ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2019/9
Karar Sayısı : 2019/27
Karar Tarihi : 11/4/2019
R.G. Tarih – Sayı : 17/5/2019 –30777
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN:Yargıtay 19. Ceza Dairesi
İTİRAZIN KONUSU: 20/10/2016 tarihli ve 6750sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’nun geçici 1. maddesinin (1)numaralı fıkrasınınAnayasa’nın 2., 10. ve 38. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Ticari işletme rehin sözleşmesine konu rehinli araç ve makineteçhizatına ulaşılamaması ve bunların teslim edilmemesi nedeniyle sanıkhakkında açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısınavaran Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı geçici 1. maddesişöyledir:
“Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanun, yürürlüğe girdiği tarihtegörülmekte olan dava ve takiplere uygulanmaz.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ticari işletme veyaesnaf işletmeleri üzerinde tesis edilen rehin haklarına ilişkin ilgili mevzuathükümleri uygulanmaya devam eder.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Recep KÖMÜRCÜ,Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan TahsinGÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’inkatılımlarıyla 13/2/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Muharrem İlhan KOÇtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü,dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Uygulanacak Kural ve Sınırlama Sorunu
3. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerinegöre, bir davaya bakmakta olan mahkeme o dava sebebiyle uygulanacak bir kanununveya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırıgörmesihâlindeveya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğukanısına varması durumunda bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmayayetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesinebaşvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren birdavanın bulunması, iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olmasıgerekmektedir.Uygulanacakkurallar, davanındeğişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde ve davayı sonuçlandırmadaolumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte olan kurallardır.
4. İtiraz konusu kural “Geçiş hükümleri” kenar başlığıaltında düzenlenmiş olup 6750 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiğitarih itibarıyla görülmekte olan dava ve takiplere uygulanmayacağını hükmebağlamaktadır.
5. İtiraz yoluna başvuran Mahkemede bakılmakta olan uyuşmazlık,rehinli araç ve makine teçhizatına ulaşılamaması ve bunların teslim edilmemesinedeniyle sanığın mülga 21/7/1971 tarihli ve 1447 sayılı Ticari İşletmeRehni Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle açılmış birdavadır.
6. Bu itibarla “Bu Kanun, yürürlüğe girdiği tarihte görülmekteolan dava ve takiplere uygulanmaz” biçimindeki itiraz konusu kuraldayer alan “…takiplere…” ibaresinin bakılmakta olan davada uygulanmakabiliyeti bulunmamaktadır. Bu ibareye ilişkin başvurunun mahkemenin yetkisizliğinedeniyle reddi gerekir.
7. Öte yandan kuralın “Bu Kanun, yürürlüğe girdiğitarihte görülmekte olan… uygulanmaz.” bölümü görülmekte olan davaların yanısıra takipler yönünden de ortak ve geçerli kural niteliğindedir. Bu nedenlekalan bölüme ilişkin esas incelemenin “…dava ve…” ibaresi ilesınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
8. Açıklanan nedenlerle 20/10/2016 tarihli ve 6750 sayılı Ticariİşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’nun geçici 1. maddesinin;
A. (1) numaralı fıkrasında yer alan “…takiplere…” ibaresininitiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağıbulunmadığından bu ibareye ilişkin başvurunun mahkemenin yetkisizliği nedeniyleREDDİNE,
B. (1) numaralı fıkrasının kalan bölümünün esasınailişkin incelemenin “…dava ve…” ibaresiyle sınırlı olarakyapılmasına,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B. İtirazın Gerekçesi
9. Başvuru kararında özetle 6750 sayılı Kanun ile mülga 1447sayılı Kanun’un ceza hükümlerinin farklı olduğu, mülga Kanun döneminde işlenensuçlarla ilgili olarak sanık hakkında lehe olan kanun hükümlerininuygulanmasına engel teşkil ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2.,10. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
10. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylemve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlüklerikoruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıylakendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
11. Kanun koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla cezahukuku alanında düzenleme yaparken hangi eylemlerin suç sayılacağı ve suçsayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma bağlanacağı konusundaanayasal sınırlar içinde takdir yetkisine sahiptir.
12.Hukuk devleti olmanın gerekliliklerinden biri de kanunlarınkamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adilkurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesidir. Bu nedenle kanunkoyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasalsınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözönünde tutarakkullanması gerekir.
13. Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında “Kimse,işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayıcezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olancezadan daha ağır bir ceza verilemez” denilerek suçunkanuniliği; üçüncü fıkrasında da “Ceza ve ceza yerine geçengüvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” denilerek cezanınkanuniliği ilkesi güvence altına alınmıştır.Anayasa’nın anılan maddesinde yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesiuyarınca hangi fiillerin yasaklandığının ve bu yasak fiillere verilecekcezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralınaçık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasakfiilleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlükleringüvence altına alınması amaçlanmaktadır.
14. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, temel hak ve özgürlüklerinsomutlaştırıldığı uluslararası sözleşmelerde de yer almaktadır. Bu ilke TürkiyeCumhuriyeti’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Kanunsuz ceza olmaz” kenar başlıklı 7. maddesinin birinci paragrafında “Hiçkimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayanbir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiğisırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” şeklinde;Medenî ve Siyasî Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 15. maddesininbirinci paragrafında ise “Hiç kimse, işlendiği zamanda ulusal ya dauluslararası hukuk bakımından suç sayılmayan bir fiil ya da ihmal yüzündensuçlu sayılamaz. Suç sayılan bir fiile, işlendiği zaman yürürlükte olan bircezadan daha ağır ceza verilemez. Fiilin işlenmesinden sonra yasalarda bu fiilekarşılık daha hafif bir ceza öngörülecek olursa, fiili işleyene bu ikinci cezauygulanır.” biçiminde düzenlenmiştir.
15. Suçta ve cezada kanunilikilkesi Anayasa'nın 13. maddesinde ifadeedilen temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğine ilişkinkuralın suç ve cezalar yönünden özel düzenlemesi olarak değerlendirilebilir.Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, cezalandırmanın temel haklaraetkisinden kaynaklanan özel önemi nedeniyle zaman içinde bir ceza hukukukavramı olarak alt ilkeler de içerecek şekilde gelişmiştir.
16. Bu bağlamda toplumunihtiyaçlarına göre suç sayılan fiiller için uygulanacak cezalar, nitelik venicelik olarak zamanla değişebilmektedir. Suç tarihinden sonra yürürlüğe girenkanunla bir suç için daha hafif bir ceza öngörülebileceği gibi daha ağır birceza da belirlenebilir. Hukuki belirliliğin ve hukuk güvenliğinin gereği olarak Anayasa’nın38. maddesinin birinci fıkrasında yer alan“…kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olancezadan daha ağır bir ceza verilemez” hükmüyle aleyhe kanunun geçmişeuygulanması yasaklanmıştır. Ceza normlarının zaman bakımından uygulanmasınıdüzenleyici nitelikteki bu kural kanunilik ilkesinin bir alt ilkesi olan aleyhekanunun geçmişe uygulanması yasağı olarak ifade edilmektedir. Bu yasakkişi özgürlüğü lehine kabul edilmiş bir güvence niteliğindedir.
17. Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren kanununaynı fiili suç olmaktan çıkarması veya aynı suç için daha hafif bir cezaöngördüğü durumlarda ise diğer bir alt ilke olan lehe kanununuygulanması ilkesi gündeme gelmektedir. Sonraki kanunun fiilisuç olmaktan çıkarması veya daha hafif bir ceza öngörmesi durumunda lehekanundan söz edilir. Aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağından farklıolarak lehe kanunun uygulanması ilkesineilişkin bir hükme Anayasa’nın 38. maddesinde açıkça yer verilmemiştir. Bununla birlikteaynı maddede suç için mutlaka fiilin işlendiği zaman yürürlükteolan kanunun öngördüğü cezanın verilmesi yönünde bir kural dabulunmamaktadır.
18. Fiilin işlenmesinden, hükmün kesinleşmesine kadar geçen cezamuhakemesi sürecinde bir suç için fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan vedaha sonra yürürlüğe giren kanun olmak üzere uygulanması mümkün birden fazlakanun hükmü söz konusu olabilmektedir. Suç nedeniyle başta hürriyeti bağlayıcıcezalar olmak üzere uygulanan çeşitli ceza ve güvenlik tedbirleri temel hak veözgürlüklere müdahale oluşturduğundan, Anayasa cezayı ağırlaştıran kanununyürürlük tarihinden önce işlenmiş suçlara uygulanmasını açık biçimdeyasaklamıştır. Hukuki belirliliğin ve hukuk güvenliğinin bir sonucu olan buyasak, aynı zamanda suçun işlendiği tarihteki kanuna göre lehe olan sonrakikanunun uygulanmasını da gerekli kılmaktadır. Zira işlendiği tarihte suçsayılan bir fiilin daha sonra yürürlüğe giren kanun ile suç olmaktançıkarılması veya ilga edilen kanuna nazaran anılan suç fiiline daha hafif birceza öngörülmesi durumunda mülga kanunun aleyhe hükümlerinin uygulanmaya devamedileceğinin kabul edilmesi, suçların ve cezaların ancak kanunlabelirleneceğini emreden suç ve cezaların kanuniliği ilkesi karşısındabireylerin objektif olarak beklemeyecekleri dolayısıyla öngöremeyecekleri birceza ile cezalandırılmaları sonucunu doğuracaktır. Bunun ceza hukuku alanındakişilerin hukuki güvenliklerini anayasal güvenceye bağlamayı amaç edinen suç vecezaların kanuniliği ilkesiyle bağdaştırılması mümkün değildir.
19. Öte yandan lehe ceza kanununun geçmişe uygulanması hukukdevletiyle bağlantılı olarak adalet ve hakkaniyet ilkelerinin de bir gereğidir.Gelişen sosyal düzen ve değişen toplumsal ihtiyaçlar karşısında artık suçoluşturmadığı kabul edilen veya daha hafif ceza öngörülen bir fiilin yalnızcadaha önce işlenmiş olması nedeniyle daha ağır bir yaptırıma tabi tutulmasıadalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
20. Anılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde cezayargılamasında lehe kanunun uygulanmasınınAnayasa’nın38. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında anayasalbir zorunluluk olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
21. Diğer yandan uluslararasıhukukta lehe kanun uygulamasının suçta ve cezada kanunilik ilkesinin bir unsuruolarak görüldüğü konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Medenî veSiyasî Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’de de fiilin işlenmesinden sonrakanunlarda bu fiile karşılık daha hafif bir ceza öngörülmesi durumunda fiiliişleyene bu ikinci cezanın uygulanacağı ifade edilerek anılan ilke açıkça düzenlenmiştir.
22. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi; Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasıyla benzeriçerikte olan Sözleşme’nin 7. maddesininbirinci paragrafına ilişkin içtihadında lehe kanunun uygulanması ilkesininAvrupa Birliği Temel Haklar Şartı dâhil bütün temel insan hakları metinlerindetanındığını, artık Avrupa ve uluslararası ceza hukukunun temel bir ilkesiolduğunu, yargılama yapan mahkemenin suç oluşturan eyleme kanun koyucununorantılı olarak belirlediği cezayı vermesinin 7. maddenin temel bir unsuru olanhukukun üstünlüğü ilkesiyle uyumlu olduğunu ifade etmektedir. Mahkeme ayrıcasuç işleyene sadece suç işlediği tarihte öngörüldüğü gerekçesi ile daha ağırbir ceza verilmesinin ceza hukukunun temel ilkelerine aykırı bulunduğunu, bununaynı zamanda suçun işlendiği tarihten sonra meydana gelen bütün yasaldeğişiklikleri ve toplumun o suç karşısındaki yaklaşım değişikliğini görmemekanlamına geldiğini, lehe olan ceza hükmünün geriye yürümesi ilkesinin cezalarınöngörülebilir olması gerekliliğinin bir uzantısı olduğunu, buna göre suçunişlendiği tarihte yürürlükte olan ceza kuralı ile kesin bir hükmünverilmesinden önce kabul edilen bir ceza kuralı farklı ise hâkimin sanığınlehine olan ceza kuralını uygulaması gerektiğini belirtmiştir (Scoppola/İtalya(no.2) [BD],B. No: 10249/03, 17/9/2009, §§ 105-109).
23. Nitekim sözü edilen anayasal ilkedoğrultusunda düzenlenen 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun“Zaman bakımından uygulama”başlıklı 7. maddesinin (2) numaralıfıkrasında lehe kanunun uygulanması ilkesi “Suçun işlendiği zaman yürürlüktebulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise,failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” şeklinde ifadeedilmiştir.
24. İtiraz konusu kuralın yer aldığı Kanun 1/1/2017 tarihindeyürürlüğe girmiş olup 17. madde ile 1447 sayılı Kanun yürürlüktenkaldırılmıştır. Kuralın yer aldığı geçici madde ile Kanun’un geçiş hükümleridüzenlenmiştir.
25. Mülga Kanun’un 12. maddesinde belirtilen fiiller için biryıldan beş yıla kadar hapis ve yüz günden aşağı olmamak üzere adli para cezasıöngörülmüş iken 6750 sayılı Kanun’un 16. maddesinde yer alan suçlarıişleyenlere, güvence altına alınan borç tutarının yarısını geçmemek üzere adlipara cezasının uygulanması düzenlenmiştir.
26. Kural, hukuk ve ceza normu ayrımı yapmaksızın Kanun’unyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla görülmekte olan davalara Kanunhükümlerinin uygulanmamasını öngörmektedir. Bu durum ceza hükümlerininuygulanması bakımından farklı sonuçların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Buçerçevede kural 6750 sayılıKanun’un yürürlük tarihinden önce işlenen veceza davası açılmış bir suç yönünden bu Kanun’un ceza hükümlerinin uygulanmasınaengel oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle kural, mülga Kanun dönemindeişlenmiş ve anılan Kanun yürürlükte iken ceza davası açılmış suçlar hakkındaönceki ve sonraki kanun hükümlerinden lehe olanın tespitine ve sonraki Kanunhükümlerinin lehe olması durumunda bunların uygulanmasına imkânvermemektedir. Bu durum suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında olan lehe kanunun uygulanması ilkesineaykırılıkoluşturmaktadır.
27. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. ve 38.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırıgörülerek iptal edildiğinden Anayasa’nın 10. maddesi yönünden incelenmemiştir.
IV. HÜKÜM
20/10/2016 tarihli ve 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır RehniKanunu’nun geçici 1. maddesinin;
A. (1) numaralı fıkrasında yer alan “…takiplere…” ibaresinin,itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağıbulunmadığından bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliğinedeniyle REDDİNE,
B. (1) numaralı fıkrasının kalan bölümünün esasınailişkin incelemenin “…dava ve…” ibaresi ile sınırlı olarakyapılmasına,
C. (1) numaralı fıkrasında yer alan “…dava ve…” ibaresininAnayasa’yaaykırı olduğuna ve İPTALİNE,
11/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU