ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2020/44
Karar Sayısı:2020/41
Karar Tarihi:17/7/2020
R.G. Tarih – Sayı:7/10/2020 -31267
İPTAL DAVASINI AÇAN: TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte135 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU:14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaKanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. Tümünün,
B. Tümününiptaline karar verilmemesi hâlinde 52. maddesiyle 13/12/2004 tarihli ve 5275sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un değiştirilengeçici 6. maddesinin,
şekil bakımından Anayasa’nın 87. ve 88. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına kararverilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN
İptali talep edilen Kanun şöyledir:
“CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDAKANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
Kanun No. 7242 KabulTarihi: 14/4/2020
MADDE 1- 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz HâkimliğiKanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Bu Kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerindebulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemlere veya bunlarla ilgilifaaliyetlere ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinininfazına ilişkin verdiği kararlara yönelik şikâyetleri incelemek ve kararabağlamak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hâkim veya mahkemetarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve kanunlarlaverilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hâkimliklerineilişkin hükümleri kapsar.”
MADDE 2- 4675 sayılı Kanunun 2 nci maddesi başlığıylabirlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“İnfaz hâkimliklerinin kuruluşu ve yetkisi
MADDE 2- Bu Kanunla ve diğer kanunlarla verilen görevleriyerine getirmek amacıyla her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve işyoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve SavcılarKurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca infaz hâkimliği kurulur.
İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla infazhâkimliği kurulabilir. Bu durumda infaz hâkimlikleri numaralandırılır.Müstakilen infaz hâkimliğine atanan hâkimler, adli yargı adalet komisyonlarıncabaşka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez.
İnfaz hâkimliği bulunduğu il veya ilçenin adı ile anılır.
İnfaz hâkimliğinin yargı çevresi, kurulduğu il merkezi veilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır.
Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunanillerde, büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ileanılan infaz hâkimliğinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına bakılmaksızınAdalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenir.
Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak birinfaz hâkimliğinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine,Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca kararverilir.
İnfaz hâkimliğinin yetkisi, hükmün infazına ilişkinişlemin yapıldığı yere göre belirlenir.
Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü vetutuklular hakkında idarece yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlereilişkin yapılan şikâyetler bakımından işlemin yapıldığı veya faaliyetingerçekleştiği ceza infaz kurumunun bulunduğu yer infaz hâkimliği yetkilidir.
İnfaz hâkimliğinde bir yazı işleri müdürü ile yeterikadar personel bulunur.”
MADDE 3- 4675 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan“Yüksek” ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.
MADDE 4- 4675 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birincifıkrasına (4) numaralı bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bentler eklenmişve diğer bent numarası buna göre teselsül ettirilmiştir.
“5. Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenliktedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan şikâyetleriincelemek.
6. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkinmahsup, ceza zamanaşımı ve hükümlünün ölümü hâllerinde verilecek kararlar dadahil olmak üzere hâkim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararlarıalmak ve işleri yapmak.”
MADDE 5- 4675 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birincifıkrasına “ilgili faaliyetlerin” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya daCumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiğikararların” ibaresi ile “gerekçesiyle bu” ibaresinden sonra gelmek üzere“karar,” ibaresi, dördüncü fıkrasına “başvurulması,” ibaresinden sonra gelmeküzere “verilen kararın,”, “doğması ve” ibaresinden sonra gelmek üzere “karar,”ve “gerçekleşmesi durumunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “karar,” ibaresieklenmiştir.
MADDE 6- 4675 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birincifıkrasına “kalan bir” ibaresinden sonra gelmek üzere “karar,” ibaresi ve üçüncüfıkrasına “yerinde görürse,” ibaresinden sonra gelmek üzere “verilen kararınveya” ibaresi eklenmiş, dördüncü fıkrasında yer alan “4.4.1929 tarihli ve 1412sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu” ibaresi “4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu” şeklinde, beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde vealtıncı fıkrasında yer alan “kurulduğu yer” ibaresi “yargı çevresindebulunduğu” şeklinde değiştirilmiştir.
“İnfaz hâkiminin kararlarına karşı şikâyetçi veyailgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren yedi gün içinde CezaMuhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. Kanunlarda infazhâkiminin onayına tabi olduğu belirtilen hususlarda da bu hüküm uygulanır.”
MADDE 7- 4675 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeeklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 2- Bu Kanunun 6 ncı maddesininbeşinci fıkrası ile 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14 üncü maddesinin beşinci fıkrası, 48inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 105/A ve 110 uncu maddeleri hariçolmak üzere, bu maddeyi ihdas eden Kanunla, İnfaz Hâkimliği Kanunu ve Türk CezaKanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda infazhâkimliğinin kuruluş, görev, yetki ve işleyişine ilişkin yapılan değişikliklerveya infaz hâkimliğine yeni görevler veren düzenlemeler, 1/9/2020 tarihindenitibaren uygulanır. Bu tarihe kadar; mevcut hükümlerin uygulanmasına devamolunur, infaz hâkimliklerine bu maddeyi ihdas eden Kanunla değişiklik yapmaksuretiyle verilen görevler bakımından mahkemelerin mevcut görev ve yetkileridevam eder, belirtilen işler bu mahkemelerce sonuçlandırılır ve bu tarihe kadaryapılan şikâyet, başvuru ve talepler bakımından infaz hâkimliğinin görevinegirdiğinden dolayı yetkisizlik veya görevsizlik kararı verilemez.
Bu maddeyi ihdas eden Kanunla infaz hâkimliğinin kuruluş,görev, yetki ve işleyişine ilişkin yapılan değişiklikler nedeniyle olağan veyaolağanüstü kanun yolu incelemesinde bozma kararı verilemez.
Bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişikliklerinuygulanacağı tarihe kadar, iş ve kadro durumu dikkate alınarak, 2 nci maddenindeğiştirilen hükümlerine göre infaz hâkimlikleri kurulur ve faaliyetegeçirilir.”
MADDE 8- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanununun 50 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “hükmü veren mahkeme”ibaresi “infaz hâkimliği” ve yedinci fıkrasında yer alan “hükmü verenmahkemece” ibaresi “infaz hâkimliğince” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 9- 5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin ikincifıkrasında yer alan “hakim” ibaresi “infaz hâkimi”, beşinci fıkrasında yer alan“hakime” ibaresi “infaz hâkimine” ve yedinci fıkrasında yer alan “hakimin”ibaresi “infaz hâkiminin” şeklinde değiştirilmiş ve yedinci fıkrasına“çektirilmesine” ibaresinden sonra gelmek üzere “infaz hâkimliğince” ibaresieklenmiştir.
MADDE 10- 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin üçüncüfıkrasının birinci cümlesine “ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere“denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da” ibaresi veikinci cümlesine “cezası ertelenen” ibaresinden sonra gelmek üzere “veyadenetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullusalıverilen” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 11- 5237 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin üçüncüfıkrasına aşağıdaki bent ve “oranında” ibaresinden sonra gelmek üzere “, (f)bendi bakımından ise bir kat” ibaresi eklenmiştir.
“f) Canavarca hisle,”
MADDE 12- 5237 sayılı Kanunun 87 nci maddesinin dördüncüfıkrasında yer alan “onaltı” ibaresi “onsekiz” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 13- 5237 sayılı Kanunun 220 nci maddesinin birinci fıkrasındayer alan “iki yıldan altı yıla” ibaresi “dört yıldan sekiz yıla” ve ikincifıkrasında yer alan “bir yıldan üç yıla” ibaresi “iki yıldan dört yıla”şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 14- 5237 sayılı Kanunun 241 inci maddesinin birincifıkrasında yer alan “beş yıla kadar hapis ve” ibaresi “altı yıla kadar hapis vebeşyüz günden” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(2) Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesihâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.”
MADDE 15- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinin mülga dördüncü fıkrası aşağıdakişekilde yeniden düzenlenmiştir.
“(4) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engelliliknedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilenşüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunankadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına kararverilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarakistinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarınıincelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararıverebilir.”
MADDE 16- 5271 sayılı Kanunun 112 nci maddesinin birincifıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümleilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAPkayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklamakararı verebilir.”
MADDE 17- 5271 sayılı Kanunun 272 nci maddesinin üçüncüfıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.”
MADDE 18- 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14 üncü maddesinin ikinci,üçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeyeaşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“(2) Aşağıdaki hâllerde hükümlüler hakkında verilencezalar doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir:
a) Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üyeolmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve cinseldokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar ile ikinci defa mükerrirolanlar ve koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası ayneninfaz edilenler hariç olmak üzere, kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha azhapis cezasına mahkûm olanlar.
b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreylehapis cezasına mahkûm olanlar.
c) Adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasınaçevrilenler.
d) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunugereğince tazyik hapsine tabi tutulanlar.
(3) Hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumundan açıkceza infaz kurumuna ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca yapılan değerlendirmesonucunda karar verilir.
(4) Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasınamahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmaksuçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları,cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı maddeimal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların kapalı ceza infaz kurumundan açıkceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararları,infaz hâkiminin onayından sonra uygulanır.”
“(5) Doğrudan açık ceza infaz kurumuna alınanlardahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan hükümlülerden;
a) Firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarındatutuklama kararı verilenler idare ve gözlem kurulu kararıyla,
b) Kınamadan başka bir disiplin cezası alıp, bu cezasıkesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezasıkesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımındantehlike oluşturanlar idare ve gözlem kurulu kararıyla,
c) Açık ceza infaz kurumu şartlarına veya çalışmakoşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar idare ve gözlem kurulununkararı ve infaz hâkiminin onayıyla,
kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilirler.
(6) Hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, açıkceza infaz kurumlarına ayrılıp ayrılmamalarına, açık ceza infaz kurumlarındageçirecekleri sürelere, kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine,doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınmalarına, doğrudan açık ceza infazkurumlarına alınanların kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğerhususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.”
MADDE 19- 5275 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncüfıkrasının birinci cümlesine “itibaren” ibaresinden sonra gelmek üzere “biryıl” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 20- 5275 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin dördüncüfıkrasına “gelmesi veya” ibaresinden sonra gelmek üzere “hükümlünün eş veyaçocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaçolmaları ya da” ibaresi eklenmiş ve fıkrada yer alan “altı ayı” ibaresi “biryılı” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 21- 5275 sayılı Kanunun 19 uncu maddesine aşağıdakifıkra eklenmiştir.
“(4) Hakkında yakalama emri çıkarılan hükümlününyakalanabilmesi amacıyla gerektiğinde konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayankapalı alanlarda arama yapılabilmesi bakımından Ceza Muhakemesi Kanununun 119uncu maddesi hükümleri uygulanır. Hâkim tarafından verilecek arama kararlarısulh ceza hâkimi tarafından verilir.”
MADDE 22- 5275 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine dördüncüfıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkra bunagöre teselsül ettirilmiş, maddenin mevcut beşinci fıkrasına “esasları”ibaresinden sonra gelmek üzere “ile beşinci fıkra kapsamında çalıştırılacakhükümlülere uygulanmayacak kısıtlayıcı hükümler” ibaresi eklenmiştir.
“(5) Açık ceza infaz kurumlarında bulunanhükümlüler, ceza infaz kurumu görevlilerinin denetiminde, kamu kurum vekuruluşlarının iş alanlarında, geceleyin bu kurum ve kuruluşlar tarafındanbarındırılmak suretiyle çalıştırılabilirler. Bu şekilde çalıştırılan süre,azami süre sınırına bakılmaksızın 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestliktedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilecek süreye ilave edilir.”
MADDE 23- 5275 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin birincifıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibinedenlerle geçici olarak kurum dışında bulunduğu yerler de bu fıkranınuygulanması bakımından kurum olarak kabul edilir.”
MADDE 24- 5275 sayılı Kanunun 42 nci maddesinin ikincifıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
“f) Kurum idaresine bildirilen telefon numarası aracılığıylaya da teknik müdahale ile başka bir hatta yönlendirme yapmak suretiyle görüşmehakkı olmayan kişilerle görüşmek.”
MADDE 25- 5275 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin ikincifıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
“n) Kuruma alkol sokmak, kurumda alkol bulundurmakveya kullanmak.”
MADDE 26- 5275 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin üçüncüfıkrasının (d) bendine “temizliğini” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kendiyaşam alanının temizliğini” ibaresi eklenmiş ve aynı fıkranın (ı) bendinde yeralan “Kurum” ibaresi “Resmî kurumlardan, kurum” şeklinde değiştirilmiş, beşincifıkrasının (g) bendine “teşhir etmek” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya dabulundurmak” ibaresi eklenmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki (j) bendi eklenmiş,yedinci fıkrasında yer alan “İznin ertelenmesi” ibaresinden sonra gelmek üzere“veya ziyaretlerin kapalı şekilde yaptırılması” ibaresi eklenmiş ve aynıfıkrada yer alan “kadar ertelenmesidir.” ibaresi “kadar ertelenmesi veya kapalıceza infaz kurumlarında açık ziyaretlerin altmış güne kadar kapalı şekildeyaptırılmasıdır.” şeklinde ve aynı fıkranın (e) bendinde yer alan “ve yenigelenlere satmak.” ibaresi “veya satmak ya da maddi menfaat karşılığı diğerçocuklara kullandırmak.” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki (r)bendi eklenmiş, sekizinci fıkrasının birinci cümlesine “altı ay” ibaresindensonra gelmek üzere “, bu fıkrada sayılan disiplin eylemlerinin ikinci veya dahafazla tekrarı hâlinde ise bir yıl” ibaresi ve aynı fıkranın (a) bendine“dışında” ibaresinden sonra gelmek üzere “başkasını neticesi sebebiyleağırlaşmış şekilde yaralamak ya da” ibaresi eklenmiştir.
“j) Başkasına ait eşyaya kasten zarar vermek.”
“r) Kurumda güvenlik amacıyla oluşturulan teknik,mekanik veya elektronik cihaz ya da sistemleri kasten etkisiz veya çalışamazhâle getirmek yahut amacı dışında kullanmak.”
MADDE 27- 5275 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin ikincifıkrasında yer alan “iki gün” ibaresi “beş gün” şeklinde ve üçüncü fıkrasıaşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(3) Soruşturma en geç onbeş gün içinde tamamlanır.Firar hâlinde bu süre hükümlünün yakalandığının öğrenildiği tarihte başlar.Düzenlenen rapor ve ekleri disiplin kuruluna sunulur. Soruşturma süresi eyleminve soruşturmanın niteliğine göre infaz hâkiminin yazılı onayı ile yedi günekadar uzatılabilir.”
“(8) Disiplin soruşturması hükümlününbarındırıldığı ceza infaz kurumu disiplin kurulu tarafından yapılır. Hükümlününceza infaz kurumu dışındaki eylemleri nedeniyle yapılacak disiplinsoruşturması, hükümlünün eylem öncesi en son barındırıldığı ceza infaz kurumudisiplin kurulu tarafından yapılır.”
MADDE 28- 5275 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin ikincifıkrasında yer alan “kaldırılması için gerekli süre içinde” ibaresi “infazıtamamlanıp kaldırılması için dördüncü fıkrada belirtilen süreler geçinceyekadar” şeklinde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasının (a) bendine “Hücreye koyma”ibarelerinden sonra gelmek üzere “ve odaya kapatma” ibaresi eklenmiş vefıkranın (c) bendinde yer alan “yerine ziyaretçi kabulünden yoksun bırakmacezası iki katı süreyle uygulanır.” ibaresi “yerine 44 üncü maddenin ikincifıkrasının uygulandığı hâllerde iki ay, üçüncü fıkrasının uygulandığı hâllerdedört ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası uygulanır.” şeklindeve altıncı fıkrasında yer alan “Disiplin kurulu,” ibaresi “Çocuğun bulunduğukurumun disiplin kurulu,” ve “vermiş olduğu cezayı” ibaresi “verilen disiplincezasını” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 29- 5275 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin üçüncüfıkrasının (b) bendinde yer alan “iki” ibaresi madde metninden çıkarılmış,bende “vasisiyle” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da ana veya babasıylabirlikte kardeşiyle” ibaresi ve fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.
“l) Çocuk hükümlüler için kurum bünyesindegerçekleştirilen tören veya anma günü ya da doğum günlerinde çocuklarınailelerinin de etkinliklere katılması sağlanabilir.
m) Çocuk hükümlünün yanında kalacağı bir yakınınınolmaması nedeniyle kullanamadığı özel izinler yerine kurum idaresinin uygungördüğü gün kadar eğitimevinin bulunduğu il sınırları içinde gündüzleri izninigeçirmesi ve gece eğitimevinde kalması imkânı verilebilir.
n) Çocuk eğitimevinde kalan hükümlünün hafta sonunda birgün, kurum idaresinin uygun gördüğü süre kadar, kurum dışına çıkmasına izinverilebilir.
o) Çocuk eğitimevinde kalan hükümlü, kamu kurum vekuruluşlarının gençlik kampı veya gençlik merkezi gibi imkânlarındanyararlandırılabilir.”
MADDE 30- 5275 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin birincifıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“c) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gerekensürenin üç aydan fazla olması,”
MADDE 31- 5275 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin ikincifıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Ayrıca, hükümlüler kamu kurum ve kuruluşlarınabağlı kütüphanelerde bulunan ve 62 nci maddedeki şartları taşıyan yayınlardanyararlandırılabilir.”
MADDE 32- 5275 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin üçüncüfıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(3) Kurum disiplinini, düzenini veya güvenliğinibozan ya da tehlikeye düşüren, hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayızorlaştıran yahut müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbiryayın hükümlüye verilmez.”
“(4) Basın İlân Kurumu aracılığıyla resmî ilan vereklam yayınlama hakkı bulunmayan gazeteler, ceza infaz kurumuna kabul edilmez.Ancak ilan ve reklamın geçici süreyle kesilmesi hâli, bu hükmün dışındadır.Yabancı dilde yayımlanmış gazete ve dergilerin ceza infaz kurumuna kabuledilmesinde Adalet Bakanlığı yetkilidir.”
MADDE 33- 5275 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinin üçüncüfıkrasına “ağır hastalık” ibaresinden sonra gelmek üzere “, salgın hastalık”ibaresi eklenmiştir.
MADDE 34- 5275 sayılı Kanunun 69 uncu maddesi aşağıdakişekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 69- (1) Kapalı ceza infaz kurumlarındakihükümlü, iki ayda bir kez, ayrıca dinî bayram, yılbaşı veya kendi doğumgünlerinde dışarıdan gönderilen ve kurum güvenliği için tehlikeli olmayan birhediyeyi kabul etme hakkına sahiptir. Çocuk ve altmış beş yaşını tamamlamışhükümlüler ile beraberinde çocuğu bulunan kadın hükümlüler, idare ve gözlemkurulu tarafından alınacak karar doğrultusunda belirtilen zaman dilimi dışındada hediye kabul edebilir. Bunun esas ve usulleri yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 35- 5275 sayılı Kanunun 76 ncı maddesine aşağıdakifıkra eklenmiştir.
“(2) Bu maddenin uygulanmasına ve sınavlara ilişkinusul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 36- 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi başlığı ilebirlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi
MADDE 89- (1) Hükümlüler, ceza infaz kurumlarındabulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliğiamacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıpkullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulananiyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı,tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olupolmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlinbelirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabitutulur.
(2) Birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede,infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretimprogramları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığısertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile cezainfaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayıduyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışmakurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınır.
(3) Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasınamahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmaksuçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları,cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı maddeimal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infazkurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına vekoşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kurulunaCumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık eder.Ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenenbir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı veSağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişikatılır.
(4) İdare ve gözlem kuruluna Aile, Çalışma veSosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile izleme kurulundan katılanüyelere katıldıkları her bir toplantı günü için memur maaş katsayısının (500)rakamı ile çarpılması sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir.
(5) Kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda,hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu maddehükümleri uygulanır.
(6) Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimliserbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeyeilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerinyeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemez.
(7) İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacakdeğerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışmausul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerinyeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri yönetmelikle düzenlenir.”
MADDE 37- 5275 sayılı Kanunun 92 nci maddesinin ikincifıkrasının birinci cümlesinde yer alan “5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesininbirinci fıkrasında yer alan” ibaresi “Terör ve örgüt faaliyeti çerçevesindeişlenen” ve “hâkim” ibaresi “sulh ceza hâkimi” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 38- 5275 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birincifıkrasında yer alan “beşte birini” ibaresi “onda birini” ve ikinci fıkrasının(b) bendinde yer alan “bir defaya” ibaresi “asgari bir ay arayla toplam ikidefaya” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 39- 5275 sayılı Kanunun 95 inci maddesinin birincifıkrasında yer alan “üç güne” ibaresi “yedi güne” şeklinde değiştirilmiş vefıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Hastalık veya doğal afet gibi zorunlu hâllerde buizinler birleştirilerek kullandırılabilir.”
MADDE 40- 5275 sayılı Kanunun 97 nci maddesinin birincifıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş, ikinci fıkrasının ikinci cümlesiyürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Salgın hastalık, doğal afet, savaş veyaseferberlik durumunda bu sebeplerden dolayı izinden dönemeyen veya geç dönenhükümlülere ceza verilmez.”
“(3) İzinden dönmeyen veya iki günden fazla birsüre geçtikten sonra dönen hükümlüler ile firar eden hükümlülere bir daha özelizin verilmez.”
MADDE 41- 5275 sayılı Kanunun 98 inci maddesi aşağıdaki şekildedeğiştirilmiştir.
“MADDE 98- (1) a) Mahkûmiyet hükmünün yorumundaduraksama olursa veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk CezaKanununun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirse, hükmü verenmahkemeden,
b) Çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya dacezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse,infaz hâkimliğinden,
duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanınbelirlenmesi için karar istenir.
(2) Birinci fıkra uyarınca yapılan başvurularcezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme veya infaz hâkimliği olayınözelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.”
MADDE 42- 5275 sayılı Kanunun 99 uncu maddesinin birincifıkrasında yer alan “mahkemeden” ibaresi “infaz hâkimliğinden” şeklindedeğiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Adli para cezasından çevrilen ve ceza infazkurumunda infaz edilme aşamasına gelen hapis cezaları da toplama kararına dahiledilir.”
MADDE 43- 5275 sayılı Kanunun 100 üncü maddesinin ikincifıkrasında yer alan “mahkemeden” ibaresi “infaz hâkimliğinden” şeklindedeğiştirilmiştir.
MADDE 44- 5275 sayılı Kanunun 101 inci maddesinin birincifıkrasına “mahkemeden” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya infazhâkimliğinden” ibaresi eklenmiş ve maddenin ikinci fıkrası aşağıdaki şekildedeğiştirilmiştir.
“(2) 99 uncu madde gereğince cezaların toplanmasıgerektiğinde bu hususta hüküm verme yetkisi, en fazla cezaya hükmetmiş bulunanmahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliğine, bu durumda birden çok infazhâkimliği yetkili ise son hükmü vermiş olan mahkemenin bulunduğu yer infazhâkimliğine aittir. En fazla cezanın;
a) Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıylaverilmesi hâlinde Ankara infaz hâkimliğince,
b) Bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesisıfatıyla verilmesi hâlinde bölge adliye mahkemesinin bulunduğu il infazhâkimliğince,
c) Bölge adliye mahkemesi tarafından duruşma açmak suretiyleverilmesi hâlinde ise hükmü kaldırılan ilk derece mahkemesinin bulunduğu yerinfaz hâkimliğince,
bu hususta karar verilir.”
MADDE 45- 5275 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin birincifıkrasına “ücretsiz olarak” ibaresinden sonra gelmek üzere “iki saat çalışmasıkarşılığı bir gün olmak üzere” ibaresi ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiş,ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlüktenkaldırılmıştır.
“Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazlasekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir.”
“(2) Denetimli serbestlik müdürlükleri,bölgelerinde bulunan bu tür kurumlardan hükümlüleri ne suretleçalıştırabileceklerine dair bilgi alırlar ve hizmetler listesini oluştururlar.”
MADDE 46- 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin birinci veikinci fıkraları aşağıdaki şekilde, altıncı fıkrasında yer alan “üç” ibaresi“beş” ve “kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine,” ibaresi “açık ceza infazkurumuna gönderilmesine, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer”şeklinde değiştirilmiş, yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmişve sekizinci fıkrasında yer alan “kapalı” ibaresi madde metnindençıkarılmıştır.
“(1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak,aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla,açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullusalıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebihâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimliserbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresincehazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkinişlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimitarafından karar verilebilir.
(2) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarıoluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumunaayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyihâlli hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde, birinci fıkradadüzenlenen infaz usulünden yararlanabilirler.”
“(7) Hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiriuygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırıbir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayıkamu davası açılmış olması hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebiüzerine infaz hâkimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumunagönderilmesine karar verilebilir. Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesineyer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlününcezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasınainfaz hâkimi tarafından karar verilir.”
MADDE 47- 5275 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinindokuzuncu fıkrasında yer alan “Adlî” ibaresi “16 ncı madde hükümleri saklıkalmak üzere, adlî” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 48- 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin ikincifıkrasında yer alan “üçte ikisini” ibaresi “yarısını” şeklinde değiştirilmiş veaynı fıkraya aşağıdaki cümleler eklenmiş; dördüncü fıkrasında yer alan “dörtteüçünü” ibaresi “üçte ikisini” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birincicümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş; altıncı fıkrasında yeralan “sürenin yarısı” ibaresi “süre” şeklinde değiştirilmiş; dokuzuncufıkrasında yer alan “Hâkim,” ibaresi “İnfaz hâkimi,” ve “hâkime” ibaresi “infazhâkimine” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümleler eklenmiş; onuncufıkrasında yer alan “Hâkim,” ibaresi “İnfaz hâkimi,” şeklinde değiştirilmiş;onbirinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; onikinci fıkrasında yer alan“hâkimin” ibaresi “infaz hâkiminin” şeklinde değiştirilmiş; onüçüncü fıkrasının(a) bendinde yer alan “kalan cezasının aynen,” ibaresi “başlamak ve hak ederektahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilenhapis cezasının iki katı sürenin,” şeklinde değiştirilmiş ve fıkranın (b)bendine “koşuluyla” ibaresinden sonra gelmek üzere “ihlalin niteliğine göre”ibaresi eklenmiş ve aynı fıkraya “Ceza infaz kurumunda” ibaresinden sonragelmek üzere “aynen” ibaresi eklenmiş; onbeşinci fıkrasında yer alan“mahkemesi,” ibaresi “mahkemesinin bulunduğu yer infaz hâkimliği,” ve“belirlenen ilk derece mahkemesi” ibaresi “belirlenen infaz hâkimliği” şeklindedeğiştirilmiştir.
“Ancak, Türk Ceza Kanununun;
a) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82 ve 83) sürelihapis cezasına mahkûm olanlar,
b) Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan (madde87, fıkra iki, bent d) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
c) İşkence suçundan (madde 94 ve 95) ve eziyet suçundan(madde 96) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
d) Cinsel saldırı (madde 102, ikinci fıkra hariç), reşitolmayanla cinsel ilişki (madde 104, ikinci ve üçüncü fıkra hariç) ve cinseltaciz (madde 105) suçlarından süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
e) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan (madde102, 103, 104 ve 105) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,
f) Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan(madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138) süreli hapis cezasına mahkûmolanlar,
g) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticaretisuçundan (madde 188) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,
h) Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarından(madde 326 ilâ 339) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleritakdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ayrıca, suç işlemek içinörgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olan çocuklar ile1/1/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milliİstihbarat Teşkilatı Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkındakoşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır.”
“Koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olansuçlar bakımından ise tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır.”
“İnfaz hâkimi ayrıca, iki yılı geçmemek üzeredenetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecekyükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebilir. Bu karar gereğince denetimliserbestlik müdürlüğü, risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü;
a) Belirli bir bölgede denetim ve gözetim altındabulundurma,
b) Belirlenen yer veya bölgelere gitmeme,
c) Belirlenen programlara katılma,
yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutar.Denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarakyükümlülükleri değiştirebilir.”
“(11) Hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkındaceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, infazişlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine verilir. İnfaz hâkimi, bu raporuuygun bulursa hükümlünün koşullu salıverilmesine dosya üzerinden karar verir;raporu uygun bulmadığı takdirde gerekçesini kararında gösterir. Bu kararlarakarşı itiraz yoluna gidilebilir.”
MADDE 49- 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin birincifıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve diğerbent buna göre teselsül ettirilmiş, teselsül ettirilen (d) bendinde yer alan“dörtte üçünün,” ibaresi “üçte ikisinin,” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkrayave üçüncü fıkrasına aşağıdaki cümleler sırasıyla eklenmiş, dördüncü ve altıncıfıkralarında yer alan “Hâkim,” ibareleri “İnfaz hâkimi,” şeklinde değiştirilmişve dokuzuncu fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleeklenmiştir.
“c) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyethâlinde en fazla otuziki yılının,”
“Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazlaolan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır.”
“Hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerininuygulanacağı hükümde belirtilir.”
“Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullusalıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır.”
MADDE 50- 5275 sayılı Kanunun 110 uncu maddesi aşağıdakişekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 110- (1) İnfaz hâkimi, hükümlünün talebiüzerine kasten işlenen suçlarda toplam bir yıl altı ay, taksirle öldürme suçuhariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise toplam üç yıl veya daha azsüreli hapis cezasının;
a) Her hafta cuma günleri saat 19.00’da girmek ve pazargünleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları,
b) Hafta sonları hariç, her gün saat 19.00’da girmek veertesi gün saat 07.00’de çıkmak suretiyle geceleri,
Ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar verebilir.
(2) Mahkûmiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararınaynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamengiderilmesine dair hukukî sorumlulukları saklı kalmak üzere;
a) Kadın, çocuk veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişilerinmahkûm oldukları toplam bir yıl,
b) Yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm olduklarıtoplam iki yıl,
c) Yetmişbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm olduklarıtoplam dört yıl,
veya daha az süreli hapis cezasının konutundaçektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.
(3) Toplam beş yıl veya daha az süreli hapiscezasına mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasınaçevrilen hükümlülerden 16 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen usule göremaruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumukoşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilenlerin cezasınınkonutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.
(4) Doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçen vetoplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan ya da adli paracezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasınınkonutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. Bu fıkra uyarıncatalepte bulunulabilmesi için kadının doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altıay geçmemiş olması gerekir. Konutta infaza karar verdikten sonra çocuk ölmüşveya anasından başka birine verilmiş olursa infaz hâkimi konutta infazuygulamasına ilişkin kararını kaldırır.
(5) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesinekarar verilenler hakkında tabi oldukları infaz rejimine göre koşullusalıverilme hükümleri uygulanır. Ancak, 105/A maddesi hükümleri uygulanmaz.
(6) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesikararı, infaza başlandıktan sonra da verilebilir.
(7) İnfaz hâkimi talep üzerine, cezanın özel infazusulüne göre çektirilmesi sırasında bu usulün uygulanmasına son verebilir. Özelinfaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması hâlindeise bu usulün uygulanmasına son verilir ve bu hâlde infaza açık ceza infazkurumunda devam edilir. Özel infaz usulüne göre geçirilen süre, infazaşamasında mahsup edilir. Bu fıkranın uygulandığı hâllerde 105/A maddesihükümleri uygulanmaz.
(8) Bu madde hükümlerine göre verilen kararlaraitiraz yolu açıktır.
(9) Üçüncü ve dördüncü fıkra hariç, bu maddehükümleri;
a) Terör suçları ile örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üyeolmak suçlarından ya da örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkûmolanlar,
b) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûmolanlar,
c) Adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasınaçevrilenler,
d) Koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniylecezası aynen infaz edilenler,
hakkında uygulanmaz.
(10) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul veesaslar yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 51- 5275 sayılı Kanunun 116 ncı maddesinin birincifıkrasında yer alan “66” ibaresi “65” ve üçüncü fıkrasında yer alan “birdefaya” ibaresi “asgari bir ay arayla toplam iki defaya” şeklindedeğiştirilmiştir.
MADDE 52- 5275 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesiaşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 6- (1) 30/3/2020 tarihine kadarişlenen suçlar bakımından; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunununkasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83), üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşeya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiyekarşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamasuçları, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (madde 87, fıkra iki, bentd), işkence suçu (madde 94 ve 95), eziyet suçu (madde 96), cinseldokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104 ve 105), özel hayatave hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve138), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188) ve İkinciKitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanansuçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamınagiren suçlar hariç olmak üzere, 105/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan“bir yıl”lık süre, “üç yıl” olarak uygulanır.
(2) 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlarbakımından, Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83),cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104 ve 105), özelhayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132, 133, 134, 135, 136,137 ve 138) ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı veYedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına girensuçlar hariç olmak üzere;
a) Sıfır-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlülerile yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler hakkında 105/A maddesinin üçüncüfıkrasında yer alan “iki yıl”lık süre, “dört yıl” olarak uygulanır.
b) Maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veyakocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen altmışbeş yaşını bitirmişhükümlülerin koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmelerigereken süreler, azami süre sınırına bakılmaksızın 105/A maddesinde düzenlenendenetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebilir. Ağırhastalık, engellilik veya kocama hâli, Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllühastanelerin sağlık kurullarınca veya Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen bir raporlabelgelendirilir.
(3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, iyi hâlliolmak koşuluyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler hakkında dauygulanır.
(4) 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlarbakımından, tabi olduğu infaz rejimine göre belirlenen koşullu salıverilmesüresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar cezainfaz kurumunda geçirdiği bir gün, üç gün; onsekiz yaşını dolduruncaya kadarceza infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.”
MADDE 53- 5275 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeeklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 9- (1) 5237 sayılı Türk CezaKanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve YedinciBölümünde ve 220 nci maddesinde düzenlenen suçlardan, cinsel dokunulmazlığakarşı işlenen suçlardan ve 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan hükümlüve tutuklu olanlar ile Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındakalan hükümlü ve tutuklular hakkında verilenler hariç olmak üzere; 30/3/2020tarihinden önceki eylemler nedeniyle Kanunun 39 ilâ 46 ncı maddeleri uyarıncaverilen disiplin cezası ve tedbirleri, infaz edilmeleri kaydıyla 48 incimaddedeki süre ve karar şartı aranmaksızın idare ve gözlem kurulunca verilecekiyi hâl kararı üzerine kaldırılır. 55 inci madde hükümleri saklıdır.
(2) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 89 uncu maddedeyapılan değişiklikler, 1/1/2021 tarihinden itibaren uygulanır.
(3) 105/A maddesinin altıncı fıkrasında yer alan“beş gün”lük süre, 1/1/2021 tarihine kadar “yirmibeş gün” olarak uygulanır.
(4) 5237 sayılı Kanunun 102, 103, 104, 105 ve 188inci maddelerinde düzenlenen suçlardan 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanununyürürlüğe girdiği 28/6/2014 tarihinden önce işlenmiş olanlar için verilensüreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı üçte iki olarakuygulanır.
(5) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüşolması sebebiyle, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infazkurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazananhükümlüler, 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarakcezasının infazına karar verilen hükümlüler ve 106 ncı madde veya diğerkanunlar uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlüler,31/5/2020 tarihine kadar izinli sayılır. Salgının devam etmesi hâlinde bu süre,Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasındaiki ayı geçmemek üzere üç kez uzatılabilir. Bu fıkra uyarınca izinli sayılanlarhakkında 95 ve 97 nci madde hükümleri uygulanır.
(6) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü KısımDördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, TerörleMücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenensuçlar hariç olmak üzere, toplam hapis cezası on yıldan az olanlar bir ayını,on yıl ve daha fazla olanlar ise üç ayını kapalı ceza infaz kurumunda geçirmişolan iyi hâlli hükümlülerden ilgili mevzuat uyarınca açık ceza infazkurumlarına ayrılmalarına bir yıl veya daha az süre kalanlar, talepleri hâlindeaçık ceza infaz kurumlarına gönderilebilirler. Bu hükümlüler, açık ceza infazkurumlarında barındırılır. İlgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarınaayrılmaya, beşinci fıkrada belirtilen süreler içinde hak kazandıkları takdirdebeşinci fıkra uyarınca izinli sayılırlar. Beşinci fıkrada belirtilen sürenintamamlanmasından sonra ise açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanıpkazanmadıklarına bakılmaksızın, 95 inci maddede düzenlenen izin hakkındanyararlanırlar. Bu fıkra hükmü 31/12/2020 tarihine kadar uygulanır.”
MADDE 54- 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk KorumaKanununun 20 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(3) Denetimli serbestlik müdürlüğü tarafındantakip edilen çocuk için adli kontrol süresince rehberlik edecek bir uzmangörevlendirilir ve çocuk hakkında yapılacak ihtiyaç değerlendirmesine göreiyileştirme çalışmaları yürütülür.”
MADDE 55- 3/7/2005 tarihli ve 5402 sayılı DenetimliSerbestlik Hizmetleri Kanununun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (a)bendinde yer alan “maddesine” ibaresi “maddesinin üçüncü fıkrasının (b), (c),(e), (j), (k) ve (l) bentleri ile 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk KorumaKanununun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerine”şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 56- 5402 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birincifıkrasının (a) bendinde yer alan “maddesine” ibaresi “maddesinin üçüncüfıkrasının (b), (c), (e), (j), (k) ve (l) bentleri ile Çocuk Koruma Kanununun20 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerine” şeklindedeğiştirilmiştir.
MADDE 57- 5402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birincifıkrasının; (a) bendinin (3) numaralı alt bendi yürürlükten kaldırılmış, (c)bendinde yer alan “ve altıncı fıkrası gereğince meslek veya sanatın icrasınınyasaklanması ya da sürücü belgesinin geri alınması” ibaresi madde metnindençıkarılmış, (e) bendine “mahkeme,” ibaresinden sonra gelmek üzere “infazhâkimi,” ibaresi eklenmiş ve (h) bendinde yer alan “ikinci ve üçüncü” ibaresi“ikinci, üçüncü ve dördüncü” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 58- 5402 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birincifıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan “hâkime” ibaresi“infaz hâkimine” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 59- 5402 sayılı Kanunun 15/A maddesinin birincifıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Bu izleme, rızası alınmak koşuluyla şüpheli, sanıkve hükümlüye ait elektronik cihazlar kullanılmak suretiyle de yapılabilir.”
MADDE 60- 5402 sayılı Kanunun 26 ncı maddesine aşağıdakifıkra eklenmiştir.
“(4) Denetimli serbestlik tedbiri altında bulunanve denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından muhtaç durumda olduğu tespitedilen yükümlülerin, kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalıştırılmayükümlülüğünü yerine getirirken mutat vasıta ile yaptıkları yol giderlerimüdürlük bütçesinden, iaşe giderleri ise çalıştırıldıkları kurum bütçesindenkarşılanabilir.”
MADDE 61- 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı KaçakçılıklaMücadele Kanununun 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına aşağıdaki cümleeklenmiştir.
“Eşyanın değerinin hafif olması hâlinde verilecekcezalar yarısına kadar, pek hafif olması hâlinde ise üçte birine kadarindirilir.”
MADDE 62- 5607 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikincifıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(2) Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddedetanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suçkonusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine;
a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediğitakdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayıverilecek ceza yarı oranında,
b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediğitakdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayıverilecek ceza üçte bir oranında,
indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyetsavcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtaryapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtaryapılır.”
“(3) İkinci fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veyasuçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde uygulanmaz.”
MADDE 63- 5607 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeeklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 12- (1) Haklarında hüküm verilmişolup da dosyası infaz aşamasında olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiğitarihten itibaren doksan gün içinde suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerininiki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödedikleri takdirde Kanunun 5 incimaddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılandüzenlemeden faydalanabilir.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte buKanunun kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunandosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılandüzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkındabozma kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığında bulunan dosyalar isegelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.”
MADDE 64- 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler veSavcılar Kanununun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1)numaralı alt bendinde yer alan “hukuk fakültesi ve adalet meslek yüksek okulu”ibaresi “hukuk fakültesi, adalet meslek yüksek okulu veya meslek yüksekokullarınınadalet veya ceza infaz ve güvenlik hizmetleri programı, lise veya meslekliselerinin adalet alanı ve ilgili mevzuat uyarınca bunlara denkliği kabuledilen program veya alan” şeklinde değiştirilmiş, maddeye birinci fıkrasındansonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve maddenin mevcut ikinci fıkrasına“esaslar” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile sınav kurullarının oluşumu”ibaresi eklenmiştir.
“Bakanlıkça, birinci fıkranın (a) bendinin (1)numaralı alt bendindeki görevlerin bir kısmı veya tamamının Bakanlık bünyesindeoluşturulacak sınav kurullarınca yerine getirilmesine de karar verilebilir.”
MADDE 65- 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı TerörleMücadele Kanununun 17 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümleeklenmiştir.
“Ancak, süreli hapis cezaları bakımından düzenlenenkoşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır.”
MADDE 66- 6/8/1997 tarihli ve 4301 sayılı Ceza İnfazKurumları İle Tutukevleri İşyurtları Kurumuna İlişkin Bazı Mali HükümlerinDüzenlenmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan“hükümlülere” ibaresi “hükümlü ve tutuklulara” şeklinde değiştirilmiş, üçüncüfıkrasına “çalışma yapan” ibaresinden sonra gelmek üzere “hükümlü, tutuklu,”ibaresi eklenmiş, dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeyedördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkrabuna göre teselsül ettirilmiştir.
“İşyurtlarının yıllık bilançolarında tahakkukedecek her türlü faaliyet dışı gelirleri ve faizler hariç olmak üzerekârlarının %30’unu aşmamak üzere;
a) İşyurtlarında görevli personel, işçi ve hükümlüler iletutuklulara, yıllık net ücretinin %50’sini geçmemek üzere memur maaşkatsayısının (10.000) gösterge rakamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarakadar ve çalıştıkları süre ile yaptıkları işin özellik ve güçlüğüne göre,
b) Yukarıda belirtilen bent uyarınca dağıtılan kârpayından kalan miktar işyurtları kurumunda toplanarak, bu miktardan işyurdufaaliyetlerinde çalışmayıp sözleşmeli olarak çalışanlar da dahil olmak üzerefiilen ceza infaz kurumlarında çalışan personele, yıllık net ücretinin %10’unugeçmemek üzere memur maaş katsayısının, (4.000) gösterge rakamı ile çarpımısonucu bulunacak miktara kadar ve çalıştıkları süreye göre,
İşyurtları Yüksek Kurulu kararı ile kâr payı ödenebilir.Bu fıkranın (a) bendi kapsamında yapılan kâr payı ödemesi (b) bendine göreyapılacak kâr payı ödemesinden az olamaz. Ödemeler, çalışmayı takip eden bütçeyılında ve bir defada yapılır.”
“Dördüncü fıkrada ödenebileceği belirtilen kârpayından kalan miktar içinden ayrıca üstün gayret ve başarı gösteren işyurduçalışanları ile tutuklu ve hükümlülere, sözleşmeli olarak çalışanlar da dahilolmak üzere ceza infaz kurumunda çalışan personele İşyurtları Yüksek Kurulukararı ile kâr payı ödeme tavanının %30’una kadar teşvik ödemesi yapılabilir.”
MADDE 67- 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı YargıHizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasıve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların ErtelenmesiHakkında Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası yürürlüktenkaldırılmıştır.
MADDE 68- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 69- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarıncaZühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Serdar ÖZGÜLDÜR, EnginYILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ,Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU veSelahaddin MENTEŞ’in katılımlarıyla 6/5/2020 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasınaOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Volkan HAStarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Af Kurumunun Anayasal Çerçevesi
3. Anayasa’nın 87.maddesinde “…Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üççoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek…”, TürkiyeBüyük Millet Meclisinin (TBMM) görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.Madde metninde ve gerekçesinde af kavramından ne anlaşılması gerektiğine dairbir hususa ise yer verilmemiştir.
4. Bununla birlikte anılan madde gözetildiğinde anayasakoyucunun af kurumunun genel af ve özel af olmak üzere iki farklı türününbulunduğunu kabul ettiği anlaşılmaktadır.
1. Özel Af
5. Anayasa koyucu af yetkisini sadece TBMM’ye değil bellisınırlar dahilinde Cumhurbaşkanı’na da tanımıştır. Bu kapsamda Anayasa’nınCumhurbaşkanı’nın görev ve yetkilerini düzenlendiği 104. maddesinin on altıncıfıkrasında “Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerincezalarını hafifletir veya kaldırır.” hükmüne yer verilmiştir. Anılandüzenlemede “…af…” ibaresine açıkça yer verilmemiş olsa da buradaCumhurbaşkanı’na tanınan yetkinin af yetkisi olduğunda, hususi olarak da özelaf yetkisi olduğunda tereddüt bulunmamaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeiçin bkz. AYM, E.2001/4, K.2001/332, 18/7/2001).
6. Anayasa’nın anılan hükmünden hareketle özel afkurumunun birtakım özelliklerinin ortaya konulması mümkündür. Söz konusuAnayasa kuralında Cumhurbaşkanı’na tanınan özel af yetkisi, bazı nitelikleresahip kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak olarak belirtilmiştir.Buna göre özel af kurumunun cezayı hafifletme veya kaldırma sonucunu doğurduğusöylenebilir. Anılan hususun özel affın bir sonucu olması karşısında gerekCumhurbaşkanı gerekse TBMM tarafından özel affa karar verilmiş olsun, kararveren makamdan bağımsız olarak özel af cezayı hafifletme ya da kaldırma niteliğinesahiptir.
7. Özel af kurumunun cezayı hafifletme veya kaldırmaanlamına geldiği tespit edildiğine göre bundan hareketle özel affın neyi ifadeettiğine ilişkin daha ayrıntılı belirlemelerin yapılması mümkündür.
8. Özel af, öncelikle cezayı konu almaktadır. Bu itibarlaözel affın varlığından bahsedilebilmesi için soruşturma ve kovuşturma aşamalarıtamamlanarak verilmiş, kesin veya kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararının varlığıgerekir. Zira Anayasa’nın 38. maddesinin masumiyet karinesini düzenleyen dördüncüfıkrasında “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”denilmiştir. Anılan hüküm uyarınca suçluluğun hükmen sabit olması, diğer birifadeyle mahkûmiyet, kesin veya kesinleşmiş bir kararın varlığıyla mümkün olur.Dolayısıyla bu af türü konu aldığı cezayı gerektiren suçu ve bu suç nedeniyleyürütülmekte olan soruşturma ve kovuşturmayı ortadan kaldırmamakta, söz konususuç nedeniyle soruşturma ve kovuşturma açılmasına engel olmamaktadır.
9. Özel affın olası sonuçlarından biri olan cezanın hafifletilmesicezanın miktarında azaltma ya da cezanın türünün daha hafif bir ceza iledeğiştirilmesi (örneğin hürriyeti bağlayıcı cezanın adli para cezasınadönüştürülmesi) şeklinde olabilir. Zira her iki hâlde de verilmiş olan cezanınaf öncesi durumda infaz edilmesiyle kişi üzerinde doğuracağı etki, özel afsonrası yukarıda belirtilen çerçevede cezada yapılacak değişikliğe kıyasla dahaağırdır. Buna göre cezanın hafifletilmesinin cezanın miktarını azaltmayı vedaha hafif bir ceza türüne dönüştürmeyi kapsadığı sonucuna varmak gerekir.
10. Özel affın olası diğer sonucu olan cezanınkaldırılmasının ise affa konu edilen cezanın hiç infaz edilmeyecek şekildetamamen ortadan kaldırılması olduğu anlaşılmaktadır.
11. Buna göre özel affın, kesin veya kesinleşmiş birmahkûmiyet kararıyla hükmedilen cezayı, miktarını azaltmak veya daha hafif birceza ile değiştirmek suretiyle hafifleten ya da hiç infaz edilmeyecek şekildeortadan kaldıran bir yasama veya yürütme işlemi olduğu söylenebilir.
2. Genel Af
12. Özel aftan farklı olarak genel af konusundaAnayasa’da anılan kurumun neyi ifade ettiğini doğrudan tespit etmeye yarayacakherhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Yine de mevcut Anayasa hükümlerindenhareketle bu kurumun hukuki niteliğini tespit etmek mümkündür.
13. Öncelikle Anayasa’nın 87. maddesinde “…genel veözel af…” ibarelerine yer verildiği gözetildiğinde genel affın, özel aftanfarklı bir kurum olduğu anlaşılmaktadır.
14. Öte yandan genel sıfatının özel sıfatınakıyasla, nitelendirdiği ismin daha geniş kapsama sahip olduğuna işaretettiğinde tereddüt bulunmamaktadır. Buna göre Anayasa koyucunun genel afibaresinden murat ettiği kapsamın, özel affa kıyasla daha geniş olduğununtespitinin yapılması mümkündür.
15. Af yetkisinin kullanılması, netice itibarıyladevletin cezalandırma yetkisinden geçici olarak feragat etmesi anlamınagelmektedir (AYM, E.2001/4, K.2001/332, 18/7/2001). Bu çerçevede af bazensadece kesinleşmiş cezaları kaldıran, azaltan veya daha hafif bir ceza türü iledeğiştiren, bazen de kamu davasını düşüren veya mahkûmiyeti bütün sonuçlarıylabirlikte ortadan kaldıran bir kamu hukuku tasarrufu olarak oraya çıkmaktadır.Buna göre kesinleşmiş cezaları kaldıran, azaltan veya daha hafif bir ceza türüile değiştiren düzenlemeler özel af niteliğindeyken bir fiil nedeniyle yapılansoruşturma ve kovuşturmayı ve varsa mahkûmiyeti, hükmedilmiş ise cezaları bütünneticeleriyle birlikte ortadan kaldıran affın genel af niteliğini taşıdığınısöylemek mümkündür (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2001/4,K.2001/332, 18/7/2001).
16. Genel af, henüz kesin mahkûmiyetle sonuçlanmayansuçları kapsamına almışsa kamu davasını, kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan suçlarıkapsamına almışsa hükmedilen cezaları bütün neticeleriyle birlikte ortadankaldırır (AYM, E.2001/4, K.2001/332, 18/7/2001).
17. Bu çerçevede özel af sadece cezaya yönelik iken genelaffı, suçu konu alan, suç nedeniyle soruşturma ve kovuşturma yapılmasınıengelleyen, başlanmışsa soruşturma ve kovuşturmayı, hükmedilmişse mahkumiyeti,verilmişse cezayı tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldıran bir hukukitasarruf olarak nitelendirmek mümkündür.
3. Genel ve Özel Affa İlişkin Ortak Nitelikler
a. Sadece Geçmişe Etkili Olma
18. Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen suç vecezaların kanuniliği ilkesi gereği bir fiilin suç olarak kabul edilmesi ve suçkabul edildiğinde bunun için verilecek cezanın ne olacağının belirlenmesikanunla olur. Anayasa Mahkemesi kararlarında da ifade edildiği üzere “Hukukdevletinde suç ve ceza yargılamasına ilişkin kurallar, Anayasa’nın konuyailişkin kuralları ile ülkenin sosyal ve kültürel yapısı, etik değerleri veekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak ceza siyasetinegöre belirlenir. Kanun koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumdahangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ilekarşılanacağı, … konusunda takdir yetkisine … sahiptir.” (AYM, E.2015/41,K.2017/98, 4/5/2017, § 104). Kanun koyucu suç ve ceza siyasetini belirlemekonusundaki bu genel yetkisi kapsamında suç olan bir fiilin suç olmamasına yada suç olarak devam etse bile cezasının daha hafif olmasına karar verebilir.TBMM, bunu nitelikli karar nisabı gerektirmeyen Anayasa’nın 87. maddesindeki kanunkoymak, değiştirmek ve kaldırmak şeklindeki genel yetkisini kullanarakyapar. Bu şekilde yapılacak lehe bir düzenleme, sadece kanunun yürürlüğegirmesinden sonraki olaylara uygulanmayacak, Anayasa’nın 38. maddesi gereğigeçmişe de yürüyecek, geçmişte işlenmiş olan suçlar, bu suçlar nedeniyleyapılan soruşturma ve kovuşturmalar, hükmedilmişse mahkumiyetler ve verilmişsecezaları da etkileyecektir (AYM, E.2019/9, K. 2019/27, 11/4/2019, § 18).
19. Öte yandan anayasa koyucu Anayasa’nın 87. maddesindeTBMM’ye genel anlamda kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak yetkisi dışında vebu yetkiden farklı olarak genel ve özel af ilânına karar vermek yetkiside tanımıştır. Bu yetkinin kullanılması da yukarıda açıklandığı üzere suçnedeniyle yapılan soruşturmaları ve kovuşturmaları, hükmedilmiş mahkûmiyetlerive verilmiş olan cezaları etkilemektedir. Ayrıca bu yetkinin kullanılmasıanayasa koyucu tarafından nitelikli karar nisabına bağlanmıştır. Buna göreanayasa koyucunun genel olarak suç ve ceza siyasetini belirleme kapsamındakanunla bir fiilin suç olmaktan çıkarılması ya da cezasının hafifletilmesiyetkisi ile af yetkisini birbirinden ayrı gördüğü anlaşılmaktadır. Bu farkın neolduğunun ortaya konulması af kurumunun varlığının tespiti bakımından kritiköneme sahiptir.
20. Genel suç ve ceza siyasetini belirleme kapsamındakanunla bir fiilin suç olmaktan çıkarılması ya da cezasının hafifletilmesiyetkisinden farklı olarak af yetkisini kullanan yasama organı, genel olarak birfiili suç olmaktan çıkarmamakta ya da cezasında bir değişiklik yapmamakta, suçve ceza aynı kalmakla birlikte sadece geçmişe yönelik olarak belli bir dönemdeişlenmiş olan o fiilden dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılmasını, mahkûmiyetkararı ve ceza verilmesini ya da verilen cezanın infaz edilmesiniengellemektedir. Kısacası genel suç ve ceza siyasetini belirleme kapsamında suçve cezayla ilgili yapılan lehe kanunlar geleceğe ve geçmişe, af ise sadecegeçmişte belli bir döneme ilişkin etki doğurmaktadır (benzer yönde bkz AYM,E.2004/92, K.2008/119, 12/6/2008).
b. Koşula Bağlanabilme
21. Anayasa koyucu, Anayasa’nın 87. maddesinde TBMM’ningenel ve özel af ilânına karar verme yetkisini bu af türlerinin koşullu veyakoşulsuz olması yönünden sınırlandırmamıştır. Bu itibarla TBMM’nin aftanyararlanmayı koşula bağlamasının önünde anayasal bir engel bulunmamaktadır.Nitekim Anayasa Mahkemesinin 18/7/2001 tarihli ve E.2001/4, K.2001/332 sayılıkararında da şu ifadelere yer verilmiştir:
“Genel affın şarta bağlı olarak düzenlenmesimümkündür. Şahsi hakların tazmin edilmesi veya belirli bir süre içerisindebaşvurulması şeklinde bir mükellefiyeti yerine getirmeye mecbur tutularaktaliki şartlar sözkonusu olabileceği gibi, sanık veya hükümlünün aftanyararlandıktan sonra belli bir süre ile suç işlememesi şeklinde infisahişartlar da genel af tasarruflarında yer alabilir. (…)
Genel afta olduğu gibi özel af tasarruflarında dageciktirici (taliki) veya bozucu (infisahi) şartlara yer verilebilir.”
4. Cezaların İnfazına İlişkin Düzenlemelerin Af YönündenDeğerlendirilmesi
22. Kanun koyucunun bir düzenlemeyi cezaların infazıkapsamında ele alması, afla ilgili anayasal denetim bakımından bir önemtaşımamaktadır. Önemli olan husus düzenlemenin anayasal özerk yorumçerçevesinde belirlenen af kavramının unsurlarını taşıyıp taşımadığıdır (benzeryöndeki yaklaşım için bkz. AYM, E.1966/7, K.1966/46, 19/12/1966). Anayasa'da,yasalaşma süreci özel usullere bağlanmış olan yasama işlemlerinin başka isimleraltında ve farklı yöntemler uygulanarak oluşturulması durumunda, Anayasakoyucunun iradesinin tam anlamıyla etkili ve egemen kılınabilmesi için buişlemlerin anayasal denetimlerinin gerçek nitelik ve içerikleri gözetilerekyapılması gerekir (AYM, E.2002/99, K.2002/51, 28/5/2002).
23. Bu kapsamda bir düzenlemenin öngördüğü kurumunniteliği belirlenirken ilk olarak af ile cezaların infazına ilişkinmüesseselerin suça etki, suçun soruşturulması ve kovuşturulması, mahkûmiyettenziyade kesin veya kesinleşmiş cezalara etki yönünden değerlendirilmesi gerekir.Zira cezaların infazına ilişkin düzenlemeler kural olarak kesin veyakesinleşmiş cezalar yönünden yapılmaktadır.
24. Bu bağlamda genel af cezanın tüm sonuçlarıylabirlikte ortadan kaldırılmasını, özel af ise cezanın kaldırılması veyahafifletilmesini konu alır. Ceza ile bağlantılı durumlarda özel af cezayıkonu alır, yoksa cezanın ne şekilde infaz edileceği ile ilgili değildir.Dolayısıyla her ne şekilde adlandırılmış olursa olsun cezanın infazıylabağlantılı bir düzenlemenin özel af niteliğinde olup olmadığı konusunda tespitedilmesi gereken temel husus düzenlemenin gerçekte cezanın kendisini mietkilediği yoksa cezanın infaz şeklini mi belirlediğidir. Buna göreeğer düzenleme suç ve cezanın kapsamına ilişkin olarak cezanın ortadankaldırılmasını, azaltılmasını veya türünü değiştirmek suretiylehafifletilmesini öngörüyorsa bunun bir özel af düzenlemesi, suç ve cezanınkapsamına yönelik olmayıp sadece cezanın infaz şeklini düzenlemeye yönelik isebunun bir infaz düzenlemesi olduğu söylenebilir.
B. Anlam ve Kapsam
25. Koşullu salıverilme, mahkûm edildiği hürriyetibağlayıcı cezadan kanunun gösterdiği bir kısmını iyi hâlle ve kurallara uyarakgeçirmiş bulunan hükümlünün konulmuş olan şartlara riayet etmediği takdirdegeri alınması koşuluyla ceza infaz kurumunda geçireceği süreyi tamamıylabitirmeden, infaz hâkimince alınacak bir kararla salıverilmesini ve böyleceserbest hayata dönmesini ya da bu hayata geçişin kolaylaştırılmasını sağlayanbir hukuki kurumdur (benzer yönde bkz. AYM, E.2001/4, K.2001/332,18/7/2001).
26. Koşullu salıverilmenin en önemli ögeleri, cezanınbelirli bir kısmının ceza infaz kurumunda infaz edilmiş olması, hükümlünün busüre içinde iyi hâl göstermesi, koşullu salıverildikten sonra denetim süresinetabi tutulması ve koşullu salıverilmenin gereklerine uyulmaması durumundakoşullu salıverilme kararının geri alınabilmesidir (benzer yönde bkz. AYM, E.1991/15,K.1991/22, 19/7/199; E.2001/4, K.2001/332, 18/7/2001).
27. Denetimli serbestlik de belirli şartları taşıyanhükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarınısürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek ve bu suretle yeniden suçişlenme olasılığını azaltmak amacıyla koşullu salıverilme tarihinden belirlibir süre önce ceza infaz kurumundan salıverilmelerini ve koşullu salıverilmetarihine kadar hükümlülere, kişiye göre belirlenmiş denetimli serbestliktedbiri uygulanmasını öngören bir hukuki kurumdur (benzer yönde bkz. AYM,E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013; E.2014/14, K.2014/77, 9/4/2014; E.2017/170,K.2018/77, 5/7/2018, § 13).
28. 7242 sayılı Kanun’un dava konusu 52. maddesiyle 5275sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi değiştirilmiştir. Anılan maddenin (1)numaralı fıkrası 30/3/2020 tarihine kadar işlenen ve söz konusu fıkra uyarıncaistisna tutulmayan suçlar bakımından 5725 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin (1)numaralı fıkrasında yer alan bir yıllık sürenin üç yıl olarakuygulanmasını öngörmektedir. Bu itibarla 105/A maddesinin (1) numaralıfıkrasına göre hükümlünün denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilmesiiçin koşullu salıverilmesine en az bir yıl kalmış olması gerekmekte iken30/3/2020 tarihine kadar işlenen ve istisna tutulmayan suçlar bakımından geçici6. maddenin (1) numaralı fıkrası, koşullu salıverilmeye en az üç yıl kalınmışolması durumunda da denetimli serbestlik tedbirinden yararlanılmasını mümkünkılmıştır. Böylece kural, hükümlünün ceza infaz kurumunda geçirmesi gerekensüreyi iki yıl kısaltmıştır.
29. Geçici 6. maddenin (2) numaralı fıkrasının (a)bendinde ise 30/3/2020 tarihine kadar işlenen ve söz konusu fıkra uyarıncaistisna tutulmayan suçlar bakımından sıfır-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadınhükümlüler ile yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler hakkında Kanun’un 105/Amaddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan iki yıllık sürenin dörtyıl olarak uygulanması hükme bağlanmaktadır. Bu itibarla 105/A maddesinin(3) numaralı fıkrasının (a) bendine göre sıfır-altı yaş grubu çocuğu bulunankadın hükümlünün denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilmesi için koşullusalıverilmesine en az iki yıl kalmış olması gerekmekte iken 30/3/2020 tarihinekadar işlenen ve istisna tutulmayan suçlar bakımından geçici 6. maddenin (2)numaralı fıkrasının (a) bendi, koşullu salıverilmeye en az dört yıl kalınmışolması durumunda da denetimli serbestlikten yararlanılmasını mümkün kılmıştır.Böylece kural, sıfır-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlülerin cezainfaz kurumunda geçirmesi gereken süreyi iki yıl kısaltmıştır.
30. Anılan bent, Kanun’un 105/A maddesinden farklı olarakyetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler bakımından da ilk kez özel bir sürebelirlemiş ve söz konusu hükümlülerin de koşullu salıverilmelerine en az dörtyıl kalmış olmaları durumunda denetimli serbestlik tedbirinden yararlanmalarınımümkün kılmıştır. Yetmiş yaşını bitirmiş hükümlülerin koşullu salıverilmelerine105/A maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan genel süre uyarınca en az biryıl kalınmış olması durumunda denetimli serbestlik tedbirindenyararlanabilecekleri gözetildiğinde anılan bentle 30/3/2020 tarihine kadarişlenen ve istisna tutulmayan suçlar bakımından yetmiş yaşını bitirmişhükümlülerin ceza infaz kurumunda geçirmeleri gereken sürenin üç yılkısaltıldığı anlaşılmaktadır.
31. Geçici 6. maddenin (2) numaralı fıkrasının (b)bendinde ise 30/3/2020 tarihine kadar işlenen ve söz konusu fıkra uyarıncaistisna tutulmayan suçlar bakımından maruz kaldığı ağır bir hastalık,engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen altmışbeşyaşını bitirmiş hükümlülerin koşullu salıverilmeleri için ceza infazkurumlarında geçirmeleri gereken sürelerin azami süre sınırına bakılmaksızınKanun’un 105/A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik tedbirindenyararlanabileceği; ağır hastalık, engellilik veya kocama hâlinin AdaletBakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca veyaAdlî Tıp Kurumunca düzenlenen bir raporla belgelendirileceği hükmebağlanmaktadır.
32. Benzer koşulları taşıyan hükümlülerin denetimliserbestlik tedbirinden yararlanmaları için gereken süre Kanun’un 105/Amaddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendinde belirtilmiştir. Anılan bendegöre maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniylehayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlüler, koşullu salıverilmelerine enaz üç yıl kalması hâlinde denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilirler.Geçici 6. maddenin (2) numaralı fıkrasının (b) bendi ise söz konusu durumdaolan hükümlülerin altmışbeş yaşını bitirmiş olmaları şartını da öngörmeksuretiyle 30/3/2020 tarihine kadar işlenen ve istisna tutulmayan suçlarbakımından cezanın belirli bir kısmının ceza infaz kurumunda infaz edilmişolması şartı aranmaksızın denetimli serbestlik tedbirinden yararlanmalarınımümkün kılmıştır.
33. Geçici 6. maddenin (3) numaralı fıkrası, (1) ve (2)numaralı fıkra hükümlerinin iyi hâlli olmak koşuluyla kapalı ceza infazkurumlarında bulunan hükümlüler hakkında da uygulanacağını öngörmektedir. Buitibarla Kanun’un 105/A maddesine göre denetimli serbestlik tedbirindenyararlanabilmek için gereken, hükümlünün açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevindebulunması ya da açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarını taşıması koşulugeçici 6. maddenin (1) ve (2) numaralı hükümlerinden yararlanmak içinaranmayacaktır. Buna karşılık denetimli serbestlik tedbirinin belirleyiciunsurlarından olan iyi hâl koşulu kapalı ceza infaz kurumunda bulunanhükümlüler bakımından da aranmaya devam edilecektir.
34. Geçici 6. maddenin (4) numaralı fıkrasında ise30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, tabi olduğu infaz rejiminegöre belirlenen koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında hükümlünün onbeşyaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir günün üç gün,onsekiz yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir günün ikigün olarak dikkate alınacağı hükme bağlanmaktadır.
35. Kanun’un 107. maddesinin (5) numaralı fıkrasındakoşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında hükümlünün onbeş yaşınıdolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir günün iki gün olarak dikkatealınacağı belirtilmiş, onbeş onsekiz yaş aralığında bulunan hükümlü için iseherhangi bir özel hükme yer verilmemiştir. Bu itibarla geçici 6. maddenin (4)numaralı fıkrası 30/3/2020 tarihine kadar işlenen tüm suçlar bakımından onbeşyaşından önceki hükümlüler için bir günün iki gün yerine üç gün olarak, onbeşonsekiz yaş aralığında bulunan hükümlüler için de bir günün bir gün yerine ikigün olarak dikkate alınmasını öngörmektedir. Bu itibarla küçük yaştakihükümlülerin koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumunda geçirmelerigereken süre dolaylı olarak kısaltılmış olmaktadır.
C. İptal Talebinin Gerekçesi
36. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu Kanun’un 52.maddesiyle 5275 sayılı Kanun’un değiştirilen geçici 6. maddesi uyarınca istisnaolarak belirtilen suçlar hariç olmak üzere 30/3/2020 tarihine kadar işlenensuçlardan mahkûmiyeti bulunan hükümlülerin daha kısa süre ceza infaz kurumundakalmak suretiyle denetimli serbestlik tedbirinden yararlanmalarının sağlandığı,bu itibarla anılan hükümlülerin infaz edilecek ceza miktarında indirimyapıldığı, istisnai ve geçici bir düzenleme olan söz konusu maddenin öngördüğükurumun bu özellikleri sebebiyle özel toplu af niteliğinde olduğu, Anayasa’nın87. maddesi uyarınca af ilanını konu alan kanunların kabulü için TBMM üyetamsayısının beşte üç çoğunluğunun gerektiği, dava konusu Kanun’un kabulündeise bu nitelikli çoğunluğun aranmadığı belirtilerek kuralların şekil bakımındanAnayasa’nın 87. ve 88. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Ç. Şekil Bakımından Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
37. 30/3/2011 tarihli ve6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar, ilgileri nedeniyle Anayasa’nın 96.maddesi yönünden incelenmiştir.
38. Kanunların esas bakımından Anayasa’ya uygunlukdenetimi, kanunun maddi olarak (hukuk dünyasında yarattığı değişiklikitibarıyla) Anayasa’ya uygun olup olmadığını ifade etmektedir. Şekil bakımındanuygunluk ise teklifin kanunlaşabilmesi için, diğer bir anlatımla kanun olarakvarlık kazanabilmesi için Anayasa’da öngörülen usullere uyulup uyulmadığınındenetimidir.
39. Anayasa'nın 148. maddesinin ikinci fıkrasındakanunların şekil bakımından denetlenmesinin son oylamanın öngörülen çoğunluklayapılıp yapılmadığı hususu ile sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.
40. Anayasa'nın 148. maddesinin gerekçesinde de GenelKurul tarafından yapılan son oylamadan önce vücut bulan şekil bozukluklarınıGenel Kurulun bildiği veya bilmesi gerektiğinin varsayıldığı belirtilerek sonoylamadan önce yapılan şekil bozukluklarının iptale neden olamayacağı ifadeedilmiş ve “Genel Kurulun oylama yapıp kanunu kabul etmesi, şekilbozukluğunu, o kanunu kabul etmemek için yeterli neden saymadığı yolunda birirade tecellisidir. En büyük organ genel kuruldur. Onun iradesi hilafına birsonuç çıkarmak hukukun ana esaslarına aykırı düşer. Bu nedenle son oylamadanönceki şekil bozuklukları, iptal sebebi sayılmamıştır.” denilmiştir.
41. Anayasa'nın “Toplantı ve kararyeter sayısı” başlıklı 96. maddesinde “Türkiye Büyük Millet Meclisi,yapacağı seçimler dahil bütün işlerinde üye tamsayısının en az üçte biri iletoplanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasada başkaca bir hüküm yoksatoplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yetersayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından azolamaz.” denilmektedir. Bu çerçevede TBMM’nin bütün işlerinde üyetamsayısının en az üçte biri olan 200 milletvekiliyle toplanması, toplantıyakatılanların salt çoğunluğuyla karar vermesi ve karar yeter sayısının hiçbirşekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlası olan 151 milletvekilindenaz olmaması gerekmektedir.
42. Anayasa’nın 87. maddesinde “…TürkiyeBüyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel veözel af ilânına karar vermek…”, TBMM’nin görev ve yetkileri arasındasayılmıştır. Böylece anayasa koyucu af ilanını konu alan kanunlar bakımındanAnayasa’nın 96. maddesinde belirtilen karar yeter sayısından ayrılmış ve bukonuda özel bir karar yeter sayısı öngörmüştür.
43. Bu itibarla karar yeter sayısıbakımından dava konusu Kanun hakkında Anayasa’nın hangi hükmününuygulanacağının belirlenmesi için Kanun’un öngördüğü kurumun hukuki niteliğininortaya konması gerekmektedir. Bu konuda belirleyici konumda olan ise Kanun’undava konusu 52. maddesiyle 5275 sayılı Kanun’un değiştirilen geçici 6.maddesinin öngördüğü düzenlemenin hukuki niteliğidir.
44. Geçici 6. maddenin suçu konu alan,suç nedeniyle soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleyen, başlanmışsasoruşturma ve kovuşturmayı, hükmedilmişse mahkûmiyeti, verilmişse cezayı tümsonuçlarıyla birlikte ortadan kaldıran bir niteliğinin bulunmadığı, bu yönüylegenel af niteliği taşımadığı açıktır. Bu çerçevede anılan maddenin öngördüğükurumun özel af niteliğinde olup olmadığı incelenmelidir.
45. Yukarıda belirtildiği üzere birdüzenlemenin özel af niteliğini taşıdığının kabul edilebilmesi için iki şartınbirlikte gerçekleşmesi gerekir. Bunlardan birinci düzenlemenin sadece geçmişeyönelik olmasıdır. İkinci ise düzenlemenin cezayı ortadan kaldırmak, miktarınıazaltmak veya türünü değiştirerek hafifletmek suretiyle cezanın kapsamına etkietmesidir.
46. Buna göre sadece geçmişe yönelikolan düzenleme kesin veya kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararıyla hükmedilencezanın miktarını azaltıyor veya daha hafif bir ceza ile değiştirmek (örneğinhapis cezasını para cezasına çevirmek) suretiyle hafifletiyor ya da hiç infazedilmeyecek şekilde ortadan kaldırıyor ise bunun özel af olaraknitelendirilmesi gerekir. Ancak cezanın miktarında ve türünde herhangi birdeğişikliğe neden olmayıp sadece çeşitli gerekçelerle cezanın infazşeklini/rejimini değiştiren/belirleyen düzenlemelerin özel af olaraknitelendirilmesi mümkün değildir.
47. Geçici 6. maddenin (1) ve (2) numaralıfıkralarıyla belirli bir tarihe kadar işlenmiş ve istisna tutulmamış suçlarbakımından daha kısa süre ceza infazkurumunda kalınmak suretiyle denetimli serbestlik tedbirinden yararlanılmasımümkün kılınmaktadır. (3) numaralı fıkrada ise (1) ve (2) numaralı fıkrahükümlerinin iyi hâlli olmak koşuluyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunanhükümlüler hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
48. Anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında ise belirlibir tarihe kadar işlenen suçlar bakımından, tabi olduğu infaz rejimine görebelirlenen koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında hükümlünün onbeşyaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir günün üç gün,onsekiz yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir günün ikigün olarak dikkate alınması hükme bağlanmaktadır.
49. Geçici 6. maddenin (1), (2) ve (4) numaralıfıkralarının kapsamının belirli bir tarihe kadar işlenmiş suçlarla sınırlıtutulması, (3) numaralı fıkrada ise (1) ve (2) numaralı fıkralara atfendüzenleme yapılması, kurallarda özel affın unsurlarından biri olan sadecegeçmişe yönelik olma şartının bulunduğunu göstermektedir. Buna karşın sözkonusu unsurun varlığı, anılan hükümlerin öngördüğü kurumun af olarak kabulüiçin yeterli olmayıp yukarıda belirtildiği üzere cezanın kapsamında etkili olmaşartının da gerçekleşmesi gerekir.
50. Hükümlünün geçici 6. maddenin (1) numaralı fıkrası ile (2) numaralıfıkrasının (a) bendinden yararlanabilmesi için cezasının belirli bir kısmınınceza infaz kurumunda infaz edilmiş olması ve bu süreyi iyi hâlli olarakgeçirmesi gerekmektedir. Yine hükümlü salıverildikten sonra bir veya birdenfazla yükümlülüğe tabi tutulacak ve gereklerini yerine getirmediği takdirdeceza infaz kurumuna geri dönme ihtimali varlığını sürdürecektir.
51. Geçici 6. maddenin (2) numaralı fıkrasının (b)bendinde ise belirli bir tarihe kadar işlenmişve istisna tutulmamış suçlar bakımından, maruz kaldığı ağır birhastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyenaltmışbeş yaşını bitirmiş hükümlülerin koşullu salıverilmeleri için ceza infazkurumlarında geçirmeleri gereken sürelerin azami süre sınırına bakılmaksızın105/A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyleinfaz edilebileceği öngörülmek suretiyle cezanın belirli bir kısmının cezainfaz kurumunda infaz edilmiş olması şartının bu koşullarda bulunan hükümlülerbakımından aranmasından vazgeçildiği görülmektedir.
52. Denetimli serbestlik tedbirinin en önemliamaçlarından birinin cezanın infazının kişiselleştirilmesini sağlamak olduğugözetildiğinde bu amaçla uyumlu olarak ağır bir hastalık, engellilik veyakocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen altmışbeş yaşını bitirmişhükümlülerin ceza infaz kurumu koşullarında tutulmasının zorluğu gözönünde bulundurularakbu tür hükümlüler bakımından cezanın belirli bir kısmının ceza infaz kurumundainfaz edilmiş olması şartı aranmadan denetimli serbestlik tedbirinebaşvurulabilmesine imkân tanınmasıyla cezanın infazının kişiselleştirilmesiamacının sağlanmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.
53. Kaldı ki söz konusu bentte “…infaz edilebilir.”ibaresine yer verildiği gözetildiğinde anılan koşulları taşıyan hükümlühakkında dahi denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesinin zorunlu olmayıpbu konuda infaz hâkiminin takdir yetkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Yine buçerçevede denetimli serbestlik tedbirinin belirleyici unsurlarından olan,hükümlünün iyi hâlli olma şartı da aranmaya devam edilecektir.
54. Öte yandan salıverildikten sonra hükümlünün bir veyabirden fazla yükümlülüğe tabi tutulması ve gereklerine uyulmaması durumundadenetimli serbestlik tedbirinin uygulanarak cezanın infazı kararının gerialınabilmesi bu kapsamdaki hükümlüler bakımından da geçerli olacaktır.
55. Hükümlünün geçici 6. maddenin (4) numaralıfıkrasından yararlanabilmesi için de 107. madde uyarınca cezanın belirli birkısmının ceza infaz kurumunda infaz edilmiş olması ve hükümlünün bu süre içindeiyi hâl göstermesi gerekmekte, koşullu salıverildikten sonra da hükümlü denetimsüresine tabi tutulabilmekte ve gereklerine uyulmaması durumunda koşullusalıverilme kararı geri alınabilmektedir. Bu itibarla söz konusu fıkrakapsamına giren hükümlüler de koşullu salıverilmeye ilişkin var olan aynışartları sağlamaları hâlinde koşullu salıverilmeden aynı hüküm ve sonuçlarlayararlanabileceklerdir.
56. Bu çerçevede kuralların istisnakapsamına alınan suçlar dışında hükümlülerin denetimli serbestlik ve koşullusalıverme kurumlarından yararlandırılmak suretiyle ceza infaz kurumundageçirecekleri süreyi önceki kanuni düzenlemeye göre kısalttığı, ancak -infazedilecek- toplam ceza miktarında bir değişikliğe neden olmadığıanlaşılmaktadır.
57. Burada açıklığa kavuşturulmasıgereken temel husus, bir cezanın infaz edildiğinden söz edilebilmesi için cezasüresinin mutlaka ceza infaz kurumunda geçirilmesinin gerekip gerekmediğidir.Zira ceza süresinin birtakım alternatif infaz usulleriyle ceza infaz kurumudışında geçirilmesi cezanın infazı kapsamında kabul edilecek ise dava konusukuralların cezanın miktarında veya niteliğinde dolayısıyla cezada birdeğişiklik yaratmadığı, kuralların cezaya ilişkin değil cezanın infaz biçimineilişkin olduğu sonucuna ulaşılacaktır.
58. Geçmişte cezanın infazıyla ilgilisınırlı hukuki kurumlara yer verilmiş iken modern ceza hukukundaki gelişmelerinbunları çeşitlendirdiği gözlemlenmektedir. Bu bağlamda insan psikolojisinindoğasını keşfetme, suç davranışının kaynaklarını daha iyi anlama ve toplumsaldüzenin sağlanmasına yönelik psikolojik ve sosyolojik verilerin modern cezahukukunda uygulanmasıyla cezanın infaz biçimine ilişkin kurumlarda ciddideğişiklikler ve çeşitlilikler meydana gelmiş, eskiden sadece ceza infazkurumlarında infaz usulleriyle cezalar yerine getirilirken zamanla bu usullerdedeğişiklikler yapılmış, özellikle çeşitli ölçütler esas alınarak cezanıninfazının kişiselleştirilmesi yöntemleri geliştirilmiştir.
59. Nitekim cezaların tümünün bellikapalı yerlerde tutulması suretiyle çektirilmesi anlayışından, önce cezanın birkısmının açık ceza infaz kurumunda çektirilmesi rejimine geçildiği, sondönemlerde ise artık cezanın konutta infaz edilmesi veya başkaca yükümlülüklerbelirlenmek suretiyle ceza infaz kurumu dışında infaz edilmesi yöntemlerinindiğer yöntemlerle birlikte uygulandığı görülmektedir. Anılan yöntemlerle hemcezanın ödeticiliği hem de ıslah edicilik özelliklerinin aynı anda uygulanmayadevam edildiği örneklere sadece ülkemizde değil başka ülkelerde de başvurulduğubilinmektedir. Bu yönüyle modern ceza ve infaz hukukunun dinamik bir yapıyasahip olduğu, bu kapsamda cezanın tek tip olarak ceza infaz kurumunda infazedilmesi dışında yeni uygulamaların tartışıldığı, bunların hayata geçirildiği,bir kısmından olumlu sonuç alınarak bunların uygulanmasına devam edildiği, birkısmında ise değişikliklere gidildiği görülmektedir.
60. Dava konusu kurallarda denetimliserbestlik ve koşullu salıverilme kurumlarından yararlanmak suretiylehükümlülerin ceza infaz kurumundan önceki kanuni düzenlemelere nazaran dahaerken tahliye edilmesi ve cezanın kalan kısmının ceza infaz kurumu dışındainfaz edilmesi öngörülmektedir. Bu çerçevede anılan kurumların cezanın cezainfaz kurumunda çektirilmesine alternatif bir infaz usulü niteliği taşıyıptaşımadığının tespiti dava konusu kuralların da anılan niteliğe sahip olupolmadıklarının belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.
61. Denetimli serbestlik tedbiri kurumu ilk kez5/4/2012 tarihli ve 6291 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaKanun ile Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları KanunundaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la hukuk sistemimize girmiştir. Denetimliserbestlik, içeriğinde kısmi değişiklikler yapılsa da özü itibariyle aynıanlayış temelinde infaz sistemi içinde önemli bir kurum olarak işlev görmeyedevam etmektedir. Bu kurumun cezanın infaz rejimlerinden/şekillerinden birinioluşturup oluşturmayacağının irdelenebilmesi için kısaca hangi esaslara göreişlediğinin incelenmesinde fayda bulunmaktadır.
62. 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesiuyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilmesi için hükümlünün;talebinin bulunması, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevindebulunması (ya da açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın,iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamadığı için kapalıinfaz kurumunda bulunması), koşullu salıverilmesine belli bir süre kalması, iyihâlli olması ve ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporudikkate alınarak infaz hâkimince hakkında karar verilmesi gerekmektedir.Dolayısıyla bu tedbir otomatik olarak uygulanamamakta (bu konudaki etraflıdeğerlendirmeler için bkz. Mithat Bakikuşağı, B. No: 2013/4682,17/9/2014), anılan tedbirden hükümlünün faydalanabilmesi için Kanun’dakikoşulların yerine getirilmesi gerekmekte ve ancak bu koşulların yerinegetirildiğine hükmeden infaz hâkiminin kararıyla hükümlü denetimliserbestlikten yararlanabilmektedir.
63. Denetimli serbestlik tedbiriuygulanan hükümlünün; koşullu salıverilme tarihine kadar kamuya yararlı birişte ücretsiz olarak çalıştırılması, bir konut veya bölgede denetim ve gözetimaltında bulundurulması, belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi, belirlenenprogramlara katılması yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabitutulmasına denetimli serbestlik müdürlüğünce karar verilmekte ve hükümlününrisk ve ihtiyaçları dikkate alınarak yükümlülükleri değiştirilebilmektedir.
64. Hükümlünün hakkında belirlenenyükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim veiyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarıve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi veyaceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi hâlinde ise denetimli serbestlikmüdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasınıninfazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine, denetimli serbestlikmüdürlüğünün bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilmektedir.
65. Ayrıca hükümlü hakkında denetimliserbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan vecezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlıbir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması hâlinde, denetimli serbestlikmüdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından, hükümlünün ceza infazkurumuna gönderilmesine karar verilebilmektedir.
66. Denetimli serbestliğebaşvurulmasının nedeni ise Kanun’un gerekçesinde açıklandığı üzere “…hükümlülerin;yeniden suç işleme risklerinin azaltılması, sosyal hayata hazırlamasına imkân sağlanması,tahliye şartlarına uyumunun gerçekleştirilmesi ve toplumsal kurallara uymabecerilerinin…” geliştirilmesidir.
67. Buna göre denetimli serbestliktesalıverilen hükümlü üzerinde devletin denetim ve gözetim yetkisi devam etmekte,bu bağlamda örneğin cezasını konutta geçirme yükümlülüğü altındabırakılabilmektedir. Konutu terk etmeme yükümlülüğü altına sokulan hükümlününayrıca kamuda yararlı bir işte ücretsiz çalıştırılması veya bir eğitimprogramına devam etmesine de karar verilebilmektedir. Hükümlü anılanyükümlülüklere aykırı davrandığında veya kasıtlı yeni bir suç işlediğinde isetekrar ceza infaz kurumuna gönderilebilmektedir.
68. Bu çerçevede kişinin denetimliserbestlikten yararlanabilmesi için aranan koşulların ceza infaz kurumunundisiplinini, cezanın amacına uygun olarak infazını, kişiselleştirilmesini,ıslah edici fonksiyonunun güçlendirilmesini sağlamaya dönük olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan kişinin ceza infaz kurumu dışında geçirdiği süreçeşitli yükümlülükler uygulanmak suretiyle geçirilmekte, bu konuda Kanun’dacezanın hem ödeticiliği hem de ıslah ediciliği unsurlarının sağlanmasınayönelik tedbirlerin alınmasına imkân tanınmış bulunmaktadır.
69. Koşullu salıverilme ise 5271 sayılıKanun’un 107. maddesinde düzenlenmiş olup bu kurum da genel olarak denetimliserbestlikle benzer nitelikler taşımaktadır.
70. Tüm bu hususlar dikkate alındığındagerek denetimli serbestliğin gerekse koşullu salıverilmenin cezanın ceza infazkurumunda geçirilmesine alternatif bir ceza infaz usulü/rejimi niteliğitaşıdığı sonucuna ulaşılmaktadır.
71. Bu açıklamalar çerçevesinde geçici 6. maddeninhükümlünün çektirilmesi gereken toplam ceza miktarında bir değişikliğe nedenolmadığı, ceza infaz kurumundan kendiliğinden salıverilmesine yol açmadığı, bukapsamda hükümlünün iyi hâlli olması şartının arandığı, anılan şart gerçekleşsedahi salıverilme kararı bakımından hâkimin takdir yetkisinin bulunduğu, (1),(2) ve (3) numaralı fıkra hükümlerinden yararlanmak için ayrıca hükümlününtalebinin varlığının gerektiği, salıverilme sonrasında da devletin hükümlüüzerindeki gözetim ve denetim yetkisinin devam ettiği, bu bağlamda hükümlüyebir veya birden fazla yükümlülük yüklenebileceği, gereklerine uygundavranılmadığı veya yeniden suç işlendiği takdirde salıverilme kararının gerialınmak suretiyle hükümlünün cezasının infazına ceza infaz kurumunda devamedilebileceği gözetildiğinde geçici 6. maddenin cezanın kapsamına ilişkin birdüzenleme olmayıp cezanın infaz usulüne yönelik hükümler öngördüğüanlaşılmaktadır.
72. Anılan nedenlerle geçici 6. maddenin öngördüğükurumun af niteliğinde olmadığı, bu itibarla söz konusu maddenindeğiştirilmesini öngören dava konusu 52. maddeyi ihtiva eden dava konusu 7242sayılı Kanun’un toplantı ve karar yeter sayısı bakımındanAnayasa’nın 96. maddesine tabi olduğu görülmektedir.
73. Kanun'un görüşülmesine ilişkin TBMM Genel Kurultutanaklarının incelenmesinden teklifin tümü üzerindeki oylamanın açık oylamayöntemiyle yapıldığı görülmektedir. Yapılan açık oylama sonucunda 279 kabul ve51 ret oyunun kullanıldığı gözetildiğinde son oylamanın Anayasa'nın 96.maddesinde öngörülen çoğunlukla yapıldığı anlaşılmaktadır.
74. Açıklanan nedenlerle son oylamasının Anayasa'daöngörülen çoğunlukla yapıldığı açık olan Kanun, Anayasa'nın 96. maddesine aykırıdeğildir. Bu itibarla Kanun’un ve 52. maddesiyle 5275 sayılı Kanun’undeğiştirilen geçici 6. maddesinin şekil bakımından iptalleri talebinin reddigerekir.
Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, HicabiDURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, M. Emin KUZ ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşekatılmamışlardır.
Kuralların Anayasa’nın 87. ve 88. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
75. Davadilekçesinde özetle, dava konusu kuralların uygulanmaları hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararlarındoğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talepedilmiştir.
14/4/2020tarihli ve 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ileBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. Tümüne,
B. 52. maddesiyle13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Kanun’un değiştirilen geçici 6. maddesine,
yönelik iptal talepleri 16/7/2020 tarihli ve E.2020/44,K.2020/41 sayılı kararla reddedildiğinden bu maddeye ve Kanun’a ilişkinyürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE 17/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verilmiştir.
V. HÜKÜM
14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik YapılmasınaDair Kanun’un;
A. Tümünün,
B. 52. maddesiyle13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Kanun’un değiştirilen geçici 6. maddesinin,
şekil bakımından Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptaltaleplerinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, HicabiDURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, M. Emin KUZ ile Yusuf Şevki HAKYEMEZ’inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA 17/7/2020 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Mahkememiz çoğunluğu 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılıCeza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun’un (a) tümünün, (b) tümünün iptal edilmemesi durumunda52. maddesiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaKanun’un değiştirilen geçici 6. maddesinin şekil bakımından Anayasa’yaaykırılığı iddiasına ilişkin iptal taleplerini reddetmiştir.
2. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin af yetkisiAnayasa’nın 87. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin ilk halinde yer alan “Anayasanın14üncü maddesindeki fiillerden dolayı hüküm giyenler hariç olmak üzere, genelve özel af ilanına…karar vermek” şeklindeki düzenleme 2001 yılındadeğiştirilmiştir. Değişiklikle bir yandan Anayasa’nın 14. maddesindeki fiillerde af kapsamına alınmış, diğer yandan da af kararının nitelikli çoğunluklakarara bağlanması öngörülmüştür. Buna göre “üye tamsayısının beşte üççoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek”, TBMM’ninyetkileri arasındadır.
3. Af niteliğindeki kararların beşte üç çoğunluklaalınmasına yönelik anayasal hüküm denetim konusu kanunun hukuki niteliğininbelirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Başka bir ifadeyle kanun koyucununadlandırmasından bağımsız olarak çıkarılan düzenlemenin af niteliğinde olupolmadığı şekil bakımından anayasaya uygunluk denetiminde belirleyici roloynamaktadır.
4. Öncelikle belirtmek gerekir ki, bir düzenlemenin afniteliğinde olup olmadığını belirlerken Anayasa’dan hareket etmek gerekir.Kanunlardaki tanımlar esas alınarak yapılan bir anayasallık denetimi anayasayargısının doğasıyla bağdaşmaz. Zira bu durum kanunun Anayasa’ya değil kanunauygunluğunu denetleme anlamına gelebilecek, kanun koyucunun af tanımındayapacağı muhtemel değişiklikler konuyla ilgili yorumların da değişmesine yolaçabilecektir. Bu nedenle anayasal bir kurum olan affın Anayasa’dan hareketleözerk bir tanımının yapılması gerektiği hususunda çoğunlukla aynı görüşteyim (§22).
5. Bu kapsamda Anayasa’nın 87. maddesinde TBMM’nin üyetamsayısının beşte üçünün oyuyla karar vereceği af suç ve/veya cezalara yönelikhukuki tasarruflardır. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında affı şu şekildetanımlamıştır: “Af bazen sadece kesinleşmiş cezaları kaldıran, hafifleten veyadeğiştiren, bazen de kamu davasını düşüren veya mahkûmiyeti bütün sonuçlarıylabirlikte yok sayan bir kamu hukuku tasarrufudur. Bu genel tanım affın ikişekilde ortaya çıktığını göstermektedir. Bunlardan biri mahkûmiyet ve kamudavasını ortadan kaldıran genel af, diğeri de sadece cezaya etki eden özelaftır” (AYM, E.2001/4, K.2001/332, 18/7/2001. Ayrıca bkz. AYM, E.2004/92,K.2008/119, 12/6/2008).
6. Diğer yandan özel affın cezaya nasıl etki ettiğiniortaya koymak gerekir. Anayasa’nın 104. maddesinin on altıncı fıkrasına göreCumhurbaşkanı “Sürekli hastalık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarınıhafifletir veya kaldırır”. Cumhurbaşkanına tanınan bu yetkinin bir özel afyetkisi olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de“Anayasa’nın 87. ve 104. maddelerine göre ferdi özel af çıkarma yetkisi TürkiyeBüyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı’na… aittir” demek suretiyle bu hususuteyit etmiştir (AYM, E.2001/4, K.2001/332, 18/7/2001).
7. Dolayısıyla özel affın cezaya etkisi hükmedilen cezayıhafifletme veya kaldırma şeklinde tezahür edebilir. Anayasa Mahkemesi özelaffı, genel aftan farklı olarak, suça değil cezaya etki eden bir hukuki tasarrufolarak nitelendirmiştir. Anayasa Mahkemesine göre, “Kamu davasına vemahkûmiyete etkisi olmaması, yalnız ceza üzerine etkili olması nedeniyle özelaf sadece cezayı kısmen veya tamamen düşüren bir sebeptir” (AYM, E.2001/4,K.2001/332, 18/7/2001).
8. Eldeki davada Mahkememiz çoğunluğu, özel affı bu kezanayasal hükümlerden hareketle “kesin veya kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararıylahükmedilen cezayı, miktarını azaltmak veya daha hafif bir ceza ile değiştirmeksuretiyle hafifleten ya da hiç infaz edilmeyecek şekilde ortadan kaldıran biryasama veya yürütme işlemi” olarak tanımlamıştır (§ 11). Bu özel af tanımınınisabetli olduğunu belirtmek gerekir.
9. Şu hâlde dava konusu kuralların hükmedilen cezaları neşekilde etkilediğine, cezaların infaz şeklinden ziyade onları hafifleten veyakaldıran bir yönünün olup olmadığına bakılmalıdır. Kısacası düzenleme, cezanıninfaz şeklini değil de kendisini etkiliyorsa bunun af niteliğinde olduğu kabuledilmelidir.
10. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 7. maddesi kapsamında suç ve cezada kanunilikilkesini yorumlarken “ceza” ile “cezanın infaz şekli” arasındaki ayrıma dikkatçekmiş, ikincisinin 7. madde kapsamı dışında kaldığını belirtmiştir. Del RíoPrada/İspanya kararında farklı suçlardan üç bin yılı aşan hapis cezasına mahkûmedilen başvurucunun toplam otuz yıl olarak kabul edilen infaz süresinin, yüksekmahkemece yerleşik içtihat ve uygulamadan farklı olarak işlenen her bir suçiçin indirim süresinin hesaplanması ve bu suretle fiilen infaz süresininuzatılmasında “ceza” ve “cezanın infaz şekli” ayrımı değerlendirilmiştir. AİHMbu kararında söz konusu ayrımı yapmanın her zaman kolay olmadığını, bununlabirlikte, cezanın infaz şekli ya da uygulanması kapsamında kabul edilen kimidüzenlemeler ya da yargı kararlarının cezanın kapsamını etkileyebileceğinivurgulamıştır. AİHM somut olayda cezanın infazına değil kapsamına yönelik,başka bir ifadeyle başvurucunun aleyhine olacak şekilde aldığı cezaya etki edenbir içtihat değişikliği söz konusu olduğundan, şikayetin aleyhe cezahükümlerinin geçmişe uygulanmasını meneden Sözleşme’nin 7. maddesi kapsamındaincelenmesi gerektiğine karar vermiştir (Del Río Prada/İspanya [BD], B.No:42750/09, 21/10/2013, § 85, 89).
11. Dava konusu geçici 6. maddenin (1) ve (2) numaralıfıkralarıyla 30/3/2020 tarihine kadar işlenen ve istisna kapsamına girmeyensuçlar bakımından denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak ve bazı hükümlüleryönünden koşullu salıverme sürelerinin hesaplanması değiştirilmek suretiyleceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken süreler kısaltılmıştır. Esasen bazısuçlar bakımından ceza infaz süresinin kısaltılmasından ziyade hiç cezaevindekalınmadan cezanın infazından bahsetmek gerekir. Örneğin istisna kapsamınagirmeyen suçlardan birinden kesinleşmiş mahkumiyete bağlı olarak altı (6) yılhapis cezasıyla cezalandırılan bir kişi, dava konusu kurallardan önce 5275sayılı Kanun’un 105/A maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca cezasının iki(2) yılını ceza infaz kurumunda çektikten sonra denetimli serbestlik tedbiriuygulanmak suretiyle serbest bırakılacaktı. Buna karşılık geçici 6. maddenin(1) nolu fıkrası denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması için 105/Amaddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “bir yıl”lık süreyi “üç yıl”açıkardığı için, kesinleşmiş mahkûmiyete bağlı olarak altı (6) yıl kesinleşmişhapis cezasına çarptırılan kişi ceza infaz kurumunda kalmadan cezayı infazetmiş sayılacaktır.
12. Denetimli serbestlik kurumunun amacı, hapis cezasınamahkûm edilen hükümlünün cezasının bir kısmını ceza infaz kurumunda geçirdiktensonra, bazı şartlar altında yeniden topluma kazandırılması için serbestbırakılmasını sağlamaktır. Nitekim bu amaç 5275 sayılı Kanun’un 3. maddesinde,“hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumusuça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretkenve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan biryaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak” şeklinde ifade edilmiştir.
13. Dava konusu geçici 6. maddenin (1) numaralı fıkrası,istisna kapsamında olmayan suçlardan dolayı altı yıla kadar hapis cezasınamahkûm edilenlerin ceza infaz kurumunda kalmadan cezalarının infazına imkântanımaktadır. Bu haliyle kuralın cezanın infaz şekline değil, bizzat kapsamınayönelik olduğu açıktır. Zira kural, bir anlamda hapis cezasını daha hafifmahiyetteki “seçenek yaptırımlar”a dönüştürmektedir. Geçici 6. maddenin (1)numaralı fıkrasından yararlanarak altı (6) yıla kadar hapis cezasına mahkûmedilenler, 5275 sayılı Kanun’un (5) numaralı fıkrasına göre denetim süresiiçinde “kamuya yararlı bir işte çalıştırılma” veya “belirlenen yer veyabölgelere gitmeme” gibi yükümlülüklere katlanmak durumundadır. Ancak buyükümlülüklerin bir kısmı, aynı zamanda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50.maddesinde yer alan “kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” arasındabulunmaktadır. Bu madde uyarınca kısa süreli hapis cezası, sözgelimi, “belirliyerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya” veya “kamuyayararlı bir işte çalıştırılmaya” çevrilebilmektedir.
14. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, altı (6) yılakadar hapis cezasına mahkûm edilen hükümlülerin cezaevine girmeden cezalarının infazedilmesine imkân sağlayan geçici 6. maddenin (1) numaralı fıkrası, cezanınkapsamına etki eden ve bir anlamda onu daha hafif seçenek yaptırımlaradönüştürerek hafifleten, bu nedenle de özel af niteliğinde olan birdüzenlemedir.
15. Geçici 6. maddenin (1) numaralı fıkrasının şekilbakımından Anayasa’ya aykırı olduğuna dair bu gerekçeler, aynı maddenin (2) ve(4) numaralı fıkraları için de geçerlidir. Bilhassa (2) numaralı fıkranın (b)bendine değinmek gerekir. Bu kural, istisna tutulmayan suçlar bakımından maruzkaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnızidame ettiremeyen altmış beş yaşını bitirmiş hükümlülerin azami süre sınırınabakılmaksızın tüm hürriyeti bağlayıcı cezalarının denetimli serbestlik tedbiriuygulanmak suretiyle infaz edilebileceğini öngörmektedir. Esasen bu düzenleme,Anayasa’nın 104. maddesinin on altıncı fıkrasında Cumhurbaşkanı’na tanınan“özel af” yetkisine oldukça benzemektedir. Buna göre Cumhurbaşkanı “Süreklihastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veyakaldırır”. Dava konusu kuralla cezaları infaz edilen kişileri CumhurbaşkanıAnayasa’nın 104. maddesiyle kendisine verilen özel af yetkisini kullanarakaffetmiş olsaydı hemen hemen aynı sonuç ortaya çıkacaktı. Bu da kuralıngerçekte cezaya etki eden, bir anlamda cezayı hafifleten, dolayısıyla afniteliğinde bir düzenleme olduğunu göstermektedir.
16. Özel affın özerk yorumundan hareketle ulaşılan busonuç, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında yaptığı değerlendirmelerle deuyumludur. Nitekim Anayasa Mahkemesi on (10) yıla kadar hapis cezasına mahkûmedilenlerin ceza infaz kurumlarında kalmadan tahliyesini öngören 4616 sayılıKanun’la getirilen düzenlemenin af niteliğinde olduğunu belirlerken,düzenlemenin “10 yıldan az mahkûmiyetlerde cezaevine hiç girmeyen mahkûmlara daşartlı salıverme olanağı sağlamakta” olduğuna dikkat çekmiştir (AYM, E.2001/4,K.2001/332, 18/7/2001). Benzer şekilde Anayasa Mahkemesi, 4758 sayılı 23 Nisan1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava veCezaların Ertelenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1.maddesiyle yeniden düzenlenen 4616 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 2. bendinin “şartlasalıverme” değil af niteliğinde olduğunu, bu nedenle Anayasa’nın 87. maddesinegöre TBMM üye tamsayısının beşte üçünün çoğunluğuyla kabul edilmesi gerektiğinibelirterek, kuralı şekil bakımından Anayasa’ya aykırı bulmuştur (AYM,E.2002/99, K.2002/51, 28/5/2002).
17. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında affın tanımındaesas aldığı Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri de dava konusu kuralların afmahiyetinde olduğunu teyit etmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Af”kenar başlıklı 65. maddesinin (2) numaralı fıkrasında “Özel af ile hapiscezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumundaçektirilecek süresi kısaltılabilir ya da adlî para cezasına çevrilebilir”denmektedir. Belirtmek gerekir ki, bu fıkra kanun tasarısında o dönemdeyürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 98. maddesiyle uyumlu olarak “Özelaf, cezayı ortadan kaldırır veya azaltır veya değiştirir. Özel af, kanun veyaCumhurbaşkanlığı kararnamesinde aksi yazılı olmadıkça fer’î cezaları daetkiler.” şeklindeyken Adalet Komisyonu tarafından mevcut haline dönüştürülmüştür.Bu değişikliğin gerekçesinde “özel affın mahiyeti[nin] açık bir şekilde ortayakonulmuş” olduğu, “özel af ile sadece hapis cezasının infaz kurumundaçektirilmesine son verilebileceği, infaz kurumunda çektirilecek süreninkısaltılabileceği”nin kabul edildiği belirtilmiştir (bkz. Türk Ceza KanunuTasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı 664), TBMM Tutanak Dergisi,Dönem: 22, Yasama Yılı: 2, s.472).
18. Af niteliğindeki kanuni düzenlemelerin çok önemlitoplumsal ve siyasal sonuçlarının olduğu bilinmektedir. Ceza politikalarınınbelirlenmesinde suç işlenmesinin önlenmesi, caydırıcılık, suçluların ıslahı vetoplum vicdanının tatmini gibi amaçlar gözetilmektedir. Çok sık şekilde afniteliğinde düzenlemelerin yapılması, bu amaçların gerçekleşmesini engelleyebileceğigibi kamu vicdanını da yaralayabilir. Tam da bu nedenle anayasa koyucu TBMM’degenel ve özel affa karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluk öngörmüştür.Böylece farklı toplumsal kesimleri ve görüşleri temsil eden siyasi partilerarasında belli ölçüde uzlaşmanın sağlanması hedeflenmiştir.
19. Dava konusu kuralların af niteliğinde olmadığınınkabulü Anayasa’nın 87. maddesini işlevsiz ve anlamsız hale getirecektir. Buyolla beşte üç çoğunluğa gerek duyulmaksızın, şartla salıverme ya da denetimliserbestlik adı altında belli suçlardan mahkûm olanların cezalarıdeğiştirilebilecek, hafifletilebilecek veya tamamen ortadankaldırılabilecektir. Mahkememiz çoğunluğunun kararı maalesef bu yoluaçmaktadır. Gerçekten de 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin (1) numaralıfıkrasında yer alan “bir yıl”lık süreyi değiştirmek suretiyle çok uzun sürelihapis cezalarına çarptırılan hükümlülerin bile ceza infaz kurumlarına girmedencezalarını infaz etmeleri ya da çok az süre cezaevinde kalmak suretiyle serbestbırakılmaları mümkün olabilecektir. Bunun da Anayasa’nın 87. maddesiylebağdaşmayacağı her türlü izahtan varestedir.
20. Açıklanan nedenlerle, dava konusu Kanun’un afniteliğinde bir düzenleme olan geçici 6. maddesi Anayasa’nın 87. maddesiuyarınca TBMM üye tamsayısının beşte üçünün çoğunluğu ile kabul edilmediğindenşekil bakımından Anayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir.
21. Diğer yandan af niteliğinde olan bir düzenlemeniniçinde bulunduğu herhangi bir Kanun’un bir bütün olarak beşte üç çoğunluklakabul edilmesi gerekir. Nitekim Anayasa’nın 87. maddesindeki değişikliğin birgereği olarak 2003 yılında TBMM İçtüzüğü’nün 92. maddesinde de bu yönde birdeğişiklik yapılmıştır. Bu maddeye göre “Genel veya özel af ilanını içerentekliflerin Genel Kurulda kabulü Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısınınbeşte üç çoğunluğunun kararı ile mümkündür. Gerekli çoğunluk, söz konusutekliflerin afla ilgili maddelerinde ve tümünün oylanmasında ayrı ayrı aranır”.Anayasa Mahkemesi de 2005 yılında verdiği bir kararında, 5272 sayılı Kanun’untümünün oylamasından sonra af içeren Geçici Madde 4’ün gerekli nitelikliçoğunluk sağlanamadığı için metinden çıkarılması üzerine artık söz konusuKanun’un farklılaştığını, bu nedenle tümünün yeniden oylanması gerektiğini, buyapılmadığı için de kanunun şekil bakımından Anayasa’ya aykırı hale geldiğinibelirtmiştir (AYM, E.2004/118, K.2005/8, 18/1/2005).
22. Dava konusu Kanun’un geçici 6. maddesinin afniteliğinde bir düzenleme olduğu tespiti ışığında bu maddeyi içeren Kanun’untümünün de beşte üç çoğunlukla kabul edilmesi gerekirdi. Bu nedenle 7242 sayılıKanun’un tümü de şekil bakımından Anayasa’nın 87. maddesine aykırılık teşkiletmektedir.
23. Açıklanan gerekçelerle, dava konusu Kanun’un tümününve geçici 6. maddesinin şekil yönünden Anayasa’ya aykırı olmaları sebebiyleiptal edilmeleri gerektiğini düşündüğümden çoğunluğun red yönündeki görüşünekatılmıyorum.
Başkan
Zühtü ARSLAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 14.4.2020 tarihli ve 7241 sayılı Kanunun 52. maddesiyle5275 sayılı Kanunun Geçici 6. maddesinin iptali istenen ilgili hükümlerininşekil yönünden incelenmesinde Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu çoğunluğutarafından, özel af niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle kuralların şekilyönünden Anayasaya aykırı olmadığına karar verilmiştir. Çoğunluk gerekçesinekatılmama nedenlerim aşağıda açıklanmaktadır.
2. İptali istenen kuralların genel af niteliğindeolmadığı hususunda bir tartışma bulunmamaktadır. Tartışma, infaz düzenlemesigörünümlü olan kuralların özel af niteliğinde olup olmamasıyla ilgilidir.Anayasal denetimde ölçü norm olamayacak ise de yasama organının bu kavramlailgili iradesini ortaya koyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 65. maddesininikinci ve üçüncü fıkralarında özel af; “Özel af ile hapis cezasının infazkurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirileceksüresi kısaltılabilir ya da adli para cezasına çevrilebilir. Cezaya bağlı olanveya hükümde belirtilen hak yoksunlukları, özel affa rağmen etkisini devamettirir.” biçiminde açıklanmıştır. Bu düzenlemeye göre özel affın hapiscezasının hukuki sonuçlarına etkisi bulunmamakta ise de cezanın kaldırılmasına,azaltılmasına veya hafifletilmesine yönelik düzenlemeler özel af niteliğindegörülebilecektir. Başka deyişle geçmişteki bir dönem mahkumiyet kararlarıylasınırlı olarak hapis cezaları üzerinde; infaza engel olan veya cezaevindekalmaya son verme veya süresini kısaltma sonucunu doğuran veya hapis cezasınıpara cezasına veya tedbire dönüştüren düzenlemeler özel af niteliğitaşıyacaktır. Öte yandan aynı hükme göre özel af kapsamında hapis cezaları paracezasına dönüştürülebilecek iken, özel affın ceza hukuku alanındaki adli paracezaları üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle özel affın temeldehapis cezalarına yönelik düzenlemeleri kapsayacağı söylenebilir. Özel af hapiscezasının niteliğini veya süresini değiştirmekle birlikte hukuki sonuçlarınıortadan kaldırmamaktadır. Özel affa uğrasa dahi hükümlü hakkındaki mahkumiyetkararı, buna bağlı hukuki sonuçları doğurur. Bu anlamda özel af mahkumiyetinadli sicilden silinmesini gerektirmez, diğer bir suçun cezasınınbelirlenmesinde mahkumiyet kararı olarak dikkate alınır. Örneğin sonraki suçunertelenmesinde engel teşkil edebilir veya mükerrirlik uygulamasında (TCK m. 58)dikkate alınır. Yine özel affa rağmen cezaya bağlı hak yoksunlukları eder,müsadere hükmü uygulanır. Anayasada ise genel ve özel af tanımlanmamıştır.Ancak Anayasanın 104. maddesinde bazı nedenlerle Cumhurbaşkanına tanınan özelnitelikli af yetkisinin cezaların hafifletilmesine veya kaldırılması sonucunudoğuracağı belirtilmektedir. Bu hükmün 87. maddedeki özel af yönünden de emsalalınabileceği söylenebilir.
3. İnfazın ön şartı kesinleşmiş mahkumiyet kararınınbulunmasıdır. İnfaz hukukunun en önemli anayasal temelini ise Anayasadaki“insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulmama” hakkı (m.17/3) oluşturmaktadır. Mahkumiyet kararlarının infazında anılan yasağa ve yasagereği sınırlandırılsa dahi bazı anayasal temel hak ve özgürlüklere riayetedilmesi gerekmektedir. Öte yandan Hapis cezalarının infazının iki amacıbulunmaktadır. İlki, suçların önlenmesidir. Önleme amacının da iki boyutubulunmaktadır. Özel önleme adı verilen ilk boyutuyla işlenen suçun yaptırımıuygulanarak failin toplumsal düzeni bozan fiiliyle yüzleşip ıslah olmasınısağlamak ve gelecekte tekrar suç işlemesini önlemek, caydırmaktır. İkinciboyutu, suç karşılığı ceza uygulanmasının üçüncü kişileri suç işlemektencaydırıcı etkiye sahip olmasıdır (genel önleme). Cezalandırmanın ikinci amacıise suçlunun infaz süreci sonunda sosyalleşmesi, sorumluluk sahibi bir bireyolarak yeniden topluma kazandırılmasını sağlamaktır.
4. Geçici 6. maddede yapılan değişiklikte şartlısalıverme ve denetimli serbestlik adı verilen infaz kurumları üzerinden birdüzenleme yapılmaktadır. Bu nedenle öncelikle anılan infaz kurumlarınınkanundaki düzenleniş şekillerine ve niteliklerine değinilmelidir.
5. Şartlı salıverme 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 107. maddesinde düzenlenen bir infazmüessesesidir. Şartlı salıverme, cezasının önemli bir kısmı iyi halli olarakinfaz edilmiş olan hükümlünün, kalan süresini suç işlememek ve bazıyükümlülüklere uygun davranmak suretiyle özgür geçirmesini sağlamaktadır.Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi halli olarak geçirildiği takdirdeceza infaz edilmiş sayılmaktadır (m. 107/14). Dolayısıyla şartlı salıverme birinfaz hukuku kurumudur. Anılan maddede şartlı salıverme için süreli hapiscezasına mahkum edilenlerin hapis cezalarının üçte ikisini infaz kurumundaçekmeleri gerekmekteydi. Ancak 107/2. madde, 7242 sayılı Kanunun 48. maddesiile değiştirilerek bu süre yarıya indirilmiştir. Bu haliyle yerindeliği bakışaçısına göre eleştirilse dahi değişiklik kapsamındaki düzenlemenin genel veherkese uygulanan bir infaz hukuku düzenlemesi olduğu söylenmelidir. Hatta sondeğişiklikten önce 15.8.2016 tarihli ve 671 sayılı KHK’nın 32. maddesi ileyürürlüğe konulan geçici 6. madde uyarınca bazı suçlar hariç olmak üzere1.7.2016 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından; 107/2. maddedeki üçte ikilikoranın ‘yarısı’ şeklinde uygulanacağı kabul edilmişti.
6. Diğer bir infaz müessesesi olan denetimliserbestlik de infaz sürecinde hükümlüyü topluma kazandırma modellerindenbiridir. Bu yolla cezasının önemli bir kısmının infazı tamamlanmış olanhükümlülerin kalan süreyi toplumsal çevresi içerisinde ve fakat infazgörevlilerinin denetimi altında geçirmesi imkanı verilerek, infaz sonrasıtopluma uyum sağlama kabiliyetlerinin artırılması, madde bağımlılarınınrehabilite edilmesi amaçlanmaktadır. Böylece hükümlülere son infaz sürecinisosyal kurallarla uyumlu yaşayabildiklerini gösterme fırsatı tanınmaktadır. AYMbir infaz müessesesi olan denetimli serbestlikle ilgili Kanunun 105/A maddesiniincelerken bu kurumun; “suçlunun kişiliğindeki gelişmeleri gözlemleyerekcezasının koşullu salıvermeden önceki bir yılını dışarıda geçirmesini sağlayanbir tedbir” (AYM 26.12.2013, 2013/133 E.- 2013169 K.) olduğunu ifade etmiştir.Yine “Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması ile de hükümlülerin; yenidensuç işleme risklerinin azaltılması, sosyal hayata hazırlanmalarına imkansağlanması, tahliye şartlarına uyumun gerçekleştirilmesi, toplumsal kurallarauyma becerilerinin geliştirilmesi…amaçlandığı” sözleriyle (AYM 9.4.2014, 2014/4E. – 2014/77 K.; AYM 5.7.2018, 2017/170 E. – 2018/77 K.) bu kurumun yeni birinfaz rejimi olduğunu kabul etmiştir.
7. Bununla birlikte denetimli serbestlik uygulamasıylahükümlülerin özgürlüklerinin kısıtlanma hali sona erdirildiğinden, bu kurumunceza adaleti sisteminin bütünlüğünü bozmayacak ve amaçlarını gerçekleştirmesiniönlemeyecek bir biçimde kurgulanması önem taşımaktadır. Örneğin ceza ve infazhukukunun en önemli iki amacından birini oluşturan ‘önleme’ amacını işlevsiz halegetirebilecek bir düzenlemenin ilgili kuralı infaz hukuku kurumu olmaktançıkartıp, kanundaki yaptırımı ‘dönüştürdüğü’ söylenebilir. 5275 sayılı Kanunun105/A maddesi uyarınca açık cezaevinde veya çocuk eğitimevinde bulunan vekoşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az kalan iyi hallihükümlünün talebi halinde, cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olankısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına kararverilebilmektedir. Aynı maddenin 2. ve 3. fıkralarında ise sıfır-altı yaş grubuçocuğu bulunanlar için bu süre iki yıl; ağır hastalık, engellilik veyakocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyenler bakımından ise üçyıl olarak uygulanacaktır. 14.4.2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 52.maddesiyle, 5275 sayılı İnfaz Kanununun geçici 6/1-3. maddesi ile; aynı Kanunun105/A maddesindeki koşullu salıvermelerine kalan bir yıllık süre üç yıl, ikiyıllık süre 4 yıl ve üç yıllık süre ise azami süre sınırı” aranmaksızınşeklinde değiştirilerek denetimli serbestlik hükmünün uygulanması imkanıgetirilmiştir. Geçici 6. maddenin diğer fıkraları da getirilen atıfetitamamlayıcı işlev görmektedir. Ayrıca belirtilmelidir ki geçici 6. madde ilegetirilen değişikliğin anlaşılabilmesi için 5275 sayılı Kanunun koşullusalıvermeye ilişkin 107. maddesinde yapılan değişiklikle birliktedeğerlendirilmesi gerekmektedir.
8. Öncelikle belirtilmelidirki genel ceza hukuku veyainfaz düzenlemeleriyle af kurallarını ayıran ilk ölçüt, af düzenlemeleriningeçmişe yönelik belirli ve sınırlı bir süreyi kapsıyor oluşudur. Geçmişlesınırlı bir düzenleme ceza yaptırımını da etkiliyorsa bu durum affı aklagetirir. Nitekim AYM de bir kararında; suçlar, yaptırımları ve infaz rejimiyleilgili kanunların yerine göre geleceğe ve geçmişe yönelik etkiler doğurmasınakarşın, affın ise sadece geçmişteki belli bir dönemle sınırlı bir etkidoğurduğu ifade edilmiştir (AYM 13.3.1979, 1978/67 E. – 1979/14K). Mahkemediğer bir kararında da 5237 sayılı TCK’nın imar kirliliğine neden olma suçunudüzenleyen 184. maddesinin etkin pişmanlık halinde kamu davasının açılmayacağı,açılmışsa davanın düşeceği ve mahkum olunan cezanın sonuçlarıyla ortadankalkacağı yönündeki 5. fıkrasını incelerken kuralın geçmişe yönelik olmadığınıbelirterek düzenlemenin af niteliğinde bulunmadığına karar vermiştir (AYM12.6.2008, 2004/92 E. – 2008/119). İncelemeye konu Geçici 6. maddedekideğişiklikler de kanunda “30 Mart 2020 tarihine kadar işlenen suçlarbakımından” yapılmıştır. Bu düzenleme uyarınca anılan tarihe kadar işlenensuçlardan, birinci ve ikinci fıkralarda istisna tutulmayan tüm suçlara ilişkinolarak gerek kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kesinleşmiş hapis cezaları,gerekse sonraki tarihlerde kesinleşecek hapis cezaları kapsama girmektedir.
9. Mahkeme çoğunluğu tarafından ifade edilen gerekçede“denetimli serbestlik ve koşullu salıverme yoluyla ceza infaz kurumundageçirilen sürelerin kısaltıldığı ancak infaz edilecek toplam ceza miktarındadeğişiklik yapılmadığı” belirtilmektedir (par. 56). Ayrıca düzenlemenin özel afniteliğinde olmadığı görüşüne dayanak olarak; söz konusu hukuki kurumlarınuygulanış özelliklerinden hareketle bu kurumların alternatif bir ceza infazrejimi olduğu vurgulanmakta ve iyi halin aranması, hakim kararının gerekmesi vedevletin denetim yetkisi kapsamında gerektiğinde kararın geri alınarakhükümlünün infaz kurumuna geri dönebileceği nedenlerine dayanılmaktadır (par.7-71).
10. 5275 sayılı Kanunun 107. maddesinde yapılandeğişiklikle birlikte tarih ve suç türü bakımından kapsama giren suçlardanverilecek mahkûmiyet hükümleri nedeniyle koşullu salıverilmesine üç yıl veyadört yıl kalanların infaz kurumundan çıkmaları mümkün kılınmaktadır. 107.maddedeki düzenleme geçmişteki suçlara özgülenmeyip geleceği yönelik olduğundanaf niteliğinde olduğu söylenemeyecektir. Bununla birlikte Geçici 6. maddedekidüzenlemeler ile birlikte uygulandığında örneğin; birinci fıkra yönünden 6 yılhapis cezasına mahkum edilen kimse hapis cezası hiç infaz edilmedensalıverilebilmektedir. Diğer fıkra yönünden bu sonuç 8 yıl hapis cezasıbakımından söz konusudur. Öte yandan salıverilmenin iyi hal şartına bağlanması,kuralın özel af sayılmasını önlemediği gibi AYM’nin bir kararında belirtildiğiüzere bu durum şartlı af olarak nitelenmektedir (AYM 28.5.2002, 2002/99 E. –2002/51 K.). Ayrıca infaz kurumundan salıverilen hükümlülere denetim tedbiriuygulanması düzenlemenin infaz rejimi görünümü taşımasını sağlıyor ise dekuralların hukuki ve pratik sonuçları dikkate alındığında bu hususun da özel afniteliğine mani teşkil etmediği söylenmelidir. Görüldüğü gibi geçici 6.maddeyle Kanunun 105/A maddesine getirilen istisnaların belirlenmesinde suçunvasfına özgü bir ayrım yapılmadığı gibi hükümlünün ceza miktarına bağlı biroranlama da getirilmemiş ve koşullu salıverilme için kişiliğinin gözlenmesinisağlayabilecek yeterli bir süre infaz kurumunda kalması aranmaksızın kesin vemaktu süreler öngörülmüştür. Bu durum, düzenlemelerin yer aldığı hukukikurumlar ne olursa olsun pratikte mahkumiyet kararına konu yaptırımınniteliğinin değiştirilmesine ve adeta cezasızlığa yol açmaktadır. Diğertaraftan yukarıda özel af tanımı dolayısıyla belirtildiği üzere geçmişe yönelikolarak hapiste kalınan süreyi kısaltma sonucunu doğuran düzenlemeler özel afniteliğindedir. Geçici 6. madde ile sağlanan şey de tam anlamıyla budur.
11. Anayasada af kanunlarının geniş bir toplumsal vesiyasal mutabakat içerisinde kabul edilmesi amacıyla nitelikli çoğunluköngörülmüştür. Ne var ki yasama organı bu yöntemi tercih etmeyerek infazkanunlarındaki infaz hukuku kurumlarını değiştirmek suretiyle aynı sonuçlarıelde etmeyi isteyebilmektedir. Nitekim incelenen kurallar uyarınca 6 veya 8 yılhapis cezasına mahkum edilen hükümlüler hakkındaki hapis cezalarının neredeysetamamı infaz kurumunda kalmaksızın infaz edilmiş sayılmaktadır. Yine anılankurallara göre daha fazla hapis cezasına mahkum edilenlerin hapis cezalarındanise aynı miktarda indirim yapılması söz konusu olmaktadır. Denetimli serbestlikve şartlı tahliye kurumlarıyla hapis cezaları üzerinde bu boyutta hukuki vefiili değişikliklerin sağlanıyor olması, incelenen düzenlemeleri şeklen infazgörünümlü yapıyor ise de düşüncemize göre belirtilen hususlar kuralın özel afolarak nitelenmesini önlememektedir. Zira geçici 6. maddedeki kurallarcezaların infaz biçimini düzenleme amacını aşıp, infaz müesseseleriaracılığıyla, mahkumiyet kararlarına konu teşkil eden hapis cezalarınıbaşkalaştırıp, çok daha hafif nitelikli bir yaptırıma dönüştürmektedir. Busonuç ise anayasal anlamı bir tarafa, Ceza Kanununun 65. maddesi yönünden dahiözel bir af niteliğine yol açmaktadır.
12. Belirli hal ve şartlardaki hükümlüler yönünden makulgerekçelerle denetimli serbestlik veya şartla tahliye kurumlarının kapsamınıgenişletmeye Kanun koyucunun elbette takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu tür birdüzenleme, nitelikleri gerektiriyorsa bir kısım suç tipleriyle ilgili olarak dayapılabilir. Ancak böyle bir düzenlemenin hapis cezalarını anlamsız kılar birbiçimde ve süreli olarak (geçmişte işlenen suçlarla sınırlı biçimde) yapılması,bunları genel nitelikli infaz düzenlemesi olmaktan çıkararak özel af niteliğinedönüştürebilmektedir. Esasen bu husus AYM tarafından bir kararında; “afyasalarıyla, …. temel yasaların suçlara ve cezalara göre kurduğu dengeyibozmak, af kurumunun geleneksel hukuki yapısına da uygun düşmemektedir”sözleriyle ifade edilmiştir (AYM 13.3.1979, 1978/67 E. – 197914 K.). Geçici 6.maddenin, 107/2. maddeyle birlikte uygulanması sonucunda bir taraftan örneğin 6yıl hapis cezası bulunan hükümlünün cezasının yarısı koşullu salıverme kurumu gereğidüşülmekte, öte yandan geçici altıncı maddeyle kalan yarısı da denetimliserbestlik yoluyla atıfete mazhar kılınarak kişi hiç cezaevinde kalmadan 6yıllık ve diğer fıkra yönünden 8 yıllık hapis cezasını infaz etmesi imkanıtanınmaktadır. Esasen böyle bir durumda iyi hal koşulunun gerçekleştiğinden sözedilemeyeceği de açıktır. Çünkü iyi halin izlenmesi için bu hukuki kurumunamacına uygun bir süre hapiste kalma şartı, geçici hükümle ortadankaldırılmaktadır. Böylece koşullu salıverme kurumunun gereği olan; hapiscezasının belli bir kısmı infaz edilmiş ve bu sürede iyi hali gözlenmiş olanhükümlünün gözetim şartıyla salıverilmesi şeklinde olması gereken yasal vedoktrinde belirtilen anlam ve kapsamı (bkz. AYM 19.7.1991, 1991/15 E. –1991/122 K.; 21.10.1992, 1992/43 E. – 1992/49 K.) boşaltılmaktadır.
13. Anayasanın 2. maddesinde yer alan hukuk devletiilkesinin gereği olarak devletin temel hakların korunmasını temin etmek, kamubarışını, güvenliğini, sağlığını korumak amacıyla etkin bir adalet sistemi kurmayükümlülüğü bulunmaktadır. Suçluların takibi, yargılanması ve kanunda öngörülenyaptırımlara tabi tutulması, suçların önlenmesi ve suçlunun toplumakazandırılması amaçlarına uygun bir hukuk düzeninin ve yargı sistemininkurulması da hukuk devleti ilkesinin bir gereğini oluşturmaktadır. Kanunkoyucunun suç ve yaptırımlar konusundaki politikayı belirleme ve düzenlemeyönündeki geniş takdir yetkisinin bulunduğu Mahkememizin sayısız kararlarındaifade edilmiştir. Ancak bu yetkinin anayasada belirtilen ilgili kurallardoğrultusunda kullanılması gerektiği de açıktır. Af düzenlemelerine ilişkinkural da bunlardan biridir. İnfaz hukuku kurumlarını amaçlarından saptıracak,kanunlarda suçlar için öngörülen yaptırımları neredeyse şekle dönüştürebilecekdüzenlemeler, doğrudan ceza miktarında veya niteliğinde değişiklik yapılmasadahi ceza adaleti sistemini işlevsiz kılabilecektir. Belirtilen türdekidüzenlemeler kanunlardaki suçlar ve yaptırımlar arasındaki dengeyi bozabilecek,suç mağdurlarının hak arama özgürlüklerini zedeleyebilecek, Anayasa ilemahkemelere verilen görev ve yetkileri anlamsız kılabilecektir. Elbette Anayasauyarınca toplumsal ihtiyaçlara bağlı olarak yasama organının belirli bir tarihekadar işlenen suçlara özgü olarak özel af düzenlemesi yapma yetkisibulunmaktadır. Bu yetki Anayasa’da belirtilen usul izlenerekkullanılabilecektir. Öte yandan incelenen kuralda olduğu gibi mahkûmiyethükmünde veya belirlenen cezada doğrudan bir değişiklik yapılmamakla birliktecezayı neredeyse ortadan kaldıran hukuksal değişiklikler de özel af niteliğitaşıyabilir. Nitekim özel affın tanımına ilişkin değinilen Mahkememizkararlarında açıklanan ilkeler gereği, incelenen kurallar mahkûmiyet kararındahüküm altına alınan 6 ila 8 yıl miktarındaki hapis cezalarını dönüştürmekte enazından hafifletmekte ve infaz kurumunda kalma süresini ortadan kaldırarakadeta cezasızlık sonucunu doğurmaktadır. Böyle bir sonucun doğrudan hapiscezası üzerinde değişiklik yapılarak veya infaz kuralları üzerinden dolaylıbiçimde yapılması arasında fark gözetilmemelidir.
14. Sonuç olarak bir düzenlemenin af sayılabilmesi içiniki temel unsur aranmaktadır. İlki, kuralın geçmişe yönelik sınırlı süreli birdüzenleme olmasıdır. İkincisi ise düzenlemenin kesin hükümle belirlenen cezanınçekilmemesini sonuçlaması ya da miktarı veya niteliği itibarıyla cezanınhafifletilmesine neden olmasıdır. Geçici altıncı maddedeki hükümler, yukarıdabelirtilen infaz kurumları üzerinden birlikte oluşturdukları sonuçları yönündenher iki unsuru da bünyesinde barındırmaktadır. Çoğunluk kararında ulaşılansonucun aksine, incelenen kuralların özel af niteliğinde bulunması ve oylamadaAnayasanın 87. maddesinde belirtilen nitelikli çoğunluk şartına uyulmamasınedeniyle şekil bakımından Anayasaya aykırılık nedeniyle iptal edilmesigerektiği görüşüyle oy kullandım.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik YapılmasınaDair Kanun’un 52. maddesiyle 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un değiştirilen dava konusu geçici 6.maddesinin af düzenlemesi içerdiği ancak Anayasa’da af ile ilgili oy nisabıkuralına uyulmadığı gerekçesiyle şekil yönünden Anayasa’ya aykırılık iddiasıylaiptal davası açılmıştır.
2. Anayasa’nın 87. Maddesine göre “genel ve özel afilânına karar vermek” için “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyetamsayısının beşte üç çoğunluğu”nun kabul oyu gereklidir. Dolayısıyla genelve özel af ilanı için nitelikli bir çoğunluk Anayasa koyucu tarafındanaranmaktadır. Hem bu madde metninde hem de gerekçesinde af kavramının birtanımı ve nasıl anlaşılması gerektiği hususunda herhangi bir değerlendirmeyapılmamıştır. Dolayısıyla, burada çözüme kavuşturulması gereken sorun davakonusu kuralın anlam ve kapsamını belirleyerek af niteliği taşıyıp,taşımadığının tespit edilmesidir.
3. Kanun koyucu iptali istenen kuralla düzenlenenhususları af olarak değil, cezaların infazına ilişkin müesseselerden“denetimli serbestlik” ve “şartla tahliye” (koşullu salıverilme) olaraknitelendirmiştir.
4. Anayasa’nın 104. maddesinin on altıncı fıkrasındaCumhurbaşkanının görevleri arasında “Sürekli hastalık, sakatlık ve kocamasebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır.” düzenlemesine yerverilmiştir. Burada Cumhurbaşkanına tanınan özel af yetkisinin bazı nitelikleresahip kişilerin cezalarını hafifletmeyi veya kaldırmayı içermesinden hareketleözel af kavramının cezayı hafifletme ve kaldırmayı kapsadığını söyleyebiliriz.Bu maddede ifade edilen Cumhurbaşkanına ait özel af yetkisinin ceza hafifletmeveya kaldırma özelliğinin Anayasa’nın 87. maddesinde geçen TBMM’nin sahipolduğu özel af yetkisi açısından da geçerli olduğunu Anayasa’nın sistematikyorumuna dayanarak söylemek mümkündür.
5. Genel af ise özel affa göre daha geniş bir kapsamasahiptir. Anayasa Mahkemesi bir kararında (E.2001/4, K.2001/332, 18/7/2001)aşağıdaki tespitleri yapmıştır:
“Af bazen sadece kesinleşmiş cezaları kaldıran,hafifleten veya değiştiren, bazen de kamu davasını düşüren veya mahkûmiyetibütün sonuçlarıyla birlikte yok sayan bir kamu hukuku tasarrufudur. Bu geneltanım affın iki şekilde ortaya çıktığını göstermektedir. Bunlardan biri mahkûmiyetve kamu davasını ortadan kaldıran genel af, diğeri de sadece cezaya etki edenözel aftır.”
6. Daha yakın tarihli bir kararda ise (E.2004/92,K.2008/119, 12/6/2008) Anayasa Mahkemesi af kavramını şu şekilde tanımlamıştır:
“Af, önceden ve belli bir zamana kadar işlenmişolan, suç teşkil eden fiiller için ceza vermek hakkını ortadan kaldıran,verilmiş olan cezaların kısmen veya tamamen infazını önleyen, bazen de kamudavasını düşüren veya mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla birlikte yok sayan yetkilimercilerce yapılmış hukuki tasarruflardır.”
7. Yukarıdaki kararlar ışığında, iptali talep edilenkuralın geçmişe yönelik olup olmadığının ve suç veya cezayı etkileyipetkilemediğinin belirlenmesi konumuz açısından hayati bir öneme haizdir.
8. Geçici 6. maddenin (1), (2) ve (4) numaralı fıkralarınbaşında, anılan fıkralardaki düzenlemelerin hangi döneme ilişkin olduğunubelirtmek için “30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından”ibarelerine, (3) numaralı fıkrada ise (1) ve (2) numaralı fıkralara atfen birdüzenlemeye yer verilmiştir. Buna göre dava konusu fıkraların tamamı geçmişedönük, belli bir döneme kadar işlenmiş olan suçları kapsamaktadır.
9. Geçici 6. maddenin (1), (2) ve (4) numaralıfıkralarına baktığımızda hiçbiri açık bir şekilde, doğrudan cezayı hafifletmemekteya da kaldırmamaktadır. Kanun koyucu söz konusu fıkralardaki düzenlemelericezaların infazı kapsamında denetimli serbestlik ve şartlı tahliye müesseseleriolarak kabul etmiştir. Bununla birlikte, kanun koyucunun bu nitelemesininötesine geçilerek, adı geçen düzenlemelerin af özelliği taşıyıptaşımadıklarının da incelenmesi anayasallık denetimi açısından önemtaşımaktadır.
10. Bu çerçevede yukarıda sayılan fıkralar, suçu konualarak suç nedeniyle soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleyen;başlanmışsa soruşturma ve kovuşturmayı, hükmedilmişse mahkumiyeti, verilmişsecezayı tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldıran bir düzenlemegetirmediğinden genel af niteliği taşımamaktadır. Bu tespitten sonra söz konusufıkraların kesin veya kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararıyla hükmedilen cezayı,miktarını azaltmak veya daha hafif bir ceza ile değiştirmek suretiylehafifleten ya da hiç infaz edilmeyecek şekilde ortadan kaldıran bir özel afolup olmadığına da bakmak gerekmektedir.
11. Cezaların infazına ilişkin kurallar 5275 sayılıKanun’a göre, hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm olan bir hükümlünün cezasınınönemli bir kısmını ceza infaz kurumunda geçirdikten sonra kalan kısmındadenetimli serbestlik tedbiri ve koşullu salıverilme imkânlarından yararlanmasımümkündür. Bunlar cezanın infaz şekline ilişkin hususlar olup, cezanıntamamının ceza infaz kurumunda kalmak şeklinde çektirilmemesinin kesin vekesinleşmiş bir mahkûmiyetin sonucu olarak verilen cezanın kapsamınıetkilemediği söylenebilir.
12. İlgili mevzuat gereğince hükümlünün denetimliserbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı yönteminden yararlanabilmesi içinkoşullu salıverilmesine en az bir yıl kalmış olması gerekirken, geçici 6.maddenin (1) numaralı fıkrası hükümlünün ceza infaz kurumunda geçirmesi gerekensüreyi iki yıl kısaltmaktadır. Bu durum kesin veya kesinleşmiş olanmahkûmiyete bağlı olarak hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılan hükümlülerbakımından, normal infaz rejimine kıyasla hiç ceza infaz kurumunda kalmadanhürriyeti bağlayıcı cezasının infaz edilmesi sonucunu doğuracaktır.
13. Hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılmanın doğalsonucu hükümlünün ceza infaz kurumunda tutulmasıdır. Dava konusu geçici 6.maddenin (1) numaralı fıkrası 6 yıl ve daha az hapis cezasına mahkûm edilenhükümlülerin bu cezayı doğal sonucu olan ceza infaz kurumunda hiç kalmadaninfaz etmelerine olanak sağlamaktadır. Bu şekilde cezaya mahkûm edilenlerdenetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz imkânındanyararlanabileceklerdir. Dolayısıyla bu fıkrayla getirilen düzenleme gerçektecezanın infaz şeklinden ziyade cezanın kendisini etkilemektedir.
14. Dava konusu kural, 30/3/2020 tarihine kadar işlenenve söz konusu fıkra uyarınca istisna tutulmayan suçlar bakımından hükmedilmiş 6yıl ve daha az hapis cezası ile 5237 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarıncahükmedilen belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktanyasaklanma ve kamuya yararlı bir işte çalıştırılma seçenek yaptırımlarını büyükölçüde aynılaştırmakta, gerçekte hapis cezasınının doğasını değiştirerek onudaha hafif başka bir yaptırıma dönüştürmektedir.
15. Bu değerlendirmeleri dikkate aldığımızda geçici 6.maddenin (1) numaralı fıkrasındaki düzenlemenin, cezanın infaz şekline ilişkin olmadığı,cezanın kapsamını etkilediği, adeta daha hafif bir cezaya dönüştürerek cezayıhafiflettiği ve özel af niteliğinde olduğu görülmektedir.
16. Geçici 6. maddenin (2) numaralı fıkrasının (a)bendine göre koşullu salıverilmesine 4 yıl kalan hükümlüler bakımındandenetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına imkân getirildiğinden ve olağandurumda şartla tahliye süresi cezanın yarısı kadar olduğundan, bu kez 8 yıl vedaha az hapis cezası almış hükümlüler örneği üzerinden geçici 6. maddenin (1)numaralı fıkrasında belirtilen Anayasa’ya aykırılık gerekçeleri bu kuralyönünden de geçerli olacaktır.
17. Geçici 6. maddenin (2) Numaralı Fıkrasının (b) Bendi,geçici 6. maddenin (1) numaralı fıkrasının yukarıda belirtilen sonuçlarını,30/3/2020 tarihine kadar işlenen ve söz konusu fıkra uyarınca istisnatutulmayan suçlar bakımından, maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veyakocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen altmışbeş yaşını bitirmişhükümlülere verilen süre sınırı olmaksızın tüm hürriyeti bağlayıcı cezalaryönünden doğurmaktadır. Dolayısıyla geçici 6. maddenin (1) numaralı fıkrasınailişkin olarak yukarıda belirtilen Anayasa’ya aykırılık gerekçeleri dava konusubu kural için de söz konusudur.
18. Geçici 6. maddenin (4) numaralı fıkrası diğerfıkralardaki denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı süreninkısaltılmasından farklı olarak, bazı hükümlüler yönünden şartla tahliyesüresini kısaltılmaktadır. Dolayısıyla bu kural tek başına ele alındığında sözkonusu hükümlüler yönünden ceza infaz kurumunda kalınacak süreyi tamamenortadan kaldıracak bir sonuç doğurmamakta, bu süreyi azaltmaktadır.
19. Cezaların infazına ilişkin olarak yapılandüzenlemelerin gerçekte af niteliğinde olup olmadığını belirlemek için tespitedilmesi gereken temel husus bunların gerçekte infaz şekline mi ilişkin olduğuyoksa cezanın kapsamını mı etkilediğidir. Aynı sorun infaza ilişkindüzenlemelerle ilgili olarak suç ve cezaların kanuniliği ilkesi bağlamında daortaya çıkmaktadır. Bu sorunun çözümü için AİHM cezanın infazı şekli-cezanınkapsamının değiştirilmesi kıstasını uygulamaktadır. Strazburg Mahkemesi DelRío Prada/İspanya kararında (§ 111) şartla tahliye süresinde yapılandeğişikliği, cezanın kapsamının değiştirilmesi olarak kabul etmiştir. AnayasaMahkemesi de Metin Durmaz kararında (B. No: 2013/7764, 25/3/2015, §39) anılan AİHM kararına da atfen Anayasa’nın 38.maddesinde düzenlenen suç ve cezaların kanuniliği ilkesi ile şartla tahliyeningeri alınması bağlamında benzer bir yaklaşımını benimsemiştir.
20. Anayasa Mahkemesi norm denetimi çerçevesinde verdiğibir kararında da (E.2002/99, K.2002/51, 28/5/2002) yaptığı değerlendirme sonucukanun koyucunun şartla salıverme olarak nitelendirdiği bir düzenlemeyi afniteliğinde kabul edip gerekli karar nisabına uyulmaması nedeniyle iptaletmiştir. Anılan kararda şu ifadelere yer verilmiştir:
“2. bendin ilk paragrafında, müebbet ağır hapiscezasına veya şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilenlerin ya daaldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayadönüştürülenlerin tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gerekentoplam cezalarından on yıllık indirim öngörülmesi, ikinci paragrafında da,birinci paragraf hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından onyıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi dolmuş olanların belirli bir süresuç işlememe (bozucu infisahi) koşuluna bağlanması, getirilen düzenlemenintoplu ve şartlı özel af niteliğinde olduğunu göstermektedir.”
21. Yukarıda değinilen Anayasa Mahkemesi kararları veAİHM kararı dikkate alındığında cezanın ceza infaz kurumunda çektirileceğisüreyi etkileyen şartla tahliye süresine ilişkin düzenlemelerin cezanın infazşeklini belirleyen değil, cezanın kapsamını değiştiren düzenlemeler olarakkabul edilmesi gerekir. Buna göre onbeş yaş altı ile onbeş onsekiz yaşaralığındaki hükümlülerin ceza infaz kurumunda geçirdiği süreler bakımındanşartla tahliye süresini kısaltan dava konusu geçici 6. maddenin (4)numaralı fıkrasındaki düzenlemenin cezanın miktarını azaltmak suretiylehafiflettiği ve bu nedenle özel af niteliğini taşıdığı açıktır.
22. Dava konusu geçici 6. maddenin (1), (2) ve (4)numaralı fıkralarının özel af niteliği taşıdıkları kanaatine varıldığından, bufıkraların kanunlaşması için Anayasa’nın 87. maddesine göre “Türkiye BüyükMillet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu”nun kabul oyu vermişolması gerekir. İlgili TBMM Genel Kurul tutanaklarının incelenmesi sonucundateklifin tümü üzerindeki oylamanın açık oylama yöntemiyle yapıldığı ve oylamasonucunda 279 kabul ve 51 ret oyu kullanıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla sonoylamada Anayasa’nın 87. maddesi uyarınca aranan nitelikli karar çoğunluğukuralına uyulmamıştır.
23. Açıklanan nedenlerle yukarıda belirtilen fıkralarınınşekil bakımından Anayasa’nın 87. maddesine aykırı olduğu ve iptaline kararverilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmadık.
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ileBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 14.4.2020 tarihli ve 7242 sayılıKanun’un şekil bakımından Anayasa’nın 87. ve 88. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptali talebi ile açılan davada Anayasa Mahkemesi çoğunluğunca bahsekonu Kanun’un geçici 6. maddesinin af niteliğinde olmadığı, bu itibarla davakonusu 7242 sayılı Kanun’un toplantı ve karar yeter sayısı bakımından Anayasa’nın 96. maddesine tabi olduğuşeklindeki görüşe katılmamaktayız.
2. Bilindiği üzere ceza hukukundaki af kurumuhakkında oldukça farklı değerlendirmeler yapılmakta, demokratik hukukdevletinde çıkarılan af kanunları da farklı kesimlerce değişik tepkilerlekarşılanmaktadır. Bunun içindir ki ülkemizde af ile ilgili olarak anayasakoyucu da bazı hassasiyetlere dikkat çekmektedir.
3. Bu bağlamda Anayasa’da af ile ilgilien önemli vurgulardan birisi Anayasa’nın 87. maddesinde yer almaktadır. Bunagöre Türkiye Büyük Millet Meclisinin ancak üye tamsayısının beşte üçlükçoğunluk oyu ile genel veya özel af ilanına karar verebileceği öngörülmektedir.2001 Anayasa değişikliği ile getirilen bu yenilik sayesinde af kanununun normalkanunlardan daha yüksek bir yetersayısı ile çıkarılması esası benimsenerek afkanunlarının çıkarılması zorlaştırılmaya çalışılmıştır.
4. Bu tarihten sonraki zamanlarda daçıkarılan kimi kanunlar af niteliğinde görülerek Anayasa Mahkemesi önünetaşınmış ve bu kanuni düzenlemeler dolayısıyla Mahkeme af ile ilgilideğerlendirmelerde bulunmuştur.
5. Elbette ki af kanunu çıkarmaAnayasa’da öngörülen esaslara uygun olmak şartı ile kanun koyucunun takdiryetkisi kapsamındadır. Ancak kanun koyucu öncelikle af ile ilgili düzenlemelerişekil şartı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üçlükçoğunluğunun oyu ile kabul etmek zorundadır.
6. Dava konusu Kanun adında da ifadeedildiği üzere ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ilgili olarak kimikanunlarda değişiklikler yapmaktadır. Bu bağlamda dava konusu Kanunun özelliklegeçici 6. maddesi af boyutu ile daha fazla tartışmaların merkezindeoturmaktadır. Bu maddedeki fıkralarda 30.03.2020 tarihine kadar 5237 sayılıTürk Ceza Kanununda düzenlenen bazı suçları işleyenler bakımından 5275 sayılıCeza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanundaki denetimli serbestlikve koşullu salıverme ile ilgili esaslı değişiklikler yapılmaktadır.
7. Her ne kadar dava konusu geçici 6.madde bir infaz düzenlemesi gibi görünse de sonuç itibariyle kapsamına aldığısuçlar yönüyle cezaların çektirilmesinde esaslı değişiklikler öngörmektedir. Buyönü ile de kişilerin cezaevinde kalacakları süreleri de kısaltan yenilikleribünyesinde barındırmaktadır.
8. Anayasa Mahkemesi çoğunluğutarafından bu hususlar bir infaz rejimi olarak nitelendirilmekte olup bukanunun af kanunu niteliği taşımadığı, cezanın infazına yönelik hükümlerniteliğinde olduğu kanaatine şu gerekçeyle ulaşılmıştır:
“Bu açıklamalar çerçevesinde geçici 6. maddenin hükümlünün çektirilmesigereken toplam ceza miktarında bir değişikliğe neden olmadığı, ceza infazkurumundan kendiliğinden salıverilmesine yol açmadığı, bu kapsamda hükümlününiyi hâlli olması şartının arandığı, anılan şart gerçekleşse dahi salıverilmekararı bakımından hâkimin takdir yetkisinin bulunduğu, (1), (2) ve (3) numaralıfıkra hükümlerinden yararlanmak için ayrıca hükümlünün talebinin varlığınıngerektiği, salıverilme sonrasında da devletin hükümlü üzerindeki gözetim vedenetim yetkisinin devam ettiği, bu bağlamda hükümlüye bir veya birden fazlayükümlülük yüklenebileceği, gereklerine uygun davranılmadığı veya yeniden suç işlendiğitakdirde salıverilme kararının geri alınmak suretiyle hükümlünün cezasınıninfazına ceza infaz kurumunda devam edilebileceği gözetildiğinde geçici 6.maddenin cezanın kapsamına ilişkin bir düzenleme olmayıp cezanın infaz usulüneyönelik hükümler öngördüğü anlaşılmaktadır.”(§ 71).
9. Bu görüşe katılmak mümkün değildir.Zira dava konusu geçici 6. maddeyi esas alan bir infaz rejimine göre bazıkişilerin 6 yıla kadar olan hapis cezaları bu kişiler hiçbir şekilde ceza infazkurumunda kalmadan sadece denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazedilebilecektir. Böylelikle dava konusu düzenleme bu kişiler yönüyle hapiscezasını kişiye hiç çektirmeden daha hafif yaptırımlara dönüştürmektedir.
10. Nitekim Anayasa Mahkemesi birkararında müebbet ağır hapis cezasına veyaşahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilenlerin ya da aldıkları cezaherhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin tabioldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından onyıllık indirim öngörülmesini ve çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıllıkindirim yapıldıktan sonra ceza süresi dolmuş olanların belirli bir süre suçişlememe (bozucu infisahi) koşuluna bağlanmasını toplu ve şartlı özel afniteliğinde kabul ettiğini ifade etmiştir (Bkz.: E.S.: 2002/99, K.S.: 2002/51,K.T.: 28.5.2002. Benzer bir başka Anayasa Mahkemesi kararı için bkz.: E.S.:2001/4, K.S.:2001/332, K.T.: 18.7.2001)
11. Dava konusu geçici 6. maddede infazdüzenlemesi kapsamına alınan suçlar ile bu maddeden faydalanamayacak olanlarkanun koyucu tarafından hiçbir somut kriter öngörülmeden tamamen takdiri birşekilde düzenlenmiştir. Geçici 6. madde kapsamına alınan suçlar yine Kanunhükmündeki “30/03/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından” şeklinde bellibir tarih esas alınarak farklı bir infaz rejimine tabi tutulmaktadır.
12. Öncelikle dava konusu hükmün geçmişeyönelik bir düzenleme öngördüğü ve tüm suçlardan ziyade belli suçları kapsamınaaldığı ifade edilmelidir. Ancak bu hükmün çoğunluk kararında da ifade edildiğiüzere suçu konu alan, suç nedeniylesoruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleyen, başlanmışsa soruşturma vekovuşturmayı, hükmedilmişse mahkumiyeti, verilmişse cezayı tüm sonuçlarıylabirlikte ortadan kaldıran bir hukuki tasarruf (§ 17) olarak nitelendirilemeyeceğindengenel af olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bununlabirlikte dava konusu hükmün suçu ortadan kaldırmasa bile çekilecek cezayı bazısuçlar yönünden azaltması ve hatta bazı kişiler açısından hiçbir şekildecezaevine girmeyecek şekilde infaza tabi tutması yönü ile bu hükmün bir özel afniteliğinde olduğu açıktır. Dolayısıyla dava konusu kanun hükmünün saltdenetimli serbestlik şeklindeki bir infazın ötesine geçen ve cezayı hafifletenyönü ile özel af sonucunu doğuran boyutu bulunduğu rahatlıkla farkedilmektedir.
13. Nitekim çoğunluk kararında da buhususa “kuralların istisna kapsamına alınan suçlar dışında hükümlülerindenetimli serbestlik ve koşullu salıverme kurumlarından yararlandırılmaksuretiyle ceza infaz kurumunda geçirecekleri süreyi önceki kanuni düzenlemeyegöre kısalttığı” şeklinde vurgu yapılmıştır. Ancak infaz edilecek toplam cezamiktarında bir değişikliğe neden olmadığına değinilerek af kanunu olmadığısonucuna ulaşılmıştır (§ 56).
14. Çoğunluk kararında daha sonra modern ceza infazrejiminde cezaların tümünün belli kapalıyerlerde tutulması suretiyle çektirilmesi anlayışından, önce cezanın birkısmının açık ceza infaz kurumunda çektirilmesi rejimine geçildiği, sondönemlerde ise artık cezanın konutta infaz edilmesi veya başkaca yükümlülüklerbelirlenmek suretiyle ceza infaz kurumu dışında infaz edilmesi yöntemlerinindiğer yöntemlerle birlikte uygulandığı, bu yönüyle modern ceza ve infazhukukunun dinamik bir yapıya sahip olduğu, bu kapsamda cezanın tek tip olarakceza infaz kurumunda infaz edilmesi dışında yeni uygulamaların tartışıldığı,bunların hayata geçirildiği, bir kısmından olumlu sonuç alınarak bunlarınuygulanmasına devam edildiği, bir kısmında ise değişikliklere gidildiği ifadeedilmektedir (§§ 58-59).
15. Her ne kadar çoğunluk kararında davakonusu geçici 6. maddenin bir infaz düzenlemesi olduğu, cezanın miktarı vetüründe bir değişiklik yapmadığı ifade ediliyorsa da bahse konu düzenlemenin bukapsamdan başka çekilecek hapis cezasını azaltmakta veya cezanın türünü dehafifletmekte olduğunu vurgulamak gerekir. Yine ifade etmek gerekir ki modernceza hukukunda cezaların infazı ile ilgili farklı ve yeni usuller keşfedilipuygulamaya konulmakta ise de bu alandaki cezai yaptırımlardan en caydırıcısıhalen hapis yaptırımıdır. Zira hapis cezasının şahsi hürriyeti kısıtlayanboyutu onu halen en etkili ve caydırıcı cezai yaptırım olarak göstermektedir.
16. Bunun içindir ki anayasa yargısındaaf kanunları denetlenirken, anayasal özerk yorum çerçevesinde üzerinde asıl odaklanılmasıgereken hususların içerisinde hapis cezası şeklindeki cezai yaptırımınsüresinin azaltılması veya başka yaptırımlara dönüştürülmesinin söz konusu olupolmaması halen en önemli başlıklardan birisi olarak varlığını devamettirmektedir. Bu bağlamda dava konusu düzenlemenin kişilerin cezaevindekalacakları süreleri de azaltan yenilikleri bünyesinde barındırmakta olduğudikkate alındığında bu yönüyle bahse konu kanuni düzenlemenin bir özel afkanunu niteliği taşıdığı görülmektedir.
17. Bu nedenle af niteliğinde olan davakonusu geçici 6. maddenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 3/5’likoyçokluğu ile kabul edilmediğinden, şekil yönünden Anayasa’ya aykırı olduğugerekçesiyle iptali gerektiği kanaatinde olduğumuz için Mahkememiz çoğunlukgörüşüne katılamamaktayız.
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARŞIOY GEREKÇESİ
5275 sayılı Kanunun 7242 sayılı Kanunla değiştirilengeçici 6. maddesinin ve buna bağlı olarak 7242 sayılı Kanunun tümünün şekil bakımındanAnayasaya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
Çoğunluğun red gerekçesinde; geçici 6. maddede yapılandeğişiklikle, belli bir tarihe kadar işlenmiş ve istisna tutulmamış suçlarbakımından daha kısa sürede denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasıöngörülerek bu kapsamdaki hükümlülerin ceza infaz kurumundaki infaz sürelerininkısaltıldığı, bir düzenlemenin hükümlülerin ceza infaz kurumundansalıverilmeleri sonucunu doğurmasının af niteliğinde olduğunun kabulü içinyeterli olmadığı, geçici 6. maddede yapılan değişiklikte denetimli serbestlikmüessesesinin bütün unsurlarının korunduğu, bu itibarla mezkûr düzenlemenin afniteliğinde bulunmadığı ve karar yeter sayısı bakımından Anayasanın 87.maddesine değil, 96. maddesine tâbi olduğu, bu maddeye göre de karar yetersayısının sağlandığı belirtilerek, şekil bakımından iptal talebireddedilmiştir.
Anayasanın 96. maddesinde; TBMM’nin, Anayasada başka birhüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar vereceği, ancak kararyeter sayısının hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasındanaz olamayacağı hükme bağlanarak karar yeter sayısına ilişkin genel ilkebelirlenmiştir. Anayasanın 87. maddesinde ise; TBMM’nin genel ve özel afilânına üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun karar verebileceği belirtilerek,96. maddede karar yeter sayısı konusunda öngörülen genel ilkeye bir istisnagetirilmiştir.
Anayasanın 87. maddesinde veya başka bir hükmünde genelve özel affın bir tanımına yer verilmemekte, Anayasada böyle bir tanım yapılmışolmasına gerek de bulunmamaktadır. Buna karşılık Anayasa Mahkemesinin yerleşikiçtihadına göre -aşağıda da açıklanacağı üzere- Anayasaya uygunluk denetimi, budenetime konu olan kurallardaki müesseselerin gerçek nitelik ve içerikleritespit edilerek gerçekleştirilmektedir.
Bilindiği gibi, Anayasa Mahkemesine göre, Anayasadayasalaşma süreci özel usullere bağlanmış olan yasama işlemlerinin başka isimleraltında ve farklı usuller uygulanarak oluşturulması hâlinde, Anayasa koyucununiradesinin tam anlamıyla etkili ve hâkim kılınabilmesi için bu tasarruflarınanayasal denetiminin gerçek nitelik ve içerikleri gözetilerek yapılması gerekir(örn. olarak bkz. 28/5/2002 tarihli ve E.2002/99, K. 2002/51 sayılı karar).
Bu sebeple, dava konusu kanun hükümleri hakkında da,karar yeter sayısı bakımından Anayasanın hangi hükümlerinin uygulanacağınınbelirlenmesi için dava konusu maddenin anlam ve kapsamının, dolayısıyla kanununöngördüğü müessesenin hukukî niteliğinin ortaya konulması gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi, daha önce 4616 sayılı Kanundaki“düzenlemenin hükümlülere getirdiği yarar cezaevinde kalma süresini belirlikoşullarla kısaltması veya hiç cezaevine girmeden cezanın infazını sağlamasıdır”diyerek “toplu özel af” niteliğinde olduğuna karar vermiş (18/7/2001 tarihli veE. 2001/4, K. 2001/332 sayılı karar); bu Kanunun iptal edilmesinden sonraçıkarılan 4758 sayılı Kanunla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede de,düzenlemenin aynı hususları kapsaması yanında belirli bir süre suç işlememeşartına bağlanmasının “toplu ve şartlı özel af” niteliğinde olduğunu belirterek-ilk kararından yaklaşık üç ay sonra değiştirilen- Anayasanın 87. maddesinde afiçin öngörülen karar yeter sayısının sağlanmaması nedeniyle, incelenen kuralınşekil bakımından Anayasaya aykırı olduğuna hükmetmiştir (28/5/2002 tarihli veE. 2002/99, K. 2002/51 sayılı karar).
Böylece Mahkememiz, her iki kanunla yapılan düzenlemeninde yasama organınca yapılan adlandırmasını değil, içeriğine göre yaptığıdeğerlendirmeyi esas alarak sonuca ulaşmış ve mezkûr kanunların genel vesürekli nitelik taşımayan geçici nitelikteki hükümlerinin özel af niteliğindeolduğunu belirtmiştir.
Bu itibarla, geçici 6. maddede yapılan düzenlemeninhukukî niteliğinin belirlenmesine ilişkin olarak yapılacak değerlendirmede de,yukarıdaki kararlarımızda bu müesseselere nasıl bir anlam verildiği gözönündebulundurulmalıdır.
Yukarıda da belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesinin 2001ve 2002 yıllarında verdiği mezkûr kararlarda, geçici bir hükümle cezaevindekalma süresini kısaltan veya cezaevine hiç girmeden cezanın infazına imkânveren düzenlemelerin özel af niteliğinde olduğuna hükmedilmiş; doktrinde deyaygın şekilde -yukarıda aktarılan kararımıza konu 4616 sayılı Kanun da dahilolmak üzere- cezaların infazıyla ilgili geçici nitelikteki düzenlemelerin afniteliğinde olduğu belirtilmiştir (örn. olarak bkz. M. Ruhan Erdem, CezaHukukunda Cezaların Ertelenmesine İlişkin Düzenlemelere Anayasal Bakış, AnayasaYargısı, S. 18, Ankara 2001, s. 37-38; Timur Demirbaş, Af Tartışmaları ve 4616sayılı “23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı ŞartlaSalıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun”, Anayasa Yargısı, S.18, Ankara 2001, s. 96; Adem Sözüer, Türk Hukukunda Af, 4454 ve 4616 SayılıKanunlarda Öngörülen Şartla Salıverilme ve Ertelemeye İlişkin HükümlerinHukuksal Niteliği ile Bu Hükümlerin Anayasaya Uygunluğu Sorunu, AnayasaYargısı, S.18, Ankara 2001, s. 219 vd.; Doğan Soyaslan, Af, Anayasa Yargısı,S.18, Ankara 2001, s. 430-431).
Diğer taraftan söz konusu düzenlemenin af niteliğindeolup olmadığının tespitinde, Mahkememizin yukarıda belirtilen kararlarındansonra yürürlüğe konulan ve mezkûr içtihadımız ile bilimsel görüşlerin de dikkatealınması suretiyle düzenlendiği anlaşılan 5237 sayılı Kanunun 65. maddesinin(2) numaralı fıkrasındaki “Özel af ile hapis cezasının infaz kurumundaçektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek süresikısaltılabilir” hükmünün de, Anayasanın 87. maddesinde geçen “özel af”fınbelirlenmesinde gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
Mahkememizin birçok kararında da, Anayasaya uygunlukdenetiminin önemli bir safhasını oluşturan “incelenen kuralın anlam vekapsamının belirlenmesinde” kuralın bulunduğu kanunun diğer hükümleri ve ilgilidiğer kanunların -özellikle temel kanunların- hükümlerinin gözönündebulundurulacağı belirtilmektedir.
Mesela yakın tarihli bir kararımızda “kuralın anlam vekapsamının anlaşılabilmesi için sadece lafzıyla değil içinde bulunduğu metnintümü gözönünde tutularak yorumlanması… kuralın amacının araştırılarak amacınauygun yorumlanması gerekir. Ayrıca yargı içtihatlarıyla şekillenen … temelilkelerin de kuralın yorumunda gözününde bulundurulması gerekmektedir” denilerekkuralın anlam ve kapsamı belirlenirken (11/4/2019 tarihli ve E. 2019/8, K.2019/26 sayılı karar); başka bir kararımızda da, 5237 sayılı Kanunun 103.maddesindeki bazı hükümlerin Anayasaya uygunluk denetiminde hükmün anlam vekapsamının belirlenmesi için Kanunun 6. maddesindeki “çocuk” tanımı aktarılarakAnayasaya uygunluk denetimi buna göre yapılmıştır (15/5/2019 tarihli ve E.2017/135, K. 2019/35 sayılı karar). (19) numaralı CumhurbaşkanlığıKararnamesinin bir hükmünün Anayasaya uygunluk denetiminde de, iptali talepedilen kuralın anlam ve kapsamı belirlenirken 5018 sayılı Kanunun 3.maddesindeki “bütçe” tanımı ile 12. maddesindeki “bütçe türleri ve bunlarınkapsamı” esas alınmıştır (11/6/2020 tarihli ve E. 2018/155, K. 2020/27 sayılıkarar).
Örnekleri daha da çoğaltılabilecek bu kararlardan daanlaşılacağı üzere, incelenen hükmün anlam ve kapsamının belirlenmesi Anayasayauygunluk denetiminin bir parçasıdır ve dava konusu kurala ilişkin bu denetimdeanayasal ilkelerle birlikte Mahkememizin kararlarından, hukukun genelilkelerinden, yargısal ve bilimsel içtihatlardan yararlanılması yanında 5237sayılı Kanunun 65. maddesi de gözönünde bulundurulmalıdır. Anılan maddenin,düzenlemenin anlam ve kapsamının belirlenmesinde gözönünde bulundurulmasıkanunun kanunla denetlenmesi anlamına gelmeyeceği gibi söz konusu özerkanayasal yorumun gereğidir.
Çoğunluğun red gerekçesinde de, incelenen kuralınöngördüğü kurumun hukukî niteliğinin belirlenmesi amacıyla dava konusu maddeninanlam ve kapsamının ortaya konulması gerektiği ifade edilerek, 5271 sayılıKanunun 107. maddesindeki koşullu salıverilme ve 5275 sayılı Kanunun 105/Amaddesindeki denetimli serbestlik müesseselerinin açıklanmasına ve kuralındenetimli serbestlik müessesesine ilişkin bir düzenleme öngördüğü sonucunavarılırken Kanunun denetimli serbestlik şartlarını düzenleyen 105/A maddesinegöre değerlendirme yapılmasına, bu yönüyle de düzenlemenin af getirmediğininbelirtilmesine karşılık, Mahkememizin önceki kararlarına ve 5237 sayılı Kanunun65. maddesindeki tanıma ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Karardasadece, bir özel af türü olan sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiylekişilerin cezalarının Cumhurbaşkanı tarafından hafifletilmesi veya kaldırılmasıhükmüne atıfla bir tanım getirilerek, “gerek Cumhurbaşkanının gerekse TBMM’ninkararıyla olsun özel affın cezayı hafifletme veya kaldırma niteliğine sahipolduğu” belirtilmiştir. Böylece incelenen kuralın cezayı ortadan kaldırmak veyakısaltmak suretiyle cezanın kapsamına etki etmediği, sadece cezanın infazşeklini değiştirerek ceza infaz kurumunda geçirilecek sürenin kısaltıldığıifade edilmek suretiyle kuralın anlam ve kapsamı 5237 sayılı Kanundan ve öncekikararlarımızdan farklı olarak belirlenmiştir. Bu anlam ve kapsam belirlemeusulüne katılmak mümkün değildir.
Kuşkusuz, bir infaz rejimi olan denetimli serbestlikte decezalar infaz edildiğinden, sadece infaz şeklinin değiştirilmesi sebebiylehükümlülerin ceza infaz kurumlarından salıverilmeleri sonucunu doğurması,düzenlemenin öngördüğü kurumun af niteliğinde olduğunun kabulü için yeterlideğildir. Başka bir anlatımla, kanunda düzenlenen suçu ve cezayı ortadankaldıran veya fiil için öngörülen cezayı azaltan yasal değişikliklerin sonucuolarak hükümlülerin cezaevlerinden tahliye edilmesini Anayasanın 87. maddesianlamında af olarak nitelendirmek isabetli olmadığı gibi infaz rejiminidüzenleyen genel ve sürekli hükümlerde yapılan değişikliklerle, örneğinhükümlülerin şartla salıverilme veya denetimli serbestlik müesseselerindenyararlanabilmeleri için cezaevinde geçirmeleri gereken sürelerinkısaltılmasının sonucu olarak salıverilmelerinin de 87. madde kapsamında afolarak nitelendirilmesi doğru olmaz.
Buna karşılık, denetimli serbestlik rejimi ile ilgiliolduğunda tartışma bulunmayan bir kuralın -5275 sayılı Kanunun denetimliserbestlik şartlarını düzenleyen 105/A maddesinde öngörülen şartlar vecezaevinde infaz edilmesi gereken süreler değiştirilmeden- sadece belli birtarihe kadar işlenmiş suçlardan verilen cezaları kapsayan geçici nitelikte birdüzenleme içermesi; başka bir ifadeyle, yukarıda belirtilen sonuçlarıdoğurmasına karşılık bunu genel ve sürekli nitelik taşımayan bir düzenleme ilegerçekleştirmesi, özel af niteliğinde olduğunu gösterir.
Nitekim, iptali talep edilen geçici 6. maddede, 30/3/2020tarihine kadar işlenen bazı suçlardan hükümlü olanlar bakımından cezalarındenetimli serbestlik yoluyla infaz edilmesi için kalan sürelerin iki veya üçkatı olarak uygulanması öngörülerek cezaevinde infaz edilmesi gereken cezasürelerinin kısaltıldığı, bazı suçlar bakımından ise kaldırıldığıanlaşılmaktadır. Mesela mezkûr maddenin (1) numaralı fıkrası, altı yıl ve dahaaz hapis cezasına mahkûm edilenlerin bu cezalarının ceza infaz kurumlarında hiçkalmadan infaz edilmesine imkân sağlamaktadır. Özetle, geçici 6. madde, hapiscezasının infaz kurumunda çektirilmesine son vermesi veya infaz kurumundaçektirilecek süreyi kısaltması ve bunu genel ve sürekli nitelik taşımayangeçici nitelikteki düzenlemelerle yapması nedeniyle özel af niteliğinde birhüküm getirmektedir. Aksinin kabulü, özel af için nitelikli çoğunluk öngörenAnayasanın 87. maddesinin ve Anayasa koyucunun buna ilişkin iradesinin etkisizkılınması sonucunu doğurur.
Bu sebeple Anayasanın 87. maddesinde öngörülen nitelikliçoğunluk tarafından kabul edilmesi gereken geçici 6. madde bakımından bu kararyeter sayısının sağlanmadığında ise tereddüt bulunmamaktadır.
Diğer taraftan yerleşik içtihadımıza göre bir kanununherhangi bir maddesinin şekil bakımından iptali -kanun maddelerinin hepsiüzerinde tek bir oylama yapılmış ise- kanunun tümünün de iptalinigerektirmektedir.
Bu itibarla, geçici 6. madde ile yapılan düzenlemede özelaf getirilmesine rağmen Anayasanın 87. maddesinde öngörülen nitelikli çoğunluğunsağlanmaması nedeniyle geçici 6. maddenin ve buna bağlı olarak Kanunun tümününşekil bakımından Anayasaya aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiğidüşüncesiyle çoğunluğun red yönündeki kararına katılmıyorum.
Üye
M. Emin KUZ