ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2020/102
Karar Sayısı : 2021/1
Karar Tarihi : 14/1/2021
R.G. Tarih-Sayısı :25/2/2021-31406
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU:4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun;
A. 231. maddesine6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle eklenen (5), (6), (7),(8), (9), (10), (11), (12) ve (13) numaralı fıkraların,
B. 231. maddesinin23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un 562. maddesiyle değiştirilen (14)numaralı fıkrasının,
Anayasa’nın 17. maddesine aykırılığı ileri sürülerekiptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Sanığın zorkullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçundan yapılan yeniden yargılamasırasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varanMahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 231.maddesi şöyledir:
“Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geribırakılması
Madde 231- (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddedebelirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarakgerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanunyolları, mercii ve süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâlvarsa bu da bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek:6/12/2006-5560/23 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılamasonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî paracezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geribırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifadeeder.
(6) (Ek:6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilebilmesi için;
a) Sanığındaha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece,sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önündebulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçunişlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan öncekihale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir. (Ekcümle: 22/7/2010 - 6008/7 md.) Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.
(7) (Ek:6/12/2006-5560/23 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilenhükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halindeseçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek:6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararınınverilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. (Ekcümle: 18/6/2014- 6545/72 md.) Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlıbir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemeninbelirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Birmeslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasınısağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Birmeslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarakaynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücretkarşılığında çalıştırılmasına,
c) Belliyerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlükılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımıdurur.
(9) (Ek:6/12/2006-5560/23 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşuluderhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiğizararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamengidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıverilebilir.
(10) (Ek:6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediğive denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığıtakdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanındüşmesi kararı verilir.
(11) (Ek:6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesiveya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranmasıhalinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenenyükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanınyarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarınınvarlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenekyaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.
(12) (Ek:6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararınaitiraz edilebilir.
(13) (Ek:6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı,bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veyakovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemetarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14)(Değişik: 23/1/2008 – 5728/562 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geribırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altınaalınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılanilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Aydın AYGÜNtarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükümleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olanmahkeme, bu dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesininhükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ilerisürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda buhükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancakanılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi içinelinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması,iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacakkural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunlarınçözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacaknitelikte bulunan kurallardır.
3. Anayasa’nın “Anayasa Mahkemesinin kararları” başlıklı153. maddesinin altıncı fıkrasında “Anayasa Mahkemesi kararları ResmîGazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idaremakamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar” hükmüne yer verilmiştir.
4. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nunzor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçunu düzenleyen 256.maddesinde yapılan atıf nedeniyle bakılmakta olan davada neticesi sebebiyleağırlaşmış yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir.Uyuşmazlığın konusunu ise söz konusu suç için 5271 sayılı Kanun’un 231.maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumununuygulanması oluşturmaktadır.
5. AnayasaMahkemesinin 12/6/2018 tarihli ve 2014/19954 sayılı Elif Aydın Dostbaşvurusu kararında sanık hakkında verilen sonuç hapis cezasına HAGB’ninuygulanması nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinde yer verilen insan haysiyetiylebağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiğine veihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere kararın itiraz yoluna başvuran Mahkemeye gönderilmesine kararverilmiştir.
6. Bu karar nedeniyleyeniden yargılama yapmak üzere dosyayı esas defterine kaydeden Mahkeme itirazdavası yoluyla Kanun’un HAGB’yi düzenleyen 231. maddesinin (5), (6), (7), (8),(9), (10), (11), (12), (13) ve (14) numaralı fıkralarının iptallerini talepetmiştir.
7. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak vehürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğuncaeski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararınveya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsaihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamdauygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan [GK],B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).
8. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(1) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğinehükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerekişlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasılgiderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgilimercilere gönderir (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, §57; Mehmet Doğan, § 56).
9. Anayasa Mahkemesi kural olarak ihlalin ve sonuçlarınınnasıl ve hangi araçlarla ortadan kaldırılacağı hususunda ilgili mercileretakdir yetkisi bırakır (Savaş Çetinkaya, B. No: 2012/1303, 21/11/2013, §67). İlgili merci ihlal kararının niteliğini dikkate alarak bu ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için gerekenleri yapar. Bazı durumlardaAnayasa Mahkemesi somut olayın özelliklerini dikkate alarak ihlalin vesonuçlarının nasıl ve hangi araçlarla ortadan kaldırılacağına dair ilkeleribelirleyebilir (Bizim Fm Radyo Yayıncılığı ve Reklamcılık A.Ş. [GK], B.No: 2014/11028, 18/10/2017, §§ 71, 72). Böyle bir durumda ilgili mercilerinanılan ilkeler doğrultusunda hareket etmesi gerekir. İstisnai kimi durumlardaise tespit edilen ihlalin niteliği, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıbakımından ilgili mercilerin önünde tek bir seçenek bırakabilir. Bu hâldeAnayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için alınmasıgereken tedbiri açıkça gösterir ve ilgili merci bu tedbiri alır (bkz. KenanYıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 82; Şahin Alpay(2), § 89).
10. İhlalin mahkeme kararındankaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralıfıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadankaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmedilir.
11. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesiyle işaret edilen yenidenyargılama kavramı, ilgili usul kanunlarında düzenlenen yargılamanınyenilenmesi kurumundan belirli yönlerden farklılık taşımaktadır. Kuşkusuzki Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılamaya hükmettiği durumlarda da derecemahkemesi kesin hükme bağlanmış bir uyuşmazlığı yeniden ele almaktadır. Buyönüyle ilgili usul kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumu ileAnayasa Mahkemesince yeniden yargılamaya hükmedilmesi arasında bir farklılıkbulunmamaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir, derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
12. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafındanbir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespitedilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin birişlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsasöz konusu usul işleminin, hak ihlalini giderecek şekilde yeniden (veya dahaönce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılıkihlalin idari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derece mahkemesince yapılanveya yapılmayan usul işlemlerinden değil de) derece mahkemesi kararınınsonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiğihâllerde derece mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan doğrudanmümkün olduğunca dosya üzerinden önceki kararının aksi yönünde karar vererekihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60; AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §59 ).
13. Bakılmakta olan davada ihlalin ortaya çıkmasına nedenolan uygulama sanık hakkında HAGB kurumunun uygulanmasıdır. Kollukgörevlilerinin işlediği iddia olunan suçların yargılanmasında koşullarınınbulunması hâlinde Kanun’un 231. maddesinde düzenlenen HAGB kurumunun uygulanmaihtimali kuşkusuz bulunmaktadır. Ancak itiraz yoluna konu olan somut davanınsonuçlanması üzerine verilen Elif Aydın Dost başvurusu kararında sanıkhakkında HAGB hükümlerinin uygulanmasının davaya konu suça karışan kamugörevlilerine hoşgörü ile yaklaşıldığı izlenimini uyandırdığı ve böylesi biruygulamanın bu tür fiillere eğilimi olan görevlileri cesaretlendirebileceğigibi bireylerin bu kapsamda devlete ve adalet mekanizmalarına olan güvenlerinide zedeleyeceği tespiti yapılmıştır (Elif Aydın Dost, § 65). AnayasaMahkemesinin anılan kararı üzerine yapılan yeniden yargılamada ihlali giderecekşekilde yeniden karar verilmesi Anayasa’dan kaynaklanan bir zorunluluktur. Bunedenle bakılmakta olan davada sanık hakkında artık HAGB kurumu uygulanamaz.Dolayısıyla yeniden yargılama yapan başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu iş budavada Kanun’un 231. maddesinde düzenlenen HAGB kurumunun uygulanma imkânıbulunmamaktadır.
14. Açıklanan nedenlerle kuralın itiraz başvurusundabulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığındanbaşvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
III. HÜKÜM
4/12/2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun;
A. 231. maddesine 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un23. maddesiyle eklenen (5), (6), (7), (8), (9), (10), (11), (12) ve (13) numaralıfıkraların,
B. 231. maddesinin 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılıKanun’un 562. maddesiyle değiştirilen (14) numaralı fıkrasının,
itiraz başvurusundabulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bufıkralara ve cümlelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyleREDDİNE, Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, M. Emin KUZ ile Yusuf Şevki HAKYEMEZ’inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA 14/1/2021 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Mahkememiz çoğunluğu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin muhtelif hükümlerinin Anayasa’yaaykırı olduğu iddiasıyla yapılan itiraz başvurusunu, kuralların başvuranmahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmaması, dolayısıylamahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddetmiştir.
2. Öncelikle, başvuruya konu süreçten kısaca bahsetmekgerekir. İtiraz başvurusunda bulunan Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesi kollukgörevlisi olan sanığı zor kullanma yetkisini aşarak kişinin parmağını kırdığıgerekçesiyle 11 ay 20 gün hapse mahkûm etmiş ve cezanın ertelenmesine kararvermiştir. Mahkeme, sanığın pişman olduğuna dair herhangi bir söz vedavranışının olmaması, katılanın maddi ve manevi zararlarının giderilmemişolması ve cezanın ertelenmesi sebepleriyle 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesindeöngörülen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) hükmetmemiştir.
3. Temyiz aşamasında karar, Yargıtay 4. Ceza Dairesitarafından HAGB şartlarının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş,bozma üzerine yapılan yargılama sonunda aynı cezaya ve HAGB’ye hükmedilmiştir.Bu karara yapılan itiraz Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafındanreddedilmiştir.
4. Katılanın yaptığı bireysel başvuruda AnayasaMahkemesi, Anayasa’nın 17. maddesinde korunan insan haysiyetiyle bağdaşmayanmuamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiğine, manevi tazminata veyeniden yargılamaya karar vermiştir (Elif Aydın Dost, B.No: 2014/19954,12/06/2018). Bunun üzerine ilk derece mahkemesi, yeniden yargılama aşamasındaHAGB kurumunun Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay tarafından farklı şekillerdeyorumlandığından hareketle 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin (5) ila (14)numaralı fıkralarının iptali için eldeki başvuruyu yapmıştır.
5. Bu itiraz başvurusunda çözümlenmesi gereken temelmesele, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruda uygulanmasının ihlale yolaçtığını tespit ettiği bir kanun hükmünün yeniden yargılama aşamasında def’iyoluyla Anayasa’ya aykırılığının ileri sürülüp sürülemeyeceğidir. Çoğunluk,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda derecemahkemesinin ihlali ve sonuçlarını gidermek için gerekli işlemleri yapmaklayükümlü olduğunu yerleşik içtihatlara atıfla açıklamıştır (§§ 7-12). Bu ilkeselaçıklamalara aynen katılmakla birlikte, çoğunluğun somut olayda yenidenyargılama yapan başvuran Mahkemenin HAGB kurumunu uygulama imkânı bulunmadığı şeklindeulaştığı sonucun (§ 13) isabetli olmadığı kanaatindeyim.
6. Evvela belirtmek gerekir ki “davada uygulanacakkural” kavramı Anayasa Mahkemesinin kuruluşundan itibaren genellikle genişyorumlanmıştır. Mahkemenin 1971 yılında verdiği bir kararda uygulanacak kuralın“o dâvada sadece dâvayı açan belgede uygulanması istenen hükümleri değil,aynı zamanda dâvanın esasına etkili ve sonucu da değiştirecek nitelikte olup,dolaylı biçimde uygulanacak hükümleri de kapsamakta” olduğu belirtilmiştir(AYM, E. 1971/28, K. 1971/64, 8/7/1971).
7. Yürürlükteki Anayasa döneminde verilen kararlarda dauygulanacak kural “bir davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümündeveya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktebulunan yahut tarafların istek ve savunmaları çerçevesinde bir karar vermekiçin ön planda tutulması gereken kurallar” şeklinde tanımlanmıştır (AYM,E.1990/15, K.1991/5, 28/2/1991; AYM, E.1995/36, K.1995/56, 24/10/1995).Uygulanacak kurala ilişkin yakın tarihli kararlarda ise benzer şekilde “davanındeğişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunankurallar”ın tamamı uygulanacak kural kapsamında değerlendirilmiştir (bkz. AYM,E. 2020/62, K. 2020/69, 12/11/2020, § 2; AYM, E. 2020/92, K. 2020/71,10/12/2020, § 2).
8. İtiraza konu davada uyuşmazlığın konusunu, çoğunluktarafından da kabul edildiği üzere, “Kanun’un 231. maddesinde düzenlenenhükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun uygulanmasıoluşturmaktadır” (§ 4). Dolayısıyla bireysel başvurudaki ihlal kararındansonra yeniden yargılama yapan derece mahkemesinin önünde çözümü beklenen meseleHAGB’ye ilişkin hükmün somut olayda nasıl değerlendirileceği meselesidir.
9. Her şeyden önce Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının,somut davada HAGB hükümlerinin uygulanmasını mutlak surette engellediğigörüşü tartışmaya açıktır. Kolluk görevlisi hakkında HAGB’ye hükmedilmişolması, Anayasa Mahkemesinin ihlal sonucuna ulaşırken sanığın “yaptırımsız”kalması gerekçesine dayanak yaptığı unsurlardan biridir.
10. Nitekim insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleyasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine karar verilirken “sanık hakkındaverilen HAGB kararının başvurucu açısından yeterli giderim sağlamadığı”nıntespiti yanında, kolluk görevlisine yönelik olarak “disiplin yönünden işlemyapıldığına ilişkin başvuru dosyasına herhangi bir verinin yansımadığı” dadikkate alınmıştır (Elif Aydın Dost, § 50). Aynı şekilde HAGB kararıyanında “ceza yargılamasının makul sürede tamamlanmaması” ve “bu türeylemlerin hoşgörülmeyeceği yönündeki algının zayıflamasına yol açacak şekildeA.Y.nin disiplin yönünden de hiçbir yaptırımla karşılaşmamış olması”nedenleriyle etkili bir soruşturma yapılmadığına, dolayısıyla insanhaysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının usul boyutunun da ihlal edildiğinekarar verilmiştir (Elif Aydın Dost, § 67).
11. Somut olayda ihlalin gerekçesi tek başına HAGB kararıdeğil sanığın eyleminden dolayı “herhangi bir yaptırımla karşılaşmadığı”olgusudur. Hakkındaki ceza soruşturması HAGB kararı ile sonuçlanan sanığıncaydırıcı bir disiplin yaptırımına tabi olduğu bazı istisnai durumlarda AnayasaMahkemesinin bireysel başvurudaki değerlendirmesi farklı olabilir. NitekimMahkeme, benzer bir başvuruda, denetime bağlanmış bir HAGB’nin yanında idaritahkikat sonucunda uyarma disiplin cezasının da verildiğini dikkate alarakkolluk görevlisine verilen toplam cezanın caydırıcı olmadığınınsöylenemeyeceğine hükmetmiştir (Ceyda Sungur, B.No: 2015/14363, 3/4/2019, §70).
12. Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındansonra yapılan yeniden yargılamada hiçbir surette sanık hakkında artık HAGBkararı verilemeyeceği söylenemez. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta HAGB’yeilişkin ilgili hükümler davada uygulanacak kuraldır.
13. Bir an için ihlal kararından sonra derecemahkemesinin artık sanık hakkında HAGB’ye hükmedemeyeceği varsayılsa bile, buvarsayım da kuralı uygulanacak kural olmaktan çıkarmamaktadır. Somut davadasanığın HAGB talebi konusunda derece mahkemesinin olumlu ya da olumsuz yöndehüküm kurması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu hükmü kurarken de HAGB’ye ilişkinkuralları dikkate almak durumundadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 231.maddesinin ilgili hükümlerinin davada uygulanacak kural olmadığı söylenemez.
14. Burada çoğunluğun uygulanacak kuralı bir uyuşmazlığı“olumlu” yönde çözecek kural olarak gördüğü anlaşılmaktadır. Halbukisomut olayda ihlal kararından önce de sonra da derece mahkemelerinin HAGBşartlarını değerlendirme zorunluluğu bulunmaktadır. Zira 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin (5) numaralı fıkrasına göre “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılamasonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî paracezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilebilir.”
15. İtiraz başvurusuna konu davada sanık hakkında HAGBkararı verilebilmesi için bu ve benzeri şartların gerçekleştiği, dolayısıylailgili hükümlerin uygulanma potansiyelinin bulunduğu açıktır. Kuşkusuz HAGB’yeilişkin hükümlerin davada uygulanacak olması bunlardan mutlaka sanığınyararlandırılması gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Başka bir ifadeyle HAGB’yeilişkin hükümlerin uygulanacak kural olması, bu kuralların potansiyel olarakolumlu veya olumsuz yönde uygulanma kabiliyetinin bulunmasındankaynaklanmaktadır.
16. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararından sonra derecemahkemesinden beklenen, sanık hakkında HAGB’nin uygulanıp uygulanamayacağını bukez ihlal gerekçeleri ışığında değerlendirmektir. Dolayısıyla mahkeme ihlalkararından dolayı HAGB’ye hükmedemeyeceği sonucuna ulaştığında ilgili kuralları“olumsuz” yönde uygulamış olacaktır.
17. Son olarak belirtmek gerekir ki, norm denetimindeanayasa yargısının amacı sadece bir mahkemede uygulandığında değil hukukdünyasında varlığını sürdürdüğü müddetçe Anayasa’yı ihlal edebileceği düşünülenbir kanun hükmünün denetlenmesi ve Anayasa’ya aykırılığı tespit edildiğinde iptalininsağlanmasıdır. Bu nedenle norm denetiminde uygulanacak kuralın çok katı ve daryorumlanması anayasa yargısının amacıyla da bağdaşmamaktadır.
18. Açıklanan gerekçelerle, itiraz konusu kurallarınuygulanacak kural olduğunu, dolayısıyla esas incelemesinin yapılmasıgerektiğini düşündüğümden çoğunluğun red yönündeki görüşüne katılmıyorum.
Başkan
Zühtü ARSLAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Anayasa Mahkemesi Elif Aydın Dost (B. No:2014/19954, 12/6/2018) bireysel başvurusunda derece Mahkemesinin sanık hakkındaverilen sonuç hapis cezasına Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)uygulaması nedeniyle mağdur olan başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesindegüvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi veusul boyutunun ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili Mahkemeye gönderilmesinekarar verilmiştir.
2. Bunun üzerine ilgili Mahkeme 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun (CMK) HAGB kurumunun düzenlendiği 231. maddesinin (5),(6), (7), (8), (9), (10), (11), (12), (13) ve (14) numaralı fıkralarınınAnayasa’nın 17. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz yolunabaşvurmuştur.
3. Mahkeme, itiraz başvurusunda çeşitli Yargıtay CezaDairelerinin çeşitli kararlarında ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/8-508E. ve 2015/360 K. sayılı kararında CMK m.231/6’da ifade edilen şartların olmasıdurumunda “sanık hakkında HAGB uygulanmamasını istikrarlı şekilde bozma sebebi”olarak görüldüğünün altını çizmiştir. İtiraz yolunu kullanan Mahkeme, HAGBkurumunun sanık hakkında uygulanması halinde mağdurların yaptığı bireyselbaşvurularda Anayasa Mahkemesinin verdiği 15 ihlal kararına da atıf yaparakdikkat çekmiştir. Bunlara ek olarak Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin(AİHM) Taylan/Türkiye (B. No: 32051/09, 3/7/2012, § 46) kararındaki HAGB’nin işkence failleri hakkında uygulanmasının“faillerin cezasız bırakılması sonucunu doğurduğu” tespitine de işaretetmiştir. Mahkeme, önündeki somut olay bağlamında yaptığı değerlendirmede HAGBkararının mağdurlar açısından “yeterli giderim sağlamadığı, sanıklarıneylemleri nedeniyle herhangi bir yaptırımla karşılaşmadığı” kanaatineulaşmıştır.
4. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı doğrultusunda ilgiliMahkeme ihlalin sonuçlarını gidermekle yükümlüdür ama somut olayda yerelMahkeme ihlalin sonuçlarını CMK m.231 ve Yargıtay içtihadı nedeniyle ortadankaldıramadığını dolaylı olarak vurgulamaktadır. Başka bir ifadeyle mahkeme ikiyüksek mahkemenin farklı tutumlarından dolayı arada kaldığını hissetmektedir.Mahkeme sorunun kaynağı olarak ilgili kanun hükmünü gördüğünden AnayasaMahkemesine iptal istemiyle itiraz başvurusunda bulunmuştur.
5. Mahkeme, işkence, kötü muamele ve benzeri durumlardaHAGB uygulanmasının mağdurlar açısından Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan hakkın işlevsiz kaldığını Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarıışığında iddia etmektedir. İtiraz başvurusunda şekil yönünden bir eksiklikbulunmadığından işin esasına geçilerek itiraz konusu kuralların anayasallığınındenetlenmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmadım.
Üye
Engin YILDIRIM
KARŞIOY GEREKÇESİ
5271 sayılı Kanunun 231. maddesinin bazı fıkralarınınAnayasaya aykırılığı iddia edilerek iptaline karar verilmesi talebiyle yapılanitiraz, mezkûr kuralların itiraz başvurusunda bulunan mahkemenin bakmaktaolduğu davada uygulanma imkânının bulunmadığı gerekçesiyle esasa geçilmedenreddedilmiştir.
Anayasaya aykırılık itirazında bulunan mahkemeninbakmakta olduğu davadaki sanık hakkında söz konusu hükümlerin uygulanmasısuretiyle HAGB kararı verilmesinden dolayı Mahkememize yapılan bireyselbaşvuruda, mağdur katılanın temel hakkının ihlal edildiğine karar verilerekdosyanın yeniden yargılama yapılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesiüzerine Anayasaya aykırılık itirazında bulunulmuştur.
Çoğunluğun red gerekçesinde; derece mahkemesininöncelikle Mahkememizin ihlal kararına konu olan kararını kaldırması gerektiği,sanık hakkında HAGB kararının uygulanması nedeniyle ihlal kararı verildiğindenyeniden yargılama yapan derece mahkemesinin önündeki davada Kanunun 231.maddesinin ve bu maddede düzenlenen HAGB kurumunun uygulanma imkânınınbulunmadığı belirtilmişse de -kararda da belirtildiği üzere- Anayasanın 152. ve6216 sayılı Kanunun 40. maddelerine göre, uygulanacak kural “bakılmakta olandavanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte kurallardır.”
Anılan ihlal kararımızda, ceza yargılamasının makulsürede tamamlanmaması, HAGB kararı ile sonuçlanmış olması ve -bu türmüdahalelerin hoşgörülemeyeceğine yönelik algının zayıflamasına yol açacakşekilde- sanığın disiplin yönünden de bir müeyyide ile, hatta disiplinsoruşturmasıyla karşılaşmaması yanında insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamelekapsamındaki eyleminin sabit görülmesine rağmen mesleğini de kesintisiz olaraksürdürmesi nedenleriyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı ileilgili olarak etkili bir soruşturma yapılmadığına ve başvurucunun hakkınınihlal edildiğine hükmedilmiştir.
Buna karşılık mezkûr kararda, müdahalenin kanunîlikunsuru açısından ihlal bulunduğu yönünde bir tespite ve 5271 sayılı Kanunun231. maddesinin ve HAGB müessesesinin bu tür ihlallere yol açtığına ilişkin birdeğerlendirmeye yer verilmemiş; ihlal sonucuna, bireysel başvuru konusu somutolayın şartları çerçevesinde bütün unsurlar dikkate alınarak varılmıştır.
Bu itibarla söz konusu mahkemenin, yeniden yargılamasırasında bu kuralları da gözönünde bulundurarak bir karar vermek zorundaolduğu açıktır.
Açıklanan sebeplerle esasa geçilmesi gerektiğidüşüncesiyle, çoğunluğun red kararına katılmıyorum.
Üye
M. Emin KUZ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Somut norm denetimi yolu ile yapılan başvuruda AnayasaMahkemesi çoğunluğunun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 231. maddesinin (5), (6), (7), (8), (9), (10), (11), (12), (13) ve(14) numaralı fıkralarının itiraz başvurusunda bulunan mahkemenin bakmaktaolduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından, başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle reddi gerektiğine ilişkin kararına katılmamaktayım.
2. Her ne kadar itiraz yoluna başvuran Trabzon 2. AsliyeCeza Mahkemesinin önündeki davadaki suçla ilgili olarak Kanun’un 231.maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumununuygulanması nedeniyle ortaya çıkan sonuç nedeniyle Anayasa Mahkemesine yapılanbireysel başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesinin Elif Aydın Dost (B. No: 2014/19954,K.T.:12/6/2018) kararında başvuran Mahkemenin E. 2013/165, K. 2013/550 sayılıdosyasında sanık hakkında verilen sonuç hapis cezasına HAGB uygulanmasındandolayı başvurucunun Anayasa'nın 17. maddesinde yer verilen insan haysiyetiylebağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiğine veihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere kararın başvuran Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş ise de, bireyselbaşvurudaki ihlal kararına binaen ilk derece mahkemesince sanığın zor kullanmayetkisine ilişkin sınırın aşılması suçundan başlatılan yeniden yargılamadaAnayasaya aykırılığı ileri sürülen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun HAGBile ilgili yukarıda zikredilen hükümlerinin bu davada uygulanacak kural olduğuifade edilmelidir.
3. Bireysel başvurudaki Anayasa Mahkemesinin ihlal kararıderece mahkemesinin HAGB uygulamış olmasından kaynaklanıyor olsa da ilk derecemahkemesi bireysel başvuru sonrasında davayı esastan çözerken yine de HAGB ileilgili dava konusu hükümlerin bu davada uygulanıp uygulanmayacağı hususunudeğerlendirmek durumundadır. Her ne kadar ihlal kararının gereğini yerinegetirebilmek için derece mahkemesi yapacağı değerlendirmede büyük bir ihtimalleHAGB uygulamayacak ise de en azından önündeki seçenekler içerisinde HAGB’yiuygulamayacağını da değerlendirmek durumunda kalacaktır. Bu yönü ilebakıldığında ise pekala derece mahkemesinin iptalini talep ettiği HAGB ileilgili Kanun hükümlerinin davada dolaylı olarak uygulanacak kural olduğundakuşku bulunmamaktadır.
4. Nitekim itiraz yolundaki yaptığı incelemeye ilişkinAnayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadında “davada uygulanacak kural” ile ilgiliilk inceleme aşamasındaki temel yaklaşım genel olarak uygulanacak kuralı genişbiçimde yorumlama şeklindedir. Anayasa Mahkemesine göre “davada uygulanacakkural” sadece o davanın esasını çözecek hükmü değil, “bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkansorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etkiyapacak nitelikte bulunan kurallar”ın tümünü kapsamaktadır. (Bkz.: E. S.: 2018/8, K. S.: 2018/85, K.T.: 11/07/2018).
5. Dolayısıyla somut başvuruda da ilk derece mahkemesibaşlattığı yeniden yargılamada HAGB’yi her durumda değerlendireceğinden, AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle değerlendirme sonucunda bu davadauygulanmayacağına karar verecekse de HAGB ile ilgili hükümlerin bu davadauygulanacak kural olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
6. Burada bir hususu daha ifade etmek gerekir ki AnayasaMahkemesi Elif Aydın Dost kararında derece mahkemelerince HAGB uygulanmasınedeniyle ihlal sonucuna ulaşırken bizatihi HAGB kurumunun her durumda hakihlaline sebebiyet verdiğine değil, somut başvuruda sanığın eylemine HAGBuygulanmış olması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının ihlaledildiğine karar vermiştir. Dolayısıyla esasında Anayasa Mahkemesi bu bireyselbaşvuruda bizatihi HAGB kurumunun kendisinin değil bu somut olayda uygulanmışolmasının başvurucunun 17. maddede güvence altına alınmış olan hakkınınihlaline sebebiyet verdiğini ifade etmiştir.
7. Sonuç olarak yukarıda sıralanan gerekçelerle Trabzon2. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan başvuruda 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesindeki HAGB kurumu ile ilgili Anayasa’yaaykırılığı ileri sürülen kuralların Mahkemenin önündeki davada uygulanacakkural olduğu kanaatindeyim. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi çoğunluğunun aksi yöndekigörüşüne katılmamaktayım.
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ