ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2018/93
Karar Sayısı : 2021/69
Karar Tarihi : 13/10/2021
R.G. Tarih-Sayısı :15/12/2021-31690
İPTAL DAVASINI AÇAN: TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte113 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 1/2/2018 tarihli ve 7076 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaBazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin DeğiştirilerekKabul Edilmesine Dair Kanun’un;
A. 3. maddesiyle25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na eklenen geçici17. maddenin birinci fıkrasında yer alan “...Fondan...” ibaresinin,
B. 4. maddesiyle19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160. maddesine eklenendördüncü fıkrada yer alan “...yahut sair yöntemlerle...” ibaresinin
C. 8. maddesiyle15/2/2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve YayınHizmetleri Hakkında Kanun’un 26. maddesinin (8) numaralı fıkrasının;
1. Değiştirilenbirinci ve ikinci cümlelerinin,
2. Üçüncü cümlesininyürürlükten kaldırılmasının,
3. Beşincicümlesine eklenen “…veya bu Kanunun geçici 4 üncü maddesinin birinci fıkrasıuyarınca yayınlarına devam eden…” ibaresinin
Ç. 10. maddesiyle26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen KütükleriHakkında Kanun’un 149/A maddesinin yürürlükten kaldırılmasının,
D. 11. maddesiyle10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı DüzenlemelerYapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul EdilmesineDair Kanun’un 20. maddesinin (1) numaralı fıkrasının değiştirilen ikincicümlesinin,
Anayasa’nın 2., 15., 26., 28., 36., 40., 60., 65., 67.,79., 121., 125., 129. ve 167. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükümleri
Kanun’un iptali talep edilen kuralların da yer aldığı;
1. 3. maddesiyle 4447sayılı Kanun’a eklenen geçici 17. maddenin birinci fıkrası şöyledir:
“31/12/2017 tarihine kadar işe alınan her birsigortalı için geçerli olmak üzere, 1/2/2017 tarihinden itibaren özel sektörişverenlerince Kuruma kayıtlı işsizler arasından işe alınanların; işealındıkları tarihten önceki üç aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilenaylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerindekayıtlı sigortalılar dışında olmaları ve 2016 yılı Aralık ayına ilişkin aylıkprim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısına ilave olmaları kaydıyla işe alındıklarıtarihten itibaren 31/12/2017 tarihine kadar geçerli olmak üzere sigortalınınaylık prim ödeme gün sayısının 22,22 TL ile çarpılması sonucunda bulunacaktutar, bu işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri sigortalıhisseleri dahil tüm primlerden mahsup edilmek suretiyle işverene destek ödemesiyapılır ve destek tutarı Fondan karşılanır.”
2. 4. maddesiyle5411 sayılı Kanun’un 160. maddesine eklenen dördüncü fıkra şöyledir:
“(Ek fıkra: 2/1/2017-KHK-687/4 md.; Aynen kabul:1/2/2018-7076/4 md.) Bankacılık mevzuatı ile bankacılık usul veprensiplerine uygun kredi kullandırma, bu kredileri temdit etme veya ek kredikullandırma, taksitlendirme, teminata bağlama yahut sair yöntemlerleyeniden yapılandırma işlemleri zimmet suçunu oluşturmaz.”
3. 8. maddesiyle6112 sayılı Kanun’un 26. maddesinin (8) numaralı fıkrasının;
a. Değiştirilenbirinci ve ikinci cümleleri şöyledir:
“(Değişik birinci ve ikinci cümle: 2/1/2017-KHK-687/8md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7076/8 md.)Özel medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar,Üst Kurulca kendilerine tahsis edilen televizyon kanalı, multipleks kapasitesiile radyo frekanslarından yapacakları yayınlarını, tek bir verici tesis veişletim şirketince kurulan ve/veya işletilen radyo ve televizyon vericitesislerinden yapmak zorundadır. Sermayesinin en az yarısı kamuya ait olmaküzere kurulan veya iştirak edilen verici tesis ve işletim şirketinin uymasıgereken şartlar Üst Kurulca belirlenir ve şartları yerine getiren tek birverici tesis ve işletim şirketine yayın iletim yetkisi verilir.”
b. Yürürlüktenkaldırılan üçüncü cümlesi şöyledir:
“Bu verici tesis ve işletim şirketine ortakolacakların hisse oranı yüzde onu geçemez.”
c. İbare eklenenbeşinci cümlesi şöyledir:
“Verici tesis ve işletim şirketi, Üst Kuruldankarasal yayın lisansı almış veya bu Kanunun geçici 4 üncü maddesininbirinci fıkrası uyarınca yayınlarına devam eden tüm kuruluşlara tarafsızlıkve hakkaniyet ölçülerinde, makul ve ayrımcılık içermeyecek koşullarda hizmetvermek zorundadır.”
4. 10. maddesiyle 298 sayılı Kanun’un yürürlüktenkaldırılan 149/A maddesi şöyledir:
“Özel radyo ve televizyon yayınlarına ilişkinsuçlar
Madde 149/A. - Bu Kanunun 55/A maddesine ve Yüksek SeçimKurulunca belirlenen esaslara aykırı olarak yayın yapılması halinde, ülkegenelinde yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarını Yüksek SeçimKurulu, yerel yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarını ise yayınınyapıldığı yer ilçe seçim kurulu uyarır veya aynı yayın kuşağında açık birşekilde özür dilemesini ister. Bu talebe uyulmaması veya aykırılığın tekrarıhalinde, Yüksek Seçim Kurulu veya yayının yapıldığı yer ilçe seçim kurulunca,ihlâle konu programın yayını bir ilâ oniki kez arasında durdurulur. Aykırılığıntekrarı hâlinde, ülke genelinde yayın yapan özel radyo ve televizyonkuruluşlarının yayınlarının Yüksek Seçim Kurulunca beş günden onbeş güne kadardurdurulmasına, yerel yayın yapan özel radyo ve televizyonların yayınlarınınise yayının yapıldığı yer ilçe seçim kurulunca üç günden yedi güne kadardurdurulmasına karar verilir.
Bu kararlar ilgili en yüksek mülkî amirlerce derhâlyerine getirilir.
Birinci fıkra hükmüne göre hakkında yayın durdurulmasıkararı verilen özel radyo ve televizyon kuruluşlarının sorumlularına,onbeşbin Türk Lirasından yüzbin Türk Lirasına; yerel yayın yapan özel radyove televizyon kuruluşlarının sorumlularına, beşyüz Türk Lirasındanbeşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.”
5. 11. maddesiyle 6758 sayılı Kanun’un 20. maddesinin (1) numaralıfıkrasının değiştirilen ikinci cümlesi şöyledir:
“(Değişik ikinci cümle: 5/6/2017-KHK-691/11 md.;Aynen kabul: 1/2/2018-7076/11 md.) Kayyımlık yetkisi Fona devredilenveya Fonun kayyım olarak atandığı şirketleri ve ortaklık paylarını soruşturmave kovuşturma süresince yönetmek ve temsil etmek üzere atananlar veyagörevlendirilenler ile 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasınagöre malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla atananlar ve bu kapsamda icraedilen iş ve işlemler hakkında 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara DairDüzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek KabulEdilmesine Dair Kanunun 37 nci ve 38 inci maddeleri uygulanır.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri
1. 6112 sayılı Kanun’un ilgili görülen geçici 4. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Üst Kurulcasıralama ihalesi yapılıp, karasal yayın lisansları verilene kadar geçecek süreiçerisinde, sadece 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve YayınlarıHakkında Kanunun geçici 6 ncı maddesi uyarınca karasal ortamda yayında olanradyo ve televizyon kuruluşları, Üst Kurulca yayın yapmalarına müsaade edilmişolan yerleşim yerleri ile sınırlı olmak kaydıyla, yayınlarına devam ederler. Bukuruluşlardan, 41 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilenkanal ve frekans yıllık kullanım bedeli, bu Kanunun yayımı tarihinden itibarentahsil edilir. (…) veya karasal yayın lisansları için sıralama ihalesininyapılmasının ardından tahsise hak kazanmayan kuruluşların karasal yayınları biray içinde Üst Kurulca durdurulur. Sıralama ihalesinde tahsise hak kazanankuruluşların yayınları Üst Kurulca belirlenen takvimde, daha önce yayınyaptıkları kanal ve frekanslardan, tahsis edilen kanal, multipleks kapasitesive frekanslara taşınır.”
2. 298 sayılıKanun’un ilgili görülen 55/A maddesi şöyledir:
“Özel radyo ve televizyonlarla yayın:
Madde 55/A- (Yenidendüzenleme: 15/7/2003-4928/3 md.)
Seçimlerin başlangıç tarihinden oy verme gününün bitiminekadar özel radyo ve televizyon kuruluşları, yapacakları yayınlarda 2954 sayılıTürkiye Radyo ve Televizyon Kanununun 5, 20, 22 ve 23 üncü maddeleri ile 31inci maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine tâbidir.
(Ek ikinci fıkra: 8/4/2010-5980/4 md.) Seçimin başlangıç tarihinden itibaren oy verme günündenönceki yirmi dört saate kadar olan sürede, siyasi partiler veya adaylar radyove televizyonlarda birlikte veya ayrı ayrı açık oturum, röportaj, panel gibiprogramlara katılarak görüşlerini açıklayabilirler. Siyasi partiler veyaadayların açık veya kapalı yer toplantıları, radyo ve televizyonlarda canlıolarak yayınlanabilir.
Yukarıdaki fıkra hükümlerine göre özel radyo vetelevizyonların yayın ilkelerinin belirlenmesinde, Yüksek Seçim Kurulu görevlive yetkilidir.
Yapılacak yayınların yukarıdaki esaslara uygunluğunungözetim, denetim ve değerlendirilmesinde, ülke çapında yayın yapan özel radyove televizyonlar için Yüksek Seçim Kurulu; bunun dışında yayın yapan özel radyove televizyonlar için yayının yapıldığı yer ilçe seçim kurulları görevli veyetkilidir.
İlçe seçim kurullarının verdiği kararlara karşı,yirmidört saat içinde il seçim kurullarına itiraz edilebilir. İl seçim kurulukararları kesindir.
Ülke çapında yayın yapan özel radyo ve televizyonlarınhangileri olduğunu belirlemeye Yüksek Seçim Kurulu yetkilidir. Yüksek SeçimKurulunun buna ilişkin kararı Resmî Gazetede yayımlanır.”
3. 11/11/1983tarihli ve 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nun ilgili görülen5., 20., 22. ve 23. maddeleri şöyledir:
“Yayın esasları:
Madde 5- Genelyayın esasları şunlardır:
a) Anayasanın sözüne ve ruhuna bağlı olmak; Devletinülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, milli egemenliği, Cumhuriyeti, kamudüzenini, genel asayişi, kamu yararını korumak ve kollamak,
b) Atatürk ilke ve inkılaplarını kökleştirmek, TürkiyeCumhuriyetinin çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmasını öngören millihedeflere ulaşmayı gerçekleştirmek,
c) Devletin milli güvenlik siyasetinin, milli ve ekonomikmenfaatlerinin gereklerine uymak,
d) Devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesiniveya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamakyahut Devleti ve Devlet otoritesini ortadan kaldırmak veya dil, ırk, din vemezhep ayırımı yaratmak yahut sair herhangi bir yoldan bu kavramlara vegörüşlere dayanan bir Devlet düzeni kurmak amacı güden rejim ve ideolojilerinpropagandasına yer vermemek,
e) Genel ahlakın gereklerini, milli gelenekleri ve manevideğerleri gözetmek,
f) Türk milli eğitiminin temel görüş, amaç ve ilkelerineuymak,
g) Kolayca anlaşılabilir, doğru, temiz ve güzel birTürkçe kullanmak,
h) Toplumun beden ve ruh sağlığına zarar verecekhususlara yer vermemek,
i) Karamsarlık, umutsuzluk, kargaşa, dehşet, saldırganlıkgibi olumsuz duygular uyandırmak ve telkin etmek amacına yönelik yayın yapmamak
j) Kişilerin özel hayatlarına, şeref ve haysiyetlerinesaygılı olmak ve dürüstlük anlayışına bağlı kalmak,
k) Haberlerin toplanması, seçilmesi ve yayınlanmasındatarafsızlık, doğruluk ve çabukluk ilkeleri ile çağdaş habercilik teknik vemetotlarına bağlı olmak,
l) Haberler ile yorumları ayırmak ve yorumlarınkaynaklarını açıklamak,
m) Kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşabilmesi içinkamuoyunu ilgilendirecek konularda yeterli yayın yapmak; tek yönlü, taraf tutanyayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç veyadüşüncenin menfaatlerine alet olmamak.”
“Cumhurbaşkanı vesiyasi parti açıklamalarının ve faaliyetlerinin yayınlanması:
Madde 20 – BuKanunda belirtilen yayın esaslarına uymak ve diğer siyasi partilere cevap hakkıdoğuracak bir unsur taşımamak kaydıyla; Cumhurbaşkanınınve Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partilerin açıklama vefaaliyetlerinin yayınlanması, bunların haber değeri ve niteliği taşımasışartına bağlıdır.
Türkiye Radyo -Televizyon Kurumu, Cumhurbaşkanı veya bir siyasi parti açıklama ve faaliyetleriniyayınladıktan sonra bunu dengelemek maksadıyla hemen ardından veya aynı bülteniçerisinde karşı görüşleri almak için çaba harcamak ve yayınlamak zorundadeğildir.”
“Seçimlerde siyasi partilerin yayınları:
Madde 22 – (Değişik : 28/12/1993 - 3959/19 md.)
Siyasi partilerin milletvekili genel ve ara seçimleri ilemahalli idarelerin genel seçimleri sırasında radyo ve televizyonlardanfaydalanmaları, seçim propagandası yapmaları ve yükümlülükleri ile bufaydalanmanın esas, şekil ve şartları 26.4.1961 tarihli ve 298 sayılı,10.6.1983tarihli ve 2839 sayılı ve 18.1.1984 tarih ve 2972 sayılı kanunlarda yer alanhükümlere tabidir.”
“Milli güvenlik açısından yayınların menedilmesi:
Madde 23 – Cumhurbaşkanı veyagörevlendireceği bakan, milli güvenliğin açıkca gerekli kıldığı hallerde, birhaber veya yayını menetmeye yetkilidir. Men kararının yazılı olması esastır.Ancak, acele hallere men kararı sözlü olarak da iletilebilir. Bu durumda menkararının en kısa zamanda yazı ile tekrarlanması şarttır. TürkiyeRadyo-Televizyon Kurumunun sorumluluğu altında yapılmayan yayınlarınmenedilmesi halinde, men kararı ilgililere, Genel Müdürlükçe alındığı tarihtenbaşlayarak yirmidört saat içinde bildirilir.
26 Nisan 1961 tarih ve 298 sayılı Seçimlerin TemelHükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 52 ila 55 inci maddeleriuyarınca siyasi partiler adına yapılan konuşmalar hakkında birinci fıkrahükümleri uygulanmaz.
Birinci fıkrada söz konusu men kararları aleyhineDanıştayda açılacak iptal davalarında tebligat, müracaat tarihinden başlayarakkırksekiz saat içinde yapılır. Cevap ve cevaba cevap süreleri onar gündür. Busürelerin tamamlanmasından sonra onbeş gün içinde karar verilir.”
4. 8/11/2016tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ileBazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un ilgiligörülen 37. maddesi şöyledir:
“Sorumluluk
MADDE 37- (1)15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ilebunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında karar alan,karar veya tedbirleri icra eden, her türlü adli ve idari önlemler kapsamındagörev alan kişiler ile olağanüstü hal süresince yayımlanan kanun hükmündekararnameler kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bukarar, görev ve fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğudoğmaz.
(2) (Ek: 20/11/2017-KHK-696/121 md.; Aynen kabul:1/2/2018-7079/113 md.) Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veyaresmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihindegerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamıniteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkındada birinci fıkra hükümleri uygulanır.
(3) (Ek:5/12/2019-7194/50 md.) Terör örgütlerine veya (İptalibare: Anayasa Mahkemesinin 3/6/2021 tarihli ve E.:2020/18; K.:2021/38 sayılıKararı ile) (…) Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna kararverilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahutbunlarla irtibatı olan ve bu nedenle kamu görevinden çıkarılmış olankişilerden, adli veya idari soruşturma veya kovuşturması devam edenlerin sosyalgüvenlik haklarına ilişkin başvuruları hakkında 31/10/2019 tarihine kadar kararalan, bu kararları yerine getiren veya işlem yapmayan kamu görevlilerinin bukarar ve fiilleri nedeniyle (İptal ibare: Anayasa Mahkemesinin 3/6/2021 tarihlive E.:2020/18; K.:2021/38 sayılı Kararı ile) (…) idari, (İptal ibare: AnayasaMahkemesinin 3/6/2021 tarihli ve E.:2020/18; K.:2021/38 sayılı Kararı ile) (…) vecezai sorumluluğu doğmaz.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, SerdarÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU,Hicabi DURSUN, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ,Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 17/5/2018 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işinesasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin ise esas incelemeaşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, RaportörFatma KARAMAN ODABAŞI tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, davakonusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasakuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Olağanüstü Hal Düzenlemelerinin Yargısal Denetimi
3. Anayasa’nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ladeğiştirilmeden önceki 148. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde “…olağanüstühallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmündekararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla,Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz” hükmüne yer verilerek olağanüstü dönemKHK’ları Anayasa Mahkemesinin yargısal denetiminin dışında bırakılmıştır.Anayasa Mahkemesi 2/11/2016 tarihli ve E.2016/171, K.2016/164 sayılı kararındaolağanüstü hâl KHK’larının Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenebilmesi içinbu yöndeki bir anayasal yetkinin açıkça tanınması gerektiğini ifade ederekAnayasa’nın 148. maddesinin lafzı, Anayasa koyucunun amacı ve ilgili yasama belgelerigözönünde bulundurulduğunda olağanüstü hâl KHK’larının herhangi bir ad altındayargısal denetiminin mümkün olmadığına karar vermiştir.
4. Bununla birlikte olağanüstü hâl KHK’larının TürkiyeBüyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından onaylanarak kanunlaşması hâlinde bukanun hükümlerinin Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde davaaçılmasının önünde bir engel bulunmamaktadır. İptal davasına konu edilen 7076sayılı Kanun, olağanüstü hâl kapsamında çıkarılan 2/1/2017 tarihli ve 687 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararname’nin TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesi sonucunda yürürlüğegirmiştir. Bu itibarla dava konusu kurallar diğer kanun hükümleri gibi AnayasaMahkemesinin denetimine tabi olmakla birlikte bu denetim yapılırken söz konusukuralların olağanüstü hâle yönelik düzenlemeler içermesi nedeniyle öncelikleinceleme yönteminin belirlenmesi gerekir.
5. Anayasa, temel hak ve özgürlüklerin korunmasınailişkin olarak olağan ve olağanüstü dönemler için iki ayrı hukuki rejimöngörmektedir. Olağan dönemde temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması rejimiAnayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmişken olağanüstü dönemde temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılması ya da kullanılmasının durdurulması rejimiAnayasa’nın 15. maddesinde düzenlenmiştir.
6. Anayasa’nın 13. maddesine göre “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
7. Anayasa’nın 15. maddesine göre ise “Savaş,seferberlik veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğanyükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hakve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlariçin Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir./ Birincifıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydanagelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığınınbütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamayazorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez;suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”
8. Olağan dönemde temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasına ilişkin ölçütler Anayasa’nın 13. maddesinde yer alırken savaş,seferberlik ve olağanüstü hâllerde hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması hatta kullanılmasının durdurulması özel olarak Anayasa’nın15. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre savaş, seferberlik veya olağanüstühâllerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının kısmen veya tamamendurdurulması ve bunlar için Anayasa’nın diğer maddelerinde öngörülengüvencelere aykırı tedbirler alınması mümkündür. Ancak Anayasa’nın 15.maddesiyle bu hususta tanınan yetki de sınırsız değildir. Anayasa’nın diğermaddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin milletlerarası hukuktandoğan yükümlülükleri ihlal etmemesi ve durumun gerektirdiği ölçüde olmasıgerekmektedir. Ayrıca bu durumlarda dahi kişinin yaşam hakkına, maddi ve manevivarlığının bütünlüğüne dokunulması, din, vicdan, düşünce ve kanaatleriniaçıklamaya zorlanması ve bunlardan dolayı suçlanması yasaklanmış; suç vecezaların geriye yürümemesi ilkesi ile masumiyet karinesinin bu hâllerde degeçerli olduğu kabul edilmiştir.
9. Olağanüstü hâl yönetim usullerine başvurulmasındakitemel amaç, bu yönetim rejiminin uygulanmasına neden olan tehdit veyatehlikelerin bertaraf edilmesini sağlamaktır. Devletin veya toplumun varlığınınya da kamu düzeninin ağır tehdit veya tehlikeler altında bulunması nedeniyleolağanüstü yönetim usulünün uygulandığı dönemlerde söz konusu tehdit ya datehlikelerin bertaraf edilmesi için temel hak ve özgürlüklerin olağan dönemekıyasla daha fazla sınırlandırılması sonucunu doğuran tedbirler alınmasıgerekebilir. Bu nedenle Anayasa’nın 15. maddesinin uygulanabilmesi için kuralınolağanüstü hâlin gerekli kıldığı durumla ilgisinin bulunması gerekir.
10. Olağanüstü hâl KHK’larının kanunlaşmasından sonra bukanun hükümlerinin Anayasa’ya uygunluğunun denetlenmesinde ilgili kuralın tabiolduğu sınırlama rejimi tespit edilmelidir. Zira söz konusu düzenlemelerdeolağanüstü hâlle ilgili kuralların yanında olağanüstü hâlle ilgisi olmayankurallara da yer verilebilmesi bu tespitin yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
11. Kanunlaştırılarak yargısal denetime açılan birkuralın Anayasa’nın olağanüstü dönem için öngördüğü denetim rejimine tabiolabilmesi için kural, olağanüstü hâlin ilanına sebep olan tehdit veyatehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olmalı ve olağanüstü hâl süresiylesınırlı uygulanmalıdır. Dolayısıyla ancak bu iki niteliği taşıyan bir kuralınAnayasa’ya uygunluk denetiminde Anayasa’nın olağanüstü hâllerde temel hak veözgürlüklerin kullanılmasının sınırlanmasını ve durdurulmasını düzenleyen 15.maddesi esas alınabilir.
12. Kuralın olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehditveya tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olmadığı ya da olağanüstü hâlinsüresini aştığı durumlarda ise söz konusu kuralın Anayasa’ya uygunlukdenetiminde Anayasa’nın 15. maddesi dikkate alınamaz. Bu durumda kurala ilişkininceleme sınırlamaya konu hakkın düzenlendiği Anayasa maddesi başta olmak üzereAnayasa’nın ilgili hükümleri ile olağan dönemde hak ve özgürlükleri sınırlamave güvence rejimi bakımından temel öneme sahip olan 13. maddesi bağlamındayapılmalıdır. Ancak buradaki anayasallık denetiminde varılan sonuç böyle birdüzenlemenin olağanüstü dönemde dahi yapılamayacağı şeklinde anlaşılamaz.
13. Dava konusu kuralların olağanüstü hâl süresinceuygulanma özelliğini aşan bir niteliğe sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumkurallara olağanüstü hâlin dışına taşan genel düzenleme niteliği vermektedir.Bu nedenle kuralların anayasallık denetiminde Anayasa’nın olağanüstü hâllerdetemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen 15. maddesiuygulama alanı bulamaz. Kurallara ilişkin incelemenin -sınırlama yapılan hakkındüzenlendiği Anayasa maddesi başta olmak üzere- Anayasa’nın diğer ilgilihükümleri ve elbette olağan dönemde hak ve özgürlükleri sınırlama ve güvencerejimi bakımından temel öneme sahip olan 13. maddesi bağlamında yapılmasıgerekir.
B. Kanun'un 3. Maddesiyle 4447 Sayılı Kanun’a Eklenen Geçici 17. MaddeninBirinci Fıkrasında Yer Alan “…Fondan…” İbaresinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
14. Dava dilekçesinde özetle; işsizlik sigortasınınsosyal güvenlik sisteminin bir parçası olduğu, çalışanların işsiz kalmasıhâlinde ekonomik güvence sağlamak amacıyla İşsizlik Sigortası Fonunun (Fon)oluşturulduğu, Fonun işverenlere yönelik bir teşvik amacının bulunmadığı,kuralla işverenlere yönelik getirilen teşviklerin giderlerinin Fondankarşılanmasının öngörülmesi suretiyle Fonun amacı dışında kullanıma açıldığı,istihdamın artırılmasına yönelik politikaları oluşturmanın idarenin sorumluluğualtında olduğu, anılan politikaların maliyetinin Hazineden veya bütçedenyapılan transferlerle gerçekleştirilmesi gerektiği, bu tür politikalarınmaliyetinin sigortalının ödediği primlerden oluşan Fona ve dolayısıylasigortalıya yükletilmesinin ve böylece sigortalının zorunlu olarak ödediğiprimlerden oluşan birikiminin korunmamasının sosyal devlet ilkesini ihlalettiği, kuralın öngördüğü işverenlere yönelik teşviklerin getirdiği maddi yükünFondan karşılanmasının Fonun zayıflamasına yol açacağı, bu durumun ise işsizkalınması hâlinde sigortalılara yapılacak ödemeleri olumsuz etkileyeceği, bunedenle kuralın sosyal güvenlik hakkıyla bağdaşmadığı, gelir düzeyi düşüksigortalıların yanı sıra gelir düzeyi yüksek olan işverenlerin ödemesi gerekenprimlerin de Fondan karşılanmasının sosyal adalet ilkesine aykırı olduğubelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 60. ve 65. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
15. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kuralilgisi nedeniyle Anayasa’nın 49. maddesi yönünden de incelenmiştir.
16. Kural, 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlikSigortası Kanunu’nun geçici 17. maddesinin birinci fıkrası uyarınca işvereneyapılacak destek ödemesi tutarının Fondan karşılanmasını öngörmektedir.
17. Anayasa’nın 49. maddesinin birinci fıkrasında “Çalışma,herkesin hakkı ve ödevidir” denmek suretiyle herkesin çalışma hakkına sahipolduğu hüküm altına alındıktan sonra anılan maddenin ikinci fıkrasında devlete,çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,çalışma yaşamını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayıdesteklemek ve işsizliği gidermeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak içingerekli önlemleri alma ödevi de verilmiştir.
18. Sosyal hukuk devletinin temel kavramlarından biriolan sosyal güvenlik hakkı ise Anayasa'nın 60. maddesinin “Herkes, sosyalgüvenlik hakkına sahiptir.” şeklindeki birinci fıkrasıyla güvence altınaalınmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında da “Devlet, bu güvenliğisağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilerek bugörevin devlet tarafından oluşturulacak kuruluşlar yoluyla yerine getirilmesiöngörülmüştür.
19. Anayasa’nın anılan maddeleriuyarınca devlete yüklenen görevler devletin pozitif yükümlülüklerikapsamındadır.
20. Sosyal güvenlik,sosyal risklerin gerçekleşmesi hâlinde ortaya çıkabilecek olan gelir azaltıcıve/veya gider artırıcı etkileri en aza indirmeyi ve kişinin belirli hayatstandartları çerçevesinde yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesinigüvence altına almayı amaçlayan sistemi ifade etmektedir. Bu sistemde yaşlılık,hastalık, malullük, işsizlik, kaza ve ölüm gibi sosyal risklerin gerçekleşmesihâlinde kişilerin asgari yaşam düzeylerinin korunması hedeflenmektedir. Sosyalgüvenlik sistemi sosyal güvenlik kuruluşları vasıtasıyla hayata geçirilmekte vebu sisteme tabi olan kişiler de sisteme prim ödemek suretiyle katkıyapmaktadır.
21. 4447 sayılı Kanun’la kurulan işsizlik sigortası daülkemizde devlet tarafından sosyal güvenliğin sağlanması amacıyla alınantedbirlerden biri olup söz konusu sigorta kapsamında işsiz kalınması hâlindebir yandan işsizlik ödeneği ve 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı SosyalSigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gereği ödenecek sigorta primlerininödemesi yapılmakta, diğer yandan yeni bir iş bulunmasına ve aktif iş gücühizmetleri kapsamında kurs ve programlar düzenlenmesine yönelik faaliyetlerdebulunulmaktadır. İşsizlik sigortasının gerektirdiği görev ve hizmetler içinmali kaynak sağlamak, piyasa şartlarında kaynakları değerlendirmek, 4447 sayılıKanun’un öngördüğü ödemelerde bulunmak üzere İşsizlik Sigortası Fonukurulmuştur.
22. 4447 sayılı Kanun’un geçici 17. maddesinin birincifıkrasında 31/12/2017 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için geçerliolmak üzere 1/2/2017 tarihinden itibaren özel sektör işverenlerince Türkiye İşKurumuna (Kurum) kayıtlı işsizler arasından işe alınanların işe alındıklarıtarihten önceki üç aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim vehizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde kayıtlısigortalılar dışında olmaları ve 2016 yılı Aralık ayına ilişkin aylık prim vehizmet belgelerindeki sigortalı sayısına ilave olmaları kaydıyla işealındıkları tarihten itibaren 31/12/2017 tarihine kadar geçerli olmak üzeresigortalının aylık prim ödeme gün sayısının 22,22 TL ile çarpılması sonucundabulunacak tutarın bu işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceklerisigortalı hisseleri dâhil tüm primlerden mahsup edilmek suretiyle işverenedestek ödemesi yapılacağı belirtilmiş, dava konusu kuralla bu destek tutarınınFondan karşılanması öngörülmüştür.
23. Kuralın “Madde ile, istihdamı artırabilmek,işsizliği azaltabilmek, yatırımların önünü açabilmek ve iş alanlarıoluşturabilmek amacıyla,…” biçimindeki gerekçesi gözönündebulundurulduğunda istihdamın artırılmasını amaçladığı anlaşılmaktadır.
24. Anayasa’nın 60. maddesinde devlete sosyal güvenlikhakkını sağlayacak gerekli tedbirleri alma ödevi yüklenmiş iken 49. maddesinegöre devletin ayrıca işsizliği önlemeye yönelik ekonomik bir ortam yaratmakyükümlülüğü de bulunmaktadır. Anayasa’ya aykırı olmamak kaydıyla bu kapsamdaalınacak tedbirleri, bu tedbirlerin kapsamını, içeriğini, şeklini ve usulünübelirleme konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. AYM, E.2008/57,K.2010/26, 4/2/2010). Dava konusu kuralla da işveren bakımından işçiçalıştırmanın maliyet kalemlerinden biri olan sigorta primlerinin Fondankarşılanmasının öngörülmesi suretiyle ilave çalışan istihdamınınkolaylaştırıldığı açıktır. Bu yönüyle kural devletin işsizliği önlemeye yönelikekonomik bir ortam yaratmak yükümlülüğü kapsamında aldığı bir tedbirniteliğindedir.
25. Kural, sosyal güvenlik hakkının sağlanmasına hizmeteden işsizlik sigortasının işleyişinde herhangi bir değişiklik öngörmemekte;işsizlik durumunda sigortalıya yapılan ödeme ve sunulan hizmetlerde herhangibir değişikliğe sebebiyet vermemektedir. Sigortalı, kural öncesinde sahipolduğu imkânları kural sonrasında da aynen muhafaza etmeye devam etmektedir. Buitibarla işe alınan ilave çalışanın sigorta primlerinin Fondan karşılanmasısigortalıların sosyal güvenlik hakları bakımından doğrudan bir kayba yolaçmamaktadır.
26. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin 15/10/2020 tarihlive E.2019/46, K.2020/55 sayılı kararında da ifade edildiği gibi 4447 sayılıKanun’un 49. maddesi uyarınca işsizlik sigortası priminin sigortalının primeesas aylık brüt kazançlarından %1 sigortalı, %2 işveren ve %1 devlet payıolarak alındığı gözönünde bulundurulduğunda Fonun gelirlerinin yalnızcasigortalı tarafından ödenen meblağdan oluşmadığı, sigortalıdan daha yüksekoranda işverenin ve devletin Fona katkıda bulunduğu açıktır. Kanun’un 53.maddesinde Fonun açık vermesi durumunda devletçe sağlanacak katkıların da Fonungelirleri arasında sayılmış olması karşısında belirli koşullar dâhilindeistihdam etmenin maliyet kalemlerinden biri olan tüm sigorta primlerininödemesinin kural uyarınca Fondan yapılmasının Fondan yapılacak diğer ödemeleriolumsuz yönde etkileyeceği de söylenemez.
27. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 49. ve 60.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 49. ve 60. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamındaele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 65. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
C. Kanun’un 4. Maddesiyle 5411 Sayılı Kanun’un 160. Maddesine EklenenDördüncü Fıkrada Yer Alan “...yahut sair yöntemlerle...” İbaresininİncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
28. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralla dahaönce kullandırılmış kredilerin yeniden yapılandırılması konusunda belirsiz biralan oluşturulduğu, yeniden yapılandırmada seçilecek yöntem bakımındanbelirsizlik yaratıldığı, bu durumun krediyi yeniden yapılandıran açısından keyfîliğe yolaçabileceği ve bankacılık sektöründe zimmet suçunun işlenmesinikolaylaştıracağı, yeniden yapılandırmada uygulanacak yöntemin ortaya çıkaracağısonucun öngörülebilir olmadığı, kesin kurallara bağlanmış aynı statüdekiherkese uygulanabilecek belli yöntemler belirlemek yerine banka yetkilisininkeyfine göre belirleyeceği sair yöntemlerle kredilerin yenidenyapılandırılmasına izin verilmesinin para ve kredi piyasalarının sağlıklı vedüzenli işlemesini önleyeceği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve 167.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
29. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kuralilgisi nedeniyle Anayasa’nın 38. ve 48. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
30. 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı BankacılıkKanunu’nun 160. maddesinin birinci fıkrasında görevi nedeniyle zilyetliğikendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veyapara yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları kendisinin ya dabaşkasının zimmetine geçiren banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğermensupların hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılacakları, ayrıca bankanınuğradığı zararı tazmine de mahkûm edilecekleri belirtilmiştir. Maddenin davakonusu ibarenin de yer aldığı dördüncü fıkrasında ise bankacılık mevzuatı ilebankacılık usul ve prensiplerine uygun kredi kullandırma, bu kredileri temditetme veya ek kredi kullandırma, taksitlendirme, teminata bağlama yahut sairyöntemlerle yeniden yapılandırma işlemlerinin zimmet suçunu oluşturmayacağıhüküm altına alınmıştır. Anılan fıkrada yer alan “…yahut sair yöntemlerle…”ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
31. Anayasa’nın 38.maddesinin birinci fıkrasında “Kimse,işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayıcezalandırılamaz” denilerek“suçun kanuniliği”, üçüncü fıkrasında da “Ceza ve ceza yerine geçengüvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” denilerek “cezanınkanuniliği” ilkesi getirilmiştir. Anayasa’nın anılan maddesinde yer alan suçtave cezada kanunilik ilkesi uyarınca hangi fiillerin yasaklandığının ve bu yasakfiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanundagösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olmasıgerekmektedir. Kişilerin yasak fiilleri önceden bilmeleri düşüncesine dayananbu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır.Bu kapsamda suç ihdas eden düzenlemelerin belirliliklerinin tespitinde anılanilkelerin gözönünde tutulması zorunludur.
32. Ceza yaptırımına bağlanan fiilinkanunun açıkça suç sayması şartına bağlanmış olmasıyla suç ve cezalarailişkin düzenlemelerin şekli bakımdan kanun biçiminde çıkarılması yeterliolmayıp bunların içerik bakımından da belirli bir amacı gerçekleştirmeyeelverişli olmaları gerekir. Bu açıdan kanunun metni, bireylerin hangi somutfiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli biraçıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmışolmalıdır. Bu nedenle, belirli bir kesinlik içinde kanunda hangi fiile hangihukuksal yaptırımın bağlandığının bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerinsonuçlarının öngörülebilmesi gerekir (AYM, E.2013/28, K.2013/106, 3/10/2013).
33. Anayasa’nın 48. maddesinin ikinci fıkrasında “Devlet,özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini,güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.”denilmiştir. 167. maddenin birinci fıkrasında ise “Devlet, para, kredi,sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcıve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacaktekelleşme ve kartelleşmeyi önler.” düzenlemesine yer verilerek ekonomik hayatın işleyişini düzenlemek, gerektiğindebu alana müdahale etmek hususunda devlet görevli kılınmıştır.
34. Devlet, tasarrufları ve tasarruf sahiplerinin hak vemenfaatlerini korumak ile biriken tasarrufların milli ekonominin gereklerinegöre kullanılmalarını sağlamakla görevli olup bu görevini yerine getirebilmekiçin para ve kredi piyasalarını düzenleme ve denetleme gereksinimi duyabilir yada bu sistemi yönlendirebilir. Devletin para, kredi ve sermaye politikalarınınoluşmasında ve saptanmış politikaların uygulanması konusunda sahip olduğuekonomik görevlerini ve amaçlarını gerçekleştirebilmesi için ulusal ekonominingereklerine uygun olarak düzenlemeler yapmak, bunları değiştirmek ve kaldırmakanayasal sınırlar içinde kanun koyucunun yetkisindedir.
35. Bankalar, bir taraftan mevduat veya katılım fonukabul etmek suretiyle tasarruf sahiplerinin birikimlerini değerlendirmekte; birtaraftan da yatırımcılara ve diğer ihtiyaç sahiplerine kredi vererek ekonomininişleyişine katkı sağlamaktadır. Bankalar faaliyet konuları ve finansalpiyasalardaki rolleri dolayısıyla ülke ekonomisi üzerinde yaygın ve etkin birişleve sahiptir. Bu nedenle bankacılık sektöründe meydana gelebilecek biraksaklık veya çöküntü, ekonomik sistem üzerinde ciddi olumsuz etkileryaratabilecektir. Dolayısıyla aslında özel girişim olan bankacılık sektörünündevlet denetimi ve gözetimi altında yürütülmesi ve koruma altına alınması birgereklilik olup bu bağlamda bankaların alacaklarını koruyan ancak millîekonominin ve finansal piyasaların gereksinimlerini de gözardı etmeyen özeldüzenlemeler getirilebilir.
36. Ülke ekonomisine, finans piyasalarına ve finans kurumlarınaduyulan güvene verebileceği zarar gözönüne alınarak banka mensuplarıncagerçekleştirilebilecek zimmet suçu 5411 sayılı Kanun’da ayrıca düzenlenmiş isede öncelikle suç oluşturabilecek nitelikteki eylemlerin bankacılık mevzuatı ilebankacılık usul ve prensiplerine uygun olarak gerçekleştirilenler dışında kalaneylemler olacağı açıktır.
37. Kanun’un 160. maddesinin dava konusu kuralın da yeraldığı dördüncü fıkrasında hangi tür bankacılık işlemlerinin zimmet suçunuoluşturmayacağı düzenlenmiştir. Fıkraya göre bankacılık mevzuatı ile bankacılıkusul ve prensiplerine uygun kredi kullandırma, bu kredileri temdit etme veya ekkredi kullandırma, taksitlendirme ve teminata bağlama yöntemleriylegerçekleştirilen yeniden yapılandırma işlemleri zimmet suçunuoluşturmayacaktır. Dava konusu kuralla da zimmet suçunu oluşturmayan yenidenyapılandırma işlemlerinin fıkrada sayılanlarla sınırlı olmadığı, koşullarısağlayan diğer yeniden yapılandırma yöntemlerinin de zimmet suçunuoluşturmayacağı belirtilmiştir.
38. Kredi işleminin tesis edilmesi kredinin geriödenmemesi riskini de doğal olarak içinde barındırmaktadır. Bu bağlamdakredinin açıldığı tarihte kredi kullananın mali gücüne bağlı olarak geriödenebilecek bir kredinin süreç içerisinde değişen şartlar sebebiyle geriödenememesi mümkündür. Bu bağlamda yeniden yapılandırma kredi borçlusunun geriödeme yükümlülüğünü yerine getirilebilmesini, mali sektördeki varlığınısürdürerek ülke ekonomisine katkı sunmaya devam edebilmesini sağlayabilecektir.Bu bakımdan bankacılık mevzuatı ile bankacılık usul ve prensiplerine uygunolacak şekilde kredi kullandırılması veya kredi borçlarının çeşitli tedbir veyöntemlerle yeniden yapılandırılması ekonomik düzenin devamlılığı, kredisisteminin etkin şekilde işlemesi, mali sektörün gelişmesi, finansalpiyasalardaki güven ve istikrarın devamlılığı bakımından gerekli görülebilir.
39. Bankacılık mevzuatı uyarınca değişik cins ve türdepek çok işlem kredi işlemi olarak kabul edilmektedir. Kredi işlemlerinin tür veçeşitliliği dikkate alındığında kredi borçlarının yeniden yapılandırılması içinçok çeşitli ve farklı yöntemler belirlenebilir. Buna göre yeniden yapılandırmayöntemlerinin gelişen koşul, durum ve ihtiyaçlar çerçevesinde kredinin türü,kapsamı, süresi, üstlenilen risk gibi birçok sebebe bağlı olarak değişebileceğigözetildiğinde yeniden yapılandırmaya yönelik işlemlerin önceden belirlenerekkanunda sayılması zorunluluğundan söz edilemez.
40. Kanun’un 160. maddesinin dava konusu kuralın da yeraldığı dördüncü fıkrasında zimmet suçunu oluşturmayan yeniden yapılandırmaişlemlerinin genel çerçevesi çizilerek bankacılık mevzuatı ile bankacılıkusul ve prensiplerine uygun olan yeniden yapılandırma yöntemlerinin zimmetsuçunu oluşturmayacağı açık bir şekilde ifade edilmiştir. Kural, yenidenyapılandırma adı altında benimsenecek her türlü yöntemi değil, yalnızcabankacılık mevzuatı ile bankacılık usul ve prensiplerine uygun olmakla birlikteKanun’da açıkça sayılmamış olan yeniden yapılandırma yöntemlerini düzenlemeninkapsamına dahil etmektedir. Buna göre kuralın bankacılık mevzuatı ilebankacılık usul ve prensiplerine uygun olan yeniden yapılandırma yöntemleribakımından zimmet suçunun oluşup oluşmadığı yönünden belirsiz veya öngörülemez olduğu söylenemez.
41. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 38., 48. ve 167. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddigerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 38. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında elealınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Ç. Kanun’un 8. Maddesiyle 6112 Sayılı Kanun’un 26. Maddesinin (8)Numaralı Fıkrasının Değiştirilen Birinci ve İkinci Cümlelerinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
42. Radyo, televizyonve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesi, ifade vehaber alma özgürlüğünün sağlanması, medya hizmet sağlayıcılarının idari, mali,teknik yapıları ve yükümlülükleri ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK)kuruluşu, teşkilatı, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları belirlemekamacıyla 6112 sayılı Kanun kabul edilmiştir.
43. 6112 sayılı Kanun’un 26. maddesinde, RTÜK’e tahsisedilen frekans bandları çerçevesinde televizyon kanal ve radyo frekansplanlamalarının yapılmasına, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu ile medya hizmetsağlayıcı kuruluşlara kanal, frekans ve/veya multipleks kapasitesinintahsisine, karasal ortamdan sunulacak radyo ve televizyon yayın hizmetlerininiletimine, yayın iletiminin nasıl gerçekleştirileceğine, iletim yetkisininverilmesine, verici tesislerden yararlanılması ile verici tesis ve işletimşirketince verilecek hizmetin niteliklerine ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir.
44. Anılan maddenin (8) numaralı fıkrasının dava konusubirinci ve ikinci cümlelerinde özel medya hizmet sağlayıcı kuruluşların RTÜK tarafındankendilerine tahsis edilen televizyon kanalı, multipleks kapasitesi ile radyofrekanslarından yapacakları yayınlarını, tek bir verici tesis ve işletimşirketince kurulan ve/veya işletilen radyo ve televizyon verici tesislerindenyapmak zorunda oldukları belirtilmiş; sermayesinin en az yarısı kamuya aitolmak üzere kurulan veya iştirak edilen verici tesis ve işletim şirketininuyması gereken şartların RTÜK tarafından belirleneceği ve şartları yerinegetiren tek bir verici tesis ve işletim şirketine yayın iletim yetkisiverileceği kurala bağlanmıştır.
45. Kanun’un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (l) bendindemedya hizmet sağlayıcılar, radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetiiçeriğinin seçiminde editoryal sorumluluğu bulunan ve bu hizmetin düzenlenme veyayınlanma biçimine karar veren tüzel kişiler olarak tanımlanmışlardır.Kanun’un 19. maddesi uyarınca münhasıran radyo, televizyon ve isteğe bağlıyayın hizmeti sunmak amacıyla 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk TicaretKanunu hükümlerine göre anonim şirket statüsünde kurulacak olan her bir medyahizmet sağlayıcı kuruluş, ancak bir radyo, bir televizyon ve bir isteğe bağlıyayın hizmeti sunabilmek için RTÜK’ten yayın lisansı alabilecektir. Kanun’un 6.maddesinde ise medya hizmet sağlayıcı kuruluşlarca sunulacak yayınhizmetlerinin içeriğine ve yayınlanmasına önceden müdahale edilemeyeceği ve yayınlarıniçeriğinin önceden denetlenemeyeceği belirtilmiş; bu kuruluşların ticariiletişim ile üçüncü şahıslar tarafından üretilenler de dâhil olmak üzereyayınlanan tüm yayın hizmetlerinin içeriğinden ve sunumundan sorumlu olduklarıifade edilmiştir.
46. Verici tesis ve işletim şirketi ise Kanun’un 3.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (dd) bendinde, karasal ortamdan yayın yapmaküzere lisans alan medya hizmet sağlayıcılarının yayınlarının karasal vericiistasyonlarından iletimini sağlamak için gerekli tesisleri kuran ve/veyaişleten kuruluş olarak tanımlanmıştır. 9/4/2013 tarihli ve 28613 sayılı ResmîGazete’de yayımlanan Verici Tesis ve İşletim Şirketi ile Multipleksİşletmecileri Hakkında Yönetmelik hükümlerinde de belirtildiği şekilde anonimşirket statüsünde kurulan bu şirket, yayın hakkına sahip medya hizmetsağlayıcılarla yapacağı sözleşmeler kapsamında medya hizmet sağlayıcılarınyayınlarını belli bir bedel karşılığında münhasıran iletme hakkına sahiptir. Verici tesis ve işletim şirketinin faaliyetlerinisürdürebilmesi RTÜK’ten yayın iletim yetkisi almasına bağlı olup bu şirketinverilen izinler kapsamında faaliyette bulunup bulunmadığı Kanun’un 26.maddesinin (8) numaralı fıkrasının altıncı cümlesi uyarınca RTÜK’ün denetiminetabidir.
47. Kanun’un 26. maddesinin (8) numaralı fıkrasınındördüncü ve beşinci cümleleri uyarınca verici tesislerinden yararlanma usul veesasları ile yıllık kira bedelleri, verici tesis ve işletim şirketinin görüşüalındıktan sonra RTÜK’ün onayıyla yürürlüğe konulacak olup şirket, yayınhakkına sahip tüm kuruluşlara tarafsızlık ve hakkaniyet ölçülerinde, makul veayrımcılık içermeyecek şartlarda hizmet vermek zorundadır.
48. Dava konusu kurallar verici tesis ve işletimşirketinin ortaklık yapısı ve ortakların hisse oranları ile yayın iletimyetkisinin verici tesisi ve işletim şirketine kullandırılmasına ilişkindüzenlemeler içermektedir. Buna göre özel medya hizmet sağlayıcı kuruluşlarınyayınlarını tek bir verici tesis ve işletim şirketince kurulan ve/veya işletilenradyo ve televizyon verici tesislerinden iletmesi zorunludur. Ayrıca vericitesis ve işletim şirketinin sermayesinin en az yarısının kamuya ait olacakşekilde yapılandırılması gerekmekte olup RTÜK tarafından belirlenen şartlarıyerine getiren tek bir verici tesis ve işletim şirketine yayın iletim yetkisiverilecektir.
49. Kuralların 7076 sayılı Kanun’layapılan değişiklik öncesinde özel medya hizmet sağlayıcı kuruluşlarca yapılacak yayınların, tek birverici tesis ve işletim şirketince kurulan ve işletilen radyo ve televizyonverici tesislerinden yapılmasının zorunlu olduğu ve RTÜK tarafından belirlenenşartları yerine getiren, ulusal karasal yayın lisansına sahip kuruluşlarcaortak kurulan tek bir verici tesis ve işletim şirketine yayın iletim yetkisiverileceği şeklindedüzenlendiği gözetildiğinde tek bir verici tesis ve işletim şirketine yayıniletim yetkisi verilmesi ilk defa getirilen bir düzenleme niteliğinde değildir.
50. Daha önce Anayasa Mahkemesi özelmedya hizmet sağlayıcı kuruluşlarının yayınlarını tek bir verici tesis veişletim şirketince kurulan ve işletilen radyo ve televizyonverici tesislerinden yapma zorunluluğu getiren kuralı Anayasa’ya aykırıbulmamıştır. Mahkemenin 21/6/2012 tarihli ve E.2011/44, K.2012/99 sayılıkararında, tek bir verici tesis ve işletimşirketi tarafından kurulacak vericinin, frekans planlarının uygulamamaliyetinin düşürülmesi, istasyon ve yayın güvenliğinin daha kolay sağlanması,işletme, personel ve yedek malzemeden tasarruf edilebilmesi gibi nedenlerleekonomik ve işletmecilik açısından daha etkin ve verimli olacağı vurgulanmış;madde gerekçesi de dikkate alındığında düzenlemenin mevcut verici tesislerininoluşturduğu görüntü kirliliğinin önlenmesi ile kamu kaynaklarının daha verimlikullanılması amacıyla getirildiği ifade edilmiştir.
51. Diğer yandan değişiklikten önceverici tesis ve işletim şirketinin, radyo ve televizyon verici tesislerinikurması ve aynı zamanda işletmesi öngörülmüş iken değişiklikten sonra kurmave işletme yanında şirketin anılan tesisleri kurması veya işletmeside mümkün hale getirilmiştir. Yine değişikliktenönce verici tesis ve işletim şirketi ulusal karasal yayın lisansına sahipkuruluşlarca ortak olarak kurulabilmekte iken değişiklikten sonra verici tesisişletim şirketi sermayesinin yarısı kamuya ait olmak üzere kurulan veya iştirakedilen bir şirket olarak düzenlenmiştir.
52. Verici tesis ve işletim şirketinin kimler tarafındankurulacağı ve ortaklık yapısına ilişkin değişiklikle bağlantılı olarak Kanun’ungeçici 4. maddesinin “Ulusal karasal sayısalyayın lisansları verilinceye kadar, 26 ncı maddenin sekizinci fıkrasına görekurulması gereken verici tesis ve işletim şirketi, bu maddenin birinci fıkrasıkapsamında yayın izni verilmiş olan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar tarafındankurulabilir ve bu şirkete Üst Kurulca geçici yayın iletim yetkisi verilebilir.” şeklindeki yedinci fıkrasının da 687 sayılıKHK’nın 9. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre dahaönce ulusal karasal yayın lisansına sahip kuruluşlarca ortak olarak kurulacağıifade edilen verici tesis ve işletim şirketinin 687sayılı olağanüstü hâl KHK’sı ve 7076 sayılı Kanun’la yapılan değişikliklerlebirlikte sermayesinin en az yarısı kamuya ait olacak şekildeyapılandırılması öngörülmüştür.
2. İptal Taleplerinin Gerekçesi
53. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallarlayayın iletim yetkisinin idare tarafından belirlenecek tek bir verici tesis veişletim şirketine verildiği, bu durumun özel medya hizmet sağlayıcılarını keyfîuygulamalar, sınırlamalar ve müdahalelerle karşı karşıya bırakacağı, yayınlarıniletilmesinde tekelci bir yapı getirilmesinin medyada sansür ve baskıyıdoğuracağı, bu durumun idare aleyhine haber, yorum ve görüş paylaşılmasıolasılığını ortadan kaldıracağı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 26. ve 28.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
54. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kurallar, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden deincelenmiştir.
55. Anayasa’nın 26. maddesinin birincifıkrasında “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başkayollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Buhürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya davermek serbestliğini de kapsar. Bufıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımlarınizin sistemine bağlanmasına engel değildir.” hükmüne yer verilerek ifade özgürlüğügüvence altına alınmıştır.
56. İfade özgürlüğü yalnızca düşünce ve kanaatleriniçeriğini değil iletilme biçimlerini de koruma altına almaktadır. NitekimAnayasa’nın 26. maddesinde ifade özgürlüğünün kullanımında başvurulabilecekaraçlar söz, yazı, resim veya başka yollar olarak ifade edilmiş ve başkayollar ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğuvurgulanmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasının son cümlesinde radyo vetelevizyon yayınlarının 26. maddenin koruması altında olduğu belirtilmiş olupradyo ve televizyon yayınlarının ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olduğukonusunda şüphe bulunmamaktadır.
57. Anayasa’nın 28. maddesinde ise basın özgürlüğü güvencealtına alınmıştır. Maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesinde “Basın hürdür,sansür edilmez.” denilmiş, ikinci fıkrasında ise, “Devlet, basın vehaber alma hürriyetini sağlayacak tedbirleri alır” düzenlemesine yerverilerek basın ve haber alma özgürlüğünün korunması amacıyla önlemleralınmasının devletin görev ve sorumluluğunda olduğu belirtilmiştir.
58. Özel medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara karasalortamdan yapacakları radyo ve televizyon yayınlarını tek bir verici tesis veişletim şirketince kurulan ve/veya işletilen radyo ve televizyon vericitesislerinden yapma zorunluluğu getirilmesi ile verici tesis ve işletimşirketinin sermayesinin en az yarısının kamuya ait olacak şekilde kurulacağıveya belirtilen şekilde kamunun iştirakinin sağlanacağının öngörülmesisuretiyle doğrudan şirketteki kamu ve kamu dışı sermaye payını ve ortaklıkyapısını düzenleyen dava konusu kurallar ifade ve basın özgürlüğüne sınırlamagetirmektedir.
59. Anayasa’nın 13. maddesine göre ifade ve basınözgürlüklerine getirilen sınırlamanın kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülensınırlama sebebine, demokratik toplum düzeniningereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekir.
60. Anayasa’nın anılan maddesinde öngörülen temel hak veözgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütüne göre bir düzenlemeninyalnızca şeklî anlamda değil maddi anlamda da kanun şartlarını taşımasıgerekir. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin sınırlamaların kanunla düzenlenmesibu haklara ve özgürlüklere keyfî müdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini sağlayandemokratik hukuk devletinin en önemli unsurlarından biridir.
61. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun buniteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukukdevleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıcakamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). DolayısıylaAnayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik,Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığındayorumlanmalıdır.
62. Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerineilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla 6112 sayılı Kanun kabul edilmişolup medya hizmet sağlayıcı kuruluş ile verici tesis ve işletim şirketinintanımı, niteliği, yayın hizmeti ve yayının iletimine ilişkin çeşitli hususlara Anlamve Kapsam bölümünde yer verilmiştir (bkz. §§ 45-47). Medya hizmet sağlayıcıkuruluşların yayın hizmeti verebilmesi RTÜK’den yayın lisansı almalarına bağlıolup yayın lisansına ilişkin usul ve esaslar 6112 sayılı Kanun’un 27.maddesinde düzenlenmiştir. Kanun’da ayrıca yayın hizmetlerinin sunumunda,içeriğinin belirlenmesinde uyulması gereken ilke ve esaslara da yerverilmiştir.
63. Verici tesis ve işletim şirketinin faaliyettebulunabilmesi ise Kanun’un 26. maddesinin (8) numaralı fıkrası kapsamında RTÜKtarafından yayın iletim yetkisi verilmesine bağlı olup medya hizmet sağlayıcıkuruluşların verici tesis ve işletim şirketince kurulan ve/veya işletilentesislerden yıllık olarak belirlenecek hizmet bedeli mukabilindefaydalanabilecekleri anlaşılmaktadır. Verici tesislerden yararlanmanınkarşılığı olarak ödenecek hizmet bedeli verici tesis ve işletim şirketiningörüşü alındıktan sonra RTÜK’ün onayıyla yürürlüğe konulacaktır. Anılan fıkradaayrıca verici tesis ve işletim şirketinin yayın hakkına sahip tüm kuruluşlaratarafsız ve hakkaniyet ölçülerinde, makul ve ayrımcılık içermeyecek koşullardahizmet vermesinin bir zorunluluk olduğu ifade edilerek sunulacak yayın iletimhizmetinin niteliği ile verici tesis ve işletim şirketince hangi ilkelere uygunolarak hizmet verileceği açıklanmıştır. Anılan ilkelerin hizmet bedelininbelirlenmesinde de dikkate alınması gerektiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.Ayrıca kurulmasına izin verilen radyo ve televizyon verici tesislerininKanun’da ve işletme izninde öngörülen amaçlar için kullanılıp kullanılmadığınınRTÜK tarafından denetleneceği, RTÜK’ün yayın iletim iznine aykırı davranılmasıve aykırılığın giderilmemesi halinde verici tesis ve işletim şirketini idaripara cezası ile cezalandıracağı düzenlenmiştir. 6112 sayılı Kanun kapsamındakidüzenlemeler uyarınca verici tesis ve işletim şirketi faaliyetlerini RTÜK’ündenetimi altında gerçekleştirecektir.
64. Dava konusu kurallar ile 6112 sayılı Kanun hükümleribir bütün olarak değerlendirildiğinde kuralların kapsam, hüküm ve sonuçlarıitibarıyla herhangi bir tereddüte yer vermeyecekşekilde açık, net ve öngörülebilir nitelikte oldukları dolayısıyla kurallarınhukuki öngörülebilirlik ve belirlilik şartlarını taşıdıkları anlaşılmaktadır.
65. Anayasa’nın 13. maddesi uyarıncatemel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren kanuni düzenlemelerin Anayasa’daöngörülen sınırlama sebebine de uygun olması gerekir. İfade özgürlüğünündüzenlendiği Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında söz konusu hakkınsınırsız olmadığı, “…millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği,Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmezbütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devletsırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhretveya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü mesleksırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerinegetirilmesi amaçlarıyla…” sınırlanabileceği belirtilmiş; maddenin dördüncü fıkrasında “Haber ve düşünceleriyayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunlarınyayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininsınırlanması sayılmaz” denilmiştir.Anayasa’nın 28. maddesinin üçüncü fıkrasında ise basın özgürlüğününsınırlanmasında Anayasa’nın 26. ve 27. maddeleri hükümlerinin uygulanacağıifade edilmiştir.
66. Kuralların gerekçesi ve Anlam ve Kapsambölümünde değinilen Anayasa Mahkemesinin 21/6/2012tarihli ve E.2011/44, K.2012/99 sayılı kararında da ifade edildiği gibi (bkz.§ 50) yayın iletim yetkisinin tek birverici tesis ve işletim şirketine verilmesi ve yayınların bu şirketçe kurulanve/veya işletilen radyo ve televizyon verici tesislerinden yapılması suretiylefrekans planlarının uygulama maliyetinin düşürülmesi, istasyon ve yayıngüvenliğinin daha kolay sağlanması, işletme, personel ve yedek malzemedentasarruf edilebilmesi söz konusu olabilecektir. Ayrıca şirket sermayesinin enaz yarısının kamuya ait olması yayınların iletimi alanında kamu kaynaklarınında etkin şekilde kullanılabilmesi bakımından faydalı olabileceği gibi bu alandakarasal yayın lisansına sahip şirketlerce tekel oluşturulmasını daönleyebilecektir. Anılan hususlar dikkate alındığında kuralların kamu düzenininsağlanmasına yönelik olduğu açık olup anayasal bağlamda meşru bir amaca sahipoldukları anlaşılmaktadır.
67. Diğer yandan Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temelhak ve özgürlüklerine yönelik sınırlamaların demokratik toplum düzeniningereklerine uygun olması, bir başka ifadeyle demokratik toplumda zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Bu bağlamda radyo ve televizyonyayınlarının iletimi hususunda bir veya birden fazla kuruluşun tekel oluşturmasınıönleyecek, bu alanda kamu kaynaklarının etkin kullanımına yönelik, sunulacakhizmetin nitelik ve standartlarına ilişkin düzenleyici hükümlere yerverilmesinin demokratik bir toplumda zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamayayönelik olmadığı söylenemez.
68. Anayasa’nın 13.maddesi uyarınca kurallarla ifade ve basın özgürlüklerine getirilensınırlamanın meşru bir amacının bulunması ve kuralların demokratik toplumdüzeninin gereklerine aykırılık teşkil etmemesi yeterli olmayıp ayrıca ölçülüolması da gerekir. Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan ölçülülükilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzereüç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeyeelverişli olmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynıamaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmakistenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifadeetmektedir.
69. Yayınların iletiminin ve buna ilişkin yetkinin etkin,verimli ve işlevsel olarak düzenlenmesi ve buna ilişkin standartlarınbelirlenmesi suretiyle kamu düzeninin sağlanması şeklindeki amaca ulaşma bakımındankurallarla getirilen sınırlamaların elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
70. Orantılılık yönünden ise radyo ve televizyonyayınlarının karasal ortamdan iletiminin sağlanması için gerekli tesislerikuran ve/veya işleten verici tesis ve işletim şirketinin kurulması, yapısı veişleyişine ilişkin düzenleyici nitelikteki kuralların doğrudan veya dolaylıolarak görsel ve işitsel medyada çok sesliliği, haberleşme özgürlüğünü,bağımsız ve tarafsız yayıncılığı engeller nitelikte etki ve sonuç doğurmamasıgerekmektedir.
71. Dava konusu kurallar verici tesis ve işletimşirketinin faaliyet alanı olan radyo ve televizyon yayınlarının karasal vericiistasyonlarından iletimi yetkisi üzerinde idarece tasarrufta bulunulabileceğineilişkin bir düzenleme içermemektedir. Anlam ve Kapsam bölümünde de (bkz.§§ 45-47) ifade edildiği gibi şirket, 6112 sayılı Kanun ve ilgili mevzuathükümleri kapsamında faaliyetlerini gerçekleştirmekte olup karasal yayınlisansı alan veya yasal olarak yayınlarına devam eden tüm kuruluşlaratarafsızlık ve hakkaniyet ölçülerinde, makul ve ayrımcılık içermeyecek şekildeeşit koşullarda hizmet vermek zorundadır. Medya hizmet sağlayıcıların yayınhizmetlerinin içeriğine ve yayınlanmasına önceden müdahale edilmesi veyayayınların içeriğinin önceden denetlenmesi mevzuat gereği mümkünbulunmamaktadır. Yayınların sürekliliğinin sağlanması ile herhangi birdeğişiklik yapılmadan iletilmesi esas olup anılan hususlarda denetimler idarive mali özerkliğe sahip, tarafsız bir kamu tüzel kişiliği olan RTÜK tarafındangerçekleştirilecektir.
72. Verici tesis ve işletim şirketinin yayınhizmetlerinin iletimi faaliyetlerine ilişkin olarak uyması gereken şartlar RTÜKtarafından belirlenmekte, verici tesis ve işletim şirketine RTÜK tarafındanverilen yayın iletim yetkisi gerektiğinde yine RTÜK tarafından iptaledilebilmektedir. Yine verici tesislerden yararlanma usul ve esasları, medyahizmet sağlayıcılarla yapılacak tip sözleşmeler ile yayın iletim hizmet bedelitarifesi RTÜK’ün onayına tabi olup belirtilen alanlarda RTÜK’ün onayıolmaksızın değişiklik yapılamamaktadır. Kurulmasına izin verilen radyo vetelevizyon verici tesislerin mevzuat kapsamında amacına uygun olarak kullanılıpkullanılmadığı da RTÜK’ün denetimi altında bulunmaktadır. Şirketin sunduğuhizmetlerde ilgili mevzuata aykırılık tespit edilmesi halinde gereklimüeyyideleri uygulamak RTÜK’ün görev ve yetkisindedir.
73. Bu kapsamda radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayınhizmetleri alanındaki düzenleyici hükümler ile RTÜK tarafından gerçekleştirilecekdenetimler ve uygulanabilecek müeyyideler dikkate alındığında verici tesis veişletim şirketince yayın iletim yetkisinin amacına uygun olarak kullanılmasınısağlayacak ve bu konudaki olası keyfilikleri önleyecek yasal güvencelerinbulunduğu görülmektedir. Bu itibarla kurallarla ulaşılmak istenen kamu yararıile ifade ve basın özgürlüklerine yönelik kişisel yarar arasında bulunmasıgereken makul dengenin gözetildiği ve kuralların orantısız bir sınırlamayaneden olmadığı anlaşılmaktadır.
74. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 13., 26. ve28. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
D. Kanun’un 8.Maddesiyle 6112 Sayılı Kanun’un 26. Maddesinin (8) Numaralı Fıkrasının ÜçüncüCümlesinin Yürürlükten Kaldırılmasının İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
75. Dava dilekçesinde kuralın 6112 sayılı Kanun’un 26.maddesinin (8) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerine yönelikgerekçelerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
76. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 5. maddesi yönünden deincelenmiştir.
77. Dava konusu kuralla verici tesis ve işletim şirketineortak olacakların hisse oranının yüzde onu geçemeyeceğini öngören 6112 sayılıKanun’un 26. maddesinin (8) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesi yürürlüktenkaldırılmıştır.
78. Anayasa’nın 5. maddesindekişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hakve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surettesınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya çalışmak devletintemel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Temel hak ve özgürlüklerin gerçekanlamda korunması devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmesinebağlıdır.
79. İfade özgürlüğü ve özel olarak basınözgürlüğü alanında devletin pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır.Kamu makamları negatif yükümlülük kapsamında zorunlu olmadıkça düşünceninaçıklanmasını ve yayılmasını yasaklamamalı, yaptırımlara tabi tutmamalı,pozitif yükümlülük kapsamında ise ifade özgürlüğünün gerçek ve etkili korunmasıiçin gereken tedbirleri almalıdır (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014,§ 43).
80. 7076 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önce 6112sayılı Kanun’un 26. maddesinin (8) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde vericitesisi ve işletim şirketinin ulusal karasal yayın lisansına sahip kuruluşlarcaortak olarak kurulacağı ifade edilmiş, bu düzenlemenin bir uzantısı olarakyürürlükten kaldırılan dava konusu üçüncücümlede şirkete ortak olacakların hisse oranlarına üst sınır getirilerek buoranın yüzde onu geçemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda karasal yayınlisansına sahip şirketlerin verici tesis ve işletim şirketinde çoğulcu birşekilde temsil edilmeleri mümkün kılındığı gibi karasal yayın lisansına sahipherhangi bir şirketçe yayın iletimi konusunda münhasır yetkiye sahip vericitesis ve işletim şirketi üzerinde hâkimiyet kurulmasının önüne geçilmesi,birden fazla şirketin birlikte hareket ederek hakimiyet sağlamasının ise önemliölçüde zorlaştırılması sağlanmıştır. Yürürlükten kaldırılan düzenlemenin etkive sonuçları itibarıyla doğrudan yayınların iletimine ilişkin bulunduğu vedevletin ifade özgürlüğü kapsamındaki pozitif yükümlülükleri kapsamındabulunduğu açıktır.
81. Davakonusu kuralla verici tesis ve işletim şirketine ortak olacakların hisseoranının yüzde onu geçemeyeceğini öngören düzenlemenin yürürlüktenkaldırılmasının, 7076 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle 6112 sayılı Kanun’un 26.maddesinin (8) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinde yapılandeğişiklikle doğrudan bağlantısı bulunmaktadır. Söz konusu cümlelerde yapılandeğişiklikle verici tesisi ve işletim şirketinin sermayesinin en az yarısının kamuyaait olması öngörülerek şirketin ortaklık yapısı ve hisse oranları hususundayeni bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre şirketin kamu dışı sermaye payınasınırlama getirilerek şirketteki kamu payı %50 veya daha fazla olacak şekildeyeniden düzenlenmiştir. Yeni düzenlemenin de etki ve sonuçları itibarıylaverici tesisi ve işletim şirketine ortak olan yayın lisansına sahip herhangibir şirketçe veya birlikte hareket eden birden fazla şirketçe çoğunluğa sahipolunmak suretiyle yayınların iletimi alanında hakimiyet kurulmasına imkânvermediği anlaşılmaktadır.
82. Buna göre ifade ve basın özgürlüğünün etkin birşekilde korunabilmesi bakımından gerekli tedbirlerin alınmasında devletin amacauygun, elverişli araçları seçmek konusundaki takdir yetkisi de dikkatealındığında verici tesis ve işletim şirketine ortak olacakların hisse oranınınyüzde onu geçemeyeceğini öngören düzenlemenin yürürlükten kaldırılmasının ifadeve basın özgürlüğünü ihlal eden bir yönü bulunmamaktadır.
83. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 5., 26. ve 28.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
E. Kanun’un 8.Maddesiyle 6112 Sayılı Kanun’un 26. Maddesinin (8) Numaralı Fıkrasının BeşinciCümlesine Eklenen “…veya bu Kanunun geçici 4 üncü maddesinin birinci fıkrasıuyarınca yayınlarına devam eden…” İbaresinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
84. Dava dilekçesinde kuralın 6112 sayılı Kanun’un 26.maddesinin (8) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerine yönelikgerekçelerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
85. 6216 sayılı Kanun’un43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 5. maddesi yönünden deincelenmiştir.
86. 6112 sayılı Kanun’un 26. maddesinin (8) numaralı fıkrasınınbeşinci cümlesinde verici tesis ve işletim şirketinin RTÜK’ten karasal yayınlisansı almış veya 6112 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesinin birinci fıkrasıuyarınca yayınlarına devam eden tüm kuruluşlara tarafsızlık ve hakkaniyetölçülerinde, makul ve ayrımcılık içermeyecek koşullarda hizmet vermek zorundaolduğu öngörülmüş olup cümlede yer alan “ …veya bu Kanun’un geçici 4 üncümaddesinin birinci fıkrası uyarınca yayınlarına devam eden…” ibaresi davakonusu kuralı oluşturmaktadır.
87. Karasal ortamdan yapılan radyo vetelevizyon yayınlarıyla ilgili olarak medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara kanalve frekansları tahsis etme ve yayın lisansı verme yetkisi 6112 sayılı Kanun’laRTÜK’e verilmiştir.
88. Kuralın atıfta bulunduğu Kanun’un geçici 4. maddesinin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde, RTÜK tarafından sıralama ihalesiyapılıp karasal yayın lisansları verilene kadar geçecek süre içerisinde sadece13/4/1994 tarihli ve 3984 sayılı mülga Radyo ve Televizyonların Kuruluş veYayınları Hakkında Kanun’un geçici 6. maddesi uyarınca karasal ortamda yayındaolan radyo ve televizyon kuruluşlarının RTÜK tarafından yayın yapmalarınamüsaade edilmiş olan yerleşim yerleri ile sınırlı olmak kaydıyla yayınlarınadevam edecekleri düzenlenmiştir.
89. Bu bağlamda kural, verici tesis ve işletim şirketini,mülga 3984 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi uyarınca karasal ortamda yayınyapmalarına müsaade edilen kuruluşlara da tarafsızlık ve hakkaniyetölçülerinde, makul ve ayrımcılık içermeyecek koşullarda hizmet vermekle yükümlükılmaktadır.
90. Bu kapsamda karasal ortamdan yapılanyayınları münhasıran iletme yetkisine sahipverici tesis ve işletim şirketince tüm kuruluşlara eşit koşullarda, adil vehakkaniyete uygun hizmet verilmesinin sağlanmasını amaçlayan ve bu yönüyleyayın iletim hizmeti alan kuruluşlar yönünden güvence getiren kuralın yayın iletim yetkisinin kullanılmasında keyfîsınırlama ve uygulamalara, müdahale ve baskılara sebebiyet vereceği söylenemez.Kural, ifade ve basın özgürlüğünün etkin bir şekilde korunması bakımındandevletin pozitif yükümlülükleri kapsamında bulunmaktadır. Yayın iletim hizmetialan tüm kuruluşlara eşit ve adil koşullarda hizmet sunulmasını güvence altınaalmayı amaçlayan kuralın ifade ve basın özgürlüğünü ihlal eden bir yönü bulunmamaktadır.
91. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 5., 26. ve 28.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
F. Kanun’un10. Maddesiyle 298 Sayılı Kanun’un 149/A Maddesinin Yürürlükten Kaldırılmasınınİncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
92. 298 sayılı Kanun’un dava konusu kuralla yürürlüktenkaldırılan 149/A maddesinde, seçimlerle ilgili olarak mevzuata aykırı yayınyapan özel radyo ve televizyonlara uygulanacak yaptırımlar düzenlenmiştir. Bunagöre anılan Kanun’un 55/A maddesine ve Yüksek Seçim Kurulunca (YSK) belirlenenesaslara aykırı olarak ülke genelinde yayın yapan özel radyo ve televizyonkuruluşları YSK tarafından, yerel yayın yapan özel radyo ve televizyonkuruluşları ise yayının yapıldığı yer ilçe seçim kurulunca öncelikle uyarılacakveya aynı yayın kuşağında açık bir şekilde özür dilemesi istenecek; bu talebeuyulmaması veya aykırılığın tekrarı hâlinde ihlale konu programın yayınıkuralda belirlenen alt ve üst sınırlar arasında durdurulacak, aykırılığıntekrarı hâlinde ise özel radyo ve televizyon kuruluşunun yayınlarının yinekuralda belirlenen alt ve üst sınırlar arasında durdurulmasına kararverilecektir. Yaptırım kararları ilgili en yüksek mülki amirlerce derhâl yerine getirilecek, ayrıca yayındurdurulması kararı verilen özel radyo ve televizyon kuruluşlarınınsorumlularına da idari para cezası uygulanacaktır.
93. Yürürlükten kaldırılan maddenin atıfta bulunduğuKanun’un 55/A maddesinde seçimlerle ilgili olarak özel radyo ve televizyonlarlayayınlara ilişkin esaslara yer verilmiştir. Maddenin birinci fıkrasında seçimlerinbaşlangıç tarihinden oy verme gününün bitimine kadar özel radyo ve televizyonkuruluşlarının yapacakları yayınlarda 2954 sayılı Kanun’un 5., 20., 22. ve 23.maddeleri ile 31. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine tâbi olduklarıdüzenlenmiştir.
94. 2954 sayılı Kanun’un 5. maddesinde genel yayınesasları, 20. maddesinde Cumhurbaşkanı’nın ve Türkiye Büyük Millet Meclisindegrubu bulunan siyasi partilerin açıklamaları ve faaliyetleri ile karşı görüşlerinyayınlanmasına ilişkin usul ve şartlar, 22. maddesinde siyasi partilerinseçimlerde radyo ve televizyonlardan faydalanmalarına ilişkin esas, şekil veşartlar ile seçim propagandası yapmaları ve yükümlülüklerinin hangi hükümleretabi bulunduğu, 23. maddesinde Cumhurbaşkanı veya görevlendireceği bakantarafından millî güvenliğin açıkça gerekli kıldığı hâllerde haber veyayayınların men edilmesinin usul, şekil, kapsam ve sınırları düzenlenmiştir. 31.maddenin ikinci fıkrasında ise radyo ve televizyon yayınlarının yayından öncedenetimine ilişkin bir kısım esaslara yer verilmekte iken anılan madde 2/7/2018tarihli ve 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması AmacıylaBazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında KanunHükmünde Kararname’nin 95. maddesi kapsamında yürürlükten kaldırılmıştır.
95. Buna göre 298 sayılı Kanun’un 55/A maddesinin birincifıkrası uyarınca seçimlerin başlangıç tarihinden oy verme gününün bitiminekadar özel radyo ve televizyon kuruluşlarının yapacakları yayınlarında genelitibarıyla millî birlik ve beraberliğin korunması, millî hedef ve menfaatleringözetilmesi, devlet otoritesi ve düzeninin sağlanması, genel ahlakın, toplumungelişimi ve sağlığının korunması, doğru ve ilkeli haberciliğingerçekleştirilmesini amaçlayan genel yayın esaslarına uygun hareket etmeleri,Cumhurbaşkanı ve siyasi parti açıklamalarının ve faaliyetlerinin yayınlanması,seçimlerde siyasi partilerin yayınları ile milli güvenlik açısındanmenedilebilecek yayınlara ilişkin kanun hükümlerine uygun olarak yayınlarınıgerçekleştirmeleri gerekmektedir.
96. Anılan maddenin ikinci fıkrasında; seçimin başlangıçtarihinden itibaren oy verme gününden önceki yirmi dört saate kadar olan süredesiyasi partilerin veya adayların radyo ve televizyonlarda birlikte veya ayrıayrı açık oturum, röportaj, panel gibi programlara katılarak görüşleriniaçıklayabilecekleri, siyasi partiler veya adayların açık veya kapalı yertoplantılarının radyo ve televizyonlarda canlı olarak yayınlanabileceği ifadeedilmiş olup özel radyo ve televizyon kuruluşlarının bu mahiyetteki yayınlarınıfıkrada belirtilen süre sınırlamalarına uygun olarak yerine getirmelerigerekmektedir. Maddenin üçüncü fıkrasında ise özel radyo ve televizyonlarınyayın ilkelerinin belirlenmesinde YSK’nın görevli ve yetkili olduğubelirtildiğinden özel radyo ve televizyon kuruluşlarının yayınlarının YSKtarafından belirlenen yayın ilkelerine de uygun bulunması zorunludur.
97. Dava konusu kuralla seçim sürecinde 298 sayılıKanun’un 55/A maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirlenen yayınesaslarına ve YSK tarafından belirlenen yayın ilkelerine ve esaslara aykırıyayın yapan özel radyo ve televizyon kurumlarına yaptırım uygulanmasına yönelikhükümler içeren 298 sayılı Kanun’un 149/A maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
98. Dava dilekçesinde özetle; seçim süresince özel radyove televizyon yayınlarında uyulması gereken ilkelere aykırı hareket edilmesiniyaptırıma bağlayan düzenlemenin yürürlükten kaldırılmasının serbest seçimilkesi ile seçimlerin dürüstlüğü ilkesine aykırı olduğu, seçimler sırasındaözel radyo ve televizyonların tarafsız yayın yapmaları ile tüm adayların eşitkoşullarda seçime katılabilmesinin güvence altına alınması gerektiği, özel yayınkuruluşlarının seçim ilkelerine aykırı yayınlarının yaptırımsız bırakıldığıbelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 67. ve 79. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
99. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletieylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak veözgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimineaçık olan devlettir.
100. Hukuk devletinde cezave ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, Anayasa’ya aykırıolmamak üzere ülkenin sosyal, kültürel yapısı, ahlaki değerleri ve ekonomikhayatın gereksinimlerini gözönüne alan suç politikasına göre belirlenir. Kanunkoyucu, izlediği suç politikası gereği bazı fiilleri ceza hukuku alanındançıkarabileceği gibi korudukları hukuki yararları ve neden olduğu sonuçları esasalarak birtakım suçları farklı yaptırımlara da tabi kılabilir. Kanun koyucununbu konudaki tercih ve takdirinin yerindeliğinin incelenmesi, anayasal denetiminkapsamı dışında kalmaktadır.
101. Anayasa’nın 67. maddesinin birinci fıkrasındavatandaşların, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme vebağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma vehalkoylamasına katılma haklarına sahip oldukları belirtilmiş; ikinci fıkrasındaseçimlerin ve halkoylamasının serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy,açık sayım ve döküm esaslarına göre yargı yönetim ve denetimi altındayapılacağı hükme bağlanarak seçimlerin temel ilkelerine yer verilmiştir.
102. Anayasa’nın 79. maddesinin,seçimlerin yargı organlarının genel yönetimi ve denetimi altında yapılacağınıbelirten birinci fıkrasından sonra YSK’nın görev ve yetkilerini düzenleyenikinci fıkrasında “seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzeniçinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma,seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları,şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama” görevinin YSK’yaverildiği belirtilmiştir. Maddede vurgulananseçimlerin dürüstlüğü ilkesi, 67. maddenin ikinci fıkrasındabelirtilen ilkeleri kapsadığı gibi onları ön plana çıkarmaktadır. Anılanilkeler de dürüstlük ilkesini somutlaştırmakta, onunla birleşmekte vebütünleşmektedir.
103. 298 sayılı Kanun’un 55/A maddesinde özel radyo vetelevizyonların seçim sürecinde yapacakları yayınlar bakımından süre, kapsam vemahiyet itibarıyla tabi bulunduğu kurallar ve esaslar düzenlenmiş; 6112 sayılıKanun’un 30. maddesinde de seçim dönemindeki yayınlar yönünden ayrıca düzenlemegetirilerek seçimlerle ilgili olarak seçim dönemlerinde yapılan yayınlarailişkin usul ve esasların YSK tarafından belirleneceği, RTÜK’ün medya hizmetsağlayıcılarının seçim dönemlerindeki yayınlarını YSK kararları doğrultusundaizleyeceği, denetleyeceği ve değerlendireceği ifade edilmiştir.
104. 298 sayılı Kanun’un 149/A maddesinde ise aynıKanun’un 55/A maddesine ve YSK tarafından belirlenen esaslara aykırı yayınyapan özel radyo ve televizyon kurumlarına yaptırım uygulanması öngörülmekteiken söz konusu madde dava konusu kuralla yürürlükten kaldırılmıştır.
105. Kanun koyucu, tercih ettiği suçpolitikasına uygun olarak Anayasa'ya bağlı kalmak koşuluyla ve cezalandırmadakiamacı gözeterek suç ve cezayı belirleyebilir ya da daha önce suç olarak kabuledilen bir eylemi suç olmaktan çıkarabilir, gerekirse cezalandırmaktan da vazgeçebilir.Bu bağlamda, belirlenen suç politikası gereğince seçim sürecinde özel radyo ve televizyon yayınlarına ilişkin suçları298 sayılı Kanun kapsamında düzenleyen hükmü yürürlükten kaldırma konusunda kanun koyucu takdir yetkisine sahiptir.
106. Diğer taraftan 298 sayılı Kanun kapsamındaki anılan hükmün yürürlüktenkaldırılmasıyla, seçim sürecinde özel radyo ve televizyon yayınlarının kanundabelirlenen kural, ilke ve esaslara aykırı olarak gerçekleştirilmesi halinintamamen yaptırımsız kalması da söz konusu değildir. 6112 sayılı Kanun’un 8.maddesinde yayın hizmetlerinin kamusal sorumluluk anlayışıyla hangi yayınhizmet ilkelerine uygun olarak sunulacağı düzenlenmiş olup 32. maddesinde yayınhizmet ilkelerine aykırı yayın yapılması halinde uygulanacak idari yaptırımlarda ayrıca düzenlenmiştir. 6112 sayılı Kanun’da ifade edilen yayın hizmetilkelerinin 2954 sayılı Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen genel yayınesaslarıyla önemli ölçüde örtüştüğü açıktır.
107. Anılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde davakonusu kuralla 298 sayılı Kanun’un 149/Amaddesinin yürürlükten kaldırılmasının Anayasa’dagüvence altına alınan seçimlerin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğünüzedeleyen bir yönü bulunmamaktadır.
108. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 67. ve79. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
G. Kanun’un 11. Maddesiyle 6758 Sayılı Kanun’un 20. Maddesinin (1)Numaralı Fıkrasının Değiştirilen İkinci Cümlesinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
109. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kamu tüzelkişiliğini haiz bir kuruluş olarak 5411 sayılı Kanun ile diğer mevzuathükümleri kapsamında kendisine verilen görevleri yerine getirmek amacıylakurulmuştur. 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesinde, bu maddenin yürürlüğe girdiğitarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatınedeniyle kayyım atanmasına karar verilen şirketlerdeki kayyımlık görevleri ilebu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra olağanüstü hâlin devamı süresinceaynı sebeplerle şirketlere, ortaklık paylarına ve mal varlıklarına kayyımatanmasına karar verilmesi hâlinde kayyımlık görevlerinin TMSF tarafındanyerine getirilerek yürütüleceği düzenlenmiştir.
110. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 128. maddesinde ise soruşturma veya kovuşturma konusu suça ilişkinolarak şüpheli ve sanığa ait taşınmaz ve diğer mal varlığı değerlerine elkonulmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş olup maddenin 15/8/2016 tarihlive 674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması HakkındaKanun Hükmünde Kararname’nin 13. maddesiyle eklenen ve 6758 sayılı Kanun’un 13.maddesiyle aynen kabul edilen (10) numaralı fıkrasında elkonulantaşınmaz, hak ve alacakların idaresi gerektiğinde bu mal varlığı değerlerininyönetimi amacıyla kayyım atanabileceği belirtilmiştir.
111. Dava konusu kuralda kayyımlık yetkisi TMSF’yedevredilen veya TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketleri ve ortaklıkpaylarını soruşturma ve kovuşturma süresince yönetmek ve temsil etmek üzereatananlar veya görevlendirilenler ile 5271 sayılı Kanun’un 128. maddesinin (10)numaralı fıkrasına göre mal varlığı değerlerinin yönetimi amacıyla atananlar vebu kapsamda icra edilen iş ve işlemler hakkında 6755 sayılı Kanun’un 37. ve 38.maddelerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
112. Dava konusu kuralın atıfta bulunduğu 6755 sayılıKanun’un 37. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, 15/7/2016 tarihli darbeteşebbüsünün bastırılması sürecinde görev alan kamu görevlilerininsorumlulukları düzenlenmiştir. Fıkrada, 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilendarbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerinbastırılması kapsamında karar alan, karar veya tedbirleri icra eden, her türlüadli ve idari önlemler kapsamında görev alan kişiler ile olağanüstü hâlsüresince yayımlanan KHK’lar kapsamında karar alan ve görevleri yerine getirenkişilerin bu karar, görev ve fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezaisorumluluklarının doğmayacağı hüküm altına alınmıştır. Maddenin 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin121. maddesiyle eklenen (2) numaralı fıkrasında da “Resmi bir sıfat taşıyıptaşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerinebakılmaksızın…” ibaresi ile resmi bir görevi olmayan kişiler hakkında aynıdüzenleme yapılmıştır. Maddeye dava tarihinden sonra 5/12/2019 tarihli ve 7194sayılı Kanun’un 50. maddesiyle eklenen (3) numaralı fıkrasında ise, terörörgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği,mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve bu nedenle kamugörevinden çıkarılmış olan kişilerden, adli veya idari soruşturma veya kovuşturmasıdevam edenlerin sosyal güvenlik haklarına ilişkin başvuruları hakkında31/10/2019 tarihine kadar karar alan, bu kararları yerine getiren veya işlemyapmayan kamu görevlilerinin bu karar ve fiilleri nedeniyle hukuki, idari, malive cezai sorumluluklarının doğmayacağı düzenlenmiş; anılan fıkrada yer alan “…MilliGüvenlik Kurulunca…” ibaresi ile “…hukuki,…” ve “…mali…” ibareleriAnayasa Mahkemesinin 3/6/2021 tarihli ve E.2020/18, K.2021/38 sayılı kararıylaiptal edilmiştir.
113. Buna göre olağanüstü hâl kapsamındayapılan düzenlemeler bağlamında kayyımlıkyetkisi TMSF’ye devredilen veya TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketleri veortaklık paylarını soruşturma ve kovuşturma süresince yönetmek ve temsil etmeküzere atananlar veya görevlendirilenler ile yine olağanüstühal kapsamında yapılan düzenlemeler bağlamında 5271 sayılı Kanun’un 128.maddesinin (10) numaralı fıkrasına göre mal varlığı değerlerinin yönetimiamacıyla kayyım olarak atanan kişilerin olağanüstü hâl süresince yayınlananKHK’lar kapsamında icra ettikleri iş ve işlemleri nedeniyle hukuki, idari, malive cezai sorumlulukları doğmayacaktır.
114. Öte yandan kuralın atıfta bulunduğu 6755 sayılıKanun’un 38. maddesinde olağanüstü hâl süresince yayımlanan KHK’lar kapsamındaalınan kararlar ve yapılan işlemler nedeniyle açılan davalarda yürütmenindurdurulmasına karar verilemeyeceği düzenlenmekte iken anılan madde davatarihinden sonra Anayasa Mahkemesinin 24/12/2020 tarihli ve E.2017/21,K.2020/77 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
115. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralla kayyımolarak atanan kişilere hukuki, idari, mali ve cezai muafiyet getirilerek bukişilere madde kapsamındaki karar, görev ve fiillerinden dolayı mutlak birsorumsuzluk hali öngörüldüğü, böylece hukuka aykırı davranışlara dokunulmazlıksağlandığı, olağanüstü hâl rejiminin hukuk devletinin askıya alınması anlamınagelmediği, şirket ortakları veya diğer bireylerin TMSF yetkililerinin işlemleridolayısıyla ihlal edilen hakları için dava açmalarının veya haklarınıaramalarının engellenemeyeceği, öte yandan olağanüstü hâllerde yürütmenindurdurulması kararı verilmesinin ancak kanunla sınırlanabileceği, bu konudaolağanüstü hâl kanununda düzenleme yapılmadan doğrudan KHK ile düzenleme yapılamayacağı,TMSF’nin açıkça hukuka aykırı eylemleri nedeniyle yürütmeyi durdurma kararıverilememesinin hak arama özgürlüğünü ortadan kaldırdığı ve ölçüsüz olduğubelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 15., 36., 40., 121., 125. ve 129.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. Cümlede Yer Alan “…38 inci…”İbaresi
116. Dava konusu kuralla kayyımlık yetkisi TMSF’yedevredilen veya TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketleri ve ortaklıkpaylarını soruşturma ve kovuşturma süresince yönetmek ve temsil etmek üzereatananlar veya görevlendirilenler ile 5271 sayılı Kanun’un 128. maddesinin (10)numaralı fıkrasına göre mal varlığı değerlerinin yönetimi amacıyla atananlar vebu kapsamda icra edilen iş ve işlemler hakkında 6755 sayılı Kanun’un 38.maddesinin uygulanacağı öngörülmüştür. Ancak 6755 sayılı Kanun’un 38. maddesidava tarihinden sonra Anayasa Mahkemesinin 24/12/2020 tarihli ve E.2017/21,K.2020/77 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve bu iptal kararı 8/4/2021 tarihlive 31448 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Dolayısıyla 6755 sayılıKanun’un 38. maddesine atıf yapan dava konusu ibarenin uygulanma imkânıkalmamıştır.
117. Açıklanan nedenle konusu kalmayanibareye ilişkin iptal talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararvermek gerekir.
b. Cümlenin Kalan Kısmı
118. Kurala ilişkin olarak Anlam ve Kapsambölümünde belirtildiği üzere dava konusu kuralla olağanüstü hâl kapsamındayapılan düzenlemeler bağlamında kayyımlık yetkisi TMSF’ye devredilen veyaTMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketleri ve ortaklık paylarını soruşturma vekovuşturma süresince yönetmek ve temsil etmek üzere atananlar veyagörevlendirilenler ile yine olağanüstü hal kapsamında yapılan düzenlemelerbağlamında 5271 sayılı Kanun’un 128. maddesinin (10) numaralı fıkrasına göremal varlığı değerlerinin yönetimi amacıyla kayyım olarak atanan kişilerinolağanüstü hâl süresince yayınlanan KHK’lar kapsamında icra ettikleri iş veişlemleri nedeniyle 6755 sayılı Kanun’un 37. maddesi uyarınca hukuki, idari,mali ve cezai sorumluluklarının doğmayacağı hüküm altına alınmaktadır.
119. Dava konusu kuralın atıfta bulunduğu 6755 sayılıKanun’un 37. maddesinin (1) numaralı fıkrasının iptali talebi AnayasaMahkemesinin 24/12/2020 tarihli ve E.2017/21, K.2020/77 sayılı kararı ilereddedilmiştir. Yine kuralda olduğu gibi Olağanüstü Hâl İşlemleri İncelemeKomisyonu üyelerinin üyelik görevleri kapsamındaki karar, görev ve fillerineilişkin hukuki, idari, mali ve cezai sorumlulukları hakkında 6755 sayılıKanun’un 37. maddesine atıfta bulunan 1/2/2018 tarihli ve 7075 sayılıOlağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 4. maddesinin (4)numaralı fıkrasının iptali talebi de Anayasa Mahkemesinin 24/12/2019 tarihli veE.2018/74, K.2019/92 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Benzer şekilde 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin DeğiştirilerekKabul Edilmesine Dair Kanun’un bu Kanun kapsamında olağanüstü hâlinilanına neden olan koşulların ortadan kaldırılmasına yönelik tedbirlere ilişkinkarar alan ve görevleri yerine getiren kişilerinbu görevleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluklarının doğmayacağınıöngören 9. maddesinin iptali talebi Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli veE.2016/205, K.2019/63 sayılı kararlarıyla reddedilmiştir.
120. Anılan kararlarda da ifade edildiği üzere kanunlarınverdiği yetkinin kullanılması ya da kanunlarca verilen görevlerin yerinegetirilmesi veya bu kapsamda kararlar alınması, hukuk sistemimizce hukukauygunluk nedeni olarak kabul edilmiştir. Bir fiilin hukuka uygunluğu onun hukuksisteminin tümüyle uyumlu olduğunu gösterir. Bu durum hukukun bütünlüğüilkesinin bir sonucudur. Bu nedenle hukuka uygun bir fiil nedeniyle onu icraedenlerin sorumluluğu söz konusu değildir. Başka bir ifadeyle hukuka uygun birfiili gerçekleştirenlere hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluk yüklenemez.Kanunla verilmiş olan bir görevin yerine getirilmesi ya da bu kapsamda birkarar alınması, kişiye verilmiş bir görevken aynı zamanda bu görevin yerinegetirilmesinin hukuka aykırılık oluşturması çelişkiye sebep olur. Dolayısıylakişilerin kanunlarla verilmiş olan görevleri kanuni usul ve esaslara uygunolarak yerine getirmeleri ya da bu kapsamda karar almaları sonucunda hukuki,idari, mali ve cezai sorumluluklarının doğmaması tabiidir (AYM, E.2016/205,K.2019/63, 24/7/2019, §132; AYM, E.2018/74, K.2019/92, 24/12/2019, §48; AYM,E.2017/21, K.2020/77, 24/12/2020, §249).
121. Demokratik ülkelerde olağanüstüyönetim usulleri hukuku dışlayan, keyfî yönetim anlamına gelmez. Olağanüstüyönetimler kaynağını Anayasa’da bulan, anayasal kurallara göre yürürlüğekonulan, yasama ve yargı organlarının denetiminde varlıklarını sürdürenrejimlerdir.
122. Kural bir yargılama engeli getirmemektedir. Kayyımlıkyetkisini kullanan kişilerin haksızlık oluşturduğu ileri sürülen işlemleriyönünden yapılacak incelemede söz konusu işlemlerin olağanüstü hâl süresinceyayınlanan KHK’lar kapsamında icra ettikleri görev gereği ifa edilip edilmediğiya da görevden kaynaklanıp kaynaklanmadığının değerlendirileceği kuşkusuzdur.Bu değerlendirme sonucunda işlemlerin olağanüstü hâl süresince yayınlananKHK’lar kapsamında görevle ilgili olmadığı ya da bunun sınırlarını aştığınıntespit edilmesi hâlinde ilgili kişilerin sorumlulukları gündeme gelecektir.Nitekim 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesinde de kayyım temsilcilerinin işlerinyürütülmesi bakımından ticari teamüllere uygun ve basiretli bir tüccar gibihareket edecekleri ifade edilmiştir. Bu bağlamda Kanun’da kayyımlık yetkisiverilen kişilere olağanüstü hâl süresince yayınlanan KHK’lar kapsamında hukukaaykırı, haksız fiil veya suç işleme görev veya yetkisinin verilmediği veverilemeyeceği açık olduğuna göre kuralın haksız fiil veya suç teşkil edeneylemleri kapsamadığı tartışmasızdır.
123. Dava konusu kuralın düzenlenme ihtiyacınınolağanüstü hâl KHK’ları ile verilen görevlerin niteliğinden kaynaklandığıanlaşılmaktadır. Nitekim terör örgütlerine aidiyet, iltisak ve irtibatnedeniyle el konulan şirketleri veya mal varlığı değerlerini yönetmek amacıylakayyım atanması veya görevlendirilmesi olağanüstü hâl kapsamında üstlenilen birgörevin icrasından ibaret olup söz konusu görevin önemli bir kısmı olağanüstühâlde alınması gereken, dolayısıyla olağan dönemin hukuki düzenlemelerindenoldukça farklı olan tedbirlere yöneliktir. Söz konusu tedbirlerin anılan niteliğidikkate alındığında bunlara ilişkin görevlerin etkili biçimde uygulanmasıhususunda tereddüt oluşabilir. Bu bağlamda dava konusu kuralla kanun koyucununolağanüstü hâl kapsamında şirket, ortaklık payları ve varlıkların yönetimi vebu kapsamdaki işlerin yürütülmesi için atananların veya görevlendirilenlerin olağanüstühâl süresince yayımlanan KHK’lar kapsamında görevlerini herhangi bir endişe vetereddüt duymadan yerine getirmelerini ve çalışmalarında başarılı olmalarınıamaçladığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kural kanun koyucunun takdir yetkisikapsamında olup hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturmamaktadır.
124. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 15., 36., 40., 121., 125. ve 129.maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
125. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralların uygulanmalarıhâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerekyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
1/2/2018 tarihli ve7076 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması HakkındaKanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un;
A. 1. 3. maddesiyle 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlikSigortası Kanunu’na eklenen geçici 17. maddenin birinci fıkrasında yer alan “...Fondan...”ibaresine,
2. 4. maddesiyle 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılıBankacılık Kanunu’nun 160. maddesine eklenen dördüncü fıkrada yer alan “...yahutsair yöntemlerle...” ibaresine,
3. 8. maddesiyle 15/2/2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo veTelevizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 26. maddesinin(8) numaralı fıkrasının;
a. Değiştirilen birinci ve ikinci cümlelerine,
b. Üçüncü cümlesinin yürürlükten kaldırılmasına,
c. Beşinci cümlesine eklenen “…veya bu Kanunun geçici 4üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yayınlarına devam eden…”ibaresine,
4. 10. maddesiyle 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılıSeçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 149/Amaddesinin yürürlükten kaldırılmasına,
5. 11. maddesiyle 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 20. maddesinin (1)numaralı fıkrasının değiştirilen ikinci cümlesinin “…38 inci…” ibaresidışında kalan kısmına,
yönelik iptal talepleri13/10/2021 tarihli ve E.2018/93, K.2021/69 sayılı kararla reddedildiğinden bucümlelere, ibarelere, kısma ve yürürlükten kaldırılmalara ilişkin yürürlüğündurdurulması taleplerinin REDDİNE,
B. 11. maddesiyle 6758 sayılı Kanun’un 20. maddesinin (1)numaralı fıkrasının değiştirilen ikinci cümlesinde yer alan “…38 inci…”ibaresine ilişkin iptal talebi hakkında 13/10/2021 tarihli ve E.2018/93,K.2021/69 sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğindenbu ibareye ilişkin yürürlüğün durdurulması talebi hakkında KARAR VERİLMESİNEYER OLMADIĞINA,
13/10/2021 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V. HÜKÜM
1/2/2018 tarihli ve7076 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması HakkındaKanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un;
A. 3. maddesiyle 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlikSigortası Kanunu’na eklenen geçici 17. maddenin birinci fıkrasında yer alan “...Fondan...”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,
B. 4. maddesiyle 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılıBankacılık Kanunu’nun 160. maddesine eklenen dördüncü fıkrada yer alan “...yahutsair yöntemlerle...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE,
C. 8. maddesiyle 15/2/2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo veTelevizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 26. maddesinin(8) numaralı fıkrasının;
1. Değiştirilen birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasa’yaaykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE,
2. Üçüncü cümlesinin yürürlükten kaldırılmasının Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,
3. Beşinci cümlesine eklenen “…veya bu Kanunun geçici 4üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yayınlarına devam eden…”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,
Ç. 10. maddesiyle 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılıSeçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 149/Amaddesinin yürürlükten kaldırılmasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE,
D. 11. maddesiyle 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 20. maddesinin (1)numaralı fıkrasının değiştirilen;
1. İkinci cümlesinde yer alan “…38 inci…” ibaresineilişkin iptal talebi hakkında KARAR VERİLMESİNEYER OLMADIĞINA,
2. İkinci cümlesinin kalan kısmının Anayasa’ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,
13/10/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN