ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2018/78
Karar Sayısı: 2022/114
Karar Tarihi: 13/10/2022
R.G.Tarih-Sayı: 2/3/2023-32120
İPTAL DAVASINI AÇAN:Türkiye Büyük MilletMeclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 113 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU:6/2/2018 tarihli ve 7083 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı TedbirlerAlınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un;
A. 1. maddesininve ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılı listelerin,
B. 3. maddesinin(1) ve (2) numaralı fıkraları ile ekli (6) ve (7) sayılı listelerin,
C. 4., 6. ve 8.maddelerinin,
Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 8., 9., 13., 15.,17., 20., 23., 26., 28., 29., 30., 33., 35., 36., 38., 42., 48., 49., 70.,mülga 91., mülga 121., 125., 128., 129. ve 130. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un iptali talep edilen kuralların da yer aldığı;
1. 1. maddesişöyledir:
“Kamupersoneline ilişkin tedbirler
MADDE 1- (1) Terör örgütlerine veya Milli GüvenlikKurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilenyapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarlairtibatı olan;
a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler Türk SilahlıKuvvetlerinden,
b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler JandarmaGenel Komutanlığı teşkilatından,
c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet GenelMüdürlüğü teşkilatından,
ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler kamugörevinden,
başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bukişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanunhükümlerine göre işlem tesis edilir.
(2) Birinci fıkra gereğince Türk Silahlı Kuvvetlerinden,Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatındanve kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın, rütbeve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yenidenkabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veyadolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlümütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiyekurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silahruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilirve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeşgün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu,ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarıncailgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerinepasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir.
(3) Birinci fıkra kapsamında Türk SilahlıKuvvetlerinden, Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, Emniyet GenelMüdürlüğü teşkilatından ve kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerindetaşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam vebenzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat vemeslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar.”
2. 3. maddesişöyledir:
“Kapatılan vekapsamdan çıkarılan kurum ve kuruluşlar
MADDE 3- (1) Terör örgütlerine veya Milli GüvenlikKurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilenyapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olan;
a) Ekli (6) sayılı listede yer alan dernekler,
b) Ekli (7) sayılı listede yer alan basın-yayınkuruluşları,
kapatılmıştır.
(2) Birinci fıkra kapsamında kapatılan derneklere vebasın-yayın kuruluşlarına ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacakve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlaraait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmazyükünden ari olarak tescil edilir. Bunların her türlü borçlarından dolayıhiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkinişlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle MaliyeBakanlığı tarafından yerine getirilir.
(3) Ekli (8) sayılı listede yer alan özel sağlıkkuruluşu, ekli (9) sayılı listede yer alan vakıflar ve ekli (10) sayılı listede yer alan dernekler, 6749 sayılı Kanunun eki (I) ve (III) sayılı listelerinilgili sıralarından çıkarılmıştır. 6749 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümleribu fıkra kapsamında yer alan kurum ve kuruluşlar bakımından tüm hüküm vesonuçlarıyla birlikte 23/7/2016 tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmışsayılır. Buna ilişkin işlemler ilgisine göre İçişleri Bakanlığı, MaliyeBakanlığı, Sağlık Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerinegetirilir.”
3. 4. maddesişöyledir:
“Sınavlarailişkin tedbirler
MADDE 4- (1) Terör örgütü üyeliği veya bu örgütlerinfaaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar sebebiyle tutuklu veya hükümlü olarakceza infaz kurumunda bulunanlar, olağanüstü halin devamı ve kurumdabarındırıldıkları süre zarfında, ülke genelinde uygulanan merkezî sınavlar ileörgün veya yaygın her türlü eğitim ve öğretim kurumları ile kamu kurum vekuruluşları tarafından ceza infaz kurumu içinde veya dışında yapılan ya dayaptırılan sınavlara giremezler.”
4. 6. maddesişöyledir:
“Tazminattaleplerine ilişkin kısıtlama
MADDE 6- (1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılıBakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğekonulan kanun hükmünde kararnameler çerçevesinde, terör örgütlerine veya MilliGüvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğunakarar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarlairtibatı nedeniyle kapatılan kurum ve kuruluşlar tarafından, kapatmadolayısıyla hiçbir surette tazminat talebinde bulunulamaz.”
5. 8. maddesişöyledir:
“İptaledilecek ihaleler
MADDE 8- (1) 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı BelediyeKanununun 45 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre belediye başkanı veya başkanvekili görevlendirilen belediyeler ve bunların bağlı kuruluşları ilesermayesinin %50’sinden fazlası bu belediyelere ait ortaklıklarda, 5/1/2002tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa göre imzalanan hertürlü mal veya hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin sözleşmelerdekiyüklenicilerin, terör örgütlerine iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğununEmniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilmesi ya da imzalanan bu sözleşmelernedeniyle belediye menfaatinin önemli ölçüde ihlal edildiğinin belirlenmesihalinde bu sözleşmeler belediye başkanı veya belediye başkan vekili tarafındantek taraflı olarak resen feshedilir.
(2) Bu maddede belirtilen hallerde ayrıca protestoçekmeye gerek kalmaksızın kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar gelirkaydedilir. İhaleyle ilgili olarak yüklenicilere herhangi bir şekilde ceza,tazminat ya da başka bir ad altında ödeme yapılmaz.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü gereğince Zühtü ARSLAN,Burhan ÜSTÜN, Engin Yıldırım, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, M. Emin KUZ, Hasan TahsinGÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’inkatılımlarıyla 17/5/2018 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında kararabağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Fatih TORUNtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un 1. Maddesi ile Ekli (1), (2), (3) ve (4)Sayılı Listelerin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
3. Kanun’un dava konusu 1. maddesinde, terör örgütlerineveya Milli Güvenlik Kurulunca (MGK) devletin millî güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veyailtisakı yahut bunlarla irtibatı olan kamu personeli hakkındauygulanacak tedbirler düzenlenmiştir.
4. Maddenin (1)numaralı fıkrasında, terör örgütlerine veyadevletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı,oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatıolan ve Kanun’a ekli (1) sayılı listede yer alan kişilerin Türk SilahlıKuvvetlerinden, (2) sayılı listede yer alan kişilerin Jandarma GenelKomutanlığı teşkilatından, (3) sayılı listede yer alan kişilerin Emniyet GenelMüdürlüğü teşkilatından ve (4) sayılı listede yer alan kişilerin kamugörevinden başka hiçbir işleme gerekkalmaksızın çıkarıldığı, bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligatyapılmayacağı, haklarında özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edileceğiöngörülmüştür.
5. Maddenin (2) numaralı fıkrasında, (1) numaralı fıkragereğince Türk Silahlı Kuvvetlerinden,Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatındanve kamu görevinden çıkarılan kişilerinmahkûmiyet kararı aranmaksızın rütbe ve/veya memuriyetlerinin alınacağı, bukişilerin görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmeyecekleri, bir dahakamu hizmetinde istihdam edilemeyecekleri, doğrudan veya dolaylı olarakgörevlendirilemeyecekleri, bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelliheyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliğive sair görevlerinin de sona ermiş sayılacağı, bunların silah ruhsatları, gemiadamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisanslarının iptal edileceği, bukişilerin oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş güniçinde tahliye edilecekleri, özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı veçalışanı olamayacakları, bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarıncailgili pasaport birimine derhâl bildirimde bulunulacağı ve bu bildirim üzerinepasaport birimlerince pasaportlarının iptal edileceği belirtilmiştir.
6. Maddenin (3) numaralı fıkrasında ise (1) numaralıfıkra kapsamında Türk SilahlıKuvvetlerinden, Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, Emniyet GenelMüdürlüğü teşkilatından ve kamu görevinden çıkarılanlarınvarsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar,kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamayacakları, buunvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardanyararlanamayacakları hüküm altına alınmıştır.
7. Bu kapsamda Kanun’aekli dava konusu (1) sayılı listeyle Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çalışantoplam 1.988, (2) sayılı listeyle Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatındaçalışan 403, (3) sayılı listeyle Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatında çalışan7.586 ve (4) sayılı listeyle çeşitli kamu kurumlarında çalışan toplam 5.612kişinin görevine başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın son verilmiştir.
2. İptal Taleplerinin Gerekçesi
8. Dava dilekçesinde özetle;
- Kamu görevinden çıkarma tedbirinin süre yönündenherhangi bir belirleme içermediği, etkilerinin olağanüstü hâlden (OHAL) sonrada devam ettiği, kapsamının geniş tutulduğu, tedbire muhatap kişiler hakkındaobjektif, tarafsız ve şeffaf bir soruşturma süreci yürütülmediği, savunma hakkıtanınmadan kişilerin görevlerine son verildiği,
- Tedbirlerin uygulanmasına dayanak gösterilen aidiyet,iltisak ve irtibat kavramlarının belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğu, bu kavramlarınhukukumuza ilk defa girdiği 22/7/2016 tarihinden önceki fiillere uygulanmasınınyanında terör örgütü ya da MGK’ca millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespitedilen, yapı oluşum ve grupların tespiti açısından da kuralların geçmişeyürütüldüğü, ayrıca siyasi ve idari bir organ olan MGK’nın kararına dayalıolarak tedbir uygulanmasının hukukilik sorunu doğuracağı, kuralların kamudüzenine karşı oluşan tehdidi ortadan kaldırma amacı bakımından zorunlu veölçülü olmadığı gibi OHAL’in gerekleriyle de uyumlu olmadığı, kurallardaöngörülen hususların Anayasa’nın mülga 121. maddesinin ikinci fıkrası uyarıncamünhasıran 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu ile düzenlenebileceği,olağanüstü hâlin gerekli kıldığı konularda çıkarılabilecek OHAL kanun hükmündekararnamesi (KHK) niteliği taşımayan düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin 1991 ve2003 tarihli içtihatlarında belirtildiği gibi Anayasa’nın mülga 91. maddesi kapsamındayetki kanununa dayanılarak çıkarılan bir KHK olarak da değerlendirilemeyeceği,
- Kişiler hakkında herhangi bir idari ya da adlisoruşturma yürütülmeden ve kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan terörörgütleri ile ilişkili oldukları belirtilerek yaptırım uygulanmasınınAnayasa’nın 15. maddesinde OHAL’lerde dokunulamayacak çekirdek haklardan olanmasumiyet karinesine aykırılık oluşturduğu, bireysel idari işlem niteliğindekikamu görevinden çıkarma işleminin doğrudan OHAL KHK’sı adı altında yapılmak suretiyleyargı denetimi dışında tutulduğu, her ne kadar daha sonraki bir tarihteOlağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu (Komisyon) kurulmuşsa da Komisyonve sonraki sürecin kamu görevinden çıkarma işlemine karşı etkili bir denetimmekanizması sağlamadığı,
- Kamu görevinden çıkarma işleminin kamu görevlilerinindiğer özlük işleri kapsamında olduğundan Anayasa’nın 128. maddesine göremünhasıran kanunla düzenlenmesi gerektiği, Anayasa’nın 130. maddesi uyarıncaöğretim elemanlarının Yükseköğretim Kurulu ve üniversitelerin yetkili organlarıdışında kalan makamlarca her ne surette olursa olsun görevlerindenuzaklaştırılamayacakları, bu yönüyle kuralların OHAL KHK’sı niteliği taşımadığıgibi Türkiye Büyük MilletMeclisi (TBMM) tarafından kanun şeklindeonaylanmasının Anayasa’nın mülga 121. maddesine aykırılık oluşturduğu,
- Yasama yetkisinin genelliği ilkesi gereği yasamaorganınca her konuda kanun çıkarılabilmesi mümkün olsa da kanunla bireyselişlem ya da yargı kararı niteliğinde tasarrufta bulunulamayacağı, dava konusukurallarla Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılı listelerde yer alankişilerin statülerinde kalıcı değişiklikler yapıldığı, bu nedenle tedbirlerinbireysel idari işlem niteliğinde olduğu, sırf yargı denetimi dışına çıkarmakamacıyla bireysel işlemlerin OHAL KHK’sı ile yapılarak kanun şeklindeonaylanmasının açık bir fonksiyon gaspı niteliği taşıdığı,
- Bir kişinin terör örgütüne üye olup olmadığına ya dabir yapı veya oluşumun terör örgütü olduğuna karar verme yetkisinin yargımercilerine ait olduğu, kuralların kanun adı altında hem yargısal hem debireysel işlemin özelliklerini barındıran karma bir yapıda olduğu, bu durumunyasama, yürütme ve yargı fonksiyonlarının tek organda toplanması anlamınageldiği,
- Kamu görevinden çıkarılan kişilerin Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılı listeler ile isim ve kimlik bilgilerinin ResmîGazete’de yayımlanmasının itibarlarını zedelediği, kamu görevinden çıkarma,ruhsat ve lisansların iptal edilmesi, unvan ve sıfatların alınmasıtedbirlerinin kişilerin maaş ve sosyal güvenlik haklarında kayıplara sebebiyetverdiği, pasaportların iptal edilmesinin seyahat hürriyetini engellediği, bukişilerin kamu görevine girmeleri ya da kamu hizmetinde çalışmaları, özelgüvenlik şirketinin kurucusu ve ortağı olma imkânlarının ellerinden alınmasısuretiyle çalışma hak ve hürriyeti ile kamu hizmetine girme hakkına kısıtlamagetirildiği,
belirtilerek kuralların Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile8., 9., 13., 15., 17., 20., 23., 35., 36., 38., 48., 49., 70., mülga 91., mülga121., 125., 128., 129. ve 130. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. Kanun’un 1. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının BirinciCümlesinde Yer Alan “…üyeliği, mensubiyeti veya…” İbaresi
9. Kanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının davakonusu kuralın da yer aldığı birinci cümlesinde, terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği,mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan Kanun’aekli (1), (2), (3) ve (4) sayılı listelerde yer alan kişilerin başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamugörevinden çıkarıldıkları hüküm altına alınmıştır. Dava konusu kural cümledeyer alan “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresidir.
10. Dava konusu kural ile6/2/2018 tarihli ve 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı TedbirlerAlınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 1.maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…üyeliği,mensubiyeti veya…” ibaresi aynı içeriğe sahip olup anılan maddeniniptali talebiyle açılan davada Anayasa Mahkemesi 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81,K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu ibarenin iptaline karar vermiştir.
11. Belirtilen kararda, üye ve mensup ibarelerinin,Kanun’a ekli (1) sayılı listede adı geçen ve terör örgütü üyeliği suçundan cezasoruşturması veya kovuşturmasına maruz kalan ancak haklarındaki süreçtamamlanıp suçlu olduklarına dair kesin hüküm tesis edilmeyen kişilerin terörörgütü üyesi veya mensubu olarak nitelendirilmelerine sebebiyetverebilecek nitelikte olduğu, dolayısıyla kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü olmadankişilerin suçlu sayılmasına neden olabilecek ifadeler içeren kuralın masumiyetkarinesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır (bkz.§ 58). Kararda ayrıca Anayasa’nın 15. maddesinde OHAL’lerde dahimasumiyet karinesine aykırı işlem yapılamayacağının hükme bağlandığıbelirtilmiştir.
12. Dava konusu kuralaçısından söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086sayılı Kanun’un 1. maddesinin (1) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresininAnayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden degeçerlidir.
13. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 15., 36. ve38. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural Anayasa’nın 15., 36. ve 38.maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9., 17., 20., 23., 35., 48., 49.,70., mülga 91., mülga 121., 125., 128., 129. ve 130. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
b. Kanun’un 1. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının “…üyeliği, mensubiyeti veya…” İbaresiDışında Kalan Kısmı ile (2) NumaralıFıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…ve/veya memuriyetleri…” İbaresive Kanun’a Ekli (1), (2), (3) ve (4) Sayılı Listeler
14. 30/3/2011 tarihli ve6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118.ve 119. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
15. Dava konusu kurallarda terör örgütlerine veya devletinmillî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve(4) sayılı listelerde yer alan kişilerin kamu görevinden başka hiçbir işlemegerek kalmaksızın çıkarılacakları ve memuriyetlerinin alınacağı, bu kişilereayrıca tebligat yapılmayacağı ve haklarında özel kanun hükümlerine göre işlemtesis edileceği hükme bağlanmıştır. Kurallar kapsamında her bir kamugörevlisinin kanun hükmüyle görevine son verilmiş ve memuriyetleri alınmıştır.
16. Dava konusu kurallarla7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresidışında kalan kısmı ile (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yeralan “…ve/veya memuriyetleri…” ibaresi ve Kanun’a ekli (1) sayılı liste aynıiçeriğe sahip olup Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81,K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olmadıklarınave iptal taleplerinin reddine hükmedilmiştir.
17. Anılan kararda, kişilerinözel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına olağan dönem için Anayasa’daöngörülen güvencelerin ötesinde bir sınırlama getiren kuralların olağanüstüdönemlerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması vesınırlanmasını düzenleyen Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında incelenmesigerektiği tespiti yapılmış (bkz. §§ 63-90); kişilerin özel hayatınasaygı gösterilmesini isteme hakkının OHAL yönetiminin benimsendiği dönemlerdeAnayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan dokunulması yasaklanmışçekirdek haklar arasında bulunmadığına ve milletlerarası hukuktan kaynaklanandiğer herhangi bir güvence (olağanüstü dönemlerde korunmaya devam eden güvenceler)kapsamında da bulunmadığına işaret edilmiştir. Uygulanantedbirin kapsam ve yöntemaçısından incelenmesi sonucunda ise sözkonusu örgütlerle irtibatlı ya da iltisaklı olan tüm kamu görevlileri hakkındatedbirlerin uygulanmasının millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, kamuhizmetinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amaçlarına ulaşma bakımındangerekli olduğu, ayrıca tedbirlerin her bir birey yönünden hukukauygunluğunun denetlenmesinin yani bireyselleştirmenin sağlanması için Komisyonve idare mahkemesine başvuru imkânı getirilmek suretiyle etkili idari veyargısal güvencelerin sağlandığı, söz konusu güvencelerin olağanüstü hâlesebebiyet veren tehdit veya tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik kurallarınbu amaç dışında keyfî bir şekilde uygulanmasını engelleyecek nitelikte olduğu,bu durumda kişilerin özel hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekildebir sınırlama getirmediği sonucuna varılmıştır (bkz.§§ 91-129). Kararda ayrıca kuralların MGKkararlarına icrai bir işlev kazandırma sonucunu doğurmadığı da belirtilmiştir(bkz. §§ 130-139).
18. Dava konusu kurallaraçısından söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresidışında kalan kısmı ile (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yeralan “…ve/veya memuriyetleri…” ibaresi ve Kanun’a ekli (1) sayılılistenin Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bukurallar yönünden de geçerlidir.
19. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 15., 20.,40., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddigerekir.
Kurallarla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 35., 36., 70. 125., 128., 129. ve 130. maddeleri çerçevesinde ilerisürülen aykırılık iddiaları, Anayasa’nın 15., 20., 40., 118. ve 119. maddelerikapsamında ele alındığından anılan hükümler yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kurallarda öngörülen tedbirlerin cezai niteliği haizolmamasının bir sonucu olarak anılan tedbirlere ceza hukukunun çekirdekhaklarının uygulanmasını gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu nedenlekuralların Anayasa’nın 38. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Kuralların ayrıca Anayasa’nın 23., 48., 49., mülga 91. ve mülga 121. maddeleriyle de ilgisi görülmemiştir.
c. Kanun’un 1. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının BirinciCümlesinin “Birinci fıkra gereğince Türk Silahlı Kuvvetlerinden, JandarmaGenel Komutanlığı teşkilatından, Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından ve kamugörevinden çıkarılan kişilerin, mahkumiyet kararı aranmaksızın rütbe … alınır”Bölümü
20. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
21. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılı listelerile kamu görevinden çıkarılan kişilerin rütbelerinin alınacağını hükmebağlamaktadır.
22. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “Birinci fıkragereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkumiyet kararı aranmaksızınrütbe … alınır” bölümü aynı içeriğe sahiptir. AnayasaMahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla sözkonusu kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddinehükmedilmiştir.
23. Belirtilen kararda, darbe girişimiyle devletin demokratik düzenine açık ve yakın birtehlike oluşturan terör örgütleri veya devletin millî güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla mücadeleetmek amacıyla OHAL şartlarında olağan usullerin ötesinde bir uygulamaylaKanun’a ekli (1) sayılı liste ile kamu görevinden çıkarılan kişilerinrütbelerinin alınmasını düzenleyen kuralın, özellikle tedbire karşı etkiliidari ve yargısal yolların tesis edilmesiyle birlikte demokratik anayasaldüzenin ve kamu güvenliğinin korunması amacı bakımından kişilerin özel hayatınasaygı gösterilmesi hakkına durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekildebir sınırlama getirmediği sonucuna varılmıştır (bkz. § 148).
24. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “Birinci fıkragereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkumiyet kararı aranmaksızınrütbe … alınır” bölümünün Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilengerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
25. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 15., 20.,40., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 35., 36., 70. 125., 128., 129. ve 130. maddeleri çerçevesinde ilerisürülen aykırılık iddiaları, Anayasa’nın 15., 20., 40., 118. ve 119. maddelerikapsamında ele alındığından anılan hükümler yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın ayrıca Anayasa’nın 23., 38., 48., 49., mülga 91. ve mülga 121. maddeleriyle de ilgisi görülmemiştir.
ç. Kanun’un 1. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının BirinciCümlesinin “…ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabuledilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veyadolaylı olarak görevlendirilemezler; …” Bölümü
26. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
27. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılılisteler ile kamu görevinden çıkarılan kişilerin görev yaptıkları teşkilatayeniden alınmamalarını ve bir daha kamu hizmetinde istihdam edilmemelerini,doğrudan ya da dolaylı olarak görevlendirilmemelerini hükme bağlamaktadır.
28. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “…ve bu kişiler görevyaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetindeistihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; …” bölümüaynı içeriğe sahiptir. Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81,K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin reddine hükmedilmiştir.
29. Anılan kararda, millîgüvenlik bakımından risk oluşturabilecek durumları nedeniyle kamu görevindençıkarılan kişilerin görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmemelerini vebir daha kamu hizmetinde istihdam edilmemelerini öngören ve kamu hizmetinegirme hakkına sınırlama getiren tedbire ilişkin olarak her bir birey yönündentedbirin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi için Komisyona ve idaremahkemesine başvuru imkânı getirilmek suretiyle etkili idari ve yargısalgüvencelerin sağlandığı, ayrıca tedbirin devletin kamu otoritesiyle bağlantılıolmayan özel sektör alanında istihdam edilme imkânını ortadan kaldıracakherhangi bir kısıtlama getirmediği, bu durumda kamu hizmetinin etkin vesağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlama bakımından kamu hizmetine girmehakkına durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekilde bir sınırlamagetirmediği sonucuna varılmıştır (bkz. §§ 165,166).
30. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “…ve bu kişiler görevyaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetindeistihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; …” bölümününAnayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden degeçerlidir.
31. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 15., 40.,70., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 20., 36., 125. ve 128. maddeleri çerçevesinde ileri sürülen aykırılıkiddiaları, Anayasa’nın 15., 40., 70., 118. ve 119. maddeleri kapsamında elealındığından anılan hükümler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 23., 35., 38., 48., 49., mülga 91.,mülga 121., 129. ve 130. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
d. Kanun’un 1. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının BirinciCümlesinin “… bunların uhdelerindebulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetimkurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır.”Bölümü
32. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
33. Kural, Kanun’a ekli (1),(2), (3) ve (4) sayılı listeler ile kamugörevinden çıkarılan kişilerin uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet,kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sairgörevlerinin de sona ermiş sayılacağını hükme bağlamaktadır.
34. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “… bunlarınuhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu,denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır.”bölümü aynı içeriğe sahiptir. AnayasaMahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla sözkonusu kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddinehükmedilmiştir.
35. Söz konusu kararda 7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (2)numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “Birinci fıkra gereğince kamugörevinden çıkarılan kişilerin, mahkumiyet kararı aranmaksızın rütbe … alınır.”bölümüne ilişkin açıklanan gerekçelerin uygun olduğu ölçüde belirtilen kuralyönünden de geçerli olduğu ifade edilmiştir (bkz. § 174).
36. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “… bunlarınuhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu,denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır.”bölümünün Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kuralyönünden de geçerlidir.
37. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 15., 20.,40., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 35., 36., 70., 125., 128., 129. ve 130. maddeleri çerçevesinde ilerisürülen aykırılık iddiaları, Anayasa’nın 15., 20., 40., 118. ve 119. maddelerikapsamında ele alındığından anılan hükümler yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 23., 38., 48., 49., mülga 91. ve mülga 121. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
e. Kanun’un 1. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinde Yer Alan “Bunlarınsilah ruhsatları, …” İbaresi
38. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
39. Kural, Kanun’a ekli (1),(2), (3) ve (4) sayılı listeler ile kamugörevinden çıkarılan kişilerin hangi sebeple edinildiğine bakılmaksızın hertürlü silah ruhsatının iptal edileceğini hükme bağlamaktadır.
40. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikincicümlesinde yer alan “Bunların silah ruhsatları, …” ibaresi aynıiçeriğe sahiptir. Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu kuralın Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine hükmedilmiştir.
41. Anılan kararda 7086 sayılı Kanun’a ekli (1) sayılı listeyle kamu görevindençıkarılan kişilerin silah ruhsatlarının iptal edilmesini öngören tedbireilişkin olarak her bir birey yönünden tedbirin hukuka uygunluğunun denetlenmesiiçin Komisyon ve idare mahkemesine başvuru imkânı getirilmek suretiyle etkiliidari ve yargısal güvencelerin sağlandığı, ayrıca silah ile kamu güvenliğikavramları arasındaki yakın ilişki dikkate alındığında silah edinilmesindebireysel menfaatlere karşı toplumsal yararın öncelikli bir konumda olduğu, budurumda demokratik anayasal düzenin ve kamu güvenliğinin korunması amacıbakımından söz konusu kişilerin silah ruhsatlarının iptal edilmesini öngörentedbirin mülkiyet hakkına durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekilde birsınırlama getirmediği sonucuna varılmıştır (bkz. §§ 191, 192).
42. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikincicümlesinde yer alan “Bunların silah ruhsatları, …” ibaresinin Anayasa’yauygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
43. Açıklanannedenlerle kural Anayasa’nın 15., 35., 40., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir.İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 36., 125., 128. ve 129. maddeleri çerçevesinde ileri sürülen aykırılıkiddiaları Anayasa’nın 15., 35., 40., 118. ve 119. maddeleri kapsamında elealındığından anılan hükümler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 20., 23., 38., 48., 49., 70., mülga91., mülga 121. ve 130. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
f. Kanun’un 1. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinin “… gemi adamlığınailişkin belgeleri…” Bölümü
44. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
45. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılılisteler ile kamu görevinden çıkarılan kişilerin gemi adamı belgelerinin iptaledileceğini hükme bağlamaktadır.
46. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “… gemi adamlığına ilişkin belgeleri…” bölümü aynı içeriğesahiptir. AnayasaMahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla sözkonusu kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddinehükmedilmiştir.
47. Kararda, 7086 sayılı Kanun’aekli (1) sayılı listeyle kamu görevinden çıkarılan kişilerin gemi adamıbelgelerinin iptal edilmesini öngören tedbire ilişkin olarak her bir bireyyönünden tedbirin hukuka uygunluğunun denetlenmesi için Komisyon ve idaremahkemesine başvuru imkânı getirilmek suretiyle etkili idari ve yargısalgüvencelerin sağlandığı, ayrıca bu belgelerin sağladığı bir takım avantajlarınkamu güvenliği aleyhine kullanılmasının önüne geçilmesine ilişkin tedbirindemokratik anayasal düzenin ve kamu güvenliğinin korunması amacı bakımındançalışma hak ve hürriyetine durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekilde birsınırlama getirmediği sonucuna varılmıştır (bkz. §§ 213-215).
48. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…gemi adamlığına ilişkin belgeleri…” bölümününAnayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilengerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
49. Açıklanannedenlerle kural Anayasa’nın 15., 40., 48., 49., 118. ve 119. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 20., 23., 35., 36. ve 125. maddeleri çerçevesinde ileri sürülen aykırılıkiddiaları Anayasa’nın 15., 40., 48., 49., 118. ve 119. maddeleri kapsamında elealındığından anılan hükümler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 38., 70., mülga 91., mülga 121.,128., 129. ve 130. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
g. Kanun’un 1. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinin “… ve pilot lisanslarıiptal edilir...” Bölümü
50. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
51. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılılistelerle kamu görevinden çıkarılan kişilerin pilot lisanslarının iptaledileceğini hükme bağlamaktadır.
52. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “… ve pilotlisansları iptal edilir...” bölümü aynı içeriğe sahiptir. Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81,K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin reddine hükmedilmiştir.
53. Kararda, 7086 sayılı Kanun’aekli (1) sayılı listeyle kamu görevinden çıkarılan kişilerin pilotlisanslarının iptal edilmesini öngören tedbire ilişkin olarak her bir bireyyönünden tedbirin hukuka uygunluğunun denetlenmesi için Komisyon ve idaremahkemesine başvuru imkânı getirilmek suretiyle etkili idari ve yargısalgüvencelerin sağlandığı, ayrıca bu belgelere dayanılarak kamu güvenliğialeyhine bir takım faaliyetlerin önüne geçilmesini hedefleyen kuralındemokratik anayasal düzenin ve kamu güvenliğinin korunması amacı bakımındançalışma hak ve hürriyetine durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekilde birsınırlama getirmediği sonucuna varılmıştır (bkz. §§ 229-231).
54. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “… ve pilotlisansları iptal edilir...” bölümünün Anayasa’ya uygunluk denetimindebelirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
55. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın15., 40., 48., 49., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal talebininreddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıçkısmı ile 8., 9., 17., 20., 23., 35., 36. ve 125. maddeleri çerçevesinde ilerisürülen aykırılık iddiaları Anayasa’nın 15., 40., 48., 49., 118. ve 119.maddeleri kapsamında ele alındığından anılan hükümler yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 38., 70., mülga 91.,mülga 121., 128., 129. ve 130. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
ğ. Kanun’un 1. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinin “… ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıflojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir.” Bölümü
56. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
57. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılılistelerle kamu görevinden çıkarılan kişilerin oturdukları kamu konutlarındanveya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilmelerini hükmebağlamaktadır.
58. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veyavakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir.” bölümüaynı içeriğe sahiptir. Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu kuralın Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine hükmedilmiştir.
59. Kararda, 7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birincicümlesinin “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresi dışında kalan kısmı ile(2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ve/veyamemuriyetleri…” ibaresi ve Kanun’a ekli (1) sayılı listeye ilişkinaçıklanan gerekçelerin uygun olduğu ölçüde belirtilen kural yönünden de geçerliolduğu ifade edilmiştir (bkz. § 237-238).
60. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “… ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarındanveya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir.” bölümününAnayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden degeçerlidir.
61. Açıklanannedenlerle kural Anayasa’nın 15., 35., 40., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir.İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 20., 36., 70., 125., 128., 129. ve 130. maddeleri çerçevesinde ilerisürülen aykırılık iddiaları Anayasa’nın 15., 35., 40., 118. ve 119. maddelerikapsamında ele alındığından anılan hükümler yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 23., 38., 48., 49., mülga 91. vemülga 121. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
h. Kanun’un 1. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının ÜçüncüCümlesi
62. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
63. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve(4) sayılı listeler ile kamu görevinden çıkarılan kişilerin özel güvenlikşirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanıolamayacaklarını hükme bağlamaktadır.
64. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının üçüncücümlesi aynı içeriğe sahip olup AnayasaMahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla sözkonusu cümlenin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddinehükmedilmiştir.
65. Anılan kararda, 7086 sayılı Kanun’a ekli (1) sayılı listeyle kamu görevindençıkarılan kişilerin özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanıolamayacaklarını öngören tedbire ilişkin olarak her bir birey yönünden tedbirinhukuka uygunluğunun denetlenmesi için Komisyon ve idare mahkemesine başvuruimkânı getirilmek suretiyle etkili idari ve yargısal güvencelerin sağlandığı,ayrıca kişilerin özel güvenlik alanında gösterdiği faaliyetlerin kamu güvenliğiile doğrudan bir ilgisinin bulunduğu dikkate alındığında demokratik anayasaldüzenin ve kamu güvenliğinin korunması amacı bakımından söz konusu kişilerinözel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamayacaklarınıöngören tedbirin çalışma hak ve hürriyetine durumun gerektirdiği ölçüyüaşacak şekilde bir sınırlama getirmediği sonucuna varılmıştır (bkz.§§ 252-254).
66. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının üçüncücümlesinin Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bukural yönünden de geçerlidir.
67. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 15., 40., 48., 49.,118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 20., 36. ve 125. maddeleri çerçevesinde ileri sürülen aykırılık iddialarıAnayasa’nın 15., 40., 48., 49., 118. ve 119. maddeleri kapsamında elealındığından anılan hükümler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 23., 35., 38., 70., mülga 91., mülga121., 128., 129. ve 130. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
ı. Kanun’un 1. Maddesinin (2) Numaralı FıkrasınınDördüncü ve Beşinci Cümleleri
68. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kurallar ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40. maddesi yönünden deincelenmiştir.
69. Kurallar, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılılisteler ile kamu görevinden çıkarılan kişiler hakkında görev yaptıklarıbakanlıklar ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimdebulunulacağını, bu bildirim üzerine bu kişilerin pasaportlarının iptaledileceğini hükme bağlamaktadır.
70. Dava konusu kurallar ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının dördüncü vebeşinci cümleleri aynı içeriğe sahiptir. AnayasaMahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla sözkonusu cümlelerin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline hükmedilmiştir.
71. Söz konusu kararda, kişilerinyurt dışına çıkma hürriyetine olağan dönem için Anayasa’da öngörülengüvencelerin ötesinde bir sınırlama getiren kuralların olağanüstü dönemlerdetemel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması ve sınırlanmasınıdüzenleyen Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği tespitiyapılmış (bkz. §§ 256-267); OHAL koşullarında Kanun’a ekli listelerlekamu görevinden çıkarılarak pasaportları iptaledilen kişilerin söz konusu tedbire karşı başvurabilecekleri etkili bir denetimmekanizması öngörülmediğinden seyahathürriyetine olağanüstü dönemde durumun gerektirdiği ölçüyü aşan bir sınırlama getirildiği sonucunavarılmıştır (bkz. §§ 269-276).
72. Dava konusu kurallar açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin(2) numaralı fıkrasının dördüncü ve beşincicümlelerinin Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bukurallar yönünden de geçerlidir.
73. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 15., 23. ve40. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.
Kurallar Anayasa’nın 15., 23. ve 40.maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9., 17., 20., 35., 36., 38., 48.,49., 70., mülga 91., mülga 121., 125., 128., 129. ve 130. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
i. Kanun’un 1. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrası
74. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
75. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılı listeler ilekamu görevinden çıkarılan kişilerin varsauhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar,kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamayacaklarını, buunvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardanyararlanamayacaklarını hükme bağlamaktadır.
76. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (3) numaralı fıkrası aynı içeriğe sahiptir. Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılıkararıyla söz konusu fıkranın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininreddine hükmedilmiştir.
77. Anılan kararda, 7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (2)numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “Birinci fıkra gereğince kamugörevinden çıkarılan kişilerin, mahkumiyet kararı aranmaksızın rütbe … alınır.”bölümüne ilişkin açıklanan gerekçelerin uygun olduğu ölçüde belirtilen kuralyönünden de geçerli olduğu ifade edilmiştir (bkz. § 281).
78. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (3) numaralı fıkrasının Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilengerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
79. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 15., 20., 40.,118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 35., 36., 70., 125., 128., 129. ve 130. maddeleri çerçevesinde ilerisürülen aykırılık iddiaları, Anayasa’nın 15., 20., 40., 118. ve 119. maddelerikapsamında ele alındığından anılan hükümler yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 23., 38., 48., 49., mülga 91. vemülga 121. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
B. Kanun’un 3.Maddesinin (1) ve (2) Numaralı Fıkraları ile Ekli (6) ve (7) Sayılı Listelerin İncelenmesi
1. İptal Taleplerinin Gerekçesi
80. Dava dilekçesinde özetle;
- Kanun’a eklilistelerde sayılan dernekler ile basın-yayın kuruluşlarının kapatılmasınailişkin tedbirin süre yönünden herhangi bir belirleme içermediği, etkilerininOHAL’den sonra da devam ettiği, kapsamının geniş tutulduğu,
- Tedbirlerinuygulanmasına dayanak gösterilen aidiyet, iltisak ve irtibat kavramlarınınbelirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğu, bu kavramların ilk kez 22/7/2016tarihinde hukukumuza girdiği hâlde bu tarihten önceki fiiller bakımından daesas alınmasının yanında terör örgütü ya da MGK’ca millî güvenliğe tehditoluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum ve grupların tespiti açısından dakuralların geçmişe yürütüldüğü, ayrıca siyasi ve idari bir organ olan MGK’nınkararına dayalı olarak tedbir uygulanmasının hukukilik sorunu doğuracağı,kuralların kamu düzenine karşı oluşan tehdidi ortadan kaldırma amacı bakımındanzorunlu ve ölçülü olmadığı gibi OHAL’in gerekleriyle de uyumlu olmadığı,kurallarda öngörülen hususların Anayasa’nın mülga 121. maddesinin ikinci fıkrasıuyarınca münhasıran 2935 sayılı Kanun ile düzenlenebileceği, OHAL’in gereklikıldığı konularda çıkarılabilecek OHAL KHK’sı niteliği taşımayan düzenlemeninAnayasa Mahkemesinin 1991 ve 2003 tarihli içtihatlarında belirtildiği gibiAnayasa’nın mülga 91. maddesi kapsamında yetki kanununa dayanılarak çıkarılanbir KHK olarak da değerlendirilemeyeceği,
- Yasama yetkisinin genelliği ilkesi gereği yasamaorganınca her konuda kanun çıkarılabilmesi mümkün olsa da kanunla bireyselişlem ya da yargı kararı niteliğinde tasarrufta bulunulamayacağı, dava konusukurallarla Kanun’a ekli (6) ve (7) sayılı listelerde yer alan dernek ve basın-yayın kuruluşlarının statülerinde kalıcı değişiklikler yapıldığı, bu nedenletedbirlerin bireysel idari işlem niteliğinde olduğu, sırf yargı denetimi dışınaçıkarmak amacıyla bireysel işlemlerin OHAL KHK’sı ile yapılarak kanun şeklindeonaylanmasının açık bir fonksiyon gaspı niteliği taşıdığı,
- Bir kurum veya kuruluşun terör örgütüne aidiyeti,iltisakı veya bunlarla irtibatı olup olmadığına ya da bir yapı veya oluşumunterör örgütü olduğuna karar verme yetkisinin yargı mercilerine ait olduğu,kuralların kanun adı altında hem yargısal hem de bireysel işlemin özelliklerinibarındıran karma bir yapıda olduğu, bu durumun yasama, yürütme ve yargıfonksiyonlarının tek organda toplanması anlamına geldiği,
- Kurum ve kuruluşlar hakkında herhangi bir idari ya daadli soruşturma yürütülmeden ve kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan terörörgütleri ile ilişkili oldukları belirtilerek yaptırım uygulanmasınınAnayasa’nın 15. maddesinde OHAL’lerde dokunulamayacak çekirdek haklardan olanmasumiyet karinesine aykırılık oluşturduğu ve cezanormlarının geçmişe yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği, bireysel idari işlem niteliğindeki kapatma işleminin doğrudanOHAL KHK’sı adı altında yapılmak suretiyle yargı denetimi dışında tutulduğu,her ne kadar daha sonraki bir tarihte Komisyon kurulmuşsa da Komisyon vesonraki sürecin kapatma işlemine karşı etkili bir denetim mekanizmasısağlamadığı,
- Basın-yayın kuruluşlarının kapatılmasından dolayı ifadeözgürlüğü, basın özgürlüğü, süreli vesüresiz yayın hakkı ile basın araçlarının korunması haklarının ihlal edildiği,derneklerin kapatılmasının örgütlenme özgürlüğüne aykırı olduğu, dernek vebasın-yayın kuruluşlarının mal varlığının Hazineye devredilmesinin mülkiyethakkını ve ayrıca müsadere yasağını ihlal ettiği,
belirtilerek kurallarınAnayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9., 13., 15., 26., 28., 29., 30., 33., 35.,36., 38., mülga 91., mülga 121. ve 125. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. Kanun’un 3. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (b)Bendi Dışında Kalan Kısmı İle Ekli(6) Sayılı Liste
81. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kuralilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleri yönünden deincelenmiştir.
82. Dava konusu kuralda terörörgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğunakarar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti,iltisakı veya bunlarla irtibatı olan Kanun’aekli (6) sayılı listede yer alan 375derneğin kapatıldığı hüküm altına alınmıştır. Kural kapsamında yer alan herbir dernek kanun hükmüyle kapatılmış ve faaliyetine son verilmiştir.
83. Kuralda öngörülen tedbirin OHAL’in ilanınasebep olan tehdit veya tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olduğu açıktır.Söz konusu tedbir OHAL’i gerektiren tehlikenin bertaraf edilmesi amacınayönelik olarak bu dönemde uygulanmış, hüküm ve sonuçlarını doğurmuştur. Kuralıntedbire muhatap derneklerin statülerinde ileriye yönelik sürekli değişikliklermeydana getirmesi, OHAL süresince uygulanma özelliğini aşan bir niteliğe sahipolduğu anlamına gelmemektedir. Kural Resmî Gazete’de yayımlanmak suretiyledefaten uygulanmış ve belli dernekler hakkında hüküm icra edilmiştir. KuralınKanun’a ekli listede sayılan derneklerle sınırlı olarak uygulandığı dikkatealındığında geleceğe yönelik genel, soyut ve herkesi bağlayıcı bir etki meydanagetirmediği açıktır. Bu yönüyle kural OHAL dönemini aşan genel bir düzenleme niteliğitaşımamaktadır. Bu itibarla kuralın anayasallık denetiminde Anayasa’nınOHAL’lerde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen 15.maddesinin dikkate alınması gerekmektedir.
84. Anayasa’nın 33. maddesinde dernek kurma hürriyetigüvence altına alınmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında kişilerin dernekkurma ve bunlara üye olma ile dernek üyeliğinden çıkma hürriyetine sahipolduğu, ikinci fıkrasında kişilerin derneğe üye olma veya dernekte üye kalmayazorlanamayacakları belirtilmiş; dördüncü fıkrasında dernek kurma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanunda gösterileceğihükme bağlanmıştır.
85. Dernek kurma hürriyeti; bireylerinkendi menfaatlerini korumak ve savunmak, ideallerini ve ihtiyaçlarınıgerçekleştirmek için kolektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilmeözgürlüğü olan örgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçasıdır. Örgütlenmeözgürlüğünün temeli hiç kuşkusuz ifade özgürlüğüdür. İfade özgürlüğü; düşünceyikorkmadan, engellenmeden açıklama ve yayma özgürlüğünün yanı sıra bu düşüncelerçerçevesinde örgütlenme, kişi toplulukları oluşturma ve bu çerçevede dernekkurma hürriyetini de kapsamaktadır (HintAseel Hayvanları Koruma ve Geliştirme Derneği ve Hikmet Neğuç, B. No: 2014/4711, 22/2/2017, § 41).
86. Bu itibarla örgütlenme özgürlüğü;bireylere topluluk hâlinde siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarınıgerçekleştirme imkânı sağlar. Siyasi bir amacı olsun veya olmasın vatandaşlarınbir araya gelerek ortak amaçları izleyebileceği sivil toplum kuruluşlarınınvarlığı sağlıklı bir toplumun önemli bir bileşenidir. Demokrasilerde bukuruluşlar devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temelhaklara sahiptir (Hint Aseel HayvanlarıKoruma ve Geliştirme Derneği ve Hikmet Neğuç,§ 42).
87. Örgütlenme özgürlüğünün bir şekliveya özel bir yönü olan dernek kurma hürriyeti; kişi açısından dernek kurmaözgürlüğünün yanı sıra derneğe üye olma, derneğin etkinliklerine katılma vemensuplarının menfaatlerini korumak üzere faaliyetlerde bulunma gibi hakları daiçermektedir. Dernekler ise belirli bir amacın gerçekleştirilmesi ya daizlenmesi için kişilerin bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirdikleriörgütlenmiş ve tüzel kişilikle donatılmış kişi topluluklarıdır (Hint Aseel Hayvanları Koruma ve Geliştirme Derneği veHikmet Neğuç, § 43).
88. Anayasa’nın 33. maddesinin beşinci fıkrasında dernekkurma hürriyetinden ayrı olarak bir derneğin kapatılabilmesine ilişkin hususlardüzenlenmiş olup bu kapsamda anılan fıkrada “Dernekler, kanunun öngördüğühallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak,millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemeninyahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla birmerci, derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı,yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararınıkırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden yürürlüktenkalkar.” hükmüne yer verilmiştir.
89. Bir derneğin kapatılması, derneğin bir üyesinin veyagörevlisinin hüküm giymesi nedeniyle dernek kurma hürriyetini kullanamamasıgibi kişisel durumdan hukuken bağımsız bir niteliğe sahiptir. Bunun yanı sırabir derneğin kapatılması hâlinde bundan dernek üyesi veya görevlisi tüm kişileretkilenmektedir (Bu yönde bkz. Hint Aseel Hayvanları Koruma ve GeliştirmeDerneği ve Hikmet Neğuç, § 53; AYM,E.1973/3, K.1973/37, 20/12/1973). Dolayısıyla derneğin kapatılmasına ilişkinbir tasarruf kişilerin dernek kurma hürriyeti ile yakından ilişkili olup buhürriyetin kullanılması üzerinde etkisinin bulunduğu açıktır.
90. Bu çerçevede derneklerin liste usulüyle kapatılmasınıöngören kural dernek kurma hürriyetine sınırlama getirmektedir.
91. Dernek kurma hürriyeti OHAL yönetiminin benimsendiğidönemlerde Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, dokunulmasıyasaklanmış çekirdek haklar arasında bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu hakyönünden OHAL’lerde Anayasa’daki güvencelere aykırı tedbirlerin alınmasımümkündür.
92. Anılan hak, milletlerarası hukuktan kaynaklananyükümlülük olarak insan hakları alanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerden özellikle Medeni ve SiyasiHaklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi’nin (MSHUS) 4. maddesinin (2) numaralı ve Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (AİHS) 15. maddesinin (2) numaralı fıkralarında ve buSözleşme’ye ek protokollerde dokunulması yasaklanan çekirdek haklar arasındaolmadığı gibi milletlerarası hukuktan kaynaklanan diğer herhangi bir güvence(olağanüstü dönemlerde korunmaya devam eden güvenceler) kapsamında da değildir.
93. Anayasa’nın 15. maddesi uyarınca olağanüstüdönemlerde dernek kurma hürriyetinin kullanılmasının kısmen veya tamamendurdurulması veya bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirleralınabilmesi mümkün olmakla birlikte bu husus, yapılacak düzenlemelerdesınırsız bir takdir yetkisi tanındığı anlamına gelmemektedir. Anılan maddedeOHAL’lerde durumun gerektirdiği ölçüde söz konusu düzenlemelerin yapılabileceğibelirtilmiştir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanınAnayasa’nın 15. maddesi kapsamında durumun gerektirdiği ölçüde olduğununkabul edilebilmesi için bunu aşan keyfî müdahalelere izin verilmemesi gerekir.
94. Terör örgütlerine veya MGK’cadevletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı,oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğugerekçesiyle devletin varlığına, demokratikdüzenine ve millî güvenliğine tehlike oluşturacağı değerlendirilen 375 derneğin kapatılmasına ilişkintedbirin millî güvenlik, demokratikanayasal düzen ve kamu güvenliğinin sağlanması ve korunması amaçlarına ulaşmabakımından elverişli olduğu anlaşılmıştır.
95. Örgütlenme özgürlüğü ve onun bir alttürü olan dernek kurma hürriyeti demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarakgörüldüğünden OHAL döneminde liste usulü ile derneklerin kapatılmasına ilişkintedbirin, millî güvenlik, demokratikanayasal düzen ve kamu güvenliğinin sağlanması ve korunması amaçlarını gerçekleştirecek daha hafif bir araç bulunup bulunmadığıdolayısıyla gereklilik ilkesini sağlayıp sağlamadığı yönünden de incelenmesigerekmektedir.
96. Bir derneğin kapatılmasının dernekkurma hürriyetine oldukça ağır bir müdahale olduğu açıktır. Bununla birliktebir derneğin yönetilme biçimi veya araçları endişelere neden oluyorsa bukısıtlanabilir bir özgürlüktür. Nitekim Anayasa’nın 33. maddesinin üçüncü fıkrasında dernek kurma hürriyetinin ancak millîgüvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunlasınırlanabileceği düzenlenmiştir. Dolayısıylabelli koşulların varlığı hâlinde de derneklerin kapatılabilmesinin mümkünolduğu kabul edilmelidir (Hint Aseel Hayvanları Koruma ve GeliştirmeDerneği ve Hikmet Neğuç, § 51).
97. Dernek kurma hürriyeti üzerindegerçekleşen bu müdahale ile terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğinekarşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti,iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu belirlenen derneklerin kapatılmasısuretiyle 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe girişiminde rol oynayan örgüt,yapı, oluşum veya gruplara sivil toplumplatformları yoluyla destek verilmesinin önüne geçilerek bu oluşumların siviltoplum kuruluşu olarak örgütlenmesinin engellenmesinin, böylece zaruri bir öncelik hâline gelen kamu güvenliğinin yenidentesis edilmesini olumsuz yönde etkileyecek faaliyetlerin önlenmesininamaçlandığı anlaşılmıştır. Bu çerçevede olağanüstü hâl dönemindeuygulanan tedbirler temel olarak Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel DevletYapılanmasının (FETÖ/PDY) oluşturduğu tehlikenin ortadan kaldırılması amacınayönelik olsa da FETÖ/PDY’nin darbe girişimi nedeniyle demokratik devletyapısına karşı oluşan tehdit ortamında diğer terör örgütleri ya da oluşumların kamugüvenliğine karşı faaliyetlerini daha etkili ve tehlikeli boyuta taşımaları damümkün olabilir. Bu durum FETÖ/PDY dışında diğer terör grupları ve oluşumlarlada olağan usullerin ötesinde farklı yöntemlerle mücadele edilmesi zorunluluğunuortaya çıkarabilir.
98. Millî güvenliğe aykırı faaliyetlerdebulunmak amacıyla kurulmuş veya millî güvenliğe aykırı faaliyetlerin odağıhâline gelmiş bu tür örgütler millî güvenlik, kamu güvenliği ve kamu düzeninekarşı özel tehdit oluşturur. Zira bu tür örgütler sahip oldukları örgütlenmişinsan kaynağı ve maddi kaynakları kullanarak söz konusu eylemlerikolaylaştırabilecek veya destekleyebilecek potansiyele sahiptir. Bu nedenleOHAL ilanını gerektiren durumların ortaya çıkması hâlinde bir derneğin kendiamacının veya bağımsız faaliyetlerinin Anayasa’ya aykırı olduğunun anlaşılmasıdurumunda kapatılabileceğinin kabulü gerekir.
99. Kuralda öngörülen derneklere yönelikkapatma işleminin derneklerin sivil toplum kuruluşu olarak toplumsal hayatiçindeki vazgeçilmez rolü ve kişilerdeki karşılığı gözönüne alındığında kapatmatedbirinin millî güvenlik, demokratikanayasal düzen ve kamu güvenliğinin sağlanması ve korunması amaçlarına ulaşmabakımından gereklilik arzetmediği söylenemez.
100. Kuralla, terör örgütlerine veya devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olan ekli (6) sayılı listedeyer alan dernekler haklarındaki isnatlaracevap verme ve bunlara karşı delil sunma imkânının tanındığı bir soruşturmasüreci yürütülmeden ve bu süreç sonunda somut olgu ve olaylar çerçevesindeiddia, savunma ve delillerin tartışılarak ulaşılan sonucun dayandığı maddi vehukuki temelleri gösteren gerekçeler açıklanmadan kapatılmıştır. Bu yönüyle sözkonusu derneklere bir iddia yöneltilerek bunlara karşı savunma ve delil sunmahakkı tanınmadan yani tedbir öncesi bireyselleştirme sağlanmadan listeyöntemiyle kapatma tedbirinin uygulandığı anlaşılmıştır.
101. Yöntemle ilgili sorun devletin kapatmatedbirinde benimsediği usulün sınırlama getirilen temel hak ve özgürlüklerbağlamında değerlendirilmesini gerekli kılar. Tedbirde uygulanan yönteminniteliği, sınırlama aracının hafif ya da ağır olup olmadığı ya da olmasıgerekip gerekmediğinin belirlenmesinde dikkate alınması gereken önemli birunsurdur. Buna göre kapatılan kurum ve kuruluşların tedbirin uygulanmasıaşamasına kadarki sürece ne şekilde dâhil edildiği, durumları değerlendirilerektedbir kapsamında olmalarını gerektiren fiilî ve hukuki olgulardan haberdaredilip edilmedikleri, haklarındaki iddialara karşı cevap verme ve delil sunma,sürece karşı etkili idari ya da yargısal yollara başvuru imkânının sağlanıpsağlanmadığının gözönüne alınması gerekir. Kısacası söz konusu mesele, kurum vekuruluşların kapatılması sürecinde bireyselleştirmenin ne ölçüdesağlandığının incelenmesini gerektirmektedir.
102. Kuşkusuz kurum ve kuruluşların kapatma tedbirinigerektiren olay ve olgular hakkında bilgilendirilmeleri bu konuda beyanlarının alınarakher bir kurum ve kuruluş özelinde değerlendirme yapılması, tedbir işleminde bireyselleştirmeninsağlanması açısından oldukça önemlidir. Bu bağlamda kurum ve kuruluşlarıntedbir işlemine karşı etkili idari ve yargısal yollara başvurma imkânına sahipolmasının da bireyselleştirmenin sağlanmasında temel bir rolü bulunmaktadır.Olağanüstü dönemlerde dahi söz konusu şart yerine getirilmeden yapılacakuygulamaların keyfîliğe yol açabileceği ve bunun da Anayasa’nın 15. maddesikapsamında durumun gerektirdiği ölçü içinde değerlendirilemeyeceği açıktır.
103. Bunun yanında dava konusu kuralda sayılanderneklerin bireyselleştirme sağlanmadan kapatılmasının durumun gerektirdiğiölçüde bir tedbir olup olmadığının OHAL dönemi koşulları gözönündebulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, ülkenin içindebulunduğu şartlar, karşılaşılan tehlikenin yakın ve acil müdahale gerektirenbir niteliğinin olup olmaması, sınırlamanın etki ve derecesi gibi hususlarındikkate alınması icap etmektedir.
104. 15 Temmuz darbe girişimi, ülkede terörsaldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte genelolarak bölücü terör örgütü PKK ile mücadele edilmekle birlikte DHKP/C, El Kaideve DEAŞ gibi diğer pek çok terör örgütünün de saldırılarına maruz kalınmış vebunlara karşı da mücadelede bulunulmuştur. Dolayısıyla darbe teşebbüsününsavuşturulmasından sonra teşebbüsle bağlantılı kişilerle veya teşebbüsledoğrudan bağlantılı olmasa bile teşebbüsün arkasındaki yapılanma ile ilgiliolduğu değerlendirilen kişilere karşı etkili bir mücadele yapılması zorunluluğuortaya çıkmıştır (AYM, E.2016/205, K.2019/63, 24/7/2019, § 101).
105. Bu açıdan OHAL koşullarında darbe teşebbüsüsürecinde oluşan tehlikeye karşı etkili ve acil tedbir alma ihtiyacının ortayaçıkardığı hukuki ve fiilî zorunluluklar nedeniyle tedbire muhatap dernekleryönünden tedbir öncesi bireyselleştirme sağlanmadan söz konusu tedbirlerinuygulanmasının, tedbir işleminin sorgulandığı etkili idari veya yargısaldenetim mekanizmasının tesis edilmesi kaydıyla durumun mazur görülebileceğianlaşılmıştır. Tedbir işlemine ilişkin iddia ve itirazların ilerisürülebileceği başvuru yollarının bulunması, hukukun mutlak üstünlüğünü öngörenhukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucu olduğu gibi Anayasa’nın 40.maddesinin de bir gereğidir.
106. Anayasa’nın 40. maddesinde Anayasa ile tanınmış hakve özgürlükleri ihlal edilen herkesin yetkili makama geciktirilmeden başvurmaimkânının sağlanmasını isteme hakkı (etkili başvuru hakkı) güvence altınaalınmaktadır.
107. Etkili başvuru hakkı anayasal bir hakkının ihlaledildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarınıinceletebileceği makul, erişilebilir, etkili, ihlalin gerçekleşmesini veyasürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari veyargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânının sağlanmasını teminat altınaalmaktadır (AYM, E.2018/74, K.2019/92, 24/12/2019, §§ 30, 31).
108. 2/1/2017 tarihli ve 685 sayılı Olağanüstü Halİşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ileOHAL kapsamında başka bir işlem tesis edilmeksizin doğrudan KHK ile tesisedilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Komisyonkurulmuştur. Anılan KHK, 1/2/2018 tarihli ve 7075 sayılı Olağanüstü Halİşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’la TBMM tarafından kabul edilerekkanunlaşmıştır.
109. 7075 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (1) numaralıfıkrasında, Ankara idare mahkemeleri arasından belirlenecek mahkemelerdeKomisyon kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi öngörülmüştür. Böylecekural kapsamında öngörülen kapatma tedbirinin her bir kurum ve kuruluşaçısından hukukiliğinin denetlenmesi amacıyla Komisyon ve idare mahkemesinebaşvurma imkânı tanınmıştır.
110. Bu açıdan kuralda öngörülen tedbirlere karşıAnayasa’nın 40. maddesi bağlamında etkili, makul, erişilebilir, ihlalingerçekleşmesini veya devam etmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmayaelverişli idari ve yargısal yollara başvuru imkânının sağlandığı anlaşılmıştır.Dolayısıyla devletin kural kapsamında tedbir uygulanan kurum ve kuruluşlara,etkili idari ve yargısal yolu sağlama yükümlülüğünü yerine getirdiğigörülmüştür.
111. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Komisyona başvuru yolununilk bakışta ulaşılabilir, ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma veyeterli giderim sağlama kapasitesi olduğunu kabul etmiştir (Remziye Duman,B. No: 2016/25923, 20/7/2017). Benzer şekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de(AİHM) Komisyona yapılan başvurular ile idare mahkemeleri ve nihai olarakAnayasa Mahkemesi tarafından bireysel başvuru yoluyla yapılacak incelemeninetkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmiştir (Köksal/Türkiye (k.k.),B. No: 70478/16, 12/6/2017).
112. Buna göre kapatma tedbirinin her bir dernek yönündenhukuka uygunluğunun denetlenmesi yani bireyselleştirmenin sağlanması içinAnayasa ve ilgili kanunlarda gerekli güvencelere yer verildiği görülmüştür.Başka bir ifadeyle hukuk sisteminde ileriye dönük olsa dahi tedbirlerin amacınauygun ve ölçülü şekilde uygulanmasını sağlayacak şekilde Komisyon ve idaremahkemesine başvuru imkânı getirilmek suretiyle etkili idari, yargısalgüvencelerin sağlandığı, söz konusu güvencelerin OHAL’e sebebiyet veren tehditveya tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik kuralın bu amaç dışında keyfî birşekilde uygulanmasını engelleyecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
113. Sonuç olarak darbe girişimiyle devletin demokratikdüzenine açık ve yakın bir tehlike oluşturan FETÖ/PDY ve diğer terörörgütleriyle mücadele etmek amacıyla terör örgütlerine veya devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olan ekli (6) sayılı listedeyer alan derneklerin olağan usullerin ötesinde bir uygulamayla liste usulünegöre kapatılmasını düzenleyen kuralın, OHAL’e neden olan şartlar ve özelliklebireyselleştirmeyi sağlamaya elverişli idari ve yargısal başvuru imkânlarıdikkate alındığında millî güvenliğin ve demokratik anayasal düzenin korunmasıamacı bakımından dernek kurma hürriyetine durumun gerektirdiği ölçüyü aşacakşekilde bir sınırlama getirdiği söylenemez.
114. Öte yandan kural kapsamında MGK’nın devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verdiği yapı, oluşum veyagruplarla ilgili tespiti dikkate alınarak dernekler için kapatma tedbirininöngörülmesi MGK kararlarına icrai bir işlev kazandırmamaktadır. Bu nedenlekuralda MGK’ya tanınan fonksiyonun Anayasa’nın 118. maddesinde öngörülen yetkisınırlarını aştığı ve bu nedenle kuralın Anayasa’yı ihlal ettiği söylenemez.
115. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 15., 33.,40., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,35., 36. ve 125. maddeleri çerçevesinde ileri sürülen aykırılık iddiaları,Anayasa’nın 15., 33., 40., 118. ve 119. maddeleri kapsamında ele alındığındananılan hükümler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralda uygulanan derneklerin kapatılması tedbirinindemokratik anayasal düzenin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi amacıylauygulandığı anlaşılmıştır. Bu açıdan bakıldığında tedbirler cezalandırmaamacına matuf olmadığı gibi bunlar için uygulanan usulün de ceza usul hukukualanındaki yargısal uygulamalarla herhangi bir benzerliği bulunmamıştır.
Bu açıdan kuralda öngörülen tedbirin cezai niteliği haizolmamasının bir sonucu olarak anılan tedbirlere ceza hukukunun çekirdekhaklarının uygulanmasını gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu nedenlekuralın Anayasa’nın 38. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Kuralın ayrıca Anayasa’nın 26., 28., 29., 30., mülga 91.ve mülga 121. maddeleriyle de ilgisi görülmemiştir.
b. Kanun’un 3. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (b)Bendi İle Ekli (7) Sayılı Liste
116. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kuralilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleri yönünden deincelenmiştir.
117. Dava konusu kuralda terörörgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğunakarar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti,iltisakı veya bunlarla irtibatı olan Kanun’aekli (7) sayılı listede yer alan yedi gazete, bir dergi ve bir radyonunkapatıldığı hüküm altına alınmıştır. Kuralkapsamında yer alan her bir basın-yayın kuruluşu kanun hükmüyle kapatılmış vebu kuruluşların faaliyetine son verilmiştir.
118. Basın-yayın kuruluşlarının kapatılmasına ilişkin tedbirinOHAL’in ilanına sebep olan tehdit veya tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelikolduğu açıktır.
119. Kuralda öngörülen kapatma tedbiri OHAL’i gerektirentehlikenin bertaraf edilmesi amacına yönelik olarak bu dönemde uygulanmış,hüküm ve sonuçlarını doğurmuştur. Kuralın, tedbire muhatap basın-yayınkuruluşlarının statülerinde ileriye yönelik sürekli değişiklikler meydanagetirmesi, OHAL süresince uygulanma özelliğini aşan bir niteliğe sahip olduğuanlamına gelmemektedir. Kural Resmî Gazete’de yayımlanmak suretiyle defatenuygulanmış ve belli basın-yayın kuruluşları hakkında hüküm icra edilmiştir.Kuralın Kanun’a ekli listede sayılan basın-yayın kuruluşlarıyla sınırlı olarakuygulandığı dikkate alındığında geleceğe yönelik genel, soyut ve herkesibağlayıcı bir etki meydana getirmediği açıktır. Bu yönüyle kural OHAL dönemini aşan genel bir düzenlemeniteliği taşımamaktadır. Bu itibarla kuralın anayasallık denetimindeAnayasa’nın OHAL’lerde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejiminidüzenleyen 15. maddesinin dikkate alınması gerekmektedir.
120. Anayasa’nın 25. maddesinin birincifıkrasında herkesin düşünce ve kanaat hürriyetine sahip olduğu belirtildiktensonra 26. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, düşünce ve kanaatlerinisöz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama veyayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızınhaber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” denilmeksuretiyle temel hak ve özgürlükler arasında yer alan ifade özgürlüğü güvencealtına alınmıştır. Anayasa’da sadece düşünce ve kanaatler değil bunlarıaçıklama ve yayma biçimleri ve araçları da güvenceye bağlanmıştır. Anayasa’nın26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanımındabaşvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim veya başka yollar” olarakifade edilmiş ve “başka yollar” ibaresiyle her türlü ifade aracınınanayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (AYM, E.2017/21, K.2020/77,24/12/2020, § 28).
121. Anayasa’nın 28. maddesinin birinci fıkrasında “Basınhürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırmaşartına bağlanamaz.” denilmek suretiyle basın özgürlüğü temel hak veözgürlükler arasında sayılmış ve güvence altına alınmıştır. Anılan maddenindördüncü fıkrasında ise “Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmek suretiyle buhakkın mutlak olmadığı ve Anayasa’nın 26. ve 27. madde hükümlerine göresınırlandırılabileceği kabul edilmiştir. Ayrıca söz konusu maddenin sonfıkrasında ise Türkiye’de yayımlanan süreli yayınların belirli şartlar altındamahkeme kararı ile kapatılabileceği öngörülmüştür.
122. Basın özgürlüğü, haber alma, düşünce ve kanaatleriaçıklama, yorumlama, eleştirme ile bunlara ilişkin yayın ve dağıtım haklarınıkapsar. Basın özgürlüğü düşüncenin iletilmesini ve dolaşımını gerçekleştirerekbireyin ve toplumun bilgilenmesini sağlar. Bu bağlamda basın özgürlüğü ileifade özgürlüğü arasında bir bağ bulunmaktadır. Gerçekten de gazete, dergi veyakitap biçiminde basın yayın yoluyla düşüncenin yayılmasının başlıca aracı olanbasın özgürlüğü de ifade özgürlüğünün kullanılma biçimlerinden biridir. Nitekimbasın özgürlüğü AİHS’te ayrı bir madde olarak değil ifade özgürlüğünündüzenlendiği madde kapsamında koruma altına alınmıştır (AYM, E.2017/21, K.2020/77, 24/12/2020, § 30).
123. Anayasa Mahkemesinin birçokkararında basın özgürlüğünün demokratik toplumlar açısından önemine vurguyapılmıştır. Basın özgürlüğü gazete, dergi, kitap gibi araçlar ile düşünce vekanaatleri açıklama, yorumlama, bilgi, haber ve eleştirilerin yayın ve dağıtımhaklarını kapsamaktadır (AYM, E. 1996/70, K. 1997/53, 5/6/1997). Tüm diğerbasın araçları gibi yazılı basın da kamu gücünü kullanan organların siyasikararlarını, eylemlerini ve ihmallerini sıkı bir denetime tabi tutarak vevatandaşların karar alma süreçlerine katılımını kolaylaştırarak demokrasininsağlıklı bir şekilde işlemesini ve bireylerin kendilerini gerçekleştirmelerinigüvence altına almaktadır (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617,8/4/2015, § 50; Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş.[GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, § 39). Basın özgürlüğü, herkes için geçerlive yaşamsal öneme sahip bir özgürlüktür (AYM, E.1997/19, K.1997/66,23/10/1997).
124. Bu çerçevede basın-yayınkuruluşlarının liste usulüyle kapatılmalarını öngören kural ifade ve basınözgürlüğüne sınırlama getirmektedir.
125. İfade ve basın özgürlüğü olağanüstü hâl yönetimininbenimsendiği dönemlerde Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan,dokunulması yasaklanmış çekirdek haklar arasında bulunmamaktadır. Dolayısıylabu hak yönünden OHAL’lerde Anayasa’daki güvencelere aykırı tedbirlerin alınmasımümkündür.
126. Anılan hak, milletlerarası hukuktan kaynaklananyükümlülük olarak insan hakları alanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerden özellikle MSHUS’nin 4. maddesinin (2) numaralı ve AİHS’in 15.maddesinin (2) numaralı fıkralarında ve bu Sözleşme’ye ek protokollerdedokunulması yasaklanan çekirdek haklar arasında olmadığı gibi milletlerarasıhukuktan kaynaklanan diğer herhangi bir güvence (olağanüstü dönemlerdekorunmaya devam eden güvenceler) kapsamında da değildir.
127. Anayasa’nın 15. maddesi uyarınca olağanüstüdönemlerde ifade ve basın özgürlüğünün kullanılmasının kısmen veya tamamendurdurulması veya bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirleralınabilmesi mümkün olmakla birlikte bu husus, yapılacak düzenlemelerdesınırsız bir takdir yetkisi tanındığı anlamına gelmemektedir. Anılan maddedeolağanüstü hâllerde durumun gerektirdiği ölçüde söz konusu düzenlemelerinyapılabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklere getirilensınırlamanın Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında durumun gerektirdiği ölçüdeolduğunun kabul edilebilmesi için bunu aşan keyfî müdahalelere izin verilmemesigerekir.
128. Terör örgütlerine veya devletinmillî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle devletin varlığına, demokratik düzenine ve millî güvenliğinetehlike oluşturacağı değerlendirilen yedi gazete, bir dergi ile bir radyonun kapatılmasınailişkin tedbirin millî güvenlik, demokratik anayasal düzen ile kamu güvenliğinin sağlanması ve korunmasıamaçlarına ulaşma bakımından elverişli olmadığı söylenemez.
129. Anayasa’nın 28. maddesinde tamamensınırsız bir basın özgürlüğü öngörülmemektedir. Anayasa’nın 28. maddesiaçısından da geçerli olan 26. maddenin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalarauyma yükümlülüğü basın için de geçerli olan bazı görev ve sorumluluklargetirmektedir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567,22/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015, §35).
130. Bilhassa terör örgütlerince basındayer bulabilecek şekilde eylemler gerçekleştirilebilmekte; bu yolla bir yandanbunların taraftarlarına devlet karşısında güçlü olduğu izlenimi verilerek örgütüyelerinin moral ve motivasyon ihtiyacının giderilmesi sağlanmakta, diğeryandan halk arasına korku salınmaktadır. Kullanılan basın aracının niteliğine görebilginin çok hızlı yayılmasının sağlanmasıyla herhangi bir yerdegerçekleştirilen terör saldırısından dakikalar içinde tüm dünya haberdarolabilmekte ve eylemin etkisi bir anda büyüyebilmektedir (Bu yönde bkz. Birgünİletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2015/18936, 22/5/2019, §57).
131. Dolayısıyla basın özgürlüğüilgililerin meslek ahlâkına saygı göstermelerini, doğru ve güvenilir bilgiverecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket etmelerini zorunlu kılmaktadır.Basın tarafından haber verme görevi esnasında gerçekler çarpıtılabilmekte;gerçeğe uygun bir beyana kamuoyunun gözünde yanlış bir imaj uyandırabilecekvurgular, değer yargıları, varsayımlar hatta imalar eşlik edebilmektedir. Budurumda basının haber verme görevinin zorunlu olarak ödev ve sorumluluklar ilebasın kuruluşlarının kendiliğinden uymaları gereken sınırlar içerdiği kabuledilmelidir (Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş., §§ 42, 43; KadirSağdıç, §§ 53, 54; İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§60, 61).
132. Dava konusu kuralla Kanun’a ekli(7) sayılı listede yer verilen yedi gazete, bir dergi ve bir radyokapatılmakta, yani faaliyetine son verilmektedir. Kapatma işleminin sebebiolarak bahsi geçen basın-yayın kuruluşlarının terör örgütlerine veya devletinmillî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı bulunması gösterilmektedir.
133. Basın-yayın kuruluşlarıile kamu güvenliği arasındaki yakın ilişki, olağanüstü hâl ilanını gerektirensebeplerin ortaya çıkması durumunda ve bu nedenle kamu güvenliğini tehdit edenyakın bir tehlikeyle karşı karşıya kalındığında devlete, geçici ya da sürekliolarak basın-yayın kuruluşlarının faaliyetlerine son verme veya askıya almagibi tasarruflarda bulunma imkânı sağlamaktadır. Kamu kurumlarının neredeyse tamamında örgütlenen vekesinleşmiş yargı kararlarına da konu olan birçok yasa dışı faaliyetlerigerçekleştirecek operasyonel bir güce sahip duruma gelen FETÖ/PDY ve diğer terör örgütleriyle bağlantılıbasın-yayın kuruluşlarının kapatılmasının bu çerçevede değerlendirilmesigerekmektedir.
134. Basın-yayın kuruluşlarına yönelikolarak uygulanan kapatma tedbiri ile bu tür basın-yayın kuruluşlarının 15Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe girişiminde rol oynayan örgüt, yapı, oluşumveya gruplara moral ve motivasyon sağlamak ve halka korku salmak amacıyla yayınyapmasının önüne geçilmesinin, böylece zaruri bir öncelik hâline gelen kamugüvenliğinin yeniden tesis edilmesini olumsuz yönde etkileyecek faaliyetlerinengellenmesinin amaçlandığı anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra FETÖ/PDY’nin darbe girişimi nedeniyle demokratik devletyapısına karşı oluşan tehdit ortamında diğer terör örgütleri ya da oluşumlarınkamu güvenliğine karşı faaliyetlerini daha etkili ve tehlikeli boyutataşımaları da mümkün olduğundan FETÖ/PDY dışında diğer grup ve oluşumlarlabağlantılı basın-yayın kuruluşları için de benzer önlemlerin alınmasıgerekebilir. Bu bağlamda dava konusu kuraluyarınca basın-yayın kuruluşlarına yönelik olarak uygulanan kapatma tedbirininbasın yayın kuruluşlarının toplumsal hayat içindeki yönlendirici rolününkişilerdeki karşılığı göz önüne alındığında gereklilik arz etmediği söylenemez.
135. Kuralla, terör örgütlerine veya devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olan ekli (7) sayılı listedeyer alan basın-yayın kuruluşları haklarındakiisnatlara cevap verme ve bunlara karşı delil sunma imkânının tanındığı birsoruşturma süreci yürütülmeden ve bu süreç sonunda somut olgu ve olaylarçerçevesinde iddia, savunma ve delillerin tartışılarak ulaşılan sonucundayandığı maddi ve hukuki temelleri gösteren gerekçeler açıklanmadankapatılmıştır. Bu yönüyle söz konusu basın-yayın kuruluşlarına bir iddiayöneltilerek bunlara karşı savunma ve delil sunma hakkı tanınmadan yani tedbiröncesi bireyselleştirme sağlanmadan liste yöntemiyle kapatma tedbirininuygulandığı anlaşılmıştır.
136. Belirtilen hususlar yönünden Kanun’un 3. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (b) bendi dışında kalan kısmı ile ekli (6) sayılılisteye ilişkin açıklanan gerekçeler (bkz. §§ 101-112) uygun olduğu ölçüde dava konusu kural yönünden degeçerlidir.
137. Buna göre kapatma tedbirinin her bir basın-yayınkuruluşu yönünden hukuka uygunluğunun denetlenmesi yani bireyselleştirmeninsağlanması için Anayasa ve ilgili kanunlarda gerekli güvencelere yer verildiğigörülmektedir. Başka bir ifadeyle hukuk sisteminde ileriye dönük olsa dahitedbirlerin amacına uygun ve ölçülü şekilde uygulanmasını sağlayacak şekildeKomisyon ve idare mahkemesine başvuru imkânı getirilmek suretiyle etkili idari,yargısal güvencelerin sağlandığı, söz konusu güvencelerin OHAL’e sebebiyet verentehdit veya tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik kuralın bu amaç dışındakeyfî bir şekilde uygulanmasını engelleyecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
138. Sonuç olarak darbe girişimiyle devletin demokratikdüzenine açık ve yakın bir tehlike oluşturan FETÖ/PDY ve diğer terörörgütleriyle mücadele etmek amacıyla terör örgütlerine veya devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olan ekli (7) sayılı listedeyer alan basın-yayın kuruluşlarının olağan usullerin ötesinde bir uygulamaylaliste usulüne göre kapatılmasını düzenleyen kuralın OHAL’e neden olan şartlarve özellikle bireyselleştirmeyi sağlamaya elverişli idari ve yargısal başvuruimkânları dikkate alındığında millî güvenliğin ve demokratik anayasal düzeninkorunması amacı bakımından ifade ve basın özgürlüğüne durumun gerektirdiğiölçüyü aşacak şekilde bir sınırlama getirdiği söylenemez.
139. Öte yandan dava konusu kuralkapsamında MGK’nın devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğunakarar verdiği yapı, oluşum veya gruplarla ilgili tespiti dikkate alınarakbasın-yayın kuruluşları için kapatma tedbirinin öngörülmesi MGK kararlarınaicrai bir işlev kazandırmamaktadır. Bu nedenle kuralda MGK’ya tanınanfonksiyonun Anayasa’nın 118. maddesinde öngörülen yetki sınırlarını aştığı vebu nedenle kuralın Anayasa’yı ihlal ettiği söylenemez.
140. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 15., 26.,28., 40., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddigerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,29., 35., 36. ve 125. maddeleri çerçevesinde ileri sürülen aykırılık iddiaları,Anayasa’nın 15., 26., 28., 40., 118. ve 119. maddeleri kapsamında elealındığından anılan hükümler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralda uygulanan basın-yayın kuruluşlarının kapatılması tedbirinindemokratik anayasal düzenin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi amacıyla uygulandığıanlaşılmıştır. Bu açıdan bakıldığında tedbir, cezalandırma amacına matufolmadığı gibi bunun için uygulanan usulün de ceza usul hukuku alanındakiyargısal uygulamalarla herhangi bir benzerliği bulunmamıştır.
Bu açıdan kuralda öngörülen tedbirin cezai niteliği haizolmamasının bir sonucu olarak anılan tedbire ceza hukukunun çekirdek haklarınınuygulanmasını gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu nedenle kuralınAnayasa’nın 38. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Kuralın ayrıca Anayasa’nın 30., 33.,mülga 91. ve mülga 121. maddeleriyle de ilgisi görülmemiştir.
c. Kanun’un 3. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının BirinciCümlesinin “Birinci fıkra kapsamında kapatılan derneklere vebasın-yayın kuruluşlarına ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacakve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlaraait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, … tescil edilir.” Bölümü ile Üçüncü Cümlesi
141. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallarilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40. maddesi yönünden de incelenmiştir.
142. Kurallar, Kanun’un 3. maddesinin (1) numaralıfıkrası gereğince kapatılan ekli (6) sayılı listede yer alan dernekler ile (7)sayılı listede yer alan basın-yayın kuruluşlarına ait olan taşınırlar ile hertürlü mal varlığının, alacak ve hakların, belge ve evrakın Hazineye bedelsizolarak devredilmiş sayılmasını, bunlara ait taşınmazların tapuda resen Hazineadına tescil edilmesini, devre ilişkin işlemlerin ilgili tüm kurumlardangerekli yardımı almak suretiyle Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yerinegetirilmesini hükme bağlamaktadır.
143. Söz konusu kurum ve kuruluşların taşınırları ile hertürlü mal varlığının, alacak ve haklarının, belge ve evrakı ile taşınmazlarınınilgisine göre Hazineye bedelsiz devri ile bunlaraait taşınmazların tapuda resen Hazine adına tesciliniöngören kural, OHAL’in ilanına neden olantehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olarak bu dönemdeuygulanmıştır. Bu nedenle kurala ilişkinAnayasa’ya uygunluk denetiminin Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında yapılmasıgerekir.
144. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz.” denilmektedir.
145. Anayasa’nın 35. maddesiyle güvenceye bağlananmülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen hertürlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bubağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul vegayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar vefikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkınınkapsamına dâhildir (Mahmut Duran vediğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017,§ 60).
146. Anayasa’nın 35. maddesinde birtemel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasınınhakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla-sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, onun semerelerinden yararlanma veondan tasarruf etme imkânı verir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, onunsemerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına getirilmiş sınırlamaniteliğindedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546,2/2/2017, § 53).
147. Anayasa’nın 35. maddesi ilemülkiyet hakkına temas eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğindeAnayasa’nın mülkiyet hakkının sınırlanmasıyla ilgili üç kural içerdiğigörülmektedir. Buna göre Anayasa’nın 35. maddesinin birinci fıkrasında herkesinmülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanmahakkına yer verilmiş, ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkınamüdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, genel olarakmülkiyet hakkının hangi şartlarda sınırlanabileceği belirlenmekle aynı zamandamülkten yoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddeninson fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırıolamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontroletmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa’nın diğer bazımaddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özelhükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakmave mülkiyetin düzenlenmesi mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın özelbiçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).
148. Bu çerçevede, ekli (6)sayılı listede yer alan dernekler ile (7) sayılı listede yer alan basın-yayınkuruluşlarına ait olan taşınırlar ile her türlü malvarlığının, alacak vehakların, belge ve evrakın Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılmasını vebunlara ait taşınmazların tapuda resen Hazine adına tescil edilmesini öngören kurallar mülkiyet hakkına sınırlama getirmektedir.
149. Davakonusu kurallar kapsamındaki tedbirler, terör örgütlerine veya devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu tespit edilen kurumve kuruluşlara ait çeşitli ekonomik değerlerin ivedi olarak kamu kontrolünealınarak OHAL koşullarında bu değerlerin kaçırılmasınınönlenmesi suretiyle bunların millî güvenliğe ve kamu düzenine aykırıfaaliyetlerde kullanılmasını engelleyerek kamu güvenliği bakımındantehlike arz edebilecek işlem ve eylemlerin kontrol edilmesini amaçlayan birnitelik taşımaktadır. Dolayısıyla kapatılankurum ve kuruluşlara ait ekonomik değerlerin devlete geçirilmesi suretiylemülkiyet hakkına getirilen sınırlama,sonuçları yanında özellikle amacı dikkate alındığında mülkün kamu yararınakullanılmasının kontrol edilmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesindeincelenmelidir.
150. Dava konusu kurallar, kapatılankurum ve kuruluşların Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında kalan her türlü malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evrakının, ayrıca taşınır ile taşınmazmallarının Hazineye devredilmesini öngörmek suretiyle mülkiyet hakkınasınırlama getirmektedir.
151. Mülkiyet hakkı, OHAL yönetiminin benimsendiğidönemlerde Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, dokunulmasıyasaklanmış çekirdek haklar arasında bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu hakyönünden OHAL’lerde Anayasa’daki güvencelere aykırı tedbirlerin alınmasımümkündür. Ayrıca anılan hak, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerdeolağanüstü dönemlerde de korunmaya devam eden güvenceler kapsamında değildir.
152. Anayasa’nın 15. maddesi uyarınca olağanüstüdönemlerde mülkiyet hakkının kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulmasıveya bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilmesimümkün olmakla birlikte anılan maddede OHAL’lerde durumun gerektirdiği ölçüdesöz konusu düzenlemelerin yapılabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle temel hakve özgürlüklere getirilen sınırlamanın Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında durumungerektirdiği ölçüde olduğunun kabul edilebilmesi için bunu aşan keyfîmüdahalelere izin verilmemesi gerekir.
153. Ülkenin demokratik yollarla seçilmiş meşruhükûmetini silah zoruyla devirmeye çalışan yapı, oluşum ve gruplarla bağlantılıoldukları gerekçesiyle ekli listelerde yer verilen kurum ve kuruluşlarkapatılmış, kapatma işlemi ile birlikte bunların ekonomik değer teşkil edenvarlıkları Hazineye devredilmiştir. Böylece kuralla, OHAL koşullarında belirtilennitelikteki yapı, oluşum ve gruplarla iltisakıveya bunlarla irtibatı olduğu tespit edilen kurum ve kuruluşlara ait çeşitliekonomik değerlerin kaçırılmasının önlenmesisuretiyle bunların anılan terör faaliyetlerinin finansmanında kullanılmasınınengellenmeye çalışıldığı ve kamu güvenliği bakımından tehlike arzedebilecek herhangi bir işlemde veya eylemde kullanımının ya da herhangi birşekilde değerlendirilmesinin önlenmesi bakımından ivedi olarak devletintasarruf yetkisi kapsamına alındığı anlaşılmaktadır. Buna göre kurallar kapsamında kalan kurum ve kuruluşlaraait taşınırlar ile her türlü mal varlığı,alacak ve haklar, belge ve evrak ile taşınmazların Hazineye devredilmesi suretiyle gerçekleşen müdahaleninsöz konusu kurum ve kuruluşlara ait çeşitliekonomik değerlerin kaçırılmasının ve kamugüvenliği aleyhine kullanılmasının önlenmesi amacına ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığısöylenemez.
154. Dava konusu kurallar, listeusulüyle kurum ve kuruluşların kapatılmasına ilişkin tedbirden ayrı olarakbunlara ait ekonomik değerlerin Hazineye devredilmesini öngörmektedir. Budurumda kapatmaya yönelik tedbirin bireyselleştirilerek incelenmesinden ayrıolarak bu kurumların mal varlığının Hazineye devredilmesine ilişkin tedbirin demülkiyet hakkı yönünden bireyselleştirmeyapılarak incelenmesi gerekir (bu yönde bkz.AYM, E. 2018/74, K. 2019/92, 24/12/2019, §§ 30-39).Bu bağlamda, söz konusu kurum ve kuruluşların mal varlığının suçlabağlantısının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve buna yönelik olarakilgililer tarafından ileri sürülecek iddialar incelenerek bir karar verilmesigerektiği açıktır.
155. Anayasa’nın 40. maddesinde güvencealtına alınan etkili başvuru hakkının gereği olarak Anayasa’nın 35. maddesindegüvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri süren kişileremakul, erişilebilir, etkili, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeyeya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari ve yargısal yollarabaşvuruda bulunabilme imkânı sağlanmalıdır.
156. 685 sayılı KHK ile OHAL kapsamında başkabir işlem tesis edilmeksizin doğrudan KHK ile tesis edilen işlemlere ilişkinbaşvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Komisyon kurulmuş, anılanKHK 7075 sayılı Kanun’la TBMM tarafından kabul edilerek kanunlaşmıştır.
157. 7075 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (1) numaralıfıkrasında, Ankara idare mahkemelerinde Komisyon kararlarına karşı iptal davasıaçılabilmesi öngörülmüştür. Böylece kurallar kapsamında öngörülen kapatmatedbirinin her bir kurum ve kuruluş açısından hukukiliğinin denetlenmesiamacıyla Komisyona ve devamında idare mahkemesine başvurma imkânı tanınmıştır.
158. Anılan Kanun’un 2. maddesinin (3) numaralıfıkrasının ilk hâlinde, maddede belirtilen işlemlere bağlı olarak OHALkapsamında yürürlüğe konulan KHK’larda yer alan ilave tedbirler ilekanun yollarının açık olduğu işlemler hakkında ayrıca başvuru yapılamayacağıbelirtilmiştir.
159. İlave tedbirlere karşı Komisyona başvurulamayacağınailişkin hükmün iptali talebiyle açılan davada Anayasa Mahkemesi, söz konusu kuralınAnayasa’nın 40. maddesiyle güvence altına alınan etkili başvuru hakkınaaykırılık oluşturduğunu belirterek maddede geçen “…ilave tedbirler…”ibaresini iptal etmiştir (AYM, E.2018/74, K.2019/92, 24/12/2019). Kararda, asıl tedbirin hukuka uygun olmasının bu tedbirlerdenayrılabilir nitelikte olan ilave tedbirlerin de mutlaka hukuka uygun olduğuanlamına gelmeyeceği, bu nedenle Anayasa’da güvence altına alınan temel hak veözgürlüklere sınırlama getiren ilave tedbirlerin asıl tedbirlerden bağımsızolarak hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesinin gerekli olduğu, asıltedbirden bağımsız olarak uygulanan ilave tedbirlerin hukuka uygun olupolmadığının denetiminin ise ancak yargı makamlarının etkili bir denetimyapmasına imkân verecek bir idari başvuru yolunun öngörülmesiyle mümkün olduğuifade edilmiştir (bkz. §37).
160. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda 7256 sayılı Kanun’un 41. maddesiyle 7075 sayılıKanun’a eklenen geçici 4. madde ile OHAL kapsamında başka bir işlem tesisedilmeksizin doğrudan KHK ile tesis edilen işlemlere bağlı olarak OHALkapsamında kabul edilen kanunlarda yer alan ilave tedbirlere karşı bir başvuruyolu ihdas edilmiştir. Anılan maddeye görekurum ve kuruluşların kapatılması tedbirine bağlı olarak OHAL kapsamında kabul edilen kanunlarda yer alan ilavetedbirlerin kaldırılması talebiyle tedbirle ilgili olan kamu kurum vekuruluşlarına başvuruda bulunulabilecek, kamu kurum ve kuruluşlarının ilavetedbirlere ilişkin kararlarına karşı idare mahkemelerinde iptal davası açılabilecektir.
161. Söz konusu düzenlemeyle kurum ve kuruluşlarınkapatılması tedbirine bağlı olarak uygulanan ilave tedbirlere karşı idari veyargısal yollara başvuru imkânı getirilmiştir.
162. Yapılan başvuru üzerine ilgili kamu kurum vekuruluşu tarafından, kapatılan kurum ve kuruluşlara ait ekonomik değerlerin Hazineye devredilmesini öngören ilavetedbirin hukuka uygun olup olmadığının yanı sıra bu tedbirin olağanüstü hâlilanını gerektiren sebeplerin bertaraf edilmesi amacını gerçekleştirmeaçısından elverişli, gerekli ve zorunlu olup olmadığının asıl tedbir olankapatma tedbirinden bağımsız olarak inceleneceği tabiidir.
163. Madde gerekçesinde de, “İlave tedbirlere karşıtedbiri uygulayan veya tedbir konusu işlemi gerçekleştirmeye yetkili olan ya datedbiri kaldırabilecek kurum ve kuruluşlara başvurulabileceği düzenlenmiştir. …Düzenlemeyle kurum ve kuruluşlara ilave tedbirlerin asıl tedbirin zorunlusonucu olup olmadığı veya devamının gerekip gerekmediği gibi hususları gözönünde bulundurmak suretiyle başvuruları reddetme veya tedbirlerinkaldırılmasına karar verme imkânı getirilmiştir.” denilmektedir.
164. Bu açıdan kurallarda öngörülen tedbirlere karşıAnayasa’nın 40. maddesi bağlamında etkili, makul, erişilebilir, ihlalingerçekleşmesini veya devam etmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadankaldırmaya elverişli idari ve yargısal yollara başvuru imkânının sağlandığıanlaşılmıştır. Dolayısıyla devletin kurallarkapsamında tedbir uygulanan kişilere, etkili idari ve yargısal yolu sağlamayükümlülüğünü yerine getirdiği görülmüştür.
165. Sonuç olarak Kanun’aekli (6) ve (7) sayılı listelerle kapatılan kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar,belge ve evrakın Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılmasını ve bunlaraait taşınmazların tapuda resen Hazine adına tescil edilmesini öngören kuralların, OHAL’e neden olan şartlarve özellikle bireyselleştirmeyi sağlamaya elverişli idari ve yargısal başvuruimkânları dikkate alındığında millî güvenliğin ve demokratik anayasal düzeninkorunması amacı bakımından kişilerin mülkiyet hakkına durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekilde bir sınırlama getirdiği söylenemez.
166. Öte yandan, Anayasa’nın 38. maddesinin onuncufıkrasında “Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.” denmeksuretiyle kişinin bütün mal varlığı üzerindeki mülkiyetini ortadan kaldıran vebunları devlete nakleden genel müsadere cezasının uygulanması yasaklanmıştır.Müsaderenin suç ile ilgili veya varlığı suçu oluşturan şeylere ilişkin olmasıhâli haklı bir durum yaratabilirken suçla hiçbir ilgisi olmayan taşınır,taşınmaz ve haklar da dâhil bütün mal varlığına ilişkin olarak uygulanan birgenel müsadere cezası Anayasa’ya aykırılık oluşturmaktadır (AYM, E. 1987/28, K.1988/16, 3/6/1988).
167. Kurallarda yer alan,Kanun’a ekli (6) ve (7) sayılı listelerlekapatılan kurum ve kuruluşlara ait ekonomik değer taşıyan varlıkların Hazineyeintikal etmesi tedbirinin ise söz konusu varlıkların kapatılan şirketlerineylem ve işlemleri ile doğrudan bağlantı kurularak bu bağlamdaki niteliklerinidikkate alıp devir ve tescil yapılmasını sağlamaktan ziyade bunlarınkullanımını kontrol etmek suretiyle kamusal hayata dönük güveni yeniden tesisederek demokratik anayasal düzenin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi amacıylauygulandığı anlaşılmıştır.
168. Ayrıca kapatılan kurum ve kuruluşların malvarlığının Hazineyedevredilmesine ilişkin ilave tedbirlere karşı 7075 sayılı Kanun’un geçici 4.maddesine göre yapılacak başvuru üzerine ilave tedbirler asıl tedbir olankapatma tedbirinin zorunlu sonucu olup olmadığı veya kapatma tedbiri ilearasında bağlantı bulunup bulunmadığının yanı sıra OHAL’e neden olan şartlaryönünden de inceleneceğinden bu yolla bireyselleştirmeyi sağlamaya elverişliidari ve yargısal başvuru imkânının öngörüldüğü anlaşılmıştır.
169. Bu durumda dernekler ile basın-yayın kuruluşlarınınsuç teşkil eden faaliyetlerinden birisi ile ilişkilendirmeden bütün malvarlığının üzerindeki mülkiyetin ortadan kaldırılması ve bunların Hazineyedevredilmesi sonucunu doğuran ilave tedbire ilişkin olarak idari ve yargısalbaşvuru yolları öngörülmek suretiyle mülkiyeti kamuya geçirilen mal varlığının suçla bağlantısının bulunmadığına yönelik olarak ilerisürülecek iddiaların inceleneceği ve bu yolla bireyselleştirmeninsağlandığı da gözönüne alındığında söz konusu tedbirlerin Anayasa’nın 38.maddesinde düzenlenen genel müsadere cezası yasağına da aykırı olmadığısonucuna varılmıştır.
170. Diğer taraftan Kanun’un 3. maddesinin (2) numaralı fıkrasının dava konusu üçüncücümlesi ise devire ilişkin işlemlerin ilgilitüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle Hazine ve Maliye Bakanlığıtarafından yerine getirilmesine yönelik kural ise söz konusu işlemlerin yürütülmesindensorumlu muhatabın tespit edilmesine ilişkindir. Bu çerçevede olağanüstü şartlarkapsamında yöntemsel bir zorunluluğun yerine getirilmesi amacındankaynaklandığı anlaşılan kuralda Anayasa’ya aykırılık bulunmamaktadır.
171. Açıklanannedenlerle kurallar Anayasa’nın 15., 35., 38. ve 40. maddelerine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, EnginYILDIRIM, M. Emin KUZ ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşe katılmamışlardır.
Kurallarla ilgili Anayasa’nın Başlangıçkısmı ile 8., 9., 13., 26., 28. 29., 30., 33., 36., mülga 91., mülga 121. ve125. maddeleri çerçevesinde ileri sürülen aykırılık iddiaları, Anayasa’nın 15.,35., 38. ve 40. maddeleri kapsamında ele alındığından anılan hükümler yönündenayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
ç. Kanun’un 3. Maddesinin (2) Numaralı Fıkranın BirinciCümlesinin Kalan Kısmı ile İkinci Cümlesi
172. Dava konusu kurallarda Kanun’un 3. maddesinin (1)numaralı fıkrası gereğince kapatılan dernekler ile basın-yayın kuruluşlarınaait taşınmazların Hazine adına gerçekleşecek tapu tescil işleminin her türlükısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak yerine getirilmesi öngörülmüş;kapatılan söz konusu kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı hiçbirşekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağı hüküm altına alınmıştır.
173. Dava konusu kurallar, OHAL dönemi öncesindetaşınmazlar üzerinde tesis edilmiş kısıtlamalar ile taşınmaz yüklerini vedoğmuş borçları kapsayacak şekilde uygulanma imkânına sahiptir. Başka birifadeyle kurallar, OHAL süresiyle sınırlı bir düzenleme öngörmemektedir. Bunagöre kuralların OHAL süresini aşan biçimde uygulanma imkânının bulunduğuanlaşılmıştır. Dolayısıyla kurallara ilişkin incelemenin Anayasa’nın olağandönem kuralları yönünden öngördüğü denetim rejimine göre yapılması gerekir.
174. Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında düzenlenenmülkiyet hakkı mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayanmenkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı aynihaklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacağı dakoruma altına almaktadır.
175. Dava konusu kurallar, söz konusu taşınmazlarüzerinde üçüncü kişiler lehine herhangi hukuki bir sebeple tesis edilmişkısıtlama ve/veya taşınmaz yüklerini dikkate almadan tescil işlemleriningerçekleşmesini ve ayrıca borçlar bakımından hak ve talepte bulunulamamasınıöngörmek suretiyle üçüncü kişilerin mülkiyet hakkına sınırlama getirmektedir.
176. Mülkiyet hakkınasınırlama getirilirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkingenel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de gözönündebulundurulması gerekmektedir. Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca temel haklarasınırlama getiren düzenlemelerin Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygunve ölçülü olması gerekir (AYM, E.2018/81, K.2021/45, 24/6/2021, § 371).
177. Kurallarla öngörülen tedbirin ekonomik hayatıngerekleri uyarınca bu dernekler ile basın-yayın kuruluşlarının mal varlığınınHazineye devredilmesinin ardından millîgüvenliğe ve kamu düzenine aykırı faaliyetlerin odağı hâline gelebilecek bukuruluşların varlık, borç ve alacaklarının tasfiyesinin sağlanmasınınamaçlandığı, bu yönüyle kuralların meşru biramacının olduğu ve bu amacı gerçekleştirmek için elverişli ve gerekli olduğusöylenebilir.
178. Kapatılan dernekler ile basın-yayın kuruluşlarınıntasfiye sürecinin tamamlanabilmesi için bazı tedbirler alınması makulgörülmekle birlikte bunun gerçekleştirilebilmesi için yararlanılabilecek diğeriktisadi veya hukuki araçlar yerine kapatılan kurum ve kuruluşlara ait olantaşınmazlar üzerinde bulunan kısıtlama ve taşınmaz yükünden arındırılarakHazine adına tescil edilmesi yoluna gidilmiştir. Ayrıca kapatılan dernekler ilebasın-yayın kuruluşlarından alacaklı olanların söz konusu alacaklarından dolayıborçlu dernek veya basın-yayın kuruluşlarına ya da devlete başvurabilme imkânıellerinden alınmakta, bu yolla bu kişilerin borçlu dernekler ile basın-yayınkuruluşlarından olan alacaklarını tahsil edebilme imkânı ortadan kaldırılmaktadır.
179. Kural bu yönüyle, kapatılan dernekler ve basın-yayınkuruluşlarının sahip oldukları taşınmazlar üzerinde hak sahipliği bulunankişilerin bu haklardan dolayı taşınmaz üzerinde sahip oldukları hak veyetkilerini kullanmasını veya bu kurum ve kuruluşlardan alacaklı olan kişilerinmülkiyet hakkı kapsamında bulunan her türlü borç ilişkisinden kaynaklananalacaklarına kavuşmasını engelleyecek niteliktedir.
180. Bunun yanı sıra iptali istenilen kuralların Kanun’a ekli (6) ve (7) sayılı listelerle kapatılan derneklerve basın-yayın kuruluşlarının sahibi olduğu taşınmazlar üzerindekikısıtlamaların ve taşınmaz yükünün lehdarı olan kişiler ile yine bu kurum vekuruluşlardan alacaklı olan kişilerin bu kapatma tedbiri ile ilgisinin bulunupbulunmadığı konusunda herhangi bir değerlendirme ve tespit içermediğianlaşılmıştır. Bir başka deyişle, OHAL ilanına neden olan olay ve olgularlaveya terör örgütleri veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla bir bağlantısı olupolmadığına bakılmaksızın kuralda belirtilen taşınmazlar üzerinde hak sahipliğibulunanların veya borç ilişkisinin alacaklılarının hepsinin söz konusu hukukiilişkilerden kaynaklanan hak ve yetkilerinin ortadan kaldırıldığı görülmektedir. Bu yönüyle kurallar, kamu yararı ile kişisel yarararasındaki dengeyi bozmak suretiyle mülkiyet hakkının ölçüsüz biçimdesınırlandırılmasına neden olmaktadır.
181. Öte yandan kurallar ile yapılandüzenlemelerden sonra yürürlüğe giren 8/2/2018 tarihli ve 7091 sayılı Kanun’un5. maddesinin (4) numaralı fıkrası ile kapatılan kurum ve kuruluşların devleteintikal eden ekonomik değerleri kapsamında tespitekonu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasındabulunanlarca ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerlemüracaat edilebilmesi ve anılan maddenin (1) numaralı fıkrasında gösterilenkoşullarda bu müracaatların değerlendirilebilmesinin mümkün kılındığıanlaşılmıştır.
182. Ancak Anayasa’nın 13. maddesikapsamında yapılacak incelemede söz konusu borç ve yükümlülükler bakımından hakiddiasında bulunanlara, devir ve tescil işlemlerinin gerçekleşmesi sürecindehak iddialarını ortaya koymak bakımından itiraz etme, deliller sunma,açıklamalar yapma imkânının sunulması, yani tedbir öncesi bireyselleştirmeninsağlanması önem arz etmektedir. Dolayısıyla olağan dönem kuralları olarak kabuledilen iptal istemine konu kurallar bakımından olağan dönem rejimine uygunolarak yapılacak anayasallık denetimi 7091 sayılı Kanun’un 5. maddesi ilesağlanan başvuru yolunun dikkate alınmasını mümkün kılmamaktadır.
183. Buna göre, hukuki ilişkinin kurulduğu tarihitibariyle yürürlükte olanmevzuata uygun olarak kazanılan haklar ve alacakların talep hakkını ortadankaldıran düzenleme kişilere aşırı bir külfet yükleyerek mülkiyet hakkınaorantısız ve dolayısıyla ölçüsüz bir sınırlama getirmektedir.
184. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 13. ve 35.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kurallar, Anayasa’nın 13. ve 35.maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9., 15., 26., 28.,29. 30., 33., 36., 38., mülga 91., mülga 121. ve 125. maddeleri yönündenincelenmemiştir.
C. Kanun’un 4. Maddesinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
185. Dava dilekçesinde; terör örgütü üyeliği veya buörgütlerin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar sebebiyle tutuklu veya hükümlüolarak ceza infaz kurumunda bulunanların OHAL’in devamı ve kurumdabarındırıldıkları süre zarfında, ülke genelinde uygulanan bütün sınavlara girmehaklarının ortadan kaldırılmasının OHAL’in gereklerini aşan nitelikte birdüzenleme olduğu ve ölçülü olmadığı, bu kişilerin eğitim hakkını ihlal ettiğibelirtilerek kuralın Anayasa’nın 15. ve 42. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
186. Dava konusu kuralda, terör örgütü üyeliği veya bu örgütlerin faaliyeti çerçevesinde işlenensuçlar sebebiyle tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunanlarınolağanüstü hâlin devamı ve kurumda barındırıldıkları süre zarfında, ülkegenelinde uygulanan merkezî sınavlar ile örgün veya yaygın her türlü eğitim veöğretim kurumları ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından ceza infaz kurumuiçinde veya dışında yapılan ya da yaptırılan sınavlara giremeyecekleri hükmebağlanmıştır.
187. Kuralın, OHAL’in gerekli kıldığı durumlailişkili olduğu ve bu uygulamanın yalnızca OHAL süresince geçerli olduğuhususunda tereddüt bulunmamaktadır. Dolayısıyla kurala ilişkin Anayasa’yauygunluk denetiminin OHAL’lerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasınınsınırlanmasını ve durdurulmasını düzenleyen Anayasa’nın 15. maddesi kapsamındayapılması gerekir.
188. Anayasa’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi”başlıklı 42. maddesinin ilk fıkrasında, “Kimse, eğitim ve öğrenim haklarındanyoksun bırakılamaz” denilerek eğitim ve öğretim hakkının genelliği ilkesibenimsenmiş, ikinci fıkrasında da öğrenim hakkının kapsamının kanunladüzenleneceği belirtilmiştir.
189. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarındavurgulandığı üzere eğitim hakkı, yüksek öğretim seviyesini de kapsayan (HikmetBalabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 28; İhsan Asutay, B. No:2012/606, 20/2/2014, § 36) bu çerçevede belli bir zamanda mevcut olan eğitimkurumlarına etkili biçimde erişimin sağlanmasını güvence altına alan (MehmetReşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 68) bir hakolmakla birlikte kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğretim almasınıengellememe şeklinde negatif ödev yükleyen bir nitelik de barındırır (AdemÖğüt ve diğerleri, B. No: 2014/20527, 22/11/2017, § 44; Yüksel Baran,B. No: 2012/782, 26/6/2014, § 36).
190. Eğitim hakkı, Anayasa’da düzenleniş biçimiyle sosyalbir hak olarak devlete karşı ileri sürülebilir nitelikte bir temel haktır.Devlet, eğitim olanaklarının ve buna ilişkin altyapının sağlanması yükümlülüğüberaberinde, hiçbir ayrım yapmadan, herkesi eşit biçimde bu haktanyararlandırmak durumundadır. İlaveten eğitim hakkı kapsamında devletin, kendidışında diğer bireyler tarafından da eğitim hakkının kullanılmasını engelleyenuygulamalara son verecek tedbirleri alma yönünde pozitif yükümlülüğübulunmaktadır.
191. Eğitim hakkını düzenleyen Anayasa’nın 42. maddesininceza infaz kurumlarında tutuklu ve hükümlülere eğitim ve öğrenim faaliyetiimkânı sağlanması için bir düzenleme yapılmasını güvence altına aldığısöylenemez (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 71). Başka bir ifadeyleAnayasa’nın 42. maddesi devlete ceza infaz kurumlarında tutuklu ve hükümlülereeğitim öğrenim imkânı sağlanması yönünde pozitif bir yükümlülük yüklememiştir.
192. Bununla birlikte 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılıCeza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 67. maddesinin (3)numaralı fıkrasında, kapalı ve açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde ancak eğitim ve iyileştirme programları çerçevesinde kurumyönetimince belirlenen yerlerde görsel ve işitsel eğitim araç ve gereçlerininkullanımına izin verilebileceği, eğitim ve iyileştirme programları gereklikıldığı takdirde denetim altında internetten yararlanılabileceği, hükümlününodasında bilgisayar bulunduramayacağı ancak Adalet Bakanlığının uygun görmesihâlinde eğitim ve kültürel amaçlı olarak bilgisayarın ceza infaz kurumunaalınmasına izin verilebileceği, (4) numaralı fıkrasında ise bu hakların,tehlikeli hâlde bulunan veya örgüt mensubu hükümlüler bakımındankısıtlanabileceği düzenlenmiştir. Anılan Kanun hükmünde yer verilen hususlar20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Tüzük'te detaylandırılarak açıklanmıştır.
193. Anayasa’nın 42. maddesi; devlete ceza infazkurumlarında tutuklu ve hükümlülere eğitim öğrenim imkânı sağlanması yönündepozitif bir yükümlülük yüklememiş olmasına karşın 5275 sayılı Kanun’da veikincil mevzuatta yer verilen düzenlemeler çerçevesinde devlet, mahkûmlarınceza infaz kurumunun olanakları çerçevesinde uzaktan eğitime devam edebilmesineimkân tanınabilmesini öngörmüştür (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, §72). Bu kapsamda ceza infaz kurumlarında tutuklu ve hükümlülerin ülke genelindeuygulanan merkezî sınavlar ile örgün veya yaygın her türlü eğitim ve öğretimkurumları ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan ya da yaptırılansınavlara giremeyeceklerini öngören kural, Anayasa'nın 42. maddesi çerçevesindebelli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanması ve kamuotoritelerinin bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe şeklindekinegatif ödevi bakımından incelenmelidir (benzer yönde bkz. Mehmet Ali Eneze,B. No: 2017/35352, 23/5/2018, § 28).
194. Terör örgütüüyeliği veya bu örgütlerin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar sebebiyletutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunanların, OHAL’in devamıve kurumda barındırıldıkları süre zarfında ülke genelinde uygulanan merkezîsınavlar ile örgün veya yaygın her türlü eğitim ve öğretim kurumları ile kamukurum ve kuruluşları tarafından ceza infaz kurumu içinde veya dışında yapılanya da yaptırılan sınavlara girememeleri, sınav yoluyla eğitime başlamaları imkânınıortadan kaldırdığından almak istedikleri eğitimden mahrum kalmalarınasebebiyet vermektedir. Bu açıdan bakıldığında iptali istenilen kuralın eğitimve öğrenim hakkına sınırlama getirdiği açıktır.
195. Kişilerin eğitim hakkı OHAL yönetiminin benimsendiğidönemlerde Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan dokunulmasıyasaklanmış çekirdek haklar arasında bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu hakyönünden OHAL’lerde Anayasa’daki güvencelere aykırı tedbirlerin alınmasımümkündür.
196. Anılan hak, milletlerarası hukuktan kaynaklananyükümlülük olarak insan hakları alanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerden özellikle MSHUS’nin 4. maddesinin (2) numaralı ve AİHS’in 15.maddesinin (2) numaralı fıkralarında ve bu Sözleşme’ye ek protokollerdedokunulması yasaklanan çekirdek haklar arasında olmadığı gibi milletlerarasıhukuktan kaynaklanan diğer herhangi bir güvence (olağanüstü dönemlerdekorunmaya devam eden güvenceler) kapsamında da değildir.
197. Anayasa’nın 15. maddesi uyarınca olağanüstüdönemlerde kişilerin eğitim hakkının kullanılmasının kısmen veya tamamendurdurulması veya bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirleralınabilmesi mümkün olmakla birlikte bu husus, yapılacak düzenlemelerdesınırsız bir takdir yetkisi tanındığı anlamına gelmemektedir. Anılan maddedeOHAL’lerde durumun gerektirdiği ölçüde söz konusu düzenlemelerin yapılabileceğibelirtilmiştir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanınAnayasa’nın 15. maddesi kapsamında durumun gerektirdiği ölçüde olduğununkabul edilebilmesi için bunu aşan keyfî müdahalelere izin verilmemesi gerekir.
198. Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzereolağanüstü dönemlerde öngörülen tedbirin olağanüstü duruma neden olantehlikenin bertaraf edilmesi amacına ulaşma bakımından elverişli ve gerekliolması gerekir. Bunun yanında getirilen sınırlama, durumun gerektirdiği oranıaşacak şekilde keyfî niteliğe dönüşmemelidir. Anayasa’nın 15. maddesi kapsamındaölçülülüğün tespitinde tedbirin alındığı dönemin tüm şartlarıdeğerlendirilmelidir. Bu çerçevede olağanüstü yönetim usulünün uygulanmasınaneden olan tehdit veya tehlikeler, sınırlamaya konu hak ve özgürlüklerinniteliği ve tedbirin alındığı zaman gözönünde bulundurulmalıdır.
199. Bu çerçevede tutuklu vehükümlülerin sınavlara girme imkânının kısıtlanmasına yönelik değerlendirmelerde tutuklu vehükümlüler açısından ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal ve kaçınılmazsonuçlarının olduğu unutulmamalıdır. Zira tutuklu ve hükümlülerin temel hak vehürriyetlere genel olarak sahip olmaları, bu hakların tutuklu ve hükümlüleriçin ceza infaz kurumu dışındaki bireyler kadar güvence altına alındığıanlamında değerlendirilmemelidir. Ceza infaz kurumlarının işlevi ve amacıkapsamında tutuklu ve hükümlülerin hakları ceza infaz kurumuna girmekle zatensınırlanmıştır. Eğitim hakkı için de aynı değerlendirme mümkündür (MehmetReşit Arslan ve diğerleri, § 73).
200. Anayasa Mahkemesinin bireyselbaşvuru kapsamında bu konuya ilişkin vermiş olduğu Mehmet Ali Eneze (§48) kararında da, sınavlara girme bakımından suç temelinde bir kısıtlamayapıldığı, bu kısıtlamada esas alınan hususun ceza infaz kurumu disiplini vegüvenliği olduğu, ceza infaz kurumlarında güvenliğin ve disiplininsağlanmasının sadece idare için değil mahkûmların güvenliği için de önemliolduğu, bu nedenle belirli suçlardan tutuklu veya hükümlü olanların veyadisiplin açısından tehlikeli durumu olan tutuklu veya mahkûmların bazıfaaliyetlere katılmasının engellenmesinin kabul edilebilir bir durum olduğuifade edilmiştir (aynı yönde değerlendirmeler için bkz. Mehmet Reşit Arslanve diğerleri, § 80).
201. Ülkegenelinde uygulanan merkezî sınavlar ile örgün veya yaygın her türlü eğitim veöğretim kurumları ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan ya dayaptırılan sınavların organizasyonu karmaşık birfaaliyet olduğu, darbe teşebbüsü sonrasında terör suçları kapsamında çok sayıdakişinin tutuklandığı ve mâhkum olduğu, tutukluların ve hükümlülerin güvenliğinive muhafazasını sağlamakla görevli kamu görevlilerinin sayısının da önemliölçüde azalmış olduğu hususları dikkate alındığında iptali istenilen kurallaeğitim hakkına yönelik sınırlamanın elverişlilik ve gereklilik kriterlerinitaşımadığı söylenemez.
202. Bunun yanı sıra terör örgütü üyeliği veya bu örgütlerin faaliyetiçerçevesinde işlenen suçlar sebebiyle tutuklu veya hükümlü olarak ceza infazkurumunda bulunanlara yönelik sınavlara girmeimkânının kısıtlanmasında yapılacak ölçülülük değerlendirmesinde, anılankısıtlamanın sadece OHAL'in devamı ve ceza infaz kurumunda barınılan süre ilesınırlı olduğu dikkate alınmalıdır. Ayrıca iptali talep edilen kural ileöngörülen sınavlara girme imkânının ortadan kaldırılmasına yönelik tedbir doğrudankişilerin öğrencilik statüsüne yönelik değildir. Bir başka deyişle kural,kişilerin devam eden öğrencilik statüsünün sonlandırılmasına yol açmamakta,esasen OHAL süresince ve ceza infaz kurumunda barındırıldıkları süre zarfındasınavlara girme imkânı ortadan kaldırılmaktadır. Dolayısıyla ceza infazkurumunda güvenlik ve disiplinin sağlanması amacıyla yapıldığı anlaşılankısıtlamanın orantılı olduğu sonucuna varılmıştır (Mehmet Ali Eneze, §49).
203. Belirtilen hususlar gözönüne alındığında kuralla ulaşılmakistenen amaca ilişkin kamu yararı ile bireyin eğitim hakkı arasında bulunmasıgereken makul dengenin gözetildiği görülmektedir. Bunedenle kuralın millîgüvenliğin ve demokratik anayasal düzenin korunması amacı bakımından kişilerineğitim hakkına durumun gerektirdiğiölçüyü aşacak şekilde bir sınırlamagetirdiği söylenemez.
204. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 15. ve 42. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Ç. Kanun’un 6. Maddesinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
205. 15Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL’in ilan edilmesi ve bu kararın TBMMtarafından onaylanmasını takip eden süreçte Cumhurbaşkanı’nın başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa’nın o tarihte yürürlükte bulunan121. maddesine dayanılarak OHAL KHK’ları çıkarılmıştır. Söz konusu KHK’lar ileOHAL’in ilanına sebep olan olay ve olguların bertaraf edilmesi amacıyla kişi vekuruluşlara yönelik birtakım tedbirler öngörülmüştür.
206. Bu çerçevede OHALkapsamında yürürlüğe konulan KHK’lar ile terör örgütlerine veya devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı bulunduğu belirtilen dernek,vakıf, sendika, federasyon ve konfederasyon gibi sivil toplum kuruluşlarınınyanı sıra özel sağlık kuruluşları, özel öğretimkuruluşları, vakıf yükseköğretim kurumlarıile basın-yayın alanında faaliyet gösteren özel radyo, özel televizyon, gazeteve dergiler, haber ajansları, yayınevleri ve dağıtım kanallarıkapatılmıştır.
207. Kurum ve kuruluşların kapatılması tedbiri, OHALKHK’larının yanı sıra bu KHK’ların verdiği yetkiye istinaden idari işlemlerlede uygulanmıştır. Bu kapsamda 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan 667 sayılı KHK’nın 2. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, millîgüvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya daterör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen veekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özelöğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları,vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlarve konfederasyonların, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacakkomisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılacağı hükme bağlanmıştır.Benzer bir düzenleme 27/7/2016 tarih ve 29783 (2. mükerrer) sayılı ResmîGazete’de yayımlanan 668 sayılı OHAL KHK’sının 2. maddesinin (4) numaralıfıkrasında da yer almaktadır.
208.Bununla birlikte kapatılan bazı kurum ve kuruluşlar hakkında verilen kapatmakararlarının ilerleyen süreçte geri alındığı görülmektedir. Bu bağlamda,kapatılan kurumlardan bazıları yine OHAL KHK’ları ile listelerden çıkarılarakkapatma işlemi geri alınmış ve kapatma işleminin tüm hüküm ve sonuçlarıylabirlikte ortadan kaldırılması yoluna gidilmiştir.
209. Bunundışında 7075 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindekurum ve kuruluşların kapatılmasına ilişkin işlemlerin kaldırılmasına yönelikolarak Komisyona başvuru hakkı tanınmıştır. Komisyon kararlarına karşı da idaremahkemelerinde dava açma imkânı getirilmiştir. Ayrıca ilgili bakanlıklardabakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile tesisedilen kapatma işlemine karşı idare mahkemelerinde dava açma imkânıbulunmaktadır.
210. Buna göre Komisyon ve idare mahkemeleri tarafındanyapılacak incelemede, kapatılan kurum vekuruluşların terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veyabunlarla irtibatı olup olmadığı hususlarının değerlendirileceği, budeğerlendirmenin sonucunda terör örgütleriyle bağlantılı olmadığı tespit edilenkurum ve kuruluşlar hakkında tesis edilen kapatma işleminin iptal edilebileceğiaçıktır.
211. Dava konusu kuralda ise 20/7/2016 tarihli ve2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilen OHAL kapsamındayürürlüğe konulan KHK’lar çerçevesinde, terör örgütlerine veya MGK’ca devletinmillî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı nedeniyle kapatılan kurum vekuruluşlar tarafından, kapatma dolayısıyla hiçbir surette tazminat talebinde bulunulamayacağıhükme bağlanmıştır. Böylece hakkındaki kapatma işlemi kaldırılan kurum vekuruluşların kapatma nedeniyle idari veya yargısal yollara başvuru suretiyletazminat talep etme hakkı ortadan kaldırılmıştır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
212. Dava dilekçesinde özetle, kuralla OHAL kapsamındayürürlüğe konulan KHK’lar çerçevesinde kapatılan kurum ve kuruluşlar tarafındankapatma dolayısıyla hiçbir surette tazminat talebinde bulunulamayacağı hükmebağlanmak suretiyle yargı yoluna başvuru imkânının ortadan kaldırıldığı, budurumun hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, hak arama hürriyeti ve adilyargılanma hakkını ihlal ettiği, ayrıca kuralın basın-yayın kuruluşlarınıilgilendirmesi nedeniyle ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, süreli ve süresizyayın hakkı ile basın araçlarının korunması haklarının da ihlaline sebebiyetverdiği, derneklerin kapatılması açısından ise örgütlenme özgürlüğüne aykırıolduğu, ayrıca mülkiyet hakkını ihlal ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın2., 26., 28., 29., 30., 33., 35., 36., 38. ve 125. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmektedir.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
213. 6216 sayılıKanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. ve 40.maddeleri yönünden de incelenmiştir.
214. Dava konusu kural, OHAL süresini aşacak biçimdeuygulanmaya imkân vermektedir. Başka bir ifadeyle kural olağanüstü hâlsüresiyle sınırlı bir düzenleme öngörmemektedir. Bu durumda kurala ilişkinincelemenin Anayasa’nın olağan dönem kuralları yönünden öngördüğü denetim rejiminegöre yapılması gerekir.
215. Anayasa’nın36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiştir.
216. Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyetinin temel unsurlarından birimahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bukonuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını dakapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisinisavunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşıhaklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin enetkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM,E.2019/106, K.2019/100, 25/12/2019, § 16).
217. Bu çerçevede Anayasa’nın 40. maddesinde güvencealtına alınan etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğiniileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceğimakul, erişilebilir, etkili, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeyeya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari ve yargısal yollarabaşvuruda bulunabilme imkânının sağlanmasını teminat altına almaktadır (AYM,E.2018/74, K.2019/92, 24/12/2019, § 31; E. 2019/102, K.2019/99,25/12/2019, §§ 16, 17).
218. Ayrıca Anayasa’nın 125. maddesinin birinci fıkrasında, idareninher türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu; yedincifıkrasında da idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü bulunduğu hüküm altına alınarak idarenin hukuka bağlılığı, yargıdenetimi sayesinde etkili biçimde sağlanmış ve idare edilenler, idareninkanunsuz ve keyfî davranışlarına karşı korunmuştur. Anayasa’da sayılan istisnaihâller dışında idari eylem ve işlemlere karşı yargı yolunun kapatılabilmesimümkün değildir. Anayasa’nın anılan hükmü, yetkili idare organlarının kamuhizmetlerini yürütmek üzere idari eylem ve işlem şeklinde ortaya koyduklarıtasarrufların kanunun koyduğu esas ve şekillere ve kanunun amacına uygun olarakyapılmış olup olmadığının yargı mercilerince incelenip değerlendirilmesinigerektirmektedir (AYM, E.2018/2, K.2018/43, 2/5/2018, §§ 6, 7).
219. Hakkın özü, dokunulduğunda söz konusu temel hak veözgürlüğü anlamsız kılan çekirdek alanı ifade etmekte olup bu yönüyle her temelhak açısından kişiye dokunulmaz asgari bir alan güvencesi sağlamaktadır. Buçerçevede hakkın kullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren, hakkı kullanılamazhâle getiren veya ortadan kaldıran sınırlamalar hakkın özüne dokunmaktadır (AYM, E.2017/178, K.2018/82, 11/7/2018, § 13;E.2017/136, K.2018/7, 18/1/2018, § 12).
220. Dava konusu kuralla, OHAL kapsamında yürürlüğekonulan KHK’lar çerçevesinde, terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğinekarşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti,iltisakı veya bunlarla irtibatı nedeniyle kapatılan kurum ve kuruluşların,kapatma dolayısıyla hiçbir surette tazminat talebinde bulunamayacağıdüzenlenmiştir.
221. Kuralın gerekçesinde, madde ile FETÖ/PDY ve diğerterör örgütleriyle bağlantılı oldukları gerekçesiyle kapatılan kurum vekuruluşların bilahare haklarındaki hüküm ve işlemlerin kaldırılması hâlindetazminat talebinde bulunamayacağının hüküm altına alındığı belirtilmektedir.
222. Kuralla, OHAL kapsamında yürürlüğe konulan KHK’larlaya da bu KHK’lar ile verilen yetkiye istinaden idari işlemle kapatılan kurum vekuruluşların, gerek OHAL kapsamında yürürlüğe konulan KHK’larla gerekseKomisyon veya idari yargı kararı gereğince haklarındaki kapatma tedbirinin vekapatma işlemine bağlı tüm hüküm ve işlemlerin ortadan kaldırılması hâlinde kapatmadolayısıyla uğradıkları zararlarının tazmini amacıyla yapabilecekleri idari veyargısal başvuru yolları kapatılmaktadır. Diğer bir ifadeyle kapatma nedeniyleidari veya yargısal yollara başvuru suretiyle tazminat talep etme hakkı ortadankaldırılmaktadır.
223. Öte yandan OHALkapsamında doğrudan OHAL KHK’ları ile tesis edilen işlemler hakkında Komisyonabaşvuru hakkı tanınmakla birlikte OHAL KHK’ları ile öngörülen tedbirlernedeniyle kişilerin veya kurum ve kuruluşların uğramış olduklarızararların tazmini amacıyla Komisyona başvurması mümkün değildir. Bir başkadeyişle, Komisyonun görevi kurum ve kuruluşların kapatılmasına ilişkin işlemlerhakkındaki başvuruları değerlendirip kararvermekten ibaret olup hakkında öngörülentedbirler nedeniyle kurum ve kuruluşların uğramış oldukları zararlarıntazmini amacıyla Komisyona başvuru imkânıtanınmamıştır.
224. Bunun yanı sıra OHAL KHK’ları ileuygulanan tedbirler herhangi bir idari işleme dayanmadığından bu tedbirlerekarşı doğrudan idari yargı mercilerinde dava açma imkânı bulunmamaktadır. İdariyargı mercilerinde OHAL KHK’ları ile uygulanan tedbirlere ilişkin olarak ancak Komisyon kararlarına karşı dava açılması mümkündür.Açılan bu davalarda yapılacak inceleme ise Komisyon kararının hukuka uygun olupolmadığıyla sınırlıdır. Ayrıca ilgilibakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakanonayı ile tesis edilen kapatma işlemine karşı idare mahkemelerinde açılacakdavalarda da sadece dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılabilecektir.
225. Buna göre dava konusu kurallabirlikte OHAL KHK’larında yer verilen tedbirlere karşı öngörülen idari veyargısal başvuru yolları birlikte değerlendirildiğinde, kapatılan kurum ve kuruluşların kapatma dolayısıyla uğramışoldukları zararların tazmini amacıyla herhangibir idari ve yargısal yola başvurması ve tazminat talebinin idari ve yargımercileri tarafından etkili bir şekilde denetimi mümkün değildir.
226. Bu durumda dava konusu kural, ilgililerin mahkemeyeerişim hakkı ile etkili başvuru hakkını kullanılamaz hâle getirmekte olup buyolla hak arama hürriyetinin özüne dokunmaktadır.
227. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 36., 40.ve 125. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural Anayasa’nın 13., 36., 40. ve 125. maddelerine aykırı bulunarak iptal edildiğinden ayrıca 2., 26., 28., 29.,30., 33., 35. ve 38. maddeleri yönündenincelenmemiştir.
D. Kanun’un 8.Maddesinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
228. Dava dilekçesinde özetle; bazı belediyelerce yapılankamu ihaleleri sonucunda imzalanmış sözleşmelerin resen feshedilmesininsözleşme özgürlüğüne ve mülkiyet hakkına müdahale oluşturduğu, kuralda yer alaniltisak ve irtibat kavramlarının içeriğinin belirsiz ve öngörülemez olduğu,hangi somut eylemlerin bu kapsamda değerlendirileceğinin ortaya konulmadığı, bubelirlemenin Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılmasının keyfî uygulamalarasebebiyet verebileceği, feshedilen ihalelerle ilgili olarak yüklenicilereherhangi bir şekilde ceza, tazminat ya da başka bir ad altında ödemeyapılmamasının hukuk devleti ilkesi ile hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişimhakkını ihlal ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 13., 35., 36. ve 48.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. Kanun’un 8. Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan “…terörörgütlerine iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğunun Emniyet Genel Müdürlüğütarafından bildirilmesi…” İbaresi
229. Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasında 3/7/2005tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesinin ikinci fıkrasına görebelediye başkanı veya başkan vekili görevlendirilen belediyeler ve bunlarınbağlı kuruluşları ile sermayesinin %50’sinden fazlası bu belediyelere aitortaklıklarda, 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale SözleşmeleriKanunu’na göre imzalanan her türlü mal veya hizmet alımları ile yapım işlerineilişkin sözleşmelerdeki yüklenicilerin, terör örgütlerine iltisakı veyabunlarla irtibatı olduğunun Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilmesi yada imzalanan bu sözleşmeler nedeniyle belediye menfaatinin önemli ölçüde ihlaledildiğinin belirlenmesi hâlinde bu sözleşmelerin belediye başkanı veyabelediye başkan vekili tarafından tek taraflı olarak resen feshedileceği hükümaltına alınmıştır. Fıkrada yer alan “…terör örgütlerine iltisakı veyabunlarla irtibatı olduğunun Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilmesi…”ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
230. 5393 sayılı Kanun’un “Belediye başkanlığınınboşalması hâlinde yapılacak işlemler” başlıklı 45. maddesinin ikincifıkrasında, belediye başkanı veya başkan vekili ya da meclis üyesinin terörveya terör örgütlerine yardım ve yataklık suçları sebebiyle görevdenuzaklaştırılması veya tutuklanması ya da kamu hizmetinden yasaklanması veyabaşkanlık sıfatı veya meclis üyeliğinin sona ermesi hâllerinde 46. maddedekimakamlarca belediye başkanı veya başkan vekili ya da meclis üyesigörevlendirileceği düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 46. maddesinde ise belediyebaşkanlığının herhangi bir nedenle boşalması ve yeni belediye başkanı veyabaşkan vekili seçiminin yapılamaması durumunda seçim yapılıncaya kadar belediyebaşkanlığına büyükşehir ve il belediyelerinde İçişleri Bakanı, diğerbelediyelerde vali tarafından görevlendirme yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
231. Dava konusu kural, OHAL’in ilanına neden olan tehditve tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olmasına rağmen OHAL süresiniaşacak biçimde uygulanmaya imkân vermektedir. Başka bir ifadeyle kural OHALsüresiyle sınırlı bir düzenleme öngörmemektedir. Bu nedenle kurala ilişkinincelemenin Anayasa’nın olağan dönem kuralları yönünden öngördüğü denetimrejimine göre yapılması gerekir.
232. Anayasa’nın 48. maddesinin birincifıkrasının ilk cümlesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşmehürriyetlerine sahiptir” denilmek suretiyle temel hak ve özgürlüklerarasında yer alan çalışma ve sözleşme hürriyeti güvence altına alınmıştır.
233. Kural, 5393 sayılı Kanun’un 45. maddesinin ikinci fıkrasıuyarınca İçişleri Bakanı veya vali tarafından belediye başkanı veya başkanvekili görevlendirilen belediyeler ve bunların bağlı kuruluşları ilesermayesinin %50’sinden fazlası bu belediyelere ait ortaklıklar tarafından 4735sayılı Kanun’a göre imzalanan sözleşmelerdeki yüklenicilerin, terör örgütlerineiltisakı veya bunlarla irtibatı olduğunun Emniyet Genel Müdürlüğü tarafındanbildirilmesi durumunda bu sözleşmelerin resen feshedileceğini öngörmek suretiyle çalışma ve sözleşme hürriyetinisınırlamaktadır.
234. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz”denilmiştir. Buna göre çalışma ve sözleşme hürriyetine sınırlama getirendüzenlemelerin Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun olması, kanunlayapılması ve ölçülü olması gerekir.
235. Anayasa’nın 13. maddesinde temelhak ve özgürlüklerin ancak Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen nedenlerebağlı olarak sınırlanabileceği öngörülmüş ise de bu, düzenlendiği maddede hiçbirsınırlama nedenine yer verilmeyen hakların mutlak olduğu ve bunların hiçbirşekilde sınırlanamayacağı anlamını taşımamaktadır. Anayasa Mahkemesinin birçokkararında da belirtildiği üzere temel hak ve hürriyetlerin doğasındankaynaklanan bazı sınırları bulunduğu gibi Anayasa’nın başka maddelerinde yeralan kurallar da temel hak ve hürriyetlerin sınırını oluşturur. Bir başkadeyişle temel hak ve özgürlüklerin kapsamının ve objektif uygulama alanının herbir norm yönünden bağımsız olarak değil Anayasa’nın bütünü içerisindeki anlamagöre belirlenmesi gerekir.
236. Anayasa’nın 5. maddesindedemokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmak devletin temel amaç ve görevleri arasındasayılmıştır. Terörle mücadele ederek kişilerin ve toplumun huzur ve güvenliğinisağlamanın devletin yerine getirmekle yükümlü olduğu ödevler kapsamındakaldığında tereddüt bulunmamaktadır. Bu yönüyle millî güvenliğin sağlanmasıamacıyla çalışma ve sözleşme hürriyetine sınırlama getirilmesi mümkündür (AYM, E.2019/110,K.2021/85, 11/11/2021, § 48; E.2018/90, K.2019/85, 14/11/2019, § 38).
237. Kaldı ki kamu ihalelerine katılım, işin doğasındankaynaklanan bazı sınırlamalara tabi olabilir. Kamu hizmetlerinin yerinegetirilmesi ve idari faaliyetlerin yürütülmesi bakımından büyük önem arz edenkamu ihalelerinin belirli şartlar ve buna uygun usuller ile gerçekleştirilmesibir zorunluluktur. Bu kapsamda ihalelere katılacak kişiler için mali, teknik,mesleki yeterlik yanında güvenlik koşullarının da belirlenmesi kaçınılmazdır (AYM,E.2018/90, K.2019/85, 14/11/2019, § 39).
238. Bu kapsamda terör örgütlerine iltisakı veya bunlarlairtibatı tespit edilenlerin kamu ihalelerine katılmak suretiyle imzalamışoldukları her türlü mal veya hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkinsözleşmelerinin feshedilmesini öngören kuralın millî güvenlik amacı ileöngörüldüğü ve anayasal anlamda meşru bir amaç taşıdığı anlaşılmıştır.
239. Öte yandan Anayasa’nın 13. maddesi kapsamındaçalışma ve sözleşme hürriyetini sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemeninbulunması yeterli değildir. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temelhakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kurallarınkeyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilirdüzenlemeler niteliğinde olması gerekir. Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlamaölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınanhukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
240. Kurallaterör örgütleriyle iltisakı veya bunlarlairtibatı tespit edilenlerin kamu ihalelerine katılmak suretiyle imzalamışoldukları her türlü mal veya hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkinsözleşmelerinin feshedilmesi öngörülmekte olupkuralda geçen iltisaklı kavramı kavuşan, bitişen, birleşen; irtibatlı kavramıise bağlantılı anlamına gelmektedir. Anılan ibareler genel kavram niteliğindeolmakla birlikte Anayasa Mahkemesinin 14/11/2019 tarihli ve E.2018/89,K.2019/84 sayılı kararında belirtilen nedenlerle bunların kategorik olarakbelirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğu söylenemeyeceğinden kuralın kanunilikölçütünü sağladığı sonucuna varılmaktadır.
241. Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan ölçülülükilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenenamacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenenamaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amacadaha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
242. Millî güvenlik bakımından sakınca oluşturabilecekfiil veya durumları nedeniyle kişilerin 4735 sayılı Kanun’a göre imzalanan hertürlü mal veya hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin sözleşmelerininbelediye başkanı veya belediye başkan vekili tarafından tek taraflı olarakresen feshedileceğini düzenleyen kural kanun koyucu tarafından getirilen idaribir önlem niteliğindedir. Bu çerçevede millî güvenliğin sağlanması amacıylakuralda öngörülen sınırlamanın elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
243. Bununla birlikte idari önlemlere başvurulabilmesi buönlemler bakımından sınırsız bir yetkiye sahip olunması anlamınıtaşımamaktadır. Kural, terör örgütleriyle iltisaklı yahut irtibatlı olmabakımından Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan bildirimi esas almakta;bu yönde bir bildirim yapılması hâlinde kişilerin otomatik olarak 4735 sayılıKanun çerçevesinde imzalamış oldukları sözleşmelerin resen feshedilmesisonucunu doğurmaktadır. Ayrıca kuralın, bu konuda yapılacak yargısal denetiminde etkinliğini sınırlayabilecek şekilde düzenlendiği ve yargısal süreçte idariişlem denetlenirken yüklenicilerin terör örgütlerine iltisakı veya bunlarlairtibatı olduğu konusunda ilgili kolluk biriminin bildiriminin bulunupbulunmadığıyla sınırlı bir denetim yetkisi verdiği anlaşılmıştır.
244. Anayasa Mahkemesinin 14/11/2019 tarihli ve E.2018/90,K.2019/85 sayılı kararında da belirtildiği üzere Emniyet Genel Müdürlüğütarafından yapılan bildirimin kural olarak ceza soruşturmasına esasalınabilecek nitelikte bilgi ve belgelere dayanma zorunluluğu bulunmamaktadır.Diğer bir ifadeyle bu kapsamdaki değerlendirmeye esas alınan olay ve olgularınistihbari nitelikte olması kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenle kamu ihalelerinigerçekleştiren idarelerce tesis edilecek işlemlerle ilgili yargısal denetimdaha da önemli hâle gelmektedir. Ceza soruşturmasına esas alınabileceknitelikte bilgi ve belgelere dayanma zorunluluğu olmayan güvenlik kurumlarıncayapılacak değerlendirmenin otomatik sonuç doğurması ile idarelere ve idariişlemi denetleyecek mahkemelere gerçek ve tüzel kişilerin terör örgütleriyle iltisakıyahut bunlarla irtibatı bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapmayetkisinin verilmemesi, söz konusu bildirimlerin doğruluğunu denetleme vegerçek duruma göre idari işlem tesis etme imkânını önemli ölçüdesınırlamaktadır. Kanun’da anılan yetkinin kuralın getiriliş amacına uygunolarak kullanılmasını sağlayacak ve bu konudaki olası keyfîlikleri önleyecekyasal güvencelere de yer verilmediği görülmektedir.
245. Buna göre kamu ihalelerini yapan idareler ile buişlemleri denetleyecek mahkemelere değerlendirme yapma imkânı vermeyendüzenlemenin yukarıda belirtilen sonuçları dikkate alındığında çalışma vesözleşme hürriyetine yönelik orantısız bir sınırlama getirdiği sonucunavarılmıştır.
246. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 48.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilenhususların Anayasa’nın 13. ve 48. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmelerkapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıcabir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kural, Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırıgörülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 35. ve 36. maddeleri yönündenincelenmemiştir.
b. Kanun’un 8. Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan“…imzalanan bu sözleşmeler nedeniyle belediye menfaatinin önemli ölçüde ihlaledildiğinin belirlenmesi…” İbaresi
247. Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasında 5393sayılı Kanun’un 45. maddesinin ikinci fıkrasına göre belediye başkanı veyabaşkan vekili görevlendirilen belediyeler ve bunların bağlı kuruluşları ilesermayesinin %50’sinden fazlası bu belediyelere ait ortaklıklarda, 4735 sayılıKanun’a göre imzalanan her türlü mal veya hizmet alımları ile yapım işlerineilişkin sözleşmelerdeki yüklenicilerin terör örgütlerine iltisakı veya bunlarlairtibatı olduğunun Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilmesi ya daimzalanan bu sözleşmeler nedeniyle belediye menfaatinin önemli ölçüde ihlaledildiğinin belirlenmesi hâlinde bu sözleşmelerin belediye başkanı veyabelediye başkan vekili tarafından tek taraflı olarak resen feshedileceği öngörülmekteolup anılan fıkrada yer alan “…imzalanan bu sözleşmeler nedeniyle belediyemenfaatinin önemli ölçüde ihlal edildiğinin belirlenmesi…” ibaresi davakonusu kuralı oluşturmaktadır.
248. Kural, OHAL’in ilanına neden olan tehdit vetehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olmasına rağmen OHAL süresini aşacakbiçimde uygulanmaya imkân vermektedir. Başka bir ifadeyle kural OHAL süresiylesınırlı bir düzenleme öngörmemektedir. Bu nedenle kurala ilişkin incelemeninAnayasa’nın olağan dönem kuralları yönünden öngördüğü denetim rejimine göreyapılması gerekir.
249. Kural, 5393 sayılı Kanun’un 45. maddesinin ikinci fıkrasıuyarınca İçişleri Bakanı veya vali tarafından belediye başkanı veya başkanvekili görevlendirilen belediyeler ve bunların bağlı kuruluşları ilesermayesinin %50’sinden fazlası bu belediyelere ait ortaklıklar tarafından 4735sayılı Kanun’a göre imzalanan sözleşmeler nedeniyle belediye menfaatinin önemliölçüde ihlal edildiğinin belirlenmesi hâlinde resen feshedileceğini öngörmek suretiyle çalışma ve sözleşme hürriyetinisınırlamaktadır.
250. 4735 sayılı Kanun'un 2.maddesinde, bu Kanun’un4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na tabi kurum ve kuruluşlartarafından söz konusu Kanun hükümlerine göre yapılan ihaleler sonucundadüzenlenen sözleşmeleri kapsadığı belirtilmiş; 4.maddesinin ikinci fıkrasında,bu Kanun kapsamında yapılan sözleşmelerin taraflarının sözleşme hükümlerininuygulanmasında eşit hak ve yükümlülüklere sahip oldukları, ihale dokümanı vesözleşme hükümlerinde bu prensibe aykırı maddelere yer verilemeyeceği veKanun’un yorum ve uygulanmasında da bu prensibin gözönünde bulundurulacağıhükme bağlanmış; aynı Kanun'un 36. maddesinde de bu Kanun’da hüküm bulunmayanhâllerde 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerininuygulanacağı öngörülmüştür.
251. Anılan Kanun hükümlerine göre tarafların eşitliğiesas alınarak düzenlenen kamu ihale sözleşmelerinin özel hukuk hükümlerine tabiolacağı açıktır.
252. Sözleşme iki taraflı bir hukukiişlem olup tarafların karşılıklı ve birbirine uygun surette iradeaçıklamalarıyla meydana gelir. Sözleşme özgürlüğü, özel hukuktaki iradeözerkliği ilkesinin anayasa hukuku alanındaki dayanağıdır (AYM, E.2016/192,K.2017/160, 29/11/2017, § 13). Türkhukukunda tanınan bu ilke çerçevesinde taraflar, istediği zaman istediği birkişiyle herhangi bir konuda hukuksal ilişki kurabilmekte, bu ilişkiyideğiştirebilmekte veya bu ilişkiyi ortadan kaldırabilmektedir.
253. 4735 sayılı Kanun’da gerek yüklenicinin gerekseidarenin sözleşmenin feshi yoluna başvurabileceği durumlar ile sözleşmeninfeshine ilişkin diğer düzenlemeler yer almaktadır. Buna göre Kanun’un 20.maddesinde, yüklenicinin taahhüdünü ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygunolarak yerine getirmemesi veya işi süresinde bitirmemesi üzerine, ihaledokümanında belirlenen oranda gecikme cezası uygulanmak üzere, idarenin en azon gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devametmesi veya sözleşmenin uygulanması sırasında yüklenicinin 25. maddede sayılanyasak fiil veya davranışlarda bulunduğunun tespit edilmesi hâllerinde, idareninayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın sözleşmeyi feshedebileceği, kesinteminat ve varsa ek kesin teminatların gelir kaydedileceği ve hesabın genelhükümlere göre tasfiye edileceği düzenlenmiştir.
254. Ayrıca 4735 sayılı Kanun’un 21. maddesinde,yüklenicinin, ihale sürecinde 4734 sayılı Kanun’a göre yasak fiil veyadavranışlarda bulunduğunun, yani sözleşmeden önceki yasak fiil veyadavranışlarının sözleşme yapıldıktan sonra tespit edilmesi hâlinde de idareninsözleşmeyi feshedebileceği, kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların gelirkaydedileceği ve hesabın genel hükümlere göre tasfiye edileceği düzenlenmiştir.
255. Kuralda ise, özel hukuk hükümlerine tabi olan ve4735 sayılı Kanun’a göre imzalanan her türlü mal veya hizmet alımları ile yapımişlerine ilişkin sözleşmeler nedeniyle belediye menfaatinin önemli ölçüde ihlaledildiğinin belirlenmesi hâlinde bu sözleşmelerin belediye başkanı veyabelediye başkan vekili tarafından tek taraflı olarak resen feshedileceği hükmebağlanmıştır. Böylece dava konusu kuralla Kanun’da belirtilen kamu ihalesözleşmelerinin taraflarından birisi olan idareye, 4735 sayılı Kanun’da düzenlenenşartlardan bağımsız olarak kamu ihale sözleşmesinin feshedilmesi imkânıverilmektedir.
256. Buna göre belediye menfaatinin önemli ölçüde ihlal edildiğininbelirlenmesi şartı, geniş bir çerçeveçizmektedir. Zira belediye menfaatinin önemli ölçüde ihlal edilmesidüzenlemesinden, yüklenicinin sadece ihale sürecinde bulunduğu yasak fiil veyadavranışlardan veya sözleşme konusu işin yapılmamasından kaynaklanan ya dasözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle ortaya çıkan bir durumunkastedilmediği, sınırları ve koşulları belirsiz, 4735 sayılı Kanun’da öngörülenfesih sebeplerini de aşan geniş bir durumun öngörüldüğü anlaşılmıştır.
257. Ayrıca kuralda belediye menfaatinin önemli ölçüdeihlal edildiğinin nasıl belirleneceği, bu belirlemenin kim tarafından yapılacağı,hangi kamu kurum ve kuruluşunun bu konuda yetkili olduğu, hangi durumlarınortaya çıkması veya hangi tespit ve değerlendirmelerin yapılması hâlindebelediye menfaatinin önemli ölçüde ihlal edildiği sonucuna varılacağıhususlarında belirli ve öngörülebilir bir düzenleme yer almamaktadır. Bu durumkuralın uygulanması konusunda bir belirsizlik meydana getirmektedir.
258. Bu itibarla İçişleri Bakanı veya vali tarafındanbelediye başkanı veya başkan vekili görevlendirilen belediyeler ve bunlarınbağlı kuruluşları ile sermayesinin %50’sinden fazlası bu belediyelere aitortaklıklar tarafından 4735 sayılı Kanun’a göre imzalanan sözleşmeler nedeniylebelediye menfaatinin önemli ölçüde ihlal edildiğinin belirlenmesi hâlinde busözleşmelerin resen feshedileceğini öngören kuralın, hukuki öngörülebilirlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olacak şekildedüzenlendiği sonucuna ulaşılmıştır.
259. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 48.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Basri BAĞCI bu görüşe katılmamıştır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilenhususların Anayasa’nın 13. ve 48. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmelerkapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıcabir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kural, Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırıgörülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 35. ve 36. maddeleri yönündenincelenmemiştir.
c. Kanun’un 8. Maddesinin Birinci Fıkrasının Kalan Kısmıİle İkinci Fıkrası
260. 7083 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (1) numaralıfıkrasında yer alan “…terör örgütlerine iltisakı veya bunlarla irtibatıolduğunun Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilmesi…” ve “…imzalananbu sözleşmeler nedeniyle belediye menfaatinin önemli ölçüde ihlal edildiğininbelirlenmesi…” ibarelerinin iptal edilmesi nedeniyle fıkranın kalan kısmıile maddenin (2) numaralı fıkrasının uygulanma imkânı kalmamıştır. Bu nedenle 7083 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (1)numaralı fıkrasının kalan kısmı ile (2) numaralı fıkrası, 6216 sayılı Kanun’un43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu kurallaryönünden Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasına gerek görülmemiştir.
IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
261. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veyatümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesinceiptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
262. Bu kapsamda 7083 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (1)numaralı fıkrasında yer alan “…terör örgütlerine iltisakı veya bunlarlairtibatı olduğunun Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilmesi…” ve “…imzalananbu sözleşmeler nedeniyle belediye menfaatinin önemli ölçüde ihlal edildiğininbelirlenmesi…” ibarelerinin iptal edilmesi nedeniyle fıkranın kalan kısmıile maddenin (2) numaralı fıkrasının uygulanma imkânı kalmadığından 7083 sayılıKanun’un 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…terör örgütlerine iltisakıveya bunlarla irtibatı olduğunun Emniyet Genel Müdürlüğü tarafındanbildirilmesi…” ve “…imzalanan bu sözleşmeler nedeniyle belediyemenfaatinin önemli ölçüde ihlal edildiğinin belirlenmesi…” ibareleridışında kalan kısmı ile (2) numaralı fıkrasının 6216 sayılı Kanun’un 43.maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
V. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
263. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaksuretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekligördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararınınyürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceğibelirtilmektedir.
264. 7083sayılı Kanun’un; 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının dördüncü ve beşincicümlelerinin iptal edilmesinedeniyle doğacakhukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesininüçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bukurallara ilişkin iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasındanbaşlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VI. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
265. Dava dilekçesindeözetle, dava konusu kuralların bu hâliyle uygulanmasının telafisi güç veya imkânsızzararların doğmasına sebebiyet vereceği belirtilerek yürürlüklerinindurdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
6/2/2018 tarihli ve 7083 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaBazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul EdilmesineDair Kanun’un;
A. 1. 1.maddesinin (1) numaralı fıkrasının birincicümlesinde yer alan “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresine,
2. 3. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesindeyer alan “...her türlü kısıtlamave taşınmaz yükünden ari olarak...” ibaresiile ikinci cümlesine,
3. 6. ve 8.maddelerine,
yönelik yürürlüğün durdurulması taleplerinin, koşullarıoluşmadığından REDDİNE,
B. 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının dördüncü ve beşinci cümlelerine yönelik iptal hükümlerinin yürürlüğegirmelerinin ertelenmeleri nedeniyle bu cümlelere ilişkin yürürlüğündurdurulması taleplerinin REDDİNE,
C. 1. 1.maddesinin;
a. (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin“…üyeliği,mensubiyeti veya…” ibaresi dışında kalan kısmı ile ikinci ve üçüncücümlelerine,
b. (2) numaralı fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncücümlelerine,
c. (3) numaralı fıkrasına,
2. 3. maddesinin;
a. (1) numaralıfıkrasına,
b. (2) numaralıfıkrasının birinci cümlesinin “...hertürlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak...” ibaresi dışında kalan bölümü ile üçüncü cümlesine,
3. 4. maddesine,
4. Ekli (1), (2),(3), (4), (6) ve (7) sayılı listelerine,
yönelik iptal talepleri, 13/10/2022 tarihli, E.2018/78,K.2022/114 sayılı kararla reddedildiğinden bu maddeye, fıkralara, cümlelere,bölüme, kısma ve listelere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,
13/10/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VII. HÜKÜM
6/2/2018 tarihli ve 7083 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaBazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul EdilmesineDair Kanun’un;
A. 1. maddesinin;
1. (1) numaralı fıkrasının;
a. Birincicümlesinin;
i. “…üyeliği,mensubiyeti veya…” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olduğuna ve İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
ii. Kalan kısmınınAnayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. İkinci veüçüncü cümlelerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. (2) numaralı fıkrasının;
a. Birinci, ikincive üçüncü cümlelerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. Dördüncü vebeşinci cümlelerinin Anayasa’ya aykırı olduklarına ve İPTALLERİNE, iptal hükümlerinin, Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralıfıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AYSONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
3. (3) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
B. 3. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. (2) numaralıfıkrasının;
a. Birincicümlesinin “...her türlü kısıtlamave taşınmaz yükünden ari olarak...” ibaresidışında kalan bölümü ile üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırıolmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN,Engin YILDIRIM, M. Emin KUZ ile Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. Birincicümlesinde yer alan “...her türlükısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak...” ibaresi ile ikincicümlesinin Anayasa’ya aykırı olduklarına veİPTALLERİNE OYBİRLİĞİYLE,
C. 4. maddesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNEOYBİRLİĞİYLE,
Ç. 6. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
D. 8. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasının;
a. “...terör örgütlerine iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğunun Emniyet Genel Müdürlüğütarafından bildirilmesi...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna veİPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. “...imzalanan bu sözleşmeler nedeniyle belediye menfaatininönemli ölçüde ihlal edildiğinin belirlenmesi...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, BasriBAĞCI’nın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
c. Kalan kısmının 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrası gereğince İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. (2) numaralıfıkrasının 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin(4) numaralı fıkrası gereğinceİPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
E. Ekli (1), (2),(3), (4), (6) ve (7) sayılı listelerinin Anayasa’yaaykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
13/10/2022 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 6/2/2018 tarihli ve 7083 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 3. maddesinin (2) numaralıfıkrasının birinci cümlesinin “…her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ariolarak…” ibaresi dışında kalan kısmının ve üçüncü cümlesinin Anayasa’yaaykırı olmadığına karar verilmiştir.
2. Dava konusu kuralında içinde bulunduğu maddenin (1) numaralı fıkrasına göre “Terör örgütlerineveya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veyabunlarla irtibatı olan” ve ekli (6) ve (7) nolu listelerde yer alandernekler ve basın-yayın kuruluşları kapatılmıştır. İptali istenen kural isekapatılan bu kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacakve haklar, belge ve evrakın Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılmasını,bunlara ait taşınmazların tapuda resen Hazine adına tescil edilmesiniöngörmektedir. Bu haliyle kural kapatılan kuruluşlara ait taşınır ve taşınmaztüm mal varlıklarının, alacak ve haklarının bedelsiz olarak Hazineye devrini,taşınmazların da tapuda resen Hazine adına tescilini sağlamaktadır.
3. İptali istenenkuralın OHAL tedbiri mahiyetinde olduğu, dolayısıyla anayasallık denetimininAnayasa’nın 15. maddesi kapsamında yapılması gerektiği açıktır. Bu maddeuyarınca olağanüstü hallerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmenveya tamamen durdurulabilir ya da bunlar için Anayasada öngörülen güvencelereaykırı tedbirler alınabilir. Ancak bu müdahalelerin (a) milletlerarasıyükümlülükleri ihlal etmemesi, (b) 15. maddenin ikinci fıkrasında yer alançekirdek haklara dokunmaması ve (c) durumun gerektirdiği ölçüde olmasızorunludur.
4. Anayasa’nın 35.maddesine göre herkes mülkiyet hakkına sahiptir. Bu hak ancak kamu yararıamacıyla sınırlanabilir. Anayasa’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar”kenar başlıklı 38. maddesinin onuncu fıkrasında mülkiyet hakkına en ağırmüdahale olan “genel müsadere cezası”nın verilemeyeceğibelirtilmektedir. Anayasa’da mutlak şekilde yasaklanan “genel müsadere”,madde gerekçesinde “bir suç nedeniyle kişinin, suçla ilgisi bulunmayan bütünmal varlığına el koyma” olarak tanımlanmıştır. 2004 yılında yapılan Anayasadeğişikliği sonrasında “ölüm cezası” ile birlikte zikredilen “genelmüsadere cezası”nın modern ceza hukukunda yeri olmadığı konusunda geniş birmutabakat bulunduğu bilinmektedir.
5. Anayasa Mahkemesi,bir kararında genel müsadereyi “Suçlunun menkul veya gayrimenkul bütünmallarının üstündeki mülkiyetini ortadan kaldıran ve bunları devlete nakledenbir ceza” olarak tanımlamış ve günümüz ceza hukuku anlayışında bunun kabuledilmediğini belirtmiştir (AYM, E. 1987/28, K. 1988/16, 3/6/1988). Mahkeme buyaklaşımla 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun geçici 9. maddesini Anayasa’yaaykırı bularak iptal etmiştir. Bu madde, diğer hususlar yanında, idarelerikayyıma verilen dernek ve vakıflara ait taşınır ve taşınmaz malların Hazineyedevrini öngörmekteydi. Anayasa Mahkemesi, düzenlemenin mülkiyet hakkınısınırlandırmanın ötesinde, “bu kuruluşların mülkiyet hakkını tümüyle ortadankaldırmakta” ve sonuçları bakımından “genel bir zoralım” mahiyetindeolduğunu belirterek Anayasa’nın diğer maddeleri yanında 35. ve 38. maddelerinede aykırı olduğuna karar vermiştir (AYM, E. 1991/18, K. 1992/20, 31/03/1992).
6. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında da genel müsadere mahiyetindekimüdahalelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’yle bağdaşmadığıvurgulanmaktadır. Markus/Letonya kararında AİHM, edinilme şekline veherhangi bir suçla bağlantısına bakılmaksızın başvurucunun tüm malvarlığınayönelik müsadereye imkân veren yasal düzenlemenin belirli ve öngörülebilirolmadığı, keyfiliğe karşı gerekli güvenceleri içermediği ve “adil bir denge”sağlamadığı gerekçeleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır(Markus/Letonya, B. No: 17483/10, 11/6/2020, §§ 70-75).
7. Dava konusu kuralekli listelerde yer verilen kapatılan dernekler ve basın-yayın kuruluşlarınınmenkul ve gayrimenkul tüm mal varlıklarının Hazineye devrini düzenlemektedir.Bu malvarlığının herhangi bir suçla bağlantılı şekilde elde edilip edilmediğineveya suçta kullanılıp kullanılmadığına bakılmamıştır. Başka bir ifadeylekapatılan kuruluşların malvarlığı bir bütün olarak Hazineye devredilirken,bunların kapatmaya konu fiiller kapsamında kullanılıp kullanılmadığı veyakapatmayı gerektiren bir suçtan/eylemden elde edilip edilmediği önemtaşımamaktadır. Bu haliyle düzenleme, söz konusu kuruluşların mülkiyet hakkınısınırlandırmanın ötesinde, herhangi bir suçla bağlantılı olup olmadığınabakılmaksızın tüm malvarlığının mülkiyetinin kamuya geçirilmesiniöngörmektedir. Dolayısıyla kuralın öngördüğü düzenleme mülkiyet hakkına yönelik“durumun gerektirdiği ölçüde” bir müdahale olarak kabul edilemez.
8. Dava konusu kurallamülkiyet hakkına yapılan müdahalenin “ceza” yerine “tedbir”olarak nitelendirilmesi de anayasallık denetimi bakımından sonucudeğiştirmemektedir. Burada kapatılan bazı kuruluşların kapatmaya konusuç/kabahat/eylemle ilişkisine bakılmaksızın tüm malvarlıklarının Hazineyedevredilmesi söz konusudur. Bu da Anayasa’nın 38. maddesi bağlamında mülkiyetüzerinde genel müsadere sonucunu doğuran bir tasarruftur. Kaldı ki, Anayasa’nınsuç ve ceza bağlamında bile izin vermediği genel müsadere cezasına “tedbir”kapsamında evleviyetle izin vermediği söylenebilir.
9. Diğer yandan davakonusu kuralın öngördüğü malvarlığının Hazineye devri işlemine karşı etkili birbaşvuru yolunun bulunup bulunmadığı hususu da mülkiyet hakkına yönelikmüdahalenin ölçülülüğü değerlendirilirken dikkate alınmalıdır. Çoğunluktarafından belirtildiği üzere kapatılan kurumların malvarlıklarının bu şekildedevri, kapatma üzerine uygulanan bir ilave tedbir olarak kabuledilebilir. Bu kapsamda 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme KomisyonuKurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul EdilmesineDair Kanun’a eklenen geçici 4. maddenin kapatılan kurum ve kuruluşlarınmalvarlıklarının Hazineye devrine ilişkin bir başvuru yolu oluşturduğu ilerisürülebilir (§ 168).
10. Bununla birlikte,oluşturulan bu yolda mahiyeti itibariyle tedbire muhatap olan kişi vekurumların terör örgütleriyle veya milli güvenliğe karşı faaliyetleri tespitedilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisaklı veya irtibatlı olup olmadıklarınınbelirlenmesiyle sınırlı bir değerlendirme yapıldığı açıktır. Dava konusukuralla öngörülen ilave tedbir bakımından ise Hazineye devredilenmalvarlıklarının herhangi bir suçla bağlantılı olmadığı yönündeki iddialarıinceletme yönünden geçici 4. maddeyle öngörülen idari ve yargısal yolun yeterligüvenceleri sağladığını söylemek zordur.
11. Öte yandan davakonusu (2) numaralı fıkranın devire ilişkin işlemlerin ilgili tüm kurumlardangerekli yardımı almak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından yerinegetirileceğine dair üçüncü cümlesinin de uygulama kabiliyeti kalmayacağından6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptal edilmesi gerekir.
12. Açıklanangerekçelerle kuralların Anayasa’nın 15., 35. ve 38. maddelerine aykırı olduğunudüşündüğümden aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Başkan
Zühtü ARSLAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1- Mahkememiz heyeti oybirliğiyle üçüncü maddenin ikincifıkrasının ilk cümlesindeki “her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ariolarak” ibaresi ile devamında yer alan “Bunların her türlü borçlarındandolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz” şeklindekiikinci cümlesinin iptaline karar vermiştir. Mahkemenin belirtilen ibare vecümlenin iptaline ilişkin incelemesinde kuralın OHAL ilanından önceki dönemdekazanılan haklara ilişkin olarak geleceğe yönelik talep haklarını ortadankaldırması, başka deyişle olağanüstü hal süresini aşan bir uygulama imkanınasahip olması nedeniyle olağan dönem rejimi yönünden inceleme yapılmasıgerektiği kabul edilmiştir. Yapılan inceleme sonunda ise yürürlükteki mevzuatagöre daha önce kazanılan hak ve alacakları ilişkin talep ve dava hakkınıortadan kaldırır biçimdeki düzenlemenin Anayasanın 13. maddesi uyarıncakanunilik şartını taşımadığı gibi kişilere aşırı külfet yükleyerek mülkiyethakkı ve sözleşme özgürlüğüne orantısız ve ölçüsüz bir sınırlama getirdiğikabul edilerek iptal edilmesi sonucuna ulaşılmıştır. Mahkememizin bu görüşünekatılmakla birlikte ilk fıkranın kalan kısmı ile ikinci fıkra yönünden debelirteceğimiz gerekçelerle iptal kararı verilmesi gerektiği düşüncesiyle oykullanılmıştır.
2- İkinci fıkradaki kuralda terör örgütleriyle irtibatveya iltisakı bulunduğu için 3. maddenin ilk fıkrası uyarınca kapatılmasınakarar verilen dernekler ile basın yayın kuruluşlarına ait mal varlıklarının,alacakları, hakları ve belgelerinin Hazineye bedelsiz olarak devriöngörülmektedir. Çoğunluk görüşüyle şekillenen karar gerekçesinde kuralınolağanüstü hal dönemine ilişkin idari bir tedbir niteliğinde olduğubelirtilmekte ve kapatılan kurum ve kuruluşlara, derneklere yönelik herhangibir isnat ve savunma süreci tanınmadan, Hazineye devri öngörülen mal ve alacaklarile terör suçu veya herhangi bir suçla ilişkinin varlığına ilişkin bir tespitve bireyselleştirme yapılmadan kategorik olarak devir öngörüldüğü kabuledilmektedir. Fakat iptal isteminin reddine ilişkin temel gerekçeyi ise 7075sayılı Kanunla kurulan Komisyonun yetkilerini genişleten 7256 sayılı Kanunun41. maddesi ile anılan kanuna eklenen geçici 4. madde kapsamında söz konusuhazineye devir işlemlerine karşı idari başvuru ve akabinde yargı denetimisağlanmış olması oluşturmaktadır. Sonradan da olsa idari yol ve yargı denetimisağlandığı doğru ise de bu konuda doğru sonuca ulaşılabilmesi için kuraldakidüzenlemenin bu denetimin etkili olarak yapılmasına imkan verip vermediğinin deincelenmesi gerekmektedir.
3- Öncelikle kuralda öngörülen, kapatılan dernek vekuruluşların mal varlığı ve alacaklarının Hazineye devri yönteminin bir tedbirolmayıp idari yaptırım niteliğini taşıdığı ifade edilmelidir. Örneğin el koymaişlemi bir tedbir ise de mülkiyeti geçirme tedbir olarak nitelenemez. Malvarlığının devlete geçirilmesine ilişkin olarak hukuk sistemlerinde öngörülenmeşru yöntemlerin başında bir suçla bağlantılı olarak bir mal varlığının suçişlenmesiyle elde edilmesi veya suçun konusunu oluşturması gibi nedenlerlemüsadere edilmesidir. Nitekim OHAL döneminde terör örgütünün faaliyetlerininyürütülmesinde kullanılan ve terörün finansmanı mahiyetinde olduğudeğerlendirilen bir kısım şirket ve tüzelkişiliklerin mal varlıkları hakkındaCeza Muhakemesi Kanununda öngörülen el koyma tedbiri ile müsadere işlemleriyürütülmüştür. Buna karşın gerek TCK ve gerekse maddi ceza normu içeren diğerbir kanunda terör örgütleriyle veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğubelirtilen grup ve yapılarla aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olma” şeklindebir suç tipi yer almadığından, incelenen kuralda sözü edilen Hazineye geçirmeişleminin ceza yargılaması kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda malvarlıklarının Hazineye geçirilmesinin dernek veya kuruluşların kapatılmışolmasının doğal ve zorunlu bir sonucu olup olmadığı incelenmelidir. Bu açıdanbakıldığında ise kuralda malvarlıklarının Hazineye devrinin “yapı, oluşum veyagruplara aidiyet, irtibat veya iltisak” ilişkisinin bir sonucu olaraköngörüldüğü ve bir tüzel kişiliğin sona ermesinin zorunlu sonucu olarakdüzenlenmediği, esasen bu konuda ilgili kanunlarda (örn. TMK ve DerneklerKanunu gibi) düzenlemelerin olduğu anlaşılmaktadır. Örneğin Dernekler Kanununun15. maddesi uyarınca tasfiye edilen derneğin malları tüzüğünde gösterilen usulegöre tasfiye olur veya amacına en yakın derneğe devredilir. Dolayısıyla kanunveya tüzük gereği hak sahibi olabileceklerin bu konuda talep hakları dabulunmaktadır.
4- Mahkememizin çeşitli kararlarında belirtildiği üzereAnayasanın 38. maddesindeki suç ve cezaların kanuniliğine ilişkin ilkeler idarisuçlar ve yaptırımlar yönünden de geçerli kabul edilmektedir. Anayasanın 38.maddesinin onuncu fıkrasında “genel müsadere cezası verilemeyeceği”belirtilmektedir. Kural olarak müsadere cezası ceza hukuku araçlarındanbiridir. Fakat anayasal ilkelerin otonom yorumlanması karşısında anayasaldenetimde farklı bir hukuk disiplini kapsamında yer alan mülkiyetin devletegeçirilmesine ilişkin bir düzenlemenin de genel müsadere yasağı yönündenincelenmesi gerekir. Doktrinde belirtildiği üzere; “genel müsadere yasağı sadece suç işleyen kişinin tüm malvarlığıdeğerlerinin müsadere edilemeyeceği şeklinde değil, işlenen suçlabağlantısı olmayan herhangi bir malvarlığı değerinin müsadereye konuolamayacağı şeklinde anlamak gerekir. …suçla bağlantısı kurulamadığıhalde sırf bir suçu işlediği için kişinin malvarlığının müsadere edilmesiniöngören yasal düzenlemeler veya geliştirilen uygulama Anayasa’daki genelmüsadere yasağına aykırı olacaktır”(Prof. Dr. Mahmut Koca, Türk Ceza Hukukunda Müsadere, https://blog.lexpera.com. tr/turk-ceza - hukukunda-musadere/). Bu anlamda, her nekadar kuralda bir suçla bağlantılı olarak öngörülmese dahi mahiyeti vesonuçları itibarıyla bir suçla ya da hukuk sisteminde daha önceden yasaklananbir idari fiille bağlantı kurulmaksızın bir tüzel kişiliğin mal varlığınınkategorik olarak ve Kanunla Hazine’ye devredilmesi genel müsadere niteliğinitaşımaktadır. Buna karşı Komisyona idari başvuru ve sonrasında yargıdenetiminin mümkün olduğu için kuralın mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahaleoluşturmadığı ileri sürülebilir. Ne var ki kuralda herhangi bir idari veya adlifiil ile bağlantı kurulmaksızın, salt kuraldaki şartlarda kapatılan bir derneğeait olduğu tespit edilen mal varlıklarının Hazineye devrinin öngörülmesikarşısında, gerek idari Komisyon ve gerekse mahkemelerce yapılacak denetimde,kapatılma ve devredilen mal varlığının ilgili derneğe ait oluşuna ilişkintespitten öte bir araştırma ve karar verme imkanı ya da iade veya telafi edicitazminat güvencesi bulunmamaktadır. Bu durumda Anayasanın 40. maddesi uyarıncakurulması gereken etkili başvuru yoluna ilişkin bir güvencenin gerek incelenenkuralda, gerekse 7075 sayılı Kanuna eklenen geçici 4. madde içeriğinde yeralmadığı görülmektedir.
5- Anayasanın 38. maddesindeki genel müsadere yasağı,olağanüstü hal dönemlerine ilişkin 15. maddenin ikinci fıkrasında yer alançekirdek alanlar içinde bulunmadığı için bu konuda OHAL dönemi kuralı olarakbir düzenleme yapılabileceği ileri sürülebilir. Fakat anılan 15/2. maddedeolağanüstü hal döneminde dahi suç ve cezaların geçmişe yürütülemeyeceğibelirtilerek suç ve cezalara ilişkin kanunilik ilkesi çekirdek alan içindegörülmüştür. Bu yönüyle incelenen kuralda yer alan mülkiyeti devlete geçirmeyaptırımının idari bir yaptırım olduğu kabul edilse dahi, Anayasanın 15/2.maddesinde yer alan yasak alan içerisinde olmakla iptali gerekmektedir. Öteyandan bu aşamada incelemenin sürdürülmesine gerek bulunmamakla birlikte, biran için incelemeyi sürdürmenin gerektiği düşünüldüğünde etkili başvuru hakkıbağlamında mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anayasanın 15. maddesikapsamında durumun gerektiği ölçüde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.Bu açıdan yine yukarıda işaret ettiğimiz üzere kuralda idari başvuru ve dava yolunda,kanunla tesis edilen mülkiyetin devri işleminin hukuken doğru ve yerindeolmadığına ilişkin iddialarını ispat etme imkanını tanıyan bir güvence yeralmamaktadır. Komisyon ve mahkemelerin incelemesi, örneğin ilgili derneğin 3.madde uyarınca kapatılan bir dernek olup olmadığı ve mal varlığının derneğe aitbulunup bulunmadığını tespitten öte bir değerlendirmeyi kapsamayacaktır. Budurumda mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın olağanüstü hal şartlarında dahidurumun gerektirdiği ölçüde olduğu söylenemez.
6- Yukarıda açıklanan hukuki gerekçelerimiz nedeniyleikinci fıkranın reddine karar verilen kısmında yer alan kuralın; Anayasanın15., 35., 38. ve 40. maddelerine aykırı olduğu için iptal edilmesi gerektiğidüşüncesindeyim.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 7083sayılı Kanun’un 3. maddesinin 2) numaralı fıkrasında birinci fıkra kapsamındakapatılan derneklere ve basın-yayın kuruluşlarına ait olan taşınırlar ile hertürlü mal varlığı, alacak ve haklar belge ve evrakın Hazineye bedelsiz olarakdevredilmesi öngörülmektedir.
2. Kuralındemokratik yollarla seçilmiş meşru hükümetin silah yoluyla devirmeye teşebbüseden oluşum ve yapılarla bağlantılı olan kurumları kapatarak her türlümalvarlıklarının Hazineye geçirilmesine olanak tanımasının anayasal sistemin vekamu düzeninin korunması amacına hizmet ettiğinden şüphe bulunmamaktadır.
3. Mülkiyetinkamuya geçirilmesi yaptırımının ölçülü olabilmesi için Anayasa'nın 35. maddesindesunulan güvencelerin sağlanması gerekmektedir. Dava konusu kural, kapatılankurumların malvarlığı Hazineye devredilirken, bu malvarlıklarının kapatmayaneden olan suçta kullanılıp kullanılmadığı veya suçtan elde edilip edilmediğinedönük herhangi bir ayrım içermemektedir. Bu durum işlenen suçla bağlantısı veilgisi olmayan malvarlığı ve diğer değerlerin de Hazineye devredilmesine olanaktanıdığından Anayasa’nın 38. maddesinin 9. fıkrasında yasaklanan genel müsadereyasağı bakımından sorunludur.
4. Mülkiyethakkı Anayasa’nın 15. maddesinde dokunulması yasaklanmış çekirdek haklardanolmamakla birlikte kuralla getirilen düzenleme suçla ilgisi kurulamayanmalvarlıklarının da Hazineye devredilmesi sonucunu doğurduğundan durumungerektirdiği ölçüyü aşmaktadır.
5. Belirtilengerekçelerle dava konusu kuralın Anayasa’nın 15., 35., 38. ve 40. maddelerine aykırılıktaşıdığı kanaatine ulaştığımdan, çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Engin YILDIRIM
KARŞIOY GEREKÇESİ
7083 sayılı Kanunun 3. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesindeki “…her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak…”ibaresi ile ikinci cümlesinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, birincicümlenin kalan kısmı ile üçüncü cümlesinin ise Anayasaya aykırı olmadığına veiptal talebinin reddine karar verilmiştir.
Red kararının gerekçesinde; söz konusu kurallarlamülkiyet hakkına sınırlama getirildiği, ancak OHAL döneminde Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği, anılan hakkın ülkemizintaraf olduğu milletlerarası sözleşmelerde olağanüstü dönemlerde de korunmayadevam edenler kapsamında olmadığı, Anayasanın 15. maddesinde belirtilençekirdek haklar arasında bulunmadığı gibi anılan maddeye göre durumungerektirdiği ölçüde olmadığının da söylenemeyeceği, ayrıca hakkında tedbiruygulananlara etkili başvuru yollarının sağlandığı, bu itibarla Anayasanın 38.maddesinde öngörülen genel müsadere yasağına da aykırılık bulunmadığıbelirtilerek kuralın Anayasanın 15., 35., 38. ve 40. maddelerine aykırıolmadığı belirtilmiştir.
İncelenen ve iptal talebi reddedilen kuralla, Kanunun 3.maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince kapatılan dernekler ile basın-yayınkuruluşlarına ait olan taşınırların ve her türlü malvarlığının, alacak vehakların, belge ve evrakın Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılacağı,bunlara ait taşınmazların tapuda resen Hazine adına tescil edileceği ve devireilişkin işlemlerin ilgili bütün kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyleMaliye Bakanlığı tarafından yerine getirileceği hükme bağlanmıştır.
Söz konusu kuruluşların her türlü malvarlığının, alacakve haklarının, belge ve evrakı ile taşınmazlarının Hazineye devredilmişsayılmasını, taşınmazların da tapuda Hazine adına tescil edilmesini öngörenkural, olağanüstü hâlin ilânına sebep olan tehdit ve tehlikelerin bertarafedilmesine yönelik olarak anılan dönemde uygulandığından, kurala ilişkinAnayasaya uygunluk denetiminin Anayasanın 15. maddesi kapsamında yapılmasıisabetlidir. Buna karşılık, bu maddeye göre yapılan incelemede çoğunluğunulaştığı sonuca katılmak mümkün değildir.
Bilindiği gibi, Anayasanın 35. maddesiyle teminat altınaalınan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden her türlü malvarlığı hakkınıkapsamakta; bu bağlamda dava konusu kuralla düzenlenen hususların mülkiyethakkının kapsamında olduğunda da tereddüt bulunmamaktadır.
Mülkiyet hakkı, Anayasanın 15. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen çekirdek alanla ilgili olmamakla birlikte, mezkûrfıkranın başında “Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da” denilmek suretiyleatıf yapılan şartlar arasında milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerinihlâl edilmemesi kaydı da yer almaktadır.
Anayasanın 38. maddesinin onuncu fıkrasında ise, genelmüsadere cezası verilemeyeceği hükme bağlanmakta ve milletlerarasıandlaşmalarda da mutlak bir yasak öngören bu ilke istisnai durumlara izinvermemektedir.
Nitekim Mahkememizin önceki kararlarında da, günümüz cezahukukunda suç ve suçlu ile ilgili eşyanın müsaderesinin kabul edilmesinekarşılık, suçlunun bütün mamelekini veya bunun bir kısmını kapsayan genelmüsaderenin kabul edilmediği, Anayasanın 38. maddesinde de taraf olduğumuzmilletlerarası andlaşmalarda da bu ilkenin istisnai durumlara izin vermeyenmutlak bir düzenleme niteliğinde yer aldığı ifade edilmiştir (3/6/1988 tarihlive E.1987/28, K.1988/16 sayılı; 31/3/1992 tarihli ve E.1991/18, K.1992/20sayılı kararlar).
Anılan kararlarda, genel müsaderenin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması olarak nitelendirilemeyeceği ve incelenen kurallardabelirtilen kuruluşların mülkiyet hakkını tümüyle ortadan kaldırdığıbelirtilerek kuralların Anayasanın 35. ve 38. maddelerine aykırı olduğunahükmedilmiştir.
Başka bir anlatımla, genel müsadere Anayasanın yanındamilletlerarası hukuk bakımından da istisnai hâllere izin vermeyen ve mutlakolarak yasaklanan bir yaptırımdır ve bu nedenle 15. maddeye göre de ölçülübulunması mümkün değildir.
Diğer taraftan çoğunluğun red gerekçesinde, incelenenkural gereğince hakkında tedbir uygulananlardan bir suçla ilişkilendirilmedenbütün malvarlığının Hazineye devredildiğini ileri sürenler bakımından bu iddialarınıinceletebilecekleri idarî ve yargısal başvuru yollarının öngörüldüğü ve buyolla bireyselleştirmenin de sağlandığı gözönünde bulundurulduğunda kuralınAnayasaya aykırı olmadığı belirtilmişse de, müsadereden önce zapt (elkoyma)veya kayyım atama gibi tedbirlere başvurmak yerine doğrudan müsadere hükmügetirilmesinin gerekli olmadığı, dolayısıyla ölçülü bulunmadığı gibi doğrudanve genel müsadere öngören mezkûr kurala göre gerçekleşen Hazineye devirin idarîveya yargısal olarak etkili bir şekilde denetlenmesi de mümkün görünmemektedir.
Bu sebeplerle, 3. maddenin incelenen (2) numaralıfıkrasının birinci cümlesinin Anayasaya aykırı bulunmayan bölümünün deAnayasaya aykırı olduğu; son cümlesinin ise 6216 sayılı Kanunun 43. maddesinin(4) numaralı fıkrasına göre iptal edilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğunred yönündeki görüşüne karşıyım.
Üye
M. Emin KUZ
KARŞI OY
1. Mahkememiz çoğunluğunun 6/2/2018 tarihli ve 7083sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun HükmündeKararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 3. maddesinin (2)numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “Birinci fıkra kapsamında kapatılankurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak vehaklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlaraait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına,… tescil edilir.” bölümü ile “Devireilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle MaliyeBakanlığı tarafından yerine getirilir.” şeklindeki üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığından iptali isteminin reddigerektiği şeklindeki kanaatine katılmamaktayım.
2. Bahse konu kurallarla bu Kanun’un 3. maddesinin (1)numaralı fıkrası gereğince kapatılan ekli (6) sayılı listede yer alan derneklerile (7) sayılı listede yer alan basın-yayın kuruluşlarına ait taşınırlar ileher türlü malvarlığının, alacak ve hakların, belge ve evrakın Hazineye bedelsizolarak devredilmiş sayılacağı, bunlara ait taşınmazların tapuda resen Hazineadına tescil edileceği, devre ilişkin işlemlerin ilgili tüm kurumlardan gerekliyardımı almak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirileceğidüzenlenmektedir.
3. Olağanüstü halin ilanına sebep olan tehdit vetehlikelerin bertaraf edilmesi amacıyla olağanüstü halin ilan edildiği dönemdeçıkarılarak uygulanmış olan dava konusu kuralın Anayasa’nın 15. maddesibağlamında yapılan denetimde Mahkememiz çoğunluğunca kuralın Anayasa’ya aykırıolmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
4. Elbette ki 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimisonrasında ilan edilen olağanüstü hal dönemi gibi terör tehdidinin çok ciddibir şekilde kendisini gösterdiği zamanlarda FETÖ / PDY veya PKK gibi terörörgütlerine karşı yürütülen mücadelede bunların malvarlığına el konulmasımümkün ve gerekli olabilmektedir. Bununla birlikte dava konusu kural düzenlenişitibariyle kategorik biçimde ceza soruşturması ve suç durumunu hiçbir şekildedikkate almaksızın dernekler ile basın-yayın kuruluşlarının malvarlığına elkoymayı öngörmektedir. Bu nedenle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyleiptali gerekmektedir.
5. Dava konusu kuralla kapatılan dernek ve basın-yayınkuruluşlarına ait taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklarınHazineye devri öngörülmekle kuralın Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyethakkına sınırlama getirdiği ve dolayısıyla bu kuralla ilgili Anayasa’yauygunluk denetiminin mülkiyet hakkı ile ilgili Anayasal güvenceler bağlamındayapılması gerektiği öncelikle ifade edilmelidir.
6. Kuralla terör örgütlerine veya Devletin milligüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olan (6) sayılı listede yer alandernekler ile (7) sayılı listede yer alan basın-yayın kuruluşlarının her türlümal varlığı, alacak ve haklarının Hazineye devri öngörüldüğünden kuralın aynızamanda Anayasa’nın 38. maddesindeki “genel müsadere cezası” verilemeyeceğişeklindeki kurala uygunluğunun da denetlenmesi gerekmektedir.
7. Dava konusu kuralın Anayasa’nın 35. maddesindekimülkiyet hakkına bir sınırlama getirdiği açık olduğuna göre bu bağlamda kurallasayılan dernek ve basın-yayın kuruluşlarının kapatılması ile ilgili kararlarakarşı bunları bireyselleştirerek inceleyecek mercilere başvuru imkanınınsağlanması gerekmektedir. Bu bağlamda Anayasa’nın 40. maddesinin gereği olaraketkili başvuru hakkının sağlanması amacıyla 685 sayılı Olağanüstü Hal KanunHükmünde Kararnamesi ile oluşturulan Olağanüstü Hal İşlemleri İncelemeKomisyonuna başvuru yolunun öngörülmüş olması ve Olağanüstü Hal İşlemleriİnceleme Komisyonu kararlarına karşı da idari yargı yolunun açılmış olmasıAnayasa’ya uygunluk denetiminde dikkate alınmak durumundadır.
8. Bununla birlikte oluşturulan Olağanüstü Hal İşlemleriİnceleme Komisyonuna sadece olağanüstü hal kapsamında doğrudan olağanüstü halkanun hükmünde kararnameleri ile tesis edilen dernekler, özelradyo ve televizyon kuruluşları, gazete ve dergiler, haber ajansları,yayınevleri ve dağıtım kanallarının kapatılması kararlarının taşınabileceği,ancak konumuz bağlamında bu işlemlere bağlı olarak olağanüstü halkapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerde yer alan “ilavetedbirler”e karşı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunabaşvurulamayacağı öngörülmüştü.
9. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin bu ilavetedbirlere karşı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunabaşvurulamayacağına ilişkin kuralı Anayasa’nın40. maddesiyle güvence altına alınan etkili başvuru hakkına aykırılıkoluşturduğu gerekçesi ile iptal etmesinden sonra (Bkz.: AYM, E.2018/74,K.2019/92, K.T.: 24/12/2019) 7256 sayılı Kanun’la bu ilave tedbirlere karşıbunların kaldırılması talebiyle tedbirle ilgili olan kamu kurum vekuruluşlarına başvuru imkanı getirilmiş ve bu kuruluşların ilave tedbirlereilişkin kararlarına karşı da idari yargıda dava açılabilmesi sağlanmıştır.
10. Bu yönü ile bakıldığında Anayasa’nın 40. maddesindegüvence altına alınan etkili başvuru hakkı bağlamındaki sorunların belli ölçüdegiderildiği ifade edilebilmekle birlikte getirilen bu yeni yolda terörörgütlerine veya Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna kararverilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatıolan (6) sayılı listede yer alan dernekler ile (7) sayılı listede yer alanbasın-yayın kuruluşlarının her türlü mal varlığı, alacak ve haklarının Hazineyedevri şeklindeki ilave tedbirin idari yargı mercilerindeki incelenmesisürecinde Hazineye devredilen malların bir suçta kullanılıp kullanılmadığı vesuç gelirlerinden elde edilip edilmediği iddiaları ile ilgili bir incelemeninyapılabileceğini söyleyebilmek halen mümkün değildir.
11. İşte konumuz bağlamındaki temel Anayasa’ya aykırılıkda bu noktada karşımıza çıkmaktadır. Burada terör örgütlerine veya Devletinmilli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olan dernekler ile basın-yayınkuruluşlarının her türlü mal varlığı, alacak ve haklarının Hazineye devriöngörülmekte olduğuna göre kuralın Anayasa’ya uygunluk denetiminde Anayasa’nın38. maddesindeki güvencelere uygunluğunun da dikkate alınması gerekmektedir.Zira dava konusu kuraldaki düzenleme biçimi kapatılan kuruluşların tümmalvarlığını Hazineye devretmesi nedeniyle genel müsadere biçimindeki bir durumortaya çıkardığı için kuralın Anayasa’nın 38. maddesindeki güvencelere uygunbir düzenleme niteliğinde olup olmadığı gündeme gelmektedir.
12. “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklıAnayasa’nın 38. maddesinin onuncu fıkrasında genel müsadere cezasıverilemeyeceği öngörülmektedir. Madde gerekçesinde de bununla ilgili olarakDanışma Meclisinin kabul ettiği metnin gerekçesi olarak açıkça “fıkra, genelmüsadere cezasını, yani bir suç nedeniyle kişinin, suçla ilgisi bulunmayanbütün mal varlığına el koymayı yasaklamaktadır.” ifadesine yerverilmektedir (Bkz.: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası- Gerekçeli, AnayasaMahkemesi Yayınları, Ankara, 2018, s. 218).
13. Anayasa hükmü ve gerekçesi dikkate alındığında farkedileceği üzere genel müsadere şeklindeki cezanın ancak bir ceza soruşturmasınabağlı biçimde ve malların bir suçta kullanılması veya bir suçta elde edilmesidurumunda gündeme gelmesi mümkündür. Dolayısıyla bu bağlamda malların Hazineyedevri de ancak bir ceza yargılaması ile bağlantılı olma durumunda söz konusuolabilmektedir.
14. Oysa dava konusu kuraldaki hüküm bu kuralda öngörülenkapatma kararı ile birlikte “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik KuruluncaDevletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı,oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olan (…)derneklere ve basın-yayın kuruluşlarına ait olan taşınırlar ile her türlü malvarlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarakdevredilmiş.” sayılacağını belirtmektedir. Bununla birlikte kuraldakiirtibat ve iltisak kavramlarının bir ceza hukuku kavramı olmaktan ziyade idarehukuku bağlamıyla bir anlam ifade edeceği dikkate alındığında kuraldakidüzenlemenin bu şekli ile bir suçla bağlantılı biçimde bu kuruluşlarınmalvarlığına el konulduğu sonucuna ulaşmak için yeterli görülmesi mümkündeğildir. İfade etmek gerekir ki terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olmadurumu her zaman zorunlu biçimde bu kişilerin mal varlığına el koymayıgerektirmeyebilir.
15. Zira burada kuraldaki düzenleme biçiminden kapatılankuruluşların malvarlığına el koyma bakımından kategorik biçimde bir düzenlemeyapıldığı anlaşılmakta olup malvarlıklarının devri öngörülürken bumalvarlığının kapatmaya konu suçla ilgili bir mücadele bağlamında bu suçtakullanılıp kullanılmadığı ve suç gelirlerinden elde edilip edilmediği ileilgili bir vurguya yer verilmemektedir.
16. Hal böyle olunca da bahse konu dernek ve basın-yayınkuruluşlarının Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile kapatılmasınabağlı olarak 7256 sayılı Kanun’la getirilen ilave tedbirlere karşı butedbirlerin kaldırılması amacıyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına yapılanbaşvuru ve özellikle bunun reddi kararlarına karşı da idari yargıda davaaçıldığında yargı mercilerinin burada yapacağı incelemede “irtibat veiltisak”ın bulunup bulunmadığının ötesine geçerek Hazineye devredilenmalvarlıklarının bir suçta kullanılıp kullanılmadığı veya suç bağlamında eldeedilip edilmediği ile ilgili bir denetim yapabileceklerini söyleyebilmekzordur. Zira kuraldaki düzenleme biçiminden böyle bir sonuç çıkarmak mümkündeğildir.
17. Yine burada Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesiile dernek ve basın-yayın kuruluşlarının kapatılmasına bağlı olarak bunların Hazineyebedelsiz olarak devredilen taşınırlar dahil her türlü mal varlığı, alacak vehakları, belge ve evrakı ile tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlarınınyürütülen ceza soruşturmasının sonucuna bağlı olarak geri verilebileceğine dairbir düzenleme bulunmaması da dava konusu kuralın Anayasal güvencelerisağlamadığı noktasında göze çarpan bir diğer husustur.
18. Kanaatimizce burada kuralın Anayasa’ya uygunlukdenetiminde olağanüstü hal ilan edilen terör tehdidi ile mücadele etmenoktasında kapatılan dernek ve basın-yayın kuruluşlarının mülkiyet hakkınayönelik getirilen bu biçimdeki bir sınırlamanın meşru bir amacı olduğu kabuledilmelidir. Zira terörle mücadele bağlamında eğer gerekiyorsa kişilerinmülklerine devletçe el konulabilir.
19. Ancak olağanüstü haldeki terörle mücadele şeklindekiamaca uygun olan sınırlamanın aynı zamanda ölçülü bir tedbir niteliğinde olupolmadığının da gerçekleştirilen Anayasa’ya uygunluk denetiminde ortayakonulması gerekmektedir. Bu bağlamda haklarında bir suçla bağlantısı konusundakuralda bir düzenlemeye yer verilmediği halde sadece terör örgütleri ileirtibatı ve iltisakı olduğundan hareketle kişilerin malvarlığına bir mahkemekararı olmaksızın bir kanunla el konulması Anayasa’nın 15. maddesindebelirtilen durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olarak kabul edilemez. Buradasalt irtibat ve iltisaktan hareketle mülkiyeti Hazineye devreden bir kural sözkonusu olduğundan bu konuda mülkiyete ilişkin Anayasal güvencelere uygun biryargısal denetim öngörülmemesi dava konusu kuralın mülkiyet hakkına yönelikölçüsüz bir sınırlama getirmesi sonucunu doğurmaktadır.
20. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin verdiği yukarıdazikredilen “E.2018/74, K.2019/92, K.T.: 24/12/2019” künyeli iptal kararıüzerine ilave tedbirlere yargı yolu açılırken bu tedbirlere ilişkin dahadetaylı bir denetim öngören bir düzenleme yapılmamış olması dava konusu kuralınölçüsüz bir sınırlama getirmesi noktasında mevcut Anayasa’ya aykırılıklarıngiderilememesine sebep olmuştur. Zira halen bu biçimimdeki el koymalarda bahsekonu malvarlığının “suçta kullanma” veya “suç işleyerek elde etme” biçimindekihususlarda söz konusu olabileceğine dair kanunlarda hiçbir düzenleme yer almamaktadır.Burada mal varlığına el koyma ile terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklı olandernek ve basın – yayın kuruluşları arasında suç bağlamında bir ilişki veyailliyet bağı bulunmaksızın bu kişilerin mülküne el konulması durumu sözkonusudur.
21. Öte yandan kapatılan dernek ve basın-yayınkuruluşlarının mallarının Hazineye devrini öngören kuralla ilgili olarak bu elkoyma işlemine karşı yargı yoluna başvurulduğunda bu işlemin etkili biçimdeincelenmesini sağlayan bir yargısal yolun açık ve net bir şekilde belirlenmişolması gerekmektedir. Dava konusu kuralda sadece irtibat ve iltisakla ilgilidüzenleme yer aldığına ve niteliği gereği idari yargı denetiminde irtibat veiltisak bulunup bulunmadığından daha öte bir denetim yapılması mümkünolmadığına göre kapatılan dernek ve basın - yayın kuruluşlarının başvurusuüzerine bunların mal varlığına el koyma ile ilgili belirttiğimiz kapsamdaetkili bir denetim yapılmasını sağlayan bir yargısal yolun belirlenmemiş olmasıaynı zamanda mülkiyet hakkı ile ilgili olarak Anayasa’nın 40. maddesindegüvence altına alınan etkili başvuru hakkına da aykırılık teşkil etmektedir.
22. Sonuç olarak dava konusu kural mülkiyet hakkıbağlamındaki Anayasal güvenceleri karşılamaktan uzak olduğu için olağanüstühalin yürürlükte olduğu bir dönemde durumun gerektirdiği ölçüyü aşanniteliğiyle mülkiyet hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiğinden Anayasa’nın15., 35., 38. ve 40. maddelerine aykırılık gerekçesiyle iptali gerekmektedir.
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARŞI OY
1. 7083 sayılı Kanun’un 8. maddesinde yer alan “…imzalananbu sözleşmeler nedeniyle belediye menfaatinin önemli ölçüde ihlal edildiğininbelirlenmesi halinde bu sözleşmeler belediye başkanı veya belediye başkanvekili tarafından tek taraflı olarak resen feshedilir.” düzenlemesininçoğunluk tarafından iptaline karar verilmiştir.
2. Çoğunluk iptal gerekçesi olarak, “belediyeninmenfaatinin önemli ölçüde ihlal edilmesi” durumunun bilinen iptal sebepleriyanında geniş bir çerçeve oluşturduğu ayrıca menfaatin ihlal edilmesi durumununkim tarından tespit edileceğinin belli olmaması hususlarına dayanmaktadır.
3. İlgili maddenin tamamına bakıldığında, belediyemenfaatinin önemli ölçüde ihlal edilmesi durumunun mal veya hizmet alımları ileyapım işlerine dair sözleşmelere ilişkin olduğu açıkça görülmektedir. Dahasıfesih gerekçesi olarak belediye menfaatinin “önemli ölçüde” ihlaledilmiş olması kriterinin varlığı basit gerekçelerle sözleşmelerin fesihedilmemesi noktasında getirilen bir diğer güvencedir.
4. Menfaatin önemli ölçüde ihlal edilme durumunun hangimerci veya meriler tarafından tespit edileceği hususunun belirsizlik içerdiğihususunun kabulü ise mümkün değildir.
5. Tespit işlemi idari yönden var olan inceleme veyasoruşturma mercilerince yapılabileceği gibi adli yönden de belirleme yapılmasımümkündür. Bu kapsamda tespit işlemi, olayın mahiyetine göre hukukmahkemelerinde açılacak davalara konu edilebileceği gibi Cumhuriyetbaşsavcılıklarınca yürütülecek suç soruşturmaları kapsamında dagerçekleştirilebilir.
6. Halen var olan ve işler durumda bulunan yerleşikmekanizmaların kural muhtevasında zikredilmesine gerek yoktur. Kaldı kiincelemeye konu edilen normda yeni veya bilinmeyen bir tespit yöntemini deişaret etmiş değildir.
7. Sayılan bu gerekçelerle kuralın belirsizlikiçermediğini değerlendirdiğimizden iptal yönündeki çoğunluk görüşüne iştirakedilmemiştir.
Üye
Basri BAĞCI