri kurumların ilgilikadrolarına atanacakları düzenlenmiştir. Adına öğrenim gördükleri yükseköğretimkurumları ile kamu kurum ve kuruluşlarına ataması gerçekleştirilenler, kanunisüre içinde göreve başlamak zorundadır.
9. Kanun’un 19. maddesinde ise yurt dışınagönderilenlerin tazminat yükümlülüğü düzenlenmektedir. Buna göre mecburi hizmetkarşılığı yurt dışına gönderilenlerden öğrenimlerini gönderiliş amaçlarınauygun bir dereceyle tamamlamayanlar ve mecburi hizmet yükümlülüklerini yerinegetirmeyenler ile devlet memurluğundan çıkarılanlar ilgili mevzuat hükümleriuyarınca öğrenim masraflarını faizleriyle birlikte ödemekle yükümlüdür. Mecburihizmet yükümlülüğünü ihlal edenlerden kendilerine yapılan masrafların tahsili14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ek 34. maddesihükümlerine göre yapılmaktadır.
10. 657 sayılı Kanun’un ek 34. maddesinde; ilgilikanunlara veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine göre, öğrenim yapmak, yetiştirilmek,eğitilmek, bilgilerini artırmak, staj yapmak veya benzeri bir nedenle geçicisüreli görevlendirilmek suretiyle üç ay veya daha fazla süre ile yurt dışınagönderilen kamu personelinin yurt dışında kaldığı sürenin iki katı kadarzorunlu hizmeti yerine getirmesi gerektiği, bu hizmet tamamlanmadan görevdenayrılma, müstafi sayılma ya da bir ceza ile görevine son verilmesi hâlindekendileri için kurumlarınca fiilen döviz olarak yapılmış olan her türlümasraflar için aynı döviz cins ve miktarı üzerinden borçlandırılacağıdüzenlenmiştir. Ayrıca hesaplanan borç miktarı, ilgilinin durumu veödettirilecek meblağ dikkate alınarak azami beş yıla kadartaksitlendirilebilmektedir.
2. Anlam ve Kapsam
11. 7081 sayılı Kanun’un dava konusu 4. maddesininbirinci cümlesinde 1416 sayılı Kanun’a tabi öğrencilerden, millî güvenliğetehdit oluşturduğu tespit edilen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel DevletYapılanmasına (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan, ekli (2) sayılılistede yer alanların öğrencilikle ilişiklerinin kesildiği hükme bağlanmıştır.
12. Kuralda öngörülen öğrencilikle ilişiğin kesilmesitedbiri kişinin yurt dışında devam eden eğitiminin sonlandırılmasına yolaçmamakta; sadece yurt dışına eğitim amacıylagönderilen kişilerin 1416 sayılı Kanun uyarınca sahip olduğu statüyüsona erdirmekte ve devlet bursu ile yurt dışındatahsil görme imkânını ortadan kaldırmaktadır.
13. Dava konusu maddenin ikinci cümlesinde öğrencilikle ilişiğikesilenler hakkında 667 sayılı KHK’nın 4. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarıhükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Anılan fıkralarda; terör örgütlerineveya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilenyapı, oluşum ya da gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarlairtibatı olduğu değerlendirilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılanlarhakkında uygulanacak ilave tedbirler düzenlenmiştir.
14. Dava konusu maddenin üçüncü cümlesinde iseöğrencilikle ilişiği kesilenlerin bu kapsamda gördükleri eğitimlere ilişkinolarak denklik işlemlerinin yapılmayacağı ve bunların söz konusu eğitimlerikapsamındaki akademik unvan ve derecelerine bağlı haklardan yararlanamayacağıdüzenlemesine yer verilmiştir.
3. İptal Talebinin Gerekçesi
15. Dava dilekçesinde özetle;
- Öğrencilikle ilişiğin kesilmesi tedbirinin süre yönünden herhangi bir belirleme içermediği,etkilerinin olağanüstü hâlden sonra da devam ettiği, kapsamının geniş tutulduğu olağanüstü hâlin gereklerini aşan nitelikte birdüzenleme olduğu,
-Tedbirlerinuygulanmasına dayanak gösterilen aidiyet, iltisak ve irtibatkavramlarının belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğu, bu tespitin hangi kriterlere göre ve nasıl yapıldığıhususlarının belirli olmadığı,
- Kuralın genel, soyut ve sürekli nitelikte değil sadeceekli (2) sayılı listede adı bulunan kişileri etkileyen bireysel nitelikte birişlem olduğu, bu nedenle kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olduğu gibi yürütmeve yargı fonksiyonlarının gaspı anlamına da geldiği,
- Kuralla olağanüstü hâllerde dokunulamayacak haklarkapsamında olan suç ve cezaların kanunla konulması ilkesinin, ceza normlarınıngeçmişe yürümezliği ilkesinin ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği,öğrencilik statüsüne son verilen ve diğer yaptırımlara tabi tutulan kişilerinyargı yoluna başvurma imkânı bulunmadığından mahkemeye erişim hakkının elindenalındığı,
- Kişinin resmî devlet burslu öğrenci statüsünün ortadankaldırılması sebebiyle eğitimini tamamlayamamasının ve almış olduğu eğitimeilişkin denklik işlemlerinin yapılmamasının,akademik unvan ve derecesine bağlı haklardan yararlandırılmamasının eğitim hakkını ihlal ettiği,
- İlişiği kesilenlerin isimlerinin ve bazı kimlikbilgilerinin Resmî Gazete’de yayımlanmasınınmaddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirmehakkı ile özel hayatın gizliliği ilkesine aykırı olduğu, burslarının kesilmesi,bazı ruhsat ve lisanslarının iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaledildiği, bu kişilerin özel güvenlik şirketlerinde çalışamayacakları, buşirketlerin kurucu ve ortağı olamayacakları hükmüne yer verildiğinden çalışmave teşebbüs hürriyetinin, ayrıca kamu hizmetinde çalışmaları yasaklandığındankamu hizmetine girme hakkının ortadan kaldırıldığı,
belirtilerek kuralın Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 8., 9.,13., 15., 17., 20., 36., 38., 42., 48., 49., 70., mülga 91., mülga 121. ve 125.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
4. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. Maddenin Birinci Cümlesi ile Kanun’a Ekli (2) SayılıListe
16. 30/3/2011 tarihli ve6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40. maddesiyönünden de incelenmiştir.
17. Dava konusu kuralda, 1416sayılı Kanun’a tabi öğrencilerden, millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespitedilen FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan, ekli (2) sayılılistede yer alanların öğrencilikle ilişiklerinin kesildiği hükme bağlanmıştır.
18. Kuralla millî güvenliğe açık ve yakın tehlikeoluşturan FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakıveya irtibatı olduğu tespit edilen kişilerhakkında uygulanan 1416 sayılı Kanun kapsamında öğrencilikle ilişiklerinin kesilmesitedbirinin olağanüstü hâlin ilanına sebep olan tehdit veya tehlikelerinbertaraf edilmesine yönelik olduğu açıktır.
19. Kuralda öngörülen tedbir, olağanüstü hâl dönemindeuygulanmış; hüküm ve sonuçlarını doğurmuştur. Kuralın tedbire muhatap kişilerinstatülerinde ileriye yönelik sürekli değişiklikler meydana getirmesi,olağanüstü hâl süresince uygulanma özelliğini aşan bir niteliği olduğu anlamınagelmemektedir. Kural Resmî Gazete’de yayımlanmak suretiyle defaten uygulanmışve belli kişiler hakkında hükmü icra edilmiştir. Kuralın Kanun’a ekli listedesayılan kişilerle sınırlı olarak uygulandığı dikkate alındığında geleceğeyönelik genel, soyut ve herkesi bağlayıcı bir etki meydana getirmediği açıktır.Bu yönüyle kural olağanüstühâl dönemini aşan genel bir düzenleme niteliği taşımamaktadır. Bu itibarlakuralın anayasallık denetiminde Anayasa’nın olağanüstü hâllerde temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen 15. maddesinin dikkatealınması gerekmektedir.
20. Anayasa’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi”başlıklı 42. maddesinin ilk fıkrasında “Kimse, eğitim ve öğrenim haklarındanyoksun bırakılamaz.” denilerek eğitim ve öğretim hakkının genelliği ilkesibenimsenmiş, ikinci fıkrasında da öğrenim hakkının kapsamının kanunla düzenleneceğibelirtilmiştir. Dördüncü fıkrada ise eğitim ve öğretim hürriyetinin Anayasa’yasadakat borcunu ortadan kaldırmayacağı vurgulanmıştır.
21. Ayrıca maddenin yedinci fıkrasında eğitim ve öğrenimhakkı ve ödevi yönünden özel bir hüküm niteliğinde olarak “Devlet, maddîimkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacıile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar.” denilmek suretiylemaddi imkânlardan yoksun başarılı öğrencilere öğrenimlerini sürdürebilmeleriiçin burs ve başka yollar ile yardım yapılacağı ifade edilmiştir. Maddenin bufıkraya ilişkin gerekçesinde ise maddi imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerbakımından devlete bir ödev yüklendiği ifade edilmiştir.
22. Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kararlarındavurgulandığı üzere eğitim hakkı, yükseköğretim seviyesini de kapsayan (HikmetBalabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 28; İhsan Asutay, B. No:2012/606, 20/2/2014, § 36) bu çerçevede belli bir zamanda mevcut olan eğitimkurumlarına etkili biçimde erişimin sağlanmasını güvence altına alan (MehmetReşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 68) bir hakolmakla birlikte kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğretim almasınıengellememe şeklinde negatif ödev yükleyen bir nitelik de barındırır (AdemÖğüt ve diğerleri, B. No: 2014/20527, 22/11/2017, § 44; Yüksel Baran,B. No: 2012/782, 26/6/2014, § 36).
23. Anayasa’nın 42. maddesi kural olarak devlete,kişilere yurt dışında tahsil görmesini sağlama şeklinde bir yükümlülükyüklememektedir. Bununla birlikte anılan maddenin ikinci fıkrasında yer verilen"Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir."hükmü dikkate alındığında kanun koyucunun kişilere yurt dışında eğitim görmeimkânı tanıması hâlinde bu imkândan yararlanmanın Anayasa’nın 42. maddesindeöngörülen güvencelerin kapsamına gireceği açıktır.
24. 1416 sayılı Kanun’da yurt dışına eğitim amacıylagönderilen kişilerin bu eğitim karşılığında birtakım yükümlülükler altınagirmesi öngörülmüştür. Kanun’da öngörülen şartları sağlayan istekliler,devletin sağladığı bu imkândan yararlandırılmaktadır. Bu bakımdan iptaliistenen düzenleme ile 1416 sayılı Kanun kapsamında yurt dışında tahsilini devamettirmekte olanların öğrencilik statüleri sona erdirildiğinden, başka birdeyişle devlet bursu ile yurt dışında tahsil görme imkânları ortadankaldırıldığından bu husus, Anayasa’nın 42. maddesi çerçevesinde belli birzamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanması, kamu otoritelerininbireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe şeklindeki yükümlülük bağlamındaincelenmelidir (benzer yöndeki karar için bkz. Mehmet Ali Eneze, B. No:2017/35352, 23/5/2018, § 28).
25. 1416 sayılı Kanun’a tabi öğrencilerin öğrencilikleilişiklerinin kesilmesi, bu Kanun kapsamındayurt dışında eğitimine devam eden öğrencilerin söz konusu eğitim nedeniylekendilerine ödenen devlet bursunun kesilmesine sebebiyet vermiştir. Zira butedbirle millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY’ye aidiyeti,irtibatı veya iltisakı olan kişilerin devlet bursu ile yurt dışında tahsilgörme imkânı sonlandırılmıştır. Bu açıdan bakıldığında kuralın eğitim veöğrenim hakkına sınırlama getirdiği açıktır.
26. Eğitim ve öğrenim hakkı; olağanüstü hâl yönetimininbenimsendiği dönemlerde Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan,dokunulması yasaklanmış çekirdek haklar arasında bulunmamaktadır. Dolayısıylabu hak yönünden olağanüstü hâllerde Anayasa’daki güvencelere aykırı tedbirlerinalınması mümkündür.
27. Anılan hak, milletlerarası hukuktan kaynaklananyükümlülük olarak insan hakları alanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerden özellikle Medeni ve SiyasiHaklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin (MSHUS) 4. maddesinin (2)numaralı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 15. maddesinin (2)numaralı fıkralarında ve bu Sözleşme’ye ek protokollerde dokunulması yasaklanançekirdek haklar arasında olmadığı gibi milletlerarası hukuktan kaynaklanandiğer herhangi bir güvence (olağanüstü dönemlerde korunmaya devam eden güvenceler)kapsamında da değildir.
28. Anayasa’nın 15. maddesi uyarınca olağanüstüdönemlerde kişilerin eğitim hakkının kullanılmasının kısmen veya tamamendurdurulması ya da bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırıtedbirler alınabilmesi mümkün olmakla birlikte bu husus, yapılacakdüzenlemelerde sınırsız bir takdir yetkisi tanındığı anlamına gelmemektedir.Anılan maddede olağanüstü hâllerde durumun gerektirdiği ölçüde söz konusudüzenlemelerin yapılabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle temel hak ve özgürlükleregetirilen sınırlamanın Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında durumungerektirdiği ölçüde olduğunun kabul edilebilmesi için bunu aşan keyfîmüdahalelere izin verilmemesi gerekir.
29. Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzereolağanüstü dönemlerde öngörülen tedbirin olağanüstü duruma neden olantehlikenin bertaraf edilmesi amacına ulaşma bakımından elverişli ve gerekliolması gerekir. Bunun yanında getirilen sınırlama, durumun gerektirdiği oranıaşacak şekilde keyfî niteliğe dönüşmemelidir. Anayasa’nın 15. maddesikapsamında ölçülülüğün tespitinde tedbirin alındığı dönemin tüm şartlarıdeğerlendirilmelidir. Bu çerçevede olağanüstü yönetim usulünün uygulanmasınaneden olan tehdit veya tehlikeler, sınırlamaya konu hak ve özgürlüklerinniteliği ve tedbirin alındığı zaman gözönünde bulundurulmalıdır.
30. Kanun kapsamında yurt dışına gönderilen kişileresağlanan en önemli avantaj devlet bursu ile yurt dışında tahsil görmeimkânıdır. Söz konusu kişiler bu yolla öğrenim masrafları kamu tarafından finanseedilmek suretiyle yurt dışında lisans ve lisansüstü eğitimlerini tamamlamaimkânına sahip olmaktadır. Bununla birlikte anılan kişiler bu imkânkarşılığında birtakım yükümlülükler altına da girmektedir. Buna göre Kanun kapsamında devlet tarafından yurt dışına öğrenimgörmeye gönderilen kişilerin bu Kanun’a göre öğrenimlerini tamamlama veardından belirli bir süre kamu hizmetinde istihdam edilme yükümlülüğübulunmaktadır. Bu itibarla Kanun kapsamında yurt dışında eğitim görenöğrencilerin öğrenimlerini tamamlamalarının ardından belirli bir süre kamugörevlisi olarak faaliyette bulunmaları gerekmektedir.
31. Kamu görevlilerininstatülerinden kaynaklanan ve katlanmak zorunda oldukları yükümlülüklerdenbirisi Anayasa'nın 129. maddesi ile 657 sayılı Kanun'un 6. maddesinde öngörülensadakat yükümlülüğüdür. Kamu görevlisinin devlete sadakat yükümlülüğü, kamuhizmetinin etkin bir şekilde yürütülmesi ve mesleki disiplinin sağlanmasıkonusunda bir fonksiyon icra etmektedir (Gülistan Atasoy ve diğerleri [GK],B. No: 2017/15845, 21/1/2021, § 68).
32. Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrasındamemurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarakfaaliyette bulunma yükümlülüklerinin bulunduğu belirtilmiştir. Anılan hükümuyarınca devletin memurlar ve kamu görevlilerinden özel bir güven ve sadakat bağlılığı ilekamu görevini yerine getirmelerini talep etme yetkisi bulunmaktadır. Bu hususdevletin faaliyetlerine güven duyulmasının bir gereğidir. Dolayısıyla anılan hususlar çerçevesinde kanun koyucunun, kamugörevlisi olarak istihdam edilen veya edilecek bireylerle ilgili birtakımtedbirler alma ve bu yükümlülüğe uymayanlar hakkında yaptırım uygulamakonusunda takdir yetkisinin bulunduğu açıktır.
33. Buna göre millî güvenlik ve Anayasa’ya sadakat yükümlülüğüylebağdaşmayacak biçimde FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu belirtilen kişilerin öğrencilikleilişiğinin ve bu yolladevletin sağladığı burs imkânınınkesilmesini öngören kuralın millî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanarak bunailişkin hizmetlerin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
34. Anayasa’nın 15. maddesi kapsamındaölçülülük incelemesinde, devletin yukarıdaaçıklanan meşru amaca ulaşmak için söz konusu temel hak ve özgürlükleregetirilen sınırlamada başvurduğu yöntem ile ilgili ayrı birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir.
35. Yöntemle ilgili sorun devletin öğrencilikle ilişik kesme tedbirindebenimsediği usulün sınırlama getirilen temel hak ve özgürlükler bağlamındadeğerlendirilmesini gerekli kılar. Tedbirde uygulanan yöntemin niteliği, sınırlama aracının hafif ya da ağır olupolmadığının ya da olması gerekip gerekmediğinin belirlenmesinde dikkatealınması gereken önemli bir unsurdur. Bunagöre öğrencilikle ilişiği kesilen kişilerin tedbirin uygulanması aşamasınakadarki sürece ne şekilde dâhil edildiği, bireysel durumları değerlendirilerektedbir kapsamında olmalarını gerektiren fiilî ve hukuki olgulardan haberdaredilip edilmedikleri, kişilere haklarındaki iddialara karşı cevap verme vedelil sunma, sürece karşı etkili idari ya da yargısal yollara başvuru imkânınınsağlanıp sağlanmadığının gözönüne alınması gerekir. Kısacası söz konusu mesele, kişilerin öğrencilikleilişiğinin kesilmesi sürecinde bireyselleştirmenin ne ölçüdesağlandığının incelenmesini gerektirmektedir.
36. Kuşkusuz kişilerin öğrencilikleilişikleri kesilirken tedbiri gerektiren olay ve olgular hakkındabilgilendirilmesi bu konuda beyanlarının alınarak her bir birey özelindedeğerlendirme yapılması, tedbir işleminde bireyselleştirmenin sağlanmasıaçısından oldukça önemlidir. Bu bağlamda kişilerin tedbir işlemine karşı etkiliidari ve yargısal yollara başvurma imkânına sahip olmasının dabireyselleştirmenin sağlanmasında temel bir rolü bulunmaktadır. Olağanüstüdönemlerde dahi söz konusu şart yerine getirilmeden yapılacak uygulamalarınkeyfîliğe yol açabileceği ve bunun da Anayasa’nın 15. maddesi kapsamındadurumun gerektirdiği ölçü içinde değerlendirilemeyeceği açıktır.
37. Bunun yanında dava konusu kuraldaolduğu gibi tedbir sürecinin bir bütün olarak ele alınmasının gerektiğidurumlarda olağanüstü dönemlerde böylesi istisnai yöntemlere başvurulmasınaneden olabilecek zorlayıcı ve beklenmedik şartlar da gözetilerek sonradantedbir işlemlerine karşı etkili idari ve yargısal denetim mekanizmalarınınoluşturulmasıyla bireyselleştirme şartının yerine getirileceği kabuledilebilir.
38. Kural kapsamında kişilerle ilgili olarak öğrencilikleilişiğinin kesilmesi gerekenlerin tespit edildiği ve bunlara sağlanan bursimkânının Bakanlar Kurulunca liste usulüyle sonlandırıldığı, bu kişilerhakkında herhangi bir idari soruşturma yapılmadığı anlaşılmıştır.
39. Kuşkusuz kanun koyucunun demokratik düzene tehditoluşturan durumları bertaraf etmek için başvuracağı araçların kapsamını,içeriğini tespit etmede geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Nitekimdevletin tehlikenin içeriği ve boyutu ile doğrudan temas hâlinde olmasınedeniyle buna yönelik savunma stratejisini belirlemede her zaman öncelikli birkonumu bulunmaktadır. Ancak olağanüstü hâl yönetim usullerinde dahi söz konusuyöntemler tespit edilirken belirli ölçülerde hareket edilmesi gerekir.Dolayısıyla olağanüstü dönemde devlete tanınan yetki alanının sınırlarıAnayasa’nın 15. maddesinde belirtilen durumun gerektirdiği ölçü kriterikapsamında değerlendirilmelidir. Söz konusu kriterin kapsamı da belirlenirkenülkenin içinde bulunduğu şartlar, karşılaşılan tehlikenin yakın ve acilmüdahale gerektiren bir niteliği olup olmadığı, sınırlamanın etki ve derecesigibi hususların dikkate alınması gerekir.
40. 15 Temmuz darbe girişimi, ülkede terör saldırılarınınyoğunlaştığı bir dönemde gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte genel olarak bölücüterör örgütü PKK ile mücadele edilmekle birlikte DHKP/C, El Kaide ve DEAŞ gibidiğer pek çok terör örgütünün de saldırılarına maruz kalınmış ve bunlara karşıda mücadelede bulunulmuştur. Dolayısıyla darbe teşebbüsünün savuşturulmasındansonra teşebbüsle bağlantılı kişilerle veya teşebbüsle doğrudan bağlantılıolmasa bile teşebbüsün arkasındaki yapılanma ile ilgili olduğu değerlendirilenkişilere karşı etkili bir mücadele yapılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır (AYM, E.2016/205, K.2019/63, 24/7/2019, § 101).
41. Tehlikenin kaynağını oluşturan FETÖ/PDY’nin kamu kurumlarının neredeyse tamamında örgütlenmesi vekesinleşmiş yargı kararlarına da konu olan birçok yasa dışı faaliyetigerçekleştirecek operasyonel bir güç hâline gelmesi nedeniyle demokratik devletdüzenine karşı oluşturduğu tehdit, darbe girişimiyle birlikte açık ve mevcutbir tehlikeye dönüşmüştür. Esasen darbeteşebbüsünden önce uzun bir zaman söz konusutehlikeye karşı mücadele başlamıştır. Dolayısıyla tehlikenin ağırlığı ile orantılı olarakdemokratik anayasal düzeni sürdürmek bakımından olağanüstühâl ilanına neden olan olayların bertaraf edilmesi ve bir daha tekrarlanmamasıamacıyla devletin olağan dönemle kıyaslanmayacak ciddi ve acil yöntemlere başvurulması zorunluluğunun ortaya çıktığı anlaşılmıştır.
42. Bu açıdanolağanüstü hâl koşullarında darbe teşebbüsü sürecinde oluşan tehlikeye karşıetkili ve acil tedbir alma ihtiyacının ortaya çıkardığı hukuki ve fiilîzorunluluklar nedeniyle tedbire muhatap kişiler yönünden tedbir öncesibireyselleştirme sağlanmadan söz konusu tedbirlerin uygulandığı görülmüştür.
43. Bununla birlikte bazı hukuki ve fiilî zorunluklarnedeniyle de olsa bireyselleştirme sağlanmadan söz konusu tedbirlerinuygulanmasına izin verilmesi Anayasa’nın 15. maddesi bağlamında durumungerektirdiği ölçüde bir sınırlama olarak görülemez. Zira yukarıda açıklandığıüzere her durumda tedbir sürecinde keyfî uygulamaların önüne geçilebilmesi içinher bir kişi nezdinde tedbir işleminin sorgulandığı etkili idari veya yargısaldenetim mekanizmasının tesis edilmesi gerekir. Bu durum söz konusu keyfîliğekarşı hukukun mutlak üstünlüğünü öngören hukuk devleti ilkesinin zorunlu birsonucu olduğu gibi Anayasa’nın 40. maddesinin de bir gereğidir.
44. Anayasa’nın 40. maddesinde Anayasa ile tanınmış hakve özgürlükleri ihlal edilen herkesin yetkili makama geciktirilmeden başvurmaimkânının sağlanmasını isteme hakkı (etkili başvuru hakkı) güvence altınaalınmaktadır.
45. Etkili başvuru hakkı anayasal bir hakkının ihlaledildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarınıinceletebileceği makul, erişilebilir, etkili, ihlalin gerçekleşmesini veyasürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari veyargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânının sağlanmasını teminat altınaalmaktadır (AYM, E.2018/74, K.2019/92, 24/12/2019, §§ 30, 31).
46. 2/1/2017 tarihli ve 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleriİnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ileolağanüstü hâl kapsamında başka bir işlem tesis edilmeksizin doğrudan KHKhükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek vekarara bağlamak üzere komisyon kurulmuştur. 685 sayılı KHK, 1/2/2018 tarihli ve7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması HakkındaKanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’laTürkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabul edilerek kanunlaşmıştır.
47. 7075 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (1) numaralıfıkrasında, Ankara idare mahkemeleri arasından belirlenecek mahkemelerde Komisyonkararlarına karşı iptal davası açılabilmesi öngörülmüştür. Böylece kuralkapsamında öngörülen öğrencilikle ilişiğin ve bu yolla devletin sağladığı burs imkânının kesilmesi tedbirinin her bir birey açısındanhukukiliğinin denetlenmesi amacıyla Komisyon ve idare mahkemesine başvurmaimkânı tanınmıştır.
48. Bu açıdan kuraldaöngörülen tedbire karşı Anayasa’nın 40. maddesi bağlamında etkili makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya devametmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari veyargısal yollara başvuru imkânının sağlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla devletin kural kapsamında tedbiruygulanan kişilere etkili idari ve yargısal yolu sağlama yükümlülüğünü yerinegetirmediği söylenemez.
49. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Komisyona başvuru yolunun ilk bakıştaulaşılabilir, ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderimsağlama kapasitesi olduğunu kabul etmektedir (Remziye Duman, B. No:2016/25923, 20/7/2017). Benzer şekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de (AİHM) Komisyonayapılan başvurular ile idare mahkemeleri ve nihai olarak Anayasa Mahkemesininbireysel başvuru yoluyla yapacağı incelemenin etkili bir hukuk yolu olduğunubelirtmektedir (Köksal/Türkiye (k.k.), B. No: 70478/16, 12/6/2017).
50. Buna göre öğrencilikle ilişiğin ve bu yolla devletin sağladığı burs imkânınınkesilmesi tedbirinin her bir birey yönündenhukuka uygunluğunun denetlenmesinin yani bireyselleştirmenin sağlanması içinilgili kanunlarda gerekli güvencelere yer verildiği görülmektedir. Başka birifadeyle hukuk sisteminde ileriye dönük olsa dahi tedbirlerin amacına uygun veölçülü şekilde uygulanmasını sağlayacak şekilde Komisyon ve idare mahkemesinebaşvuru imkânı getirilmek suretiyle etkili idari, yargısal güvencelerintanındığı, söz konusu güvencelerin olağanüstü hâle sebebiyet veren tehdit veyatehlikenin bertaraf edilmesine yönelik kuralın bu amaç dışında keyfî bir şekildeuygulanmasını engelleyecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
51. Sonuç olarak darbe girişimiyle devletin demokratik düzenine açık veyakın bir tehlike oluşturan FETÖ/PDY’yle mücadele etmek amacıyla bu örgüteaidiyeti, iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan, ekli (2) sayılı listede yer alan kişilerin olağan usullerin ötesinde bir uygulamaylaliste usulüne göre öğrencilikle ilişiklerinin ve bu yolla devletin sağladığıburs imkânının kesilmesini düzenleyen kuralın -olağanüstü hâle neden olanşartlar ve özellikle bireyselleştirmeyi sağlamaya elverişli idari ve yargısalbaşvuru imkânları dikkate alındığında- millî güvenliğin ve demokratik anayasaldüzenin korunması amacı bakımından kişilerin eğitim hakkına durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekilde bir sınırlama getirdiği söylenemez.
52. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 15., 40. ve 42. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddigerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 8., 9., 13.,17., 20., 36., 48., 49., 70. ve 125. maddeleri çerçevesinde ileri sürülenaykırılık iddiaları, Anayasa’nın 15., 40. ve 42.maddeleri kapsamında ele alındığından anılan hükümler yönünden ayrıcainceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralda öğrencilikle ilişiğin kesilmesi tedbirinindemokratik anayasal düzenin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi amacıylauygulandığı anlaşılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında söz konusu tedbircezalandırma amacına matuf olmadığı gibi bunun için uygulanan usulün de cezausul hukuku alanındaki yargısal uygulamalarla herhangi bir benzerliğibulunmamaktadır.
Bu açıdan kuralda öngörülen tedbirin cezai niteliğiolmamasının bir sonucu olarak anılan tedbire ceza hukukunun çekirdek haklarınınuygulanmasını gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu nedenle kuralınAnayasa’nın 38. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Kuralın ayrıca Anayasa’nın mülga 91. ve mülga 121.maddeleriyle de ilgisi görülmemiştir.
b. Maddenin İkinci Cümlesi
53. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 35., 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
54. Dava konusu kuralda, 1416 sayılı Kanun’a tabiöğrencilerden millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY’yeaidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan, ekli (2) sayılı listede yer alan veöğrencilikle ilişikleri kesilenler hakkında 667 sayılı KHK’nın 4. maddesinin(2) ve (3) numaralı fıkralarının uygulanması öngörülmüştür.
55. 667 sayılı KHK’nın 4. maddesinin (2) numaralıfıkrasında, maddenin (1) numaralı fıkrası uyarınca görevine son verilenlerinbir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceği, doğrudan veya dolaylı olarakgörevlendirilemeyeceği, görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlümütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiyekurulu üyeliği ve sair görevlerin de sona ermiş sayılacağı ifade edilmiş; (3)numaralı fıkrasında da görevlerine son verilenlerin silah ruhsatlarının vepilot lisanslarının iptal edileceği, oturdukları kamu konutlarından veya vakıflojmanlarından on beş gün içinde tahliye edileceği, bu kişilerin özel güvenlikşirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamayacağı hüküm altına alınmıştır.
56. Dava konusu kural uyarınca millî güvenliğe tehditoluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatınedeniyle öğrencilikle ilişiği kesilenler hakkında 667 sayılı KHK’nın 4.maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarında sayılan mezkûr tedbirleruygulanacaktır.
57. Kuralın atıfta bulunduğu 667 sayılı KHK, 18/10/2016tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkinKanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ilekanunlaşmıştır. Bu çerçevede 667 sayılı KHK’nın 4. maddesinin (2) numaralıfıkrası da aynen kanunlaşmış, kanunlaştıktan sonra anılan fıkraya 25/7/2018tarihli ve 7145 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle “Birinci fıkra uyarınca kamugörevinden çıkarılan asker kişilerin askerî rütbeleri, mahkeme kararıaranmaksızın karar tarihinden geçerli olmak üzere geri alınır” şeklindecümle eklenmiştir.
58. Anılan KHK’nın 4. maddesinin (3) numaralı fıkrası ise“Bu maddeye göre görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pilotlisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıflojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlikşirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar.” şeklinde iken sözkonusu fıkra TBMM’de görüşülürken fıkraya “…silah ruhsatları,…” ibaresindensonra gelmek üzere ”…gemi adamlığına ilişkin belgeleri…” ibaresieklenmiş ve fıkra bu şekilde kanunlaşmıştır.
59. Dava konusu kural uyarıncaöğrencilikle ilişiği kesilenler hakkında uygulanacak 667 sayılı KHK’nın 4.maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarında sayılan mezkûr tedbirler ile 6/2/2018 tarihli ve 7086 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin KabulEdilmesine Dair Kanun’un 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan tedbirleraynı içerikte olup Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81,K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu tedbirleri içeren kurallarınAnayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal taleplerinin reddine hükmedilmiştir (bkz. §§143-255).
60. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan ve dava konusu kuralda öngörülen tedbirlerle aynıiçerikte olan tedbirleri içeren kuralların Anayasa’ya uygunlukdenetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
61. Bu itibarla darbe girişimiyledevletin demokratik düzenine açık ve yakın bir tehlike oluşturan terörörgütleri veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna kararverilen yapı, oluşum veya gruplarla mücadele etmek amacıyla olağanüstü hâlkoşullarında Kanun’a ekli (2) sayılı listeyle 1416 sayılı Kanun kapsamındakiöğrencilik statüsü sona erdirilen kişiler için öngörülen ilave tedbirleridüzenleyen kuralların demokratik anayasal düzenin ve kamu güvenliğininkorunması amacı bakımından ilgili bulunduğu temel hak ve hürriyetlere durumungerektirdiği ölçüyü aşacak şekilde bir sınırlama getirdiği söylenemez.
62. Açıklanan nedenlerle kural,Anayasa’nın 15., 20., 35., 40., 48., 49., 70., 118. ve 119. maddelerine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,13., 17., 36., 42., 125. maddeleri çerçevesinde ileri sürülen aykırılıkiddiaları Anayasa’nın 15., 20., 35., 40., 48.,49., 70., 118. ve 119. maddeleri kapsamında ele alındığından anılanhükümler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 38., mülga 91. ve mülga 121.maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
c. Maddenin Üçüncü Cümlesi
63. Dava konusu kuralda, 1416 sayılı Kanun’a tabiöğrencilerden millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY’ye aidiyeti,iltisakı veya irtibatı olan ekli (2) sayılı listede yer alan ve öğrencilikleilişikleri kesilenlerin bu kapsamda gördükleri eğitimlere ilişkin olarakdenklik işlemlerinin yapılmayacağı, bunların söz konusu eğitimleri kapsamındakiakademik unvan ve derecelerine bağlı haklardan yararlanamayacağı öngörülmüştür.
64. Kural, olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit vetehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olarak bu dönemde uygulanmıştır. Bu nedenle kurala ilişkin Anayasa’ya uygunluk denetimininAnayasa’nın 15. maddesi kapsamında yapılması gerekir.
65. Eğitim, Anayasa tarafından doğrudan güvence altınaalınmış bir haktır. Ayrıca eğitim, çok özel bir kamu hizmeti olarak sadecedoğrudan faydaları olan bir hizmet değil geniş sosyal fonksiyonları da olan birhizmettir. Demokratik bir toplumda insan haklarının korunması ve devamı içineğitim hakkının vazgeçilmez ve temel bir katkısı olduğu da aşikârdır (MehmetReşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 66).
66. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında eğitim hakkınınyükseköğrenim seviyesini de kapsadığına, belli bir zamanda mevcut olan eğitimkurumlarına etkili bir biçimde erişimin sağlanmasını güvence altına aldığına,kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe şeklinde birnegatif ödev yüklediğine karar vermiştir (bkz. § 22).
67. Bununla birlikte eğitim kurumlarına erişim hakkı,eğitim hakkının sadece bir yönünü oluşturmaktadır. Hakkın etkili olması içinbuna ilave olarak eğitim alan kişi aldığı eğitimden menfaat sağlama imkânına dasahip olmalıdır. Bu imkâna sahip olabilmek için ise bir ülkede yürürlükte olankurallara uygun olarak tamamlanan eğitimin ülkenin resmî makamlarınca tanınmasıgerekmektedir (Rauf Bekiroğlu, B. No: 2014/127, 19/7/2017, § 25, Şehmus Altuğrul, B. No: 2017/38317, 13/1/2021, § 41).
68. Bu bağlamda 1416 sayılı Kanun uyarınca yurt dışındaeğitim gören kişilerin aldıkları eğitimin ülkenin resmî makamlarınca tanınmasıkişinin eğitiminden menfaat sağlaması için bir gerekliliktir. Aksi takdirdekişi, aldığı eğitimden yurt içinde bir kazanım sağlayamayacaktır. Bu nedenle1416 sayılı Kanun uyarınca yurt dışında eğitim gören kişilerin bu kapsamda gördükleri eğitimlere ilişkin olarak denklikişlemleri yapılmayacağını, bunların söz konusu eğitimleri kapsamındaki akademikunvan ve derecelerine bağlı haklardan yararlanamayacağını öngören kuralıneğitim ve öğrenim hakkına sınırlama getirdiği açıktır.
69. Diğer yandan Anayasa’nın “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20.maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz.” hükmü yer almaktadır.
70. Anayasa’nın 20. maddesinin gerekçesinde debelirtildiği üzere özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkı bir yönüyleözel hayatın gizliliğinin korunmasını, başkalarının gözleri önüneserilmemesini, bir başka ifadeyle kişinin özel hayatında yaşananların yalnızkendisi veya kendisinin bilmesini istediği kimseler tarafından bilinmesiniisteme hakkını korurken diğer yönüyle resmî makamların özel hayata müdahaleedememesi yani kişinin ferdî ve aile hayatını kendi anladığı gibi düzenleyipyaşayabilmesi hakkını güvence altına almaktadır (AYM,E.2018/81, K.2021/45, 24/6/2021, § 69).
71. Anayasa Mahkemesi kararlarında; özel hayata saygıgösterilmesini isteme hakkının kişinin çevresinde bulunanlarla temas kurmahakkını içerdiği, kişilerin mesleki hayatları ile özel hayatları arasında sıkıbir ilişki bulunduğu, kişinin mesleği ile ilgili tasarrufların özel hayatasaygı gösterilmesini isteme hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifadeedilmiştir (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660, 21/1/2015, § 37; BülentPolat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 62).
72. Meslek hayatı ve bunabağlı kazanımlar ile sosyal statüyü etkileyen bir düzenlemenin sebep unsurunuözel hayata ilişkin davranışlar oluşturmamakla birlikte söz konusu düzenleme,sonuçları itibarıyla kişilerin özel hayatını önemli ölçüde etkileyebilir (AYM,E.2018/159, K.2019/93, 24/12/2019, § 16).
73. Bununla birlikte özel hayata ilişkinherhangi bir nedene dayanmayan ve kişilerin mesleki hayatlarına ya da sosyalstatülerine yönelik müdahaleler ya da tedbirler içeren her durumun doğrudandoğruya özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.Bu türden müdahalelerin konu olduğu süreçler özel hayata saygı hakkınınincelenmesini ve güvencelerinin harekete geçirilmesini sağlamaya elverişliolmalıdır. Mesleki hayata ve sosyal statüye yönelik olarak gerçekleştirilenmüdahalelerin ya da alınan tedbirlerin kişilerin sosyal yaşamlarına veçevreleriyle kuracakları iletişime, dolayısıyla özel hayatlarına dolaylı daolsa bir etkisinin olacağı öngörülebilir olsa da bu kapsamdaki gerçekleşmiş yada gerçekleşmesi muhtemel etkinin meselenin özel hayata saygı hakkı kapsamındaele alınmasını gerekli kılacak ölçüde ciddi ve asgari bir ağırlık düzeyindeolduğunun ortaya konulması gerekir. Ağırlığın belirlenmesi ise her somut olayınkendine özgü koşulları dikkate alınarak ve başvurucuların ortaya koyacaklarıdeğerlendirilebilecek mahiyetteki iddia ve deliller irdelenerekgerçekleştirilebilir (bazı farklarla birlikte bkz. C. A. (3), [GK],B. No: 2018/10286, 2/7/2020, §93).
74. Bu çerçevede özel hayata ilişkinherhangi bir nedene dayanılmaksızın mesleki hayata ve sosyal statüye yönelenmüdahalelerin ya da tedbirlerin özel hayata saygı hakkı kapsamındadeğerlendirilebilmesi için muhataplarının özel hayatları üzerinde ciddi etkisiolması veya bu düzeyde bir etkinin doğmasının muhtemel olması gerekir. Butürden bir meselenin özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmesini gereklikılan asgari ağırlık düzeyinde olup olmadığının değerlendirilmesinde kişinin içdünyasında meydana gelen etkinin derecesi, kişinin sosyal çevresinde veitibarında meydana gelen etkinin derecesi, kişinin muhatap olduğu müdahaleninya da tedbirin neden olacağı etkinin ya da zararın derecesi, etkinin ya dazararın ne derecede ikna edici açıklamalarla ortaya konulduğu vedelillendirildiği ile mesleki hayata yönelik müdahalelerin ya da tedbirlerinnedenlerine ilişkin hususlar dikkate alınmalıdır (bazı farklarla birlikte bkz. C.A.(3), § 94).
75. Dava konusu kural kapsamındakikişilerin akademik unvan ve derecelerinebağlı haklardan yararlandırılmamasının temelsebebi Anayasa'ya aykırı faaliyetlerde bulunan oluşum ve yapılara irtibat veiltisakının olduğunun değerlendirilmesidir. Bu sebebin özel hayat kapsamındakalan değerlerden herhangi birisiyle ilgili olmadığı açıktır. Dolayısıyla kuralkapsamına giren kişilerin akademik unvan ve derecelerine bağlı haklardanyararlandırılmamasının sebep temelli yaklaşıma göre özel hayatla bağlantısınınbulunduğu söylenemez.
76. Sonuç temelli yaklaşım yönündeninceleme yapıldığında ise öncelikle kuralda öngörülen sınırlamanın olumsuzetkilerinin kural kapsamındaki kişilerin açık hukuka aykırı eylemlerininöngörülebilir sonuçları olup olmadığına bakılır. Bireylerin hukuka aykırılığıaçık olan fiillerinin öngörülebilir sonuçlarının özel hayata saygı hakkınınnorm alanına temas eden bir yönü yoktur. Bu bağlamda somut kuraldeğerlendirildiğinde kural kapsamına giren kişilerin hukuka aykırı bir fiilininbulunduğu henüz tespit edilmemiştir. Öte yandan kural kapsamına giren kişilerinakademik unvan ve derecelerine bağlı haklardan yararlandırılmamasının bunlarınsoysal statülerine etkileri de dikkate alınmalıdır. Söz konusu kişiler,Anayasa’ya aykırı faaliyetlerde bulunduğu değerlendirilen ve sonraki yargıkararlarıyla terör örgütü olduğuna hükmedilen bir oluşumla irtibatlı olduğugerekçesiyle kural konusu tasarrufa maruz kalmıştır. Bu durumda kuralkapsamındaki kişilerin akademik unvan ve derecelerine bağlı haklardanyararlandırılmamasının terör örgütleriyle irtibat ve iltisaklarının bulunduğugerekçesine dayanmış olmasının bunların sosyal statüsünü ve itibarınıetkilediği tartışmasızdır. Anılan kişilerin bu durumdan duyacağı üzüntü veızdırabın özel hayata ilişkin değerlere temas ettiğini kabul etmek gerekir.
77. Bu çerçevede kişilerin 1416 sayılıKanun’da öngörülen imkândan yararlanmak suretiyle gördükleri eğitimleri kapsamındaki akademik unvan ve derecelerinebağlı haklardan yararlandırılmamasını öngörenkural, Anayasa’nın 20. maddesi kapsamındaki özel hayata saygı gösterilmesiniisteme hakkına da sınırlama getirmektedir.
78. Eğitim ve öğrenim hakkı ile özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkı olağanüstü hâlyönetiminin benimsendiği dönemlerde Anayasa’nın 15. maddesinin ikincifıkrasında yer alan, dokunulması yasaklanmış çekirdek haklar arasındabulunmamaktadır. Dolayısıyla bu haklar yönünden olağanüstü hâllerdeAnayasa’daki güvencelere aykırı tedbirlerin alınması mümkündür. Ayrıca anılanhaklar, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerde olağanüstü dönemlerdede korunmaya devam eden güvenceler kapsamında değildir.
79. Anayasa’nın 15. maddesi uyarınca olağanüstüdönemlerde söz konusu hakların kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulmasıya da bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirleralınabilmesi mümkün olmakla birlikte anılan maddede olağanüstü hâllerde durumungerektirdiği ölçüde düzenlemelerin yapılabileceği belirtilmiştir. Bu nedenletemel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın Anayasa’nın 15. maddesikapsamında durumun gerektirdiği ölçüde olduğunun kabul edilebilmesi bunuaşan keyfî müdahalelere izin verilmemesi gerekir.
80. Denklik başvurusunun kabul edilmesi durumunda ilgilikişi hakkında diploma denklik belgesi veya mezuniyet denklik belgesidüzenlenmekte olup bu belgeler, yurt dışında alınan eğitimin Türk yükseköğretim sisteminde hangi akademik alan vedereceye eş değer olduğunu gösteren belgelerdir. Yükseköğretim Kurulu (YÖK)tarafından denklik işlemlerinin yapılması ve denklik belgesi verilmesi, belgesahibine yurt dışı yükseköğretim kurumlarından ve programlarından almış olduğuön lisans, lisans ve yüksek lisans diplomalarının Türkiye’de sağladığıkazanımlardan yararlanma imkânı sunmaktadır.
81. Buna göre denklik sadece yurt dışındaeğitimini tamamlayan kişilere aldıkları eğitimin tamamlandığını belgeleme ve bueğitimleri ile ilgili sahip oldukları diplomanın sağladığı belirli bir mesleğiyapabilme gibi birtakım imkânlardan yararlanma hakkı vermektedir. Bunun yanısıra yurt dışı yükseköğretim kurumlarından ve programlarından alınan ön lisans,lisans ve yüksek lisans diplomaları sadece ilgili eğitim düzeyindeki kazanımlarbakımından Türkiye’deki diplomalara eş değer tutulmakta olup kişilereTürkiye’de edinilmiş diplomaların sağladığı hakların ötesinde bir avantajsağlamamaktadır.
82. Akademik unvan ise kişinin eğitim görerek ve belli sınavları başarıylageçerek bir bilimsel tezi başarıyla savunarak o konudaki bilgi ve becerileriniispatladıktan sonra taşımaya hak kazandığı sıfattır. 4/11/1981 tarihli ve 2547sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Tanımlar”başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde öğretim üyelerinin,bir başka deyişle profesör, doçent ve doktor öğretim üyelerinin akademik unvanasahip oldukları hükme bağlanmıştır. Kanun’un “Unvanlarınkorunması” başlıklı 29. maddesinde ise öğretim üyelerinin bu Kanun’dayazılı hükümler dışında kazandıkları akademik unvanlardan yoksunbırakılamayacağı, başka bir işe geçmek, emekli olmak veya çekilmek ya da iştençekilmiş sayılmak yoluyla öğretim görevinden ayrılanların akademik unvanlarınıtaşıyabilecekleri düzenlemesine yer verilmiştir.
83. 1416 sayılı Kanun kapsamında yurt dışında tamamlanan eğitimler sonucunda elde edilenakademik unvan ve dereceler de bu unvan ve derecelerin Türkiye’de sağladığıkazanımlardan yararlanma imkânı sunmaktadır. Bu unvan ve dereceler, önceliklekişinin akademik alanda faaliyet göstermesine imkân vermekte; bunun yanı sırakamuda veya özel sektörde çalışması durumunda çalışma hayatı boyunca bu unvanve dereceleri kullanabilmesini sağlamaktadır. Bu unvan ve derecelere sahipolunması, kişinin meslek ve sosyal hayatındaüçüncü kişilerle kuracağı ilişkiler ve itibarları üzerinde etkigösterebilmektedir.
84. Yurtdışında eğitimini tamamlayan kişilere aldıkları eğitimin tamamlandığınıbelgeleme imkânı veren denklik işlemlerininyapılmamasının ve benzer şekilde iş ve meslekifaaliyetler ile sosyal statü açısından sahip oldukları akademik unvan vedereceleri kullanmasının yasaklanmasının millî güvenlik, demokratikanayasal düzen ve kamu güvenliğinin sağlanması ve korunması amaçlarına ulaşmabakımından gereklilik unsurunu sağlamadığı anlaşılmaktadır.
85. Bu durumda 1416 sayılı Kanunuyarınca eğitim gören öğrencilerin gördüklerieğitimlere ilişkin olarak denklik işlemlerinin yapılmamasını ve gördükleri eğitimleri kapsamındaki akademik unvan ve derecelerinsağladığı haklardan yararlanmamasını öngören kuralın kişilerin eğitim hakkına durumun gerektirdiğiölçünün ötesinde bir sınırlama getirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
86. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 15., 20. ve42. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural Anayasa’nın 15., 20. ve 42. maddelerine aykırıgörülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,13., 17., 35., 36., 40., 48., 49., 70. ve 125. maddeleri yönündenincelenmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 38., mülga 91. ve mülga 121.maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
B. Kanun’un 6. Maddesinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
87. Dava dilekçesinde özetle; emekliye sevk onayı içinöngörülen bir aylık sürenin olağanüstü hâl süresince uygulanmamasınınAnayasa’da güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkının hayata geçirilmesinifiilen imkânsız hâle getirdiği, emeklilik onayı yapılmayan ve bu nedenle emekliolamayan memur veya kamu görevlisinin emekli ikramiyesi ve emekli aylığı gibihaklardan mahrum kalacağı, ayrıca sınırları ve süresi belli olmadan idareyeböyle bir yetki verilmesinin sosyal hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı,bunun yanı sıra sigortalı statüsünde prim ödeme yükümlülüğünü yerine getirenkişilerin bu statünün sağlamış olduğu haklardan yararlandırılmamasının mülkiyethakkını ihlal ettiği, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin çalışma hayatınıkendi iradeleri ile sonlandıramamalarının çalışma hakkı ve sözleşmeserbestisini de zedelediği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 35., 48. ve 60. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
88. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 15. maddesi yönünden deincelenmiştir.
89. Kuralla 20/7/2016tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilen olağanüstühâlin yürürlüğe girdiği 21/7/2016 tarihinden geçerli olmak üzere 31/5/2006tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun48. maddesinin ikinci fıkrasında emekliye sevk onayı için öngörülen bir aylık süreninolağanüstü hâl süresince uygulanmayacağı hüküm altına alınmaktadır. Buna göre5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olankamu görevlilerinin emeklilik işlemlerinin tekemmülü bakımından gerekli olanyetkili amirin emekliye sevk onayı vermesi için aynı Kanun’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen bir aylık sürenin uygulanma zorunluluğu olağanüstü hâlin ilanından itibaren ve devamısüresince kaldırılmıştır.
90. Kamugörevlilerinin emeklilik işlemlerinin tekemmülü bakımından gerekli olan yetkiliamirin emekliye sevk onayı vermesi için öngörülen bir aylık sürenin uygulanmazorunluluğunun kaldırılmasına ilişkin kural, olağanüstühâlin ilanına neden olan tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelikolarak bu dönemde uygulanmıştır. Bu nedenlekurala ilişkin Anayasa’ya uygunluk denetiminin Anayasa’nın 15. maddesikapsamında yapılması gerekir.
91. Anayasa’nın 60. maddesinde “Herkes, sosyalgüvenlik hakkına sahiptir./Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirlerialır ve teşkilatı kurar.” denilmektedir. Buna göre sosyal güvenlik herkesiçin bir hak ve bunu gerçekleştirmek devlet için bir görevdir.
92. Sosyal güvenlik, kişilerin istek ve iradeleri dışındaoluşan sosyal risklerin kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü olduklarıkişilerin üzerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerinin en azaindirilmesi, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardının güvence altınaalınmasıdır. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlikkuruluşları oluşturularak kişilerin yaşlılık, hastalık, malullük, kaza ve ölümgibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.Kişilere sağlanan bu anayasal güvencelerin yaşama geçirilebilmesi için devlettüm çalışanlara sosyal güvenlik hakkını sağlamak ve bunun için gerekliönlemleri almakla yükümlüdür.
93. 5510 sayılı Kanun’un 48. maddesi gereğince, buKanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlarınyaşlılık, malullük veya vazife malullüğü işlemlerinin yetkili makamın onayı iletekemmül edeceği düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında ise özel kanunhükümleri hariç olmak üzere yetkili makamın emekliye sevk onayının taleptarihinden itibaren bir ayı geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Sosyal güvenlik mevzuatı açısından belli bir yaşaulaşılması ve çalışma süresinin doldurulması nedeniyle çalışma gücü azalansigortalının iş hayatından çekilerek çalışmadan yaşamını sürdürmesi ve buaşamadaki gelir kaybının giderilmesi amacıyla yaşlılık (emekli) aylığıbağlanması sonucunu doğuran emeklilik uzun vadeli sigorta kollarındanbirisidir. Bu bağlamda 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birincifıkrasının (c) bendi kapsamında olan memurlar ve diğer kamu görevlilerininemeklilik işlemlerinin tekemmülü için gerekli olan emekliye sevk onayı içinöngörülen bir aylık sürenin olağanüstü hâl süresince uygulanma zorunluluğununkaldırılmasını öngören kuralın sosyal güvenlik hakkına yönelik bir sınırlamaöngördüğü açıktır.
94. Sosyal güvenlik hakkı olağanüstü hâl yönetimininbenimsendiği dönemlerde Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan,dokunulması yasaklanmış çekirdek haklar arasında bulunmamaktadır. Dolayısıylabu hak yönünden olağanüstü hâllerde Anayasa’daki güvencelere aykırı tedbirlerinalınması mümkündür. Ayrıca anılan hak, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarasısözleşmelerde olağanüstü dönemlerde de korunmaya devam eden güvencelerkapsamında değildir.
95. Anayasa’nın 15. maddesi uyarınca olağanüstüdönemlerde sosyal güvenlik hakkının kullanılmasının kısmen veya tamamendurdurulması veya bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirleralınabilmesi mümkün olmakla birlikte anılan maddede olağanüstü hâllerde durumungerektirdiği ölçüde söz konusu düzenlemelerin yapılabileceği belirtilmiştir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın Anayasa’nın 15.maddesi kapsamında durumun gerektirdiği ölçüde olduğunun kabuledilebilmesi bunu aşan keyfî müdahalelere izin verilmemesi gerekir.
96. 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasındaülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiylebağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY’nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesine yönelikolarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş ve çoksayıda kamu görevlisi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (AydınYavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, § 12).
97. Ayrıca olağanüstü hâl sürecinde kamu görevindençıkarma tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmiş, bu konuda genel ve soyutnormlar ihdas edilerek alınan tedbirlerin yanı sıra kişiler hakkında doğrudanetki doğurucu nitelikte işlemler de tesis edilmiştir. Bu kapsamda 23/7/2016tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 667 sayılı KHK’nın 3.maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan, 4. maddesinde isebunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca (MGK) kararverilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyetiveya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslektenveya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir (kamugörevinden çıkarma tedbirlerine ilişkin detaylı bilgi için bkz. Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 56-61).
98. Darbe teşebbüsü ve FETÖ/PDY kapsamında on binlercekamu görevlisi hakkında kamu görevinden çıkarma, görevden uzaklaştırma vebunlarla bağlantılı farklı nitelikte tedbirler uygulanmıştır. Bütün bu olgularkarşısında özellikle darbe teşebbüsü, FETÖ/PDY üyeliği ve terör ile ilgilisuçlardan dolayı kamu görevlileri hakkında uygulanan adli ve idari tedbirlernedeniyle emeklilik işlemlerinin yürütülmesi sırasında aksaklıklar olmasıdoğaldır. Bu bağlamda söz konusu tedbirlerin yoğun bir şekilde uygulandığıdönemde kamu personelinin durumlarındaki belirsizliklerden dolayı emeklilikbaşvurusu yapan çalışanların özlük dosyalarındaki bilgiler değerlendirilmeksuretiyle emeklilik hakkı kazanıp kazanamadıklarının tespiti sırasında gecikmeve zorluklar yaşanabilir. Ayrıca kamu görevlileri hakkında uygulanan tedbirlernedeniyle ortaya çıkan personel eksikliği de dikkate alındığında olağanüstü hâldöneminde emekliye sevk onayı için öngörülen bir aylık sürenin ortadankaldırılmasının sosyal güvenlik sisteminin düzgün ve sağlıklı bir şekildeişlemesi amacı bakımından elverişli ve gerekli bir tedbir olmadığı söylenemez.
99. Memurlar ve kamu görevlileri için emeklilik işleminintamamlanabilmesi ve emeklilik aylığının bağlanabilmesi için yaş ve sigortalılıksüresi koşullarının gerçekleşmesi gerekmekte, başkaca bir şartaranmamaktadır. Kural, memurların veya kamu görevlilerinin emeklilik hakkındanyararlanabilmesi için yeni bir şart öngörmemektedir. Dolayısıyla belirtilendüzenleme dışında olağanüstü hâl nedeniyle kamu görevinden çıkarılanlarlailgili olarak emekliliğe hak kazanma koşulları, emeklilik başvurusu, emekliaylığı ve emekli ikramiyesi hesaplanma yöntemi ve benzeri unsurlar yönündendiğer kamu görevlilerinden farklı bir uygulama geliştirilmemiş ve bu kişilersosyal güvenlik hukuku genel hükümleri çerçevesinde olağan işleme tabitutulmaya devam edilmiştir.
100. Bunun yanı sıra kural, olağanüstü hâl süresinceemeklilik talebinde bulunulamayacağı veya emeklilik işlemlerinin yapılmayacağıanlamına gelmemekte olup sadece bir aylık sürenin uygulanma zorunluluğukaldırılmıştır. Bir kamu görevlisi tarafından emeklilik talebinde bulunulmasıdurumunda yetkili amir tarafından emekliye sevk onayı için öngörülen bir aylıksüre içinde veya bu süreden sonra emekliye sevk onayı verilmesi mümkündür.
101. Ayrıca emeklilik için gerekli şartları taşıyan memur ve diğer kamu görevlilerinin haklarındaceza soruşturması veya kovuşturması bulunması ya da ceza yargılaması sonucundacezaya mahkûm edilmesi emekliliğe engel bir durum değildir. Zira 5510 sayılı Kanun’da ve diğer ilgili mevzuatta bukişilerin emeklilik haklarının düşmesini ve emekli aylıklarının devamlı olarakkesilmesini gerektiren bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kapsamda bulunansigortalılardan aylık bağlanmasına müstahak olup talep edenlere, aylıkbağlanmakta ve yine ilgili mevzuatta yer alan diğer ödeme ve haklarverilmektedir.
102. Bu itibarla olağanüstü hâlin devamı süresince veolağanüstü hâlin gerektirdiği şartlar nedeniyle emekliye sevk onayı içinöngörülen bir aylık sürenin uygulanma zorunluluğunu ortadan kaldıran kuralın,olağanüstü hâlde sosyal güvenlik hakkını durumun gerektirdiği ölçüyü aşacakşekilde sınırlandırdığı söylenemez.
103. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 15. ve 60.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2., 35. ve 48. maddesiyle ilgisigörülmemiştir.
C. Kanun’un 7. Maddesinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
104. 15Temmuz darbe girişiminden sonra olağanüstü hâlin ilan edilmesi ve bu kararınTBMM tarafından onaylanmasını takip eden süreçte Cumhurbaşkanı’nınbaşkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa’nın o tarihteyürürlükte bulunan 121. maddesine dayanılarak KHK’lar çıkarılmıştır. Söz konusuKHK’lar ile olağanüstü hâlin ilanına sebep olan olay ve olguların bertarafedilmesi amacıyla kişi ve kuruluşlara yönelik birtakım tedbirler öngörülmüştür.
105. Bu tedbirlerden biri, kamu görevinden çıkarmatedbiridir. Anılan tedbir doğrudan KHK’lara ekli listelerde isim ve soyisimleri yazılan kişilerin kamu görevinden çıkarılması şeklinde uygulandığıgibi idari işlemle de kamu görevinden çıkarma tedbirinin uygulanmasına imkântanınmıştır.
106. 667 sayılı KHK’nın “Kamu görevlilerine ilişkintedbirler” başlıklı 4. maddesinin (f) ve (g) bentlerinde terör örgütlerineveya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilenyapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarlairtibatı olduğu değerlendirilen, 657 sayılı Kanun ile bu KHK’nın 3. maddesindebelirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde(işçi dâhil) istihdam edilen personelin; bir bakanlığa bağlı, ilgili veyailişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçidâhil) istihdam edilen personelin kamu görevinden çıkarılacağı hüküm altınaalınmıştır.
107. Anılan KHK 6749sayılı Kanun ile kanunlaştırılmıştır.
108. 667 sayılı KHK’nın 4. maddesi gereğince kamuda hertürlü kadro, pozisyon ve statüde istihdam edilen personelin kamugörevinden çıkarılabileceği düzenlenmiş olduğundan terör örgütlerine veyadevletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı,oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatıbulunduğu değerlendirilen kamuda istihdam edilen işçiler de iş sözleşmesininfeshi yoluyla kamu görevinden çıkarılmıştır. Kamuda istihdam edilen işçileriniş akdinin 667 sayılı KHK’nın 4. maddesi kapsamında feshi şüphe feshikavramına dayanmaktadır. İlk olarak Alman hukukunda ortaya çıkan ve Almanmahkemelerince 1931 yılında verilen bir kararda geçen şüphe feshi kavramıYargıtay içtihatlarında da yer almaktadır. Yargıtay işçinin bir suçişlediğinden veya sözleşmeye aykırı davranışta bulunduğundan şüphe edilmesi vebu yüzden taraflar arasında iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveninyıkılması veya ağır biçimde zedelenmesi nedeniyle iş sözleşmesininfeshedilmesini şüphe feshi hâli olarak tanımlamaktadır (şüphe feshi kavramı veYargıtay uygulaması hakkında detaylı bilgi için bkz. C. A. (3), §§46-56).
109. Kuralda, devletinveya kamu tüzel kişilerinin doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak katıldığıteşebbüs, ortaklık ve iştirakler ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzelkişiler bünyesinde çalışmakta iken terör örgütlerine veya devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğudeğerlendirilmek suretiyle işveren tarafından duyulan şüphe üzerine iş akdifeshedilen işçilerin bir daha bu teşebbüs ve ortaklıklar ile kamunun hissesibulunan diğer tüzel kişiler bünyesinde veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarındaistihdam edilmeyeceği, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilmeyeceği hükümaltına alınmaktadır. Bu yönüyle kural, asıl tedbir niteliğinde olan iş sözleşmesininfeshinin ardından uygulanan ve iş sözleşmesi feshedilen kişinin bir daha kamudaistihdam edilmeyeceği ve doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilmeyeceğineilişkin bir tedbir içermektedir.
110. İş sözleşmesi feshedilen işçilerin kural uyarınca istihdamedilemeyeceği kuruluşlardan ilkini devletin veya kamu tüzel kişilerinindoğrudan doğruya ya da dolaylı olarak katıldığı teşebbüs, ortaklıklaroluşturmaktadır. Kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT) Anayasa’nın 165. maddesindenhareketle sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylıolarak devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıkları olarak tanımlanabilir.8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında KanunHükmünde Kararname ile düzenlenen KİT’ler tüzel kişiliğe sahip olup233 sayılı KHK ile saklı tutulan hususlar dışında özel hukuk hükümlerinetabidir.
111. Anılan KHK’nın 2. maddesine göre teşebbüsterimi kamu iktisadi teşebbüsleri yerine kullanılmakta olup teşebbüsler,iktisadi devlet teşekkülü (İDT) ile kamu iktisadi kuruluşunun(KİK) ortak adıdır. İDT; sermayesinin tamamı devleteait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan kamuiktisadi teşebbüsüdür. KİK ise sermayesinin tamamı devlete ait oluptekel niteliğindeki mal ve hizmetleri kamu yararı gözeterek üretmek vepazarlamak üzere kurulan ve gördüğü bu kamu hizmeti dolayısıyla ürettiği mal vehizmetler imtiyaz sayılan kamu iktisadi teşebbüsüdür. Müessese,sermayesinin tamamı bir İDT’ye veya KİK’e ait olup ona bağlı işletme veyaişletmeler topluluğudur. Bağlı ortaklık; sermayesinin yüzde ellisindenfazlası İDT veya KİK’e ait olan işletme veya işletmeler topluluğundan oluşananonim şirketlerdir.
112. Görüldüğü üzere kamu kurumlarında görev yapmaktaiken iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bir daha devletin veya kamu tüzelkişilerinin doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak katıldığı teşebbüs veortaklıklarda istihdam edilemeyeceğinden anlaşılması gereken, birer hizmetyerinden yönetim kuruluşu olan iktisadi kamu kuruluşu niteliğindeki İDT,KİK, müessese ve bağlı ortaklıklardır.
113. Yukarıda sayılan iktisadi kamu kuruluşlarının yanısıra kamu iştirakleri olarak adlandırılan kuruluşlar da bulunmaktadır. Kamuiştiraki; İDT’ler ile KİK’lerin veya bağlı ortaklıklarının, sermayelerininen az yüzde on beşine, en çok yüzde ellisine sahip bulundukları anonimşirketlerdir. Bunlar KİT’lere uygulanan hukuki rejime değil bütünüyle özelhukuk rejimine tabidir. Kamu iştirakleri, aslında bir İDT veya bir KİK’in ya dabir bağlı ortaklığın özel sektörde yer alan ortaklıklardaki hisseleridir. Birbaşka deyişle kamu iştirakleri, bir anonim şirketteki kamu hisseleridir.
114. Dava konusu kuralda yer alan kamunun hissesibulunan diğer tüzel kişiler ifadesi ile kastedilen de kamunun hissesininbulunduğu ve 233 sayılı KHK’da “iştirakler” başlığı altında düzenlenenözel hukuk hükümlerine tabi anonim şirketlerdir.
115. Kural, iş sözleşmesi feshedilen buişçilerin kamu kurum ve kuruluşlarında herhangi bir şekilde istihdamedilmelerinin önünü kapatmaktadır. Bir başka deyişle kuralda kamu kurum vekuruluşlarında uygulanan istihdam şekilleri arasında bir ayrım yapılmadığı, işsözleşmesi feshedilen işçilerin 657sayılı Kanun'da sayılan ve memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel veişçilerden oluşan dört grup kamu görevlisi statüsünden hiçbirinde istihdamedilemeyecekleri düzenlemesine yer verildiği anlaşılmaktadır. Kural ile iş sözleşmesi feshedilen bu işçilerin kamuda istihdam edilmemekle birlikte doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilmeleri imkânı daortadan kaldırılmıştır. Ayrıca iş sözleşmesi feshedilen işçiler içinkuralda öngörülen tedbirin devletin veya kamu tüzel kişilerinin doğrudandoğruya ya da dolaylı olarak katıldığı teşebbüs ve ortaklıklarda istihdamedilmeyi yasaklamasının yanı sıra bu yasağın tamamen özel hukuk hükümlerinetabi olan ve kamunun sadece hissesinin bulunduğu anonim şirketleri dekapsayacak şekilde düzenlendiği görülmektedir.2. İptal Talebinin Gerekçesi
116. Dava dilekçesinde; dava konusu kuralda yer alan “mensubiyet”,“irtibat” ve “iltisak” kavramlarının belirsiz veöngörülemez olduğu, bu tespitin hangi kriterlere göre ve nasıl yapıldığıhususlarının belirli olmadığı, kuralla devletin veya kamu tüzel kişilerininortaklığının bulunduğu teşebbüs, ortaklık ve iştirakler ile diğer tüzel kişilerbünyesinde çalışmakta iken iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bir daha kamukurum ve kuruluşlarında herhangi bir şekilde istihdam edilmesinin yasaklandığı,buna göre kuralın olağanüstü hâlin gereklerini aşan nitelikte bir düzenlemeolduğu, sadece olağanüstü hâl süresince uygulanacak bir kural olmayıp süreklinitelik taşıdığı, iş akdi feshedilen kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarındaherhangi bir şekilde istihdam edilmesi yasaklandığından çalışma ve teşebbüshürriyeti ile kamu hizmetine girme hakkına müdahale edildiği belirtilerek kuralınAnayasa’nın 2., 13., 15., 48., 49. ve 70. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. Kanun’un 7. Maddesinin “…bir daha bu teşebbüs ve ortaklıklar…” İbaresinden Sonra Gelen “…ile kamunun hissesi bulunandiğer tüzel kişiler…” İbaresi Dışında Kalan Kısmı
117. Terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti, iltisakıveya irtibatı olduğu değerlendirilmek suretiyle iş akdi feshedilen işçilerinbir daha devletin veya kamu tüzel kişilerinin doğrudan doğruya ya da dolaylıolarak katıldığı teşebbüs ve ortaklıklar bünyesinde veya diğer kamu kurum vekuruluşlarında istihdam edilmesi ile doğrudan veya dolaylı olarakgörevlendirilmesini yasaklayan kuralın olağanüstü hâlin ilanına neden olantehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik bir düzenleme olduğuaçıktır. Ancak kural, sadece olağanüstü dönemde değil olağan dönemde deuygulanacak niteliği haizdir. Bu nedenle kurala ilişkin incelemenin Anayasa’nınolağan dönem kuralları yönünden öngördüğü denetim rejimine göre yapılmasıgerekir.
118. Anayasa’nın kamu hizmetine girmehakkını düzenleyen 70. maddesinin birinci fıkrasında “Her Türk, kamuhizmetlerine girme hakkına sahiptir” denilmiş, ikinci fıkrasında ise “Hizmetealınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.”hükmüne yer verilmiştir. Böylece hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerdenbaşka hiçbir ayrım gözetilemeyeceği öngörülerek bir yandan kamu hizmetinealınmada aranacak koşulların belirlenmesi hususunda kanun koyucuya takdiryetkisi tanınmış, diğer yandan da söz konusu koşullar belirlenirken bu hakkagetirilecek sınırlamaların ancak görevin gerektirdiği niteliklerle uyumluolması hâlinde mümkün olabileceği ifade edilmiştir. Buna göre kamu hizmetinegirme hakkına koşul belirlemek suretiyle getirilecek sınırlama görevingerektirdiği niteliklerden başka bir şarta bağlanamaz. Bu husus, anılanmaddenin gerekçesinde “…Kamu hizmetine alınacak memur ve kamu görevlileriile ilgili düzenlemede bu hakkın kötüye kullanılmasını önleyecek hükümlergetirilmiştir.” biçiminde vurgulanmıştır (AYM, E.2018/89, K.2019/84,14/11/2019, § 16).
119. Kural; devletin veya kamu tüzel kişilerinin doğrudan doğruya yada dolaylı olarak katıldığı teşebbüs, ortaklık ve iştirakler ile kamununhissesi bulunan diğer tüzel kişiler bünyesinde çalışmakta iken iş sözleşmesifeshedilen işçilerin bir daha bu teşebbüs ve ortaklıklar ile diğer kamu kurumve kuruluşlarında istihdam edilemeyeceğini ve doğrudan veya dolaylı olarakgörevlendirilemeyeceğini öngörmektedir. Bu açıdan bakıldığında kuralın kamuhizmetine girme hakkına sınırlama getirdiği açıktır.
120. Anayasa’nın 13. maddesi uyarıncakamu hizmetine girme hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin Anayasa’daöngörülen sınırlamanın kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlamasebebine ve ölçülülük ilkesine uygun olmasıgerekmektedir.
121. Anayasa’nın 70. maddesinde kamuhizmetlerine girme hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu kapsamdamaddenin ikinci fıkrasında “Hizmete alınmada, görevin gerektirdiğiniteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.” hükmüne yer verilerekhizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerin gözetilmesi anılanhak bakımından özel bir sınırlama nedeni olarak öngörülmüştür. Diğer yandanhizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerin gözetilmesi -hakkınkapsamı gereği- bu niteliklerin kamu hizmetinde bulunma sırasında devametmesini de içermektedir. Bu bağlamda anılan fıkra ile hizmete alınmada görevingerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemeyeceği öngörülerek biryandan kamu hizmetine alınmada aranacak şartların belirlenmesi hususunda kanunkoyucuya takdir yetkisi tanınmış, diğer yandan da söz konusu şartlarbelirlenirken bu hakka getirilecek sınırlamaların ancak görevin gerektirdiğiniteliklerle uyumlu olması hâlinde mümkün olabileceği ifade edilmiştir. Bunagöre kamu hizmetine girme hakkına getirilecek sınırlama görevin gerektirdiğiniteliklerden başka bir şarta bağlanamaz (AYM, E.2018/89, K.2019/84,14/11/2019, § 16).
122. Devlete sadakat ve güven temelindeyürütülmesi gereken kamu hizmetinde istihdam edilecek kişilerin terör örgütlerineveya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilenyapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının olmamasının bualandaki güvenilirliğin sağlanması, kamu hizmetinin sağlıklı bir şekildeyürütülebilmesi bakımından taşıdığı önem açıktır. Bu itibarla kuralın kamuhizmetinin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesine yönelik meşru biramacının olduğu anlaşılmaktadır.
123. Kuralla iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bir daha buteşebbüs ve ortaklıklar bünyesinde veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarındaistihdam edilemeyeceği, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyeceğitedbiri öngörülmektedir. Buna göre kuralda, uygulanacak tedbirin niteliği,tedbirin hangi hâllerde ve kimler hakkında uygulanacağı, bu kişilerin hangikurum ve kuruluşlarda çalıştırılmayacağının açık ve net bir şekildedüzenlendiği görülmektedir. Bu durumda kapsam ve sınırlarının tespiti mümkün olan söz konusu kuralın belirsiz olduğundan sözedilemez.
124. Öte yandan Anayasa’nın 13. maddesiuyarınca sınırlamanın ölçülü olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir.Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenenamacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenenamaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amacadaha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
125. Davakonusu kuralın, millî güvenlik bakımından riskoluşturabilecek durumları nedeniyle iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bir dahakamu hizmetinde istihdam edilmemeleri ve doğrudan veya dolaylı olarakgörevlendirilmemelerini düzenlemek suretiyle millî güvenliğin ve kamu düzenininsağlanarak kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi amacına ulaşmabakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
126. Devletin anayasal düzenini ortadan kaldırmayayönelmiş bir tehdidin varlığı, bu tehdidin ülkeye verdiği veya vereceği zararınbüyüklüğü karşısında devletin söz konusu tehdidin bir an önce bertarafedilebilmesi kapsamında gerekli tedbirleri alabileceğinde kuşku yoktur. Bubağlamda arındırma süreci olarak adlandırılan kamu personelinin kamudan çıkarılmasıve benzer nitelikteki kamu işçilerinin işsözleşmesinin feshi yoluyla kamu görevinin sonlandırılması tedbirinin ardından terörörgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan kişilerinkamu görevine devam etmelerinin yarattığı tehdit ve riskler ile bunun devletinanayasal düzenine yönelik yarattığı tehlikenin boyutları dikkate alınarak birdaha kamu görevlisi olarak istihdam edilemeyeceğini öngören bir düzenlemeyapılması doğaldır.
127. Terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakıyahut bunlarla irtibatı bulunan kamu görevlilerinin kamu kurumlarındakiörgütlenmesinin bertaraf edilmesi ve kamukurumları içinde yer almakta olan bu kişilerin tasfiyesininsağlanması amacına hizmet eden arındırmasüreçleri esas itibarıyla kamu görevlilerinin kamudaki istihdamları üzerinde odaklanmaktadır.
128. Dava konusu kuralda da kamu işçilerinin işsözleşmesinin feshi yoluyla kamu görevinin sonlandırılması tedbirinin ardındanbir daha kamuda istihdam edilemeyeceğinin ve doğrudan veya dolaylı olarakgörevlendirilemeyeceğinin öngörüldüğü dikkate alındığında kuralla ulaşılmakistenen amaca ilişkin kamu yararı ile bireyin kamu hizmetine girme hakkıarasında bulunması gereken makul dengenin gözetildiği anlaşılmaktadır.
129. İptali talep edilen kuralın esasını teşkil eden kamuhizmetinin ve görevinin icra edilmesininyasaklanmasına ilişkin tedbirin, terör örgütlerine veya devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olankişilerin kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde yaratacağı riskin niteliğidikkate alındığında, millî güvenliğin ve kamudüzeninin sağlanarak kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi kapsamındaölçüsüz olmadığı sonucuna varılmaktadır.
130. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 70.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın 2., 15., 48. ve 49. maddeleriçerçevesinde ileri sürülen aykırılık iddiaları, Anayasa’nın 13. ve 70. maddeleri kapsamında elealındığından anılan hükümler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
b. Kanun’un 7. Maddesinin “…bir daha buteşebbüs ve ortaklıklar…” İbaresinden Sonra Gelen “…ile kamunun hissesibulunan diğer tüzel kişiler…” İbaresi
131. Dava konusu kuralın olağanüstü hâlin ilanına nedenolan tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik bir düzenleme olduğuaçıktır. Ancak kuralın olağanüstü hâl süresiyle sınırlı olarak uygulanmamasınedeniyle kurala ilişkin incelemenin Anayasa’nın olağan dönem kurallarıyönünden öngördüğü denetim rejimine göre yapılması gerekir.
132. Anayasa’nın 48. maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşmehürriyetlerine sahiptir.”,49. maddesinde de “Çalışma, herkesinhakkı ve ödevidir.” denilmeksuretiyle herkesin çalışma hürriyeti ve hakkı ile sözleşme özgürlüğüne sahipolduğu hüküm altına alınmıştır.
133. Kural; terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği,mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilmeksuretiyle iş sözleşmesi feshedilen kamu işçilerinin kamunun hissesi bulunantüzel kişiler bünyesinde istihdam edilemeyeceğine ilişkin bir yasaklama tedbiriiçermektedir. Bu hâliyle kural, çalışmahürriyeti ve hakkını sınırlamaktadır.
134. Anayasa’nın 13. maddesi uyarıncaçalışma ve sözleşme hürriyetine sınırlama getiren düzenlemelerin Anayasa’daöngörülen sınırlama sebebine uygun olması, kanunla yapılması ve ölçülü olmasıgerekir.
135. Kuralın Anayasa’nın 13. maddesindeki kanunilik şartıile meşru amaç yönlerinden değerlendirilmesinde, Kanun’un 7. maddesinin “…birdaha bu teşebbüs ve ortaklıklar…” ibaresinden sonra gelen “…ile kamununhissesi bulunan diğer tüzel kişiler bünyesinde…” ibaresi dışında kalankısmına ilişkin açıklanangerekçeler uygun olduğu ölçüde dava konusu kural yönünden de geçerlidir.
136. Öte yandan iş sözleşmesi feshedilen kamu işçilerininbir daha kamunun hissesi bulunan tüzelkişiler bünyesinde istihdam edilmesinin yasaklanmasının millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunmasına, kamuhizmetinin sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik olsa da alınan tedbirinamaçla ölçülü olması şarttır.
137. Dava konusu kuralda devletin veya kamu tüzelkişilerinin doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak katıldığı teşebbüs, ortaklıkve iştirakler ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişilerbünyesinde çalışmakta iken iş sözleşmesi feshedilen işçiler hakkında düzenlemeyapılmıştır. Buna göre anılan kurum ve kuruluşlarda çalışmakta iken terörörgütleri veya millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı,oluşum veya gruplarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle iş sözleşmesi feshedilenkamu işçilerinin, bir daha bu teşebbüs ve ortaklıkların yanı sıra kamununhissesi bulunan diğer tüzel kişiler bünyesinde de istihdam edilemeyeceğihükme bağlanmıştır.
138. Bu çerçevede devlete sadakatsizliği tespit edilenkamu işçilerinin iş sözleşmelerinin sona erdirilmesinin ardından yeniden kamukurum ve kuruluşlarında çalışmalarının engellenmesine ilişkin bir tedbirinuygulanmasının mümkün olduğu söylenebilir. Zira kamu gücü kullanan bir işverenindevlete sadakat bağı bulunmayan veya zayıf olan bir kişiyle çalışmaya tahammülgösterme yükümlülüğünün olmadığı ve işverenlerin sadakatsiz olduğunudüşündükleri kişilerle iş ilişkilerini tek taraflı olarak sona erdirebilmehakkını haiz olduğu kabul edilmelidir.
139. Kuralda yer alan tedbirin gerekçesi, devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen terör örgütleri ileirtibatı veya iltisakı olduğu konusunda duyulan şüphe ve bu şüphe nedeniylegüven ilişkisinin ortadan kalkmasıdır. Bu bağlamda terör örgütleri ileirtibatlı ya da iltisaklı olmanın devlete sadakat bağının zayıflığını gösterenbir olgu olarak kabul edilmesi gerekir. Özelliklekamu gücünü kullanan idarelerin millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunmasıile kamu hizmetinin sürdürülebilirliğinin sağlanması amacını taşıdıklarıdurumlarda takdir yetkilerinin daha geniş olduğu söylenebilir.
140. Bu çerçevede, iş sözleşmesi feshedilen kamuişçilerinin kamunun hissesi bulunan tüzel kişiler bünyesinde istihdamedilemeyeceğine ilişkin tedbirin millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunmasıile kamu hizmetinin sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından elverişli vegerekli olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
141. Dava konusu kuralda yer alan “kamunun hissesibulunan diğer tüzel kişiler” ifadesi ile kastedilen, kamunun hissesininbulunduğu ve 233 sayılı KHK’da “iştirakler” başlığı altında düzenlenenözel hukuk hükümlerine tabi anonim şirketlerdir. Kamunun hissesinin bulunduğubu anonim şirketler özel sektörde çok farklı alanlarda faaliyet göstermektedir.Bu sektörler arasında savunma, güvenlik, bilgi sistemleri teknolojisi veyasağlık sektörü gibi millî güvenliğin ve kamudüzeninin sağlanması açısından stratejik önemi bulunan ve daha farklı birkonumda değerlendirilmesi gereken sektörler olduğu gibi millî güvenlik ve kamudüzeni ile doğrudan bir bağlantısı bulunmayan ve bunları olumsuz etkilemeihtimali zayıf olan ticari faaliyet alanları da mevcuttur.
142. Dava konusukuralda ise kamunun hissesinin bulunduğu anonim şirketler arasında millî güvenliğin ve kamu düzeninin sağlanmasıaçısından stratejik önemi olan alanlarda faaliyet gösteren anonimşirketler ile diğer anonim şirketler arasında herhangi bir ayrım yapılmadankamunun hissesinin bulunduğu bütün tüzel kişiler yönünden bir yasaklama hükmüöngörülmüştür. Bir başka deyişle kamu işçilerinin iş sözleşmesinin feshitedbirinin ardından uygulanan tedbir, kamunun (teşebbüs ve bağlıortaklıkların) hissesinin bulunduğu bütün tüzel kişileri kapsayacak şekildedüzenlenmiştir.
143. Devletin anayasal düzenini ortadan kaldırmayayönelmiş bir tehdidin varlığı, bu tehdidin ülkeye verdiği veya vereceği zararınbüyüklüğü karşısında söz konusu tehdidin bir an önce bertaraf edilebilmesikapsamında gerekli tedbirleri alabileceğinde kuşku yoktur. Bu bağlamda arındırma süreci olarakadlandırılan kamu personelinin kamudan çıkarılması ve benzer nitelikteki kamu işçilerinin iş sözleşmesinin feshi yoluyla kamugörevinin sonlandırılması tedbirinin ardından terör örgütlerine üyeliği,mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan kişilerin kamu görevinedevam etmelerinin yarattığı tehdit ve riskler ile bunun devletin anayasaldüzenine yönelik yarattığı tehlikenin boyutları dikkate alınmak suretiyle birdaha kamu görevlisi olarak istihdam edilmemelerinin yanı sıra kamu görevlisiolmasa dahi millî güvenliğin ve kamu düzenininsağlanması açısından stratejik önemi bulunan ve kamunun hisse sahibiolduğu tüzel kişiler bünyesinde istihdam edilemeyeceğini de öngören birdüzenleme yapılması doğaldır.
144. Ancak kamu iştiraki olarak adlandırılan bu anonimşirketlerin bahsi geçen özellikleri ile birlikte kamu kurumu niteliğininolmadığı dikkate alındığında kuralda öngörülen yasaklama tedbirinin kamuiştirakinin bulunduğu bütün anonim şirketleri kapsayacak şekildedüzenlenmesinin kamu hizmetinin devlete sadakat ve güven temelinde etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve millîgüvenliğin sağlanması amacına hizmet ettiği söylenemez. Bu durumda millî güvenliğin ve kamu düzeninin sağlanmasıaçısından stratejik önemi bulunan ve daha farklı bir konumda değerlendirilmesigereken sektörlerde faaliyet gösteren kamunun hissesi bulunan tüzel kişilerinyanı sıra millî güvenlik ve kamu düzeni ile doğrudan bir bağlantısı olmayan vebunları olumsuz etkileme ihtimali zayıf olan sektörlerde ticari faaliyetleriniyürüten kamunun hissesinin bulunduğu tüzel kişiler bünyesinde deçalışmayı yasaklayan kuralın bu yönüyle millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunması ile kamu hizmetinin sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından gereklilik unsurunu taşıdığısöylenemez.
145. Bu hâliyle kuralın çalışma ve sözleşmehürriyetine yönelik ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna varılmıştır.
146. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 48. ve49. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Rıdvan GÜLEÇ, İrfan FİDAN ve MuhteremİNCE bu görüşe katılmamışlardır.
Kural, Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırıgörülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 15. ve 70. maddeleri yönündenincelenmemiştir.
Ç. Kanun’un 9. Maddesinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
147. Kuralda, 3146 sayılı Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un (Kanun’un adı, 703sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesiyle “Çalışma ve Sosyal GüvenlikAlanında Bazı Mali Hükümler Hakkında Kanun” olarak değiştirilmiştir.) 12.maddesinin (mülga) birinci fıkrasının (l) ve (m) bentleri kapsamındayetkilendirilen kişi, kurum veya kuruluşlardan terör örgütlerine veya devletinmillî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olanlarınyetkilerinin çalışma ve sosyal güvenlik bakanı tarafından oluşturulacakkomisyonun teklifi üzerine çalışma ve sosyal güvenlik bakanının onayı ile iptaledileceği düzenlenmiştir.
148. Kuralınatıfta bulunduğu 3146 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde iş sağlığı vegüvenliği alanında ölçüm, analiz, teknik kontrol, risk analizi vedeğerlendirmesi, eğitim, danışmanlık, uzmanlık hizmetlerini vermek üzere özelve tüzel kişilere yetki verilmesi öngörülmektedir. Aynı şekilde işyeri hekimi,iş güvenliği uzmanı, diğer teknik personel ve sağlık personeli ile işçilereeğitim vermek için kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve 13/1/2011tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre faaliyet gösterenşirketler yetkilendirilmektedir.
149. İş sağlığı, çalışan birkişinin çalışma şartları ile kullanılan araç ve gereçlerden doğabilecektehlikelerden arındırılmış veya bu tehlikelerin en aza indirildiği bir işçevresinde işyeri ortamı ve çalışma koşullarından kaynaklı sağlıklarınıkaybetmelerini önleyici tedbirlerin alınmasını ifade etmektedir. İşçilerinkazaya uğramalarını önleyici tedbirleri ifade eden iş güvenliği ise işyerindekullanılan araç, gereç ve maddelerin kullanımı ve varlığından doğabilecekrisklere karşı işçilerin korunması ve gerekli tedbirlerin alınmasıdır.
150. Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği ileilgili düzenleyici hükümler, 20/6/2021 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı veGüvenliği Kanunu’nda yer almaktadır. Kanun’un “İşsağlığı ve güvenliği hizmetleri” başlıklı 6. maddesi ile işverenlereçalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve -çalışansayısına bağlı olarak- diğer teknik ve sağlıkpersoneli görevlendirme yükümlülüğü getirilmiştir.
151. 6331 sayılı Kanun’da iş güvenliği uzmanı;usul ve esasları yönetmelikle belirlenen, iş sağlığı ve güvenliği alanındagörev yapmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca (Bakanlıkça)yetkilendirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip, Bakanlık ve ilgilikuruluşlarında çalışma hayatını denetleyen müfettişler ile mühendislik veyamimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlar olarakbelirtilmiştir. İşyeri hekimi ise iş sağlığı ve güvenliği alanında görevyapmak üzere (Bakanlıkça) yetkilendirilmiş, işyeri hekimliği belgesine sahiphekimlerdir. İş güvenliği uzmanı ile işyeri hekimi dışında iş güvenliği vesağlığı alanında faaliyet gösteren diğer teknik personel ve sağlık personeli debulunmaktadır.
152. İşveren tarafından iş güvenliğiuzmanı veya işyeri hekimi olarak görevlendirileceklerin, geçerli işgüvenliği uzmanlığı belgesi veya işyerihekimliği belgesine sahip olmaları zorunludur. İşverenceteknik eleman veya sağlık personeli olarak görevlendirilecekler için de gereklibelgelerin alınması zorunludur.
153. 6331 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, iş sağlığı vegüvenliği hizmetlerini yürütmek isteyen kamu ve özel sektör kuruluşları daBakanlıkça görevlendirildikten sonra hizmet sunabilmektedir. Bu kuruluşlar ileayrıca iş sağlığı ve güvenliği alanında eğitim kurumu olarak faaliyet göstermekisteyen kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve 6102 sayılı Kanun’a göre faaliyet gösteren şirketler tarafından kurulanmüesseselerin de iş sağlığı ve güvenliği alanında faaliyet gösterebilmek içinyetkilendirildiklerini gösteren gerekli belgeleri almaları zorunludur.
154. Kuralın atıfta bulunduğu 3146sayılı Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrası, 2/7/2018 tarihli ve 703sayılı KHK’nın 4. maddesiyle yürürlüktenkaldırılmıştır. İptali istenen kuralda yer alan görev ve yetkiler (1)numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK)ile yeniden düzenlenmiştir. Anılan CBK’nın 86.maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca işyerindekisağlık ve güvenlik risklerini önleyici ve koruyucu hizmetleri yürütenlerinniteliklerini belirlemek, eğitimlerini ve sertifikalandırılmalarını sağlamakÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görevleriarasında sayılmış, 90. maddesinde işsağlığı ve güvenliği alanında özel ve tüzel kişilerin faaliyet gösterebilmeleriiçin yetkilendirmenin İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafındanyapılacağı hükme bağlanmıştır.
155. Kuralın atıfta bulunduğu 3146 sayılı Kanun'un 12.maddesinin birinci fıkrasının (l) ve (m) bentleri yürürlükten kaldırılmış isede anılan madde kapsamında verilen yetki belgelerinin hâlen yürürlükte olduğu,hukuki varlıklarının devam ettiği ve bu yetki belgelerinin dava konusu kuralkapsamında iptalinin söz konusu olabileceği görüldüğünden dava konusu kuralınatıfta bulunduğu bentlerin yürürlükten kaldırılması kuralın anayasallıkdenetiminin yapılmasını engellememektedir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
156. Dava dilekçesinde özetle; iş sağlığı ve güvenliğialanında çalışmak üzere yetkilendirilen özel ve tüzel kişilerle işyeri hekimive iş güvenliği uzmanlığı eğitimi vermek üzere yetkilendirilmiş olanların terörörgütlerine üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğunun tespitihâlinde bu yetkilerin iptalini öngören kuralın olağanüstü hâlin gerekleriniaşan nitelikte bir düzenleme olduğu, çalışma hakkı ve sözleşme özgürlüğünüölçüsüz şekilde sınırlandırdığı, söz konusu yetki belgelerinin iptali içinkomisyon kurulması öngörülmekle birlikte komisyonun çalışması ile ilgili usuleilişkin güvencelerin öngörülmediği, kuralda belirtilen “üyeliği, mensubiyetiveya iltisakı yahut bunlarla irtibatı” ibaresinde yer alan kavramlarınbelirsiz ve öngörülemez olduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 13., 15.,48. ve 49. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
157. Dava konusu kuralın olağanüstühâlin ilanına neden olan tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik birdüzenleme olduğu açıktır. Ancak kuralın olağanüstü hâl süresiyle sınırlı olarakuygulanmaması nedeniyle kurala ilişkin incelemenin Anayasa’nın olağan dönemkuralları yönünden öngördüğü denetim rejimine göre yapılması gerekir.
158. 3146 sayılı Kanun’un 12. maddesinin (mülga) birincifıkrasının (l) bendi uyarınca “iş sağlığı ve güvenliği alanında ölçüm,analiz, teknik kontrol, risk analizi ve değerlendirmesi, eğitim, danışmanlık,uzmanlık hizmetlerini yapmak ve bu tür hizmetleri verecek özel ve tüzel kişi vekuruluşların niteliklerini belirlemek, yetki vermek, yetkilerini iptal etmek,kontrol ve denetimini sağlamak”; (m) bendi uyarınca ise “işyerihekimi, iş güvenliği uzmanı, diğer teknik ve sağlık personel ile işçilereeğitim vermek için kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve Türk TicaretKanunu hükümlerine göre faaliyet gösteren şirketler ile ortak sağlık vegüvenlik birimlerini yetkilendirmek, gerektiğinde yetkilerini iptal etmek,hizmetin etkin ve verimli bir şekilde verilip verilmediğinin kontrol vedenetimini sağlamak, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının eğitimlerisonundaki sınavları yapmak veya yaptırmak, belgelerini vermek” yetkive görevi Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanlığına verilmiştir.
159. Ülkemizde işyerlerindeiş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesiiçin işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenleyen 6331 sayılı Kanun uyarınca iş sağlığıve güvenliği alanında ölçüm, analiz, teknik kontrol, risk analizi vedeğerlendirmesi, eğitim, danışmanlık, uzmanlık hizmetlerini yerine getirmekisteyen özel ve tüzel kişiler ile işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı, diğerteknik personel ve sağlık personeli ile işçilere eğitim vermek isteyen kamukurum ve kuruluşları, üniversiteler ve şirketlerin ilgili Bakanlık tarafındanyetkilendirilmesi zorunludur. Bir başka deyişle iş sağlığı ve güvenliğialanında çalışabilmek için Bakanlıktan yetki alınması şarttır.
160. Kuralda, iş sağlığı vegüvenliği alanında faaliyet göstermek üzereyetkilendirilen kişi, kurum veya kuruluşlardan terör örgütlerine veya devletinmillî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olanlarınyetkilerinin çalışma ve sosyal güvenlikbakanı tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakanın onayı ile iptal edileceği düzenlenmiştir. Bu hâliyle kuralla çalışma hürriyeti ve hakkına yönelik bir sınırlamagetirildiği açıktır.
161. Anayasa’nın 13. maddesine göreçalışma ve sözleşme hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin Anayasa’daöngörülen sınırlama sebebine uygun olması, kanunla yapılması ve ölçülü olmasıgerekir.
162. Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerindeçalışma hürriyeti ve hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir.Bununla birlikte Anayasa’nın ilgili maddesinde özel bir sınırlama nedeniöngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarınınbulunduğu kabul edilmektedir. Öte yandan düzenlendiği maddede hiçbir sınırlamanedenine yer verilmeyen hakların diğer anayasal hükümler nedeniylesınırlandırılması da mümkün bulunmaktadır.
163. Terör örgütlerine veya devletinmillî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakıyahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle işsağlığı ve güvenliği alanında faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişilerin yetkibelgelerinin iptal edilmesini öngören kuralların millî güvenlik ve kamudüzeninin sağlanarak buna ilişkin hizmetlerin etkin ve sağlıklı bir şekildeyürütülmesine yönelik meşru bir amacının bulunduğu anlaşılmaktadır.
164. Öte yandan Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında çalışma hürriyeti ve hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin bulunmasıyeterli değildir. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel haklarısınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğeizin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemelerniteliğinde olması gerekir.
165. Buna göre kuralda, uygulanacak tedbirin niteliği,tedbirin hangi hâllerde ve kimler hakkında uygulanacağı, tedbiri uygulamayetkisinin kime ait olduğu hususlarının açık ve net bir şekilde düzenlendiğigörülmektedir. Ayrıca kuralda geçen “iltisak”kavramı kavuşan, bitişen, birleşen; irtibat kavramı ise bağlantı anlamınagelmektedir. Anılan ibareler genel kavram niteliğinde olmakla birlikte AnayasaMahkemesinin 14/11/2019 tarihli ve E.2018/89, K.2019/84 sayılı kararındabelirtilen nedenlerle bunların kategorik olarak belirsiz ve öngörülemeznitelikte olduğu söylenemez.
166. Öte yandan iş sağlığı ve güvenliğialanında faaliyet gösterenlerin yetki belgelerinin iptal edilmesine ilişkintedbirin çalışma hürriyeti ve hakkına yönelik olarak getirdiği sınırlamanınAnayasa’nın 13. maddesi uyarınca ölçülülük ilkesiyle çelişmemesi zorunluolduğundan sınırlamanın ölçülülük ilkesi yönündende incelenmesi gerekmektedir.
167. Bu çerçevede 6331 sayılı Kanun’un kapsamına savunma,güvenlik, bilgi sistemleri veya sağlık sektörü gibi millî güvenliğin ve kamu düzeninin sağlanması açısından stratejik önemibulunan ve diğer sektörlere göre daha farklı bir konumda değerlendirilmesigereken sektörlerde faaliyet gösteren iş ve işyerleri girdiği gibi iş sağlığıve güvenliği açısından millî güvenliği ve kamu düzenini olumsuz etkilemeihtimali zayıf olan sektörlerde ticari faaliyetlerini yürüten iş ve işyerleride girmektedir.
168. Dava konusu kuralda ise stratejik önemi bulunan sektörlerde faaliyet gösteren iş ve işyerleriyönünden bir ayrım yapılmadan iş sağlığı ve güvenliği alanında faaliyet göstermek üzere yetkilendirilenkişi, kurum veya kuruluşların tümünün yetki belgelerinin iptal edilebilmesineimkân sağlayan bir tedbir öngörülmüştür.
169. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili uygulamalarınfaaliyet konularına bakılmaksızın tüm iş ve işyerlerinde yerine getirilmesigerekmektedir. Ancak kuralda öngörülen tedbirinbütün iş ve işyerlerini kapsayacak şekilde düzenlenmesinin kamu hizmetinindevlete sadakat ve güven temelinde etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi vemillî güvenliğin sağlanması amacına hizmet ettiği söylenemez. Bu durumda millîgüvenliğin ve kamu düzeninin sağlanması açısından stratejik önemi bulunan vedaha farklı bir konumda değerlendirilmesi gereken sektörlerde faaliyet göstereniş ve işyerlerinin yanı sıra millî güvenlik ve kamu düzeni ile doğrudan birbağlantısı bulunmayan ve bunları olumsuz etkileme ihtimali zayıf olansektörlerde faaliyet gösteren iş ve işyerlerinde faaliyet gösterecek iş sağlığıve güvenliği alanında çalışan kişi, kurum ve kuruluşların yetki belgelerinin deiptal edilmesinin bu yönüyle millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunması ilekamu hizmetinin sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından gereklilik unsurunutaşıdığı söylenemez.
170. Bu durumda herhangi bir ayrımagidilmeksizin stratejik önemi bulunansektörlerde faaliyet gösteren iş ve işyerlerinin yanı sıra stratejik önemibulunmayan işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği alanında çalışabilecek kişileride kapsayacak şekilde tümünün yetki belgelerinin iptal edilebilmesine imkânsağlayan kuralın millî güvenliğin ve kamudüzeninin korunması açısından gereklilik unsurunu taşıdığı söylenemez.
171. Bu itibarla kuralın çalışma ve sözleşme hürriyetineyönelik ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna varılmıştır.
172. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 48., ve49. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Muammer TOPAL, Rıdvan GÜLEÇ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ileMuhterem İNCE bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 13., 48., ve 49. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamındaele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kural Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırıgörülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 15. maddesi yönündenincelenmemiştir.
D. Kanun’un 10.Maddesinin (2) Numaralı Fıkrası İle 667sayılı KHK’nın 5. Maddesine Eklenen (2) Numaralı Fıkranın ve (3) NumaralıFıkrası İle 669 sayılı KHK’nın 4. MaddesineEklenen (2) Numaralı Fıkranın (c) Bendinin İncelenmesi
173. Kanun’un 10. maddesinin dava konusu (2) numaralıfıkrası ile 5. maddesine (2) numaralı fıkra eklenen 667 sayılı KHK 6749 sayılı Kanunile kanunlaşmış olup anılan Kanun’un 5. maddesinin (2) numaralı fıkrası AnayasaMahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.2016/205, K.2019/63 sayılı kararı ile iptaledilmiştir. 7081 sayılı Kanun’un 10. maddesinin dava konusu (3) numaralıfıkrası ile 4. maddesine (2) numaralı fıkra eklenen 669 sayılı KHK ise 9/11/2016 tarihli ve 6756 sayılı OlağanüstüHal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ileBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabul Edilmesi Hakkında Kanun ile kanunlaşmış olup anılanKanun’un 4. maddesinin (2) numaralı fıkrası 13/2/2018 tarihli ve 7098 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un ek 1. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (c) bendi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu durumda davakonusu kuralların uygulanma imkânı kalmamıştır.
174. Açıklanan nedenle konusu kalmayan kurallara ilişkiniptal talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
175. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaksuretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekligördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararınınyürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceğibelirtilmektedir.
176. 7081 sayılı Kanun’un 7. maddesinin “…bir daha bu teşebbüsve ortaklıklar…” ibaresinden sonra gelen“…ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler…” ibaresi ile 9. maddesinin iptal edilmesi nedeniyle doğacakhukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3)numaralı fıkrası gereğince bu ibare ve maddeye ilişkin iptal hükümlerininkararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğegirmesi uygun görülmüştür.
V. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
177. Dava dilekçesindeözetle; dava konusu kuralların bu hâliyle uygulanmasının telafisi güç veyaimkânsız zararların doğmasına sebebiyet vereceği belirtilerek yürürlüklerinindurdurulması talep edilmiştir.
6/2/2018 tarihli ve 7081 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaBazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul EdilmesineDair Kanun’un;
A. 4. maddesininüçüncü cümlesine yönelik yürürlüğün durdurulması talebinin, koşullarıoluşmadığından REDDİNE,
B. 1. 7. maddesinin “…bir daha bu teşebbüs ve ortaklıklar…”ibaresinden sonra gelen “…ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler…” ibaresine,
2. 9. maddesine,
yönelikiptal hükümlerinin yürürlüğe girmelerinin ertelenmeleri nedeniyle bu madde veibareye ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,
C. 1. 4. maddesinin birinci ve ikinci cümlelerine,
2. Ekli (2) sayılı listesine,
3. 6. maddesine,
4. 7. maddesinin “…bir daha bu teşebbüs ve ortaklıklar…”ibaresinden sonra gelen “…ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler…” ibaresidışında kalan kısmına,
yönelik iptal talepleri26/10/2022 tarihli ve E.2018/76, K.2022/125 sayılı kararla reddedildiğinden bumaddeye, cümlelere, listeye ve kısma ilişkin yürürlüğün durdurulmasıtaleplerinin REDDİNE,
Ç. 10. maddesinin,
1. (2) numaralı fıkrasıile 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlereİlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesine eklenen (2) numaralı fıkraya,
2. (3) numaralı fıkrasıile 25/7/2016 tarihli ve 669 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı TedbirlerAlınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesine eklenen (2) numaralıfıkranın (c) bendine,
ilişkin iptal talebi hakkında26/10/2022 tarihli ve E.2018/76, K.2022/125 sayılı kararla karar verilmesineyer olmadığına karar verildiğinden bu fıkra ve bende ilişkin yürürlüğün durdurulmasıtalepleri hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
26/10/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
VI. HÜKÜM
6/2/2018 tarihli ve 7081 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaBazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul EdilmesineDair Kanun’un;
A. 4. maddesinin,
1. Birinci ve ikincicümlelerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. Üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNEOYBİRLİĞİYLE,
B. Ekli (2) sayılı listesinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNEOYBİRLİĞİYLE,
C. 6. maddesinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
Ç. 7. maddesinin;
1. “…bir daha bu teşebbüsve ortaklıklar…” ibaresinden sonra gelen“…ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler…” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olduğuna ve İPTALİNE, Rıdvan GÜLEÇ, İrfan FİDAN ile Muhterem İNCE’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün, Anayasa’nın 153.maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince,KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞEGİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. Kalan kısmının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
D. 9. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, MuammerTOPAL, Rıdvan GÜLEÇ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ile Muhterem İNCE’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün, Anayasa’nın 153.maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralıfıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AYSONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
E. 10. maddesinin,
1. (2) numaralı fıkrasıile 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlereİlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesine eklenen (2) numaralı fıkraya,
2. (3) numaralı fıkrasıile 25/7/2016 tarihli ve 669 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı TedbirlerAlınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesine eklenen (2) numaralıfıkranın (c) bendine,
ilişkin iptal taleplerihakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA OYBİRLİĞİYLE,
26/10/2022 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Karşı Oy
1. 7081 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında AlınanTedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul EdilmesineDair Kanun’un 9. maddesinde, 3146 sayılı Kanunun 12. maddesinin (l) ve (m)bentleri kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından iş sağlığıve güvenliği alanında yetkilendirilen kişilerden milli güvenliğe karşıfaaliyette bulunduğuna karar verilen yapı ve oluşumlarla irtibat ve iltisaklıolanların yetkilerinin iptal edilmesi düzenlenmektedir.
2. Yetki iptali için Bakanlık bünyesinde bir komisyonoluşturulması ve bunun yaptığı tespitler sonrasında Bakanlıkça yetkinin iptaledilmesine karar verilmesi usulü benimsenmiştir.
3. Belirlenen bu usul çerçevesinde yapılacak işlemlerinyargısal denetime tabi olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.
4. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi olağanüstü hâldöneminde alınan tedbirler çerçevesinde milli güvenlik aleyhine faaliyettebulunan oluşumlarla irtibatlı kişilerin pilot lisansları ile gemi adamlığıbelgesi gibi çalışma hürriyeti ve özel hayatları ile doğrudan irtibatlı olanbelgelerin iptal edilmesini Anayasa’ya aykırı görmemiştir. (AnayasaMahkemesi’nin 22/09/2021 tarihli 2018/75 esas, 2021/60 sayılı kararı ile24/06/2021 tarih 2018/81 esas, 2021/45 sayılı kararı)
5. İfa ettikleri fonksiyon itibariyle iş sağlığı vegüvenliği konularının toplumsal açıdan önemsiz olduklarını ifade etmek mümkündeğildir. Norm koyucunun da bu alana dair düzenleme yapması kendi takdirikapsamındadır.
6. Kaldı ki yetkileri iptal edilen kişilerin geçimlerinitemin noktasında bu faaliyetleri tali özellik arz etmektedir. Bu iptal kararıilgililerin asıl mesleklerini icra etmeleri hususunda mutlak bir yasaklama dagetirmemektedir.
7. Bu haliyle ölçüsüz olmadığını değerlendirdiğimizdüzenlemenin Anayasaya aykırı olmadığını düşündüğümüzden çoğunluğun iptalyönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Basri BAĞCI
KARŞI OY
1. Dava konusu kuralda, 3146 sayılı Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un (Kanun’un adı,703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesiyle “Çalışma ve SosyalGüvenlik Alanında Bazı Mali Hükümler Hakkında Kanun” olarak değiştirilmiştir.) 12.maddesinin (mülga) birinci fıkrasının (l) ve (m) bentleri kapsamındayetkilendirilen kişi, kurum veya kuruluşlardan terör örgütlerine veya MGK’caDevletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı,oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatıolanların yetkilerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafındanoluşturulacak komisyonun teklifi üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nınonayı ile iptal edileceği düzenlenmiştir.
2. Anayasa’nın 48. maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşmehürriyetlerine sahiptir”,49. maddesinde de “Çalışma, herkesinhakkı ve ödevidir” denilmeksuretiyle herkesin çalışma hürriyeti ve hakkı ile sözleşme özgürlüğüne sahipolduğu hüküm altına alınmıştır.
3. 3146 sayılı Kanun’un 12. maddesinin (mülga) birincifıkrasının (l) bendi uyarınca, iş sağlığı ve güvenliği alanında ölçüm,analiz, teknik kontrol, risk analizi ve değerlendirmesi, eğitim, danışmanlık,uzmanlık hizmetlerini yapmak ve bu tür hizmetleri verecek özel ve tüzel kişi vekuruluşların niteliklerini belirlemek, yetki vermek, yetkilerini iptal etmek,kontrol ve denetimini sağlamak, (m) bendi uyarınca ise, işyeri hekimi,iş güvenliği uzmanı, diğer teknik ve sağlık personel ile işçilere eğitim vermekiçin kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve Türk Ticaret Kanunuhükümlerine göre faaliyet gösteren şirketler ile ortak sağlık ve güvenlikbirimlerini yetkilendirmek, gerektiğinde yetkilerini iptal etmek, hizmetinetkin ve verimli bir şekilde verilip verilmediğinin kontrol ve denetiminisağlamak, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının eğitimleri sonundakisınavları yapmak veya yaptırmak, belgelerini vermek yetki ve görevi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verilmiştir.
4. Ülkemizde işyerlerindeiş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarınıniyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak veyükümlülüklerini düzenleyen 6331sayılı Kanun uyarınca iş sağlığı ve güvenliği alanında ölçüm, analiz, teknikkontrol, risk analizi ve değerlendirmesi, eğitim, danışmanlık, uzmanlık hizmetleriniyerine getirmek isteyen özel ve tüzel kişiler ile işyeri hekimi, iş güvenliğiuzmanı, diğer teknik ve sağlık personeli ile işçilere eğitim vermek isteyenkamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve şirketlerin ilgili Bakanlıktarafından yetkilendirilmesi zorunludur. Bir başka deyişle iş sağlığı vegüvenliği alanında çalışabilmek için Bakanlık’tan yetki alınması şarttır.
5. Kuralda ise, iş sağlığı vegüvenliği alanında faaliyet göstermek üzereyetkilendirilen kişi, kurum veya kuruluşlardan terör örgütlerine veya MilliGüvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğunakarar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakıyahut bunlarla irtibatı olanların yetkilerinin Çalışmave Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerineBakan’ın onayı ile iptal edileceğidüzenlenmiştir. Bu haliyle kuralla çalışmahürriyeti ve hakkına yönelik bir sınırlama getirildiği açıktır.
6. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” denilmektedir.Buna göre çalışma vesözleşme hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin, Anayasa’da öngörülensınırlama sebebine uygun olması, kanunla yapılması ve ölçülü olması gerekir.
7. Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerindeçalışma hürriyeti ve hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir.Bununla birlikte Anayasa’nın ilgili maddesinde özel bir sınırlama nedeniöngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarınınbulunduğu kabul edilmektedir. Öte yandan düzenlendiği maddede hiçbir sınırlamanedenine yer verilmeyen hakların diğer anayasal hükümler nedeniylesınırlandırılması da mümkün bulunmaktadır.
8. Anayasanın 49. maddesinin ikinci fıkrasında,çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek içinçalışanları korumak ve çalışmayı desteklemek devletingörevleri arasında sayılmıştır. Ayrıca yine Anayasanın 56. maddesininüçüncü fıkrasında, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesinisağlamak da devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Bu kapsamda,çalışanların, iş yerlerinde işin yürütülmesisırasında oluşan veya oluşabilecek tehlikelerden ve sağlığına zarar verebilecekunsurlardan korunmasının devletinyerine getirmekle yükümlü olduğu ödevler kapsamında kaldığında tereddütbulunmamaktadır. Bu yönüyle, çalışan birkişinin çalışma şartları ile aynı zamanda işyeri ortamının iyileştirilmesi amacına uygun olarak iş sağlığı ve güvenliği alanındakifaaliyetlerin doğru ve güvenilir bir şekilde yerinegetirilmesini temin etmek amacıyla iş sağlığı ve güvenliği alanında faaliyet göstermek üzere yetkilendirilen kişi, kurumveya kuruluşlardan terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin milli güvenliğinekarşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği,mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olanların yetkilerinin iptal edilmesini öngören kuralın kamuyararını gerçekleştirmeye yönelik meşru bir amacının bulunduğu söylenebilir.
9. Öte yandan Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında çalışma hürriyeti ve hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin bulunmasıyeterli değildir. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel haklarısınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfiliğeizin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemelerniteliğinde olması gerekir.
10. Kuralla terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veyailtisakı yahut bunlarla irtibatı bulunanların iş sözleşmelerinin feshedileceğiöngörülmekte olup kuralda geçen iltisaklı kavramı kavuşan, bitişen, birleşen;irtibatlı kavramı ise bağlantılı anlamına gelmektedir. Anılan ibareler genelkavram niteliğinde olmakla birlikte Anayasa Mahkemesinin 14/11/2019 tarihli veE.2018/89, K.2019/84 sayılı kararında belirtilen nedenlerle bunların kategorikolarak belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğu söylenemez.
11. Kuralla, iş sağlığı ve güvenliği alanında faaliyet göstermek üzere yetkilendirilen kişi, kurumveya kuruluşların farklı saiklerle hareketetmesinin önüne geçilmesi suretiyle iş sağlığı ve güvenliği alanında faaliyetgösteren iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi vediğer teknik personel ile sağlık personelinin görevlerini gereği gibiyerine getirmelerinin sağlanması, görev ve yetkilerin kötüye kullanımının önünegeçilmesi hedeflenmektedir. Bu suretle çalışanların, iş yerlerinde işinyürütülmesi sırasında oluşan veya oluşabilecek tehlikelerden ve sağlığına zararverebilecek unsurlardan korunması amaçlanmaktadır. Terörle mücadele ederek kişilerin ve toplumun huzur ve güvenliğinisağlamanın devletin yerine getirmekle yükümlü olduğu ödevler kapsamındakaldığında tereddüt bulunmamaktadır. Bu itibarla kuralın, işyeriortamının iyileştirilmesini hedef alan iş sağlığı ve güvenliği alanında hukukigüvenliğin ve kamu yararının sağlanmasına yönelik amaçlara ulaşma bakımındanelverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
12. Diğer taraftan iş sağlığı ve güvenliği alanındafaaliyet gösteren iş güvenliği uzmanı, işyerihekimi ve diğer teknik personel ile sağlık personelinin yetkilerininiptal edilmesi hususunda herkes için eşit bir uygulama öngörülmektedir. Başkabir anlatımla iş sağlığı ve güvenliği alanında faaliyet göstermekte iken terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakıyahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyleyetkisi iptal edilecekler bakımından belli bir gruba yönelik istisnai birdüzenleme getirilmemektedir.
13. Ayrıca kuralın uygulanmasından doğacakuyuşmazlıkların yargıya taşınabilmesi mümkündür. Bu kapsamda iş sağlığı vegüvenliği alanında faaliyet göstermek üzereyetkilendirilen kişi, kurum veya kuruluşların, terör örgütlerine veya MilliGüvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğunakarar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahutbunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle Bakan tarafındanoluşturulacak komisyonun teklifi üzerine Bakan onayı ile yetkilerinin iptaledilmesi durumunda bu işleme karşı idari yargıda iptal davası açılmasımümkündür. Bu bağlamda kural herhangi bir sınırlama getirmediğinden yetkisiiptal edilen gerçek ve tüzel kişilerin, herhangi bir terör örgütüyle iltisaklıveya irtibatlı bulunmadıkları iddiasıyla yargı yoluna başvurmalarında ve yargıyerlerince haklı bulunmaları hâlinde tekrar faaliyetlerine devam etmelerindebir engel bulunmamaktadır. Buna göre Kanun’da kuralın amacı dışında keyfiolarak kullanılmasını önleyecek yasal güvenceye yer verildiğinden kurallaulaşılmak istenen amaca ilişkin kamu yararı ile kişi, kurum ve kuruluşlarınçalışma hürriyeti ve hakkı arasında bulunması gereken makul dengeningözetildiği anlaşılmaktadır.
14. Bu itibarla çalışma hürriyeti ve hakkınısınırlandıran kuralın orantısız bir müdahaleye neden olmadığı, dolayısıylaanılan hakka ölçüsüz bir sınırlama getirmediği sonucuna ulaşılmıştır.
15. Açıklanan nedenlerle kuralın Anayasa’nın 13., 48., ve49. maddelerine aykırı olmadığı ve iptal talebinin reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Muhterem İNCE