ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2018/89
Karar Sayısı:2019/84
Karar Tarihi:14/11/2019
R.G. Tarih – Sayı:13/2/2020 -31038
İPTAL DAVASINI AÇAN: TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin KOÇ ile birlikte113 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU:31/1/2018 tarihli ve 7069 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı DüzenlemelerYapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul EdilmesineDair Kanun’un;
A. 6. maddesiyle18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 7. maddesinin ikincifıkrasına eklenen “…ile terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlıbulunanlar…” ibaresinin,
B. 9. maddesiyle7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun20. maddesinin (2) numaralı fıkrasına eklenen (d) bendinin,
C. 10. maddesiyle3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinin (1)numaralı fıkrasına eklenen (b) bendinin,
Anayasa’nın 2., 13., 15., 38., 48. ve 70. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına kararverilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un;
1. 6. maddesiyleikinci fıkrasına ibare eklenen 1512 sayılı Kanun’un iptali talep edilen kuralında yer aldığı 7. maddesi şöyledir:
“Stajyerlik şartları:
Madde 7 – Noterlik stajına kabul edilebilmek için:
1. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,
2. (Değişik : 13/6/2000 - 4579/1 md.) 21 yaşını bitirmişve 40 yaşını doldurmamış olmak,
3. Türk hukuk fakültelerinin birinden mezun olmak veyayabancı bir memleket hukuk fakültesinden mezun olup da, Türkiye hukukfakülteleri programlarına göre noksan kalan derslerden başarılı sınav vermişbulunmak,
4. (Mülga : 13/6/2000 - 4579/1 md.) (YenidenDüzenleme:17/10/2019-7188/4 md.) Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında başarılıolmak,
5.(Değişik: 23/1/2008-5728/345 md.) 14/7/1965 tarihli ve657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesine göre devlet memurluğunaatanmaya engel bir mahkûmiyeti bulunmamak,
6. Kesinleşmiş bir ceza veya disiplin kararı sonucundahakim, savcı, memur yahut avukat olmak niteliğini kaybetmiş bulunmamak,
7. Noterlik mesleğine yaraşmayacak tutum ve davranışlarıçevresince bilinmiş olmamak,
8. Noterlikle ve noter stajyerliği ile birleşmeyen birişle uğraşmamak,
9. Mahkeme kararı ile kısıtlanmış olmamak,
10. İflas etmiş ise itibarı iade edilmiş olmak, (Hilelive taksirli müflisler itibarları iade edilmiş olsa bile kabul olunmazlar.)
11. Hakkında aciz vesikası verilmiş ise bunu kaldırmışbulunmak,
12. Noterlik görevini devamlı ve gereği gibi yapmayaengel vücut veya akılca malul olmamak,
13. Staj yapılacak yerde ikametgâhı bulunmak, gerekir.
(Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/345 md.) Noterlikstajına engel mahkûmiyeti olanlar ile terör örgütleriyle iltisaklı veyairtibatlı bulunanlar, noterliğe kabul edilemezler.
(Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/345 md.)Stajisteminde bulunan kişi hakkında noterliğe engel bir suçtan dolayı soruşturmaveya kovuşturma yapılması halinde, stajyerliğe alınma isteği hakkındaki kararınbu soruşturma ve kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir.
Şu kadar ki, ceza kovuşturmasının sonucu ne olursa olsun,stajyerliğe kabul isteğinin geri çevrilmesi gereken hallerde, sonuç beklenmedenistek karara bağlanır.”
2. 9. maddesiyle(2) numaralı fıkrasına bent eklenen 6325 sayılı Kanun’un iptali talep edilenkuralın da yer aldığı 20. maddesi şöyledir:
“Arabulucular siciline kayıt şartları
MADDE 20 – (1) Sicile kayıt, ilgilinin Daire Başkanlığınayazılı olarak başvurması üzerine yapılır.
(2) Arabulucular siciline kaydedilebilmek için;
a) Türk vatandaşı olmak,
b) Mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip hukukfakültesi mezunu olmak,
c) Tam ehliyetli olmak,
ç) (Değişik: 12/10/2017-7036/25 md.) 26/9/2004 tarihli ve5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmişolsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapiscezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar,Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet,hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas,ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklananmalvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilikyapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak,
d) (Ek:5/6/2017-KHK-691/9 md.; Aynen kabul: 31/1/2018-7069/9 md.) Terörörgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak,
e) Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkçayapılan yazılı sınavda başarılı olmak,
gerekir.
(3) Arabulucu, sicile kayıt tarihinden itibarenfaaliyetine başlayabilir.
(4) (Ek: 12/10/2017-7036/25 md.) Daire Başkanlığı, sicilekayıtlı arabulucuları, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesiadalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyonbaşkanlıklarına gönderir. Bir arabulucu, en fazla üç komisyon listesinekaydolabilir.”
3. 10. maddesiyle(1) numaralı fıkrasına bent eklenen 6754 sayılı Kanun’un iptali talep edilenkuralın da yer aldığı 10. maddesi şöyledir:
“Bilirkişiliğe kabul şartları
MADDE 10- (1) Bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçekkişilerde aşağıdaki şartlar aranır:
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen birsuçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsabile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzeninişleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma,edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerleriniaklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma,yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak.
b) (Ek:5/6/2017-KHK-691/10 md.; Aynen kabul: 31/1/2018-7069/10 md.) Terörörgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak.
c) Daha önce kendi isteği dışında bilirkişilik sicilindençıkarılmamış olmak.
ç) Disiplin yönünden meslekten veya memuriyettençıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya dasürekli olarak yasaklanmamış olmak.
d) Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak.
e) Bilirkişilik temel eğitimini tamamlamak.
f) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yılfiilen çalışmış olmak ya da daha fazla çalışma süresi belirlenmiş ise bu sürekadar fiilen çalışmış olmak.
g) Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için mevzuattarafından aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olanuzmanlık alanını gösteren diploma, mesleki yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesiveya benzeri belgeye sahip olmak.
ğ) Bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına görebelirlenen yeterlilik koşullarını taşımak.
(2) Özel hukuk tüzel kişilerinin bünyesinde bilirkişiolarak çalışacak kişiler bakımından da birinci fıkradaki şartlar aranır vedüzenlenen raporlarda bu kişilerin adı ve soyadı ile imzası bulunur.
(3) Daha önce yaptığı başvurusu mesleki olarak yeterlinitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yenidenbilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamazlar.
(4) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışındaayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığınıbelgelendirmediği takdirde, bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemez.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, M. Emin KUZ,Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ’in katılımlarıyla 17/5/2018 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasınaOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Osman KODALtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Olağanüstü HâlDüzenlemelerinin Yargısal Denetimi
3. Anayasa’nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ladeğiştirilmeden önceki 148. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde ”…olağanüstühallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmündekararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla,Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz” hükmüne yer verilerek olağanüstü dönemkanun hükmünde kararnameleri (KHK) Anayasa Mahkemesinin yargısal denetiminindışında bırakılmıştır. Anayasa Mahkemesi 2/11/2016 tarihli ve E.2016/171,K.2016/164 sayılı kararında olağanüstü hâl KHK’larının Anayasa Mahkemesitarafından denetlenebilmesi için bu yöndeki bir anayasal yetkinin açıkçatanınması gerektiğini ifade ederek Anayasa’nın 148. maddesinin lafzı, Anayasakoyucunun amacı ve ilgili yasama belgeleri gözönünde bulundurulduğundaolağanüstü hâl KHK’larının herhangi bir ad altında yargısal denetiminin mümkünolmadığına karar vermiştir.
4. Bununla birlikte olağanüstü hâl KHK’larının TürkiyeBüyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından onaylanarak kanunlaşması hâlinde bukanun hükümlerinin Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde davaaçılmasının önünde bir engel bulunmamaktadır. İptal davasına konu edilen 7069 sayılı Kanun, olağanüstü hâl kapsamındaçıkarılan 5/6/2017 tarihli ve 691 sayılı KHK’nın TBMM tarafından onaylanmasısonucunda yürürlüğe girmiştir. Bu itibarla dava konusu kurallar diğer kanunhükümleri gibi Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi olmakla birlikte bu denetimyapılırken söz konusu kuralların olağanüstü hâle yönelik düzenlemeler içermesinedeniyle öncelikle inceleme yönteminin belirlenmesi gerekir.
5. Anayasa, temel hak ve özgürlüklerin korunmasınailişkin olarak olağan ve olağanüstü dönemler için iki ayrı hukuki rejimöngörmektedir. Olağan dönemde temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması rejimiAnayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmişken olağanüstü dönemde temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılması ya da kullanılmasının durdurulması rejimiAnayasa’nın 15. maddesinde düzenlenmiştir.
6. Anayasa’nın 13. maddesine göre “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
7. Anayasa’nın 15. maddesine göre ise “Savaş,seferberlik veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğanyükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hakve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlariçin Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir./ Birincifıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydanagelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığınınbütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamayazorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez;suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”
8. Olağan dönemde temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasına ilişkin ölçütler Anayasa’nın 13. maddesinde yer alırken savaş,seferberlik ve olağanüstü hâllerde hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması hatta kullanılmasının durdurulması özel olarak Anayasa’nın15. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre savaş, seferberlik veya olağanüstühâllerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının kısmen veya tamamendurdurulması ve bunlar için Anayasa’nın diğer maddelerinde öngörülengüvencelere aykırı tedbirler alınması mümkündür. Ancak Anayasa’nın 15.maddesiyle bu hususta tanınan yetki de sınırsız değildir. Anayasa’nın diğermaddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin milletlerarası hukuktandoğan yükümlülükleri ihlal etmemesi ve durumun gerektirdiği ölçüde olmasıgerekmektedir. Ayrıca bu durumlarda dahi kişinin yaşam hakkına, maddi ve manevivarlığının bütünlüğüne dokunulması, din, vicdan, düşünce ve kanaatleriniaçıklamaya zorlanması ve bunlardan dolayı suçlanması yasaklanmış; suç vecezaların geriye yürümemesi ilkesi ile masumiyet karinesinin bu hâllerde degeçerli olduğu kabul edilmiştir.
9. Olağanüstü hâl yönetim usullerine başvurulmasındakitemel amaç, bu yönetim rejiminin uygulanmasına neden olan tehdit veyatehlikelerin bertaraf edilmesini sağlamaktır. Devletin veya toplumun varlığınınya da kamu düzeninin ağır tehdit veya tehlikeler altında bulunması nedeniyleolağanüstü yönetim usulünün uygulandığı dönemlerde söz konusu tehdit veyatehlikelerin bertaraf edilmesi için temel hak ve özgürlüklerin olağan dönemekıyasla daha fazla sınırlandırılması sonucunu doğuran tedbirler alınmasıgerekebilir. Bu nedenle Anayasa’nın 15. maddesinin uygulanabilmesi için kuralınolağanüstü hâlin gerekli kıldığı durumla ilgisinin bulunması gerekir.
10. Olağanüstü hâl KHK’larının kanunlaşmasından sonra bukanun hükümlerinin Anayasa’ya uygunluğunun denetlenmesinde ilgili kuralın tabiolduğu sınırlama rejimi tespit edilmelidir. Zira söz konusu düzenlemelerdeolağanüstü hâlle ilgili kuralların yanında olağanüstü hâlle ilgisi olmayankurallara da yer verilebilmesi bu tespitin yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
11. Kanunlaştırılarak yargısal denetime açılan birkuralın Anayasa’nın olağanüstü dönem için öngördüğü denetim rejimine tabiolabilmesi için kural, olağanüstü hâlin ilanına sebep olan tehdit veyatehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olmalı ve olağanüstü hâl süresiylesınırlı uygulanmalıdır. Dolayısıyla ancak bu iki niteliği taşıyan bir kuralınAnayasa’ya uygunluk denetiminde olağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerinkullanılmasının sınırlanmasını ve durdurulmasını düzenleyen Anayasa’nın 15.maddesi esas alınabilir.
12. Kuralın olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehditveya tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olmadığı ya da olağanüstü hâlinsüresini aştığı durumlarda ise söz konusu kuralın Anayasa’ya uygunlukdenetiminde Anayasa’nın 15. maddesi dikkate alınamaz. Bu durumda kurala ilişkininceleme sınırlamaya konu hakkın düzenlendiği Anayasa maddesi başta olmak üzereAnayasa’nın ilgili hükümleri ile olağan dönemde hak ve özgürlükleri sınırlamave güvence rejimi bakımından temel öneme sahip olan Anayasa’nın 13. maddesibağlamında yapılmalıdır. Ancak buradaki anayasallık denetiminde varılan sonuçböyle bir düzenlemenin olağanüstü dönemde dahi yapılamayacağı şeklindeanlaşılamaz.
B.Kanun’un 6. Maddesiyle 1512 Sayılı Kanun’un 7. Maddesinin İkinci FıkrasınaEklenen “…ile terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunanlar…”İbaresinin İncelenmesi
1.İptal Talebinin Gerekçesi
13. Davadilekçesinde özetle; dava konusu kuralda belirtilen irtibat ve iltisakkavramlarının içeriğinin belirsiz ve öngörülemez olduğu, bu tespitin kimlertarafından nasıl yapılacağı, söz konusu tespit yapılırken bireylerin usuleilişkin güvencelerden yararlandırılıp yararlandırılmayacağı ve yargı yollarınabaşvurma imkânının olup olmadığı hususlarının belirli olmadığı, kuralın sadeceolağanüstü hâl süresince uygulanacak bir kural olmayıp sürekli niteliktaşıdığı, kuralla terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı bulunanlarınnoterliğe kabul edilemeyeceği öngörülmek suretiyle kamu hizmetine girme hakkınamüdahale edildiği, bu müdahalenin ilgili anayasal maddede öngörülen koşullarile temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin ölçütlere uygun olmadığı,kuralla getirilen yasağın noterlik mesleğine kabulü engelleyen bir tür disiplinyaptırımı niteliği taşıdığı, mesleğe kabul edilmeme sonucunu doğuracak fiilleridüzenleyen maddede hangi eylemin bu sonucu doğuracağının açık bir şekildeortaya konulması gerektiği, bunun yanı sıra söz konusu düzenlemenin geçmişeyürütülerek uygulanma olasılığının da yüksek olması nedeniyle ceza normlarınıngeçmişe yürümezliği ilkesinin de ihlal edildiği belirtilerek kuralınAnayasa’nın 2., 13., 15., 38. ve 70. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2.Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
14. 1512sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrasında noterlik stajına engelmahkûmiyeti olanlar ile terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı bulunanlarınnoterliğe kabul edilemeyecekleri hükme bağlanmakta olup fıkrada yer alan “…terörörgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunanların…” ibaresi dava konusukuralı oluşturmaktadır.
15. Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temelhak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine aitciddi belirtilerin ortaya çıkması ya da şiddet olayları sebebiyle kamudüzeninin ciddi şekilde bozulması gerekçesiyle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâlin ilanına karar verildiği gözetildiğinde terörörgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunanların noterliğe kabuledilemeyeceklerini düzenleyen kuralın olağanüstü hâlin ilanına neden olantehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik bir düzenleme olduğuaçıktır. Ancak kuralın olağanüstü hâl süresiyle sınırlı olarak uygulanmamasınedeniyle kurala ilişkin incelemenin Anayasa’nın olağan dönem kurallarıyönünden öngördüğü denetim rejimine göre yapılması gerekir.
16. Anayasa’nın kamu hizmetine girme hakkını düzenleyen70. maddesinin birinci fıkrasında “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkınasahiptir” denilmiş, ikinci fıkrasında ise “Hizmete alınmada, görevingerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez” hükmüne yerverilmiştir. Böylece hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başkahiçbir ayrım gözetilemeyeceği öngörülerek bir yandan kamu hizmetine alınmadaaranacak koşulların belirlenmesi hususunda kanun koyucuya takdir yetkisitanınmış, diğer yandan da söz konusu koşullar belirlenirken bu hakkagetirilecek sınırlamaların ancak görevin gerektirdiği niteliklerle uyumluolması hâlinde mümkün olabileceği ifade edilmiştir. Buna göre kamu hizmetinegirme hakkına koşul belirlemek suretiyle getirilecek sınırlama görevingerektirdiği niteliklerden başka bir şarta bağlanamaz. Bu husus, anılanmaddenin gerekçesinde “…Kamu hizmetine alınacak memur ve kamu görevlileriile ilgili düzenlemede bu hakkın kötüye kullanılmasını önleyecek hükümlergetirilmiştir” biçiminde vurgulanmıştır.
17. Kanun’un 5. maddesine göre noter olabilmek içinnoterlik stajını yaparak noterlik belgesi almış olmak gerekir. Kanun’un 6.maddesinde ise noterlik stajına tabi olmayan istisnai durumlar düzenlenmiştir.Anılan maddeye göre adli yargı hâkimlik yahut savcılıklarına veyahut hukukfakültesi mezunu olup idari yargı hâkimlik veya savcılıklarına atanmış ya daavukat unvanını kazanmış olan veya 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı AvukatlıkKanunu’na göre staj ve avukatlık sınavı şartlarından muaf olarak avukatlığakabul olunmaya hak kazanmış bulunanlar noterlik stajına tabi değildir.
18. Kural, terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlıbulunanların noterliğe kabul edilemeyeceklerini hükme bağlamak suretiyle noterolarak görev alabilme bakımından bir koşul öngörmüş bulunmaktadır. Bu itibarlanoterlik stajı aşamasıyla ilgili ve sınırlı olmayan kural, gerek noterlikstajını tamamlamak gerekse noterlik stajından muaf olmak suretiyle noter olarakatanma talebinde bulunanların tamamı yönünden geçerli bulunmaktadır.
19. Noterlik, 1512 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarıncabir kamu hizmeti olup noterler hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıklarıönlemek için işlemleri belgelendirir ve kanunlarla verilen diğer görevleriyaparlar. Kanun’un 3. ve 4. maddelerine göre birden çok noterlik açılması venoterliğin kapatılması Adalet Bakanlığının (Bakanlık) yetkisi kapsamında olupnoterliklerin sınıflandırılması da Bakanlık tarafından yapılmaktadır.Noterlerin sınıfının yükselebilmesinin adalet müfettişi tarafından haklarındadüzenlenen son hâl kâğıdında olumlu kanaat belirtilmiş olmasına bağlı olduğuise 4/a maddesinde hükme bağlanmıştır.
20. Kanun’un 6. ve 17. maddelerine göre noterlik belgesidüzenlemeye Bakanlık yetkili olup noterler 24. ve 27. maddeler uyarıncaBakanlık tarafından atanmaktadır. 37. maddede ilk defa noterliğe atananlarıngöreve başlamadan önce bu görevi doğru ve tarafsız olarak yapacaklarına dairandı içtiklerini gösterir tutanaklardan birinin Bakanlığa gönderilmesi hükmebağlanmış ve 39. maddede noterlerin noterlik mührü ile imza örneklerinibulundukları yer valiliklerine göndermekle yükümlü oldukları belirtilmiştir.
21. 40. ve 41. maddelerde noterlik dairesinin, resmîdaire sayılacağı; noterliklerde kullanılan evrak ve defterlerle diğer büromalzemesinin temini ve belgelerin imhasının da devlet daireleri hakkındakihükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. 51. maddeye göre noterlik dairesindegünlük çalışma, o yerdeki diğer resmî dairelerle birlikte başlar ve noter kuralolarak günlük çalışma süreleri dışında iş kabul edemez. Yine 52. madde uyarıncanoter tatil günlerinde ve iş günlerinin tatil saatlerinde kural olarak noterlikişlemi yapamaz. 55. maddede noterlik evrak ve defterlerinin gizli olduğu,noterlik dışına çıkarılmasının kural olarak yasak olduğu hükme bağlanmıştır.83. maddede ise noterlik işlemlerinin kural olarak noterlik dairesindeyapılması gerektiği ifade edilmiştir.
22. 50. ve 54. maddelerde hiçbir hizmet ve görevinnoterlikle birleşemeyeceği, noterlerin ticaret yapamayacakları, reklam verekabet niteliğinde bir eylemde bulunamayacakları ve sır saklamayükümlülüklerinin bulunduğu belirtilmiştir. 76. maddede ise noterlerinyasaklılık hâlleri düzenlenmiştir. 57. madde uyarınca noterlerin yıllıkizinleri Bakanlık tarafından verilir. 59. maddeye göre azami hastalık izinsüreleri sonunda iyileşemeyen noterlerin görevine de Bakanlıkça son verilir.71. maddede noterlerin yıllık gelir, gider ve teminat tutarını gösteren cetveliTürkiye Noterler Birliğinin (Birlik) yanı sıra Bakanlığa göndermekle yükümlüoldukları belirtilmiştir.
23. 82. maddede noterlik işlemlerinin resmî nitelikteolduğu belirtildikten sonra düzenleme biçiminde yapılmış işlemlerin içeriğinin,onaylama biçiminde yapılmış işlemlerin de imza ve tarihinin sahteliği sabitoluncaya kadar geçerli olduğu; diğer noterlik işlemlerinin ise aksi sabitoluncaya kadar geçerli olduğu hükme bağlanmıştır.
24. Ücret tarifesinin Bakanlık tarafından düzenlendiği,noterliklerin Birliğin yanı sıra Bakanlığın gözetim ve denetimi altında olduğu,noterliklerin Cumhuriyet savcıları ile adalet müfettişlerinin denetimine tabiolduğu, soruşturma veya kovuşturma sebebiyle işten el çektirmeye Bakanlığınyetkili olduğu, soruşturma yapılmasını gerektiren hâllerde soruşturmanın adaletmüfettişleri veya Cumhuriyet savcılarınca yaptırılacağı, noterler hakkındaverilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile disiplin cezalarınınitiraz üzerine Bakanlıkça inceleneceği, itiraz üzerine Bakanlığın verdiğikararın kesin olduğu, disiplin cezalarının Bakanlığın onayıyla kesinleşeceği,para cezaları dışındaki disiplin cezalarının Bakanlık tarafından yerinegetirileceği, noterlerin görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri suçlar ilegörevleri yerine getirmeleri sırasında veya görevleri sebebiyle kendilerinekarşı işlenen suçlardan dolayı 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanunu’nun uygulanması bakımından kamu görevlisi sayıldıkları, görev suçlarısebebiyle haklarında kovuşturma yapılabilmesinin Bakanlığın iznine tabi olduğu,yetersizlik sebebiyle noterlerin görevlerine son vermenin Bakanlığın yetkisikapsamında bulunduğu ve noterlik işlem formüllerinin Bakanlığın onayına tabiolduğu Kanun’un 112., 121. ila 124., 131., 140., 141., 145., 151. ila 153.,196. ve 200. maddelerinde düzenlenen diğer hususlardır.
25. Anılan hükümler gözetildiğinde noterliğin Anayasa’nın70. maddesi kapsamında bir kamu hizmeti olduğu anlaşılmaktadır. Kural,noterliğe kabul edilmede terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunmamakoşulunu öngörmek suretiyle kamu hizmetine girme hakkını sınırlamaktadır.
26. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmiştir.Buna göre kamu hizmetine girme hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin,Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun olması, kanunla yapılması veölçülü olması gerekir.
27. Noterliğin hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıklarıönlemek amacıyla hukuki işlemlerin belgelendirilmesini konu edinen bir kamuhizmeti ve noterlik işlemlerinin resmî nitelikte olduğu, bu kapsamda yapılmışolan düzenleme biçimindeki işlemlerin içeriğinin, onaylama biçimindekiişlemlerin de imza ve tarihinin sahteliği sabit oluncaya kadar, diğer noterlikişlemlerinin ise aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu gözetildiğindenoterlik hizmetinin terör örgütleriyle herhangi bir ilgisi bulunmayanbireylerce yerine getirilmesinin hukuki güvenliğin ve kamu yararınıngerçekleşmesi bakımından taşıdığı önem açıktır. Bu itibarla noterlik hizmetinegirmede kural uyarınca aranan terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlıbulunmama koşulunun görevin gerektirdiği niteliklerden olduğu, bu yönüylekuralla getirilen sınırlamanın Anayasa’nın 70. maddesinde belirtilen sınırlamasebebine uygun olarak öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
28. Öte yandan Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında kamuhizmetine giriş hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin bulunmasıyeterli değildir. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel haklarısınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfiliğeizin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemelerniteliğinde olması gerekir.
29. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun buniteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukukdevleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıcakamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). DolayısıylaAnayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik,Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığındayorumlanmalıdır.
30. Kuralda terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklıbulunan kişilerin noterliğe kabul edilemeyecekleri belirtilmekte olup kuraldageçen iltisaklı kavramı kavuşan, bitişen, birleşen; irtibatlı kavramı isebağlantılı anlamına gelmektedir. Anılan kavramlar genel kavram niteliğindeolmakla birlikte bunların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğu söylenemez.Bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamı yargı içtihatlarıylabelirlenebilecek durumdadır.
31. Diğer yandan anılan kavramların, içinde bulunulandöneme göre farklı yorumlanabilmesi de mümkündür. Bu bağlamda olağanüstü hâlinilanına neden olan tehdit ve tehlikeler gözetilerek olağanüstü hâl dönemindeterör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunulup bulunulmadığının tespitibakımından terör örgütleriyle üyeler arasındaki bağın varlığı konusundayapılacak değerlendirme ile olağan dönemde yapılacak değerlendirmenin farklıolabileceğinin kabul edilmesi gerekir.
32. Olağan dönemde anılan bağın varlığına yönelik olarakyapılacak değerlendirmenin somut olgulara dayalı bir temele sahip bulunmasıesasının benimsenmesi, kanunların Anayasa’ya uygun olarak yorumlanmasıgereğinin doğal bir sonucudur. Buna göre kural uyarınca ancak noterlikmesleğine alınmamasını haklı kılacak nitelikte olgusal temele sahip olanbağlantıların iltisak ve irtibat olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır.Kuşkusuz bu değerlendirme, her hâlükârda cezai sorumluluğun bulunupbulunmadığından bağımsız olarak sadece kişinin noterlik görevine alınmasınınuygun olup olmadığı yönünde yapılacak bir incelemeden ibaret olacaktır. Bukapsamdaki değerlendirme ise noterliğe atama konusunda yetkili olan Bakanlıktarafından yapılacak olup söz konusu değerlendirme sırasında Bakanlık,kendisine yapılan bildirimlerle bağlı olmaksızın her türlü olay, olgu, bilgi vebulguyu serbestçe gözetecektir.
33. Bunun yanı sıra kuralda öngörülen terör örgütleriyleirtibatlı veya iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğindenbunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek teksayılması zorunluluğundan da söz edilemez. Zira kanunların genel ve soyutolması; somut olayın özelliğine göre değişebilecek tüm çözümleri kuralınbünyesinde barındırma, bir başka ifadeyle kuralın amaca uygun sonucaulaştıracak herhangi bir çözümü dışlamasını önleme ihtiyacından kaynaklanmaktadır.Bu itibarla kuralda temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerektiğineilişkin anayasal ilkeye aykırı bir yön bulunmamaktadır.
34. Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan ölçülülükilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzereüç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanınulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynıamaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
35. Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunmamakoşulunun; farklı saiklerle hareket edilmesinin önüne geçmek suretiylenoterlerin görevlerini gerçeğe uygun, doğru ve tarafsız biçimde yerinegetirmelerine, noterlik işlemlerine ilişkin güvenilirliğin sağlanmasına, görevsebebiyle öğrenilen sırların gerektiği gibi muhafaza edilmesine, görev veyetkilerin kötüye kullanımının önlenmesine hizmet etmek suretiyle noterlikhizmetinin sağlıklı biçimde işleyişine katkıda bulunmayı hedeflediğianlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın noterlik hizmetinde hukuki güvenliğin vekamu yararının sağlanmasına yönelik amaçlara ulaşma bakımından elverişli vegerekli olmadığı söylenemez.
36. Diğer taraftan noterlik mesleğinin gerektirdiğinitelikler kapsamında değerlendirilen anılan koşulla herkes için eşit biruygulama öngörülmektedir. Başka bir anlatımla noterlik mesleğine kabuledilecekler bakımından belli bir gruba yönelik istisnai bir düzenlemegetirilmemektedir.
37. Ayrıca kuralın uygulanmasından doğacakuyuşmazlıkların yargıya taşınabilmesi mümkündür. Bu kapsamda kural yargı yolunabaşvurma güvencesi bakımından herhangi bir sınırlama getirmediğinden noterliğekabul edilmeyen bireylerin kuralın öngördüğü koşulun gerçekleşmediği, bir başkadeyişle herhangi bir terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı bulunmadıkları iddiasıylayargı yoluna başvurmalarında ve yargı yerlerince haklı bulunmaları hâlindenoterliğe girmelerinde bir engel bulunmamaktadır. Buna göre Kanun’da kuralınamacı dışında keyfi olarak kullanılmasını önleyecek yasal güvenceye yerverildiğinden kuralla ulaşılmak istenen amaca ilişkin kamu yararı ile bireyinkamu hizmetine girme hakkı arasında bulunması gereken makul dengeningözetildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kamu hizmetine girme hakkınısınırlandıran kuralın orantısız bir müdahaleye de neden olmadığı, dolayısıylaanılan hakka ölçüsüz bir sınırlama getirmediği sonucuna ulaşılmıştır.
38. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 70.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Engin YILDIRIM ve Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlar kanunilik ilkesikapsamında ele alınmış olduğundan Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 15. ve 38. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
C. Kanun’un 9. Maddesiyle 6325 Sayılı Kanun’un 20.Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasına Eklenen (d) Bendinin İncelenmesi
1.İptal Talebinin Gerekçesi
39. Dava dilekçesindeözetle, Kanun’un 6. maddesiyle 1512 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikincifıkrasına eklenen “…ile terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlıbulunanlar…” ibaresine yönelik gerekçelerle kuralın Anayasa’nın 2., 13.,15., 38., 48. ve 70. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2.Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
40.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyleAnayasa’nın 49. maddesi yönünden de incelenmiştir.
41.Kuralla, arabuluculuk siciline kaydedilebilmek için terör örgütleriyleirtibatlı veya iltisaklı olmamak gerektiği hükme bağlanmıştır.
42. Kural, olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit vetehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olmasına rağmen olağanüstü hâlsüresini aşacak biçimde uygulanmasına imkân vermektedir. Başka bir ifadeylekural olağanüstü hâl süresiyle sınırlı bir düzenleme öngörmemektedir. Budurumda kurala ilişkin incelemenin Anayasa’nın olağan dönem kuralları yönündenöngördüğü denetim rejimine göre yapılması gerekir.
43.Anayasa’nın 48. maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşmehürriyetlerine sahiptir”, 49. maddesinde de “Çalışma, herkesin hakkı veödevidir” denilmek suretiyle herkesin çalışma hürriyeti ve hakkı ilesözleşme özgürlüğüne sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.
44.Arabuluculuk 6325 sayılı Kanun’un 2. maddesinde sistematik teknikleruygulayarak görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir arayagetiren, tarafların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerinikendilerinin üretmelerini sağlamak için aralarında iletişim sürecininkurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkmasıhâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız vebağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemiolarak tanımlanmıştır.
45.Kanun’un anılan maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere uyuşmazlığıntaraflarının kendilerini yeterince ifade etme imkânı bulduğu ve çözümün bizzattaraflarca üretildiği arabuluculuk yönteminde arabulucudan beklenen, diyalogsürecinin işlerlik kazanmasına ve canlı tutulmasına katkı sağlamasıdır. Buşekilde taraflar arasında etkili bir iletişim kurularak her iki tarafın damenfaatlerinin en uygun şekilde dengelenmesi esasına dayalı olarak yürütülen arabuluculukmüzakereleri ile uyuşmazlıkların kesin ve kalıcı şekilde, daha kısa sürede vedaha az masrafla çözümlenmesi amaçlanmaktadır. Arabuluculuk uyuşmazlığın kuralolarak aleni olmayan bir ortamda çözümlenmesi ve gizliliğin sağlanmasısuretiyle tarafların yıpratıcı olmayan bir süreçte özellikle iş ve ticaretsırlarını da koruyarak uyuşmazlığı çözmelerinin beklendiği bir sürecihedeflemektedir.
46. Kuraluyarınca arabuluculuk siciline kaydedilebilmek, bir başka ifadeyle arabuluculukfaaliyetinde bulunabilmek için terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlıolmamak gerekmektedir. Arabuluculuk faaliyetinde bulunmak için anılan koşulunöngörülmesi suretiyle çalışma hürriyeti ve hakkına yönelik bir sınırlamagetirilmiştir.
47.Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde çalışma hürriyeti ve hakkı için herhangibir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa’nın ilgilimaddesinde özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasındankaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Öte yandandüzenlendiği maddede hiçbir sınırlama nedenine yer verilmeyen hakların diğeranayasal hükümler nedeniyle sınırlandırılması da mümkün bulunmaktadır.
48.Anayasa’nın 5. maddesinde demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah,huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyalhukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığınıngelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak devletin temel amaç vegörevleri arasında sayılmıştır. Yapılan tüm hukuki işlemlerin amacına uygunolarak doğru, tarafsız ve güvenilir bir şekilde yapılmasını temin etmek,böylece kamu yararını gerçekleştirmek suretiyle kişilerin ve toplumun huzur vegüvenliğini sağlamanın devletin yerine getirmekle yükümlü olduğu ödevlerkapsamında kaldığında tereddüt bulunmamaktadır. Bu yönüyle, tüm hukukiişlemlerin amacına uygun olarak doğru, tarafsız ve güvenilir bir şekildeyapılmasını temin etmek suretiyle kamu yararını gerçekleştirmek amacıylaçalışma hürriyeti ve hakkının sınırlanması mümkündür.
49.Kanun’un 4., 9., 18. ve 18/A maddeleri uyarınca arabulucunun görevini eşit vetarafsız olarak yerine getirmekle yükümlü olduğu ve sır saklama yükümlülüğününbulunduğu, arabuluculuk faaliyetinin olumlu sonuçlanması üzerine taraflar vearabulucu tarafından imzalanan icra edilebilirliğine ilişkin şerhin bulunduğuanlaşma belgesi ile icra edilebilirlik şerhi bulunmasa bile taraflar veavukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesinin ilamniteliğinde belge sayıldığı, arabuluculuk faaliyeti sonunda üzerinde anlaşılanhususlar hakkında dava açılmasının mümkün olmadığı, arabulucuya başvurulmuşolmasının bazı davalar bakımından dava şartı olarak öngörüldüğü gözetildiğindearabuluculuk faaliyetinin terör örgütleriyle herhangi bir ilgisi bulunmayankişilerce yerine getirilmesinin kamu yararının sağlanması amacına yönelikolduğu anlaşılmaktadır.
50. Terörörgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunmama koşulunun, farklı saiklerlehareket edilmesinin önüne geçmek suretiyle arabulucuların görevlerini doğru vetarafsız biçimde yerine getirmelerine, arabuluculuk faaliyetlerine ilişkingüvenilirliğin sağlanmasına, görev sebebiyle öğrenilen sırların gerektiği gibimuhafaza edilmesine, görev ve yetkilerin kötüye kullanımının önlenmesine hizmetetmek suretiyle arabuluculuk faaliyetinin sağlıklı biçimde işleyişine katkıdabulunmayı hedeflediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın arabuluculukhizmetinde kamu yararının sağlanmasına yönelik amaçlar bakımından elverişli vegerekli olmadığı söylenemez.
51. Ayrıcakuralın uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların yargıya taşınabilmesimümkündür. Bu kapsamda kural, yargı yoluna başvurma güvencesi bakımındanherhangi bir sınırlama getirmediğinden arabuluculuk siciline kaydedilmeyenbireylerin kuralın öngördüğü koşulun gerçekleşmediği, bir başka deyişle herhangibir terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı bulunmadıkları gerekçesiyle yargıyoluna başvurmalarında ve yargı yerlerince haklı bulunmaları hâlindearabuluculuk siciline kaydedilmelerinde bir engel bulunmamaktadır. Buna göreKanun’da kuralın amacı dışında keyfi olarak kullanılmasını önleyecek yasalgüvenceye yer verildiğinden kuralla ulaşılmak istenen amaca ilişkin kamu yararıile bireyin kamu hizmetine girme hakkı arasında bulunması gereken makuldengenin gözetildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın orantısız birmüdahaleye de neden olmadığı, dolayısıyla anılan hürriyet ve hakka ölçüsüz birsınırlama getirmediği sonucuna ulaşılmıştır.
52. Öte yandan Kanun’un 6. maddesiyle 1512 sayılıKanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen “…ile terör örgütleriyleiltisaklı veya irtibatlı bulunanlar…” ibaresinin Anayasa’ya uygunlukdenetimi bölümünde kanunilik ilkesine ilişkin olarak belirtilengerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
53. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 48., ve49. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Engin YILDIRIM ve Celal Mümtaz AKINCI bu görüşekatılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlar kanunilik ilkesikapsamında ele alınmış olduğundan Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 15., 38. ve 70. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
Ç. Kanun’un 10. Maddesiyle 6754 Sayılı Kanun’un 10.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasına Eklenen (b) Bendinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
54. Dava dilekçesinde özetle, Kanun’un 6. maddesiyle 1512sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen “…ile terörörgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunanlar…” ibaresine yönelikgerekçelerle kuralın Anayasa’nın 2., 13., 15., 38., 48. ve 70. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
55. 6216sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 49. maddesiyönünden de incelenmiştir.
56. Dava konusu kuralla gerçek kişilerin bilirkişilikfaaliyetinde bulunabilmesi için terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlıolmamaları koşulu öngörülmüştür.
57. Kural, olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit vetehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik bir düzenleme olmasına rağmenolağanüstü hâl süresince uygulanma özelliğini aşan bir niteliğe sahiptir. Budurum kurala olağanüstü hâlin dışına taşan genel düzenleme niteliğivermektedir. Bu nedenle kurala ilişkin incelemenin Anayasa’nın olağan dönemkuralları yönünden öngördüğü denetim rejimine göre yapılması gerekir.
58. 6754 sayılı Kanun’un 2. maddesinde bilirkişi çözümüuzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlüveya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisiolarak tanımlanmıştır. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesindede bilirkişi; çözümü hukuk dışında, özelveya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, mahkemece taraflardan birinin talebiüzerine yahut kendiliğinden oy ve görüşünün alınmasına karar verilen üçüncükişi olarak ifade edilmektedir.
59. Bilirkişiler, 6754 sayılı Kanun’un 12. maddesinin (4)numaralı fıkrasına göre sicile kaydolmak şartıyla yemin ederek görevebaşlarlar. 8. madde gereğince bilirkişiliğe kabule ve bilirkişilerin sicilekaydedilmesine karar verme yetkisi her bölge adliye mahkemesinin kurulubulunduğu yerde oluşturulan bilirkişilik bölge kurullarına aittir. Kuraluyarınca terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olan gerçek kişilerinbilirkişilik faaliyetinde bulunması mümkün değildir.
60. Kanun’un 3. maddesinde bilirkişinin, görevinidürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerinegetireceği, kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlüolduğu, görevinin icrasını kısmen yahut tamamen başka bir kimseyedevredemeyeceği, görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen bilgi ve belgelerinveya öğrendiği sırların gizliliğini sağlamakla yükümlü olduğu, bu yükümlülüğünbilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam edeceği belirtilmiştir.
61. Davayla ilgili vakaların takdirinde özel ve teknikbilginin gerekli olması hâlinde hâkim tarafından bilgisi ile oyuna başvurulan,olay hakkındaki görüşünü mahkemeye bildiren ve bu anlamda karar vermede hâkimeyardımcı olan bilirkişinin, görevi sırasında hâkimin izni ile tanıklara veyasanığa doğrudan doğruya soru sorabilmesi ve dava dosyası kapsamında her türlübilgi ve belgeyi inceleyebilmesi gibi yetkileri gözetildiğinde adalethizmetlerinin yerine getirilmesinde önemli roller üstlendiği görülmektedir.Hâkimin görevlendirmesi sonucu görüş bildirmek ve rapor hazırlamak suretiyleyargılama faaliyetine katılması sebebiyle bilirkişinin bir kamu hukukuilişkisine girmiş olduğunda ise bir tereddüt bulunmamaktadır. Bilirkişi, hâkimtarafından belirlenen görev sınırları çerçevesinde kamu hizmeti niteliğindebulunan yargılama faaliyetinin yerine getirilmesine ve işleyişine katkısağlamaktadır.
62. Bu çerçevede dava konusu kuralla bilirkişiliğin terörörgütleriyle ilgisi bulunmayan kişiler tarafından yerine getirilmesinin bugöreve ilişkin kamusal hizmetin doğru, tarafsız ve güvenilir bir şekildeyapılmasını temin etmek suretiyle kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla öngörüldüğüanlaşılmaktadır. Bu yönüyle kuralın anayasal bağlamda meşru bir sınırlamaamacına dayalı olarak çalışma hürriyeti ve hakkını sınırladığı ve sınırlamanın6325 sayılı Kanun’un 20. maddesinin (2) numaralı fıkrasına eklenen (d) bendininAnayasa’ya uygunluk bölümünde Anayasa’nın 13., 48., ve 49. maddelerine ilişkinolarak belirtilen gerekçeler çerçevesinde ölçülülüğün alt ilkeleri olanelverişlilik, gereklilik ve orantılılık ölçütlerine aykırı bir yönününbulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
63. Kanun’un 6. maddesiyle 1512 sayılı Kanun’un 7.maddesinin ikinci fıkrasına eklenen “…ile terör örgütleriyle iltisaklı veyairtibatlı bulunanlar…” ibaresinin Anayasa’ya uygunluk denetimi bölümünde kanunilikilkesine ilişkin olarak belirtilen gerekçeler bu kural yönünden degeçerlidir.
64. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 48., ve49. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Engin YILDIRIM ve Celal Mümtaz AKINCI bu görüşekatılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlar kanunilik ilkesikapsamında ele alınmış olduğundan Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 15., 38. ve 70. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
IV.YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
65. Davadilekçesinde özetle, dava konusu kuralların uygulanmaları hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararlarındoğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talepedilmiştir.
31/1/2018tarihli ve 7069 sayılı Kanun’un;
A. 6. maddesiyle 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı NoterlikKanunu’nun 7. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen “…ile terör örgütleriyleiltisaklı veya irtibatlı bulunanlar…” ibaresine,
B. 9. maddesiyle 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı HukukUyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 20. maddesinin (2) numaralı fıkrasınaeklenen (d) bendine,
C. 10. maddesiyle 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılıBilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen (b)bendine,
yönelikiptal talepleri 14/11/2019 tarihli ve E.2018/89, K.2019/84 sayılı kararlareddedildiğinden bu ibareye ve bentlere ilişkin yürürlüğün durdurulmasıtaleplerinin REDDİNE 14/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V. HÜKÜM
31/1/2018 tarihli ve7069 sayılı Kanun’un;
A. 6. maddesiyle 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı NoterlikKanunu’nun 7. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen “…ile terör örgütleriyleiltisaklı veya irtibatlı bulunanlar,…” ibaresinin,
B. 9. maddesiyle 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı HukukUyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 20. maddesinin (2) numaralı fıkrasınaeklenen (d) bendinin,
C. 10. maddesiyle 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılıBilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen (b)bendinin,
Anayasa’ya aykırıolmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE, Engin YILDIRIM ile Celal MümtazAKINCI’nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA 14/11/2019 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 31/1/2018 tarihli ve 7069 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaBazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin DeğiştirilerekKabul Edilmesine Dair Kanun’un; 6. maddesiyle 18/1/1972tarihli ve 1512 sayılıNoterlik Kanunu’nun 7.maddesinin ikinci fıkrasına eklenen “…ile terörörgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunanlar…” ibaresinin, 9.maddesiyle 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında ArabuluculukKanunu’nun 20. maddesinin (2) numaralı fıkrasına eklenen (d) bendinin ve 10.maddesiyle 3/11/2016tarihli ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10.maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen (b) bendinin iptali için davaaçılmıştır.
2. Adı geçen maddeler terör örgütleriyle iltisaklı ve irtibatlıbulunanların sırasıyla noterliğe kabul edilmeyeceğini, arabulucular sicilinekaydolamayacağını ve bilirkişiliğe kabul edilmeyeceğini hüküm altınaalmaktadır.
A) Kanun’un 6. Maddesiyle 1512 Sayılı Kanun’un 7.Maddesininİkinci Fıkrasına Eklenen “…ile terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlıbulunanlar…” İbaresi Yönünden
3. Noterliğe kabul edilmeyecekleri düzenleyen yukarıdaki fıkradayer alan “…terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunanların…”ibaresi iptali talep edilen kuralı oluşturmaktadır. Kural, sadece olağanüstühâl süresince uygulanacak bir düzenleme olmayıp sürekli bir nitelikkazanmıştır.
4. Kuralda geçen “irtibatlı veya iltisaklı” kavramlarıylasomut olarak neyin veya nelerin anlaşılması gerektiği hususunda bir muğlaklık,belirsizlik ve öngörülemezlik olmadığı söylenemez. Olağanüstü hal ilanına nedenolan tehdit ve nedenlerin varlığını sürdürdüğü bir dönemde, bu tehdit venedenleri hızlı ve etkin bir şekilde bertaraf etmek amacıyla olgusal anlamdatamamen temelsiz ve keyfi olmamak şartıyla bazı bağlantı, bilgi, bulgu veilişkilerin kişilerin terör örgütleriyle “irtibatlı veya iltisaklı” olupolmadıklarının değerlendirilmesinde kullanılmasında idarenin belli biresnekliğe sahip olması makul görülebilir. Bununla beraber aynı esnekliğinolağan dönemde de sürdürülmesi olağanüstü halin olağanlaşması gibi insanhaklarına saygılı bir anayasal demokrasi bakımından kabul edilmesi mümkünolmayan bir duruma neden olabilecektir.
5. Olağan dönemde terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklıolmanın varlığına yönelik değerlendirmenin “…somut olgulara dayalı birtemele sahip bulunması…” gereklidir (§ 32). Terör örgütleriyle irtibatlıveya iltisaklı olma somut bilgi, bulgu, olay ve olgu bakımından incelenecektir.İdarenin vereceği karar karşısında yargı yolu da açık bulunmaktadır.
6. Terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu somut birtemelde değerlendirilen kişilerin kamu hizmetine girmelerinde idarenin anayasalsınırlar dâhilinde takdir hakkı olmakla beraber bu kişilerin geçimlerinisağlamak ve hayatlarını idame ettirebilmek için kamu hizmeti dışındaçalışmalarının engellenmesi anayasal açıdan sorunlu olacaktır.
7. Çoğunluk görüşünde, Noterlik Kanunundaki birtakımdüzenlemelerden (bkz. §§19-24) hareketle noterliğin Anayasa’nın 70. maddesikapsamında bir kamu hizmeti ve noterlerin de bir kamu görevlisi olduğu kabuledilerek kuralın, noterliğe kabul edilmede terör örgütleriyle iltisaklı veyairtibatlı bulunanların kamu hizmetine girme hakkını sınırladığı belirtilmiştir(§ 25). Çoğunluk, kuraldaki terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlıbulunmama şartının görevin gerektirdiği niteliklerden olduğunu, dolayısıylakuralla getirilen sınırlamanın Anayasa’nın 70. maddesinde belirtilen sınırlamasebebine uygun olduğunu vurgulamıştır (§ 27).
8. Noterliğin bir kamu hizmeti olduğu hususunda bir belirsizlikbulunmamakla beraber noterlerin kamu görevlisi olup olmadıkları tartışmalı birhusustur. Noterlerin dar anlamda bir devlet memuru olmadıkları açık olduğu gibiözel statülü kamu görevlisi olarak da nitelendirilmeleri zor görünmektedir.Sadece Türk Ceza Kanununda ve Noterlik Kanununda noterlerin kamu görevlisiolduğu belirtilmiştir. Anayasanın 128. maddesinde belirtilen diğer kamugörevlileri “sözleşmeli personel, işçi ve geçici işçiler” den ibaretolup, noterler bu kategorilerden herhangi birine ait bulunmamaktadır.Noterlerin idare ile aralarında kamusal bağları olmasına rağmen idaretarafından istihdam edilmemeleri kamu görevlisi olmadıklarının en önemligöstergesidir.1 Mali yönden kamudan bağımsız olup, gelirleri hizmetverdikleri kişilerin bu hizmet karşılığı ödedikleri bedellerden oluşmaktadır.Üstelik noterler sosyal güvenlik mevzuatıyönünden özel sektör işyeri dosyası açtırarak işveren olmaktadırlar.Kısacası, noterler devletin maaşlı veya ücretli bir görevlisi değildirler.
9. Noterliğin kamu görevlisini andıran yönleri olmakla beraberözü itibarıyla noterleri tam bir kamu görevlisi saymak mümkün olmadığı gibitabi oldukları kurallar dikkate alındığında onları serbest meslek mensubuolarak görmek de doğru olmayacaktır. Noterlerin, kamu görevlisi ile serbestmeslek mensubu arasında kendine özgü bir hukuki statüleri olduğunu kabul etmekgerekir.
10. Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında noterler kamu görevlisisayılmadığından iptali talep edilen kuralın kamu hizmetine girme hakkınıdüzenleyen Anayasanın 70. maddesi kapsamında değil çalışma özgürlüğü ve hakkınıgüvence altına alan 48.ve 49. maddeleri yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
11. Anayasanın 48. maddesinde “Herkes, dilediği alandaçalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir” düzenlemesi bulunmaktadır.
12. Anayasanın 49. maddesinde “Çalışma, herkesin hakkı veödevidir” hükmü yer almaktadır.
13. Bireyin serbestçe seçtiği bir alanda ve işte çalışma hakkınayönelik kısıtlamaların en aza indirilmesi Anayasanın 48. ve 49. maddeleriçerçevesinde devletin bir görevidir. Kişi çalışarak diğer insanlarla ilişkikurma ve kendisini geliştirme imkânını arttırmaktadır. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) kişinin mesleki faaliyetlere katılımının sınırlandırılmasınınveya engellenmesinin geçimini sağlamasını güçleştireceğini, bunun da özel yaşamüzerinde son derece olumsuz etkilere neden olabileceğini belirtmiştir (Sidabrasve Džiautas/ Litvanya, B. N: 55480/00 - 59330/00 §§ 48-50, 62).
14. Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa Sosyal Şartı'nın 1.maddesinin 2. fıkrasına göre de Akit Taraflar “Çalışanların özgürceedindikleri bir işle yaşamlarını sağlama haklarını etkili bir biçimde korumayı”güvence altına alırlar.
15. İptali istenen kural bireylerin tüm çalışmaimkânlarını ve mesleki faaliyetlerini engellememekle beraber diledikleri alandaçalışmalarına ve faaliyette bulunmalarına ölçülü olmayan bir biçimde müdahaledebulunmaktadır.
16. Anayasa’nın 13. maddesine göre “Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
17. Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesielverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacıgerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaçbakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amaca dahahafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakkagetirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengeningözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
18. Demokratik toplum düzeni gerekleribakımından kişilerin belirli alanlarda çalışma olanağınınengellenmesi veya sınırlanması, iş ve meslek seçme özgürlüğünden yararlanamaması ancak zorlayıcı ve acil bir toplumsal ihtiyacıkarşılaması şartıyla kabul edilebilir.
19. Anayasa Mahkemesi, milli savunmaya,kamunun sağlığına ve Devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk suçlarındanhapis cezasına mahkûm olanların, Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesindebelirtilen süreler geçmiş olsa bile, belirli meslek ve görevleri icraedemeyeceklerini hükme bağlayan düzenlemeyi incelediği bir kararında,kişilerin belirli meslekleri ve görevleri sürekli olarak icra edemeyerek hakyoksunluğuna uğramalarına neden olan kuralların, ölçülü, adil ve orantılıolması gerektiğinin altını çizerek dava konusu düzenlemeleri hukuk devleti ilkesineaykırı bulmuştur (E. 2008/17, K. 2010/44, K.T.25.2.2010). Burada Mahkeme, ceza yargılaması neticesinde hakkında hükümkurulmuş kişilerin belli meslek ve görevleri sınırsız olarak icra edememesinianayasaya aykırı görmüştür.
20. Önümüzdeki iptali istenen kural ise herhangi bir soruşturmaveya cezai işleme bile tabi tutulmayan kişilerin noter olmalarını, bu göreviicra etmelerini adeta sınırsız bir yetkiyle ve belirli bir süreye tabi tutmadansüresiz bir şekilde engellemektedir. Olağanüstü dönem koşulları altında bellioranda anlaşılabilir olan bu düzenlemenin olağan dönemde de sürdürülmesiolağanüstü halin istisnai bir durumdan genel bir duruma gelerek olağanlaşmasıriskini taşımaktadır. Demokratik bir toplum düzeni açısından böyle bir riskinvarlığı bir acil, zorunlu ve baskılayıcı bir ihtiyacı karşılamak için gereklideğildir.
21. Belirttiğimiz gerekçelerle kuralın, çalışma özgürlüğü vehakkına yönelik orantısız bir müdahalede bulunulmasına neden olduğundanAnayasanın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırı olduğu sonucuna ulaştığımızdançoğunluk kararına katılmadık.
B) Kanun’un 9. Maddesiyle 6325 Sayılı Kanun’un 20.Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasına Eklenen (d) Bendi ve Kanun’un 10. Maddesiyle6754 Sayılı Kanun’un 10. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasına Eklenen (b) BendiYönünden
22. Dava konusu kurallarla arabuluculuk siciline kaydedilebilmekiçin ve bilirkişiliğe kabul edilebilmek için kişilerin terör örgütleriyleiltisaklı veya irtibatlı olmamaları şartı getirilmiştir.
23. Arabuluculuk ilgili kanunda tanımlandığı biçimiyle birserbest meslektir ve bir serbest mesleğin icrası Anayasanın 48.ve 49.maddelerinin koruması altındadır. Bilirkişi olarak çalışma da aynı maddelerinsağladığı güvencelerden yararlanmaktadır.
24. Noterliğe kabul edilme ile ilgili olan kuralın anayasallıkdenetiminde ifade ettiğimiz gerekçelerle arabuluculuk ve bilirkişilikle ilgiliiptali talep edilen kuralların da Anayasanın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırıolduğu düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmadık.
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
1Gözler,Kemal, İdare Hukuku, Bursa, Ekin, 3. Baskı, 2019, Cilt II, s. 661.