ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2019/48
Karar Sayısı:2019/74
Karar Tarihi:19/9/2019
R.G. Tarih – Sayı:19/11/2019– 30953
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Bakırköy 13. İş Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU:13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla ÇalıştıranlarArasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un 4/1/1961 tarihli ve 212sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen;
A. 14. maddesininikinci fıkrasının,
B. Ek1. maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesinin,
Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 48. ve 49. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Ödenmeyenfazla çalışma ücreti ile fazla çalışma ücretinin günlük yüzde beş fazlası olanalacaklarının tahsiline karar verilmesi talebiyle açılan alacak davasındaitiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme,iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un 4/1/1961tarihli ve 212 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu kuralların da yer aldığı;
1. 14. maddesişöyledir:
“Ücret:
Madde 14 - (Değişik: 4/1/1961 - 212/1 md.)
(Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/83 md.) Kararlaştırılan ücret,her ay peşin olarak ödenir. İlave ücretlerin sigorta primlerinin ödenmesimecburidir. Çalıştırılan gazetecinin ücret, prim, ikramiye ve bu niteliktekiher çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyleödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü,çalıştırdığı gazeteci sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurlarıdikkate alarak işverenleri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret,prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakın, brüt ya da kanunikesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağınıbelirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve HazineMüsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığıgazetecilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakınıözel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulanişverenler, gazetecilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşitistihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler.Gazetecinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarınınözel olarak açılan banka hesaplarına yatırılmak suretiyle ödenmesine ilişkindiğer usûl ve esaslar anılan bakanlıklarca müştereken çıkarılacak yönetmelikledüzenlenir.
Gazetecilere ücretlerini vaktinde ödemeyen işverenler, buücretleri, geçecek her gün için yüzde beş fazlasiyle ödemeye mecburdurlar.
Mukavele müddeti sona ermeden evvel kendisineatfedilebilecek bir kusuru olmaksızın işine son verilen gazeteci, peşin almışolduğu ücretin henüz işlememiş bulunan kısmını iade etmeye mecbur tutulamaz.
Gazeteciler her hizmet yılı sonunda işverenin sağladığıkarın emeklerine düşen nispi karşılığı olarak asgari birer aylık ücret tutarındaikramiye alırlar.”
2. Ek 1. maddesişöyledir:
“Çalışma Müddeti ve fazla mesai:
Ek Madde 1 – (Değişik: 12/2/1954 - 6253/2 md; Değişik:4/1/1961 - 212/1 md.)
5953 sayılı Kanunun birinci maddesindeki gazetecitabirinin şümulü içinde bulunan kimselerden müessese, matbaa, idarehane ve bürogibi yerlerde hizmetlerinin mahiyeti itibariyle müstemirren çalışanlar içingünlük iş müddeti, gece ve gündüz devrelerinde sekiz saattir.
Yukarıki fıkra hükmünün dışında kalarak, gündüz veya gecedevresindeki çalışma müddetinin daha fazla hadlere artırılması ve ulusalbayram, genel tatiller ve hafta tatilinde çalışılması bu kanuna göre (Fazlasaatlerde çalışma) sayılır.
Pazar gününden başka bir gün hafta tatili yapan gazeteci,pazar günü fazla mesai yapmış sayılmaz.
Her bir fazla çalışma saati için verilecek ücret, normalçalışma saati ücretinin % 50 fazlasıdır.
Ancak, günlük normal çalışma müddetine ilaveten bu maddegereğince tatbik edilecek fazla çalışmaların saat 24 den sonraya tesadüf edensaatlerinde ücret bir misli fazlasiyle ödenir.
Fazla saatlerin hesabında, yarım saatten az olanmüddetler yarım saat, fazlası ise bir saat sayılır.
Fazla saatlerde çalışma, ücretlerini parça başına veyayapılan iş miktarına göre alan gazetecilere yaptırıldığı takdirde dahi bukimselerin fazla saatlere tekabül eden ücretleri bu maddedeki esaslara göreödenir.
Fazla çalışmalara ait ücretin, mütaakıp ücret tediyesiylebirlikte ödenmesi mecburidir. Fazla çalışma ücretlerinin gününde verilmemesihalinde, her geçen gün için % 5 fazlasiyle ödenir.
Fazla mesai günde üç saati geçemez.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Engin YILDIRIM, Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ,Burhan ÜSTÜN, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ,Kadir ÖZKAYA, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Yıldız SEFERİNOĞLU’nunkatılımlarıyla 15/5/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikleuygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ve30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olanmahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığıkararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardanbirinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varmasıdurumunda bu hükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir.Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesinebaşvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren birdavanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olmasıgerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerindeortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya daolumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5953 sayılı Kanun’un14. maddesinin ikinci fıkrası ile ek 1. maddesinin sekizinci fıkrasının ikincicümlesinin iptallerini talep etmiştir. Kanun’un 14. maddesinin itiraz konusuikinci fıkrası, ücreti zamanında ödenmeyen 5953 sayılı Kanun’a tabi basınmensubunun bu ücretinin günlük yüzde beş fazlasıyla ödenmesini öngörmekte ikenek 1. maddenin sekizinci fıkrasının itiraz konusu ikinci cümlesi, Kanunkapsamındaki basın mensubuna ödenmeyen fazla çalışma ücretinin günlük yüzde beşfazlasıyla tahsil edilmesini hükme bağlamaktadır.
4. İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin bakmakta olduğudavanın konusu, 5953 sayılı Kanun’a tabi bir basın mensubu olan davacının,çalıştığı dönemde mesai saatleri dışında yapmış olduğu çalışmaları karşılığındakendisine ödenmesi gereken fazla çalışma ücretinin günlük yüzde beş fazlasıylatahsiline karar verilmesi talebidir.
5. Bu itibarla bakılmakta olan davanın konusunu oluşturanfazla çalışma ücretinin günlük yüzde beş fazlasıyla tahsiline yönelik talebindayanağını, Kanun’un “Çalışma Müddeti ve fazla mesai:” başlıklı ek 1.maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi oluşturmaktadır.
6. Bakılmakta olan davada, davacı tarafından fazlaçalışma ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle ödenmeyen fazla çalışma ücretiningünlük yüzde beş fazlasıyla tahsiline karar verilmesi talep edilmekte olup 14.maddede düzenlenen aylık ücretin ödenmediğine ilişkin bir iddia veya bu yöndebir talep bulunmamaktadır. Dolayısıyla Kanun’un 14. maddesinin itiraz konusuikinci fıkrasının somut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
7. Açıklanan nedenlerle 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılıBasın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin TanzimiHakkında Kanun’un 4/1/1961 tarihli ve 212 sayılı Kanun’un 1. maddesiyledeğiştirilen;
A. 14. maddesininikinci fıkrasının, itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu fıkraya ilişkin başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. Ek 1. maddesinin sekizincifıkrasının ikinci cümlesinin esasınınincelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
8. Başvuru kararı ve ekleri Raportör Fatih TORUNtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
9. Başvuru kararında özetle; iş sözleşmesi ile işçistatüsünde çalışanların büyük bölümünün 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İşKanunu’na tabi olarak çalıştığı, bunun yanı sıra basın sektöründe çalışangazetecilerin tabi olduğu 5953 sayılı Kanun gibi özel kanunların da bulunduğu,4857 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışan işçilerin ücret ve fazla çalışma ücretialacaklarının zamanında ödenmemesi durumunda en yüksek banka mevduat faizininuygulanmasının öngörüldüğü, basın çalışanlarına ücret ve fazla çalışma ücretialacaklarının zamanında ödenmemesi hâlinde ise temerrüt şartı dahi aranmaksızınborcun günlük yüzde beş, yıllık yüzde 1825 fazlası ile ödenmesinin gerekeceği,ayrıca bu zamlı ödemeye yıllık yüzde dokuz oranında yasal faiz uygulanacağı, budurumda basın mesleğinde çalışanların diğer çalışanlara göre yüz kat daha fazlaödeme alacağı, çalışanlar açısından ücret ve fazla çalışma ücretinin zamanındaödenmemesi durumunda uygulanacak zam ve faiz oranında yüz kat gibi bir farkoluşması nedeniyle diğer çalışanlara göre gazetecilere bariz bir ayrıcalıktanındığı ve bunun kanun önünde eşitlik, hukuk devleti ve hukuki güvenlikilkelerini zedelediği, gazetecilerin görevleri ve konumları gereği diğerçalışanlardan farklı olduğu düşünülse bile zam ve faiz oranında yüz kat gibibir fark oluşmasının makul ve ölçülü olmadığı, söz konusu hükmün basın mesleğindeçalışanlar ile çalıştıranlar arasında serbestçe sözleşme yapılmasını önlediğiiçin sözleşme hürriyetini zedelediği ayrıca çalışma barışına da zarar verdiğibelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 48. ve 49. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
10. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
11. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylemve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlüklerikoruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
12. Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelikolması genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerinigözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukukidüzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içindeadalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözönünde tutarak kullanmasıgerekir.
13. Anayasa’nın “Çalışma ve sözleşme hürriyeti”başlıklı 48. maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşmehürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir./Devlet, özelteşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini,güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır”denilerek çalışma ve teşebbüs hürriyeti güvence altına alınmıştır.
14. Çalışmahürriyeti, kişinin çalışıp çalışmama, çalışacağı işi seçme ve çalıştığı iştenayrılma özgürlüğünü korur. Çalışma hürriyeti, ücretli olarak bağımlı çalışmahakkını olduğu kadar iktisadi ve ticari faaliyet yapma ve mesleki faaliyettebulunma hakkını da içerir. Çalışma hürriyetinin bir parçası olan özel teşebbüshürriyeti de her gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin tercih ettiği alandaiktisadi-ticari faaliyette bulunmak üzere teşebbüs kurabilmesini, dilediğimesleki faaliyete girebilmesini ve faaliyetiyle mesleğini devletin veya üçüncükişilerin müdahalesi olmaksızın dilediği biçimde yürütebilmesini güvence altınaalmaktadır.
15. İtiraz konusu kural, gazetecilere fazla çalışma ücretleriningününde ödenmemesi durumunda bu ücretlerin her geçen gün için yüzde beşfazlasıyla ödenmesine ilişkin olup bu oran yıllık yüzde 1825’e tekabületmektedir. Söz konusu yüzde beş fazla ödeme kuralı, bu kuralın icrası vedoğurduğu sonuçlar bakımından basın sektöründe faaliyette bulunan teşebbüs veişletmeleri doğrudan etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenle itiraz konusukuralın Anayasa’ya uygunluk denetiminin öncelikle basın sektöründe faaliyetyürüten kişilerin teşebbüs özgürlüğü çerçevesinde ele alınması gerekir.
16. Anayasa’nın13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratiktoplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolamaz” denilmektedir. Buna göre teşebbüs hürriyetine sınırlama getirenkanuni düzenlemelerin Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun olması veölçülü olması gerekir.
17. Ölçülülük ilkesielverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik,öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını; gereklilik, ulaşılmakistenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynıamaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını; orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenenamaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
18. Anayasanın 13.maddesi, hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını ilgili temel hak ve özgürlüğeilişkin Anayasa maddesinde gösterilen özel sebeplerin bulunmasına bağlıkılmıştır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi kararlarında özel sınırlama nedeniöngörülmemiş özgürlüklerin de o özgürlüğün doğasından kaynaklanan bazısınırlarının bulunduğu, ayrıca Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin de temel hak ve özgürlüklere sınır teşkiledebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; AYM,E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).
19. Anayasa’nın “Ücrette adalet sağlanması”başlıklı 55. maddesinde, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücretelde etmeleri için devletin gerekli önlemleri alacağı öngörülmüştür. Anılanmaddeyle çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret almaları anayasalgüvence altına alınmıştır.
20. İşçininemeğinin karşılığı olan ücret gelirini korumak ve bu yolla kamu düzeninisağlamak amacıyla birtakım hukuki düzenlemelerin yapılması doğaldır.Mevzuatımızda da işçi ücretlerini koruyucu hükümlere yer verilmiş ve bu suretleişçi için önem arz eden ücret alacağının güvence altına alınmasıhedeflenmiştir. İş hukukumuzda işçinin gereksinimleri asgari ücret yolu ileasgari düzeyde karşılanmaya çalışılmış olsa da bu ücretin eksiksiz ve zamanındaödenmesini sağlamak üzere kanuni düzenlemelere yer verilmesi ücretin sosyalkarakterinin getirdiği bir ihtiyaçtır. Ücret hakkının gerçek anlamda korunmasısadece işçiye adaletli bir ücret sağlamayla değil bu ücretin işçiye tam vezamanında ödenmesini sağlayacak güvenceli bir düzenin kurulabilmesiyle mümkünolacaktır.
21. Bu çerçevede devletin pozitif yükümlülükleribağlamında ücrette adaletin sağlanması için çalışanların yaptıkları işe uygunadaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmalarıiçin gerekli tedbirleri almak amacıyla teşebbüs hürriyetine sınırlamalargetirmesi mümkündür.
22.Gazeteciliğin diğer iş kollarına göre farklı çalışma tarzı ve demokratiktoplumun varlığında ve devam ettirilmesinde sahip olduğu önemli rolü nedeniylebazı özel düzenlemelere bağlı kılınması konusunda gazeteciler yönünden farklıbir koruma rejiminin benimsenmesi kanun koyucunun takdirindedir. Toplumu doğrubilgilendirme gibi önemli görevleri bulunan gazetecilerin bu görevi yerinegetirirken işverenin etkisinden mümkün olduğu kadar arındırılmaları ve bununiçin de ücretlerinin güvence altına alınması gerekmektedir. Bazı alacaklarıngününde ödenmemesi hâlinde günlük yüzde beş fazlasıyla ödenmesi gerektiğiyönündeki düzenlemenin amacının da toplumu doğru bilgilendirme görevi olangazetecilerin ücret ve fazla çalışma ücreti alacaklarını güvence altına almakolduğu anlaşılmaktadır.
23. Bu bağlamda, gazetecilerin demokratik toplumdayüklendikleri görev ve sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirebilmeleriiçin diğer ücretlilere göre ücret alacaklarının özel düzenlemelerle teminataltına alınmasının anılan amaca ulaşma yönünde elverişli ve gerekli olmadığısöylenemez.
24. Ancak getirilen sınırlamanın orantılı bir tedbir olupolmadığı da değerlendirilmelidir. Kişilerin iktisadi faaliyetlerinietkileyebilecek düzenlemeler açısından orantılılık ilkesi kamu yararı ilekişinin teşebbüs hürriyetinden yararlanabilmesi arasında makul bir dengekurulmasını gerektirmektedir. Bir başka ifadeyle işverenin teşebbüs özgürlüğüile gazetecilerin ve toplumun çıkarları arasında makul bir denge kurulmalıdır.Bu bağlamda fazla çalışma ücreti alacaklarının zamanında ödenmemesi durumundauygulanacak yaptırımın teşebbüs sahiplerine aşırı ve katlanılamaz bir külfetyüklememesi gerektiği açıktır. Çok yüksek meblağlara ulaşabilen yüzde beş fazlaödeme kuralının, işverene aşırı bir külfet getirdiği ve bu sınırlamanın sebepsizzenginleşmeye sebep olabileceği anlaşılmaktadır.
25. Ülkemizde reel enflasyon ve yasal faiz oranlarıdikkate alındığında yılda yüzde 1825 oranında fazla ödemeye ulaşabilensorumluluğun orantılı bir sınırlama öngördüğü söylenemez.
26. Yüzde beş fazla ödemenin yılda yüzde 1825 oranınaulaşabilmesinin yanı sıra fazla çalışma ücreti esas ücretle birlikte ödenecekolup 4857 sayılı Kanun’dan farklı olarak ücret ve fazla çalışma ücretininödenme zamanının 5953 sayılı Kanun’da belirlenmiş olması nedeniyle gazetecileryönünden temerrüt şartı da aranmayacaktır. Bir başka ifadeyle ücretin ödenmezamanı kesin biçimde Kanun’da gösterildiğinden ücret alacağı ile birlikte yüzdebeş fazla ödeme talep edebilmek için işverenin temerrüde düşürülmesi dahigerekmemektedir. Bunun yanı sıra yüzde beşlik fazla ödemeye faiz yürütülmesi demümkün olup fazla çalışma ücreti alacağı ile yüzde beşlik fazla ödemeye ayrıcayasal faiz uygulanabilecektir.
27. Gazetecinin fazla çalışma ücretini korumak, eldeedemediği fazla çalışma ücretinin zamanında ödenmesini sağlamak için kurallagetirilen ekonomik tedbirin ağırlığı dikkate alındığında, böyle bir ödemeyekarar verildiğinde ulaşılan miktar, işverenin ekonomik varlığını ve geleceğiniağır bir şekilde etkileyebilecektir.
28. Açıklanan nedenlerle kuralla teşebbüs ve çalışmaözgürlüğüne getirilen sınırlamanın orantısız olduğu ve bu nedenle kuralınölçülülük ilkesini ihlal ettiği anlaşılmaktadır.
29. Diğeriş kollarına göre farklı çalışma tarzı ve demokratik bir toplumda sahip olduğuönemli rol nedeniyle gazetecilerin ücret alacağının teminat altına alınmasıamacıyla özel düzenlemeler yapılması kanun koyucunun takdirindedir. Ancakitiraz konusu kural gereğince fazla çalışma ücreti alacaklarının zamanındaödenmemesi durumunda temerrüt şartı dahi aranmaksızın günlük yüzde beş, yıllıkyüzde 1825’e varan oranda fazla ödeme yapılması zorunluluğunun ve bu fazlaödemeye yasal faiz uygulanması sonucunda fazla çalışma ücreti olarak ödenmesigereken çok yüksek meblağların ortaya çıkması hukukdevletinin gereklerinden olan adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle debağdaşmamaktadır.
30. Diğer taraftan Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes,dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./Kadınlar ve erkeklereşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamaklayükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarakyorumlanamaz./Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul veyetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırısayılmaz./ Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz./Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlikilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” denilmek suretiyle kanunönünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.
31. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önündeeşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ileeylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynıdurumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarınısağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyleaynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanunkarşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin heryönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları veuygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesizedelenmez.
32. İş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalışmakla birliktefarklı kanun hükümlerine tabi olan işçilerin fazla çalışma ücreti alacaklarınınzamanında ödenmemesi durumuna ilişkin olarak eşitlik ilkesi yönünden yapılacakanayasallık denetiminde öncelikle Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde aynı yada benzer durumda bulunan kişilere farklı muamelenin mevcut olup olmadığıtespit edilmeli, bu bağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişiler arasındafarklılık gözetilip gözetilmediği belirlenmelidir. Bundan sonra farklımuamelenin nesnel ve makul bir temele dayanıp dayanmadığı ve nihayetinde nesnelve makul bir temele dayanıyorsa söz konusu farklı muamelenin ölçülü olupolmadığı hususları irdelenmelidir.
33. İş sözleşmesi; bir çalışan ile işveren arasındakurulan iş ilişkisine dayalı, işçinin iş görmeyi işverenin de bu işe karşılıkücret ödemeyi taahhüt ettiği sözleşmedir. İş sözleşmesi ile işçi statüsündeçalışanların büyük bölümü 4857 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışmakla birliktebasın sektöründe çalışan gazetecilerin tabi olduğu 5953 sayılı Kanun gibi özeliş kanunları da bulunmaktadır.
34. Bu itibarla fazla çalışma ücretlerinin zamanındaödenmemesi durumu bakımından, farklı kanun hükümlerine tabi olmakla birlikte işsözleşmesiyle işçi statüsünde çalışan kişilerin karşılaştırma yapılmaya müsaitolacak şekilde benzer durumda oldukları açıktır. Öte yandan fazla çalışmaücreti alacaklarının zamanında ödenmemesi durumuna ilişkin olarak 4857 sayılıKanun’a tabi olarak çalışan işçiler bakımından en yüksek banka mevduat faizininuygulanması öngörülmüştür. Basın sektöründe çalışan gazetecilere fazla çalışmaücreti alacaklarının zamanında ödenmemesi durumunda ise günlük yüzde beşoranında fazla bir ödemenin düzenlendiği, bu yolla 5953 sayılı Kanun’a tabiçalışan gazeteciler ile diğer kanunlara tabi çalışan işçiler arasında birfarklılık yaratıldığı anlaşılmaktadır.
35. Eşitlik ilkesinin gereği olarak karşılaştırmayapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda olanlar arasından bir kısmılehine getirilen farklı düzenlemenin bir ayrıcalık tanınması niteliğindeolmaması için nesnel ve makul bir temele dayanması ve ölçülü olması gerekir.İtiraz konusu kural ile demokratik toplumun varlığında ve devam ettirilmesinde önemli bir rol oynayan gazetecilerin görevleriniyerine getirirken fazla çalışma ücretinin zamanında ödenmesinin güvence altınaalınmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Gazetecilerin ifa ettikleri görevinözelliği gözetildiğinde diğer ücretlilere göre fazla çalışma ücretialacaklarının birtakım özel düzenlemeler ile teminat altına alınması içingazeteciler lehine getirilen farklı muamelenin nesnel ve makul bir temeledayanmadığı söylenemez.
36. Ancak nesnel ve makul bir temele dayalı olan farklımuamelenin ölçülü olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Mevzuatımızda4857 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışan işçiler yönünden fazla çalışma ücretialacaklarının zamanında ödenmemesi durumuna ilişkin olarak en yüksek bankamevduat faizinin uygulanması öngörülmüştür. İtiraz konusu kural ise gazetecileriçin fazla çalışma ücreti alacaklarının zamanında ödenmemesi durumunda temerrütşartı dahi aranmaksızın günlük yüzde beş, yıllık yüzde 1825’e varabilen yüksekoranda fazla ödeme yapılması zorunluluğunu öngörmekte olup bu fazla ödemeyeayrıca yasal faiz uygulanmaktadır. Bu hâliyle kural, basın sektöründeçalışanlar için diğer çalışanlara göre nesnel ve makul bir nedenle de olsaorantısız bir farklı muamelenin getirilmesine yol açmaktadır. Bu itibarlakuralla gazeteciler lehine kabul edilen farklı muamelenin ölçülü olduğusöylenemeyeceğinden kural eşitlik ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.
37. Açıklanan nedenlerlekural Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 48. maddelerineaykırıdır. İptali gerekir.
Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Muammer TOPAL veSelahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kural, Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 48. maddelerineaykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 49. maddesi yönünden incelenmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 5. ve 11.maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın MesleğindeÇalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un4/1/1961 tarihli ve 212 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen ek 1.maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Muammer TOPAL ile Selahaddin MENTEŞ’inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA 19/9/2019 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
KARŞIOY GÖRÜŞÜ
1. İtiraz konusu kural, Basın İş Kanunu’na tabigazetecilerin fazla çalışma ücretlerinin gününde verilmemesi halinde her geçengün için yüzde beş fazla ödeme yapılmasını öngörmektedir.
2. Çoğunluk,kuralı yüzde beş fazla ödemenin bir yılda çok yüksek bir orana ulaşmasıolasılığının işveren gazetenin ekonomik varlığına tehdit oluşturarak basınözgürlüğünün bir parçası olan yayın yapma girişimine ve halkın haber almaözgürlüğüne ölçüsüz yaptırım olarak değerlendirmiş ve kuralı iptal etmiştir.
3. Anayasa Mahkemesi konuyla ilgili daha önce verdiği birkararda (E.2005/28, K.2008/122) kuralın “Çalışma koşulları bakımındanişçilerden farklı bir konumda olan ve kamuoyunu doğru bilgilendirme görevleribulunan gazetecileri işveren karşısında korumak amacıyla getirildiği” ve “basınözgürlüğü yönünden önemli bir işlev gördüğü” tespitinde bulunmuştur.
4. Kural, fazla çalışma ücretinin zamanında ödenmemesişartına bağlı olarak uygulanma imkânına sahiptir. Fazla çalışma ücretininzamanında ödenmesi halinde kuralın öngördüğü yaptırım uygulanmayacaktır.Gazetecilerin haber alma, verme, basma ve yayma gibi demokratik toplumdüzeninin inşasında ve sürekliliğinin sağlanmasında hayati öneme sahipişlevleri yerine getiren bir mesleğe mensup olduklarını düşündüğümüzde çalışmaşartları ve ücretlerle ilgili konularda diğer çalışanlardan daha ayrıcalıklıbir muameleye tabi tutulmalarının haklı bir nedene dayandığını söyleyebiliriz.
5. Gazetecinin basın ve ifade özgürlüğü için oynadığıönemli rolden kaynaklanan sahip oldukları hakların gazete işvereninin girişimve çalışma özgürlüğünü ölçüsüz bir şekilde sınırlandırdığı söylenemez. Herşeyden önce gazete işvereni çoğu durumda büyük bir holding veya gruptur vegazeteciye göre iktisaden çok daha güçlü bir konumdadır. Öngörü sahibibasiretli bir tacir olarak gazete işvereni gazetecinin fazla çalışma ücretinigününde ödememesinin kendisine ne gibi mali külfetler yükleyeceğinin farkındaolması gerekir. Gazetecinin emeği karşılığında hak ettiği fazla çalışma ücretini,gazete işvereninin, örneğin bir yıl gibi uzun bir süre ödememesinin maliboyutunu hesap etmesi ve ona göre teşebbüsü için gerekli tedbirleri almasıbeklenir. Böyle bir öngörüde bulunmayarak işletmesini zora sokması tamamenkendi hatasından kaynaklanacaktır.
6. Sonuç olarak, itiraz konusu kuralın çalışmahürriyetine ölçüsüz bir müdahalede bulunmadığı kanaatiyle karara katılmıyorum.
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. İptal isteminekonu kural on bir yıl önce yine Anayasa Mahkemesi’nin önüne getirilmiş; AnayasaMahkemesi 12/6/2008 tarih ve E.2005/28, K.2008/122 sayılı kararıyla(oybirliğiyle) şu gerekçeyle iptal istemini reddetmiştir;
“...İptali istenen kurallarla gazetecilere, zamanındaödenmeyen ücret ve fazla çalışma ücreti açısından diğer çalışanlara tanınmayanlehe düzenlemeler getirilmiştir. Buna ilişkin olarak yasama belgelerinde,basında mevcut bir huzursuzluğun çözümüyle işçi ve memur statüsünden farklı çalışmakoşullarına tâbi gazetecileri korumanın amaçlandığı ifade edilmiştir. Basın İşKanunu kapsamında çalışanların, yaptıkları iş gözetilerek İş Kanunu’na tâbiolanlardan farklı yasal düzenlemelere konu edilmeleri mümkündür. Bu iki grup,aynı hukuki statüde bulunmadıklarından, itiraz gerekçelerinde öne sürülenkarşılaştırmaya elverişli değillerdir. Bu nedenle düzenlemelerin Anayasa’nıneşitlik ilkesine aykırı bir yönü görülmemiştir... İptali istenen kurallarda yeralan ‘günlük yüzde beş fazlası’ ibaresi nedeniyle, ücret veya fazla çalışmaolarak zamanında ödenmeyen meblağın kısa zamanda yüksek miktarlara ulaşabildiğianlaşılmaktadır. Çalışma koşulları bakımından işçilerden farklı bir konumdaolan ve kamuoyunu doğru bilgilendirme görevleri bulunan gazetecileri işverenkarşısında korumak amacıyla getirildiği anlaşılan itiraz konusu bu kurallarla,gazetecilerin bazı alacaklarının zamanında ödenmesine, gecikme halinde isebelli miktarda ilave yapılarak tahsiline imkân sağlanmıştır. Fazla çalışmaücretiyle normal ücretin yüzde beş fazlasıyla ödenmesine ilişkin bu kuralların,‘zamanında’ ödenmeme koşuluna bağlı olarak uygulanabilir oldukları açıktır.Ayrıca, bu düzenlemelerin basın özgürlüğü yönünden önemli bir işlev gördüğü deyadsınamaz. Gazetecinin görevinin haber alma, verme, basma ve yayma gibi kamudüzenini yakından ilgilendiren niteliği de göz önüne alındığında, kurallarınbaşlı başına çalışma barışını bozacak nitelikte oldukları söylenemez...Yaptıkları işin özelliği nedeniyle basın çalışanlarının ödenmeyen ücretlerikonusunda korumaya yönelik düzenlemelerin Anayasa’nın bu (55nci) maddesineaykırı bir yönü de bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kuralların Anayasa’nın2., 5., 10., 11., 49. ve 55. maddelerine aykırı olmadıkları sonucuna varılmaklaitirazın REDDİ gerekir...”
Anılan kararın gerekçesinin güncelliği devam etmekteyken,tam aksi yönde bir değerlendirmeyle kuralın iptaline karar verilmesi şeklindekisonuca katılmaya imkân görülememiştir.
2. Konuyla çokyakından ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin çok önceki bir kararı da, yukarıdaözetlenen kararla aynı mahiyettedir. Bu karara konu kural, 8/6/1965 tarih ve625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 35. maddelindeki “Yönetici veöğretmenlere ücretlerini zamanında ödemeyen kurumlar bu ücretleri geçen her günişin yüzde üç zammı ile öderler” şeklindeki düzenlemedir. Anayasa Mahkemesi19/10/1971 tarih ve E.1971/34, K.1971/72 sayılı kararıyla (oybirliğiyle) şugerekçeyle iptal istemini reddetmiştir:
“... İtiraz ve inceleme kanunu ‘zam’ itiraz yolunabaşvuran mahkemenin ileri sürdüğü gibi faiz değil, yasal bir gecikmetazminatından ibarettir. Yasa koyucu bu hükümle ücretin gününde ödenmemesihalinde gecikme süresince ücret alacaklısının uğrayacağı zararların çalışaniçin zararını kanıtlama yükümü olmaksızın ve işveren bakımından tazminatödemekten sıyrılma yollarını kapatarak, götürü bir biçimde karşılanmasını,başka bir deyimle genel hükümlerin elverişsizliği karşısında, belirli biralanda çalışanların ücretlerinin gününde ödenmesini özel bir inanca almayıöngörmüştür. Bu düzenleme Türk İş hukukunda bir yenilik sayılamaz. 20.6.1952gününde yürürlüğe giren Basın Mesleğinde çalışanlarla çalıştıranlar arasındaMünasebetlerin Tanzimi Hakkındaki 13.6.1952 günlü, 5953 Sayılı Kanunun ‘ücret’başlıklı 14. maddesinde, gazetecilere ücretlerini vaktinde ödemeyen işverenleribu ücretleri geçecek her gün işin yüzde iki fazlasıyla ödemeye mecbur tutan birhüküm vardır. 10.1.1961 gününde yürürlüğe giren 4.1.1961 günlü, 212 sayılıKanunun 1. maddesi bu 14. maddeyi değiştirmiş ve yüzde iki fazlayı yüzde beşeçıkarmıştır. Özel öğretim kurumlarında çalışanların ücretlerinin günündeödenmesini sağlama gibi olağan ve haklı bir nedene dayanan ve benzeritedbirlerin başka alanlarda çalışanlar içinde alınmasını engeller veya yasaklarbir yönü bulunmayan itiraz konusu hükmün özel öğretim kurumları yönetici veöğretmenlerini imtiyazlı bir duruma getirdiği düşünülemez. Hüküm, haklı nedenedayandığına ve tüm özel öğretim kurumlarındaki yönetici ve öğretmenlerikapsadığına göre, yasa önünde eşitlik ilkeleriyle de çelişmekte değildir. Demekki itiraz ve inceleme konusu hükmün Anayasa’nın 12. maddesine aykırı bir yönüyoktur. Çalıştırdığı kimselere ücretlerini vaktinde ödeyen bir özel öğretimkurumunun gecikme tazminatına hüküm giymesi söz konusu olamaz... Hükümişverenin durumunu ağırlaştırıyorsa, bundan kurtulmasının tek yolu, borcunugününde yerine getirmektir. Onun içindir ki hükmün öğretim alanındaki özelteşebbüsün güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını engellediğini ve böyleceAnayasa’nın 40. maddesiyle çelişkiye düştüğünü hukukça savunmanın olanağıyoktur... Özel öğretim kurumları yönetici ve öğretmenlerinin ücretleriningecikme zamlarıyla yükselmesi sırf işverenin kendi tutumunun bir sonucudur.Eğer işverenin tutumu yüzünden bu ücret gerçekten adaletsiz sayılabilecek birtutara varabiliyorsa, aksaklığı alacaklıda veya kanunda bulmanın ve Anayasa’nın45. maddesine aykırılıktan söz etmenin yeri yoktur. Unutmamalıdır ki şahıslarınyaptıkları işe uygun ve insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış seviyesisağlamalarına elverişli adaletli bir ücret elde etmeleri için Devletin 45.madde uyarınca, almakla yükümlü bulunduğu tedbirler içinde böyle bir ücretinkorunmasına yönelik tedbirlerin de yeri ve gereği vardır ve itiraz konusuhüküm, bu niteliği ile Anayasa’nın 45. maddesine aykırı olmak şöyle dursun, bumadde ile öngörülenlerden bir bölüm çalışanlar yönünden yerine getirilmesianlamını taşır. Özetlemek gerekirse itiraz ve inceleme konusu hüküm Anayasa’nın12., 40., 45. maddelerine aykırı olmadığı gibi öteki ilkeleriyle de çelişirdurumda değildir. İtirazın bu nedenle reddi gerekir...”
Görüldüğü üzere, anılan karar 2008 tarihli kararlaparalellik göstermekte ve karar gerekçesinde, iptal istemine konu 5953 SayılıKanunun ilgili düzenlemesine de yollama yapmaktadır.
3. 5953 sayılıKanun’un 14. ve ek 1. maddeleri (ki bunlardan sadece ek 1. madde uygulanacakkural olarak kabul edilmiştir) 1952 yılından bu yana 67 yıldır yürürlükte olup,gazetecinin hukukunu korumak suretiyle basın özgürlüğünün gerçekleşmesine büyükkatkı yapmıştır. Edimini zamanında yerine getiren (gazetecinin özlük haklarını-başvurunun somutunda fazla çalışma ücretini- gecikmeksizin ödeyen) gazeteişvereni yönünden herhangi bir ek tazminat ödeme yükümlülüğü söz konusudeğildir. Öte yandan, bu edimin bir yıl sonra yerine getirilmesi halinde,işverence ödenecek tutarın (tazminatın) yıllık yüzde 1825 oranına ulaşacağı,bunun da ölçüsüz olduğu savı da yerinde görülemez. Bilakis, Yargıtay’ınuygulamada Borçlar Kanununun ilgili hükümlerinden yararlanarak, yüksek tazminattutarlarından hakkaniyet indirimi yapması ve bunu bir İçtihadı BirleştirmeKararıyla ortaya koyması uygulama yönünden de herhangi bir sorun çıkmadığını ortayakoyucu mahiyettedir. Anayasa Mahkemesinin yukarıda işaret edilen ikikararındaki gerekçeler dikkate alındığında, kural ölçülülük ilkesine aykırıdüşmediği gibi, kuralla teşebbüs ve çalışma özgürlüğüne herhangi bir müdahaledebulunulduğu da kabul edilemez.
4. Açıklanannedenlerle, kuralın Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmadığından; iptal istemininreddi gerektiği kanaatine ulaştığımdan; çoğunluğun aksi yöndeki kararınakatılmıyorum.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtiraz başvurusunda, zamanında ödenmeyen fazla çalışmaücretinin günlük yüzde beş fazlasıyla ödenmesini düzenleyen itiraz konusu kuralgereğince, geçecek günle orantılı olarak ödenmesi gereken meblağın kısa süredebüyük rakamlara ulaştığı, böylece gazetecilere, İş Kanunu’na tâbi olarak işçistatüsünde çalışanlardan farklı olarak ayrıcalık tanındığı, ayrıca sosyal hukukdevleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde çalışma barışını bozduğugerekçesiyle kuralın Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 48. ve 49. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüş; çoğunluk kararında ise kuralın Anayasa’nın 2.,10., 13. ve 48. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline kararverilmiştir.
5953 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinin sekizincifıkrasının ikinci cümlesine göre, gazetecilerin fazla çalışma ücretlerinivaktinde ödemeyen işverenler, bu ücreti geçecek her gün için %5 fazlasıylaödemeye mecburdurlar.
Kanun’un 1. maddesine göre “gazeteci”, “Bu Kanunşümulüne giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara” denilmekteve Kanun’un, ”Türkiye’de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğrafajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan ve İş Kanunu’ndaki“işçi” tarifi şümulü haricinde kalan kimselerle bunların işverenleri hakkındauygulanacağı” belirtilmektedir. Dolayısıyla gazetecilik işyerinde yapılançalışmada fikir ve sanat işi yapma koşulunun da gerçekleşmesi gerekmektedir.
5953 sayılı Kanun`a eklenen 1. maddenin sekizincifıkrasına göre, fazla çalışmalara ait ücretin müteakip ücret tediyesiylebirlikte ödenmesi mecburidir. Fazla çalışma ücretleri, gününde verilmemesihalinde, her geçen gün için % 5 fazlasıyla ödenir. Aynı maddede, gazetecitabirinin şümulü içinde bulunan kimselerden müessese, matbaa, idarehane ve bürogibi yerlerde hizmetlerinin mahiyeti itibarıyla müstemirren çalışanlar içingünlük iş müddetinin, gece ve gündüz devrelerinde sekiz saat olduğu, bunundışında gündüz veya gece devresindeki çalışma müddetinin daha fazla hadlereartırılması ve ulusal bayram, genel tatiller ve hafta tatilinde çalışılmasınınbu Kanuna göre (fazla saatlerde çalışma) sayılacağı, her bir fazlaçalışma saati için verilecek ücretin, normal çalışma saati ücretinin % 50fazlası olduğu belirtilmiştir.
Başvuru gerekçesinde, kuralda yer alan günlük yüzde beşfazlasıyla ödemeye ilişkin düzenlemenin itiraza konu edildiği anlaşılmaktadır.
Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerinyasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasınıve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişive topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesiyasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağıanlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar içindeğişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı,ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörüleneşitlik ilkesi zedelenmez
İptali istenen kuralla gazetecilere, zamanında ödenmeyenfazla çalışma ücreti açısından diğer çalışanlara tanınmayan lehe düzenlemelergetirilmiştir. Buna ilişkin olarak yasama belgelerinde, basında mevcut birhuzursuzluğun çözümüyle işçi ve memur statüsünden farklı çalışma koşullarınatâbi gazetecileri korumanın amaçlandığı ifade edilmiştir. Basın İş Kanunukapsamında çalışanların, yaptıkları iş gözetilerek İş Kanunu’na tâbi olanlardanfarklı yasal düzenlemelere konu edilmeleri mümkündür. Bu iki grup, aynı hukukistatüde bulunmadıklarından itiraz gerekçelerinde öne sürülen karşılaştırmayaelverişli değillerdir. Bu nedenle düzenlemelerin Anayasa’nın eşitlik ilkesineaykırı bir yönü görülmemiştir.
İptali istenen kuralda yer alan “her geçen gün için %5fazlasiyle” ibaresi nedeniyle, fazla çalışma olarak zamanında ödenmeyenmeblağın kısa zamanda yüksek miktarlara ulaşabildiği anlaşılmaktadır. Çalışmakoşulları bakımından işçilerden farklı bir konumda olan ve kamuoyunu doğrubilgilendirme görevleri bulunan gazetecileri işveren karşısında korumakamacıyla getirildiği anlaşılan itiraz konusu kuralla, gazetecilerin fazlaçalışma ücretlerinin zamanında ödenmesine, gecikme halinde ise belli miktardailave yapılarak tahsiline imkân sağlanmıştır. Fazla çalışma ücretinin yüzde beşfazlasıyla ödenmesine ilişkin bu kuralın, “gününde” ödenmeme koşuluna bağlıolarak uygulanabilir olduğu açıktır. Ayrıca, bu düzenlemenin basın özgürlüğüyönünden önemli bir işlev gördüğü de yadsınamaz. Gazetecinin görevinin haberalma, verme, basma ve yayma gibi kamu düzenini yakından ilgilendiren niteliğide gözönüne alındığında kuraldaki müdahalenin orantısız olduğu söylenemez.
Basın mensuplarının yaptıkları işin özelliği nedeniylebasın çalışanlarını ödenmeyen ücretleri konusunda korumaya yönelik düzenlemeninAnayasaya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, kuralın Anayasa’nın 2., 10., 13. ve48. maddelerine aykırı olmadığı sonucuna varıldığından, çoğunluğun kuralıniptali yönündeki kararına katılınmamıştır.
Üye
Muammer TOPAL
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın MesleğindeÇalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’unek 1. maddesinin sekizinci fıkrasının “Fazla çalışma ücretlerinin günündeverilmemesi halinde, her geçen gün için % 5 fazlasiyle ödenir.” şeklindekiikinci cümlesi Mahkememiz çoğunluğunca iptal edilmiştir.
2. İtiraz başvurusunda, 4857 sayılı Kanun’a tabi olarakçalışan işçilerin fazla çalışma ücreti alacaklarının zamanında ödenmemesidurumunda en yüksek banka mevduat faizinin uygulanmasının öngörüldüğü, basınçalışanlarına fazla çalışma ücreti alacaklarının zamanında ödenmemesi hâlindeise temerrüt şartı dahi aranmaksızın borcun günlük yüzde beş, yıllık yüzde 1825zamlı olarak ödenmesinin gerekeceği, ayrıca bu zamlı ödemeye yasal faiz uygulanacağı,bu durumun kanun önünde eşitlik, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerinizedelediği, ayrıca çalışma barışına da zarar verdiği belirtilerek kuralınAnayasa’nın 2., 5., 10., 11., 48. ve 49. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
3. İtiraz konusu kural gereğince, fazla çalışmaücretlerinin, gününde verilmemesi halinde, bu ücretin her geçen gün için yüzdebeş artırımlı olarak ödenmesi gerekmektedir.
4. Gazetecileriniş ilişkilerinin özel bir kanun ile düzenlenmesi ve özel olarak korunmasıgazetecilik mesleğinin demokratik toplum yönünden taşıdığı önemdenkaynaklanmakta olup bu tür düzenlemeler basın özgürlüğünün korunmasına dahizmet etmektedir. Gazetecilik mesleğinin özelliği nedeniyle diğerçalışanlardan farklı olarak getirilen özel düzenlemelerden birisi de yüzdebeş fazla ödeme kuralıdır. Diğerişkollarına göre farklı çalışma tarzı ve demokratik bir toplumda sahip olduğuönemli rol nedeniyle gazetecilerin ücret alacağının teminat altına alınmasıamacıyla birtakım özel düzenlemeler yapılması kanun koyucunun takdirindedir. Bubağlamda gazetecilerin ücretinin zamanında ödenmesini sağlamaya yönelik yüzdebeş fazla ödeme kuralının Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devletiilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
5. Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesi kararlarındavurgulandığı üzere Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlikilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemlideğil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynı durumdabulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumdabulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısındaeşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynıkurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimikişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamalarıgerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklıkurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
6. İptali istenen kuralla gazetecilere, zamanındaödenmeyen fazla çalışma ücreti açısından farklı bir düzenleme öngörülmüştür. Budüzenleme ile işçi ve memur statüsünden farklı çalışma koşullarına tâbi vedemokratik toplumun varlığında ve sürdürülmesinde önemli bir role sahip olangazetecilerin korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.5953 sayılı Kanunkapsamında çalışanların, yaptıkları iş gözetilerek 4857 sayılı İş Kanunu’natâbi olanlardan farklı kanuni düzenlemelere konu edilmeleri mümkündür. Bu ikigrup, aynı hukuki statüde bulunmadıklarından itiraz gerekçelerinde öne sürülenkarşılaştırmaya elverişli değillerdir. Bu nedenle düzenlemenin Anayasa’nıneşitlik ilkesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır.
7. Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin aynı kuralın iptalitalebiyle yapılan başvuruya ilişkin olarak verdiği kararda (AYM, E.2005/28,K.2008/122) ifade ettiği üzere “iptali istenen kuralda yer alan ‘günlükyüzde beş fazlası’ ibaresi nedeniyle, fazla çalışma ücreti olarak zamanındaödenmeyen meblağın yüksek miktarlara ulaşabildiği anlaşılmaktadır” Ancak“fazla çalışma ücretinin yüzde beş fazlasıyla ödenmesine ilişkin bukuralın, ‘zamanında’ ödenmeme koşuluna bağlı olarak uygulanabilir olduğuaçıktır. Ayrıca bu düzenlemelerin basın özgürlüğü yönünden önemli bir işlevgördüğü de yadsınamaz. Gazetecinin görevinin haber alma, verme, basma ve yaymagibi kamu düzenini yakından ilgilendiren niteliği de göz önüne alındığında”kuralın çalışma ve teşebbüs hürriyetine aykırı olduğu da söylenemez.
8. Açıklanan gerekçelerle itiraz konusukural Anayasa’ya aykırı görülmediğinden iptal isteminin reddi gerektiği oyuylaçoğunluğun kararına katılmıyorum.
Üye
Hicabi DURSUN