ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2020/59
Karar Sayısı : 2023/53
Karar Tarihi : 22/3/2023
R.G.Tarih-Sayı :1/6/2023-32208
İPTAL DAVASINI AÇAN:Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin KOÇ ilebirlikte 125 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 11/6/2020 tarihli ve 7245 sayılı Çarşı ve MahalleBekçileri Kanunu’nun;
A. 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının,
B. 3. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasının “…ile İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenen eğitim,yaş, sağlık ve fiziki yeterlilik gibi özel şartlar…” bölümünün,
2. (2) numaralıfıkrasının “…İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen usul veesaslara göre yapılacak…” bölümünün,
C. 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (b), (ç) ve (g) bentlerinin,
Ç. 7. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasının (ç) bendinde yer alan “…ya da topluma yönelik…” ibaresinin,
2. (2) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…makul bir sebebin…” ibaresinin,
3. (3) numaralıfıkrasının;
a. Birinci cümlesinin“…kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesiniisteyebilir.” bölümünün,
b. Üçüncücümlesinde yer alan “…tutularak…” ibaresinin,
4. (6) numaralıfıkrasının birinci cümlesinin,
D. 8. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (a) bendinin,
E. 9. maddesinin,
F. 12. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinin,
2. (3) numaralıfıkrasının;
a. Birincicümlesinin “…güvenlik veya kamu düzeni ile görevi etkileyen zorunlulukhâlleri haricinde…” bölümünün,
b. İkinci cümlesinin,
G. 14. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan “…ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkindiğer hususlar…” ibaresinin,
Anayasa’nın 2., 7., 13., 17., 19., 20., 34., 35., 50.,70., 90., 123., 124., 128., 137. ve 153. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİİSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un iptali talep edilen kurallarında yer aldığı;
1. 2. maddesişöyledir:
“İstihdam
MADDE 2- (1) Genel kolluk kuvvetlerine yardımcı olmaküzere, emniyet ve jandarma teşkilatları bünyesinde silahlı bir kolluk olarakçarşı ve mahalle bekçileri istihdam edilir.
(2) Emniyet ve jandarma teşkilatlarında istihdam edilençarşı ve mahalle bekçilerinin amirleri meslek hiyerarşileri içinde tespitedilir.”
2. 3. maddesişöyledir:
“Adaylarda aranacak şartlar ve sınav
MADDE 3- (1) Çarşı ve mahalle bekçisi olarak istihdamedileceklerde; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48inci maddesinde sayılan genel şartlar ile İçişleri Bakanlığınca çıkarılanyönetmelikle belirlenen eğitim, yaş, sağlık ve fiziki yeterlilik gibi özelşartlar aranır.
(2) Çarşı ve mahalle bekçisi olarak istihdam edilmekiçin İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen usul veesaslara göre yapılacak giriş sınavında başarılı olmak şarttır.”
3. 6. maddesişöyledir:
“Önleyici ve koruyucu görev ve yetkiler
MADDE 6- (1) Çarşı ve mahalle bekçileri;
a) Görev saatleri içinde görevlendirildikleri bölgededevriye hizmeti yürütmek,
b) Görev bölgeleri içinde bulunan konut, iş yeri vearaçlar gibi malların korunmasında sahipleri tarafından noksan alınantedbirleri tamamlattırmak,
c) Görev saatleri içerisinde vâkıf oldukları şüphelidurum veya kişileri bağlı bulundukları genel kolluk birimlerine bildirmek,
ç) Kamu düzenini bozacak mahiyetteki gösteri, yürüyüş vekarışıklıkların önlenmesi amacıyla genel kolluk kuvvetleri gelinceye kadarönleyici tedbirleri almak,
d) Görev bölgeleri içinde uyuşturucu madde imal edildiği,satıldığı veya kullanıldığından, kumar oynandığından ya da fuhuş yapıldığındanşüphe edilen yerleri bağlı bulundukları genel kolluk birimlerine bildirmek,
e) Kişilerin can, mal ve ırzına yönelik saldırı vetehditleri önlemek ve genel kolluk kuvvetleri gelinceye kadar gereklitedbirleri almak,
f) Mahalle sakinlerini etkileyen elektrik, su, doğalgaz,kanalizasyon gibi arızaları, bağlı bulunduğu genel kolluk birimleri ile ilgilikurum ve kuruluşlara bildirmek ve görevli ekipler gelinceye kadar gerekliönleyici tedbirleri almak,
g) Halkın sükûn ve istirahatini bozanları ve başkalarınırahatsız edenleri engellemek,
ğ) Sokak, geçit ve meydanları tıkayarak trafiğe mâni olantaşıtların ve diğer engellerin kaldırılmasını sağlamak ve gerektiğinde bağlıbulunduğu genel kolluk birimlerine bildirmek,
h) Yangın, deprem, su baskını gibi afet ve tehlikelerdegenel kolluğu bilgilendirmek ve görevli ekipler gelinceye kadar gerekli önleyicitedbirleri almak,
ile görevli ve yetkilidir.”
4. 7. maddesişöyledir:
“Durdurma ve kimlik sorma
MADDE 7- (1) Çarşı ve mahalle bekçileri, görev bölgesi veçalışma saatleri ile sınırlı olmak kaydıyla kişileri ve araçları;
a) Bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek,
b) Suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasınısağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek,
c) Hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararıverilmiş olan kişileri tespit etmek,
ç) Kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya mal varlığıbakımından ya da topluma yönelik mevcut veya muhtemel bir tehlikeyiönlemek,
amacıyla durdurabilir.
(2) Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için makulbir sebebin bulunması gerekir. Süreklilik arz edecek, fiilî durum vekeyfîlik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamaz.
(3) Çarşı ve mahalle bekçisi, görevini yerine getirirkenkendisinin çarşı ve mahalle bekçisi olduğunu belirleyen belgeyi gösterdiktensonra, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir ve durdurma sebebineilişkin sorular sorabilir, kimliğini veya bulundurulması gerekli diğerbelgelerin ibraz edilmesini isteyebilir. Bu kişilere kimliğini ispatlamahususunda gerekli kolaylık gösterilir. Belgesinin bulunmaması, açıklamadabulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya dasair surette kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal genelkolluk görevlileri haberdar edilir.
(4) Durdurma süresi, durdurma sebebine esas teşkil edenişlemin gerçekleştirilmesi için ihtiyaç duyulan makul süreden fazla olamaz.
(5) Durdurma sebebinin ortadan kalkması hâlindekişilerin ve araçların ayrılmalarına izin verilir.
(6) Çarşı ve mahalle bekçisi, durdurduğu kişiüzerinde veya aracında silah ya da tehlike oluşturan diğer bir eşyanınbulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı hâlinde, kendisine veyabaşkalarına zarar verilmesini önlemek amacına yönelik el ile dıştan kontroldâhil gerekli tedbirleri alabilir. Bu amaçla kişinin üzerindeki elbiseninçıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerininaçılması istenemez.”
5. 8. maddesişöyledir:
“Adli görev ve yetkiler
MADDE 8- (1) Çarşı ve mahalle bekçileri, suç işlenirkenveya işlendikten sonra, henüz izleri meydanda iken;
a) Şüphelileri yakalamak,
b) Yakaladıkları şüphelilerin kendilerine veyabaşkalarına zarar vermelerini engelleyici tedbirleri almak,
c) Suç delillerinin kaybolmaması veya bozulmaması içingerekli muhafaza tedbirlerini almak,
ç) Varsa olayın tanıklarının kimlik ve adres bilgilerinitespit ederek genel kolluk birimlerine bildirmek,
ile görevli ve yetkilidir.
(2) Çarşı ve mahalle bekçileri haklarında tutuklama veyayakalama kararı çıkarılmış kimseleri gördükleri takdirde yakalamak ve bağlıbulunduğu genel kolluk kuvvetlerine teslim etmek ile görevli ve yetkilidir.”
6. 9. maddesişöyledir:
“Zor ve silah kullanma yetkisi
MADDE 9- (1) Çarşı ve mahalle bekçileri 4/7/1934 tarihlive 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun 16 ncı maddesinde belirtilenzor ve silah kullanma yetkisini haizdir.”
7. 12. maddesişöyledir:
“Çalışma saatleri
MADDE 12- (1) Çarşı ve mahalle bekçilerinin haftalıkçalışma süresi kırk saattir. Emniyet ve asayişin gerektirdiği durumlardahaftada bir gün istirahat verilmek kaydıyla bu süre artırılabilir.
(2) Günlük çalışma saatleri esas olarak güneşin batışsaatinden doğuş saatine kadar olan zaman dilimini kapsayacak şekildedüzenlenir.
3) Çarşı ve mahalle bekçileri güvenlik veya kamudüzeni ile görevi etkileyen zorunluluk hâlleri haricinde birinci ve ikincifıkralarda belirtilen çalışma süresi ve saatleri dışında çalıştırılamaz. Güvenlikveya kamu düzeni ile görevi etkileyen zorunluluk hâllerine ilişkin usul veesaslar İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”
8. 14. maddesişöyledir:
“Yönetmelik
MADDE 14- (1) Çarşı ve mahalle bekçilerinin çalışma usulve esasları, alacakları meslek içi eğitim, giyecekleri kıyafet ve görevdekullanacakları teçhizatlar ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğerhususlar İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM,Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL,Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ ve Basri BAĞCI’nınkatılımlarıyla 23/7/2020 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurmatalebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, RaportörCengiz ERTEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusukanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un 2. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasınınİncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
3. Dava konusu kuralla emniyetve jandarma teşkilatlarında istihdam edilen çarşıve mahalle bekçilerinin amirlerinin meslek hiyerarşileri içinde tespitedileceği öngörülmüştür.
4. 7245 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (1) numaralıfıkrasında genel kolluk kuvvetlerineyardımcı olmak üzere, emniyet ve jandarma teşkilatları bünyesinde silahlı birkolluk olarak çarşı ve mahalle bekçilerinin istihdam edileceği belirtilmiştir.
5. 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine DairKanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendinde amir kavramının, kadro ve kuruluş yönünden bağlı olunan kimseile amir olarak yetkilendirilmiş olan diğer kişileri ifade ettiğibelirtilmiştir. Anılan Kanun’un 17. maddesinde de il polis disiplinkurullarının, kuruldukları il emniyet kadrosundaki çarşı ve mahalle bekçilerinebütün disiplin cezalarını verebileceği öngörülmüştür.
6. 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat,Görev ve Yetkileri Kanunu’nun 13. maddesinde ise Jandarma Hizmetleri Sınıfındayer alan çarşı ve mahalle bekçileri hakkında, Emniyet Hizmetleri Sınıfında yeralan emsali çarşı ve mahalle bekçilerinin mali ve sosyal haklarının aynı usulve esaslar çerçevesinde uygulanacağı belirtilmektedir.
7. 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet TeşkilatKanunu’nun ek 21. maddesinde 14/7/1965tarihli ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu’nda belirtilen en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil);emniyet hizmetleri sınıfına dâhil kadrolarda bulunan çarşı ve mahallebekçilerine %13 tutarını geçmemek üzere İçişleri Bakanlığınca belirlenecek usulve esaslara göre fazla çalışma ücretinin ödeneceği belirtilmiştir. Böyleceçarşı ve mahalle bekçilerinin jandarma ve emniyet hizmetleri sınıfıkadrolarında yer alabilecekleri anlaşılmaktadır. 3201 sayılı Kanun’un 13.maddesinde emniyet hizmetleri sınıfı mensuplarının rütbeleri, meslek derecelerive görev unvanları gösterilmiş olup bunlar arasında çarşı ve mahalle bekçileriyer almamaktadır.
8. 657 sayılı Kanun’un 36. maddesinde ise emniyet hizmetleri sınıfının özel kanunlarına göre çarşıve mahalle bekçisi, polis, komiser muavini, komiser, başkomiser emniyetmüfettişi, polis müfettişi, emniyet amiri ve emniyet müdürü ve emniyet müdürüsıfatını kazanmış emniyet mensubu memurlarını, jandarma hizmetleri sınıfının daJandarma Genel Komutanlığı kadrolarında bulunan subay, astsubay, uzman jandarmaile çarşı ve mahalle bekçilerini kapsadığı belirtilmiştir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
9. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuraldabekçilerin amirlerinin açıkça düzenlenmediği, bu durumun bekçilerin kimden emiralacağı, hangi emirlere itaat edilmesi hâlinde amirin emrini yerine getirmeyeilişkin hukuka uygunluk nedeninden yararlanacağı hususlarını belirsiz kıldığıbelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 123., 128. ve 137. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
10. Anayasa’nın123. maddesinin birinci fıkrasında idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütünolduğu ve kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Anılan maddede yer alan idareninbütünlüğü ilkesi hiyerarşi ve vesayet olmak üzere iki tür yetki ilesağlanmaktadır. Bir kurumun kendi iç ilişkisi bakımından söz konusu olan veaynı zamanda o kurumun görevlileri arasındaki astlık-üstlük durumunu ifade edenhiyerarşi ilişkisi yönetme yetkisinden doğmaktadır. Hiyerarşik ilişkide üstünast üzerinde sahip olduğu hiyerarşi yetkisi emir ve talimat verme, disiplin,atama, terfi, astın işlemlerini hukukilik ve yerindelik bakımından denetleme,düzeltme, iptal etme gibi yetkileri içermektedir.
11. Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında da “Memurlarınve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri,hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunladüzenlenir” denilmek suretiyle memurlar ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri ve atanmalarınailişkin hususların kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Anayasa’nın bu hükmü, memurların ve diğer kamugörevlilerinin anayasal ve yasal güvence altına alınması amacını taşımaktadır.
12. Kollukteşkilatı iç güvenlik hizmeti vermesi sebebiyle silah ve benzeri araçlarkullanma yetkisi olan, idari kolluk faaliyetlerinin yanında adli soruşturma vekovuşturmalarla ilgili de hassas yetkileri bulunan bir teşkilattır. Silahlıkuvvetlere benzer özellik gösteren ve toplumda asayiş ve güvenliği sağlamaklagörevli olan kolluk kuvvetlerince yürütülen hizmetin niteliği ve hassasiyetigereği kolluk teşkilatlarındaki görev ve hizmet anlayışı sivil devlet memurlarınakıyasla daha katı bir disiplin ve hiyerarşi düzeni üzerine temellendirilmiştir(AYM E.2021/22, K.2022/6, 26/1/2022, § 24). Genelkolluk kuvvetlerine yardımcı olmak üzere, emniyet ve jandarma teşkilatlarıbünyesinde silahlı bir kolluk olarak istihdam edilen çarşı ve mahallebekçilerinin de anılan disiplin ve hiyerarşi düzeniiçinde görev yapacakları anlaşıldığından amirlerinin kimler olduğununbelirlenmesi gerekir.
13. 657 sayılı Kanun’da çarşı ve mahalle bekçileriningörev yaptıkları emniyet ve jandarma hizmetleri sınıflarında yer aldıklarıbelirtilmekle birlikte açık bir şekilde söz konusu hizmet sınıflarında altlıküstlük ilişkisi çerçevesinde mesleki hiyerarşideki konumları ve amirlerininkimler olduğu açıklanmamıştır. Dolayısıyla çarşıve mahalle bekçilerinin talimatalacağı, işlemlerini hukukilik ve yerindelik bakımından denetleyecek,düzeltecek, iptal edecek ve disiplin, atama, terfi işlemlerini yapacakamirlerin kimler olduğu kuralda tespit edilmemiştir.
14. Öte yandan çarşıve mahalle bekçilerinin amirlerinin meslek hiyerarşileri içinde nasıl ve hangiölçütler dikkate alınarak tespit edileceği açık ve net biçimde somut olarakifade edilmediğinden belirlive öngörülebilir nitelikte bir düzenleme içerrmeyen kural kanunilik ilkesiylede bağdaşmamaktadır.
15. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 123. ve 128. maddelerine aykırıdır.İptali gerekir.
Kadir ÖZKAYA, Muammer TOPAL, Recai AKYEL, YıldızSEFERİNOĞLU, Basri BAĞCI ve İrfan FİDAN bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın123. ve 128. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmışolması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa'nın 137. maddesi ile ilgisigörülmemiştir.
B. Kanun’un 3. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının “…ileİçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenen eğitim, yaş, sağlık vefiziki yeterlilik gibi özel şartlar…” Bölümü ile (2) Numaralı Fıkrasının “…İçişleriBakanlığınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara göreyapılacak…” Bölümünün İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
16. 7245 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (1) numaralıfıkrasında çarşı ve mahalle bekçisi olarakistihdam edileceklerde; 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinde sayılan genelşartlar ile İçişleri Bakanlığınca (Bakanlık) çıkarılan yönetmelikle belirleneneğitim, yaş, sağlık ve fiziki yeterlilik gibi özel şartların aranacağıöngörülmüştür. Anılan fıkranın “…ileİçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenen eğitim, yaş, sağlık vefiziki yeterlilik gibi özel şartlar…” bölümü dava konusu kurallardan birinioluşturmaktadır.
17. 657 sayılı Kanun’un 48. maddesine göre devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel şartlarTürk vatandaşı olmak, anılan Kanun’un 40. maddesindeki yaş şartlarını taşımak(kural olarak 18 yaşını tamamlamak), Kanun’un 41. maddesindeki öğrenimşartlarını taşımak (kural olarak orta okulu bitirmek), kamu haklarından mahrumbulunmamak, belirli suçlardan mahkûm olmamak, askerlik durumu itibarıyla engelhâli olmamak ve kural olarak görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akılhastalığı bulunmamaktır.
18. Çarşı ve mahalle bekçisi olarak istihdam edilebilmekiçin 657 sayılı Kanun’da sayılan anılan genel şartların yanı sıra dava konusukural uyarınca Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenen eğitim, yaş, sağlıkve fiziki yeterlilik gibi özel şartların varlığı da aranacaktır.
19. 7245 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ise çarşı ve mahalle bekçisiolarak istihdam edilmek için Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikte belirlenen usulve esaslara göre yapılacak giriş sınavında başarılı olmanın şart olduğu hükmebağlanmış olup anılan fıkranın “…İçişleri Bakanlığınca çıkarılanyönetmelikte belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak…” bölümü davakonusu diğer kuralı oluşturmaktadır.
20. Kural, çarşı vemahalle bekçisi olarak istihdam edilmek için başarılı olunması gereken girişsınavının usul ve esaslarının Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikte belirlenmesiniöngörmektedir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
21. Dava dilekçesinde özetle; çarşı ve mahalle bekçiliğimesleğine kabul şartlarının temel ilkeler düzeyinde kanunla konulmadığı veçerçevenin kanunla çizilmediği, kuralda özel şartların “…gibi…” ifadesikullanılmak suretiyle belirsiz şekilde tanımlandığı, çarşı ve mahalle bekçiliğimesleğine giriş sınavında uygulanacak ölçütlerin kamu görevlisi statüsündeolmaları dikkate alınarak kanunla düzenlenmesi gerektiği, temel ilkelerininkanunda belirlenmemesinin kamu hizmetine girme hakkının vatandaşlar bakımındaneşit düzeyde uygulanmasına engel olacağı belirtilerek kuralların Anayasa’nın2., 7., 70., 123., 124., 128. ve 153. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
22. Anayasa’nın 7. maddesinde “Yasama yetkisi TürkMilleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.”denilmektedir. Anayasa’nın açıkça kanunladüzenlenmesini öngörmediği konularda kanunda genel ifadelerle düzenlemeyapılarak ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmeye bırakılması mümkündür.Anayasa’da münhasıran kanunla düzenleme yapılması öngörülmeyen konulardayasamanın asliliği ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri haricinde geçerli olanyürütmenin türevselliği ilkeleri gereği idari işlemlerin kanuna dayanmasızorunluluğu vardır. Ancak bu durumda kanunda belirlenmesi gereken çerçeve,Anayasa’nın kanunla düzenlenmesini öngördüğü durumdakinden çok daha genişolabilecektir. Başka bir ifadeyle Anayasa’ya göre kanunla düzenlenmesigerekmeyen bir konu, kanuni dayanağı olmak kaydıyla idarenin düzenleyiciişlemlerine bırakılabilir (AYM, 19/2/2020, E.2018/91, K.2020/10, § 110).
23. Türevsel nitelikteki düzenleyici işlemler bakımındankural olarak kanun koyucunun genel ifadelerle yürütme organını yetkilendirmesiyeterli olmakla birlikte Anayasa’da kanunla düzenlenmesi öngörülen konulardagenel ifadelerle yürütme organına düzenleme yapma yetkisi verilmesi yasamayetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık oluşturabilmektedir. Bu nedenleAnayasa’da temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, vergi ve benzeri maliyükümlülüklerin konması ve memurların atanması, özlük hakları gibi münhasırankanunla düzenlenmesi öngörülen konularda kanunun temel esasları, ilkeleri veçerçeveyi belirlemiş olması gerekmektedir. Anayasa koyucunun açıkça kanunladüzenlenmesini öngördüğü konularda yasama organının temel kuralları saptadıktansonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmenin türevselnitelikteki işlemlerine bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz (AYM, E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013).
24. Anayasa’nın kamu hizmetine girme hakkını güvencealtına alan 70. maddesinin birinci fıkrasında “Her Türk, kamu hizmetlerinegirme hakkına sahiptir” denilmiş, ikinci fıkrasında ise “Hizmetealınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.”hükmüne yer verilmiştir.
25. Kanun koyucu, bir kamu hizmetinde görevingerektirdiği nitelikleri ve şartları belirlemeyi ya da belirlenmiş olanlarıdeğiştirmeyi anayasal ilkeler içinde kalmak kaydıyla görevin ve ülkeningereklerine ve zorunluluklarına göre serbestçe takdir edebilir. Bu konulardaanayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla düzenleme yapmak kanun koyucununtakdirindedir (AYM, E.2016/133, K.2017/155, 15/11/2017, § 93).
26. Kurallar, çarşı ve mahalle bekçisiolarak istihdam edileceklerde Bakanlıkçaçıkarılan yönetmelikle belirlenen eğitim, yaş, sağlık ve fiziki yeterlilik gibiözel şartların aranmasını ve yine Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikte belirlenenusul ve esaslara göre yapılacak giriş sınavında başarılı olma şartını öngörmek suretiyle kamu hizmetine girmehakkını sınırlamaktadır.
27. Anayasa’nın13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunlasınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplumdüzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz”denilmektedir. Buna göre kamu hizmetine girme hakkına sınırlama getirendüzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygunve ölçülü olması gerekir.
28. Bukapsamda kamu hizmetine girme hakkını sınırlamaya yönelik bir kanunidüzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecekşekilde belirli ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir.
29. Esasen temel hakları sınırlayankanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınanhukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerinhem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıcakamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). DolayısıylaAnayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik,Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığındayorumlanmalıdır.
30. Kurallarda eğitim, yaş, sağlık ve fiziki yeterliliğe dair özel şartlar konusundaherhangi bir kanuni çerçeve belirlenmeden bu konuların düzenlenmesinintamamıyla yönetmelikle yapılması öngörülmektedir. Ayrıca kurallarda Bakanlıkçaçıkarılan yönetmelikte bekçiler için sayılan özel şartlar sınırlı şekildesayılmayıp “…gibi…” ibaresine yer verilmek suretiyle yeni özel şartlarınyönetmelikle ihdas edilebilmesi mümkün hâle getirilmiştir. Öte yandan çarşı ve mahalle bekçisi olarak istihdam edilmek içinbaşarılı olunması gereken giriş sınavının şeklinin, kimin tarafındandüzenleneceğinin, başarılı olmak için aranacak ölçütlere ilişkin hususlarınbelirlenmesi kanuni çerçeve çizilmeden kurallarla yönetmeliğe bırakılmaktadır.Bu itibarla kuralların temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanmasıgereğiyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
31. Diğer yandankurallarla düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılan hususların bekçilerinniteliklerine ilişkin olduğu gözetildiğinde kuralların kamu görevlilerininniteliklerinin kanunla belirlenmesi yönündeki ilkeyle de çeliştiği açıktır.
32. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 7., 13., 70. ve 128. maddelerine aykırıdır.İptalleri gerekir.
Recai AKYEL bu görüşe katılmamıştır.
Kuralların Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 7., 13., 70. ve 128. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmelerkapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralların Anayasa’nın 123., 124. ve 153. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
C. Kanun’un 6. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (b), (ç) ve (g) Bentlerininİncelenmesi
1. (b) Bendi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
33. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralda yeralan “…noksan alınan tedbir…” kavramının belirli olmadığı, “…tamamlattırmak,”ibaresinin ise mülkiyet hakkını ihlal ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın2., 13., 35. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
34. 7245 sayılı Kanun’un dava konusu kuralın da yeraldığı 6. maddesinde çarşı ve mahalle bekçilerinin önleyici ve koruyucu görevve yetkileri sayılmıştır. Kuralla, çarşı ve mahalle bekçilerine, görevbölgeleri içinde bulunan konut, iş yeri ve araçlar gibi malların korunmasındasahipleri tarafından noksan alınan tedbirlerin tamamlattırılması görev veyetkisi verilmektedir.
35. Anayasa’nın2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insanhaklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adilbir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukuk kurallarıyla kendini bağlısayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
36. Hukukdevletinin temel ilkelerinden biri de belirliliktir. Hukuk devletindekişiler ve idare için kanuni düzenlemelerin açık, anlaşılır, uygulanabilir venesnel olması, kamu otoritelerinin keyfî işlemlerine karşı koruyucu önlemleriçermesi gerekliliği hukuki güvenliği de sağlayacaktır. Bu ilke hukuknormlarının öngörülebilir olması ile birlikte hem bireylerin eylem veişlemlerinde devlete güven duymalarını hem de devletin kanuni düzenlemelerindesöz konusu güven duygusunu zedelemekten kaçınmasını gerektirir (AYM, E.2015/41,K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154).
37. Dava konusu kuralda bekçilerin önleyici ve koruyucu görev ve yetkilerikapsamında konut, iş yeri ve araçların sahiplerinin noksan aldıkları tedbirlerinneler olduğu açıklanmadığı gibi bu tedbirlerin tamamlattırılmasından neanlaşılması gerektiği, bu yetkinin kapsam ve sınırları ile nasılgerçekleştirileceğinin belirli olmadığı görülmektedir. Bu itibarla yeterli kanuni ilke veçerçeveyi öngörmemesi nedeniyle kuralın belirsiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
38. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesineaykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı görülerek iptaledildiğinden ayrıca Anayasa’nın 13., 35. ve 90. maddeleri yönündenincelenmemiştir.
2. (ç) Bendi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
39. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralda yeralan “…kamu düzenini bozacak mahiyetteki…” ibaresinin belirli olmadığı, “…gösteri,yürüyüş ve karışıklıkların önlenmesi amacıyla genel kolluk kuvvetleri gelinceyekadar önleyici tedbirleri almak,” ibaresinin ise toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkını sınırlayıcı nitelikte olduğu belirtilerek kuralınAnayasa’nın 2., 13., 34., 90., 123. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
40. Kuralla çarşı ve mahalle bekçilerine kamu düzenini bozacak mahiyetteki gösteri, yürüyüş vekarışıklıkların önlenmesi amacıyla genel kolluk kuvvetleri gelinceye kadarönleyici tedbirleri alma görev ve yetkisi verilmektedir.
41. Anayasa’nın 34. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes,önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı güvenceye bağlanmaktadır. Toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı, bireylerin düşünce açıklamalarında bulunmak amacıyla açık veyakapalı mekânlarda, kamu otoriteleri ile üçüncü kişilerin müdahalesi olmaksızın,geçici olarak bir araya gelebilme serbestisini korumaktadır (AYM, E.2014/101,K.2017/142, 28/9/2017, § 21).
42. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı,düşünceyi ifade biçimlerinden birini oluşturmaktadır. Bu hak, bireylerin birfikri açıklamak, ortak çıkarları savunmak, belli fikir ve kanaatler çerçevesindekamuoyu oluşturmak ve siyasal karar organlarını etkilemek için bir araya gelebilmeleriamacına hizmet etmektedir. Bu nedenle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkı, ifade özgürlüğüyle de yakından ilgili olup ifade özgürlüğü ile birlikte demokratiktoplumun temelini oluşturmaktadır. Dolayısıyla demokratik bir toplumda ifadeözgürlüğüne gösterilen önem ve hassasiyetin, toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı için de sergilenmesi gerekmektedir (AYM, E.2014/101,K.2017/142, 28/9/2017, § 22).
43. Toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının kullanılması bakımından toplantı veya gösteriyi tertipedenlerin savunduğu ve ifade ettiği düşüncenin içeriğinin bir önemibulunmamaktadır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, ifade özgürlüğündeolduğu gibi sadece toplumun geneli tarafından savunulan ve kabul gören düşünceve fikirleri korumakla yetinmez; bunun haricinde toplumun genelini rahatsızedebilecek, endişelendirecek, hatta şok edecek veya onların belirli düzeydetepkilerini çekebilecek fikirleri savunmak amacıyla da toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenlenebilir. Bir toplantı veya gösteri yürüyüşünde açıklanandüşünce ve görüşlerin sırf çoğunluk ya da siyasal iktidar tarafındanbenimsenmemesi veya onlarda rahatsızlık uyandırması nedeniyle yasaklanmasıveyahut sınırlanması mümkün değildir. İfade edilen görüş ve eleştiriler nederece sert ve rahatsız edici olursa olsun şiddet içermediği ve barışçılniteliğini koruduğu müddetçe, yetkili makamların her türlü toplantı ve gösteriyürüyüşüne tahammül göstermesi ve hoşgörüyle yaklaşması demokrasinin birgereğidir (AYM, E.2014/101, K.2017/142,28/9/2017, § 24).
44. Kuralla çarşı ve mahalle bekçilerine gösteri, yürüyüş ve karışıklıkların önlenmesi amacıylaönleyici tedbirleri alma görev ve yetkisi verilmek suretiyle toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sınırlama getirilmektedir.
45. Kuralda kamu düzenini bozacak eylem ve durumlarınmahiyeti, boyutu ve sınırlarının neler oldukları belirlenmediği gibi çarşı vemahalle bekçilerine tanınan önleyici tedbir mahiyetindekigörev ve yetkilerin neler olduğunun ve kapsamının düzenlenmediği gözetildiğindekuralda yasal çerçeve veilkelerin oluşturulmadığı ve bu suretle toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına getirilen sınırlamanın kanunilik koşulunu sağlamadığı anlaşılmaktadır.
46. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 34.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 13. ve 34. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamındaele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 90., 123. ve 128. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
3. (g) Bendi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
47. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralda yeralan “…halkın sükûn ve istirahatini bozanları ve başkalarını rahatsızedenleri…” kavramının açık olmadığı, “…engellemek,” ibaresinin isehangi iş, işlem ve eylemleri kapsadığının belirli olmadığı belirtilerek kuralınAnayasa’nın 2., 13., 123. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
48. Kuralla çarşı ve mahalle bekçilerine halkın sükûn ve istirahatini bozanları ve başkalarınırahatsız edenleri engellemek görev ve yetkisi verilmektedir.
49. 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un43. maddesi uyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden deincelenmiştir.
50. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğubelirtilmektedir. Öteyandan Anayasa'nın 12. maddesinde, "Herkes, kişiliğine bağlı,dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir."hükmüne yer verilmek suretiyle, insan olmanın bir gereği olarak var olduğukabul edilen ve kişiliğin ayrılmaz bir parçasını teşkil eden özgürlüklergüvenceye bağlanmaktadır.
51. Kişinin kendi iradesi doğrultusunda davranışlardabulunması kişisel özerklik ve maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkıyladoğrudan ilgilidir. Kişisel özerkliğe yönelik sınırlamalar özel hayat boyutuylaAnayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen maddi ve manevivarlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı kapsamında kalmaktadır.
52. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka keyfî bir şekilde müdahale etmemelerini gerektirir. Bu, devletin bireyinkendini gerçekleştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğünden kaynaklanannegatif bir ödevdir.
53. Bireyin kendi iradesi doğrultusunda davranışlardabulunma serbestisinin kısıtlanması kişinin maddi ve manevi varlığının korunmasıve geliştirilmesi hakkını sınırlandırır. Çarşı ve mahalle bekçilerinin halkınsükûn ve istirahatini bozduğunu ve başkalarını rahatsız ettiğini düşündüklerikişileri engellemesi kişinin maddi ve manevi varlığının korunması vegeliştirilmesi hakkını sınırlandırmaktadır.
54. Öncelikle sınırlamanın kanunilik koşulunu sağlayıpsağlamadığı incelenmelidir.
55. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’ndasarhoş olarak başkalarının huzur ve sükûnunubozacak şekilde davranışlarda bulunmak, başkalarının huzur ve sükûnunu bozacakşekilde gürültüye neden olmak çeşitli kabahatler arasında sayılmış ve yaptırımolarak idari para cezası öngörülmüştür.
56. Kuralda yer alan halkın sükûn ve istirahatini bozmak,başkalarını rahatsız etmek eylemlerinin kabahat kapsamındaki eylemler olarak mıdeğerlendirileceği, engellemenin kapsamı, hangi yetkileri içerdiği ve sınırlarıkonusunda bir belirleme bulunmamaktadır. Engelleme yetkisinin uyarma yetkisiniaşması ve temel haklara müdahale boyutuna ulaşması da mümkündür. Bu bağlamda engelleme ifadesinin zor kullanma veya silahkullanma yetkisini içerip içermediği, engellenen eylemler hakkında 5326 sayılıKanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı, engellenen kişilerle ilgili netür işlemlerin yapılacağı, engelleme yetkisininneleri içermediği, engellemeye konu eylemin hukuk sisteminde kabahatolarak dahi düzenlenmemiş olması durumunda engellemenin mümkün olup olmadığı,suç ya da kabahat olmamasına rağmen özel hukuk ilişkisi çerçevesinderahatsızlık verecek eylemlerin kural kapsamında bulunup bulunmadığı konularında bir açıklık bulunmamaktadır. Dolayısıyla kural hem kişiler hem de çarşı vemahalle bekçileri yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecekşekilde uygulanabilir ve anlaşılabilir nitelikte değildir. Bu durumda kişinin maddi ve manevi varlığının korunması vegeliştirilmesi hakkına yönelik sınırlamanın kanunilik koşulunu sağladığısöylenemeyecektir.
57. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 17.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 13. ve 17. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamındaele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kural, Anayasa’nın 13. ve 17. maddelerine aykırıgörülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 123. ve 128. maddeleri yönündenincelenmemiştir.
Ç. Kanun’un 7. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (ç) Bendinde Yer Alan “…ya datopluma yönelik…” ve (2) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…makulbir sebebin…” İbareleri ile (3) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinin “…kimliğiniveya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir.” Bölümünün,Üçüncü Cümlesinde Yer Alan “…tutularak…” İbaresinin ve (6) NumaralıFıkrasının Birinci Cümlesinin İncelenmesi
1. (1) Numaralı Fıkranın (ç) Bendinde Yer Alan “…ya datopluma yönelik…” İbaresi
a. Anlam ve Kapsam
58. 7245 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(ç) bendinde çarşı ve mahalle bekçilerinin,görev bölgesi ve çalışma saatleri ile sınırlı olmak kaydıyla kişileri vearaçları; kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya mal varlığı bakımından ya datopluma yönelik mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek amacıyla durdurabileceğibelirtilmiş olup anılan bentte yer alan “…yada topluma yönelik…” ibaresi dava konusukuralı oluşturmaktadır.
59. Söz konusu maddenin gerekçesinde de ilgili bentte açıklanan nedenlerle tehlikeyi önlemekamacıyla çarşı ve mahalle bekçilerinin kişileri ve araçları durdurmasının birzorunluluk olduğu ifade edilmiştir.
60. Çarşıve mahalle bekçilerinin durdurma ve kimlik sorma yetkisini düzenleyen anılanmadde polisin durdurma ve kimlik sorma yetkisinin düzenlendiği 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanunu’nun 4/A maddesiyle büyük ölçüde aynı görevve yetkileri içermektedir.
61. Söz konusu Kanun’a 4/A maddesiningerekçesinde durdurma yetkisinin, polisingörevlerinin yerine getirilmesi bakımından en başta gelen, temelhak ve özgürlükleri en az etkileyen yetkilerinden olduğu, hâlen kanunlardadüzenlenmemiş olan bu yetkinin anılan maddede düzenlendiği ifadeedilmiştir. Madde gerekçesinde de polisin suçla mücadele ve özelliklesuçu önlemedeki etkinliğini artırmak bakımından, polise, tehlikeninve suç işlenmesinin önlenmesine ilişkin ve hukuka uygun yetkiler verilmesininbenimsendiği, düzenlemenin temel hak ve özgürlükleri koruma felsefesindenhareketle hazırlandığı, Avrupa Birliği standartları, uluslararasıölçütler, çağdaş yaklaşımlar ve yeni güvenlik konseptinin göz önündebulundurulduğu belirtilmiştir.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
62. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralla muhtemelveya mevcut tehlikenin belirlenmesinin çarşı ve mahalle bekçilerinin özneldeğerlendirmesine bırakıldığı, bu durumun kişi özgürlüğü ve güvenliğinemüdahaleye yönelik keyfîliğe yol açacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2.,13., 19., 90., 123. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
63. 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 23.maddesi yönünden de incelenmiştir.
64. Anayasa’nın“Yerleşme ve seyahat hürriyeti” başlıklı 23. maddesinde herkesin yerleşmeve seyahat özgürlüğüne sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Seyahat özgürlüğükişinin serbestçe hareket edebilmesini ve bir yerden diğer bir yeregidebilmesini güvence altına almaktadır.
65. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ileseyahat özgürlüğüne yönelik sınırlama arasındaki temel fark, nitelik ve esastanziyade sınırlamanın derece ve yoğunluğu ile ilgilidir. Kişi özgürlüğü vegüvenliği hakkı bağlamında hareket serbestisine yönelik kısıtlama, seyahatözgürlüğüne yönelik bir sınırlamaya göre çok daha ileri derecede ve yoğunolmalıdır. Sınırlamalardaki derece ya da yoğunluğun değerlendirilmesinde,tedbirin niteliği, süresi, etkileri ve uygulanma tarzı gibi çeşitli faktörlerile bireyin gündelik hayatının devlet tarafından ne ölçüde denetim altındatutulduğunun dikkate alınması gerekir (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051,20/2/2014, § 44).
66. Bu bağlamda kişilerin kamuya açıkalanlarda dolaşmasını, araçların seyirlerinin kısıtlanmasını öngören kurallarınseyahat özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
67. Dava konusu kuralın da yer aldığı bentte çarşı vemahalle bekçilerine topluma yönelik mevcut veya muhtemel tehlikelerin önlenmesi içinkişileri ve araçları durdurma yetkisinin tanınması kişinin özgürlüğünden yoksunbırakılması sonucunu doğuracak tutma işleminden farklı olarak seyahatözgürlüğüne yönelik bir sınırlama getirmektedir.
68. Seyahat özgürlüğüne sınırlamagetirilirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin gözönüne alınması gerekmektedir.
69. Kuralla çarşı ve mahalle bekçilerine tanınan kişileri ve araçlarıdurdurma yetkisinin kapsam ve sınırları ile bu yetkinin kullanılma şartlarınınherhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiğigözetildiğinde kuralın kanunilik şartını taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
70. Anayasa’nın 23. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan vatandaşın yurt dışına çıkma özgürlüğünün, ancak suç soruşturmasıveya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabileceğineilişkin teminatın niteliği itibarıyla ancak bireysel durumlarda işlerlikkazanabileceği, dolayısıyla bu özel sınırlama sebebinin yalnızca bireyselolarak belirli kişi veya kişilerin yurt dışına çıkış haklarının sınırlanmasıhâlinde söz konusu olabileceği, buna karşılık seyahat özgürlüğünü genel olaraksınırlayan düzenlemelere yönelik herhangi bir sınırlama nedenine Anayasa’nın23. maddesinde yer verilmediği anlaşılmaktadır (bazı farklarla birlikte bkz.AYM, E.2019/94, K.2022/32, 24/03/2022, § 117).
71. Nitekim Anayasa’nınsöz konusu maddesinin üçüncü fıkrasında değişiklik yapan 7/5/2010 tarihli ve5982 sayılı Kanun’un 3. maddesinin gerekçesinde de “Maddedeyapılan değişiklikle, idare tarafından, vatandaşın yurt dışına çıkmahürriyetinin sınırlandırılmasına son verilmekte; yurt dışına çıkmahürriyetinin, sadece suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hâkimkararına bağlı olarak sınırlandırılabilmesi ilkesi benimsenmektedir.” denilmektedir. Bu bağlamda Anayasa’nın başka maddelerinde yer alanhak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler seyahat özgürlüğüne sınırteşkil edebilir (bazı farklarla birlikte bkz. AYM, E.2019/94, K.2022/32,24/03/2022, § 118).
72. Anayasa’nın5. maddesinde, kişilerin ve toplumun huzur ve refahını sağlamak devletin temelamaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Buyönüyle devletin kamu düzeni ya da güvenliğinin bozulmasına neden olabilecekfiilleri önlemek üzere gerekli tedbirleri alması söz konusu olabilir. Kuralkapsamında topluma yönelik bir tehlikenin önlenmesi amacıyla kişilerin vearaçlarının durdurması kamu düzeni ve güvenliğini tesis etmek suretiyle kişilerinve toplumun huzur ve refahını sağlama amacına hizmet etmektedir. Bu açıdankuralın meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
73. Anayasa’nın13. maddesinde ifade edilen ölçülülük ilkesi, temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasına ilişkin başvurularda dikkate alınması gereken bir diğerilkedir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılıkolmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülensınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilikulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer birifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkünolmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmakistenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifadeetmektedir.
74. Kişilerin ve araçlarındurdurulabilmesi için topluma yönelik mevcut veya muhtemel tehlikeler farklılıkgösterebileceğinden bunların ayrı ayrı somut şekilde gösterilmesi kanun yapmatekniği açısından imkânsız olabilir. Topluma yönelik tehlikelerin önlenmesiamacıyla kişilerin ve araçların durdurulmasının kişilerin güvenliğini desağlamaya yönelik olduğundan kuralın ulaşılmak istenen amacıgerçekleştirmek için elverişli olduğu anlaşılmaktadır.
75. Toplum için tehlike oluşturabileceğikonusunda somut belirtilerin bulunduğu kişilerin ve araçların durdurulmasıdışında, söz konusu kişilerin veya araçların doğurduğu riski bertarafedebilecek daha hafif bir müdahale biçiminin varlığı da tespit edilemediğinegöre çarşı ve mahalle bekçilerine bu kişileri ve araçları durdurma yetkisiverilmesinin kanun koyucunun başvurabileceği araçlar arasında olduğu kanaatinevarılmıştır. Dolayısıyla kuralın anılan meşru amaca ulaşmak için gerekli olmakoşulunu sağladığı değerlendirilmiştir.
76. Kuralın da yer aldığı (1) numaralıfıkra uyarınca çarşı ve mahalle bekçilerinin kişileri ve araçları topluma yönelik mevcutveya muhtemel tehlikeleri önlemek için durdurma yetkisinin görev bölgesi ve çalışma saatleriyle sınırlı ve kimliksorulması amacına yönelik olduğu, ayrıca aynı maddenin (2) numaralı fıkrasındabelirtildiği gibi durdurma yetkisinin kullanılabilmesindemakul bir sebebin bulunması, süreklilik arz edecek, fiilî durum ve keyfîlikoluşturacak şekilde durdurma işleminin yapılamayacağı gözetildiğinde kurallaöngörülen sınırlama ileulaşılmak istenen amaç arasında adil bir dengenin bulunduğu ve kişilere ağırkülfetler yüklenmediği anlaşılmakla kuralın anılan hakka ölçüsüz bir sınırlamagetirmediği sonucuna ulaşılmıştır.
77. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 23.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın13. ve 23. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmışolması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 19., 90., 123. ve 128. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
2. (2) Numaralı Fıkranın Birinci Cümlesinde Yer Alan “…makulbir sebebin…” İbaresi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
78. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralınöngördüğü durumun çarşı ve mahalle bekçileri tarafından nasıl tespit edileceğineyönelik bir ölçütün bulunmadığı, bu durumun açıkça tanımlanmaması nedeniyleöngörülebilir ve ölçülü olmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 13., 19.,90., 123. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
79. 6216sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 23.maddesi yönünden de incelenmiştir.
80. 7245 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (2) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde çarşı ve mahalle bekçilerinin durdurma yetkilerini kullanılabilmeleri için makul birsebebin bulunması gerektiği öngörülmüş olup anılan cümlede yer alan “…makulbir sebebin…” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
81. Kuralın da yer aldığı fıkrada çarşı ve mahallebekçilerine kişileri vearaçları makul sebeplerle durdurma yetkisinin tanınması kişinin özgürlüğündenyoksun bırakılması sonucunu doğuracak tutma işleminden farklı olarak seyahatözgürlüğüne yönelik bir sınırlama getirmektedir.
82. Kuralile çarşı ve mahalle bekçilerine tanınankişileri ve araçları durdurma yetkisinin makul sebeplerle kullanılabileceğiöngörülmüş, kuralın yer aldığı maddenin (1) ve(2) numaralı fıkralarında çarşı ve mahalle bekçilerinin kişileri ve araçlarıdurdurma yetkilerinin amacı, kapsam ve sınırları belirtilmiş olduğundankanunilik şartı yerine getirilmiştir. KuralınAnayasa’nın 23. maddesinde seyahat özgürlüğünün suç soruşturma ve kovuşturmasısebebiyle ve suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabileceğine ilişkinhükmü de dikkate alındığında kamu yararı amacı dışında bir amaç taşıdığı saptanamadığından meşru biramaca dayandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda yapılan düzenlemenin ölçülü olupolmadığının incelenmesi gerekecektir.
83. Kişilerin ve araçlarındurdurulabilmesi için Kanun’un 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında bir suç veyakabahatin işlenmesinin önlenmesi, suç işlendikten sonra kaçan faillerinyakalanmasının sağlanması, işlenen suç veya kabahatlerin faillerininkimliklerinin tespit edilmesi gibi sebeplerden anlaşılacağı üzere, suçların önlenmesine ve kişileringüvenliğini sağlamaya yönelik olan kuralın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmek için elverişli vegerekli olmadığı söylenemez.
84. İptali talep edilen ibarenin yeraldığı Kanun’un 7. maddesinin bütünü göz önüne alındığında çarşı ve mahallebekçilerinin kişileri ve araçları makul sebeplerle durdurma yetkisinin görev bölgesi ve çalışma saatleri ile sınırlı olduğu, durdurmaişleminin süreklilik arz edecek, fiilî durum ve keyfîlik oluşturacak şekildeolamayacağı da gözetildiğinde kuralla öngörülen sınırlama ile ulaşılmakistenen amaç arasında adil bir dengenin bulunduğu ve kişilere ağır külfetleryüklenmediği anlaşılmakla kuralın anılan hakka ölçüsüz bir sınırlamagetirmediği sonucuna ulaşılmıştır.
85. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 23.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 13. ve 23. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamındaele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 19., 90., 123. ve 128. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
3. (3) NumaralıFıkranın Birinci Cümlesinin “…kimliğini veya bulundurulması gerekli diğerbelgelerin ibraz edilmesini isteyebilir.” Bölümü
a. İptal Talebinin Gerekçesi
86. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralda yeralan “…gerekli diğer belgelerin…” neler olduğunun örnekleme yöntemiylebelirlenmediği, kimlik bilgisinin kişisel veri niteliğinde olduğu, kimliğisorulan kişinin talebi hâlinde kendisine bir belgenin verilip verilmeyeceğininve kimlik sorma işleminin ne kadar süre ile yapılabileceğinin belirsiz olduğu,bu durumun toplum içinde fişlemeye yol açabileceği, kimlik bilgilerinigöstermek suretiyle kişisel verilerine ulaşılan kişilerin daha sonra tacizedilmesini engelleyecek yasal bir güvencenin bulunmadığı belirtilerek kuralınAnayasa’nın 13., 20. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
87. 7245 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (3) numaralıfıkrasının dava konusu kuralın da birinci cümlesinde çarşı ve mahallebekçisinin, görevini yerine getirirken kendisinin çarşı ve mahalle bekçisiolduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra, durdurduğu kişiye durdurmasebebini bildireceği ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabileceği,kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesiniisteyebileceği belirtilmiştir. Anılan cümlenin “…kimliğini veyabulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir.” bölümüdava konusu kuralı oluşturmaktadır.
88. Anayasa’nın20. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesiniisteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğinedokunulamaz. /…/ Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını istemehakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkındabilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesinitalep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi dekapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açıkrızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerkanunla düzenlenir." denilmektedir.
89. Özel hayata saygı hakkı Anayasa'nınanılan maddesinde koruma altına alınmıştır. Devlet, kişilerin özel ve ailehayatına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin haksız saldırılarınıönlemekle yükümlüdür. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksalçıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Ancak mahremiyet hakkı sadeceyalnız kalma hakkından ibaret olmayıp bu hak, bireyin kendisiyle ilgilibilgileri kontrol edebilme hukuksal çıkarını da kapsamaktadır. Bireyinkendisine ilişkin herhangi bir bilginin kendi rızası olmaksızın açıklanmaması,yayılmaması, bu bilgilere başkaları tarafından ulaşılamaması ve rızası hilafınakullanılamaması, kısaca bu bilgilerin mahrem kalması konusunda menfaatibulunmaktadır. Bu husus, bireyin kendisiyle ilgili bilgilerin geleceğinibelirleme hakkına işaret etmektedir (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660,21/1/2015, §§ 31, 32). Özel hayata saygı hakkının kapsamında olan bireylerinkişisel verilerinin korunması hakkı, Anayasa’nın söz konusu maddesinde açıkolarak düzenlenmiştir (Nurcan Belin, B. No: 2014/14187, 10/1/2018, §38).
90. Anayasa Mahkemesi kararlarında dabelirtildiği üzere kişisel veri -belirli veya kimliği belirlenebilir olmakşartıyla- bir kişiye ilişkin bütün bilgileri ifade etmekte olup ad, soyadı,doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyanbilgilerin değil telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenliknumarası, pasaport numarası, öz geçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmakizleri, sağlık bilgileri, genetik bilgiler, IP adresi, e-posta adresi,alışveriş alışkanlıkları, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler,grup üyelikleri, aile bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarakbelirlenebilir kılan tüm verilerin kişisel veri kapsamında olduğubelirtilmektedir (AYM, E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2014/180,K.2015/30, 19/3/2015; E.2017/180, K.2018/109, 6/12/2018, § 54).
91. Kural uyarınca çarşı ve mahallebekçisi, durdurduğu kişinin kimliğini veyabulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilecektir.
92. Kuralın da yer aldığı maddenin gerekçesinde “Çarşı ve mahalle bekçilerinin, görevlerini yerinegetirirken, kendisinin bekçi olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonrakişilere, kimliğine ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilmesi vedurdurduğu kişiden kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibrazedilmesini isteyebilmesi öngörülmektedir.Çarşı ve mahalle bekçilerinin kişilerin kimliğini görmek istemesikarşısında, herkes nüfus cüzdanı, pasaport veya diğer resmi bir belgeyigöstererek veya başka bir suretle kimliğini ispat etmek zorundadır. Çarşı vemahalle bekçilerinin, kimliğini geçerli bir belge ile ispatlayamayanlara bu husustagerekli kolaylığı göstermesi öngörülmektedir. Kişilerin kimliğini ispat etmesihalinde, kişilerden, başka belge göstermesi veya getirmesi istenemeyecektir.”denilmektedir.
93. Öte yandan Anayasa’nın 20.maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkı yönünden inceleme yapılabilmesi için öncelikle anılanhak kapsamında korunması gerekli bir kişisel verinin olup olmadığıbelirlenmelidir (Arif Ali Cangı, B. No: 2016/4060, 17/9//2020, §64).
94. Çarşı ve mahalle bekçilerinin durdurduğu kişilerdenisteyeceği kimlikler madde gerekçesinde de belirtildiği gibi nüfus cüzdanı, pasaport veya diğer resmî bir belge ilekimliğini ispat eden belgeler olup bu kimlikler ile bulundurmaları gerekli diğer belgeler kişisel veri kapsamındakibilgileri içermektedir. Bu durumda çarşı ve mahalle bekçilerinin durdurduğukişiden kimliğini veya bulundurulmasıgerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini istemesi kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkını sınırlamaktadır.
95. Dava konusu kuralda yer alan kimlik veya bulundurulması gerekli diğer belgeler kuralıngerekçesi de dikkate alındığında kişilerin kimliğini ispat etmeye elverişli hertürlü resmî evrakı içermektedir. Kurala konu bulundurulması gerekli diğer belgelerin araç kullanılıyorsabuna ait ruhsat, üzerinde silah taşınıyorsa buna ilişkin ruhsat gibi kişilerinbulundukları yerde ya da araçlarında bulundurmaları gerekli diğer belgelerolduğu anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun bu düzenlemede de bulundurulmasıgerekli diğer belgeler ile genel bir kavram kullanmayı tercih etmesi, somutolayın özelliğine göre bulundurulması gerekli belgelerin değişebilmesindendolayı her bir belgenin tek tek sayılmasının zorluğundan ve kanun yapmatekniğinin doğasından kaynaklanmaktadır. Böylecebelirli ve öngörülebilir bir düzenleme yapıldığı gözetildiğinde kuralınkanunilik şartını taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
96. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncüfıkrasında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına yönelik sınırlama vemüdahaleler yönünden özel bir sınırlama sebebine yer verilmemiştir. Bununlabirlikte Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre özel sınırlama nedeniöngörülmemiş hak ve özgürlüklerin de o hak ve özgürlüğün doğasından kaynaklananbazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın başka maddelerinde yer alanhak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler özel sınırlama sebebigösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir (AYM, E.2014/177,K.2015/49, 14/5/2015).
97. Anılan Kanun’un 7. maddesinin (1)numaralı fıkrası uyarınca çarşı ve mahalle bekçilerinin kişileri ve araçlarıancak suç ve kabahatlerin işlenmesinin engellenmesi, suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasınınsağlanması, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerinin tespitedilmesi, hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olankişilerin tespit edilmesi, kişilere ya da topluma yönelik mevcut veya muhtemel birtehlikenin önlenmesi amacıyla durdurabileceği ve bu amaçla durdurduğukişilerden kural uyarınca kimlik veya bulundurulması gerekli diğer belgelerinibraz edilmesini isteyebileceği gözetildiğinde kuralın kamu düzenininsağlanması biçimindeki meşru bir amaca dayandığı anlaşılmaktadır.
98. Kuralla kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkına getirilen sınırlamaların Anayasa’nın 13. maddesiuyarınca demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olması bir başkaifadeyle demokratik toplumda zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamasıgerekir.
99. Kural gereğince kimlik ve diğerbelgelerin ibrazının istenmesi için önce durdurma işleminin yapıldığı vedurdurmanın Kanun’un 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında sayılan kamu düzeniaçısından riskli sayılabilecek bazı durumlarda mümkün olduğu göz önünealındığında kuralın demokratik toplumda zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşılamaya yönelik olmadığı söylenemez.
100. Öte yandan kişisel verilerin korunmasını istemehakkının sınırlanması için seçilen aracın öngörülen amaca ulaşılabilmesibakımından elverişli olması gerekir. Ayrıca seçilen araç bu hakkı en azzedeleyici nitelikte olmalıdır. Bununla birlikte hakkı daha az zedeleyen aracıntercih edilmesi gerektiğinin söylenebilmesi için söz konusu araç aynı amacıgerçekleştirmeye elverişli olmalıdır. Daha hafif sınırlama teşkil eden aracıntercih edilmesi hâlinde öngörülen amaç gerçekleşmeyecek ise daha ağır sınırlamaoluşturan aracın seçimi hususundaki tercih, Anayasa’ya aykırı olmaz. Bunundışında hangi sınırlama aracının tercih edileceği hususunda kanun koyucununtakdir yetkisi bulunmaktadır (AYM, E.2017/16,K.2019/64, 24/7/2019, § 53).
101. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına yöneliksınırlamalar orantılı da olmalıdır. Orantılılık, amaç ile araç arasında adilbir denge kurulmasını gerektirmektedir. Buna göre kişisel verilerin korunması hakkınagetirilen sınırlamayla ulaşılmak istenen meşru amaç ve aleyhine anılan hakkısınırlanan kişinin bu hakkın korunmasındaki bireysel yararı arasında makul birorantı kurulmalıdır. Hedeflenen amaca ulaşıldığında elde edilecek kamusal yararlakıyaslandığında, sınırlama ile kişiye yüklenen külfetin aşırı ve orantısızolmaması gerekir. Kişiye yüklenen külfetin aşırıolup olmadığının tespitinde kişinin hak ve menfaatleri üzerinde oluşturduğutesir ve sınırlamanın gerekçesini oluşturan meşru amacın niteliği göz önündebulundurulmalıdır (AYM, E.2017/16,K.2019/64, 24/7/2019, § 54).
102. Görevlioldukları bölgede suç ve kabahatin önlenmesini, faillerin yakalanmasınısağlamak, kişilere veya topluma yönelik tehlikeyi önlemek gibi nedenlerle çarşı ve mahalle bekçileri tarafından, durdurduklarıkişilerin kimliklerinin tespiti için kimlik ile bulundurmaları gerekli diğer belgelerin ibrazının istenmesi ilegetirilen sınırlamanın anılan amaca ulaşmak bakımından elverişli ve gerekliolmadığı söylenemez. Kuralın da yer aldığı (3) numaralı fıkrayla çarşı vemahalle bekçilerinin kişileri ve araçları durdurdukları esnada kendilerinin çarşı ve mahalle bekçisi olduğunu belirleyenbelgeyi göstermekle, durdurduğu kişiyedurdurma sebebini bildirmekle, kimliğini ispatlamahususunda gerekli kolaylığı tanımakla veherhangi bir şekilde kişinin kimliğinin belirlenememesi durumunda derhâl genelkolluk kuvvetlerine haber vermekle yükümlü kılındıkları gözetildiğinde kuralakonu yetkinin keyfî şekilde kullanımınıönleyecek güvencelere yer verildiği anlaşılmakla kuralın öngördüğü sınırlamanınorantısız olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
103. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 20.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa’nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
4. (3) Numaralı Fıkranın Üçüncü Cümlesinde Yer alan “…tutularak…”İbaresi
a. Anlam ve Kapsam
104. 7245 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (3) numaralıfıkrasının üçüncü cümlesinde bulundurulması gerekli belgenin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınmasıveya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya da diğer surette kimliğibelirlenemeyen kişinin tutularak durumdan derhâl genel kolluk görevlilerininhaberdar edileceği öngörülmüş olup anılan cümlede yer alan “…tutularak…”ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
105. 5326 sayılı Kanun’un 40. maddesinde de kimliğibildirmeme kabahat olarak düzenlenmiş olup anılan maddenin (2) numaralıfıkrasında “Açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunmasıdolayısıyla kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal Cumhuriyetsavcısı haberdar edilir. Bu kişi, kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadargözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır. Gözaltına ve tutuklamaya karar vermeyetkisi ve usulü bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır.”denilmektedir.
106. Benzer şekilde 2559sayılı Kanun’un 4/A maddesinin dokuzuncu fıkrasında da “Belgesinin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınmasıveya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya da sair surette kimliğibelirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal Cumhuriyet savcısı haberdaredilir. Bu kişi, kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınırve gerekirse tutuklanır. Gözaltına ve tutuklamaya karar verme yetkisi ve usûlübakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır.” denilerek anılanhususta polise yetki verilmiştir.
107. Dava konusu kurala konu tutma işlemleri önleyicikolluk faaliyetleri çerçevesinde kimliğin belirlenmesi amacıyla kişinin belirlibir süre için tutulmasıyla ilgilidir. Çarşı ve mahalle bekçilerine tanınantutma işlemi bir suç şüphesi olmamakla birlikte tehlikenin ortadan kaldırılmasıamacına yöneliktir. Bu nedenle tutmaya ilişkin önleyici tedbir koruma tedbirlerindenfarklıdır. Tutma tedbirinde durdurmaişleminin gerekçesine dayalı olarak maddi gerçeğe ulaşabilmek için kişininkimlik tespitinin sağlanması amaçlanmaktadır. Kimliktespiti sadece kişinin kim olduğunun belirlenmesini sağlar. Tutmanın devamında kişi hakkında uygulanan tedbir,yapılacak tespitler uyarınca yakalama veya gözaltına dönüşebilir.
108. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 90. maddesine göre koruma tedbiri olarak yakalamaya, kişiye suçu işlerken rastlanması veya suçüstü bir fiildendolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğinibelirleme imkânının bulunmaması hâllerinde başvurulur. Bu nedenle yakalama suç şüphesi altında olan kişiye yönelikuygulanan daha şiddetli ve adli bir tedbirdir.
109. Kolluk görevlilerinin, tutuklama kararı veyayakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunanhâllerde; Cumhuriyet savcısına veya amirlerine derhâl başvurma imkânınınbulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahip oldukları da aynı maddedeöngörülmektedir.
110. Anılan Kanun’un gözaltını düzenleyen 91. maddesindede yakalanan kişinin Cumhuriyet savcılığıncabırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına kararverilebileceği, gözaltı süresinin, yakalama yerine en yakın hâkim veyamahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemeyeceği belirtilmiştir.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
111. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallatanınan tutma yetkisinin ölçüsünün ve şartlarının belirlenmediği, genel kollukkadar eğitim almayan ve mesleğe kabul ve giriş şartları yönetmeliğe bırakılançarşı ve mahalle bekçilerine tanınan bu yetkinin kişilere yönelik keyfîcezalandırma hâline dönüşebileceği, tutulma nedeni ve süresini gösterir belgeverme yükümlülüğünün de düzenlenmediği, bu hâliyle kişi güvenliği ve özgürlüğühakkının ihlal edildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13., 19. ve 90.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
112. Kişi özgürlüğü vegüvenliği hakkı devletin bireylerin özgürlüğüne keyfî olarak müdahaleetmemesini güvence altına alan temel bir haktır (Sebahat Tuncel, B. No:2021/871, 13/4/2022, § 34).
113. Dava konusu kuralla, durumdanderhâl genel kolluk görevlilerinin haberdar edilip onlar gelinceye kadarkimliği belirlenemeyen kişinin tutulması söz konusu olduğundan kişinin özgürlükve güvenlik hakkına bir sınırlama getirildiğinde kuşkubulunmamaktadır.
114. 7245 sayılı Kanun’un 7. maddesinin dava konusu kuralında yer aldığı Kanun’un (3) numaralı fıkrasında hangi kişilerin, hangi hâl veşartlarda, ne kadar süreyle tutulabilecekleri herhangi bir tereddüde yervermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralınkanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
115. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasındaherkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortayakonduktan sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanundagösterilmek koşuluyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlarsınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkınınkısıtlanması ancak Anayasa'nın anılan maddesinde belirlenen durumlardanherhangi birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Cesim Keserci, B. No:2016/11481, 2/11/2022, § 11).
116. Anayasa'nın 19. maddesinin kişi hürriyetininkısıtlanmasına imkân tanıdığı durumlardan biri de maddenin ikinci fıkrasındadüzenlenmiş olan, kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak kişilerintutulması hâlidir. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “… kanundaöngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması …” ibaresisuç isnadı altında olmayan kişilerin de kanunda öngörülen yükümlülüklerinifasını sağlamak amacıyla yakalanmasına imkân tanımaktadır. Anılan ibarede sözüedilen yakalama kavramı özerk bir anlama sahip olup ceza usulhukukundaki yakalamayı değil, kamu makamları tarafından kişinin fizikselözgürlüğünden yoksun bırakılmasını ifade etmektedir (mahkeme kararının gereğiolarak kişilerin yakalanması bakımından benzer yönde değerlendirme için bkz.AYM, E.2020/30, K.2023/12, 25/1/2023, § 127).
117. Öte yandan Anayasa’nın 19. maddesinin ikincifıkrasında suç isnadı altında olmayan kişilerin de kanunda öngörülen yükümlülüklerinifasının sağlanması amacıyla tutulmaları mümkün kılınmış ise de hangi yükümlülüklerinyerine getirilmesi amacıyla kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakılmasıyolunda düzenleme yapılabileceğiyle ilgili olarak bir belirleme yapılmamıştır.Bu sebeple suç isnadı altında olmayan kişilerin kanunda öngörülenyükümlülüklerin gereği olarak özgürlüklerinden yoksun bırakılmasına yöneliksınırlamalar getirilirken kanun koyucuyu bağlayan belli bir meşru amaçlarlistesi bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucunun bu takdir yetkisinin AnayasaMahkemesinin denetimine tabi olduğu açıktır (mahkeme kararının gereği olarakkişilerin yakalanması bakımından benzer yönde değerlendirme için bkz. AYM,E.2020/30, K.2023/12, 25/1/2023, § 128).
118. 7245 sayılı Kanun’da öngörülen kimliğini ispatlama ödevikanunla öngörülen bir yükümlülüktür. Bu bağlamda kişinin kimliğininbelirlenmesi amacıyla tutulması kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereğiolarak tutma kapsamında değerlendirilebilir. Önleyici kolluk faaliyetlerikapsamında kişilerin kimliğinin tespit edilmesinde kamu yararı bulunduğuaçıktır. Dolayısıyla kişilerin kimliğinin belirlenmesi amacıylaözgürlüklerinden yoksun bırakılmasının anayasal açıdan meşru bir amacadayandığı sonucuna ulaşılmaktadır.
119. Ancak kuralın Anayasa’yauygun olduğunun söylenebilmesi için kuralla getirilen sınırlamanın anayasalbağlamda meşru bir amaca dayanması yeterli olmayıp ölçülü olması da gerekir.
120. Kuralla, herhangi bir şekilde kimliği belirlenemeyenkişinin çarşı ve mahalle bekçileri tarafından tutulmasının öngörülmesinin Kanun’daöngörülen kimliğini ispatlama yükümlülüğünün gereğinin yerine getirilmesinehizmet edeceği gözetildiğinde kuralın anılan meşru amaca ulaşma bakımındanelverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
121. Öte yandan kuralın dayer aldığı Kanun’un 7. maddesinde tutma işleminden sonra derhâl genel kollukgörevlilerinin durumdan haberdar edileceğinin, durdurma süresinin, durdurma sebebine esas teşkil edenişlemin gerçekleştirilmesi için ihtiyaç duyulan makul süreden fazlaolamayacağının, durdurma sebebinin ortadan kalkması hâlinde kişilerin vearaçların ayrılmalarına izin verileceğinin hükme bağlanması suretiyle kurala konu tutma işleminin, kişinin hareketserbestisini maddi olarak sınırlamasına ve rızası dışında ona rahatsızlıkverecek bir süre boyunca belirli bir yerde fiziki olarak tutulmasına engelolacak güvencelere yer verilmiştir. Bu itibarla kuralla kişi özgürlüğü vegüvenliği hakkına getirilen sınırlamanın orantılı olduğu anlaşılmaktadır.
122. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 19.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
5. (6) NumaralıFıkranın Birinci Cümlesi
a. Anlam veKapsam
123. Dava konusu kural, çarşıve mahalle bekçisinin durdurduğu kişi üzerinde veya aracında silah ya datehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüpheninvarlığı hâlinde, kendisine veya başkalarına zarar verilmesini önlemek amacınayönelik el ile dıştan kontrol dâhil gerekli tedbirleri alabileceğiniöngörmektedir.
124. Kuralın gerekçesinde de “Çarşı ve mahalle bekçilerinin, durdurduğu kişi üzerindeveya aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğuhususunda yeterli şüphenin varlığı halinde, kendisine veya başkalarına zararverilmesini önlemek amacına yönelik el ile dıştan kontrol dahil gereklitedbirleri alabileceği düzenlenmektedir. Bu kapsamda, durdurulan kişi üzerinde,giysilerinden herhangi birisi çıkarılmaksızın, elle, yüzeysel olarak, yoklamabiçiminde bir kontrol yapılabilir. Yoklama ve sıvazlama, durdurma sırasında,bekçinin kontrol amaçlı yapabileceği işlemlerdendir. Bu işlem, şüpheninkuvvetlendiği durumlarda yerine getirilecek bir tedbirdir. Yoklama, görevlibekçi tarafından el ile şüphelenilen kişinin üstünün, mahremiyetine veelbisesinin detaylarına vakıf olunmayacak ve elbisesi çıkarttırılmayacakşekilde farklı noktalarına dokunulmak suretiyle kontrol edilmesini ve suçunsuru eşyaların bulunup bulunmadığının belirlenmesini ifade etmektedir.Sıvazlama ise yoklama işleminin, elin kişinin üstünden kaldırılmaksızın süreklibir şekilde gezdirilmesi suretiyle yerine getirilmesidir. Ancak, bu amaçlakişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığındaiçerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemeyecektir.” denilmektedir.
125. Kuralda belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde,arama işlemi yapılacağı belirtilmeksizin önlem amacıyla el ile dıştan kontrol dâhil gerekli tedbirlerinalınabileceği ifade edilmektedir.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
126. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralla çarşıve mahalle bekçilerine arama yetkisinin tanındığı, özel hayatın gizliliğihakkının sınırlanabilmesi için gerekli ölçütlere yer verilmediği, kuralda yeralan “…gerekli tedbirleri alabilir.” ibaresine konu tedbirlerin nelerolduğunun açıkça tanımlanmadığı, yeterli şüphe kavramınınbelirlenmediği, benzer konuda verilmiş Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarınınbağlayıcı olduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 13., 20., 90., 123., 128.ve 153. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
127. Kuralın gerekçesinde de belirtildiği üzere yoklamave sıvazlama olarak da ifade edilen elle dıştan kontrol aramadanfarklı bir kavram olup söz konusu işlemin arama boyutuna ulaşmaması gerekir. Buitibarla elle kontrol (yoklama, sıvazlama) kişilerin üst ve eşyası ile araçlarıüzerinde amaç, kapsam ve süre itibarıyla aramaya göre daha sınırlı uygulanmaimkânı sağlayan tedbir niteliğinde bir işlemdir (AYM E.2018/137, K.2022/86,30/6/2022, §80).
128. Arama tedbiri özel olarak Anayasa’nın 20. maddesininikinci fıkrasında kişilerin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkıkapsamında güvence altına alınmıştır. Elle kontrolün arama boyutuna ulaşmayanalt düzeyde sınırlı bir kolluk tedbiri olduğu dikkate alındığında kuralınAnayasa’nın anılan maddesinin birinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerektiğianlaşılmaktadır (AYM E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022, §81).
129. Anayasa’nın söz konusu maddesinin gerekçesinde debelirtildiği üzere özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkı; bir yönüyleözel hayatın gizliliğinin korunmasını, başkalarının gözleri önüneserilmemesini, bir başka ifadeyle kişinin özel hayatında yaşananların yalnızkendisi veya dilediği kimseler tarafından bilinmesini isteme hakkını korurkendiğer yönüyle resmî makamların özel hayata müdahale edememesini, yani kişininferdî ve aile hayatını kendi anladığı gibi düzenleyip yaşayabilmesini güvencealtına almaktadır (AYM E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022, §82).
130. Davakonusu kural, Anayasa’nın 20. maddesikapsamındaki kişilerin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkınasınırlama getirmektedir.
131. El ile dıştan kontrolün aramaya dönüşmemesigerektiği dikkate alındığında bu konuda yapılacak düzenlemelerin, hukukiöngörülebilirlik ve belirlilik ilkeleri çerçevesinde elle kontrol (yoklama,sıvazlama) ve arama arasındaki sınırı ortaya koyacak nitelikte olmasıgerekmektedir. Aksi durumda çarşı ve mahalle bekçilerinin elle dıştan kontroladı altında icra ettiği faaliyetlerin Anayasa’nın 20. maddesinin ikincifıkrasındaki güvencelerden yoksun olarak arama tedbirine dönüşmesi söz konusuolabilir. Bu yönüyle çarşı ve mahalle bekçilerine elle dıştan kontrol yapmayetkisi tanıyan kuralın arama sonucunu doğuracak uygulamalara sebebiyetvermeyecek güvenceleri içermesi gerekir (AYM E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022,§84).
132. Kişilerin üstünün veeşyalarının el ile dıştan kontrolünün arama boyutuna ulaşmaması ve bununsınırlarının objektif ölçütlerle tespit edilebilir nitelikte olması zorunludur.Kuralda durdurulan kişi üzerinde silahya da tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunmasıyla ilgili şüphenin varlığıhâlinde, kendisine veya başkalarına zarar verilmesini önlemek amacıyla el iledıştan kontrol dâhil gerekli tedbirler alınabileceği öngörülmekle birliktegerekli tedbirlerin neler olduğu, yetkinin kapsam ve sınırları açık ve net olarak belirlenmemiştir. Buitibarla kişilerin üstü ve eşyası üzerinde yapılacak elle kontrol faaliyeti ilearama arasındaki sınırın tespit edilmesi açısından kuralda belirsizlikbulunmaktadır.
133. Diğer yandan tedbire konu araç, kişilerin üstüve eşyasına göre elle kontrol uygulamasının klasik aramaya dönüşmesiaçısından daha elverişli niteliktedir. Bu açıdan yapılacak düzenlemelerde araçüzerinde elle kontrolün ne şekilde uygulanacağı, aracın görünen ya dagörünmeyen kısımlarına yönelik bir müdahalenin hangi ölçütlere göre aramaboyutuna ulaşacağı ya da ulaşmayacağının açık olarak belirlenmesigerekmektedir. Dava konusu kuralda, kişilerin araçlarında yapılacak ellekontrolün arama tedbiri boyutuna ulaşmasını önleyecek şekilde kapsam vesınırlarının tespit edilmediği anlaşılmaktadır (AYM E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022,§85).
134. Bu itibarla kural, hukuki öngörülebilirlik vebelirlilik ilkesi çerçevesinde her durum ve koşulda objektif ve nesnel olarakuygulanabilir nitelikte açık ve net değildir. Bu açıdan kural, elle kontrol adıaltında Anayasa’nın 20. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen güvencelerdenyoksun olarak arama kapsamındaki uygulamalara sebebiyet verecek ölçüdebelirsizlik içermektedir. Ayrıca kural, idarece elle kontrolün amacı dışındakeyfî bir şekilde uygulamasını engelleyecek yeterli güvencelerisağlamamaktadır. Bu nedenle kuralla Anayasa’nın20. maddesinde düzenlenen kişilerin özel hayatına saygı gösterilmesi hakkınagetirilen sınırlamanın, öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunduğusöylenemez.
135. Açıklanannedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Muammer TOPAL ve İrfan FİDAN bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 13. ve 20. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamındaele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 90., 123., 128. ve 153. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
D. Kanun’un 8. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (a)Bendinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
136. 7245 sayılı Kanun’un 8. maddesinde çarşı ve mahallebekçilerinin adli görev ve yetkileri sayılmıştır. Dava konusu kuralla çarşı vemahalle bekçilerine suç işlenirken veya işlendikten sonra, henüz izlerimeydanda iken şüphelileri yakalama görev ve yetkisi tanınmaktadır.
137. 5271 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (a) bendine göre şüpheli “Soruşturmaevresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi”, (j) bendine göre de suçüstü“İşlenmekte olan suçu”, “Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilinişlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafındantakip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu” ve “Fiilin pek az önceişlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suçu”ifade etmektedir.
138. Anılan Kanun’un90. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca kişiye suç işlerken rastlanması yada suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunmasıveya hemen kimliğini belirleme imkânının bulunmaması durumunda herkese yakalamayetkisi tanınmıştır.
139. Söz konusu maddenin (2) numaralı fıkrasında ise kolluk görevlilerinin, tutuklama kararı veya yakalamaemri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde;Cumhuriyet savcısına veya amirlerine derhâl başvurma imkânı bulunmadığıtakdirde, yakalama yetkisine sahip oldukları hükme bağlanmıştır.
140. 2559 sayılı Kanun’un 13. maddesinin birincifıkrasının (A) bendinde ise polise, suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakıncabulunan diğer hâllerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dairhaklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri eylemin veyadurumun niteliğine göre; koruma altına alma, uzaklaştırma ya da yakalama ve gereklikanuni işlemleri yapma yetkisi tanınmıştır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
141. Dava dilekçesinde özetle; kolluk görevlilerine,Cumhuriyet savcısına veya amirlerine derhâl başvurma imkânının bulunmadığıtaktirde yakalama yetkisini veren şartın çarşı ve mahalle bekçileri içinöngörülmediği, bu durumun keyfî uygulamalara yol açabilecek olması nedeniylekişi güvenliği ve özgürlüğü hakkının ihlal edildiği belirtilerek kuralınAnayasa’nın 13., 19. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
142. Dava konusu kural, çarşı ve mahallebekçilerine şüphelileri yakalama yetkisi tanımak suretiyle kişi özgürlüğü vegüvenliği hakkını sınırlamaktadır.
143. Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncüfıkrasında hâkim kararı olmadan yakalamanın ancak suçüstü hâlinde veyagecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılabileceği ve bunun şartlarınınkanunda gösterileceği hükme bağlanmıştır.
144. Kural ile çarşı ve mahalle bekçilerine adli görev ve yetkileriarasında suç işlenirken veya işlendikten sonra, henüz izleri meydanda ikenşüphelileri yakalama görev ve yetkisi tanınmak suretiyle kanunilik şartı yerinegetirilmiştir.
145. Dava konusu kural gereğince suçişlenirken veya işlendikten sonra, henüz izleri meydanda iken şüphelileriyakalama yetkisinin tanınması, Anayasa’nın anılan maddesinin üçüncü fıkrasındaöngörülen sınırlama sebebi kapsamındadır. Nitekim kuralda yer alan “…suçişlenirken veya işlendikten sonra, henüz izleri meydanda iken;” ibaresiyleAnayasa’nın söz konusu maddesinin anılan fıkrasında sınırlama sebebi olarakgösterilen hâkim kararı olmaksızın yakalama işleminin yapılabileceği suçüstü hali ifadeedilmektedir.
146. Bazı koşullar altında yakalama tedbirinebaşvurulması temel hak ve özgürlüklerin korunması ile adil ve etkili biryargılamanın sağlanması amacıyla demokratik toplum düzeni bakımından alınmasıgereken zorunlu tedbirlerdendir. Ancak yakalama tedbirine başvurulmasınıngerekli olması yeterli olmayıp bu tedbirin uygulanmasının ölçülü de olmasıgerekir. Bu çerçevede yakalama ile ulaşılmak istenen kamu yararı ile kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkı arasında makul bir dengenin bulunması gerekir(AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, § 49).
147. Hâkim kararı olmadan yakalama yetkisi Anayasa’nın19. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen suçüstü hâliyle sınırlı olduğundanbaşkalarının yaşam hakkının korunması ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkıarasında bulunması gereken makul dengenin kuralda gözetildiği anlaşılmaktadır.Bu yönüyle kuralla, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına getirilen sınırlamaölçülülük ilkesine aykırı değildir.
148. Öte yandan kanun hükmününanayasallık denetiminde diğer bir kanuna uygunluğu değil Anayasa’ya uygunluğuincelenir. Bu bağlamda kuralın anayasallık denetiminde 5271 sayılı Kanun’auygunluğu dikkate alınmaz. Başka bir deyişle Anayasa’ya uygun olmak kaydıylayakalama yetkisinin kullanılmasının farklı şartlara tabi tutulması mümkündür.Bu itibarla anılan Kanun’un 90. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca kollukgörevlilerinin yakalama yetkilerini kullanabilmeleri için aranan Cumhuriyet savcısına veya amirlerine derhâl başvurmaimkânının bulunmaması şartının kuralda öngörülmemesi Anayasa’ya aykırılıkteşkil etmez.
149. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 19.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
E. Kanun’un 9. Maddesinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
150. Dava konusu kuralda çarşıve mahalle bekçilerinin 2559 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen zor vesilah kullanma yetkisini haiz oldukları belirtilmiştir. Esasen 7245 sayılıKanun’un 2. maddesinde çarşı ve mahallebekçilerinin silahlıbir kolluk olarak istihdam edilecekleri öngörülmüştür.
151. 2559 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasınagöre polis, görevini yaparken direnişlekarşılaşması hâlinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zorkullanmaya yetkilidir.
152. Anılan maddenin ikinci fıkrasında zor kullanmayetkisi kapsamında, direnmenin niteliğine ve derecesine göre ve direnenlerietkisiz hâle getirecek şekilde kademeli olarak artan oranda bedenî kuvvet, maddigüç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabileceği öngörülmüştür.
153. Maddenin üçüncü fıkrasında bedenî kuvvetin; polisindirenen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenîgücü, maddi gücün; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenîkuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, gözyaşartıcı gazlar veya tozlar, fiziki engeller, polis köpekleri ve atları ilesair hizmet araçlarını ifade ettiği belirtilmiştir.
154. Altıncı fıkrada polisin, kendisine veya başkasınayönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlıkalmaksızın, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun meşrusavunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunacağı hükmebağlanmıştır.
155. Yedinci fıkraya göre polis, meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında; bedenîkuvvet ve maddi güç kullanarak etkisiz hâle getiremediği direniş karşısında, budirenişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde; hakkında tutuklama, gözaltına alma,zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstühâlinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde; kendisineveya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara,ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu hâlde bulunduğu açıkveya kapalı alanlara molotofkokteyli, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu,yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlerekarşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde silahkullanmaya yetkili kılınmıştır.
156. Sekizinci fıkrada polisin, hakkında tutuklama,gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerinya da suçüstü hâlinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacakölçüde silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde dur çağrısındabulunacağı, kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi hâlinde önceuyarı amacıyla silahla ateş edebileceği, buna rağmen kaçmakta ısrar etmesidolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması durumunda ise kişininyakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edebileceğiöngörülmüştür.
157. Dokuzuncu fıkrada da polisin, direnişi kırmak ya dayakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisinekarşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi hâlinde, silahla saldırıya teşebbüseden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadansilahla ateş edebileceği hükme bağlanmıştır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
158. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralla çarşıve mahalle bekçilerine tanınan zor ve silah kullanma yetkisinin 2559 sayılıKanun’a atıf yoluyla düzenlenmesinin görev ve yetki arasındaki dengeyi görevlehine bozduğu, görev ve yetkisi polislere kıyasla daha az olan bekçilere aynızor ve silah kullanma yetkisinin tanınmasının hukuka aykırı olduğu, yeterlieğitimi almayan çarşı ve mahalle bekçilerinin keyfî uygulamalarına engel olmakiçin zor ve silah kullanma yetkisinin müstakil, açık, net, anlaşılabilirşekilde tanımlanması gerektiği, mevcut hâlin kanunilik, belirlilik ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 13., 17., 90.,123. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
159. Atıfta bulunmak suretiyle çarşı ve mahallebekçilerine zor ve silah kullanma yetkisini tanıyan kuralın atıfta bulunduğu2559 sayılı Kanun’un 16. maddesinde zor ve silah kullanma yetkisinin şartları,kapsamı, sınırı ve ölçüsü ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Bu nedenlekuralda bir belirsizlik bulunmamaktadır.
160. Anayasa'nın 17.maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, yaşama, maddî ve manevîvarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir" denildikten sonraanılan maddenin dördüncü fıkrasında "Meşrû müdafaa hali, yakalama vetutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlününkaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması veya olağanüstühallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silahkullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürmefiilleri birinci fıkra hükmü dışındadır" hükmüne yer verilmiştir.
161. Anayasa’nınanılan maddesinde düzenlenen hak kapsamında devletin, negatif bir yükümlülükolarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırıolarak son vermeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bunun yanı sıra devlet, pozitifbir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerekkamusal makamların ve diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerindenkaynaklanabilecek müdahalelere karşı koruma yükümlülüğü altındadır. Devletbireyin maddi ve manevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddettenkorumakla yükümlüdür (AYM, E.2015/41,K.2017/98, 4/5/2017, § 78).
162. Bu bağlamda kanun ile ancak zorunlu durumlarda silahkullanma yetkisi verilebilir. Silah kullanmaya yetki verilebilmesi içinAnayasa’nın söz konusu maddesinin dördüncü fıkrasında sayılan durumlardayetkililerin silah kullanma dışında başka imkânlarının bulunmaması gerekir (AYM, E.1996/68, K.1999/1, 6/1/1999).
163. Hukukdevletinin temel hak ve özgürlükleri koruyan ve her alanda adaletli bir hukukdüzeninin kurulmasını gerektiren karakteri, işlenen suçlar nedeniyle temel hakve özgürlükleri zedelenen kişilerin bu suçlar nedeniyle etkili bir soruşturmave kovuşturma yapılmasını ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını istemehaklarını da bünyesinde barındırmaktadır. Bu yönüyle devletin kişilerin temelhak ve özgürlüklerini korumak ve suça ilişkin etkili bir soruşturma vekovuşturma yaparak maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamak üzere suçüstühâllerinde suç faillerine karşı güç kullanmasında anayasal ilke ve kurallaraaykırı düşen bir yön bulunmamaktadır. Ancak bu güç kullanımına sadece zorunluhâllerde ve orantılı olmak kaydıyla başvurulabilir (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, § 83).
164. 2559 sayılı Kanun’un 16. maddesi çerçevesinde çarşı ve mahallebekçilerine verilen silah kullanma yetkisi, meşrusavunma hakkı; bedenî kuvvet ve maddi güç kullanarak etkisiz hâle getiremediğidirenişi kırmak; tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalamaemri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü hâlinde şüphelinin yakalanmasınısağlamak; kanunda sayılan ve kişilerin tek tek veya toplu hâlde bulunduğu açıkveya kapalı alanlara çeşitli silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüsedenlere karşı saldırıyı etkisiz kılmak amaçları için tanınmıştır.
165. Dava konusu kurala göre kişinin yaşam hakkına,Anayasa’nın 17. maddesinde belirtilen nedenlere bağlı olarak kanunla müdahaleedilmesi mümkündür. Bununla birlikte kamu düzenini, toplumun güvenliğini ve huzurunu sağlamakla görevli devletin çarşı vemahalle bekçilerine başta yaşam hakkı olmak üzere kişilerin temel hak veözgürlüklerine yönelen saldırıları etkisiz kılmak amacıyla anayasal çerçevedeve kanunda sayılan sınırlı hâllerde silah kullanma yetkisini vermesi demokratiktoplum düzeninin gereklerini ihlâl etmemektedir.
166. Kuralın tanıdığısilah kullanma yetkisinin suçların önlenmesi, suçluların yakalanması, kamudüzenini ve toplumun güvenliğini koruma amacına yönelik olması nedeniyleelverişli ve gerekli bir tedbir olmadığı söylenemez.
167. Diğer yandan silah kullanımına sadece saldırının engellenmesi gibizorunluluk hâllerinde izin verilmesi ve bu yetkinin amacı dışında orantısız birşekilde kullanılmasını önleyecek yasal tedbirlerin öngörülmesi gerekir (AYM, E. 2015/41, K. 2017/98, 4/5/2017, § 87).
168. Kuralda, çarşı ve mahallebekçilerine silah kullanma yetkisi verilirken bu yetkinin ancak atıftabulunulan 2559 sayılı Kanun’un 16.maddesinde belirtilennitelikteki saldırıları etkisiz kılmak ve hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veyayakalama emri verilmiş olan kişileri ya da suçüstü hâlinde şüphelileri yakalamakamacıyla silah kullanılabileceğinin hüküm altınaalındığı, böylece anılan yetkinin veriliş amacına aykırı ve orantısız birşekilde kullanılmasını engelleyecek güvenceye yer verildiğigörülmektedir.
169. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 17.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. ve 128.maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilenhususların Anayasa’nın 13. ve 17. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmelerkapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. ve 128. maddeleriyönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 90. ve 123. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
F. Kanun’un 12. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının İkinci Cümlesi ile (3) NumaralıFıkrasının Birinci Cümlesinin “…güvenlik veya kamu düzeni ile görevietkileyen zorunluluk hâlleri haricinde…” Bölümünün ve İkinci Cümlesinin İncelenmesi
1. 12. Maddenin(1) Numaralı Fıkrasının İkinci Cümlesi
a. Anlam veKapsam
170. 7245 sayılı Kanun’un 12. maddesinin (1) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde çarşı vemahalle bekçilerinin haftalık çalışma süresi kırk saat olarak belirlenmiştir. Davakonusu kuralda ise emniyet ve asayişin gerektirdiği durumlarda haftada bir günistirahat verilmek kaydıyla bu sürenin artırılabileceği hükme bağlanmıştır.
171. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında ise günlük çalışma saatlerinin esas olarak güneşin batışsaatinden doğuş saatine kadar olan zaman dilimini kapsayacak şekildedüzenleneceği belirtilmiştir.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
172. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralda yeralan “Emniyet ve asayişin gerektirdiği durumlarda…” ibaresinin belirsizolduğu, çalışma saatlerine yönelik haftada bir gün istirahat verilmesininöngörülmesinin hafta tatilinin şartlarının kanunla belirlenmesi gerektiğiyönündeki anayasal ilkeyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2.,7., 50., 90., 123. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
173. 6216sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13.maddesi yönünden de incelenmiştir
174. Anayasa'nın“Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50. maddesinin üçüncüfıkrasında “Dinlenmek, çalışanların hakkıdır”; dördüncü fıkrasında da “Ücretlihafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunladüzenlenir” hükümlerine yer verilmek suretiyle hafta tatili hakkının veşartlarının kanunla düzenleneceği öngörülmüştür. Anayasa’da yer alan dinlenmehakkı ve haftalık izin hakkı, şartları ve esasları kanunla düzenlenmesi gerekenbir sosyal haktır.
175. Davakonusu kural uyarınca mesai saatleri dışında çalışmak emniyet ve asayişin gerektirdiği durumlarlasınırlandırılmış, çalışmasüresinin artırılması da haftada bir günistirahat verilme şartına bağlanmıştır.
176. Kuralla çarşı ve mahalle bekçilerinin haftalık kırksaat olan çalışma sürelerinin artırılabileceği öngörülerek dinlenme hakkına bir sınırlama getirilmektedir.
177. Kuralda çalışma süresinin azami ne kadarartırılabileceği, artırılan bu sürelerin nasıl telafi edilebileceği konusundaherhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kuralla öngörülen sınırlamabelirli ve öngörülebilir nitelikte değildir.
178. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 50.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. ve 128.maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 13. ve 50. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamındaele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. ve 128. maddeleri yönünden ayrıcabir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 7., 90. ve 123. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
2. Kanun’un 12. Maddesinin (3) Numaralı FıkrasınınBirinci Cümlesinin “…güvenlik veya kamu düzeni ile görevi etkileyenzorunluluk hâlleri haricinde…” Bölümü ile İkinci Cümlesi
a. Anlam ve Kapsam
179. 7245 sayılı Kanun’un 12. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkralarına göre çarşı ve mahalle bekçilerinin haftalık çalışma süresikırk saat olup günlük çalışma saatleri esas olarak güneşin batış saatinden doğuş saatine kadar olan zaman diliminikapsayacak şekilde düzenlenir.
180. Anılan maddenin (3) numaralı fıkrasının birincicümlesinde de çarşı ve mahalle bekçilerinin güvenlik veya kamu düzeni ilegörevi etkileyen zorunluluk hâlleri haricinde anılan maddenin (1) ve (2) numaralı fıkralarında belirtilen çalışma süresi vesaatleri dışında çalıştırılamayacaklarıhükme bağlanmış olup söz konusu cümlenin “…güvenlik veya kamu düzeni ile görevi etkileyen zorunlulukhâlleri haricinde…” bölümü dava konusukurallardan birini oluşturmaktadır.
181. Söz konusu (3) numaralı fıkranın dava konusu ikincicümlesinde ise güvenlik veya kamu düzeni ilegörevi etkileyen zorunluluk hâllerine ilişkin usul ve esasların Bakanlıkçaçıkarılan yönetmelikle belirleneceği öngörülmektedir.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
182. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallarlafazla çalışma süresinin yönetmelikle belirlenecek olmasının belirsizliğe yolaçtığı, yasama yetkisinin devri niteliğinde olduğu, kanunla düzenlenmesigereken bir konunun idarenin düzenleyici işlemine bırakıldığı, bu itibarladinlenme hakkının idare tarafından askıya alınabileceği belirtilerek kurallarınAnayasa’nın 2., 7., 50., 90., 123. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
i. “…güvenlik veya kamu düzeni ile görevi etkileyenzorunluluk hâlleri haricinde…” Bölümü
183. 6216sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13.maddesi yönünden de incelenmiştir.
184. 7245 sayılı Kanun’un12. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’ya uygunlukdenetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
185. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 50.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. ve 128.maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 13. ve 50. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamındaele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. ve 128. maddeleri yönünden ayrıcabir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 90. ve 123. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
ii. İkinci Cümle
186. 7245sayılı Kanun’un 12. maddesinin (3) numaralıfıkrasının birinci cümlesinin “…güvenlik veya kamu düzeni ile görevietkileyen zorunluluk hâlleri haricinde…” bölümünün iptali nedeniyle anılan fıkranın ikincicümlesinin uygulanma imkânı kalmamıştır. Bu nedenle söz konusu cümle 6216sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmişve bu kural yönünden Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasına gerekgörülmemiştir.
G. Kanun’un 14. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında YerAlan “…ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususlar…” İbaresininİncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
187. 7245 sayılı Kanun’un 14. maddesinin (1) numaralıfıkrasında çarşı ve mahalle bekçilerinin çalışma usul ve esasları, alacaklarımeslek içi eğitim, giyecekleri kıyafet ve görevde kullanacakları teçhizatlarile bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin diğer hususların Bakanlıkça çıkarılanyönetmelikle belirleneceği düzenlenmiştir. Anılan maddede yer alan “…ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususlar…” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
188. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralınBakanlığa genel bir düzenleme yetkisi tanıdığı, kuralın belirsiz ve muğlakolduğu, bu nedenle kanunla düzenlenmesi gereken alanlarda idarenin yönetmelikledüzenleme yapmasının mümkün hâle geldiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2.,7., 123., 124. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
189. Anayasa’nın 124. maddesinde “Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendigörev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerininuygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmeliklerçıkarabilirler.” denilmektedir.
190. Kuralla Bakanlığa yönetmelik çıkarma konusunda açıkbir yetki tanınmamış olsa da Anayasa’nın anılan maddesi çerçevesinde Bakanlığınkendi görev alanını ilgilendiren 7245 sayılıKanun’un uygulanmasına ilişkin hususlarda yönetmelik çıkarma yetkisibulunmaktadır. Kural da bizzat Anayasa’nın 124. maddesi uyarınca tanınan buyetkinin tekrarı niteliğindedir.
191. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 124.maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 124. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında elealınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir
Kuralın Anayasa’nın 7., 123. ve 128. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
192. 6216sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nünbelirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmamasısonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline kararverilebileceği öngörülmektedir.
193. 7245sayılı Kanun’un 12. maddesinin (3) numaralıfıkrasının birinci cümlesinin “…güvenlik veya kamu düzeni ile görevietkileyen zorunluluk hâlleri haricinde…” bölümünün iptali nedeniyle uygulanma imkânıkalmayan anılan fıkranın ikinci cümlesinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin(4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
V. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİGÜN SORUNU
194. Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veyaTürkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptalkararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gerekenhallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıcakararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı gündenbaşlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak Mahkemenin gerekligördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararınınyürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceğibelirtilmektedir.
195. 7245sayılı Kanun’un 2. maddesinin (2) numaralıfıkrasının, 3. maddesinin (1) numaralıfıkrasının “…ile İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirleneneğitim, yaş, sağlık ve fiziki yeterlilik gibi özel şartlar…” bölümü ile (2)numaralı fıkrasının “…İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmeliktebelirlenen usul ve esaslara göre yapılacak…” bölümünün, 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b), (ç)ve (g) bentlerinin, 7. maddesinin (6)numaralı fıkrasının birinci cümlesinin, 12.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesiile (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “…güvenlik veya kamudüzeni ile görevi etkileyen zorunluluk hâlleri haricinde…” bölümünün ve ikinci cümlesinin iptal edilmeleri nedeniyledoğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğündenAnayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükümlerinin kararın ResmîGazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygungörülmüştür.
VI. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
196. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralların uygulanmalarıhâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerekyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
11/6/2020 tarihli ve 7245sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nun;
A. 1. 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasına,
2. 3. maddesinin;
a. (1) numaralı fıkrasının “…ile İçişleri Bakanlığıncaçıkarılan yönetmelikle belirlenen eğitim, yaş, sağlık ve fiziki yeterlilik gibiözel şartlar…” bölümüne,
b. (2) numaralı fıkrasının “…İçişleri Bakanlığıncaçıkarılan yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak…”bölümüne,
3. 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b), (ç) ve (g) bentlerine,
4. 7. maddesinin (6) numaralı fıkrasının birinci cümlesine,
5. 12. maddesinin;
a. (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesine,
b. (3) numaralıfıkrasının;
i. Birinci cümlesinin “…güvenlik veya kamu düzeni ilegörevi etkileyen zorunluluk hâlleri haricinde…” bölümüne,
ii. İkincicümlesine,
yönelikiptal hükümlerinin yürürlüğe girmelerinin ertelenmeleri nedeniyle bu fıkraya,bentlere, cümlelere ve bölümlere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerininREDDİNE,
B. 1. 7. maddesinin;
a. (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde yer alan “…ya datopluma yönelik…” ibaresine,
b. (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…makulbir sebebin…” ibaresine,
c. (3) numaralı fıkrasının;
i. Birinci cümlesinin “…kimliğini veya bulundurulmasıgerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir.” bölümüne,
ii. Üçüncü cümlesinde yer alan “…tutularak…”ibaresine,
2. 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine,
3. 9. maddesine,
4. 14. maddesinin (1)numaralı fıkrasında yer alan “…ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğerhususlar…” ibaresine,
yönelik iptal talepleri22/3/2023 tarihli ve E.2020/59, K.2023/53 sayılı kararla reddedildiğinden bumaddeye, bende, bölüme ve ibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulmasıtaleplerinin REDDİNE,
22/3/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VII. HÜKÜM
11/6/2020 tarihli ve 7245 sayılı Çarşı ve MahalleBekçileri Kanunu’nun;
A. 2. maddesinin (2)numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE, Kadir ÖZKAYA, Muammer TOPAL, Recai AKYEL, Yıldız SEFERİNOĞLU,Basri BAĞCI ile İrfan FİDAN’ın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncüfıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
B. 3. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasının “…ile İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirleneneğitim, yaş, sağlık ve fiziki yeterlilik gibi özel şartlar…” bölümünün,
2. (2) numaralıfıkrasının “…İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen usul veesaslara göre yapılacak…” bölümünün,
Anayasa’ya aykırıolduklarına ve İPTALLERİNE, Recai AKYEL’in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükümlerinin Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3)numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZAY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
C. 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (b), (ç) ve (g) bentlerinin Anayasa’ya aykırı olduklarına ve İPTALLERİNE, iptal hükümlerininAnayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
Ç. 7. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasının (ç) bendinde yer alan “…ya da topluma yönelik…” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNEOYBİRLİĞİYLE,
2. (2) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…makul bir sebebin…” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNEOYBİRLİĞİYLE,
3. (3) numaralıfıkrasının;
a. Birincicümlesinin “…kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibrazedilmesini isteyebilir.” bölümünün,
b. Üçüncücümlesinde yer alan “…tutularak…” ibaresinin,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
4. (6) numaralıfıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’yaaykırı olduğuna ve İPTALİNE, Muammer TOPAL ile İrfan FİDAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3)numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZAY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
D. 8. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (a) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
E. 9. maddesininAnayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
F. 12. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’yaaykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmününAnayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. (3) numaralı fıkrasının;
a. Birincicümlesinin “…güvenlik veya kamu düzeni ile görevi etkileyen zorunlulukhâlleri haricinde…” bölümünün Anayasa’yaaykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmününAnayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. İkinci cümlesinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4)numaralı fıkrası gereğinceİPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153.maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasıgereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRAYÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
G. 14. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…ilebu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususlar…” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
22/3/2023 tarihinde karar verildi
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
KARŞIOY GEREKÇESİ
11/6/2020 tarihli ve 7245 sayılı Çarşı ve MahalleBekçileri Kanunu’nun; 2. maddesinin (2)numaralı fıkrası hakkında Mahkememiz çoğunluğu tarafından iptal kararıverilmiştir. Aşağıda açıklanan gerekçelerlebu görüşe katılmamaktayız.
Kanun’un 2. maddesinin (2) numaralı fıkrası yönünden;
1. İptali talepedilen kural ile çarşı ve mahalle bekçilerinin amirlerinin meslek hiyerarşileriiçinde tespit edileceği düzenlenmiştir.
2. Hukuk devletinin temel unsurlarından biri de belirlilikilkesidir ve bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idareyönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfîuygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında da memurlar ve diğer kamu görevlilerininnitelikleri ve atanmalarına ilişkin hususların kanunla düzenlenmesiöngörülmüştür. Anayasa’nın bu hükmü,memurların ve diğer kamu görevlilerinin anayasal ve yasal güvence altınaalınması amacını taşımaktadır.
3. 7245 sayılıKanun’dan önce yürürlükte olan 14/7/1966 tarihli ve 772 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nda belediyesınırları içinde bağımsız bir bekçilik teşkilatı kurulmuştu. Bu yüzden bekçilerpolis ve jandarmadan ayrı bir teşkilata sahiplerdi ve ayrı bir personelrejimleri vardı. 772 sayılı Kanun’da bekçilerin emniyet teşkilatı bulunanyerlerdeki bekçi kuruluşlarının mesleki amirinin polisin ilçedeki en büyükamiri olduğu, jandarmanın görev alanında bulunan belediye sınırları içindekibekçi kuruluşlarının mesleki amirinin ise ilçe jandarma birlik komutanı olduğuöngörülmüştü.
4. 7245 sayılıKanun’da ise çarşı ve mahalle bekçilerinin, bağımsız bir teşkilat yapısındadeğil anılan Kanun’un 2. maddesine göre emniyet ve jandarma teşkilat bünyesindegörev aldığı, genel kolluk kuvvetlerine yardımcı silahlı kolluk olduğu hükmebağlanmıştır. 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 13.maddesinde emniyet teşkilatındaki rütbeler sıralanmaktadır. Jandarmapersoneline ilişkin rütbeler de 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı KuvvetleriPersonel Kanunu’nda düzenlenmektedir. Çarşı ve mahalle bekçilerinin yardımcıkolluk olması sebebiyle genel kolluğun hiyerarşik olarak altında yer aldığıaçıktır. Bu itibarla hiyerarşik ilişki kanunla kurulduğundan hiyerarşikmakamlardan hangilerinin amir olduğu hususu ise idarenin düzenleyiciişlemleriyle belirlenebilecektir.
5. Açıklanannedenlerle kural Anayasa'nın2. ve 128. maddelerine aykırı olmadığından aksi yöndeki çoğunluk kararınakatılmıyoruz.
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
11/6/2020 tarihli ve 7245 sayılı Çarşı ve MahalleBekçileri Kanunu’nun; 3. maddesinin (1)numaralı fıkrasının “…ile İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmeliklebelirlenen eğitim, yaş, sağlık ve fiziki yeterlilik gibi özel şartlar…” ile(2) numaralı fıkrasının “…İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmeliktebelirlenen usul ve esaslara göre yapılacak…” bölümleri hakkında Mahkememizçoğunluğu tarafından iptal kararı verilmiştir. Aşağıdaaçıklanan gerekçelerle bu görüşe katılmamaktayım.
A. 3. maddesinin(1) numaralı fıkrasının “…ile İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmeliklebelirlenen eğitim, yaş, sağlık ve fiziki yeterlilik gibi özel şartlar…” bölümüyönünden;
1. 7245 sayılıKanun’un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında çarşıve mahalle bekçisi olarak istihdam edileceklerde; 657 sayılı Kanun’un 48.maddesinde sayılan genel şartlar ile İçişleri Bakanlığınca (Bakanlık) çıkarılanyönetmelikle belirlenen eğitim, yaş, sağlık ve fiziki yeterlilik gibi özelşartların aranacağı öngörülmüştür. Anılan fıkranın “…ile İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmeliklebelirlenen eğitim, yaş, sağlık ve fiziki yeterlilik gibi özel şartlar…”bölümü dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
2. Anayasa’nın 7.maddesinde “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük MilletMeclisinindir. Bu yetki devredilemez.” denilmektedir. Anayasa’nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngörmediğikonularda kanunda genel ifadelerle düzenleme yapılarak ayrıntılarındüzenlenmesinin yürütmeye bırakılması mümkündür.
3. 14/7/1965tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesi Devletmemurluğuna alınacaklarda aranacak genel şartları ayrıntılı olarakbelirtmiştir. Bunlar Türk vatandaşı olmak, yaş şartı ve öğrenim şartınıtaşımak, kamu haklarından mahrum bulunmamak, belirli suçlardan mahkûm olmamakgibi genel şartlardır.
4. Bu durumdaçarşı ve mahalle bekçilerinin 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinde yer alan veayrıntılı şekilde belirtilen genel şartları haiz olmalarının yanı sıra iptalitalep edilen kuralda yer alan eğitim, yaş, sağlık ve fiziki yeterlilik gibiözel şartları da taşımaları gerekecektir. Eğitim, yaş, sağlık ve fizikiyeterlilik gibi şartların özel şartlar olduğu kuralda vurgulanmıştır.Dolayısıyla bu şartlar çarşı ve bekçilerinin meslekleri nedeniyle sahipolmaları gereken şartlar olup yönetmelikle ayrıntılı şekilde düzenlemeleriyönündeki kural Anayasa’ya aykırı olmayacaktır.
5. Açıklanannedenlerle kural Anayasa'nın7. ve 128. maddelerine aykırı olmadığından aksi yöndeki çoğunluk kararınakatılmıyorum.
B. Kanun’un 3.Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının “…İçişleri Bakanlığınca çıkarılanyönetmelikte belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak…” Bölümü
1. 7245 sayılıKanun’un 3. maddesinin (2) numaralı fıkrasında çarşıve mahalle bekçisi olarak istihdam edilmek için Bakanlıkça çıkarılanyönetmelikte belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak giriş sınavındabaşarılı olmanın şart olduğu hükme bağlanmıştır. Dava konusu kural, anılan fıkranın“…İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen usul ve esaslaragöre yapılacak…” bölümüdür.
2. Kuralınbulunduğu fıkrada bekçilik mesleğine girebilmek için giriş sınavının yapılmasıve bunda başarılı olunması gerektiği, sınavın Bakanlık tarafından yapılacağınında belirtilmesi suretiyle sınavı gerçekleştirecek makamın da belirlendiği, buitibarla giriş sınavına ilişkin yasal çerçevenin çizildiği, sınav konuları,başarı puanları gibi diğer usul ve esasların yönetmeliğe bırakılmasında Anayasa’yaaykırı bir yönün bulunmadığı anlaşılmaktadır.
3. Açıklanannedenlerle iptal konusu kuralın Anayasa’nın 7. ve 128. maddelerine aykırıolmadığını düşündüğümden aksiyöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Recai AKYEL