ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2018/92
Karar Sayısı : 2019/67
Karar Tarihi : 25/7/2019
R.G. Tarih – Sayı : 31/10/2019– 30934
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük MilletMeclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 113milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 1/2/2018 tarihli ve7074 sayılı Kanun’un;
A. 9. maddesiyle 19/8/2016tarihli ve 6741 sayılı Türkiye VarlıkFonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen (d)bendinin,
B. 10. maddesiyle 18/10/2016tarihli ve 6749 sayılı OlağanüstüHal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 6.maddesinin (1) numaralıfıkrasının değiştirilen (a) bendinin,
Anayasa’nın 2., 13., 15., 19., 36. ve 121. maddelerine aykırılığıileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesitalebidir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
7074 sayılı Kanun’un;
A. 9. maddesiyle 6741 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (1)numaralı fıkrasına eklenen (d) bendi şöyledir:
“Türkiye Varlık Fonunun kaynakları ve finansman sağlanması
MADDE 4- (1) Türkiye Varlık Fonununkaynakları;
…
d) (Ek: 2/1/2017-KHK-684/9 md.;Aynen kabul: 1/2/2018-7074/9 md.) İktisadi devlet teşekküllerinden,bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıkları veiştiraklerindeki kamu paylarından, sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası Devleteve/veya diğer kamu tüzel kişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamupaylarından, sermayesinin tamamı kamuya ait olan ticari amaçlı kuruluşlarınsahip olduğu hisse ve varlıklardan, Devletin diğer iştiraklerindeki kamupaylarından ve Hazineye ait paylardan Bakanlar Kurulu tarafından Türkiye VarlıkFonuna aktarılmasına veya Şirket tarafından yönetilmesine karar verilenlerden,
…
oluşur”
B. 10. maddesiyle 6749 sayılı Kanun’un 6.maddesinin (1) numaralıfıkrasının değiştirilen (a) bendi şöyledir:
“Soruşturma ve kovuşturma işlemleri
MADDE 6- (1) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunununİkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümündetanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunukapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halindevamı süresince;
a) (Değişik: 2/1/2017-KHK-684/10 md.;Aynen kabul: 1/2/2018-7074/10 md.) Gözaltısüresi, şüphelinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesiiçin zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yedi günü geçemez.Delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyleCumhuriyet savcısı, gözaltı süresinin yedi gün süreyle uzatılmasına yazılıolarak emir verebilir.
…”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğühükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR,Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, HicabiDURSUN, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, RecaiAKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 17/5/2018 tarihinde yapılan ilkinceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında kararabağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Davadilekçesi ve ekleri, Raportör Fatih ŞAHİN tarafından hazırlanan işin esasınailişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasakuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Olağanüstü Hâl Yönetim Usulünün Anayasal Çerçevesi
3. Olağanüstü yönetim usulleri; iç karışıklık, ayaklanma, savaştehlikesinin baş göstermesi, savaş hâli, doğal afet, ağır ekonomik bunalım vebenzeri nedenlerle devletin ve toplumun güvenliğini büyük ölçüde sarsandurumlarla karşılaşıldığında başvurulan yönetim şekilleridir. Belirtilendurumların devletin ve toplumun varlığı ve güvenliği bakımından büyük birtehlike oluşturduğu kuşkusuzdur. Olağan dönemdeki yönetim rejiminin ve hukukkurallarının bu tehlikelerin giderilmesinde yetersiz kalabilmesi nedeniyleçağdaş hukuk sistemlerinde olağanüstü hâllerde özel yönetim usullerininuygulanmasına da imkân tanınmaktadır. Bir başka ifadeyle olağanüstü yönetimusulleri bir zaruretten kaynaklanmakta olup demokratik anayasal düzeninkorunması ve sürdürülebilmesi için bu yönetim usullerine başvurulmasızorunluluğu ortaya çıkabilmektedir. Bu bağlamda olağanüstü yönetimlere nedenolan tehlikelerin bertaraf edilebilmesi için olaylar karşısında ivedi önlem vekarar alabilme ihtiyacı duyan yürütmenin yetkilerinin artırılmasıgerekebilmektedir.
4. Bununla birlikte demokratik ülkelerde olağanüstü yönetimusulleri hukuku dışlayan, keyfî yönetim anlamına gelmez. Olağanüstü yönetimusulleri kaynağını Anayasa’da bulmakta, anayasal kurallara göre yürürlüğekonularak yasama ve yargı organlarının denetiminde varlıklarını sürdürmektedir.Olağanüstü yönetimlerin amacı, anayasal düzeni korumak ve savunmaktır. Bunedenle olağanüstü hâl yürütme organına önemli yetkiler vermesine, hak veözgürlükleri de önemli ölçüde sınırlandırmasına karşın hukuki bir rejimdir.
5. 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye CumhuriyetiAnayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’layapılan değişiklik öncesinde olağanüstü hâl sebepleri Anayasa’nın 119. ve 120.maddelerinde düzenlenmiş ve 119. maddede “tabiî afet, tehlikeli salgınhastalıklar veya ağır ekonomik bunalım halleri”; 120. maddedede “Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak vehürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddîbelirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddîşekilde bozulması halleri” olağanüstü hâl ilan edilme sebepleriolarak öngörülmüştür. Anayasa’nın 119. maddesinde düzenlenen olağanüstü hâl,Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca ilan edilebilirken120. maddesinde düzenlenen olağanüstü hâl, Cumhurbaşkanının başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulunca Millî Güvenlik Kurulunun da görüşü alındıktan sonrailan edilebilmektedir.
6. Anayasa’nın mülga 121. maddesinin üçüncü fıkrasında “Olağanüstühal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu,olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnamelerçıkarabilir. Bu kararnameler, Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün TürkiyeBüyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisce onaylanmasınailişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir” denilmektedir. Anılan hükümuyarınca, olağanüstü hâllerde Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan BakanlarKurulu, olağanüstü hâlin gerekli kıldığı konularda kanun hükmünde kararname(KHK) çıkarma yetkisine sahiptir.
7. Anayasa’nın mülga 91. maddesinin birinci fıkrasında,sıkıyönetim ve olağanüstü hâller saklı kalmak üzere Anayasa’nın ikinci kısmınınbirinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin KHK’larladüzenlenemeyeceği belirtilmekte iken sıkıyönetim ve olağanüstü hâllerde, sözkonusu hak ve ödevler yönünden de KHK ile düzenleme yapılmasına bir engelbulunmamaktadır.
8. Anayasa’nın mülga 121. ve 122. maddelerinin üçüncü fıkralarındada olağanüstü hâl ve sıkıyönetim hâlinin gerekli kıldığı konularda çıkarılanKHK’ların Resmî Gazete’de yayımlandıkları gün TBMM’nin onayına sunulacağı,bunların TBMM tarafından onaylanmasına ilişkin süre ve usulün İçtüzük’tebelirleneceği öngörülmüştür. TBMM İçtüzüğü’nün 128. maddesinin 9/10/2018tarihli ve 1200 sayılı Karar’la değiştirilmeden önceki hâline göre “Anayasanın121 ve 122 nci maddeleri gereğince çıkarılan ve Türkiye Büyük Millet Meclisinesunulan kanun hükmünde kararnameler, Anayasanın ve İçtüzüğün kanun tasarı vetekliflerinin görüşülmesi için koyduğu kurallara göre ancak, komisyonlarda veGenel Kurulda diğer kanun hükmünde kararnamelerle, kanun tasarı vetekliflerinden önce, ivedilikle en geç otuz gün içinde görüşülür ve kararabağlanır./ Komisyonlarda en geç yirmi gün içinde görüşmeleri tamamlanmayankanun hükmünde kararnameler Meclis Başkanlığınca doğrudan doğruya Genel Kurulgündemine alınır” Söz konusu maddede, olağanüstü dönem KHK’larının daolağan dönem KHK’ları gibi komisyonlarda ve Genel Kurulda öncelikle veivedilikle görüşüleceği hükme bağlanmakla birlikte olağan dönem KHK’larındanfarklı olarak öncelikle ve ivedilikle görüşülmehususu, birtakım sürelere bağlanarak somutlaştırılmıştır.
B. Olağanüstü Hâl Düzenlemelerinin Yargısal Denetimi
9. Anayasa’nın 6771 sayılı Kanun’la değiştirilmeden önceki 148.maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde “…olağanüstü hallerde,sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekilve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde davaaçılamaz” hükmüne yer verilerek olağanüstü dönem KHK’ları Anayasa Mahkemesininyargısal denetiminin dışında bırakılmıştır. Anayasa Mahkemesi 2/11/2016 tarihlive E.2016/171, K.2016/164 sayılı kararında olağanüstü hâl KHK’larının AnayasaMahkemesi tarafından denetlenebilmesi için bu yöndeki bir anayasal yetkininaçıkça tanınması gerektiğini ifade ederek Anayasa’nın 148. maddesinin lafzı,Anayasa koyucunun amacı ve ilgili yasama belgeleri gözönünde bulundurulduğundaolağanüstü hâl KHK’larının herhangi bir ad altında yargısal denetiminin mümkünolmadığına karar vermiştir.
10. Bununla birlikte olağanüstü hâl KHK’larının TBMM tarafındanonaylanarak kanunlaşması hâlinde bu kanun hükümlerinin Anayasa’ya aykırılığıiddiasıyla Anayasa Mahkemesinde dava açılmasının önünde bir engelbulunmamaktadır. İptal davasına konu edilen 7074 sayılı Kanun, olağanüstü hâlkapsamında çıkarılan 684 sayılı KHK’nın TBMM tarafından onaylanması sonucundayürürlüğe girmiştir. Bu itibarla dava konusu kurallar diğer kanun hükümlerigibi Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi olmakla birlikte bu denetim yapılırkensöz konusu kuralların olağanüstü hâle yönelik düzenlemeler içermesi nedeniyleöncelikle inceleme yönteminin belirlenmesi gerekir.
11. Anayasa, temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin olarakolağan ve olağanüstü dönemler için iki ayrı hukuki rejim öngörmektedir. Olağandönemde temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması rejimi Anayasa’nın 13.maddesinde düzenlenmişken olağanüstü dönemde temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması ya da kullanılmasının durdurulması rejimi Anayasa’nın 15.maddesinde düzenlenmiştir.
12. Anayasa’nın 13. maddesine göre “Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
13. Anayasa’nın 15. maddesine göre ise “Savaş, seferberlikveya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir./ Birinci fıkrada belirlenendurumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümlerdışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”
14. Olağan dönemde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasınailişkin ölçütler Anayasa’nın 13. maddesinde yer alırken savaş, seferberlik ve olağanüstühâllerde hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, hatta kullanılmasınındurdurulması özel olarak Anayasa’nın 15. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göresavaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerinkullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulması ve bunlar için Anayasa’nındiğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınması mümkündür.Ancak Anayasa’nın 15. maddesiyle bu hususta tanınan yetki de sınırsız değildir.Anayasa’nın diğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerinmilletlerarası hukuktan doğan yükümlülükleri ihlal etmemesi ve durumungerektirdiği ölçüde olması gerekmektedir. Ayrıca bu durumlarda dahi kişininyaşam hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulması, din, vicdan,düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanması ve bunlardan dolayı suçlanmasıyasaklanmış; suç ve cezaların geriye yürümemesi ilkesi ile masumiyetkarinesinin bu hâllerde de geçerli olduğu kabul edilmiştir.
15. Olağanüstü hâl yönetim usullerine başvurulmasındaki temelamaç, bu yönetim rejiminin uygulanmasına neden olan tehdit veya tehlikelerinbertaraf edilmesini sağlamaktır. Devletin veya toplumun varlığının ya da kamudüzeninin ağır tehdit veya tehlikeler altında bulunması nedeniyle olağanüstüyönetim usulünün uygulandığı dönemlerde, söz konusu tehdit veya tehlikelerinbertaraf edilmesi için temel hak ve özgürlüklerin olağan döneme kıyasla dahafazla sınırlandırılması sonucunu doğuran tedbirler alınması gerekebilir. Bunedenle Anayasa’nın 15. maddesinin uygulanabilmesi için kuralın olağanüstühâlin gerekli kıldığı durumla ilgisinin bulunması gerekir.
16. Olağanüstü hâl KHK’larının kanunlaşmasından sonra bu kanunhükümlerinin Anayasa’ya uygunluğunun denetlenmesinde ilgili kuralın tabi olduğusınırlama rejimi tespit edilmelidir. Zira söz konusu düzenlemelerde olağanüstühâlle ilgili kuralların yanında olağanüstü hâlle ilgisi olmayan kurallara dayer verilebilmesi bu tespitin yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
17. Kanunlaştırılarak yargısal denetime açılan bir kuralınAnayasa’nın olağanüstü dönem için öngördüğü denetim rejimine tabi olabilmesiiçin kural, olağanüstü hâlin ilanına sebep olan tehdit veya tehlikelerinbertaraf edilmesine yönelik olmalı ve olağanüstü hâl süresiyle sınırlıuygulanmalıdır. Dolayısıyla ancak bu iki niteliği taşıyan bir kuralın Anayasa’yauygunluk denetiminde olağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerinkullanılmasının sınırlanmasını ve durdurulmasını düzenleyen Anayasa’nın 15.maddesi esas alınabilir.
18. Kuralın olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit veyatehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olmadığı ya da olağanüstü hâlinsüresini aştığı durumlarda ise söz konusu kuralın Anayasa’ya uygunlukdenetiminde Anayasa’nın 15. maddesi dikkate alınamaz. Bu durumda kurala ilişkininceleme sınırlamaya konu hakkın düzenlendiği Anayasa maddesi başta olmak üzereAnayasa’nın ilgili hükümleri ile olağan dönemde hak ve özgürlükleri sınırlamave güvence rejimi bakımından temel öneme sahip olan Anayasa’nın 13. maddesibağlamında yapılmalıdır. Ancak buradaki anayasallık denetiminde varılan sonuçböyle bir düzenlemenin olağanüstü dönemde dahi yapılamayacağı şeklindeanlaşılamaz.
19. Temel hak ve özgürlüklerle ilgili olağanüstü hâl kurallarınınanayasallık denetiminde Anayasa’nın 15. maddesinde üç ayrı ölçüt öngörülmüştür.Bu ölçütlerden ilki anılan maddenin ikinci fıkrasında sayılan ve çekirdek alanolarak da ifade edilen temel hak ve özgürlüklere dokunma yasağıdır. Buna göreolağanüstü dönemde de olsa savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
20. Anayasa’nın 15. maddesinde yer alan ikinci ölçüt kurallarınmilletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırı olmamasıdır. Buyükümlülüklerin başında taraf olunan insan haklarına ilişkin uluslararasısözleşmelerden doğan yükümlülükler gelmektedir.
21. İnsan hakları alanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerin başında Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme(MSHUS) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) gelmektedir. MSHUS’un 4. veAİHS’in 15. maddelerine göre milletin yaşamını tehdit eden olağanüstü bir durummeydana geldiğinde devletler, bu sözleşmelerdeki yükümlülüklerini azaltacaktedbirler alabilirler. Ancak MSHUS’un 4. maddesinin (2) numaralı fıkrasında;AİHS’in 15. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, AİHS’e ek 7 No.lu Protokol’ün4., 6 No.lu Protokol’ün 3. ve 13 No.lu Protokol’ün 2. maddelerinde yükümlülükazaltılması mümkün olmayan bazı hak ve özgürlüklere yer verilmiştir. Bunlardanönemli bir kısmı, Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında da yeralmaktadır. Dolayısıyla bu haklar yönünden yapılacak ikinci inceleme kapsamındaAnayasa, MSHUS ve AİHS’te yer alan yükümlülük azaltılması mümkün olmayan ortakhak ve özgürlükler yönünden ayrı bir değerlendirme yapmaya gerekbulunmamaktadır.
22. Bununla birlikte MSHUS’un 4. maddesinin (2) numaralı fıkrasıile AİHS’in 15. maddesinin (2) numaralı fıkrası ve AİHS’e ek 7 No.luProtokol’ün 4. maddesinde, Anayasa’nın 15. maddesinde yer almayan bazı hak veözgürlüklerin de yükümlülük azaltılmasına konu olamayacağı düzenlenmiştir. Bunagöre olağanüstü durumlarda da hiç kimse köle veya kul olarak tutulamaz, yalnızcasözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getiremediği gerekçesiylehapsedilemez ve kesin bir hükümle mahkûm edildiği ya da beraat ettiği birsuçtan dolayı yeniden yargılanamaz veya cezalandırılamaz. Ayrıca bu dönemde deherkes her yerde, hukuk önünde kişi olarak tanınma hakkına sahiptir. Son olarakolağanüstü dönemde alınacak tedbirlerin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, toplumsalköken gibi sebeplerle ayrımcılık içermemesi gerekir. Bu nedenlebelirtilen hak ve özgürlükler Anayasa’nın 15. maddesinde sayılan çekirdekhaklar arasında yer almasa da anılan hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbirler,milletlerarası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerle bağdaşmayacağından meşrugörülemez. Dolayısıyla bu haklara ilişkin düzenlemelerde sözü edilen sözleşmehükümlerinin gözetileceği tabiidir.
23. Anayasa’nın 15. maddesinde yer alan üçüncü ölçüt iseolağanüstü hâl döneminde temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kuralların durumungerektirdiği ölçüde olmasıdır. Anılan maddedeki ölçülülük olağanüstüyönetim usulünün uygulanmasına neden olan durum karşısında ölçülülüğüifade etmektedir. Dolayasıyla Anayasa’nın 15. maddesinde belirtilen ölçülülük,Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçülülük kriterine göre temel hak ve özgürlükleridaha fazla sınırlamaya izin vermektedir.
24. Anayasa’nın 15. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi, temelhak ve özgürlüklerin kullanılmasının sınırlandırılması veya durdurulması içinbaşvurulan aracın amacı gerçekleştirmeye elverişli ve bunun için gerekliolmasını, ayrıca araçla amacın ölçülü bir oran içinde bulunmasını ifadeetmektedir. Buna göre tedbir, olağanüstü durumu oluşturan tehdit veyatehlikelerin ortadan kaldırılması amacına ulaşma bakımından elverişli ve buamacın gerçekleşmesi için gerekli olmalı; ayrıca tedbire konu temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlama durumun gerektirdiği oranda olmalıdır. Bir başkadeyişle alınan tedbirle temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlama durumungerektirdiği oranı aşarak keyfi niteliğe dönüşmemelidir.
25. Ölçülülüğün tespitinde tedbirin alındığı dönemin tüm koşullarıbirlikte değerlendirilmelidir. Bu kapsamda olağanüstü dönemde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlama teşkil eden tedbirin ölçülülüğüne ilişkinunsurlar değerlendirilirken olağanüstü yönetim usulünün uygulanmasına nedenolan tehdit veya tehlikeler, sınırlamaya konu hak ve özgürlüğün niteliği vetedbirin alındığı zamanın da gözönünde bulundurulması gerekir.
26. Son olarak Anayasa’nın 15. maddesinde, olağanüstü dönemlerdetemel hak ve özgürlüklere yönelik olarak Anayasa’da öngörülen güvencelereaykırı tedbirler alınması dışında temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasınınkısmen veya tamamen durdurulabilmesine de izin verilmiştir. Ancakburadaki durdurma kavramı o hakkın tamamen kullanılamaz hâlegelmesi değil, onun kullanımının geçici olarak askıya alınması anlamınagelmektedir. Kuşkusuz temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının durdurulmasıniteliğindeki tedbirler de ölçülülük ilkesinin yukarıda belirtilen esaslarınauygun olmalıdır.
27. Olağanüstü yönetim usulünün uygulandığı dönemde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamayı konu edinen kurallara ilişkin olarakAnayasa’nın 15. maddesinin uygulanması gerektiği durumlarda da bu maddeyeilişkin inceleme yapılmadan önce sınırlamaya konu hakkın düzenlendiği Anayasamaddesi başta olmak üzere Anayasa’nın ilgili hükümleri ve olağan dönemde hak veözgürlükleri sınırlama ve güvence rejimini düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesikapsamında bir inceleme yapılmalıdır. Zira devletin veya toplumun varlığına yada kamu düzenine yönelik ciddi tehdit veya tehlikelerin ortaya çıktığıolağanüstü durumlarda olağanüstü yönetim usullerine başvurulması, bu dönemdeyürürlüğe konulan ve temel hak ve özgürlükleri sınırlandıran her düzenlemeninolağan dönemin izin verdiği ölçütlerin ötesinde olmasını gerektirmeyebilir.Anılan şekilde inceleme yapılması Anayasa’nın 15. maddesinde yer alan“... Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir”hükmünün de bir gereğidir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurukapsamında bu konuya ilişkin olarak vermiş olduğu ilk karar olan AydınYavuz ve diğerleri kararında da aynı inceleme yöntemi benimsenmiştir (AydınYavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 193-195).
28. Buna göre yapılan incelemede kuralın Anayasa’nın 15. maddesidışındaki maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olmadığının tespit edilmesidurumunda ayrıca Anayasa’nın 15. maddesi yönünden bir inceleme yapılmasınagerek kalmayacaktır. Zira Anayasa’nın 15. maddesi yönünden bir incelemeyapılabilmesi için öncelikle kuralın Anayasa’nın olağan dönem için öngördüğügüvencelere aykırılık taşıdığının tespit edilmesi gerekmektedir. Kuralıntemel hak ve özgürlükler için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı olduğutespit edildiğinde ise bu kez sınırlamanın savaş, seferberlik veya olağanüstühâl dönemlerinde temel hak ve özgürlüklerin kullanımınındurdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa’nın 15. maddesineuygun olup olmadığı hususunda inceleme yapılacaktır.
29. Bununla birlikte Anayasa’da bazı temel hak ve özgürlüklerinolağanüstü dönemlerde sınırlandırılmasında farklılıklar bulunmaktadır. Bukapsamda bazı temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin sebep vekoşullar ilgili maddede özel olarak somutlaştırılmıştır. Bu nedenle anılannitelikteki temel hak ve özgürlüklere temas eden olağanüstü hâl kurallarınınanayasallık denetiminde Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerinalınıp alınmadığının tespiti bakımından ayrıca Anayasa’nın 13. maddesinde yeralan güvenceler yönünden bir inceleme yapılması gerekli değildir. Bu gibidüzenlemelerin anayasallık denetiminde doğrudan Anayasa’nın 15. maddesindekiölçütlere uygunluğunun tespit edilmesi gerekir.
C. Olağanüstü Hâl İlanına Neden Olan 15 Temmuz 2016 Tarihli DarbeTeşebbüsü ve Sonrası
30. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 20/7/2018 tarihine kadardevam etmiştir.
31. Olağanüstü hâlin ilan edilmesi ve bu kararın TBMM tarafındanonaylanmasından sonra Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulutarafından, Anayasa’nın o tarihte yürürlükte bulunan 121. maddesine dayanılarakolağanüstü hâl KHK’ları çıkarılmıştır.
32. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ile bağlantılı olan vearalarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında soruşturmabaşlatılmıştır.
33. Türkiye’de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veFETÖ ve/veya PDY olarak isimlendirilen yapılanmanın silahlı bir terör örgütüolduğu ve anılan darbe teşebbüsünün faili olduğu yargı kararlarıyla tespitedilmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2017/956, K.2017/370,26/9/2017; Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E.2015/3, K.2017/3, 24/4/2017; E.2017/1443, K. 2017/4758, 14/7/2017; E.2018/7103, K.2019/1953, 22/3/2019)(FETÖ/PDY’nin genel özelliklerine ilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, § 26).
Ç. Olağanüstü Hâl İlanına Neden Olan Olay ve Olguların AnayasalYönden Değerlendirilmesi
34. Anayasa’nın Başlangıç kısmında milletin iradesinin mutlaküstünlüğüne vurgu yapılarak egemenliğin kayıtsız şartsız Türk milletine aitolduğu, egemenliği millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi vekuruluşun Anayasa’da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bununicaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı ilke olarakbelirtilmiştir.
35. Anayasa’nın 2. maddesinde başlangıçta belirtilen temelilkelere dayanma ve insan haklarına saygılı demokratik birhukuk devleti olma Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri arasındasayılmıştır.
36. Anayasa’nın Başlangıç kısmında ilkesel düzeyde ifade edilenegemenlikle ilgili hususlara 6. maddesinde hüküm olarak yer verilmiştir. Anılanmaddeye göre egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Türk milleti,egemenliğini Anayasa’nın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanır.Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisikullanamaz.
37. Anayasa’nın Başlangıç kısmında yer verilen ilkeler, 2.maddesinde sayılan Cumhuriyetin nitelikleri, 6. maddesinde düzenlenenegemenliğin aidiyeti ve kullanılma şekli ile Anayasa’nın sistematiği birliktedikkate alındığında egemenlik, egemenliğin kullanılış şekli, milletiniradesi, demokrasi, hukuk devleti ve insanhakları arasında ayrılmaz bağlar bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göretüm medeni toplumlarda olduğu gibi egemenliğin kaynağı millet olacak, egemenlik-doğrudan veya dolaylı olarak- milletin iradesiyle yetkilendirilen organlareliyle kullanılacak, milletin iradesi demokratik bir düzende ortaya çıkacak,egemenliğin yetkili organlar eliyle kullanımı hukuk devleti ilkesi başta olmaküzere demokrasinin ilkelerine uygun ve insan haklarına saygı gösterilerekgerçekleştirilecektir.
38. Darbe teşebbüsü, egemenliğin kaynağı olmayan ve milletinegemenliği kullanmak üzere yetkilendirdiği organlar arasında bulunmayan birgrubun zorla demokratik anayasal düzeni ortadan kaldırmaya veya değiştirmeyekalkışmasıdır. Darbenin gerçekleşmesi hâlinde demokratik anayasal düzen vemilletin iradesinin üstünlüğü ortadan kalkmakta, demokratik düzende millete aitolan egemenlik bir grup zorbanın eline geçmektedir. Bu durumda demokrasiden vehukuk devletinden söz etmek mümkün değildir. Doğal olarak böyle bir düzendebireylerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alacak bir mekanizma daolmayacaktır. Bu yönüyle demokratik bir toplumun karşılaşabileceği en ağırtehditlerden birinin, belki de en ağırının darbe teşebbüsleri olduğusöylenebilir.
39. Ülkemizde, çok partili siyasi hayata geçildiği tarihten bugünekadar birkaç kez darbe yapılmış veya buna teşebbüs edilmiştir. Bu nedenlemilletimiz, darbe teşebbüsüyle millet iradesini ve egemenliğini gasbedenlerindemokratik anayasal düzene ve insan haklarına karşı nasıl büyük bir tehditoluşturduklarının tanığıdır.
40. 15 Temmuz 2016 gecesi Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeörgütlenmiş bir grup anayasal düzenin ortadan kaldırılması teşebbüsündebulunmuş, bu teşebbüs demokratik bir toplumun meşru tüm unsurlarının kararlıdirenci sayesinde engellenmiştir. Başta egemenliği gasbedilmeye çalışılanmilletimiz olmak üzere millet adına egemenliği kullanmaya yetkili organlar(Cumhurbaşkanı, TBMM, Bakanlar Kurulu ve yargı kurumları), demokratik toplumunvazgeçilmez unsurları olan tüm siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, basınyayın organları ve meşru demokratik otoritenin emir ve talimatlarıyla hareketeden güvenlik güçleri bu egemenlik ve demokrasi direnişini hep birliktegerçekleştirmişlerdir.
41. Darbe teşebbüsü, iradesini ve egemenliğini milletin elindenalmaya teşebbüs edenlerin demokratik anayasal düzene ve insan haklarına yöneliktehditlerinin büyüklüğünü somut olarak ortaya çıkarmıştır. Teşebbüs sırasındaegemenliğin kayıtsız şartsız kaynağı olan millete, egemenliği millet adınakullanan organlara, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olan basın yayınkuruluşlarına ve meşru demokratik otoritenin emir ve talimatları doğrultusundahareket eden güvenlik güçlerine saldırılmıştır. Bu kapsamda egemenliğine veiradesine sahip çıkmak için sokaklara çıkıp darbeye karşı gösteri yaparak temelhaklarını kullanan silahsız bireyler -silah ve bombalarla- katledilmiş veyaralanmış, bu suretle başta yaşam hakları olmak üzere temel hak veözgürlükleri yaygın bir şekilde ihlal edilmiştir.
42. Demokratik toplum düzeninin temel kurumlarından biri ve milletiradesinin doğrudan tecelli ettiği organ olan TBMM savaş uçaklarıylabombalanmış, Cumhurbaşkanı’na suikast girişiminde bulunulmuş, Başbakan silahkullanılarak taciz edilmiş, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna baskın yapılaraközgür yayın akışı kesilmiş ve silah zoruyla darbe bildirisi okutulmuş, ülkegenelinde yayın yapan bazı özel televizyon kanallarına baskın yapılarakyayınları durdurulmak istenilmiş, meşru otoritenin emir ve talimatlarıdoğrultusunda hareket eden çok sayıda polis ve askerî personel doğrudan hedefalınarak ya da çatışmalar sırasında şehit edilmiş veya yaralanmıştır.
43. 15 Temmuz 2016 gecesi meydana gelen darbe teşebbüsünündemokratik anayasal düzene karşı oluşturduğu tehdidin büyüklüğünüdeğerlendirmek bakımından, engellenmiş olan bu teşebbüsün somut olarak meydanagetirdiği zararların tek başına dikkate alınması yeterli değildir. Darbeteşebbüsünün kısa sürede engellenememiş olması ya da darbenin gerçekleşmesihâlinde oluşabilecek risklerin de değerlendirilmesi gerekir. Egemenliğin sahibiolan millet ve demokratik anayasal düzenin tüm unsurları, darbe teşebbüsünü kararlıbir direnişle kısa sürede engellememiş olsalardı ya bir grup zorbanın mutlakegemenliğini kabul edecekler ve onun hiçbir demokratik denetime tabi olmayaniradesine tabi olacaklar ya da direnmeye devam edeceklerdi. Birinci ihtimal birmilletin demokratik açıdan ölümü anlamına gelecektir. İkinci ihtimal olançatışmaların uzaması ve yaygınlaşması, devlet otoritesinin hatta devletintamamen ortadan kalkması riskinin yakın, ciddi ve açık bir tehdit olarak ortayaçıkmasına neden olacaktır. Son zamanlarda tanık olunan, yakın çevremizdekiülkelerin durumu devlet otoritesinin ortadan kalkması hâlinde demokratik birdüzende yaşamak bir yana insanların en temel haklarının her gün saldırı altındaolduğu bir düzensizlik ve kargaşa ortamının acı örnekleri olarak dünyakamuoyunun gözönünde durmaktadır. Darbe teşebbüsünün ülkemizin birçok terörörgütünün açık hedefi olduğu günlerde gerçekleştirilmesi bu riskin ağırlığınıdaha da artırmıştır.
44. Bütün bu değerlendirmeler birlikte ele alındığında darbeteşebbüsünün sadece demokratik anayasal düzen yönünden değil bununla sıkı bağıolan millî güvenlik yönünden de mevcut ve ağır bir tehditoluşturduğu anlaşılmaktadır. Millî güvenlik, Anayasa’da ve insan haklarınınkorunmasına ilişkin birçok uluslararası belgede, temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması sebepleri arasında sayılmıştır. Özgürlük-güvenlik dengesininsağlanması modern demokrasilerin en önemli amaçlarından biri hâline gelmiştir.Çünkü güvenliğin olmadığı yerde demokratik düzeni sürdürmek ve özgürlükleri hayatageçirebilmek mümkün değildir.
45. Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 15 Temmuzdarbe teşebbüsünün demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak veözgürlüklerine ve millî güvenliğe yönelik en ağır saldırılardan biri belki deen ağırı olduğu sonucuna varmak gerekir.
D. Kanun’un 9. Maddesiyle 6741 Sayılı Kanun’un 4. Maddesinin (1)Numaralı Fıkrasına Eklenen (d) Bendinin İncelenmesi
46. Dava konusu kuralda yer alan “…Bakanlar Kurulu…”ibaresi 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 157.maddesiyle “…Cumhurbaşkanı…” şeklinde değiştirilmiştir.
47. Açıklanan nedenle konusu kalmayan bende ilişkin iptal talebihakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.
E. Kanun’un 10. Maddesiyle 6749 Sayılı Kanun’un 6.Maddesinin (1)Numaralı Fıkrasının Değiştirilen (a) Bendinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
48. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralla olağanüstü hâlsüresince uygulanması öngörülen on dört günlük gözaltı süresinin Anayasa’da güvenceyebağlanan kişi hürriyeti ve güvenliğine ölçüsüz bir müdahale oluşturduğu,düzenlemenin milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükleri ihlal ettiği, dahaönce Türkiye’de uygulanan uzun gözaltı sürelerinin ölçüsüz olduğuna ilişkin çoksayıda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararının bulunduğu, olağanüstühâl süresince gözaltı süresinin uzatılmasının ancak Olağanüstü Hal Kanunu iledüzenlenebileceği, 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’ndaöngörülmeyen bir kısıtlamanın dava konusu kuralla düzenlenmesine imkânbulunmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 13., 15., 19., 36. ve 121.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisinedeniyleAnayasa’nın 119. maddesi yönünden de incelenmiştir.
50. Dava konusu kuralda; devletin güvenliğine karşı suçlar,anayasal suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar,12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü hâlin devamı süresince gözaltısüresinin şüphelinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesiiçin zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yedi günü geçemeyeceğibelirtilmiş; delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğunedeniyle Cumhuriyet savcısının gözaltı süresinin yedi gün süreyle uzatılmasıyönünde yazılı olarak emir verebileceği hüküm altına alınmıştır.
51. Gözaltı, yakalanan kişi hakkındaki işlemlerin tamamlanmasıamacıyla kişinin yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasınakadar kanuni süre içinde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanmasını öngören birkoruma tedbiridir. Gözaltına almanın amacı, yakalanan kişi hakkında yürütülenceza soruşturmasının sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini sağlamaktır. 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91. maddesinin (2) numaralıfıkrasına göre gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasınave kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığınabağlıdır. Gözaltına alma, hâkim kararı olmaksızın kişileri özgürlüğünden yoksunkıldığı için gözaltı süreleri olabildiğince kısa tutulmuş; Anayasa’da vekanunlarda gözaltı için belli sınırlamalar öngörülmüştür.
52. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak belirtilmiş; ikinci veüçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek kaydıyla kişilerinhürriyetinden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır.Anılan maddenin beşinci fıkrasında ise yakalanan veya tutuklanan kişinintutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geçkırk sekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkimönüne çıkarılacağı, bu süreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızınhürriyetinden yoksun bırakılamayacağı hüküm altına alındıktan sonra bu sürelerinolağanüstü hâl ve savaş hâllerinde uzatılabileceği belirtilmiştir.
53. Buna göre olağanüstü hâl ve savaş hâllerinde gözaltı süresineyönelik olarak Anayasa’nın yukarıda anılan hükmünde yer alan sürelerinuzatılması öngörülebilir. Ancak bu düzenlemeler de Anayasa’da olağanüstü hâldöneminde temel hak ve özgürlükler için öngörülmüş olan güvencelere aykırıolamaz.
54. Dava konusu kural; devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasalsuçlar, millî savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar, 3713sayılı Kanun kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından olağanüstühâl süresince uygulanacak gözaltı süresini düzenlemektedir. Kurala göre gözaltısüresi, şüphelinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesiiçin zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yedi günü geçemeyecektir.Ancak delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğunedeniyle Cumhuriyet savcısı, gözaltı süresinin yedi gün süreyle uzatılmasınayazılı olarak emir verebilecektir. Böylece kurala göre olağanüstü hâl süresincegözaltı süresi azami on dört gün olarak uygulanabilecektir.
55. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra olağanüstü hâlin ilanedilmesiyle birlikte 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı OHAL KHK’sı ile gözaltısüresi yukarıda anılan suçlar bakımından otuz gün olarak öngörülmüştür. Dahasonra 2/1/2017 tarihli ve 684 sayılı OHAL KHK’sı ile gözaltı süresi yedi güneindirilmiş ve Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yedi güne kadar uzatılmasınaimkân tanınmıştır. Böylece olağanüstü hâlin ilanından itibaren yaklaşık beş ayboyunca gözaltı süresi azami otuz gün olarak uygulanmış, 2/1/2017 tarihindenolağanüstü hâlin sona erdiği 20/7/2018 tarihine kadar ise azami on dört günolarak belirlenmiştir. 684 sayılı OHAL KHK’sı TBMM’ce 7074 sayılı Kanun’laonaylanmıştır.
56. Kuralın gerekçesinde, terörve örgütlü suçlarda olağanüstü hâl süresince otuz gün olarak düzenlenen azamigözaltı süresinin yedi güne indirilmesi, delillerin toplanmasındaki güçlük veyaşüpheli sayısının çokluğu durumunda ise bu sürenin yedi gün süreyleuzatılmasının amaçlandığı belirtilmiş; olağanüstü hâlin ilanına neden olanolayların ciddiyeti, bu olaylara ilişkin soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile şüpheli sayılarının çokluğu gibi nedenlerle başlangıçta otuz gün olarakbelirlenen sürenin geçen zaman zarfında soruşturmalarda alınan mesafe veihtiyaç doğrultusunda yeniden belirlendiği ifade edilmiştir.
57. Gözaltı süresinin olağan döneme göre daha uzun tutulmasınıöngören kuralın olağanüstü hâl dönemiyle sınırlı olarak olağanüstü durumunilanına neden olan tehdit veya tehlikenin bertaraf edilmesiyle ilgili olduğuaçıktır. Dolayısıyla olağan dönemde azami dört gün olarak belirlenen gözaltısüresiyle ilgili anayasal güvenceyi karşılamayan kurala ilişkin incelemedeolağanüstü hâl döneminde temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına yönelikgüvence rejimini düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesinin dikkate alınmasıgerekmektedir.
58. Anayasa'nın anılan maddesine göre yapılacak inceleme, azami ondört gün olarak belirlenen gözaltı süresinin maddenin ikinci fıkrasında sayılanhak ve özgürlüklere dokunup dokunmadığı, milletlerarası hukuktan doğanyükümlülüklere aykırı bulunup bulunmadığı ve durumun gerektirdiği ölçüde olupolmadığının tespitiyle sınırlı olacaktır.
59. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı olağanüstü hâl yönetimininbenimsendiği dönemlerde Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan,dokunulması yasaklanmış çekirdek haklar arasında bulunmamaktadır. Dolayısıylabu hak yönünden olağanüstü hâllerde Anayasa'daki güvencelere aykırı tedbirlerinalınması mümkündür.
60. Ayrıca anılan hak, milletlerarası hukuktan kaynaklananyükümlülük olarak insan hakları alanında Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerden özellikle MSHUS'nin 4. maddesinin (2) numaralı ve AİHS'in 15.maddesinin (2) numaralı fıkralarında ve bu Sözleşme'ye ek protokollerdedokunulması yasaklanan çekirdek haklar arasında olmadığı gibi milletlerarasıhukuktan kaynaklanan diğer herhangi bir güvence (olağanüstü dönemlerde dekorunmaya devam eden güvenceler) kapsamında da değildir.
61. Bununla birlikte kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yapılansınırlamanın Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında durumun gerektirdiğiölçüde olduğunun söylenebilmesi için öncelikle keyfî olmaması gerekir.Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı devletin bireylerin özgürlüğüne keyfî olarakmüdahale etmemesini güvence altına alan temel bir haktır. Kişilerin keyfîolarak hürriyetinden yoksun bırakılmaması, hukukun üstünlüğüyle bağlı olanbütün siyasal sistemlerin merkezinde yer alan en önemli güvenceler arasındadır.Keyfî olarak hürriyetten yoksun bırakılmaya karşı usule ilişkin güvenceler debu kapsamda değerlendirilmelidir.
62. Kuralla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına yapılansınırlamanın ölçülü olup olmadığı değerlendirilirken elbetteülkemizde olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren durumun özellikleri veolağanüstü hâl ilanı sonrasında ortaya çıkan koşulların yanı sıra hâkim önüneçıkarılmaksızın hürriyetten yoksun kalınan süre de dikkate alınacaktır.
63. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de AİHS’in 15. maddesikapsamında yükümlülük azaltma bildiriminde bulunan ulusal makamların olağanüstüdurumun gereklilikleri ve bunu gidermek için yapılacak yükümlülükazaltmalarının niteliği ve kapsamı konusunda geniş takdir yetkisininbulunduğunu, ancak alınan tedbirlerin krizin zorunluluklarının kesinliklegerektirdiği ölçünün ötesine geçip geçmediğine karar verme konusundaki yetkininAİHM’e ait olduğunu belirtmektedir. AİHM bu denetim yetkisini kullanırkenyükümlülük azaltma nedeniyle etkilenen hakların niteliğini, olağanüstü durumayol açan sebepleri ve olağanüstü durumun süresini gözönünde bulundurmaktadır (Aksoy/Türkiye,B. No: 21987/93, 18/12/1996, § 68).
64. 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülkegenelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğudeğerlendirilen yaklaşık 221.000 kişi hakkında adli işlem yapılmış; başta TSK,emniyet ve yargı mensupları olmak üzere 170.000’den fazla kişi hakkında gözaltıtedbiri uygulanmıştır. Bu kişilerin önemli bir bölümü mahkeme kararıylatutuklanmış, yapılan soruşturmalar sonucunda ülke genelinde binlerce şüphelihakkında çok sayıda iddianame tanzim edilmiştir. Bu süreçte bilhassa yargıorganları ve soruşturma mercileri, öngörülemez şekilde ağır bir iş yükünüyönetmek zorunda kalmıştır. Ayrıca, darbe teşebbüsünden hemen sonra darbeteşebbüsünde bulunduğu belirtilen FETÖ/PDY ile ilgisi nedeniyle ilk etapta2.745 hâkim ve Cumhuriyet savcısına görevden el çektirilmiş, süreç içinde deyaklaşık 4.000 yargı mensubu meslekten ihraç edilmiştir.
65. Anılan darbe teşebbüsü, ülkede terör saldırılarınınyoğunlaştığı bir dönemde gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte genel olarak bölücüterör örgütü PKK ile mücadele edilmekle birlikte DHKP/C, El Kaide ve DEAŞ gibidiğer pek çok terör örgütünün de saldırılarına maruz kalınmış ve bu terörörgütlerine yönelik olarak da mücadelede bulunulmuştur. Dolayısıyla darbeteşebbüsünün savuşturulmasından sonra da teşebbüsle bağlantılı kişilerle veyateşebbüsle doğrudan bağlantılı olmasa bile teşebbüsün arkasındaki yapılanma ilebağlantılı olduğu değerlendirilen kişilerle ilgili yürütülen soruşturmalarınyanı sıra diğer terör örgütlerinin saldırı ve faaliyetlerine ilişkin olarak daçok sayıda kişi hakkında soruşturma yürütülmüştür.
66. Darbe teşebbüsü gibi olağanüstü hâl ilanına neden olanolaylara yönelik adli ve idari soruşturmalar kamu makamlarını ciddi zorluklarlakarşı karşıya bırakabilmektedir. Bu nedenle olaylar karşısında ivedi önlem vekarar alabilme gereksinimi içinde bulunan yürütmenin yetkilerinin artırılmasıgündeme gelebileceği gibi olağanüstü hâl ilanına neden olan olayların bertarafedilmesi ve bir daha tekrarlanmaması amacıyla olağan dönemle kıyaslanmayacakdüzenlemeler ve katı tedbirler de öngörülebilir. Darbe teşebbüsüne ilişkinfaaliyetler kapsamında ülke genelinde binlerce kişi tarafından icra edilen suçoluşturabilecek nitelikteki çok sayıda eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanısıra çoğunluğu önemli yerlerde kamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkındadoğrudan darbeyle ilişkili olmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyleivedilikle soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında olağandönemdeki soruşturmaya ilişkin tedbirlerin yetersiz kalması söz konusuolabilir. Darbe teşebbüsünün boyutu, teşebbüsün faili olduğu belirtilenFETÖ/PDY’nin yapısı (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmişolma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etmegibi), darbe teşebbüsü sonrasında uygulanan tedbirler kapsamında yapılansoruşturmalar ve açılan davaların sayısı ile özellikle soruşturma işlemleriniyürütmek ve denetlemekle görevli olan çok sayıda emniyet ve yargı mensubununmeslekten ihraç edildiği gözetildiğinde, soruşturma işlemlerinin sağlıklı birşekilde yürütülebilmesi amacıyla olağanüstü hâl süresiyle sınırlı olarakgözaltı süresinin azami on dört gün olarak uygulanmasının elverişli ve gereklibir tedbir olmadığı söylenemez.
67. Kuralla gözaltı süresi olağanüstü hâl süresince azami on dörtgüne çıkarılmakla birlikte bu sürenin keyfî olarak uygulanmasına izinverilmesinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Kuralda, gözaltı süresininyakalama anından itibaren yedi günü geçemeyeceği belirtilerek üst sınırbelirlenmiştir. Dolayısıyla kural olarak bu süre yedi günü aşamayacaktır. Ancaksomut olay kapsamında delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısınınçokluğu nedeniyle bu sürenin yedi gün süreyle uzatılabilmesine imkântanınmıştır. Hiç kuşkusuz delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüphelisayısının çokluğu şartlarının gerçekleşmediği durumlarda gözaltı süresininuzatılması gündeme gelemeyecektir. Gözaltı için öngörülen süreler azami sürelerolup olayın özelliğine göre soruşturma işlemlerinin daha kısa zamandatamamlanması durumunda gözaltı süresinin de daha kısa uygulanmak zorunda olduğuaçıktır.
68. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, her nesebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişinin kısa sürede durumu hakkındakarar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahip olduğu belirtilerek gözaltına itiraz, anayasal güvence altına alınmıştır.Bu kapsamda 5271 sayılı Kanun’un 91. maddesinin (5) numaralı fıkrasında,gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin olarak Cumhuriyetsavcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanuni temsilcisi,eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısmına hemen serbest bırakılmayısağlamak için sulh ceza hâkimine başvurma hakkı tanınmıştır. Böylece gerekgözaltı kararına gerekse de gözaltı süresinin uzatılmasına karşı etkili birbaşvuru yolu öngörülmüştür. Ayrıca 5271 sayılı Kanun’un 147. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (c) bendinde, yakalanarak gözaltına alınan şüpheliye müdafiseçebilme hakkı getirilmiş ve şüphelinin müdafi seçecek durumda olmadığı ve birmüdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde baro tarafından müdafigörevlendirilebilmesine imkân tanınmıştır.
69. Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncü fıkrasında, yakalanan veyatutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındakiiddiaların her hâlde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması hâlinde sözlü olarakderhâl, toplu suçlarda ise en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadarbildirileceği belirtilerek isnat olunan suçla ilgili kişilere bilgi vermeyükümlülüğü getirilmiş; altıncı fıkrasında da, kişinin yakalandığı veyatutuklandığının yakınlarına derhâl bildirileceği belirtilmiştir.
70. Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde gözaltıtedbirinin hukuka uygun şekilde uygulanıp uygulanmadığı bakımından gerekAnayasa’da gerekse de 5271 sayılı Kanun’da yeterli güvencelere yer verildiğigörülmektedir. Diğer bir ifadeyle olağanüstü hâl süresince gözaltı süresibakımından Anayasa’da öngörülen azami süreleri aşar nitelikte düzenlemeyapılırken bu sürelerin amacına uygun ve ölçülü şekilde uygulanmasınısağlayacak güvencelere yer verildiği, böylece olağanüstü hâle sebebiyet verentehdit veya tehlikenin bertaraf edilmesi kapsamında alınması gereken tedbirleriaşan bir keyfiliğe izin verilmediği anlaşılmaktadır.
71. Bu itibarla devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasalsuçlar, millî savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar, 3713sayılı Kanun kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımındanolağanüstü hâlin devamı süresince gözaltı süresinin azami yedi gün olarakuygulanmasını ve kanunda belirtilen zorunlu şartların gerçekleşmesi hâlindebunun azami yedi güne kadar uzatılmasını öngören kuralın, olağanüstü hâlde kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkını durumun gerektirdiği ölçüyü aşacak şekildesınırlandırdığı söylenemez.
72. Öte yandan dava dilekçesinde, olağanüstü hâl süresince gözaltısüresinin uzatılmasının ancak Olağanüstü Hal Kanunu ile düzenlenebileceği ilerisürülmekte ise de olağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin Olağanüstü Hal Kanunu’ndadüzenlenmesini öngören Anayasa’nın 121. maddesi, 6771 sayılı Kanun’layürürlükten kaldırılmıştır. Bu yönüyle Anayasa’nın mülga 121. maddesi kapsamındabir denetim yapılması mümkün değildir.
73. 6771 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle Anayasa’nın 119.maddesinde değişikliğe gidilerek olağanüstü hâl yönetimine ilişkin usul veesaslar yeniden düzenlenmiştir. Anayasa’nın 119. maddesinin beşinci fıkrasında,olağanüstü hâllerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışmayükümlülükleri ile 15. maddedeki ilkeler doğrultusunda temel hak vehürriyetlerin nasıl sınırlanacağının veya geçici olarak durdurulacağının, hangihükümlerin uygulanacağının ve işlemlerin nasıl yürütüleceğinin kanunladüzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Dava konusu düzenlemenin de Anayasa’nın119. maddesi kapsamında kanun ile yapıldığı açık olduğundan kuralın Anayasa’nın119. maddesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
74. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 15., 19. ve 119.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2., 13., ve 36. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
75. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralların bu hâliyleuygulanmasının telafisi güç veya imkânsız zararların doğmasına sebebiyetvereceği belirtilerek kuralların yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesitalep edilmiştir.
1/2/2018 tarihli ve 7074 sayılı Kanun’un;
A. 10. maddesiyle 18/10/2016tarihli ve 6749 sayılı OlağanüstüHal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 6.maddesinin (1) numaralıfıkrasının değiştirilen (a) bendine yönelik iptal talebi 25/7/2019 tarihli veE.2018/92, K.2019/67 sayılı kararla reddedildiğinden bu bende ilişkinyürürlüğün durdurulması talebinin REDDİNE,
B. 9. maddesiyle 19/8/2016tarihli ve 6741 sayılı Türkiye VarlıkFonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen (d)bendi hakkında 25/7/2019 tarihli ve E.2018/92, K.2019/67 sayılı kararla kararverilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bu bende ilişkin yürürlüğündurdurulması talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
25/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V. HÜKÜM
1/2/2018 tarihli ve 7074 sayılı Kanun’un;
A. 9. maddesiyle 19/8/2016tarihli ve 6741 sayılı Türkiye VarlıkFonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen (d)bendine ilişkin iptal talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
B. 10. maddesiyle 18/10/2016tarihli ve 6749 sayılı OlağanüstüHal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 6.maddesinin (1) numaralıfıkrasının değiştirilen (a) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE,
25/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ