ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2019/108
Karar Sayısı:2019/101
Karar Tarihi:25/12/2019
R.G.Tarih-Sayısı:14/2/2020-31039
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Bakırköy 13. İş Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 13/6/1952tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar ArasındakiMünasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un 4/1/1961 tarihli ve 212 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 14. maddesinin ikinci fıkrasınınAnayasa’nın 2., 5., 10., 11., 48. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Ödenmeyen ücret alacaklarının günlük yüzde beş fazlasıyla tahsilinekarar verilmesi talebiyle açılan alacak davasında itiraz konusu kuralınAnayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 14. maddesişöyledir:
“Ücret
Madde 14- (Değişik: 4/1/1961 - 212/1 md.)
(Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/83md.) Kararlaştırılan ücret, her ay peşin olarak ödenir. İlaveücretlerin sigorta primlerinin ödenmesi mecburidir. Çalıştırılan gazetecininücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarakaçılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğuvergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı gazeteci sayısı,işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenlerizorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bunitelikteki her çeşit istihkakın, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldüktensonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma veSosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumluDevlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı gazetecilerin ücret, prim,ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan bankahesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler,gazetecilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarınıözel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler. Gazetecinin ücret,prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarının özel olarak açılanbanka hesaplarına yatırılmak suretiyle ödenmesine ilişkin diğer usûl ve esaslaranılan bakanlıklarca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Gazetecilere ücretlerini vaktinde ödemeyen işverenler, buücretleri, geçecek her gün için yüzde beş fazlasiyle ödemeye mecburdurlar.
Mukavele müddeti sona ermeden evvel kendisineatfedilebilecek bir kusuru olmaksızın işine son verilen gazeteci, peşin almışolduğu ücretin henüz işlememiş bulunan kısmını iade etmeye mecbur tutulamaz.
Gazeteciler her hizmet yılı sonunda işverenin sağladığıkarın emeklerine düşen nispi karşılığı olarak asgari birer aylık ücret tutarındaikramiye alırlar.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ASLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Recep KÖMÜRCÜ,Serdar ÖZGÜLDÜR, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal MümtazAKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL,Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU ve Selahaddin MENTEŞ’in katılımlarıyla4/12/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatih TORUNtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle; iş sözleşmesiyle işçistatüsünde çalışanların büyük bölümünün 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İşKanunu’na tabi olarak çalıştığı, bunun yanı sıra basın sektöründe çalışangazetecilerin tabi olduğu 5953 sayılı Kanun gibi özel kanunların da bulunduğu,4857 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışan işçilerin ücret alacaklarının zamanındaödenmemesi durumunda en yüksek banka mevduat faizinin uygulanmasınınöngörüldüğü, basın çalışanlarına ücret ve fazla çalışma ücreti alacaklarınınzamanında ödenmemesi hâlinde ise temerrüt şartı dahi aranmaksızın borcun günlükyüzde beş, yıllık yüzde 1.825 fazlasıyla ödenmesinin gerektiği, ayrıca bu zamlıödemeye yıllık yüzde dokuz oranında yasal faizin uygulandığı, bu durumda basınmesleğinde çalışanların diğer çalışanlara göre yüz kat daha fazla ödemealabildiği, çalışanlar açısından ücretin zamanında ödenmemesi durumundauygulanacak zam ve faiz oranında yüz kat gibi bir fark oluşması nedeniyle diğerçalışanlara göre gazetecilere bariz bir ayrıcalığın tanındığı, bu durumun kanunönünde eşitlik, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerini zedelediği,gazetecilerin görevleri ve konumları gereği diğer çalışanlardan farklı olduğudüşünülse bile zam ve faiz oranında yüz kat gibi bir fark oluşmasının makul veölçülü olmadığı, söz konusu hükmün basın mesleğinde çalışanlar ileçalıştıranlar arasında serbestçe sözleşme yapılmasını önlediği için sözleşmehürriyetini de ihlal ettiği, ayrıca çalışma barışına zarar verdiği belirtilerekkuralın Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 48. ve 49. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
5. Kural; gazetecilere ücretlerini vaktinde ödemeyenişverenlerin, bu ücretleri, geçecek her gün için yüzde beş fazlasıyla ödemeyemecbur olduklarını hükme bağlamaktadır.
6. Anayasa’nın2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insanhaklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adilbir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliğisağlayan, Anayasa’ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimineaçık olan devlettir.
7. Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelikolması genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerinigözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukukidüzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içindeadalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözönünde tutarak kullanmasıgerekir.
8. Anayasa’nın“Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48. maddesinde “Herkes,dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüslerkurmak serbesttir./ Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine vesosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasınısağlayacak tedbirleri alır.” denilerek çalışma ve teşebbüs hürriyetigüvence altına alınmıştır.
9. Çalışma hürriyeti kişinin çalışıp çalışmama,çalışacağı işi seçme ve çalıştığı işten ayrılma özgürlüğünü korumakta veücretli olarak bağımlı çalışma hakkı kadar iktisadi ve ticari faaliyet yapma vemesleki faaliyette bulunma hakkını da içermektedir. Çalışma hürriyetinin birparçası olan özel teşebbüs hürriyeti de her gerçek veya özel hukuk tüzelkişisinin tercih ettiği alanda iktisadi-ticari faaliyette bulunmak üzereteşebbüs kurabilmesini, dilediği mesleki faaliyete girebilmesini vefaaliyetiyle mesleğini devletin veya üçüncü kişilerin müdahalesi olmaksızındilediği biçimde yürütebilmesini güvence altına almaktadır.
10. İtirazkonusu kural, gazetecilere ücretlerinin gününde ödenmemesi durumunda buücretlerin her geçen gün için yüzde beş fazlasıyla ödenmesine ilişkin olup buoran yıllık yüzde 1.825’e tekabül etmektedir. Söz konusu kural, bu kuralınicrası ve doğurduğu sonuçlar bakımından basın sektöründe faaliyette bulunanteşebbüs ve işletmeleri doğrudan etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenlekuralın Anayasa’ya uygunluk denetiminin öncelikle basın sektöründe faaliyetyürüten kişilerin teşebbüs özgürlüğü çerçevesinde ele alınması gerekir.
11. Anayasa’nın 13.maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre teşebbüs hürriyetinesınırlama getiren kanuni düzenlemelerin Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebineuygun olması ve ölçülü olması gerekir.
12. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik veorantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişliliköngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanınzorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ileulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlamaile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesigerekliliğini ifade etmektedir.
13. Anayasa’nın13. maddesi; hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını, ilgili temel hak veözgürlüğe ilişkin Anayasa maddesinde gösterilen özel sebeplerin bulunmasınabağlı kılmıştır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi kararlarında, özelsınırlama nedeni öngörülmemiş özgürlüklerin de o özgürlüğün doğasındankaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu, ayrıca Anayasa’nın başka maddelerindeyer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin de temel hak veözgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2013/95,K.2014/176, 13/11/2014; AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).
14.Anayasa’nın “Ücrette adalet sağlanması” başlıklı 55. maddesinde,çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri içindevletin gerekli önlemleri alacağı öngörülerek, çalışanların yaptıkları işeuygun adaletli bir ücret almaları anayasal güvence altına alınmıştır.
15. İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret gelirinikorumak ve bu yolla kamu düzenini sağlamak amacıyla birtakım hukukidüzenlemelerin yapılması doğaldır. Mevzuatımızda da işçi ücretlerini koruyucuhükümlere yer verilmiş ve bu suretle işçi için önem arz eden ücret alacağınıngüvence altına alınması hedeflenmiştir. İş hukukumuzda işçinin gereksinimleriasgari ücret yolu ile asgari düzeyde karşılanmaya çalışılmış olsa da bu ücretineksiksiz ve zamanında ödenmesini sağlamak üzere kanuni düzenlemelere yerverilmesi ücretin sosyal karakterinin getirdiği bir ihtiyaçtır. Ücret hakkınıngerçek anlamda korunması sadece işçiye adaletli bir ücret sağlamayla değil buücretin işçiye tam ve zamanında ödenmesini sağlayacak güvenceli bir düzeninkurulabilmesiyle mümkün olacaktır.
16. Bu çerçevede devletin, pozitif yükümlülükleribağlamında ücrette adaletin sağlanması için çalışanların yaptıkları işe uygunadaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmalarıiçin gerekli tedbirleri almak amacıyla teşebbüs hürriyetine sınırlamalargetirmesi mümkündür.
17. Gazeteciliğin diğer iş kollarına göre farklı çalışmatarzı ve demokratik toplumun varlığında ve devam ettirilmesinde sahip olduğuönemli rolü nedeniyle bazı özel düzenlemelere bağlı kılınması konusundagazeteciler yönünden farklı bir koruma rejiminin benimsenmesi kanun koyucununtakdirindedir. Toplumu doğru bilgilendirme gibi önemli görevleri bulunangazetecilerin bu görevi yerine getirirken işverenin etkisinden mümkün olduğukadar arındırılmaları ve bunun için de ücretlerinin güvence altına alınmasıgerekmektedir. Bazı alacakların gününde ödenmemesi hâlinde günlük yüzde beşfazlasıyla ödenmesi gerektiği yönündeki düzenlemenin amacının da toplumu doğrubilgilendirme görevi olan gazetecilerin ücret alacaklarını güvence altına almakolduğu anlaşılmaktadır.
18. Bubağlamda gazetecilerin demokratik toplumda yüklendikleri görev vesorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirebilmeleri için diğer ücretlileregöre ücret alacaklarının özel düzenlemelerle teminat altına alınmasının anılanamaca ulaşma yönünde elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
19. Ancak getirilen sınırlamanın orantılı bir tedbir olupolmadığı da değerlendirilmelidir. Kişilerin iktisadi faaliyetlerinietkileyebilecek düzenlemeler açısından orantılılık ilkesi kamu yararı ilekişinin teşebbüs hürriyetinden yararlanabilmesi arasında makul bir dengekurulmasını gerektirmektedir. Bir başka ifadeyle işverenin teşebbüs özgürlüğüile gazetecilerin ve toplumun çıkarları arasında makul bir denge kurulmalıdır. Bubağlamda ücret alacaklarının zamanında ödenmemesi durumunda uygulanacakyaptırımın teşebbüs sahiplerine aşırı ve katlanılamaz bir külfet yüklememesigerektiği açıktır. Çok yüksek meblağlara ulaşabilen yüzde beş fazla ödemekuralının işverene aşırı bir külfet getirdiği ve bu sınırlamanın sebepsizzenginleşmeye sebep olabileceği anlaşılmaktadır.
20. Ülkemizde reel enflasyon ve yasal faiz oranlarıdikkate alındığında yılda yüzde 1.825 oranında fazla ödemeye ulaşabilensorumluluğun orantılı bir sınırlama öngördüğü söylenemez.
21. Yüzde beş fazla ödemenin yılda yüzde 1.825 oranınaulaşabilmesinin yanı sıra 4857 sayılı Kanun’dan farklı olarak ücretin ödenmezamanının 5953 sayılı Kanun’da belirlenmiş olması nedeniyle gazetecileryönünden temerrüt şartı da aranmayacaktır. Bir başka ifadeyle ücretin ödenmezamanı kesin biçimde Kanun’da gösterildiğinden ücret alacağı ile birlikte yüzdebeş fazla ödeme talep edebilmek için işverenin temerrüde düşürülmesi dahigerekmemektedir. Bunun yanı sıra yüzde beşlik fazla ödemeye faiz yürütülmesi demümkün olup ücret alacağı ile yüzde beşlik fazla ödemeye ayrıca yasal faizuygulanabilecektir.
22. Gazetecinin ücretini korumak ve elde edemediğiücretin zamanında ödenmesini sağlamak için kuralla getirilen ekonomik tedbirinağırlığı dikkate alındığında böyle bir ödemeye karar verildiği zaman ulaşılanmiktar, işverenin ekonomik varlığını ve geleceğini ağır bir şekildeetkileyebilecektir.
23. Açıklanan nedenlerle kuralla teşebbüs ve çalışmaözgürlüğüne getirilen sınırlamanın orantısız olduğu ve bu nedenle kuralınölçülülük ilkesini ihlal ettiği anlaşılmaktadır.
24. Diğer iş kollarına göre farklı çalışma tarzı vedemokratik bir toplumda sahip olduğu önemli rol nedeniyle gazetecilerin ücretalacağının teminat altına alınması amacıyla özel düzenlemeler yapılması kanunkoyucunun takdirindedir. Ancak itiraz konusu kural gereğince ücretalacaklarının zamanında ödenmemesi durumunda temerrüt şartı dahi aranmaksızıngünlük yüzde beş, yıllık yüzde 1.825’e varan oranda fazla ödeme yapılması zorunluluğuve bu fazla ödemeye yasal faiz uygulanması sonucunda ücret olarak ödenmesigereken çok yüksek meblağların ortaya çıkması hukuk devletinin gereklerindenolan adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır.
25. Diğer taraftan Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes,dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./ Kadınlar ve erkeklereşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz./Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ilemalul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz./Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz./ Devlet organlarıve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygunolarak hareket etmek zorundadırlar” denilmek suretiyle kanun önünde eşitlikilkesine yer verilmiştir.
26. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önündeeşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ileeylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynıdurumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarınısağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyleaynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanunkarşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin heryönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları veuygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesizedelenmez.
27. İş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalışmakla birliktefarklı kanun hükümlerine tabi olan işçilerin ücret alacaklarının zamanındaödenmemesi durumuna ilişkin olarak eşitlik ilkesi yönünden yapılacak anayasallıkdenetiminde öncelikle Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde aynı ya da benzerdurumda bulunan kişilere farklı muamelenin mevcut olup olmadığı tespitedilmeli, bu bağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişiler arasında farklılıkgözetilip gözetilmediği belirlenmelidir. Bundan sonra farklı muamelenin nesnelve makul bir temele dayanıp dayanmadığı ve nihayetinde nesnel ve makul birtemele dayanıyorsa söz konusu farklı muamelenin ölçülü olup olmadığı hususlarıirdelenmelidir.
28. İş sözleşmesi; bir çalışan ile işveren arasındakurulan iş ilişkisine dayalı, işçinin iş görmeyi işverenin de bu işe karşılıkücret ödemeyi taahhüt ettiği sözleşmedir. İş sözleşmesi ile işçi statüsündeçalışanların büyük bölümü 4857 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışmakla birlikte basınsektöründe çalışan gazetecilerin tabi olduğu 5953 sayılı Kanun gibi özel işkanunları da bulunmaktadır.
29. Bu itibarla ücretlerinzamanında ödenmemesi durumu bakımından, farklı kanun hükümlerine tabi olmaklabirlikte iş sözleşmesiyle işçi statüsünde çalışan kişilerin karşılaştırmayapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda oldukları açıktır. Öte yandanücret alacaklarının zamanında ödenmemesi durumuna ilişkin olarak 4857 sayılıKanun’a tabi olarak çalışan işçiler için en yüksek banka mevduat faizininuygulanması öngörülmüştür. Basın sektöründe çalışan gazetecilere ücretalacaklarının zamanında ödenmemesi durumunda ise günlük yüzde beş oranındafazla bir ödemenin düzenlendiği, bu yolla 5953 sayılı Kanun’a tabi çalışan gazetecilerile diğer kanunlara tabi çalışan işçiler arasında bir farklılık yaratıldığıanlaşılmaktadır.
30. Eşitlik ilkesinin gereği olarakkarşılaştırma yapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda olanlar arasındanbir kısmı lehine getirilen farklı düzenlemenin bir ayrıcalık tanınmasıniteliğinde olmaması için nesnel ve makul bir temele dayanması ve ölçülü olmasıgerekir. İtiraz konusu kural ile demokratik toplumun varlığında ve devamettirilmesinde önemli bir rol oynayan gazetecilerin görevlerini yerinegetirirken ücretin zamanında ödenmesinin güvence altına alınmasının amaçlandığıanlaşılmaktadır. Gazetecilerin ifa ettiği görevin özelliği gözetildiğinde diğerücretlilere göre ücret alacaklarının birtakım özel düzenlemeler ile teminataltına alınması için gazeteciler lehine getirilen farklı muamelenin nesnel vemakul bir temele dayanmadığı söylenemez.
31. Ancak nesnel ve makul bir temeledayalı olan farklı muamelenin ölçülü olup olmadığının da değerlendirilmesigerekir. Mevzuatımızda 4857 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışan işçiler yönündenücret alacaklarının zamanında ödenmemesi durumuna ilişkin olarak en yüksekbanka mevduat faizinin uygulanması öngörülmüştür. İtiraz konusu kural isegazeteciler için ücret alacaklarının zamanında ödenmemesi durumunda temerrütşartı dahi aranmaksızın günlük yüzde beş, yıllık yüzde 1.825’e varabilen yüksekoranda fazla ödeme yapılması zorunluluğunu öngörmekte olup bu fazla ödemeyeayrıca yasal faiz uygulanmaktadır. Bu hâliyle kural, basın sektöründeçalışanlar için diğer çalışanlara göre nesnel ve makul bir nedenle de olsaorantısız bir farklı muamelenin getirilmesine yol açmaktadır. Bu itibarlakuralla gazeteciler lehine kabul edilen farklı muamelenin ölçülü olduğusöylenemeyeceğinden kural eşitlik ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.
32. Nitekim itiraz konusu kural ile benzer içeriğe sahipolan ve gazetecilere vaktinde ödenmeyen fazla çalışma ücretlerinin her gün içinyüzde beş fazlasıyla ödenmesini öngören 5953 sayılı Kanun’un 212 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen ek1. maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi, Anayasa Mahkemesinin19/9/2019 tarihli ve E.2019/48, K.2019/74 sayılı kararıyla Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 48. maddelerine aykırı bulunmuş ve iptal edilmiştir.
33. Açıklanan nedenlerlekural Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 48. maddelerineaykırıdır. İptali gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR, Engin YILDIRIM, MuammerTOPAL ve Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kural, Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 48. maddelerineaykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 49. maddesi yönünden incelenmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 5. ve 11.maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
13/6/1952 tarihli ve5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar ArasındakiMünasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un 4/1/1961 tarihli ve 212 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 14. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’yaaykırı olduğuna ve İPTALİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL ileSelahaddin MENTEŞ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA 25/12/2019 tarihinde kararverildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Selahaddin MENTEŞ
KARŞIOY GEREKÇESİ
Anayasa Mahkemesinin 19/9/2019 tarih ve E.2019/48,K.2019/74 sayılı kararının “Karşıoy” yazısında açıklanan neden ve gerekçelerle4/1/1961 tarih ve 212 sayılı Kanun’un 14. maddesinin ikinci fıkrasının iptaliisteminin reddine karar verilmesi görüşünde olduğumuzdan, çoğunluğun kuralıniptali yolundaki kararına katılmıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Selahaddin MENTEŞ
KARŞIOY GEREKÇESİ
E.2019/48, K.2019/74 sayılı başvurudaki Karşıoyumdabelirttiğim gerekçelerle bu itiraz davasındaki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Engin YILDIRIM
KARŞI OY
İtiraz başvurusu, 5953 sayılı Basın MesleğindeÇalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un14. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Gazetecilere ücretlerini vaktindeödemeyen işverenler, bu ücretleri, geçecek her gün için yüzde beş fazlasiyleödemeye mecburdurlar.” hükmünün iptali istemini içermektedir.
5953 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesinde yer alan “…Fazla çalışma ücretlerinin gününde verilmemesi halinde, her geçen gün için %5fazlasiyle ödenir.” hükmünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda,Mahkememizin 19/9/2019 tarih ve E:2019/48 K:2019/74 sayılı kararıyla söz konusuhükmün iptaline karar verilmiş olup, anılan hüküm itiraz istemine konu hükümleiçerik itibarıyla aynı mahiyettedir.
Bu nedenle, Mahkememizin anılan kararındaki karşı oyumdabelirttiğim gerekçelerle itiraz konusu hükmün iptali yolundaki çoğunlukgörüşüne katılmadım.
Üye
Muammer TOPAL