ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2019/79
Karar Sayısı:2019/76
Karar Tarihi:19/9/2019
R.G. Tarih – Sayı:13/11/2019– 30947
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi sıfatıyla)
İTİRAZIN KONUSU: 22/11/2001tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 291. maddesinin birincifıkrasında yer alan “Dava açma süresinin geçmesinden önce...” ibaresininAnayasa’nın 17., 35. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptalinekarar verilmesi talebidir.
OLAY: Ölen kocanınaltsoyu tarafından açılan nesebin reddi davasında itiraz konusu kuralınAnayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükmü
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yeraldığı 291. maddesi şöyledir:
“D. Diğer ilgililerin dava hakkı
Madde 291- Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanınölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etmegücünü kaybetmesi hâllerinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunuiddia eden kişi, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünükaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarakbir yıl içinde soybağının reddi davasını açabilir.
Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyım, atama kararınınkendisine tebliğinden başlayarak bir yıl, (…) içinde soybağının reddi davasınıaçar.
Kocanın açacağı soybağının reddi davasına ilişkinhükümler kıyas yoluyla uygulanır.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
Kanun’un ilgili görülen 289. maddesi şöyledir:
“Hak düşürücü süreler
Madde 289- Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veyaananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunuöğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, (…) içinde açmak zorundadır.
Çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıliçinde dava açmak zorundadır.
Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre busebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Engin YILDIRIM, Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ,Burhan ÜSTÜN, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, KadirÖZKAYA, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Yıldız SEFERİNOĞLU’nunkatılımlarıyla 11/7/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında önceliklesınırlama sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 40. maddelerine göre Anayasa Mahkemesine itiraz yoluylayapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davadauygulayacağı kurallar ile sınırlıdır.
3. 4721 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralın da yeraldığı 291. maddesinin birinci fıkrası kocanın altsoyu, anası, babası veya babaolduğunu iddia eden kişi tarafından soybağının reddi davası açılabilmesininsüre ve koşullarını düzenlenmekte olup anılan fıkrada yer alan “Dava açmasüresinin geçmesinden önce...” ibaresi itiraz konusu kuralıoluşturmaktadır.
4. Kocanın altsoyunun, anasının, babasının veya babaolduğunu iddia eden kişinin soybağının reddi davası açabilmesi için önceliklekural uyarınca dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veyagaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesigerekmektedir. İtiraz konusu kural kocanın altsoyu, anası, babası veya babaolduğunu iddia eden kişi tarafından açılan soybağının reddi davalarının tamamıyönünden ortak ve geçerli kuraldır. Bakılmakta olan dava ise ölen kocanınaltsoyu tarafından açılmış soybağının reddi davasıdır. Bu itibarla itirazkonusu kurala ilişkin esas incelemenin anılan fıkrada yer alan “…ölmesi…”ve “…altsoyu…” ibareleri yönünden yapılması gerekmektedir.
5. Açıklanan nedenlerle 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılıTürk Medeni Kanunu’nun 291. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Davaaçma süresinin geçmesinden önce...” ibaresinin esasının incelenmesine,esasa ilişkin incelemenin anılan fıkrada yer alan “…ölmesi…” ve “…altsoyu,…”ibareleri yönünden yapılmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
6. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Yakup MACİTtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Genel Açıklama
7. 4721 sayılı Kanun’unsoybağının kurulması hükümlerini düzenleyen 282. maddesinin ikincifıkrasında; çocuk ile baba arasındasoybağının ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulacağıbelirtilmiştir. Kanun’un 285. maddesinin birinci fıkrasında, evlilik devam ederkenveya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğunbabasının koca olduğu, 286. maddesinde ise kocanınsoybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebileceği hüküm altınaalınmıştır.
8. Kanun’un 289. maddesinde;kocanın soybağının reddi davasını, doğumuve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinselilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açmak zorundaolduğu, gecikmenin haklı bir sebebe dayanması hâlinde bir yıllık sürenin busebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir.
9. Kanun’un 286. ve 291. maddelerinde, koca dışında bağımsız olarak çocuğa soybağının reddi davasıaçabilme yetkisi tanınmıştır. Soybağınınreddi davasıyla ilgili bu iki ana süjenin yanında Kanun’un291. maddesinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia edenkişilerin de dava açılabilecekleri belirtilmiştir.
B. İtirazın Gerekçesi
10. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuraldakocanın altsoyu, anası, babası ve çocuğun gerçek babasının soybağının reddidavası açmalarının kocanın dava açma süresinin sona ermesinden önce ölmesikoşuluna bağlandığı, kocanın gerçek baba olmadığını öğrenmesine rağmen herhangibir nedenle dava açmaması durumunda ilgili kişilerin dava açma haklarının sözkonusu olamayacağı, ilgili kişilere kocadan bağımsız olarak soybağının reddidavası açma hakkının tanınmaması nedeniyle gerçekte herhangi bir kan bağıolmayan kişiler arasında hısımlık ilişkisinin kurulacağı, gerçek olmayan nüfuskayıtlarının doğuracağı hukuki sonuçların kişilerin maddi, manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkı ile miras haklarını olumsuz yönde etkileyeceği,ayrıca dava açma hakkının şarta bağlanmasının kişilerin hak arama hürriyetinemüdahale niteliğinde olduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 17., 35. ve 36.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
11. İtiraz konusu kuralın yer aldığı Kanun’un 291. maddesininbirinci fıkrasında; kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunuiddia eden kişilerin dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veyagaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesihâllerinde çocuğun doğumunu ve kocanın ölümünü sürekli olarak ayırt etme gücünükaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarakbir yıl içinde dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır. Anılan fıkrada yer alan “Davaaçma süresinin geçmesinden önce…” ibaresi itiraz konusu kural olup fıkradayer alan “…ölmesi…” ve “…altsoyu,…” ibareleri yönündenincelenmiştir.
12. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddî vemanevî varlığı” başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir”denilmektedir. Buna göre kişinin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma hakkıbirbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez temelhaklardandır. Bu itibarla kişilerin yaşayışlarına ilişkin yasal düzenlemeler yaşamahakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma haklarını zedeleyecek veyaortadan kaldıracak kuralları içermemelidir.
13. Anayasa’nın hak arama hürriyetineilişkin 36. maddesinde herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahip bulunduğu belirtilmiştir. Kişinin uğradığı birhaksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığıhaksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüpkanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu,yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileriönünde dava hakkının tanınması adil yargılanmanın ön şartını oluşturur.
14. İtiraz konusu kuralla diğer ilgililerin soybağınınreddi davası açması, kocanın kanunda öngörülen bir yıllık dava açma sürenindolmasından önce ölmesi şartına bağlanmıştır.
15. Bireyler; nüfus kayıtlarının doğrutespit edilmesi suretiyle gerçek hısımlarını bilme, bunların getireceğihaklardan yararlanma ve belli şartlar altında bu yöndeki iddialarını yetkilimerciler nezdinde dile getirme konusunda haklara sahiptir. Bu kapsamda kocanınaltsoyu ile ortak soydan gelmeyen kişilerarasında gerçeğe aykırı bir hısımlık ilişkisi kurulmasının ve altsoyun bu bağınortadan kaldırılmasını sağlayacak hukuksal yollara başvurma imkânına sahipolmamasının bu kişilerin birtakım yükümlülüklere maruz kalması sonucunudoğuracağı, bu durumun kişilerin maddi ve manevi varlığının korunması hakkı ilehak arama hürriyetlerini etkileyeceği açıktır. Bununla birlikte bireylerinsağlığında malvarlığı üzerinde serbestçe tasarrufta bulunma hakları ile evlatedinme, tanıma, diğer soybağı ilişkilerinin niteliği dikkate alındığındaaltsoya doğrudan dava açma imkânı tanınmamasının altsoyun miras hakkınadoğrudan bir etkisi olduğundan söz edilemez.
16. Anayasa’nın 17. maddesi, kişilerin maddi ve manevivarlığının korunması ve geliştirilmesi hakkı bağlamında devlete birtakımpozitif yükümlülükler getirmektedir. Bu kapsamda devletin bireylerin kişilikhakları çerçevesinde hukuki bir statü elde etmeleri ya da bunun sonaerdirilmesinde gerekli koşulları sağlaması gerekmektedir. Devletin bu konudakipozitif yükümlülüğü, bireylerin maddi ve manevi varlığının zarar görmesinesebep olduğu ileri sürülen iddiaların tüm yönleriyle ortaya konulmasına fırsatvermek ve bu konuda etkili bir yargısal sürecin başlatılması imkânınısağlamaktır. Ancak öngörülen bu yükümlülüğün mutlak olmadığı, dolayısıylakapsam ve sınırlarının durumun koşulları dikkate alınarak tespit edilmesigerektiği açıktır.
17. Kocanın kendi soyundan gelmediğini bildiği bir çocuğukabullenmesi veya başka bir nedenle hak düşürücü sürede soybağının reddi davasıaçmaması ya da çocuğu tanıması veya evlat edinmesi, başka bir ifadeyle kocanınbir çocukla hukuksal bir bağ kurma ile ilgili iradesi, tamamen kocanın veçocuğun kişilik hakları çerçevesinde ele alınması gereken bir konudur. Bunedenle soybağı ilişkisinin tesisi ve sona erdirilmesi, şahsa sıkı sıkıya bağlıbir hak olarak kabul edilmiştir.
18. Bu bağlamda kişiler arasındaki soybağının tanınmasıve bunun hukuki sonuçlara bağlanması devletin pozitif yükümlülükleri arasındaolduğu gibi gerçeği yansıtmayan soybağının düzeltilmesi imkânının bireyleresağlanması da Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında devlete yüklenen pozitifödevlerdendir.
19. Kanunkoyucu, 4721 sayılı Kanun’da kamu düzeniyle de ilgili olan soybağı ilişkisinintesisi ya da ortadan kaldırılmasında bu ilişkinin asli unsurları olan koca veçocuğa hak tanımış, soybağının reddi davası açmada doğal olarak bu süjelereaktif rol vermiştir. Bununla birlikte kocanınaltsoyunun dava açma hakkının ancak kocanın bu hakkını kullanmadan ölmesidurumunda söz konusu olabileceği hüküm altına alınmıştır.
20. Soybağının reddi talebini ileri sürmenin şahsa sıkısıkıya bağlı bir hak olması, doğası gereği koca ve çocuk dışında diğerkişilerin soybağı ilişkinin tarafı olmamaları, kişilerin maddi ve manevivarlığının korunması hakkı bağlamında devletin pozitif yükümlülüğünün mutlakolmadığı gözönüne alındığında, Anayasa’nın 17. maddesi gereği devletin altsoyakocadan bağımsız olarak soybağını reddetme hakkı tanıması yükümlülüğününbulunduğu sonucuna ulaşılamaz.
21. Bunun yanında Anayasa’nın 17. maddesinin soybağınınsona erdirilmesinde kocanın altsoyuna mutlak ve koşulsuz bir hak tanınmasınıgüvence altına almadığı dikkate alındığında, bu hakkın usule ilişkingüvencesini oluşturan Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında kocanın altsoyuna bağımsızolarak soybağının reddi davası açma hakkının sağlanması yönünde anayasal birzorunluluğun bulunduğu da söylenemez.
22. Açıklanan nedenlerle kural aynı fıkrada yer alan “…ölmesi…”ve “…altsoyu,…” ibareleri yönünden Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerineaykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe ek gerekçeyle katılmıştır.
Kuralın Anayasa’nın 35. maddesiyleilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
22/11/2001 tarihli ve4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 291. maddesinin birinci fıkrasında yer alan“Dava açma süresinin geçmesinden önce...” ibaresinin anılan fıkrada yeralan “…ölmesi…” ve “…altsoyu,…” ibareleri yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE 19/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
EK GEREKÇE
Türk Medeni Kanunu’nun itiraz konusu kuralında soybağınınreddi davasının kocanın altsoyu tarafından açılabilmesi, kocanın dava açmasıiçin kanunen öngörülen sürenin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğinekarar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi halleri ilesınırlandırılmış ve bu hallerde kocanın altsoyunun, doğumu ve kocanın ölümünü,sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararıalındığını öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içinde soybağının reddi davası açılabileceğihükme bağlanmıştır.
Bu davaların açılabilmesinin ön şartını oluşturan,kocanın dava açma süresinin başlangıcı ise Kanun’un 287. maddesinde, kocanın “doğumuve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinselilişkide bulunduğunu öğrendiği tarih” olarak belirlenmiş ve kocanın butarihten itibaren bir yıl içinde dava açmak zorunda olduğu ifade edilmiştir.
İtiraz konusu kuralın, lafzı itibarıyla kocanın, doğumuve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinselilişkide bulunduğunu öğrenmeden önce ölmesi, sürekli olarak ayırt etme gücünükaybetmesi veya hakkında gaiplik kararı alınması hallerinde, dava açmasüresinin hiç başlamaması nedeniyle kocanın altsoyunun da soybağının reddidavası açamayacağı ileri sürülebilir ise de kanunun amaçsal yorumuyapıldığında, kanun koyucunun amacının, doğumun ve kocanın ölümünün, sürekliolarak ayırt etme gücünü kaybettiğinin veya hakkında gaiplik kararı alındığınınöğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde kocanın altsoyuna da dava açma hakkınıntanınması olduğu açıktır. Bu nedenle kocanın, doğumu ve baba olmadığını veyaananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunuöğrenmeden ölmesi, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi veya hakkındagaiplik kararı alınması hallerinde de kocanın altsoyunun itiraz konusu kuraluyarınca soybağının reddi davası açabilmelerinin mümkün olduğu açıktır.
İtiraz konusu kuralda, kararda belirtilen gerekçelerinyanı sıra yukarıda belirtilen husus yönünden de kocanın altsoyunun hak aramahürriyetinin ve mülkiyet hakkının Anayasa’ya aykırı şekilde sınırlanması sözkonusu olmayıp Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerine aykırılık bulunmamaktadır.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN