ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2019/69
Karar Sayısı:2020/45
Karar Tarihi:10/9/2020
R.G.Tarih-Sayısı:24/11/2020-31314
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 9/6/2004tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 21. maddesinin (c) bendi ile bentleribağlayan hükümlerinin Anayasa’nın 2., 10., 26., 28., 32., 38. ve 90.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Çocuklarınmağdur olduğu bir olaya ilişkin yapılan yayın nedeniyle ulusal bir gazeteninyetkililerinin cezalandırılması talebiyle açılan davada itiraz konusukuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri içinbaşvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 21. maddesi şöyledir:
“Kimliğin açıklanmaması
Madde 21- Süreli yayınlarda;
a) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununagöre evlenmeleri yasaklanmış olan kimseler arasındaki cinsel ilişkiyle ilgilihaberlerde bu kişilerin,
b) 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun414, 415, 416, 421, 423, 429, 430, 435 ve 436 ncı maddelerinde yazılı cürümlereilişkin haberlerde mağdurların,
c) Onsekiz yaşından küçük olan suç faili veyamağdurlarının,
Kimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarına yol açacakşekilde yayın yapanlar birmilyar liradan yirmimilyar liraya kadar ağır paracezasıyla cezalandırılır. Bu ceza bölgesel süreli yayınlarda ikimilyar liradan,yaygın süreli yayınlarda onmilyar liradan az olamaz.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN,Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Kadir ÖZKAYA,Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Yıldız SEFERİNOĞLU’nunkatılımlarıyla 26/6/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikleuygulanacak kural ve sınırlama sorunları görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyleuygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümleriniAnayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümleriniptalleri içinAnayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış vemahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın dao davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olandavanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktekikurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 5187 sayılı Kanun’un 21. maddesinin “Onsekiz yaşından küçük olan suç faili veyamağdurlarının,” biçimindeki (c) bendi ileanılan maddenin bentlerini bağlayan “Kimlikleriniaçıklayacak ya da tanınmalarına yol açacak şekilde yayın yapanlar birmilyarliradan yirmimilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu cezabölgesel süreli yayınlarda ikimilyar liradan, yaygın süreli yayınlarda onmilyarliradan az olamaz.” hükümlerininiptallerini talep etmiştir.
4. İtiraz konusu (c) bendi, on sekiz yaşından küçük olansuç faili veya mağdurlarının kimliklerinin açıklanması durumunudüzenlemektedir. Bakılmakta olan davanın konusu ise on sekiz yaşından küçük suçmağdurlarının kimliklerinin açıklanmasına ilişkin olup itiraz konusu bentte yeralan “…faili veya…” ibaresinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânıbulunmamaktadır. Açıklanan nedenle buibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
5. Öte yandan bentleri bağlayan itiraz konusu hükümlerden“Bu ceza bölgesel süreli yayınlarda ikimilyar liradan, yaygın süreliyayınlarda onmilyar liradan az olamaz.” şeklindeki cümlede cezaya konuyayının bölgesel veya yaygın olmasına göre cezanın farklı biçimde düzenlendiğigörülmektedir. Bakılmakta olan davada yaygın süreli yayın söz konusu olduğundananılan cümlede yer alan “…bölgesel süreli yayınlarda ikimilyar liradan,” ibaresininuygulanma imkânı bulunmamaktadır. Açıklanannedenle bu ibareye ilişkin başvurunun da Mahkemenin yetkisizliği nedeniylereddi gerekir.
6. Diğer yandan (c) bendinin “…mağdurlarının,” ibaresidışında kalan kısmı ile bentleri bağlayan hükümlerin kalan kısmı ise on sekizyaşından küçük olan suç mağdurlarının ve yaygın süreli yayınların yanı sırabakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmayan on sekiz yaşından küçük olansuç failleri ve bölgesel süreli yayınlar ile itiraz konusu olmayan (a) ve (b) bentleri bakımındangeçerli ortak kural niteliğindedir. Bu itibarla kalan kısımların esasınailişkin incelemenin (c) bendinde yer alan “…mağdurlarının,” ibaresi ilesınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
7. Açıklanan nedenlerle 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılıBasın Kanunu’nun 21. maddesinin;
A. (c) bendinde yer alan “…faili veya…”ibaresi ile bentleri bağlayan hükümlerinin ikinci cümlesinde yer alan “…bölgeselsüreli yayınlarda ikimilyar liradan,” ibaresinin itiraz başvurusundabulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından buibarelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. (c) bendinin kalan bölümü ile bentleri bağlayanhükümlerinin kalan bölümlerinin esasının incelenmesine, esasa ilişkinincelemenin (c) bendinde yer alan “…mağdurlarının,” ibaresi ile sınırlıolarak yapılmasına,
26/6/2019 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
8. Başvuru kararı ve ekleri RaportörTaylan BARIN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusukanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunlarıngerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
9. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuraldayaptırım altına alınan fiillerin yalnızca süreli yayınlar ile işlenebileceği,aynı fiilin daha fazla kişiye ulaşabilen radyo, televizyon ve internet gibikitle iletişim araçlarıyla işlenmesi durumunda suç oluşturmayacağı, kurallahabere konu olan kişilerin haklarının basın özgürlüğünden üstün tutulduğubelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10.,26., 28., 32., 38. ve 90. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
10. 6216 sayılı Kanun’un 43.maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden deincelenmiştir.
11. İtiraz konusu kuralla süreli yayınlarda on sekizyaşından küçük suç mağdurlarının kimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarınayol açacak şekilde haber yapılması adli para cezasıyla cezalandırılacak bir suçolarak tanımlanmış ve söz konusu yayınınyaygın süreli yayın olması durumu ağırlaştırıcı sebep olarak öngörülmüş olup kural, anılan maddenin (c)bendinde yer alan “...mağdurlarının,” ibaresi ile sınırlı olarakincelenmiştir.
12. Anayasa’nın 28. maddesininbirinci fıkrasında “Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin almave malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.” denilmek suretiyle basınhürriyeti temel hak ve özgürlükler arasında sayılmış ve güvence altınaalınmıştır.
13. Anayasa’nın 26. maddesininbirinci fıkrasında da “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veyabaşka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya davermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veyabenzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engeldeğildir.” hükmüne yer verilerek ifade özgürlüğü güvence altına alınmıştır.
14. Anayasa Mahkemesi;Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade özgürlüğü ile Anayasa'nın 28.maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlutemellerinden ve demokratiktoplum düzeninde geçerli olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğingereklerinden olduğunudaha önce pek çok kez ifade etmiştir (Mehmet Ali Aydın [GK], B. No:2013/9343, 4/6/2015, §69; Bekir Coşkun [GK],B. No: 2014/12151, 4/6/2015,§§ 34-35).Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ve bunlarailişkin bir kanaat oluşturması için en iyi araçlardan birini sağladığı açıktır (İlhanCihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63).
15. İtiraz konusu kural, süreliyayınlarda on sekiz yaşından küçük suç mağduru kişilerin kimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarına yol açacakşekilde yayın yapılmasını cezai yaptırıma bağlamak suretiyle ifade ve basın özgürlüklerinisınırlamaktadır.
16. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”denilmektedir.
17. Buna göre ifade ve basınözgürlüklerine sınırlama getirilirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasırejimini düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir. Anayasa’nınsöz konusu maddesi uyarınca ifade ve basın özgürlüklerine getirilen sınırlamaların Anayasa’da öngörülen sınırlamasebeplerine, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesineuygun olması gerekir.
18. Basın hürriyetinin düzenlendiği 28. maddenin dördüncü fıkrasında “Basınhürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleriuygulanır” hükmüne yer verilerek bu hakkın Anayasa’nın 26. ve 27. maddehükümlerine göre sınırlanabileceği kabul edilmiştir. İfade özgürlüğünündüzenlendiği ”Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26.maddenin ikinci fıkrasında ise bu özgürlüğün sınırlanma sebepleri belirtilip buhakkın mutlak olmadığı ve anılan maddede belirtilen nedenlerlesınırlanabileceği kabul edilmiştir. Buna göre ifade özgürlüğünün millîgüvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, başkalarının şöhret veya haklarınınkorunması amacıyla ve maddede belirtilen diğer nedenlerle sınırlanmasımümkündür. İtiraz konusu kural ile on sekiz yaşından küçük suç mağdurlarının kimlikleriniaçıklayacak ya da tanınmalarına yol açacak şekilde haber yapılmasının cezaiyaptırıma bağlanması suretiyle mağdurçocukların şöhret ve haklarının korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Buitibarla kuralla öngörülen sınırlamanın anayasal anlamda meşru bir amacadayandığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan kural ile getirilen bu sınırlamanın, devletin her türlü istismara karşı çocukları koruyucu tedbirlerialmasını öngören Anayasa’nın 41. maddesindeki yükümlülük ile de uyumlu olduğugörülmektedir.
19. Anayasa’nın 13. maddesindeyer alan demokratik toplum düzeninin gereklerinden olma, bir sınırlamanındemokratik bir toplumda zorunlu bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacınayönelik olmasını ifade etmektedir. Basın özgürlüğü gibi kişilik hakkı da birtemel hak olarak Anayasa’da birçok hükümle güvence altına alınmıştır. Kuralın “…(c) bendinde de genel olarak onsekiz yaşındanküçüklerin işlediği veya bunlara karşı işlenen suçlarla ilgili olarak haberlerdeğil, bu kişilerin tanıtılması, kimliklerinin açıklanması yasaklanmaktadır. Buhükümle, umumi adap, belli suçların mağdurları ve küçükler korunmaktadır.” biçimindeki gerekçesinde debelirtildiği üzere süreli yayınlarda on sekiz yaşından küçük suç mağdurlarınınkimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarına yol açacak şekilde yayınyapanların cezai yaptırıma tabi tutulması suretiyle küçüklerin korunmasıamaçlanmakta olup kuralın zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamaya yönelikolmadığı söylenemez. Bu itibarla kural demokratik toplum düzeninin gereklerineaykırılık taşımamaktadır.
20. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca sınırlamanın ölçülü olup olmadığının da değerlendirilmesigerekir.Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişliliköngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanınzorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ileulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilensınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesigerekliliğini ifade etmektedir.
21. On sekiz yaşından küçük olan suç mağdurlarınınkimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarına yol açacak şekilde yayınyapılmamasının çocukların tanınmalarına ve mağdur sıfatıyla da olsa bir suçlailgili gösterilmelerine engel olmak suretiyle korunmalarına katkıda bulunacağıaçıktır. Bu itibarla kural ile öngörülen sınırlama, hedeflenen amaca ulaşmabakımından elverişlidir. Bu durumda, öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amaçbakımından zorunlu olup olmadığı ve sınırlama ile ulaşılmak istenen amaçarasında makul bir dengenin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
22. Kuralla, on sekiz yaşından küçük olan suçmağdurlarına ilişkin haber yapılması değil mağdurların kimliklerini açıklayacakya da tanınmalarına yol açacak şekilde haber yapılması suç olarakdüzenlenmiştir. Dolayısıyla ulaşılmak istenen amaç bakımından seçilen aracın gerekliolmadığı söylenemez.
23. Öte yandan kural ile on sekiz yaşından küçük olan suçmağdurlarının kimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarına yol açacak şekildesüreli yayın yapılması, adli para cezasıyla cezalandırılmayı gerektiren bir suçolarak düzenlenmiştir. Söz konusu yayının yaygın süreli yayın olması durumu iseağırlaştırıcı sebep olarak öngörülmüştür. Cezai yaptırım olarak adli paracezasının tercih edilmesi ile cezanın alt ve üst sınırları için belirlenenmiktar gözönünde bulundurulduğunda ifade ve basın özgürlüklerine getirilensınırlamanın orantısız olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
24. Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk,renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./ Kadınlar ve erkeklereşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamaklayükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarakyorumlanamaz./ Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dulve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesineaykırı sayılmaz./ Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaztanınamaz./ Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önündeeşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmeksuretiyle kanun önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.
25. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önündeeşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ileeylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynıdurumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarınısağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyleaynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanunkarşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin heryönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları veuygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesizedelenmez.
26. İtiraz konusu kuralın yeraldığı maddede, on sekiz yaşından küçük olansuç mağdurlarının kimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarına yol açacakşekilde süreli yayınların yapılması adli para cezasıyla cezalandırılacak birsuç olarak düzenlemiş olmasına rağmen benzer haber içeriklerinin radyo, televizyonve internet gibi farklı mecralarda yayımlanması 5187 sayılı Kanun’da herhangibir cezai yaptırıma bağlanmamıştır. 5187 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ikincifıkrasına göre söz konusu Kanun yalnızca basılmış eserlerin basımını veyayımını düzenlemektedir. Dolayısıyla radyo, televizyon ve internet gibifarklı mecralarda yapılan yayınlar, anılan Kanun’un kapsamı dışındakalmaktadır.
27. Bununla birlikte on sekiz yaşından küçük olan suçmağdurlarının tanınmalarına yol açacak şekilde radyo, televizyon ve internetgibi mecralarda yayın yapılması durumunda yayını gerçekleştiren medya hizmetsağlayıcıya 15/2/2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluşve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 32. maddesi uyarınca idari yaptırımuygulanabilmesi mümkündür. Aynı fiilin nesnel olarak farklı mecralardaişlenmesinin farklı tür yaptırımlara bağlanması, anayasal sınırlar içinde kanunkoyucunun takdirindedir. Bu nedenle on sekiz yaşından küçük suç mağdurlarınıntanınmalarına yol açacak şekildeki haberlerin süreli yayınlarda yapılmasıhalinde adlî para cezası ile cezalandırılacak bir suç oluşturması karşısında5187 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan diğer medya hizmet sağlayıcılarıyoluyla gerçekleştirilmesinin farklı idari yaptırımlara bağlanmasında eşitlikilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
28. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 10., 13., 26.ve 28. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamdabelirtilen hususların Anayasa’nın 10., 13., 26. ve 28. maddeleri yönündenyapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2.maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 32., 38. ve 90. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
IV. HÜKÜM
9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 21.maddesinin (c) bendinde yer alan “...mağdurlarının,” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 10/9/2020tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI