ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2019/59
Karar Sayısı:2020/61
Karar Tarihi:22/10/2020
R.G. Tarih - Sayı:1/12/2020 -31321
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 9/6/1932tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 9/5/2018 tarihli ve 7141 sayılıKanun’un 1. maddesiyle eklenen 362/a maddesinin Anayasa’nın 5., 10., 13. ve 35.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Ödenmemişçek sebebiyle borçlu aleyhine uygulanan ihtiyati haciz kararına dayalı olarak icra memurluğunca alınan hacizkararlarının kaldırılması talebiyle yapılan şikâyet sonucunda itiraz konusukuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu 362/a maddesi şöyledir:
“Özelokullar ile özel öğrenci yurt ve benzeri kurumların taşınır ve taşınmazmallarının haczi:
MADDE 362/a – (Ek: 9/5/2018-7141/1 md.)
8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunukapsamında faaliyet gösteren okullar ile 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılıYüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanunkapsamında faaliyet gösteren özel öğrenci barınma hizmetleri veren yurt vebenzeri kurumların taşınır ve taşınmaz malları, 6183 sayılı Amme AlacaklarınınTahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler hariç olmak üzere içindebulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda haczedilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Engin YILDIRIM, Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ,Burhan ÜSTÜN, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ,Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve YıldızSEFERİNOĞLU’nun katılımlarıyla 30/5/2019 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında öncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunları görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerinegöre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanununveya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesihâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddiolduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için AnayasaMahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış vemahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın dao davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olandavanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.
3. Başvuran Mahkeme, 2004sayılı Kanun’un 362/a maddesinin iptalini talep etmiştir. İtiraz konusu kural8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamındafaaliyet gösteren okullar ile 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim ÖğrenciYurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun kapsamında faaliyet gösterenözel öğrenci barınma hizmetleri veren yurt ve benzeri kurumların taşınır vetaşınmaz mallarının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının TahsilUsulü Hakkında Kanun’a göre yapılan takipler hariç olmak üzere içinde bulunulaneğitim ve öğretim yılı sonunda haczedileceğini hükme bağlamaktadır.
4. Bakılmakta olan davanın konusu ise ödenmemiş çeksebebiyle 5580 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren borçlu aleyhineuygulanan ihtiyati haciz kararına dayalı olarak icra memurluğunca alınan hacizkararlarının kaldırılması talebiyle yapılan şikâyet başvurusuna ilişkindir.Somut olayda uyuşmazlığın tarafları arasında 5661 sayılı Kanun kapsamındafaaliyet gösteren özel öğrenci barınma hizmeti veren yurt ve benzeri bir kurumbulunmamaktadır.
5. Ayrıca bakılmakta olan davadaki uyuşmazlık 6183 sayılıKanun kapsamındaki amme alacağının tahsili için yapılan bir takipten değil,kambiyo senedine dayalı özel hukuk ilişkisi kapsamında alınan ihtiyati hacizkararı sebebiyle gerçekleştirilen haciz işlemlerinden kaynaklanmaktadır.
6. Bu itibarla Kanun’un362/a maddesinin “…ile 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı Yüksek ÖğrenimÖğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun kapsamında faaliyetgösteren özel öğrenci barınma hizmetleri veren yurt ve benzeri kurumların…”bölümü ile “…6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunagöre yapılan takipler hariç olmak üzere…” bölümünün bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle bu bölümlere ilişkin başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
7. Öte yandan Kanun’unanılan maddesinin kalan bölümünde yer alan “…taşınır ve taşınmaz malları,…” ve“…içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda haczedilir.” ibarelerimaddede belirtilen 5580 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren okullarınyanı sıra bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmayan 5661 sayılı Kanunkapsamında faaliyet gösteren özel öğrenci barınma hizmetleri veren yurt vebenzeri kurumlar yönünden de geçerli, ortak kural niteliğindedir. Bu itibarlamaddenin kalan bölümünün esasına ilişkin incelemenin bakılmakta olan davanınkonusu ve kapsamı gözetilerek “8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunukapsamında faaliyet gösteren okullar…” ibaresiyönünden yapılması gerekir.
8. Açıklanan nedenlerle 9/6/1932 tarihli ve 2004sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 9/5/2018 tarihli ve 7141 sayılı Kanun’un 1.maddesiyle eklenen 362/a maddesinin;
A. “…ile 24/3/1950tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri HakkındakiKanuna Ek Kanun kapsamında faaliyet gösteren özel öğrenci barınma hizmetleriveren yurt ve benzeri kurumların…” bölümüile “…6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göreyapılan takipler hariç olmak üzere…” bölümünün, itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından, bubölümlere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. Kalan bölümününesasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “8/2/2007 tarihli ve 5580sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar…” ibaresiyönünden yapılmasına,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
9. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma KARAMAN ODABAŞI tarafından hazırlananişin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasakuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
10. Kuralda 5580 sayılı Kanun kapsamında faaliyetgösteren okulların taşınır ve taşınmaz mallarının içinde bulunulan eğitim veöğretim yılı sonunda haczedileceği öngörülmüştür. Kural “8/2/2007 tarihli ve5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar…”ibaresi yönünden incelenmiştir.
11. 5580 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrasındaKanun’un kapsamı Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzelkişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişilerce açılan özeleğitim kurumları ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretimkurumları olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 2. maddesinin (c) bendindeokul; özel eğitim, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim ile MillîEğitim Bakanlığınca (Bakanlık) dönüşüm programına alınan kurumlardan 2018-2019eğitim ve öğretim yılının sonuna kadar faaliyetleri devam eden ortaöğretim özelokulları, (d) bendinde yabancı okullar; yabancılar tarafından açılmış özel okullar,(e) bendinde ise azınlık okulları; Rum, Ermeni ve Musevî azınlıklar tarafındankurulmuş, Lozan Antlaşması ile güvence altına alınmış ve kendi azınlığınamensup Türkiye Cumhuriyeti uyruklu öğrencilerin devam ettiği okul öncesieğitim, ilköğretim ve ortaöğretim özel okulları olarak tanımlanmıştır.
12. Bu bağlamda 5580 sayılı Kanun kapsamında faaliyetgösteren okullar Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzelkişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişilerce açılan özeleğitim, okul öncesi, ilkokul, ortaokul, ortaöğretim, Bakanlıkça dönüşümprogramına alınan kurumlardan 2018-2019 eğitim ve öğretim yılının sonuna kadarfaaliyetleri devam eden ortaöğretim özel okulları ile yabancılar tarafındanaçılmış bulunan özel okullar ve azınlık okullarıdır.
13. Anılan Kanun’da bu Kanun kapsamında faaliyet gösterenokullarda eğitim ve öğretim yılının hangi zaman dilimini ifade ettiği,başlangıç ve bitiş tarihleri ile sonunun nasıl belirleneceğine ilişkin herhangibir düzenlemeye yer verilmemiştir. Kanun’a dayanılarak hazırlanan, 20/3/2012tarihli ve 28239 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı ÖzelÖğretim Kurumları Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) 4. maddesinde ise öğretim yılı,ders yılının başladığı tarihten ertesi ders yılının başladığı tarihe kadargeçen süre olarak tanımlanmıştır. Kanun’un 14. maddesinin üçüncü fıkrasındaKanun’da hüküm bulunmayan hususlarda, resmî öğretim kurumlarında uygulananmevzuat hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup resmî öğretim kurumlarınailişkin mevzuatta eğitim ve öğretim yılına ilişkin olarak benzer tanımlara yerverilmiştir. Bakanlıkça eğitim ve öğretim yılı çalışma takvimlerine ilişkin heryıl düzenli olarak çıkarılan genelgelerde de Yönetmelik’te yer alan tanımauygun olarak bir eğitim ve öğretim yılı sonu, takip eden eğitim ve öğretimyılının başlangıcı olacak şekilde eğitim ve öğretim yılının başlayacağı zamanile bir sonraki eğitim ve öğretim yılının başlayacağı zaman belirlenmiştir.
14. 2004 sayılı Kanun’un 78. ve 85. maddeleri kapsamındahaciz, icra takibinin kesinleşmesinden sonra alacaklının talebi üzerineborçlunun borcu karşılamaya yetecek kadar mal varlığına icra dairesince hukukenel konulmasıdır. 78. maddeye göre haciz isteme hakkı, ödeme emrinin tebliğitarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşecek olup itiraz veya dava hâlindebunların gerçekleşmesinden hükmün kesinleşmesine kadar veya alacaklıylaborçlunun icra dairesinde taksit sözleşmeleri yapmaları hâlinde taksitsözleşmesinin ihlaline kadar geçen süre, bu sürenin hesaplanmasında dikkatealınmayacaktır. Aynı maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarında haciz talebininkanuni süre içinde yapılmaması veya geri alındıktan sonra aynı süre içindeyenilenmemesi hâlinde dosyanın işlemden kaldırılacağı, ilamsız takiplerdeyenileme talebi üzerine yeniden harç alınacağı ve yenileme masraf veharçlarının borçluya yüklenemeyeceği öngörülmüştür. Kanun’un 79. maddesiuyarınca icra dairesi talepten itibaren üç gün içinde haciz işleminigerçekleştirecektir.
15. Kural, anılan Kanun’un “Hususi Hükümler”başlıklı On Yedinci Babında düzenlenmiş olup herhangi bir ayrım yapılmaksızınKanun kapsamında haciz uygulaması yapılabilecek ilamsız icra, ilamlı icra,ihtiyati haciz gibi tüm hâllerde uygulama alanı bulacaktır.
16. Buna göre 5580 sayılı Kanun kapsamında faaliyetgösteren okulların taşınır ve taşınmaz malları yönünden 6183 sayılı Kanun’agöre yapılan takipler hariç olmak üzere takibin türünden bağımsız olarakgerçekleştirilecek tüm haciz işlemleri bakımından içinde bulunulan eğitim veöğretim yılının sonunun beklenmesi gerekecektir. Taşınır ve taşınmaz mallarıniçinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda haczedilmesi mümkün olacağındankural mutlak surette bir haciz yasağı öngörmemekte; haciz yasağını içinde bulunulaneğitim ve öğretim yılı ile sınırlayarak haciz işlemini ileri bir tariheertelemektedir.
B. İtirazınGerekçesi
17. Başvuru kararında özetle; haciz yasağının eğitimfaaliyetlerine mahsus, eğitim hizmetlerine özgülenmiş ve fiilen eğitimfaaliyetlerinde kullanılan taşınır ve taşınmaz mallarla sınırlandırılmamasınınalacaklı ve borçlu arasındaki menfaat dengesini alacaklı aleyhine bozduğu vealacaklıya aşırı külfet yüklediği, diğer faaliyet konuları yanında eğitim veyaöğrenci barınma hizmetleri alanında da faaliyet gösteren kurumların diğerfaaliyetleri kapsamında yaptıkları işleri dolayısıyla oluşan borçlarınıntahsili yönünden diğer şirketlerden ayrıcalıklı konuma getirilmesinin eşitlikilkesine aykırı olduğu, eğitim faaliyetlerinin aksamaması ve olumsuzetkilenmemesi bakımından taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki muhafaza vesatış işlemlerinin ertelenmesi yeterli iken bir bütün olarak haciz yasağıgetirilmesinin ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı ve eğitim öğretim yılı sonuibaresinin belirsiz olduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 5., 10., 13. ve 35.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
18. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet vemiras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığıhakkını kapsamaktadır. Cebri icra işlemlerinin ve bu kapsamda haczin dayanağınıoluşturan alacağın/borcun alacaklı ve borçlunun mal varlığını etkilediği ölçüdemülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
19. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zararvermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyidilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme imkânı verenbir haktır. Bu bağlamda eğitim alanında faaliyet gösteren borçlunun taşınır vetaşınmaz mallarını kullanma, semerelerinden yararlanma veya bunlar üzerindetasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin haciz sebebiyle sınırlandırılmasıborçlunun mülkiyet hakkından faydalanmasını engelleyebileceği gibi alacaklının mülkiyethakkı kapsamında bulunan alacağına kavuşmasını geciktirebilecek vezorlaştırabilecek olması nedeniyle belirli bir süreyle sınırlı olarak hacizyasağının öngörülmesi, bir başka deyişle haciz işleminin gerçekleştirilmesininileri bir tarihe kadar ertelenmesi de alacaklının mülkiyet hakkından gerektiğigibi yararlanamamasına sebebiyet verebilecektir.
20. Anayasa’nın 5. maddesi insanın maddi ve manevivarlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayı devletin temel amaç vegörevleri arasında saymıştır. Devletin kişilerin mülkiyet hakkından tamanlamıyla yararlanabilmeleri ve mülkiyet hakkının etkili bir şekilde korunmasıamacıyla yasal, idari, mali, yargısal ve diğer önlemleri alması gerekir.
21. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarakgüvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının etkili bir şekilde korunabilmesiyalnızca devletin bu hakka müdahaleden kaçınmasıyla sağlanamaz. Anayasa’nın 5.ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkinpozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler kimidurumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyethakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (AYM,E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 13; Eyyüp Boynukara, B. No:2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-40; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda TemizlikHizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi, B. No:2014/8649, 15/2/2017, § 44).
22. Anayasa’nın anılan maddeleri uyarınca devletinpozitif yükümlülükleri çerçevesinde -özel kişiler arası uyuşmazlıklarla ilgiliolsun ya da olmasın- yargı kararlarının uygulanması ve kişilerin alacaklarınakavuşması bakımından etkili bir icra sistemi kurma sorumluluğu bulunmaktadır.Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda devletin mülkiyet hakkına ilişkinpozitif yükümlülükleri, karşılıklı hak ve menfaatler dengesine dayanmaktadır.Alacakların icrasına ilişkin süreç bakımından da durum böyledir (Hesna FundaBaltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018, § 71; AYM,E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 14).
23. Devlet bu sistemi kurarken gerek alacaklının gereksede borçlu ve ilgili üçüncü kişilerin hak ve menfaatlerini gözetmek, kişilerinmülkiyet haklarının korunması için gerekli tedbirleri almak durumundadır. Bunagöre bir yandan alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında bulunan alacağınakavuşması için etkin bir icra yolunun oluşturulması, öte yandan da icradanetkilenen borçlu ve ilgili diğer kişilere, mülkiyet haklarına yapılanmüdahalelerin keyfî veya hukuka aykırı olduğunu ileri sürebilmeleri için etkinbiçimde itiraz edebilme imkânının tanınması gerekmektedir (Hesna FundaBaltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti., § 72; NihalSoydan, B. No: 2015/3112, 23/1/2019, § 35; AYM, E.2019/11, K.2019/86,14/11/2019, § 15).
24. Alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icratakibinde alacaklı ve borçlunun mülkiyet hakkı çatışmaktadır. Bu nedenle icratakip sürecinin alacaklı ve borçlu tarafın menfaatlerini dengeleyecek yollarıöngörmesi gerekmektedir. Bununla birlikte kanun koyucunun öngördüğüdüzenlemelerin menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan biri aleyhineölçüsüzlüğe neden olması mülkiyet hakkı yönünden pozitif yükümlülüklerle debağdaşmayabilir. Bu bağlamda her iki tarafın menfaatlerinin mümkün olduğuncadengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir netice doğuracakşekilde sonuçlandırılmaması gerekir. Menfaat dengesinin adil bir şekildekurulup kurulmadığının değerlendirilmesinde ise taraflara tanınan tümimkânların gözönünde bulundurulması zorunludur.
25. Kural olarak borçlunun mallarının haczedilmesindenönceki süreçte mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanmamıştır. Haciz,borçlunun borca yetecek kadar mal varlığına hukuken el konulmasını sağlayan bircebri icra işlemi olduğundan haciz işlemi ile birlikte borçlunun mal varlığıüzerindeki tasarruf yetkisi de kısıtlanacaktır. Bu durumda borçlu tasarrufyetkisini ancak alacaklının hacizle korunan haklarını bertaraf etmeyecek ölçüdekullanabilecek, tasarruf alacaklının haklarını ihlal ettiği ölçüde alacaklıyakarşı geçersiz olacak ve alacaklı haczedilen malı takip hakkını koruyacaktır.
26. Haczin cebri icradaki yeri ve fonksiyonu dikkatealındığında içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı süresince haciz yasağıöngören kural sebebiyle alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında bulunan alacağınakavuşması gecikebileceği gibi haciz yasağı öngörülen süre boyunca borçlununtasarruf yetkisi sınırlandırılmamış olacağından haczin konusunu oluşturabilecekmal varlığı değerleri üzerinde gerçekleştirmesi muhtemel tasarruf işlemlerialacaklının alacağının cebri icra yoluyla elde edilmesini önemli ölçüdezorlaştırabilecektir.
27. 5580sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren okullarda içinde bulunulan eğitim veöğretim yılı sonuna kadar haciz yasağı öngören kural öğrencilerin süreçtenolumsuz etkilenmelerinin ve mağdur olmalarının önlenmesini, Anayasa’nın 42.maddesinde de güvence altına alınmış olan eğitim ve öğretim hakkı kapsamındaokullardaki eğitim ve öğretim sürecinin devamlılığının ve aksamadansürdürülmesinin sağlanmasını amaçlamaktadır. Bu bakımdan eğitim ve öğretimhakkıyla uyumlu olarak birtakım tedbirlerin alınması, haciz işleminin etki vesonuçları dikkate alındığında anılan Kanun kapsamında faaliyet gösterenokulların taşınır veya taşınmazları üzerinde gerçekleştirilecek hacizişlemlerine birtakım sınırlamaların getirilmesi mümkündür.
28. Ancak itiraz konusu kuralda, içinde bulunulan eğitimve öğretim yılı içinde haczedilemeyecek taşınır ve taşınmaz mallar yönündenhiçbir ayrım yapılmamıştır. Buna göre bu mallar eğitim ve öğretim hizmetlerineözgülenmemiş veya eğitim ve öğretim faaliyetleriyle ilgisiz bulunsalar dahihaczedilemeyeceklerdir. Yine Kanun kapsamında faaliyet göstermekle birliktebaşka alanlarda da faaliyet gösteren kişilerin eğitim ve öğretimfaaliyetleriyle ilgili bulunmayan diğer faaliyet alanlarıyla ilgili taşınır vetaşınmaz malları da haczedilemeyecektir. Kural olarak tüm haciz işlemleri icramemurluğunca fiilen el koyma veya muhafaza etme şeklindegerçekleştirilmemektedir. Bu bakımdan haczedilen malın niteliğine uygun olarakçoğu zaman haciz işlemi ve buna bağlı olarak uygulanan muhafaza tedbirlerineilişkin aşamaların kolaylıkla birbirinden ayrıştırılması mümkün olabilmektedir.Bu şekilde haciz işlemi gerçekleştirilmekle birlikte haczedilen malın nitelikve mahiyetine uygun düştüğü ölçüde haciz işlemine bağlı olarak uygulanan fiilenel koyma gibi muhafaza tedbirlerine birtakım sınırlamalar getirilerek biryandan eğitim ve öğretim faaliyetlerinin aksamadan sürdürülmesi diğer yandanborçlunun mal varlığını azaltmaya yönelik tasarruf işlemlerine karşıalacaklının menfaatlerinin korunması mümkün olabilecektir.
29. Her ne kadar borçlunun haciz yasağı öngörülen süreiçinde mal varlığı üzerinde gerçekleştirebileceği tasarruf işlemlerine karşıalacaklının 2004 sayılı Kanun hükümleri uyarınca cezai hükümlerin uygulanmasınıisteme veya iptal davası açabilme şeklinde hukuki imkânlara sahip olduğu düşünülebilirise de anılan hükümlerin uygulanabilmesi alacağın tahsil edilememiş olmasışartına bağlanmıştır. Bu bakımdan itiraz konusu kural sebebiyle haczedilmeimkânı ortadan kalkan bir mal için doğrudan dava yoluna başvurulması mümkünolmadığı gibi, kural sebebiyle alacağın tahsilinde ciddi anlamda zorlanılmışolması durumunda da dava açılamayacaktır. Ayrıca cezai hükümlerin doğrudanalacağın tahsil edilmesini sağlayıcı bir fonksiyona sahip bulunmaması ve iptaldavasının belli şartların varlığına bağlı, özel ispat koşulları içeren bir davatürü olduğu da dikkate alındığında anılan imkânlara sahip olunmasının alacaklıyönünden yeterli hukuki güvenceyi sağladığı söylenemez.
30. Yine kuralın anılan Kanun kapsamında düzenlenen hacizisteme süresi, bu sürenin hesaplanması yönünden getirilen istisnalar, zamanındahaciz istenmemesinin neticeleri, icra iflas hukukunda hacze bağlanan sonuçlarile ihtiyati haciz kurumunun geçici hukuki koruma işlevi üzerindeki etki vesonuçları dikkate alındığında cebri icra hukukundaki diğer pek çok alanda daalacaklı aleyhine sonuç doğurabileceği açıktır.
31. İtiraz konusu kural genel anlamda alacaklı ve borçluarasında gözetilmesi gereken menfaat dengesini alacaklı aleyhine bozarakalacaklıya aşırı bir külfet yüklenmesine sebebiyet vermekte olup mülkiyet hakkıbağlamında tarafların çatışan menfaatlerini dengelemekten uzaktır.
32. Açıklanan nedenlerle kural, “8/2/2007 tarihli ve5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösterenokullar…” yönünden Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptaligerekir.
Kural, “8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel ÖğretimKurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar…” yönündenAnayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıcaAnayasa’nın 10. ve 13. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
33. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte; 6216sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kuraltekrarlanarak, Mahkemenin gerekli gördüğühâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararınınyürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceğibelirtilmektedir.
34. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 9/5/2018 tarihlive 7141 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen 362/a maddesinin “8/2/2007tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyetgösteren okullar…taşınır ve taşınmaz malları,…içinde bulunulan eğitim veöğretim yılı sonunda haczedilir.” bölümünün “8/2/2007 tarihli ve 5580sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar…”yönünden iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararınıihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin(3) numaralı fıkrası gereğince iptalhükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonrayürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
V. HÜKÜM
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na9/5/2018 tarihli ve 7141 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen 362/a maddesinin“8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamındafaaliyet gösteren okullar…taşınır ve taşınmaz malları,…içinde bulunulan eğitimve öğretim yılı sonunda haczedilir.” bölümünün “8/2/2007 tarihli ve 5580sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar…”yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,iptal hükmünün, Anayasa’nın 153. maddesininüçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasıgereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRAYÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, 22/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI