ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2019/93
Karar Sayısı : 2023/87
Karar Tarihi : 4/5/2023
R.G.Tarih-Sayı :28/7/2023-32262
İPTAL DAVALARINI AÇANLAR:
1. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY,Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 137 milletvekili (E.2019/93)
2. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY,Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 134 milletvekili (E.2020/31)
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2021/105)
DAVALARIN VE İTİRAZIN KONUSU:
A. 11/7/2019 tarihli ve 7183 sayılı Türkiye Turizm Tanıtım veGeliştirme Ajansı Hakkında Kanun’un;
1. 3. maddesinin;
a. (3) numaralıfıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinde yeralan “Bakanlıktan” ibarelerinin,
b. (6) numaralıfıkrasının,
2. 4. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan “...ve kaynak...” ibaresinin,
3. 6. maddesinin(2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...net satış ve kiragelirlerinin toplamı...” ibaresinin,
4. 7. maddesinin(2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “...münhasıran kendisinesunulan bağımsız denetim raporlarını esas alarak...” ibaresinin,
5. 8. maddesinin;
a. (3) numaralıfıkrasının,
b. (4) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinin,
B. 21/12/2019tarihli ve 7201 sayılı Kamulaştırma Kanunuile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
1. 5. maddesiyle 4/11/1983tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen ek 2. maddenin birincifıkrasının;
a. Birincicümlesinde yer alan “…Çevre ve Şehircilik Bakanlığı…” ibaresinin,
b. Üçüncücümlesinin,
2. 6. maddesiyle2942 sayılı Kanun’a eklenen ek 3. maddenin birinci fıkrasının;
a. Birincicümlesinin “…taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihiolarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle…”bölümünün,
b. İkincicümlesinde yer alan “…dava tarihi itibarıyla…” ibaresinin,
3. 7. maddesiyle2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 15. maddenin;
a. Birincifıkrasında yer alan “…ek 2 nci madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin,
b. İkincifıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin,
4. 8. maddesiyle25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun geçici 39.maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen “…ve birinci fıkrada yer alan süreyiiki yıla kadar uzatmaya…” ibaresinin,
5. 11. maddesiyle3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ek 2. maddesine eklenenüçüncü fıkrada yer alan “…yüzde onunu…” ibaresinin,
6. 12. maddesiyle5393 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. maddenin birinci fıkrasının;
a. Birincicümlesinin “…tahsilinden vazgeçilir; varsa başlatılmış icra takipleri düşer,açılmış davalar hakkında resen karar verilmesine yer olmadığına karar verilir,yargılama gideri ve takip giderleri taraflar üzerinde bırakılır ve vekaletücretine hükmedilmez.” bölümünün,
b. İkincicümlesinin,
7. 14. maddesiyle19/11/2014 tarihli ve 6569 sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığınaİlişkin Bazı Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. maddesinin yeniden düzenlenen mülga(2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…Cumhurbaşkanınca tespitolunur.” ibaresinin,
8. 15. maddesiyle7183 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (3) numaralı fıkrasına eklenen “…14/7/1965tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa, 18/5/1994 tarihli ve 527sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri ile İlgili Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnameye,4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali veSosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye…” ibaresinin,
C. 2942 sayılıKanun’a 21/12/2019 tarihli ve 7201 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen ek 3.maddenin birinci fıkrasına 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 20.maddesiyle eklenen üçüncü cümlenin,
Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 5., 6., 7., 10., 35., 36., 46., 48., 70., 73., 123.,127., 128., 138. ve 160. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına kararverilmesi talepleridir.
I. İPTALİİSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
1. 7183 sayılıKanun’un iptali talep edilen kuralların da yer aldığı;
a. 3. maddesinin;
i. (3) numaralıfıkrası şöyledir:
“(3) Ajansın karar organı Yönetim Kuruludur. YönetimKurulu; Bakanın başkanlığında, Bakanlık Tanıtma Genel Müdürlüğünden sorumluBakan Yardımcısı, Tanıtma Genel Müdürü, Türk Hava Yolları Yönetim KuruluBaşkanı, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafındanişletilenler hariç olmak üzere havalimanı ve terminal işletmelerini temsilen enyüksek cirosu olan ilk iki işletme arasından her üç yılda bir sıraylagörevlendirecekleri bir kişi, Bakanlıktan turizm işletmesi belgeli tümtesislerin bulundukları coğrafi bölge bazında temsilini sağlamak üzere Marmarave Akdeniz Bölgelerinden ikişer üye, Ege, Karadeniz, İç Anadolu, Doğu Anadoluve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden birer üye olacak şekilde her belge bir oyyerine geçmek suretiyle kendi aralarında yapılacak seçim sonucunda üç yılsüreyle Yönetim Kurulunda görevlendirecekleri dokuz kişi ile seyahat acentasıişletme belgesi sahiplerinin ilgili mevzuatı uyarınca kendi aralarındayapacakları seçimle belirlenecek bir kişi olmak üzere toplam on beş üyedenoluşur. Bakanlıktan turizm işletmesi belgeli tüm tesislerintemsilcilerinin seçimlerine ilişkin işlemler Ajans tarafından yürütülür.”
ii. (6) numaralıfıkrası şöyledir:
“(6) Ajansın Yönetim Kurulu, İcra Kurulu ve DanışmaKurulunun yetki ve görevleri, Ajans yöneticisinin atanması, Ajansın teşkilatyapısı ile çalışmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından yürürlüğekonulan yönetmelikle belirlenir.”
b. 4. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:
“d) Turizmin ülke ekonomisindeki payının artırılmasıamacıyla bu Kanunda belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere diğer her türlüfaaliyet, iş ve işlemleri yapabilir, destek ve kaynak sağlayabilir.”
c. 6. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir.
“(2) Turizm payı;
a) Bileşik tesisler ile konaklama tesislerinden bindeyedi buçuk,
b) Bakanlıktan belgeli yeme-içme ve eğlence tesislerindenbinde yedi buçuk,
c) Deniz turizmi tesisleri ile Bakanlıktan belgeli denizturizmi araçlarından binde yedi buçuk,
ç) Seyahat acentalarından (münferit uçak bileti satışlarıhariç) on binde yedi buçuk,
d) Havayolu işletmelerinden (ticari yolcu taşımacılığıfaaliyetlerinden) on binde yedi buçuk,
e) Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğütarafından işletilenler hariç olmak üzere havalimanı ve terminalişletmelerinden binde iki,
oranında olmak üzere bu ticari işletmelerin yatırımcısıveya işletmecisi olan gerçek veya tüzel kişilerin bu işletmelerdekifaaliyetleri sonucunda elde ettikleri net satış ve kira gelirlerinin toplamıüzerinden alınır. Kış, termal, sağlık, kırsal ve nitelikli spor turizmi gibiBakanlık tarafından teşvik edilmesi uygun görülen turizm türlerinde faaliyetgösteren tesisler için bu oranlar yüzde elli indirimli olarak uygulanır.”
ç. 7. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(2) Denetim sonucunda düzenlenen bağımsız denetimraporları Sayıştaya gönderilir. Sayıştay, münhasıran kendisine sunulanbağımsız denetim raporlarını esas alarak hazırlayacağı raporu Türkiye BüyükMillet Meclisine sunar.”
d. 8. maddesinin;
i. (3) numaralıfıkrası şöyledir:
“(3) Ajans, 4/1/2002 tarihlive 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve bu Kanunun 7 ncimaddesinin ikinci fıkrası hükmü hariç 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı SayıştayKanununa tabi değildir.”
ii. (4) numaralıfıkrası şöyledir:
“(4) Ajansta, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İşKanununa tabi personel istihdam edilir. Kamu kurum ve kuruluşlarına personelalınmasına dair mevzuat hükümleri Ajans tarafından istihdam edilecek personelhakkında uygulanmaz.”
2. 7201 sayılı Kanun’un iptali talep edilen kuralların da yeraldığı;
a. 5. maddesiyle2942 sayılı Kanun’a eklenen ek 2. madde şöyledir:
“EkMadde 2- (Ek: 21/12/2019 - 7201/5 md.)
29/4/1969tarihli ve 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanunkapsamında 8/12/2004 tarihinden önce yapılmış olan kamulaştırma ve avanskarşılığı kamulaştırma iş ve işlemlerine ilişkin davalar, Çevre veŞehircilik Bakanlığı aleyhine açılır. Avans karşılığı kamulaştırmalardarücu davalarını Bakanlık açar, takip eder ve sonuçlandırır. Bakanlık budavalarda davalı ve davacı olabilir.”
b. 6. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek 3. maddeşöyledir:
“Ek Madde 3- (Ek:21/12/2019 - 7201/6 md.)
Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlâk Kanununun16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanunun mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleriuyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilentaşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak haksahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareleraleyhine açılacak her türlü davada değer; taşınmazın idare adına tesciledildiği tarih, değerleme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki niteliklerigözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiyeİstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE)tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihiitibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan bedel hak sahibine ödenir. (Ekcümle:9/6/2021-7327/20 md.) Bu hüküm, tebliği dâhil eksik veya hatalıkamulaştırma işlemleri bulunmasına rağmen idare adına tescil edilmiş olantaşınmazlar hakkında da uygulanır.
(Ek fıkra:16/11/2022-7421/4 md.) Mülga 6830 sayılı Kanunun 16 ncı ve 17 nci maddeleri ilebu Kanunun mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkemekararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların kamulaştırılmasıiçin kamulaştırma bedellerinin eski malikleri adına kamu bankalarınayatırılması ve hak sahiplerine ödenmesi halinde, tebliği dâhil eksik veyahatalı kamulaştırma işlemleri, kamulaştırma bedelinin ödendiği tarih itibarıylakesinleşmiş kabul edilir. Bu hüküm, tebliği dâhil eksik veya hatalıkamulaştırma işlemleri bulunmasına rağmen idare adına tescil edilmiş olantaşınmazlar hakkında da uygulanır.”
c. 7. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 15.madde şöyledir:
“Geçici Madde 15-(Ek: 21/12/2019 - 7201/7 md.)
1164sayılı Kanun kapsamında 8/12/2004 tarihinden önce yapılmış olan kamulaştırma veavans karşılığı kamulaştırma iş ve işlemlerine ilişkin olarak Toplu Konutİdaresi Başkanlığı leh ve aleyhine yargı mercilerinde açılmış veya husumetyöneltilmiş devam eden davalar ile icra takipleri, ek 2 nci madde hükmüuygulanarak sonuçlandırılır.
Mülga6830 sayılı Kanunun 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanunun mülga 16 ncı ve17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareleradına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarınayatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedellerinedeniyle idareler aleyhine açılmış ve devam eden davalar, ek 3 üncü maddehükmü uygulanarak sonuçlandırılır.”
ç. 8. maddesiyle3065 sayılı Kanun’un geçici 39. maddesinin ibarenin eklendiği dördüncü fıkrasışöyledir:
“İmalat sanayiindekullanılmak üzere istisna kapsamında teslim edilecek makina ve teçhizatıbelirlemeye ve birinci fıkrada yer alan süreyi iki yıla kadar uzatmayaCumhurbaşkanı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeyeMaliye Bakanlığı yetkilidir.”
d. 11. maddesiyle5393 sayılı Kanun’un ek 2. maddesine eklenen üçüncü fıkra şöyledir:
“(Ek fıkra:21/12/2019-7201/11 md.) Aboneliği Kültür veTurizm Bakanlığı, il kültür ve turizm müdürlükleri veya Bakanlığa bağlı dönersermaye işletmesi merkez müdürlüğüne ait olan müze ve ören yerlerinde, 3/6/2007tarihli ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunundayer alan kaynaklardan elde edilen su, gaz, jeotermal akışkan ve buharın müze veören yerlerinde elde edilmesi, iletilmesi ve kullanılması için uygulanacaktarife; tüketim miktarına bakılmaksızın büyükşehir belediyeleri, belediyelerveya büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin aynı dönemdeki sutarifesinde kamu kurum ve kuruluşlarına uygulanan su ve atık su tarifesinin yüzdeonunu geçemez.”
e. 12. maddesiyle5393 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. madde şöyledir:
“GeçiciMadde 12- (Ek: 21/12/2019 - 7201/12 md.)
AboneliğiKültür ve Turizm Bakanlığı, il kültür ve turizm müdürlükleri veya Bakanlığabağlı döner sermaye işletmesi merkez müdürlüğüne ait olan müze ve örenyerlerinde; su ve atık su bedeli ile 5686 sayılı Kanunda yer alan kaynaklardanelde edilen su, gaz, jeotermal akışkan ve buharın elde edilmesi, iletilmesi vekullanılması için büyükşehir belediyeleri, belediyeler veya büyükşehirbelediyeleri su ve kanalizasyon idarelerince uygulanan ve tarifelerindenkaynaklanan alacak asıllarının yüzde ellisinin peşin ödenmesi kaydıyla; bumaddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla su ve atık su, gaz, jeotermalakışkan ve buharın alacak asıllarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikmefaizi, gecikme zammı gibi fer'iler (sözleşmelerde düzenlenen her türlü zamdâhil) ile bu alacaklara bağlı cezaların ve gecikme faizi, gecikme zammı gibifer'ilerinin (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zam dâhil) tahsilindenvazgeçilir; varsa başlatılmış icra takipleri düşer, açılmış davalar hakkındaresen karar verilmesine yer olmadığına karar verilir, yargılama gideri ve takipgiderleri taraflar üzerinde bırakılır ve vekalet ücretine hükmedilmez. Bumaddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen ve infaz edilmeyen mahkemekararlarına konu alacaklar hakkında da bu madde hükümleri uygulanır veyargılama gideri ile vekalet ücretinin tahsilinden vazgeçilir.”
f. 14. maddesiyle 6569 sayılı Kanun’un 14. maddesininyeniden düzenlenen mülga (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(2)(Mülga: 2/7/2018/KHK/703/101 md.) (Yeniden Düzenleme:21/12/2019-7201/14 md.) 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı YükseköğretimKanununa göre görevlendirileceklerin asli görevlerine ait aylık, ücret, ödenek,her türlü zam ve tazminatı ile ek ödeme dâhil diğer mali ve sosyal haklarıödenmeye devam olunur. Bunlara TÜSEB tarafından ödenecek ücretler, 2547 sayılıKanunun 38 inci maddesinin son fıkrasında yer alan sınırlamaya tâbi olmaksızın,14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devletmemuruna her ne ad altında olursa olsun fiilen yapılan mali ve sosyal hakniteliğindeki her türlü ödeme dâhil bulunacak toplamın altı aylık netortalamasını geçmemek üzere Cumhurbaşkanınca tespit olunur. Yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarında görev yapmakta iken TÜSEB kadrolarınaatanan öğretim üyelerine, yurt içindeki devlet yükseköğretim kurumlarında görevyapmakta olan emsali öğretim üyesine mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamındayapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçmemek üzereücret ödenir. Bunlara, bu fıkra hükümlerine göre ayrıca ilave ödeme yapılır.”
g. 15. maddesiyle7183 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ibarenin eklendiği (3) numaralı fıkrasışöyledir:
“(3) Ajans, 4/1/2002tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa , 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılıDevlet Memurları Kanununa, 18/5/1994 tarihli ve 527 sayılı Memurlar ve DiğerKamu Görevlileri ile İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnameye, 4/7/2001 tarihli ve 631sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal HaklarındaDüzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ve bu Kanunun 7 ncimaddesinin ikinci fıkrası hükmü hariç 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı SayıştayKanununa tabi değildir.”
3. 2942 sayılıKanun’a 7201 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen ek 3. maddenin birincifıkrasına 7327 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle eklenen üçüncü cümle şöyledir:
“Buhüküm, tebliği dâhil eksik veya hatalı kamulaştırma işlemleri bulunmasınarağmen idare adına tescil edilmiş olan taşınmazlar hakkında da uygulanır.”
II. İLK İNCELEME
A. E.2019/93 Sayılı Dava Yönünden
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Engin YILDIRIM, Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ,Burhan ÜSTÜN, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, KadirÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU veSelahaddin MENTEŞ’in katılımlarıyla 16/10/2019 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasınaOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B. E.2020/31 Sayılı Dava Yönünden
2. Anılan İçtüzük hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Serdar ÖZGÜLDÜR, Engin YILDIRIM, HicabiDURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, RecaiAKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU ve Selahaddin MENTEŞ’inkatılımlarıyla 6/5/2020 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurmatalebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
C. E.2021/105 Sayılı Başvuru Yönünden
3. İçtüzük hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, HasanTahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal MümtazAKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI ve İrfan FİDAN’ınkatılımlarıyla 13/10/2021 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III. BİRLEŞTİRME KARARLARI
A. E.2020/31 Sayılı Dava Yönünden
4. 21/12/2019 tarihli ve 7201 sayılı KamulaştırmaKanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 5. maddesiyle4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen ek 2. maddeninbirinci fıkrasının;
1. Birincicümlesinde yer alan “…Çevre ve Şehircilik Bakanlığı…” ibaresinin,
2. Üçüncücümlesinin,
B. 6. maddesiyle2942 sayılı Kanun’a eklenen ek 3. maddenin birinci fıkrasının;
1. Birincicümlesinin “…taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihiolarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle…”bölümünün,
2. İkincicümlesinde yer alan “…dava tarihi itibarıyla…” ibaresinin,
C. 7. maddesiyle2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 15. maddenin;
1. Birincifıkrasında yer alan “…ek 2 nci madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin,
2. İkincifıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin,
Ç. 8. maddesiyle25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun geçici 39.maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen “…ve birinci fıkrada yer alan süreyiiki yıla kadar uzatmaya…” ibaresinin,
D. 11. maddesiyle3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ek 2. maddesine eklenenüçüncü fıkrada yer alan “…yüzde onunu…” ibaresinin,
E. 12. maddesiyle5393 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. maddenin birinci fıkrasının;
1. Birincicümlesinde yer alan “…tahsilinden vazgeçilir; varsa başlatılmış icratakipleri düşer, açılmış davalar hakkında resen karar verilmesine yerolmadığına karar verilir, yargılama gideri ve takip giderleri taraflar üzerindebırakılır ve vekalet ücretine hükmedilmez.” bölümünün,
2. İkincicümlesinin,
F. 14. maddesiyle19/11/2014 tarihli ve 6569 sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığınaİlişkin Bazı Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. maddesinin yeniden düzenlenen mülga(2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…Cumhurbaşkanınca tespitolunur.” ibaresinin,
G. 15. maddesiyle11/7/2019 tarihli ve 7183 sayılı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme AjansıHakkında Kanun’un 8. maddesinin (3) numaralı fıkrasına eklenen “…14/7/1965tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa, 18/5/1994 tarihli ve 527sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri ile İlgili Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnameye,4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali veSosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye…” ibaresinin,
iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına kararverilmesi talebiyle açılan E.2020/31 sayılı davanın, aralarındaki hukukiirtibat nedeniyle E.2019/93 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasınınkapatılmasına, esas incelemenin E.2019/93 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine6/5/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B. E.2021/105 Sayılı Başvuru Yönünden
5. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu’na 21/12/2019 tarihli ve 7201 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen ek3. maddenin birinci fıkrasına 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 20.maddesiyle eklenen üçüncü cümlenin iptaline karar verilmesi talebiyle yapılanitiraz başvurusuna ilişkin E.2021/105 sayılı davanın, aralarındaki hukukiirtibat nedeniyle E.2019/93 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasınınkapatılmasına, esas incelemenin E.2019/93 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine13/10/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV. ESASIN İNCELENMESİ
6. Dava dilekçeleri ile başvuru kararı ve ekleri,Raportör Onur MERCAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava veitiraz konusu kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları vebunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A. 7183 Sayılı Kanun’un Dava Konusu Kurallarınınİncelenmesi
1. Kanun’un 3. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının İkinci ve Üçüncü Cümlelerinde Yer Alan “Bakanlıktan” İbarelerininİncelenmesi
7. Kanun’un 3. maddesinin dava konusu kuralların da yeraldığı (3) numaralı fıkrası 3/11/2022tarihli ve 7420 sayılı Kanun’un 36.maddesiyle değiştirilmiştir.
8. Açıklanan nedenle konusu kalmayan ibarelere ilişkiniptal talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.
2. Kanun’un 3. Maddesinin (6) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
a. Anlam ve Kapsam
9. 7183 sayılıKanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasında anılan Kanun’un amacıTürkiye’nin turizm hedeflerine ulaşmasını teminen turizm imkân ve fırsatlarınındünyada tanıtılmasına, turizm potansiyelinin tüm yönleri ile değerlendirilerekülke ekonomisine kazandırılmasına, turizm yatırımlarının, turizmin ülkeekonomisindeki payının ve turizm sektörünün hizmet kalitesinin artırılmasınayönelik faaliyetlerde bulunmak, destek ve kaynak sağlamak amacıyla TürkiyeTurizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (Ajans) kurulması ile yönetimi,denetimi, gelirleri ve faaliyetlerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesiolarak ifade edilmiştir.
10. Dava konusu kuralla Kültür ve Turizm Bakanlığına(Bakanlık) Ajansın organlarının yetki ve görevleri, yöneticisinin atanması, teşkilatyapısı ile çalışmasına ilişkin usul ve esasları düzenleme yetkisi tanınmıştır.Bakanlığa kuralla tanınan düzenleme yetkisi yürürlüğe konulacak yönetmelikaracılığıyla kullanılacaktır.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
11. Dava dilekçesinde özetle; 7183 sayılı Kanun’dayalnızca Ajansın organlarının oluşumunun düzenlendiği, dava konusu kuralla buorganların görev ve yetkileri, çalışma usulleri, Ajans yöneticisinin atanması,Ajansın teşkilat yapısı ile çalışma usul ve esaslarının belirlenmesinin idareyebırakıldığı, bu durumun ise idarenin kanuniliği ilkesiyle bağdaşmadığı, genelilkeler belirlenmeksizin idareye tanınan düzenleme yetkisinin yasama yetkisinindevredilemezliği ilkesiyle çeliştiği, yürütme organına sınırları belirliolmayan bir yetki tanıyan kuralın asgari bir belirlilik taşımadığı ve buyönüyle hukuk devleti ilkesini de ihlal ettiği, ayrıca idareye tanınandüzenleme yetkisinin uygulamada eşitlik ilkesine aykırı durumlara sebepolabileceği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 7., 10. ve 123. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
12. Anayasa’nın 7. maddesinde “Yasamayetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetkidevredilemez.” denilmektedir. Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine(TBMM) ait olması ve bu yetkinin devredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesininbir gereğidir. Bu hükme yer veren Anayasa’nın 7. maddesinin gerekçesinde yasamayetkisinin parlamentoya ait olması “demokrasi rejimini benimseyen siyasirejimlerde kaçınılmaz bir durum” olarak nitelendirilmiştir. Ayrıca,gerekçede “Millet adına kanun koyma yetkisini yasama meclisi yerine getirir.Bu yetki devredilemez. Ancak, Anayasanın 99 ve 129 uncu maddeleri hükümlerisaklıdır.” denilmek suretiyle bu ilkenin anlamı ve istisnalarıbelirtilmiştir. Madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, yasama yetkisinindevredilemezliği, esasen kanun koyma yetkisinin TBMM dışında başka bir organcakullanılamaması anlamına gelmektedir. Anayasa’nın 7. maddesi ile yasaklanan,kanun yapma yetkisinin devredilmesidir (AYM, E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013).
13. Türevsel nitelikteki düzenleyiciişlemler bakımından yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı vebağımlı bir yetkidir. Bu nedenle temel ilkeleri belirlenmeksizin veçerçevesi çizilmeksizin, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir kanunkuralı ile sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın yürütmenin düzenlemesinebırakılması, Anayasa’nın belirtilen maddesine aykırılık oluşturur. Bununlabirlikte yasama organının temel ilkeleri ve çerçeveyi kanunla belirlendiktensonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasamayetkisinin devri olarak yorumlanamaz (AYM,E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013; E.2019/36, K.2021/15, 4/3/2021, § 57).
14. 7183 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralıfıkrasında Ajansın, Bakanlıkça belirlenen turizm strateji ve politikalarıdoğrultusunda Türkiye’nin turizm hedeflerine ulaşması, turizm olanaklarınındünyada tanıtılması ile pazarlanmasına ilişkin strateji geliştireceği ve tanıtımfaaliyetlerini yürüteceği, turizm sektörü ile pazarının ihtiyaçlarını veeğilimlerini belirleyerek ilgililere tavsiyelerde bulunacağı, turizmpotansiyelinin tüm yönleriyle değerlendirilerek ülke ekonomisinekazandırılmasına, turizm yatırımlarının ve turizmin ülke ekonomisindeki payınınartırılmasına yönelik çalışmalar yapacağı, turizm sektörünün hizmet kalitesininve niteliğinin artırılması amacıyla gerekli tüm çalışmaları yürüteceği,turizmin ülke ekonomisindeki payının artırılması amacıyla anılan Kanun’dabelirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere diğer her türlü faaliyet, iş veişlemleri de yapabileceği, destek ve kaynak sağlayabileceği öngörülmüştür. Sözkonusu faaliyetlerin yürütülmesinde kamu yararının bulunduğu ve Ajansınsunacağı hizmetin kamu hizmeti niteliğinde olduğu açıktır.
15. Diğer yandan Kanun’un 3. maddesinin (1) numaralıfıkrasında Ajansın Bakanlıkla ilgili, tüzel kişiliği haiz ve Kanun’dabelirtilen hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi olduğu belirtilmiş, (3)ve (4) numaralı fıkralarında ise Tanıtma GenelMüdürlüğünden sorumlu bakan yardımcısının Yönetim Kurulu ve İcra Kurulununbaşkanı olduğu ifade edilmiştir.
16. Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendinde genel bütçeden aktarılan tutarlar, (b) bendinde ise 6. maddeye görealınacak turizm payları Ajansın gelirleri arasında sayılmış; 6. maddesinin (3)numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde ise vergi dairesi tarafından turizmpayının beyan, tarh, tahakkuk ve tahsili ile ret ve iadesinde 4/1/1961 tarihlive 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı AmmeAlacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağıbelirtilmiştir. Ayrıca Ajans; Kanun’un 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaher türlü dava ve icra işleminde teminat yatırma mükellefiyetlerinden, (2)numaralı fıkrasında ise Kanun kapsamındaki faaliyetleri nedeniyle düzenlenecekkâğıtlara ilişkin damga vergisinden muaf tutulmuştur.
17. Buna göre Kanun ilekurulan Ajansın kamu hizmeti sunacağı, icrai kararlar alan ve bu kararları uygulayankurullarının başkanlığının kamusal makamlarca yerine getirileceği, kamukaynaklarını kullanacağı, gelirleri arasında bulunan turizm payının kamualacaklarına ilişkin usule göre takip ve tahsil edileceği ayrıca teminatyatırma ve damga vergisi muafiyetinden yararlanacağı anlaşılmaktadır. Buitibarla Ajansın kamu tüzel kişiliğini haiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
18. Anayasa’nın 123. maddesinin birincifıkrasında “İdare, kuruluş vegörevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.” denilmiştir. Buna göre kamu tüzel kişiliğini haiz birkamu kurumu olan Ajansın organlarının yetki ve görevleri, teşkilat yapısı ileçalışmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi Anayasa’da kanunladüzenlemesi öngörülen konular arasındadır. Bu itibarla anılan usul ve esaslarındüzenlenmesinde genel ifadelerle Bakanlığa yetki tanınması yasama yetkisinindevredilemezliği ilkesiyle bağdaşmayacaktır.
19. Kanun’un 3. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaAjansın organlarının Yönetim Kurulu, İcra Kurulu ve Danışma Kurulu olduğu belirtilmiştir.Anılan maddenin (3) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinde Yönetim Kurulunun Ajansın karar organı olduğu hükmebağlanmış, ikinci cümlesinde ise Yönetim Kurulu başkanının Tanıtma Genel Müdürlüğünden sorumlu bakan yardımcısıolduğu belirtilmiş ve üyeleri ile üye seçimine ilişkin düzenlemelere yerverilmiştir.
20. Öte yandan Kanun’un geçici 1. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinde Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğütarafından işletilenler hariç olmak üzere havalimanı ve terminal işletmeleriningörevlendireceği üye ve Bakanlıktan turizm işletmesi belgeli tesislerinbulundukları coğrafi bölge bazında görevlendirecekleri üyelerin seçimiyapılıncaya kadar Yönetim Kurulu üyelerinin havalimanı ve terminal işletmelerive Bakanlıktan turizm işletmesi belgeli tesislerin temsilcileri arasındanKültür ve Turizm Bakanı (Bakan) tarafından atanması öngörülmüştür.
21. Diğer yandan Kanun’un 3. maddesinin (4) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde İcra Kurulunun Ajansın yürütme organı olduğuifade edilmiş, ikinci cümlesinde İcra Kurulu başkan ve üyelerine ilişkindüzenleme yapılmıştır. Ayrıca anılan maddenin (5) numaralı fıkrasının birincicümlesinde Yönetim Kurulu ve İcra Kuruluna danışmanlık etmek ve tavsiyelerdebulunmak üzere Danışma Kurulunun oluşturulacağı ifade edilmiş, ikincicümlesinde ise Danışma Kurulunun doğal üyeleri düzenlenmiştir.
22. Buna karşılık kamu tüzel kişiliğini haiz olan Ajansınhizmet birimlerine ilişkin Kanun’da herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.Ayrıca Danışma Kurulunun doğal üyeleri dışındaki üyelerine ilişkin herhangi birhüküm de öngörülmemiştir. Bu itibarla Ajansın teşkilat yapısına ilişkin usul veesasların çerçevesi kanunla belirlenmeksizin idareye tanınan düzenlemeyetkisinin yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesiyle bağdaşmadığı sonucunaulaşılmıştır.
23. Kuralda Ajansın organlarının görev ve yetkileri ileçalışmasına ilişkin usul ve esasların da Bakanlık tarafından çıkarılacakyönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüştür.
24. Kanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaAjansın kuruluş amacı belirtilmiş, 4. maddesinde ise Ajansın faaliyet alanlarıdüzenlenmiştir. Bu kapsamda anılan maddenin (1) numaralı fıkrasının (d)bendinde Ajansın, Bakanlıkça belirlenen turizm strateji ve politikalarıdoğrultusunda Kanun’da belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere kaynaksağlayabileceği belirtilmiştir.
25. Öte yandan Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (a) bendinde genel bütçeden aktarılan tutarlar, (b) bendinde ise 6.maddeye göre alınacak turizm payları Ajansın gelirleri arasında sayılmaksuretiyle Ajansın yürüteceği faaliyetlerde kamu kaynaklarını da kullanacağıöngörülmüştür. Söz konusu maddenin (3) numaralı fıkrasında ise Ajansınbütçesinin yıllık program ve faaliyetleri dikkate alınarak İcra Kurulutarafından bir yıllık olarak hazırlanıp her yıl ağustos ayı sonuna kadarYönetim Kuruluna sunulacağı, Yönetim Kurulu tarafından incelendikten sonrauygun bulunan bütçenin Bakan onayı ile yürürlüğe gireceği, bütçe yılının takvimyılı olduğu, bütçe dışı harcama yapılamayacağı, Yönetim Kurulunun yıllara sâriharcama yapmaya yetkili olduğu ve Ajans bütçesinde cari yıl içinde harcanmayantutarların bir sonraki yıl bütçesine devredileceği belirtilmiştir.
26. Ayrıca Kanun’un 7. maddesinde Ajansın bağımsızdenetiminin kamu yararını ilgilendiren kuruluşların denetimini yapmak üzereyetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarının en az üçünden teklif alınmaksuretiyle İcra Kurulu tarafından yaptırılacağı ifade edilmiştir.
27. Bununla birlikte Ajansın kamu kaynaklarını kullandığıdikkate alındığında turizm sektörüne kaynak aktarılması gibi mali sonuçlarıolan kararları alırken ve uygularken tabi olacağı ilkelerin genel çerçevesininkanunla çizilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda danışma organının kamukaynaklarının kullanılmasına yönelik faaliyetlere ilişkin tavsiyede bulunurkengözeteceği temel esasların da kanunla belirlenmesi gerekir. Kanun’da Ajansınkuruluş amacı ve faaliyet alanları ile bütçesine ilişkin düzenlemelere yerverilmiş ise de kamu kaynağı kullanılmasını gerektiren görev ve yetkileribağlamında alacağı kararların tabi olacağı temel ilkeler belirlenmemiştir.Ayrıca Kanun’da Ajansın organlarının çalışma usulü, toplantı ve karar yetersayılarına ilişkin herhangi bir hükme de yer verilmemiştir.
28. Bu itibarla Ajansın organlarının görev ve yetkileriile Ajansın çalışmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi konusunda temelilkeler kanunla belirlenmeksizin Bakanlığa yetki tanınması da yasama yetkisinindevredilemezliği ilkesini ihlal etmektedir.
29. Diğer yandan kural uyarınca Bakanlık tarafındandüzenlenecek hususlar arasında Ajans yöneticisinin atanmasına ilişkin usul veesaslar da yer almaktadır.
30. Kanun’un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaAjansın Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda özel hukuk hükümlerine tabiolacağı, 8. maddesinin (4) numaralı fıkrasında ise Ajansta 22/5/2003 tarihli ve4857 sayılı İş Kanunu’na tabi personel istihdam edileceği öngörülmüş ise deAjansın kamu tüzel kişisi olması nedeniyle Ajansın yürüteceği kamu hizmetineilişkin icrai karar alma yetkisini haiz olan Ajans yöneticisinin kamu görevlisiolacağı anlaşılmaktadır. Nitekim idareye düzenleme yetkisi tanıyan dava konusukuralda da Ajans yöneticisinin atanması ibaresine yer verilmek suretiyleyöneticinin statü hukukuna tabi olduğu ortaya konulmuştur.
31. Buna karşılık Kanun’da Ajans yöneticisinin atanmasınailişkin temel ilkeleri ve çerçeveyi belirleyen herhangi bir hükümbulunmamaktadır. Bu itibarla Ajans yöneticisinin atanmasına ilişkin usul veesasların düzenlenmesi konusunda idareye tanınan yetki de yasama yetkisinindevredilemezliği ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
32. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 7. maddesineaykırıdır. İptali gerekir.
Kural Anayasa’nın 7. maddesine aykırı görülerek iptaledildiğinden ayrıca Anayasa’nın 2., 10. ve 123.maddeleri yönünden incelenmemiştir.
3. Kanun’un 4. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (d)Bendinde Yer Alan “...ve kaynak...” İbaresinin İncelenmesi
a. Anlam ve Kapsam
33. 7183 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralıfıkrasında genel bütçeden aktarılan tutarlar, anılan Kanun’un 6. maddesine görealınacak turizm payları, her türlü bağış ve yardımlar, Ajansın faaliyetlerindenelde edilen gelirler ve diğer gelirler Ajansın gelirleri olarak sayılmış, (2) numaralıfıkrasında Ajansın gelirlerinin en az yüzde seksen beşinin ülke turizminintanıtılmasına yönelik faaliyetlerin, kalan kısmının ise diğer faaliyetlerinfinansmanında kullanılacağı belirtilmiştir.
34. Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d)bendinde Ajansın turizmin ülke ekonomisindeki payının artırılması amacıylaanılan Kanun’da belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere diğer her türlüfaaliyet, iş ve işlemleri yapabileceği, destek ve kaynak sağlayabileceğiöngörülmüştür. Anılan bentte yer alan “…ve kaynak…” ibaresi dava konusukuralı oluşturmaktadır.
35. Kural uyarınca Ajans, turizmin ülke ekonomisindekipayını arttırmak ve Kanun’da belirtilen amaçları gerçekleştirmek için kaynaksağlayabilecektir. Söz konusu kaynak Ajansın gelirlerinin ülke turizminintanıtılmasına yönelik faaliyetlere ayrılan en az yüzde seksen beş oranındakikısmından sağlanacaktır.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
36. Dava dilekçesinde özetle; Ajansın kamu kaynaklarınıkullandığı, kuralla turizmin ülke ekonomisi içindeki payının artırılmasıamacıyla Ajansa tanınan kaynak sağlama yetkisinin hangi esaslara görekullanılacağının kanunla düzenlenmediği, çerçevesi kanunla belirlenmedenidareye tanınan bu yetkinin asgari bir belirliliğe sahip olmadığı, keyfîuygulamalara yol açabileceği ve bu nedenle hukuk devleti ilkesiylebağdaşmadığı, ayrıca söz konusu belirsizliğin uygulamada eşitlik ilkesineaykırı durumlara da neden olacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve 10.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
37.Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukukdevleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak veözgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimineaçık olan devlettir.
38. Hukuk devletinin temel unsurlarındanbiri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıcakamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup kişinin kanundan belirlibir kesinlik içinde hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veyasonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini verdiğini bilmesinizorunlu kılmaktadır. Kişi ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleriöngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuki güvenlik ilkesi bireylerintüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasaldüzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gereklikılar (AYM, E.2020/80, K.2021/34, 29/4/2021, § 25).
39. Ajansın gelirleri arasında genelbütçeden aktarılan tutarlar ve turizm paylarının da bulunması sebebiyle Ajansınkaynak sağlamaya ilişkin alacağı kararların kamu kaynaklarının kullanılmasısonucunu doğuracağı açıktır. Belirlilik ilkesi Ajansa kamu kaynaklarının kullanılmasına yönelikverilecek yetkiler bağlamında keyfî uygulamaların önüne geçebilecekdüzenlemelerin öngörülmesini gerektirmektedir.
40. 7183 sayılı Kanun’un 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasında Ajansın kuruluşamaçlarının gerçekleştirilmesi ve faaliyetlerin finansmanında kullanılmak üzereturizm payı alınacağı belirtilmiş, (2) numaralı fıkrasında ise ilgili tesis veişletmelerin ödeyeceği turizm payının oranları düzenlenmiştir. Belirlilik ilkesi Ajansın anılan Kanun’dabelirtilen görevleri yerine getirebilmesi için ihtiyaç duyacağı finansmanınkarşılanması amacıyla turizm payı ödemekle yükümlü tutulan tesis veişletmelerin temsilcilerinin Ajansın gelirlerden hangi tesis, işletme ya dayatırımlara hangi ilkelere göre kaynak sağlanacağını öngörebilmelerini degerektirmektedir.
41.Öte yandan Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik birdevlet olduğu belirtilmiş, anılan maddeye ilişkin Danışma Meclisinin kabulettiği metnin gerekçesinde ise “Demokrasi, egemenliğin millete ait olduğubir siyasi rejimdir” denilmiştir. Demokratik devlette kamu kaynakları ve bukaynakların kullanılmasına ilişkin yetki esas itibarıyla egemenliğin sahibiolan millete ait olduğundan idare, kurum ya da kuruluşların kamu kaynaklarınıkullanırken tabi olacakları hükümlerin hesap verme yükümlülüğüne uygun şekildedüzenlenmesi gerekir. Bu itibarla Ajansın kaynaksağlama yetkisinin temel esaslarının kanunla düzenlenmesi demokratik devletilkesinin de gereğidir.
42. Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasında Ajansın bütçesinin yıllıkprogram ve faaliyetleri dikkate alınarak İcra Kurulu tarafından bir yıllıkolarak hazırlanıp her yıl ağustos ayı sonuna kadar Yönetim Kuruluna sunulacağı,Yönetim Kurulu tarafından incelendikten sonra uygun bulunan bütçenin Bakanonayı ile yürürlüğe gireceği, bütçe yılının takvim yılı olduğu ve bütçe dışıharcama yapılamayacağı belirtilmiştir. Bununla birlikte Kanun’da Ajanstarafından sağlanacak kaynak bağlamında bütçenin hazırlanmasına ilişkinölçütler ile bu kapsamdaki harcamaların tabi olduğu usule ilişkin temel ilkelerbelirlenmeksizin anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında Ajans bütçesininhazırlanması, uygulanması, harcamaların yapılması ve muhasebeleştirilmesineilişkin usul ve esasların ilgili kurumların görüşü çerçevesinde Bakanlıkçaçıkarılacak yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüştür.
43. Kuralla Ajansın turizmin ülke ekonomisindeki payını arttırmak veKanun’da belirtilen amaçları gerçekleştirmek için kaynak sağlayabileceğiöngörülmüş ise de Kanun’da kaynak aktarılacakkişi, tesis, işletme ya da yatırımların taşıması gereken nitelikler konusundada genel bir çerçevenin çizilmediği ve Ajansın hangi ilkelere bağlı olarakkaynak sağlayacağına ilişkin herhangi bir hükme yer verilmediği anlaşılmaktadır.
44. Buna göre Kanun’da temel ilkeleri veçerçevesinin belirlenmediği anlaşılan kaynak sağlama yetkisi kapsamında kamukaynakları özel yatırım, tesis ve işletmelere aktarılabilecektir. Bu nedenlekuralın keyfîuygulamalara karşı önlem içermediği, turizm payı ödemekle yükümlü kişilerinkaynağın hangi şartlarla sağlanacağını öngörebilmelerine ve Ajansın hesapverebilmesine imkân tanımadığı açıktır.
45. Bu itibarla tabi olacağı ilkeleraçık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel şekilde düzenlenerek keyfî uygulamalara karşıkoruyucu önlem alınmadan Ajansa kaynak sağlama yetkisi verilmesi belirlilikve demokratik devlet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
46. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırıgörülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 10. maddesi yönündenincelenmemiştir.
4. Kanun’un 6. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının Birinci CümlesindeYer Alan “...net satış ve kira gelirlerinin toplamı...” İbaresininİncelenmesi
a. Anlam ve Kapsam
47. 7183 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasında Ajansın kuruluş amaçlarının gerçekleştirilmesi ve faaliyetlerininfinansmanında kullanılmak üzere turizm payının alınması öngörülmüştür.
48. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasının birincicümlesinde turizm payının; bileşik tesislerile konaklama tesislerinden binde yedi buçuk, Bakanlıktan belgeli yeme-içme veeğlence tesislerinden binde yedi buçuk, deniz turizmi tesisleri ile Bakanlıktanbelgeli deniz turizmi araçlarından binde yedi buçuk, seyahat acentelerinden(münferit uçak bileti satışları hariç) on binde yedi buçuk, havayoluişletmelerinden (ticari yolcu taşımacılığı faaliyetlerinden) on binde yedibuçuk, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından işletilenlerhariç olmak üzere havalimanı ve terminal işletmelerinden binde iki oranındaolmak üzere bu ticari işletmelerin yatırımcısı veya işletmecisi olan gerçekveya tüzel kişilerin bu işletmelerdeki faaliyetleri sonucunda elde ettiklerinet satış ve kira gelirlerinin toplamı üzerinden alınması, ikinci cümlesindeise kış, termal, sağlık, kırsal ve nitelikli spor turizmi gibi Bakanlıktarafından teşvik edilmesi uygun görülen turizm türlerinde faaliyet gösterentesisler için bu oranların yüzde elli indirimli olarak uygulanmasıöngörülmüştür. Söz konusu Kanun’un geçici 2. maddesinde turizm payınınBakanlıktan belgeli deniz turizmi araçlarından 31/12/2022 tarihine kadaralınacağı belirtilmiştir.
49. Kanun’un 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinde yer alan “…net satış ve kira gelirlerinin toplamı…”ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.Kural uyarınca anılan fıkra kapsamındaki işletmelerin yatırımcısı olan gerçekve tüzel kişilerin bu işletmelerdeki faaliyetlerisonucunda elde ettikleri net satış ve kira gelirlerinin toplamı turizm payının matrahını oluşturacaktır.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
50. Dava dilekçesinde özetle; turizm payının verginiteliğinde olduğu, turizm işletmelerinin zarar edip etmediğine bakılmaksızıntoplam ciroları üzerinden turizm payı alınmasının zarar eden işletmelerin deturizm payı ödemesine yol açacağı, bu durumun ise mali güce göre vergilendirmeilkesiyle bağdaşmadığı, turizm payının mevsimsel gelire sahip işletmelere ekonomikaçıdan aşırı bir yük getireceği, bu nedenle 7183 sayılı Kanun’un amacına aykırıolarak yatırımların azalmasına ve sektörün zayıflamasına yol açacağı, budurumun ise vergilemenin sosyal amacıyla bağdaşmayacağı, aynı işlem için birdenfazla işletmeden ayrı ayrı turizm payı tahsil edilmesine bağlı olarak ortayaçıkacak mükerrer vergileme ihtimaline karşı önlem alınmamasının belirsizliğeneden olduğu ve vergide kanunilik ilkesinin ihlal edildiği, ayrıca belirlilikve öngörülebilirlik ilkelerinin ihlal edilmesi suretiyle mülkiyet hakkına dakanunilik şartına aykırı şekilde sınırlama getirildiği belirtilerek kuralınAnayasa’nın 2., 35. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden deincelenmiştir.
52. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir./Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlananmülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen hertürlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkınazarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibiolduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etmeimkânı veren bir haktır.
53. Vergi, resim ve harç benzeri mali yükümlülükler kamuhizmetinin karşılığı olarak ya da herhangi bir kamu hizmetinin karşılığıolmaksızın öngörülen ve kamu gücüne dayanılarak yerine getirilmesi sağlananyükümlülükler olup bunların vergi, harç ve resmin özelliklerini ayrı ayrıtaşımalarının yanı sıra vergi, harç ve resmin ortak öğelerini taşımaları damümkündür (AYM, E.2013/41, K.2013/124, 31/10/2013).
54. Diğer yandan resim,bir iş ya da faaliyetin yapılmasına yetkili kuruluşlar tarafından verilen izinnedeniyle öngörülen ya da harca benzer biçimde kamu kurum ve kuruluşlarınınsunduğu hizmetin ve yaptıkları giderlerin karşılığı olarak yalnız sunulanhizmetle ilgili gerçek ve tüzel kişiler için öngörülen bir yükümlülük şeklindeaçıklanmaktadır (AYM, E.2013/41, K.2013/124, 31/10/2013).
55. 7183 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (3) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinde vergi dairesitarafından turizm payının beyan, tarh, tahakkuk ve tahsili ile ret ve iadesinde213 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı, tahsil edilenturizm payının yüzde beşinin genel bütçe geliri olarak ayrıldıktan sonra kalankısmının emanet hesabına alınacağı ve en geç takip eden ayın yirminci günüAjansın banka hesabına aktarılacağı belirtilmiştir. Buna göre turizm payıülke turizminin geliştirilmesi bağlamında kamu yararına yönelik olarak kamugücü kullanılmak suretiyle yerine getirilmesi sağlanabilen bir yükümlülüktür.
56. Öte yandan Ajansın turizm alanında sunacağı hizmetinfinansmanında kullanılmak üzere öngörülen turizm payının yükümlüleri, turizmalanında faaliyet gösteren işletmelerin yatırımcısı ve işletmecisi olankişilerdir. Buna göre kuralda matrahı düzenlenen turizm payının resim benzerimali yükümlülük olduğu anlaşılmaktadır.
57. Anılan Kanun’un 6. maddesinin (2)numaralı fıkrasında belirtilen ticariişletmelerin yatırımcısı veya işletmecisi olan gerçek ya da tüzel kişilerin buişletmelerdeki faaliyetleri sonucunda elde ettikleri net satış ve kiragelirleri üzerinden turizm payı olarak ödeyecekleri tutarın anılan kişileryönünden mülk teşkil etmesi nedeniyle kuralın mülkiyet hakkını sınırladığıaçıktır. Resim benzeri mali yükümlülük olarakturizm payının öngörülmesi suretiyle mülkiyet hakkına getirilen söz konususınırlama devletin mülkün kullanımını düzenleme veya mülkiyetin kamu yararınakullanılmasını kontrol etme yetkisi kapsamına girmektedir (Arif Sarıgül,B. No: 2013/8324, 23/2/2016, § 50; Yapı Kredi Bankası Anonim Şirketi (2),B. No: 2018/14110, 9/6/2021, § 39).
58. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmiştir.Buna göre mülkiyet hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması,meşru bir amaca yönelik ve ölçülü olması gerekir.
59. Ayrıca Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında “Vergi,resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veyakaldırılır.” denilmek suretiyle vergi, resim, harç ve benzeri maliyükümlülükler yönünden kanunilik şartı özel olarak düzenlenmiştir.
60. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibitemel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasalkuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir veöngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
61. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu nitelikleresahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devletiilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukukibelirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idareyönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfîuygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gerekenbu nitelikler, hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira builke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem veişlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bugüven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM,E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve35. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2.maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
62. Kanun’un 6.maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde turizm payını ödemekleyükümlü işletmelerin temsilcileri ile bunların ödeyecekleri turizm payınailişkin oranlar düzenlenmiş, (4) numaralı fıkrasında ise turizm payının beyanve ödenme zamanı ile beyan, tarh, tahakkuk,tahsil, ret ve iadesinde uygulanacak kanun hükümleri belirtilmiştir. Kuralda ise turizm payının matrahını söz konusuişletmelerin faaliyetleri sonucunda eldeettikleri net satış ve kira gelirlerinin oluşturacağı öngörülmüştür. Buitibarla turizm payına ilişkin işlemlerde uygulanacak hükümler, turizm payınınyükümlüleri, konusu, matrahı, oranı, beyan ile ödenme zamanı açık, net,anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel şekilde düzenlendiğinden kuralla mülkiyethakkına getirilen sınırlamanın kanunilik şartını sağladığı sonucunaulaşılmıştır.
63. Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyethakkının ancak kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği öngörülmüştür. Buna görekuralın kamu yararı dışında bir amaca yönelik olmaması gerekir.
64. Ajansın turizmin ülke ekonomisi içindeki payınıartırmak için yürüteceği faaliyetlerde toplumsal bir fayda bulunmaktadır.Kuralda ise Ajansın söz konusu faaliyetleri yürütürken ihtiyaç duyacağıfinansmanın karşılanması için ilgili işletmelerin net satış ve kira gelirleriüzerinden alınacak olan turizm payının matrahı düzenlenmiştir. Bu itibarlakuralın kamu yararı dışında bir amaca yönelik olduğu söylenemez. Bununlabirlikte kuralın kamu yararına yönelik olmasının yanı sıra ölçülü olması dagerekir.
65. Anayasa’nın 13. maddesinde güvencealtına alınan ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik veorantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişliliköngörülen sınırlamanın amaca ulaşmaya elverişli olmasını, gereklilik amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer birifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkünolmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile amaçarasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Buna göre kuralın elverişlilik, gereklilik veorantılılık alt ilkelerine aykırı olmaması gerekir.
66. Ajansın gelirlerinin belirlenmesi konusunda kanunkoyucunun geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu bağlamda Ajansın Kanun’daöngörülen faaliyetleri yürütmek için ihtiyaç duyacağı finansmanınkarşılanmasında genel bütçeden aktarılan tutarlar dışında da belirli gelirkaynakları öngörmesi kanun koyucunun takdirindedir. Turizm alanında faaliyetyürüten ilgili işletmelerin yatırımcısı veya işletmecisi olan kişilerden netsatış ve kira gelirleri üzerinden turizm payının alınması Ajansın Kanun’daöngörülen görevleri yerine getirirken ihtiyaç duyacağı finansmana katkısunacağından kuralın amaca ulaşmak bakımından elverişli ve gerekli olmadığısöylenemez.
67. Kurala göre Kanun’un 6. maddesinin (2) numaralıfıkrasında belirtilen ticari işletmelerin yatırımcısı veya işletmecisi olangerçek veya tüzel kişilerden tahsil edilecek olan turizm payı söz konusuişletmelerin faaliyetleri sonucunda elde ettikleri net satış ve kiragelirlerinin toplamı üzerinden hesaplanacak, turizm payının alınmasında ilgiliişletmelerin yürüttükleri faaliyet kapsamındaki giderleri ise dikkatealınmayacaktır. Başka bir deyişle turizmpayının matrahının tespitinde ilgili işletmelerin zarar edip etmediklerinebakılmaksızın net satış ve kira gelirlerinintoplamı dikkate alınacaktır. Bununla birlikte anılan fıkranın birincicümlesinde turizm payının oranları oldukça düşük bir seviyede belirlenmiş olupikinci cümlesinde ise kış, termal, sağlık, kırsal ve nitelikli spor turizmigibi Bakanlık tarafından teşvik edilmesi uygun görülen turizm türlerindefaaliyet gösteren tesisler için turizm payı oranlarının yüzde elli indirimliolarak uygulanması öngörülmek suretiyle turizm payının ilgili işletmelereekonomik açıdan olabildiğince az yük getirmesi sağlanmıştır.
68. Öte yandan Kanun’un 6. maddesinin (4) numaralıfıkrasında ödenen turizm payının kurumlar vergisi ve gelir vergisi mükellefleritarafından matraha esas kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınacağıöngörülmek suretiyle kurumlar ve gelir vergisi mükelleflerinin mülkiyethaklarına getirilen sınırlama ile amaç arasında makul bir denge kurulmuştur.
69. Bu itibarla net satış ve kira gelirleri üzerindenturizm payı alınması ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklemediğinden orantılılıkilkesiyle de çelişmeyen kural ölçülülük ilkesini ihlal etmemektedir.
70. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddigerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. ve 73. maddelerine de aykırıolduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13.ve 35. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmışolması nedeniyle Anayasa’nın 2. ve 73. maddeleri yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
5. Kanun’un 7. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinde Yer Alan “...münhasıran kendisine sunulan bağımsız denetimraporlarını esas alarak...” İbaresinin İncelenmesi
a. Anlam ve Kapsam
71. 7183 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (3) numaralıfıkrasında Ajansın anılan Kanun’un 7. maddesinin(2) numaralı fıkrası hükmü hariç 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı SayıştayKanunu’na tabi olmayacağı belirtilmiştir.
72. 7183 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (1) numaralıfıkrasında ise Ajansın Kamu Gözetimi, Muhasebeve Denetim Standartları Kurumu (Kurum) tarafından yayımlanan Türkiye FinansalRaporlama Standartlarına uygun olarak hazırlanan yıllık finansal tablolarınınbağımsız denetime tabi olduğu ve anılan denetimin Kurum tarafından kamuyararını ilgilendiren kuruluşların denetimini yapmak üzere yetkilendirilenbağımsız denetim kuruluşlarının en az üçünden teklif alınmak suretiyle İcraKurulu tarafından yaptırılacağı öngörülmüştür.
73. Bu itibarla Ajans 6085 sayılıKanun’a tabi değil ise de 7183 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (2) numaralıfıkrasının birinci cümlesi uyarınca anılan maddenin (1) numaralı fıkrasındaöngörülen denetim sonucunda düzenlenen bağımsız denetim raporları Sayıştayagönderilecektir. Söz konusu fıkranın ikinci cümlesinegöre ise Sayıştay münhasıran kendisine sunulan bağımsız denetim raporlarınıesas alarak hazırlayacağı raporu TBMM’ye sunacaktır. Anılan cümlede yer alan “...münhasıran kendisine sunulan bağımsız denetimraporlarını esas alarak…” ibaresi davakonusu kuralı oluşturmaktadır.
74. Kurala göre Sayıştay TBMM’yegönderilmek üzere Ajans ile ilgili hazırlayacağı rapora ilişkin bağımsızdenetimden ayrı bir denetim gerçekleştirmeyecek, bu kapsamda Ajanstan herhangibir bilgi veya belge istemeksizin kendisine sunulan bağımsız denetim raporuüzerinden inceleme yapacaktır.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
75. Dava dilekçesinde özetle; Ajansın kamuayrıcalıklarından yararlandığı ve kamu kaynaklarını kullandığı ancakharcamalarının Sayıştayın denetimine tabi olmadığı, Ajansın bağımsız denetimkuruluşları tarafından denetlenmesinin öngörülmesi mümkün olmakla birliktegenel bütçeden pay alan Ajans ile ilgili Sayıştayın münhasıran kendisinesunulan bağımsız denetim raporlarını esas alarak inceleme yapmasının Sayıştaydenetiminin ortadan kaldırılması sonucunu doğurduğu, yürütme organı ve idareninTBMM adına Sayıştay tarafından denetlenmesinin demokratik hukuk devletinin birgereği olduğu, bağımsız denetim kurumlarınca yapılan denetimin TBMM ve Sayıştayındenetim yetkisini ortadan kaldıramayacağı, Sayıştayın bağımsız denetimraporlarında yer alan bilgilerin doğruluğunu kontrol edebilme ve belge incelemeyetkisinin olmaması nedeniyle kuralın TBMM denetimini sınırladığı ve kuvvetlerayrılığı ile demokratik hukuk devleti ilkelerini ihlal ettiği, ayrıca KurumunSayıştayın yerine geçmesinin kaynağını Anayasa’dan almayan bir devletyetkisinin kullanılmasına yol açtığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 6. ve160. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
76. Anayasa’nın 160. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesinde “Sayıştay, merkezî yönetim bütçesi kapsamındaki kamuidareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ilemallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesapve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetlemeve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir.”, üçüncü fıkrasında ise “Mahallîidarelerin hesap ve işlemlerinin denetimi ve kesin hükme bağlanması Sayıştaytarafından yapılır.” denilmiştir.
77. Buna göre merkezî yönetim bütçesi kapsamındaki kamuidareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ilemallarının ayrıca mahallî idarelerin hesap ve işlemlerinin Sayıştay tarafındandenetlenmesi anayasal bir zorunluluktur. Başka bir deyişle anılan denetimlerinSayıştay tarafından gerçekleştirilmeyeceğinin öngörülmesi veya Sayıştaytarafından gerçekleştirilmesine sınırlama getirilmesi mümkün değildir.
78. 7183 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (1) numaralıfıkrasında Ajansın anılan Kanun’da belirtilmeyen hususlarda özel hukukhükümlerine tabi olduğu ifade edilmiştir. Bu nedenle Ajansın Kanun’dabelirtilen faaliyetleri yerine getirirken tamamıyla özel hukuk hükümlerine tabiolacağı söylenemez. Diğer yandan Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(a) bendinde genel bütçeden aktarılan tutarlar, (b) bendinde ise turizm paylarıAjansın gelirleri arasında sayılmıştır. Bu itibarla Ajansın Kanun’da belirtilenalanlarda genel olarak kamu hukuku ilke ve kurallarına göre kamu kaynaklarınıkullanmak suretiyle faaliyet yürüteceği açıktır.
79. 6085 sayılı Kanun’un “Denetim alanı” başlıklı4. maddesinde Sayıştay tarafından denetlenmesi anayasal bir zorunluluk olmayanbazı idare, kurum ve kuruluşların da Sayıştay tarafından denetleneceğibelirtilmiş olmakla birlikte Anayasa’nın 160. maddesinde kamu kaynağı kullanantüm idare, kurum ve kuruluşların Sayıştay tarafından denetleneceğiöngörülmediğinden kanun koyucu takdir yetkisini Ajansın 7183 sayılı Kanun’un 7.maddesinin (2) numaralı fıkrası hariç Sayıştay denetimine tabi olmaması yönündekullanmıştır.
80. Bu itibarla Sayıştay tarafından denetlenmesi anayasalbir zorunluluk olmayan Ajans ile ilgili olarak Sayıştayın TBMM’ye göndereceğiraporu münhasıran kendisine sunulan bağımsız denetim raporunu esas alarakhazırlayacağını öngören kuralın Anayasa’nın 160. maddesine aykırı bir yönübulunmamaktadır.
81. Bununla birlikte kamu kaynağı kullanan idare, kurumve kuruluşların mali işlemlerinin denetlenmesi anılan kaynağın kamu yararınauygun kullanılması ve esas sahibi olan topluma hesap verilmesini sağlamakbakımından demokratik devlet ilkesinin gereğidir. Başka birifadeyle demokratik devlet denetime açık ve şeffaf bir mali düzen kurmak,kişilerden kamu gücü kullanılarak toplanan vergi, resim, harç ve benzeri maliyükümlülüklerle yaratılan kaynağın kamu yararına uygun şekilde harcanmasınıgüvence altına alan yöntemleri geliştirmekle yükümlüdür. Kamu kaynağı kullananidare, kurum ya da kuruluşların işlemlerinin hukuka uygunluğu incelenmedenanılan kaynağın kamu yararına uygun şekilde kullanılmasının güvence altınaalınabileceği söylenemez.
82. Bu itibarla kamu kaynağı kullanan ancak Sayıştayındenetimine tabi olmayan idare, kurum ve kuruluşlar yönünden kamu hukuku ilke vekuralları bağlamında herhangi bir mali denetim sisteminin öngörülmemesi demokratikdevlet ilkesiyle bağdaşmayacaktır.
83. Anılan Kanun’un 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasınagöre Ajansın Kurumtarafından yayımlanan Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına uygun olarakhazırlanan yıllık finansal tabloları kamu yararını ilgilendiren kuruluşlarındenetimini yapmak üzere yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarıncadenetlenecektir. Söz konusu maddenin gerekçesindeAjansın faaliyetlerinin şeffaf ve hesapverilebilir olmasını sağlamak için Ajans ile Ajansın iştirak ettiği şirketlerinyıllık mali tablolarının bağımsız denetiminin yaptırılması suretiyle ölçütleriobjektif olarak belirlenen etkin bir dış denetimin öngörüldüğü ifadeedilmiştir.
84.26/9/2011 tarihli ve 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim StandartlarıKurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 2.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde bağımsızdenetim; finansal tablo ve diğer finansal bilgilerin finansal raporlamastandartlarına uygunluğu ve doğruluğu hususunda, makul güvence sağlayacakyeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amacıyla, denetimstandartlarında öngörülen gerekli bağımsız denetim tekniklerinin uygulanarakdefter, kayıt ve belgeler üzerinden denetlenmesi ve değerlendirilerek raporabağlanması olarak tanımlanmıştır.
85. Anılan KHK’nın 23. maddesinin (1) numaralı fıkrasında kamu yararını ilgilendiren kuruluşlarda denetimin sadecebağımsız denetim kuruluşları tarafından yapılacağı, (2) numaralı fıkrasında isekamu yararını ilgilendiren kuruluşların denetimini yapacak bağımsız denetimkuruluşlarının yetkilendirilmesi sürecinde Kurumun, bunların ilgili olduğusektörü düzenleme ve denetleme yetkisini haiz kurul, kurum veya kuruluşlarıngörüşünü alacağı belirtilmiştir.
86.Bağımsız denetim esas itibarıyla ticaret şirketlerinin finansal tabloları ilefinansal bilgilerinin incelendiği bir denetim türüdür. Bununla birlikte ticaretşirketlerinin aksine kâr etmek değil esas itibarıyla kamu yararınıgerçekleştirmek amacıyla kurulmuş olan Ajans Kanun’da sayılan faaliyetlerigenel olarak kamu hukuku ilke ve kurallarına göre yürütecektir.
87.Diğer yandan demokratik devlet ilkesi mali açıdan denetlenen Ajansınişlemlerinde usulsüzlüklerin tespit edilmesi hâlinde bunlara belirli hukukisonuçların bağlanmasını gerektirmektedir. Kanun’da Ajansın denetiminin hukukauygun şekilde gerçekleşmesinin temin edilmemesi veya mali işlemlerinde belirliusulsüzlükler tespit edilmesi durumunda yapılacak işlemler ve bu bağlamda Ajansyetkilileri hakkında doğacak hukuki sonuca yönelik herhangi bir hüküm deöngörülmemiştir.
88.Buna göre bağımsız denetimin Kanun’da öngörülen faaliyetleri genel olarak kamuhukuku ilke ve kurallarına göre yürütecek olan Ajansın kamu kaynaklarını kamuyararına uygun şekilde kullanmasını güvence altına alan bir yöntem olduğusöylenemez.
89. Buitibarla Sayıştayın Ajans ile ilgili TBMM’ye göndereceği raporu münhasırankendisine sunulan bağımsız denetim raporu üzerinden inceleme yapmak suretiylehazırlaması demokratik devlet ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
90.Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
KuralAnayasa’nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın6. maddesi yönünden incelenmemiştir.
6.Kanun’un 8. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrası ile (4) numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinin İncelenmesi
a.(3) Numaralı Fıkra
i.Anlam ve Kapsam
91. 7183 sayılı Kanun’un “Muafiyet ve istisnalar”başlıklı 8. maddesinin (3) numaralı fıkrasında Ajansın tabi olmadığı kanunlarsayılmıştır. Anılan fıkraya 7201 sayılı Kanun’un15. maddesiyle “…14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa,18/5/1994 tarihli ve 527 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri ile İlgiliBazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair KanunHükmünde Kararnameye, 4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Memurlar ve Diğer KamuGörevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararnameye…” ibaresi eklenmiştir. Dava konusu kural fıkranın söz konusuibare değişikliğinden önceki hâlidir.
92. Kuralda Ajansın 4734 sayılı Kanun’a ve 7183 sayılıKanun’un 7. maddesinin (2) numaralı fıkrası hariç 6085 sayılı Kanun’a tabiolmadığı belirtilmiştir.
93.Kurala göre Ajansın mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde 4734 sayılıKanun uygulanmayacak ayrıca Ajans 7183 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (2)numaralı fıkrası haricinde Sayıştay tarafından denetlenmeyecektir.
ii. İptal Talebinin Gerekçesi
94. Dava dilekçesinde özetle; kamuayrıcalıklarından yararlanan Ajansın mal ve hizmet alımlarında dava konusukural uyarınca 4734 sayılı Kanun’a tabi olmamasının keyfî hareket etmesine yolaçacağı, bütün kamu ihalelerinin anılan Kanun’a tabi olmasını zorunlu kılan biranayasal hüküm bulunmasa da herhangi bir kamu ihalesinde Kanun’un uygulanmamasıiçin haklı gerekçelerin bulunması gerektiği, Ajansın Kanun kapsamı dışınaçıkarılmasına neden ihtiyaç duyulduğunun ortaya konulamadığı, Ajansın mal vehizmet alımında hiçbir ilke ve esasın belirlenmemiş olması nedeniyle kamuharcamalarının denetimsiz bırakıldığı, bu durumun hukuk devleti ilkesiylebağdaşmadığı, Ajansa tanınan muafiyetin çalışma ve sözleşme özgürlüğüne aykırıolduğu ayrıca eşitlik ilkesini ihlal ettiği, öte yandan kuralla Ajansın 6085sayılı Kanun kapsamı dışına çıkarıldığı, halbuki Ajansın Sayıştay tarafındandenetlenmesinin hesap verilebilirliğin sağlanması bakımından zorunlu olduğu,Sayıştayın denetiminin bağımsız denetim raporu üzerinden yapılacak inceleme ilesınırlanmasının TBMM denetimini de sınırladığı ve bu yönüyle kuvvetler ayrılığıile hukuk devleti ilkelerinin ihlal edildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nınBaşlangıç kısmı ile 2., 10., 48. ve 160. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
iii. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
95. 4734 sayılı Kanun’un “Amaç” başlıklı 1. maddesinde anılan Kanun’un amacının kamu hukukunatâbi olan veya kamunun denetimi altında bulunan veyahut kamu kaynağı kullanankamu kurum ve kuruluşlarının yapacakları ihalelerde uygulanacak esas ve usulleribelirlemek olduğu ifade edilmiş; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde buKanun hükümlerine göre yürütülecek mal veya hizmet alımları ile yapım işlerininihaleleri, “İstisnalar” başlıklı 3. maddesinde ise anılan Kanunhükümlerinin uygulanmayacağı mal ve hizmet alımları ile yapım işlerisayılmıştır.
96. Kamu kurum ve kuruluşlarının mal ve hizmet alımlarıile yapım işleri ilke olarak 4734 sayılı Kanun hükümlerine tabi ise de kanunkoyucu kamu yararının gerektirdiği hâllerde belirli mal ve hizmet alımları ileyapım işlerinde anılan Kanun’un uygulanmayacağını öngörebilir (AYM, E.2021/132,K.2022/69, 1/6/2022, §§ 7,8). Başka birdeyişle belirli mal veya hizmet alımları ile yapım işleri 4734 sayılı Kanun’daöngörülen saydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenirlilik, gizlilik ve kamuoyudenetimi esas alınarak belirlenen usullerin dışına çıkarılırken hukuk devletiilkesinin bir gereği olan kamu yararı amacı gözetilmelidir (AYM, E.2015/60,K.2016/2, 13/1/2016, § 8).
97. Yukarıda ifade edildiği üzere demokratik devlette kamukaynakları ve bu kaynakların kullanılmasına ilişkin yetki esas itibarıylaegemenliğin sahibi olan millete ait olduğundan idare, kurum ya da kuruluşlarınkamu kaynaklarını kullanırken tabi olacağı hükümlerin hesap verme yükümlülüğüneuygun şekilde düzenlenmesi gerekir (bkz. § 41).Öte yandan demokratik devlet denetime açık ve şeffaf bir mali düzen kurmak,kişilerden kamu gücü kullanılarak toplanan vergi, resim, harç ve benzeri maliyükümlülüklerle yaratılan kaynağın kamu yararına uygun şekilde harcanmasınıgüvence altına alan yöntemleri geliştirmekle yükümlüdür (bkz. § 81).
98. Ayrıca Anayasa’nın 10. maddesinde güvence altınaalınan eşitlik ilkesi teşebbüslerin devlete mal ve hizmet satımında fırsateşitliği içinde yarışabilmesini zorunlu kılmaktadır. Kuşkusuz nesnel ve meşrusebeplerin bulunması hâlinde teşebbüsler arasında durumun gerektirdiği ölçüdefarklılıkların oluşturulması, bu bağlamda kamuya mal ve hizmet satımındaobjektif şartlara dayanan birtakım kriterlerin belirlenmesi mümkündür. Ancakbelirlenecek şartların teşebbüsler arasında fırsat eşitliğini ortadan kaldıracakmahiyette olmaması gerekir (AYM, E.2021/27, K.2023/26, 16/2/2023, § 67).
99. Bu itibarla saydamlık, hesap verilebilirlik ve fırsateşitliği ilkelerinin Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerinden kaynaklanan ve kamununmal ve hizmet alımlarında dikkate alınması gereken anayasal ilkeler olduğusonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla kamu kaynağı kullanan kamu kurumlarınınmal ve hizmet alımlarının saydamlık, hesap verilebilirlik ve fırsat eşitliğiilkelerine dayalı olarak gerçekleştirilmesi anayasal bir zorunluluktur (AYM,E.2021/27, K.2023/26, 16/2/2023, § 68).
100. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olanbelirlilik ilkesi;düzenlenen konudan yalnız kavram, ad ve kurum olarak söz edilmesini değilbunların kanun metninde kurallaştırılmasını gerekli kılar. Kurallaştırma isedüzenlenen alanda temel ilkelerin konulmasını ve çerçevenin çizilmiş olmasınıifade eder. Buna karşılık söz konusu düzenlemelerin tamamının aynı kanundayapılması zorunlu olmayıp incelenen kanun dışındaki kanunlar ya da kanunlarlayapılmış olması da belirlilik ilkesi açısından yeterlidir.
101. Kamu kurum vekuruluşları tarafından yapılan mal ve hizmet alımları ile yapım işleri kuralolarak 4734 sayılı Kanun kapsamında yürütülmektedir. Mal ve hizmet alımıihaleleri ile ilgili olarak anılan Kanun’da saydamlık, rekabet, eşit muamele,güvenirlik, gizlilik ve kamuoyu denetimi ilkeleri esas alınmıştır. Kamuihalelerinde bu Kanun’un uygulanmasını zorunlu kılan bir Anayasa hükmübulunmadığından, kanun koyucunun kamu ihaleleri yönünden farklı usuller benimsemesindeanayasal açıdan bir engel yoktur (AYM,E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, § 102). Bununla birlikte kanunkoyucunun belirleyeceği usullerin saydamlık, hesap verilebilirlik ve fırsateşitliği ilkelerini temin etmesi anayasal bir mecburiyettir (AYM, E.2021/27,K.2023/26, 16/2/2023, § 72).
102. Kuralda yer alan “…4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa…” ibaresiyle Ajansınmal veya hizmet alımları ile yapım işlerinde 4734 sayılı Kanun hükümlerine tabiolmayacağı öngörülmek suretiyle turizm sektörünün dinamik yapısıyla uyumsağlayabilecek kararların alınarak en kısa sürede uygulanabilmesiamaçlanmaktadır. Bu itibarla Ajansınanılan Kanun’a tabi olmamasını öngören kısım yönünden kuralın kamu yararıdışında bir amaca yönelik olduğu söylenemez.
103. Bununla birlikte kuralın anayasallık denetimindedeğerlendirilmesi gereken asıl mesele, Ajansın hangi usul ve esaslar çerçevesindeihale yapacağının, mal ve hizmet alımlarında hangi kanuni hükümlere bağlıolacağının ve öngörülen usullerin saydamlık, hesap verilebilirlik ve fırsateşitliği ilkelerini temin ettiğinin belirli olup olmadığıdır. İncelenen kuralda söz konusu mal ve hizmetler 4734sayılı Kanun’dan istisna tutulmakla birlikte buna ilişkin herhangi başka birusul de düzenlenmemiştir. Ajansın söz konusu mal ve hizmet alımlarında hangiusul ve esaslar çerçevesinde ihale yapacağı, mal ve hizmet alımlarında hangikanuni hükümlere bağlı olacağı belirli değildir. Budurumda istisna getirilen alana ilişkin ihalelerde saydamlık, hesapverilebilirlik, fırsat eşitliği ve öngörülebilirlik ilkelerinin güvenceyealındığı söylenemez.
104. Bu itibarla Ajansın 4734 sayılıKanun’a tabi olmayacağını öngören “…4/1/2002 tarihli ve 4734sayılı Kamu İhale Kanununa…” ibaresi demokratikdevlet ve belirlilikilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
105. Dava konusu kuralın kalan kısmı iseAjansın Kanun’un 7183 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasıharicinde 6085 sayılı Kanun’a tabi olmadığını hükme bağlamaktadır.
106. 7183 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikincicümlesinde yer alan “...münhasıran kendisine sunulan bağımsız denetimraporlarını esas alarak...” ibaresinin Anayasa’ya uygunluk denetimibölümünde belirtilen gerekçeler dava konusu kuralın kalan kısmı yönünden degeçerlidir.
107. Açıklanan nedenlerlekural Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
İrfan FİDAN ve Muhterem İNCE kuralda yer alan “…4/1/2002tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa…” ibaresi yönünden bu görüşekatılmamışlardır.
Kural Anayasa’nın2. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 10. ve 48. maddeleri yönündenincelenmemiştir.
b. (4) Numaralı Fıkranın İkinci Cümlesi
i. Anlam ve Kapsam
108. 7183 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (4) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde Ajansta 4857 sayılı Kanun’a tabi personelinistihdam edileceği öngörülmüştür.
109. Anılan fıkranın dava konusu ikinci cümlesinde isekamu kurum ve kuruluşlarına personel alınmasına dair mevzuat hükümlerinin Ajanstarafından istihdam edilecek personel hakkında uygulanmayacağı belirtilmiştir.
110. Kural kamuda personel istihdam edilmesine ilişkinhükümlere yönelik olup kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmakta olan kişilerinhak ve yükümlülüklerine ilişkin hükümleri kapsamamaktadır. Başka bir ifadeylekural yalnızca Ajansın personel alımında tabi olmayacağı mevzuata ilişkindir.
111. Bu itibarla kurala göre Ajans, kamu kurum ve kuruluşlarınapersonel alınmasına dair mevzuat ile bağlı olmaksızın yapacağı sözleşmeleryoluyla personel istihdam edebilecektir.
ii. İptal Talebinin Gerekçesi
112. Dava dilekçesinde özetle; Ajansın kamu kurumuolduğu, her vatandaşın kamu hizmetlerine girme hakkının anayasal güvencealtında bulunduğu, dava konusu kuralla bu güvencenin Ajansta istihdam edilecekpersonel hakkında uygulanmamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, Ajanstaistihdam edilecek personel hakkında kamu hizmetine girişte uygulanacak mevzuatınuygulanmamasını meşru kılan bir nedenin bulunmadığı ve Ajansın anılan mevzuatatabi olmamasının öngörülebilirlik ilkesini de ihlal ettiği belirtilerek kuralınAnayasa’nın 2., 10. ve 70. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
iii. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
113. 4857 sayılı Kanun’un “Amaç ve kapsam” başlıklı1. maddesinin ikinci fıkrasında anılan Kanun’un, 4.maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerininişverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularınabakılmaksızın uygulanacağı, üçüncü fıkrasında ise işyerleri, işverenler,işveren vekilleri ve işçilerin 3. maddedeki bildirim gününe bakılmaksızın sözkonusu Kanun’un hükümleri ile bağlı olacakları öngörülmüştür.
114. Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 2. maddesininbirinci fıkrasının birinci cümlesinde işçi biriş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi, işveren işçi çalıştıran gerçekveya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar; “Tanım veşekil” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde ise işsözleşmesi bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın(işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşme şeklindetanımlanmıştır.
115. 7183 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (4) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde Ajansın 4857 sayılı Kanun’a tabi personelistihdam edeceği öngörüldüğünden Ajans kendisine bağımlı olarak iş görmeyiüstlenen kişilere ücret ödemeyi üstlenmek suretiyle yapacağı özel hukuksözleşmeleriyle personel istihdam edecektir. Başka bir deyişle personelistihdamı bağlamında hukuksal açıdan Ajans işveren, istihdam ettiğipersonel ise işçi olarak nitelendirilecektir.
116. İstihdam edeceği işçiye ödeyeceği ücreti malvarlığından karşılayacak olan işverenler ilke olarak sözleşme yapacağı işçininniteliklerini serbestçe belirleyebilir. Başka bir ifadeyle ilke olarak işverenişçi istihdam ederken belirli usulleri izlemek ve belirli nitelikleri haizkişilerle sözleşme yapmak zorunda değildir.
117. Bununla birlikte personel istihdamı bağlamında kamukaynaklarının kamu yararına uygun ve objektif ölçütlere göre kullanıldığındansöz edebilmek için idare, kurum ve kuruluşlar bünyesinde anılan kaynaklarkullanılmak suretiyle yapılacak istihdamın kişilere fırsat eşitliği tanıyacaknitelikteki düzenlemelere tabi olması gerekir. Başka bir ifadeyle işçiyeödeyeceği ücreti kamu kaynağı kullanarak karşılayacak olan idare, kurum vekuruluşların anılan ücreti mal varlığından karşılayacak olan kişilerle aynıoranda irade özgürlüğüne sahip olduğu söylenemez.
118. Bu itibarla kamu kaynaklarının kullanılması sonucunudoğuracak olan personel istihdamı bağlamında Ajansın belirli ilkelere tabiolması demokratik devlet ve belirlilik ilkelerinin gereğidir.
119. 7183 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (4) numaralı fıkrasının davakonusu ikinci cümlesine göre kamu kurum ve kuruluşlarına personel alınmasınadair mevzuat hükümlerinin Ajans tarafından istihdam edilecek personel hakkındauygulanmaması öngörüldüğünden Ajans anılan mevzuatla öngörülen sınırlamalaratabi olmaksızın personel alımı yapabilecektir. Başka bir ifadeyle Ajanspersonel alımına ilişkin kamu kurum ve kuruluşlarının tabi olduğudüzenlemelerle bağlı olmaksızın yapacağı sözleşmeler yoluyla personel istihdamedebilecektir.
120. Kanun koyucu ülke turizminin geliştirilmesi amacıylaanılan Kanun’da belirtilen faaliyetleri yerine getirecek olan Ajansın personelalımında tabi olacağı ilkeleri belirleme konusunda takdir yetkisine sahiptir.Ajansın gerekli gördüğü nitelikleri taşıyan kişileri kısa sürede istihdamedebilmesi ve bu sayede turizm sektörünün dinamik yapısıyla uyum içindefaaliyet yürütebilmesinde ise kamu yararının bulunduğu söylenebilir. Bunakarşılık kamu kurum ve kuruluşlarına personel alınmasına dair mevzuathükümlerine tabi olmayan Ajansın ihtiyaç duyduğu nitelikteki personeli kısasürede istihdam edebilmesini sağlayacak nitelikte usul ve esaslaröngörülmesinin mümkün olmadığı söylenemez.
121. Ajansta istihdam edilecek personel ile ilgiliKanun’da hiçbir düzenlemeye yer verilmeksizin kamu kurum ve kuruluşlarınapersonel alınmasına dair mevzuat hükümlerinin Ajansta istihdam edilecekpersonel hakkında uygulanmayacağının öngörülmesi kamu kaynaklarının nesnelölçütlere göre kullanılması bağlamında Ajansın hesap verebilmesi ile Ajanstaçalışmak isteyen kişilerin personel istihdamında uygulanacak ilkeleriöngörebilmelerine imkân tanımamaktadır. Bu itibarla kural demokratikdevlet ve belirlilik ilkelerini ihlal etmektedir.
122. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesineaykırıdır. İptali gerekir.
Kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırı görülerek iptaledildiğinden ayrıca Anayasa’nın 10. ve 70. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
B. 7201 ve 7327 Sayılı Kanunların Dava KonusuKurallarının İncelenmesi
1. 7201 Sayılı Kanun’un 5. Maddesiyle 2942 Sayılı Kanun’a Eklenen Ek 2. Maddenin Birinci FıkrasınınBirinci Cümlesinde Yer Alan “…Çevre ve Şehircilik Bakanlığı…” İbaresiile Üçüncü Cümlesinin İncelenmesi
a. Genel Açıklama
123. 29/4/1964 tarihli ve 1164 sayılı Arsa OfisiKanunu’nun 1. maddesiyle arsaların aşırıfiyat artışlarını önlemek amacıyla tanzim alış ve satışları yapmak, konut,sanayi ve turizm bölgeleri ile kamu tesisleri için arazi ve arsa sağlamak üzereİmar ve İskân Bakanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğini haiz ve döner sermayeliolmak üzere Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü (Ofis) kurulmuştur.
124. 9/5/1958 tarihli ve 7116 sayılı İmar ve İskânVekâleti Kuruluş ve Vazifeleri Hakkında Kanun’un 1. maddesiyle kurulan İmar veİskân Bakanlığına verilen görev, yetki, hak ve muafiyetler, 13/12/1983 tarihlive 180 sayılı Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri HakkındaKanun Hükmünde Kararnamenin 36. maddesiyle Bayındırlık ve İskân Bakanlığınaintikal etmiştir.
125. 2/3/1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu KonutKanunu’nun ek 1. maddesinde Başbakanlığa bağlı ve kamu tüzel kişiliğine sahipToplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) kurulduğu belirtilmiştir.
126. 28/6/2001 tarihli ve 4698 sayılı Kanun’un 5.maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde Başbakanlığa bağlı KonutMüsteşarlığının (Müsteşarlık) kurulduğu, üçüncü cümlesinde ise TOKİ ve Ofis’inMüsteşarlığın bağlı kuruluşları olduğu belirtmiştir. Anılan madde 31/7/2003tarihli ve 4966 sayılı Kanun’un birinci maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
127. 14/8/2003 tarihli ve 25199 sayılı Resmî Gazete ’deyayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla TOKİ ile Ofis Bayındırlık ve İskânBakanlığına bağlanmıştır. 16/1/2004 tarihli ve 25348 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararında ise TOKİ’nin Başbakanlığa bağlandığıbelirtilmiştir.
128. Ofis 8/12/2004 tarihli ve 5273 sayılı Kanun’un 1.maddesiyle kaldırılmış ve aynı maddeyle 1164 sayılı Kanun’un adı Arsa Üretimive Değerlendirilmesi Hakkında Kanun olarak değiştirilmiştir.
129. 5273 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birincifıkrasının dördüncü cümlesinde ise Ofise ait döner sermaye işletmesinin anılanfıkranın diğer cümlelerinde belirtilenler dışında kalan tüm varlıkları,hakları, yükümlülükleri ve her türlü taşınmazları ile Ofisin diğer hak veyükümlülüklerinin TOKİ’ye devredilmiş sayılacağı ifade edilmiştir.
130. 29/6/2011 tarihli ve 644 sayılı Çevre ve ŞehircilikBakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici2. maddesinde ise Bayındırlık ve İskân Bakanlığına aither türlü taşınır, taşıt, araç, gereç ve malzeme, borç ve alacaklar, hak veyükümlülükler, yazılı ve elektronik ortamdaki her türlü kayıtlar ve dokümanlarile bu birimlere ait kadro ve pozisyonlarda istihdam edilen personelin hiçbirişleme gerek kalmaksızın Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devredildiği belirtilmiştir.Anılan KHK’nın 37. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da mevzuatta Bayındırlıkve İskân Bakanlığına yapılmış olan atıfların Çevre ve ŞehircilikBakanlığına, Bayındırlık ve İskân Bakanına yapılmış olan atıfların ise Çevre veŞehircilik Bakanına yapılmış sayılacağı ifade edilmiştir. Söz konusu KHK 703sayılı KHK’nın5. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
131. 2/3/1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu KonutKanunu’nun ek 1. maddesinde yer alan “…Başbakanlığa…” ibaresi 703 sayılıKHK’nın 155. maddesinin (c) bendi ile “…Çevre ve Şehircilik Bakanlığına…”şeklinde değiştirilmiştir.
132. 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan (1) numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında CumhurbaşkanlığıKararnamesi’nin (CBK) Dördüncü Bölümü’nde yer alan 97. ve devamı maddelerindeÇevre ve Şehircilik Bakanlığına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, anılanBölüm’ün ismi 28/10/2021 tarihli ve (85) numaralı CBK’nın 1. maddesiyle Çevre,Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca85 numaralı CBK’nın 7. maddesiyle (1) numaralı CBK’ya eklenen geçici 1.maddenin (1) numaralı fıkrasında da mevzuattaÇevre ve Şehircilik Bakanlığına yapılan atıfların Çevre, Şehircilik ve İklimDeğişikliği Bakanlığına (Bakanlık), Çevre ve Şehircilik Bakanına yapılanatıfların ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanına yapılmışsayılacağı belirtilmiştir.
133. Bu itibarla İmar ve İskânBakanlığına bağlı olarak kurulan Ofisin hak ve yükümlülüklerini devralan vekamu tüzel kişiliğini haiz olan TOKİ, İmar ve İskân Bakanlığının görev veyetkilerinin intikal ettiği ve Ofisin bağlı olduğu Bayındırlık ve İskânBakanlığını devralan Bakanlığın bağlı kuruluşudur.
b. Anlam ve Kapsam
134. 1164 sayılı Kanun’un9. maddesinde 4698 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle yapılan değişiklikle Ofise konut, sanayi, eğitim, sağlık ve turizmyatırımları ile kamu tesisleri için gerçek ve tüzel kişilere ait arazi vearsaları ve bunlar içerisinde veya üzerinde bulunan muhdesatı kamulaştırmayetkisi verilmiştir.
135. 1164 sayılı Kanun’un 1. maddesinde5273 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle yapılan değişiklikle de 1164 sayılı Kanun’da yazılı görevlerin TOKİ tarafındanyürütüleceği, anılan Kanun ile diğer kanunlarda ve ilgili mevzuatta Ofise yapılanatıfların TOKİ’ye yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. Söz konusu değişiklik5273 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca 15/12/2004 tarihinde yürürlüğegirmiştir.
136. Bu itibarla 15/12/2004 tarihinden itibaren 1164sayılı Kanun hükümlerine göre konut, sanayi,eğitim, sağlık ve turizm yatırımları ile kamu tesisleri için gerçek ve tüzelkişilere ait arazi ve arsaları ve bunlar içerisinde veya üzerinde bulunanmuhdesatı kamulaştırma yetkisi TOKİ’ye geçmiştir.
137. 2942 sayılı Kanun’a 7201 sayılı Kanun’un 5.maddesiyle eklenen ek 2. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde 1164 sayılı Kanun kapsamında 8/12/2004 tarihinden önceyapılmış olan kamulaştırma ve avans karşılığı kamulaştırma iş ve işlemlerineilişkin davaların Bakanlık aleyhine açılacağı, ikinci cümlesinde avanskarşılığı kamulaştırmalarda rücu davalarının Bakanlık tarafından açılacağı,takip edileceği ve sonuçlandırılacağı, üçüncü cümlesinde ise Bakanlığın budavalarda davalı ve davacı olabileceği öngörülmüştür. Anılan maddenin birincicümlesinde yer alan “…Çevre ve Şehircilik Bakanlığı…” ibaresi ile üçüncücümlesi dava konusu kuralları oluşturmaktadır.
138. Ofisin hak ve yükümlülükleri TOKİ’ye devredilmiş isede kurallar uyarınca 8/12/2004 tarihinden önce Ofistarafından yapılmış olan kamulaştırma ve avans karşılığı kamulaştırma işve işlemlerine ilişkin davalar Bakanlığa husumet yöneltilerek açılacak veBakanlık anılan davalar ile avans karşılığıkamulaştırmalara ilişkin rücu davalarında davalı ve davacı sıfatıyla yeralabilecektir. Başka bir deyişle anılan davalarda TOKİ değil Bakanlık tarafolacaktır.
139. Bu itibarla 8/12/2004 tarihinden önce Ofis tarafından yapılmış olan kamulaştırma işve işlemleri aleyhinde açılacak davalarda hükmedilecek tutar da TOKİ tarafındandeğil Bakanlık tarafından ödenecektir.
c. İptal Talebinin Gerekçesi
140. Dava dilekçesinde özetle; TOKİ’nin bütün yerleşimbirimlerinde inşaatları ile yönetim birimlerinin bulunduğu, bu itibarla davakonusu kuralların TOKİ’nin taşra teşkilatı bulunmaması nedeniyle davaların takibindegüçlük yaşandığına yönelik gerekçesinin tutarlı ve geçerli olmadığı, TOKİ’ninmallarına haciz konulması mümkün iken Bakanlık aleyhine icra takibiyapılamadığı ve kuralların esas itibarıyla mahkeme kararlarının icrasınıgeciktirmek amacıyla öngörüldüğü, adil yargılanma hakkının unsurlarından biriolan mahkemeye erişim hakkının kararların icra edilmesi hakkını da içerdiği,ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olan TOKİ yerine Bakanlığa dava açılmasınıöngören kuralların hak arama özgürlüğüne müdahale teşkil ettiği, davalarınBakanlık aleyhine açılmasının bürokrasiyi artırarak davaların uzamasına nedenolacağı, mahkeme kararıyla kesinleşen bir alacağın mülkiyet hakkının kapsamınagireceği, alacağın zamanında ödenmemesine neden olabilecek düzenlemelerin ise mülkiyethakkına meşru bir amacı bulunmayan sınırlama oluşturacağı, ayrıca yasamaorganının mahkeme kararlarının icrasını geciktirecek nitelikte düzenlemeleryapamayacağı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 35., 36. ve 138. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
141. 6216 sayılı Kanun’un43. maddesi uyarınca kurallar ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönündende incelenmiştir.
142. 1164 sayılı Kanunkapsamında 8/12/2004 tarihinden önce Ofis tarafından yapılmış olan kamulaştırma ve avans karşılığı kamulaştırma iş veişlemlerine ilişkin davalar ile avans karşılığı kamulaştırmalara ilişkin rücudavalarında Bakanlığın taraf olarak yer almasını öngörmek kanun koyucununtakdirindedir. Bununla birlikte hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak kanunkoyucunun takdir yetkisi kapsamındaki düzenlemelerin kamu yararı dışında biramaca yönelik olmaması gerekir.
143. Kamu tüzel kişiliğini haiz veBakanlığa bağlı bir kuruluş olan TOKİ’nin taşra teşkilatının bulunmamasınedeniyle kuralların yer aldığı maddede belirtilen davaları Bakanlığın dahasağlıklı takip edebileceği açıktır. Hazine avukatları ile temsil edilebilmesimümkün olan Bakanlığın davanın tarafı olmasının yargılamanın makul süredetamamlanmasına hizmet edebileceği anlaşılmaktadır.
144. Diğer yandan Bayındırlık ve İskânBakanlığını devralan Bakanlığın Ofis tarafından 8/12/2004 tarihinden öncegerçekleştirilen kamulaştırma işlemlerine ilişkin davalarda taraf olmasınınyargısal sürecin kısa sürede ve sağlıklı bir sonuca ulaşmasını temin edebilecekbilgi ve belgeye erişimi de kolaylaştıracağı söylenebilir. Bu itibarlakuralların kamu yararı dışında bir amaca yönelik olmadığı anlaşılmaktadır.
145. Anayasa’nın “Hakarama hürriyeti” başlıklı 36. maddesininbirinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilmektedir. Anılanmaddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hakniteliği taşımasının yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekildeyararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerdenbiridir (AYM, E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, § 28).
146. Hak arama özgürlüğünün temelunsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukukibir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önünegötürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zararakarşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veyaişleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararınıgiderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde davahakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2021/20, K.2022/84, 30/6/2022, § 10).Mahkemeye erişim hakkı yargı mercileri tarafından verilen kararlarınuygulanmasını talep etme hakkını da içermektedir (E.B., B. No:2018/5490,16/11/2021, § 39).Mahkemelerce verilen kararlarda hüküm altına alınan alacağın tahsil edilmesiniengellemeye yönelik düzenlemeler kararın icrası hakkıyla bağdaşmayacaktır.
147. Diğer yandan Anayasa’nın 138. maddesinin dördüncüfıkrasında “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymakzorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremezve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” denilmiştir. Buna göreyürütme organı ile idarenin yanı sıra yasama organı da yargı kararlarına uymakzorunda olup anılan kararların yerine getirilmesini geciktiremez. Bu itibarlamahkeme kararlarının icra edilmemesine veya icra edilmesini geciktirmeyeyönelik yasal düzenlemeler Anayasa’nın 138. maddesiyle de bağdaşmayacaktır.
148. Bakanlığın davacı sıfatıyla yer alması öngörülendavalar yönünden kararın icrası hakkının ya da mahkeme kararlarının uygulanmasınızorunlu kılan anayasal hükmün ihlal edilmediği açıktır.
149. Bununla birlikte kurallar uyarınca 1164 sayılı Kanun kapsamında 8/12/2004 tarihinden önceyapılmış olan kamulaştırma iş ve işlemlerine ilişkin davalarda davalı olarakTOKİ’nin yerine Bakanlığın geçmesi nedeniyle anılan davalarda verilen kararlarda Bakanlık tarafından uygulanacaktır. Başka bir ifadeyle Bakanlığın davalıolarak yer aldığı davalarda hüküm altına alınacak tutar Bakanlık tarafındandavacıya ödenecektir.
150. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflasKanunu’nun 82. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde devletmalları haczedilemeyecek mallar arasında sayılmıştır. Söz konusu düzenlemenintemelinde devletin mahkeme kararı ile aleyhinde hükmedilen tutarı icra takibinegerek kalmadan ödeyeceği düşüncesi yatmaktadır (bu yöndeki değerlendirmeleriçin bkz. AYM, E.1992/13, K.1992/50, 21/10/1992).
151. 1164 sayılı Kanun’un 18. maddesinde Ofisin her türlü idari ve yargısal uyuşmazlıklarda tarafehliyetinin bulunduğu belirtilmiştir. Buna göre 8/12/2004 tarihindenönceki dönemde anılan Kanun kapsamındaki kamulaştırma iş ve işlemlerine ilişkindavalarda Ofise husumet yöneltilmesine, başka bir ifadeyle anılan davalardaOfisin davalı olarak yer almasına bir engel bulunmamaktaydı. Diğer yandan sözkonusu Kanun’un 17. maddesinin birinci cümlesinde Ofisin mallarının devlet malıhükmünde olduğu belirtildiğinden Ofis aleyhine açılan davalarda hüküm altınaalınan tutarın tahsili amacıyla Ofisin mallarına haciz konulması mümkün değildi.
152. Ofisin kapatılmasından sonra ise 1164 sayılı Kanunkapsamında Ofis tarafından yapılmış kamulaştırma iş ve işlemleri nedeniyleaçılan davalarda TOKİ davalı sıfatıyla yer almakta, anılan davalarda hükmedilentutarlar da TOKİ tarafından ödenmekteydi. Kurallarda ise söz konusu davalarınBakanlık aleyhine açılacağı öngörülmektedir.
153. Buna göre 1164 sayılıKanun kapsamında 8/12/2004 tarihinden önce yapılmış olan kamulaştırma iş veişlemleri nedeniyle açılan ve kısmen veya tamamen kabulüne karar verilen davalardahüküm altına alınan tutarın Bakanlık tarafından davacıya ödenmemesi hâlindeBakanlığın mallarına haciz konulamayacaktır.
154. Hukuk devletinde idarenin mahkeme kararlarınıuygulamama ya da bu kararların yerine getirilmesini geciktirme gibi bir seçeneğibulunmamaktadır. Buna göre dava sonunda verilen kararın Bakanlık tarafındanuygulanmayabileceği ihtimalinden yola çıkılarak kuralların yargı kararınınyerine getirilmesini engelleyeceği ya da geciktireceği sonucuna ulaşmak mümkündeğildir. Başka bir ifadeyle Bakanlığın mahkeme kararını uygulamayabileceğidüşüncesinden hareketle anayasallık denetimi yapılamaz.
155. Kaldı ki Bakanlık tarafından yargı kararlarınınuygulanması Anayasa’nın 138. maddesinin dördüncü fıkrası bağlamında anayasalbir zorunluluk olduğu gibi mahkeme kararını uygulamakla yükümlü Bakanlıkyetkililerinin görevlerini yerine getirmemeleri hâlinde 26/9/2004 tarihli ve5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Görevi kötüye kullanma” başlıklı 257.maddesi kapsamında cezai sorumluluklarının gündeme geleceği de açıktır. Başkabir deyişle özel hukuk tüzel kişileri ya da gerçek kişiler aleyhinde verilenkararlardan farklı olarak yürütme organı ile idare aleyhine verilen kararlarınicra takibine gerek kalmadan uygulanmasını sağlayacak nitelikte anayasal veyasal hükümler mevcuttur. Dolayısıyla Bakanlığın malları haczedilemese dedavacının alacağını Bakanlıktan tahsil edebilmesini güvence altına alanherhangi bir hukuksal mekanizmanın bulunmadığı söylenemez.
156. Bu itibarla 1164sayılı Kanun kapsamında 8/12/2004 tarihinden önce yapılmış olan kamulaştırma işve işlemlerine ilişkin davalarda Bakanlığın davalı sıfatıyla yer almasınıöngören kuralların mahkeme kararlarının yerine getirilmesini engelleyeceği yada geciktireceği ve bu bağlamda kararın icrası hakkını sınırladığı söylenemez.
157. Açıklanan nedenlerle kurallarAnayasa’nın 2., 36. ve 138. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddigerekir.
Zühtü ARSLAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM ve SelahaddinMENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralların Anayasa’nın 35. maddesine de aykırı olduğuileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2., 36. ve138. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 35. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasınagerek görülmemiştir.
2. Kanun’un 6. Maddesiyle 2942 Sayılı Kanun’a Eklenen Ek3. Maddenin Birinci Fıkrasının BirinciCümlesinin “…taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihiolarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle…”Bölümü ile İkinci Cümlesinde Yer Alan “…dava tarihi itibarıyla…”İbaresinin ve Anılan Fıkraya 7327 SayılıKanun’un 20. Maddesiyle Eklenen Üçüncü Cümlenin İncelenmesi
a. Anlam ve Kapsam
158. Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlâkKanunu’nun 16. maddesinde acele işlerde taşınmaza el koyma usulü, 17.maddesinde ise taşınmazın idare adına hükmen tescili düzenlenmiştir.
159. 6830 sayılı Kanun sonrasında yürürlüğe giren 2942sayılı Kanun’un mülga 16. maddesinde de acele işlerde taşınmaza el koyma usulü,mülga 17. maddesinde ise taşınmazın idare adına hükmen tescili düzenlenmiştir.
160. 2942 sayılı Kanun’un ek 3. maddesinin birincicümlesinde mülga 6830 sayılı Kanun’un 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılıKanun’un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarınaistinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamubankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilenkamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak her türlü davadataşınmazın değerinin idare adına tescil edildiği tarih değerleme tarihi olarakesas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edileceği;ikinci cümlesinde ise tespit edilen bu bedelin Türkiye İstatistik Kurumutarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylıkdeğişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncelleneceğive ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödeneceği belirtilmiştir.
161. Söz konusu birinci cümlenin “…taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlemetarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle…” bölümü ile ikinci cümlede yer alan “…dava tarihiitibarıyla…” ibaresi dava konusu kuralları oluşturmaktadır.
162. Kurallara ilişkin teklifin gerekçesinde özetle; 1956yılından itibaren idareler tarafından yapılan kamulaştırma işlemleri sonucundao dönemlerde mahkemelerin verdiği tescil kararları üzerine idareler adınatescili yapılan taşınmazlar hakkında günümüzde açılan davaların mevcut tescilkararlarına rağmen mahkemelerce kamulaştırmasız el atma davaları olaraknitelendirildiği, kamulaştırmasız el atma sebebiyle açılan bu davalardamahkemeler tarafından el atma bedelinin taşınmazın dava açıldığı tarihteki niteliğinindikkate alınarak belirlendiği, bu itibarla idarenin taşınmazın kamulaştırıldığıtarihten sonra o taşınmaza ilişkin yaptığı planlama ile alt yapı ve üst yapıdagetirdiği değerlerin de dikkate alınarak karar verilmesi nedeniyle idarelerinödeyemeyecekleri fahiş tutarlarda tazminat yükü ile karşı karşıya kalındığı,söz konusu davalarda taşınmazın değerinin idare adına tescil edildiği tarihindeğerlendirme tarihi olarak esas alınması ve güncellenmesi öngörülerekhükmedilecek tazminat tutarının davacının sebepsiz zenginleşmesine nedenolmamasının ve adil denge ilkesine uygunluğun amaçlandığı belirtilmiştir.
163. Komisyon raporunda ise idareler adına tescil edilentaşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak haksahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedellerinin güncellenmesindeYİ-ÜFE’nin kullanılmasını sağlamak için değişiklik yapıldığı ifade edilmiştir.
164. 2942 sayılı Kanun’un ek 3. maddesinin birinci veikinci cümlelerine ilişkin gerekçe dikkate alındığında dava konusu kurallarınmülga 6830 sayılı Kanun’un 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun’un mülga16. ve 17. maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinadenidareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamubankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilenkamulaştırma bedelleri nedeniyle açılan ve mahkemelerin kamulaştırmasız elatma nedeniyle açıldığını kabul ettiği davalarda uygulanmasının öngörüldüğüanlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle dava konusu kurallarla söz konusu davalardataşınmazın bedelinin tespiti ile güncellenmesine ilişkin usul ve esaslardüzenlenmiştir.
165. Diğer yandan 2942 sayılı Kanun’un ek 3. maddesininbirinci fıkrasının itiraz konusu üçüncü cümlesinde anılan fıkranın birinci veikinci cümlelerinde yer alan hükümlerin tebliğidâhil eksik veya hatalı kamulaştırma işlemleri bulunmasına rağmen idare adınatescil edilmiş olan taşınmazlar hakkında da uygulanması öngörülmüştür.
166. Buna göre 2942 sayılı Kanun’un ek 3. maddesininbirinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerindeki dava konusu kurallar ileitiraz konusu üçüncü cümlesinin usulüne uygun şekilde tamamlanan kamulaştırmaiş ve işlemleri ile ilgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
167. Bu itibarla dava ve itiraz konusu kurallar uyarıncakamulaştırma işlemleri hukuka uygun şekilde tamamlanmadığı hâlde kesinleşmişmahkeme kararlarıyla mülga 6830 sayılı Kanun’un 16. ve 17. maddeleri ile 2942sayılı Kanun’un mülga 16. ve 17. maddelerine göre idare adına tescil edilentaşınmazların tapu kaydındaki eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılanancak ilgililere ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyleidareler aleyhine açılacak her türlü davada taşınmazın değeri idare adınataşınmazın tescil edildiği tarih değerleme tarihi olarak esas alınmak ve otarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilecek ve bu bedel Yİ-ÜFE tablosundakiaylık değişim oranları gözetilerek dava tarihi itibarıyla güncellenecektir.
168. Taşınmazın malikine usulüne uygun bir tebligatınyapılmamış olması veya kamulaştırma işlemlerinde başka bir hukuka aykırılıkbulunması durumunda dahi taşınmazın değeri anılan usul ve esaslara görebelirlenecektir. Ayrıca tespit edilecek bedel Yİ-ÜFE tablosundaki aylık değişimoranları gözetilerek en fazla dava tarihine kadar güncellenebilecektir.
b. İptal Talebinin ve İtirazın Gerekçeleri
169. Dava dilekçesinde ve başvuru kararında özetle;geçmiş dönemlerde kamulaştırma işlemleriyle ilgili adresleri tespit edilemeyenmaliklere tebligatın çoğunlukla ilan yoluyla yapılması nedeniyle ilgililerinkamulaştırma işleminden ve adlarına bankaya yatırılan paradan haberdarolamadıkları, mahkemelerin belirtilen durumu kamulaştırmasız el atma olaraknitelendirdiği, taşınmazın idare adına tescil edildiği tarihteki niteliğidikkate alınarak belirlenecek değerinin dava tarihine kadar geçen süre içinenflasyon oranında güncellenmesini öngören dava konusu kuralların taşınmaza elatan ve yıllarca kullanan idarenin ilgililere çok düşük bir bedel ödemesine yolaçacağı, kamulaştırmadan haberdar olmadığı için bedel artırım davası açamayankişilerin süreç içinde taşınmazın niteliğinde meydana gelen değişikliklerdenyararlandırılmamasının anayasal güvencelerden yoksun kalmalarına yol açacağı,idarenin gerçek değerini tespit ederek bu bedeli ödedikten sonra kamulaştırmasıgereken taşınmaza el atması nedeniyle malikin dava açmak ve harç ödemekdurumunda bırakıldığı, davanın kısmen kabul edilmesi durumunda ise idare lehinenispi vekâlet ücretine hükmedildiği, ayrıca davaların uzun sürmesi nedeniyle taşınmazındeğerinin dava tarihi itibarıyla güncellenmesinin enflasyon karşısında değerkaybına yol açtığı, kuralların eksik ya da hatalı kamulaştırma işlemlerininhukuka uygun olarak kabul edilmesi sonucunu doğurduğu, kuralların yürürlüğegirmesinden önce Yargıtay tarafından malike kamulaştırma işleminin tebliğedilmemesinin 2942 sayılı Kanun’un mülga 16. maddesine göre idare adına yapılantescili yolsuz hâle getirdiğinin kabul edildiği, bu nedenle kendisinekamulaştırma işlemi tebliğ edilmemiş malikin kamulaştırmasız el atma nedeniyletazminat davası açabildiği ancak itiraz konusu kuralla 2942 sayılı Kanun’un ek3. maddesinin tebliğ dâhil eksik ve hatalı kamulaştırma işlemi bulunmasıhâlinde de uygulanmasının öngörüldüğü, eksik veya hatalı işleme dayalı olarakmülkiyet hakkına müdahalede bulunulamayacağı, taşınmazın değerinin tesciltarihine göre belirlenmesinin gerçek karşılığının malike ödenmemesi sonucunudoğuracağı, itiraz konusu kuralın hukuk devleti ve adalet ilkeleri ilebağdaşmadığı, ayrıca kural yürürlüğe girmeden önce açılan ve sonuçlanan davalarile kuralın uygulanacağı davalarda tespit edilecek taşınmaz bedeli arasındaoluşacak farkın eşitlik ilkesini de ihlal ettiği belirtilerek kurallarınAnayasa’nın 2., 5., 10., 35. ve 46. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
170. Kurallar uyarıncamülga 6830 sayılı Kanun’un 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun’unmülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinadenidareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamubankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilenkamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak her türlü davadataşınmazın idare adına tescil edildiği tarih değerleme tarihi olarak esasalınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedeli Yİ-ÜFEtablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihiitibarıyla güncellenecektir.
171. Tamamlanamamış kamulaştırma sürecine konu edilentaşınmazın mülk teşkil ettiği açıktır. Taşınmaz üzerindeki özel mülkiyetinsonlandırılarak kamuya geçirilmesi mülkten yoksun bırakma biçiminde birmüdahaledir. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitli kararlarında kamulaştırmasızel atma yoluyla yapılan müdahalelerin kanuni bir dayanağı bulunmadığındanmülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını kabul etmiştir (Şevket Karataş [GK],B. No: 2015/12554, 25/10/2018; Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436,6/3/2014; Mustafa Asiler, B. No: 2013/3578, 25/2/2015; İbrahim Oğuzve diğerleri, B. No: 2013/5926, 6/10/2015).
172. Dava konusu kural, kamulaştırma süreci usulüne uygunolarak tamamlanmamış taşınmazlar için ödenecek tazminatın belirlenmesineilişkindir. Dolayısıyla dava konusu kuralın mülkiyet hakkına yönelik ihlalintelafisine ilişkin düzenlemeler içerdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda AnayasaMahkemesince yapılacak inceleme bu düzenlemenin ihlalin anayasal güvencelereuygun olarak giderilmesini temin edip etmediğinden ibaret olacaktır.
173. Usulüne uygun bir kamulaştırma yapılmadan idareninmülkiyetine geçen taşınmazlar için hükmedilecek bedelin tespitinde deAnayasa’nın 35. ve 46. maddelerindeki güvencelerin dikkate alınması gerekir.
174. Anayasa'nın46. maddesinin birinci fıkrasında kamulaştırmanın taşınmazın gerçek karşılığınınödenmesi şartıyla kullanılabilecek bir yetki olduğu hükme bağlanmıştır.Gerçek karşılığının ödenmesi Anayasa'nın 46. maddesiyle maliklerin lehineolarak getirilen özel bir güvence mahiyetindedir. Dolayısıyla taşınmazın gerçekkarşılığı ödenmeden yapılan kamulaştırma işlemleri Anayasa'nın 46. maddesininbirinci fıkrasındaki gerçek karşılığın ödenmesi güvencesine aykırıolacaktır (Kübra Yıldız ve diğerleri, B. No:2018/32734, 28/7/2022, § 61).
175. Kurallar mülga 6830 sayılı Kanun’un 16. ve 17.maddeleri ile 2942 sayılı Kanun’un mülga 16. ve 17. maddelerine göre idareadına tescil edilen taşınmazların tapu kaydındaki eski malikleri adına kamubankalarına yatırılan ancak ilgililere ödenmediği tespit edilen kamulaştırmabedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılan kamulaştırmasız el atmadavalarında uygulanmak üzere öngörülmüştür. 2942 sayılı Kanun’un ek 3.maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin dava konusu bölümüne göreanılan davalarda taşınmazın değeri idare adına tescil edildiği tarih değerlemetarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyletespit edilecektir. Taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih ve butarihteki nitelikleri ile değeri yönünden belirsizliğin bulunduğu söylenemez.
176. Öte yandan taşınmazın anılan şekilde belirlenecekbedeli Yİ -ÜFE tablosundaki aylık değişim oranları dikkate alınarak söz konusufıkranın ikinci cümlesinde yer alan dava konusu ibareye göre dava tarihiitibarıyla güncellenecektir. Buna göre taşınmazın bedelinin güncelleme oranıile güncelleneceği tarih de belirlidir. Ayrıca itiraz konusu üçüncü cümleylebirinci ve ikinci cümlede yer alan hükümlerin tebliğ dâhil eksik ve hatalıkamulaştırma işlemi bulunması hâlinde de uygulanacağı öngörülmek suretiylekuralların anlam ve kapsamı duraksamaya neden olmayacak şekilde açıkça ortayakonulmuştur.
177. Bu itibarla mülga 6830 sayılı Kanun’un 16. ve 17.maddeleri ile 2942 sayılı Kanun’un mülga 16. ve 17. maddelerine göre idareadına tescil edilen taşınmazların tapu kaydındaki eski malikleri adına kamubankalarına yatırılan ancak ilgililere ödenmediği tespit edilen kamulaştırmabedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılan her türlü davada taşınmazınbedelinin tespiti ile güncellenmesine ilişkin usul ve esasların açık, net,anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel şekilde düzenlendiği sonucuna ulaşılmıştır.
178. Öte yandan mülga 6830 sayılı Kanun’un 16. ve 17.maddeleri ile 2942 sayılı Kanun’un mülga 16. ve 17. maddelerine göre idareadına gerçekleştirilen tescilden sonra idarenin kamu yararına yönelikgerçekleştirdiği işlem ve eylemlere bağlı olarak taşınmazın dava tarihine görebelirlenecek olan değerinin tescil tarihine göre belirlenecek değerden önemlioranda yüksek olması mümkündür. 2942 sayılı Kanun’un ek 3. maddesindebelirtilen davalarda dava tarihinin değerleme tarihi olarak dikkate alınmasıdavacının haksız olarak nitelendirilebilecek bir kazanç elde etmesine yolaçabilecektir. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasındadeğerleme tarihinin dava tarihi olarak belirlenmesini gerektiren anayasal birhüküm de bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle Anayasa’nın 46. maddesi taşınmazidare adına tescil edildikten sonra açılan tazminat davalarında taşınmazın davatarihindeki bedelinin eski malike ödenmesine yönelik bir güvence sunmamaktadır.
179. Bu nedenle mülga 6830 sayılı Kanun’un 16. ve 17.maddeleri ile 2942 sayılı Kanun’un mülga 16. ve 17. maddelerine görekesinleşmiş mahkeme kararıyla idare adına tescil edilen taşınmazların bankayayatırılan bedelinin ilgililere ödenmemesi nedeniyle açılan davalarda taşınmazınidare adına tescil edildiği tarihin değerleme tarihi olarak esas alınması ve otarihteki niteliklerinin gözetilmesi tek başına gerçek karşılığın ödenmesineyönelik güvenceyi işlevsiz hâle getirmemektedir.
180. Açıklanan nedenlerle 2942 sayılı Kanun’un ek 3.maddesinin birinci fıkrasının birincicümlesinin dava konusu “…taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih,değerleme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmeksuretiyle…” bölümü ile itiraz konusu üçüncücümlesi Anayasa’nın 35. ve 46. maddelerine aykırı değildir. Dava konusu bölümün iptal talebinin ve itirazın reddi gerekir.
181. Bununla birlikte Anayasa’nın 46. maddesindeöngörülen gerçek karşılığın ödenmesine yönelik güvence taşınmazın tespit edilenbedelinin herhangi bir değer kaybına uğratılmadan eski malike ödenmesini degerektirmektedir. Bu nedenle taşınmazın bedelinin eski malike ödenme tarihinekadar değerini kaybetmesini engelleyecek güvencelerin öngörülmesi gerekir.
182. Taşınmazın 2942 sayılı Kanun’un ek 3. maddesininbirinci fıkrasının birinci cümlesinin dava konusu bölümüne göre tespit edilenbedeli ikinci cümlesinde yer alan dava konusu ibare uyarınca dava tarihinekadar güncelleneceğinden davanın karara bağlanmasına kadar geçecek süredemeydana gelebilecek değer kaybı taşınmazın gerçek karşılığının ödenmemesineneden olabilecektir. Bu itibarla anılan fıkranın ikinci cümlesinde yer alandava konusu “…dava tarihi itibarıyla…” ibaresi gerçek karşılığınödenmesine yönelik güvenceyi işlevsiz hâle getirdiğinden Anayasa’nın 46.maddesindeki güvenceyle bağdaşmamaktadır.
183. Açıklanan nedenlerle 2942 sayılı Kanun’un ek 3.maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…dava tarihi itibarıyla…”ibaresi Anayasa’nın 35. ve 46. maddelerine aykırıdır. Dava konusu ibareniniptali gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırıolduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 35.ve 46. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmışolması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 5. ve 10. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
3. Kanun’un 7. Maddesiyle 2942 Sayılı Kanun’a EklenenGeçici 15. Maddenin Birinci Fıkrasında Yer Alan “…ek 2 nci madde hükmüuygulanarak…” İbaresi ile İkinci Fıkrasında Yer Alan “…ek 3 üncü maddehükmü uygulanarak…” İbaresinin İncelenmesi
a. Birinci Fıkrada Yer Alan “…ek 2 nci madde hükmüuygulanarak…” İbaresi
i. Anlam ve Kapsam
184. 2942 sayılı Kanun’un geçici 15. maddesinin birincifıkrasında 1164 sayılı Kanun kapsamında8/12/2004 tarihinden önce yapılmış olan kamulaştırma ve avans karşılığıkamulaştırma iş ve işlemlerine ilişkin olarak TOKİ’nin leh ve aleyhine yargımercilerinde açılmış veya husumet yöneltilmiş devam eden davalar ile icra takiplerinin2942 sayılı Kanun’un ek 2. madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılacağıöngörülmüştür. Anılan fıkrada yer alan “…ek 2 nci madde hükmü uygulanarak…”ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
185. Kural uyarınca 1164sayılı Kanun kapsamında 8/12/2004 tarihinden önce yapılmış olan kamulaştırma veavans karşılığı kamulaştırma iş ve işlemlerine ilişkin olarak TOKİ tarafındanaçılan davaları davacı sıfatıyla Bakanlık takip edecek ayrıca anılan iş veişlemlere ilişkin TOKİ’ye husumet yöneltilerek açılan ve devam eden davalardadavalı sıfatı TOKİ’den Bakanlığa geçecektir. Diğer yandan aynı iş ve işlemlereilişkin devam eden icra takiplerinde de TOKİ’nin yerini Bakanlık alacaktır.
ii. İptal Talebinin Gerekçesi
186. Dava dilekçesinde özetle; 7201 sayılı Kanun’un 5.maddesiyle 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek 2. maddenin birinci cümlesinde yeralan “…Çevre ve Şehircilik Bakanlığı…” ibaresi ile üçüncü cümlesineyönelik gerekçelerle kuralın Anayasa’nın 35., 36. ve 138. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
iii. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
187. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural ilgisinedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
188. 7201 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek 2. maddenin birincifıkrasının birincicümlesinde yer alan “…Çevre ve ŞehircilikBakanlığı…” ibaresi ile üçüncücümlesinin Anayasa’ya uygunluk denetimi kısmında belirtilen gerekçeler davakonusu kural yönünden de geçerlidir.
189.Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 36. ve 138. maddelerine aykırıdeğildir. İptali talebinin reddi gerekir.
Zühtü ARSLAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM ve SelahaddinMENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 35. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2., 36. ve 138.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 35. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasınagerek görülmemiştir.
b. İkinci Fıkrada Yer Alan “…ek 3 üncü madde hükmüuygulanarak…” İbaresi
i. Anlam ve Kapsam
190. 2942 sayılı Kanun’un geçici 15. maddesinin ikincifıkrasında mülga 6830 sayılı Kanun’un 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılıKanun’un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarınaistinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamubankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilenkamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılmış ve devam edendavaların 2942 sayılı Kanun’un ek 3. maddesi hükmünün uygulanaraksonuçlandırılması öngörülmüştür. Anılan fıkrada yer alan “…ek 3 üncü maddehükmü uygulanarak…” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
191. Bu itibarla kural uyarınca mülga 6830 sayılı Kanunun16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanunun mülga 16. ve 17. maddeleriuyarınca idare adına tescil edilen taşınmazların kamu bankalarına yatırılanbedellerinin hak sahiplerine ödenmemiş olmasından dolayı açılan ve devam edendavalarda taşınmazın değeri idare adına tescil edildiği tarih değerleme tarihiolarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespitedilecek ve bu bedel Yİ-ÜFE tablosundaki aylık değişim oranlarına göre davatarihi itibarıyla güncellenecektir.
ii. İptal Talebinin Gerekçesi
192. Dava dilekçesinde özetle; 7201 sayılı Kanun’un 6.maddesiyle 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek 3. maddenin birinci fıkrasınınbirinci cümlesinin dava konusu bölümü ile ikinci cümlesinde yer alan davakonusu ibareye yönelik gerekçelerin yanı sıra kuralla devam etmekte olandavalara idarenin lehinde müdahalede bulunulması sebebiyle silahların eşitliğiilkesinin ihlal edildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 35., 36. ve 46.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
iii. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
193. 7201 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle 2942 sayılıKanun’a eklenen ek 3. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin “…taşınmazın idare adına tescil edildiğitarih, değerleme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmeksuretiyle…” bölümü ile ikinci cümlesinde yer alan “…dava tarihiitibarıyla…” ibaresinin ve anılan fıkraya 7327sayılı Kanun’un 20. maddesiyle eklenen üçüncü cümlenin Anayasa’ya uygunlukdenetimi kısmında dava konusu kuralın atıfta bulunduğu 2942 sayılı Kanun’un ek3. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…dava tarihiitibarıyla…” ibaresinin iptaline karar verilmiş olması nedeniyle kuralınAnayasa’ya uygunluk denetimi söz konusu ibare gözetilmeksizin atıfta bulunulananılan maddenin kalan kısmıyla sınırlı olarak yapılacaktır.
194. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 14.maddesiyle yapılan değişiklikle anılan fıkrada yer alan “…savunma…”ibaresinden sonra gelmek üzere “…ile adil yargılanma…” ibaresi eklenmiştir.Söz konusu değişikliğe ilişkin gerekçede TürkiyeCumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altınaalınmış olan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği ifadeedilmiştir. Anayasa Mahkemesi birçok kararındaAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen silahların eşitliği ilkesine Anayasa’nın 36. maddesikapsamında yer vermektedir. Buna göre anılan ilke adil yargılanma hakkınınkapsam ve içeriğine dâhildir. Söz konusu ilkeye uygun yürütülmeyen biryargılamanın hakkaniyete uygun olması mümkün değildir (Mehmet Fidan, B.No: 2014/14673, 20/9/2017, § 38).
195. Adilyargılanma hakkının önemli bir ölçütü olan silahların eşitliği ilkesi davanıntarafları arasında usul hükümleri bağlamında bir eşitliğin mevcut olmasını,taraflardan birinin aleyhinde olmak üzere diğerine avantaj tanıyan hükümlerinbulunmamasını gerektirir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM,E.2014/189, K.2015/32, 19/3/2015).
196. Devletin-kendisi taraf olsun ya da olmasın- davanın taraflarından birini diğerinenazaran önemli ölçüde avantajlı hâle getiren kanuni düzenlemeler yapması,silahların eşitliği ilkesi ve dolayısıyla yargılamanın hakkaniyete uygunyürütülmesi kuralına aykırılık oluşturabilir. Bir başka ifadeyle yasamaorganının, yargılamadaki taraflardan birinin lehine sonuç doğuracak şekildekanun çıkarttığı durumlarda davanın taraflarının eşit konumda olduğu söylenemez(Zekiye Şanlı, B. No: 2012/931, 26/6/2014, § 72).
197. Bununlabirlikte adil yargılanma hakkının uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kuralınınyargılama devam ederken değiştirilmesini kural olarak yasaklamadığıvurgulanmalıdır. Bu sebeple derdest uyuşmazlıklara uygulanmak üzere kanundeğişikliği yapılması otomatik olarak silahların eşitliği ilkesini vedolayısıyla adil yargılanma hakkını ihlal etmez. Derdest uyuşmazlığa uygulanankanun değişikliğinin silahların eşitliği ilkesini ihlal edebilmesi için birbütün olarak yargılamanın hakkaniyetinin zedelenmiş olması gerekir (HilmiKocabey ve diğerleri, B. No: 2018/27686, 17/11/2021, § 60).
198. Uyuşmazlığınesasının değiştirilen kanuna göre karara bağlanmasının yargılamanınhakkaniyetini bir bütün olarak zedeleyip zedelemediği değerlendirilirken; (1)davanın taraflardan birinin aleyhine sonuçlanması ile kanuni düzenleme arasındabir illiyet bağı bulunup bulunmadığı, (2) düzenlemenin davanın taraflarındanbirinin davadaki başarı şansını önemli ölçüde azaltıp azaltmadığı ve (3)davanın taraflarından biri hakkında meydana gelen kısıtlamayı telafi edenimkânların bulunup bulunmadığı dikkate alınır. Davanın taraflarından birilehine sonuçlanmasına yol açan kanunun amacı ve davanın aleyhine sonuçlandığıtaraf lehine de birtakım hak ve imkânlar getirip getirmediği hususları dagözetilir (Hilmi Kocabey ve diğerleri, § 61).
199. Kuralla 2942 sayılı Kanun’un ek 3. maddesinin devametmekte olan davalarda da uygulanması öngörülmüştür. Anılan maddede mülga 6830sayılı Kanunun 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanunun mülga 16. ve 17.maddeleri uyarınca idare adına tescil edilen taşınmazların kamu bankalarınayatırılan bedellerinin ilgililere ödenmemesi nedeniyle açılan ve mahkemelercekamulaştırmasız el atma nedeniyle açıldığı kabul edilen davalarda taşınmazınbedelinin tespiti ile güncellenmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.
200. Yargıtay uygulamasında taşınmazına idare tarafındanel atılan kişilerin el atmanın önlenmesi davası açabilecekleri gibi tazminatdavası açarak el atılan taşınmazın bedelini idareden talep edebilecekleri dekabul edilmektedir. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminatdavalarında ise dava tarihi değerleme tarihi olarak kabul edilmektedir (buyöndeki içtihadı birleştirme kararı için bkz. Yargıtay İçtihadı BirleştirmeKurulu, E.1956/1, K.1956/6, 16/5/1956).
201. Bu itibarla kamulaştırmasız el atma nedeniyletazminat davası açan kişilerin dava tarihinin değerleme tarihi olarak dikkatealınacağı yönündeki içtihat çerçevesinde bir beklenti içinde olmalarımümkündür. Kural ise devam eden davalarda taşınmazın bedelinin 2942 sayılıKanun’un ek 3. maddesine göre belirlenmesini öngördüğünden anılan içtihatdoğrultusunda karar verilmesine engel teşkil etmektedir. Buna göre kuralıntaraflardan birini diğer taraf karşısında dezavantajlı bir pozisyona soktuğuanlaşılmaktadır.
202. Vurgulamak gerekir ki kamulaştırmasız el atmasebebiyle açılan tazminat davalarında hükmedilecek tazminatın taşınmazın elatma tarihindeki değeri esas alınarak hesaplanmasının Anayasa’ya aykırıgörülmemiş olması bu düzenlemenin geçmişe yürütülmesinin de otomatik olarakAnayasa’ya uygun olacağı anlamına gelmez. Uyuşmazlık devam ederken değişenhukukun derdest uyuşmazlığa da uygulanmasının Anayasa’ya uygun olabilmesi içinbunun silahların eşitliğine ilişkin güvenceleri ihlal etmemesi gerekir.
203. Dava konusu düzenlemenin taşınmazın dava tarihindekideğeri üzerinden tazminat elde edilmesi bakımından davacıların başarı şansınıortadan kaldırdığı açıktır. Öte yandan davacıların başarı şanslarınındüşürülmesi suretiyle davacılara yüklenen külfeti dengeleyecek herhangi birmenfaat de davacılara sağlanmamıştır. 2942 sayılı Kanun’un ek 3. maddesininbirinci fıkrasının birinci cümlesine göre hesaplanacak tazminat ile Yargıtayiçtihadına göre hesaplanan tazminat arasında önemli bir fark bulunmaktadır.Davacılar aleyhine oluşan dezavantajı dengeleyecek herhangi bir menfaatindavacılara sunulmadığı gözetildiğinde yasama yoluyla yargılamanın sonucunundeğiştirilmesi neticesini doğuran kuralın adil yargılanma hakkı kapsamındasilahların eşitliği ilkesini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.
204. Açıklanan nedenle kural Anayasa’nın 36. maddelerineaykırıdır. İptali gerekir.
Recai AKYEL, Yıldız SEFERİNOĞLU, Basri BAĞCI, İrfan FİDANve Muhterem İNCE bu görüşe katılmamışlardır.
Kural Anayasa’nın 36. maddelerine aykırı görülerek iptaledildiğinden ayrıca Anayasa’nın 35. ve 46. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
4. Kanun’un 8. Maddesiyle 3065 sayılı Kanun’un Geçici 39.Maddesinin Dördüncü Fıkrasına Eklenen “…ve birinci fıkrada yer alan süreyiiki yıla kadar uzatmaya…” İbaresinin İncelenmesi
a. Anlam ve Kapsam
205. 3065 sayılı Kanun’un “Verginin konusunu teşkileden işlemler” başlıklı 1. maddesinde Türkiye’de yapılan ve katma değervergisine tabi olan işlemler sayılmış, “Mükellef” başlıklı 8. maddesinin(1) numaralı fıkrasında ise katma değer vergisi mükellefleri belirlenmiştir.
206. Diğer yandan anılan Kanun’un “Oran” başlıklı28. maddesinde katma değer vergisi oranının vergiye tabi her bir işlem içinyüzde on olduğu, Cumhurbaşkanı’nın bu oranı dört katına kadar artırmaya, yüzdebire kadar indirmeye, bu oranlar arasında çeşitli mal ve hizmetler ile bazımalların perakende aşaması ve inşaatın yapıldığı arsanın veya konutun vergideğeri ve bulunduğu yeri esas alarak konut teslimleri için farklı vergioranları tespit etmeye yetkili olduğu ifade edilmiştir.
207. Kanun’un geçici 39. maddesinin birinci fıkrasındaise 17/4/1957 tarihli ve 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicilbelgesine sahip katma değer vergisi mükelleflerine münhasıran imalat sanayiindekullanılmak üzere yapılan yeni makina ve teçhizat teslimleri ile 26/6/2001tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamındakiteknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde,28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve TasarımFaaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki araştırma-geliştirme(Ar-Ge) ve tasarım merkezlerinde, 3/7/2014 tarihli ve 6550 sayılı AraştırmaAltyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun kapsamındaki araştırmalaboratuvarlarında Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlaramünhasıran bu faaliyetlerinde kullanılmak üzere yapılan yeni makina ve teçhizatteslimlerinin 31/12/2022 tarihine kadar katma değer vergisinden müstesna olduğubelirtilmiştir.
208. Anılan maddenin dördüncü fıkrasında ise imalatsanayiinde kullanılmak üzere istisna kapsamında teslim edilecek makina veteçhizatı belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan süreyi iki yıla kadaruzatmaya Cumhurbaşkanı’nın, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslarıbelirlemeye de Hazine ve Maliye Bakanlığının yetkili olduğu belirtilmiş olupsöz konusu fıkrada yer alan “…ve birincifıkrada yer alan süreyi iki yıla kadar uzatmaya…” ibaresi dava konusukuralı oluşturmaktadır.
209. Kurala göre Cumhurbaşkanı 3065 sayılı Kanun’ungeçici 39. maddesinin birinci fıkrasında 31/12/2022 tarihine kadar öngörülenkatma değer vergi istisnasının süresini iki yıla kadar uzatabilecektir.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
210. Dava dilekçesinde özetle; vergi, resim, harçve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyleoranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlariçinde değişiklik yapma yetkisinin Cumhurbaşkanı’na verilebileceği ancakCumhurbaşkanı’nın istisnaların süresinde değişiklik yapma yetkisininverilebileceğine yönelik anayasal bir hükmün bulunmadığı belirtilerek kuralınAnayasa’nın 73. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
211. Anayasa’nın 73. maddesinin dördüncü fıkrasındaCumhurbaşkanı’na vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık,istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiğiyukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisinin verilebileceğiöngörülmüştür.
212. 3065 sayılı Kanun’un geçici 39. maddesiningerekçesinde 6948 sayılı Kanun’a göre sanayi sicil belgesine sahip katma değervergisi mükelleflerine münhasıran imalat sanayiinde kullanılmak üzere31/12/2019 tarihine kadar yapılan yeni makina ve teçhizat teslimlerinin katmadeğer vergisinden istisna tutulması suretiyle imalatçı mükellefler üzerindekikatma değer vergisinden kaynaklı finansman yükünün azaltılmasının amaçlandığı,ayrıca Ar-Ge, yenilik ve tasarım yoluyla ülke sanayisi ve ekonomisininuluslararası düzeyde rekabet edebilir bir yapıya kavuşturulması için teknolojikbilgi üretilmesini, üründe ve üretim süreçlerinde yenilik yapılmasını, ürünkalitesi ve standardının yükseltilmesini, verimliliğin artırılmasını, üretimmaliyetlerinin düşürülmesini teminen 4691 sayılı Kanun kapsamındaki teknolojigeliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde, 5746 sayılıKanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde, 6550 sayılı Kanunkapsamındaki araştırma laboratuvarlarında Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerindebulunanlara münhasıran bu faaliyetlerinde kullanılmak üzere 31/12/2019 tarihinekadar yapılan yeni makina ve teçhizat teslimlerinin katma değer vergisindenistisna tutulduğu belirtilmiştir.
213.Anılan maddenin birinci fıkrasında yer alan “…31/12/2019…”ibaresi 7201 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle “…31/12/2022…” şeklindedeğiştirilmek suretiyle söz konusu katma değer vergisi istisnasının süresiuzatılmıştır. Dava konusu kurala göre ise Cumhurbaşkanı 31/12/2022 tarihinekadar belirlenen bu süreyi iki yıla kadar daha uzatabilecektir.
214. Vergilerin istisnalarına ilişkin hükümlerindekanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisininCumhurbaşkanı’na verilebileceğini öngören anayasal hüküm vergi istisnalarınınsürelerini de kapsamaktadır. Başka bir ifadeyle Cumhurbaşkanı’na belirli birsüre için öngörülen vergi istisnasının süresini kanunla belirlenen sınırlariçinde uzatabilme yetkisi verilmesi mümkündür.
215. Kuralla Cumhurbaşkanı’na tanınan vergi istisnasınınsüresini uzatabilme yetkisinin üst sınırı iki yıldır. Cumhurbaşkanı’navergilerin istisnalarına ilişkin hükümlerinde değişiklik yapma yetkisiverilebilmesi için kanunda yukarı ve aşağı sınırların belirtilmesi şartınınöngörülmesi vergide kanunilik ilkesi bağlamında hukuki güvenliği sağlamakamacını taşımaktadır. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı’nın vergi istisnasınıuzatabileceği en düşük sürenin öngörülmemesinin ise anayasal bir soruna sebepolmayacağı açıktır.
216. Diğer yandan kuralda öngörülen yetki, takdir yetkisiniteliğinde olduğundan Cumhurbaşkanı’nın vergi istisnasının süresini uzatmamasıda mümkündür. Buna göre Cumhurbaşkanı’na tanınan vergi istisnasının süresiniuzatabilme yetkisinin sınırlarının Kanun’da belirtilmediği söylenemez.
217. Bu itibarla 3065 sayılı Kanun’un geçici 39.maddesinin birinci fıkrasında 31/12/2022 tarihine kadar uygulanmak üzeregetirilen vergi istisnasının süresinin Cumhurbaşkanınca iki yıla kadaruzatılabileceğini öngören dava konusu kural Cumhurbaşkanı’na vergilerinistisnalarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlariçinde değişiklik yapma yetkisinin verilebileceğine ilişkin anayasal hükmüihlal etmemektedir.
218. Açıklanan nedenle kural Anayasa’nın 73. maddesineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Zühtü ARSLAN ve Selahaddin MENTEŞ bu görüşekatılmamışlardır.
5. Kanun’un 11. Maddesiyle 5393 Sayılı Kanun’un Ek 2.Maddesine Eklenen Üçüncü Fıkrada Yer Alan “…yüzde onunu…” İbaresininİncelenmesi
a. Genel Açıklama
219. 5393 sayılı Kanun’un 17. maddesinde belediyemeclisinin belediyenin karar organı olduğu ve ilgili kanunda gösterilen esas veusullere göre seçilmiş üyelerden oluşacağı belirtilmiştir.
220. Anılan Kanun’un 18. maddesinin (f) bendindekanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerinisteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesinin belirlenmesibelediye meclisinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
221. Diğer yandan 20/11/1981 tarihli ve 2560 sayılıİstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve GörevleriHakkında Kanun’un 1. maddesinin dördüncüfıkrasında İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin (İSKİ) İstanbul BüyükşehirBelediye Başkanlığına bağlı bir kuruluş olduğu belirtilmiş, 6. maddesinde su satışı ve kullanılmış suların boşaltılmasınailişkin tarifeleri inceleyerek karara bağlamak İSKİ Genel Kurulunun görevleriarasında sayılmış, ek 5. maddesinde ise söz konusu Kanun’un diğerbüyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı belirtilmiştir.
222. 3/6/2007 tarihli ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklarve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nun 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (5)numaralı bendinde kaynak doğal yolla, sondaj veya kuyularla jeotermalakışkan veya doğal mineralli su, gaz veya bunların birlikte elde edildiğiyerler; (6) numaralı bendinde ise jeotermal kaynak jeolojik yapıya bağlıolarak yerkabuğu ısısının etkisiyle sıcaklığı sürekli olarak bölgeselatmosferik yıllık ortalama sıcaklığın üzerinde olan, çevresindeki sulara göredaha fazla miktarda erimiş madde ve gaz içerebilen, doğal olarak çıkan veyaçıkarılan su, buhar ve gazlar ile yeraltına insan düzenlemeleri vasıtasıylagönderilerek yerkabuğu veya kızgın kuru kayaların ısısı ile ısıtılarak su,buhar ve gazların elde edildiği yerler şeklinde tanımlanmıştır.
b. Anlam ve Kapsam
223. 5393 sayılı Kanun’un ek 2. maddesinin üçüncüfıkrasında aboneliği Kültür ve Turizm Bakanlığı (Bakanlık), il kültür ve turizmmüdürlükleri veya Bakanlığa bağlı döner sermaye işletmesi merkez müdürlüğüneait olan müze ve ören yerlerinde, 5686 sayılı Kanun’da yer alan kaynaklardanelde edilen su, gaz, jeotermal akışkan ve buharın müze ve ören yerlerinde eldeedilmesi, iletilmesi ve kullanılması için uygulanacak tarifenin tüketimmiktarına bakılmaksızın büyükşehir belediyeleri, belediyeler veya büyükşehirbelediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin aynı dönemdeki su tarifesinde kamukurum ve kuruluşlarına uygulanan su ve atık su tarifesinin yüzde onunugeçemeyeceği belirtilmiştir. Anılan fıkrada yer alan “…yüzde onunu…”ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
224. Kurala göre aboneliği Bakanlığa, il kültür ve turizmmüdürlüklerine veya Bakanlığa bağlı döner sermaye işletmesi merkez müdürlüğüneait olan müze ve ören yerlerinde 5686 sayılı Kanun’da tanımlanan kaynaklardansu, gaz, jeotermal akışkan ve buharın elde edilmesi, iletilmesi ve kullanılmasıiçin uygulanacak tarife büyükşehir belediyeleri, belediyeler veya büyükşehirbelediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin aynı dönemde kamu kurum vekuruluşlarına uyguladıkları su ve atık su tarifesinin en fazla yüzde onu olarakbelirlenebilecektir. Başka bir ifadeyle kural yerel yönetimlerin anılantarifeyi belirleme yetkisini aynı dönemde kamu kurum ve kuruluşlarınauyguladıkları su ve atık su tarifesinin en fazla yüzde onu ile sınırlamaktadır.
c. İptal Talebinin Gerekçesi
225. Dava dilekçesinde özetle; yerel yönetimlerinözerkliği ilkesinin mali özerkliği de kapsadığı, ören yerlerinden su, gaz vebuharın elde edilmesi, iletilmesi ile kullanılmasına ilişkin su ve atık subedellerinin kamu kurumlarına uygulanan tarifenin yüzde onunu geçemeyecekşekilde düzenlenmesinin belediyelerin gelirlerinin önemli ölçüde azalmasına yolaçacağı, belediyelerin gelirlerinin içinde önemli bir yer tutan su ve atık subedelinin belirtilen şekilde sınırlanmasının belediyenin mali özerkliğinemüdahale teşkil ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 127. maddesine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
226. Anayasa’nın 127. maddesinin birinci fıkrasında “Mahallîidareler; il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarınıkarşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, genekanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamutüzelkişileridir.”, altıncı fıkrasında ise “Mahallî idarelerin belirlikamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile, kendi aralarında Cumhurbaşkanının izniile birlik kurmaları, görevleri, yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkeziidare ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir. Bu idarelere,görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır.” denilmektedir.
227. Anayasa’da merkezî yönetim-yerel yönetim ayrımınınyapılması, yerel yönetimlerin organlarının seçimle göreve gelmesininöngörülmesi, seçimlerinin süreli olması, kararlarını kendi organları eliylealması ve uygulatması, kendilerine özgü bütçelerinin bulunması, görevleri ileorantılı gelir kaynakları sağlanması gibi yetki ve ayrıcalıkların tanınmışolması, bu idarelerin özerkliklerinin göstergeleridir. Anayasa’nın anılanmaddesinde öngörülen yerel yönetimlerin özerkliği ilkesi, yerindenyönetimin varlık şartlarından olan mali özerkliği de kapsamaktadır. Maliözerklik kavramı ise mahallî idarelerin mali kaynaklarının bir bölümünü yerelvergi ve harçlardan oluşturmalarını, gelirlerini ve varlıklarını kendiamaçlarına uygun bir biçimde kullanabilmelerini ve esnek bir bütçe sisteminesahip olmalarını öngörmektedir. Başka bir ifadeyle mahallî idarelerin maliözerkliği, merkezî yönetimin mal varlığından ayrı mal varlığı, bağımsız gelirkaynakları ve bütçeleri olması esasına dayanır (AYM, E.2012/158, K.2013/55,10/4/2013).
228. Kural Bakanlık, il kültür ve turizm müdürlükleriveya Bakanlığa bağlı döner sermaye işletmesi merkez müdürlüğüne ait olan müzeve ören yerlerinde 5686 sayılı Kanun’da yer alan kaynaklardan elde edilen su,gaz, jeotermal akışkan ve buharın müze ve ören yerlerinde elde edilmesi,iletilmesi ve kullanılması için uygulanacak tarifeyi belirleme konusundakiyerel yönetimlerin yetkisini sınırlamaktadır.
229. Mahallî idarelerin görevleri ile orantılı gelirsağlama ve verilen hizmetler karşılığında elde edilecek gelirlerde kârlılıkoranını belirleme konusunda, ölçülü ve adil olmak ve anayasal ilkelere bağlıkalmak koşuluyla takdir yetkisinin bulunması gerekir (AYM, E.2011/6, K.2012/16,26/1/2012).
230. 5393 sayılı Kanun’un ek 2. maddesinin birincifıkrasında kamu kurum ve kuruluşlarına uygulanansu ve atık su tarife ücretinin tüketim miktarına bakılmaksızın sabit tarifeücreti olarak belirleneceği ve konutlar için belirlenen en düşük su ve atık sutarife ücretinin yüzde 50 fazlasını geçemeyeceği, belediyelerin temiz şebekesuyu hizmeti vermediği yerleşim yerlerindeki kamu kurumlarından herhangi bir adaltında ücret talep edemeyeceği, kamuya ait eğitim kurumları, yurtlar, okulpansiyonları ve hastanelerden abonelik, açma kapama, bağlantı, teminat, güvencebedeli, katılma payı ve benzeri ad altında herhangi bir ücretin talepedilemeyeceği belirtilmiştir. Anılan yasal düzenlemenin gerekçesinde iseözetle; kamu kurum ve kuruluşlarına uygulanan ücret tarifelerini konutlar içinbelirlenen tarifeye yakın belirleyen belediyelerin yanı sıra konut tarifesininiki katı ile altı katı üzerinde uygulayan belediyelerin de bulunması nedeniylekamu kurumlarına uygulanan su ve atık su tarifelerinde uygulama birliğininsağlanmasının, su tüketim bedellerinin kamuya olan yükünün düşürülmesinin vekamuya uygulanan yüksek artırımlı tarifelerin makul bir düzeye indirilmesininamaçlandığı ifade edilmiştir.
231. Dava konusu kuralla da Bakanlığa, il kültür veturizm müdürlüklerine veya Bakanlığa bağlı döner sermaye işletmesi merkezmüdürlüğüne ait olan müze ve ören yerlerinde 5686 sayılı Kanun’da tanımlanankaynaklardan su, gaz, jeotermal akışkan ve buharın elde edilmesi, iletilmesi vekullanılması için uygulanacak tarifelere ilişkin ülke genelinde belirli birstandardın sağlanması ile söz konusu tarifelere göre belirlenen ücretlerinanılan müze ve ören yerlerinde kullanılacak bütçeye getirdiği yükünhafifletilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
232. Kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerinin kamuyararına yönelik kullanılması sebebiyle bu kurum ve kuruluşlara ilişkin olarakyerel yönetimlerce belirlenen ücret tarifelerinin fahiş tutarlarda ödemeleryapılmasına neden olmaması için belirli önlemlerin alınması ve ülke genelindebelirli bir standardı sağlayacak hükümlerin öngörülmesi kanun koyucununtakdirindedir. Bununla birlikte yerel yönetimlerin tarife belirleme yetkilerinegetirilecek sınırlamanın anayasal bağlamda önemli görülebilecek bir gelirkaybına uğramalarına yol açmaması gerekir. Diğer yandan yerel yönetimlerintarife belirleme yetkisine sınırlama getirilirken tarifeye konu hizmetin vehizmetten yararlananların nitelikleri ile yerel yönetimlerin diğer görev veyetkilerinin de gözetilmesi gerekir.
233. Anayasa’nın 63. maddesinin birinci fıkrasında “Devlet,tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, buamaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.” denilmektedir. Anılananayasal hüküm doğrultusunda (1) numaralı CBK’nın 277. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (a) bendinde millî, manevi, tarihi, kültürel ve turistik değerleriaraştırmak, geliştirmek, korumak, yaşatmak, değerlendirmek, yaymak, tanıtmak,benimsetmek ve bu suretle millî bütünlüğün güçlenmesine ve ekonomik gelişmeyekatkıda bulunmak, (c) bendinde ise tarihi ve kültürel varlıkları korumakBakanlığın görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Ayrıca anılan fıkranın (b)bendinde Bakanlığın kültür ve turizm konularıyla ilgili yerel yönetimlerleiletişimi geliştirmek ve iş birliği yapmakla yükümlü olduğu ifade edilmiştir.
234. Kanun koyucunun Anayasa’nın söz konusu maddesindeöngörülen yükümlülük kapsamında yerel yönetimlere de belirli görev ve yetkilervermesi mümkündür. Nitekim 5393 sayılı Kanun’un “Belediyenin görev vesorumlulukları” başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindebelediyenin mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla kültür ve tabiatvarlıkları ile tarihî dokunun ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânlarınve işlevlerinin korunmasını sağlayabileceği, bu amaçla bakım ve onarımınıyapabileceği, korunması mümkün olmayanları ise aslına uygun olarak yeniden inşaedebileceği ifade edilmiştir.
235. 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı BüyükşehirBelediyesi Kanunu’nun “Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev vesorumlulukları” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasının (o) bendinde dekültür ve tabiat varlıkları ile tarihî dokunun ve kent tarihi bakımından önemtaşıyan mekânların ve işlevlerinin korunmasını sağlamak, bu amaçla bakım veonarımını yapmak, korunması mümkün olmayanları aslına uygun olarak yeniden inşaetmek büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasındasayılmıştır.
236. Yerel yönetimlerin kültür ve tabiat varlıkları iletarihi dokunun korunması kapsamındaki görev ve yetkileri dikkate alındığındakuralda öngörülen şekilde belirleyecekleri tarifeyle müze ve ören yerlerindesunulan hizmete katkıda bulunacakları, başka bir ifadeyle Bakanlıkla iş birliğiiçinde yürütecekleri bir hizmetin finansmanına dolaylı olarak katılacaklarıaçıktır.
237. Diğer yandan 5686 sayılı Kanun’da tanımlanankaynaklardan su, gaz, jeotermal akışkan ve buhar elde edilmesi, iletilmesi vekullanılması kapsamında yerel yönetimlerin ciddi mali yükü olan bir hizmetsundukları söylenemez. Buna göre kuralla yerel yönetimlerin tarife belirlemeyetkisine getirilen yüzde on oranındaki üst sınırın yerel yönetimlerinsundukları hizmet için yaptıkları giderlerin karşılığını alamamalarına veanayasal bağlamda önemli görülebilecek bir gelir kaybına uğramalarına sebepolmayacağı anlaşılmaktadır.
238. Bu itibarla kuralın yerel yönetimlerin mali özerlikilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
239. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 127.maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.
6. Kanun’un 12. Maddesiyle 5393 Sayılı Kanun’a EklenenGeçici 12. Maddenin Birinci Fıkrasının Birinci Cümlesinin “…tahsilinden vazgeçilir; varsa başlatılmış icratakipleri düşer, açılmış davalar hakkında resen karar verilmesine yerolmadığına karar verilir, yargılama gideri ve takip giderleri taraflar üzerindebırakılır ve vekalet ücretine hükmedilmez.” Bölümü ile İkinci Cümlesinin İncelenmesi
a. Anlam ve Kapsam
240. 5393 sayılı Kanun’un “Belediyenin gelirleri” başlıklı59. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belediye meclisi tarafındanbelirlenecek tarifelere göre tahsil edilecek hizmet karşılığı ücretlerbelediyenin gelirleri arasında sayılmıştır. 5216 sayılı Kanun’un “Büyükşehirbelediyesinin gelirleri” başlıklı 23. maddesinin birinci fıkrasının (j)bendinde ise bağlı kuruluşların kesin hesaplarındaki gelirleri ile giderleriarasında oluşan fazlalık sonucu aktarılacak gelirler, (m) bendinde de yapılacakhizmetler karşılığı alınacak ücretler büyükşehir belediyesinin gelirleriarasında sayılmıştır
241. Diğer yandan 2560 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (a)bendinde su satışı ve kullanılmış suların uzaklaştırılmasına karşılıktarifesine göre abonelerden alınacak ücretler İSKİ’nin gelirleri arasındasayılmış; 23. maddesinin birinci fıkrasında ise susatışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış sularınuzaklaştırılması, septik çukurların boşaltılması giderleri için ayrı tarifeleryapılacağı, bu tarifelerin tespitinde yönetim ve işletme giderleri ileamortismanları doğrudan gider yazılan (aktifleştirilmeyen) yenileme, ıslah vetevsi masrafla bir kâr oranının esas alınacağı belirtilmiştir. Sözkonusu Kanun’un ek 5. maddesi uyarınca İSKİ’ye ilişkin anılan hükümler diğerbüyükşehir belediyelerinde de uygulanacaktır.
242. 5393 sayılı Kanun’un geçici 12. maddesinin birincifıkrasının birinci cümlesinde aboneliğiBakanlık, il kültür ve turizm müdürlükleri veya Bakanlığa bağlı döner sermayeişletmesi merkez müdürlüğüne ait olan müze ve ören yerlerinde su ve atık subedeli ile 5686 sayılı Kanun’da yer alan kaynaklardan elde edilen su, gaz,jeotermal akışkan ve buharın elde edilmesi, iletilmesi ve kullanılması içinbüyükşehir belediyeleri, belediyeler veya büyükşehir belediyeleri su vekanalizasyon idarelerince uygulanan ve tarifelerinden kaynaklanan alacakasıllarının yüzde ellisinin peşin ödenmesi kaydıyla bu maddenin yürürlüğegirdiği tarih itibarıyla su ve atık su, gaz, jeotermal akışkan ve buharınalacak asıllarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammıgibi ferîler (sözleşmelerde düzenlenen her türlü zam dâhil) ile bu alacaklarabağlı cezaların ve gecikme faizi, gecikme zammı gibi ferîlerinin (sözleşmelerdedüzenlenen her türlü ceza ve zam dâhil) tahsilinden vazgeçileceği, varsabaşlatılmış icra takiplerinin düşeceği, açılmış davalar hakkında resen kararverilmesine yer olmadığına karar verileceği, yargılama gideri ve takipgiderlerinin taraflar üzerinde bırakılacağı ve vekâlet ücretinehükmedilmeyeceği öngörülmüş; ikinci cümlesinde ise anılan maddenin yürürlüğegirdiği tarihten önce verilen ve infaz edilmeyen mahkeme kararlarına konualacaklar hakkında da bu madde hükümlerinin uygulanacağı ve yargılama gideriile vekâlet ücretinin tahsilinden vazgeçileceği belirtilmiştir.
243. Anılan fıkranın birinci cümlesinin “…tahsilinden vazgeçilir; varsa başlatılmış icratakipleri düşer, açılmış davalar hakkında resen karar verilmesine yerolmadığına karar verilir, yargılama gideri ve takip giderleri taraflar üzerindebırakılır ve vekalet ücretine hükmedilmez.” bölümüile ikinci cümlesi dava konusu kuralları oluşturmaktadır.
244. Dava konusu bölümün kapsamına giren alacaklar aboneliği Bakanlığa, il kültür ve turizmmüdürlüklerine veya Bakanlığa bağlı döner sermaye işletmesi merkez müdürlüğüneait olan müze ve ören yerlerine ilişkin su ve atık su bedelleri ile 5886 sayılıKanun’da yer alan kaynaklardan elde edilen su,gaz, jeotermal akışkan ve buharın elde edilmesi, iletilmesi ve kullanılmasıiçin büyükşehir belediyeleri, belediyeler veya büyükşehir belediyeleri su vekanalizasyon idarelerince uygulanan ve tarifelerinden kaynaklanan alacaklardır.
245.7201 sayılı Kanun’un 16. maddesinin (b) bendine göre dava konusu kurallaranılan Kanun’un yayımlandığı 24/12/2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
246. Dava konusu bölüme göre yarısınınödenmesi şartıyla 24/12/2019 tarihi itibarıyla söz konusu alacaklar ve bualacaklara bağlı tüm cezaların ferileri ile birlikte takibindenvazgeçilecektir. Ayrıca söz konusu alacaklar nedeniyle başlatılmış icratakipleri düşecek, açılmış davalar hakkında mahkemelerce resen kararverilmesine yer olmadığına karar verilecek, yargılama gideri ve takip giderleride bu giderleri yapan tarafın üzerinde bırakılacak ve vekâlet ücretinehükmedilmeyecektir.
247. Öte yandan dava konusu ikinci cümleuyarınca birinci cümle, kapsamına giren alacaklara ilişkin olarak 24/12/2019tarihinden önce verilen ve infaz edilmeyen mahkeme kararlarına konu alacaklarbakımından da uygulanacak ve yargılama gideri ile vekâlet ücretinin tahsilindenvazgeçilecektir. Başka bir ifadeyle geçici 12. maddenin yürürlüğe girmesindenönce birinci cümlesinin kapsamına giren alacaklara ilişkin olarak verilenmahkeme kararlarında hükmedilen tutarın yarısı ödenecek, bu kapsamdakibaşlatılmış icra takipleri düşecek ayrıca takip giderleri tarafların üzerindebırakılacaktır.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
248. Dava dilekçesinde özetle; 7201sayılı Kanun’un 11. maddesiyle 5393 sayılıKanun’un ek 2. maddesine eklenen üçüncü fıkrada yer alan “…yüzde onunu…”ibaresine yönelik gerekçelerin yanı sıra kurallarla davaların sonaerdirilmesinin ve verilmiş kararların infazının durdurulmasının mahkemeyeerişim hakkını ihlal ettiği, davanın sonucuna kanunla müdahale edilmesininsilahların eşitliği ilkesiyle bağdaşmadığı ve kesinleşmiş yargı kararlarınıninfazının kanunla yasaklanmasının yargı kararlarına uyulmasını zorunlu kılananayasal hükümle çeliştiği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 36., 127. ve138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
249. Dava konusu kuralların kapsamınagiren alacaklar belediyeler ile büyükşehir belediyelerinin gelirleriarasında bulunmaktadır.
250. 7201 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle5393 sayılı Kanun’un ek 2. maddesine eklenen üçüncü fıkrada yer alan “…yüzdeonunu…” ibaresinin Anayasa’ya uygunluk denetimi kısmındaki belirtilengerekçeler dava konusu kurallar yönünden de geçerlidir.
251. Kurallarla aboneliğiBakanlığa, il kültür ve turizm müdürlüklerine veya Bakanlığa bağlı dönersermaye işletmesi merkez müdürlüğüne ait olan müze ve ören yerlerinin kurallarkapsamına giren borçlardan kaynaklı olarak bütçede oluşan yükünhafifletilmesinin ve söz konusu borçların yapılandırılması suretiyle bütçeninmüze ile ören yerlerinde sunulan hizmetlerin finansmanında kullanılabilmesininamaçlandığı söylenebilir.
252. Kuralların kapsamına giren alacakların tahsilindenvazgeçilmesi alacağın yüzde ellisinin ödenmesi şartına bağlanmıştır. Buna göresöz konusu alacakların yarısının tahsil edilmemesi suretiyle belediyelerin vebüyükşehir belediyelerinin Bakanlığın kendileri ile iş birliği kurmakla yükümlüolduğu bir hizmetin finansmanına dolaylı olarak katılmış olacakları, ayrıcaalacağın yarısının ödeneceği dikkate alındığında kuralların belediyeler vebüyükşehir belediyelerinin gelirlerinde ölçüsüz bir azalmaya neden olmayacağıanlaşılmaktadır.
253. Bu itibarla dava konusu bölümün yerel yönetimlerinmali özerkliği ilkesiyle çelişen bir yönü bulunmamaktadır.
254. Dava konusu cümle ise mahkemelerce hüküm altınaalınmış alacaklar ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin düzenlemeiçermektedir. Buna göre geçici 12. maddenin birinci cümlesi kapsamındakialacaklara ilişkin 24/12/2019 tarihinden önce verilen ve infaz edilmeyenmahkeme kararlarında hükmedilen tutarın da yarısı ödenecek ve yargılamagiderleri ile vekâlet ücretinin tahsilinden vazgeçilecektir.
255. Uyuşmazlığın esası hakkında verilen kararınuygulanmasının yanı sıra hüküm altına alınan vekâlet ücreti ile diğer yargılamagiderlerinin ödenmesi de yargı kararlarına uyulmasını zorunlu kılan anayasalhükmün bir gereğidir. Anayasa’nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında yürütmeorganı ile idare makamlarının yanı sıra yasama organının da yargı kararlarınauymak zorunda olduğu ve bu kararları değiştiremeyeceği öngörülmüştür. Buitibarla dava konusu cümle Anayasa’nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasıyönünden ayrıca ele alınmalıdır.
256. Belirli bir alacağa ilişkin hüküm içeren mahkemekararları lehine karar verilen tarafın açıklayacağı iradeye bağlı olarak infazedilmeyebilir. Başka bir deyişle lehinde karar verilen kişinin aksi yönde iradeaçıklaması hâlinde söz konusu yargı kararlarının icra edilerek hukuk alemindekietkilerinin maddi aleme aktarılması söz konusu olmayabilir. Bununla birlikteilke olarak kanun koyucunun lehinde yargı kararı verilen kişileri bu kararınuygulanmaması veya kısmen uygulanması yönünde irade açıklamaya zorlanmasımümkün değildir.
257. Kamu otoritelerinin ise özel hukukta görülenşekliyle bir irade özgürlükleri bulunmamaktadır. İdare makamlarınınaçıklayacakları iradenin kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamasınınötesinde kanuna uygun olması esastır. Başka bir ifadeyle idare makamları kanunkoyucunun öngördüğü usul ve esaslara uygun şekilde irade açıklamak zorundadır.Buna göre kamusal zarara sebep olacağı için kanun koyucu aksini öngörmediğisürece yerel yönetimin lehinde verilen mahkeme kararının icra edilmemesineyönelik irade açıklayabileceği söylenemez.
258. Bu bağlamda kanun koyucu kamu yararını gözetereklehinde belirli bir alacağa ilişkin hüküm içeren yargı kararı bulunan yerelyönetimleri söz konusu alacağın tahsilinden kısmen veya tamamen vazgeçmeyeyönelik irade açıklamaya zorlayan düzenlemeler öngörebilir. Bununla birlikteanılan düzenlemelerin yargı kararının uygulanmaması veya değiştirilmesine yolaçmaması için yerel yönetimlere yönelik anayasal güvencelerle çelişmemesigerekir.
259. Buna göre yerel yönetimlerin lehinde verilen mahkemekararlarına konu alacakların tahsilinden kısmen veya tamamen vazgeçmesiniöngören düzenlemeler mali özerklik ilkesini ihlal etmemelidir.
260. Aboneliği Bakanlığa, il kültür veturizm müdürlüklerine veya Bakanlığa bağlı döner sermaye işletmesi merkezmüdürlüğüne ait olan müze ve ören yerlerinin yerel yönetimlerin belirlediğitarifelerden kaynaklanan borçlarının yarısının ödenmesi, yerel yönetimlerinBakanlıkla iş birliği yapacakları hizmetlerin finansmanına dolaylı olarakkatılmalarını sağladığı ayrıca tahsil edilecek kısım gözetildiğinde anayasalbağlamda önemli bir gelir kaybına uğramalarına yol açmayacağı gözetildiğindemahkeme kararına konu olmamış alacaklar gibi mahkemelerce hüküm altına alınanalacakların yarısının tahsilinden vazgeçilmesi de mali özerklik ilkesiyleçelişmemektedir.
261. Bu itibarla mahkemece lehine karar verilen yerel yönetimlerinalacağının yarısının tahsilinden vazgeçmesini öngören ve yerel yönetimlereyönelik anayasal güvencelerle çelişmeyen dava konusu cümle mahkeme kararlarınınyasama organınca değiştirilmesini yasaklayan anayasal hükmü ihlal etmemektedir.
262. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 127. ve138. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.
Kuralların Anayasa’nın 36. maddesiyle ilgisigörülmemiştir.
7. Kanun’un 14.Maddesiyle 6569 Sayılı Kanun’un 14. Maddesinin Yeniden Düzenlenen Mülga (2)Numaralı Fıkrasının İkinci Cümlesinde Yer Alan “…Cumhurbaşkanınca tespitolunur.” İbaresinin İncelenmesi
a. Anlam ve Kapsam
263. 15/7/2018 tarihlive 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (4) numaralı Bakanlıklara Bağlı,İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların TeşkilatıHakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin “TÜSEB’in kuruluşu” başlıklı665. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde anılan CBK’nın KırkYedinci Bölümü’nde verilen görevleri yerine getirmek amacıyla kamu tüzelkişiliğine, bilimsel ve idari özerkliğe sahip özel bütçeli Türkiye SağlıkEnstitüleri Başkanlığının (TÜSEB) kurulduğu belirtilmiştir.
264. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılıYükseköğretim Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde öğretim elemanlarıyükseköğretim kurumlarında görevli öğretim üyeleri, öğretim görevlileri vearaştırma görevlileri şeklinde tanımlanmıştır.
265. Anılan Kanun’un 38. maddesinin birincifıkrasında öğretim elemanlarının ilgili kurumların talebi ve kendisininmuvafakati, üniversite yönetim kurulunun uygun görmesi ve rektörün onayı ileihtiyaç duyulan konularda, özlük işlemleri kendi kurumlarınca yürütülmekkaydıyla diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşlarında geçici olarak görevlendirilebileceği, bu şekildegörevlendirilenlerin kadrosunun bulunduğu yükseköğretim kurumlarındaki aylık vediğer ödemeler ile öteki haklarının devam edeceği, Yükseköğretim Kurulu, bağlıbirimleri ve Üniversitelerarası Kurul ile Adli Tıp Kurumunda görevlendirilenlerhariç olmak üzere bu fıkra uyarınca görevlendirilenlerin döner sermayedenyararlanamayacağı hükme bağlanmıştır. Söz konusu maddenin dördüncü fıkrasındaise anılan madde uyarınca görevlendirilen öğretim elemanlarının kendikurumlarından alacakları aylık ve ödeneklerin yanı sıra görevlendirildiklerikurumda yürüttükleri görev için birinci derecenin dördüncü kademesinde bulunanbir genel müdürün aylık ve ek gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ileçarpımı sonucu bulunan tutarı geçmemek üzere ilgili bakan tarafından tespitedilecek miktarı net olarak ikinci görev aylığı şeklinde ayrıca alacakları,bunların görevlendirildikleri kurumlarca kendilerine bu suretle yapılanödemeleri döner sermayelere yatırmak zorunda olmadıkları ve görev yapacaklarıkurumca bu ödeme dışında başkaca bir ödeme yapılmayacağı ifade edilmiştir.
266. 6569 sayılı Kanun’un 14. maddesinin (2) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde TÜSEB’de 2547 sayılı Kanun’a göre görevlendirileceklerin asligörevlerine ait aylık, ücret, ödenek, her türlü zam ve tazminatı ile ek ödemedâhil diğer mali ve sosyal haklarının ödenmeye devam olunacağı, ikincicümlesinde ise bunlara TÜSEB tarafından ödenecek ücretlerin 2547 sayılıKanun’un 38. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan sınırlamaya tâbiolmaksızın 657 sayılı Kanun’a tabi en yüksek devlet memuruna her ne ad altındaolursa olsun fiilen yapılan mali ve sosyal hak niteliğindeki her türlü ödemedâhil bulunacak toplamın altı aylık net ortalamasını geçmemek üzereCumhurbaşkanınca tespit olunacağı belirtilmiştir. Anılan ikinci cümlede yer alan “…Cumhurbaşkanınca tespit olunur.”ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
267. Söz konusu (2) numaralı fıkra uyarınca 2547 sayılıKanun’a göre TÜSEB’de görevlendirilenlere asli görevlerine ait aylık, ücret, ödenek, her türlü zam vetazminatı ile ek ödeme dâhil diğer mali ve sosyal haklarının dışında TÜSEBtarafından da ücret ödenecektir.
268. Kurala göre TÜSEB tarafından ödenecek ücret 2547sayılı Kanun’un 38. maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen sınırlamaya tabiolmaksızın Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek ancak Cumhurbaşkanı’nınbelirleyeceği bu ücret 657sayılı Kanun’a tabi en yüksek devlet memuruna her ne ad altında olursa olsunfiilen yapılan mali ve sosyal hak niteliğindeki her türlü ödeme dâhil bulunacaktoplamın altı aylık net ortalamasını geçemeyecektir.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
269. Dava dilekçesinde özetle; kamugörevlilerine ödenecek ücretin hem ilgililerin özlük hakkını hem de bütçeyegetireceği yük nedeniyle vergi mükelleflerini ilgilendirdiği, anılan ücretinkanunla belirlenmesi gerektiği, dava konusu kuralın yer aldığı fıkradabelirlenen üst sınırın oldukça yüksek olması nedeniyle gerçek anlamda bir sınırolarak kabul edilemeyeceği, kamu görevlilerine ödenecek ücretin temel ilkelerive çerçevesi kanunla belirlenmeden yürütme organına yetki tanınmasının yasamayetkisinin devredilemezliği ilkesiyle bağdaşmadığı, kuralla Cumhurbaşkanı’naücret belirleme yetkisi tanınmasının kanuni düzenleme ilkesini de ihlal ettiği belirtilerekkuralın Anayasa’nın 7. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
270. Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında “Memurlarınve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri,hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunladüzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümlerisaklıdır.” denilmek suretiyle memurlar ve diğer kamu görevlileri özlükhakları bakımından yasal güvenceye kavuşturulmuştur. Kanuni düzenleme ilkesi,düzenlenen alanda temel ilkelerin kanunla konulmasını ve çerçevenin kanunlaçizilmesini ifade etmektedir. Bu niteliği taşıyan bir yasal düzenleme ileuzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların belirlenmesi konusunda yürütmeorganına yetki verilmesi, kanuni düzenleme ilkesine aykırılık oluşturmaz (AYM,E.2018/110, K.2018/99, 17/10/2018).
271. TÜSEB’de görevlendirilecek öğretim elemanlarınınkamu görevlisi olmaları sebebiyle ücretlerinin kanunla düzenlenmesigerekmektedir. Bu itibarla anılan öğretim elemanlarına ödenecek ücretibelirleme konusunda Cumhurbaşkanı’na tanınan yetkinin temel ilkeleri veçerçevesinin kanunla belirlenmesi kanuni düzenleme ilkesinin gereğidir.
272. Kanuni düzenleme ilkesi kamugörevlilerine aylık, ödenek ve diğer özlük hakları bakımından belirli bir yasalgüvence sunmaktadır. Bununla birlikte anılan ilke yürütme organının kamugörevlilerine yaptıkları görevin niteliğiyle bağdaşmayan tutarlarda ödemeyapmasının önüne geçilmesi suretiyle gelir dağılımının dengesinin ve çalışmabarışı ile kamu kaynaklarının korunmasına da hizmet etmektedir.
273. Kuralagöre Cumhurbaşkanı’nın belirleyeceği ücret 657 sayılı Kanun’a tabi en yüksek devlet memuruna her ne adaltında olursa olsun fiilen yapılan mali ve sosyal hak niteliğindeki her türlüödeme dâhil bulunacak toplamın altı aylık net ortalamasını geçemeyeceğindenücretin üst sınırının belirlendiği açıktır. Buna karşılık Kanun’da TÜSEB’degörevlendirilecek öğretim elemanlarına ödenecek ücrete ilişkin asgari bir sınırbulunmamaktadır.
274. Kanuni düzenleme ilkesininsağladığı güvencenin hayata geçirilebilmesi için kural olarak kamugörevlilerinin yürütmekle yükümlü oldukları hizmet karşılığında alacakları ücretinasgari sınırını belirleyen ölçütlerin de kanunla düzenlenmesi gerekir. Bununlabirlikte kamu görevlilerine asli görevlerine bağlı olan özlük haklarınınödenmesine devam edilmesi koşuluyla ve muvafakat etmelerine bağlı olarakverilecek görevlere ilişkin ödenecek ilave ücretin alt sınırının kanunlabelirlenmemesi kural olarak kanuni düzenleme ilkesiyle çelişmeyecektir.
275. 6569sayılı Kanun’un 14. maddesinin (2) numaralı fıkrasında TÜSEB’de 2547 sayılı Kanun’a göregörevlendirileceklerin asli görevlerine ait aylık, ücret, ödenek, her türlü zamve tazminatı ile ek ödeme dâhil diğer mali ve sosyal haklarının ödenmeye devamedileceği belirtilmiştir. Diğer yandan 2547 sayılı Kanun’un 38. maddesininbirinci fıkrası gözetildiğinde öğretim elemanlarının muvafakati olmadanTÜSEB’de görevlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
276. Öğretim elemanlarının TÜSEB’degörevlendirilmesinin muvafakati bulunması şartına bağlanmasının TÜSEBtarafından ödenecek ücretin alt sınırı yönünden belirli bir güvence sunmadığısöylenemez. Zira ücretin çok düşük seviyelerde belirlenmesi hâlinde öğretimelemanları görevlendirmeye muvafakat etmeyebilecektir. Nitekim kuralın da yeraldığı maddenin gerekçesinde TÜSEB'degörevlendirilen öğretim üyelerine ilave ödeme yapılması öngörülmek suretiylenitelikli akademik personelin istihdamının sağlanabilmesinin amaçlandığıbelirtilmiştir.
277. Bu itibarla TÜSEB’de 2547 sayılıKanun’a göre muvafakati alınmak suretiyle görevlendirilecek öğretimelemanlarına TÜSEB tarafından ödenecek ilave ücretin üst sınırı kanunladüzenlendikten sonra Cumhurbaşkanı’na tanınan ücreti belirleme yetkisi kanunidüzenleme ilkesiyle çelişmemektedir.
278. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 128. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 7. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 128. maddesiyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 7. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
8. Kanun’un 15. Maddesiyle 7183 SayılıKanun’un 8. Maddesinin (3) numaralı Fıkrasına Eklenen “…14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanununa, 18/5/1994 tarihli ve 527 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileriile İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik YapılmasınaDair Kanun Hükmünde Kararnameye, 4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Memurlar veDiğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanunve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararnameye…” İbaresinin İncelenmesi
279. 7183 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (3) numaralıfıkrasında yer alan “Ajans,…” ve “…ve bu Kanunun 7 nci maddesininikinci fıkrası hükmü hariç 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Sayıştay Kanununatabi değildir.” ibarelerinin iptalleri nedeniyle dava konusu ibareninuygulanma imkânı kalmamıştır. Bu nedenle anılanibare 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamındadeğerlendirilmiş ve bu ibare yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimininyapılmasına gerek görülmemiştir.
V. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
280. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veyatümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesinceiptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
281. 7183 sayılı Kanun’un 8. maddesinin(3) numaralı fıkrasında yer alan “Ajans,…” ve “…ve bu Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasıhükmü hariç 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Sayıştay Kanununa tabi değildir.”ibarelerinin iptalleri nedeniyle anılan fıkraya7201 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen ve uygulanma imkânı kalmayan “…14/7/1965tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa, 18/5/1994 tarihli ve 527sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri ile İlgili Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnameye,4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali veSosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye…” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4)numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
VI. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
282. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte; 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaksuretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’deyayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi biryılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
283. 7183 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (6) numaralıfıkrası ile 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan “...vekaynak...” ibaresinin iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşlukkamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesininüçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasıgereğince bu kurallara ilişkin iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’deyayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VII. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
284. Dava dilekçelerinde özetle; dava konusukuralların uygulanmaları halinde telafisi güç veya imkânsız sonuçların doğacağıbelirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
A. 11/7/2019 tarihli ve 7183 sayılı Türkiye Turizm Tanıtım veGeliştirme Ajansı Hakkında Kanun’un;
1. a. 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikincicümlesinde yer alan “...münhasıran kendisine sunulan bağımsız denetim raporlarınıesas alarak...” ibaresine,
b. 8. maddesinin;
i. (3) numaralı fıkrasına,
ii. (4) numaralı fıkrasının ikinci cümlesine,
yönelik yürürlüğün durdurulması taleplerinin, koşullarıoluşmadığından REDDİNE,
2. a. 3. maddesinin (6) numaralı fıkrasına,
b. 4. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan “...ve kaynak...” ibaresine,
yönelik iptal hükümlerinin yürürlüğegirmelerinin ertelenmeleri nedeniyle bu fıkraya ve ibareye ilişkin yürürlüğündurdurulması taleplerinin REDDİNE,
3. 6. maddesinin(2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...net satış ve kiragelirlerinin toplamı...” ibaresine yönelik iptal talebi 4/5/2023 tarihli veE.2019/93, K.2023/87 sayılı kararla reddedildiğinden bu ibareye ilişkinyürürlüğün durdurulması talebinin REDDİNE,
4. 3. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinde yer alan “Bakanlıktan” ibareleri hakkında 4/5/2023 tarihli ve E.2019/93, K.2023/87sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden buibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması talepleri hakkında KARAR VERİLMESİNEYER OLMADIĞINA,
B. 21/12/2019 tarihli ve 7201 sayılı Kamulaştırma Kanunu ileBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
1. a. 6.maddesiyle 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen ek3. maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…dava tarihiitibarıyla…” ibaresine,
b. 7. maddesiyle2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 15. maddenin ikinci fıkrasında yer alan “…ek3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresine,
c. 15. maddesiyle7183 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (3) numaralı fıkrasına eklenen “…14/7/1965tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa, 18/5/1994 tarihli ve 527sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri ile İlgili Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnameye,4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali veSosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye…” ibaresine,
yönelik yürürlüğün durdurulması taleplerinin, koşullarıoluşmadığından REDDİNE,
2. a. 5.maddesiyle 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek 2. maddenin birinci fıkrasının;
i. Birincicümlesinde yer alan “…Çevre ve Şehircilik Bakanlığı…” ibaresine,
ii. Üçüncücümlesine,
b. 6. maddesiyle2942 sayılı Kanun’a eklenen ek 3. maddenin birinci fıkrasının birincicümlesinin “…taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihiolarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle…”bölümüne,
c. 7. maddesiyle2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 15. maddenin birinci fıkrasında yer alan “…ek2 nci madde hükmü uygulanarak…” ibaresine,
ç. 8. maddesiyle25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun geçici 39.maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen “…ve birinci fıkrada yer alan süreyiiki yıla kadar uzatmaya…” ibaresine,
d. 11. maddesiyle3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ek 2. maddesine eklenenüçüncü fıkrada yer alan “…yüzde onunu…” ibaresine,
e. 12. maddesiyle5393 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. maddenin birinci fıkrasının;
i. Birincicümlesinin “…tahsilinden vazgeçilir; varsa başlatılmış icra takipleri düşer,açılmış davalar hakkında resen karar verilmesine yer olmadığına karar verilir,yargılama gideri ve takip giderleri taraflar üzerinde bırakılır ve vekalet ücretinehükmedilmez.” bölümüne,
ii. İkincicümlesine,
f. 14. maddesiyle19/11/2014 tarihli ve 6569 sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığınaİlişkin Bazı Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. maddesinin yeniden düzenlenen mülga(2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…Cumhurbaşkanınca tespitolunur.” ibaresine,
yönelik iptal talepleri 4/5/2023 tarihli ve E.2019/93,K.2023/87 sayılı kararla reddedildiğinden bu cümlelere, bölümlere ve ibarelereilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,
4/5/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VIII. HÜKÜM
A. 11/7/2019 tarihli ve 7183 sayılı Türkiye Turizm Tanıtım veGeliştirme Ajansı Hakkında Kanun’un;
1. 3. maddesinin;
a. (3) numaralıfıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinde yeralan “Bakanlıktan” ibareleri hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINAOYBİRLİĞİYLE,
b. (6) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153.maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. 4. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan “...ve kaynak...”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARINRESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
3. 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesindeyer alan “...net satış ve kira gelirlerinin toplamı...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
4. 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesindeyer alan “...münhasıran kendisine sunulan bağımsız denetim raporlarını esasalarak...” ibaresinin Anayasa’ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
5. 8. maddesinin;
a. (3) numaralı fıkrasında yer alan;
i. “…4/1/2002tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, İrfan FİDAN ile Muhterem İNCE’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
ii. “Ajans,…” ve “…ve bu Kanunun 7 nci maddesininikinci fıkrası hükmü hariç 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Sayıştay Kanununatabi değildir.” ibarelerinin Anayasa’yaaykırı olduklarına ve İPTALLERİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. (4) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
B. 21/12/2019 tarihli ve 7201 sayılı Kamulaştırma Kanunu ileBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
1. 5. maddesiyle4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen ek 2. maddeninbirinci fıkrasının;
a. Birincicümlesinde yer alan “…Çevre ve Şehircilik Bakanlığı…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM ile SelahaddinMENTEŞ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. Üçüncücümlesinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,Zühtü ARSLAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM ileSelahaddin MENTEŞ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. 6. maddesiyle2942 sayılı Kanun’a eklenen ek 3. maddenin birinci fıkrasının;
a. Birincicümlesinin “…taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihiolarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle…”bölümünün Anayasa’ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. İkincicümlesinde yer alan “…dava tarihi itibarıyla…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
3. 7. maddesiyle2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 15. maddenin;
a. Birincifıkrasında yer alan “…ek 2 nci madde hükmü uygulanarak…” ibaresininAnayasa’ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM ile SelahaddinMENTEŞ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. İkincifıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin Anayasa’ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE, Recai AKYEL, YıldızSEFERİNOĞLU, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ile MuhteremİNCE’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
4. 8. maddesiyle25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun geçici 39.maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen “…ve birinci fıkrada yer alan süreyiiki yıla kadar uzatmaya…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN ileSelahaddin MENTEŞ’in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
5. 11. maddesiyle3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ek 2. maddesine eklenenüçüncü fıkrada yer alan “…yüzde onunu…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE, Selahaddin MENTEŞ’inkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
6. 12. maddesiyle5393 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. maddenin birinci fıkrasının;
a. Birincicümlesinin “…tahsilinden vazgeçilir; varsa başlatılmış icra takipleri düşer,açılmış davalar hakkında resen karar verilmesine yer olmadığına karar verilir,yargılama gideri ve takip giderleri taraflar üzerinde bırakılır ve vekaletücretine hükmedilmez.” bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Selahaddin MENTEŞ’in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. İkincicümlesinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,Selahaddin MENTEŞ’in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
7. 14. maddesiyle19/11/2014 tarihli ve 6569 sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığınaİlişkin Bazı Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. maddesinin yeniden düzenlenen mülga(2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…Cumhurbaşkanınca tespitolunur.” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNEOYBİRLİĞİYLE,
8. 15. maddesiyle7183 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (3) numaralı fıkrasına eklenen “…14/7/1965tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa, 18/5/1994 tarihli ve 527sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri ile İlgili Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnameye,4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali veSosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye…” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasıgereğince İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
C. 2942 sayılıKanun’a 7201 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen ek 3. maddenin birincifıkrasına 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle eklenenüçüncü cümlenin Anayasa’ya aykırı olmadığına veitirazın REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
4/5/2023 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
KARŞIOYGEREKÇESİ
1. 7201 sayılı Kanun’un (a) 5. maddesiyle 2942sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen ek 2. maddenin birinci fıkrasının birincicümlesinde yer alan “…Çevre ve Şehircilik Bakanlığının…” ibaresi ileüçüncü cümlesinin, (b) 7. maddesiyle aynı Kanun’a eklenen geçici 15. maddeninbirinci fıkrasında yer alan “…ek 2 nci madde hükmü uygulanarak…”ibaresinin, (c) 8. maddesiyle 3065 sayılı Kanun’un geçici 39. maddesinin dördüncüfıkrasına eklenen “…ve birinci fıkrada yer alan süreyi iki yıla kadaruzatmaya…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar verilmiştir.
A. “…Çevre ve ŞehircilikBakanlığının…” İbaresi ve Üçüncü Cümle
2. Dava konusu ek 2. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde29/4/1969 tarihli ve 1164 sayılı Arsa Üretimive Değerlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında 8/12/2004 tarihinden önceyapılmış olan kamulaştırma ve avans karşılığı kamulaştırmaiş ve işlemlerine ilişkin davaların Çevre ve ŞehircilikBakanlığı (Bakanlık) aleyhine açılması,aynı fıkranın üçüncü cümlesinde de Bakanlığınbu davalarda davalı ve davacı olabilmesi öngörülmektedir.
3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeyeerişim hakkıdır. Bu hak yargı mercileri tarafından verilen kararlarınuygulanmasını talep etme hakkını daiçermektedir (E.B., B. No:2018/5490,16/11/2021, § 39). Anayasa’nın 138. maddesi uyarınca yargı kararlarına uyulmasızorunlu olup, yasama, yürütme ve yargı organları ile idare “mahkemekararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesinigeciktiremez”.
4. Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiğiüzere, mahkeme kararlarının uygulanması yargılamanın dışında olmakla birlikteonu tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Yargılamasürecinin sonunda verilen karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamıolmayacaktır (AYM, E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014; Ahmet Yıldırım, B.No: 2012/144, 2/10/2013, § 28; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK],B. No: 2020/32949, 21/1/2021, § 101). Bukapsamda mahkeme kararıyla hüküm altına alınan alacağın tahsil edilmesiniengellemeye veya geciktirmeye yönelik düzenlemelerin kararın icrası hakkıylabağdaşmayacağı izahtan varestedir.
5. Çoğunluk kararında da açıklandığı üzere,kamulaştırma iş veişlemleri nedeniyle açılan davalarda daha önce Toplu Konut İdaresi Başkanlığı(TOKİ) davalı sıfatıyla yeralmakta, anılan davalarda hükmedilen tutarlar da TOKİ tarafından ödenmekteydi.Dava konusu kuralla söz konusu davaların Bakanlık aleyhine açılması öngörüldüğündenhüküm altına alınan tutarı da TOKİ değil Bakanlık ödeyecek, bu tutarın tahsili amacıyla TOKİaleyhine icra takibi başlatılması mümkün olmayacaktır (§ 152). Bu yasaldeğişikliğin “TOKİ’nin taşra teşkilatı bulunmaması nedeniyle” davalarınBakanlık tarafından daha sağlıklı takip edilmesi ve makul sürede tamamlanmasıiçin yapıldığı ileri sürülmüştür (§ 143).
6. Kuşkusuz dava konusu kuralla mahkemekararının icrası hakkına müdahale edilmiştir. Daha önce TOKİ aleyhine açılandavaların artık Bakanlık aleyhine açılacak olması ve TOKİ tarafından ödenmesigereken tutarın Bakanlık tarafından ödenecek olması şeklindeki müdahale tekbaşına mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeyebilir. Ancak bunun için söz konusumüdahalenin mahkeme kararının icrasını kişilerin aleyhine olacak şekildeetkilememesi, bu kapsamda kişilerin alacaklarına kavuşmasını engellememesi veyageciktirmemesi gerekir.
7. Kuralın bu şartı sağladığı söylenemez. Zirakamulaştırma nedeniyle açılan ve kabulüne karar verilen davalarda hükmedilentutarın Bakanlık tarafından ödenmemesi durumunda TOKİ’den farklı olarakBakanlığın mallarına yönelik haciz yoluna gidilemeyecektir. Esasen çoğunluk dabunu kabul etmektedir. Buna göre, kurallarla birlikte “hüküm altına alınantutarın Bakanlık tarafından davacıya ödenmemesi hâlinde Bakanlığın mallarınahaciz konulamayacaktır” (§ 153).
8. Buna karşın çoğunluk, hukuk devletinde idarenin yargıkararlarını uygulamama veya bu kararların icrasını geciktirme gibi birseçeneğinin olmadığını, bu nedenle kararların idare tarafındanuygulanmayabileceği ihtimalinden hareketle anayasallık denetimi yapılamayacağınıbelirtmiştir (§ 154). Elbette bir hukukdevletinde idarenin mahkeme kararlarını yerine getirmemesi, bu bağlamdakamulaştırmaya ilişkin davalarda aleyhine hükmedilen tutarı davacıya ödememesidüşünülemez. Aynı şekilde, çoğunluğun vurguladığı gibi, anayasal bir zorunlulukolan yargı kararlarının uygulanması görevini yerine getirmeyenler hakkında TürkCeza Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenen “görevi kötüye kullanma” suçukapsamında cezai sorumluluğun gündeme geleceği de açıktır (§ 155).
9. Bu tespitlere katılmakla birlikte, ihtimalüzerinden anayasallık denetimi yapılamayacağı yönündeki çoğunluk görüşünekatılmak mümkün değildir. Devletin iş ve işlemleri nedeniyle doğrudan temel hakve özgürlükleri ihmal etmeme negatif yükümlülüğü yanında, bu hakların ihlaledilmesini engelleyecek tedbirleri alma pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır. Özelhukuk kişileri arasındaki alacakların tahsili bakımından da geçerli olan buyükümlülüğün borçlunun idare olduğu durumlarda daha da katı uygulanmasıgerektiği açıktır.
10. Esasen devletin bu konudaki pozitifyükümlülüğü daha ziyade ileride ortaya çıkabilecek ve bir hakkın ihlaliylesonuçlanacak durumları tespit edip gerekli tedbirleri almasınıgerektirmektedir. Nitekim hukuk sistemleri mahkeme kararlarının icra edilmeme ihtimalinidikkate alarak, kişileri ve idareyi borçlarını ödemeye zorlayacak düzenlemelereyer vermiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 37. maddesinde yer alan “İcraemrinde yazılı müddet geçtiği halde borcunu ödemiyenlerin malları haczolunur” şeklindeki hüküm bunun tipik örneklerinden biridir. Kaldıki, dava konusu kuralın kendisi bile idarenin yargı kararını uygulamamasıdurumunda alacaklının idare aleyhine icra takibi başlatması hâlini düzenlemeksuretiyle idarenin yargı kararını icra etmemesinin bir ihtimal değil, gerçeklikolduğunu kabul etmiştir.
11. Buna göre idarenin yargı kararını yerinegetirmeyip, hükmedilen miktarı ödemediği ya da ödemeyi geciktirdiği durumlardakural olarak haciz işleminin yapılması gerekmektedir. Dava konusu kuraldan önceTOKİ için geçerli olan haciz yolu, iptali istenen ibare ile ortadankaldırılmıştır. Dolayısıyla kuralın bu haliyle kişilerin alacaklarınakavuşmasını engelleyebileceği ya da geciktirebileceği açıktır.
12. Sonuç olarak kural, idarenin yargı kararınıyerine getirmediği durumlarda haciz imkânını sona erdirmek suretiyle menfaatlerdengesini alacaklı aleyhine bozmuştur. Kuralla kişilerin kararların icrasınıisteme hakkına yönelik bu müdahalenin meşru bir sebebi olmadığı gibi kamumakamları tarafından ödenmeyen alacağına kavuşması için alacaklıya herhangibaşka bir imkân da sunulmamaktadır. Bu nedenle kural ölçülülük ilkesineaykırıdır.
13. Diğer yandan, ek 2. maddeninbirinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “Bakanlıkbu davalarda davalı ve davacı olabilir” şeklindeki kuralın da iptal edilmesi gerekirdi.Fıkranın birinci fıkrasında daha önce TOKİ aleyhine açılan davaların Çevre veŞehircilik Bakanlığı aleyhine açılacağı, ikinci cümlesinde ise avans karşılığıkamulaştırmalarda rücu davalarını Bakanlığın açacağı, takip edeceği vesonuçlandıracağı belirtilmiştir. Dolayısıyla Bakanlığın davalı ve davacıolabileceği davalar zaten belirtilmiştir. Kanun koyucu abesle iştigaletmeyeceğine göre üçüncü cümlenin farklı ve belirli bir anlamı olmalıdır. Bucümledeki “bu davalarda” ibaresinin hangi davaları işaret ettiği, ikincicümlede belirtilen davaların yanında birinci cümledeki davaları da kapsayıpkapsamadığı belirli değildir. Bu sebeple kural, Anayasa’nın hukuki belirlilikilkesini güvence altına alan 2. maddesine aykırıdır. Kaldı ki, kural “Çevreve Şehircilik Bakanlığı” ibaresiyle birlikte değerlendirildiğinde, buibarenin iptali halinde uygulanma kabiliyetini kaybedecektir. Dolayısıylakuralın 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca daiptali gerekirdi.
B. “…ek 2nci madde hükmü uygulanarak…” İbaresi
14. 7201 sayılı Kanun’un 7.maddesiyle 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 15. maddenin birinci fıkrasında yer alan dava konusu “…ek 2nci madde hükmü uygulanarak…” ibaresi, ek 2. maddenin devam eden davalardave icra takiplerinde uygulanmasını öngörmektedir.
15. Çoğunluğa göre, ek 2. maddenin anayasallıkdenetiminde belirtilen gerekçeler dava konusu ibare için de geçerlidir (bkz. §188). Hâlbuki geçerli olmaması gerekirdi. Zira icra takibiyle birlikteçoğunluğun daha önce “ihtimal” olarak değerlendirdiği husus artıkgerçekleşmiştir. Başka bir ifadeyle, icra takipleri bağlamında idarenin mahkemekararını uygulamaması dava konusu ibareyle “ihtimal” olmaktan çıkmış,hukuki bir gerçekliğe dönüşmüştür.
16. Buna karşın, daha önce “ihtimal”üzerinden anayasallık denetimi yapılamayacağını söyleyen çoğunluk, bu kez “gerçeklik”üzerinden de bir anayasaya uygunluk denetimi yapmamış, “ihtimal”argümanına dayandırılan gerekçelerin dava konusu kural için de geçerli olduğunubelirtmekle yetinmiştir. Bunun açık bir çelişkiye yol açtığı ortadadır.
17. Diğer yandan, kuralın Anayasa’ya aykırılığıbakımından yukarıda (A) başlığı altında açıklanan gerekçeler dava konusu ibareiçin de geçerlidir. Bunun yanında ek 2. maddenin idare aleyhine devam eden icratakiplerine de uygulanacak olması kişilerin mülkiyet hakkına da bir sınırlamateşkil etmektedir. Bu sınırlamayı haklılaştıracak kamu yararı gibi bir amaçortaya konulamadığı gibi, kişinin alacağına ulaşamamasından dolayı katlanmakzorunda kaldığı külfeti hafifletecek bir tedbire de yer verilmiş değildir. Bunedenle kurallar mahkeme kararının icrası hakkını ve mülkiyet hakkını ihlaletmektedir.
C. Cumhurbaşkanı’na Vergiİstisnasını İki Yıla Kadar Uzatma Yetkisi Veren İbare
18. 3065 sayılı Kanun’un geçici 39. maddesinin birinci fıkrasındaimalat sanayiinde kullanılmak üzere istisna kapsamında teslim edilecek makineve teçhizatın 31/12/2022 tarihine kadar katma değer vergisinden müstesna olduğubelirtilmiştir. Dava konusu ibare ile bu sürenin iki yıla kadar uzatılmasıyetkisi Cumhurbaşkanı’na verilmektedir.
19. Anayasa’nın 73. maddesi verginin konulması, değiştirilmesi veyakaldırılmasının kanunla yapılması gerektiğini öngörmektedir. AnayasaMahkemesine göre bu anayasal hüküm “mali yükümlülüğün yalnızca kanun ilekonulabileceği ve kanunun hiçbir şekilde bu konuda yürütme organını ve idareyiyetkili kılamayacağı” anlamına gelmektedir (AYM, E.2014/183, K.2015/122,30/12/2015, § 7). Verginin kanuniliği olarak bilinen bu ilke gereğince vergininesaslı unsurlarının kanunla konulması gerekmektedir. Anayasa’nın73. maddesinin dördüncü fıkrasında zikredilen oran, indirim, istisnave muafiyet dışında verginin esaslı unsurlarının neler olduğunu AnayasaMahkemesi muhtelif kararlarında ortaya koymuştur (bazıları için bkz. AYM, E.2001/36, K.2003/3, 16/01/2003; E.2009/63,K.2011/66, 14/04/2011; E.2012/158, K.2013/55, 10/04/2013; E.2014/183,K.2015/122, 30/12/2015).
20. Anılan ve benzeri Anayasa Mahkemesi kararlarında işaret edilenvergiyi doğuran olay, konu, matrah, yükümlü, mahsup ve iade, tarh, tahakkuk,tahsil ve uygulanacak yaptırımlar gibi unsurlar yanında, verginin dolayısıylavergiye ilişkin indirim, istisna ve muafiyetlerin uygulanacağı süre deverginin esaslı unsurlarındandır. Nitekim Anayasa Mahkemesi zamanaşımınınverginin esaslı unsurları arasında olduğunu söylemek suretiyle aslında süreninde esaslı unsurlardan biri olduğuna işaret etmiştir (AYM, E.2004/14, K.2004/84, 23/06/2004; E.2003/33, K.2004/101,15/07/2004; E.1986/20, K.1987/9, 31/03/1987; E.1980/27, K.1981/9, 27/01/1981).Bu manada verginin tahakkuk ettirilebileceği ve tahsil edilebileceğisürelerin kanunla belirlenmesi zorunluluğu, verginin veya bağışıklıklarınınuygulanacağı sürenin de kanunla belirlenmesini gerektirmektedir.
21. Çoğunluğa göre istisnalar konusunda kanunun belirttiği yukarıve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisinin Cumhurbaşkanı’naverilebileceğini öngören Anayasa’nın 73. maddesinin dördüncü fıkrası “vergiistisnalarının sürelerini de kapsamaktadır” (§ 214). Bu görüşe katılmakmümkün değildir. Vergi istisnalarının kanunla belirtilen yukarı ve aşağısınırları içinde değişiklik yapma yetkisi ile bu istisnaların sürelerininuzatılması yetkisi birbirinden farklıdır.
22. Anayasa’nın 73. maddesinin dördüncü fıkrasından Cumhurbaşkanı’nageleceğe yönelik olarak istisnaların uygulama süresini de belirleme yetkisininverilebileceği sonucu çıkarılamaz. Başka bir ifadeyle, vergilendirme alanındakanunilik ilkesinin katı olarak uygulanması gerektiği dikkate alındığında,Cumhurbaşkanı’na vergi veya bağışıklıklarının zaman bakımından uygulanmasıkonusunda yetki verilmesi 73. maddenin dördüncü fıkrasıyla bağdaştırılamaz.
23. Anayasa koyucu yukarı ve aşağı sınırlariçinde değişiklik yapabilme yetkisininCumhurbaşkanı’na verilebileceğini, ancak istisnaların uzatılması dahiluygulanacağı süreyi belirleme yetkisinin kanun koyucuya ait olduğunu ve bunundevredilemeyeceğini öngörmektedir. Nitekim, dava konusu ibarenin de içindebulunduğu geçici 39. maddede istisnaların geçerli olacağı süreye ilişkindeğişiklik kanunla yapılmış, bu kapsamda “31/12/2019” ibaresi, 7201sayılı Kanun’un 8. maddesiyle “31/12/2022” olarak değiştirilmek suretiyleistisnaların uygulanacağı süre uzatılmıştır.
24. Anayasa’nın 73. maddesine göre verginin ve istisnalarınınkanunla belirlenmesi esas, yürütmenin yukarı ve aşağı sınırlar içinde kalınmakşartıyla kullandığı yetki ise istisnaidir (AYM, E.2001/36, K.2003/3,16/01/2003). Cumhurbaşkanı tarafından kullanılabilecek bu istisnai yetkininverginin kanuniliği ilkesini işlevsiz ve anlamsız kılabilecekşekilde genişletilmesine yol açabilecek yasal düzenlemelerden kaçınılmasıgerekir. Dava konusu ibare maalesef tam da bunun aksini yapmakta, kanunkoyucuya ait olan istisnanın süresini uzatma yetkisini Cumhurbaşkanı’navermektedir.
25. Belirtmek gerekir ki, vergi istisnalarının sürelerininuzatılması istisnanın ihdasına benzer nitelikte bir tasarruftur. Kanunkoyucunun öngördüğü bir vergi istisnasının Cumhurbaşkanı tarafından bir ya daiki yıl daha uzatılması, normalde kanunda öngörülen tarihte kaldırılacak olanistisnanın uzatılan dönem bakımından ihdası anlamına gelecektir. Bunun dayukarı ve aşağı sınırlar içinde istisnanın değiştirilmesiyle ilgisininbulunmadığı, dolayısıyla Cumhurbaşkanı tarafından yapılamayacağı izahtanvarestedir. Bu nedenle kural Anayasa’nın 73. maddesine aykırıdır.
26. Yukarıda (A), (B) ve (C) başlıkları altında açıklanangerekçelerle, dava konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğunudüşündüğümden çoğunluğun red yönündeki kararına katılmıyorum.
Başkan
Zühtü ARSLAN
KARŞI OY
Mahkememiz çoğunluğunca, 21/12/2019 tarihli ve 7201sayılı Kamulaştırma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına DairKanun’un 5. maddesiyle 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’naeklenen ek 2. maddenin birinci fıkrasının, birinci cümlesinde yer alan “…Çevreve Şehircilik Bakanlığı…” ibaresi ile üçüncü cümlesinin ve 7. maddesiyle2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 15. Maddenin birinci fıkrasında yer alan “…ek2 nci madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine karar verilmişbulunmaktadır.
Söz konusu kuralların Anayasa’ya aykırıolması nedeniyle iptali gerektiği yolunda Başkan Sayın Zühtü Arslan tarafındanyazılan karşı oyda belirtilen gerekçelerle ben de anılan kuralların iptaligerektiği görüşüyle çoğunluk görüşüne dayalı iptal talebinin reddine dairkarara katılmıyorum.
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
KARŞIOY GEREKÇESİ
A. 7201 SayılıKanun’un 5. Maddesiyle 2942 Sayılı Kanun’aEklenen Ek 2. Maddenin Birinci Cümlesinde Yer Alan “…Çevre ve ŞehircilikBakanlığı…” İbaresi ile Üçüncü Cümlesi Yönünden
1. Dava konusu kurallar, idarenin yargı kararını yerine getirmediğidurumlarda karşı tarafın haciz imkânını sona erdirmektedir. Bir hukukdevletinde idarenin mahkeme kararlarını uygulamaması ya da bu kararlarınicrasını geciktirmesi düşünülemez. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biriolan mahkemeye erişim hakkı kararların icra edilmesi hakkını da kapsamaktadır.Mahkeme kararıyla kesinlik kazanan bir alacak da mülkiyet hakkı kapsamına girmektedir.
2. İdarenin mahkeme kararlarını uygulamadığı veya kararların yerinegetirilmesini geciktirdiği durumlarda haciz imkânının sona erdirilmesi kararınicrası hakkına açık bir müdahale oluşturmaktadır. Bu durum kamu makamlarıtarafından ödenmeyen alacağına kavuşması için alacaklıya herhangi bir başka birimkân da sunulmadığından ölçülülük ilkesine aykırı düşmektedir.
3. Kurallar, Anayasa’nın 13., 35., 36. ve 148. maddeleriylebağdaşmadığından çoğunluk kararına katılmıyorum.
B. Kanun’un 7.Maddesiyle 2942 Sayılı Kanun’a Eklenen Geçici 15. Maddenin Birinci FıkrasındaYer Alan “…ek 2 nci madde hükmü uygulanarak…” İbaresi Yönünden
4. İdarenin mahkeme kararlarını uygulaması ve bukararların yerine getirilmesini geciktirmemesi anayasal bir zorunluluktur. 1164sayılı Kanun kapsamında 8/12/2004 tarihinden önce yapılmış olan kamulaştırma işve işlemlerine ilişkin olarak TOKİ aleyhine devam eden icra takiplerininbulunması göz önüne alındığında, idare konuyla ilgili davalarda verilenkararları gecikmeksizin uygulayarak icra takibine yol açmamakla yükümlüdür. Biricra takibi söz konusu olan durumlarda da ödeme yaparak icra takibininsonlandırılmasının sağlanması gerekmektedir.
5. Kuralın Anayasa’nın 13., 35., 36. ve 148. maddeleriylebağdaşmadığından çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Engin YILDIRIM
Karşı Oy
1. 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu’nun Geçici 15. maddesinin ikinci fıkrasına yönelik iptaltalebinin değerlendirilmesinde çoğunluk normun iptal edilmesi gerektiğisonucuna ulaşmıştır.
2. Söz konusu normaynı Kanun’un Ek 3. maddesinde getirilen “Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830sayılı İstimlâk Kanununun 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanunun mülga 16ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinadenidareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamubankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilenkamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak her türlü davadadeğer; taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihi olarakesas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir.Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçiÜretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmaksuretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan bedel hak sahibineödenir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/20 md.) Bu hüküm, tebliği dâhil eksikveya hatalı kamulaştırma işlemleri bulunmasına rağmen idare adına tesciledilmiş olan taşınmazlar hakkında da uygulanır” şeklindeki düzenlemeninderdest davalar açısından da uygulanmasını emretmektedir.
3. Halen görülmekteolan davaları doğrudan etkilemesi nedeniyle konunun silahların eşitliğiçerçevesinde irdelenmesi yerinde bir yaklaşımdır.
4. Yapılan her kanunidüzenlemenin görülmekte olan bir davayı etkileme ihtimali yüksek olduğundankonuyu daha önceki kararlarında değerlendiren Anayasa Mahkemesi buna ilişkinkriterlerini belirlemiştir.
5. Bu bağlamda,getirilen kanuni düzenlemenin taraflara yönelik eşit yaklaşımı bozmaması (AYM,2014/189 Esas, 2015/32 Karar, 19/03/2015), ayrıca taraflardan birine sağlananbir avantaj varsa bunun da ölçüsüz olmaması gerekmektedir (Zekiye Şanlı, B.No:2012/931, 26/06/2014, 73. Prg.).
6. Bu iki kritereilaveten, kanuni düzenlemede kamu yararının varlığına ve tarafların davanınsonucuna yönelik anayasal güvencelerle sınırlı bir çerçevedeki beklentilerineaykırı bir karar verilmesine yol açıp açmadığına da bakılmalıdır.
7. Bu kriterlerdoğrultusunda iptal talebine konu edilen kural değerlendirildiğinde,kamulaştırılan taşınmazın değerinin belirlenmesinde idare adına tesciltarihinin esas alındığı, ayrıca bu tarih ile dava tarihi arasında oluşabilecekdeğer kayıplarına yönelik olarak da Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE)tablosundaki aylık değişim oranları temel alınarak belirli ve öngörülebilir birtelafi mekanizması getirildiği görülmektedir.
8. Yİ-ÜFE’nintaşınmazın gerçek değerinin muhafazasında lehdarlar aleyhine sonuçlardoğurduğuna dair somut bir veri de bulunmamaktadır.
9. Bu düzenleme ilemal sahibinin taşınmazı ile hukuki irtibatının kesildiği tarih esas alınmaksuretiyle değer tespitinin yapılmasına ilişkin uygulama hem hukuki hem de fiiliolarak makul görülmektedir. Bu sayede sonradan taşınmaza yönelik oluşabilecekfahiş fiyat artışlarının idareye yüklenmeyecek olması nedeniyle kamu yararı dagözetilmektedir.
10. Diğer taraftandeğerleme tarihinden sonra oluşabilecek değer azalışlarından da kişilerkorunmuş olmaktadır.
11. Mevcutdüzenlemenin, kamu yararını gözetmesi, taraflardan birine ölçüsüz bir avantajsağlamaması, kanun koyucunun anayasal sınırlar içerisinde genel düzenlemeleryapma yetkisi kapsamında kalması hususları birlikte gözetildiğinde kuralınAnayasa’ya aykırı olmadığını değerlendirdiğimizden, çoğunluğun iptal yönündekigörüşüne iştirak edilmemiştir.
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Muhterem İNCE
KARŞI OY
A. 1. 11/07/2019 tarihli ve 7183 sayılı Türkiye Turizm Tanıtımve geliştirme Hakkında Kanun ile 04/11/1983 tarih 2942 sayılı kamulaştırmakanuna eklenen ek 2. maddenin; Birinci cümlesinde yer alan “…Çevre veŞehircilik Bakanlığı…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına iptal talebininreddine karar verilmiştir. Aşağıda belirttiğim gerekçelerle Sayın Çoğunluğungörüşüne katılmadım.
2. Mahkememizin gerekçeli kararında kural ile ilgili genelaçıklamalar kuralın anlam ve kapsamı ve iptal talebinin gerekçesi ayrıntılıolarak yer almıştır. Bu nedenle karşı oy yazısında bu hususlara yerverilmemiştir.
3. Sayın çoğunluk kuralı Anayasa’nın 2. Maddesindeki kamu yararıile Anayasa’nın 138. Maddesindeki mahkeme kararlarının icrasına dair hükümlerçerçevesinde denetime tabii tutmuş kuralın kamu yararı ölçütüne uygun olduğumahkeme kararlarının yerine getirilmesini engelleyeceği ya da geciktireceğisonucuna ulaşılamayacağı tespit edilerek iptal talebi reddedilmiştir.
4. Dava konusu kural mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesigerekmektedir.
5. “AYM 2021/20 E. 2022/84 K. Sayılı kararında mahkemeye erişimhakkı ile ilgili olarak aşağıda belirtilen ilkeyi koymuştur. “Hak aramaözgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeyeerişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip birmahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığaveya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız biruygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin,zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önündedava hakkını kullanabilmesidir.” 2018/5490 E. Bireysel başvuru kararında damahkemeye erişim hakkı yargı mercileri tarafından verilen kararlarınuygulanmasını talep etme hakkını da içermektedir.
6. Gerekçeli kararda da belirtildiği üzere 1164 sayılı kanunun 18.Maddesinde ofisin her türlü idari ve yargısal uyuşmazlıklarda taraf ehliyetininbulunduğu belirtilmiştir. 8/12/2004 tarihinden önceki dönemde anılan Kanunkapsamındaki kamulaştırma iş ve işlemlerine ilişkin davalarda Ofise husumetyöneltilmesine, engel bir durum bulunmamaktaydı. Kanun’un 17. Maddesininbirinci cümlesinde Ofisin mallarının devlet malı hükmünde olduğubelirtildiğinden Ofis aleyhine açılan davalarda hüküm altına alınan tutarın tahsilamacıyla Ofis mallarına haciz konulması mümkün değildi. Ofisin kapatılmasındansonra kamulaştırma iş ve işlemler nedeniyle TOKİ davalı sıfatıyla yer almakta,anılan davalarda hükmedilen tutarlarda TOKİ tarafından ödenmekteydi. Kurallardaise söz konusu davaların Bakanlık aleyhine açılması öngörüldüğünden hükümaltına alınan tutarı da TOKİ değil Bakanlık ödeyecek, bu tutarın tahsiliamacıyla TOKİ aleyhine icra takibi başlatılması mümkün olmayacaktır. Buna göre1164 sayılı Kanun kapsamında 8/12/2004 tarihinden önce yapılmış olankamulaştırma iş ve işlemleri nedeniyle açılan ve kısmen veya tamamen kabulünekarar verilen davalarda hüküm altına alınan tutarın Bakanlık tarafındandavacıya ödenmemesi halinde Bakanlığın mallarına haciz konulamayacaktır.Kurallara göre anılan davalar Bakanlık aleyhine açılacağından hükmedilecekalacağın davalı tarafından ödenmemesi halinde davacının davalının mallarınıhaczettirme imkanı ortadan kalkacaktır. Son cümle itibari ile bu haliylekuralın kararın icrası hakkına müdahale ettiğini göstermektedir.
7. Hukuk devletinde idarenin mahkeme kararlarını uygulamama ya dabu kararların yerine getirilmesini geciktirme gibi bir seçeneğibulunmamaktadır. Kural ile mahkeme kararlarının uygulanmadığı ya da bukararların yerine getirilmesinin geciktirdiği durumlarda önceden haciz imkanıbulunmasına rağmen bu imkanı sona erdirilmesini kararın icrası hakkına müdahaleteşkil ettiği açıktır.
8. İdarenin yargı kararını yerine getirmediği durumlarda hacizimkanını sona erdiren kuralın menfaatler dengesini alacaklı aleyhine bozduğuödenmeyen alacak için de alacaklıya herhangi bir başka bir imkan sunmadığıgerekçesiyle ölçülülük ilkesine de uymadığı gerekçesiyle iptali gerekmektedir.
9. 7201 sayılı kanun 5. Maddesiyle 2942 sayılı Kanuna eklenen ek 2.Maddenin üçüncü cümlesi yönünden “… Çevre ve Şehircilik Bakanlığı …” ibaresiyukarıda belirtilen gerekçelerle kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceğiilkesi gereği üçüncü cümlede geçen bu davalarda ibaresi sadece ikinci cümledekidavaları mı yoksa hem birinci hem ikinci cümlelerdeki davaları kapsamaktadır. Hususlarıbelirli değildir. Kural bu haliyle ikinci maddeye aykırıdır.
10. Kural Anayasa’nın 2., 138., maddelerine aykırı olması nedeniyle iptaligerekmektedir.
B. 1. 11/07/2019 tarihli ve 7183 sayılı Türkiye Turizm Tanıtımve geliştirme Hakkında Kanun ile 04/11/1983 7201 sayılı kanunun 7. Maddesiyle2942 sayılı kanuna eklenen geçici 15. Maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 2. Maddesi uygulanarak…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar verilmiştir.Aşağıda belirtilen gerekçelerle Sayın Çoğunluğu görüşüne katılmadım.
2. Yukarıdaki paragraflarda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ibaresiyönünden yapılan açıklamalar ve gerekçelere ilaveten şu hususlarbelirtilebilir.
3. TOKİ aleyhine devam eden icra takipleri bağlamında idareninyargı kararını uygulamamasının bir ihtimal olarak nitelendirmesi mümkündeğildir. Takibi başlatanlar yönünden yargı kararları uyarınca hüküm altınaalınmış icra takibine konu tutar mülk teşkil etmektedir. Devam eden icratakibinde TOKİ’nin yerine geçen Bakanlığın malları haczedilemeyeceğinden kuralTOKİ aleyhine devam eden icra takipleri yönünden mülkiyet hakkınısınırlandırmaktır.
4. Hak arama özgürlüğü ve mülkiyet hakkına sınırlama getirenkuralın kanunilik şartına uygun ve meşru bir amaca yönelik olmasıgerekmektedir.
5. Kuralda TOKİ’nin yerine geçecek idari merci açık, netanlaşılabilir ve nesnel şekilde düzenlendiğinden kuralın kanunilik şartınıtaşıdığı açıktır.
6. Anayasa’nın 36. Maddesinde kararın icrası hakkında bağlamındaherhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlamanedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarınınbulunduğu kabul edilmektedir.
7. Kural ile TOKİ aleyhine başlatılmış ve devam eden icra takipleriyönünden idarenin mahkeme kararının uygulamaması hukuki bir nitelendirme olarakortadadır. Böyle bir durumun anayasallık denetiminde dikkate alınmaması mümkündeğildir.
8. Bu itibarla kural uyarınca TOKİ’nin aleyhine devam eden veBakanlığın taraf olarak yer alması öngörülen icra takibi Anayasal açıdan varolmaması gereken bir takiptir. Söz konusu icra takibinin ödeme yapılmaksuretiyle derhal sona erdirilmesi gerektiğinden Bakanlık tarafından icradosyasının yerel düzeyde daha sağlıklı takip edileceğinden bahisle kuralın TOKİaleyhinde devam eden icra takipleri yönünden kamu yararına yönelik olduğunukabul etmek mümkün değildir. Söz konusu icra takiplerinin varlığınınoluşturduğu Anayasa’ya aykırılık kurala da sirayet etmektedir. Buna göreAnayasa’ya aykırı bir sürecin nasıl işleyeceğini bu süreçte hangi idarimerciinin taraf olacağını belirleyen bir yasal kuralın Anayasal çerçevede kamuyararına yönelik bir amacının bulunduğundan söz edilemez. Bu haliyle kararınicrası hakkı ile mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın meşru bir amacınınbulunmadığı sonucuna ulaşmak gerekmektedir.
9. Açıklanan kural Anayasa’nın 13., 35., 36. ve 138. Maddelerineaykırıdır. İptali gerekir.
C. 1. 11/07/2019 tarihli ve 7183 sayılı Türkiye Turizm Tanıtımve geliştirme Hakkında Kanunun 8. Maddesiyle 3065 sayılı kanunun geçici 39.Maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen “… ve birinci fıkrada yer alan süreyi ikiyıla kadar uzatmaya…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına kararverilmiştir. Aşağıda belirtilen gerekçelerle Sayın Çoğunluğu görüşüne katılmadım.
2.Kuralın Anayasallık denetiminde 73. Maddesinin üçüncü fıkrasındayer alan “vergi, resim, harç vb. mali yükümlülükler kanun ile konulur,değiştirilir veya kaldırılır.” Şeklindeki düzenlemeye göre yapılmasıgerekmektedir. 73. Maddenin dördüncü fıkrası çerçevesinde kanunun belirttiğiyukarı ve aşağı sınırlar içinde istisnalar ile ilgili değişiklik yapmak yetkisiCumhurbaşkanına verilebilir. Bu yetki istisnanın kendi içinde yapılabilecekdeğişikliklere ilişkin olup istisna koyma ya da istisnayı kaldırmayıkapsamamaktadır. İstisna süresini uzatma konusunda Cumhurbaşkanına yetki verendava konusu kural ise var olan istisnaya ilişkin kanunun belirttiği yukarı veaşağı sınırlar içinde bir değişikliğe ilişkin olmayıp var olan istisnanınkanunda yer alan aynı şartlarda aynen belli bir süre daha uzatılmasınailişkindir. Kuralın anlam ve kapsamı Anayasa’nın 73. Maddesinin dördüncüfıkrasında yer alan Cumhurbaşkanına verilen istisna süresini uzatmaya ilişkinolmayıp var olan istisna da değişiklik yapılmaya ilişkindir. Bu nedenleAnayasa’nın 73. Maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında incelenmelidir.
3.AYM 2019/94 E. 2022/32 K. Sayılı kararında verginin kanuniliğive istisnası ile ilgili aşağıdaki ilkeleri belirtmiştir;
“Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında "Vergi,resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veyakaldırılır" denilmek suretiyle verginin kanuniliği ilkesibenimsenmiştir. Anılan ilke, takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyeceksınırlamaların kanunda yer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüneilişkin düzenlemelerin konulmasının, değiştirilmesinin veya kaldırılmasınınkanun ile yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Vergininkanuniliği ilkesi vergilendirmeye ilişkin istisna ve muafiyetleri dekapsamaktadır (AYM, E.2016/1, K.2017/81, 29/3/2017, § 5). Bazı ekonomik, sosyalveya mali politikaların gerçekleşmesini sağlamak amacıyla, anayasal ilkelerebağlı kalmak şartıyla mali yükümlülüklerin kaldırılması konusunda takdiryetkisi bulunan kanun koyucunun bu yetkisini birtakım kişi veya kişi gruplarınamuafiyet tesis etmek veya verginin konusuna giren bir unsuru vergiden istisnatutmak yoluyla kullanması durumunda da muafiyet veya istisna tanınan konuların,şartların ve mali yükümlülük çeşitlerinin kanunilik ilkesi gereği kanunladüzenlenmesi gerekmektedir (AYM, E.2020/15, K.2020/78, 24/12/2020, §12).
Verginin kanuniliği ilkesi uyarınca verginin konulması, vergilendirmeye ilişkinistisna ve muafiyetlerin kanunla belirlenmesi gerekmekle birlikte AnayasaMahkemesinin sıkça vurguladığı gibi kanunun şeklen var olması yeterli olmayıpyasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir veöngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir. Kanunun bu nitelikleresahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devletiilkesinin de bir gereğidir. Dolayısıyla Anayasa’nın 73. maddesinde yer verilenkanunilik ölçütü, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devletiilkesi ışığında yorumlanmalıdır.”
4. AYM içtihadında da ifadeedildiği üzere vergilerinin kanuniliği ilkesi vergi istisnalarını dakapsamaktadır. Bu nedenle istisnalarında kanunla konulup kaldırılması vedeğiştirilmesi gerekmektedir.
5. Anayasa Mahkemesinin birçokkararında da anlaşılacağı üzere vergilerin konulmasına ilişkin vergilerinkanuniliği ilkesinin yürütme organını bazı hususlarda yetkilendirilmesinikategorik olarak dışlamamaktadır. Bununla birlikte yürütmeye verilen yetkininvergilerin kanuniliğine aykırı olmaması için kanunun temel esasları, ilkelerive çerçeveyi belirlemiş olması gerekmektedir. Bu bağlamda kural belirtilenilkeleri taşımak şartıyla Cumhurbaşkanına vergi istisnasının uygulama süresiniuzatma yetkisi vermesinin vergilerin kanuni ilkesine aykırı olmayacaktır.
6. Kural bir bütün olarakincelendiğinde yürütme organına istisnayı kaldırma yetkisi vermesi nedeniylevergilerin kanuniliği ilkesiyle bağdaşmayan bir kanuni düzenlemenin süresininuzatılmasına ilişkin dava konusu kuralın da aynı ilkeyle bağdaşmayacağıaçıktır. Diğer bir ifadeyle uzatılan şeyin aslı zaten kanunilik ilkesine uygundeğilse uzatılan misli de Anayasa’ya aykırı olacaktır.
7. AYM 29/01/2014 tarih 2013/66E. 2014/19 K. Sayılı kararında yurtdışına çıkış harcı alınmayacak vatandaşlarıbelirlemek konusunda Bakanlık Kuruluna yetki veren kuralın vergilerinkanuniliği ilkesiyle bağdaşmadığını ifade etmiştir. “Anayasa'davergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar veindirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde değişiklik yapabilme yetkisininBakanlar Kuruluna verilebileceği belirtilmekle birlikte, Bakanlar Kurulunaverilen bu yetkinin kullanılabileceği alt ve üst sınırların da kanundabelirtilmesi zorunludur. Bakanlar Kurulunun bu sınırları aşacak biçimdeherhangi bir düzenleme getirebilmesi olanaklı değildir. Bir başka deyişle,Bakanlar Kuruluna verilen bu yetki "koşullu ve sınırlı bir yetki"dir.Vergilendirmede esas kural, vergilerin kanunla konulup, kaldırılması vedeğiştirilmesi olduğundan, verginin yasallığı ilkesinin zedelenmesine yolaçacak ve yasama yetkisinin yürütme organına devri sonucunu doğuracak şekildeyürütme organına sınırsız bir yetki verilmesi kabul edilemez. Dava konusu kuralkapsamında, yurt dışına çıkış harcı alınmayacak vatandaşları belirlemekonusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilirken, Anayasa'da belirtilen "aşağıve yukarı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi"nin aşılarak vehiçbir ölçüt öngörülmeksizin, söz konusu vatandaşları belirleme konusundaBakanlar Kuruluna sınırsız bir yetki verilmiştir.
8. Açıklanan nedenlerle, yurtdışı çıkış harcından muaf kişileri belirleme konusunda Bakanlar Kurulunaverilen yetki, Anayasa'nın 73. maddesine aykırıdır. Kuralın iptali gerekir.”
9. Yukarıda açıklanangerekçeler ile Anayasanın 73. Maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kuralın iptaligerekmektedir.
D. 1. 11/07/2019 tarihli ve 7183 sayılı Türkiye Turizm Tanıtımve geliştirme Hakkında Kanunun 11. Maddesiyle 5393 sayılı kanunun ek ikincimaddesine eklenen üçüncü fıkrada yer alan “… yüzde onunu…” ibaresininAnayasa’ya aykırı olmadığına karar verilmiştir. Aşağıda belirtilen gerekçelerleSayın Çoğunluğu görüşüne katılmadım.
2. Anayasa’nın 127. Maddesinde “mahalli idareler, il, belediye …”görevleri, yetkileri maliye ve kolluk işleri merkezi idare ile karşılıklı bağve ilgileri bu kanunla düzenlenir. Bu idarelere görevleriyle orantılı gelirsağlanır. Denilmektedir. AYM 2012/158 E. 2013/55 K. Karar sayılı kararında da“Mahalli idarelerin özerkliği merkezi yönetiminin mal varlığından ayrı malvarlığı bağımsız gelir kaynakları ve bütçeleri olmaları esasına dayandığı ifadeedilmiştir.”
3. Belediyelerin mali özerkliğine ilişkin ilkeyi uyarınca anılankuralın belediyelerin gelirlerin ciddi ölçüde azaltacağı göz önüne alındığınkuralın orantılı olmadığı gerekçesiyle Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmadım.
E. 1. 11/07/2019 tarihli ve 7183 sayılı Türkiye Turizm Tanıtım vegeliştirme Hakkında Kanunun 12. Maddesiyle 5393 sayılı kanunun Birincicümlesinin “… tahsilinden vazgeçilir; varsa başlatılmış icra takipleri düşer,açılmış davalar hakkında resen karar verilmesine yer olmadığına karar verilir,yargılama gideri ve takip giderleri taraflar üzerinde bırakılır ve vekaletücretine hükmedilmez.” bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına kararverilmiştir. Aşağıda belirtilen gerekçelerle Sayın Çoğunluğu görüşünekatılmadım.
2. Belediyelerin Mali özerklik ilkesi gereği yukarıda da ifadeedildiği üzere kural orantılı bir düzenleme değildir. Zira yerel yönetimlerinindavanın açıldığı ya da icra takibinin yapıldığı dönemdeki kurallara görebaşarılı olacağı dava ve takiplerdeki yargılama, takip giderlerinin ve vekaletücretinin sonradan oluşturulan kurallar nedeniyle bunların üzerinde bırakılmasışeklindeki düzenleme karşısında mali özerkliğe yapılan müdahalenin orantılıolduğunu söylemek güçtür. Çünkü kural bizzat alacağın kendisiyle ile ilgilideğil alacağın tahsili için yapılan giderlerin de yerel yönetimlerebırakmaktadır.
3. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 127. Maddesine aykırıdır.İptali gerekir.
Üye
Selahaddin MENTEŞ