ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2020/30
Karar Sayısı : 2023/12
Karar Tarihi : 25/1/2023
R.G. Tarih – Sayı : 27/6/2023- 32234
İPTAL DAVASINI AÇAN: TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY,Özgür ÖZEL ve Engin ÖZKOÇ ile birlikte 134 milletvekili (E.2020/30)
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul Anadolu 1. Sulh Hukuk Mahkemesi (E.2020/63)
DAVA ve İTİRAZIN KONUSU: 6/12/2019 tarihlive 7196 sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde KararnamedeDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 10. maddesiyle 4/6/1937tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun değiştirilen geçici 29.maddesinin;
1. Birincicümlesinde yer alan “...sözlü...” ibaresinin,
2. İkincicümlesinin,
B. 21. maddesiyle 9/7/1982tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu’nun değiştirilenek 4. maddesinin;
1. Üçüncüfıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...kantinlerin tamamı, bir kısmıveya bazı şubeleri kiraya verilebilir,...” ibaresinin,
2. Beşincifıkrasının ikinci cümlesinin,
C. 30. maddesiyle 10/3/1983tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun ek8. maddesine eklenen;
1. Üçüncü fıkranınbirinci cümlesinde yer alan “...kantinlerin tamamı, bir kısmı veya bazışubeleri kiraya verilebilir,...” ibaresinin,
2. Beşincifıkrasının ikinci cümlesinin,
Ç. 52. maddesiyle22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 409. maddesinin ikincifıkrasına eklenen ikinci cümlenin,
D. 53. maddesiyle4721 sayılı Kanun’un 436. maddesine eklenen (6) ve (7) numaralı bentlerin,
E. 62. maddesiyle31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu’na eklenen geçici 79. maddenin birinci cümlesinin,
F. 72. maddesiyle4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun21. maddesinin değiştirilen (7) numaralı fıkrasının;
1. İkincicümlesinde yer alan “...%20‘sinin…” ve “...Bakan onayıyla...” ibarelerinin,
2. Üçüncü vedördüncü cümlelerinin,
3. Beşincicümlesinde yer alan “...Cumhurbaşkanı...” ibaresinin,
G. 74. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “...Bakanlığınonayı alınmak ve en fazla birer yıllık sürelerle olmak kaydıyla,...” ibaresinin“...Bakanlıkça belirlenen sürelerle sınırlı olmak kaydıyla ve GenelMüdürlüğün onayı alınarak...” şeklinde değiştirilmesinin,
Ğ. 75. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesindeyer alan “…on beş gün...” ibaresinin “...yedi gün...” şeklindedeğiştirilmesinin,
H. 76. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendine eklenen“…ya da bu hükümleri ihlale teşebbüs edenler” ibaresinin,
I. 81. maddesiyle6458 sayılı Kanun’a eklenen 60/A maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…GenelMüdürlüğün uygun gördüğü kişilere...” ibaresinin,
İ. 87. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un 89. maddesinin (3) numaralı fıkrasının değiştirilen (a)bendinin;
1. Birincicümlesinde yer alan “...bir yıl süre ile ...” ibaresinin,
2. İkincicümlesinde yer alan “…ve Bakanlıkça sigorta kaydının devamı uygungörülenler...” ibaresinin,
Anayasa’nın 2.,7., 10., 17., 19., 36., 56., 70., 90.,125., 128., 129., 153. ve 161. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talepleridir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un iptali talep edilen kuralların da yer aldığı;
1. 10. maddesiyle3201 sayılı Kanun’un değiştirilen geçici 29. maddesi şöyledir:
“Geçici Madde 29- (Ek:18/10/2018-7148/3md.) (Değişik:6/12/2019-7196/10 md.)
Başpolis memurları ve kıdemli başpolis memurları arasındayapılacak yazılı/sözlü sınavlarda başarılı olanlardan, Polis AkademisiBaşkanlığınca düzenlenecek ilk derece amirlik eğitimini başarıyla bitirenlerKomiser Yardımcılığı rütbesine atanır. Adaylarda aranacak diğer nitelikler,sınavlara ve ilk derece amirlik eğitimine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkçadüzenlenir.”
2. 21. maddesiyle2692 sayılı Kanun’un değiştirilen ek 4. maddesi şöyledir:
“Sosyal tesisler
Ek Madde 4 – (Ek: 3/10/2016-KHK-676/15 md.; Aynen kabul:1/2/2018-7070/15 md.) (Değişik:6/12/2019-7196/21 md.)
Sahil Güvenlik Komutanlığı; vardiya yatakhaneleri, eğitimve kongre merkezleri, sosyal tesisler, gazinolar, moral eğitim merkezleri vekantinler kurabilir.
Vardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyal tesisler, özel,yerel ve kış eğitim merkezlerinin sermayeleri, bu tesislerin gelirleri ile üyeaidatlarına ilave olarak Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçesine konulacaködenekten oluşur. Vardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyal tesisler, özel,yerel ve kış eğitim merkezlerinin yılı merkezi yönetim bütçe kanunu ilebelirlenen giderleri genel bütçeden karşılanabilir.
Vardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyal tesisler, özel,yerel ve kış eğitim merkezlerinde, özel bir ihtisas gerektiren hizmetlerinpersonel yetersizliği veya maliyeti nedeniyle verilememesi durumunda buhizmetler kiralama yoluyla dışarıdan karşılanabilir, kantinlerin tamamı, birkısmı veya bazı şubeleri kiraya verilebilir, bu şekilde elde edilengelirler genel bütçe gelirleri ile ilişkilendirilmeksizin tesis ve kantingelirlerine dâhil edilir. Özel, yerel ve kış eğitim merkezleri ile birlikdışındaki kantinlerin aylık gayrisafi hasılatının %1’i her ay genel bütçeyegelir kaydedilmek üzere ilgili muhasebe birimine yatırılır.
Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığımensubu personel ile Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu personel, Jandarma GenelKomutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına ait üçüncü fıkradaki tesisler ileTürk Silahlı Kuvvetlerine ait tesis ve özel bakım merkezlerinden kendimevzuatlarında yer aldığı şekilde statülerine göre karşılıklı olarak istifadeederler.
Üçüncü fıkrada sayılan tesislerden istifade edecekpersonelden üye aidatı ve kart ücreti alınır. Bu suretle elde edilengelirlerin müştereken istifade edilen tesislere yönelik harcama usul veesasları Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca, Sahil GüvenlikKomutanlığına ait tesislerin işletilmesi, işlettirilmesi, gelirlerininharcanması, tesislerden istifade edilmesinin yasaklanmasını gerektiren durumlargibi genel usul ve esaslar İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlananyönetmelikle düzenlenir.”
3. 30. maddesiyle2803 sayılı Kanun’un birinci fıkrasının soncümlesinin yürürlükten kaldırıldığı, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraların eklendiği ek 8. maddesi şöyledir:
“Sosyal tesisler
Ek Madde 8 -(Ek : 3/10/2016-KHK-676/18 md.; Aynen kabul:1/2/2018-7070/16 md.)
Jandarma Genel Komutanlığı, vardiya yatakhaneleri, eğitimve kongre merkezleri, sosyal tesisler, gazinolar, moral eğitim merkezleri vekantinler kurabilir. (Mülga cümle:6/12/2019-7196/30 md.) (…)
(Ek fıkra: 25/7/2018-7145/7 md.) Vardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyal tesisler, özel,yerel ve kış eğitim merkezlerinin sermayeleri, bu tesislerin gelirleri ile üyeaidatlarına ilave olarak Jandarma Genel Komutanlığı bütçesine konulacaködenekten oluşur. Vardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyal tesisler, özel,yerel ve kış eğitim merkezlerinin yılı merkezi yönetim bütçe kanunu ilebelirlenen giderleri genel bütçeden karşılanabilir.
(Ek fıkra:6/12/2019-7196/30 md.) Vardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyal tesisler, özel,yerel ve kış eğitim merkezlerinde, özel bir ihtisas gerektiren hizmetlerinpersonel yetersizliği veya maliyeti nedeniyle verilememesi durumunda buhizmetler kiralama yoluyla dışarıdan karşılanabilir, kantinlerin tamamı, birkısmı veya bazı şubeleri kiraya verilebilir, bu şekilde elde edilengelirler genel bütçe gelirleri ile ilişkilendirilmeksizin tesis ve kantingelirlerine dâhil edilir. Özel, yerel ve kış eğitim merkezleri ile birlikdışındaki kantinlerin aylık gayrisafi hasılatının %1’i her ay genel bütçeyegelir kaydedilmek üzere ilgili muhasebe birimine yatırılır.
(Ek fıkra:6/12/2019-7196/30 md.) Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığımensubu personel ile Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu personel, Jandarma GenelKomutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına ait üçüncü fıkradaki tesisler ileTürk Silahlı Kuvvetlerine ait tesis ve özel bakım merkezlerinden kendimevzuatlarında yer aldığı şekilde, statülerine göre, karşılıklı olarak istifadeederler.
(Ek fıkra:6/12/2019-7196/30 md.) Üçüncü fıkrada sayılan tesislerden istifade edecekpersonelden üye aidatı ve kart ücreti alınır. Bu suretle elde edilengelirlerin müştereken istifade edilen tesislere yönelik harcama usul veesasları Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca, Jandarma GenelKomutanlığına ait tesislerin işletilmesi, işlettirilmesi, gelirlerininharcanması, tesislerden istifade edilmesinin yasaklanmasını gerektiren durumlargibi genel usul ve esaslar İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlananyönetmelikle düzenlenir.”
4. 52. maddesiyle 4721 sayılı Kanun’un ikinci fıkrasına ikinci cümlenineklendiği 409. maddesi şöyledir:
“I. İlgilinin dinlenilmesi ve bilirkişi raporu
“Madde 409- Bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkolveya uyuşturucu Madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi veya isteğisebebiyle kısıtlanamaz.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamayaancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. (Ekcümle:6/12/2019-7196/52 md.) Bu raporun tanzimi için gerektiğinde 436 ncımadde hükümleri uygulanır. Hâkim, karar vermeden önce, kurul raporunu gözönünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.”
5. 53. maddesiyle4721 sayılı Kanun’un (6) ve (7) numaralı bentlerin eklendiği 436. maddesişöyledir:
“I. Genel olarak
“Madde 436- Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması,aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununatâbidir:
1. Karar verilirken ilgilinin bunun sebepleri hakkındabilgilendirilmesi ve karara karşı denetim makamına itiraz edebileceğine yazılıolarak dikkatinin çekilmesi zorunludur.
2. Bir kuruma yerleştirilen kişiye, alıkonulma kararınaveya kurumdan çıkarılma isteminin reddine karşı en geç on gün içinde denetimmakamına itiraz edebileceği derhal yazılı olarak bildirilir.
3. Mahkeme kararını gerektiren her istem, gecikmeksizinyetkili hâkime ulaştırılır.
4. Yerleştirme kararı veren vesayet makamı veya hâkimdurumun özelliklerine göre bu istemin görüşülmesini erteleyebilir.
5. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucuMadde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalığı olanlar hakkında,ancak resmî sağlık kurulu raporu alındıktan sonra karar verilebilir. (Mülgacümle:6/12/2019-7196/53md.) (…)
6. (Ek:6/12/2019-7196/53md.) Resmî sağlık kuruluraporunun alınabilmesini temin amacıyla; kişinin vücudundan kan veya benzeribiyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilir, kişiyegerekli tıbbi müdahaleler yapılabilir ve gerektiğinde kişi, hekim ön raporuüzerine en fazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir.
7. (Ek:6/12/2019-7196/53md.) Bu madde kapsamındaalınan kararların icrası için gerektiğinde ilgili kişi hakkında zorkullanılabilir ve sağlık görevlilerinden gerekli tıbbi yardım alınabilir.”
6. 62. maddesiyle5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 79. madde şöyledir:
“GEÇİCİ MADDE 79-(Ek:6/12/2019-7196/62 md.)
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ek 15 incimaddenin ikinci ve beşinci fıkraları uyarınca yapılacak ödemelerde 89 uncumaddeye göre gecikme zammı ve cezası ile 102 nci maddeye göre idari para cezasıuygulanmaz. Bu maddenin yürürlüğegirdiği tarihe kadar ödenmiş olan gecikme cezaları, gecikme zamları ve idaripara cezaları iade ve mahsup edilmez.”
7. 72. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un (7) numaralı fıkrası değiştirilen 21. maddesi şöyledir:
“İkamet iznibaşvurusu
MADDE 21- (1) İkamet izni başvurusu, yabancının vatandaşıolduğu veya yasal olarak bulunduğu ülkedeki konsolosluklara yapılır.
(2) İkamet izni için başvuracak yabancılarda, talepettikleri ikamet izni süresinden altmış gün daha uzun süreli pasaport ya dapasaport yerine geçen belgeye sahip olmaları şartı aranır.
(3) Başvuru için gerekli olan bilgi ve belgeler eksikise, başvurunun değerlendirilmesi eksiklikler tamamlanıncaya kadarertelenebilir. Eksik olan bilgi ve belgeler ilgiliye bildirilir.
(4) Konsolosluklar, ikamet izni başvurularınıgörüşleriyle birlikte Genel Müdürlüğe iletir. Genel Müdürlük, gerekligördüğünde ilgili kurumların görüşlerini de alarak başvurularısonuçlandırdıktan sonra, ikamet izninin düzenlenmesi ya da başvurununreddedilmesi için konsolosluğa bilgi verir.
(5) Başvurular, en geç doksan gün içindesonuçlandırılır.
(6) İkamet izni başvurusunun reddine ilişkin işlemlerilgiliye tebliğ edilir.
(7) (Ek: 28/7/2016-6735/27 md.) (Değişik:6/12/2019-7196/72md.) İkamet izni başvuruları yetkili aracı kurum tarafından da yapılabilir.İçişleri Bakanlığı tarafından gerekli görülen durumlarda ikamet iznibaşvurularında azami üç yıl geçerli sözleşmelerle ve ikamet izni aracılıkhizmet bedelinin %20’sinin genel bütçeye aktarılması kaydıyla, ikametizni aracılık hizmeti sunacak yetkili aracı kurumlar Bakan onayıylagörevlendirilebilir. Buna ilişkin işlemlerde 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılıDevlet İhale Kanunu ile 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunuhükümleri uygulanmaz. Buna ilişkin usul ve esaslar İçişleri Bakanlığıtarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir. Alınacak payın genel bütçeyeözel gelir olarak kaydedilmesine ve bakanlık bütçesinin ilgili tertiplerineözel ödenek yazılmasına Cumhurbaşkanı yetkilidir.”
8. 74. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un (1) numaralı fıkrasında ibare değişikliği yapılan 46.maddesi şöyledir:
“İnsani ikamet izni
MADDE 46- (1) Aşağıda belirtilen hâllerde, diğer ikametizinlerinin verilmesindeki şartlar aranmadan, Bakanlıkça belirlenensürelerle sınırlı olmak kaydıyla ve Genel Müdürlüğün onayı alınarakvaliliklerce insani ikamet izni verilebilir ve bu izinler uzatılabilir:
a) Çocuğun yüksek yararı söz konusu olduğunda
b) Haklarında sınır dışı etme veya Türkiye’ye girişyasağı kararı alındığı hâlde, yabancıların Türkiye’den çıkışlarıyaptırılamadığında ya da Türkiye’den ayrılmaları makul veya mümküngörülmediğinde
c) 55 inci madde uyarınca yabancı hakkında sınır dışıetme kararı alınmadığında
ç) 53 üncü, 72 nci ve 77 nci maddelere göre yapılanişlemlere karşı yargı yoluna başvurulduğunda
d) Başvuru sahibinin ilk iltica ülkesi veya güvenliüçüncü ülkeye geri gönderilmesi işlemlerinin devamı süresince
e) Acil nedenlerden dolayı veya ülke menfaatlerinin korunmasıile kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından Türkiye’ye girişine ve Türkiye’dekalmasına izin verilmesi gereken yabancıların, ikamet izni verilmesine engelteşkil eden durumları sebebiyle diğer ikamet izinlerinden birini alma imkânıbulunmadığında
f) Olağanüstü durumlarda
(2) İnsani ikamet izni alan yabancılar, iznin veriliştarihinden itibaren en geç yirmi iş günü içinde adres kayıt sistemine kayıtyaptırmak zorundadır.”
9. 75. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde ibaredeğişikliği yapılan ve anılan fıkrada yer alan bazı ibareleri madde metnindençıkarılan 53. maddesi şöyledir:
“Sınır dışı etme kararı
(1) Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün talimatıüzerine veya resen valiliklerce alınır.
(2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında sınır dışıetme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğedilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat tarafındantemsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu, itirazusulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.
(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınırdışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içindeidare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etmekararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular onbeş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu kararkesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veyayargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınırdışı edilmez.”
10. 76. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un (1) numaralı fıkrasının (h) bendine ibarenin eklendiği 54.maddesi şöyledir:
“Sınır dışı etmekararı alınacaklar
1) Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etmekararı alınır:
a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi kapsamında sınırdışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler
b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veyaçıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar
c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılanişlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar
ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşruolmayan yollardan sağlayanlar
d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığıaçısından tehdit oluşturanlar
e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazlaaşanlar veya vizesi iptal edilenler
f) İkamet izinleri iptal edilenler
g) İkamet izni bulunup da süresinin sona ermesindenitibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on gündenfazla ihlal edenler
ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler
h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkışhükümlerini ihlal edenler ya da bu hükümleri ihlale teşebbüs edenler
ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmenTürkiye’ye geldiği tespit edilenler
i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen,uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarakdeğerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan,uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarındaverilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalmahakkı bulunmayanlar
j) İkamet izni uzatma başvuruları reddedilenlerden, ongün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar
k) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/36 md.; Aynen kabul:1/2/2018-7070/31 md.) Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından tanımlananterör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler.
(2) (Değişik: 3/10/2016-KHK-676/36 md.; Aynen kabul:1/2/2018-7070/31 md.) Bu maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentlerikapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma başvuru sahibi veyauluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında uluslararası korumaişlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabilir.”
11. 81. maddesiyle6458 sayılı Kanun’a eklenen 60/A maddesi şöyledir:
“Gönüllü geridönüş
MADDE 60/A- (Ek:6/12/2019-7196/81 md.)
(1) Hakkında sınır dışı etme kararı alınmış ve menşeülkesine gönüllü olarak geri dönmek isteyen düzensiz göçmenlerden GenelMüdürlüğün uygun gördüğü kişilere ayni veya nakdi destek sağlanabilir.
(2) Düzensiz göçmenlerin gönüllü geri dönüşlerineilişkin çalışmalar uluslararası kuruluşlar, kamu kurum ve kuruluşları ve siviltoplum kuruluşlarıyla iş birliği halinde yürütülebilir.”
12. 87. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un 89. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendideğiştirilen 89. maddesi şöyledir:
“Yardım vehizmetlere erişim
MADDE 89- (1) Başvuru sahibi veya uluslararası korumastatüsü sahibi kişi ve aile üyeleri, ilköğretim ve ortaöğretim hizmetlerindenfaydalanır.
(2) Başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsüsahibi kişilerden ihtiyaç sahibi olanların, sosyal yardım ve hizmetlereerişimleri sağlanabilir.
(3) Başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsüsahibi kişilerden;
a) (Değişik:6/12/2019-7196/87 md.) Herhangi bir sağlıkgüvencesi olmayan ve ödeme gücü bulunmayanlar uluslararası koruma başvurukaydından itibaren bir yıl süre ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılıSosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümlerine tabidir. Özelihtiyaç sahipleri ve Bakanlıkça sigorta kaydının devamı uygungörülenler için bir yıl süre sınırı aranmaz. Genel sağlık sigortasındanfaydalanacak kişilerin primlerinin ödenmesi için Genel Müdürlük bütçesineödenek konulur. Primleri Genel Müdürlük tarafından ödenenlerden ödeme güçlerinegöre primin tamamı veya belli bir oranı talep edilir. Başvurusu hakkındaidarece olumsuz karar verilen yabancılar genel sağlık sigortası kapsamındançıkarılır.
b) Sağlık güvencesi veya ödeme gücünün bulunduğu veyabaşvurunun sadece tıbbi tedavi görmek amacıyla yapıldığı sonradan anlaşılanlar,genel sağlık sigortalılıklarının sona erdirilmesi için en geç on gün içindeSosyal Güvenlik Kurumuna bildirilir ve yapılan tedavi ve ilaç masraflarıilgililerden geri alınır.
(4) İş piyasasına erişimle ilgili olarak;
a) Başvuru sahibi veya şartlı mülteci, uluslararasıkoruma başvurusu tarihinden altı ay sonra çalışma izni almak için başvurabilir.
b) Mülteci veya ikincil koruma statüsü sahibi, statüalmasından itibaren bağımlı veya bağımsız olarak çalışabilir. Yabancılarınçalışamayacağı iş ve mesleklere ilişkin diğer mevzuatta yer alan hükümlersaklıdır. Mülteci veya ikincil koruma statüsü sahibi kişiye verilecek kimlik belgesi,çalışma izni yerine de geçer ve bu durum kimlik belgesine yazılır.
c) Mülteci ve ikincil koruma statüsü sahibinin işpiyasasına erişimi, iş piyasasındaki durum ve çalışma hayatındaki gelişmelerile istihdama ilişkin sektörel ve ekonomik şartların gerekli kıldığı hâllerde,belirli bir süre için, tarım, sanayi veya hizmet sektörleri, belirli birmeslek, iş kolu veya mülki ve coğrafi alan itibarıyla sınırlandırılabilir.Ancak, Türkiye’de üç yıl ikamet eden veya Türk vatandaşıyla evli olan ya daTürk vatandaşı çocuğu olan mülteci ve ikincil koruma statüsü sahipleri için busınırlamalar uygulanmaz.
ç) Başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibikişilerin çalışmasına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlığın görüşü alınarakÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenir.
(5) 72 nci ve 79 uncu maddelerde sayılanlar hariç olmaküzere, muhtaç olduğu tespit edilen başvuru sahibine, Maliye Bakanlığının uygungörüşü alınarak Bakanlığın belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde harçlıkverilebilir.”
II. İLK İNCELEME
A. E.2020/30 SayılıDava Yönünden
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Serdar ÖZGÜLDÜR, Engin YILDIRIM,Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ,Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU ve Selahaddin MENTEŞ’inkatılımlarıyla 6/5/2020 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurmatalebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
B. E.2020/63 Sayılı Başvuru Yönünden
2. Anılan İçtüzükhükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, SerdarÖZGÜLDÜR, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI,Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ,Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ ve Basri BAĞCI’nın katılımlarıyla10/9/2020 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. BİRLEŞTİRME KARARI
3. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılıTürk Medeni Kanunu’nun 409. maddesinin ikinci fıkrasına 6/12/2019 tarihli ve7196 sayılı Kanun’un 52. maddesiyle eklenen ikinci cümlenin iptaline kararverilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2020/63 sayılıdavanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2020/30 sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2020/30 sayılıdosya üzerinden yürütülmesine 10/9/2020 tarihinde OYBİRLİGİYLE kararverilmiştir.
IV. ESASIN İNCELENMESİ
4. Dava dilekçesi ilebaşvuru kararı ve ekleri, Raportör Cengiz ERTEN tarafından hazırlanan işinesasına ilişkin rapor, dava ve itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılan veilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un 10.Maddesiyle 3201 Sayılı Kanun’un Değiştirilen Geçici 29. Maddesinin BirinciCümlesinde Yer Alan “...sözlü...” İbaresi ile İkinci Cümlesininİncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
5. Dava dilekçesinde özetle; kurallarla başpolis memuruve kıdemli başpolis memurlarına, komiser yardımcılığına yükselme imkânı tanıyansınavın yazılı ya da sözlü olarak yapılması konusunda İçişleriBakanlığına (Bakanlık) takdir yetkisinin tanındığı, bu suretle hâli hazırdakamu görevlisi olan personelin keyfi uygulamalara maruz kalacağı, nitekimkurallarda sınavı yapacak olan kamu otoritesinin keyfi uygulamasına ilişkinherhangi bir koruyucu önleme yer verilmediği ve objektif bir ölçütünbelirlenmediği, kamu görevlisi olarak ataması yapılacak kişilerin hukuk devletiilkesi gereğince objektif olarak seçilmelerinin esas olduğu, keyfiliğe nedenolan bu durumun güven duygusunu zedelediği, kuralların kamu yararınıgözetmediği, belirli bireylerin ya da grupların menfaatlerinin veya kamuhizmetine alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka ayrımlarıngözetilmesi suretiyle bazı kişilere imtiyaz sağlanabileceği, kamu görevlilerinindevlet ile olan ilişkilerinin statü hukuku içinde yürütüldüğü, devletin,statüleri kanunla belirlenen ve bu statü kurallarına göre mesleğe alınan kamugörevlilerine atanma, yükselme, aylık, ödül, nakil ve sınav gibi yükümlülüklergetirebileceği, ancak devlet memurlarının ve diğer kamu görevlilerinin atanmave özlük haklarını değiştiren düzenlemelerin kanunla yapılmasının esas olduğu,bu ilkeye aykırı olarak adaylarda aranacak niteliklerin ve sınavlarınbelirlenmesinin idareye bırakılmasının kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığı,kurallarda sınavın sözlü ve yazılı yapılabileceğinin dışında herhangi birbelirliliğin bulunmadığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 7., 10., 70.,128. ve 153. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’yaAykırılık Sorunu
a. Birinci Cümlede Yer Alan “...sözlü...” İbaresi
6. 3201 sayılı Kanun’un geçici 29. maddesi komiseryardımcılığı rütbesine atanabilmek için gerekli koşulları içermektedir. Anılan maddeninbirinci cümlesine göre komiser yardımcısı olabilmek için başpolis memurları vekıdemli başpolis memurları arasında yapılacak yazılı/sözlü sınavlarda başarılıolduktan sonra Polis Akademisi Başkanlığınca düzenlenecek ilk derece amirlikeğitimini başarıyla bitirmek gerekmektedir. Yazılı/sözlü sınav ayrımını yapan (/)ise sınavların yazılı veya sözlü şekilde yapılabileceğini ifade etmektedir. Sözkonusu cümlede yer alan “…sözlü…” ibaresi dava konusu kuralıoluşturmaktadır.
7. Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. /Kadınlar ve erkekler eşit haklarasahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bumaksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz./Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz./Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. /Devletorganları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesineuygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmek suretiyle kanun önünde eşitlikilkesine yer verilmiştir.
8. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlikilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemlideğil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı; aynı durumdabulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,kişiler arasında ayrım yapılmasını ve kişilere ayrıcalık tanınmasınıönlemektir. Bu ilkeyle aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrıkurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanunönünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamınagelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlikilkesi zedelenmez.
9. Komiser yardımcılığı rütbesine atanabilmek içinbaşpolis memurları ve kıdemli başpolis memurları arasında yapılacak sözlü sınavdabaşarılı olma şartının öngörülebilmesine imkân tanıyan kuralda Anayasa’nın 10.maddesi çerçevesinde aynı ya da benzer durumda bulunan kişilere farklımuamelenin mevcut olup olmadığı tespit edilmeli, bu bağlamda aynı ya da benzerdurumdaki kişiler arasında farklılığın gözetilip gözetilmediği belirlenmelidir.Kuralda komiser yardımcılığı rütbesine atanmada, başpolis memurları ve kıdemlibaşpolis memurları arasında herhangi bir ayırım öngörülmemiş olup sözlü sınavdabaşarılı olma şartının öngörülmesi durumunda bu şart anılan memurların tamamıbakımından geçerli olacaktır. Dolayısıyla kuralın, komiser yardımcılığısınavına girecek memurlar için geçerli genel ve objektif bir düzenleme olmasınedeniyle eşitlik ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
10. Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasındamemurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev veyetkilerinin, hak ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödenekleri ile diğer özlükişlerinin kanunla düzenleneceği belirtilerek memur ve kamu görevlilerinin özlükhaklarında kanunilik ilkesine yer verilmiştir. Bu ilke düzenlenen alandatemel ilkelerin kanunla konulmasını ve çerçevenin kanunla çizilmesini ifadeetmekte olup bu niteliği taşıyan bir yasal düzenleme ile uzmanlık ve teknikkonulara ilişkin hususların belirlenmesi konusunda yürütme organına yetkiverilmesi, söz konusu ilkeye aykırılık oluşturmaz.
11. Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca memurların vediğer kamu görevlilerinin niteliklerini, atanmalarını, görev ve yetkilerinibelirleme yetkisi kanun koyucuya aittir ve kanun koyucunun bu yetki kapsamındamemur ve diğer kamu görevlilerinin atama ve terfi koşullarını düzenlemesimümkündür. Bu çerçevede dava konusu kuralla kamu yararı amacıyla ihtiyaçhâlinde polis memurlarının komiser yardımcılığına atanabilmeleri için Kanun’dabelirtilen diğer koşulların yanı sıra sözlü sınav koşulunun öngörülebilmesikonusunda idareye takdir yetkisinin tanınmasında Anayasa’ya aykırı bir yönbulunmamaktadır. Bu koşulun öngörülmesiyle kamu yararının gerçekleşipgerçekleşmeyeceği ise anayasallık denetiminin kapsamı dışında kalmaktadır (AYM,E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, § 216).
12. Kuralda “KomiserYardımcılığı” rütbesine atanmak için başpolis memurları ve kıdemli başpolismemurlarının katılabileceği yazılı veya sözlü sınavın yapılacağı, sınavlardabaşarılı olanlardan, Polis Akademisi Başkanlığınca düzenlenecek ilk dereceamirlik eğitiminin başarıyla bitirilmesi gerektiği belirtilerek Anayasa’nın128. maddesinde ifade edilen kanunilik ilkesine uygun olarak kanuni çerçeveninçizildiği, temel ilkelerin kanunla belirlendiği anlaşılmaktadır.
13. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti;eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak veözgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimineaçık olan devlettir.
14. Diğer yandan hukuk devletinin vazgeçilmez unsuruidarenin işlem ve eylemlerinin yargısal denetime tabi olmasıdır. Nitekim sözkonusu yargısal denetim idareyi hukuka bağlı kılmakta ve keyfi uygulamalardankaçınmasını sağlamaktadır. Dava konusu kural ile komiser yardımcılığı rütbesineatanabilmek için idareye tanınan yetki çerçevesinde yapılan sözlü sınavsonuçlarını yargısal denetimden muaf tutan herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.Dolayısıyla, idarenin kural ile kendisine tanınan yetkisini kullandığı herdurumda, ilgililer bu yetkiye dayanılarak yapılan atama işlemlerini yargıorganları önüne taşıyabilecek ve denetime tabi tutabileceklerdir. Kaldı kikuralla yargısal denetime engel herhangi bir düzenleme öngörülmediği gibi,yargısal denetimden önce, atamaya ilişkin süreçte idarenin gözetmesi gereken başpolis veya kıdemli başpolis memuru statüsününbulunmasına, sınavlardabaşarılı olunmasına ve ilk derece amirlik eğitiminin başarıyla bitirilmesineilişkin belirli standartlar dagetirilmiştir.
15. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 10. ve128. maddelerine aykırı değildir. İptaltalebinin reddi gerekir.
M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.
Kuralın Anayasa’nın 7., 70. ve 153. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
b. İkinci Cümle
16. Dava konusu kuralla komiser yardımcılığı adaylarındaaranacak diğer niteliklerin, sınavlara ve ilk derece amirlik eğitimine ilişkinusul ve esasların Bakanlıkça düzenleneceği öngörülmektedir.
17. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirliliktir.Bu ilke, yalnızca yasal belirliliği değil daha geniş anlamda hukuki belirliliğiifade etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir veöngörülebilir olma gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla mahkemeiçtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleriyle de hukuki belirlilik sağlanabilir.Hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortayaçıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir olmasıdır. Belirlilik ilkesihukuki güvenlikle bağlantılı olup bu ilke gereği kişilerin tüm eylem veişlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bugüven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2018/106,K.2019/80, 16/10/2019, § 7).
18. 3201 sayılı Kanun’un geçici 29. maddesinin birincicümlesinde başpolis memurları ve kıdemli başpolis memurları arasında yapılacakyazılı/sözlü sınavlarda başarılı olanlardan, Polis Akademisi Başkanlığıncadüzenlenecek ilk derece amirlik eğitimini başarıyla bitirenlerin komiseryardımcılığı rütbesine atanacağı öngörülmüştür. Dava konusu kural ise komiseryardımcılığı adaylarında aranacak diğer niteliklerin, sınavlara ve ilk dereceamirlik eğitimine ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça düzenlenmesini hükmebağlamaktadır. Dolayısıyla kuralda bukoşullar sınırlı biçimde sayılmamış, adaylarda aranacak diğer niteliklereilişkin usul ve esasların Bakanlıkça düzenleneceği belirtilmiştir.
19. Anayasa'nın 7. maddesinde “Yasamayetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetkidevredilemez.” denilmektedir. Yasama yetkisinin Türkiye Büyük MilletMeclisine ait olması ve bu yetkinin devredilememesi, kuvvetler ayrılığıilkesinin bir gereğidir. Bu hükme yer veren Anayasa'nın 7. maddesiningerekçesinde yasama yetkisinin parlamentoya ait olması "demokrasirejimini benimseyen siyasi rejimlerde kaçınılmaz bir durum" olaraknitelendirilmiştir. Ayrıca, gerekçede "Millet adına kanun koymayetkisini yasama meclisi yerine getirir. Bu yetki devredilemez. Ancak,Anayasanın 99 ve 129 uncu maddeleri hükümleri saklıdır" denilmeksuretiyle bu ilkenin anlamı ve istisnaları belirtilmiştir. Madde gerekçesindende anlaşılacağı üzere, yasama yetkisinin devredilemezliği, esasen kanun koyma yetkisininTBMM dışında başka bir organca kullanılamaması anlamına gelmektedir.Anayasa'nın 7. maddesi ile yasaklanan, kanun yapma yetkisinin devredilmesidir (AYM,E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013).
20. Türevsel nitelikteki düzenleyiciişlemler bakımından yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı vebağımlı bir yetkidir. Bu nedenle temel ilkeleri belirlenmeksizin veçerçevesi çizilmeksizin, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir kanunkuralı ile sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın yürütmenin düzenlemesinebırakılması, Anayasa'nın belirtilen maddesine aykırılık oluşturur. Bununlabirlikte yasama organının temel ilkeleri ve çerçeveyi kanunla belirlendiktensonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasamayetkisinin devri olarak yorumlanamaz (AYM,E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013; E.2019/36, K.2021/15, 4/3/2021, § 57).
21. Anayasa’nın açıkça kanunladüzenlenmesini öngörmediği konularda kanunda genel ifadelerle düzenlemeyapılarak ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmenin türevsel niteliktekidüzenleyici işlemlerine bırakılması mümkündür. Anayasa’da münhasıran kanunladüzenleme yapılması öngörülmeyen konularda yasamanın asliliği veCumhurbaşkanlığı kararnameleri haricinde geçerli olan yürütmenin türevselliğiilkeleri gereği idari işlemlerin kanuna dayanması zorunluluğu vardır. Ancak budurumda kanunda belirlenmesi gereken çerçeve, Anayasa’nın kanunladüzenlenmesini öngördüğü durumdakinden çok daha geniş olabilecektir (AYM,E.2018/91, K.2020/10, 19/2/2020, § 110; E.2019/36, K.2021/15, 4/3/2021, § 56).
22. Buna göre komiser yardımcılığı rütbesine atanabilmekiçin kuralın yer aldığı maddede belirtilen şartların yanı sıra başka şartlarında idare tarafından düzenlenebilmesi mümkündür. Ancak bu şartlar kuraldabelirtilen şartlara aykırı veya bu şartları etkisiz hâle getirecek nitelikteolamayacaktır. Bu yönüyle kural ile polis memurlarının komiser yardımcılığınaatanmasına ilişkin temel ilke ve kuralları ile yasal çerçevenin kanunlabelirlendiği ancak belirlenen bu şartlar dışında idare tekniği yönündenadaylarda başka şartların da aranmasının gerekebileceği gözetilerek idareyeanılan diğer şartları düzenleme yetkisinin verildiği görülmektedir (AYM, E.2015/41, K. 2017/98, 4.5.2017, § 214).
23. Kanun koyucunun bu şekilde polis memurlarının komiseryardımcılığına atanmasına ilişkin temel kuralları saptayıp yasal çerçeveyiçizdikten sonra anılan personelin sınavlarına, ilk derece amirlik eğitimine,polis memurlarının komiser yardımcılığına atanmasına ilişkin olarak kanundabelirtilen şartlara aykırı düşmeyecek ve onları etkisiz hâle getirmeyecekşekilde adaylarda aranacak diğer şartlara ilişkin çalışma usul ve esaslarınayönelik düzenleme yetkisini idareye bırakmasında belirlilik, yasama yetkisinindevredilmezliği ve kanunilik ilkelerine aykırı düşen bir yön bulunmamaktadır(benzer yönde bkz. AYM, E. 2015/41, K. 2017/98, 4/5/2017, § 215).
24. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 7. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.
Kuralın Anayasa’nın 10., 70. ve 153. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
B. Kanun’un 21. Maddesiyle 2692 Sayılı Kanun’unDeğiştirilen Ek 4. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “...kantinlerintamamı, bir kısmı veya bazı şubeleri kiraya verilebilir,...” İbaresi ileBeşinci Fıkrasının İkinci Cümlesinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
25. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu ibareninkapsamının geniş ve belirsiz olduğu, kantinlerin tamamının yanı sıra birkısmının veya bazı şubelerinin de kiraya verilebileceğinin öngörülmesisuretiyle belirsizliğin daha da arttırıldığı, hangi kısımların veya şubelerinkiraya verileceği hususunun kuralın lafzından veya yorumundan anlaşılmasınınmümkün olmadığı, keyfi uygulamalara yol açacak nitelikteki kuralda objektifölçütlere yer verilmediği, dava konusu cümlede de elde edilecek gelirlereilişkin karar alma yetkisinin, uyulması gereken sınırların, temel ilke vekuralların yasama organınca tespit edilmeden yürütmenin takdirine bırakıldığı,bu suretle söz konusu gelirlere dair yürütmenin keyfi uygulamalarda bulunmasınaimkân tanındığı, bu hususta herhangi bir yasal güvenceye yer verilmediği,belirlilik ilkesinin ihlaline neden olan bu durumun vatandaşların devlete olangüven duygusunun zedelenmesine de yol açtığı, elde edilecek gelir üzerindekidenetim yetkisi de dahil olmak üzere tüm yetkilerin, genel usul ve esaslarındüzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılmasının bütçe hakkını da ihlal ettiğibelirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 7. ve 161. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
2. Anayasa’yaAykırılık Sorunu
a. Üçüncü Fıkranın Birinci Cümlesinde Yer Alan “...kantinlerintamamı, bir kısmı veya bazı şubeleri kiraya verilebilir,...” İbaresi
26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 128. maddesi yönünden de incelenmiştir.
27. 2692 sayılı Kanun’un ek 4. maddesinin birincifıkrasında Sahil Güvenlik Komutanlığının (SGK); vardiya yatakhaneleri, eğitimve kongre merkezleri, sosyal tesisler, gazinolar, moral eğitim merkezleri vekantinler kurabileceği hükme bağlanmıştır. Anılan maddenin üçüncü fıkrasınınbirinci cümlesinde vardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyal tesisler, özel, yerelve kış eğitim merkezlerinde, özel bir ihtisas gerektiren hizmetlerin personelyetersizliği veya maliyeti nedeniyle verilememesi durumunda bu hizmetlerinkiralama yoluyla dışarıdan karşılanabileceği, kantinlerin tamamının, birkısmının veya bazı şubelerinin kiraya verilebileceği, bu şekilde elde edilengelirlerin genel bütçe gelirleri ile ilişkilendirilmeksizin tesis ve kantingelirlerine dâhil edileceği belirtilmiştir. Söz konusu cümlede yer alan “…kantinlerintamamı, bir kısmı veya bazı şubeleri kiraya verilebilir,…” ibaresi davakonusu kuralı oluşturmaktadır.
28. 31/3/2021 tarihli ve 31440 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Sahil Güvenlik Komutanlığı Kantin Yönetmeliği’nin 4. maddesindekantin; SGK’ya bağlı komutanlıklardaki kantinler, kantin şubesi ise kantinebağlı olarak açılıp işletilen satış yerleri şeklinde tanımlanmıştır. AnılanYönetmelik’in 5. maddesinin (a) bendinde de “Sahil Güvenlik Komutanlığınamensup erbaş, er ve diğer personelin dayanıklı tüketim malları hariç çeşitli vezaruri ihtiyaçlarını daha ucuz ve kolaylıkla temin edebilmesi maksadıyla herbirlikte kantin kurulabilir. İhtiyaç halinde bu kantinlerin birlik içinde veyadışında şubeleri açılabilir. Yüzer birlikler hariç olmak üzere aynı yerleşkeiçerisinde birden fazla kantin kurulamaz.” denilmektedir.
29. Dava konusu kuralla SGK bünyesindeki kantinlerintamamının, bir kısmının veya bazı şubelerinin kiraya verilebilmesine imkântanınmaktadır.
30. 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhaleKanunu’nun 1. maddesinin genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeliidarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira,trampa, sınırlı ayni hak tesisi ve taşıma işlerinin bu Kanun’da yazılıhükümlere göre yürütüleceği hükme bağlanmıştır.
31. SGK, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu MalîYönetimi ve Kontrol Kanunu’nda genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasındasayılmıştır. SGK bütçesi de Bakanlık bünyesinde ve Bakanlık bütçesinden ayrıolarak düzenlenmektedir.
32. 2692 sayılı Kanun’un “Uygulanmıyacak Hükümler:”başlıklı 24. maddesinde “Bu Kanunun tatbikinde, 16/7/1956 tarih ve 6815sayılı Sınır, Kıyı ve Karasularımızın Muhafaza ve Emniyeti ve Kaçakçılığın Menve Takibi İşlerinin Dahiliye Vekaletine Devri Hakkındaki Kanunun ve diğerkanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir.
33. SGK’ya ait kantinlerin kiraya verilmesine ilişkinişlerin 2886 sayılı Kanun kapsamında kalmadığını yahut anılan işlerde 2886sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağını öngören açık bir kanun hükmübulunmadığından bu Komutanlığa ait kantinlerin kiraya verilmesine ilişkinişlerde 2886 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır. Nitekim Yönetmelik’in “Kiralamaişlemleri” başlıklı 28. maddesinin (2) numaralı fıkrasında da kantinlerinkiraya verilmesi işlemlerinin 2886 sayılı Kanun’a uygun olarakgerçekleştirileceği belirtilmiştir.
34. Bu açıklamalar çerçevesinde SGK’ya bağlı kantinlerin tamamının, bir kısmının veyabazı şubelerinin kiraya verilmesi işlerinin2886 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütüleceği anlaşıldığından kuralda belirlilik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
35. Anayasa’nın 128.maddesinin birinci fıkrasında “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğerkamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduklarıkamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğerkamu görevlileri eliyle görülür” denilmektedir. Bu hüküm uyarınca genelidare esaslarına göre yürütülen kamu hizmetlerinin gerektirdiği görevlerdenasli ve sürekli nitelik taşıyanların memurlar ve diğer kamu görevlileri eliylegörülmesi zorunludur.
36. Kamu hizmeti, geniş tanımıyla, devlet ya da diğerkamu tüzel kişileri tarafından veya bunların denetimi ve gözetimleri altında,ortak ihtiyaçları karşılamak ve kamu yararını sağlamak için topluma sunulmuşbulunan sürekli ve düzenli etkinliklerdir.
37. Kamu hizmetlerinin bir kısmının genel idareesaslarına göre yürütülmesi zorunlu iken bu zorunluluğu taşımayan kamuhizmetlerinin devletin gözetimi ve denetimi altında, belirli yasal usullerleözel kişilere yaptırılabilmesi mümkündür. Bir kamu hizmetinin genel idareesaslarına göre yürütülmesi, o kamu hizmetinde kamusal yönetim usulleriningeçerli olmasını ifade etmektedir. Bu kapsamda kamusal yönetim usulleriningeçerli olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerinmemurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi zorunludur (AYM, E.2019/27,K.2019/56, 26/6/2019, § 7).
38. SGK’ya bağlı birlik, kurum ve karargâhlarda çalışanpersonelin zorunlu ihtiyaçlarını daha ucuza ve kolaylıkla sağlayabilmek, erbaşve erlerin kışla dışı ilişkilerini azaltmak, sağlık ve disiplini korumak içinkantin açılması Anayasa’nın 128. maddesianlamında devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü kamuhizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli bir görev olarak nitelendirilemez.Bu nedenle anılan hizmetin kantinlerin kiraya verilmesi suretiyle yerinegetirilmesi mümkündür. SGK’ya bağlı kantinlerle ilgili hizmetlerin devletingenel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu asli ve sürekli görevler niteliğindeolmadığı gözetildiğinde kural Anayasa’nın 128. maddesine aykırı değildir.
39. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 7. ve 161. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
b. Beşinci Fıkranın İkinci Cümlesi
i. Cümlede Yer Alan “…tesislerden istifade edilmesininyasaklanmasını gerektiren durumlar…” İbaresi
40. Kurala göre SGK’ya ait tesislerden istifadeedilmesinin yasaklanmasını gerektiren durumlar Bakanlık tarafından hazırlananyönetmelikle düzenlenecektir.
41. Kural ile sosyalhaktan yararlandırmama şeklinde bir yasaklama söz konusu olup bu hususa ilişkinesas ve usullerin yönetmelikle düzenleneceği öngörülmektedir. Kanun koyucununkonuyla ilgili temel kuralları belirleyip kanuni çerçeveyi çizdikten sonra buçerçevenin içinde kalacak hususların düzenlenmesini idareye bırakmasında,hukuki belirlilik ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkelerine aykırı düşenbir yön bulunmamaktadır (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, § 71).
42. SGK’ya ait tesislerden istifade edilmesininyasaklanması konusunda idareye düzenleme yapma yetkisi tanıyan kural, ifadeözgürlüğünden özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına kadar birçoktemel hak ve özgürlükle ilgili olabilir.
43. Anayasa’nın13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların kanunlayapılması gerekir. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temelhakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kurallarınkeyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir nitelikte olmasıgerekir.
44. Esasen temel hakları sınırlayankanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınanhukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanunidüzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya vekuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnelolması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlemiçermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğinsağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke, hukuk normlarınınöngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güvenduyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyiciyöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarakbelirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukukdevleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
45. SGK’yaait tesislerden istifade edilmesinin yasaklanmasını gerektiren durumlarailişkin kanuni çerçeve çizilmeden, temel ilkeler belirlenmeden kuralla budurumların düzenlenmesinin tamamıyla Bakanlık tarafından hazırlanan yönetmeliğebırakılması Anayasa’yı ihlal etmektedir.
46. Açıklanan nedenlerlekural Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 7. maddesiyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 161. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
ii. Cümlede Yer Alan “…gibi…” İbaresi
47. Kural, SGK’ya ait tesislerin işletilmesi,işlettirilmesi, gelirlerinin harcanması, tesislerden istifade edilmesininyasaklanmasını gerektiren durumların yanı sıra başkaca konulara ilişkin genelusul ve esasların da Bakanlık tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenmesiniöngörmektedir. Böylece kural Bakanlıkçadüzenlenecek hususları, SGK’ya ait tesislerin işletilmesi, işlettirilmesi,gelirlerinin harcanması ve tesislerden istifade edilmesinin yasaklanmasınıgerektiren durumlarla sınırlı tutmamıştır.
48. İptali talep edilen “…gibi…” ibaresi kanunilikilkesinin geçerli olduğu yasaklanma gerektiren durumların yanı sıra kanunilikilkesinin geçerli olmadığı tesislerin işletilmesi ve gelirlerin harcanmasıkonularını da kapsamakla birlikte bu kapsama nelerin girdiği anlaşılamamaktadır.Bu itibarla kuralın Bakanlığa çerçevesi çizilmemiş, temel ilkeleribelirlenmemiş bir takdir yetkisi tanıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
49. Açıklanan nedenlerlekural Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 7. maddesiyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 161. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
iii. Cümlenin Kalan Kısmı
50. 2692 sayılı Kanun’un ek 4. maddesinin beşincifıkrasında vardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyal tesisler, özel, yerel vekış eğitim merkezleri olarak sayılan tesislerden istifade edecek personeldenüye aidatı ve kart ücreti alınacağı hükme bağlanmış, dava konusu kuralda ise busuretle elde edilen gelirlerin müştereken istifade edilen tesislere yönelikharcama usul ve esaslarının Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığıtarafından hazırlanan yönetmelikle, SGK’ya ait tesislerin işletilmesi,işlettirilmesi ve gelirlerinin harcanmasına ilişkin usul ve esasların daBakanlık tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.
51. Kuralda yer alan “Bu suretle elde edilen gelir…”kavramından kasıt vardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyal tesisler, özel,yerel ve kış eğitim merkezlerinden istifade edecek personelden alınan üyeaidatı ve kart ücretidir. Öte yandan yine kuralda yer alan “gelirlerinin harcanması” bölümündeki gelirler ise vardiyayatakhaneleri, gazinolar, sosyal tesisler, özel, yerel ve kış eğitimmerkezlerinden istifade edecek personelden alınan üye aidatı ve kart ücretigelirleriyle sınırlı değildir. Nitekim kuralda herhangi bir ayrım yapılmaksızınSGK’ya ait tesislerin gelirlerinin harcanmasının usul ve esaslarından sözedilmiştir. Bu itibarla Bakanlık, SGK’ya ait tesislerin gelirlerinin tümününharcanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleme yetkisine sahiptir.
52. Hukuk devletinin ön koşullarıarasında hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri bulunmaktadır. Kişilerinhukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi; hukuknormlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindedevlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güvenduygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesiise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi birduraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşıkoruyucu önlem içermesini ifade etmektedir.
53. Kuralda “Bu suretle elde edilen gelirlerinmüştereken istifade edilen tesislere yönelik harcama usul ve esasları” denildiğindenvardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyal tesisler, özel, yerel ve kış eğitimmerkezlerinden istifade edecek personelden alınan üye aidatı ve kart ücretigelirlerinin tümünün harcama usul ve esaslarının değil yalnızca müşterekenistifade edilen tesislere yönelik harcama usul ve esaslarının Millî SavunmaBakanlığı ve Bakanlık tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenleneceğianlaşılmaktadır. Öte yandan 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu MalîYönetimi ve Kontrol Kanunu’nun (I) Sayılı Cetvelinde SGK da yer aldığından 5018sayılı Kanun ile 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümleriharcama usul ve esasları yönünden uygulanacaktır.
54. Kuralın “Bu suretle elde edilen gelir…”kavramında yer alan gelirlerin nelerden ibaret olduğu ve Millî SavunmaBakanlığı ile Bakanlıkça belirlenecek harcama usul ve esaslarının müşterekenistifade edilen tesislere yönelik harcamalarla ilgili olduğu da açıktır. Kuralkapsamında, elde edilecek gelirlerin kaynağı ve bu gelirlerin harcanacağıtesisler tespit edildiğinden, dava konusu harcama usul ve esaslarının da buçerçevede yapılması zorunludur.
55. Diğer yandan kuralda SGK’ya ait tesislerinişletilmesi, işlettirilmesi, gelirlerinin harcanmasına ilişkin genel usul veesasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesi hükmebağlanmaktadır. Buna göre kuralla düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılan hususlarıntemel hak ve özgürlüklere ilişkin ve münhasıran kanunla düzenlenmesi gerekenkonular olmadığı açıktır. Dolayısıyla Anayasa gereği münhasıran kanunla düzenlenmesigerekmeyen konuların düzenlenmesinin kanuni bir çerçeve ve dayanak bulunmakkaydıyla yürütmenin türevsel nitelikli düzenleyici işlemlerine bırakılmasımümkündür.
56. Dava konusu kuralda SGK’ya ait tesislerin işletilmesiile bütçe içi işletme olarak yönetilme, SGK’ya ait tesislerin işlettirilmesiylede bu tesislerin başka işletmelere devredilmesiyle işletilme söz konusuolmaktadır. Bu durumda kuralda yönetmeliğe bırakılan SGK’ya ait tesislerinişletilmesi, işlettirilmesi, gelirlerinin harcanmasına ilişkin genel usul veesaslar yönünden herhangi bir istisna öngörülmediğinden 4734 sayılı Kanun ile2886 sayılı ve 8/9/1983 tarihli Devlet İhale Kanunu’nun hükümlerinin anılantesisler hakkında uygulanmasına engel bir husus yoktur. Bu itibarla Kanun’daçıkarılacak yönetmeliğin genel çerçevesinin ve kanuni dayanağının belirlenmişolması nedeniyle kuralın belirsiz olduğu söylenemez.
57. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 7. maddesineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM veYusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 7. maddesiyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 161. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
C. Kanun’un 30. Maddesiyle 2803 Sayılı Kanun’un Ek 8.Maddesine Eklenen Üçüncü Fıkranın Birinci Cümlesinde Yer Alan“...kantinlerin tamamı, bir kısmı veya bazı şubeleri kiraya verilebilir,...” İbaresiile Beşinci Fıkrasının İkinci Cümlesinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
58. Dava dilekçesinde özetle; 7196 sayılı Kanun’un 21.maddesiyle 2692 sayılı Kanun’un değiştirilen ek 4. maddesinin üçüncü fıkrasınınbirinci cümlesinde yer alan “...kantinlerin tamamı, bir kısmı veya bazışubeleri kiraya verilebilir,...” ibaresi ile beşinci fıkrasının ikincicümlesine yönelik gerekçelerle kuralların Anayasa’nın 2., 7. ve 161.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. Üçüncü Fıkranın Birinci Cümlesinde Yer Alan “…kantinlerintamamı, bir kısmı veya bazı şubeleri kiraya verilebilir,...” İbaresi
59. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 128. maddesi yönünden de incelenmiştir.
60. 2803 sayılı Kanun’un ek 8. maddesinin birincifıkrasında Jandarma Genel Komutanlığının (JGK) vardiyayatakhaneleri, eğitim ve kongre merkezleri, sosyal tesisler, gazinolar, moraleğitim merkezleri ve kantinler kurabileceği hükme bağlanmıştır. Anılan maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesindevardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyal tesisler, özel, yerel ve kış eğitimmerkezlerinde, özel bir ihtisas gerektiren hizmetlerin personel yetersizliğiveya maliyeti nedeniyle verilememesi durumunda bu hizmetlerin kiralama yoluyladışarıdan karşılanabileceği, kantinlerintamamının, bir kısmının veya bazı şubelerinin kiraya verilebileceği, bu şekildeelde edilen gelirlerin genel bütçe gelirleri ile ilişkilendirilmeksizin tesisve kantin gelirlerine dâhil edileceği belirtilmiştir.Söz konusu cümlede yer alan “…kantinlerintamamı, bir kısmı veya bazı şubeleri kiraya verilebilir,…” ibaresi davakonusu kuralı oluşturmaktadır.
61. 15/9/2003 tarihli ve 25230 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Jandarma Kantin Yönetmeliği’nin 5. maddesinin (a) bendinde “Jandarma Genel Komutanlığı personelinin dayanıklı tüketimmalları hariç zaruri ihtiyaçlarının daha ucuz ve kolaylıkla sağlanmasını teminmaksadıyla her birlikte kantin kurulabilir. Aynı birlik içerisinde JandarmaGenel Komutanlığına bağlı birden fazla kantin kurulamaz.” denilmektedir.
62. Dava konusu kuralla JGK bünyesindeki kantinlerintamamının, bir kısmının veya bazı şubelerinin kiraya verilebilmesine imkântanınmaktadır.
63. 7196 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle 2692 sayılı Kanun’un değiştirilen ek 4. maddesinin üçüncüfıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...kantinlerin tamamı, bir kısmıveya bazı şubeleri kiraya verilebilir, ...” ibaresinin Anayasa’ya uygunluk denetimi bölümünde belirtilengerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
64. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 7. ve 161. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir
b. Beşinci Fıkranın İkinci Cümlesi
i. Cümlede Yer Alan “…tesislerden istifade edilmesininyasaklanmasını gerektiren durumlar…” İbaresi
65. Kurala göre JGK’ya ait tesislerden istifadeedilmesinin yasaklanmasını gerektiren durumlar Bakanlık tarafından hazırlananyönetmelikle düzenlenecektir. Kural ile sosyalhaktan yararlandırmama şeklinde bir yasaklama söz konusu olup bu hususa ilişkinesas ve usullerin yönetmelikle düzenleneceği öngörülmektedir.
66. 7196 sayılı Kanun’un21. maddesiyle 2692 sayılı Kanun’undeğiştirilen ek 4. maddesinin üçüncü fıkrasının beşinci fıkrasının ikincicümlesinde yer alan “…tesislerden istifade edilmesinin yasaklanmasınıgerektiren durumlar…” ibaresinin Anayasa’ya uygunluk denetimi bölümündebelirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
67. Açıklanannedenlerle kural Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 7. maddesiyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 161. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
ii. Cümlede Yer Alan “…gibi…” İbaresi
68. Kural, JGK’ya ait tesislerinişletilmesi, işlettirilmesi, gelirlerinin harcanması, tesislerden istifadeedilmesinin yasaklanmasını gerektiren durumların yanı sıra başkaca konularailişkin genel usul ve esasların da Bakanlık tarafından hazırlanan yönetmelikledüzenlenmesini öngörmektedir. Böylece kuralınikinci bölümü Bakanlıkça düzenlenecek hususları, JGK’ya ait tesislerin işletilmesi,işlettirilmesi, gelirlerinin harcanması ve tesislerden istifade edilmesininyasaklanmasını gerektiren durumlarla sınırlı tutmamıştır.
69. 7196 sayılı Kanun’un21. maddesiyle 2692 sayılı Kanun’undeğiştirilen ek 4. maddesinin üçüncü fıkrasının beşinci fıkrasının ikincicümlesinde yer alan “…gibi…” ibaresinin Anayasa’ya uygunluk denetimibölümünde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
70. Açıklanannedenlerle kural Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 7. maddesiyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 161. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
iii. Cümlenin Kalan Kısmı
71. 2803 sayılı Kanun’unek 8. maddesinin beşinci fıkrasında vardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyaltesisler, özel, yerel ve kış eğitim merkezleri olarak sayılan tesislerdenistifade edecek personelden üye aidatı ve kart ücreti alınacağı hükmebağlanmış, dava konusu kuralda ise bu suretle elde edilen gelirlerin müşterekenistifade edilen tesislere yönelik harcama usul ve esaslarının Millî SavunmaBakanlığı ve Bakanlık tarafından hazırlanan yönetmelikle, JGK’ya ait tesislerinişletilmesi, işlettirilmesi ve gelirlerinin harcanmasına ilişkin usul veesasların da Bakanlık tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenmesiöngörülmektedir.
72. 7196 sayılı Kanun’un21. maddesiyle 2692 sayılı Kanun’undeğiştirilen ek 4. maddesinin üçüncü fıkrasının beşinci fıkrasının ikinci cümlesininkalan kısmıyla ilgili Anayasa’ya uygunluk denetimi bölümünde belirtilengerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
73. Açıklanannedenlerle kural Anayasa’nın 7. maddesine aykırı değildir. İptal talebininreddi gerekir.
Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM veYusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 7. maddesiyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 161. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Ç. Kanun’un 52. Maddesiyle 4721 Sayılı Kanun’un 409.Maddesinin İkinci Fıkrasına Eklenen İkinci Cümle ile 53. Maddesiyle AnılanKanun’un 436. Maddesine Eklenen (6) ve (7) Numaralı Bentlerin İncelenmesi
1. Genel Açıklama
74. 4721 sayılı Kanun’un “VESAYET” başlıklı ÜçüncüKısmı’nın “VESAYET DÜZENİ” başlıklı Birinci Bölümü’nün İkinciAyırımı’nda vesayeti gerektiren hâller arasında akıl hastalığı veya akılzayıflığı sayılmıştır.
75. Anılan Kanun’un yine Üçüncü Kısmı’nın BirinciBölümü’nün Altıncı Ayırımı’nda yer alan 432. ila 437. maddelerinde korumaamacıyla özgürlüğün kısıtlanması düzenlenmiştir.
76. Kanun’un 432. maddesinin birinci fıkrasının birincicümlesinde akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu maddebağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık veya serseriliksebeplerinden biriyle toplum için tehlike oluşturan her ergin kişinin, kişiselkorunmasının başka şekilde sağlanamaması hâlinde tedavisi, eğitimi veya ıslahıiçin elverişli bir kuruma yerleştirileceği veya alıkonulabileceği hükmebağlanmıştır.
77. Anılan maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere “Maddesadece toplum için tehlike oluşturan ergin kişilerin kuruma yerleştirmesi veyakurumda alıkonulmasını öngörmektedir. Ergin olmayan kişiler bu maddeninkapsamına girmemektedir. Bu kişilere ilişkin koruma önlemleri daha öncekimaddelerde hükme bağlanmıştır. Ergin kişinin bu madde gereğince kurumayerleştirilmesi ya da kurumda alıkonulması için kısıtlı olması ya da olmamasıönem taşımamaktadır. Kısıtlı olmamasına rağmen maddede sayılan sebeplerden birivarsa toplum için tehlike oluşturan bu kişiler bir kuruma yerleştirilebilecekveya kurumda alıkonulmaya devam edilecektir.”
78. Çocukların koruma amacıyla özgürlüğünün kısıtlanmasıKanun’un 446. maddesinde, kısıtlıların koruma amacıyla özgürlüğününkısıtlanması ise 447. maddede düzenlenmiştir.
79. Kanun’un 433. maddesinde, kuruma yerleştirme veyaalıkoymaya karar verme yetkisinin, ilgilinin yerleşim yeri veya gecikmesindesakınca bulunan hâllerde bulunduğu yer vesayet makamına ait olduğubelirtilmiştir. Yerleştirme veya alıkoymaya karar veren vesayet makamı,kurumdan çıkarmaya da yetkili olup vesayet makamı 397. maddenin ikincifıkrasına göre sulh hukuk mahkemesidir.
80. Kuruma yerleştirme veya alıkoyma kararına karşıitiraz, Kanun’un 435. maddesi gereğince kuruma yerleştirilen kişi veyayakınları tarafından bu kararın kendilerine bildirilmesinden başlayarak on güniçinde denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine yapılabilecektir.
2. Anlam ve Kapsam
81. 4721 sayılı Kanun’un 409.maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde akıl hastalığı veya akılzayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine kararverileceği belirtilmiştir. Anılan fıkranın dava ve itiraz konusu ikincicümlesinde ise bu raporun tanzimi için gerektiğinde 436. madde hükümlerininuygulanacağı hükme bağlanmıştır.
82. Kanun’un 436. maddesinde koruma amacıyla özgürlüğünkısıtlanması sürecinde uyulması gereken bazı özel usul kuralları öngörülmüş, buözel usul kuralları dışında koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasının12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na tabi olduğubelirtilmiştir.
83. Anılan maddenin (1) numaralı bendinde karar verilirken ilgilinin bunun sebepleri hakkındabilgilendirilmesi ve karara karşı denetim makamına itiraz edebileceğine yazılıolarak dikkatinin çekilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiş; (2) numaralıbendinde bir kuruma yerleştirilen kişiye, alıkonulma kararına veya kurumdançıkarılma talebinin reddine karşı en geç on gün içinde denetim makamına itirazedebileceğinin derhal yazılı olarak bildirileceği, (3) numaralı bendindemahkeme kararını gerektiren her talebin gecikmeksizin yetkili hâkimeulaştırılacağı; (4) numaralı bendinde yerleştirme kararı veren vesayetmakamının veya hâkimin durumun özelliklerine göre bu talebin görüşülmesinierteleyebileceği hüküm altına alınmıştır. (5) numaralı bentte ise akılhastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağırtehlike arz eden bulaşıcı hastalığı olanlar hakkında, ancak resmî sağlık kuruluraporu alındıktan sonra karar verilebileceği hükme bağlanmıştır.
84. Dava konusu (6) ve (7) numaralı bentler, Kanun’un (5)numaralı bendi uyarınca alınması gereken resmi sağlık kurulu raporu süreciyleilgilidir. Dava konusu (6) numaralı bentte Kanun’un 432. maddesi kapsamındakikişinin bir kuruma yerleştirilmesi veya alıkonulması şeklindeki asıl korumatedbiri düzenlenmemekte olup asıl koruma tedbirinin uygulanabilmesininşartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için asıl tedbirden öncekişinin vücudundan örnekler alınabileceği, kişiye gerekli tıbbi müdahalelerinyapılabileceği ve gerektiğinde kişinin hekim ön raporu üzerine en fazla yirmigün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebileceği öngörülmüştür.
85. Dava konusu (7) numaralı bentte de Kanun’un 436.maddesi kapsamında alınan kararların icrası için gerektiğinde ilgili kişi hakkındazor kullanılabileceği ve sağlık görevlilerinden gerekli tıbbi yardımalınabileceği hükme bağlanmıştır.
86. Dava konusu bentlerde yer alan bu kararların kimtarafından alınacağı anılan bentlerde açıkça belirtilmemiş olmakla birlikteKanun’un sistematiğinden söz konusu kararların vesayet makamı tarafındanalınacağı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Kanun’un 435. maddesinde kurumayerleştirilen kişilerin veya yakınlarının kuruma yerleştirmeye ilişkin asılkoruma tedbiri kararına karşı itiraz haklarının bulunduğu açıkça düzenlenmişolmasına rağmen anılan bentlerde kişinin vücudundan örnekler alınabilmesine, kişiyegerekli tıbbi müdahalelerin yapılabilmesine, kişinin hekim ön raporu üzerine enfazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilmesine, ilgili kişihakkında zor kullanılabilmesine ve sağlık görevlilerinden gerekli tıbbi yardımalınabilmesine ilişkin kararlara karşı bir itiraz imkânının bulunup bulunmadığıdüzenlenmemiştir.
87. Öte yandan Kanun’da vesayet makamının tüm kararlarınakarşı denetim makamına itiraz yoluna başvurulabileceğine ilişkin genel birhüküm bulunmamaktadır. Kanun, vesayet makamının hangi kararlarına karşı denetimmakamına itiraz imkânının bulunduğunu, düzenlenen konunun niteliğine göre özelolarak belirlemiştir. Dolayısıyla Kanun’un 436. maddesinin dava konusubentlerine göre alınacak kararlara karşı denetim makamına bir itiraz imkânınınbulunmadığı anlaşılmaktadır.
88. Ayrıca Kanun’un 436. maddesinde koruma amacıylaözgürlüğün kısıtlanması usulünün maddede sayılan kurallar saklı kalmak üzere,6100 sayılı Kanun’a tâbi olduğu belirtilmiştir. Sulh hukuk mahkemesinin vesayetmakamı sıfatıyla dava konusu bentler uyarınca verdiği kararlara karşı 6100sayılı Kanun’a göre başvurulabilecek herhangi bir kanun yolu da tespit edilememiştir.Nitekim sulh hukuk mahkemesinin 4721 sayılı Kanun’un 436. maddesinin davakonusu bentlerine göre verdiği kararlar, 6100 sayılı Kanun’un “İstinafyoluna başvurulabilen kararlar” başlıklı 341. maddesi kapsamında değildir.
3. İptal Talebinin ve İtirazın Gerekçeleri
89. Dava dilekçesinde ve başvuru kararında özetle; davave itiraz konusu kurallar uyarınca bireylerin mahkemece tedavi amacıylaözgürlüklerinin kısıtlanmalarına karar verilmelerine dayanak teşkil edecekresmi sağlık kurulu raporu düzenlenmeden önce rızalarına aykırı olarak sağlıkkuruluşlarına yirmi gün süreyle yatırılabilecekleri, bu şekildeki biruygulamanın hasta hakları ve insan haklarının doğrudan ihlal edilmesi anlamınageldiği, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına aykırılık teşkil ettiği, kişininyirmi güne kadar sağlık kuruluşunda tutulabilmesi için hekim ön raporununyeterli görülmesinin uygulamada her türlü keyfîliğe neden olacağı, ayrıcabilirkişilik hizmeti ile tedavi amacıyla hastaneye yatırılma sürecinin karmaşıkhâle geleceği, akıl hastalığı ya da zayıflığı nedeniyle ayırt etme gücü olmayanolgularda tıbbi müdahalede bulunulması için kişinin yasal temsilcisinden onayalınması mümkün iken; alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı olan bireylerdekural olarak ayırt etme gücü bulunduğundan kişinin rızası olmadan mahkemekararı olsa dahi tıbbi müdahalede bulunulmasının mümkün olmadığı, bir kişiningözlem altına alınmasının rızası olmaksızın kendisinden biyolojik numunealınması yetkisini içermediği, kurallarla bireylerin bu konuda onay veripvermeme haklarının ellerinden alındığı, bu durumun ülkemizin taraf olduğuuluslararası sözleşme hükümleriyle de bağdaşmadığı, tıbbî zorunluluklar vekanunda yazılı hâller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı,rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamayacağı, kimseye işkenceve eziyet yapılamayacağı; kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezayaveya muameleye tâbi tutulamayacağı, kişi özgürlüğünün sınırlanması sonucunudoğuracak kurallarda yer alan “…gerektiğinde…” ibarelerinin kapsam veiçeriğinin belirsiz ve muğlak olduğu, toplum için hiçbir tehlike oluşturmayan,sadece hakkındaki sağlık kurulu raporunun düzenlenmesi ve vesayet davasınıntamamlanması için kişinin yirmi güne kadar sağlık kuruluşuna yerleştirilmesininözgürlüğünün orantısız ve ölçüsüz bir şekilde sınırlanmasına yol açacağıbelirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 13., 17., 19. ve 90. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
4. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. 436. Maddeye Eklenen (6) Numaralı Bendin “Resmîsağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla; kişinin vücudundan kanveya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekleralınabilir, kişiye gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilir…” Bölümü
90. Anayasa’nın 17.maddesine göre devlet kişilere tanınmış olan yaşam hakkını güvence altınaalmakla yükümlüdür. Aynı maddenin birinci fıkrasında “Herkes, yaşama, maddîve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” denilmektedir.Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, birbirleriylesıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklardandır.
91. Anayasa’nın 56. maddesinin üçüncü fıkrasında dadevlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamaödevi verilmiştir. Sağlık hakkı, insanların sağlıklarının korunması,hastalandıklarında iyileşmeleri, tıbbi bakım görebilmeleri ve tedaviedilebilmeleri için devletin sağladığı her türlü imkândan yararlanma hakkıdır.Sağlık hakkı, insanların doğuştan kazandıkları vazgeçilemez ve devredilemezhaklarının başında gelmektedir.
92. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvenceyebağlanan maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi çerçevesinde özel yaşama saygı hakkıkapsamında güvence altına alınan fiziksel ve ruhsal bütünlük hakkı ile bireyinkendisini gerçekleştirme ve kendisine ilişkin kararlar alabilme hakkınakarşılık gelmektedir. Bununyanı sıra Anayasa’nın anılan maddesinin ikinci fıkrasında tıbbi zorunluluklarve kanunda yazılı hâller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı verızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamayacağı belirtilmeksuretiyle fiziksel ve ruhsal bütünlük hakkı açısından özel bir güvence hükmüneyer verilmiştir (Halime Sare Aysal [GK], B. No: 2013/1789, 11/11/2015, §47).
93. Anayasa’nınanılan maddesinin ikinci fıkrasında “Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılıhaller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimselve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.” denilmek suretiyle kişilerin kendibedenleri üzerinde karar verme yetkisinin sınırları belirlenmiştir. Devlet,pozitif bir yükümlülük olarak, yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşamhakkını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinineylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü altındadır.Dolayısıyla kişinin sağlığı ve beden bütünlüğü üzerindeki tasarruf hakkı gerekkendisi gerekse üçüncü kişilerin müdahalesi yönünden mutlak ve sınırsızdeğildir. Üçüncü kişilerin kanunun cevaz vermediği tasarrufları, muhatabınrızasına dayansa da hukuka uygun değildir. Bunun sağlık alanına yansımasıhastanın, hekimi tıbben uygun görmediği tedaviye veya ameliyatazorlayamamasıdır. Aksi durumda hekimin hukuki hakları ve tıbbi etikkurallarının yanında hastanın tedavi hakkı da ihlâl edilmiş olur (AYM,E.2012/103, K.2013/105, 3/10/2013).
94. Dava konusu kural ile resmî sağlık kurulu raporununalınabilmesini temin amacıyla; kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojikörneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örneklerin alınabilmesi ve kişiye gereklitıbbi müdahaleler yapılabilmesi öngörülmek suretiyle kişinin maddî ve manevîvarlığını geliştirme hakkına sınırlama getirildiği anlaşılmaktadır.
95. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlamagetiren kanuni düzenlemelerin Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun veölçülü olması gerekir.
96. Dava konusu kuralınkapsam, hüküm ve sonuçları konusunda herhangi bir tereddüte yer vermeyecekşekilde açık, net ve yeterince belirgin nitelikte olduğu dolayısıyla kuralınhukuki öngörülebilirlik ve belirlilik yönünden kanunilik ölçütünütaşıdığı anlaşılmaktadır.
97. Öte yandan kuralla kişinin koruma amacıylaözgürlüğünün kısıtlanmasının gerekip gerekmediğine ilişkin sağlık kuruluraporunun doğru şekilde düzenlenmesini sağlamak suretiyle hem kişininkendisinin hem de toplumdaki diğer kişilerin maddi ve manevi varlıklarınınkorunması amaçlanmaktadır. Nitekim Anayasa’nın 17. maddesinin ikinci fıkrasındatıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılıhâllerde kişinin vücut bütünlüğünedokunulabileceği, Anayasa’nın 56. maddesinin üçüncü fıkrasında da devletinherkesin, hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlüolduğu belirtilmiştir. Bu itibarla kuralın Anayasa’nın 17. ve 56. maddeleriçerçevesinde meşru amacı bulunmaktadır.
98. Diğer yandanAnayasa’nın 13. maddesi uyarınca sınırlamanın ölçülü olup olmadığının dadeğerlendirilmesi gerekir. Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınanölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmaküzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanınulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynıamaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
99. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucumadde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalığı olanlar hakkındakoruma amaçlı özgürlüğün kısıtlanması kararı verilebilmesi için belirleyiciolan resmî sağlık kurulu raporunun düzenlenmesi aşamasında kuralda belirtilenşekilde vücut bütünlüğüne dokunulmasının anılan raporun doğru şekildehazırlanmasını sağlamak suretiyle ilgili kişi ile toplumdaki diğer kişilerinmaddi ve manevi varlıklarının korunması amacına ulaşma bakımından elverişli vegerekli olmadığı söylenemez.
100. Hekimin öncelikli görevi, hastalıkları önlemeye vebilimsel gerekleri yerine getirerek hastaları iyileştirmeye çalışarak insanınyaşamını ve sağlığını korumaktır. Bunların yanında hastasının zarar görmemesive tedavinin olumlu sonuçlanması için bilimsel tüm kuralları yerine getirmek,hastanın durumunu ivedi bir şekilde saptamak, mevcut durumun gerektirdiğiönlemleri eksiksiz biçimde almak ve uygun tedaviyi ivedi bir şekilde belirleyipuygulamak zorundadır. Bu nedenle tedavi yönteminin belirlenmesi temel olarakhekimin görevidir. Bu seçimi yaparken bilimsel kanaatine göre belirleyeceği engüvenilir yolu seçmesi gerekir (AYM, E.2012/103, K.2013/105, 3/10/2013).
101. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veyauyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalığı olanlarhakkında koruma amaçlı özgürlüğün kısıtlanması kararı verilmeden önce bu konuyailişkin resmi sağlık kurulu raporunu düzenleyecek hekim veya hekimlerin kişininvücudundan örnekler alması, tıbbi müdahalede bulunması tıbbi zorunluluklardankaynaklanmaktadır. Bu bağlamda akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veyauyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalığın tespitive teşhisinin belirli tıbbi kontrol, gözlem, tahlil, yöntem ve analizlerigerektirdiği açıktır. Bu tıbbi zorunluluklardan kaynaklanan kural, kişininmaddî ve manevî varlığını geliştirme hakkına ölçüsüz bir sınırlama niteliğitaşımamaktadır.
102. Açıklanannedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 17. maddelerine aykırı değildir. İptaltalebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 17. maddesiyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 19. ve 90. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
b. 436. Maddeye Eklenen (6) Numaralı Bendin Kalan Kısmı
103. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı devletinbireylerin özgürlüğüne keyfî olarak müdahale etmemesini güvence altına alantemel bir haktır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567,25/2/2016, § 62). Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında özgürlüktenyoksun bırakma kavramını tanımlamıştır. Buna göre özgürlükten yoksun bırakma,bir kimsenin kısıtlı bir alanda ihmal edilemeyecek bir süre için tutulması vebu kişinin söz konusu tutmaya rıza göstermemiş olması şeklinde ifadeedilebilecek iki unsuru içermektedir (Cüneyt Kartal, B. No: 2013/6572,20/3/2014, § 17).
104. Maddenin birinci fıkrasında geçen hürriyet sözcüğü,özgürlük ve bağımsızlığın yanı sıra serbestlik anlamına da gelmektedir. Buanlamda kişi özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin bulunduğunun söylenebilmesiiçin kişinin hareket serbestisinin maddi olarak sınırlandırılmış olmasıgerekir. Buradaki hareket serbestisine yönelik kısıtlama, Anayasa'nın 23.maddesinde güvence altına alınan seyahat özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyegöre çok daha yoğundur. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına yönelik birmüdahale için kişi, rızası olmaksızın en azından rahatsızlık verecek uzunluktabir süre boyunca belirli bir yerde fiziki olarak tutulmalıdır (Galip Öğüt[GK], B. No: 2014/5863, 1/3/2017, § 34).
105. Anayasa'nın 19. maddesinin metni bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki sınırlamasebeplerinin kişilerin fiziksel özgürlüklerine ilişkin olduğu, ayrıca devameden fıkralardaki güvencelerin de fiziki olarak özgürlükten yoksun bırakılmışkişiler bakımından getirildiği görülmektedir. Dolayısıyla kişi özgürlüğü vegüvenliği hakkının güvence altına aldığı şey bireylerin yalnızca fizikselözgürlüğüdür (Galip Öğüt, § 35).
106. Kurala göre akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkolveya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalığıolanlar resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıylagerektiğinde hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün süreyle sağlıkkuruluşuna yerleştirilebileceklerdir. Bir kimsenin rızası dışında yirmi günekadar bir süreyle sağlık kuruluşunda tutulması onun hareket serbestisini yoğunbir biçimde kısıtladığından kuralla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkısınırlandırılmaktadır.
107. Kuralda ilgili kişinin hangi amaçla ve hangi usulebağlı olarak ve ne kadar süreyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkınınsınırlanacağı açık ve net biçimde belirlenmiştir. Kuralda yer alan “…gerektiğinde…”ibaresi de resmî sağlık kurulu raporunun temini için sağlık kuruluşunda kalmayıicap ettiren hâllere işaret etmektedir. Söz konusu hastalıkların ve bağımlılıkhâllerinin çeşitlilikler göstermesine bağlı olarak bunların tek tek sayılarakbelirlenmesi mümkün olmadığından anılan ibareyle resmi sağlık kurulu raporunundüzenlenmesi için ilgilinin sağlık kuruluşuna yerleştirilmesine gerek olupolmadığını belirleme konusunda hekime takdir yetkisi tanınmıştır. Dolayısıylakuralın belirsiz olduğu söylenemez.
108. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası,uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek birkişinin bir kurumda tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesiamacıyla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının sınırlanabileceği belirtilmiştir.Bu bağlamda kuralın akıl hastalığı, akılzayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz edenbulaşıcı hastalığı olanlar hakkında koruma amacıyla özgürlüklerininkısıtlanmasına karar verilmesinin gerek olup olmadığı konusunda belirleyiciolan resmi sağlık kurulu raporunun doğru şekilde düzenlenmesini temin amacınayönelik olduğu gözetildiğinde meşru amacının bulunduğu açıktır.
109. Akıl hastalığı,akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz edenbulaşıcı hastalığı olanlar hakkında koruma amacıyla özgürlüklerininkısıtlanmasına karar verilmesinin gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıylagerektiğinde belirli bir süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilerek bu kişileringözlem altında tutulmasının bu konuda belirleyici olan resmi sağlık kuruluraporunun doğru şekilde hazırlanmasına imkân tanıyacağı gözetildiğinde kuralınanılan amaca ulaşma bakımından elverişli olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca kuraldabelirtilen kişilerin özgürlüklerinin kısıtlanmasına karar verilmesinin gerekliolup olmadığının tespiti, bunların belli bir süre gözlem altında tutulmasınıgerekli kılabildiğinden kuralın zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamadığısöylenemez.
110. Kuralla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkınagetirilen sınırlama belirli ve öngörülebilir bir kanuna dayanmakla ve meşruamacı bulunmakla birlikte bu sınırlamanın orantılı olması, bu kapsamdakeyfiliğe engel olacak hukuki güvencelerin de sağlanmış olması gerekir.
111. Anayasa’nın 19. maddesinde kişi özgürlüğü vegüvenliği hakkına getirilen sınırlamanın keyfiliğe yol açmasını önleyecekbirtakım özel güvencelere yer verilmiştir. Bu çerçevede Anayasa’nın 19.maddesinin sekizinci fıkrasında “Herne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkındakarar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir.” denilmektedir. Anılan fıkrada kısıtlama sebebi bakımından bir ayrımyapılmadığından başvuru hakkı kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeniyleözgürlüğünden yoksun bırakılma ile sınırlı değildir. Bu itibarla Anayasa’nınanılan maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen özgürlükten yoksun bırakılmahâllerinde de bu güvence geçerlidir (Mehmet İlker Başbuğ, B. No:2014/912, 6/3/2014, § 80).
112. Kuralda hekim ön raporu üzerine sağlık kuruluşunayerleştirilen kişinin bu yerleştirme kararına karşı başvurulabileceği herhangibir yol öngörülmediği gibi bu konuda başvuru imkânı sağlayan başkaca bir yasaldüzenleme de bulunmamaktadır. Bu itibarla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkısınırlanan kişiye aşırı külfet yüklendiği ve kuralla getirilen sınırlamanınorantılı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
113. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 19.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 19.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kural Anayasa’nın 13. ve 19. maddelerine aykırı görülerekiptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 17. maddesi yönünden incelenmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
c. 436. Maddeye Eklenen (7) Numaralı Bent
114. Anayasa'nın 17.maddesinin ikinci fıkrasında “Tıbbîzorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğünedokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.”denilerek kural olarak kişilerin kendi bedenleri üzerinde karar verme yetkisinesahip oldukları kabul edilmiştir. Anılan madde uyarınca devletin tüm bireylerinyaşam hakkını kamusal makamların ve diğer bireylerin eylemlerine karşı korumaşeklinde pozitif bir yükümlülüğü bulunmaktadır.
115. Söz konusu düzenlemede sınırlamasebeplerinin kanunla belirlenebileceği öngörülmüş olup bu kapsamda yapılansınırlamaların anayasallık denetiminde Anayasa’nın 13. maddesinde yer alangüvence ölçütlerinin dikkate alınması zorunludur (Halime Sare Aysal [GK],B. No: 2013/1789, 11/11/2015, § 57).
116. Dava konusu kuralın ilk bölümünde koruma amacıylaözgürlüğün kısıtlanabilmesi kararının icrası için gerektiğinde ilgili kişihakkında zor kullanılabilmesi, kuralın ikinci bölümünde de sağlıkgörevlilerinden gerekli tıbbi yardım alınabileceği öngörülmektedir. Anılanmaddenin kapsamı dikkate alındığında, kurala konu kararların, maddenin (6)numaralı bendinde belirtilen resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesinitemine yönelik alınan kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerlekıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alma, kişiye gerekli tıbbi müdahaleleriyapma ve gerektiğinde kişiyi, hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi günsüreyle sağlık kuruluşuna yerleştirme kararları olduğu anlaşılmaktadır. Böylecekural kişinin vücut bütünlüğünün dokunulmazlığını sınırlamaktadır. Bu itibarlaAnayasa’nın 17. maddesinin ikinci fıkrasına sınırlama getirmesi nedeniyle kuralın kanunilik, meşruamaç ve ölçülülük yönlerinden Anayasa’nın 13. maddesine uygun olması gerekir.
117. Kuralınyer aldığı madde kapsamına bakıldığında kuralın ilgili maddenin (6) numaralıbendi kapsamında alınan kararların icrasına ilişkin olduğu, bu itibarla ancakresmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla; kişinin vücudundankan veya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekleralınmasına, bu konuda kişiye gerekli tıbbi müdahalelerin yapılmasına ve kişininsağlık kuruluşuna yerleştirilmesine ilişkin kararların icrası amacıyla sağlıkgörevlilerinden gerekli tıbbi yardımın alınabileceğinin anlaşıldığı, yardımınniteliğinin de tıbbi yardımla sınırlı tutulduğu, yardım alınabilecek kesiminsağlık görevlileri olduğunun belirtildiği, bu itibarla yardımın amacının, niteliğinin,kapsamının ve muhatabının açık ve net olarak belirlendiği, bu nedenle kuralınkanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
118. Kuralla toplum için tehlike oluşturan erginkişilerin ve toplumun korunması amaçlanmaktadır. Kuralda kişinin vücut bütünlüğünedokunulamaması hakkı hem bireyin menfaati hem de kamu yararı göz önüne alınarak anayasal bağlamda meşru bir amacadayanarak sınırlandırılmaktadır. Ancak kuralın Anayasa’ya uygun olduğununsöylenebilmesi için kuralla getirilen sınırlamanın anayasal bağlamda meşru biramaca dayanması yeterli olmayıp ölçülü olması da gerekir.
119. Toplum için tehlike oluşturan her ergin kişininkişisel korunmasının ve toplumun korunmasının sağlanması adına 4721 sayılıKanun’un 436. maddesi kapsamında alınacak kararların icrası için gerektiğindeilgili kişi hakkında zor kullanılabilmesi ve sağlık görevlilerinden gereklitıbbi yardım alınabilmesini düzenleyen kuralın kamudüzeni ile bireylerin korunması amacına ulaşılması bakımından elverişli olduğuanlaşılmaktadır. Ayrıca toplum için tehlike oluşturan ve mahkeme kararınınicrasına rıza göstermeyen ergin kişinin sağlık kuruluşuna yerleştirilmesinitemin eden daha hafif bir aracın da bulunmadığı gözetildiğinde zorkullanılmasının gerekli bir araç olmadığı söylenemez.
120. Anayasa'nın 17.maddesi, kişiye karşı güç kullanımını tamamen yasaklamamaktadır. Ancak bu türbir güç, sadece kaçınılmaz ve asla aşırı olmamak kaydıyla kullanılabilir (GülşahÖztürk ve diğerleri, B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 52).
121. Anılan madde kapsamındaalınan kararların icrası için sağlık görevlilerinden gerekli tıbbi yardımalınabileceğini öngören kural bu yardımın keyfî ve orantısız şekildeyapılmasına imkân tanımamaktadır. Kural söz konusu yardımın ancak sağlıkgörevlilerden alınabileceğini, yardımın gerektiği durumlarda verileceğini vekapsamının tıbbî yardımla sınırlandırıldığını belirttiğinden kuralın öngördüğü sınırlamanın orantılılık ilkesiyleçelişmediği, bu çerçevede kuralın ölçülülük ilkesiyle bağdaşmayan bir yönününbulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
122. Öte yandan kural zor kullanma yetkisini keyfi ya daorantısız şekilde kullananlar hakkında ceza soruşturması açılmasını ya damağdurlara tazminat verilmesini de engellememektedir.
123. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 17. maddelerine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 17.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 19. ve 90. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
ç. 409. Maddenin İkinci Fıkrasına Eklenen İkinci Cümle
124. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiylekısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilecek olupdava konusu kural bu raporun düzenlenmesi için gerektiğinde 4721 sayılıKanun’un 436. maddesi hükümlerinin uygulanmasını öngörmektedir.
125. Kural akıl hastası ve akıl zayıflığı olan kişininözgürlüğünün kısıtlanmasına; toplum için tehlike teşkil etmesi nedeniyleyürütülen bir süreç içinde değil, vesayet altına alınması amacıyla yürütülenbir süreç içinde raporun düzenlenmesi için gerekliyse imkân tanımaktadır. Buitibarla akıl hastalığı ve akıl zayıflığı nedeniyle vesayet altına alınmasıtalep edilen kişinin kural uyarınca raporun hazırlanması amacıyla özgürlüğündenyoksun bırakılabilmesi için toplum bakımından tehlike oluşturmasıgerekmemektedir.
126. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortayakonduktan sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanundagösterilmek koşuluyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlarsınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınkısıtlanması ancak Anayasa'nın anılan maddesinde belirlenen durumlardanherhangi birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat Narman, B.No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
127. Anayasa'nın 19. maddesinin kişi hürriyetininkısıtlanmasına imkân tanıdığı durumlardan biri de maddenin ikinci fıkrasındadüzenlenmiş olan bir mahkeme kararının gereği olarak kişilerin tutulmasıhâlidir. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “… birmahkeme kararının … gereği olarak ilgilinin yakalanması …” ibaresi suçisnadı altında olmayan kişilerin de bir mahkeme kararına bağlı olarakyakalanmasına imkân tanımaktadır. Anılan ibarede sözü edilen yakalamakavramı özerk bir anlama sahip olup ceza usul hukukundaki yakalamayıdeğil, kamu makamları tarafından kişinin fiziksel özgürlüğünden yoksunbırakılmasını ifade etmektedir.
128. Öte yandan Anayasa’nın 19. maddesinin ikincifıkrasında suç isnadı altında olmayan kişilerin de bir mahkeme kararına bağlıolarak tutulmaları mümkün kılınmış ise de hangi durumlarda mahkemelerinkişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakılmasına karar verilebileceğiyle ilgiliolarak bir belirleme yapılmamıştır. Bu sebeple suç isnadı altında olmayankişilerin hâkim kararıyla özgürlüklerinden yoksun bırakılmasına yöneliksınırlamalar getirilirken kanun koyucuyu bağlayan belli bir meşru amaçlarlistesi bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucunun bu takdir yetkisinin AnayasaMahkemesinin denetimine tabi olduğu açıktır.
129. Dava konusu kural, bir kimsenin vesayet altınaalınmasının gerekli olup olmadığının tespiti sürecinde bir sağlık kuruluşunda20 güne kadar gözlem altına alınmasına imkân tanımaktadır. Kural kapsamınagiren kişinin gözlem altına alınmasının amacı onun vesayet altına alınmasınıgerektiren koşulların oluşup oluşmadığının tespit edilmesidir. Kişinin vesayetaltına alınmasının gerekip gerekmediğinin tespiti amacıyla gözlem altınaalınmasında kamu yararı bulunduğu tartışmasızdır. Bu sebeple kişi hürriyeti vegüvenliği hakkına yönelik müdahalenin anayasal açıdan meşru bir amaca dayandığısonucuna ulaşılmaktadır.
130. Meşru amaç dışındaki diğer değerlendirmeler yönünden7196 sayılı Kanun’un 53. maddesiyle 4721 sayılı Kanun’un 436. maddesine eklenen (6) numaralı bendin kalan kısmının Anayasa’ya uygunlukdenetimi bölümünde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
131. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 19.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 19.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kural Anayasa’nın 13 ve 19. maddelerine aykırı görülerekiptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 17. maddesi yönünden incelenmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
D. Kanun’un 62. Maddesiyle 5510 Sayılı Kanun’a EklenenGeçici 79. Maddenin Birinci Cümlesinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
132. Dava konusu kural, kuralın yürürlüğe girdiği tarihekadar 5510 sayılı Kanun’un ek 15. maddesininikinci ve beşinci fıkraları uyarınca yapılacak ödemelerde 89. maddeye göregecikme zammı ve cezası ile 102. maddeye göre idari para cezasınınuygulanmayacağını, bu tarihe kadar ödenmiş olan gecikme cezaları, gecikmezamları ve idari para cezalarının ise iade ve mahsup edilmeyeceğiniöngörmektedir.
133. Kural kapsamındayapılacak ödemeler 5510 sayılı Kanun’un ek 15. maddesinin ikinci ve beşincifıkralarına göre yapılacak ödemelerdir. Ek15. maddenin ikinci fıkrasında; güvenlik korucusu olarak göreve başlayanlar ilegörevleri sona erenlerin sigortalı işe giriş ve sigortalı işten ayrılışbildirgelerinin, çalışmaya başladıkları tarihinden itibaren bir ay içindeilgili valiliklerce verileceği, bunların prime esas günlük kazançlarının buKanun’un 82. maddesi uyarınca belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırıolduğu ve ilgili primlerin sigortalı ve işveren hissesinin tamamınınvaliliklerce ödeneceği belirtilmektedir. Kanun’un 82. maddesinde prime esasgünlük kazanç alt sınırı ise sigortalıların yaşlarına uygun asgarî ücretinotuzda biridir.
134. Kanun’un ek 15. maddesinin beşinci fıkrasında ise bumaddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla güvenlik korucusu olarak görevdebulunanların valiliklerin talebi üzerine güvenlik korucusu olarak geçen ve bumaddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce uzun vadeli sigorta kollarına tabiolmadığı süreleri için müracaat tarihinde geçerli olan prime esas kazanç altsınırı ve %32.5 oranı üzerinden hesaplanacak prim tutarlarının, tebliğtarihinden itibaren bir ay içinde valiliklerce ödeneceği, bu süre içindesigorta primlerinin ödenmemesi hâlinde bu Kanun’un 89. maddesi hükümlerininuygulanarak primlerin tahsil olunacağı hükme bağlanmıştır.
135. Kanun’un 89. maddesinde ise Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığının (Kurum) prim ve diğer alacakları süresi içinde ve tam olaraködenmezse, ödenmeyen kısmı sürenin bittiği tarihten itibaren ilk üç aylıksürede her bir ay için %2 oranında gecikme cezasının uygulanarak artırılacağı;ayrıca, her ay için bulunan tutarlara ödeme süresinin bittiği tarihten başlamaküzere borç ödeninceye kadar her ay için gecikme zammının hesaplanacağı belirtilmiştir.Ayrıca 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinde Kurumca verilecek idari paracezaları düzenlenmiştir.
136. Güvenlik korucularının çalışılan ve borçlanılandönemlere ait sosyal sigorta güvenlik primlerinin valiliklerce ödenmemesihâlinde kural uyarınca gecikme zammı ve cezası ile idari para cezasıuygulanmayacak; ancak ödenmiş olan gecikme zammı ve cezaları ile idari paracezaları da iade ve mahsup edilmeyecektir.
137. Kamu alacağıkavramı, kamu hizmetlerinin finansmanı amacıyla devletin egemenlik gücüne dayanarakkoyduğu mali yükümlülüklerden doğan alacakları ifade etmektedir (AYM,E.2018/142, K.2019/38, 15/5/2019, § 38). 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı AmmeAlacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 1. maddesine göre kamu alacakları,devlete ve diğer kamu tüzel kişilerine ait vergi, resim, harç, mahkeme masrafı,vergi cezası, para cezası, gecikme zammı ve gecikme faizi gibi alacaklardır.Dolayısıyla kurala konu gecikme zammı ve cezası ile idari para cezaları da kamualacağı kavramı kapsamında kalmaktadır.
138. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimive Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71. maddesinde kamu zararı “…kamugörevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırıkarar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veyaeksilmeye neden olunması…” şeklinde tanımlanmıştır. Bu çerçevede kamuzararından veya mali sorumluluktan bahsedilebilmesi için her somut olayda; kamugörevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırıkarar, işlem veya eylemin bulunması; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemsonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ve kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması durumu ile mevzuataaykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının bulunması şartlarıbirlikte aranacaktır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
139. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralınvaliliklerce ödenmesi gereken sigorta primlerinin ödenmemesi üzerine oluşankamu zararının ilgililere rücu edilmesi yerine affedilmesi sonucunu doğurduğu,kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespitedilen kamu zararının, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuata görehesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilmesi gerektiği, kanunkoyucunun mevzuata aykırı bu durumu mevzuata uygun hâle getirmesinin takdiryetkisi ile açıklanamayacağı, idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlü olduğu, bu itibarla valiliklerce oluşan kamu zararınınödenmesinin zorunlu olduğu, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa vekanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü oldukları, valiliklercesigorta primlerinin ödenmemesinin mevzuata aykırı olduğu ve bu nedenle kendieylem veya işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü bulunduğu, bunakarşın böyle bir düzenlemeyle af öngörülmesinin emsal oluşturacağı belirtilerekkuralın Anayasanın 125. ve 129. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
140. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
141. Anayasa Mahkemesi kararlarında vurgulandığı üzere,kanun koyucu, Anayasa’nın 5. maddesinde belirtilen devletin temel amaç vegörevlerini yerine getirebilmesi için anayasal ilkelere aykırı olmamasıkoşuluyla yeni mali yükümlülükler koyabileceği gibi mevcut mali yükümlülüklerintümünü ya da bir kısmını kaldırma yetkisine de sahiptir (AYM, E.2014/177,K.2015/49, 14/5/2015).
142. Kuralla güvenlik korucularının sosyal güvenliksigorta primleri ödemelerine dair hata veya gecikmelerden kaynaklanan ferinitelikteki gecikme cezası, gecikme faizi ve idari para cezalarının tahsilindenvazgeçilmekte olup, sigorta primlerinin ödenmesi yükümlülüğü bakımındanherhangi bir değişikliğe gidilmemektedir. Gecikme zammı ve gecikme faizi ileidari para cezaları, sigorta primlerinin zamanında ödenmesini sağlayan yaptırımlardır.
143. Kanun koyucunun sigorta primlerinin ödenmemesindenkaynaklanan gecikme faizi ile gecikme zammı ile idari yaptırıma konu eylemlerive bu eylemler karşılığında uygulanacak yaptırımları belirlemesi anayasalsınırlar içinde takdir yetkisi kapsamındadır. Dolayısıyla kanun koyucu,güvenlik korucuları için idare tarafından sigorta primlerinin hata veya gecikmekaynaklı olarak zamanında yatırılmaması nedeniyle gecikme zammı ve cezası ileidari para cezası öngörebileceği gibi sözü edilen yaptırımların belirli birdönem için uygulanmasından da vazgeçebilir.
144. Öte yandan kuralla gecikme cezası, gecikme faizi veidari para cezalarından vazgeçme söz konusu olduğundan bu düzenlemenin af niteliğinde olduğu söylenebilir. Af yetkisinin kullanılması, devletin cezalandırmayetkisinden geçici olarak feragat etmesi anlamına gelmektedir (AYM, E.2001/4,K.2001/332, 18/7/2001). Türkiye Büyük Millet Meclisinin cezaları bütün neticeleriyle birlikte ortadan kaldırangenel affı çıkarma yetkisi bulunduğuna göre kurala konu cezaların dabütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasının genel af niteliği taşıdığı sonucunavarılabilir.
145. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 125. ve 129. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
E. Kanun’un 72. Maddesiyle 6458 Sayılı Kanun’un 21.Maddesinin Değiştirilen (7) Numaralı Fıkrasının İkinci Cümlesinde Yer Alan “…%20’sinin…”ve “...Bakan onayıyla...” İbarelerinin, Üçüncü ve Dördüncü Cümleleriile Beşinci Cümlesinde Yer Alan “…Cumhurbaşkanı …” İbaresininİncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
146. 6458 sayılı Kanun’un 21. maddesinin (7) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde ikamet izni başvurularının yetkili aracı kurumtarafından da yapılabileceği belirtildikten sonra anılan fıkranın ikincicümlesinde İçişleri Bakanlığı (Bakanlık) tarafından gerekli görülen durumlardaikamet izni başvurularında azami üç yıl geçerli sözleşmelerle ve ikamet izniaracılık hizmet bedelinin %20’sinin genel bütçeye aktarılması kaydıyla, ikametizni aracılık hizmeti sunacak yetkili aracı kurumların İçişleri Bakanı (Bakan)onayıyla görevlendirilebileceği öngörülmüş olup söz konusu cümlede yer alan “…%20’sinin…”ve “…Bakan onayıyla…” ibareleri dava konusu kuralların ikisinioluşturmaktadır.
147. Fıkranın dava konusu üçüncü cümlesinde buna ilişkinişlemlerde 2886 sayılı Kanun ile 4734 sayılı Kanun hükümlerininuygulanmayacağı, dava konusu dördüncü cümlede de buna ilişkin usul ve esaslarınBakanlık tarafından çıkarılan yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır.
148. Beşinci cümlede ise alınacak payın genel bütçeyeözel gelir olarak kaydedilmesine ve bakanlık bütçesinin ilgili tertiplerineözel ödenek yazılmasına Cumhurbaşkanı’nın yetkili olduğu öngörülmüş olup anılancümlede yer alan “…Cumhurbaşkanı…” ibaresi dava konusu diğer kuralıoluşturmaktadır.
149. 5018 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (j) bendinde özelgelir “Genel bütçe kapsamındaki idarelerin kamu görevi ve hizmeti dışındailgili kanunlarında veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilenfaaliyetlerinden ve fiyatlandırılabilir nitelikteki mal ve hizmetteslimlerinden sağlanan ve genel bütçede gösterilen gelirler” şeklindetanımlanmıştır. Anılan Kanun’un 39.maddesinde de özel gelirler karşılığında idarelere tahsis edilen özel ödenek miktarlarının,ilgili idarelerin bütçelerinde gösterileceği, malî yıl içinde kullanılabileceközel ödenek miktarının, tahsil edilen özel gelir tutarını geçemeyeceği, tahsiledilen özel gelirlerin ödenek tutarını aşması hâlinde, ödenek eklenemeyeceğibelirtilmiştir.
150. Dava konusukurallarla yapılan değişiklik öncesinde yetkili aracı kurumun ikamet iznibaşvurularını yabancı adına yapabileceği, niteliklerinin ve görev çerçevesininyönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştı. Ancak aracı kurumlarla yapılacaksözleşmelerin süresi, nasıl görevlendirilecekleri, aracılık hizmet bedelinin nekadarının genel bütçeye aktarılacağı ve buna ilişkin usul ve esaslarbelirlenmemişti. Kurallarla bu hususlara yönelik düzenlemeler getirilmektedir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
151. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallarlaikamet izni başvuruları hakkında kararalma yetkisi ile uyulması gereken sınırlarailişkin hususların, temel ilkeve çerçevesi yasama organınca belirlenmeksizintamamen yürütmenin keyfi tercihlerinebırakıldığı, yetkili aracı kurumların görevlendirilmesineilişkin onayın sadece Bakanın takdirine,bütçe ile ilgili tasarrufların da yalnızca Cumhurbaşkanı’nın tercihlerine bırakılması suretiyle idare tarafından düzenlenecek sınırsız bir alanın yaratıldığı, yetkiliaracı kurumlarla ilgili işlemler hakkında4734 sayılı Kanun ile 2886 sayılı Kanun’daki güvence ve denetimlerin uygulanmayarak bu işlemlerin yürütmetarafından çıkarılacak yönetmelikledüzenlenmesinin hukuk devletiilkesiyle bağdaşmadığı, belirlilik ilkesini ihlal eden bu durumla vatandaşların devlete olan güven duygusunun zedelendiği, kurallarla kamu yararının gözetilmediği, kurallarınsaydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenilirlik, kamuoyu denetimi, kamusalihtiyaçların zamanında ve uygun şartlarla karşılanması ve kamusal kaynaklarınverimli kullanılması ilkeleri üzerine kurulan kamu ihale düzeninin korunmasıamacıyla da bağdaşmadığı, Bakana ihalesistemini ortadan kaldırmak suretiyle istediği şirkete bu hizmeti vermeyeyönelik bir ayrıcalığın tanındığı, bu ayrıcalığın kullanımının yargısal veidari denetiminin yapılamadığı, Bakanonayıyla görevlendirilecek ikamet izniaracılık hizmeti sunacak yetkili aracı kurumların hizmet bedellerinin yalnızca%20’sinin genel bütçeye aktarılmasının ve aktarılmayan kısım üzerinde herhangibir denetimin mümkün olmamasının bütçehakkını ihlal ettiği belirtilerekkuralların Anayasa’nın 2. ve 161. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’yaAykırılık Sorunu
a. İkinciCümlede Yer Alan “...%20‘sinin…”İbaresi
152. 6216sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 73.maddesi yönünden de incelenmiştir.
153. Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncüfıkrasında; vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunlakonulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı hükmü yer almaktadır. “Vergilerinkanuniliği” ilkesi olarak da nitelendirilen bu kural gereğincevergilendirme yetkisi, yasama organına ait olup yürütme organının yasaldayanağı olmadan bir idari işlemle vergi koyma, değiştirme ve kaldırma yetkisiyoktur. Anılan maddede öngörülen ilkeler esas itibarıyla Anayasa’nın 2.maddesinde nitelikleri belirtilen hukuk devleti ilkesinin vergilendirmeilkeleri yönünden somut biçimde ifadesidir (AYM, E.2017/19, K.2018/11,14/2/2018, § 49).
154. 6458 sayılı Kanun’un “İkamet izni” başlıklı19. maddesinde Türkiye’de, vizenin veya vize muafiyetinin tanıdığı süreden yada doksan günden fazla kalacak yabancıların ikamet izni almalarının zorunluolduğu ve ikamet izninin, altı ay içinde kullanılmaya başlanmadığındageçerliliğini kaybedeceği hükme bağlanmıştır.
155. Anılan Kanun’un 21. maddesinin (1) numaralıfıkrasında ikamet izni başvurusunun, yabancının vatandaşı olduğu veya yasalolarak bulunduğu ülkedeki konsolosluklara yapılacağı belirtilmiştir.
156. Anılan maddenin (7) numaralı fıkrasının birincicümlesinde ikamet izni başvurularının yetkili aracı kurumlar tarafından dayapılabileceği öngörülmüştür. 6458 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (y) bendindeise yetkili aracı kurum “Nitelikleri ve görev çerçevesi yönetmeliklebelirlenen ve Genel Müdürlük [Göç İdaresi Genel Müdürlüğü] tarafındanyetkilendirilen kurum veya kuruluş” şeklinde tanımlanmıştır. Bu itibarla yetkili aracı kurumlar yabancılara ikamet iznibaşvurusuyla ilgili hizmet sunmak üzere oluşturulan kurumlardır. Hizmet bedeliise ikamet izni isteyen yabancılardan bu aracı kurumların yaptıkları ikametizni başvurusuna ilişkin hizmetlerin karşılığı olarak alınan bedellerdir.
157. Kanun’un 21. maddesinin (7) numaralı fıkrasına görebu uygulamanın zorunlu bir başvuru yolu olmadığı, yabancıların talep etmelerihâlinde aracı kuruma gitmeksizin kendilerinin de doğrudan müracaattabulunabilecekleri anlaşılmaktadır.
158. Dava konusu kural aracılık hizmeti sunacak yetkiliaracı kurumların Bakan onayıyla görevlendirilebilmesi için ikamet izni aracılıkhizmet bedelinin %20’sinin genel bütçeye aktarılması koşulunu getirmektedir.Başka bir deyişle bir kurumun aracılık hizmeti sunabilmesi için ikamet izniaracılık hizmet bedelinin %20’sini devlete ödemesi gerekmektedir.
159. Kuralın anayasaldenetiminin yapılabilmesi için öncelikle kural ile alınması öngörülen idarepayının hukuksal niteliğinin belirlenmesi gerekir.
160. Vergi, kamu giderlerini karşılamakamacıyla kanunlarla gerçek ve tüzel kişilere mali güçlerine göre getirilen biryükümlülüktür. Belirli bir hizmetten doğrudan yararlanma karşılığı olmayanvergi tüm kamu hizmetleri için yapılan giderlere ortak katılma payıdır. Resim ise bir iş ya dafaaliyetin yapılmasına yetkili kuruluşlar tarafından izin verilmesi dolayısıylayapılan bir ödeme şeklinde tanımlandığı gibi harca benzer biçimde kamukuruluşlarında görülen hizmetin ve yapılan giderlerin karşılığı olarak yalnız oişle ilgili gerçek ve tüzelkişilerden sağlanan gelirler şeklinde de açıklanmaktadırVergi, resim, harç benzeri mali yükümlülük kişilerden, yapılan kamuhizmetleri karşılığında ya da bir hizmet karşılığı olmaksızın kamu gücünedayanılarak alınan paralardır. Benzeri mali yükümlülük kimi zaman vergi, harçve resmin özelliğini ayrı ayrı yansıtırken kimi zaman da verginin, harç veresmin ortak öğelerini taşıyabilmektedir. Vergi, resim, harç ve benzeri maliyükümlülüklerin ortak özellikleri, kanunla konulmaları ve kamu gücünedayanılarak gerektiğinde zorla alınmalarıdır. Vergiler dışındaki maliyükümlülüklerde kısmen de olsa karşılık ve yararlanma ilkesi geçerli olur.Çünkü bu yükümlülüklere konu olan hizmetlerden kişilerin yararlandırılması, bubağlamda söz konusu hizmetlerin mali bir karşılığa dayandırılabilmesi imkânıvardır (AYM, E.2013/41, K.2013/124, 31/10/2013).
161. Dava konusu kuraldakiidare payı düzenlemesiyle, aracılık hizmeti sunacak yetkili aracıkurumların Bakan onayıylagörevlendirilebilmelerine istinaden aldıkları ikametizni aracılık hizmet bedeli ile ticari faaliyetlerini yürüttüklerianlaşılmaktadır. İdare payı, idarenin izniyleverilen aracılık hizmeti ile ilgili yürütülen bir faaliyet kapsamında alınanmali bir yükümlülük olması itibarıyla resme benzemektedir (AYM, E.2013/41,K.2013/124, 31/10/2013).
162. Bireylerin sosyal veekonomik durumlarını etkileyecek keyfî uygulamalara neden olunmaması içinvergilendirmede, vergiyi doğuran olayın ve vergilerin matrah ve oranlarınınyukarı ve aşağı sınırlarının, tarh ve tahakkuklarının, tahsil usullerinin,yaptırımlarının ve zamanaşımı gibi belli başlı temel öğelerinin kanunlarlabelirlenmesi gerekir. Ancak kanunla her konuyu bütün kapsam ve ayrıntılarıyladüzenlemenin mümkün olmadığı durumlarda çerçevesi çizilerek bu sınırlar içindekalmak koşuluyla uygulamaya ilişkin konularda yürütme organına açıklayıcı vetamamlayıcı nitelikte düzenleyici idari işlem yapma yetkisi verilebilir (AYM,E.2017/19, K.2018/11, 14/2/2018, § 51). Vergiler için geçerli olan bu ilkedoğal olarak resimler için de geçerlidir.
163. Kurala konu ikamet izni aracılık hizmet bedelinin%20’lik payla ilgili resmin tarh ve tahakkuku konusunda Kanun’da herhangi biraçıklık bulunmamaktadır. Bu resimle ilgili beyanda bulunup bulunulmayacağı,beyanda bulunulacaksa ilgililerin beyanı üzerine hangi dönemlerde tarhiyat yapılacağı,beyan döneminin ne olduğu, aylık ya da yıllık periyotlarla mı beyandabulunulacağı, beyan üzerine tarhiyat yapıldığında hangi anda tahakkukungerçekleşmiş sayılacağı ya da Bakanlığın kontrolünde olan ve beyana hiç ihtiyaçbırakmayan bir otomasyon sistemiyle mi resmin tarh edileceği belirsizdir. Bubelirsizliğe bağlı olarak genel bütçeye aktarılacak payların Hazineye intikaledeceği tarih de belirsiz hâle gelmektedir. Bu konular kuralın yer aldığıKanun’un yanı sıra başka bir kanunla da düzenlenmemiştir.
164. Bu itibarla kurala konu idare payının beyan edilipedilmeyeceği, edilecekse beyan dönemi, tarh ve tahakkuku ve buna bağlı olaraktahsili gibi unsurlarına ilişkin eksiklikler, ilgililerin uymakla yükümlüoldukları düzenlemeleri öngörülemez hâle getirmektedir.
165. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 73. maddesineaykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 73. maddesiyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 161. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
b. İkinci Cümlede Yer Alan “…Bakanonayıyla…” İbaresi
166. 6216sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. ve48. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
167. Kural, ikametizni başvurularına aracılık hizmeti sunacak yetkili aracı kurumların Bakanonayıyla görevlendirileceğini öngörmektedir.
168. Anayasa'nın"Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48. maddesininbirinci fıkrasında,"Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşmehürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir." denilmeksuretiyle çalışma özgürlüğünün bir parçası olan özel teşebbüs özgürlüğü "herkes"yönünden güvenceye bağlanmıştır. Özel teşebbüs özgürlüğü, her gerçek veya özelhukuk tüzel kişisinin tercih ettiği alanda iktisadi-ticari faaliyette bulunmaküzere teşebbüs kurabilmesini, dilediği mesleki faaliyete girebilmesini vefaaliyeti ile mesleğini devletin veya üçüncü kişilerin müdahalesi olmaksızındilediği biçimde yürütebilmesini ifade etmektedir (AYM, E.2015/34, K.2015/48,13/5/2015).
169. Dava konusu kural ikamet izni aracılık hizmeti sunacak yetkili aracı kurumlarınBakan onayıyla görevlendirilebileceğini düzenlemektedir. İkamet izni verilmesisürecinde aracılık hizmetlerinin yürütülmesinin özel teşebbüs özgürlüğükapsamında kaldığı açıktır. Kural, teşebbüslerin bu alanda faaliyettebulunmasını Bakanın onayına bağlamak suretiyle teşebbüs özgürlüğünüsınırlandırmaktadır.
170. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunlayapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olmasıgerekir.
171. Kanunilikölçütü uyarınca Anayasa’nın 13. ve 48. maddeleri kapsamında teşebbüsözgürlüğünü sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olmasıyeterli olmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli,ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir.
172. Yetkili aracıkurum, 6458 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (y) bendine göre nitelikleri ve görevçerçevesi yönetmelikle belirlenen ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü (GenelMüdürlük) tarafından yetkilendirilen kurum veya kuruluşları ifade etmektedir.Kuralın yer aldığı cümlede Bakanın onay verebileceği kurumun öncelikle yetkiliaracı kurum olması gerektiği belirtilmişse de Bakanın talep edenler arasındanaracı kurum olarak kabul edilecekleri hangi ölçüte göre belirleyeceği konusundakuralda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Özel teşebbüse açık bir alandafaaliyette bulunmanın sınırlandırıldığı durumlarda bu sınırlamaların nelerolduğunun ve hangi şartları taşıyan teşebbüslerin bu alanda faaliyettebulunacağının kanunla düzenlenmesi zorunludur. Ancak itiraz konusu kuraldaaracı kurum olarak kabul edilebilmek için hangi nitelik ya da niteliklerinaranacağı düzenlenmemiş, bu konudaki takdir bütünüyle Bakana bırakılmıştır.
173. Kuralla aracı kurumların seçimi konusundakiölçütlere ilişkin yasal çerçeve belirlenmeksizin yürütme organına sınırları vekapsamı belirli olmayan bir yetki tanınması belirlilik ve teşebbüs özgürlüğününkanunla sınırlanması ilkesiyle çelişmektedir.
174. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerineaykırıdır. İptali gerekir.
Muhterem İNCE bu görüşe katılmamıştır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 48.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 161. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
c. Üçüncü ve Dördüncü Cümleler ile Beşinci Cümlede Yer Alan “…Cumhurbaşkanı…” İbaresi
175. Kanun’un 21. maddesinin (7) numaralı bendinin ikincicümlesinde yer alan “...%20‘sinin…” ve “…Bakan onayıyla…”ibarelerinin iptalleri nedeniyle 21.maddenin (7) numaralı bendinin dava konusu üçüncü, dördüncü cümleleri ilebeşinci cümlesinde yer alan “…Cumhurbaşkanı…” ibaresinin uygulanmaimkânı kalmamıştır. Bu nedenle anılan kurallar 6216 sayılı Kanun’un 43.maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu kurallar yönündenAnayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasına gerek görülmemiştir.
F. Kanun’un 74. Maddesiyle 6458 Sayılı Kanun’un 46.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “...Bakanlığın onayı alınmak veen fazla birer yıllık sürelerle olmak kaydıyla, ...” İbaresinin “...Bakanlıkçabelirlenen sürelerle sınırlı olmak kaydıyla ve Genel Müdürlüğün onayıalınarak...” Şeklinde Değiştirilmesinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
176. Dava dilekçesinde özetle; insani ikamet izinsüresinin, Bakanlıkça herhangi bir ölçüte bağlı olmaksızın serbestçebelirlenebileceği, bu sürenin sonradan herhangi bir gerekçeyle başvurucularlehine uzatılabileceği gibi kısaltılmasının da mümkün olduğu, bu konuda kamuotoritesinin keyfi uygulamalarını önlemeye yönelik herhangi bir güvenceninbulunmadığı, ayrıca insani ikamet izinlerinde Genel Müdürlük tarafındanverilecek onayın hangi ölçütlere bağlı olduğunun kurallarda düzenlenmediği belirtilerekkuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’yaAykırılık Sorunu
177. 6458 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralıfıkrasında diğer ikamet izinlerininverilmesindeki şartlar aranmadan, Bakanlıkça belirlenen sürelerle sınırlı olmakkaydıyla ve Genel Müdürlüğün onayı alınarak valiliklerce insani ikamet iznininverilebileceği ve bu izinlerin uzatılabileceği hâller sayılmıştır. Anılanfıkrada yer alan “…Bakanlıkça belirlenen sürelerle sınırlı olmak kaydıyla veGenel Müdürlüğün onayı alınarak…”ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
178. Kuralla fıkrada değişiklik yapılmadan önce insaniikamet izni için Bakanlığın onayı gerekmekte ve anılan izin en fazla bireryıllık sürelerle verilebilmekte idi. Kuralla gerçekleştirilen değişikliğingerekçesi şu şekilde ifade edilmiştir: “Madde ile, 6458 sayılı Kanunun 46’ncımaddesinde düzenleme yapılarak insani ikamet izninin verilmesi hususunda onaymakamı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü olarak belirlenmekte, en fazla birer yıllıksürelerle düzenlenen insani ikamet izninde süreleri belirleme yetkisi İçişleriBakanlığına verilmektedir. Böylece bürokrasinin azaltılması, merkez ve taşrateşkilatında iş ve işlemlerin daha verimli ve hızlı yürütülmesi ile gününşartlarına göre sürelerin daha esnek hale getirilmesi sağlanmaktadır.”
179. Kural uyarınca Bakanlıkça belirlenecek sürelerlesınırlı olmak kaydıyla ve Genel Müdürlüğün onayı alınarak valiliklerce insaniikamet izni verilebilecek ve bu izinler uzatılabilecektir. Anılan Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasında çocuğun yüksek yararının söz konusu olması, başvurusahibinin ilk iltica ülkesi veya güvenli üçüncü ülkeye geri gönderilmesiişlemlerinin devamı süresince, olağanüstü durumlar gibi yedi bentte insaniikamet izni verilebilecek hâller sayılmıştır. Bu hâllerde insani ikamet iznininBakanlıkça belirlenen sürelerle sınırlı olarak verilmesinin madde gerekçesindede açıklandığı üzere bürokrasinin azaltılmasını, merkez ve taşra teşkilatındaiş ve işlemlerin daha verimli ve hızlı yürütülmesini, günün şartlarına göresürelerin daha esnek hâle getirilmesini sağlayacağı açıktır. Bakanlığın dainsani ikamet izin verilmesini gerektiren hâllerin önemini ve madde gerekçesinidikkate alıp kamusal yararı da gözeterek makul süreler belirleyeceğişüphesizdir. Bu nedenle kuralda yer alan “…Bakanlıkça belirlenen sürelerlesınırlı olmak kaydıyla…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı bir yönübulunmamaktadır.
180. Öte yandan insani ikamet izinlerinde Bakanlık yerineGenel Müdürlüğün onay şartının aranması kanun koyucunun taktirindedir.
181. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Zühtü ARSLAN ve Engin YILDIRIM kuralda yer alan “…Bakanlıkçabelirlenen sürelerle sınırlı olmak kaydıyla…” ibaresi yönünden bu görüşekatılmamışlardır.
G. Kanun’un 75. Maddesiyle 6458 Sayılı Kanun’un 53.Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…on beşgün...” İbaresinin “...yedi gün ...” Şeklinde Değiştirilmesininİncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
182. Dava dilekçesinde özetle; sınır dışı etmekararlarına karşı dava konusu kuralla öngörülen yedi günlük itiraz süresininyabancının sınır dışı edilmesinin önüne geçecek karar için hayati öneme sahipolduğu, dava açma süresinin kısaltılmasının anayasal güvenceleri ortadankaldırarak sınır dışı edilmeyi kolaylaştırdığı, yedi günlük dava açma süresiningeri gönderme merkezindeki bir yabancının ilgili karara karşı dava hakkıolduğunu anlayabilmesine veya avukata erişebilmesine imkân sağlayacak uzunluktaolmadığı, nitekim sınır dışı edilmek istenen yabancının nerede tutulduğununtespitindeki güçlükler, itiraz başvurusundan önce avukatın yabancı ile görüşmegerekliliği, menşe ülkesinde yabancı aleyhine açılmış olan bir soruşturma veyadavanın varlığı hâlinde bu evrakın Türkiye’ye getirilmesinin zorunluluğu, menşeülke bilgisini toplamanın ve toplanmış olan menşe ülke bilgisinin somut durumauygulama zorunluluğunun bulunması gibi bir çok durumun yedi gün içinde başvuruyapılmasını imkânsız hâle getirdiği, anılan sürenin hak düşürücü süre niteliğindeolduğu, bu itibarla yedi gün içinde açılmamış olan davaların idaremahkemelerince resen gözetilerek reddedileceği ve başvurucuların sınır dışıedileceği, bu yönüyle kuralınhak arama özgürlüğünü kullanmayı aşırı derecede zorlaştırdığı, Türkçebilmemek, ekonomik imkânı olmamak, geri gönderme merkezinde gözetimaltında tutuluyor olmak gibi çeşitli engellerle karşı karşıya olan yabancıların hak arama özgürlüklerini ve savunmahaklarını etkili şekilde kullanmalarının zorolduğu, buna karşın on beş günlükitiraz süresinin yedi güne düşürülmesininyabancı kişinin sınır dışı etme kararına karşı kendisini savunmasını olağanüstüderecede güçleştireceği, sınır dışı etmekararına karşı süresinde başvurulamaması nedeniyle sınır dışı edilenyabancıların gönderildikleriülkelerde kötü muameleye maruz kalabilme ihtimalinin de bulunduğu belirtilerek kuralınAnayasa’nın 2., 17. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
183. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarıncakural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 16., 23. ve 40. maddeleri yönündenincelenmiştir.
184. 6458 sayılı Kanun’un 52. maddesine göre yabancılar,sınır dışı etme kararıyla, menşe ülkesine veya transit gideceği ülkeye ya daüçüncü bir ülkeye sınır dışı edilebilecektir. Anılan Kanun’un 53. maddesinin(1) numaralı fıkrasında sınır dışı etme kararının, Genel Müdürlüğün talimatıüzerine veya resen valiliklerce alınacağı öngörülmüştür. Dava konusu kuralgereğince yabancılar veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etmekararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesinebaşvurabilecektir. Kuralla yapılan değişiklikle sınır dışı etme kararına karşıdava açma süresi on beş günden yedi güne düşürülmektedir. Kuralın gerekçesindeon beş günlük sürenin yabancıların özgürlüğünü sınırladığı ve barınma giderleriniarttırdığı belirtilmiştir.
185. Kanun’un 58. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaidari gözetime alınan yabancıların, geri gönderme merkezlerinde tutulacakları,(2) numaralı fıkrasında ise geri gönderme merkezlerinin Bakanlık tarafındanişletileceği; Bakanlığın, kamu kurum ve kuruluşları, Türkiye Kızılay Derneğiveya kamu yararına çalışan derneklerden göç alanında uzmanlığı bulunanlarlaprotokol yaparak bu merkezleri işlettirebileceği öngörülmüştür. Kanun’un 59.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde de yabancıya; yakınlarına,notere, yasal temsilciye ve avukata erişme ve bunlarla görüşme yapabilme,ayrıca telefon hizmetlerine erişme imkânının sağlanacağı hüküm altınaalınmıştır.
186. Anayasa’nın 23. maddesininbirinci fıkrasında “Herkes yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir”denilmek suretiyle yerleşme ve seyahat özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Hukukauygun olarak alınan ikamet izinleri Anayasa’nın 23. maddesinin koruması altınagirer. Bu durumda, hukuka uygun olarak ikamet izni elde eden yabancının sınır dışı edilmesi yerleşme özgürlüğüne müdahale teşkil eder.Anılan hüküm uyarınca yerleşme ve seyahatözgürlüğüne sınır dışı etme şeklinde sınırlamada bulunulması vatandaşlaryönünden mutlak olarak yasaklanmıştır. Yabancılar yönünden ise böylebir yasak öngörülmemiştir. Bu itibarla yabancıların yerleşme ve seyahatözgürlüğüne sınır dışı edilme şeklinde sınırlama getirilmesi mümkündür. Bunagöre dava konusu kuralda olduğu gibi bazı nedenlerle kişilerin sınır dışıedilmesinin öngörülmesi yerleşme ve seyahat özgürlüğüne getirilmiş birsınırlama olup kuralın Anayasa’nın 23. maddesi kapsamında incelenmesi gerekir.
187. Anayasa'nın“Yabancıların durumu” başlıklı 16. maddesi “Temelhak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunlasınırlanabilir.” hükmünü içermektedir. Anılan maddenin gerekçesinde de “Bumadde, ülkede bulunan yabancıların hak ve hürriyetlerinin, gereken hallerde,vatandaştan farklı olarak düzenlenip sınırlanabileceğini hüküm altınaalmaktadır. Mesela bir yabancının ülkeye giriş yahut ülkede seyahat ve yerleşmehürriyeti, basın hürriyeti elbetteki vatandaşlarınkinden farklı olacaktır. Bufarklılık kendisini özellikle siyasî haklar konusunda göstermektedir. Vatandaşve yabancı arasında gözetilen bu ayırım milletlerarası hukuka uygun olmalıdır.Kişi - Devlet ilişkilerine milletlerarası bir unsur karıştığı zaman builişkilerin düzenlemelerinde milletlerarası hukukun göz önünde tutulması gereğibilinmektedir.” denilmektedir.
188. Anayasa’nın anılan maddesinin lafzından vegerekçesinden Anayasa koyucunun yabancıların temel hak ve özgürlüklerininsınırlanmasının bu maddedeki ölçütlere göre yapılmasını amaçladığıanlaşılmaktadır. Söz konusu madde, bu kapsamda sınırlama için milletlerarasıhukuka uygun olması ve kanunla öngörülmesi şeklinde iki ölçütaramaktadır.
189. Anayasa’nın 40. maddesinde Anayasa ile tanınmış hakve özgürlükleri ihlal edilen herkesin yetkili makama geciktirilmeden başvurmaimkânının sağlanmasını isteme hakkı (etkili başvuru hakkı) güvence altınaalınmaktadır.
190. Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlaledildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarınıinceletebileceği makul, erişilebilir, etkili, ihlalin gerçekleşmesini veyasürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari veyargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânının sağlanmasını güvence altınaalmaktadır (AYM, E.2018/74, K.2019/92, 24/12/2019, § 31; Yusuf Ahmed Abdelazım Elsayad, B. No:2016/5604, 24/5/2018, § 60).
191. 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (3) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde ise sınır dışı edilme kararına karşı başvuru yoludüzenlenmiştir. Bu cümlede yer verilen dava konusu kuralla anılan yola başvurmasüresi yedi gün ile sınırlandırılmıştır. Buna göre kural bir temel hak veözgürlüğü sınırlayan karara karşı başvurulabilecek yolun başvuru süresineilişkindir.
192. Kuralla öngörülen başvuru yolunun kural uyarıncayedi günlük süreyle sınırlanması söz konusu yolun erişilebilirliği ileilgilidir. Dolayısıyla kuralın -yerleşme ve seyahat özgürlüğünü sınırlayankarara karşı öngörülen yolun erişilebilirliği bağlamında- Anayasa’nın 40.maddesiyle bağlantılı olarak 23. maddesi kapsamında incelenmesi gerekir.
193. Öte yandan kuralınyerleşme ve seyahat özgürlüğü vatandaşlarınkinden farklı olarak sınırlananyabancıların etkili başvuru hakkına ilişkin olması nedeniyle temel hak veözgürlüklerin yabancılar yönünden sınırlanmasını düzenleyen Anayasa’nın 16.maddesinin de dikkate alınması gerekir. Buna göre sınır dışı etme kararlarınakarşı başvuruculara tanınması gereken asgari güvenceler kanunla düzenlenmeli vemilletlerarası hukuka uygun olmalı, diğer bir ifadeyle bu standartlarmilletlerarası hukukun altında olmamalıdır.
194. 10/3/2016 tarihli ve6684 sayılı 11 Nolu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve AnaHürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokolün Onaylanmasının UygunBulunduğuna Dair Kanun ile onaylanması uygun bulunan Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesine ek 7 No’lu Protokol 2016/8717 sayılı Bakanlar Kurulu kararıylaonaylanmış ve bu karar 8/4/2016 tarihli ve 29678 ve sayılı Resmî Gazete’deyayımlanmıştır. Söz konusu Protokol’ün “Yabancıların Sınır Dışı Edilmelerineİlişkin Usul Güvenceleri” başlıklı 1. maddesinde sınır dışı edilmesinekarar verilen yabancıya bu karara karşı çıkabilmesine imkân tanınmasıgerekmekle birlikte bunun için belirli bir süreden daha az süreöngörülemeyeceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte birbaşvuru yolunun etkili olabilmesi için gerekli genel koşullardan birierişilebilirliktir. Başvuru yoluna erişmeyi imkânsız kılan ya da aşırı derecedezorlaştıran süre sınırlamaları yolun erişilebilirliğini etkileyebilecektir.
195. Sınır dışıişlemlerinin hukuka uygunluk değerlendirmesinin ivedilikle yapılması gerekdevlet gerek sınır dışı edilme işleminin muhatabı olan kişi bakımındanönemlidir. Devlet, sınır dışı edilmesine karar verdiği kişilerin hukuki durumubelli oluncaya kadar onların ülke içinde bulunmalarına izin vermek, sınır dışıedilecek kişilerin şahsi durumuna ya da bunların sınır dışı edilmelerine bağlıolarak kendilerinin güvenliği ve gerektiğinde barınması için veya onlardankaynaklanan tehlikelere karşı kamu düzeninin korunması için bazı tedbirlerialmak, hatta bazı hâllerde onları idari gözetim altında tutmak durumundadır.Sınır dışı işlemlerine karşı başvuruların süratle sonuçlandırılması kişilerinhukuki durumlarının belirlenmesi bakımından önemlidir. Bu önem idari gözetimaltında bulunan kişiler bakımından daha da artmaktadır.
196. Diğer yandan sınırdışı etme işlemine ilişkin yasal mevzuat karmaşık bir nitelikte olmayıphakkında sınır dışı etme kararı verilen kişi, kuralla öngörülen yedi günlük davaaçma süresi içinde bizzat veya tutacağı bir vekili aracılığıyla dava açmaişlemlerini tamamlama imkânına sahiptir. Yabancıların bulundukları yer, koşulve kendilerine tanınan imkânlar dikkate alındığında dava açma süresinin davadilekçesinin hazırlanması ve avukatın temin edilmesini imkânsız kılacak veyabüyük ölçüde güçleştirecek kadar kısa olmadığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda niteliği gereği hızlı karar verilmesigereken sınır dışı etme süreci kapsamındaki bir yola başvuru için yedi günlüksüre öngörülmesinin anılan yola başvurmayı imkânsız kılmadığı ya da aşırıderecede zorlaştırmadığı görülmektedir.
197. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 16., 23. ve40. maddelerine aykırı değildir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 16., 23. ve 40. maddeleri kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 17. ve 36. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
Ğ. Kanun’un 76. Maddesiyle 6458 Sayılı Kanun’un 54.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (h) Bendine Eklenen “…ya da bu hükümleriihlale teşebbüs edenler” İbaresinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
198. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallaTürkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlâl edenlerinyanı sıra bu hükümleri ihlale teşebbüs edenlerin de sınır dışı edileceğininöngörüldüğü, kuralın sınırlarının ve kapsamının belirsizlik taşıdığı, cezahukukuna ait bir kavram olan teşebbüsün ceza hukuku bağlamı dışında nasılanlaşılması gerektiğini belirlemenin mümkün olmadığı, ağır sonuçları olankuralın bireyler bakımından tereddüde yol açmayacak kesinlikte olmasıgerektiği, bireylerin tüm açıklığı ile sınır dışı edilmeye neden olan davranışıanlayabilmesi ve öngörebilmesi gerektiği, ayrıca kuralın Türkiye’nin uluslararasımülteciler hukuku çerçevesindeki yükümlülükleriyle bağdaşmayacak şekilde ilticataleplerinin reddine veya geri gönderme yasağının ihlâline neden olabileceğibelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
199. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13., 16. ve 23. maddeleri yönünden deincelenmiştir.
200. Kural, Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasalçıkış hükümlerini ihlâle teşebbüs eden yabancılar hakkında da sınır dışı etmekararının alınacağını öngörmektedir. Buna göre kural yabancıların sınır dışıedilmesini gerektiren nedenlerden birini düzenlemektedir.
201. Genel olarakdevletlerin yabancıları sınır dışı edemeyeceklerine ya da kuralda öngörülenyasal giriş ve çıkış hükümlerini ihlale teşebbüs etme sebebiyle sınır dışıedemeyeceklerine dair herhangi bir uluslararası sözleşme bulunmamaktadır.Nitekim Anayasa Mahkemesi kararlarında atıf yapılan Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre de yabancıların ülkeyegirişleri, ülkedeki ikametleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konulardoğrudan o ülkenin ulusal egemenlik yetkisi kapsamındadır (Aıgul Mavlıanova, B. No: 2016/6293, 9/11/2017, § 19; Soering/BirleşikKrallık, B. No: 14038/88, 7/7/1989; Maaouia/Fransa[BD], B. No: 39652/98, 5/1/2000; M.S.S./Belçika ve Yunanistan [BD], B.No: 30696/09, 21/1/2011). Yabancıların kötü muamele görecekleri ya dayaşamlarının tehlikeye atılacağı ülkeye gönderilmelerinin yasaklanması gibibazı özel durumlarda devletlerin yabancıları sınır dışı etme yetkisinisınırlayan kimi uluslararası hukuk normları bulunmakla birlikte dava konusukural bu özel durumlara ilişkin olmayıp genel olarak yabancıların sınır dışıedilmesine yönelik bir düzenleme öngörmektedir. Dolayısıyla kuralla yabancılaryönünden öngörülen sınırlamanın milletlerarası hukuka aykırı bir yönü debulunmamaktadır.
202. Kuralla yabancıların Türkiye’ye yasal giriş veyaTürkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlâle teşebbüs hâllerinde haklarında sınırdışı etme kararının alınacağının öngörülmesi suretiyle yabancıların yerleşme veseyahat özgürlüğü sınırlanmaktadır.
203. YabancılarınTürkiye’ye girişleri ile Türkiye’den çıkışlarının 6458 sayılı Kanun’dadüzenlendiği, bu itibarla kuralda yer alan yasal giriş veya çıkış hükümlerindenanlaşılması gereken hususun anılan Kanun hükümleri olduğu, teşebbüstenbahsedilebilmesi için de icrai hareketlere başlanmış olmasının gerektiğigözetildiğinde kuralın belirsiz ve öngörülemez olduğu söylenemez. Bu itibarlakuralın kanunilik şartını sağladığı açıktır.
204. Kuralla, yabancıların Türkiye’ye yasal giriş veyaTürkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlâle teşebbüs hâllerinin de sınır dışıetme kararı alınmasını gerektiren bir eylem olarak değerlendirilmesi suretiyleTürkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerine aykırıdavranışların önlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralınanayasal anlamda meşru bir amacının bulunduğu anlaşılmaktadır.
205. Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkışhükümlerini ihlale teşebbüs niteliğindeki eylemlerin de yurt dışı edilmeyigerektirir nedenler arasında düzenlenmesinin caydırıcı nitelikte olacağıgözetildiğinde kuralın anılan meşru amaca ulaşma bakımından elverişli vegerekli olmadığı söylenemez.
206. 6458 sayılıKanun’un 9. maddesinin (3) numaralı fıkrasında sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye giriş yasağının süresinin en fazla beş yılolarak belirlenmesi ve yabancıların Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’denyasal çıkış hükümlerini ihlâle teşebbüs hallerinin kamu düzeni veya kamugüvenliği ya da kamu sağlığını olumsuz etkileyeceği, ayrıca kuralda öngörülenfiilin sınır dışı etme şeklinde bir yaptırıma bağlanmakla birlikte sınır dışıetme kararına karşı idare mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu ve kurallayabancılar yönünden öngörülen sınırlamanın milletlerarası hukuka aykırılığıbulunmadığı göz önüne alındığında kuralın orantısızbir sınırlamaya neden olmadığı, dolayısıyla anılan hakka ölçüsüz bir sınırlamagetirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
207. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 16. ve23. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 16. ve 23. maddeleri kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
H. Kanun’un 81. Maddesiyle 6458 Sayılı Kanun’a Eklenen 60/AMaddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “…Genel Müdürlüğün uygun gördüğükişilere...” İbaresinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
208. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralın gönüllügeri dönüşlere ilişkin olduğu, hakkında sınır dışı etme kararı alınmış ve menşeülkesine gönüllü olarak geri dönmek isteyen düzensiz göçmenlerin ayni ya danakdi destek alabilmelerinin Genel Müdürlüğün uygun görüşüne bağlı kılındığı, yardım alınmasıkonusunda herhangi bir koruyucutedbir içermeyen, objektif ölçütlerden yoksun kurallaidarenin keyfi uygulamasına imkân tanındığı, bu durumun belirlilikilkesiyle çeliştiği, sınırları çizilmeksizin konuya ilişkin tüm yetkinin yürütmeye bırakılmasının güvenduygusunu zedeleyeceği, bireylerinhangi durumda ayni veya nakdi yardım alabileceğini tereddüde mahalkalmayacak şekilde anlayabilmelerinin ve öngörebilmelerininmümkün olmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. maddesineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
209. 6458 sayılı Kanun’un 60/A maddesinin (1) numaralıfıkrasında hakkında sınır dışı etme kararıalınmış ve menşe ülkesine gönüllü olarak geri dönmek isteyen düzensizgöçmenlerden Genel Müdürlüğün uygun gördüğü kişilere ayni veya nakdi desteksağlanabileceği öngörülmüş olup anılan fıkrada yer alan “…Genel Müdürlüğünuygun gördüğü kişilere…” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
210. Söz konusu Kanun’un 3. maddesinin (ı) bendine göredüzensiz göç, yabancıların yasa dışı yollarla Türkiye’ye girişini, Türkiye’dekalışını, Türkiye’den çıkışını ve Türkiye’de izinsiz çalışmasını ifade etmektedir.Kural uyarınca hakkında sınır dışı etme kararı alınmış ve menşe ülkesine geridönmek isteyen düzensiz göçmenlerden ancak Genel Müdürlüğün uygun gördüğükişilere ayni veya nakdi destek sağlanabilecektir.
211. Bu bağlamda kuralagöre ayni ve nakdi destek alabilecek kişiler, haklarında sınır dışı etme kararıalınmış ve menşe ülkesine gönüllü olarak geri dönmek isteyen düzensizgöçmenlerdir. Dolayısıyla kural ayni ve nakdi destek sağlanacak kişileri vemuhatap kitleyi açık bir şekilde belirlemiştir.
212. Sınır dışı etme her zaman menşe ülkeye yapılmamakta,üçüncü ülkelere de yapılabilmektedir. Kural bu yönüyle de ayni ve nakdidestekten kimlerin yararlanabileceğini belirlemiş ve bu destekten ancak menşeülkelerine dönen kişilerin yararlanabileceğini hükme bağlamıştır.
213. Öte yandan Kanun’un 60/A maddesinin ikinci fıkrasıdikkate alındığında kişilere sağlanan ayni ve nakdi desteğin gönüllü geridönüşü desteklemek için öngörüldüğü görülmektedir. Bu itibarla Genel Müdürlüğünuygun gördüğü kişilere yapılacak yardımın kapsam ve boyutunun düzensizgöçmenlerin menşe ülkesine geri dönmesini sağlamaya yönelik ve bu amaçlasınırlı olması gerektiği anlaşılmaktadır.
214. Bu açıklamalar çerçevesinde kuralın belirsiz veyaöngörülemez olduğu söylenemez.
215. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
I. Kanun’un 87.Maddesiyle 6458 Sayılı Kanun’un 89. Maddesinin (3) Numaralı FıkrasınınDeğiştirilen (a) Bendinin Birinci Cümlesinde Yer Alan “…bir yıl süre ile...”İbaresi ile İkinci cümlesinde Yer Alan “…ve Bakanlıkça sigorta kaydınındevamı uygun görülenler...” İbaresinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
216. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu “…bir yılsüre ile…” ibaresiyle herhangi bir sağlık güvencesi olmayan ve ödeme gücübulunmayanların uluslararası koruma başvuru kaydından itibaren bir yıl süre ile5510 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları, dava konusu “…ve Bakanlıkçasigorta kaydının devamı uygun görülenler…” ibaresi uyarınca Bakanlıkça sigortakaydının devamı uygun görülenler için bir yıl süre sınırının aranmayacağı, kurallarınöncesinde uluslararası koruma başvuru sahibi veya statüsüne sahip kişilerinGenel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamına süre şartı olmaksızın dahil edildikleri,sağlık hakkının herkes için geçerli olduğu, bir yıllık süre sınırlamasıgetirilmesinin taraf olunan uluslararası sözleşmeler ve Anayasa hükümleriylebağdaşmadığı, çalışma izni alamayan, düzenli gelir sahibi olmayan ve zorunlugöç kaynaklı fiziksel ve psikolojik sağlık sorunuyla mücadele etmeye çalışançok sayıda yabancının sağlık hakkına erişimlerine engel olunacağı, ayrıca davakonusu ikinci kuralda herhangi bir ölçütün belirlenmediği, GSS’ye dahiledilecek kişilerin tamamen Bakanlığın yetkisine bırakıldığı, Bakanlığın kimiuygun görüp kimi uygun görmeyeceğinin öngörülebilir olmadığı, anılan kuralın idareninkeyfi uygulamasını önlemeye yönelik herhangi bir güvence içermediği belirtilerekkuralların Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. Birinci Cümlede Yer Alan “…bir yıl süre ile…” İbaresi
217. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 56., 60. ve 65. maddeleri yönünden deincelenmiştir.
218. Kural, uluslararası yardım için başvuruda bulunanveya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilerden herhangi bir sağlıkgüvencesi olmayan ve ödeme gücü bulunmayanların uluslararası koruma başvurukaydından itibaren bir yıl süre ile 5510 sayılı Kanun hükümlerine tabiolmalarını öngörmektedir.
219. Anayasa’nın 56. maddesinin birinci fıkrasındaherkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu hükümaltına alınmış; üçüncü fıkrasında ise devlete herkesin hayatını beden ve ruhsağlığı içinde sürdürmesini sağlamak amacıyla sağlık kuruluşlarını tek eldenplanlayıp bu kuruluşların hizmet vermesini düzenlemek ödevi verilmiştir.
220. Öte yandan sosyal hukuk devletinin somutgöstergelerinden biri olan sosyal güvenlik hakkının yer aldığı Anayasa’nın 60.maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.”denilmektedir. Bu hüküm bireylere yaşlılık, hastalık, kaza, ölüm ve malullükgibi sosyal riskler karşısında asgari ölçüde bir yaşam düzeyi sağlamayıamaçlamaktadır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında da “Devlet, bu güvenliğisağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilerek bugörevin devlet tarafından oluşturulacak kuruluşlar yoluyla yerine getirilmesiöngörülmektedir.
221. Ülkemizde sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekildegörülebilmesini sağlamak amacıyla genel sağlık sigortası kurulması 5510 sayılıKanun ile gerçekleşmiştir. 2012 yılı itibarıyla fiilen uygulamasına geçilengenel sağlık sigortası; Türkiye’de ikamet eden herkesi kapsayan, fon ve hizmetyönetimi tek elden yürütülen ve sağlık harcamalarının finansmanını sağlayan birsistem olarak öngörülmüştür (AYM, E.2017/117, K.2018/28, 28/2/2018, § 51).Kural uyarınca uluslararası yardım için başvuruda bulunan veya uluslararasıkoruma statüsü sahibi kişiler de bir yıl süre ile genel sağlık sigortasındanyararlanabileceklerdir.
222. 5510 sayılı Kanun’un 62. maddesinde genel sağlıksigortasından sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmanıngenel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir hak;Sosyal Güvenlik Kurumu (Kurum) için ise bu hizmet ve hakların finansmanınısağlamanın bir yükümlülük olduğu ifade edilmiştir. Bu hak ve yükümlülüğünsürdürülebilirliğinin sağlanması bakımından genel sağlık sigortası sistemineüye olanlar sunulacak sağlık hizmetleri için sosyal sigortacılık ilkelerinedayalı olarak belirli oranda prim ödemek durumundadırlar. Ayrıca sisteme üyeolmak, isteğe bağlı olmayıp zorunludur.
223. Dava konusu kural uyarınca uluslararası yardım içinbaşvuruda bulunan veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler ise herhangibir sağlık güvencesine sahip olmayıp ve ödeme güçlerinin bulunmaması nedeniylekendileri tarafından belirli bir prim ödemeksizin genel sağlık sigortasındanyararlanırlar. Genel sağlık sigortasından faydalanacak yabancıların primlerininödenmesi için Genel Müdürlük bütçesine ödenek konulur. 5510 sayılıKanun’un 60. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı altbendinde de uluslararası koruma başvurusu veya statüsü sahibi ve vatansızolarak tanınan kişilerin genel sağlık sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.Böylece herhangi bir sağlık güvencesi olmayan ve ödeme gücü bulunmayanyabancıların genel sigorta haklarından yararlanmalarının öngörülmesiAnayasa’nın 56. ve 60. maddelerinde güvence altına alınan hakların sağlanmasınayöneliktir.
224. Diğer yandanKurumun amacına uygun olarak hizmet verebilmesi sahip olduğu parasal kaynaklarabağlıdır. Bu bakımdan sistemi zedeleyecek ya da işlemez hâle getirebilecekgirişimleri engelleyecek düzenlemelerin getirilmesi sistemin doğal birsonucudur (AYM, E.2008/56, K.2011/58, 30/3/2011). Kuralın “Madde ile,Kanunun 89 uncu maddesi kapsamında genel sağlık sigortası primleri yatırılanuluslararası koruma başvuru sahibi yabancılara sağlanan bu hak suiistimaleneden olmakta, kamu bütçesine büyük yük getirmekte, göç hareketleri açısındanülkemize çekici bir etki yaratmakta ve uluslararası koruma başvurularınıartırmakta olup söz konusu uygulamayla ilgili sınırlama getirilmektedir.” biçimindekigerekçesi de gözönünde bulundurulduğunda kuralla söz konusu yabancılarasağlanan bu hakkın kamu bütçesine getirdiği yükün engellenmesi ve çekici biretki yaratmaması için sınırlama getirilerek hakkın kötüye kullanımının önünegeçilmek istendiği anlaşılmaktadır.
225. Anayasa’nın 65. maddesinde yer alan “Devlet,sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerinamaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsündeyerine getirir.” hükmü de gözetildiğinde, kural kapsamındaki yabancılarıngenel sağlık sigortasından yararlanmalarının belirli bir süre ile sınırlanıpsınırlanmayacağı hususu, yabancıların geçici bir süre ile Türkiye’debulunmaları ve primlerinin genel bütçeden karşılanması karşısında devletin malikaynaklarının yeterliliği ölçüsünde kanun koyucunun takdirindedir.
226. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 56., 60. ve65. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın56., 60. ve 65. maddeleri kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
b. İkinci Cümlede Yer Alan “…ve Bakanlıkça sigortakaydının devamı uygun görülenler…” İbaresi
227. 6458 sayılı Kanun’un 89. maddesinin (3) numaralıfıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesine göre 5510 sayılı Kanun hükümlerindenbir yıllık süre kaydı olmaksızın yararlanacak olanlar özel ihtiyaç sahipleri veBakanlıkça sigorta kaydının devamı uygungörülenler olup anılan cümlede yer alan “…ve Bakanlıkça sigorta kaydınındevamı uygun görülenler…” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
228. 6458 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (l) bendinde özel ihtiyaç sahibi “Başvuru sahibi ile uluslararasıkoruma statüsü sahibi kişilerden; refakatsiz çocuk, engelli, yaşlı, hamile,beraberinde çocuğu olan yalnız anne ya da baba veya işkence, cinsel saldırı yada diğer ciddi psikolojik, bedensel ya da cinsel şiddete maruz kalmış kişiyi”ifade etmektedir.
229. Bakanlıkça sigorta kaydının devamı uygungörülebilecek kişiler dava konusu kuralın da yer aldığı (a) bendinin birincicümlesinde belirlenmiş olup, buna göre ancak herhangi bir sağlık güvencesiolmayan ve ödeme gücü bulunmayan başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsüsahibi kişiler için sağlık güvencesinden yararlanmaları hususunda yetkikullanılabilecektir. Anılan bendin beşinci cümlesinde başvurusu hakkındaidarece olumsuz karar verilen yabancılar hakkında bu yetkinin kullanılmasınınmümkün olmadığı belirtilmiştir. Bu suretle kanunilik ilkesinin geçerli olmadığıalana ilişkin genel ilkelerin kanunla tespit edilerek yasal çerçeveninçizildiği, Kanun’un 121. maddesinde de “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkinusul ve esaslar çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” denmek suretiyleBakanlığın bu yetkisinin ne şekilde kullanılacağına ilişkin diğer usul veesasların yönetmelikle belirlenebileceği gözetildiğinde kuralın belirsizolmadığı anlaşılmaktadır.
230. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
V. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
231. 6216sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nünbelirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmamasısonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline kararverilebileceği öngörülmektedir.
232. 72. maddesiyle 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılarve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 21. maddesinin değiştirilen (7) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…%20’sinin…” ve “…Bakanonayıyla…” ibarelerinin iptalleri nedeniyleuygulanma imkânı kalmayan anılan fıkranın üçüncü, dördüncü cümleleri ilebeşinci cümlesinde yer alan “…Cumhurbaşkanı…” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrası gereğince iptalleri gerekir.
VI. İPTALKARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
233. Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veyaTürkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptalkararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gerekenhallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıcakararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı gündenbaşlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmak suretiyle AnayasaMahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde ResmîGazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceğitarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
234. 7196 sayılı Kanun’un;
- 52. maddesiyle 4721 sayılı Kanun’un 409. maddesininikinci fıkrasına eklenen ikinci cümlenin;
- 53. maddesiyle 4721 sayılı Kanun’un 436. maddesineeklenen (6) numaralı bendin kalan kısmının,
- 72. maddesiyle 6458 sayılı Kanun’un 21. maddesinindeğiştirilen (7) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…%20’sinin…”ve “…Bakan onayıyla…” ibarelerinin, üçüncü ve dördüncü cümleleri ilebeşinci cümlesinde yer alan “…Cumhurbaşkanı…” ibaresinin,
iptal edilmesi nedeniyle doğacakhukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153.maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bu kurallara ilişkin iptal hükümlerininkararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğegirmesi uygun görülmüştür.
VII. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
235. Dava dilekçesindeözetle, dava konusu kuralların uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerekyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Bazı Kanunlarda ve 375Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 1. 21.maddesiyle 9/7/1982 tarihli ve 2692 sayılıSahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu’nun değiştirilen ek 4. maddesinin beşincifıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “...tesislerden istifadeedilmesinin yasaklanmasını gerektiren durumlar gibi...” ibaresine,
2. 30. maddesiyle10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve YetkileriKanunu’nun ek 8. maddesine eklenen beşinci fıkranın ikinci cümlesinde yer alan“...tesislerden istifade edilmesinin yasaklanmasını gerektiren durumlargibi...” ibaresine,
yönelik yürürlüğün durdurulması taleplerinin, koşullarıoluşmadığından REDDİNE,
B. 1. 52.maddesiyle 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 409.maddesinin ikinci fıkrasına eklenen ikinci cümleye,
2. 53. maddesiyle4721 sayılı Kanun’un 436. maddesine eklenen (6) numaralı bendin “Resmîsağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla; kişinin vücudundan kanveya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekleralınabilir, kişiye gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilir...” bölümü dışındakalan kısmına,
3. 72. maddesiyle4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun21. maddesinin değiştirilen (7) numaralı fıkrasının;
a. İkincicümlesinde yer alan “…%20’sinin…” ve “…Bakan onayıyla…”ibarelerine,
b. Üçüncü vedördüncü cümlelerine,
c. Beşincicümlesinde yer alan “…Cumhurbaşkanı…” ibaresine,
yönelik iptal hükümlerinin yürürlüğegirmelerinin ertelenmeleri nedeniyle bu cümlelere, kısma ve ibarelere ilişkinyürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,
C. 1. 10.maddesiyle 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılıEmniyet Teşkilat Kanunu’nun değiştirilen geçici 29. maddesinin;
a. Birincicümlesinde yer alan “…sözlü…” ibaresine,
b. İkincicümlesine,
2. 21. maddesiyle 2692 sayılı Kanun’un değiştirilen ek 4. maddesinin;
a. Üçüncüfıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…kantinlerin tamamı, bir kısmı veyabazı şubeleri kiraya verilebilir,…” ibaresine,
b. Beşincifıkrasının ikinci cümlesinin “...tesislerden istifade edilmesininyasaklanmasını gerektiren durumlar gibi...” ibaresi dışında kalan kısmına,
3. 30. maddesiyle2803 sayılı Kanun’un ek 8. maddesine eklenen;
a. Üçüncü fıkranınbirinci cümlesinde yer alan “…kantinlerin tamamı, bir kısmı veya bazışubeleri kiraya verilebilir,…” ibaresine,
b. Beşincifıkrasının ikinci cümlesinin “...tesislerden istifade edilmesininyasaklanmasını gerektiren durumlar gibi...” ibaresi dışında kalan kısmına,
4. 53. maddesiyle4721 sayılı Kanun’un 436. maddesine eklenen;
a. (6) numaralıbendin “Resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla; kişininvücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibiörnekler alınabilir, kişiye gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilir...” bölümüne,
b. (7) numaralıbende,
5. 62. maddesiyle31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu’na eklenen geçici 79. maddenin birinci cümlesine,
6. 74. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…Bakanlığınonayı alınmak ve en fazla birer yıllık sürelerle olmak kaydıyla,…”ibaresinin “…Bakanlıkça belirlenen sürelerle sınırlı olmak kaydıyla ve GenelMüdürlüğün onayı alınarak…” şeklinde değiştirilmesine,
7. 75. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesindeyer alan “…on beş gün…” ibaresinin “…yedi gün…” şeklindedeğiştirilmesine,
8. 76. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendine eklenen“…ya da bu hükümleri ihlale teşebbüs edenler” ibaresine,
9. 81. maddesiyle6458 sayılı Kanun’a eklenen 60/A maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…GenelMüdürlüğün uygun gördüğü kişilere…” ibaresine,
10. 87. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un 89. maddesinin (3) numaralı fıkrasının değiştirilen (a)bendinin;
a. Birincicümlesinde yer alan “…bir yıl süre ile…” ibaresine,
b. İkincicümlesinde yer alan “…ve Bakanlıkça sigorta kaydının devamı uygungörülenler…” ibaresine,
yönelik iptal talepleri, 25/1/2023 tarihli ve E.2020/30,K.2023/12 sayılı kararla reddedildiğinden bu bende, cümlelere, kısımlara,bölüme, ibarelere ve değişikliklere ilişkin yürürlüğün durdurulmasıtaleplerinin REDDİNE,
25/1/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
VIII. HÜKÜM
6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Bazı Kanunlarda ve 375Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 10. maddesiyle 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet TeşkilatKanunu’nun değiştirilen geçici 29. maddesinin;
1. Birincicümlesinde yer alan “…sözlü…” ibaresinin,
2. İkincicümlesinin,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptalleri talebininREDDİNE, M. Emin KUZ’un karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
B. 21. maddesiyle 9/7/1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil GüvenlikKomutanlığı Kanunu’nun değiştirilen ek 4. maddesinin;
1. Üçüncüfıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…kantinlerin tamamı, bir kısmı veyabazı şubeleri kiraya verilebilir,…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığınave iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. Beşincifıkrasının;
a. İkinci cümlesinde yer alan “...tesislerden istifadeedilmesinin yasaklanmasını gerektiren durumlar gibi...” ibaresininAnayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. İkincicümlesinin kalan kısmının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE, Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM ile Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. 30. maddesiyle10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve YetkileriKanunu’nun ek 8. maddesine eklenen;
1. Üçüncü fıkranınbirinci cümlesinde yer alan “…kantinlerin tamamı, bir kısmı veya bazışubeleri kiraya verilebilir,…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. Beşincifıkranın;
a. İkinci cümlesinde yer alan “...tesislerden istifadeedilmesinin yasaklanmasını gerektiren durumlar gibi...” ibaresininAnayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. İkinci cümlesinin kalan kısmının Anayasa’ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, EnginYILDIRIM ile Yusuf Şevki HAKYEMEZ’inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
Ç. 52. maddesiyle22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 409. maddesinin ikincifıkrasına eklenen ikinci cümlenin Anayasa’ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARINRESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNEOYBİRLİĞİYLE,
D. 53. maddesiyle 4721sayılı Kanun’un 436. maddesine eklenen;
1. (6) numaralıbendin;
a. “Resmîsağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla; kişinin vücudundan kanveya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekleralınabilir, kişiye gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilir...” bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. Kalan kısmınınAnayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa’nın 153.maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralıfıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AYSONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. (7) numaralıbendin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
E. 62. maddesiyle 31/5/2006tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’naeklenen geçici 79. maddenin birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
F. 72. maddesiyle4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun21. maddesinin değiştirilen (7) numaralı fıkrasının;
1. İkincicümlesinde yer alan;
a. “…%20’sinin…”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3)numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAKDOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. “…Bakanonayıyla…” ibaresinin Anayasa’ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE, Muhterem İNCE’ninkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün,Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. Üçüncü vedördüncü cümlelerinin 6216sayılı Kanun’un 43.maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALLERİNE,iptal hükümlerinin, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
3. Beşincicümlesinde yer alan “…Cumhurbaşkanı…” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4)numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncüfıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğinceKARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞEGİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
G. 74. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…Bakanlığınonayı alınmak ve en fazla birer yıllık sürelerle olmak kaydıyla,…”ibaresinin “…Bakanlıkça belirlenen sürelerle sınırlı olmak kaydıyla ve GenelMüdürlüğün onayı alınarak…” şeklinde değiştirilmesinde bulunan;
1. “…Bakanlıkçabelirlenen sürelerle sınırlı olmak kaydıyla...” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN ile EnginYILDIRIM’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. “...ve GenelMüdürlüğün onayı alınarak…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
Ğ. 75. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesindeyer alan “…on beş gün…” ibaresinin “…yedi gün…” şeklindedeğiştirilmesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNEOYBİRLİĞİYLE,
H. 76. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendine eklenen“…ya da bu hükümleri ihlale teşebbüs edenler” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
I. 81. maddesiyle6458 sayılı Kanun’a eklenen 60/A maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…GenelMüdürlüğün uygun gördüğü kişilere…” ibaresinin Anayasa’ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
İ. 87. maddesiyle6458 sayılı Kanun’un 89. maddesinin (3) numaralı fıkrasının değiştirilen (a)bendinin;
1. Birincicümlesinde yer alan “…bir yıl süre ile…” ibaresinin,
2. İkincicümlesinde yer alan “…ve Bakanlıkça sigorta kaydının devamı uygungörülenler…” ibaresinin,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptalleri talebininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
25/1/2023 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 7196 sayılı Kanun’un; (a) 21. maddesiyle değiştirilen 2692sayılı Kanun’un ek 4. maddesinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesinin ve 30.maddesiyle 2803 sayılı Kanun’un ek 8. maddesine eklenen beşinci fıkranın ikincicümlesinin “…tesislerden istifade edilmesinin yasaklanmasını gerektirendurumlar…” ile “…gibi…” ibareleri dışında kalan bölümlerinin, (b)74. maddesiyle değiştirilen 6458 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralıfıkrasında yer alan “…Bakanlıkça belirlenen sürelerle sınırlı olmak kaydıyla…”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar verilmiştir.
A. Sosyal Tesislere İlişkin BazıHususların Yönetmelikle Düzenlenmesi
2. Dava konusu kurallar, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve JandarmaGenel Komutanlığına ait tesislerden yararlanan personelden elde edilengelirlerin harcanması ile söz konusu tesislerin işletilmesi, işlettirilmesi vegelirlerinin harcanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenlenmesiniöngörmektedir. Kuralların da içinde bulunduğu fıkralarda yer alan “…tesislerdenistifade edilmesinin yasaklanmasını gerektiren durumlar…” ile “…gibi…”ibareleri, yasaklamaya ilişkin hususların ve bunun “gibi” durumlarındüzenlenmesinin “kanuni çerçeve çizilmeden, temel ilkeler belirlenmeden”yönetmeliğe bırakılmasının Anayasa’nın 7. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyleiptal edilmiştir (§§ 45, 48, 66, 69).
3. Esasen söz konusu gerekçe fıkraların iptal edilmeyen bölümleriiçin de geçerlidir. Anayasa’nın 7. maddesine göre Türkiye Büyük MilletMeclisine ait olan yasama yetkisi devredilemez. Yasama yetkisinindevredilemezliği, kanun koyucunun idare tekniğine ve uzmanlığa ilişkinhususların düzenlenmesini yürütme organına bırakmasına engel değildir. Bununlabirlikte Anayasa Mahkemesinin 2020/9 esas sayılı kararına ilişkin muhalefetşerhimizde belirtildiği üzere, bazı hususlar yönetmeliğe bırakılırken biryandan yürütmeye konuyu ilk elden düzenleme yetkisi vermeyecek, diğer yandan daidari düzenleyici işlemin kanuna uygunluk denetimini mümkün kılacak ölçüdetemel ilke ve esasların kanunda düzenlenmesi zorunludur (bkz. AYM, E.2020/9,K.2021/37, 03/06/2021, Karşıoy Gerekçesi, §§ 8-19).
4. Dava konusu kuralların, düzenlenmesini yönetmeliğe bıraktığıkonulara ilişkin usul ve esaslar, temel ilkeler, kullanılacak yetkininsınırları gibi hususların kanuni çerçevesi çizilmiş değildir. Tesislerden eldeedilen gelirlerin harcama usul ve esaslarına dair tek belirleme bu harcamaların“müştereken istifade edilen tesislere yönelik” yapılacak olmasıdır.Bunun dışında kurallarda gelirlerin harcama usul ve esaslarına ilişkin herhangibir açıklık bulunmamakta, konunun düzenlenmesi tamamen yönetmeliğebırakılmaktadır.
5. Bu durum tesislerin işletilmesi, işlettirilmesi ve bunlarıngelirlerinin harcanması bakımından da geçerlidir. Yönetmelikle düzenlenmesiöngörülen hususların, bir yandan çalışma hakkı ve teşebbüs özgürlüğü gibi temelhak ve hürriyetlerle yakından ilgili olduğu, diğer yandan da -bütçe dışı daolsa- kamu gelirlerinin harcanmasına ilişkin olduğu için kanuni çerçevesinin vetemel ilkelerin kanunla düzenlenmesi gerektiği izahtan varestedir. Açıklanannedenlerle, kurallar Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır.
B. “…Bakanlıkça belirlenensürelerle sınırlı olmak kaydıyla…” İbaresi
6. Dava konusu kuralın da içinde bulunduğu fıkrada, İçişleriBakanlığı (Bakanlık) tarafından belirlenen sürelerle sınırlı olmak kaydıyla veGöç İdaresi Genel Müdürlüğünün onayıyla, belli hallerde valiliklerce insaniikamet izni verilebileceği ve bu izinlerin uzatılabileceği düzenlenmektedir.
7. Anayasa’nın 2. maddesinde bir anlamda devletin diğer tümniteliklerini de niteleyen ana ilke olarak güvenceye alınan hukuk devleti,toplumsal hayatı düzenleyen kuralların öngörülebilir ve belirli olmasınıgerektirmektedir. Bu bağlamda hukuki güvenlik ilkesi, hukuk kurallarınınöngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güvenduyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerinde bu güven duygusunuzedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır. Belirlilik ilkesi iseyasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamayave kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilirolmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlemiçermesini ifade etmektedir (AYM, E.2019/47, K.2021/16, 04/03/2021, § 30 ; İ.K.[GK], B.No: 2019/20904, 15/4/2021, § 47).
8. İnsani ikamet izin süresini belirleme konusunu tamamen Bakanlığabırakan dava konusu kuralın belirli ve öngörülebilir olduğu söylenemez. Ziraiznin süresi bakımından kanunda herhangi bir alt ve üst sınır öngörülmüşdeğildir. Hâlbuki değişiklikten önce, Bakanlığın söz konusu izni “en fazlabirer yıllık sürelerle” verebileceği öngörülmekteydi. Kuralın gerekçesindeizin sürelerinin daha esnek hale getirildiği belirtilmişse de bu durum ortayaçıkan belirsizliği ve öngörülemezliği meşrulaştırmak için yeterli değildir.
9. Diğer yandan hukuk devleti temel hak ve özgürlüklerin keyfi bir biçimdekısıtlanmasını önleyecek güvencelerin kanunlarda yer almasını ve kamu gücükullananların bu güvencelere uygun davranıp davranmadığının yargısaldenetiminin etkili bir şekilde yapılmasını gerektirmektedir. İptali istenenkural uyarınca ikamet izni uzatılmayan biri bu işleme karşı dava açtığındayargı merciinin Bakanlığın takdir yetkisini keyfi kullanıp kullanmadığınıdenetleyecek herhangi bir ölçüte kuralda yer verilmemiştir. Bu nedenle kuralhukuk devleti ilkesine aykırıdır.
10. Yukarıda (A) ve (B) başlıkları altında açıklanan gerekçelerle,dava konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğunu düşündüğümden çoğunluğun redyönündeki kararına katılmıyorum.
Başkan
Zühtü ARSLAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Kanunun 21. maddesiyle değiştirilen 2692 sayılıKanunun ek 4. maddesinin 5. fıkrasının ikinci cümlesinin iptal edilen“tesislerden istifade edilmesinin yasaklanmasını gerektiren durumlar” ve“gibi” ibarelerinin dışında kalan kısmı yönünden : İncelemeyekonu kural ile maddenin önceki cümle ve fıkralarında belirtilen tesislerdenelde edilen gelirlerin harcama esasları ile Sahil Güvenlik Komutanlığı’na aittesislerin işletilmesi, işlettirilmesi, gelirlerinin harcanması hususlarınadair usul ve esasların İçişleri Bakanlığı tarafından düzenlenecek yönetmeliklebelirleneceği düzenlenmektedir.
2. Yasama yetkisinin kaynağını doğrudan Anayasa’dan alanasli bir yetki olmasına karşın idarenin düzenleme yetkisi türevseldir, yalnızcakanuna bağımlı/dayalı olarak kullanılabilir. Bunun istisnasını ise Anayasa’daCumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılabilecek konularda tanınan yetkioluşturmaktadır. Kural olarak yönetmelik kanunun uygulanması amacıylaçıkarılacağı için kanunda açıkça yetki verilmesi gerekli değil ise de böyle birbelirleme de yapılabilir. Örneğin kanun hükmünde, belirli bir husustaki teknikuygulama usullerinin yönetmelikte düzenleneceği öngörülebilir. Her iki durumdada yönetmelikler kanuna dayanmak zorunda olup, kanuna aykırı olamayacağı gibikanundaki usul ve esasları daraltamaz ya da genişletemez.
3. Diğer taraftan kanunla düzenlenmesi gereken konularailişkin hususlarda ilk elden düzenleme yapılması için yönetmeliğe yetkiverilmesi yasama yetkisinin devri anlamına gelir. Başka deyişle yönetmelikledüzenleme yetkisinin verildiği durumda, düzenleme yetkisinin kapsamına ve temelesas ve çerçevesine ilişkin olarak kanunda bir belirleme yapılması zorunludur.Aksi durumda yasama yetkisinin idareye devredildiğinden söz edilir ki bu durumAnayasa’nın 7. maddesine aykırıdır. Nitekim bu husus Mahkememizin çeşitlikararlarında; “türevsel niteliktekidüzenleyici işlemler bakımından yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı,tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle temel ilkeleri belirlenmeksizinve çerçevesi çizilmeksizin, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir kanunkuralı ile sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın yürütmenin düzenlemesinebırakılması, Anayasa'nın belirtilen maddesine aykırılık oluşturur.” sözleriyle ifade edilmiştir; AYM, E.2011/42,K.2013/60, 9/5/2013; E.2019/36, K.2021/15, 4/3/2021, p. 57; AYM, E.2022/54,K.2022/99, 08/09/2022, Öte yandan Anayasa’da münhasıran kanunladüzenlenmesi gereken hususlara ilişkin olarak yönetmelik çıkarma yetkisiverildiği durumda ilgili konunun temel esaslarının kanunla belirlenmesineilişkin gereklilik daha sıkı bir biçimde aranmaktadır.
4. Yine örneğin 7261 sayılı Çevre Ajansı’nın KurulmasınaDair Kanunun 5. maddesinin 5. fıkrasında yönetmelikle düzenleme yetkisiverilmesi hakkında AYM “Ajans organları ile hizmet birimlerinin görev veyetkileri, üyelerinin atanması, teşkilat yapısı ile çalışmasına ilişkin usul veesaslarına ilişkin temel ilke ve çerçevenin Kanun’da düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla söz konusuhususların Bakanlık tarafından çıkarılan yönetmelikle belirleneceğine yönelikkuralın yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık oluşturduğu…” değerlendirmesiyle ilgili kuralın iptaline kararvermiştir (bkz. AYM 2021/27 – 2023/26, 16/2/2023, p. 76).
5. Öte yandan kuralda yer alan düzenlemelerin kamukaynağının elde edilmesi ve kullanımıyla ilgili olması nedeniyle kanunda buhususa dair temel esasların belirlenmiş olması gerektiği gibi, demokratikdevlet ve hukuk devleti ilkeleri uyarınca idarelerin kamu kaynaklarını kamuyararına uygun kullanmalarını, mali yönden denetlenmelerini ve böylece toplumahesap verilmesini sağlayıcı güvenceleri içermesi de gerekir. Örneğin AYM’ninbir kararında bu husus; “kamu kaynağı kullanan idare, kurum ve kuruluşlarınmali işlemlerinin denetlenmesi anılan kaynağın kamu yararına uygun kullanılmasıve esas sahibi olan topluma hesap verilmesini sağlamak bakımından demokratikdevlet ilkesinin gereğidir. Başka bir ifadeyle demokratik devlet denetime açıkve şeffaf bir mali düzen kurmak, kişilerden kamu gücü kullanılarak toplananvergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerle yaratılan kaynağın kamuyararına uygun şekilde harcanmasını güvence altına alan yöntemlerigeliştirmekle yükümlüdür.” ifadeleriyle vurgulanmıştır (AYM E. 2021/27 – K.2023/26, 16/2/2023, p. 66).
6. Kuralda yer alan “tesislerin işletilmesi veişlettirilmesi, gelirlerinin harcanması” ibareleri bakımından idareye verilendüzenleme yetkisi yalnızca teknik ve usuli hususları kapmamakta, yetkininesasıyla ilgili konuların da Yönetmelik ile belirlenmesi öngörülmektedir. Sonuçolarak incelenen kuralın gerek hukuk devleti ilkesinin gereklerinikarşılamadığı, gerekse idareye verilecek yetkiler bakımından yasama yetkisinindevri anlamına gelecek bir eksiklik içerdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda yasalçerçevesi belirlenmeden idareye düzenleme yetkisi verilmesi yasama yetkisinindevri anlamına geleceğinden Anayasa’nın 2. ve 7. maddeleri uyarınca kuralıniptal edilmesi gerekmektedir.
7. Kanunun 30. maddesiyle 2803 sayılı Kanuna eklenenEk 8. maddesine eklenen 5. fıkrasının iptaline karar verilen ibareler dışındakalan kısmı yönünden : Yukarıda sayılan gerekçeler benzer bir düzenlemeiçeren bu kural bakımından da geçerlidir. Bu nedenle kuralın reddine kararverilen kısmının da aynı gerekçelerle iptalinin gerektiğini düşünmekteyim.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Kanun’un10. maddesiyle 3201 sayılı Kanun’un değiştirilen geçici 29. maddesinin birincicümlesinde yer alan “…sözlü…” ibaresinden önce “…yazılı/… ibaresine kuralda yerverilmiştir. Düzenleme, sınavın yazılı veya sözlü yapılmasıyla ilgili olarak buiki sınav usulü arasına (/) işareti koymak suretiyle hangisinin uygulanacağınıkonusunda idareye geniş bir takdir yetkisi bırakmaktadır. (/) işaretinin “veya”anlamını dışlamadığını düşünürsek idare sınavı bir dönem sadece yazılı olarakyapabileceği gibi bir sonraki dönem sadece sözlü olarak da düzenleyebilecektir.Bu durum adaylar açısından bir öngörülemezliğe, belirsizliğe ve eşitsizliğeneden olacaktır. Bu nedenle dava konusu kural Anayasa’nın 2., 10. ve 128.maddelerine aykırıdır. Geçici 29. maddenin ikinci cümlesi de yasama yetkisinindevri anlamına geldiğinden Anayasa’nın 2., 7. ve 128. maddeleriylebağdaşmamaktadır.
2. Kanun’un21. maddesiyle 2692 sayılı Kanun’un değiştirilen ek 4. maddesinin beşincifıkrasının ikinci cümlesinde “Bu suretle elde edilen gelirlerin müşterekenistifade edilen tesislere yönelik harcama usul ve esasları Milli SavunmaBakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca …hazırlanan yönetmelikle düzenlenir” hükmüyer almaktadır. Kuralda bir kamu kaynağının harcama esasları yönetmeliğebırakılmıştır. Harcama esaslarının genel çerçevesinin kanunla belirlenmişolması gerekmektedir. Dolayısıyla kural, Anayasa’nın 2. ve 7. maddelerineaykırıdır. Cümlenin Sahil Güvenlik Komutanlığına ait tesislerle ilgilidüzenlemeyi İçişleri Bakanlığınca hazırlanan yönetmeliğe bırakın kısmı da, aynıgerekçelerle Anayasa’nın 2. ve 7. maddelerine aykırıdır.
3. Kanun’un21. maddesiyle 2803 sayılı Kanun’un değiştirilen ek 8. maddesine eklenenbeşinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Bu suretle elde edilengelirlerin müştereken istifade edilen tesislere yönelik harcama usul veesasları Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca …hazırlananyönetmelikle düzenlenir” hükmü ile aynı cümlede yer alan Jandarma GenelKomutanlığına ait tesislerle ilgili düzenlemeyi İçişleri Bakanlığıncahazırlanan yönetmeliğe bırakın kısım da Anayasa’nın 2. ve 7. maddelerineaykırıdır.
4. Kanun’un74. maddesiyle 6458 sayılı Kanun’un 46. maddesinde bulunan “…Bakanlıkçabelirlenen sürelerle sınırlı olmak kaydıyla…” ibaresi Bakanlığa insani ikametizin süresini herhangi bir ölçüte bağlı kalmadan uzatma veya kısaltma yetkinivermektedir. Keyfi uygulamaları engelleyecek herhenagi bir düzenleme deiçeremeyen kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır.
5. Belirtilennedenlerle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Engin YILDIRIM
KARŞIOYGEREKÇESİ
3201 sayılı Kanunun 7196 sayılı Kanunla değişik geçici29. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki “…sözlü…” ibaresi ileikinci cümlesinin Anayasaya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine kararverilmiştir.
Red kararlarının gerekçelerinde; anılan fıkranın ilkcümlesinde, başpolis memurları ile kıdemli başpolis memurlarının komiseryardımcılığına atanabilmeleri için diğer şartların yanında yazılı veya sözlüsınav şartının öngörülmesi suretiyle kanunî çerçevenin çizildiği, bu konudaidareye takdir yetkisi tanınmasında Anayasaya aykırı bir yön bulunmadığı,idarenin kendisine tanınan bu yetkiyi kullandığı her durumda ilgililerinyapılan işlemleri dava konusu yapabileceği, kuralla yargısal denetime engel birdüzenleme getirilmediği, ayrıca Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesiniöngördüğü konularda da yasama organının temel kuralları belirledikten sonrauzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmenin düzenleyiciişlemlerine bırakabileceği, bunun yasama yetkisinin devri olarakyorumlanamayacağı, fıkranın birinci cümlesinde komiser yardımcılığına atanmaşartları belirlendiğinden, adaylarda aranacak diğer nitelikler ile sınavlara veeğitime ilişkin usûl ve esasları düzenleme yetkisinin idareye bırakılmasındaAnayasanın 2., 7. ve 128. maddelerine aykırı bir yön bulunmadığıbelirtilmiştir.
3201 sayılı Kanunun, incelenen kuralların yer aldığıgeçici 29. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, başpolis memurlarıve kıdemli başpolis memurları arasında yapılacak “yazılı/sözlü” sınavlardabaşarılı olanlardan ilk derece âmirlik eğitimini başarıyla bitirenlerin komiseryardımcılığı rütbesine atanacakları; ikinci cümlesinde de adaylarda aranacakdiğer nitelikler ile sınavlara ve ilk derece âmirlik eğitimine dair diğer usûlve esasların İçişleri Bakanlığı tarafından düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Red kararının büyük ölçüde, 3201 sayılı Kanunun geçici29. maddesi yürürlüğe girmeden önce bu kişilerin komiser yardımcılığınaatanmalarını düzenleyen 55. maddesinin onüçüncü fıkrasındaki hükümlerin iptalitalebiyle açılan davada verilen ve çoğunluğun gerekçesinde atıf yapılankararımızdaki red gerekçelerine dayandırılması sebebiyle, öncelikle dava konusukuralların son hâlini almalarına kadar geçen sürecin ve mezkûr kararımızındikkate alınması suretiyle anlam ve kapsamlarının belirlenmesi gerekir. Butespit, özellikle belirlilik ve bu çerçevede kanunîlik ile yasama yetkisinindevredilmezliği ilkeleri yönünden yapılacak değerlendirme için önemlidir.
Bir kanun hükmünün anlam ve kapsamı belirlenirken birbütün olarak kanuna, hattâ yasama organı kanunî bir düzenleme yaparken herhâldeönceki kanun hükümlerini de gözönünde bulundurduğundan, kanunun aynı konudakiönceki hükümlerine de bakılmalıdır (Peter Benson Maxwell, Interpretation ofStatutes, 12.bs., Londra 1969, s. 64 vd. Nakleden: Glanville Williams, Learningthe Law, Londra 1982, s.98). Esasen kanun değişikliğine, hükmün önceki hâlisebebiyle ihtiyaç duyulduğundan, değiştirilen kanun hükmünün yürürlüktekihâlinin yorumlanması bakımından bu inceleme kaçınılmazdır (aynı yönde bkz. 17/7/2020tarihli ve E.2020/44, K.2020/41 sayılı karara ilişkin karşıoy gerekçem ve11/4/2019 tarihli E.2019/8, K.2019/26 sayılı karar, §13).
Bu itibarla, incelenen kuralların yer aldığı geçici 29.maddenin değiştirilmesinden önceki hâlinin ve bu maddede belirtilen hususların3201 sayılı Kanunda ilk olarak nasıl düzenlendiğinin açıklanması gerekir.
3201 sayılı Kanunun “Terfi ve atama” başlıklı 55.maddesinin onbirinci fıkrasında polis âmirlerinin terfileri için aranan şartlarbelirlenmiştir. 27/3/2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanunun 22. maddesiyledeğiştirilen mezkûr maddenin onüçüncü fıkrasında ise, ilk defa başpolismemurları ile kıdemli başpolis memurlarının komiser yardımcılığı rütbesineatanmalarının şartları düzenlenmiş; ihtiyaç hâlinde bunlardan meslekte fiileniki yılını dolduran, kırkbeş yaşından gün almayan ve lisans mezunu olanlararasında yapılacak yazılı ve sözlü sınavda başarılı olanların ilk dereceâmirlik eğitimini başarıyla bitirmeleri kaydıyla komiser yardımcılığı rütbesineatanmaları, adaylarda aranacak diğer nitelikler ile sınavlara ve âmirlikeğitimine ilişkin usûl ve esasların ise yönetmelikle düzenlenmesiöngörülmüştür.
Onbirinci ve onüçüncü fıkralardaki yazılı sınavlarınyanında sözlü sınav da yapılmasını öngören ibarelerle onüçüncü fıkranın bellihususların yönetmelikle düzenlenmesine ilişkin ikinci cümlesinin Anayasayaaykırı olduğu iddiasıyla açılan iptal davası sonucunda ise; anılan kurallarınhem kişiler hem de idare yönünden açık ve uygulanabilir şekilde düzenlendiği,konuya ilişkin temel kuralların ve yasal çerçevenin de kanunla belirlendiğiifade edilerek kanunda belirtilen şartlara aykırı düşmeyecek ve onları etkisizhâle getirmeyecek şekilde aranacak diğer şartlara ilişkin düzenleme yetkisininidareye bırakılmasında ve yazılı sınav yanında sözlü sınav şartının daöngörülmesinde belirlilik, kanunîlik ve yasama yetkisinin devredilmezliğiilkelerine aykırı bir yön bulunmadığına karar verilmiştir (4/5/2017 tarihli veE.2015/41, K.2017/98 sayılı karar, §§ 213-216).
Ancak bu karardan yaklaşık olarak onsekiz ay sonra18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Kanunun 3. maddesiyle 3201 sayılı Kanununaeklenen geçici 29. maddede, 55. maddenin onüçüncü fıkrasında komiseryardımcılığı rütbesine atanmak için aranan şartlardan “meslekte fiilen ikiyılını doldurma” şartının bu geçici maddenin yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren başpolis memurları ve kıdemli başpolis memurları için aranmaması ve“yazılı ve sözlü sınavda” başarılı olma şartı yerine “yazılı veya sözlüsınavda” başarılı olma şartı öngörülmüştür. Anılan hükümde açıkça “veya”denilmiş olmasa da, “yazılı/sözlü” şeklinde kaleme alınan ibaredeki “/”(taksim) işaretinin “veya” anlamına geldiği çoğunluk tarafından da kabuledilmiştir.
Bu düzenlemeden bir yıl kadar sonra kabul edilen6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanunun 3. maddesiyle ise, 55. maddeninonüçüncü fıkrası değiştirilerek başpolis memurları ile kıdemli başpolismemurları bu fıkra kapsamından çıkarılmış; aynı Kanunun 10. maddesiyle de,iptali talep edilen hükümlerin bulunduğu geçici 29. madde değiştirilerek ve birgeçiş hükmünden sürekli uygulanacak nitelikte bir hükme dönüştürülerek, bumemurların komiser yardımcılığına atanmaları amacıyla yapılacak yazılı veyasözlü sınavlara girebilmeleri için maddede öngörülen bütün şartlarkaldırılmıştır.
Kısaca 2015 yılında Kanunun 55. maddesinde yapılandeğişiklikle getirilen ve başpolis memurları ile kıdemli başpolis memurlarınınkomiser yardımcılığına atanabilmeleri için başarmaları gereken yazılı ve sözlüsınava girme şartı olarak öngörülen “meslekte iki yılını doldurma” şartının,2018 yılında Kanuna eklenen geçici 29. maddede “bu maddenin yürürlüğe girdiğitarihte” 55. maddenin onüçüncü fıkrasındaki diğer şartları taşıyanlarbakımından aranmaması sağlanmış; 2019 yılında 55. maddede yapılan değişiklikleise başpolis memurları ve kıdemli başpolis memurları bu maddenin onüçüncüfıkrası kapsamından çıkarılarak ve bunlara ilişkin geçici 29. maddede öngörülenkırkbeş yaşından gün almamış ve dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezunolma şartları kaldırılarak bu kişilerin anılan rütbeye atanmaları için sınavşartı dışında bir şart bırakılmamış; “yapılacak yazılı/sözlü sınavlarda”denilmek suretiyle de iki sınavdan birini tercih etme konusunda idareye genişbir takdir yetkisi tanınmıştır.
Bu nedenle, çoğunluğun kararında atıf yapılan ve benim dekatıldığım 4/5/2017 tarihli red kararımızda yer verilen, yazılı sınav yanındasözlü sınav da öngörülmesinde ve 55. maddenin onüçüncü fıkrasında sayılanşartların yanında aranacak diğer niteliklere ve sınavlara ilişkin usûl veesasların yönetmelikle düzenleneceğinin hükme bağlanmasında Anayasaya aykırılıkbulunmadığına ilişkin gerekçeler, bu davaya konu kurallar açısından kabul edilebilirolmaktan çıkmıştır.
Bu itibarla dava konusu kural kapsamında yer alan venitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri ilediğer özlük işlerinin Anayasanın 128. maddesi uyarınca kanunla düzenlenmesigerektiğinde ihtilaf bulunmayan söz konusu personelin bu konularda tâbi olacağıusûl ve esasların anılan anayasal ilkeye uygun olarak belirlenipbelirlenmediği; başka bir anlatımla, incelenen kural kapsamındaki personeleilişkin olarak kuralda sayılan hususların Anayasaya uygun bir şekilde kanunladüzenlenip düzenlenmediği bu açıklamalar çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Bilindiği gibi, kanunla düzenleme, hukuk devleti ileyasama yetkisinin devredilmezliği ilkelerine uyulmasını gerektirir. KanunlarınAnayasaya uygunluk denetiminde de, kanun hükümlerinin Anayasanın 2. ve 7.maddelerinde öngörülen bu ilkelere uygun olup olmadığı değerlendirilir.
Anayasanın 2. maddesinde öngörülen hukuk devletinin temelunsurlarından biri olan belirlilik ilkesi, kanunî düzenlemelerin hem kişilerhem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer bırakmayacakşekilde açık, net, anlaşılır, nesnel ve sınırlarının belirli olmasını; hukukîgüvenlik ilkesiyle bağlantılı olarak da normların öngörülebilir olmasını vebelirli bir kesinlik içinde hangi somut olgulara hangi sonuçların bağlandığınınkanunda görülebilmesini zorunlu kılar (geniş açıklama için bkz. 3/6/2021tarihli ve E.2020/9, K.2021/37 sayılı karara ilişkin karşıoy gerekçem).
Bu ilke uyarınca kanun hükümleri, ilgililerin bir işlemveya fiilin belirli şartlarda ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul birdüzeyde öngörmelerini mümkün kılacak ve kamu otoritelerinin keyfîuygulamalarına imkân tanımayacak şekilde düzenlenmeli ve idareye verilen takdiryetkisinin kapsamı ve uygulama usulü açık olarak belirlenmelidir.
Yukarıda belirtilen karşıoy gerekçemde de ifade edildiğiüzere, kanunî düzenlemelerde söz konusu şartların aranması, bunlara uygun birkanunî düzenleme yapılmadığı takdirde yürütme organının mutlaka keyfîdüzenlemeler yapacağı anlamına gelmediği gibi kanun hükmündeki belirsizlikhukukî güvenlik ilkesiyle bağdaşmayan sonuçlar da doğurmayabilir. AncakAnayasanın 2. maddesinde öngörülen hukuk devleti ilkesinin gereği olan builkeler, Anayasaya uygunluk denetiminde, uygulamadan ve kanunun verdiği yetkiyedayanılarak yapılan düzenleyici işlemlerden bağımsız olarak, sadece kanun hükmüüzerinden değerlendirilir ve bu değerlendirmeye göre yürütmenin düzenleyiciişlemlerinin dayanacağı, muhataplarınca öngörülebilir bir normun bulunupbulunmadığı belirlenir.
Anayasanın 7. maddesinde ise yasama yetkisinin TürkiyeBüyük Millet Meclisine ait olduğu ve devredilemeyeceği hükme bağlanmıştır.Yürütme organına düzenleme yapma yetkisi verilmesini engellemeyen bu ilkekanunla düzenlenmesi gereken konularda genel ifadelerle yetinilmeyip kanunlatemel kuralların ve esasların belirlenmesinden ve konunun çerçevesininçizilmesinden sonra ayrıntıların düzenlenmesinin yürütme organına bırakılmasınıgerektirir. Düzenleme konusunda bu şartlara uyulmadan çok geniş bir takdiryetkisi verilmesi ise yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılıkoluşturur (geniş açıklama için bkz. 3/6/2021 tarihli ve E.2020/9, K.2021/37sayılı karara ilişkin karşıoy gerekçem).
Yukarıda aktarılan anayasal ilkelere göre, kanunla düzenleme,şüphesiz ki konuya ilişkin bütün ayrıntılara kanunda yer verilmesinigerektirmez. Kuralların, özellikle de kanun hükümlerinin belli bir ölçüdesoyutluk içermesinin kaçınılmaz olduğu tartışmasızdır. Bununla birlikte, buzorunluluk bir konudan kavramsal veya kurumsal olarak bahsedilmesinin yeterliolduğu anlamına da gelmez. Anayasaya göre, kanunla düzenlenmesi gerekenkonularda genel ifadelerle yetinilmemesi; temel esasların belirlenmesinden vekonunun çerçevesinin çizilmesinden sonra ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmeorganına bırakılması; kanun koyucunun tespit edeceği temel esaslar ile çizeceğiçerçevenin de, yürütme organının düzenleyeceği ayrıntıların belirlenmesinde vebuna ilişkin yargısal denetimde yol gösterecek nitelikte olması gerekir.
Başlangıçta temel esasları belirlenerek çerçevesiçizilen, ancak yapılan değişikliklerle meslekte fiilen iki yılını doldurma,kırkbeş yaşından gün almamış ve lisans mezunu olma şartları kaldırmak suretiyle-başpolis memuru veya kıdemli başpolis memuru olma dışında- kanunla belirlenmişhiçbir nitelik bırakılmayan mezkûr kuralın ilk cümlesinde, “yazılı/sözlüsınavlarda” denilmek suretiyle sınavların yazılı veya sözlü yapılmasıhususunda; ikinci cümlesinde de adaylarda aranacak nitelikler ile sınavlarailişkin konularda herhangi bir esas öngörülmeden, sayılan hususların Bakanlıktarafından düzenleneceği hükme bağlanarak bu konuyu düzenleme bakımındanidareye çok geniş ve sınırsız bir takdir alanı bırakılmıştır. Buna karşılıkidarenin hangi ilkeleri ve ölçütleri esas alarak bu hususları belirleyeceğimezkûr hükümde de Kanunun başka bir maddesinde de açık, anlaşılır ve nesnel birşekilde düzenlenmemiş ve bir çerçeve çizilmemiştir. Üstelik bu konuyudüzenleyen asıl hüküm olan 55. maddenin onüçüncü fıkrasında yapılan değişikliklerlede söz konusu personel anılan madde kapsamından çıkarıldığından, kural tamamenbelirsiz hâle getirilmiştir. Bu nedenle düzenleme keyfî uygulamalara yolaçabilecek, başka bir ifadeyle belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerineaykırılık oluşturacak bir niteliğe dönüştüğü gibi yasama yetkisinindevredilmezliği ilkesine de aykırı hâle gelmiştir.
Diğer taraftan çoğunluğun gerekçesinde, idareninincelenen ilk kurala göre sözlü sınav yapma yetkisini kullandığı durumlarda,ilgililerin yapılan işlemleri yargı denetimine taşıyabilecekleri, idarî yargıdenetiminin keyfî uygulamalardan kaçınılmasını sağlayacak nitelikte olduğu vekuralla yargısal denetimden önce idarenin gözetmesi gereken belirlistandartların getirildiği belirtilmekle birlikte, bu görüşe katılmak da mümkündeğildir.
Yukarıda açıklandığı üzere, belirlilik ilkesi yargısaldenetimde gözönünde bulundurulacak kriterlerin de belirlenmiş olmasınıgerektirdiğinden, bu ilkeye uygun olmayan kanunî düzenlemeler mezkûr denetimiimkânsız hâle getirir. Başka bir deyişle, kanunla idareye temel ilkeleri,sınırları ve şartları açık, net, anlaşılır ve nesnel bir şekilde belirlenmemişgenişlikte bir takdir yetkisi tanındığında söz konusu belirsizlik, budüzenlemeye dayanılarak idarece yapılacak düzenleyici ve bireysel işlemlerleilgili olarak yargı mercilerince etkili bir denetim gerçekleştirilmesini deimkânsız hâle getirir (aynı yönde bkz. 1/6/2022 tarihli ve E.2021/132,K.2022/69 sayılı; 13/12/2022 tarihli ve E.2019/88, K.2022/159 sayılı kararlarailişkin karşıoy gerekçelerim).
İncelenen kuralların, etkili bir idarî yargı denetimineimkân verecek nitelikte olmamasından dolayı bu yönden de mezkûr ilkelere uygunolduğu söylenemez.
Bu sebeplerle, mezkûr kuralların Anayasanın 2., 7. ve128. maddelerine aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği düşüncesiyleçoğunluğun aksi yöndeki kararına karşıyım.
Üye
M. Emin KUZ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Mahkememiz çoğunluğunun6/12/2019 tarihlive 7196 sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde KararnamedeDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21.maddesiyle 2692 sayılı Kanun’un değiştirilen ek 4. maddesinin beşincifıkrasının “tesislerden istifade edilmesinin yasaklanmasını gerektirendurumlar gibi” kısmı hariç ikinci cümlesinin ve 30. maddesiyle 2803 sayılıKanun’un ek 8. maddesine eklenen beşinci fıkrasının “tesislerden istifadeedilmesinin yasaklanmasını gerektiren durumlar gibi” kısmı hariç ikincicümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığışeklindeki kararına katılmamaktayım.
2. Her iki Kanun’un bahse konu beşinci fıkralarınınikinci cümleleri benzer düzenlemeler içermektedir. Mahkememiz oybirliği ile “tesislerden istifade edilmesinin yasaklanmasınıgerektiren durumlar gibi” ibaresiniiptal etmiştir. Ancak kanaatimizce cümlelerin kalan kısımlarının da Anayasa’yaaykırı olduğu için iptali gerekmektedir.
3. 2692 sayılı Kanun’un değiştirilen ek 4. maddesininbeşinci fıkrasının ikinci cümlesi şöyledir:
“Bu suretle elde edilen gelirlerin müştereken istifadeedilen tesislere yönelik harcama usul ve esasları Millî Savunma Bakanlığı veİçişleri Bakanlığınca, Sahil Güvenlik Komutanlığına ait tesislerin işletilmesi,işlettirilmesi, gelirlerinin harcanması, tesislerden istifade edilmesininyasaklanmasını gerektiren durumlar gibi genel usul ve esaslar İçişleriBakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.”
4. Benzer diğer kural olarak 2803 sayılı Kanun’un ek 8.maddesine eklenen beşinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise Jandarma GenelKomutanlığı için düzenlenmektedir.
5. Her iki kuralda da esasında bu cümlelerin yer aldığımaddelerin üçüncü fıkralarında sayılan vardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyaltesisler, özel, yerel ve kış eğitim merkezlerindeki kantinlerden ve tesislerdenistifade edecek personelden alınan üyeaidatı ve kart ücreti gelirlerinin müştereken istifade edilen tesislere yönelikharcama usul ve esaslarının İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlananyönetmelikle düzenleneceği öngörülmektedir.
6. Görüldüğü üzere her iki kuralda da kamusal kaynaklarınharcanması ile ilgili hususlar yer almaktadır. Kurallar maddelerin üçüncüfıkralarında belirtilen şekilde elde edilen gelirlerin müştereken istifadeedilen tesislere yönelik harcama usul ve esaslarını İçişleri Bakanlığıtarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlemeyi öngörmektedir.
7. Bununla birlikte kamusal kaynakların harcanması ileilgili temel ilke ve esasların başka bir ifade ile bu konuya ilişkin anaçerçevenin kanunla düzenlenmesi Anayasa’nın 2. maddesindeki demokratik devletilkesi ve yine Anayasa’nın 7. maddesindeki yasama yetkisinin Türkiye BüyükMillet Meclisinde olmasının zorunlu bir gereğidir.
8. Bu konularda Kanunlarda hiçbir şekilde temel ilkelerbelirlenmeksizin konuya ilişkin tüm hususların düzenlenmesini İçişleriBakanlığının çıkaracağı yönetmeliğe bırakan kuralın Anayasa’nın 2. ve 7.maddelerine aykırılıktan dolayı iptali gerekmektedir.
9. Yukarıda sıralanan gerekçelerle çoğunluğun kurallarınAnayasa’ya aykırı olmadıkları şeklindeki kararına katılmamaktayım.
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Mahkememiz çoğunluğu, 6/12/209 tarihli ve 7196 sayılıBazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik YapılmasınaDair Kanun’un 72. maddesiyle 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar veUluslararası Koruma Kanun’un 21. maddesinin değiştirilen (7) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…Bakan onayıyla…” ibaresininAnayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar vermiştir.
2. İptaline karar verilen kural, ikamet iznibaşvurularına aracılık hizmeti sunacak yetkili aracı kurumların İçişleri Bakanıonayıyla görevlendirileceğini öngörmektedir. 6458 sayılı Kanun’un 21.maddesinin (7) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde ikamet iznibaşvurularının yetkili aracı kurum tarafından da yapılabileceği belirtilmiş,ikinci fıkrasında ise İçişleri Bakanlığı tarafından gerekli görülen durumlardaikamet izni başvurularında azami üç yıl geçerli sözleşmelerle ve ikametaracılık hizmet bedelinin %20’sinin genel bütçeye aktarılması kaydıyla, ikametizni aracılı hizmeti sunacak yetkili aracı kurumların İçişleri Bakanı onayıylagörevlendirileceği kabul edilmiştir. Maddenin son cümlesinde, buna ilişkinişlemlerde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 4734 sayılı Kanuna hükümlerininuygulanmayacağı, buna ilişkin usul ve esasların Bakanlık tarafından çıkarılanyönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır.
3. Öncelikle belirtmek gerekir ki 6458 sayılı Kanun’da7196 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce söz konusu hükümler ileyetkili aracı kurumun, ikamet izni başvurularını yabancı adına yapabileceği,niteliklerinin ve görev çerçevesinin yönetmelikle belirleneceği hüküm altınaalınmıştır. Ancak aracı kurumalarla yapılacak sözleşmelerin süresi, nasılgörevlendirileceklerine dair usul ve esaslar önceki düzenlemede belirlenmişdeğildi. Kuralın yer aldığı cümlede Bakanın onay verebileceği kurumun öncelikleyetkili aracı kurum olması gerektiği ifade edilmiştir. Yetkili aracı kurum,6458 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (y) bendine göre nitelikleri ve görevçerçevesi yönetmelikle belirlenen ve Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilenkurum veya kuruluşları ifade etmektedir. İptali talep edilen kuralın içinde yeraldığı cümlede, Bakan onayının azami 3 yıl için verilebileceği öngörülmüştür.Ayrıca hizmet bedelinin belli bir bölümünün genel bütçeye aktarılması gerektiğide hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla kuralda, asgari olarak yasal çerçeveninçizildiği ve ilkelerinin belirlendiği, diğer hususların düzenlenmesinin iseyönetmeliğe bırakılmasının herhangi bir belirsizliğe neden olmadığıanlaşılmaktadır.
5. Sonuç itibarıyla dava konusu kural Anayasa’nın 2.maddesine uygun olduğundan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.
Üye
Muhterem İNCE