ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2018/85
Karar Sayısı: 2022/127
Karar Tarihi: 26/10/2022
R.G.Tarih-Sayı: 17/3/2023-32135
İPTAL DAVASINI AÇAN: TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte114 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU:8/2/2018 tarihli ve 7091 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması GerekenTedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un,
A. 2. maddesininve ekli (1), (2), (3), (4) sayılı listelerin,
B. 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…ilebunların eş ve çocuklarına…” ve “…telekomünikasyon yoluyla iletişimintespiti de dahil olmak üzere…” ibarelerinin,
C. 5. maddesinin,
1. (1) numaralı fıkrasında yer alan “…aidiyeti, iltisakıveya irtibatı olmayan kişilerle…” ibaresinin,
2. (3) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin,
3. (6) numaralı fıkrasında yer alan “…özel hukuk tüzel kişilerineise…” ibaresinin,
Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9., 13., 15., 17.,20., 22., 23., 35., 36., 38., 48., 49., 70., mülga 91., mülga 121., 125., 128.,129. ve 130. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine veyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un iptali talep edilen kuralların da yer aldığı;
1. 2. maddesi şöyledir:
“Kamu personeline ilişkin tedbirler
MADDE 2- (1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespitedilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatıolan;
a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamugörevinden,
b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Türk Silahlı Kuvvetlerinden,
c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler SahilGüvenlik Komutanlığı teşkilatından,
ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet GenelMüdürlüğü teşkilatından,
başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bukişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanunhükümlerine göre işlem tesis edilir.
(2) Birinci fıkra gereğince kamu görevinden, TürkSilahlı Kuvvetlerinden, Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından ve EmniyetGenel Müdürlüğü teşkilatından çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararıaranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıklarıteşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdamedilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunlarınuhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu,denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır;bunlar hakkında ayrıca 4 üncü madde hükümleri uygulanır. Bunların silahruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilirve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeşgün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu,ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında ilgili bakanlık ve kurumlarcailgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerineilgili pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir.”
2. 3. maddesişöyledir:
“Kişisel verilerin paylaşımı
MADDE 3- (1) Olağanüstü halin devamı süresince; 22/7/2016tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KanunHükmünde Kararnamenin 3 üncü ve 4 üncü maddeleri uyarınca hakkında inceleme vesoruşturma yürütülen kişiler ile bunların eş ve çocuklarına ilişkinolarak yetkili kurul, komisyon ve diğer mercilerce ihtiyaç duyulan, 19/10/2005tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca müşteri sırrı kapsamındakabul edilenler hariç, telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti de dahilolmak üzere her türlü bilgi ve belge, kamu ve özel tüm kurum vekuruluşlarca vakit geçirilmeksizin verilir.
(2) Kamu kurum ve kuruluşlarının personeline ve bunlarıneş ve çocuklarına ait olup Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen vefaaliyet izni kaldırılan Asya Katılım Bankası A.Ş.’de veya bu Bankayla ilgiliolarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda, Bankacılık Düzenleme ve DenetlemeKurumunda ya da Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığında bulunan her türlübilgi, bu personelin çalıştığı kurum ve kuruluşlarca talepte bulunulmasıdurumunda gecikmeksizin verilir. Bu işlemlere ilişkin olarak 5411 sayılıKanunun 73 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan sınırlama uygulanmaz.”
3. 5. maddesi şöyledir:
“Devir işlemlerine ilişkin tedbirler
MADDE 5- (1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılıBakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamındayürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve VakıflarGenel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo vetelevizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlütaşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının(devralınan varlık); her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye,idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evrakailişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya,devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerletevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınanvarlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu vediğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzerekefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne veya diğer terörörgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçekmal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesisuretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum vekuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmetbedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığıanlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar iletaahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işleminiyapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmetilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmıştakyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığıandaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya,devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye vekaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına kararvermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılmasıiçin gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıklarıntasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarınadevretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye,kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıklarınkapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye,bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflaryönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığıyetkilidir.
(2) (Değişik:8/4/2022-7394/35 md.) Bu madde kapsamında devralınan varlıklardannakit ve diğer hazır değerler emanet, diğer varlıklar ise nazım hesaplardaizlenir. Nazım hesaplarda izlenen varlıklardan; elden çıkarılanların tutarı ileelden çıkarılmayanlar rayiç bedeli tespit edilerek ilgili varlık hesaplarıkarşılığında emanet hesaplarına alınır. Ödenmesine karar verilen borçlar asılalacağa idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faizi ilebirlikte bu emanetlerden ödenerek kalan nakit tutarlar bütçeye gelirkaydedilir. Nakit dışı diğer tutarlar ise ilgili hesaplara alınır.
(3) Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo vetelevizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı olduklarışirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkinedilir. Bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıkları da Hazineyebedelsiz devredilmiş sayılır. Bu durumda şirketlere daha önce atanmışkayyımlar tasfiye memuru olarak görevlendirilebilir veya bu şirketlere tasfiyememuru atanabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslarıbelirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklariçin de uygulamaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.
(4) Birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecekborç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddeninyürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisindeilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir.Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde isealtmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar.
(5) (Değişik:8/4/2022-7394/35 md.)Borçlarınödenmesinde, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk lirasını geçmeyen borçlar, işçialacakları, rehinli alacaklar, bu fıkra kapsamında türü belirtilen alacaklaragirmeyen diğer alacaklar, enerji, iletişim ve su kullanımından kaynaklananalacaklar, kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi,pay gibi borçlar, çalışanların sigorta primleri şeklinde sıralama esas alınır.Emanet tutarı, ilgili sıra içerisinde bütün alacaklıların alacağını tamamenödemeye yetmezse garameten paylaştırma yapılır. Kapatılan özel öğretim kurum vekuruluşları, kurs, dershane, öğrenci yurtları ve pansiyonlara avans veya peşinödeme şeklinde kapatma tarihinden sonraki dönemler için ifa edilmiş olanöğrenim ve barınma bedelleri, yukarıda belirtilen sıraya tabi tutulmaksızıniade edilir. İhtilaflı taleplere ilişkin ise, talep sahiplerinin taleplerinreddine ilişkin kararın ilgililere tebliğinden itibaren 3 ay içinde davaaçıldığına dair belge sunmaları halinde, bu fıkradaki sıralama değişmeksizinihtilaf konusu tutar, kapatılan kurum/kuruluşun varlık hesaplarında nakit veyamalvarlığı değerinin bulunması koşuluyla emanet hesabında tutulur. Süresindedava açıldığına ilişkin belge sunulmaması halinde, ihtilaf konusu alacakhakkında talepte bulunulmamış gibi işlemlere devam edilir.
(6) 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerigereğince kapatılan vakıflara ait olup mülkiyetleri Vakıflar Genel Müdürlüğüneintikal eden taşınmazlar üzerinde bulunan eğitim ve sağlık tesisleri kamu kurumve kuruluşlarına bedelsiz, özel hukuk tüzel kişilerine ise bedelikarşılığında tahsis edilebilir.
(7) Kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişilerile tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar bu madde kapsamında istenilecek bilgi vebelgeleri onbeş gün içerisinde vermek zorundadır. Bu çerçevede taleptebulunulanlar özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belgevermekten kaçınamazlar.
(8) (Ek: 13/2/2018-7098/EK MADDE 1) Bu maddehükümleri 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülkegenelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanunhükmünde kararnameler uyarınca gerçekleştirilen bütün kapatma işlemlerihakkında uygulanır.
(9) (Ek:8/4/2022-7394/35 md.) Münhasıran bu madde uyarınca yapılması gerekenişlemlerin yürütülmesine esas olmak üzere talepte bulunanlar hakkında; millîgüvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya daterör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle;devam etmekte olan herhangi bir adli soruşturma veya kovuşturma bulunupbulunmadığı, kovuşturmaya yer olmadığına, beraatine, ceza verilmesine yerolmadığına, davanın reddine veya düşmesine karar verilip verilmediği hususlarıdikkate alınarak işlemler sonuçlandırılır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, M. Emin KUZ,Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ’in katılımlarıyla 17/5/2018 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasınaOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Cengiz ERTENtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un 2. Maddesi ile Ekli (1), (2), (3) ve (4) Sayılı Listelerin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
3. Kanun’un dava konusu 2. maddesinde millî güvenliğetehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti,iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılılistelerde yer alan kamu personeli hakkındauygulanacak tedbirler düzenlenmiştir.
4. Maddenin (1) numaralıfıkrasında, millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY’yeaidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan ve Kanun’a ekli (1) sayılı listede yer alan kişilerin kamu görevinden, (2)sayılı listede yer alan kişilerin Türk Silahlı Kuvvetlerinden, (3) sayılılistede yer alan kişilerin Sahil GüvenlikKomutanlığı teşkilatından ve (4) sayılı listede yer alan kişilerin EmniyetGenel Müdürlüğü teşkilatından başka hiçbirişleme gerek kalmaksızın çıkarıldığı, bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligatyapılmayacağı, haklarında özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edileceğiöngörülmüştür.
5. Maddenin (2) numaralıfıkrasında, (1) numaralı fıkra gereğince kamu görevinden, Türk SilahlıKuvvetlerinden, Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından ve Emniyet GenelMüdürlüğü teşkilatından çıkarılan kişilerinmahkûmiyet kararı aranmaksızın rütbe ve/veya memuriyetlerinin alınacağı, bukişilerin görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmeyecekleri, bir dahakamu hizmetinde istihdam edilemeyecekleri, doğrudan veya dolaylı olarakgörevlendirilemeyecekleri, bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet,kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sairgörevlerinin de sona ermiş sayılacağı, bunlar hakkında ayrıca 4. maddehükümlerinin uygulanacağı, bunların silahruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisanslarının iptaledileceği, bu kişilerin oturdukları kamu konutlarından veya vakıflojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilecekleri, özel güvenlikşirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamayacakları, bu kişiler hakkındabakanlıkları ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhâl bildirimdebulunulacağı ve bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlarının iptaledileceği belirtilmiştir.
6. Anılan fıkrada atıfta bulunulan Kanun’un 4. maddesi, 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. ve 4. maddelerikapsamında kamu görevinden çıkarılanların, uhdelerinde taşımış olduklarıbüyükelçi, vali gibi unvanları ve yüksek mahkeme başkan ve üyeliği, müsteşar,hâkim, savcı, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarınıkullanamayacakları ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlananhaklardan yararlanamayacaklarına ilişkindir.
7. Bu kapsamda Kanun’aekli dava konusu (1) sayılı listeyleBilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda çalışan 196, (2) sayılı listeyle TürkSilahlı Kuvvetlerinde çalışan 112, (3) sayılı listeyle Sahil GüvenliğiKomutanlığı teşkilatında çalışan 24 ve (4) sayılı listeyle de Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatında çalışan 2360 kişiolmak üzere toplam 2692 kişinin görevine başkahiçbir işleme gerek kalmaksızın son verilmiştir.
2. İptal Taleplerinin Gerekçesi
8. Dava dilekçesinde özetle;
- Kamu görevinden çıkarma tedbirinin süre yönündenherhangi bir belirleme içermediği, etkilerinin olağanüstü hâlden (OHAL) sonrada devam ettiği, kapsamının geniş tutulduğu, tedbire muhatap kişiler hakkındaobjektif, tarafsız ve şeffaf bir soruşturma süreci yürütülmediği, savunma hakkıtanınmadan kişilerin görevlerine son verildiği,
- Tedbirlerin uygulanmasına dayanak gösterilen aidiyet,iltisak ve irtibat kavramlarının belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğu, bu kavramlarınhukukumuza ilk defa girdiği 22/7/2016 tarihinden önceki fiillere uygulanmasınınyanında terör örgütü ya da Milli Güvenlik Kurulunca (MGK) millî güvenliğetehdit oluşturduğu tespit edilen, yapı oluşum ve grupların tespiti açısından dakuralların geçmişe yürütüldüğü, ayrıca siyasi ve idari bir organ olan MGK’nınkararına dayalı olarak tedbir uygulanmasının hukukilik sorunu doğuracağı,kuralların kamu düzenine karşı oluşan tehdidi ortadan kaldırma amacı bakımındanzorunlu ve ölçülü olmadığı gibi OHAL’in gerekleriyle de uyumlu olmadığı,kurallarda öngörülen hususların Anayasa’nın mülga 121. maddesinin ikincifıkrası uyarınca münhasıran 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü HalKanunu ile düzenlenebileceği, olağanüstü hâlin gerekli kıldığı konulardaçıkarılabilecek OHAL kanun hükmünde kararnamesi (KHK) niteliği taşımayandüzenlemenin Anayasa Mahkemesinin 1991 ve 2003 tarihli içtihatlarındabelirtildiği gibi Anayasa’nın mülga 91. maddesi kapsamında yetki kanununadayanılarak çıkarılan bir KHK olarak da değerlendirilemeyeceği,
- Kişiler hakkında herhangi bir idari ya da adlisoruşturma yürütülmeden ve kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan terörörgütleri ile ilişkili oldukları belirtilerek yaptırım uygulanmasınınAnayasa’nın 15. maddesinde OHAL’lerde dokunulamayacak çekirdek haklardan olanmasumiyet karinesine aykırılık oluşturduğu, bireysel idari işlem niteliğindekikamu görevinden çıkarma işleminin doğrudan OHAL KHK’sı adı altında yapılmaksuretiyle yargı denetimi dışında tutulduğu, her ne kadar daha sonraki birtarihte Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu (Komisyon) kurulmuşsa daKomisyon ve sonraki sürecin kamu görevinden çıkarma işlemine karşı etkili birdenetim mekanizması sağlamadığı,
- Kamu görevinden çıkarma işleminin kamu görevlilerinindiğer özlük işleri kapsamında olduğundan Anayasa’nın 128. maddesine göremünhasıran kanunla düzenlenmesi gerektiği, Anayasa’nın 130. maddesi uyarıncaöğretim elemanlarının Yükseköğretim Kurulu ve üniversitelerin yetkili organlarıdışında kalan makamlarca her ne surette olursa olsun görevlerindenuzaklaştırılamayacakları, bu yönüyle kuralların OHAL KHK’sı niteliği taşımadığıgibi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)tarafından kanun şeklinde onaylanmasının Anayasa’nın mülga 121. maddesineaykırılık oluşturduğu,
- Yasama yetkisinin genelliği ilkesi gereği yasamaorganınca her konuda kanun çıkarılabilmesi mümkün olsa da kanunla bireyselişlem ya da yargı kararı niteliğinde tasarrufta bulunulamayacağı, dava konusukurallarla Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılı listelerde yer alankişilerin statülerinde kalıcı değişiklikler yapıldığı, bu nedenle tedbirlerinbireysel idari işlem niteliğinde olduğu, sırf yargı denetimi dışına çıkarmakamacıyla bireysel işlemlerin OHAL KHK’sı ile yapılarak kanun şeklindeonaylanmasının açık bir fonksiyon gaspı niteliği taşıdığı,
- Bir kişinin terör örgütüne üye olup olmadığına ya dabir yapı veya oluşumun terör örgütü olduğuna karar verme yetkisinin yargımercilerine ait olduğu, kuralların kanun adı altında hem yargısal hem debireysel işlemin özelliklerini barındıran karma bir yapıda olduğu, bu durumunyasama, yürütme ve yargı fonksiyonlarının tek organda toplanması anlamınageldiği,
- Kamu görevinden çıkarılan kişilerin Kanun’a ekli (1),(2), (3) ve (4) sayılı listeler ile isim ve kimlik bilgilerinin ResmîGazete’de yayımlanmasının itibarlarını zedelediği, kamu görevinden çıkarma,ruhsat ve lisansların iptal edilmesi, unvan ve sıfatların alınmasıtedbirlerinin kişilerin maaş ve sosyal güvenlik haklarında kayıplara sebebiyetverdiği, pasaportların iptal edilmesinin seyahat hürriyetini engellediği, bukişilerin kamu görevine girmeleri ya da kamu hizmetinde çalışmaları, özelgüvenlik şirketinin kurucusu ve ortağı olma imkânlarının ellerinden alınmasısuretiyle çalışma hak ve hürriyeti ile kamu hizmetine girme hakkına kısıtlamagetirildiği,
belirtilerek kuralların Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile8., 9., 13., 15., 17., 20., 23., 35., 36., 38., 48., 49., 70., mülga 91., mülga121., 125., 128., 129. ve 130. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. Kanun’un2. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrası ile(2) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…ve/veyamemuriyetleri…” İbaresi ve Kanun’a Ekli (1), (2), (3) ve (4) SayılıListeler
9. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43.maddesi uyarınca kurallar ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119.maddeleri yönünden de incelenmiştir.
10. Dava konusu kurallarda millî güvenliğe tehditoluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olanKanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılı listelerde yer alan kişilerin kamugörevinden, Türk Silahlı Kuvvetlerinden, Sahil Güvenlik Komutanlığıteşkilatından ve Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından başka hiçbir işlemegerek kalmaksızın çıkarılacakları ve memuriyetlerinin alınacağı, bu kişilereayrıca tebligat yapılmayacağı ve haklarında özel kanun hükümlerine göre işlemtesis edileceği hükme bağlanmıştır. Kurallar kapsamında her bir kamugörevlisinin kanun hükmüyle görevine son verilmiş ve memuriyetleri alınmıştır.
11. Dava konusu kurallarla7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresidışında kalan kısmı ile (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yeralan “…ve/veya memuriyetleri…” ibaresi aynı içeriğe sahip olup AnayasaMahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla sözkonusu kuralların Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin reddinehükmedilmiştir.
12. Anılan kararda, kişilerinözel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına olağan dönem için Anayasa’daöngörülen güvencelerin ötesinde bir sınırlama getiren kuralların olağanüstüdönemlerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması vesınırlanmasını düzenleyen Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında incelenmesigerektiği tespiti yapılmış (bkz. §§ 63-90); kişilerin özel hayatınasaygı gösterilmesini isteme hakkının OHAL yönetiminin benimsendiği dönemlerdeAnayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan dokunulması yasaklanmışçekirdek haklar arasında bulunmadığına ve milletlerarası hukuktan kaynaklanandiğer herhangi bir güvence (olağanüstü dönemlerde korunmaya devam edengüvenceler) kapsamında da bulunmadığına işaret edilmiştir. Tedbirlerin her bir birey yönünden hukukauygunluğunun denetlenmesinin yani bireyselleştirmenin sağlanması için Komisyonve idare mahkemesine başvuru imkânı getirilmek suretiyle etkili idari veyargısal güvencelerin sağlandığı, söz konusu güvencelerin olağanüstü hâlesebebiyet veren tehdit veya tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik kurallarınbu amaç dışında keyfî bir şekilde uygulanmasını engelleyecek nitelikte olduğu,bu durumda kişilerin özel hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekildebir sınırlama getirmediği sonucuna varılmıştır (bkz.§§ 91-129). Kararda ayrıca kuralların MGKkararlarına icrai bir işlev kazandırma sonucunu doğurmadığı da belirtilmiştir(bkz. §§ 130-139).
13. Dava konusu kurallaraçısından söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresidışında kalan kısmı ile (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yeralan “…ve/veya memuriyetleri…” ibaresi ve Kanun’a ekli (1) sayılılistenin Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bukurallar yönünden de geçerlidir.
14. Diğer yandan AnayasaMahkemesinin anılan kararında da belirtildiği üzere Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göreaidiyet, ilişkinlik ve ilgi anlamına gelmektedir. Söz konusu kavramınkapsam ve sınırları durum ve şartlara göre yargı içtihatlarıyla tespitedilebilecek niteliktedir. Bu nedenle anılan kavramın belirsiz olduğusöylenemez (AYM, E.2018/81, K.2021/45, 24/6/2021, § 305).
15. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 15., 20.,40., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddigerekir.
Kurallarla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 35., 36., 70. 125., 128. ve 129. maddeleri çerçevesinde ileri sürülenaykırılık iddiaları, Anayasa’nın 15., 20., 40., 118. ve 119. maddelerikapsamında ele alındığından anılan hükümler yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kurallarda öngörülen tedbirlerin cezai niteliği haizolmamasının bir sonucu olarak anılan tedbirlere ceza hukukunun çekirdekhaklarının uygulanmasını gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu nedenlekuralların Anayasa’nın 38. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Kuralların ayrıca Anayasa’nın 23., 48., 49., mülga 91., mülga121. ve 130. maddeleriyle de ilgisi görülmemiştir.
b. Kanun’un 2. Maddesinin (2) NumaralıFıkrasının Birinci Cümlesinin “Birincifıkra gereğince kamu görevinden, Türk Silahlı Kuvvetlerinden, Sahil GüvenlikKomutanlığı teşkilatından ve Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından çıkarılankişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın, rütbe … alınır” Bölümü
16. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kuralilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleri yönünden deincelenmiştir.
17. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılılisteler ile kamu görevinden, Türk Silahlı Kuvvetlerinden, Sahil GüvenlikKomutanlığı teşkilatından ve Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından çıkarılankişilerin rütbelerinin alınacağını hükme bağlamaktadır.
18. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “Birinci fıkragereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkumiyet kararı aranmaksızınrütbe … alınır” bölümü aynı içeriğe sahiptir. AnayasaMahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla sözkonusu kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddinehükmedilmiştir.
19. Belirtilen kararda, darbe girişimiyle devletin demokratik düzenine açık ve yakın bir tehlikeoluşturan terör örgütleri veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla mücadele etmekamacıyla OHAL şartlarında olağan usullerin ötesinde bir uygulamayla Kanun’aekli (1) sayılı liste ile kamu görevinden çıkarılan kişilerin rütbelerininalınmasını düzenleyen kuralın, özellikle tedbire karşı etkili idari ve yargısalyolların tesis edilmesiyle birlikte demokratik anayasal düzenin ve kamugüvenliğinin korunması amacı bakımından kişilerin özel hayatına saygıgösterilmesi hakkına durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekilde birsınırlama getirmediği sonucuna varılmıştır (bkz.§ 148).
20. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “Birinci fıkragereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkumiyet kararı aranmaksızınrütbe … alınır” bölümünün Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilengerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
21. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 15., 20.,40., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 35., 36., 70. 125., 128. ve 129. maddeleri çerçevesinde ileri sürülenaykırılık iddiaları, Anayasa’nın 15., 20., 40., 118. ve 119. maddelerikapsamında ele alındığından anılan hükümler yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın ayrıca Anayasa’nın 23., 38., 48., 49., mülga 91., mülga121. ve 130. maddeleriyle de ilgisi görülmemiştir.
c. Kanun’un 2. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının BirinciCümlesinin “…ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabuledilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veyadolaylı olarak görevlendirilemezler; …” Bölümü
22. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kuralilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleri yönünden deincelenmiştir.
23. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılılisteler ile kamu görevinden çıkarılan kişilerin görev yaptıkları teşkilatayeniden alınmamalarını ve bir daha kamu hizmetinde istihdam edilmemelerini,doğrudan ya da dolaylı olarak görevlendirilmemelerini hükme bağlamaktadır.
24. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “…ve bu kişiler görevyaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetindeistihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; …” bölümüaynı içeriğe sahiptir. Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81,K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin reddine hükmedilmiştir.
25. Anılan kararda, millîgüvenlik bakımından risk oluşturabilecek durumları nedeniyle kamu görevindençıkarılan kişilerin görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmemelerini vebir daha kamu hizmetinde istihdam edilmemelerini öngören ve kamu hizmetinegirme hakkına sınırlama getiren tedbire ilişkin olarak her bir birey yönündentedbirin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi için Komisyona ve idaremahkemesine başvuru imkânı getirilmek suretiyle etkili idari ve yargısalgüvencelerin sağlandığı, ayrıca tedbirin devletin kamu otoritesiyle bağlantılıolmayan özel sektör alanında istihdam edilme imkânını ortadan kaldıracakherhangi bir kısıtlama getirmediği, bu durumda kamu hizmetinin etkin vesağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlama bakımından kamu hizmetine girmehakkına durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekilde bir sınırlama getirmediğisonucuna varılmıştır (bkz. §§ 165,166).
26. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “…ve bu kişiler görevyaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetindeistihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; …” bölümününAnayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden degeçerlidir.
27. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 15., 40.,70., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 20., 36., 125. ve 128. maddeleri çerçevesinde ileri sürülen aykırılıkiddiaları, Anayasa’nın 15., 40., 70., 118. ve 119. maddeleri kapsamında elealındığından anılan hükümler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 23., 35., 38., 48., 49., mülga 91.,mülga 121., 129. ve 130. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
ç. Kanun’un 2. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının BirinciCümlesinin “…bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul,komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sairgörevleri de sona ermiş sayılır; …” Bölümü
28. 6216 sayılı Kanun’un 43.maddesi uyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
29. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılı listelerile kamu görevinden çıkarılan kişilerin uhdelerinde bulunan her türlü mütevelliheyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliğive sair görevlerinin de sona ermiş sayılacağını hükme bağlamaktadır.
30. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “… bunlarınuhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu,denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır.”bölümü aynı içeriğe sahiptir. Anayasa Mahkemesinin24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu kuralınAnayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine hükmedilmiştir.
31. Söz konusu kararda 7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (2)numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “Birinci fıkra gereğince kamugörevinden çıkarılan kişilerin, mahkumiyet kararı aranmaksızın rütbe … alınır.”bölümüne ilişkin açıklanan gerekçelerin uygun olduğu ölçüde belirtilen kuralyönünden de geçerli olduğu ifade edilmiştir (bkz. § 174).
32. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “… bunlarınuhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu,denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır.”bölümünün Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kuralyönünden de geçerlidir.
33. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 15., 20.,40., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 35., 36., 70., 125., 128., 129. ve 130. maddeleri çerçevesinde ilerisürülen aykırılık iddiaları, Anayasa’nın 15., 20., 40., 118. ve 119. maddelerikapsamında ele alındığından anılan hükümler yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 23., 38., 48., 49., mülga 91. vemülga 121. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
d. Kanun’un 2. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının BirinciCümlesinin “…bunlar hakkında ayrıca 4 üncü madde hükümleri uygulanır.” Bölümü
34. 6216 sayılı Kanun’un 43.maddesi uyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
35. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılılisteler ile kamu görevinden, Türk Silahlı Kuvvetlerinden, Sahil GüvenlikKomutanlığı teşkilatından ve Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından çıkarılankişilerin varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları vemüsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarınıkullanamayacaklarını, bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlananhaklardan yararlanamayacaklarını hükme bağlamaktadır.
36. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (3) numaralı fıkrası aynı içeriğe sahiptir. Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılıkararıyla söz konusu fıkranın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininreddine hükmedilmiştir.
37. Anılan kararda, 7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (2)numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “Birinci fıkra gereğince kamugörevinden çıkarılan kişilerin, mahkumiyet kararı aranmaksızın rütbe … alınır.”bölümüne ilişkin açıklanan gerekçelerin uygun olduğu ölçüde belirtilen kuralyönünden de geçerli olduğu ifade edilmiştir (bkz. § 281).
38. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (3) numaralı fıkrasının Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilengerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
39. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 15., 20., 40.,118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 35., 36., 70., 125., 128., 129. ve 130. maddeleri çerçevesinde ilerisürülen aykırılık iddiaları, Anayasa’nın 15., 20., 40., 118. ve 119. maddelerikapsamında ele alındığından anılan hükümler yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 23., 38., 48., 49., mülga 91. vemülga 121. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
e. Kanun’un 2. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinde Yer Alan “Bunların silah ruhsatları,…” Bölümü
40. 6216 sayılı Kanun’un 43.maddesi uyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
41. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılı listelerile kamu görevinden çıkarılan kişilerin hangi sebeple edinildiğinebakılmaksızın her türlü silah ruhsatının iptal edileceğini hükme bağlamaktadır.
42. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikincicümlesinde yer alan “Bunların silah ruhsatları, …” ibaresi aynıiçeriğe sahiptir. Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu kuralın Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine hükmedilmiştir.
43. Anılan kararda 7086 sayılı Kanun’a ekli (1) sayılı listeyle kamu görevindençıkarılan kişilerin silah ruhsatlarının iptal edilmesini öngören tedbireilişkin olarak her bir birey yönünden tedbirin hukuka uygunluğunun denetlenmesiiçin Komisyon ve idare mahkemesine başvuru imkânı getirilmek suretiyle etkiliidari ve yargısal güvencelerin sağlandığı, ayrıca silah ile kamu güvenliğikavramları arasındaki yakın ilişki dikkate alındığında silah edinilmesindebireysel menfaatlere karşı toplumsal yararın öncelikli bir konumda olduğu, budurumda demokratik anayasal düzenin ve kamu güvenliğinin korunması amacı bakımındansöz konusu kişilerin silah ruhsatlarının iptal edilmesini öngören tedbirinmülkiyet hakkına durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekilde birsınırlama getirmediği sonucuna varılmıştır (bkz. §§ 191, 192).
44. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikincicümlesinde yer alan “Bunların silah ruhsatları, …” ibaresinin Anayasa’yauygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
45. Açıklanannedenlerle kural Anayasa’nın 15., 35., 40., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir.İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 36., 125., 128. ve 129. maddeleri çerçevesinde ileri sürülen aykırılıkiddiaları Anayasa’nın 15., 35., 40., 118. ve 119. maddeleri kapsamında elealındığından anılan hükümler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 20., 23., 38., 48., 49., 70., mülga91., mülga 121. ve 130. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
f. Kanun’un 2. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinin “…gemi adamlığına ilişkin belgeleri…” Bölümü
46. 6216 sayılı Kanun’un 43.maddesi uyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
47. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılılistelerle kamu görevinden çıkarılan kişilerin gemi adamı belgelerinin iptaledileceğini hükme bağlamaktadır.
48. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “… gemi adamlığına ilişkin belgeleri…” bölümüaynı içeriğe sahiptir. Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu kuralın Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine hükmedilmiştir.
49. Kararda, 7086 sayılı Kanun’aekli (1) sayılı listeyle kamu görevinden çıkarılan kişilerin gemi adamıbelgelerinin iptal edilmesini öngören tedbire ilişkin olarak her bir bireyyönünden tedbirin hukuka uygunluğunun denetlenmesi için Komisyon ve idaremahkemesine başvuru imkânı getirilmek suretiyle etkili idari ve yargısalgüvencelerin sağlandığı, ayrıca bu belgelerin sağladığı bir takım avantajlarınkamu güvenliği aleyhine kullanılmasının önüne geçilmesine ilişkin tedbirindemokratik anayasal düzenin ve kamu güvenliğinin korunması amacı bakımındançalışma hak ve hürriyetine durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekilde birsınırlama getirmediği sonucuna varılmıştır (bkz. §§ 213-215).
50. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…gemi adamlığına ilişkin belgeleri…” bölümünün Anayasa’ya uygunluk denetimindebelirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
51. Açıklanannedenlerle kural Anayasa’nın 15., 40., 48., 49., 118. ve 119. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 20., 23., 35., 36. ve 125. maddeleri çerçevesinde ileri sürülen aykırılıkiddiaları Anayasa’nın 15., 40., 48., 49., 118. ve 119. maddeleri kapsamında elealındığından anılan hükümler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 38., 70., mülga 91., mülga 121.,128., 129. ve 130. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
g. Kanun’un 2. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinin “…ve pilot lisansları iptal edilir...” Bölümü
52. 6216 sayılı Kanun’un 43.maddesi uyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
53. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılılistelerle kamu görevinden çıkarılan kişilerin pilot lisanslarının iptaledileceğini hükme bağlamaktadır.
54. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “… ve pilotlisansları iptal edilir...” bölümü aynı içeriğe sahiptir. Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81,K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin reddine hükmedilmiştir.
55. Kararda, 7086 sayılı Kanun’aekli (1) sayılı listeyle kamu görevinden çıkarılan kişilerin pilotlisanslarının iptal edilmesini öngören tedbire ilişkin olarak her bir bireyyönünden tedbirin hukuka uygunluğunun denetlenmesi için Komisyon ve idaremahkemesine başvuru imkânı getirilmek suretiyle etkili idari ve yargısalgüvencelerin sağlandığı, ayrıca bu belgelere dayanılarak kamu güvenliğialeyhine bir takım faaliyetlerin önüne geçilmesini hedefleyen kuralındemokratik anayasal düzenin ve kamu güvenliğinin korunması amacı bakımındançalışma hak ve hürriyetine durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekilde birsınırlama getirmediği sonucuna varılmıştır (bkz. §§ 229-231).
56. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “… ve pilotlisansları iptal edilir...” bölümünün Anayasa’ya uygunluk denetimindebelirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
57. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 15., 40., 48., 49., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptaltalebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıçkısmı ile 8., 9., 17., 20., 23., 35., 36. ve 125. maddeleri çerçevesinde ilerisürülen aykırılık iddiaları Anayasa’nın 15., 40., 48., 49., 118. ve 119.maddeleri kapsamında ele alındığından anılan hükümler yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 38., 70., mülga 91.,mülga 121., 128., 129. ve 130. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
ğ. Kanun’un 2. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinin “…ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıflojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir.” Bölümü
58. 6216 sayılı Kanun’un 43.maddesi uyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40.,118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
59. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılılistelerle kamu görevinden çıkarılan kişilerin oturdukları kamu konutlarındanveya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilmelerini hükmebağlamaktadır.
60. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veyavakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir.” bölümüaynı içeriğe sahiptir. Anayasa Mahkemesinin 24/6/2021tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla söz konusu kuralın Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine hükmedilmiştir.
61. Kararda, 7086 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birincicümlesinin “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresi dışında kalan kısmı ile(2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ve/veyamemuriyetleri…” ibaresi ve Kanun’a ekli (1) sayılı listeye ilişkinaçıklanan gerekçelerin uygun olduğu ölçüde belirtilen kural yönünden de geçerliolduğu ifade edilmiştir (bkz. § 237-238).
62. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “… ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarındanveya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir.” bölümününAnayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden degeçerlidir.
63. Açıklanannedenlerle kural Anayasa’nın 15., 35., 40., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir.İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 20., 36., 70., 125., 128., 129. ve 130. maddeleri çerçevesinde ilerisürülen aykırılık iddiaları Anayasa’nın 15., 35., 40., 118. ve 119. maddelerikapsamında ele alındığından anılan hükümler yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 23., 38., 48., 49., mülga 91. vemülga 121. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
h. Kanun’un 2. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının ÜçüncüCümlesi
64. 6216 sayılı Kanun’un 43.maddesi uyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40., 118. ve 119. maddeleriyönünden de incelenmiştir.
65. Kural, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve(4) sayılı listeler ile kamu görevinden çıkarılan kişilerin özel güvenlikşirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanıolamayacaklarını hükme bağlamaktadır.
66. Dava konusu kural ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının üçüncücümlesi aynı içeriğe sahip olup AnayasaMahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla sözkonusu cümlenin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddinehükmedilmiştir.
67. Anılan kararda, 7086 sayılı Kanun’a ekli (1) sayılı listeyle kamu görevindençıkarılan kişilerin özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanıolamayacaklarını öngören tedbire ilişkin olarak her bir birey yönünden tedbirinhukuka uygunluğunun denetlenmesi için Komisyon ve idare mahkemesine başvuruimkânı getirilmek suretiyle etkili idari ve yargısal güvencelerin sağlandığı,ayrıca kişilerin özel güvenlik alanında gösterdiği faaliyetlerin kamu güvenliğiile doğrudan bir ilgisinin bulunduğu dikkate alındığında demokratik anayasaldüzenin ve kamu güvenliğinin korunması amacı bakımından söz konusu kişilerinözel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamayacaklarınıöngören tedbirin çalışma hak ve hürriyetine durumun gerektirdiği ölçüyüaşacak şekilde bir sınırlama getirmediği sonucuna varılmıştır (bkz.§§ 252-254).
68. Dava konusu kural açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının üçüncücümlesinin Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bukural yönünden de geçerlidir.
69. Açıklanan nedenlerlekural Anayasa’nın 15., 40., 48., 49., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir.İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralla ilgili Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9.,17., 20., 36. ve 125. maddeleri çerçevesinde ileri sürülen aykırılık iddialarıAnayasa’nın 15., 40., 48., 49., 118. ve 119. maddeleri kapsamında elealındığından anılan hükümler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 23., 35., 38., 70., mülga 91., mülga121., 128., 129. ve 130. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
ı. Kanun’un 2. Maddesinin (2) Numaralı FıkrasınınDördüncü ve Beşinci Cümleleri
70. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kurallar ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40. maddesi yönünden deincelenmiştir.
71. Kurallar, Kanun’a ekli (1), (2), (3) ve (4) sayılılisteler ile kamu görevinden çıkarılan kişiler hakkında görev yaptıklarıbakanlıklar ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimdebulunulacağını, bu bildirim üzerine bu kişilerin pasaportlarının iptal edileceğinihükme bağlamaktadır.
72. Dava konusu kurallar ile 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının dördüncü vebeşinci cümleleri aynı içeriğe sahiptir. AnayasaMahkemesinin 24/6/2021 tarihli ve E.2018/81, K.2021/45 sayılı kararıyla sözkonusu cümlelerin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline hükmedilmiştir.
73. Söz konusu kararda, kişilerinyurt dışına çıkma hürriyetine olağan dönem için Anayasa’da öngörülengüvencelerin ötesinde bir sınırlama getiren kuralların olağanüstü dönemlerdetemel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması ve sınırlanmasınıdüzenleyen Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği tespitiyapılmış (bkz. §§ 256-267); OHAL koşullarında Kanun’a ekli listelerlekamu görevinden çıkarılarak pasaportları iptaledilen kişilerin söz konusu tedbire karşı başvurabilecekleri etkili bir denetimmekanizması öngörülmediğinden seyahathürriyetine olağanüstü dönemde durumun gerektirdiği ölçüyü aşan bir sınırlama getirildiği sonucunavarılmıştır (bkz. §§ 269-276).
74. Dava konusu kurallar açısından söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun’un 1.maddesinin (2) numaralı fıkrasının dördüncü vebeşinci cümlelerinin Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilengerekçeler bu kurallar yönünden de geçerlidir.
75. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 15., 23. ve40. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.
Kurallar Anayasa’nın 15., 23. ve 40.maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9., 17., 20., 35., 36., 38., 48.,49., 70., mülga 91., mülga 121., 125., 128., 129. ve 130. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
B. Kanun’un 3. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında YerAlan “…ile bunların eş ve çocuklarına…” ve “…telekomünikasyon yoluylailetişimin tespiti de dahil olmak üzere…” İbarelerinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
76. Kanun’un 3. maddesinin dava konusu kuralların yeraldığı (1) numaralı fıkrasında, olağanüstü hâlin devamı süresince; 667 sayılıKHK’nın 3. ve 4. maddeleri uyarınca hakkında inceleme ve soruşturma yürütülenkişiler ile bunların eş ve çocuklarına ilişkin olarak yetkili kurul, komisyonve diğer mercilerce ihtiyaç duyulan, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılıBankacılık Kanunu uyarınca müşteri sırrı kapsamında kabul edilenler hariç,telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti de dahil olmak üzere her türlübilgi ve belgenin, kamu ve özel tüm kurum ve kuruluşlarca vakit geçirilmeksizinverileceği öngörülmektedir. Dava konusu kurallar fıkrada yer alan “…ilebunların eş ve çocuklarına…” ve “…telekomünikasyon yoluyla iletişimintespiti de dahil olmak üzere…” ibareleridir.
77. 667 sayılı KHK’nin 3. maddesi uyarınca terörörgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğunakarar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakıyahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında inceleme ve soruşturmayürütülenler Anayasa Mahkemesi üyeleri, Yargıtay daire başkanı ve üyeleri,Danıştay daire başkanı ve üyeleri, hâkim ve savcılar ile Sayıştay meslekmensuplarıdır.
78. Anılan KHK’nin 4. maddesinde ise terör örgütlerineveya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna kararverilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahutbunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında inceleme ve soruşturmayürütülenler; 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri PersonelKanunu’na tabi personel, 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat,Görev ve Yetkileri Kanunu’na tabi personel, 9/7/1982 tarihli ve 2692 sayılıSahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu’na tabi personel, Milli Savunma Bakanınabağlı personel, 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim PersonelKanunu’na tabi personel, mahalli idareler personeli, 14/7/1965 tarihli ve 657sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 667 sayılı KHK’nin 3. maddesindebelirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde(işçi dahil) istihdam edilen personel ile bir bakanlığa bağlı, ilgili veyailişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçidahil) istihdam edilen personeldir.
79. Buna göre dava konusu “…ile bunların eş veçocuklarına…” ibaresi ile öngörülen husus terörörgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğunakarar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakıyahut bunlarla irtibatı olup olmadığı konusunda incelemeve soruşturma yürütülen söz konusu kişilerin eş ve çocuklarına ilişkin olarakyetkili kurul, komisyon ve diğer mercilerce ihtiyaç duyulan telekomünikasyonyoluyla iletişimin tespiti de dâhil olmak üzere her türlü bilgi ve belgenin,5411 sayılı Kanun uyarınca müşteri sırrı kapsamında kabul edilenler hariç, kamuve özel tüm kurum ve kuruluşlarca vakit geçirilmeksizin verilmesidir.
80. Diğer yandan dava konusu “…telekomünikasyonyoluyla iletişimin tespiti de dahil olmak üzere…” ibaresinin kapsamınahakkında inceleme ve soruşturma yürütülensöz konusu kişiler de dâhil olup dolayısıyla belirtilen kural uyarınca yetkilikurul, komisyon ve diğer mercilerce ihtiyaç duyulan bu kişilere ilişkintelekomünikasyon yoluyla iletişimin tespitine ilişkin bilgi ve belgenin kamu veözel tüm kurum ve kuruluşlarca vakit geçirilmeksizin verilmesi gerekmektedir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
81. Dava dilekçesinde özetle; kurallarla sadece hakkındasoruşturma açılan kişilerin değil, aynı zamanda bunların eş ve çocuklarına aitbilgilerin de verilmesinin zorunlu hâle getirildiği, Anayasa’nın 38. maddesindeceza sorumluluğunda şahsiliğin kabul edildiği, buna göre bir kimsenin eş,çocukları ve ebeveynleri de dâhil olmak üzere başkalarının eylem ve işlemleridolayısıyla sorumlu tutulamayacağı, Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan suç vecezalara ilişkin ilkelerin disiplin soruşturmaları için de geçerli olduğu,kurala göre verilmesi istenen bilgilerin içinde pek çok kişisel verinin deolacağı, Anayasa’nın 20. maddesinde de kişisel verilerin korunması hakkınıngüvence altına alındığı ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin ilkelereuyulmaksızın ve kendileriyle ilgisi olmamasına rağmen bu kişilerin eşleri ya daebeveynleri hakkındaki bir soruşturma dolayısıyla kişisel verilerin toplanmasıve kullanılmasının Anayasa’ya aykırılık oluşturduğu, öte yandan Anayasa’nın 22.maddesine göre haberleşme özgürlüğüne ancak hâkim kararıyla müdahaleedilebileceği, kuralda hâkim kararı aranmaksızın telekomünikasyon yoluylailetişimin tespiti de dahil olmak üzere her türlü bilginin soruşturmamakamlarınca istenebileceği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 20., 22. ve 38.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. “…ilebunların eş ve çocuklarına…” İbaresi
82. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 15. maddesi yönünden de incelenmiştir.
83. Kural, 5411 sayılıKanun uyarınca müşteri sırrı kapsamında kabul edilenler hariç, terörörgütlerine veya MGK tarafından devletin millî güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veyailtisakı yahut bunlarla irtibatı olup olmadığı konusunda inceleme ve soruşturmayürütülen kişilerin eş ve çocuklarına ilişkin olarak yetkili kurul, komisyon vediğer mercilerce ihtiyaç duyulan telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti dedâhil olmak üzere her türlü bilgi ve belgenin, kamu ve özel tüm kurum vekuruluşlarca vakit geçirilmeksizin verilmesini düzenlemektedir.
84. Dava konusu kuralolağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesineyönelik olarak getirilmiş ve sadece bu dönemde uygulanmıştır. Bu nedenle kuralailişkin Anayasa’ya uygunluk denetiminin Anayasa’nın 15. maddesi kapsamındayapılması gerekir.
85. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasının birincicümlesinde genel olarak herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş, ikinci cümlesinde kişiselveriler bağlamındaki bazı özel güvenceler sayılmış, üçüncü cümlesinde kişiselverilerin ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıylaişlenebileceği düzenlenmiş, dördüncü cümlesinde ise kişisel verilerinkorunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hüküm altınaalınmıştır. Buna göre lafzı dikkate alındığında Anayasa’nın 20. maddesininüçüncü fıkrasının kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı kapsamında sadeceişleme şeklindeki sınırlama ya da müdahalelere karşı değil kişisel verilereyönelik her türlü müdahale veya sınırlamalara karşı güvence getirdiğianlaşılmaktadır.
86. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden incelemeyapılabilmesi için öncelikle anılan hak kapsamında korunması gereken bir kişiselverinin olup olmadığı belirlenmelidir. Anayasa hükmünün lafzı, konuya ilişkinuluslararası belgeler ve karşılaştırmalı hukuk dikkate alınarak AnayasaMahkemesi tarafından kişisel veri kavramının -belirli veya kimliğibelirlenebilir olmak şartıyla- bir gerçek veya tüzel kişiye ilişkin bütünbilgileri ifade ettiği kabul edilmiştir (AYM, E.2014/74, K.2014/201,25/12/2014; E.2013/122, K.2014/74, 9/4/2014; E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014;E.2013/84, K.2014/183, 4/12/2014; E.2014/180, K.2015/30, 19/3/2015; BülentKaya [GK], B. No: 2013/2941, 11/5/2016, § 49; Fatih Saraman, [GK],B. No: 2014/7256, 27/2/2019, § 57).
87. Anayasa’nın 22. maddesi de “Herkes, haberleşmehürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. /Millî güvenlik, kamudüzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunmasıveya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veyabirkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine busebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkilikılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez vegizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevlihâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksihalde, karar kendiliğinden kalkar. /İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir.” hükmü ile haberleşme hürriyetini düzenlemektedir.
88. Dava konusu kural 667 sayılı KHK çerçevesindehakkında inceleme ve soruşturma yürütülen kişilerin eş ve çocuklarına ilişkinolarak 5411 sayılı Kanun uyarınca müşteri sırrı kapsamında kabul edilenlerhariç, telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti de dâhil olmak üzere ihtiyaçduyulan her türlü bilgi ve belgenin yetkili kurul, komisyon ve diğer mercilerceverilmesini öngörmektedir. Telekomünikasyonyoluyla iletişimin tespitine yarayan, aranan numara, arama zamanı, arama yeri, arama süresi, yer vezaman gibi sinyal bilgilerini ifade eden geçmişe dönük iletişim trafiği olarakbilinen (HTS-Historical Traffic Search) arama trafiği kayıtlarının kişisel verimahiyetinde olduğu açıktır. Bunun yanında kural telekomünikasyonyoluyla iletişimin tespiti haricinde ihtiyaç duyulan her türlü bilgi vebelgenin de verilmesini öngörmektedir. İstenecek diğer bilgi ve belgeninkapsamı tam olarak anlaşılamamakla birlikte bunların kişisel veri niteliğindeolabileceği de kuşkusuzdur. Bu verilerinyetkili kurul, komisyon ve diğer mercilere verilmek üzere paylaşılması kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile haberleşmehürriyetine yönelik sınırlama niteliğindedir.
89. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ilehaberleşme hürriyeti OHAL yönetimininbenimsendiği dönemlerde Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan,dokunulması yasaklanmış çekirdek haklar arasında bulunmamaktadır. Dolayısıylabu haklar yönünden OHAL’lerde Anayasa’daki güvencelere aykırı tedbirlerinalınması mümkündür.
90. Anılan haklar, milletlerarası hukuktan kaynaklananyükümlülük olarak insan hakları alanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerden özellikle Medeni ve SiyasiHaklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi’nin (MSHUS) 4. maddesinin (2) numaralı ve Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (AİHS) 15. maddesinin (2) numaralı fıkralarında ve buSözleşme’ye ek protokollerde dokunulması yasaklanan çekirdek haklar arasındaolmadığı gibi milletlerarası hukuktan kaynaklanan diğer herhangi bir güvence(olağanüstü dönemlerde korunmaya devam eden güvenceler) kapsamında da değildir.
91. Türkiye’ninimzaladığı 1981 tarihli ve 108 sayılı Kişisel Verilerin Otomatik İşleme TabiTutulması Karşısında Kişilerin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin9. maddesinde de devlet güvenliği, kamu güvenliği, devletin ekonomikmenfaatlerinin korunması ve suçlarla mücadele edilmesi, ilgilinin veya üçüncükişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması ile verilerin istatistiki veyabilimsel amaçlarla kullanılması durumlarında kişisel verilerin korunmasınasınırlamalar getirilebileceği öngörülmüştür.
92. Haberleşme hürriyeti ve kişisel verilerin korunmasınailişkin hakların olağanüstü dönemlerde kullanılmasının kısmen veya tamamendurdurulması veya bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirleralınabilmesi Anayasa’nın 15. maddesi uyarınca mümkün olmakla birlikte bu husus,yapılacak düzenlemelerde sınırsız bir takdir yetkisi tanındığı anlamınagelmemektedir. Anılan maddede olağanüstü hâllerde durumun gerektirdiği ölçüdesöz konusu düzenlemelerin yapılabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle haberleşmehürriyeti ile kişisel verilerin korunmasına ilişkin ilkelere getirilensınırlamaların Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında durumun gerektirdiğiölçüde olduğunun söylenebilmesi için bunu aşan keyfi müdahalelere izinverilmemesi gerekir.
93. Kuralla haberleşme hürriyeti ve kişisel verilerinkorunmasına ilişkin ilkelere getirilen sınırlamaların ölçülü olupolmadığı değerlendirilirken ülkemizde olağanüstü hâl ilanına sebebiyet verendurumun özellikleri ve olağanüstü hâl ilanı sonrasında ortaya çıkan koşullarınyanı sıra sınırlamanın kapsam ve boyutu da dikkate alınmalıdır.
94. TürkiyeCumhuriyeti'ne yönelik terör faaliyetlerinin tespiti ve önlenmesi devletintemel ödevlerindendir. Bu açıdan terör örgütlerinin ve bunların faaliyetlerinintespiti, bu suretle suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkının ve haberleşme hürriyetinin sınırlandırılmasınınmeşru bir amaca dayandığı sonucuna ulaşılmaktadır (Bestami Eroğlu [GK],B. No:2018/23077, 17/9/2020, § 137).
95. Dava konusu kuralla, telekomünikasyonyoluyla iletişimin tespiti de dâhil olmak üzere haklarındaki her türlü bilgi vebelgenin yetkili kamu otoritelerine verilmesi öngörülen kişilerle ilgili olarakherhangi bir inceleme ve soruşturmanın bulunmadığını belirtmek gerekir. Bukişiler, haklarında terör örgütlerine veya MGK tarafından devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olupolmadığı konusunda inceleme ve soruşturma yürütülen kişilerin eş veçocuklarıdır. Haklarında inceleme ve soruşturma yürütülen kişilerin eş veçocuklarının her türlü kişisel verisinin ilgili kamu otoritelerine verilmesininzorunlu kılınmasının suç işlenmesinin önlenmesi amacına ulaşılması bakımındangerekli olduğunun kabulü güçtür. Eşleri veya ebeveynleri hakkında inceleme veyasoruşturma bulunması, bu kişilerin neredeyse tüm kişisel verilerinin kamuotoritelerine verilmesinin öngörülmesini haklılaştırmamaktadır. Olağanüstü halidoğuran sebeplerin bertaraf edilmesi ihtiyacı dahi keyfi uygulamalara kapıaralayan bu derece geniş yetkilerin kamu otoritelerine verilmesini zorunlukılmamaktadır. Bu nedenle kuralla, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkınave haberleşme hürriyetine getirilen sınırlamanın olağanüstü hâl koşullarındabile durumun gerektirdiği ölçüyü aştığı değerlendirilmiştir.
96. Açıklanan nedenlerle iptali talep edilen ibareAnayasa’nın 15, 20. ve 22. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 38. maddesiyleilgisi görülmemiştir.
b. “…telekomünikasyonyoluyla iletişimin tespiti de dahil olmak üzere…” İbaresi
97. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 15. maddesi yönünden de incelenmiştir.
98. Dava konusu kural, 667sayılı KHK’nın 3. ve 4. maddeleri uyarınca hakkında inceleme ve soruşturmayürütülen kişilere ait telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespitine ilişkinbilgilerin olağanüstü hâlin devamı süresince yetkili kurul, komisyon ve diğermercilerce verilmesini öngörmektedir.
99. Kuralınolağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesineyönelik olduğu ve yalnızca olağanüstü hâl süresince uygulanabileceğianlaşılmaktadır. Bu itibarla kurala ilişkin Anayasa’ya uygunluk denetimininAnayasa’nın 15. maddesi kapsamında yapılması gerekir.
100. Kuralagöre hakkında inceleme ve soruşturmayürütülen kişiler için telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespitini içerenbilgilerin kamu ve özel tüm kurum ve kuruluşlarca yetkili makamlara verilmesi kişisel verilerin korunmasını istemehakkına ve haberleşme hürriyeti hakkına sınırlama getirmektedir.
101. Kural, olağanüstü hâl süresince hakkında inceleme ve soruşturma yürütülen kişilerleilgili telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespitini öngördüğünden ceza muhakemesinin etkili işleyişine hizmet eden birkoruma tedbiri olarak nitelendirilebilir.
102. Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yeralan çekirdek alan kapsamında olması nedeniyle olağanüstü dönemlerde dahi masumiyet/suçsuzlukkarinesine aykırı düzenlemeler yapılamaz. Nitekim anılan maddede savaş,seferberlik veya olağanüstü hâllerde suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncayakadar kimse suçlu sayılamaz denilmektedir (AYM, E. 2017/21, K.2020/77,24/12/2020, 185).
103. Suçsuzluk karinesi,hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin, adil bir yargılama sonunda suçluolduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifadeeder. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamlarıve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlumuamelesine tabi tutulamaz (AYM, E. 2017/21, K.2020/77, 24/12/2020, 186).
104. Olağanüstü hâlsüresince belirli suçlar için yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda cezamuhakemesinde öngörülen telekomünikasyonyoluyla iletişimin tespiti şeklindeki koruma tedbirlerine ilişkin karar alma sürecini belirleyendüzenlemeler bu işlemlerin birer tedbir olma özelliğini değiştirmez. Cezamuhakemesinin etkili işlemesi ve maddi gerçeğin açığa çıkarılması için incelemeve soruşturma sürecinde kişiler hakkında koruma tedbirlerinin uygulanmasıonların suçlu muamelesine tabi tutuldukları anlamına gelmez. Bu yönüyle kuralınAnayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve hiçbir durumda dokunulamayantemel hak ve ilkelerden biri olan suçsuzluk karinesiyle çeliştiği söylenemez (AYM, E. 2017/21, K.2020/77, 24/12/2020, 187). Bunedenle kuralın Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen durumun gerektirdiğiölçüde olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
105. Terörörgütlerinin faaliyetlerinin tespit edilerek bunların üyelerinincezalandırılması ve üye olmamakla birlikte bunlarla irtibatlı olanların kamugörevinden arındırılması amacıyla haberleşme hürriyetine ve kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkına olağan dönemin ötesinde birtakım sınırlamalargetirilmesi mümkündür. Bu bağlamda hakkında soruşturma veya inceleme bulunankişilere ait telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespitine ilişkin bilgilerinyetkili makamlara verilmesinin olağanüstü hâl koşullarında başvurulabilecektedbirlerden olduğu değerlendirilmiştir.
106. Öte yandan Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça, gecikmesinde sakıncabulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkçahaberleşmenin gizliliğine dokunulamayacağı belirtilmiş, yetkili merciinkararının yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulacağı ve hâkimin,kararını kırk sekiz saat içinde açıklayacağı, aksi halde kararın kendiliğindenkalkacağı hükme bağlanmıştır.
107. Dava konusu kuralda belirtilen kişilere ait telekomünikasyon yoluyla iletişimintespitine ilişkin bilgilerin yetkili makamlara verilmesinde hâkim kararıaranmamasının Anayasa’nın 22. maddesinde belirtilen özel güvenceye aykırılıkteşkil ettiği açıktır. Ancak yetkili makamlara verilebilecek bilginintelekomünikasyon yoluyla iletişimin tespitine ilişkin bilgilerle sınırlı olduğuve iletişimin dinlenmesini ve kayda alınmasını kapsamadığı gözetildiğindeAnayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olan bu tedbirin olağanüstühâl koşullarında müsamaha gösterilebilir nitelikte olduğu ve durumun gerektirdiğiölçüyü aşmadığı değerlendirilmiştir.
108. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 15., 20. ve 22. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddigerekir.
Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, EnginYILDIRIM, M. Emin KUZ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Kenan YAŞAR bu görüşekatılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 38. maddesiyleilgisi görülmemiştir.
C. Kanun’un 5. Maddesinin (1) Numaralı fıkrasında YerAlan “…aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle…” İbaresininİncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
109. Kanun’un 5.maddesinde OHAL sürecinde KHK’lar ile kapatılan kurum ve kuruluşların VakıflarGenel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen mal varlığının yönetimine vekapatılan bu kuruluşlardan alacağı olanlara yapılacak ödemelere ilişkin usul veesaslar düzenlenmektedir.
110. Bu kapsamda maddenin (1) numaralı fıkrasında OHAL KHK’ları gereğince kapatılan ve Vakıflar GenelMüdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo vetelevizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının devralınanvarlıklarıyla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsikedilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıklarındeğerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefillerhakkında kesin aciz vesikası bulunan hâller hariç olmak üzere kefalettendoğmaması ve FETÖ/PDY’ye veya diğer terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veyairtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıylabu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilindeödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancakvermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye vakıflaryönünden Vakıflar Genel Müdürlüğünün, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığınınyetkili olduğu belirtilmiştir. Söz konusu fıkrada yer alan “…aidiyeti,iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle…” ibaresi dava konusu kuralıoluşturmaktadır.
111. Buna göre kural kişinin OHAL KHK’sı ile kapatılanbir kurum ve kuruluştan olan alacağının ödenmesini o kişinin FETÖ/PDY’ye veyadiğer terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmaması şartına tabikılmakta, başka bir ifadeyle bu şekilde bir aidiyeti, iltisakı veya irtibatıtespit edilen kişilere gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayansa dahi kuraluyarınca söz konusu alacakları ödenmemektedir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
112. Dava dilekçesinde özetle; kuralın kişilerin mülkiyethakkına sınırlama teşkil ettiği, kuralda yer alan aidiyet, iltisak ve irtibatkavramlarının içeriğinin belirsiz ve öngörülemez olduğu, bu kavramlarıniçeriğinin 667 sayılı KHK’da ve daha sonra çıkarılan KHK’larda tanımlanmadığıgibi iptali istenen kuralda da tanımlanmadığı, hangi fiillerin bu kavramınkapsamına girdiğini açıklayan bir yargı kararı ya da bir düzenleme bulunmadığı,Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına ciddi bir sınırlama getirenve alacakların tahsil edilememesi sonucunu doğuran bu düzenlemenin kanunilikölçütünü sağlamadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
113. Dava konusu kural, OHAL KHK’ları gereğince kapatılankurum ve kuruluşların OHAL dönemi öncesinde doğmuş borçlarını da kapsayacakşekilde uygulanma imkânına sahiptir. Bu itibarla kural, OHAL süresiyle sınırlıbir düzenleme öngörmemektedir. Buna göre kuralın OHAL süresini aşan biçimdeuygulanma imkânının bulunduğu anlaşıldığından kurala ilişkin incelemeninAnayasa’nın olağan dönem kuralları yönünden öngördüğü denetim rejimine göreyapılması gerekir.
114. Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında düzenlenenmülkiyet hakkı mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayanmenkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı aynihaklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacağı dakoruma altına almaktadır.
115. Kural OHAL KHK’ları kapsamında kapatılarak Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineyedevredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevive dağıtım kanallarından alacağı olankişilerin FETÖ/PDY’ye veya diğer terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veyairtibatı olması hâlinde sözü edilen kurum ve kuruluşların malvarlığından olanalacaklarının ödenmeyeceğini öngörmek suretiyle üçüncü kişilerin mülkiyet hakkına sınırlamagetirmektedir.
116. Mülkiyet hakkına sınırlamagetirilirken öncelikle temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkingenel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de göz önündebulundurulması gerekmektedir. Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca temel haklarasınırlama getiren düzenlemelerin, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygunve ölçülü olması gerekir (AYM, E.2018/81, K.2021/45, 24/6/2021, § 371).
117. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleriuyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir.Kamu yararı kavramı mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlardasınırlandırılması imkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıramülkiyet hakkının kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve buanlamda bir sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekildekorumaktadır. Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini deberaberinde getiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan buölçütün her somut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (NusratKülah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No:2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).
118. Dava konusu kuralın kapsamına giren alacaklarınödenmemesinin öngörülmesinin bunların muvazaalı olmasına veya varlığınınkuşkulu görülmesine dayanmadığı anlaşılmaktadır. Dava konusu kuralın bulunduğufıkranın dava konusu edilmeyen bölümü gözetildiğinde idarenin, hileli işlemleredayandığı tespit edilen alacakları ödememe konusunda yeterli araçlarla zatendonatıldığı görülmektedir. Dolayısıyla dava konusu kuralın amacının terörörgütlerine aidiyeti, irtibatı veya iltisakı görülenlerin alacaklarınınödenmesinin engellenmesi olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle dava konusukuralda belirtilen alacakların ödenmemesinin sebebi bu alacakların terörörgütüne aidiyetinin, irtibatının veya iltisakının bulunduğu düşünülen kişilereait olmasıdır.
119. Temelindeki hukuki ilişkinin varlığı ve hukuka uygunolarak doğduğu hususunda kuşku bulunmayan bir alacağın sırf alacaklısının terörörgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı olduğunun değerlendirilmiş olmasısebebiyle ödenmemesinin demokratik bir hukuk devletinde meşru görülmesi mümkündeğildir. Kuşkusuz terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı oldukları somutve hukuken kabul edilebilir delillerle ortaya konulan kişilerle ilgili olarakmakul ve ölçülü tedbirlerin alınması devletin takdir yetkisi kapsamındadır.Ancak bunların özel hukuk ilişkileri çerçevesinde ifa ettikleriyükümlülüklerinin bir sonucu olarak doğan alacaklarının ödenmemesi yolundadüzenleme yapılması başvurulabilecek makul ve meşru tedbirler arasında kabuledilemez.
120. Bu durumda dava konusu kuralın kamu yararına yönelikmeşru bir amaca dayandığı söylenemez.
121. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 35.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Ç. Kanun’un 5. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının Birincive İkinci Cümlelerinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
122. 15Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL’in ilan edilmesi ve bu kararın TBMMtarafından onaylanmasını takip eden süreçte Cumhurbaşkanı’nın başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa’nın o tarihte yürürlükte bulunan121. maddesine dayanılarak OHAL KHK’ları çıkarılmıştır. Söz konusu KHK’lar ileOHAL’in ilanına sebep olan olay ve olguların bertaraf edilmesi amacıyla kişi vekuruluşlara yönelik birtakım tedbirler öngörülmüştür.
123. Bu çerçevede OHALkapsamında yürürlüğe konulan KHK’lar gereğince terör örgütlerine veya devletinmillî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı bulunduğu belirtilen dernek,vakıf, sendika, federasyon ve konfederasyon gibi sivil toplum kuruluşlarınınyanı sıra özel sağlık kuruluşları, özel öğretimkuruluşları, vakıf yükseköğretim kurumlarıile basın-yayın alanında faaliyet gösteren özel radyo ve televizyonlar, gazeteve dergiler ile yayınevleri ve dağıtım kanalları kapatılmıştır.
124. Yine OHAL kapsamında yürürlüğe konulan KHK’lardakapatılan söz konusu kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü malvarlığının, alacak ve hakların, belge ve evrakın Hazineye veya ilgisine göreVakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılmasına, bunlara aittaşınmazların tapuda resen Hazine veya ilgisine göre Vakıflar Genel Müdürlüğüadına tescil edilmesine ilişkin düzenlemeler getirilmiştir.
125. 7091 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralıfıkrasının dava konusu birinci ve ikinci cümlelerinde kapatılan kurum, kuruluş,özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarınınbağlı oldukları şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicilkayıtlarının resen terkin edilmesi; bunların devralınan varlıkları dışındakivarlıklarının da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılması hükme bağlanmaktadır.
126. 670 sayılı KHK’da açıklanan madde gerekçesinde “…Üçüncüfıkra ile, KHK’lar uyarınca yapılan işlemlerde hangi malvarlıklarının tedbiröngörülen oluşumlara, hangilerinin bağlı oldukları şirketlere ait olduğununtespitiyle ilgili sorunlar karşısında, kapatılanların bağlı olduklarışirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılması, ticaret sicil kayıtlarının resenterkin edilmesi ve malvarlıklarının Hazineye bedelsiz devri ve bu fıkranınuygulanmasına ilişkin düzenlemeleri yapma hususunda Maliye Bakanlığına yetkiverilmesi öngörülmektedir…” denilmektedir.
127. Buna göre dava konusu kurallar uyarınca OHALkapsamında yürürlüğe konulan KHK’lar gereğince kapatılan söz konusu kurum vekuruluşların bağlı oldukları şirketlerin de faaliyetleri sonlandırılarakticaret sicil kayıtları resen terkin edilmekte ve bunların malvarlıkları dabedelsiz olarak Hazineye devredilmektedir.
2. İptal Taleplerinin Gerekçesi
128. Kurallarla kurum ve kuruluşlar, özel televizyon veradyolar, gazete, dergi ve dağıtım kanalları kapatılırken hiçbir usulîgüvenceye uyulmadığı, gerçek bir soruşturma çerçevesinde suçlamalar ve delillerbildirilerek ilgililerin savunmalarının alınmadığı, bağımsız ve tarafsız birsoruşturmanın yürütülmediği, muğlâk ve içeriği belirsiz irtibat ve iltisak gibikavramlara dayanılarak ve bunlar geçmişe yürütülerek kapatma kararlarınınverildiği, kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında herhangi bir yargılamanınyapılmadığı, teşebbüs özgürlüğüne ve mülkiyet hakkına müdahale edildiği, bumüdahalenin kanuni ve ölçülü olmadığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 13.,35. ve 48. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. Birinci Cümle
129. 6216 sayılıKanun’un 43. maddesi uyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 15., 40., 118.ve 119. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
130. Kural, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo vetelevizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı olduklarışirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının resenterkinini öngörmektedir.
131. Kuralda öngörülentedbirin OHAL’in ilanına sebep olan tehdit veya tehlikelerin bertarafedilmesine yönelik olduğu açıktır. Söz konusu tedbir olağanüstü hâl ilanınıgerektiren tehlikenin bertaraf edilmesi amacına yönelik olarak bu dönemdeuygulanmış, hüküm ve sonuçlarını doğurmuştur. Kuralın, tedbire muhatapşirketlerin statülerinde ileriye yönelik sürekli değişiklikler meydanagetirmesi, OHAL süresince uygulanma özelliğini aşan bir niteliğe sahip olduğuanlamına gelmemektedir. Kural Resmî Gazete’de yayımlanmak suretiyle defatenuygulanmış ve belli şirketler hakkında hükmünü icra etmiştir. Kuralın kapatılankurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtımkanallarının bağlı oldukları şirketlerle ilgili olarak uygulandığı dikkatealındığında geleceğe yönelik genel, soyut ve herkesi bağlayıcı bir etki meydanagetirmediği açıktır. Bu yönüyle kural OHAL dönemini aşan genel bir düzenlemeniteliği taşımamaktadır. Bu itibarla kuralın anayasallık denetimindeAnayasa’nın OHAL’lerde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejiminidüzenleyen 15. maddesinin dikkate alınması gerekmektedir.
132. Anayasa’nın “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı48. maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerinesahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir./Devlet, özel teşebbüslerin millîekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik vekararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.” denilerekçalışma ve teşebbüs hürriyeti güvence altına alınmıştır.
133. Çalışma hürriyeti,kişinin çalışıp çalışmama, çalışacağı işi seçme ve çalıştığı işten ayrılmaözgürlüğünü korur. Çalışma hürriyeti, ücretli olarak bağımlı çalışma hakkınıolduğu kadar iktisadi ve ticari faaliyet yapma ve mesleki faaliyette bulunmahakkını da içerir. Çalışma hürriyetinin bir parçası olan özel teşebbüshürriyeti de her gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin tercih ettiği alandaiktisadi-ticari faaliyette bulunmak üzere teşebbüs kurabilmesini, dilediğimesleki faaliyete girebilmesini ve faaliyetiyle mesleğini devletin veya üçüncükişilerin müdahalesi olmaksızın dilediği biçimde yürütebilmesini güvence altınaalmaktadır (AYM, E.2019/48, K.2019/74, 19/09/2019, § 14; E.2019/108,K.2019/101, 25/12/2019, § 9).
134. Dava konusu kural kapsamında kapatılan kurum,kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtımkanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılması veticari sicil kayıtlarının resen terkini Anayasa’nın 48. maddesinde güvencealtına alınan çalışma hakkı ve teşebbüs hürriyetine sınırlama getirmektedir.
135. Çalışma hakkı ve teşebbüs hürriyeti OHAL yönetimininbenimsendiği dönemlerde Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan,dokunulması yasaklanmış çekirdek haklar arasında bulunmamaktadır. Dolayısıylabu hürriyetler yönünden OHAL’lerde Anayasa’daki güvencelere aykırı tedbirlerinalınması mümkündür.
136. Anılan hak ve hürriyetler, milletlerarası hukuktankaynaklanan yükümlülük olarak insan hakları alanında Türkiye’nin taraf olduğuuluslararası sözleşmelerden özellikle Medeni ve Siyasi Haklara İlişkinUluslararası Sözleşmesi’nin (MSHUS) 4. maddesinin (2) numaralı ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 15. maddesinin (2) numaralı fıkralarında ve buSözleşme’ye ek protokollerde dokunulması yasaklanan çekirdek haklar arasındaolmadığı gibi milletlerarası hukuktan kaynaklanan diğer herhangi bir güvence(olağanüstü dönemlerde korunmaya devam eden güvenceler) kapsamında da değildir.
137. Anayasa’nın 15. maddesi uyarınca olağanüstüdönemlerde çalışma hakkı ve teşebbüs hürriyetinin kullanılmasının kısmen veyatamamen durdurulması veya bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırıtedbirler alınabilmesi mümkün olmakla birlikte bu husus, yapılacakdüzenlemelerde sınırsız bir takdir yetkisi tanındığı anlamına gelmemektedir.Anılan maddede OHAL’lerde durumun gerektirdiği ölçüde söz konusu düzenlemelerinyapılabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklere getirilensınırlamanın Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında durumun gerektirdiği ölçüde olduğununkabul edilebilmesi için bunu aşan keyfî müdahalelere izin verilmemesi gerekir.
138. Terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle devletinvarlığına, demokratik düzenine ve millî güvenliğine tehlike oluşturacağıdeğerlendirilen şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicilkayıtlarının resen terkinine ilişkin tedbirin, millî güvenlik, demokratikanayasal düzen ve kamu güvenliğinin sağlanması ve korunması amaçlarına ulaşmabakımından elverişli olduğu anlaşılmaktadır.
139. Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo vetelevizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı olduklarışirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının resenterkininin çalışma hakkı ve teşebbüs hürriyetineoldukça ağır bir müdahale olduğu açıktır. Bununla birlikte söz konusuşirketlerin darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmayla ve diğer terörörgütleriyle bağlantılı olduğunun tespiti hâlinde bunlarınfaaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının resen terkininin olağanüstü hâl koşullarında mümkün olduğu kabuledilmelidir.
140. Çalışma hakkı veteşebbüs özgürlüğü üzerinde gerçekleşen bu müdahalenin terör örgütlerine veyadevletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı,oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğubelirlenen şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılması suretiyle 15 Temmuz 2016tarihinde yaşanan darbe girişiminde rol oynayan örgüt, yapı, oluşum veya gruplarakural konusu şirketlerden sağlanabilecek gelir ve diğer türlü maddi kaynaktransferinin engellenmesini, terörün finansmanda bu kaynakların kullanılmasınınönlenmesini amaçladığı anlaşılmıştır. Bu çerçevede olağanüstü hâldöneminde uygulanan tedbirler temel olarak FETÖ/PDY’nin oluşturduğu tehlikeninortadan kaldırılması amacına yönelik olsa da FETÖ/PDY’nin darbe girişiminedeniyle demokratik devlet yapısına karşı oluşan tehdit ortamında diğer terörörgütleri ya da oluşumların kamu güvenliğine karşı faaliyetlerini daha etkilive tehlikeli boyuta taşımaları da mümkün olabilir. Bu durum FETÖ/PDY dışındadiğer terör grupları ve oluşumlarla da olağan usullerin ötesinde farklıyöntemlerle mücadele edilmesi zorunluluğunu ortaya çıkarabilir.
141. Yaşanmış bir darbe teşebbüsünün savuşturulmayaçalışıldığı bir dönemde darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmanın ve diğerterör örgütlerinin ekonomik kaynaklarının kurutulmasına yönelik tedbirleralınması demokratik bir toplumda meşru görülmelidir. Bu çerçevede terörörgütleriyle bağlantılı olduğu değerlendirilen şirketlerin kapatılması veticaret sicil kayıtlarının terkin edilmesi de olağanüstü hâl dönemindebaşvurulabilecek tedbirlerden biri olarak kabul edilmelidir. Bu şirketlerinkapatılarak ticaret sicil kayıtlarının terkin edilmesi yerine yönetimlerininolağanüstü hâl süresince kayyıma devredilmesi de başvurulabilecek daha hafifbir tedbir olarak görülebilecek ise de kayyım atama tedbirinin olağanüstü hâlkoşullarında kapatma tedbiriyle aynı neticeyi doğurmayabileceğini değerlendirenkanun koyucunun doğrudan kapatma ve ticaret sicil kaydına son verme tedbirinebaşvurmasının, takdir yetkisi kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Budurumda terör örgütleriyle bağlantılı görülen şirketlerin kapatılmasının ve ticaretsicil kayıtlarının terkin edilmesinin olağanüstü hâl koşullarında gereklilikkriterini sağladığı kanaatine varılmıştır.
142. Kuralkapsamında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY’yeaidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu değerlendirilen kurum, kuruluş, özelradyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarıhaklarındaki isnatlara cevap verme ve bunlara karşı delil sunma imkânınıntanındığı bir soruşturma süreci yürütülmeden ve bu süreç sonunda somut olgu veolaylar çerçevesinde iddia, savunma ve delillerin tartışılarak ulaşılan sonucundayandığı maddi ve hukuki temelleri gösteren gerekçeler açıklanmadankapatılmışlardır. Bu yönüyle sözü edilen kurum, kuruluş, özel radyo vetelevizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarına bir iddiayöneltilerek bunlara karşı savunma ve delil sunma hakkı tanınmadan yani tedbiröncesi bireyselleştirme sağlanmadan liste yöntemiyle kapatılma tedbirininuygulandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu kurum ve kuruluşların bağlı olduklarışirketler açısında da faaliyetlerinin sonlandırılması ve ticari sicilkayıtlarının terkini aynı sonuçları doğurmaktadır.
143. Belirtilen hususlar yönünden 7083 sayılı Kanun’un 3.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi dışında kalan kısmına ilişkinolarak Anayasa Mahkemesinin 13/10/2022 tarihli ve E.2018/78, K. 2022/114 sayılıkararında belirtilen gerekçeler dava konusu kural için de geçerlidir (anılan karardabkz. §§ 101-111).
144. Buna göre faaliyetlerin sonlandırılması ve ticarisicil kayıtlarının terkininin her bir şirket yönünden hukuka uygunluğunundenetlenmesi yani bireyselleştirmenin sağlanması için Anayasa ve ilgilikanunlarda gerekli güvencelere yer verildiği görülmektedir. Başka bir ifadeylehukuk sisteminde ileriye dönük olsa dahi tedbirlerin amacına uygun ve ölçülüşekilde uygulanmasını sağlayacak şekilde Komisyon ve idare mahkemesine başvuruimkânı getirilmek suretiyle etkili idari, yargısal güvencelerin sağlandığı, sözkonusu güvencelerin OHAL’e sebebiyet veren tehdit veya tehlikenin bertarafedilmesine yönelik kuralın bu amaç dışında keyfî bir şekilde uygulanmasınıengelleyecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
145. Sonuç olarak iptalitalep edilen kuralın olağanüstü hâle neden olan şartlar ve özelliklebireyselleştirmeyi sağlamaya elverişli idari ve yargısal başvuru imkânlarıdikkate alındığında milli güvenliğin ve demokratik anayasal düzenin korunmasıamacı bakımından çalışma ve şirketlerin teşebbüs özgürlüğüne durumungerektirdiği ölçüyü aşacak şekilde bir sınırlama getirdiği söylenemez.
146. Öte yandan dava konusu kural kapsamında MGK’nındevletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verdiği yapı,oluşum veya gruplarla ilgili tespiti dikkate alınarak şirketler için ticaretsicilinden terkin edilmeleri tedbirinin öngörülmesi MGK kararlarına icrai birişlev kazandırmamaktadır. Bu nedenle kuralda MGK’ya tanınan fonksiyonunAnayasa’nın 118. maddesinde öngörülen yetki sınırlarını aştığı ve bu nedenlekuralın Anayasa’yı ihlal ettiği söylenemez.
147. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 15., 40.,48., 118. ve 119. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, EnginYILDIRIM, M. Emin KUZ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Kenan YAŞAR bu görüşekatılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 35. maddesiyleilgisi görülmemiştir.
b. İkinci Cümle
148. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kuralilgisi nedeniyle Anayasa’nın 15., 38. ve 40. maddeleri yönünden deincelenmiştir.
149. Kural faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicilkayıtları resen terkin edilen şirketlerin devralınan varlıkları dışındakivarlıklarının da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılacağını öngörmektedir.
150. Ticaret sicil kayıtları terkin edilen şirketlerin devralınanvarlıkları dışındaki varlıklarının da Hazineye bedelsiz devredilmişsayılmasıyla ilgili kural olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit vetehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olarak bu dönemde uygulanmıştır. Bunedenle kurala ilişkin Anayasa’ya uygunluk denetiminin Anayasa’nın 15. maddesikapsamında yapılması gerekir.
151. Dava konusu kural, kapatılankurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtımkanallarının bağlı oldukları şirketlerin Anayasa’nın35. maddesi kapsamında kalan varlıklarının Hazineye devredilmesini öngörmeksuretiyle mülkiyet hakkına sınırlama getirmektedir.
152. Dava konusu kural ile 7083 sayılı Kanun’un 3.maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “Birinci fıkrakapsamında kapatılan derneklere ve basın-yayın kuruluşlarına ait olantaşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineyebedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resenHazine adına, … tescil edilir.” bölümü ve üçüncü cümlesi aynı içeriğe sahipolup Anayasa Mahkemesinin 13/10/2022 tarihli ve E.2018/78, K.2022/114 sayılıkararıyla söz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptaltaleplerinin reddine hükmedilmiştir.
153. Anılan kararda, kuraldaöngörülen tedbirin OHAL’in ilanına neden olan tehdit ve tehlikelerin bertarafedilmesine yönelik olarak bu dönemde uygulandığından kurala ilişkin Anayasa’yauygunluk denetiminin Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında yapılması gerektiğibelirtilmiş; tedbirin her bir kurum ve kuruluş yönünden hukukauygunluğunun denetlenmesinin yani bireyselleştirmenin sağlanması için Komisyonve idare mahkemesine başvuru imkânı getirilmek suretiyle etkili idari veyargısal güvencelerin sağlandığı, söz konusu güvencelerin OHAL’e sebebiyetveren tehdit veya tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik kuralların bu amaçdışında keyfî bir şekilde uygulanmasını engelleyecek nitelikte olduğu, budurumda kuralla mülkiyet hakkına durumungerektirdiği ölçüyü aşacak şekilde bir sınırlama getirilmediği sonucunavarılmıştır (bkz. §§ 143-165).
154. Kararda devamla ekonomikdeğer taşıyan varlıkların Hazineye intikal etmesi tedbirinin bunlarınkullanımını kontrol etmek suretiyle kamusal hayata dönük güveni yeniden tesisederek demokratik anayasal düzenin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi amacıylauygulanmış olduğu, mal varlığının Hazineye devredilmesine ilişkin ilavetedbirlere karşı 7075 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesine göre yapılacakbaşvuru üzerine ilave tedbirlerin asıl tedbir olan kapatma tedbirinin zorunlusonucu olup olmadığı veya kapatma tedbiri ile arasında bağlantı bulunupbulunmadığının yanı sıra OHAL’e neden olan şartlar yönünden de inceleneceğiaçıklanmıştır (bkz. §§ 166-168).
155. Suç teşkil eden faaliyetlerden birisi ile ilişkilendirmedenbütün mal varlığının üzerindeki mülkiyetin ortadan kaldırılması ve bunlarınHazineye devredilmesi sonucunu doğuran ilave tedbire ilişkin olarak idari veyargısal başvuru yolları öngörülmek suretiyle mülkiyeti kamuya geçirilen malvarlığının suçla bağlantısının bulunmadığınayönelik olarak ileri sürülecek iddiaların inceleneceği ve bu yolla bireyselleştirmeninsağlandığı da gözönüne alındığında söz konusu tedbirin Anayasa’nın 38.maddesinde düzenlenen genel müsadere cezası yasağına da aykırı olmadığısonucuna varılmıştır (bkz. § 169).
156. Diğer taraftan devire ilişkin işlemlerin ilgili tüm kurumlardan gerekliyardımı almak suretiyle Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yerinegetirilmesine yönelik dava konusu düzenlemenin de söz konusu işlemlerinyürütülmesinden sorumlu muhatabın tespit edilmesine ilişkin olup olağanüstüşartlar kapsamında yöntemsel bir zorunluluğun yerine getirilmesi amacındankaynaklandığı, bu itibarla Anayasa’ya aykırı bir yönünün bulunmadığıbelirtilmiştir (bkz. § 170).
157. Dava konusu kurallaraçısından söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından7083 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birincicümlesinin “Birinci fıkra kapsamında kapatılan derneklere vebasın-yayın kuruluşlarına ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacakve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlaraait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, … tescil edilir.” bölümünün veüçüncü cümlesinin Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bukurallar yönünden de geçerlidir.
158. Açıklanannedenlerle kurallar Anayasa’nın 15., 35., 38.ve 40. maddelerine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
159. Açıklanannedenlerle kural Anayasa’nın 15., 35., 38. ve 40. maddelerine aykırı değildir.İptal talebinin reddi gerekir.
Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, EnginYILDIRIM, M. Emin KUZ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Kenan YAŞAR bu görüşekatılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 48. maddesiyleilgisi görülmemiştir.
D. Kanun’un 5. Maddesinin (6) Numaralı Fıkrasında YerAlan “…özel hukuk tüzel kişilerine ise…” İbaresinin İncelenmesi
1. Anlam veKapsam
160. 667 sayılı KHK’nın 2. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (c) bendinde millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilenFETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen ekli (III) sayılılistede yer alan vakıfların kapatıldığı belirtilmiş; (2) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinde kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ileher türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakının Vakıflar GenelMüdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.
161. Maddenin (3) numaralı fıkrasında ise millî güvenliğetehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terörörgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve eklilistelerde yer almayan vakıfların da ilgili bakanlıklarda bakan tarafındanoluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılacağı; bu fıkrakapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da (2) numaralı fıkrahükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
162. 7091 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (6) numaralıfıkrasında 667 sayılı KHK hükümleri gereğince kapatılan vakıfların mülkiyetiVakıflar Genel Müdürlüğüne intikal eden taşınmazlarının üzerinde bulunan eğitimve sağlık tesislerinin tahsisine ilişkin hususlar düzenlenmektedir. Bu kapsamdaanılan fıkrada 667 sayılı KHK hükümlerigereğince kapatılan vakıflara ait olup mülkiyetleri Vakıflar Genel Müdürlüğüneintikal eden taşınmazlar üzerinde bulunan eğitim ve sağlık tesislerinin kamukurum ve kuruluşlarına bedelsiz, özel hukuk tüzel kişilerine ise bedelikarşılığında tahsis edilebileceği hüküm altına alınmış olup söz konusu fıkradayer alan “…özel hukuk tüzel kişilerine ise…” ibaresi dava konusu kuralıoluşturmaktadır.
163. Buna göre kural söz konusu taşınmazların, bedelikarşılığında özel hukuk tüzel kişilerine de tahsis edilebilmesine imkântanımaktadır. Kuralın gerekçesinde de söz konusu taşınmazların kamumenfaatlerine uygun olarak bedeli karşılığında özel hukuk tüzel kişilerinetahsis edilebileceği hususunda idareye takdir yetkisi verildiği belirtilmiştir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
164. Dava dilekçesinde özetle, OHAL kapsamında kapatılanvakıfların kapatma aleyhine yaptıkları başvurular sonuçlandırılmadan ve sözkonusu tedbirin hukuka uygun olup olmadığı tespit edilmeden taşınmazlarıüzerindeki eğitim ve sağlık tesislerinin özel hukuk tüzel kişilerine tahsisedilmesinin anılan tedbirin ortadan kalkması hâlinde taşınmazın iadesiniimkânsız hale getireceği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13., 35. ve 48.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’yaAykırılık Sorunu
165. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden incelenmiştir.
166. Anayasa’nın 2.maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insanhaklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adilbir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan,Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendinibağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
167. Hukuk devletinde kanunların kamuyararı gözetilerek çıkarılması zorunludur. AnayasaMahkemesinin kararlarına göre kamu yararı genel bir ifadeyle bireysel, özelçıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.Kanunun amaç ögesi bakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi içinçıkarılmasında kamu yararı dışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekmekteolup kamu yararı dışında bir amaçla çıkarılmış olduğu açıkça anlaşılabiliyorsaamaç unsuru bakımından Anayasa’ya aykırılık söz konusudur.
168. Anayasa’ya uygunluk denetiminde kuralınöngörülmesindeki kamu yararı anlayışının isabetli olup olmadığı değil incelenenkuralın ihdasında kamu yararı dışında belli bireylerin ya da gruplarınçıkarlarının gözetilip gözetilmediği incelenir. Diğer bir anlatımla bir kuralınAnayasa’ya aykırılık sorunu çözümlenirken kamu yararı konusunda AnayasaMahkemesinin yapacağı inceleme, yalnızca kuralın kamu yararı amacıyla çıkarılıpçıkarılmadığının denetimiyle sınırlıdır.
169. Kuralın öngördüğü kapatılan vakıflara ait olupmülkiyetleri Genel Müdürlüğe intikal eden taşınmazlar üzerinde bulunan eğitim vesağlık tesislerinin tahsis işlemi ile tesislerin değerlendirilmesiamaçlandığından ve hayrat olarak kaydedilmiş taşınmazların bu niteliğinden dolayıdoğrudan toplumun istifadesine sunulması nedeniyle bunun kamu yararına aykırıbir yönünün bulunduğu söylenemez. Öte yandan tahsis işlemi mülkiyetin karşıtarafa geçmesi anlamına gelmemektedir. Kaldı ki eğitim ve sağlık tesislerininözel hukuk tüzel kişilerine tahsis edilmesiyle birlikte kapatma ya da el koymakararlarının iptal edilmesi halinde iadeyi imkânsız hale getirecek birdüzenleme de bulunmamaktadır.
170. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 13., 35. ve 48. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
171. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaksuretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekligördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararınınyürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceğibelirtilmektedir.
172. 7091sayılı Kanun’un; 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının dördüncü ve beşincicümlelerinin iptal edilmesinedeniyle doğacakhukuksal boşluk kamu yararını ihlâl edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesininüçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bucümlelere ilişkin iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasındanbaşlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
V. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
173. 8/2/2018 tarihli ve 7091 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde KararnameninKabul Edilmesine Dair Kanun’un;
A. 1. 3.maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ...ile bunların eş veçocuklarına...” ibaresine,
2. 5. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan “...aidiyeti, iltisakı veya irtibatıolmayan kişilerle...” ibaresine,
yönelik yürürlüğün durdurulması taleplerinin, koşullarıoluşmadığından REDDİNE,
B. 2. maddesinin(2) numaralı fıkrasının dördüncü ve beşinci cümlelerine yönelik iptal hükümlerinin yürürlüğegirmelerinin ertelenmeleri nedeniyle bu cümlelere ilişkin yürürlüğündurdurulması taleplerinin REDDİNE,
C. 1. 2.maddesinin;
a. (1) numaralıfıkrasına,
b. (2) numaralıfıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerine,
2. 3. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan “...telekomünikasyon yoluyla iletişimintespiti de dahil olmak üzere...” ibaresine,
3. 5. maddesinin;
a. (3) numaralıfıkrasının birinci ve ikinci cümlelerine,
b. (6) numaralıfıkrasında yer alan “...özel hukuk tüzel kişilerine ise...” ibaresine,
Ç. Ekli (1), (2),(3) ve (4) sayılı listelerine,
yönelik iptal talepleri, 26/10/2022 tarihli, E.2018/85,K.2022/127 sayılı kararla reddedildiğinden bu fıkraya, cümlelere, ibarelere velistelere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,
26/10/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
VI. HÜKÜM
8/2/2018 tarihli ve 7091 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaAlınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin KabulEdilmesine Dair Kanun’un;
A. 2. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. (2) numaralıfıkrasının;
a. Birinci, ikincive üçüncü cümlelerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. Dördüncü vebeşinci cümlelerinin Anayasa’ya aykırı olduklarına ve İPTALLERİNE, iptal hükümlerinin, Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralıfıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AYSONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
B. 3. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan;
1. “...ilebunların eş ve çocuklarına...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğunave İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. “...telekomünikasyonyoluyla iletişimin tespiti de dahil olmak üzere...” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Hasan TahsinGÖKCAN, Engin YILDIRIM, M. Emin KUZ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ile Kenan YAŞAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. 5. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasında yer alan “...aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayankişilerle...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNEOYBİRLİĞİYLE,
2. (3) numaralıfıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına veiptal taleplerinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN,Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, M. Emin KUZ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ileKenan YAŞAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3. (6) numaralıfıkrasında yer alan “...özel hukuk tüzel kişilerine ise...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
Ç. Ekli (1), (2),(3) ve (4) sayılı listelerinin Anayasa’yaaykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
26/10/2022 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 8/2/2018 tarihli ve 7091 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 3. maddesinin (1) numaralıfıkrasında yer alan “…telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti de dahilolmak üzere…” ibaresi ile 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci veikinci cümlelerinin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar verilmiştir.
A. “…telekomünikasyonyoluyla iletişimin tespiti de dahil olmak üzere…” İbaresi
2. Dava konusuibarenin de içinde bulunduğu fıkra, olağanüstü hâlin devamı süresince 667sayılı KHK’nın 3. ve 4. maddeleri uyarınca hakkında inceleme ve soruşturmayürütülen kişiler ile bunların eş ve çocuklarına ilişkin olarak yetkilikurul, komisyon ve diğer mercilerce ihtiyaç duyulan -5411 sayılı BankacılıkKanunu uyarınca müşteri sırrı kapsamında kabul edilenler hariç- telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti dedahil olmak üzere her türlübilgi ve belgenin, kamu ve özel kurum ve kuruluşlarca vakit geçirilmeksizinverileceğini öngörmektedir.
3. AnayasaMahkemesi aynı fıkrada yer alan “ilebunların eş ve çocuklarına” ibaresini oybirliğiyleiptal etmiştir. Mahkememiz olağanüstü hâli doğuran sebeplerin bertaraf edilmesiihtiyacının haklarında inceleme veya soruşturma bulunan kişilerin eş veçocuklarının da her türlü kişisel verilerinin kamu otoritelerine verilmesinizorunlu kılmadığı, dolayısıyla kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına vehaberleşme hürriyetine getirilen sınırlamanın olağanüstü hâl şartlarında dahidurumun gerektirdiği ölçüyü aştığı sonucuna ulaşmıştır (§ 95). Esasen benzergerekçelerle telekomünikasyonyoluyla iletişimin tespiti de dahil olmak üzere ibaresinin de iptal edilmesi gerekirdi.
4. Davakonusu kural, hakkında inceleme ve soruşturma yürütülen kişilerintelekomünikasyon yoluyla iletişimlerinin tespitine ilişkin bilgilerin yetkilimercilere verilmesini zorunlu kılmak suretiyle Anayasa’nın 20. maddesinde güvenceyealınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına ve 22. maddesinde korunanhaberleşme hürriyetine yönelik sınırlama getirmektedir.
5. Anayasa’nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında usulüne uygun verilmiş hâkim kararı olmadıkça,gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça haberleşmenin gizliliğine dokunulamayacağı, yetkilimerciin kararının yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulacağı vekırk sekiz saat içinde hâkimin kararı açıklamadığında kararın kendiliğindenkalkacağı belirtilmektedir. Çoğunluk tarafından da kabul edildiği üzere,hakkında inceleme ve soruşturma yürütülen “kişilere ait telekomünikasyonyoluyla iletişimin tespitine ilişkin bilgilerin yetkili makamlara verilmesindehâkim kararının aranmamasının Anayasa’nın 22. maddesinde belirtilen özelgüvenceye aykırılık teşkil ettiği açıktır” (§ 107).
6. Elbette Anayasa’nın15. maddesi uyarınca olağanüstü hallerde kişisel verilerin korunmasını istemehakkına ve haberleşme hürriyetine yönelik olarak Anayasa’da öngörülengüvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Ancak bu tedbirlerin “durumungerektirdiği ölçüde” olması gerekmektedir.
7. Dava konusu ibare,hiçbir şart öngörülmeden, hâkim kararı olmaksızın ve olağanüstü hâlin devamısüresince hakkında inceleme ve soruşturma yürütülen kişilerin telekomünikasyonyoluyla iletişimlerinin tespitine ilişkin bilgilerin yetkili mercilereverilmesini öngörmektedir. Çoğunluk tarafından ifade edildiği üzere kuralıniletişimin dinlenmesini ve kayda alınmasını kapsamadığı, yetkili makamlaraverilecek bilgilerin telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespitine ilişkinolanlarla sınırlı olduğu söylenebilir (§ 107). Bu durumda bile, söz konusutedbirin olağanüstü hâlin devamı süresince uygulanmasının öngörülmesi vesonuçları bakımından da uzun bir süre uygulanmış olması dikkate alındığında,müdahalenin durumun gerektirdiği ölçüde olduğu söylenemez.
8. Açıklanangerekçelerle kural Anayasa’nın 15., 20. ve 22. maddelerine aykırıdır.
B. Kanun’un 5. Maddesinin (3) NumaralıFıkrasının Birinci ve İkinci Cümleleri
9. İptali istenenkurallar, kapatılan kurum ve kuruluşların bağlı oldukları şirketlerinfaaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının resen terkinedilmesini ve bunların mal varlıklarının bedelsiz olarak Hazineyedevredilmesini öngörmektedir.
10. AnayasaMahkemesinin benzer mahiyetteki kuralları incelediği 2022/114 sayılı kararınayazdığım karşıoyda belirtilen gerekçelerle dava konusu kuralların daAnayasa’nın 15., 35. ve 38. maddelerine aykırı olduğu kanaatini taşımaktayım(AYM, E.2018/78, K.2022/114, 13/10/2022, Karşıoy Gerekçesi, §§ 4-11)
11. Yukarıda A ve Bbaşlıkları altında açıklanan gerekçelerle kuralların Anayasa’ya aykırı olduğunudüşündüğümden aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Başkan
Zühtü ARSLAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
A. Üçüncü Maddenin Birinci Fıkrası Yönünden
1. Kural ile OHAL rejiminin devamı süresince geçerliolmak üzere hakkında inceleme ve soruşturma yürütülen kişiler ile bunların eşve çocuklarına ilişkin olarak telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti dedahil olmak üzere ihtiyaç duyulan her türlü bilgi ve belgenin ilgili kamu ya daözel kuruluşlarca vakit geçirilmeksizin verilmesi yükümlülüğü düzenlenmektedir.Kural OHAL tedbiri niteliğinde olduğundan incelemenin Anayasa’nın 15. maddesikapsamında yapılması gerekir.
2. Anayasa’nın 15. maddesi uyarınca OHAL döneminde anılanmaddede özel olarak güvence altına alınmayan anayasal hakların durumungerektiği ölçüde sınırlandırılabileceği belirtilmektedir. Bu kural OHALilanı ile Anayasal güvencelerin veya hukuk devleti ilkesinin tümüyle askıyaalınması konusunda Devlete yetki verildiği anlamına gelmemektedir. Anayasa’nın15. maddesinde bir hukuk devletinde OHAL koşulları altında da insan haklarınasaygı ilkesi ve ölçülülük kriteri çerçevesinde faaliyet gösterilmesi gerektiğiöngörülmektedir. Başka deyişle olağan dönemde temel haklara ilişkinsınırlamaların sınırını düzenleyen 13. maddede yer alan gereklilik ve ölçülülükkriteri, OHAL dönemi bakımından 15. madde yönünden aranmalıdır. Bu husus anılanmaddede “durumun gerektiği ölçüde” ibaresiyle ifade edilmiştir.
3. Bu doğrultuda OHAL ilanını gerektiren nedenlerlebağlantılı olarak yasa dışı faaliyetleri bulunduğundan şüphe duyulan kişilere yönelikinceleme veya soruşturma yapılması ve bu kapsamda gerekli bilgilerinistenmesiyle ilgili bir gerekliliğin ve bunda kamu yararının bulunduğusöylenebilir. Fakat istenen bilgi ve belgelerin eş ve çocukları da kapsaması,zan altında olmayanlar yönünden de bir sınırlamayı gerektirmekte ve bu durumcezaların şahsiliği ilkesine (AYM.38/7) aykırılık oluşturmaktadır. Bu bakımdankuraldan bu sınırlamanın meşru amacının varlığı anlaşılamamaktadır.Ayrıca anılan tedbirin atıf yapılan KHK kapsamındaki kamu görevlilerine ilişkinolduğu anlaşılmakta ise de hangi suç veya eylemler bakımından geçerli olduğunadair bir belirlilikten de söz edilememektedir. Hatta söz konusu bilgileriisteme yetkisi bakımından da “yetkili kurul, komisyon ve diğer merciler”şeklinde kapsamı belirsiz bir yetkinin verildiği görülmektedir. Belirtilenhususlar gerek kanunilik kriterinin karşılanması ve gerekse ölçülülük ilkesiyönünden Anayasa’ya aykırılığa neden olmaktadır.
4. İkinci olarak gerek inceleme altındaki kişiler vegerekse bunların eş ve çocuklarına ilişkin olarak iletişimin tespiti de dahilolmak üzere bilgi ve belgelerin istenmesi, özel hayatın ve haberleşmeningizliliği ile kişisel verilerin korunması haklarına müdahale oluşturmaktadır.İncelemeye konu düzenlemeye neden olan OHAL sürecinin 4 yılı bulduğugözetildiğinde, bireyler üzerinde uzun süre devam edecek şekilde tedbiruygulanmasının durumun gerektirdiği ölçüde olduğunun söylenebilmesi güçtür. Öteyandan anılan temel haklara yönelik müdahale yalnızca inceleme altındakikişiyle sınırlı olmayıp eş ve çocuklarını da kapsamaktadır ki bunlar yönündenkuralda gerekliliğin izah edilmediği, ayrıca makul bir süreyi aşan müdahaleninölçüsüzlüğü açıkça görülmektedir.
B. Beşinci Maddenin 3. Fıkrasının Birinci ve İkinciCümleleri
Kural ile kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo vetelevizyonlar, gazete, dergi yayınevi ve dağıtım kanallarının devralınanvarlıkları dışında kalan varlıklarının Hazine’ye bedelsiz devredilmişsayılacağı hükme bağlanmaktadır. Benzer bir düzenleme AYM’nin 2018/78 E. sayılıdosyasında da iptal istemine konu olmuş ve tarafımca incelenen kuralın iptaledilmesi gerektiğine ilişkin karşıoy yazılmıştır. Sözünü ettiğim karşıoydakigerekçelerle bu dosyada incelenen kuralın da iptal edilmesi gerektiğigörüşündeyim.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
A) “…telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti de dahil olmaküzere…” ibaresi yönünden
1. Kanun’un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan“…telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti de dahil olmak üzere…” ibaresininiptali talep edilmiştir.
2. Kuralla hakkında inceleme ve soruşturma kişiler içintelekomünikasyon yoluyla iletişimin tespitini içeren bilgilerin kamu ve özeltüm kurum ve kuruluşlarınca verilmesi özel hayatın gizliliğine ve haberleşmehürriyetine bir sınırlama getirmektedir.
3. Kural, Anayasa’nın 22. maddesinde yer alan usulüne göre verilmişhâkim kararı olmadıkça ve gerekli hallerde yetkili kılınmış merciin yazılı emribulunmadıkça haberleşmenin engellenemeyeceği ve gizliliğine dokunulamayacağıhükmüyle uyumlu değildir.
4. Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasındayer alan çekirdek alan kapsamında olması nedeniyle olağanüstü dönemlerde dahimasumiyet/suçsuzluk karinesine aykırı düzenlemeler yapılamaz. Nitekim anılanmaddede savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde suçluluğu mahkeme kararıile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz denilmektedir. (AYM, E.2017/21,K.2020/77, 24/12/2020, § 185).
5. Kural, Anayasa’nın 15. maddesinin ikincifıkrasında yer alan ve hiçbir durumda dokunulamayan temel hak ve ilkelerdenbiri olan suçsuzluk karinesiyle çelişmemekle birlikte bu maddede ifade edilendurumun gerektirdiği ölçüde olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
6. İptali istenen ibare olağanüstü hal döneminde hakkında incelemeve soruşturma yürütülen kişiler bakımından öngörülen telekomünikasyon yoluylailetişimin tespiti koruma tedbirinde gerek usulüne göre verilmiş hâkim kararınagerekse sakınca bulunan hallerde de yetkili kurum, komisyon ve diğer mercilerinyazılı emirlerine ve yetkili merciin kararına belli bir süre içinde hâkiminonayına sunulması şartları aranmamaktadır. Dolayısıyla olağanüstü haltedbirleri kapsamında hakkında inceleme ve soruşturma yürütülen kişileryönünden telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespitinin hiçbir şarta bağlıolmaması keyfi bir şekilde bu tedbirin uygulanmasının önüne açması olasılığınınmevcudiyeti kişilerin özel hayatın gizliliğine ve haberleşme hürriyetineolağanüstü hal döneminde dahi durumun gerektirdiği ölçüyü aşan bir sınırlamayaneden olmaktadır.
7. Dolayısıyla kuralın, Anayasa’nın 15., 20. ve 22. maddeleriylebağdaşmadığı düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
B) Kanun’un 5. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının Birinci ve İkinciCümleleri Yönünden
8. E: 2018/78 sayılı dosyada belirttiğim gerekçelerle iptaliistenen kuralların Anayasa’nın 15., 35., 38. ve 40. maddelerine aykırılıktaşıdığı kanaatine ulaştığımdan, çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Engin YILDIRIM
KARŞIOY GEREKÇESİ
7091 sayılı Kanunun 3. maddesinin (1) numaralıfıkrasındaki “…telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti de dahil olmaküzere…” ibaresi ile 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci ve ikincicümlelerinin Anayasaya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk kuralın reddine ilişkin gerekçede, dava konusukuralda belirtilen kişilere ait iletişimin tespitine ilişkin bilgilerin yetkilimakamlara verilmesinde hâkim kararı aranmamasının Anayasanın 22. maddesindebelirtilen özel güvenceye aykırılık teşkil ettiği, ancak bunun iletişimintespitine ilişkin bilgilerle sınırlı olduğu ve iletişimin dinlenilmesi ilekayda alınmasını kapsamadığı gözetildiğinde olağanüstü hâl şartlarında ölçülüolduğu, bu nedenle Anayasanın 15., 20. ve 22. maddelerine aykırı olmadığı;diğer kuralların reddine ilişkin gerekçede ise, söz konusu hükümlerle çalışmahakkına ve teşebbüs hürriyetine sınırlama getirilse de anılan kurallaraçısından 13/10/2022 tarihli ve E.2018/78, K.2022/114 sayılı karardan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmadığı belirtilerek kuralların Anayasanın 15., 40.,48., 118. ve 119. maddelerine aykırı olmadığı belirtilmiştir.
1. İncelenen ve iptal talebi reddedilen yukarıdakiibarenin yer aldığı ilk kuralla, olağanüstü hâlin devam ettiği süre içinde 667sayılı KHK’nın 3. ve 4. maddelerine göre haklarında inceleme ve soruşturmayürütülen kişilere ait olan ve yetkili kurul, komisyon ve diğer mercilerceihtiyaç duyulan telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti de dâhil olmaküzere her türlü bilgi ve belgenin bu kurul, komisyon ve mercilere verilmesiöngörülmüştür.
Düzenlemeyle özel hayatın gizliliğine ve haberleşmehürriyetine getirilen sınırlamanın kanunîlik ölçütünü taşıdığı ve anayasalanlamda meşru bir amacının bulunduğu söylenebilirse de, yetkili kurul, komisyonve mercilerin kararlarının belli bir süre içinde hâkimin onayına sunulmasınınöngörülmemesi ve maddede bu tespitin herhangi bir şarta bağlanmaması sebebiyle,belirsiz bir süre için öngörülen bu sınırlamanın anılan temel haklaraAnayasanın 15. maddesinde belirtilen “durumun gerektirdiği ölçüyü” aşan birsınırlama getirdiği açıktır.
Dolayısıyla aynı fıkrada yer alan ve oybirliğiyleiptaline karar verilen “…ile bunların eş ve çocuklarına…” ibaresi gibi bu ibarede Anayasanın 15., 20. ve 22. maddelerine aykırıdır.
2. Kanunun 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birincive ikinci cümlelerinde ise, kapatılan kurum ve kuruluşlar, özel radyo vetelevizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı olduklarışirketlerin ticarî sicil kayıtlarının resen terkin edilerek bunların devralınanvarlıkları dışındaki varlıklarının da Hazineye bedelsiz olarak devredilmişsayılacağı hükme bağlanmıştır.
Söz konusu kurala ilişkin red kararına da, daha öncebenzer bir düzenlemeyle ilgili olarak verilen ve çoğunluğun gerekçesinde deatıf yapılan red kararına ilişkin karşıoy gerekçemde ayrıntılı olarakbelirtilen sebeplerle katılmak mümkün değildir (bkz. yukarıda belirtilen kararailişkin karşıoy gerekçem).
Bu sebeplerle, 3. maddenin (1) numaralı fıkrasındakimezkûr ibare ile 5. maddenin (3) numaralı fıkrasının birinci ve ikincicümlelerinin de Anayasaya aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiğidüşüncesiyle çoğunluğun red yönündeki görüşüne karşıyım.
Üye
M. Emin KUZ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Mahkememizçoğunluğunun 8/2/2018 tarihli ve 7091 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 3. maddesinin (1) numaralıfıkrasında yer alan “...telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti de dahilolmak üzere...” ibaresi ve 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci veikinci cümlelerinin Anayasa’ya aykırı olmadıkları şeklindeki çoğunluk kanaatine katılmamaktayım.
2. Anayasa’ya aykırıolduğu için iptali gerektiği kanaatinde olduğum ibarenin yer aldığı Kanun’un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ibareyle sınırlıolan kısmında olağanüstü hâlin devamısüresince 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında AlınanTedbirlere İlişkin KHK’nın 3. ve 4. maddeleri uyarınca hakkında inceleme vesoruşturma yürütülen kişilere ilişkin olarak yetkili kurul, komisyon ve diğermercilerce ihtiyaç duyulan, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunuuyarınca müşteri sırrı kapsamında kabul edilenler hariç, telekomünikasyonyoluyla iletişimin tespiti de dahil olmak üzere her türlü bilgi ve belgenin,kamu ve özel tüm kurum ve kuruluşlarca vakit geçirilmeksizin verileceğiöngörülmektedir.
3. Kural olağanüstühalin devamı süresince telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti de dahilolmak üzere her türlü bilgi ve belgenin, kamu ve özel tüm kurum ve kuruluşlarcavakit geçirilmeksizin verileceğini düzenlediğinden gerçekleştirilen Anayasa’yauygunluk denetimi Anayasa’nın 15. maddesi ölçüt alınarak yapılmalıdır.
4. Kuralın öngördüğütelekomünikasyon yolu ile iletişimin tespiti de dahil olmak üzere her türlübilgi ve belgenin ihtiyaç duyulması durumunda kamu ve özel tüm kamu kurum vekuruluşlarınca vakit geçirilmeksizin verilmesi bir olağanüstü tedbir olarakgörülebilir. Bu biçimdeki bir tedbir ile getirilen iletişimin tespitişeklindeki sınırlamanın Anayasa’nın 15. maddesinin (2) numaralı fıkrasıkapsamında olağanüstü dönemlerde dahi dokunulamayacak nitelikte sert çekirdekhaklar arasında olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.
5. Bununla birlikteibarenin Anayasa’nın 15. maddesine uygunluk boyutuyla yapılan denetimde ayrıcabu biçimdeki bir sınırlayıcı tedbirin “durumun gerektirdiği ölçüde” olupolmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Esasında dinlemeyi dekapsayabilecek niteliği de olmakla birlikte sadece iletişimin tespiti şeklindeolsa dahi olağanüstü halin devam ettiği süre boyunca geçerli olan biriletişimin tespitinin oldukça uzun bir süreyi kapsadığı aşikardır. Öte yandanhakim kararı ile yapılacağına dair bir güvenceye de yer verilmediği dikkatealındığında bu biçimdeki bir tedbirin yetkilikurul, komisyon ve diğer merciin idaritasarruflarıyla ve bu derece uzunca bir süreliğine devamı olağanüstü halinyürürlükte olduğu dönemde bu sınırlamanın Anayasa’nın 15. maddesindeki durumungerektirdiği ölçüde bir tedbir olma niteliği ile bağdaşmaması nedeniyle bahsekonu ibarenin Anayasa’nın 15., 20. ve 22. maddelerine aykırılıktan iptal edilmesigerekmektedir.
6. Kanun’un 5.maddesinin (3) numaralı fıkrasının dava konusu birinci ve ikinci cümlelerindekapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevive dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetlerininsonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkin edileceği ve bunlarındevralınan varlıkları dışındaki varlıklarının da Hazineye bedelsiz devredilmişsayılacağı öngörülmektedir.
7. Kanun’un 5.maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri ile ilgili olarakise aralarında bazı farklılıklar bulunmakla birlikte pekçok yönü ile davakonusu kanuni düzenlemeye benzer bir başka kuralla ilgili Mahkememizçoğunluğunun ulaşmış olduğu kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığı biçimindekikanaate, kuralın Anayasa’nın 15., 35., 38. ve 40. maddelerine aykırılıktandolayı iptal edilmesi gerektiği gerekçesiyle katılmamıştım. “E. S.: 2018/78, K.S.: 2022/114, K. T.: 13/10/2022” künyeli bahse konu karara ilişkin yazmışolduğum karşıoyda sıralanan Anayasa’ya aykırılık gerekçeleri bu kural için degeçerlidir. Bu nedenle kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığı şeklindeki Mahkememizçoğunluk kararına, bahse konu karşıoy yazısında sıraladığım gerekçelerlekatılmamaktayım.
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARŞI OY
A) 7091 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un, 3. maddesinin (1) numaralıfıkrasında yer alan “…telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti dedahil olmak üzere…” ibarenin iptaline dair kuralın Anayasa’ya aykırıolmadığına dair Genel Kurulun çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
Kuralda bulunan “…ile bunların eş ve çocuklarına…” ibaresinin iptaliile iptali talep edilen telekomünikasyonyoluyla iletişimin tespiti de dahil olmak üzere” ibaresinin kapsamınasadece hakkında inceleme ya da soruşturma yürütülen kişiler girmektedir.
Kural, hakkındainceleme ve soruşturma yürütülen kişiler için telekomünikasyon yoluylailetişimin tespitini içeren bilgilerin kamu ve özel tüm kurum ve kuruluşlarıncaverilmesi Anayasa’nın 20. ve 22. Maddelerinde düzenlenen özel hayatın gizliliğine ve haberleşme hürriyetihakkına sınırlama getirmektedir.
Kural, Anayasa’nın 22. maddesinde düzenlenen usulüne göreverilmiş hâkim kararı olmadıkça ve gerekli hallerde yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça haberleşmenin engellenemeyeceği ve gizliliğine dokunulamayacağıhükmüne aykırılık oluşturmaktadır.
İptali talep edilen ibarenin yer aldığı kuralda, olağanüstü hâlin ilanına neden olan darbe teşebbüsünedeniyle ortaya çıkan durum için bu döneme ilişkin hakkında inceleme vesoruşturma yürütülen kişiler bakımından öngörülen telekomünikasyonyoluyla iletişimin tespiti şeklindeki korumatedbirinde gerek usulüne göre verilmiş hâkim kararına, gerekse sakıncabulunan hallerde de yetkili kurul, komisyon ve diğer mercilerin yazılıemirlerine ve yetkili merciin kararının belli bir süre içinde hâkimin onayınasunulması şartları aranmamaktadır. Bu nedenleolağanüstü hâl tedbirleri kapsamında hakkında inceleme ve soruşturma yürütülenkişiler için telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespitinin hiçbir şarta bağlı olmaması dolayısıyla keyfi birşekilde uygulanabilmesi olasılığı kişilerin özel hayatının gizliliğine vehaberleşme hürriyetine olağanüstü dönemde durumun gerektirdiği ölçüyü aşanbir sınırlama getirmektedir.
Açıklanan nedenlerle iptali talep edilenibare Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerine aykırıdır.
B) 7091 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı TedbirlerAlınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un,5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi olan “Bunların devralınanvarlıkları dışındaki varlıkları da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılır.” İptali istenenkuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına dair Genel Kurulun çoğunluk görüşünekatılmamaktayım.
Kural kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo vetelevizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı olduklarışirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkinedilen şirketlerin devralınan varlıkları dışındaki varlıklarının da Hazineyebedelsiz devredilmiş sayılacağını öngörmektedir.
Kuralın 13. maddedeki kanunilik ölçütüne ve Anayasa'nın15. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde keyfiliğe yol açma imkanıiçerdiğinden Anayasa’nın 35. maddesine aykırıdır.
Malvarlığının bedelsiz devrinde kanunilik sorunugörülmeyecek olsa bile kuraldaki tedbir her halukarda durumun gerektirdiğiölçüde görülemez.
Milli güvenlik açısından sıkıntılı görülen ve terörlebağlantılı olduğu değerlendirilen kurumlar daha önce kapatılmış ve malvarlıklarınınhazineye geçişi düzenlenmiş ve olağanüstü şartları doğuran tehlikelerinbertaraf edilebilmesi için gerekli tedbir alınmıştır. Bununla yetinilmeyerek bukurumların bağlı oldukları şirketlerin diğer malvarlıklarının da hazineyebedelsiz devri durumun gerektirdiği ölçüde görülemez.
Kapatılan kuruluşun faaliyetleri şirketin faaliyetinin%1’ini oluştursa bile geriye kalan ve terörle irtibat ve iltisak şartıaranmayan %99’luk faaliyetlere ilişkin malvarlığının bedelsiz devrinin durumungerektirdiği ölçüde olduğu söylenemeyecektir.
Söz konusu kural Anayasa’nın 35.maddesine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle 7091 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı TedbirlerAlınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un,5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi olan “Bunlarındevralınan varlıkları dışındaki varlıkları da Hazineye bedelsiz devredilmişsayılır.” Şeklindeki iptali istenen kuralın Anayasa’nın yukarıda belirtilen maddelerine aykırılık teşkil etmesinedeniyle iptal talebinin reddine dair çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.
Üye
Kenan YAŞAR