ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2019/50
Karar Sayısı:2019/96
Karar Tarihi:25/12/2019
R.G.Tarih-Sayısı:24/3/2020-31078
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Osmaniye İş Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU:21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30. maddesinin ikinci ve üçüncüfıkralarının Anayasa’nın 2., 11., 13., 49. ve 60. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Bir kamukurumunda çalışılmaya başlandığı gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesilmesine veo ana kadar ödenen aylıkların iadesine yönelik işlemlerinin iptalleri talebiyleaçılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddibulan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 30.maddesi şöyledir:
“Madde 30- Cumhurbaşkanı tarafından (…) atanan veyagörevlendirilenler, Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucundagörev verilenler ile yükseköğretim kurumlarının öğretim üyeliklerine ve SağlıkBakanlığının tabip ve uzman tabip kadrolarına yapılacak atamalar hariç olmaküzere, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığıalanlar, genel bütçeye dahil dairelerin, katma bütçeli idarelerin, dönersermayelerin, kefalet sandıklarının, sosyal güvenlik kurumlarının ve bütçedenyardım alan kuruluşların kadrolarına açıktan atanamazlar. Diğer kanunların bufıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.
Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veyayaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahildaireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, ilözel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik veişletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özelkanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamuiktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese veişletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğerortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görevyapamazlar.
Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almaktaiken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizinatanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 11 inci maddesine göre1.1.2005 tarihinden önce alınmış Bakanlar Kurulu kararları uygulanmaz.
Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri;
a) Cumhurbaşkanlığına seçilenler,
b) Cumhurbaşkanı yardımcılığı veya bakanlığa atananlar,
c) Yasama Organı üyeliğine seçilenler,
d) Mahalli idareler seçimleri sonucuna göre görevalanlar,
e) Sadece toplantı veya huzur ücreti ya da hakkı ödenengörevleri yürütenler ile yönetim ve denetim kurulu üyeliği ücreti karşılığındagörevlendirilenler,
f) Yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece vetürdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders göreviverilenler (üniversitelerde ders ücreti karşılığı ders görevi verilenlerhakkında yaş haddini aşmamış olmaları kaydı aranmaz.),
g) Vakıf üniversitelerinde görev alanlar,
h) Özel kanunlarında veya Cumhurbaşkanlığıkararnamelerinde emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veyagörev yapma hakkı verilenlerden Cumhurbaşkanı tarafından (…) atanan veyagörevlendirilenler ve Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimlersonucunda görev verilenler,
i) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinin(a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesiolarak atanmış olanlar,
j) (Ek: 31/10/2016-KHK-678/20 md.; Değiştirilerek kabul:1/2/2018-7071/20 md.) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı KuvvetleriPersonel Kanununun ek 36 ncı maddesi kapsamında istihdam edilen ihtiyatpilotlar ile Millî Savunma Bakanlığı ve bağlı birimlerinde personel ve askeriöğrenci temin faaliyetine yönelik hizmetlerin yürütülmesi için görevlendirilenemekli subay ve astsubaylar,
k) (Ek: 17/4/2017-KHK-690/34 md.; Aynen kabul:1/2/2018-7077/30 md.) 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncümaddesine göre görevlendirilen güvenlik korucuları,
Hakkında uygulanmaz.
(Ek fıkra: 10/1/2013-6385/2 md.) İkinci fıkraya göreemeklilik veya yaşlılık aylığı kesilenlerin sigortalılıklarının sona erdiğitarih yazılı istek tarihi kabul edilerek ilgili sosyal güvenlik kanunlarınagöre aylıkları yeniden bağlanır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Engin YILDIRIM, Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ,Burhan ÜSTÜN, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ,Kadir ÖZKAYA, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Yıldız SEFERİNOĞLU’nunkatılımlarıyla 15/5/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısındaöncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunları görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyleuygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümleriniAnayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümleriniptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeleruyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elindeyöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptalitalep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kuralise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunlarınçözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacaknitelikte bulunan kurallardır.
3. Başvuru kararında 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesininikinci ve üçüncü fıkralarının iptalleri talep edilmiştir.
4. Bakılmakta olan davada davacı 17/7/1964 tarihli ve 506sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 81. maddesinin (B) bendinin (a) altbendi kapsamında yaşlılık aylığı bağlanan bir sigortalı olup dava, bu kapsamdabağlanan yaşlılık aylığı kesilmeksizin davacının belediye tarafından kurulanbir işletmede çalıştığı gerekçesiyle aylığın kesilmesine ve o ana kadar ödenenaylıkların iadesine yönelik işlemlere ilişkindir. Dolayısıyla 5335 sayılıKanun’un 30. maddesinin itiraz konusu ikinci fıkrasında yer alan “Herhangibir sosyal güvenlik kurumundan…”, “…yaşlılık aylığı alanlar bu aylıklarıkesilmeksizin;…”, “…belediyeler…”, “…tarafından kurulan…”, “…işletmeler,…” ve“…herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görevyapamazlar.” ibareleri dışında kalan bölümün bakılmakta olan davadauygulanma imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca söz konusu ibarelerin yaşlılıkaylığının yanı sıra bakılmakta olan davanın konusu olmayan 8/6/1949 tarihli ve5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu uyarınca emeklilik aylığıalanlar bakımından da ortak ve geçerli kurallar olduğu gözetildiğinde ibarelereilişkin esas incelemenin “…yaşlılık…” ibaresiyle sınırlı olarakyapılması gerekir.
5. Öte yandan Kanun’un 30. maddesinin üçüncü fıkrasındayer alan itiraz konusu kuralın “Diğer kanunların…”, “…yaşlılık aylığıalmakta iken…”, “…yaşlılık aylıkları…”, “…kesilmeksizin…”, “…çalıştırılmaya…”,“…izin veren hükümleri…” ve “…uygulanmaz.” ibareleri dışında kalanbölümü 5434 sayılı Kanun gereğince emeklilik aylığı alan kişiler bakımındangeçerli olduğundan davada uygulanacak kural değildir. Ayrıca anılan ibarelerinyaşlılık aylığının yanı sıra bakılmakta olan davanın konusu olmayan 5434 sayılıKanun uyarınca emeklilik aylığı alanlar bakımından da ortak ve geçerli kurallarolması nedeniyle esas incelemenin “…yaşlılık…” ibareleriyle sınırlıolarak yapılması gerekir.
6. Açıklanan nedenlerle 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılıBazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına DairKanun’un 30. maddesinin;
A. İkincifıkrasında yer alan “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan…”, “…yaşlılıkaylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin;…”, “…belediyeler…”, “…tarafındankurulan…”, “…işletmeler,…” ve “…herhangi bir kadro, pozisyon veyagörevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.” ibarelerinin esasının incelenmesine,esasa ilişkin incelemenin “…yaşlılık…” ibaresiyle sınırlı olarakyapılmasına,
B. İkincifıkrasının kalan bölümünün, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmaktaolduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu bölüme ilişkin başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
C. Üçüncüfıkrasında yer alan “Diğer kanunların…”, “…yaşlılık aylığı almakta iken…”,“…yaşlılık aylıkları…”, “…kesilmeksizin…”, “…çalıştırılmaya…”, “…izin verenhükümleri…” ve “…uygulanmaz…” ibarelerinin esasının incelenmesine,esasa ilişkin incelemenin “…yaşlılık…” ibareleriyle sınırlı olarakyapılmasına,
Ç. Üçüncüfıkrasının kalan bölümünün, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmaktaolduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu bölüme ilişkin başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
7. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanunhükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. Sınırlama Sorunu
8. Kanun’un 30. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarındayer alan itiraz konusu “…yaşlılık…” ibareleri 506 sayılı Kanun’un yanısıra 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer BağımsızÇalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu kapsamında bağlanan yaşlılıkaylığını da kapsamaktadır. Bakılmakta olan davanın konusunun ise 506 sayılıKanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığı olduğu gözetildiğinde 5335 sayılıKanun’un 30. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan itiraz konusu “…yaşlılık…”ibarelerinin “506 sayılı Kanun’a göre yaşlılık aylığı bağlananlar” yönündenincelenmesi gerekir.
B. İtirazın Gerekçesi
9. Başvuru kararında özetle; çalışmanın sadece bir hakdeğil aynı zamanda bir ödev olduğu, itiraz konusu kuralların çalışma hürriyetive hakkını sınırladığı, bu sınırlamanın hakkın özüne dokunduğu ve ölçüsüzolduğu, yaşlılık aylığının alınması konusunda kazanılmış bir hakka müdahaledebulunması nedeniyle sosyal güvenlik hakkını ve hukuk devleti ilkesinizedelediği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 11., 13., 49. ve 60. maddelerineaykırı oldukları ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
10. 6216 sayılı Kanun’un43. maddesi uyarınca kurallar, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesiyönünden de incelenmiştir.
11. Kurallarla, herhangibir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık aylığı alanların bu aylıklarıkesilmeksizin belediyeler tarafından kurulan işletmelerde herhangi bir kadro,pozisyon veya görevde çalıştırılamayacakları ve görev yapamayacakları, diğerkanunların yaşlılık aylığı almakta iken yaşlılık aylıkları kesilmeksizinçalıştırılmaya izin veren hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmektedir. Kurallar “506 sayılı Kanun’a göreyaşlılık aylığı bağlananlar” yönünden incelenmiştir.
12. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet vemiras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığıhakkını kapsamaktadır.
13. Mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve ekonomikdeğerleri koruyan bir temel haktır. Kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı birmülkün mülkiyetini kazanma beklentisi, bu konudaki menfaati ne kadar güçlüolursa olsun mülkiyet kavramı içinde değildir (Kemal Yeler ve Ali ArslanÇelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 36). Ayrıca gelecekte elde edileceğiiddia edilen bir gelirin mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkündeğildir (Sultan Tokay ve diğerleri, B. No: 2013/1122, 26/6/2014, § 42).Buna karşılık mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi almahakkı içermemekle birlikte, yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıylaveya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılmasıöngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığışartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinindoğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166,25/6/2015, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadankaldırılması, onun en azından ortadan kaldırılıncaya kadar mülk olarakkabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B. No: 2013/3391,16/9/2015, § 56).
14. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zararvermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyidilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve üzerinde tasarruf etme imkânıveren bir haktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, semerelerindenyararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birininkısıtlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına getirilmiş birsınırlama niteliğindedir. Bu çerçevede belediyeler tarafından kurulanişletmelerde çalışılması üzerine yaşlılık aylığının kesilmesini öngörenkuralların mülkiyet hakkını sınırladığı açıktır.
15. Anayasa’nın 13.maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre mülkiyet hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin,Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun olması, hakkın özüne dokunmamasıve ölçülü olması gerekir.
16. Anayasa’nın 35.maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla sınırlanabileceğiöngörülmüştür. Gerekçelerinde de ifade edildiği üzere kurallarla eğitimkurumlarından ve özellikle yükseköğretim kurumlarından mezun olan genç venitelikli kişilerin sayısının artmasına rağmen, kamu kurum ve kuruluşlarınınpersonel alımlarının oldukça kısıtlı olması nedeniyle işsizlik sorununun yoğunolarak yaşandığı bu dönemde, tercihini emeklilik yönünde kullanmış ve busuretle emeklilik haklarını elde etmiş kişilerin tekrar kamuda istihdamınınönlenmesi suretiyle öncelikle işsiz kesimin istihdamının sağlanmasıamaçlanmıştır. Bu yönüyle kurallarla getirilen sınırlamanın kamu yararına dayalımeşru bir amacı içerdiği anlaşılmaktadır.
17. Dokunulamayacaköz her temel hak ve özgürlük açısından farklılık göstermekle birlikte kanunlagetirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel haklarınkullanılmasını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması veetkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir. Kurallarlakişilerin emeklilik statüsü zarar görmemekte, yeniden çalışmaya başlanmasınedeniyle ve çalışıldığı sürece yaşlılık aylığının kesilmesi öngörülmekte, buçalışma sona erdiğinde ise sigortalıya tekrar yaşlılık aylığı bağlanmaktadır.Bu bağlamda yaşlılık aylığının geçici olarak kesilmesinin mülkiyet hakkından yararlanmaimkânını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olduğundan veya buhakkın etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşıdığından sözedilemeyeceğinden sınırlamanın hakkın özüne dokunduğu söylenemez.
18.Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesi ise elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenenamacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenenamaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amacadaha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
19. Kuralların yaşlılık aylığı alanların belediyeler tarafından kurulan işletmelerde yenidençalışmaya başlamaları hâlinde yaşlılık aylıklarının kesilmesini öngörmeksuretiyle emekli olmuş kişilerin tekrar kamuda istihdamının önlenmesi ve busuretle öncelikle işsiz olan kesimin istihdamının sağlanmasını hedeflediğianlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralların istihdamın artırılmasına yönelik amacaulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
20. Kurallarla kişilerin kendilerininçalışma gücüne sahip olduklarını görerek daha iyi bir yaşam elde etmedüşüncesiyle kendi istekleriyle yeniden çalışmaya başlamaları hâlinde yenidençalışma durumu devam ettiği sürece ve bu süreçle sınırlı olarak yaşlılık aylığınınkesilmesi öngörülmektedir. Bu bağlamda kişilerin yaşlılık dolayısıylaçalışamama riski karşılığında sosyal güvenlik sisteminin sağladığı yaşlılıkaylığı bütünüyle ortadan kaldırılmamakta ve yeniden çalışma durumu sonaerdiğinde sigortalıya tekrar yaşlılık aylığı bağlanmaktadır.
21. Öte yandan kuralların yaşlılık aylığıalan herkesi kapsadığı, öngörülemez ve keyfi bir nitelik taşımadığı da açıktır.Kuralların hedeflediği gençlerin işsizlik sorununa çözüm bulma ve istihdamınsağlanması şeklindeki meşru amacın ağırlığı da dikkate alındığında, kurallarlaulaşılmak istenen amaca ilişkin kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasındabulunması gereken makul dengenin gözetildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarlakuralların orantısız bir sınırlamaya da neden olmadığı, dolayısıyla anılanhakka ölçüsüz bir sınırlama getirmediği sonucuna ulaşılmıştır (aynı yöndeyapılan değerlendirmeler için bkz. İsmail Hakkı Bulunmaz, B. No:2014/2960, 4/10/2017, §74).
22. Diğer taraftan Anayasa'nın 49.maddesinde çalışmanın, herkesin hakkı ve ödevi olduğu belirtilerek çalışmahakkı güvence altına alınmıştır. Kurallarlakişilerin yaşlılık aylığı almakta iken yeniden çalışmaya başlamaları üzerine veçalışmaya devam ettikleri sürece yaşlılık aylıklarının kesilmesiöngörüldüğünden kuralların çalışma hakkına dasınırlama getirdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Anayasa’nın 13. maddesiuyarınca öncelikle getirilen sınırlamanın anayasal bağlamda meşru bir nedenedayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekmektedir.
23. Anayasa Mahkemesi kararlarında vurgulandığıüzere özel sınırlama nedeni öngörülmemiş özgürlüklerin de o özgürlüğündoğasından kaynaklanan sınırları bulunmakta, ayrıca Anayasa'nın başkamaddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özelsınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceğikabul edilmektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; AYM, E.2014/177,K.2015/49, 14/5/2015).
24. Anayasa’nın 49. maddesinin ikincifıkrasında devletin çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatınıgeliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek,işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışınısağlamak için gerekli tedbirleri alacağı belirtilmiştir. Kurallarla çalışma hakkına getirilen sınırlamanın devletin anılan pozitif yükümlülükleri kapsamında gençlerinişsizlik sorununa çözüm bulunması biçimindeki meşruamaca yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
25. Kurallar yaşlılık aylığı alanların çalışma imkânınıtamamen ortadan kaldırmamakta ve yaşlılık aylığı kesilmek suretiyle çalışabilmeimkânı devam etmektedir. Bu bağlamda kurallarla getirilen sınırlamanın çalışmahakkından yararlanma imkânını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasınaengel olduğundan veya bu hakkın etkisini ortadan kaldırıcı bir niteliktaşıdığından söz edilemeyeceğinden sınırlamanın hakkın özüne dokunduğu dasöylenemez.
26. Kuralların, yaşlılık aylığı alanların belediyeler tarafından kurulan işletmelerde yenidençalışmaya başlamaları hâlinde yaşlılık aylıklarının kesilmesini öngörmeksuretiyle, emekli olmuş kişilerin tekrar kamuda istihdamlarının önlenmesini veöncelikle işsiz olan kesimin istihdamının sağlanmasını hedeflediğigözetildiğinde kuralların anılan amaca ulaşma bakımından elverişli ve gerekliolmadığı da değerlendirilemez.
27. Öte yandan kurallarla getirilensınırlamayla çalışma hakkı yaşlılık aylığının kesilmesi şartına bağlanmakta; busuretle işsizliği önlemeye elverişli bir ortamın yaratılması ve öncelikle işsizolan kesimin istihdamının sağlanmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır. Buna göreçalışma imkânının ortadan kaldırılmadığı, kişinin yaşlılık aylığının kesilmesişartıyla çalışıp çalışmama konusunda seçim hakkına sahip olduğu da gözönündebulundurulduğunda kurallarla ulaşılmak istenen amaca ilişkin kamu yararı ileçalışma hakkı arasında bulunması gereken makul dengenin gözetildiğianlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralların orantısız bir sınırlamaya da nedenolmadığı, dolayısıyla anılan hakka ölçüsüz bir sınırlama getirmediği sonucunaulaşılmıştır.
28. Anayasa’nın 60. maddesinde “Herkes,sosyal güvenlik hakkına sahiptir./ Devlet, bu güvenliği sağlayacak gereklitedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilmektedir. Buna göre sosyalgüvenlik herkes için bir hak ve bunu gerçekleştirmek devlet için bir görevdir.
29. Sosyal güvenlik, kişilerin istek veiradeleri dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekleyükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcıetkilerinin en aza indirilmesi, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardınıngüvence altına alınmasıdır. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyalgüvenlik kuruluşları oluşturularak kişilerin yaşlılık, hastalık, malullük, kazave ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunmasıamaçlanmaktadır. Kişilere sağlanan bu anayasal güvencelerin yaşamageçirilebilmesi için devlet tüm çalışanlara sosyal güvenlik hakkını sağlamak vebunun için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
30. Yaşlılık aylığı alan kişilerinbelediyeler tarafından kurulan işletmelerde çalışmaları hâlinde yaşlılıkaylığının kesilmesini hükme bağlayan kuralların sosyal güvenlik hakkına yönelikolarak da bir sınırlama öngördüğü açıktır. Buna göre Anayasa’nın 13. maddesiuyarınca öncelikle getirilen sınırlamanın anayasal bağlamda meşru bir nedenedayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekmektedir.
31. Anayasa’nın 60. maddesi uyarınca devlete yüklenen tedbirleri alma yükümlülüğü,sosyal güvenlik sistemine yapılan malî transferlerin doğru ve etkin bir şekildeyönetimini gerektirir. Ancak bu şekilde sosyal güvenlik sisteminin korunması vedevamlılığının sağlanması mümkün olur. Bu kapsamda yaşlılık aylığının, yaşlılıknedeniyle çalışma gücü ve imkânı olmadığı kabul edilen kişilere asgari yaşamdüzeyi sağlamayı hedefleyen uzun vadeli bir sigorta türü olduğu, kişininyeniden çalışmaya başlamasının ise, yaşlılığın o kimsenin çalışmasına engelolmadığını ortaya koyduğu gözetildiğinde çalışan kişinin yaşlılık aylığınınkesilmesini öngören kuralların sosyal güvenlik sisteminin korunması vedevamlılığının sağlanması biçimindeki kamu yararı amacına hizmet ettiğianlaşılmaktadır.
32. Diğer yandan kuralların Anayasa’nın 49.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca devlete yüklenen ödevler kapsamında yer alanişsizlerin korunması, işsizliği önlemeye elverişli bir ortamın yaratılmasınayönelik amaçları da gözönünde bulundurulduğunda kurallarla sosyal güvenlikhakkına getirilen sınırlamanın meşru bir amacı olduğu açıktır.
33. Kurallarla sigortalının emeklilikstatüsünde de herhangi bir değişiklik yapılmamakta ve bu çalışması sonaerdiğinde sigortalıya yaşlılık aylığı tekrar bağlanmaktadır. Bu itibarlakurallarla getirilen sınırlamanın sosyal güvenlik hakkından yararlanma imkânınıciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olduğundan veya bu hakkınetkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşıdığından söz edilemeyeceğindensınırlamanın hakkın özüne dokunduğu söylenemez.
34. Kuralların, yaşlılık aylığı alanların belediyeler tarafından kurulan işletmelerde yenidençalışmaya başlamaları hâlinde yaşlılık aylıklarının kesilmesini öngörmeksuretiyle bir yandan yaşına rağmen çalışabilir konumda olmaları nedeniyle bukişilere yaşlılık aylığının ödenmesinin önüne geçilerek sosyal güvenliksisteminin korunmasını ve devamlılığının sağlanmasını, diğer yandan daişsizlerin istihdamına imkân tanınmasını hedeflediği gözetildiğinde kurallarınanılan amaçlara ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı dadeğerlendirilemez.
35. Ayrıca kurallarla kişilerin yaşlılıknedeniyle çalışamama riski karşılığında sosyal güvenlik sisteminin kendilerinesağladığı yaşlılık aylığı, kişilerin kendilerini çalışma gücüne sahip görerekdaha iyi bir yaşam elde etme düşüncesiyle kendi istekleriyle yeniden çalışmayabaşlaması nedeniyle kesilmektedir. Söz konusu yaşlılık aylığının sadece yenidençalışılması hâlinde ve çalışma süresince kesildiği, bu çalışmanın sona ermesidurumunda sigortalıya tekrar yaşlılık aylığının bağlandığı, bu itibarlayaşlılık aylığının kesilmesinin geçici nitelikte olduğu, sigortalının emeklilikstatüsünün zarar görmediği dikkate alındığında kişilerin elde ettiği sosyalgüvenlik hakkı çerçevesinde sosyal riskler karşısında asgari yaşam düzeyininsağlanması amacının ortadan kalkmadığı anlaşılmaktadır.
36. Genç nüfusun kamuda istihdamının artırılmasınısağlamak amacıyla kendilerine yaşlılık aylığı bağlanmış kişilerin yeniden kamusektöründe çalışmaya karar vermeleri durumunda sosyal güvenlik hakkı kapsamındayapılan ödemelerden çalıştıkları süre boyunca yararlanamayacaklarınınöngörülmesi, sınırlı kamu kaynaklarının etkin bir biçimde yönetim vekullanımının bir tezahürü olarak görülebilir. Bu yolla devletin, çalışmahayatını geliştirme, çalışanları ve işsizleri koruma, sosyal güvenliksisteminin etkin bir biçimde işlemesini sağlayacak tedbirleri almayükümlülükleri ile sosyal güvenlik hakkı arasında bir dengelemeye gittiği; bugörevlerin amaçlarına uygun önceliklerini gözeterek sınırlı malî kaynaklarıntoplumun huzur ve refahını sağlayacak şekilde kullanılmasını sağlamak içintedbir almayı hedeflediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralların sosyalgüvenlik hakkına getirilen sınırlama ile kamu yararı arasında kurulması gerekenadil dengeyi bozmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla kurallar orantısız birsınırlamaya da neden olmamakta ve anılan hakka ölçüsüz bir sınırlamagetirmemektedir.
37. Açıklanan nedenlerle kurallarAnayasa’nın 13., 35., 49. ve 60. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir.
Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşekatılmamıştır.
Kuralların Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 13., 35., 49. ve 60. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmelerkapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıcabir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralların Anayasa’nın 11. maddesiyleilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
21/4/2005 tarihli ve5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik YapılmasınaDair Kanun’un 30. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan “…yaşlılık…”ibarelerinin;
A. Esasına ilişkin incelemenin “17/7/1964 tarihli ve 506sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre yaşlılık aylığı bağlananlar” yönündenyapılmasına OYBİRLİĞİYLE,
B. “506 sayılı Kanun’a göre yaşlılık aylığı bağlananlar”yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Hasan TahsinGÖKCAN’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
25/12/2019 tarihindekarar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Mahkeme çoğunluğu tarafından benimsenen görüşdoğrultusunda, 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinin; sosyal güvenlik kurumundanyaşlılık aylığı alanların, bu aylıkları kesilmeksizin kuralda sayılan kamukurum ve kuruluşlarında çalışamayacaklarına ilişkin 2. ve 3. fıkralarınıniptali isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karara ve gerekçelerine aşağıdaaçıkladığım nedenlerle katılmamaktayım.
2. Sosyal güvenlik, irade dışı gerçekleşebilecek sosyalrisklerin (hastalık, kaza, yaşlılık vb.) çalışan ve geçindirmekle yükümlüoldukları üzerindeki gelir ve yaşam düzeylerine ilişkin olumsuz yansımalarınınazaltılarak, sağlıklı ve asgari bir yaşam düzeyinin sağlanmasınıamaçlamaktadır. Sosyal güvenlik hakkı kapsamındaki yaşlılık aylığı güvencesi,Anayasanın 60. maddesi uyarınca devletin pozitif yükümlülükleri içerisindegörülmektedir. Kişi hakları teorisinde pozitif statü hakları içerisindedeğerlendirilmektedir. Sosyal güvenlik sistemi ve bu kapsamda yaşlılıkaylığının amacı, yaşa ve çalışma gücündeki azalmaya bağlı olarak kişiningelirinde de azalma olacağı öngörüsünden hareketle, insan onuruna uygun vesağlıklı bir asgari yaşam seviyesinin oluşturulmasıdır. Bu arada sosyalgüvenlik sistemimizin prim ödenmesi esasına dayandığına da işaret edilmelidir.
3. Diğer taraftan çalışma hakkı, kişinin maddi ve manevivarlığını geliştirme hakkının bir yansıması olarak temel haklardan biridir.Aynı zamanda kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin asgari yaşam düzeyinisağlayabilecek bir gelir elde etme faaliyetinde bulunma yükümlülüğügetirdiğinden bu hak Anayasada bir ödev olarak nitelenmiştir. Devletin pozitifyükümlülüğü iş alanlarının çoğalması ve iş bulunmasını kolaylaştırıcı tedbirleralma yönündedir. Negatif yükümlülük ise çalışma hakkının kullanılmasına engelolunmaması noktasındadır. Yaşlılık aylığı alan kişilerin de çalışma hakkınındevam ettiği açıktır. Onların da maddi ve manevi varlığını çalışarak geliştirmehakkı bulunmaktadır. Yaşlılık aylığını hak edip almakta olan birisinin kamukuruluşunda çalışmaya başlaması dolayısıyla bu aylığının kesilmesi karşısında,kuralın çalışma özgürlüğünü sınırlamadığı söylenemez. Kural, yaşlılık aylığıaldığı halde çalışmak isteyenin mülkiyetinde (gelirinde) azalmaya yol açacakbir hukuki sonuç öngörmekte ve dolayısıyla çalışmanın önüne ciddi bir engelkonulmaktadır. Bu yönüyle kural Devletin negatif yükümlülüğüne aykırılıkoluşturmaktadır. Elbette kuralın genç işsizliği azaltmak şeklinde meşru amacıbulunmaktadır. Fakat bu amacın varlığı sınırlamanın demokratik toplumda gereklive ölçülü olmasını sağlamayabilir.
4. Yine, hak edilmiş yaşlılık aylığının mülkiyet hakkıkapsamında görüldüğü Mahkememizin çeşitli kararlarında belirtiliyor (bkz. MuratcanKolçak, B. No: 2016/5490, 12/6/2019; Veysel Kara, B. No: 2014/12139, 5/10/2017;Kuddis Büyükakıllı, B. No: 2014/3941, 5/10/2017). Bu durumda kamu kuruluşlarındaçalışmaya başladığı için yaşlılık aylığının kesilmesinin mülkiyet hakkına birmüdahale ve sınırlama teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Mülkiyet hakkı yönünden desınırlamanın meşru amacı olduğu söylenebiliyor ise de gerekliliği ve ölçülülüğütartışılabilir durumdadır.
5. Sosyal güvenlik sisteminde çalışan ve işverendenkesilen primlerden oluşan havuzdan tüm katılımcılara sosyal güvenlik yardımlarıyapılmaktadır. Yaşlılık aylığının özel hukuktaki gibi sigorta bedeli olmayıpbir sosyal güvenlik ödemesi niteliğinde olduğu dikkate alınmalı ise de budurum, çalışanların prim ödeyerek bu haktan yararlandıkları gerçeğini gözardıetmemelidir. Kanunlarda belirtilen yıl ve prim sayısı şartlarını tamamlayarakyaşlılık aylığı hak edinip almaya başlayan bir kimsenin mülkiyet hakkıkapsamındaki bu hakkının çalışma gibi doğal bir hak vesilesiyle kesilmesisadece mülkiyet hakkı ve çalışma hakkına müdahale oluşturmayıp, sosyal güvenlikhakkına da müdahale teşkil eder. Değerlendirme yapılırken yaşlılık aylığınınatıfet kurumu yönü, prim ödeme karşılığı kanunen hak edinilme yönünüperdelememelidir.
6. Sosyal güvenlik yardımının iki önemli güvencesindenbiri sağlık yardımlarıdır. Ancak esasen kişinin çalışması dolayısıyla kesilecekprimler karşılığı da sağlık yardımı alma hakkı bulunmaktadır. Diğer taraftankişinin güncel yaşamı için aldığı aylığın ne kadar önem taşıdığı açıktır.Yaşlılık aylığının, çalışma karşılığı ödenen ücret gibi değerlendirilemeyeceğive sosyal yardım niteliği gereği sınırlandırılabileceği kabul edilebilir. Buanlamda işsizliğin önlenmesi amacıyla hakkın sınırlanmasının demokratik toplumbakımından gerekli ve elverişli olduğu da söylenebilir. Ancak çalışma gibidoğal ve temel bir hakkın kullanımı nedeniyle yasa gereği hak edilen yaşlılıkaylığının kesilmesinin, ilgili anayasal haklara aşırı ve ölçüsüz bir müdahaleoluşturduğu açıktır. Emeklilik statüsünün iptal edilmeyip çalışma süresinceaskıya alınması da ölçülülüğü temin için yeterli değildir. Bu anlamda maddi vemanevi varlığını geliştirmek amacıyla çalışmayı tercih eden sosyal güvenlikemeklisinin aylığının tümüyle kesiliyor olmasının hakkın özünü zedelediği,ölçülü ve adil olmadığı düşüncesindeyim.
Açıklanan hukuki nedenler dolayısıyla tarafımca çoğunlukgörüşüne iştirak edilememiştir.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN