ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2020/60
Karar Sayısı : 2020/54
Karar Tarihi : 1/10/2020
R.G. Tarih-Sayısı :10/12/2020-31330
İPTAL DAVASINI AÇAN:Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ilebirlikte 129 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 11/7/2020 tarihli ve 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ileBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. TümününAnayasa’nın 88. maddesine aykırılığını ileri sürerek iptaline ve yürürlüğünündurdurulmasına,
B. Tümünün iptalinekarar verilmemesi hâlinde;
1. 1. maddesiyle19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 6. maddesinin birincifıkrasında yer alan “…yer barosu…” ibaresinin “…baro…” şeklindedeğiştirilmesinin,
2. 2. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 15. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesine eklenen“…ve staj yaptığı baroya kayıtlı…” ibaresinin,
3. 3. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 16. maddesininbirinci fıkrasında yer alan “…yer barosuna…” ibaresinin “…baroya…”şeklinde değiştirilmesinin,
4. 4. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 17. maddesininbirinci fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “…o baroya yazılı…”ibaresinin “…staj yaptığı baroya kayıtlı…” şeklinde değiştirilmesinin,
5. 5. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 42. maddesininbirinci fıkrasının birinci cümlesine eklenen “…avukatın kayıtlı olduğu…”ve “…kendi barosuna kayıtlı…” ibarelerinin,
6. 6. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 44. maddesinde yeralan “…aynı baroya…” ibarelerinin “…aynı ilde kurulu barolardanherhangi birine…” şeklinde değiştirilmesinin,
7. 8. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 50. maddesininbirinci fıkrasına eklenen ikinci cümlenin,
8. 9. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 58. maddesinin birincifıkrasının ikinci cümlesine eklenen “…kayıtlı olunan…” ibaresinin,
9. 11. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 64. maddesinin;
a. Birinci fıkrasına ve ikinci fıkrasının birinci cümlesineeklenen “…kayıtlı olduğu…” ibarelerinin,
b. Üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…baro…”ibaresinin “…kararı veren baronun…” şeklinde değiştirilmesinin,
10. 13. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 66. maddesininbirinci fıkrasına eklenen ikinci cümlenin,
11. 14. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 67. maddesininbirinci fıkrasında yer alan “…o yer barosu…” ibaresinin “…bu tespitiyapan baronun…” şeklinde değiştirilmesinin,
12. 15. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 77. maddesinin;
a. Birinci fıkrasına eklenen üçüncü, dördüncü, beşinci,altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu, onuncu, on birinci ve on ikincicümlelerin,
b. Üçüncü fıkrasına eklenen ikinci cümlenin,
13. 18. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 114. maddesinin;
a. İkinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ikişer…”ibaresinin “…üçer…” şeklinde değiştirilmesinin,
b. Değiştirilen üçüncü fıkrasının,
14. 19. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 115. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının,
15. 20. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 177. maddesineeklenen ikinci fıkranın,
16. 21. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un ek 1. maddesininbirinci fıkrasının dördüncü cümlesine eklenen “…veya o ilde birden fazlabaronun bulunması hâlinde bu barolardan birine…” ibaresinin,
17. 22. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’a eklenen geçici 23.maddenin,
18. 23. maddesiyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör veTerörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un 4.maddesinin ikinci fıkrasına eklenen altıncı ve yedinci cümlelerin,
19. 24. maddesiyle 3/7/2005 tarihli ve 5402 sayılı DenetimliSerbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 16. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenenikinci ve üçüncü cümlelerin,
20. 25. maddesiyle 11/3/2010 tarihli ve 5957 sayılı Sebze veMeyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların TicaretininDüzenlenmesi Hakkında Kanun’un 10. maddesinin (2) numaralı fıkrasına eklenendördüncü ve beşinci cümlelerin,
21. 26. maddesiyle 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılıTüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (2) numaralı fıkrasınaeklenen üçüncü ve dördüncü cümlelerin,
Anayasa’nın 2., 13., 17., 20., 36., 37., 38., 40., 70.,125. ve 129. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinindurdurulmasına,
karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİİSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un iptali talep edilen kurallarında yer aldığı;
1. 1. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ibare değişikliği yapılan birinci fıkrasışöyledir:
“(…) 4 üncü maddedeki koşulları taşıyanlar başvurduklarıbaro levhasına yazılmalarını dilekçe ile isteyebilirler.”
2. 2. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 15. maddesinin ibarenin eklendiği birinci fıkrasışöyledir:
“Avukatlık stajı bir yıldır. Stajın bu kısmında yeralan hükümler uyarınca ilk altı ayı mahkemelerde ve kalan altı ayı da en az beşyıl kıdemi olan (bu beş yıllık kıdem hesabına Kanunun 4 üncü maddesinde yazılıhizmette geçen süreler de dahildir.) ve staj yaptığı baroya kayıtlıbir avukat yanında yapılır”
3. 3. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 16. maddesinin ibare değişikliği yapılan birinci fıkrasışöyledir:
“3 üncü maddenin (a), (b) ve (f) bentlerinde yazılıkoşulları taşıyan ve Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında başarılı olanlardan,stajyer olarak sürekli staj yapmalarına engel işleri ve 5 inci maddede yazılıengelleri bulunmayanlar, staj yapacakları baroya bir dilekçe ilebaşvururlar.”
4. 4. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un ibare değişikliği yapılan birinci fıkranın (4) numaralıbendinin yer aldığı 17. maddesi şöyledir:
“Dilekçeye eklenecek belgeler :
Madde 17- 16 ncı madde gereğince verilecekdilekçeye, aşağıda gösterilen belgeler eklenir.
1. Kanunun aradığı şartlara ilişkin belgelerin asıllarıile onanmış ikişer örneği,
2. Adayın 3 üncü maddenin (f) ve 5 inci maddenin (a)bendlerinde yazılı halleri bulunmadığını gösteren bildiri kağıdı,
3. Yanında staj göreceği avukatın yazılı muvafakati,
4. Adayın ahlak durumu hakkında, staj yaptığı baroyakayıtlı iki avukat tarafından düzenlenmiş tanıtma kağıdı.
Bu belgelerin birer örneği baro başkanı tarafındanonaylanarak Türkiye Barolar Birliğine gönderilir. Diğer örnek veya asıllarıbarodaki dosyasında saklanır. 22 nci maddenin 2 ve 3 üncü fıkralarında yazılıhallerde, adayın yanında staj göreceği avukatın yazılı muvafakatine ait belgearanmaz.
(Ek fıkra: 22/1/1986 - 3256/5 md.; Değişik üçüncü fıkra:23/1/2008-5728/328 md.) Staj isteminde bulunan tarafından verilen bildirikağıdının hilafı ortaya çıktığı takdirde adaya Cumhuriyet savcısı tarafındanikiyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.”
5. 5. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 42. maddesinin ibarelerin eklendiği birinci fıkrasışöyledir:
“Bir avukatın ölümü veya meslekten yahut iştençıkarılması veya işten yasaklanması yahut geçici olarak iş yapamaz duruma gelmesihallerinde, avukatın kayıtlı olduğu baro başkanı, ilgililerin yazılıistemi üzerine veya iş sahiplerinin yazılı muvafakatini almak şartiyle, işlerigeçici olarak takip etmek ve yürütmek için kendi barosuna kayıtlı biravukatı görevlendirir ve dosyaları kendisine devir ve teslim eder. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/28 md.) Ayrıca durumumahkemelere ve gerekli göreceği yerlere bildirir. Bu hükümler avukatlıkortaklığı hakkında da kıyasen uygulanır.”
6. 6. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un ibare değişiklikleri yapılan 44. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Avukatlarınbirlikte veya avukatlık ortaklığı şeklinde çalışmaları
Madde 44 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/30 md.)
Avukatlar, meslekî çalışmalarını aynı büroda birlikteveya avukatlık ortaklığı şeklinde de yürütebilirler.
A) Aynı büroda birlikte çalışma
Birlikte çalışma, aynı ilde kurulu barolardan herhangibirine kayıtlı birden çok avukatın meslekî çalışmalarını bir bürodayürütmeleridir. Bu birlikteliğin tüzel kişiliği yoktur, yapılan iş ticarîsayılmaz.
Birlikte çalışan avukatlardan biri ya da birkaçının adve/veya soyadının yanında (Avukatlık Bürosu) ibaresinin kullanılmasızorunludur. Karşılıklı hak ve yükümlülükler, gelir ve giderlerin paylaşılması,büro yönetimi, birlikteliğin sona ermesi birlikte çalışanlarca belirlenir veyazılı olarak kayıtlı oldukları baroya bildirilir.
B) Avukatlık ortaklığı
Avukatlık ortaklığı, aynı ilde kurulu barolardanherhangi birine kayıtlı birden çok avukatın bu Kanuna göre meslekleriniyürütmek için oluşturdukları tüzel kişiliktir. Avukatlık ortaklığının çalışmasımeslek çalışması olup, ticarî sayılmaz ve vergilendirme bakımından şahısşirketlerine ilişkin hükümler uygulanır. Avukatlık ortaklığının adı, bir ya dabirkaç ortağın ad ve/veya soyadlarına (Avukatlık Ortaklığı) ibaresi eklenerekbelirlenir. Yabancı sermayeyi teşvik mevzuatı çerçevesinde Türkiye’de faaliyetgöstermek isteyen yabancı avukatlık ortaklıkları, bu Kanuna ve avukatlıkortaklığı düzenlemesine uygun olarak kurulmak koşuluyla, yalnızca yabancıhukuklar ve milletlerarası hukuk konularında danışmanlık hizmeti verebilirler.Bu sınırlama yabancı avukatlık ortaklığında çalışan Türkiye Cumhuriyetivatandaşı ya da yabancı avukatları da kapsar. Bu nev’i avukatlık ortaklıklarıiçin ortakların baroya kayıtlı olması şartı aranmaz. Bu kuralın uygulanmasımütekabiliyet esasına bağlıdır.
…”
7. 8. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 50. maddesinin cümlenin eklendiği birinci fıkrasışöyledir:
“Her adalet dairesinde, bölgesinde bulunduğu baro için,her mahkeme salonunda ve icra dairesinde ise avukatlar için ihtiyaca yeteceknitelikte yer ayrılması zorunludur. (Ek cümle:11/7/2020-7249/8 md.) Birdenfazla baronun bulunduğu illerde baro için ayrılacak yer Türkiye BarolarBirliğine tahsis edilir ve Birlik, barolara kayıtlı avukat sayısını esas alarakbu yeri barolara tahsis eder.”
8. 9. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 58 maddesinin ibarenin eklendiği birinci fıkrası şöyledir:
“Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği yada baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasındaişledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığınınvereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafındanyapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve karardabelirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve kayıtlıolunan baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesiningörev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeriaranamaz.”
9. 11. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un ibare ekleme ve değişikliği yapılan fıkraların yer aldığı64. maddesi şöyledir:
“Baro yönetim kuruluna karşı özel görevler :
Madde 64- Denetleme ve şikayetle ilgilimeselelerde avukat, bu kanunda gösterilen meslek sırrını saklama yükümlülüğüneaykırı düşmedikçe, kayıtlı olduğu baro başkanına veya yönetim kurulunayahut bunlar tarafından görevlendirilen üyelerden birine bilgi vermek ve isteküzerine dosyaları göndermek, dinlenmek üzere çağırıldığı hallerde baro başkanı,yönetim kurulu veya bu kurul üyelerinden birinin davetine uymak zorundadır.
(Değişik ikinci fıkra: 22/1/1986 - 3256/8 md.) Birinci fıkrada yazılı zorunluğa uymayan avukat hakkında,kayıtlı olduğu baro yönetim kurulu, onbin liradan yüzbin liraya kadar paracezası verebilir. Bu ceza her davet ve isteğe uymama halinde yenidenverilebilir. Ancak, gönderilen yazıda, davet ve isteğe uymama halinde paracezası verileceğinin belirtilmiş olması şarttır.
Bu para cezasına karşı, tebliğinden itibaren onbeş güniçinde, kararı veren baronun disiplin kuruluna itiraz olunabilir. Barodisiplin kurulunun kararı kesindir.
Yukarıki fıkralar gereğince hükmedilen para cezaları, bukanunun disiplin cezalarına ilişkin hükümlerine göre tahsil edilir ve baroyairat yazılır.”
10. 13. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 66. maddesinin cümlenin eklendiği birinci fıkrasışöyledir:
“Her avukat, bölgesi içinde sürekli olarak avukatlıkedeceği yerin baro levhasına yazılmakla, yükümlüdür. (Ek cümle:11/7/2020-7249/13 md.) Bir ildebirden fazla baronun bulunması hâlinde avukat, bunlardan birinin levhasınayazılır.”
11. 14. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 67. maddesinin ibare değişikliği yapılan birinci fıkrasışöyledir:
“Bir avukat, levhasında yazılı bulunduğu baro bölgesidışında sürekli olarak avukatlık eder veya disiplin cezası gerektiren bireylemde bulunursa, bu tespiti yapan baronun yönetim kurulu tarafından bukonuda düzenlenecek tutanak, gereken işlem yapılmak üzere, avukatın levhasındayazılı olduğu baroya gönderilir.”
12. 15. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 77. maddesinin cümlelerin eklendiği birinci ve üçüncüfıkraları şöyledir:
“(Değişikbirinci fıkra: 2/5/2001 - 4667/47 md.)Bölgesi içinde en az otuz avukatbulunan her il merkezinde bir baro kurulur. Kurulmuş olan barolarda avukatsayısının otuzun altına düşmesi halinde de ikinci fıkra hükmü uygulanır. (Ek cümleler:11/7/2020-7249/15 md.) Beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatlabir baro kurulabilir. Busayıların belirlenmesinde baro levhasına kayıtlı avukatlar ile kamu kurum vekuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde görev yapan avukatlar esasalınır. Kuruluş müracaatında, kuruluş talebini içeren dilekçe ile ikibin avukatınimzasının ve bu avukatların belirlediği dört kişilik kurucular kurulununisimlerinin yer aldığı liste Türkiye Barolar Birliğine verilir. Birlik, kuruluşişlemlerini yerine getirmek üzere kurucular kurulunu görevlendirir. Kurucularkurulu en geç altı ay içinde organ seçimlerini yapmak üzere kuruluş genelkurulunu toplar ve yeni baronun kuruluşunu tamamlayarak Birliğe bildirir. Yenikurulan baro, seçimli ilk olağan genel kurulunu yapıncaya kadar Birlikte temsiledilmez ve seçimli ilk olağan genel kurulunu 82 nci madde hükmü uyarınca yapar.Avukat sayısının ikibinin altına düşmesi hâlinde Birlik, asgari avukatsayısının altı ay içinde sağlanmasını yazılı olarak ilgili baroya bildirir.Verilen süre içinde eksiklik giderilemezse baronun tüzel kişiliğine Birliktarafından son verilir ve son verme kararı Birliğin resmi internet sitesindeilan edilir. Tüzel kişiliği sona eren baroya kayıtlı avukatlar ve stajyerlerilan tarihinden itibaren onbeş gün içinde o ilde bir baro varsa o baroya,birden fazla baro varsa diledikleri baroya kaydolur ve bunların devam eden işve işlemleri kaydoldukları baro tarafından yürütülür. Tüzel kişiliği sona erenbaronun tasfiye işlemleri son yönetim kurulu tarafından Birliğin denetim vegözetiminde yapılır ve kalan malvarlığı Birliğe geçer.
…
(Değişik üçüncü fıkra : 2/5/2001 - 4667/47 md.) Barolar,kuruluşlarını Türkiye Barolar Birliğine bildirmekle tüzel kişilik kazanırlar. (Ek cümle:11/7/2020-7249/15 md.) Aynı ildeyeni bir baronun kurulması hâlinde Türkiye Barolar Birliği, tüzel kişilikkazanma tarihini esas almak ve birden başlamak suretiyle baroları o ilin adıylanumaralandırır.”
13. 18. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un ibare değişikliği yapılan ve üçüncü fıkrası değiştirilen114. maddesi şöyledir:
“Kuruluşu:
Madde 114- Türkiye Barolar Birliğinin en yüksek organıGenel Kuruldur.
(Değişik ikinci fıkra: 2/5/2001 - 4667/61 md.) Genel Kurul,baroların avukatlıkta en az on yıl kıdemi olan üyeleri arasından gizli oylaseçecekleri üçer delege ile kurulur. Görevde bulunan baro başkanları ileTürkiye Barolar Birliği Başkanlığı yapmış ve yapmakta olan avukatlar, BirlikGenel Kurulunun doğal üyesidirler, oylamalara katılma, seçme ve seçilme haklarıvardır.
(Değişik üçüncü fıkra:11/7/2020-7249/18md.) Baro genelkurullarınca ayrıca her beşbin üye için birer delege seçilir.
Barolarca aynı sayıda yedek üyeler seçilir. Delegeler,her baronun olağan genel kurul toplantısında iki yıl için seçilirler.
90 ıncı maddenin ikinci fıkrasında yazılı engelleribulunanlar delege olamazlar.
Delegelerin yolculuk ve oturma giderlerini her baro kendibütçesinden öder.
(Değişik yedinci fıkra: 2/5/2001 - 4667/61 md.) Genel Kurultoplantısının yeri, tarihi ve gündemi ile delegelerini gönderme lüzumu,toplantılardan en az otuz gün önce, barolara yazı ile bildirilir. Asıl üyeninmazereti olduğu takdirde, yedek üye Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulunakatılır ve oy kullanır.”
14. 19. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 115. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrası şöyledir:
“(Değişikikinci fıkra:11/7/2020-7249/19 md.) Birlik Yönetim Kurulu doğrudan veya en az yirmibeş baronunyönetim kurullarının yazılı istemi üzerine, 117 nci maddede belirtilen görev alanıylasınırlı olmak kaydıyla, Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağırır. Ancakolağanüstü toplantıda seçim yapılamaz.”
15. 20. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 177. maddesine eklenen ikinci fıkra şöyledir:
“(Ekfıkra:11/7/2020-7249/20 md.) Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardımbürosu, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulur. Bürodagörevlendirme, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır. Adliyardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesineilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan veAdalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterilir.”
16. 21. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinin ibarenin eklendiği birinci fıkrasışöyledir:
“Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisaditeşebbüslerinde asli ve sürekli olarak avukatlık görevinde çalışanların barolevhasına yazılmaları isteklerine bağlıdır. Ancak bunlar hakkında bu Kanununavukatlık meslekine kabul ve ruhsatname verilmesine ilişkin hükümleri aynenuygulanır. Bunlar, görevlerinin gereği olan işleri yaparken baro levhasınakayıtlı avukatların yetkileriyle haklarına sahip ve onların ödevleriyleyükümlüdürler. Baroya kaydını yaptırmayan avukat, çalıştığı yer barosuna veyao ilde birden fazla baronun bulunması hâlinde bu barolardan birine bilgiverir.”
17. 22. maddesiyle1136 sayılı Kanun’a eklenen geçici 23. madde şöyledir:
“Geçici Madde 23- (Ek:11/7/2020-7249/22 md.)
Görev sürelerine bakılmaksızın tüm barolarda barobaşkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri ile TürkiyeBarolar Birliği delege seçimleri 2020 yılı Ekim ayının ilk haftasında; BirlikBaşkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri seçimleri ise 2020yılı Aralık ayı içinde yapılır.”
18. 23. maddesiyle5233 sayılı Kanun’un cümlelerin eklendiği ikinci fıkranın yer aldığı 4. maddesişöyledir:
“Zarar tespit komisyonları
Madde 4- Zarar tespit komisyonları illerde; bu Kanunkapsamında yapılacak başvurular üzerine on gün içinde kurulur.
Komisyon, bir başkan ve altı üyeden oluşur. Valiningörevlendireceği vali yardımcısı komisyonun başkanı; maliye, bayındırlık veiskân, tarım ve köyişleri, sağlık, sanayi ve ticaret konularında uzman ve oilde görev yapan kamu görevlilerinden vali tarafından belirlenecek birer kişiile baro yönetim kurulunca baroya kayıtlı olanlar arasından görevlendirilecekbir avukat komisyonun üyesidir. Komisyonun başkan ve üyeleri her yıl ocakayının ilk haftasında yeniden belirlenir. Eski üyeler yenidengörevlendirilebilirler. İş yoğunluğuna göre aynı ilde birden fazla komisyonkurulabilir. (Ekcümleler:11/7/2020-7249/23 md.) Birden fazla baro kurulan illerde komisyona üyegörevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılır.Görevlendirmeye ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği tarafındanhazırlanan yönetmelikte gösterilir.
(Ek fıkra: 28/12/2005 - 5442/1 md.) Komisyonunbaşkan ve üyelerine ayda altıdan fazla olmamak üzere her toplantı için (500)gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarüzerinden toplantı ücreti ödenir. Bu ödemeler, damga vergisi hariç herhangi birvergi ve kesintiye tâbi tutulmaz.
Komisyon salt çoğunlukla toplanır ve kararlar üye tamsayısının salt çoğunluğuyla alınır. Komisyonun çalışma esas ve usulleri yönetmeliklebelirlenir.”
19. 24. maddesiyle5402 sayılı Kanun’un 16. maddesinin cümlelerin eklendiği (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“(1) Koruma kurulları; adalet komisyonunun bulunduğuyerlerde Cumhuriyet başsavcısının veya görevlendireceği Cumhuriyet başsavcıvekili ya da Cumhuriyet savcısının başkanlığında; baro temsilcisi, belediyebaşkanı veya görevlendireceği yardımcısı, Cumhuriyet başsavcısı tarafındanbelirlenecek bir ceza infaz kurumu müdürü, denetimli serbestlik müdürü, millieğitim müdürü, sosyal hizmetler müdürü, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfıtemsilcisi, teşkilâtı bulunan yerlerde Türkiye İş Kurumu müdürü, Ziraat ve HalkBankası müdürleri, varsa ticaret ve sanayi odaları, ziraat odaları, borsalar,esnaf ve sanatkârlar birliği yöneticileri ile; varsa kamuya ait fabrikalar ileistekleri hâlinde o yerde şubesi bulunan kamuya yararlı dernek veya vakıflar veözel bankaların yönetici seviyesindeki temsilcilerinden Cumhuriyet başsavcısıtarafından uygun görülenlerin katılımı ile oluşur. (Ek cümleler:11/7/2020-7249/24 md.) Birdenfazla baro kurulan illerde koruma kurullarına temsilci görevlendirilmesi,baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılır. Görevlendirmeyeilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan yönetmeliktegösterilir.”
20. 25. maddesiyle5957 sayılı Kanun’un 10. maddesinin cümlelerin eklendiği (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“(2) Başkanlığı, sanayi ve ticaret il müdürü veyagörevlendireceği bir personel tarafından yürütülen hal hakem heyeti; tarım il müdürlüğü,belediye, baro, ziraat odası, ilgili mühendis odası, ticaret ve sanayi odasıile esnaf ve sanatkarlar odaları birliği tarafından görevlendirilecek birer üyeve en fazla üyeye sahip tüketici örgütü ile komisyoncu ve/veya tüccarlarınoluşturduğu dernekçe seçilecek birer temsilcinin katılımı ve o yerin mülkiidare amirinin onayı ile oluşur. Ticaret ve sanayi odasının ayrı olarakkurulduğu yerlerde, ticaret ve sanayi odasından birer üye görevlendirilir.Esnaf ve sanatkarlar odaları birliği tarafından yapılacak görevlendirmelerihtisas odalarının, ihtisas odası bulunmayan yerlerde ise karma odalarınüyeleri arasından yapılır. (Ekcümleler:11/7/2020-7249/25 md.) Birden fazla baro kurulan illerde hal hakem heyetlerineüye görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarakyapılır. Görevlendirmeye ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliğitarafından hazırlanan yönetmelikte gösterilir.”
21. 26. maddesiyle6502 sayılı Kanun’un 66. maddesinin cümlelerin eklendiği (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(2) Başkanlığı illerde ticaret il müdürü, ilçelerde isekaymakam veya bunların görevlendireceği bir memur tarafından yürütülen tüketicihakem heyeti;
a) Belediye başkanının konunun uzmanı belediye personeliarasından görevlendireceği bir üye,
b) Baronun, mensupları arasından görevlendireceği birüye,
c) Satıcının tacir olduğu uyuşmazlıklarda ticaret vesanayi odasının ya da bunların ayrı ayrı örgütlendiği yerlerde ticaretodasının; satıcının esnaf ve sanatkâr olduğu uyuşmazlıklarda, illerde esnaf vesanatkârlar odaları birliğinin, ilçelerde ise en fazla üyeye sahip esnaf vesanatkârlar odasının görevlendireceği bir üye,
ç) Tüketici örgütlerinin kendi aralarından seçecekleribir üye,
olmak üzere başkan dâhil beş üyeden oluşur. Başkan veüyelerin bu fıkrada yer alan niteliklere sahip yedekleri de ayrıca belirlenir.(Ek cümleler:11/7/2020-7249/26md.) Birden fazla baro kurulan illerde il ve ilçe tüketicihakem heyetlerine üye görevlendirilmesi, baroların eşit ve dönüşümlü temsiliesas alınarak yapılır. Görevlendirmeye ilişkin usul ve esaslar Türkiye BarolarBirliği tarafından hazırlanan yönetmelikte gösterilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM,Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL,Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ ve Basri BAĞCI’nınkatılımlarıyla 23/7/2020 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurmatalebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, RaportörFatih ŞAHİN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanunhükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un Tümünün Anayasa’ya Aykırı Olduğu Gerekçesiyleİptali Talebinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
3. Dava dilekçesinde özetle; 5/3/1973 tarihli ve 584numaralı Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) 26. maddesininikinci fıkrasında, zorunluluk olmadıkça komisyon toplantısı için çağrının en aziki gün önceden yapılacağının hüküm altına alındığı, 36. maddesinin birinci veikinci fıkralarında da komisyonlara havale edilen işlerin görüşülmesine havaletarihinden itibaren kırk sekiz saat sonra başlanması ve komisyona gelen evrakınkomisyon üyelerine dağıtılması hâlinde bu sürenin dağıtım tarihinden itibarenbaşlamasının öngörüldüğü, İçtüzük’te öngörülen bu sürelerin amacının,ilgililerin toplantıdan önce haberdar edilmesi suretiyle gündemehazırlanmalarına imkân tanımak olduğu, dava konusu Kanun’a ilişkin teklifin1/7/2020 tarihinde ana muhalefet partisi grubuna tebliğ edilmesine karşınİçtüzük hükümlerine aykırı şekilde kırk sekiz saat geçmeden 2/7/2020 tarihindeAdalet Komisyonunda görüşüldüğü, bu durumun açıkça eylemli İçtüzük değişikliğiniteliği taşıdığı, bu nedenle Kanun’un İçtüzük hükümlerine aykırı şekildegörüşülerek kabul edildiği belirtilerek Kanun’un tümünün Anayasa’nın 88.maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca dava konusu Kanun, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın96. maddesi yönünden incelenmiştir.
5. Kanunların esas bakımından Anayasa’ya uygunlukdenetimi; kanunun maddiolarak (hukuk dünyasında yarattığı değişiklik itibarıyla) Anayasa’ya uygun olup olmadığını ifade etmektedir. Şekilbakımından uygunluk ise teklif ve tasarıların kanunlaşabilmesi için, diğer biranlatımla maddi olarak varlık kazanabilmesi için Anayasa’da öngörülen usullereuyulup uyulmadığının denetimini ifade etmektedir.
6. Anayasa’nın 148. maddesinin ikinci fıkrasında,kanunların şekil bakımından denetlenmesinin son oylamanın öngörülen çoğunluklayapılıp yapılmadığı hususu ile sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.
7. Anayasa’nın 148. maddesinin gerekçesinde de TürkiyeBüyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu tarafından yapılan son oylamadan öncevücut bulan şekil bozukluklarını Genel Kurulun bildiği veya bilmesigerektiğinin varsayıldığı belirtilerek son oylamadan önce yapılan şekilbozukluklarının iptale neden olamayacağı ifade edilmiş ve “Genel Kurulunoylama yapıp kanunu kabul etmesi, şekil bozukluğunu, o kanunu kabul etmemekiçin yeterli neden saymadığı yolunda bir irade tecellisidir. En büyük organgenel kuruldur. Onun iradesi hilafına bir sonuç çıkarmak hukukun ana esaslarınaaykırı düşer. Bu nedenle son oylamadan önceki şekil bozuklukları, iptal sebebisayılmamıştır.” denilmiştir.
8. Anayasa’nın 148. maddesinin açık hükmü ve gerekçesikarşısında kanunların şekil bakımından denetiminde, son oylamanın öngörülençoğunlukla yapılıp yapılmadığından başka bir hususun esas alınmasına ve busuretle kanunların şekil bakımından denetimlerinin yapılabilmesine imkânbulunmamaktadır.
9. Anayasa’nın “Toplantı ve karar yeter sayısı”başlıklı 96. maddesinde, “Türkiye Büyük Millet Meclisi, yapacağı seçimlerdahil bütün işlerinde üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır. TürkiyeBüyük Millet Meclisi, Anayasada başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanlarınsalt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üyetamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz.” denilmektedir. Buçerçevede TBMM’nin bütün işlerinde üye tamsayısının en az üçte biri olan 200milletvekiliyle toplanması, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kararvermesi ve karar yeter sayısının hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birininbir fazlası olan 151 milletvekilinden az olmaması gerekmektedir.
10. Kanun’un görüşülmesine ilişkin TBMM Genel Kurultutanaklarının incelenmesinden Kanun’un tümü üzerindeki oylamanın açık oylamayöntemiyle yapıldığı ve kullanılan 417 oyun 251’inin kabul, 163’ünün ret olduğuve son oylamanın Anayasa’nın 96. maddesinde öngörülen çoğunlukla yapıldığıanlaşılmaktadır.
11. Dava dilekçesinde Kanun teklifinin, İçtüzük’tebelirtilen süreler gözetilmeksizin ilgili komisyonda görüşülerek TBMM GenelKuruluna sevk edildiği ileri sürülmekte ise de bu iddia Kanun’un şekilbakımından denetimini gerektirmektedir. Şekil denetiminin son oylamanınöngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı hususuyla sınırlı olması nedeniyle sözkonusu aykırılık iddiasının incelenmesi Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisikapsamı dışında kalmaktadır.
12. Açıklanan nedenlerle, son oylamasının Anayasa’daöngörülen çoğunlukla yapıldığı açık olan Kanun, Anayasa’nın 96. maddesineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kanun’un, Anayasa’nın 88. maddesiyle ilgisigörülmemiştir.
B. Kanun’un 15. Maddesiyle 1136 Sayılı Kanun’un 77.Maddesinin Birinci Fıkrasına Eklenen Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı,Yedinci, Sekizinci, Dokuzuncu, Onuncu, On Birinci ve On İkinci Cümleler ileÜçüncü Fıkrasına Eklenen İkinci Cümlenin İncelenmesi
1. Genel Açıklama
13. Barolar, avukatlık mesleğini icra edenlerin bağlıoldukları meslek kuruluşlarıdır. Baroların kuruluşu, teşkilat yapısı, görev veyetkileri 1136 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir.
14. Kanun’un 76. maddesinde baroların, tüzel kişiliğibulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumuniteliğinde meslek kuruluşları olduğu ifade edilmiştir. Bu niteliğinden dolayıbarolar anayasal bir kuruluş olup Anayasa’nın 135. maddesinde kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşlarına tanınan güvencelere sahiptir.
15. Kanun’un anılan maddesinde, baroların kuruluşamaçları da sayılmıştır. Maddeye göre barolar; avukatlık mesleğini geliştirmek,meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerindedürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlâkını, saygınlığını, hukukunüstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortakihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çalışmalar yürüten meslek kuruluşlarıdır.
16. Baroların avukatlık mesleğini geliştirmek, meslekdüzenini korumak gibi genel anlamda bir meslek kuruluşunun sahip olduğu görevve yetkileri bulunmakla birlikte baroları diğer meslek kuruluşlarından ayıranbirtakım özellikleri de bulunmaktadır. Bu bağlamda barolar, yargılamafaaliyetinde savunmayı temsil eden avukatların meslek kuruluşudur. Adalethizmetleri temel kamu hizmetlerinden olduğu için avukatların hukuk devletininyargı düzeni içindeki önemi yadsınamaz. Yargının kurucu unsurlarından olan,bağımsız, serbestçe temsil eden, hukuksal ilişkilerin düzenlenmesinde, hertürlü hukuksal sorun ve uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarakçözümlenmesinde ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında temel görevüstlenen avukat, hak arama özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının hayatageçirilmesi bakımından önemli bir role sahiptir. Yargı sistemindeki bu konumugözetildiğinde avukatlık hizmetlerinin idareden bağımsız ve etkin bir şekilde,belirli bir disiplin içinde yerine getirilmesi adil yargılanma hakkıgüvencelerinin sağlanması bakımından da büyük önem taşımaktadır.
2. Anlam ve Kapsam
17. Baroların kuruluşu 1136 sayılı Kanun’un 77.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasının birincicümlesinde, bölgesi içinde en az otuz avukat bulunan her il merkezinde birbaronun kurulması öngörülmüştür. Buna göre bir ilde baro kurulabilmesi için enaz otuz avukatın o ilde avukatlık faaliyetinde bulunması gerekmektedir.
18. Dava konusu kurallarda ise aynı ilde birden fazlabaro kurulmasına imkân tanınarak birden fazla baro kurulmasına ilişkin usul veesaslar düzenlenmiştir.
19. Kanun’un 77. maddesinin birinci fıkrasının davakonusu üçüncü ve dördüncü cümlelerinde beş binden fazla avukat bulunan illerdeasgari iki bin avukatla bir baronun kurulabileceği belirtilmiş, bu sayılarınbelirlenmesinde baro levhasına kayıtlı avukatlar ile kamu kurum ve kuruluşlarıile kamu iktisadi teşebbüslerinde görev yapan avukatların esas alınacağı hükümaltına alınmıştır.
20. Anılan fıkranın dava konusu beşinci, altıncı,yedinci, sekizinci cümlelerinde birden fazla baronun kuruluşuna ilişkin usul veesaslar düzenlenmiştir. Kurallara göre kuruluş müracaatında, kuruluş talebiniiçeren dilekçe ile iki bin avukatın imzasının ve bu avukatların belirlediğidört kişilik kurucular kurulunun isimlerinin yer aldığı liste Türkiye BarolarBirliğine (TBB) verilecektir. TBB, kuruluş işlemlerini yerine getirmek üzerekurucular kurulunu görevlendirecektir. Kurucular kurulu en geç altı ay içindeorgan seçimlerini yapmak üzere kuruluş genel kurulunu toplayacak ve yenibaronun kuruluşunu tamamlayarak TBB’ye bildirecektir. Yeni kurulan baro,seçimli ilk olağan genel kurulunu yapıncaya kadar TBB’de temsil edilmeyecektirve seçimli ilk olağan genel kurulunu Kanun’un 82. madde hükmü uyarıncayapacaktır.
21. Fıkranın dava konusu dokuzuncu, onuncu, on birinci veon ikinci cümlelerinde ise avukat sayısı iki binin altına düşen barolarıntasfiyesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Kurallara göre avukatsayısının iki binin altına düşmesi hâlinde TBB, asgari avukat sayısının altı ayiçinde sağlanmasını yazılı olarak ilgili baroya bildirecektir. Verilen süreiçinde eksiklik giderilemezse baronun tüzel kişiliğine TBB tarafından sonverilecek ve son verme kararı TBB’nin resmî internet sitesinde ilanedilecektir. Tüzel kişiliği sona eren baroya kayıtlı avukatlar ve stajyerlerise ilan tarihinden itibaren on beş gün içinde o ilde bir baro varsa o baroya,birden fazla baro varsa diledikleri baroya kaydolacak ve bunların devam eden işve işlemleri kaydoldukları baro tarafından yürütülecektir. Tüzel kişiliği sonaeren baronun tasfiye işlemleri son yönetim kurulu tarafından TBB’nin denetim vegözetiminde yapılacak ve kalan malvarlığı TBB’ye geçecektir.
22. Maddenin üçüncü fıkrasının dava konusu ikincicümlesinde de aynı ilde yeni bir baronun kurulması hâlinde TBB’nin, tüzelkişilik kazanma tarihini esas almak ve birden başlamak suretiyle baroları oilin adıyla numaralandıracağı hüküm altına alınmıştır.
23. Dava konusu kurallarla baroların görev ve yetkileri,hak ve yükümlülükleri, organlarının yapısında herhangi bir değişikliköngörülmemiştir. Bu nedenle aynı ilde birden fazla baro kurulması durumunda herbir baro aynı statüde olacaktır. Yeni kurulan barolar da ayrı bir kamutüzelkişiliğine sahip olacak, görev ve yetkileri bakımından 1136 sayılıKanun’da yer alan kurallara tabi olacaktır.
3. İptal Taleplerinin Gerekçesi
24. Dava dilekçesinde özetle;
- Avukatlığın; yargının kurucu unsurlarından olanbağımsız savunmayı temsil eden bir kamu hizmeti olduğu, bu niteliğinden dolayıavukatların meslek kuruluşu olan baroların, sadece meslek mensuplarınınhaklarını korumak ve mesleğin düzenini, disiplinini ve ahlakını sağlamakladeğil aynı zamanda hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmakla dagörevlendirildiği, dolayısıyla baroların meslek kuruluşları arasında özel birkonumunun olduğu,
- Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kamutüzel kişiliğini haiz olması sebebiyle sivil toplum örgütlerinden farklı biryapıya sahip olduğu, bu kuruluşlar için Anayasa’da tekli bir örgütlenmemodelinin benimsenerek zorunlu üyeliğin öngörüldüğü, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi kararlarında da ifade edildiği üzere örgütlenme özgürlüğünün bunitelikteki meslek kuruluşları bakımından söz konusu olmadığı, dava konusukurallarla baroların kurulmasının avukatların iradesine bırakıldığı, bu durumunbaroları kamu tüzel kişiliği statüsünden çıkarıp dernek veya sendika benzeriörgütlenmeye indirgediği,
- Anayasa’nın 135. maddesinde bir bölgede yalnızca birmeslek kuruluşunun kurulabileceğine yönelik bir düzenleme bulunmamasına karşınanılan maddenin bu kuruluşların tek olacağı kabulü üzerine inşa edildiği,maddenin bir bölgede aynı işi yapmak üzere birden fazla kamu tüzel kişiliğininkurulmasına izin verecek şekilde yorumlanmasının mümkün olmadığı,karşılaştırmalı hukukta da baroların aynı yargı çevresinde tek baro şeklindeörgütlendiği,
- Aynı yargı çevresinde birden fazla baronun kurulmasıhâlinde meslek kurallarının her bir baro bakımından farklı şekildeuygulanacağı, dolayısıyla meslek düzeni, disiplini ve etiğini sağlamanın mümkünolmayacağı,
- Birden fazla baronun avukatlar arasında ideolojik vesiyasal ayrışmaya neden olacağı, her avukatın üye olduğu baro yoluyla siyasi,ideolojik, etnik, dinsel ya da bölgesel kimliğinin açık duruma gelmesininyargılamanın tarafsız yapılmasını imkânsız hâle getireceği gibi savunmamesleğini siyasallaştıracağı, siyasal kutuplaşmalar ve çatışmaların,avukatların örgütlenmesinde, birbirleri ile veya diğer erklerle ilişkilerindebelirleyici hâle geleceği, bu durumun, baroların amaç dışı faaliyettebulunmasını kaçınılmaz kılacağı,
- Anayasa’nın 135. maddesi uyarınca kamu avukatlarınınbarolara kayıt olma zorunluluğu bulunmamasına karşın birden fazla barouygulamasıyla kamu avukatlarının barolara kaydolmasının teşvik edileceği,
- Anayasa’nın 135. maddesinde kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşlarının kanunla kurulması gerektiğinin ifade edilmesine karşın,dava konusu kurallarla baro kurmanın tamamen avukatların iradesine bırakıldığı,gönüllü kuruluş esasına dayanan bu sistemin meslek kuruluşlarının kanunlakurulması ilkesine aykırı olduğu,
- Birden fazla baronun kurulması hâlinde siyasal iktidarayakın olan barolara mensup avukatların yargı karşısında avantajlı olacağıyönünde toplumda bir algının oluşabileceği, böyle bir algının yargıya olangüveni ortadan kaldıracağı gibi yargının tarafsızlığını zedeleyeceği,
- Baroların hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını korumagörevinin, siyasal temelde oluşmuş baroların tutumları nedeniyle işlevsizkalabileceği, bölünme ile güç kaybeden baroların, iktidar yanlısı ya da karşıtışeklinde konumlandıklarında gösterdikleri çabaların hukuki değil siyasi çabaolarak nitelendirileceği, bu durumun temel hakların korunmasına yönelikçabaları sonuçsuz bırakacağı,
- Aynı ilde birden fazla baronun kurulmasına imkântanıyan kuralların, özellikle bazı baroların faaliyetlerine tepki olarakçıkarıldığı, asıl amacın bazı baroları bölerek gücünü azaltmak ve TBBseçimlerinde bu baroların belirleyici rolünü ortadan kaldırmak olduğu, bunedenle kurallarda kamu yararı amacının güdülmediği,
belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 9., 13., 36.,135. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
4. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
25. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıAnayasa’nın 135. maddesinde düzenlenerek bu kuruluşlara anayasal statükazandırılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında, kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşları ile üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanlarınmüşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak,mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslekmensuplarının birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güvenihâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunlakurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göreyargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişileri olduğubelirtilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında kamu kurum ve kuruluşları ile kamuiktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanların meslekkuruluşlarına girme mecburiyetinin aranmayacağı hüküm altına alınarak serbestçalışan meslek mensuplarının meslek kuruluşlarına üye olması zorunlukılınmıştır.
26. Meslek kuruluşları ve üstkuruluşları, üstlendikleri hizmetler itibarıyla Anayasa’da kamu kurumuniteliğinde kamu tüzel kişisi olarak yer almışlardır. Bu nitelikleri itibarıylaidari teşkilat bütünü içinde kamu idareleri, kamu kurumlarının yanında meslekkuruluşları olarak ayrı bir kategoriyi oluşturmaktadırlar. Meslek kuruluşlarıda idari teşkilat bütünü içinde yer alan kurum ve kuruluşlar gibi devletingözetim ve denetimine tabidirler.
27. Anayasa’nın kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşlarına yönelik yaklaşımı, meslek mensuplarınınortak gereksinimlerinin karşılanması, çalışmalarının kolaylaştırılması vemeslek disiplini yönünden gözetim ve denetim ağırlıklıdır. Bu kuruluşlarınüyelerinin uğraş konuları ve çalışma alanları bakımından bir tür kamu hizmetiyaptıkları gözönünde tutularak idare bölümü içinde düzenlenmiş, kamukurum ve kuruluşları gibi belli bir düzen ve disiplin içinde kamu hizmetiniyerine getirmeleri amaçlanmıştır.
28. 1136 sayılı Kanun’un 77. maddesindebölgesi içinde en az otuz avukat bulunan her il merkezinde bir baronunkurulacağı hüküm altına alınarak baroların il bazında örgütlenmesiöngörülmüştür. Dava konusu kurallarda ise beş binden fazla avukat bulunanillerde asgari iki bin avukatla baro kurulmasına imkân tanınmıştır. Buna göreaynı il sınırları içinde aynı nitelikte birden fazla baro faaliyettebulunabilecektir.
29. Barolar, Anayasa’nın 135. maddesianlamında kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır. Anayasa Mahkemesinin10/1/2013 tarihli ve E.2012/95, K.2013/9 sayılı kararında da ifade edildiğiüzere Anayasa’da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının aynı bölgedebirden fazla olamayacağı yönünde getirilmiş anayasal bir sınırlamabulunmamaktadır. Bu nedenle aynı ilde birden fazla baronun kurulmasına anayasalaçıdan herhangi bir engel bulunmamaktadır. Bu çerçevede aynı ilde birden fazlabaronun kurulmasının Anayasa’da belirtilen; belli bir mesleğe mensup olanlarınmüşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak,mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslekmensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü vegüveni hâkim kılmak şeklindeki görevlerin yerine getirilmesi bakımından bir engeloluşturacağı söylenemez.
30. Dava konusu kurallarda, aynı ildebirden fazla baronun kurulabilmesi için gerekli olan avukat sayısı belirlenmiş,baronun kuruluşuna yönelik usul ve esaslar ayrıntılı bir şekilde düzenlenerekaynı ilde birden fazla baronun kuruluşuna ilişkin temel hususlar kanunlabelirlenmiştir. Dolayısıyla aynı ilde birden fazla baro, ancak Kanun’dabelirtilen koşulların gerçekleşmesi durumunda mümkün olup baroların kuruluşununavukatların iradesine bırakılması söz konusu değildir. Bu nedenle aynı ildebirden fazla baronun kurulmasına yönelik düzenlemelerin, meslek kuruluşlarınınkanunla kurulacağına yönelik anayasal ilkeye aykırı olduğu dadeğerlendirilemez.
31. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilenhukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hakve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurupbunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durumve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargıdenetimine açık olan devlettir.
32. Hukuk devleti ilkesi gereğincekanunların kamu yararı amacını gerçekleştirmek amacıyla yapılması gerekir.Anayasa Mahkemesince kamu yararı konusunda yapılacak inceleme, kanunun kamuyararı amacıyla yapılıp yapılmadığının araştırılmasıyla sınırlıdır. Anayasa’nınçeşitli hükümlerinde yer alan kamu yararı kavramının Anayasa’da bir tanımıyapılmamıştır. Ancak Anayasa Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği gibikamu yararı; bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsalyarardır. Kamu yararı düşüncesi olmaksızın yalnız özel çıkarlar için veyasadece belli kişilerin yararına olarak kanun hükmü konulamaz. Böyle bir durumunaçık bir biçimde ve kesin olarak saptanması hâlinde söz konusu kanun hükmü Anayasa’nın2. maddesine aykırı düşer. Açıklanan istisnai hâl dışında bir kanun hükmününgereksinimlere uygun olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerle kamu yararınınsağlanabileceği kanun koyucunun takdirinde olduğundan bu kapsamda kamu yararıdeğerlendirmesi yapmak anayasa yargısıyla bağdaşmaz.
33. Kuralların yer aldığı Kanun’a konuteklifin komisyon görüşmeleri sırasında dile getirilen görüşlerde özellikleİstanbul, Ankara ve İzmir gibi illerde barolara kayıtlı avukat sayısının; aynıbaroya kayıtlı avukatların iletişim kurmasını, mesleki dayanışmasını, stajyeravukatların ve mesleğin başındaki avukatların gerekli eğitimleri almasını ciddianlamda aksatacak boyutlara ulaştığı, avukat sayısının çok fazla olmasındankaynaklı bu tür sorunların çözülmesi, avukatlık hukukuna ilişkin iş veişlemlerin yürütülmesinde yaşanan gecikmelerin ortadan kaldırılması ve barohizmetlerinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla beş bindenfazla avukat bulunan illerde asgari iki bin avukatla yeni bir baronun kurulabilmesineimkân tanındığı ifade edilmiştir. Bu yönüyle kuralın kamu yararı dışında başkabir amaç güttüğü söylenemez.
34. Aynı ilde birden fazla baronunkurulmasının; baroların ideolojik, etnik ve siyasi temelli ayrışmalarına nedenolacağı, bu durumun farklı çatışmalara zemin hazırlayabileceği, barolarınhukukun üstünlüğünü ve insan haklarını koruma görevini işlevsiz hâle getireceğiileri sürülmekte ise de belirtilen hususlar yerindelik kapsamında olup anayasaldenetimin konusu dışında kalmaktadır.
35. Avukatlar hakkında uygulanacakdisiplin işlem ve cezaları 1136 sayılı Kanun’un 134. ila 162. maddelerindedüzenlenmekte olup anılan maddeler avukat hakkında yapılacak disiplinişlemlerinde tüm barolar tarafından uygulanması zorunlu olan ortak hükümlerniteliğindedir. Aynı ilde birden fazla baronun kurulması durumunda her birbaro, üyesi olan avukat hakkında 1136 sayılı Kanun hükümleri uyarınca disiplinişlem ve cezalarını uygulamakla yükümlüdür. Kanun’un 157. maddesinin birincifıkrasında, disiplin kurulu kararlarına karşı, Cumhuriyet Savcısı veilgililere, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde TBB Disiplin Kurulunaitiraz edebilme imkânı da tanınmıştır. Dolayısıyla avukatlar hakkındauygulanacak disiplin cezaları bakımından nihai karar merci TBB Disiplin Kuruludur.Bu nedenle aynı ilde birden fazla baronun kurulmasının meslek disiplinibakımından farklı uygulamalara sebebiyet vermesi söz konusu değildir.
36. Kurallarda, sadece birden fazlabaronun kurulması öngörülmekte olup baroların siyasi faaliyette bulunabileceğineilişkin herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Baroların tamamı Anayasa’da ve1136 sayılı Kanun’da yer alan hak ve yükümlülüklere tabidir. Anayasa’nın 135.maddesinin üçüncü fıkrasında meslek kuruluşlarının kuruluş amaçları dışındafaaliyette bulunamayacağı belirtilmiş, dördüncü fıkrasında meslekkuruluşlarının organlarının seçimlerinde siyasi partilerin aday gösteremeyeceğiifade edilmiştir. Anılan maddenin altıncı fıkrasında da amaçları dışındafaaliyet gösteren meslek kuruluşlarının sorumlu organlarının görevine mahkemekararıyla son verileceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla baroların Anayasave Kanun’da belirtilen amaçları dışında faaliyette bulunmalarını engelleyecekhukuki tedbirlere yer verilmiştir. Bir ya da birden çok baronun kurulmuş olmasıbu durumu değiştirmemektedir. Kuralların savunma mesleğini siyasallaştıracağıyönündeki iddia ise uygulamaya yönelik bir sorun olup anayasallık denetimininkapsamı dışında kalmaktadır.
37. Bu itibarla aynı ilde birden fazlabaronun kurulmasına imkân tanıyan kurallar kanun koyucunun takdir yetkisikapsamında olup kuralların Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
38. Açıklanan nedenlerle kurallarAnayasa’nın 2. ve 135. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddigerekir.
Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, CelalMümtaz AKINCI ve M. Emin KUZ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralların Anayasa’nın 9., 13., 36. ve138. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
C. Kanun’un;
- 1. Maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 6.Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer alan “…yer barosu…” İbaresinin “…baro…”Şeklinde Değiştirilmesinin,
- 2. Maddesiyle 1136 Sayılı Kanun’un 15.Maddesinin Birinci Fıkrasının İkinci Cümlesine Eklenen “…ve staj yaptığıbaroya kayıtlı…” İbaresinin,
- 3. Maddesiyle 1136 Sayılı Kanun’un 16.Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan “…yer barosuna…” İbaresinin “…baroya…”Şeklinde Değiştirilmesinin,
- 4. Maddesiyle 1136 Sayılı Kanun’un 17.Maddesinin Birinci Fıkrasının (4) Numaralı Bendinde Yer Alan “…o baroyayazılı…” İbaresinin “…staj yaptığı baroya kayıtlı…” ŞeklindeDeğiştirilmesinin,
- 5. Maddesiyle 1136 Sayılı Kanun’un 42.Maddesinin Birinci Fıkrasının Birinci Cümlesine Eklenen “…avukatın kayıtlıolduğu…” ve “…kendi barosuna kayıtlı kayıtlı…” İbarelerinin,
- 9. Maddesiyle 1136 Sayılı Kanun’un 58.Maddesinin Birinci Fıkrasının İkinci Cümlesine Eklenen “…kayıtlı olunan…”İbaresinin,
- 11. Maddesiyle 1136 Sayılı Kanun’un64. Maddesinin Birinci Fıkrasına ve İkinci Fıkrasının Birinci Cümlesine Eklenen“…kayıtlı olduğu…” İbarelerinin ve Üçüncü Fıkrasının Birinci CümlesindeYer Alan “…baro…” İbaresinin “…kararı veren baronun…” ŞeklindeDeğiştirilmesinin,
- 14. Maddesiyle 1136 Sayılı Kanun’un67. Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan “…o yer barosu…” İbaresinin“…bu tespiti yapan baronun…” Şeklinde Değiştirilmesinin,
İncelenmesi
1. İptal Taleplerinin Gerekçesi
39. Dava dilekçesinde özetle; davakonusu kuralların, aynı ilde birden fazla baronun kurulmasını öngörendüzenlemelere uyum sağlamak amacıyla ihdas edildiği, bu nedenle aynı ildebirden fazla baronun kurulmasına yönelik Anayasa’ya aykırılık iddialarının davakonusu kurallar yönünden de geçerli olduğu belirtilerek kuralların Anayasa’nın2., 9., 13., 36., 135. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
40. 1136 sayılı Kanun’un 6. maddesininbirinci fıkrasında, Kanun’un 4. maddesindeki koşulları taşıyanlarınbaşvurdukları yer barosu levhasına yazılmalarını dilekçe ile isteyebileceklerihüküm altına alınmakta iken dava konusu kuralla anılan fıkrada yapılan ibaredeğişikliğiyle başvurulan baro levhasına yazılmanın dilekçe ile istenebileceğihüküm altına alınmıştır. Fıkrada yer alan “…baro…” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
41. Kanun’un 15. maddesinin birincifıkrasının ikinci cümlesinde avukatlık stajının altı aylık kısmının bir avukatyanında yapılması öngörülmekte iken dava konusu kuralla anılan cümleye eklenenibareyle avukatlık stajının altı aylık kısmının staj yapılan baroya kayıtlı biravukatın yanında yapılması öngörülmüştür. Cümlede yer alan “…ve staj yaptığı baroya kayıtlı…” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
42. Kanun’un 16. maddesinin birincifıkrasında avukatlık stajına başlamak için gerekli şartları taşıyanların, stajyapacakları yer barosuna bir dilekçe ile başvuracakları belirtilmekte iken davakonusu kuralla anılan fıkrada yapılan ibare değişikliğiyle, staj için gereklişartları taşıyanların staj yapacakları baroya başvurmaları öngörülmüştür.Fıkrada yer alan “…baroya…” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
43. Kanun’un 17. maddesinin birincifıkrasının (4) numaralı bendinde avukatlık stajına başvuru için baroya sunulandilekçeye eklenecek belgeler arasında sayılan tanıtma kâğıdının, o baroyayazılı iki avukat tarafından düzenleneceği öngörülmekte iken dava konusukuralla anılan bentte yapılan ibare değişikliğiyle tanıtma kâğıdının, stajyapılan baroya kayıtlı iki avukat tarafından düzenleneceği belirtilmiştir.Bentte yer alan “…stajyaptığı baroya kayıtlı…” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
44. Kanun’un 42. maddesinin birincifıkrasının birinci cümlesinde, bir avukatın ölümü veya meslekten yahut iştençıkarılması veya işten yasaklanması yahut geçici olarak iş yapamaz durumagelmesi hâllerinde, işleri geçici olarak takip etmek için baro başkanıtarafından bir avukatın görevlendirilmesi öngörülmekte iken dava konusukurallarla görevlendirme işleminin avukatın kayıtlı olduğu baro başkanıtarafından kendi barosuna kayıtlı avukatlar arasından yapılması öngörülmüştür.Anılan cümlede yer alan “…avukatınkayıtlı olduğu…” ve “…kendibarosuna kayıtlı…” ibareleri dava konusukuralları oluşturmaktadır.
45. Kanun’un 58. maddesinin birincifıkrasının ikinci cümlesinde, avukat yazıhaneleri ve konutlarının, mahkemekararı ile kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde,baro temsilcisinin katılımı ile aranabilmesi öngörülmekte iken dava konusukuralla söz konusu aramanın avukatın kayıtlı olduğu baronun temsilcisininkatılımı ile yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan cümlede yer alan “…kayıtlı olunan…” ibaresi dava konusu kuralıoluşturmaktadır.
46. Kanun’un 64. maddesinin birincifıkrasında, denetleme ve şikâyetle ilgili meselelerde avukatın, baro başkanınabilgi vermek ve istek üzerine dosyaları göndermek zorunda olduğu hüküm altınaalınmakta iken anılan fıkraya eklenen dava konusu kuralla avukatın buyükümlülüğünün kayıtlı olduğu baro başkanına yönelik olduğu belirtilmiştir.Anılan maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde, söz konusu yükümlülüğüyerine getirmeyen avukat hakkında, baro yönetim kurulunun on bin liradan yüzbin liraya kadar para cezası verebileceği hüküm altına alınmakta iken davakonusu kuralla bu yetki ilgili avukatın kayıtlı olduğu baro yönetim kurulunatanınmıştır. Maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde de para cezasınakarşı, tebliğinden itibaren on beş gün içinde baro disiplin kuruluna itirazolunabileceği hüküm altına alınmakta iken dava konusu kuralla anılan cümledeyapılan ibare değişikliğiyle para cezasına karşı itirazın kararı veren baronundisiplin kuruluna yapılabileceği belirtilmiştir. Maddenin birincifıkrasında ve ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…kayıtlı olduğu…” ibareleri ile üçüncüfıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…kararı veren baronun…” ibaresi dava konusu kuralları oluşturmaktadır.
47. Kanun’un 67. maddesinin birincifıkrasında bir avukatın, levhasında yazılı bulunduğu baro bölgesi dışındasürekli olarak avukatlık yapması veya disiplin cezası gerektiren bir eylemdebulunması durumunda, bu duruma ilişkin tutanağın o yer barosunun yönetim kurulutarafından düzenlenmesi öngörülmekte iken dava konusu kuralla anılan fıkradayapılan ibare değişikliğiyle tutanağın, tespiti yapan baro tarafından yapılmasıöngörülmüştür. Fıkrada yer alan “…butespiti yapan baronun…” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
48. Anayasa’nın 135. maddesinin birincifıkrasında, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kanunla kurulacağıhüküm altına alınmıştır. Buna göre baroların kuruluşu, organları, işleyişleri,bu kuruluşlara üyelik, üyelerin sorumlulukları gibi hususları belirleme yetkisianayasal ilkelere uygun olmak koşuluyla kanun koyucuya aittir.
49. 1136 sayılı Kanun’da barolarınkuruluşu, avukatların baro levhasına yazılması, baro tarafından geçici avukatgörevlendirilmesi, disiplin işlemleri gibi avukatlar ile barolar arasındakiilişkileri düzenleyen hükümler bir ilde tek bir baronun kurulması esasına göredüzenlenmiştir. Aynı ilde birden fazla baronun kurulmasına imkân tanınmasıylabirlikte Kanun’un avukatlar ile barolar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlerindede dava konusu kurallarla sistematik olarak değişikliklerin yapıldığıgörülmektedir. Kuralların gerekçesinde de birden fazla baro uygulamasına uyumsağlama amacıyla kuralların ihdas edildiği belirtilmiştir. Bu yönüyle kanunkoyucunun takdir yetkisi kapsamında kamu yararı amacıyla öngörüldüğü anlaşılankuralların Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
50. Diğer taraftan kurallar aynı ildebirden fazla baronun kurulmasını düzenleyen hükümlerden bağımsız olarakdeğerlendirildiğinde birden fazla baro kurulmamış olsa dahi uygulanacakniteliktedir. Nitekim baro levhasına yazılmak için baroya bir dilekçe ilebaşvurulması ya da avukatlık stajının ikinci altı aylık kısmının staj yapılanbaroya kayıtlı bir avukatın yanında yapılması gibi hususları düzenleyenkurallar aynı ilde birden fazla baronun kurulmaması durumunda da tek başınauygulanma kabiliyetini haizdir. Diğer bir ifadeyle aynı ilde birden fazlabaronun kurulup kurulmaması dava konusu kuralların uygulanma kabiliyetiniortadan kaldırmamaktadır.
51. Açıklanan nedenlerle kurallarAnayasa’nın 2. ve 135. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddigerekir.
Kuralların Anayasa’nın 9., 13., 36. ve138. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
Ç. Kanun’un;
- 6. Maddesiyle 1136 Sayılı Kanun’un 44.Maddesinde Yer Alan “…aynı baroya…” İbarelerinin “…aynı ilde kurulubarolardan herhangi birine…” Şeklinde Değiştirilmesinin,
- 8. Maddesiyle 1136 Sayılı Kanun’un 50.Maddesinin Birinci Fıkrasına Eklenen İkinci Cümlenin,
- 13. Maddesiyle 1136 Sayılı Kanun’un 66.Maddesinin Birinci Fıkrasına Eklenen İkinci Cümlenin,
- 21. Maddesiyle 1136 Sayılı Kanun’un Ek1. Maddesinin Birinci Fıkrasının Dördüncü Cümlesine Eklenen “…veya o ildebirden fazla baronun bulunması halinde bu barolardan birine…” İbaresinin,
- 23. Maddesiyle 5233 Sayılı Kanun’un 4. Maddesinin İkinci Fıkrasına Eklenen Altıncı ve Yedinci Cümlelerin,
- 24. Maddesiyle 5402 Sayılı Kanun’un 16. Maddesinin (1)Numaralı Fıkrasına Eklenen İkinci ve Üçüncü Cümlelerin,
- 25. Maddesiyle 5957 Sayılı Kanun’un 10. Maddesinin (2) NumaralıFıkrasına Eklenen Dördüncü ve Beşinci Cümlelerin,
- 26. Maddesiyle 6502 Sayılı Kanun’un 66. Maddesinin (2)Numaralı Fıkrasına Eklenen Üçüncü veDördüncü Cümlelerin,
İncelenmesi
1. İptal Taleplerinin Gerekçesi
52. Dava dilekçesinde özetle; davakonusu kuralların, aynı ilde birden fazla baronun kurulmasını öngörendüzenlemelere uyum sağlamak amacıyla ihdas edildiği, bu nedenle aynı ildebirden fazla baronun kurulmasına yönelik Anayasa’ya aykırılık iddialarının davakonusu kurallar yönünden de geçerli olduğu belirtilerek kuralların Anayasa’nın2., 9., 13., 36., 135. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
53. 1136 sayılı Kanun’un 44. maddesindeaynı baroya kayıtlı birden çok avukatın, birlikte çalışma ya da avukatlıkortaklığı şeklinde mesleki çalışmalarını yürütebilecekleri hüküm altınaalınmakta iken dava konusu kurallarla anılan maddede yapılan ibaredeğişiklikleriyle birden fazla baro kurulan illerde farklı barolara kayıtlıavukatların da aynı büroda birlikte çalışabileceği ya da avukatlık ortaklığıkurabileceği belirtilmiştir. Maddede yer alan “…aynı ilde kurulu barolardan herhangi birine…” ibareleri dava konusu kuralları oluşturmaktadır.
54. Kanun’un 50. maddesinin birincifıkrasının dava konusu ikinci cümlesinde birden fazla baronun bulunduğu illerdebaro için ayrılacak yerin TBB’ye tahsis edileceği ve TBB’nin, barolara kayıtlıavukat sayısını esas alarak bu yeri barolara tahsis edeceği hüküm altınaalınmıştır.
55. Kanun’un 66. maddesinin birincifıkrasının dava konusu ikinci cümlesinde, bir ilde birden fazla baronunbulunması hâlinde avukatın, bunlardan birinin levhasına yazılacağıbelirtilmiştir.
56. Kanun’un ek 1. maddesinin birincifıkrasının dördüncü cümlesinde, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisaditeşebbüslerinde kadrolu olarak görev yapan avukatların, baroya kaydolmadanavukatlık yapmak istediklerine yönelik bildirimi çalıştıkları yer barosunayapacakları hüküm altına alınmakta iken dava konusu kuralla anılan cümleye “…yerbarosuna…” ibaresinden sonra gelmek üzere “…veya o ilde birden fazlabaronun bulunması hâlinde bu barolardan birine…” ibaresi eklenmiştir.Böylece, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli vesürekli olarak avukatlık kadrosunda bulunup da baroya kaydolmadan avukatlıkyapmak isteyenlerin, çalıştıkları ilde birden fazla baronun bulunması hâlindebu barolardan herhangi birine bilgi verebilmesine imkân tanınmıştır.
57. 5233 sayılı Kanun’un 4. maddesininikinci fıkrasının ikinci cümlesinde baro yönetim kurulunca baroya kayıtlıolanlar arasından görevlendirilecek bir avukatın da zarar tespit komisyonunüyesi olduğu belirtildikten sonra dava konusu altıncı cümlesinde birden fazlabaro kurulan illerde komisyona üye görevlendirilmesinin, baroların eşit vedönüşümlü temsilinin esas alınarak yapılacağı ifade edilmiş, dava konusuyedinci cümlesinde görevlendirmeye ilişkin usul ve esasların TBB tarafındanhazırlanan yönetmelikte gösterileceği hüküm altına alınmıştır.
58. 5402 sayılı Kanun’un 16. maddesinin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde, ceza infaz kurumlarındansalıverilen hükümlülere yardımcı olmak amacıyla adli yargı ilk derecemahkemeleri adalet komisyonlarının bulunduğu yerlerde oluşturulan korumakurullarında baro temsilcisinin de yer alacağı belirtildikten sonra dava konusuikinci cümlesinde birden fazla baro kurulan illerde koruma kurullarına temsilcigörevlendirilmesinin baroların eşit ve dönüşümlü temsilinin esas alınarakyapılacağı belirtilmiş, dava konusu üçüncü cümlesinde de görevlendirmeyeilişkin usul ve esasların TBB tarafından hazırlanan yönetmelikte gösterileceğihüküm altına alınmıştır.
59. 5957 sayılı Kanun’un 10. maddesinin(2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde hal hakem heyetinde barotemsilcisinin de yer alacağı belirtildikten sonra dava konusu dördüncücümlesinde birden fazla baro kurulan illerde hal hakem heyetlerine üyegörevlendirilmesinin, baroların eşit ve dönüşümlü temsilinin esas alınarakyapılacağı ifade edilmiş, dava konusu beşinci cümlesinde de görevlendirmeyeilişkin usul ve esasların TBB tarafından hazırlanan yönetmelikte gösterileceğihüküm altına alınmıştır.
60. 6502 sayılı Kanun’un 66. maddesinin(2) numaralı fıkrasının (b) bendinde baro tarafından görevlendirilecek biravukatın tüketici hakem heyetinin üyesi olduğu belirtildikten sonra anılanfıkranın dava konusu üçüncü cümlesinde, birden fazla baro kurulan illerdetüketici hakem heyetlerine üye görevlendirilmesinin, baroların eşit vedönüşümlü temsilinin esas alınarak yapılacağı ifade edilmiş, dava konusudördüncü cümlesinde de görevlendirmeye ilişkin usul ve esasların TBB tarafındanhazırlanan yönetmelikte gösterileceği hüküm altına alınmıştır.
61. Dava konusu kurallar, aynı ildebirden fazla baro uygulamasına uyum sağlamaya yönelik olarak 1136, 5233, 5402,5957 ve 6502 sayılı Kanunlarda sistematik değişiklikler öngörmektedir. Birönceki başlık altında ifade edildiği üzere birden fazla baro uygulamasına uyumsağlama amacıyla ihdas edilen kurallar kanun koyucunun takdir yetkisikapsamındadır. Bu itibarla kuralların Anayasa’ya aykırı bir yönübulunmamaktadır.
62. Açıklanan nedenlerle kurallarAnayasa’nın 2. ve 135. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddigerekir.
Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, CelalMümtaz AKINCI ve M. Emin KUZ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralların Anayasa’nın 9., 13., 36. ve138. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
D. Kanun’un 18. maddesiyle 1136 sayılıKanun’un 114. Maddesinin İkinci FıkrasınınBirinci Cümlesinde Yer Alan “…ikişer…” İbaresinin “…üçer…” Şeklinde Değiştirilmesinin ve Değiştirilen Üçüncü Fıkrasınınİncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
63. TBB, bütün baroların katılmasıylaoluşan bir kuruluştur. 1136 sayılı Kanun’un 109. maddesinin ikinci fıkrasındaTBB’nin tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğuifade edilmiştir.
64. Kanun’da TBB’nin baroların üstkuruluşu olduğu yönünde bir hüküm bulunmamakla birlikte tüm barolarıilgilendiren konularda görev ve yetkileri bulunmaktadır. Kanun’un 110.maddesinde; baroları ilgilendiren konularda her baronun görüşünü öğrenip,ortaklaşa görüşmeler sonunda çoğunluğun düşünce ve görüşünü belirtmek,baroların çalışmalarını ortak amaca ulaşacak şekilde tasarlayıp meslekingelişmesini sağlamak, avukatlık mesleğinin daha cazip bir hâle getirilmesi vebu konuda yazılı amaçlara erişilebilmesi için düşünülecek çare ve tedbirlerigörüşmek üzere zaman zaman toplantılar düzenlemek gibi tüm barolarıilgilendiren konularda TBB’ye görevler verilmiştir.
65. Genel Kurul, TBB’nin en yüksekorganıdır. Genel Kurulun görevleri Kanun’un 117. maddesinde düzenlenmiştir.Anılan maddede Genel Kurula; TBB yönetim, disiplin ve denetim kurulları üyeleriile TBB başkanını seçmek gibi TBB’nin kurumsal yapısının oluşumuna ilişkingörevler verildiği gibi avukatların uymakla yükümlü olduğu meslek kurallarınıbelirleme gibi ilkesel kararlar alma yetkisi de tanınmıştır.
66. Genel Kurulun oluşumu Kanun’un 114.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede Genel Kurulun; barolardan seçilendelegeler, görevde bulunan baro başkanları ile TBB başkanlığı yapmış veyapmakta olan avukatlardan oluşması öngörülmüştür.
67. Maddenin ikinci fıkrasında,baroların Genel Kurula gönderecekleri delegelerin seçimine ilişkin usul veesaslar düzenlenmiştir. Anılan fıkranın birinci cümlesinde, Genel Kurulunbaroların avukatlıkta en az on yıl kıdemi olan üyeleri arasından gizli oylaseçecekleri ikişer delege ile kurulacağı hüküm altına alınmakta iken davakonusu kuralla bu sayı üçe çıkarılmıştır.
68. Ayrıca maddenin üçüncü fıkrasında,avukat sayısı yüzden fazla olan baroların, yüzden sonraki her üç yüz üye içinayrıca birer delege seçeceği hüküm altına alınmakta iken dava konusu diğerkuralla anılan fıkra değiştirilerek baro genel kurullarınca her beş bin üyeiçin birer delegenin seçilmesi öngörülmüştür.
69. Yapılan değişikliklerle barolarınTBB Genel Kurulunda üçer delege ile temsil edilmesi öngörülerek her bir baronunkurumsal olarak delege sayısı artırılmış, ayrıca baro genel kurullarınca herbeş bin üye için birer delege seçilmesi öngörülmüştür.
2. İptal Taleplerinin Gerekçesi
70. Dava dilekçesinde özetle; davakonusu kuralların, üye sayısı fazla olan baroların TBB Genel Kurulunda temsiloranını ölçüsüz şekilde azaltırken üye sayısı az olan baroların temsil oranınıartırdığı, az üyesi olan barolara orantısız bir güç verilmesinin ve binlerceüyesi olan baroların etkisinin ciddi şekilde azaltılmasının temsilde adaletilkesiyle bağdaşmadığı, temsildeki bu adaletsizliğin baroların kaynaklarını daönemli ölçüde etkileyeceği, barolara TBB tarafından önemli miktarda kaynakaktarıldığından Genel Kurulda alınacak kararlarla bu kaynakların dağıtımınayönelik olarak üye sayısı az olan barolara avantaj sağlanabileceği, bu durumunkamu kaynaklarının hakkaniyete aykırı bir şekilde dağıtılması sonucunudoğuracağı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 13., 67. ve 135. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. 114. Maddenin İkinci Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…ikişer…”İbaresinin “…üçer…” Şeklinde Değiştirilmesi
71. Hukuk devletinin en önemliilkelerinden biri de ölçülülük ilkesidir. Kanun koyucu, düzenlemeler yaparkenölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise elverişlilik, gereklilik veorantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik başvurulanönlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, gereklilik başvurulanönlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını ve orantılılık isebaşvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifadeetmektedir.
72. Anayasa’nın 135. maddesinin birincifıkrasında, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üstkuruluşlarının organlarının kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilenusullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçileceği belirtilerek bukuruluşların organlarının seçimle işbaşına gelme usulü benimsenmiştir. BöyleceAnayasa, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yönetim veişleyişlerinin demokratik hukuk devleti esaslarına uygun olmasını öngörmüş vekurum içi demokratik yapıyı sağlamıştır.
73. Anayasa Mahkemesinin yerleşikkararlarında da belirtildiği üzere herhangi bir kuruluşun oluşmasında seçimeyer verilmesi durumunda, bu kuruluşun yönetim ve işleyişinin de demokratikkurallara uygun olması gerekir (AYM, E.2010/80, K.2011/178, 29/12/2011;E.2011/63, K.2013/28, 14/2/2013). Adaletli bir hukuk düzeninin kurulabilmesi,diğer seçimlerin yanında kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerininseçimlerinde de seçime katılacakların adil bir biçimde temsil edilmesinebağlıdır. Adil temsilin sağlanmadığı bir seçimin demokratik olmasından ve hukukdevleti ilkesine uygunluğundan söz edilemez.
74. Demokrasinin olmazsa olmaz kuralıseçimdir. Demokratik seçimin en önemli niteliği, adil bir temsil ilkesinedayalı serbest, eşit ve genel oy esasını içermesidir. Diğer taraftan çoğulculukve yönetilenlerin yönetime dengeli bir biçimde katılımının sağlanması dademokratik hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez ögeleri arasındadır. Bu durumülke düzeyinde yapılan genel ve yerel seçimlerde geçerli olduğu gibi, herhangibir meslek örgütüne üye olanların çıkarlarını sağlamak ve mesleğin gelişmesinekatkıda bulunmayı amaçlayan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları içinde geçerlidir.
75. 1136 sayılı Kanun’un 114. maddesininikinci fıkrasında TBB Genel Kurulunun, baroların avukatlıkta en az on yılkıdemi olan üyeleri arasından gizli oyla seçecekleri ikişer delege ilekurulacağı hüküm altına alınmakta iken dava konusu kuralla bu sayı üçeçıkarılmış, ayrıca baro genel kurullarınca her beş bin üye için birer delegeseçilmesi öngörülmüştür. Kuralın gerekçesinde, kurumsal olarak baroların TBBGenel Kurulunda daha etkin bir şekilde temsil edilmesinin amaçlandığı ifadeedilmiştir.
76. TBB, bütün baroların katılımıylaoluşan bir kuruluştur. Genel Kurul büyük çoğunluğu baroların temsilcilerindenoluşan ve barolar adına kararlar alan, TBB’nin yetkili kurullarını seçen en üstkarar organıdır. Dolayısıyla baroların Genel Kurulda kurumsal olarak dengelibir şekilde temsil edilmesi çoğulcu demokrasi anlayışının gereğidir.
77. Barodelegeleri, baroların Genel Kuruldaki temsilcileridir. Barolar delegesayılarıyla orantılı şekilde Genel Kurulda temsil edilmektedirler. Dava konusukuralla baroların Genel Kuruldaki delege sayılarının artırılması, her birbaronun karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmasını sağlayacaktır.Böylece barolar Genel Kurula daha aktif bir şekilde katılım sağlayarakavukatlık mesleğine yönelik görüş ve önerilerini daha etkili bir şekildesavunabilecektir.
78. TBB’nin bütün baroların katılımıylaoluştuğu ve Genel Kurulun da TBB’nin en üst karar mercii olduğu gözetildiğindebaroların Genel Kurulda kurumsal olarak daha fazla delegeyle temsil edilmesiniöngören kuralın demokratik hukuk devletinin en önemli unsurları olan çoğulcu vekatılımcı demokrasi ilkelerinin gerçekleşmesi bakımından elverişli ve gerekliolmadığı söylenemez. Baroların TBB’de etkin bir şekilde temsil edilmesiamacıyla her bir baronun delege sayısının dava konusu kuralla üçeçıkarılmasıyla başvurulan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin kurulduğu anlaşılmakla kuralda bir orantısızlık da bulunmamaktadır.
79. Bu itibarla, baroların TBB GenelKurulunda dengeli bir şekilde temsil edilmesi amacıyla delege sayısının üçeçıkarılmasını öngören kuralda demokratik hukuk devleti ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
80. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 2. ve 135. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddigerekir.
Kuralın Anayasa’nın 13. ve 67.maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
b. 114. Maddenin Değiştirilen ÜçüncüFıkrası
81. 1136 sayılı Kanun’un 114. maddesininüçüncü fıkrasında, avukat sayısı yüzden fazla olan baroların, yüzden sonrakiher üç yüz üye için ayrıca birer delege seçeceği hüküm altına alınmakta ikendava konusu kuralla anılan fıkra değiştirilerek baro genel kurullarınca her beşbin üye için birer delege seçilmesi öngörülmüştür. Kurala göre beş binden fazlaüyesi olan barolar, Genel Kurula her beş bin üye için birer delege dahaseçebilecektir.
82. Kuralla üye sayısı fazla olanbaroların TBB Genel Kurulunda daha fazla delegeyle temsil edilmesininamaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle kuralın kamu yararı amacına dayanmadığısöylenemez.
83. TBB bütün baroların katılımıylaoluşan bir meslek birliği olduğu için önemli olan her baronun belli bir sayıylaGenel Kurulda temsil edilmesidir. Barolar ise kendilerine bağlı üye sayısınıtemsil edecek ölçüde kanun koyucunun takdir ettiği sayıda delegeyle GenelKurulda temsil edilecektir. Özellikle çok fazla üyesi bulunan baroların üyesayılarına göre Genel Kurulda temsil edilmeleri TBB’yle özdeşleşmeleri sonucunudoğurabilir. Dolayısıyla baroların Genel Kurulda dengeli bir şekilde temsiledilmesi sağlandıktan sonra üye sayısı fazla olan baroların Genel Kurulda hangioranda temsil edileceğini belirleme yetkisi kanun koyucuya aittir.
84. Diğer taraftan Kanun’un 77.maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle beş binden fazla avukatbulunan illerde asgari iki bin avukatla bir baro kurulabilmesine imkântanındığından avukat sayısı fazla olan illerde birden fazla barokurulabilecektir. Bu durumda aynı ilde kurulu her bir baro Genel Kurulda üçerdelege ile temsil edileceğinden avukat sayısı fazla olan illerin, Genel Kuruldadaha fazla delege ile temsil edilmesi mümkün olacaktır.
85. Dava dilekçesinde Kanun’un 114.maddesinin üçüncü fıkrasında avukat sayısı yüzden fazla olan baroların, yüzdensonraki her üç yüz üye için ayrıca birer delege seçeceği hüküm altına alınmaktaiken yapılan değişiklikle baro genel kurullarınca her beş bin üye için birerdelege seçilmesinin temsilde adalet ilkesiyle bağdaşmadığı ileri sürülmeklebirlikte kuralın temsilde adaleti sağlayıp sağlamadığının saptanmasında, dahaönceki düzenleme ile yapılacak kıyaslamanın değil mevcut düzenlemenin ortayaçıkardığı etkinin ve sonuçların dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenleanılan fıkranın, dava konusu kuralla değiştirilmeden önceki hâli ilekarşılaştırılması suretiyle yapılan değerlendirme, anayasal denetime esasoluşturmaz.
86. Bu itibarla baroların Genel Kurulagöndereceği üçer delegeye ilave olarak her beş bin üye için birer delege dahaseçmesini öngören kural kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup kuraldabaroların Genel Kurulda adil bir şekilde temsil edilmesi bakımından demokratikhukuk devleti ilkesini ve bu bağlamda ölçülülük ilkesini ihlal eden bir yön bulunmamaktadır.
87. Açıklanan nedenlerle kurallarAnayasa’nın 2. ve 135. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddigerekir.
Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, EnginYILDIRIM, M. Emin KUZ ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralların Anayasa’nın 13. ve 67.maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
E. Kanun’un 19. Maddesiyle 1136 Sayılı Kanun’un 115. Maddesinin Değiştirilen İkinciFıkrasının İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
88. Dava dilekçesinde özetle; TBB GenelKurulunun olağanüstü toplantıya çağrılmasına ilişkin kuralların demokratikhukuk devleti ilkesine uygun olması gerektiği, TBB Genel Kurulunun olağanüstütoplantıya çağrılması için on baronun talepte bulunması yeterli görülmekte ikendava konusu kuralla bu sayının yirmi beşe çıkarılması suretiyle Genel Kuruluntoplantıya çağrılmasının zorlaştırıldığı, bu durumun demokratik hukuk devletiilkesine aykırı olduğu, ayrıca kuralla Genel Kurulun seçim gündemiyleolağanüstü toplantıya çağrılması yasaklanarak TBB organlarının seçimle işbaşınagelmesinin engellendiği, Genel Kurulu toplantıya çağıramayan, gerektiğindeorganlarına ilişkin seçim yapamayan bir kurumun özerkliğinden söz edilemeyeceğibelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 67. ve 135. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. 115. Maddenin İkinci FıkrasınınBirinci Cümlesi
89. 1136 sayılı Kanun’un 115. maddesininbirinci fıkrasında, TBB Genel Kurulunun baro seçimlerinin yapıldığı yılınaralık ayında Ankara’da olağan toplantısını yapacağı belirtilmiş, ikincifıkrasının dava konusu birinci cümlesinde Yönetim Kurulunun doğrudan veya en azyirmi beş baronun yönetim kurullarının yazılı istemi üzerine Kanun’un 117. maddesindebelirtilen görev alanıyla sınırlı olmak kaydıyla, Genel Kurulu olağanüstütoplantıya çağıracağı hüküm altına alınmıştır.
90. Dava konusu kural öncesinde, en azon baronun yönetim kurullarının yazılı olarak istemesi durumunda Genel Kurulunolağanüstü toplantıya çağrılması öngörülmekte iken dava konusu kuralla bu sayıyirmi beşe çıkarılmıştır. Kurala göre Genel Kurulun barolar tarafındanolağanüstü toplantıya çağırılabilmesi için önceki duruma nazaran daha niteliklibir çoğunluk gerekmektedir.
91. Genel Kurul TBB’nin en yüksek kararorganı olarak TBB başkanını ve yetkili kurullarının üyelerini seçmek, YönetimKuruluna talimat vermek, bütçeyi onaylamak gibi TBB’nin kurumsal yapısınailişkin kararlar aldığı gibi Genel Kurulun uyulması zorunlu meslek kurallarınıtespit etmeye yönelik ilkesel kararlar alma yetkisi de bulunmaktadır. GenelKurulda alınan kararları uygulamak ise Yönetim Kurulunun görevidir. TBB’ninicra organı olan Yönetim Kurulu, Genel Kurulda alınan kararlar doğrultusunda veKanun’da verilen yetkiler çerçevesinde TBB’nin faaliyetlerini icra etmeklegörevlidir.
92. Genel Kurulun barolar tarafındanolağanüstü toplantıya çağrılabilmesi için en az yirmi beş baronun yazılıtalepte bulunmasını öngören kuralın, daha çok ilkesel kararlar almakla görevliolan Genel Kurulu sık aralıklarla toplantıya çağırarak Genel Kurul delegelerinimeşgul etmemek ve Yönetim Kurulunun devamlı surette Genel Kurulun baskısıaltında olmaksızın faaliyetlerini sürdürmesine imkân tanımak amacıyla ihdasedildiği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle kuralın yönetimde istikrarı sağlamakamacıyla öngörüldüğü ve bu amaca ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olduğusöylenebilir.
93. Mevcut baro sayısı gözetildiğindeGenel Kurulun olağanüstü toplantıya çağrılabilmesi için asgari yirmi beşbaronun talepte bulunmasını öngören kuralda ulaşılmak istenen amaç ile araçbakımından orantısızlık da bulunmamaktadır. Kaldı ki Kanun’un 117. maddesinin(6) numaralı bendi uyarınca Genel Kurul, olağan toplantısında gelecek GenelKurul toplantı zamanını ve yerini kararlaştırabileceği gibi TBB Yönetim Kuruluda Genel Kurulu her zaman olağanüstü toplantıya çağırabilecektir. Bu itibarlakural, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup kuralda demokratik hukukdevleti ilkesini ve Anayasa’nın 135. maddesindeki kuralları ihlal eden bir yön bulunmamaktadır.
94. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 2. ve 135. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddigerekir.
Kuralın Anayasa’nın 67. maddesiyleilgisi görülmemiştir.
b. 115. Maddenin İkinci Fıkrasınınİkinci Cümlesi
95. Dava konusu kuralla Genel Kurulunolağanüstü toplantılarında seçim yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.
96. Anayasa’nın 135. maddesinin birincifıkrasında, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının organlarının kendiüyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre seçileceği belirtildiğinden,TBB yetkili organlarının seçimine ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisikanun koyucuya aittir. Ancak kanun koyucu bu yetkisini kullanırken meslekkuruluşlarının özerk yapısını gözetmek zorundadır.
97. Özerklik, kişi ve kuruluşların kendifaaliyetlerine ilişkin kararları alma ve uygulama konusunda gerekli yetkiyledonatılmış olması anlamına gelmektedir. Bu aynı zamanda kurumların dış etkilerekarşı korunmasını ifade eder. Anayasa’nın 135. maddesinin birinci fıkrasında,kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının organlarının kendi üyeleritarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oylaseçileceği belirtilerek bu kuruluşlara idari özerklik tanınmıştır.
98. Meslek kuruluşlarının özerkliği;merkezi idareden bağımsız olarak karar ve yürütme organlarını seçebilme, ilgilimesleki faaliyetlerle sınırlı olmak üzere üyelerini ve örgütlerini bağlayıcıkarar alma ve uygulama, meslek mensuplarının uyacağı ilke ve kurallarıbelirleme ve üyeleri hakkında disiplin tedbirleri uygulama hak ve yetkisiniiçermektedir. Kamu kuruluşlarına özerklik tanınmasının nedeni faaliyetlerinihizmetin gereklerine ve kamu yararına uygun bir şekilde sürdürmelerini güvencealtına almaktır.
99. Öte yandan seçimler, demokratikdevletlerde yöneticilerin denetimi bakımından en önemli araçlardan biridir.Seçimlerin varlığı, yöneticilerin faaliyetlerinde daha özenli davranmalarınısağlar. Yöneticiler bir sonraki seçimlerde yeniden seçilebilmek içinyönetilenlerin taleplerine de azami ölçüde özen gösterir. Bu durum, karar veyönetim organları seçimle göreve gelen kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşları için de geçerlidir.
100. Kanun’da TBB yetkili kurullarınınüyelerinin Genel Kurul tarafından dört yıl için seçilmesi öngörülmüştür.Kanun’un 118. maddesinde Yönetim Kurulunun Genel Kurul tarafından seçilmesiöngörülmüş, 119. maddesinde de Yönetim Kurulunun görev süresinin dört yılolduğu hüküm altına alınmıştır. Bu durum, TBB başkanı, disiplin ve denetlemeKurullarının görev süreleri için de aynen geçerlidir.
101. Dava konusu kuralla olağanüstütoplantıda seçim yapılamayacağı hüküm altına aldığından, TBB yetkili kurullarıgörev süreleri olan dört yıl boyunca seçim yoluyla değiştirilemeyecektir. Dolayısıylakural, TBB yetkili kurullarının görev süresi bitmeden seçim yoluyladeğiştirilmesini önlemektedir.
102. Kuralın, TBB yetkili kurullarınınseçim baskısı altında olmadan görevlerini icra etmeleri amacıyla ihdas edildiğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralın kamu yararı amacıyla düzenlendiği açıktır.TBB’de yetkili kurulların belirlenmesine yönelik seçimlerin belli bir takvimçerçevesinde yapılması yönetimde istikrarın bir gereği olarak görülebilir. TBByetkili kurullarının seçim baskısı altında olmalarının, görevlerini etkin birşekilde icra etmelerini zorlaştırabileceği de ileri sürülebilir. Bu nedenle,Genel Kurulun olağanüstü toplantısında seçim yapılamayacağına yönelik kuralınyönetimde istikrarın sağlanması bakımından elverişli ve gerekli bir araçolmadığı söylenemez.
103. Kuralda, Genel Kurulun sadece olağanüstütoplantılarında seçim yapılamayacağı öngörülmekte olup TBB yetkili kurullarınınseçimle göreve gelmesinin ortadan kaldırılması gibi bir durum söz konusudeğildir. TBB yetkili kurullarını seçme yetkisi yine Genel Kurula aittir. Buitibarla TBB Genel Kurulunun olağanüstü toplantısında seçim yapılamayacağınıöngören kural kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup kuralda demokratikhukuk devleti ilkesini ve bu bağlamda ölçülülük ilkesini zedeleyen ya da meslekkuruluşlarının özerkliğini ortadan kaldıran bir yön bulunmamaktadır.
104. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 2. ve 135. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddigerekir.
Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, EnginYILDIRIM, M. Emin KUZ ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 67. maddesiyleilgisi görülmemiştir.
F. Kanun’un 20. Maddesiyle 1136 SayılıKanun’un 177. Maddesine Eklenen İkinci Fıkranın İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
105. Dava dilekçesinde özetle; davakonusu kuralın, aynı ilde birden fazla baronun kurulmasını öngörendüzenlemelere uyum sağlamak amacıyla ihdas edildiği, bu nedenle aynı ildebirden fazla baronun kurulmasına yönelik Anayasa’ya aykırılık iddialarının davakonusu kural yönünden de geçerli olduğu, birden fazla baro bulunan illerde adliyardım bürosunun oluşumunda eşitlik ilkesine göre temsil esasının benimsenmesisuretiyle baroların üye sayısının dikkate alınmamasının adli yardım bürolarınınişleyişinde büyük baroların etkisizleştirilmesine ve adaletsiz kararların alınmasınaneden olacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 9., 13., 36., 135. ve 138.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
106. Kanun’un 177. maddesinin davakonusu ikinci fıkrasında, birden fazla baronun bulunduğu illerde adlî yardımbürosunun, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacağı, bürodagörevlendirmenin, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağı,adlî yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkinusul ve esasların TBB Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığıncaonaylanan yönetmelikte gösterileceği hüküm altına alınmıştır.
107. Adlî yardım, avukatlık ücretlerinive diğer yargılama giderlerini karşılama imkânı bulunmayanlara Kanun’da yazılıavukatlık hizmetlerinin sağlanması amacıyla düzenlenmiş bir müessesedir. Kanun’un177. maddesinin birinci fıkrası uyarınca adlî yardım hizmeti, baromerkezlerinde baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adlîyardım bürosu tarafından yürütülmektedir. Adlî yardım ise esas olarak adlîyardım büroları tarafından görevlendirilen avukat tarafından yerinegetirilmektedir. Adlî yardım bürolarının görevi, avukatlık ücretlerini ve diğeryargılama giderlerini karşılama imkânı bulunmayan kişilere yapılacak adlîyardım hizmetlerinin koordinasyonunu sağlamaktan ibarettir.
108. Kuralla, birden fazla barouygulamasına uyum sağlama amacıyla birden fazla baro bulunan illerde adlîyardım bürolarının oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.Kurala göre birden fazla baro bulunan illerde adli yardım bürolarında barolareşit şekilde temsil edilecektir. Adlî yardım hizmetlerini koordine etmeklegörevli olan adli yardım bürolarında baroların eşit şekilde temsil edilmesiniöngören kural kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup birden fazla barouygulamasına uyum sağlama amacıyla ihdas edilen kuralın kamu yararı dışındabaşka bir amaç güttüğü söylenemez.
109. Diğer taraftan, kuralda adli yardımkapsamında avukat görevlendirmesinin o ildeki avukatlar arasında eşitlikgözetilerek yapılacağı belirtilerek ilde görev yapan tüm avukatların eşit birşekilde adlî yardım hizmetlerinde görev almasına imkân tanınmıştır. Bu yönüylekuralın avukatlar arasında herhangi bir adaletsizliğe sebebiyet verdiği dedeğerlendirilemez. Kuralda demokratik hukuk devleti ilkesini veya Anayasa’nın135. maddesinde yer alan kuralları zedeleyen bir yön bulunmamaktadır.
110. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 2. ve 135. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, CelalMümtaz AKINCI ve M. Emin KUZ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 9., 13., 36. ve 138.maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
G. Kanun’un 22. Maddesiyle 1136 SayılıKanun’a Eklenen Geçici 23. Maddeninİncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
111. Dava dilekçesinde özetle;Anayasa’nın 67. maddesinin son fıkrasında yer alan seçim kanunlarında yapılandeğişikliklerin bir yıl içinde yapılan seçimlerde uygulanmayacağına yönelik kuralınınbaro seçimleri için de geçerli olduğu, bu nedenle TBB ve baro seçimlerinin 2020yılı Ekim ve Aralık aylarında yapılmasını öngören kuralın anılan anayasalilkeyle bağdaşmadığı, Anayasa’nın 135. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca kamukurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının seçilmiş organlarının ancak yargıkararı ile görevlerine son verilebileceği, dava konusu kuralda ise görevsüreleri dolmadan TBB ve baroların organlarının yeniden seçilmesininöngörüldüğü belirtilerek kuralın Anayasa’nın 67. ve 135. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
112. Dava konusu kuralda görevsürelerine bakılmaksızın tüm barolarda baro başkanlığı, yönetim, disiplin vedenetleme kurulu üyelikleri ile TBB delege seçimlerinin 2020 yılı Ekim ayınınilk haftasında; TBB başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kuruluüyelikleri seçimlerinin ise 2020 yılı Aralık ayı içinde yapılmasıöngörülmüştür.
113. Anayasa’nın 135. maddesinin birincifıkrasında, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının organlarının kendi üyeleritarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oylaseçileceği belirtilmiş, altıncı fıkrasında ise amaçları dışında faaliyetgösteren meslek kuruluşlarının sorumlu organlarının görevine, kanununbelirlediği merciin veya Cumhuriyet savcısının talebi üzerine mahkeme kararıylason verileceği hüküm altına alınmıştır.
114. Anılan hükümler uyarınca kamukurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının seçilmiş organlarının görevlerineson verme yetkisi, usul ve yetkide paralellik ilkesi uyarınca bu kuruluşlarınyetkili organları ile yargı mercilerine aittir. Diğer taraftan meslekkuruluşlarının organlarının seçim sistemine yönelik yapısal değişikliklerdenkaynaklanan istisnai durumlarda, görev sürelerine etki eden kanuni düzenlemelerinyapılabileceğinin kabul edilmesi gerekir.
115. Barolarda, baro başkanı ve yetkilikurullarının üyeleri ile TBB delegelerini seçme görevi 1136 sayılı Kanun’un 81.maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca baronun en yüksek organı olan genelkurula verilmiştir.
116. Kanun’un 91. maddesinde baroyönetim kurulunun görev süresinin iki yıl olduğu belirtilmiştir. Bu süre, barobaşkanı, disiplin ve denetleme kurulları ile TBB delegeleri için de aynengeçerlidir. Dolayısıyla baro genel kurulunun olağan toplantısında, baro başkanıve yetkili kurulları ile TBB delegeleri iki yıllığına seçilmektedir.
117. Baro genel kurulunun olağantoplantı tarihi Kanun’un 82. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, genelkurulun iki yılda bir ekim ayının ilk haftası içinde baro başkanının davetiüzerine gündemindeki maddeleri görüşmek üzere toplanacağı hüküm altınaalınmakta iken 7249 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle anılan maddede yapılan ibaredeğişikliğiyle genel kurulun son rakamı çift olan yıllarda olmak kaydıyla ikiyılda bir ekim ayının ilk haftası içinde toplanması öngörülmüştür. Böylece tümbarolar, olağan genel kurul toplantısını sonu çift rakamla biten yılların ekimayında yapacaktır.
118. Değişikliğin gerekçesinde, mevcuthükümlere göre baroların kurulduğu yıllar sebebiyle baro genel kurullarınıntekli veya çiftli yıllarda yapılabildiği, bu durumun TBB’ye farklı yıllardadelege gönderilmesine neden olduğu, ayrıca aynı ilde birden fazla baronunkurulması hâlinde tüm il barolarının genel kurullarının, baroların kuruluştarihine bakılmaksızın belirli bir düzen içinde ve aynı tarihlerde yapılmasınınamaçlandığı ifade edilmiştir.
119. Yapılan değişikliğe koşut olarakTBB’nin olağan toplantı tarihinde de değişiklik yapılmıştır. TBB başkanı ileyetkili kurullarının üyelerini seçme görevi, TBB’nin en yüksek organı olanGenel Kurula aittir. Genel Kurulun olağan toplantısında TBB başkanı ve yetkilikurularının üyeleri dört yıllığına seçilmektedir.
120. Kanun’un 115. maddesinin birincifıkrasında TBB Genel Kurulunun iki yılda bir, evvelki Genel Kurulun tayinedeceği zaman ve yerde olağan toplantısını yapacağı hüküm altına alınmakta iken7249 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle anılan fıkrada değişiklik yapılarak GenelKurulun, baro seçimlerinin yapıldığı yılın aralık ayında Ankara’da olağantoplantısını yapacağı belirtilmiştir.
121. Değişikliğin gerekçesinde,baroların genel kurul toplantı tarihlerinde değişiklik yapılarak olağantoplantının son rakamı çift olan yıllarda olmak şartıyla iki yılda bir ekimayının ilk haftası içinde yapılmasının öngörüldüğü, bu düzenlemeye uyumsağlamak amacıyla Birlik Genel Kurulunun baro seçimlerinden sonra o yılınaralık ayında Ankara’da yapılmasının öngörüldüğü ifade edilmiştir.
122. Görüldüğü üzere yapılandeğişikliklerle baro genel kurulları ile TBB Genel Kurulunun olağan toplantıtarihinde sistematik bir değişikliğe gidilmiştir. Buna göre barolar, son rakamıçift olan yılların ekim ayında olağan genel kurul toplantılarını yaparak barobaşkanı ve yetkili kurullarının üyeleri ile TBB delegelerini seçecek; TBB GenelKurulu da seçilen bu delegelerle aynı yılın aralık ayında olağan toplantısınıyaparak süreleri dolmuş ise TBB başkanı ve yetkili kurullarının üyeleriniseçecektir.
123. Dava konusu kuralda ise görevsürelerine bakılmaksızın tüm barolarda baro başkanlığı, yönetim, disiplin vedenetleme kurulu üyelikleri ile TBB delege seçimlerinin 2020 yılı Ekim ayınınilk haftasında; TBB başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kuruluüyelikleri seçimlerinin ise 2020 yılı Aralık ayı içinde yapılmasıöngörülmüştür.
124. Kuralın gerekçesinde, TBB ve baroyetkili kurullarının seçim takviminde yapılan değişikliklerin uygulamayageçirilmesinin amaçlandığı ifade edilmiştir. Böylece baro genel kurullarının,son rakamı çift olan yıllarda olmak şartıyla iki yılda bir ekim ayının ilkhaftası içinde yapılmasını öngören düzenleme 2020 yılının Ekim ayında; TBBGenel Kurulunun baro seçimlerinden sonra o yılın aralık ayında yapılmasınıöngören düzenleme de 2020 yılı Aralık ayında fiilen uygulanmaya başlayacaktır.Diğer bir ifadeyle dava konusu kural uyarınca baro seçimleri 2020 yılı Ekimayının ilk haftasında; TBB yetkili kurullarının seçimi de aynı yılın aralıkayında yapılarak baro ve TBB’nin yeni seçim takvimi fiilen yürürlüğegirecektir. Bu itibarla kuralın TBB ve baroların seçim takviminde yapılandeğişikliğe koşut olarak bu değişikliklerin 2020 yılında fiilen yürürlüğegirmesine imkân tanımak amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
125. Kuralla TBB’nin ve tüm barolarınbaşkan ve yetkili kurullarının üyelerinin görev sürelerine bakılmaksızınyeniden seçilmesi öngörüldüğünden 2020 yılı Ekim ayı itibarıyla görev süresisona ermese dahi mevcut baro başkanları ve yetkili kurullarının üyeleri ile TBBdelegelerinin görev süresi kendiliğinden sona erecektir. Yine TBB başkanının veyetkili kurullarının üyelerinin görev süresi de 2020 yılı Aralık ayı itibarıylakendiliğinden sona erecektir.
126. 1136 sayılı Kanun’un 77. maddesindeyapılan değişikliklerle aynı ilde birden fazla baro kurulmasına imkân tanınmış,114. maddesinde yapılan değişikliklerle de TBB Genel Kurulunun delege yapısındaköklü değişikliklere gidilmiştir. Ayrıca TBB ile baroların seçim takviminde yapılandeğişikliklerle baroların olağan genel kurul toplantılarını son rakamı çiftolan yılların ekim ayında; TBB Genel Kurulunun olağan toplantısını da aynıyılın aralık ayında yapması öngörülmüştür. Barolar ile TBB Genel Kurulununoluşumundaki yapısal değişikliklerle birlikte bu kuruluşların seçimtakvimlerinde de değişikliğe gidilerek seçim takvimlerinin yeknesaklaştırılmasıamaçlanmıştır.
127. Ancak mevcut durumda barolarınkuruluş yıllarının farklı olması nedeniyle her bir baronun olağan genel kurulufarklı tarihlerde toplanmakta, bundan dolayı seçilmiş organlarının görevsüreleri de farklı tarihlerde sona ermektedir. Bu nedenle TBB ile barolarıngerek yapılarında gerekse de seçim takvimlerinde yapılan değişikliklerinuygulamaya geçirilmesi için belirli bir tarihin esas alınması gerekmektedir.Dava konusu kuralla baro seçimlerinin 2020 yılı Ekim ayının ilk haftasında, TBBseçimlerinin de 2020 yılı Aralık ayı içinde yapılması öngörülerek yapılandeğişikliklerin uygulamaya geçirilmesi amaçlanmıştır. Dolayısıyla dava konusukuralla TBB ve barolarda; mevcut başkan ve yetkili kurullarının üyeleriningörev sürelerine bakılmaksızın yeniden seçime gidilmesi, bu kuruluşların gerekyapılarında gerekse de seçim takvimlerindeki değişikliklerden kaynaklanmaktaolup kuralın kamu yararına aykırı olduğu söylenemez.
128. Öte yandan kuralla baro ve TBBseçimlerinin 2000 yılı Ekim ve Aralık aylarında yapılması öngörülmekte olup adıgeçen meslek kuruluşlarının yetkili kurullarının seçimle göreve gelmesininortadan kaldırılması gibi bir durum söz konusu değildir. TBB ile barolarınorganlarını seçme yetkisi yine adı geçen kuruluşların yetkili kurullarınaaittir.
129. Bu itibarla görev sürelerinebakılmaksızın tüm barolarda baro başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetlemekurulu üyelikleri ile TBB delege seçimlerinin 2020 yılı Ekim ayının ilkhaftasında; TBB başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleriseçimlerinin ise 2020 yılı Aralık ayı içinde yapılmasını öngören kural kanunkoyucunun takdir yetkisi kapsamında olup kuralda Anayasa’nın 135. maddesiniihlal eden bir yön bulunmamaktadır.
130. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 135. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, EnginYILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI, M. Emin KUZ ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşekatılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 67. maddesiyleilgisi görülmemiştir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
131. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralların uygulanmalarıhâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerekyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
11/7/2020 tarihli ve 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ileBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. Tümüne,
B. 1. maddesiyle19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 6. maddesinin birincifıkrasında yer alan “…yer barosu…” ibaresinin “…baro…” şeklindedeğiştirilmesine,
C. 2. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 15. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesine eklenen“…ve staj yaptığı baroya kayıtlı…” ibaresine,
Ç. 3. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 16.maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…yer barosuna…” ibaresinin “…baroya…”şeklinde değiştirilmesine,
D. 4. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 17.maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “…o baroyayazılı…” ibaresinin “…staj yaptığı baroya kayıtlı…” şeklindedeğiştirilmesine,
E. 5.maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 42. maddesinin birinci fıkrasının birincicümlesine eklenen “…avukatın kayıtlı olduğu…” ve “…kendi barosunakayıtlı…” ibarelerine,
F. 6. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 44.maddesinde yer alan “…aynı baroya…” ibarelerinin “…aynı ilde kurulubarolardan herhangi birine…” şeklinde değiştirilmesine,
G. 8. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 50.maddesinin birinci fıkrasına eklenen ikinci cümleye,
Ğ. 9. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 58.maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesine eklenen “…kayıtlı olunan…”ibaresine,
H. 11. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 64.maddesinin;
1. Birincifıkrasına ve ikinci fıkrasının birinci cümlesine eklenen “…kayıtlı olduğu…”ibarelerine,
2.Üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…baro…” ibaresinin “…kararıveren baronun…” şeklinde değiştirilmesine,
I. 13. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 66.maddesinin birinci fıkrasına eklenen ikinci cümleye,
İ. 14. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 67.maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…o yer barosu…” ibaresinin “…butespiti yapan baronun…” şeklinde değiştirilmesine,
J. 15. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 77.maddesinin;
1.Birinci fıkrasına eklenen üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci,sekizinci, dokuzuncu, onuncu, on birinci ve on ikinci cümlelere,
2.Üçüncü fıkrasına eklenen ikinci cümleye,
K. 18. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 114.maddesinin;
1. İkincifıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ikişer…” ibaresinin “…üçer…”şeklinde değiştirilmesine,
2. Değiştirilen üçüncü fıkrasına,
L. 19. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 115. maddesinindeğiştirilen ikinci fıkrasının birinci veikinci cümlelerine,
M. 20. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 177.maddesine eklenen ikinci fıkraya,
N. 21. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un ek 1.maddesinin birinci fıkrasının dördüncü cümlesine eklenen “…veya o ildebirden fazla baronun bulunması hâlinde bu barolardan birine…” ibaresine,
O. 22. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’a eklenengeçici 23. maddeye,
Ö. 23. maddesiyle 17/7/2004 tarihli ve 5233sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması HakkındaKanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen altıncı ve yedinci cümlelere,
P. 24. maddesiyle 3/7/2005 tarihli ve 5402sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 16. maddesinin (1) numaralıfıkrasına eklenen ikinci ve üçüncü cümlelere,
R. 25. maddesiyle 11/3/2010 tarihli ve 5957sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan DiğerMalların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 10. maddesinin (2) numaralıfıkrasına eklenen dördüncü ve beşinci cümlelere,
S. 26. maddesiyle 7/11/2013 tarihli ve 6502sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (2) numaralıfıkrasına eklenen üçüncü ve dördüncü cümlelere,
yönelik iptal talepleri 1/10/2020 tarihli ve E.2020/60,K.2020/54 sayılı kararla reddedildiğinden Kanun’un tümüne, maddesine,fıkrasına, cümlelerine, ibarelerine ve ibare değişikliklerine ilişkin yürürlüğündurdurulması taleplerinin REDDİNE,
1/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
V. HÜKÜM
11/7/2020 tarihli ve7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına DairKanun’un;
A. Tümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
B. 1. maddesiyle 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı AvukatlıkKanunu’nun 6. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…yer barosu…”ibaresinin “…baro…” şeklinde değiştirilmesinin Anayasa’ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
C. 2. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 15. maddesininbirinci fıkrasının ikinci cümlesine eklenen “…ve staj yaptığı baroyakayıtlı…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
Ç. 3. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 16. maddesininbirinci fıkrasında yer alan “…yer barosuna…” ibaresinin “…baroya…”şeklinde değiştirilmesinin Anayasa’ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNEOYBİRLİĞİYLE,
D. 4. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 17. maddesininbirinci fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “…o baroya yazılı…”ibaresinin “…staj yaptığı baroya kayıtlı…” şeklinde değiştirilmesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
E. 5. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 42. maddesininbirinci fıkrasının birinci cümlesine eklenen “…avukatın kayıtlı olduğu…”ve “…kendi barosuna kayıtlı…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
F. 6. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 44. maddesinde yeralan “…aynı baroya…” ibarelerinin “…aynı ilde kurulu barolardanherhangi birine…” şeklinde değiştirilmesinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, EnginYILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI ile M. Emin KUZ’un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
G. 8. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 50. maddesininbirinci fıkrasına eklenen ikinci cümleninAnayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI ile M.Emin KUZ’un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
Ğ. 9. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 58. maddesinin birincifıkrasının ikinci cümlesine eklenen “…kayıtlı olunan…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
H. 11. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 64. maddesinin;
1. Birinci fıkrasına ve ikinci fıkrasınınbirinci cümlesine eklenen “…kayıtlı olduğu…” ibarelerinin,
2. Üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde yeralan “…baro…” ibaresinin “…kararı veren baronun…” şeklindedeğiştirilmesinin,
Anayasa’ya aykırıolmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
I. 13. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 66. maddesininbirinci fıkrasına eklenen ikinci cümleninAnayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI ile M.Emin KUZ’un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
İ. 14. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 67. maddesininbirinci fıkrasında yer alan “…o yer barosu…” ibaresinin “…bu tespitiyapan baronun…” şeklinde değiştirilmesininAnayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
J. 15. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 77. maddesinin;
1. Birinci fıkrasına eklenen üçüncü, dördüncü,beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu, onuncu, on birinci ve onikinci cümlelerin,
2. Üçüncü fıkrasına eklenen ikinci cümlenin,
Anayasa’ya aykırıolmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE, ZühtüARSLAN, Engin YILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI ile M. Emin KUZ’un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
K. 18. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 114. maddesinin;
1. İkinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan“…ikişer…” ibaresinin “…üçer…” şeklinde değiştirilmesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. Değiştirilen üçüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, EnginYILDIRIM, M. Emin KUZ ile Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
L. 19. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 115. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının;
1. Birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. İkinci cümlesinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, M. Emin KUZ ile Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
M. 20. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 177. maddesineeklenen ikinci fıkranın Anayasa’ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, ZühtüARSLAN, Engin YILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI ile M. Emin KUZ’un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
N. 21. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un ek 1. maddesininbirinci fıkrasının dördüncü cümlesine eklenen “…veya o ilde birden fazlabaronun bulunması hâlinde bu barolardan birine…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Celal MümtazAKINCI ile M. Emin KUZ’un karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
O. 22. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’a eklenen geçici 23. maddenin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, EnginYILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI, M. Emin KUZ ile Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
Ö. 23. maddesiyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör veTerörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un 4.maddesinin ikinci fıkrasına eklenen altıncı ve yedinci cümlelerin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerininREDDİNE, Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, CelalMümtaz AKINCI ile M. Emin KUZ’un karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
P. 24. maddesiyle 3/7/2005 tarihli ve 5402 sayılı DenetimliSerbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 16. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenenikinci ve üçüncü cümlelerin Anayasa’yaaykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI ile M.Emin KUZ’un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
R. 25. maddesiyle 11/3/2010 tarihli ve 5957 sayılı Sebze veMeyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların TicaretininDüzenlenmesi Hakkında Kanun’un 10. maddesinin (2) numaralı fıkrasına eklenendördüncü ve beşinci cümlelerin Anayasa’yaaykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI ile M.Emin KUZ’un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
S. 26. maddesiyle 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılıTüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (2) numaralı fıkrasınaeklenen üçüncü ve dördüncü cümlelerin Anayasa’yaaykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI ile M.Emin KUZ’un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
1/10/2020 tarihindekarar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Mahkememiz çoğunluğu (a) aynı ilde birdenfazla baro kurulmasına, (b) Türkiye Barolar Birliği (TBB) Genel Kurulunabaroların ayrıca her beşbin üye için birer delege seçmesine, (c) TBB GenelKurulunun olağanüstü toplantılarında seçim yapılamamasına ve (d) görevsürelerine bakılmaksızın baro ve TBB organlarının seçimlerinin 2020 yılınınEkim ve Aralık aylarında yapılmasına dair kuralların Anayasa’ya aykırıolmadığına karar vermiştir. Aşağıda açıklanan gerekçelerle bu görüşe katılmaimkânı olmamıştır.
a. Aynı ilde birden fazla baro kurulmasınailişkin kurallar
2. 11/7/2020 tarihli ve 7249 sayılı AvukatlıkKanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (Kanun) 15.maddesiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 77. maddesinin birinci fıkrasınaeklenen üç ila on ikinci cümleler ile üçüncü fıkrasına eklenen cümle davakonusu kuralları oluşturmaktadır. Kurallar aynı ilde birden fazla barokurulmasına imkân tanımakta ve buna dair usul ve esasları belirlemektedir.
3. 1136 sayılı Kanun’un 77. maddesinin birincicümlesine göre “Bölgesi içinde en az otuz avukat bulunan her il merkezindebir baro kurulur”. Dava konusu üçüncü cümle gereğince de “Beşbindenfazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabilir”.
4. Dava konusu kuralla beşbinden fazlaavukatın bulunduğu illerde “çoklu baro” olarak ifade edilen ve birdenfazla baronun faaliyet gösterebileceği yeni bir durumun ortaya çıktığıanlaşılmaktadır. Bu sistemde Avukatlık Kanunu’nun “en az otuz avukat bulunanher il merkezinde bir baro kurulur” hükmünce zorunlu olarak kurulanbaro ile “beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla birbaro kurulabilir” hükmü uyarınca ihtiyari olarakkurulabilecek baro veya barolar bulunmaktadır.
5. Anayasa’nın 135. maddesi kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşlarının birden fazla olamayacağına dair bir hüküm içermemektedir.Bu kuruluşların anayasal görev ve amaçları da böyle bir yasağı ilzametmemektedir. Barolar dahil kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının birveya birden fazla olması bir yerindelik meselesidir. Bu anlamda konu kanunkoyucunun takdir yetkisi kapsamındadır. Çoğunluğun bu yöndeki gerekçesinekatılılıyorum.
6. Bununla birlikte kuralların Anayasa’nın135. maddesinde yer alan “kanunla kurulma” şartını sağlamadığıkanaatindeyim. Çoğunluk “aynı ilde birden fazla baro, ancak Kanun’dabelirtilen koşulların gerçekleşmesi durumunda mümkün olup baroların kuruluşununavukatların iradesine bırakılması söz konusu değildir” demek suretiyle kamukurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kanunla kurulması gerektiğineyönelik anayasal ilkeye aykırılık olmadığı sonucuna ulaşmıştır (§ 30).
7. Bu görüşe iki nedenle katılma imkânıyoktur. Birincisi, çoğunluk baroların bir kamu tüzel kişisi olduğu ve kamutüzel kişiliklerinin Anayasa’nın 123. maddesine göre kuruldukları gerçeğinidikkate almamıştır. İkincisi, kurallar belli şartlar altında aynı ilde birdenfazla baronun kurulmasını tamamen avukatların iradesine bırakmaktadır.
8. Anayasa’nın 123. maddesine göre kamu tüzelkişilikleri “ancak kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur”.Anayasa’nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasının üçüncü cümlesi uyarıncaAnayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığıkararnamesi çıkarılamaz. Anayasa’nın “Kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşları” kenar başlıklı 135. maddesinde bu kuruluşların “kanunlakurulan ... kamu tüzel kişilikleri” olduğu belirtilmektedir. Bu durumdabaroların kanunla kurulması gerektiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
9. Baroların kuruluşuna ilişkin hükümlerideğerlendirirken Anayasa’nın 123. maddesindeki değişikliği dikkate almazorunluluğu vardır. Şayet kamu tüzel kişiliğinin kurulmasına ilişkinAnayasa’nın 123. maddesi hükmü 2017 yılında değiştirilmemiş olsaydı, davakonusu kuralın bu maddeye aykırı olmadığı savunulabilirdi. Zira değiştirilmedenönce 123. madde “Kamu tüzel kişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkçaverdiği yetkiye dayanılarak kurulur” şeklindeydi. Dava konusukurallar, aynı ilde kamu tüzel kişiliğine sahip birden fazla baronun bazışartlar altında kurulabilmesine imkân sağlamaktadır. Bu barolar da kanununaçıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulabilecekti.
10. Halbuki kamu tüzel kişiliğinin kuruluşunailişkin anayasal hüküm değişmiş, artık kanunun açıkça verdiği yetkiyedayanılarak kamu tüzel kişiliği kurulması imkânı kaldırılmıştır. Bunun yerineyeni hükümet sisteminin mantığına da uygun olarak kamu tüzel kişiliğininkanunla veya kanunun herhangi bir yetki vermesine gerek olmaksızın doğrudanCumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulacağı öngörülmüştür.
11. Nitekim Anayasa Mahkemesi de budeğişikliği dikkate almak suretiyle, yakın tarihli bir kararında, kamu tüzelkişiliğine sahip sulama birliklerinin amacına ulaşamayacağının tespit edilmesihalinde Devlet Su İşleri’nin (DSİ) teklifi üzerine Bakan onayı ilefeshedileceğini öngören kanun hükmünü Anayasa’nın 123. maddesine aykırı bularakiptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi oybirliğiyle verdiği bu kararda Anayasa’nın123. maddesinde 2017 yılında 6771 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe değinerekşu sonuca ulaşmıştır: “6771 sayılı Kanun’dan önceki dönemde yürürlükte olan“Kamu tüzel kişiliği, ... kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur”hükmü yürürlükte olmadığından kamu tüzel kişiliğinin artık kanunun açıkçaverdiği yetkiye dayanılarak kurulması veya kaldırılması mümkün değildir”(AYM, E. 2018/104, K. 2020/39, 16/7/2020, § 261).
12. Kamu gücü kullanan ve yargı sürecininönemli bir unsuru olan avukatların meslek kuruluşları olan baroların kurulmasıkonusunda kanun koyucunun çok daha titiz olması ve sıkı bir inceleme yapmasıbeklenir. Tıpkı devlet ve vakıf üniversitelerinin kuruluşunda olduğu gibi.Nasıl ki, yasama organı her bir üniversitenin kuruluşunu titizlikle inceleyipkanunla kurulmasını sağlıyorsa, baroların kuruluşu bakımından da bunu yapmasıelzemdir. Kaldı ki bu bir tercih meselesi değil, son Anayasa değişikliğikarşısında bir zorunluluktur.
13. Yukarıda açıklanan gerekçelerle davakonusu kuralların Anayasa’nın 123. ve 135. maddelerine aykırı olduğunu düşündüğümdençoğunluğun red yönündeki kararına katılmıyorum.
14. Öte yandan, kararın “Ç” ve “F” başlıkları altında yerverilen, aynı ilde birden fazla baro uygulamasına uyum sağlamaya yönelik olarak1136, 5233, 5402, 5957 ve 6502 sayılı kanunlarda değişiklikler öngören davakonusu kuralların 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrası uyarınca iptal edilmesi gerektiğini düşündüğümden çoğunluğun aksiyöndeki kararına katılmıyorum.
b. Ayrıca her beşbin üye için birer delegeseçilmesine ilişkin kural
15. Kanun’un 18. maddesiyle 1136 sayılıKanun’un 114. maddesinin üçüncü fıkrası değiştirilmiştir. Daha önce avukatsayısı yüzden fazla olan baroların, yüzden sonraki her üçyüz üye için ayrıcabirer delege seçeceğine dair kural değiştirilmiş, beşbinden fazla üyesi olanbaroların TBB Genel Kuruluna her beşbin üye için birer delege daha seçebileceğiöngörülmüştür. Böylece TBB GenelKurulunda üye sayısı fazla olan baroların temsil oranı nisbi olarakazaltılmıştır.
16. Anayasa’nın 2. maddesine göre TürkiyeCumhuriyeti, diğer nitelikleri yanında, demokratik bir hukuk devletidir.Anayasa kimliğini oluşturan bu madde bir anlamda Anayasa’nın diğer maddelerinede hakim olması gereken temel ilkeleri belirlemiştir. Anayasa’nın 135.maddesine göre de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının en belirginözelliklerinden biri organlarının seçimle işbaşına gelmesidir. Dolayısıyla kamukurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının da, organları seçimle iş başınagelen diğer kurumlar gibi, demokratik devlet ilkesine uygun şekildedüzenlenmesi gerekir.
17. Demokrasilerin en önemli özelliklerindenbiri seçimin söz konusu olduğu yerlerde temsilde adaletin sağlanmasıdır. Builke kurumların üst kuruluşlarda üye sayılarıyla orantılı bir şekilde temsilinigerektirir. Nitekim AnayasaMahkemesinin kararlarında “diğer seçimler yanında kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşlarının seçimlerinde de seçime katılacakların adil bir biçimdetemsil edilmesi”nin adil bir hukuk düzeninin gereği olduğu belirtilmiştir.Adil temsilin ve dengenin sağlanamadığı bir seçimin demokratik hukuk devletiilkesine uygunluğundan bahsedilemez (AYM,E. 2011/55, K. 2011/146, 27/10/2011).
18. Anayasa Mahkemesi, Türk Diş Hekimleri BirliğiGenel Kuruluna üye sayısı beşyüzden (500) fazla olan odaların on delegeylekatılımını öngören 3224 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrasınıAnayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Mahkeme kararı şu şekildegerekçelendirmiştir: “İtiraz konusu kural ile sayısı kaç olursa olsunbeşyüzden fazla üyesi olan diş hekimleri odalarının Genel Kurul’akatılımlarının on delegeyle sınırlandırılması ve böylece Türk Diş HekimleriBirliği’nin en önemli organının oluşumunda temsilde adaletin önlenmesi, demokrasiyeaykırı düşen bir düzenlemedir” (AYM, E. 2011/55, K. 2011/146, 27/10/2011;aynı yönde bkz. AYM, E. 2000/78, K. 2002/31, 19/02/2002).
19. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi, TürkVeteriner Hekimleri Birliği Büyük Kongresine odaların üye sayılarıyla orantılı şekildekademelendirilmek suretiyle ve üye sayısı binin üzerinde olan odaların da herbeşyüz üye için ilave bir delege göndermesini öngören kuralı Anayasa’ya uygunbulmuştur. Mahkemeye göre kuralla “odaların üye sayısı artışına paralelolarak seçecekleri delege sayısının da dinamik şekilde artmasını”, “dahaçok üyeye sahip odaların büyük kongrede daha geniş bir katılımla temsiledilmesini” ve “küçük üyeli odaların da görüşlerinin dikkate alınmasını”sağlayan bir sistem getirilmiştir (AYM, E. 2010/80, K. 2011/178, 29/12/2011).
20. Anayasa Mahkemesinin bukararlarından hareketle, üst kuruluşların genel kurullarına üye seçiminidüzenleyen kuralların temsilde adaleti sağlaması ve farklı üye sayılarına sahipkuruluşların temsili noktasında adil bir dengeyi sağlamaları gerektiğinisöyleyebiliriz. Bir kanun hükmünün bu niteliklere sahip olup olmadığınıdenetlerken de başvurulabilecek anayasal ilkelerin başında hiç şüphesizölçülülük ilkesi gelmektedir.
21. Hukuk devletinin gereklerinden olanölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır.Elverişlilik, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişliolmasını, gereklilik başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımındangerekli olmasını ve orantılılık ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaçarasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir (AYM, E. 2017/135, K. 2019/35,15/5/2019, § 21).
22. Dava konusu kuralın amacı, üye sayısıfazla olan baroların TBB Genel Kurulunda daha fazla üyeyle temsil edilmesinisağlamaktır. Ancak kural, yukarıda belirtildiği üzere (§17), değiştirdiğidüzenlemeyle karşılaştırıldığında üye sayısı fazla olan baroların daha azüyeyle temsili sonucunu doğurmaktadır. Bu durumda kuralın belirtilen amaçbakımından elverişli ve gerekli olduğu söylenemez. Bununla birlikte kuralın,önceki halinden bağımsız ve soyut olarak değerlendirildiğinde, üye sayısı fazlaolan baroların TBB Genel Kurulunda daha fazla üyeyle temsil edilmesi amacıbakımından elverişli ve gerekli olduğu söylenebilir.
23. Kuralın elverişli ve gerekliolduğu kabul edilse bile ölçülü olabilmesi için orantılı olması, öngörülenamaçla adil ve makul bir denge kurması gerekmektedir. TBB’nin en üst kararorganı olan Genel Kurulun, barolarla ilgili görevleri dışında, avukatlık meslek kurallarını belirleme gibi doğrudan meslek mensuplarını ilgilendirengörev ve yetkileri de bulunmaktadır. Bu nedenle Genel Kurulda barolarınkurumsal olarak temsili yanında avukatsayılarıyla orantılı şekilde temsil edilmesi de temsilde adalet ilkesinin birgereğidir. Başka bir ifadeyle, demokratikhukuk devleti ilkesi TBB’nin en yüksek organı olan Genel Kurulda avukatlıkmesleğiyle ilgili konularda görüş bildirmek ve karar alma sürecine katılmaküzere baroların adil ve dengeli bir şekilde temsil edilmesini gerektirmektedir.
24. 1136 sayılı Kanun’un 114.maddesinin Anayasa’ya aykırı bulunmayan ikinci fıkrasında baroların üyesayısına bakılmaksızın TBB Genel Kuruluna üçer delege seçmesiöngörüldüğünden otuz üyeye sahip bir baro Genel Kurulda baro başkanı ve üç üyeile temsil edilecektir. Bu durumda dava konusu kural üye sayısı otuz olanbaroyla sözgelimi 4999 üyeye sahip olan baronun TBB Genel Kurulunda eşit sayıdadelegeyle temsiline neden olmaktadır.
25. Baroların mevcut üyesayılarına bakıldığında da kuralın orantısız bir temsile sebep olduğu kolaycaanlaşılacaktır. Türkiye Barolar Birliğinin verilerine göre 31/12/2019 tarihiitibarıyla Ardahan Barosuna kayıtlı avukat sayısı 49, İstanbul Barosuna kayıtlıavukat sayısı ise 46.052’dir. İptali istenen kural uyarınca TBB Genel KurulunaArdahan Barosu baro başkanıyla birlikte 4 (dört) delege gönderecekken, bundanneredeyse bin kat fazla üyeye sahip olan İstanbul Barosu ise başkan dahiltoplam 13 (on üç) delege gönderecektir. Üye sayısı bu kadar fazla olan birbaronun TBB Genel Kurulunda bu kadar az sayıda delegeyle temsil edilmesinintemsilde adalet ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır.
26. Açıklanan gerekçelerle kuraladil ve dengeli bir temsil sağlamaktan uzak olup Anayasa’nın 2. ve 135.maddelerine aykırıdır.
c. TBB Genel Kurulununolağanüstü toplantısında seçim yapılamayacağına dair kural
27. Kanun’un 19. maddesiyle 1136sayılı Kanun’un 115. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasına göre “BirlikYönetim Kurulu doğrudanveya en az yirmibeş baronun yönetim kurullarının yazılı istemi üzerine, 117 ncimaddede belirtilen görev alanıyla sınırlı olmak kaydıyla, Genel Kuruluolağanüstü toplantıya çağırır. Ancak olağanüstü toplantıda seçim yapılamaz.” Fıkranın birinci cümlesi oybirliğiyleAnayasa’ya uygun bulunmuştur. Ancak ikinci cümle konusunda çoğunluğa katılmaimkânı olmamıştır.
28. Yukarıda ifade edildiği gibiorganlarının seçimle işbaşına gelmesi ve seçimle görevlerinin sona ermesi kamukurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının en önemli özelliklerinden biridir.Esasen bu durum, söz konusu kuruluşların özerkliklerinin de bir yansımasıdır.
29. Hiç kuşkusuz kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşlarının seçim baskısı altında olmadan görevleriniyerine getirmeleri amacıyla olağan seçim dönemi dışında olağanüstü toplantılaraçağrılarak seçim yapılması zorlaştırılabilir. Yönetimde istikrarın sağlanmasınayönelik bu tür düzenlemeler gerekli görülebilir. Ancak bu yapılırken, üyelerinkarar ve yönetim organlarını denetleme işlevi de ortadan kaldırılmamalıdır.
30. TBB Genel Kurulunun seçimbaskısı hissetmeden istikrarlı bir şekilde çalışmasına yönelik gereklitedbirler alınmış, olağanüstü toplantı için daha önce en az on baronun yönetimkurullarının talebi yeterli iken bu sayı yirmibeşe çıkarılmıştır. Başka birifadeyle TBB Genel Kurulunun olağanüstü toplantıya çağırılmasızorlaştırılmıştır.
31. Dava konusu kural ise “olağanüstütoplantıda seçim yapılamaz” hükmüyle olağan seçim dönemi dışında seçimyapılmasını tamamen yasaklamış, bu suretle baroların olağanüstü toplantılardabirlik organlarını seçme yetkisi işlevsiz hale getirilmiştir. Bunun meslekkuruluşlarının özerkliğiyle bağdaştırılması zordur.
32. Diğer yandan organları seçimleişbaşına gelen kuruluşlarda seçim en etkili denetim yollarından biridir.Barolar, seçim yoluyla Birliğin Başkanı ve yönetim kurulunun faaliyetlerinideğerlendirme ve denetleme imkânına sahiptir. Olağanüstü toplantıya çağrılanGenel Kurulda seçim yapılamayacağını öngören kural, Birliğin organlarının görev süresi boyunca seçim yoluyla denetlenmeimkânını tamamen ortadan kaldırmaktadır.
33. Açıklanan gerekçelerle kural,Anayasa’nın 2. ve 135. maddelerine aykırıdır.
d. Görev sürelerinebakılmaksızın baro ve TBB organlarının seçimlerinin 2020 yılının Ekim ve Aralıkaylarında yapılmasına dair kurallar
34. Dava konusu kuralla görevsürelerine bakılmaksızın tüm baroların ve TBB seçimlerinin yapılacağı takvimdüzenlenmektedir. Buna göre görev sürelerinin dolup dolmadığına bakılmaksızın “tüm barolarda baro başkanlığı, yönetim,disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri ile Türkiye Barolar Birliği delegeseçimleri 2020 yılı Ekim ayının ilk haftasında; Birlik Başkanlığı, yönetim,disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri seçimleri ise 2020 yılı Aralık ayıiçinde yapılır.”
35. Madde gerekçesindedüzenlemeyle, barolar ve TBB seçim takviminde yapılan değişikliklerinuygulamaya geçirilmesinin amaçlandığı belirtilmektedir. Buna göre baro genelkurullarının seçimleri son rakamı çift olan yıllarda olmak üzere iki yılda birEkim ayının ilk haftasında yapılacak, bu düzenleme de dava konusu kural gereği2020 yılının Ekim ayında uygulanmaya başlayacaktır. Aynı şekilde TBB Genel Kurulunun baro seçimlerinden sonra oyılın Aralık ayında yapılmasını öngören kuralın uygulaması da 2020 yılı Aralıkayında başlayacaktır.
36. Anayasa’nın 135. maddesininbirinci fıkrasında kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının “organlarıkendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimialtında, gizli oyla seçilen kamutüzelkişilikleri” olarak tanımlanmıştır.Aynı maddede bu kuruluşların seçilmiş organlarının görevlerine nasıl sonverileceği de açıkça düzenlenmiştir. Anayasa’nın 135. maddesinin altıncıfıkrası uyarınca meslek kuruluşlarının sorumlu organlarının görevlerine ancakamaçları dışında faaliyet gösterdiklerinde son verilebilir. Amaçları dışındafaaliyet gösteren meslek kuruluşlarının yetkili organlarının görevlerine isesadece “kanunun belirlediği merciin veya Cumhuriyet savcısının istemiüzerine mahkeme kararıyla son verilir.”
37. Anayasa’daki bu düzenlemeler,kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının idari özerkliğini güvenceyealan, bu kuruluşların seçilmiş organlarının keyfi bir şekilde görevdenuzaklaştırılmasını engelleyen hükümlerdir. Başka bir ifadeyle, Anayasa’ya göremeslek kuruluşlarının organlarının seçiminde ve görevden uzaklaştırılmasındayetki ilke olarak üyelere aittir. İstisnai durumlarda yargı kararıyla da buorganların görevine son verilebilmektedir. Bunun dışında hiçbir merci ya damakamın bu organların görevlerine son verme yetkisi yoktur.
38. Hiç kuşkusuz, dava konusukuralın barolar ve TBB seçimlerinin yeni takvimini uygulamaya geçirmek gibimakul bir sebebi olduğu söylenebilir. Ancak bu görev süresi dolmadan barolarınve TBB’nin seçilmiş organlarının görevlerinin sona erdirilmesine neden oluyorsaAnayasa’nın 135. maddesine aykırılık teşkil edecektir.
39. Kuralda yer alan “görevsüresine bakılmaksızın” ibaresi, görev süresi dolmadan da baro ve TBByetkili organlarının seçimlerinin yenilenmesinin zorunlu olduğunugöstermektedir. Nitekim uygulamada da Ekim 2020 tarihi itibariyle birçokbaronun görev süresi, Aralık 2020 itibariyle de TBB Genel Kurulunun görevsüresi dolmamaktadır. Böyle olunca, dava konusu kuralla görev süresi dolmamışolan organların kanunla görevine son verilmiş olmaktadır.
40. Kural, amaçları dışındafaaliyet gösteren baroların ve TBB’nin sorumlu organlarının görevlerinin yargıkararıyla sona erdirileceğini de öngörmediğine göre, Anayasa’da yer verilmeyenbir yöntemle bu kuruluşların organlarının görevine son vermektedir. Bunun dahem genel olarak meslek kuruluşlarının özerkliğine hem de Anayasa’nın 135.maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmüne aykırı olduğu izahtan varestedir.
41. Yukarıda açıklanangerekçelerle dava konusu kuralların iptal edilmeleri gerektiğini düşündüğümden,çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.
Başkan
Zühtü ARSLAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1136 sayılı Kanunun 7249 sayılı Kanunun 15. maddesiyledeğiştirilen 77. maddesi ile anılan maddeye bağlı kimi değişiklikler yönündençoğunluk görüşü gibi iptal isteminin reddi yönünde oy kullandım. Bununlabirlikte aşağıda belirtilen diğer kurallar yönünden iptal görüşünde olduğumdankarşıoy gerekçesi yazılmıştır.
1. 1136 sayılı Kanunun 114. maddesinin 7249 sayılıKanunun 18. maddesiyle değiştirilen “Baro genel kurullarınca ayrıca her beşbinüye için birer delege seçilir” şeklindeki üçüncü fıkrası yönünden :
a) Anılan hükümdedaha önce avukat sayısı yüzden fazla olan baroların sonraki her üçyüz üye içinayrıca birer delege seçeceği belirtilmekteydi. Önceki düzenlemeye göre yüzüyeyi aşmayan barolar baro başkanı dahil 3 delege ile Genel Kurulda temsiledilmekteydi. Örneğin 3.150 üyeli barodan 13 delege seçilebilmekteydi. Bu sayı,üye sayısı onbini aşkın bir baro için 36 olurken, kırkbini aşkın bir baro için136 olabilmekteydi. Bu düzenlemeyle kanun koyucu Barolar Birliği GenelKurulu’nda bütün baroların üye sayısıyla orantılı şekilde temsil edilmesiniamaçlamıştı. Ancak bu düzenlemeye karşı, büyükşehirlerdeki baroların üyesayılarının çok fazla olması nedeniyle küçük ve orta ölçekteki baroların BirlikGenel Kurulu’nda yeterince temsil edilemediği eleştirileri yapılmıştır. Kanunkoyucunun temsilde adalet ilkesi doğrultusunda yeniden düzenleme yapılmasındakamu yararı gördüğü anlaşılmaktadır. Esasen anayasal ilkelere aykırı olmamakkaydıyla kanun koyucunun benzer konularda takdir yetkisi geniştir. Bununlabirlikte yapılan değişiklik sonucunda ortaya çıkan tablo şöyledir. Örneğin otuzila 5000’e kadar üye sayısı bulunan barolar aynı derecede görülerek barobaşkanı dahil 4 delege ile Genel Kurul’da temsil edilmeleri öngörülmüştür. Örneğisürdürürsek; onbini aşkın üyeli baro 6 delege, yirmibini aşkın üyeli baro 8delege, kırkbeşbini aşkın üyeli bir baro ise Genel Kurul’da 13 delege iletemsil edilebilecektir.
b) Anayasanın 135.maddesi uyarınca meslek mensuplarının müşterek ihtiyaçlarının karşılanması,mesleğin geliştirilmesi, meslek disiplini ve ahlakının korunması amacıylaoluşturulacak Birlik Genel Kurulu’nun oluşumu için gizli oyla seçim usulüöngörülmüştür. Anayasa Mahkemesi Anayasanın 2. maddesindeki “demokratik hukukdevleti ilkesi” uyarınca seçimle belirlenen kurumlar bakımından kurum içidemokratik yapının sağlanmasına önem vermiş ve ‘temsilde adalet ilkesiningözetilmesi gerektiğini ifade etmiştir (bkz. AYM 4.12.2014, E. 2014/181, K.2014/179). Yurt çapındaki meslek örgütlerinin genel kurullarda üye sayılarınaoranla temsil edilmeleri temsilde adalet ilkesi bakımından önemli birkriterdir. Demokratik devlet ilkesinin vazgeçilemez kuralı olan ‘seçimin’ enönemli niteliği, adil temsil ilkesine dayalı serbest, eşit ve genel oyesasıdır. Anayasa gereği seçimle belirlenecek bir meslek örgütünün organınınseçiminde adil temsilin sağlanamaması durumunda, yapılacak seçimin demokratikolduğundan ve hukuk devleti ilkesine uygunluğun sağlandığından söz edilemez(bkz. AYM 29.12.2011, E.2010/80, K. 2011/178; AYM 18.5.2011, E.2008/80, K.2011/81). Nitekim AYM benzer bir sorunun tartışıldığı Türk Veteriner HekimleriBirliği Büyük Kongresi seçimiyle ilgili olarak, sonraki her 500 üye için artıbir delege seçilmesi kuralını bu ilkeler doğrultusunda incelemiş ve anayasayaaykırı bulmamıştır.
c) Bununlabirlikte yukarıda verilen örneklerde görüldüğü üzere, Türkiye çapındakiavukatlık mesleği mensuplarının yaklaşık yüzde altmışını temsil eden üç büyükşehirden yeni düzenlemeye göre seçilebilecek delege sayısı yirmibeşi dahigeçmeyecektir. Ayrıca uygulamada gerçekleşme olasılığına göre yapılacakdeğerlendirmelerin anayasal denetimde bir etkisi olmayacak ise de faraza üçbüyük kentin her birinde beşer adet yeni baro kurulduğunu öngördüğünüzde dahibu kentlerin toplam delege sayıları 85 olabilecektir. Öte yandan diğer 76baronun her birinin kanun gereği asgari sayı olan dört delege gönderdiğinivarsaydığınızda dahi diğer baroların toplam delege sayıları 304 olmaktadır.Görüldüğü üzere toplam avukat sayısının yüzde altmışına sahip olan üç baronun,değişiklik sonucu oluşacak toplam delege sayısı içerisindeki temsil oranı yüzdeonu bulmamaktadır. Yeni baroların kurulacağı varsayımı halinde dahi üç kentintemsil oranı yüzde yirmibeşi geçmeyebilir. Bu tablo, yapılan değişiklik ileortaya çıkan ölçüsüzlüğü göstermekte ve incelenen kuralın temsilde adalet vedemokratik devlet ilkelerine aykırı olduğu sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Küçükbaroların temsil gücünün artırılmasının bir ihtiyaç olduğu ve bunda kamu yararıbulunduğu kabul edilebilir ise de büyük baroların neredeyse temsil edilmemesineyol açan bir sonucun demokratik hukuk devleti ilkesiyle bağdaştığını söylemekgüçtür. Açıkladığım nedenlerle kuralın Anayasanın 2. ve 135. maddelerine aykırıolduğu ve iptal edilmesi gerektiği görüşündeyim.
2. 1136 sayılıKanunun 115. maddesinin 7249 sayılı Kanunun 19. maddesiyle değiştirilen ikincifıkrasının “Ancak olağanüstü toplantıda seçim yapılamaz” şeklindeki ikincicümlesi yönünden :
Anayasanın 135. maddesinde kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşlarının organlarının gizli oyla seçim usulüyle belirlenmesi esasıgetirilmiş ve seçimle belirlenen yetkili organların mesleki konularda serbestçekarar alma ve icra etme yetkisi verilerek bu kuruluşlara idari özerkliktanınmıştır. İdari özerklik gereği meslek kuruluşları merkezi idareden bağımsızolarak karar alma ve yürütme organlarını seçme, meslek ilkelerini belirleme,üyelerini ve örgütlerini bağlayıcı karar alma ve uygulama yetkilerine sahiptir.Kanunun 119. maddesi uyarınca yönetim kurulu 4 yıllığına seçildiğinden,incelenen kuralın amacının seçim baskısı olmadan yönetim kurulunun göreviniyapmasının sağlanması olduğu söylenebilir. Yönetimde istikrarın sağlanmasıbakımından bu düzenlemenin kamu yararına uygun olduğu da ileri sürülebilir.Bununla birlikte olağanüstü toplantıya çağrılan genel kurul toplantısında seçimyapılması yasaklanıp, bir süreliğine seçim yetkisi engellenerek Anayasa ilemeslek kuruluşlarına verilen organlarını seçimle belirleme yetkisineağır ve ölçüsüz bir müdahale yapılmaktadır. Bu ölçüsüz müdahale meslekkuruluşlarının anayasadan kaynaklanan özerklik niteliğine aykırıdır.Belirtilen nedenlerle kuralın Anayasanın 135. maddesine aykırı bulunduğu veiptal edilmesi gerektiği görüşündeyim.
3. 7249 sayılı Kanunun 2. maddesiyle 1136 sayılı Kanununaeklenen geçici 23. madde yönünden :
a) İncelemeye konugeçici madde ile tüm baro başkanlıkları, yönetim, disiplin ve denetleme kuruluüyelikleri ile Birlik delege seçimlerinin 2020 yılının Ekim ayının ilkhaftasında; Birlik başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleriseçimlerinin ise 2020 yılı Aralık ayı içinde yapılacağı hükme bağlanmıştır.Madde gerekçesinde bu değişikliğin, Birlik ve baro yetkili kurullarının seçimtakviminde yapılan değişikliklerin uygulamaya geçirilmesi amacıyla yapıldığıbelirtilmektedir. Bununla birlikte kural gereği belirtilen seçilmiş organlarıngörevine kanunla son verilmektedir.
b) Anayasanın 135.maddesinde kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının organlarının gizlioyla seçim usulüyle belirlenmesi esası getirilmiş ve bu kuruluşlara idariözerklik tanınmıştır. İdari özerklik gereği meslek kuruluşları merkezi idaredenbağımsız olarak karar alma ve yürütme organlarını seçme yetkilerine sahiptir.Anılan anayasa maddesinin altıncı fıkrasında ise amaçları dışında faaliyetgösteren meslek kuruluşlarının sorumlu organlarının görevine yetkili yargımerciince son verilebileceği belirtilmektedir. Belirtilen istisna dışındaseçilmiş organların görevi yine serbest ve gizli seçim yoluyla yetkilikurulların kararıyla sona erdirilebilir. Dolayısıyla meslek kuruluşlarınınseçilmiş organlarının görevlerine anayasada belirtilen haller dışında birmerciin son verilmesi özerklik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu nedenlekuralın Anayasanın 135. maddesine aykırı bulunduğu ve iptal edilmesi gerektiğigörüşündeyim.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
A) Kanun’un 15. Maddesiyle 1137 Sayılı Kanun’un77.Maddesinin Birinci Fıkrasına Eklenen Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı,Yedinci, Sekizinci, Dokuzuncu, Onuncu, On Birinci ve On İkinci Cümleleri ileÜçüncü Fıkrasına eklenen İkinci Cümle Yönünden
1. Kanun’un 15. maddesiyle 1137 sayılı Kanun’un 77.maddesinin birinci fıkrasına eklenen dava konusu kurallarla üçüncü fıkrasınaeklenen ikinci cümle aynı ilde birden fazla baro kurulmasına ilişkin usul veesaslar düzenlenmektedir.
2. Baroların, avukatlık mesleği ve meslek mensuplarınailişkin görevlerinin yanısıra hukukun üstünlüğünü, insan haklarını korumak vesavunmak gibi temel görevleri de bulunmaktadır. Barolar, bir meslek grubununçıkarlarını savunan ve geliştirmeye çalışan dar manada basit bir meslekörgütlenmesinin çok ötesinde işlevlere sahiptir. Başta adil yargılanma hakkınınsunduğu güvenceler olmak üzere temel hakların korunması ve geliştirilmesi ilehukuk devleti ve demokratik toplum düzenin oluşturulması ve muhafazasındabaroların oynadığı rol yadsınamaz.
3. Mahkememiz de birkararında avukatların hukuk düzeni için oynadığı hayati rolü şöyle ifadeetmişti: “Yargının kurucu unsurlarından olan, bağımsız, serbestçe temsil eden,hukuksal ilişkilerin düzenlenmesinde, her türlü hukuksal sorun veuyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesinde ve hukuk kurallarınıntam olarak uygulanmasında temel görev üstlenen avukat, hak arama özgürlüğü veadil yargılanma hakkının da önemli bir unsurudur.” (E.2007/16, K.2009/147,15/10/2009).
4. Anayasa’nın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşlarının ve üst kuruluşlarının belli bir mesleğe mensup olanlarınmüşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak,mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslekmensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güvenihâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunlakurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göreyargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleri oldukları belirtilmiştir. Buna göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üstkuruluşları “…kanunla kurulan…kamu tüzelkişilikleridir.”
5. Anayasa’nın 123. maddesinin son fıkrasında “Kamu tüzelkişiliği, kanunla veyaCumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur” hükmüyer almaktadır. 6771 sayılı Kanundanönce bu fıkrada yer alan “…kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak”düzenlemesi artık yürürlükte değildir. Bu nedenle artık kamu tüzel kişiliğininkanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulması söz konusu olamaz. Nitekimçok yakın tarihli bir kararında da Anayasa Mahkemesi kamu tüzel kişiliğininkanunun verdiği yetkiyle kurulamayacağına ve sonlandırılamayacağınaoybirliğiyle hükmetmiştir (E. 2018/104, K. 2020/39, 16/7/2020).
6. Anayasa değişikliği öncesinde bir kamutüzel kişiliğinin ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarakkurulması mümkündü. Yeni sistemde ise Anayasa’nın 123. maddesine göre ancakkanunla veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kamu tüzel kişiliği kurulabilir.İptali talep edilen kurallar kanun özelliği taşımakla birlikte doğrudan barokurmamaktadır. Bu kurallar, baroların nasıl kurulabileceğine, nasıl kamu tüzelkişiliği kazanacaklarına veya kaybedeceklerine dair yöntemle ilgilidir. Birkamu tüzelkişisi olan baro kurulması için ikibin avukata veya Türkiye BarolarBirliği de dahil olmak üzere başka bir organa yetki verilmesi mümkün değildir.
7. Yukarıda belirtilen gerekçelerle davakonusu kuralların Anayasa’nın 135. maddesine aykırılık taşıdığı sonucunaulaştığımdan çoğunluk kararına katılmadım.
B) 114. Maddenin değiştirilen Üçüncü FıkrasıYönünden
8. Bu kuralla Türkiye Barolar Birliği (TBB) Genel Kuruluiçin baro genel kurullarınca her beşbin üye için bir delege seçilmesiöngörülmüştür. Bu şekilde üye sayıları fazla olan baroların TBB Genel Kurulundatemsil oranı nispi olarak azaltılmaktadır. Kuralın gerekçesinden baroların TBBGenel Kurulunda “daha etkin bir şekilde temsil edilmelerinin” amaçlandığıanlaşılmaktadır. Baroların kurumsal olarak TBB’de belli bir sayıyla temsil edilmesiçoğulcu demokrasinin bir gereği olmakla beraber avukat sayısı dikkate alınaraküye sayısı fazla olan baroların avukat sayılarıyla orantılı şekilde avukatlıkmesleğiyle ilgili doğrudan karar alma yetkisi olan TBB Genel Kurulununoluşumunda temsil edilmesi de adil temsil açısından gereklidir.
9. Barolar, ilgili kanun gereğince üye sayısınabakılmaksızın TBB Genel Kuruluna üç delege gönderme hakkına sahiptir. Bunakarşılık beşbin üyesi olan bir baro dört delege gönderebilecektir. Beşbindenfazla üyesi olan barolar Genel Kurulda daha fazla üye ile temsil edilmekleberaber üye sayısı arttıkça temsil edilme oranı nispi olarak azalmaktadır. Buaçıdan kural, baroların TBB Genel Kurulunda adil bir şekilde temsil edilmesiyönünden gözetilmesi gereken makul dengeyi üye sayısı fazla olan barolaraleyhine bozmaktadır.
10. Anayasa Mahkemesi, çeşitli kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşları ile ilgili benzer davalarda bu kuruluşların genelkurullarının oluşumunda bağlı meslek örgütlerinin adil bir denge kurulmasına elverişlisayıyla temsil edilmelerinin engellenmesinin kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşlarının oluşumunda demokratik ilkeleri esas alan Anayasa'nın 135.maddesi ile bağdaşmayacağına işaret etmiştir (Örneğin bkz: E. 2011/55, K.2011/146, 27/10/2011; E. 2006/143, K. 2009/98, 25/6/2009; E.2000/78, K.2002/31,19/2/2002, E.1991/4, K. 1991/45, 3/12/1991).
11. Kural, üye sayısı fazla olan baroların TBB GenelKurulunda üyelerini temsil edebilmelerini orantısız bir şekildeengellemektedir. Kuralın gerekçesinde yer alan “etkin temsil” amacı üye sayısıaz olan barolar yönünden sağlanırken, üye sayısı fazla olan barolar bakımındanölçülü ve makul olmayan bir biçimde daraltılmaktadır.
12. Sonuç olarak, kuralın Anayasa’nın 13. ve 135.maddeleriyle bağdaşmadığı kanaatine vardığımdan çoğunluk kararına katılmadım.
C) 115. Maddenin İkinci Fıkrasının İkinciCümlesi Yönünden
13. İptali arzulanan kuralla olağanüstü toplantıda seçimyapılamayacağı düzenlendiğinden TBB yetkili kurulları görev süreleri olan dörtyıl boyunca seçim yoluyla değiştirilemeyecektir.
14. Olağan seçim dönemi dışında seçim yapılmasınıengelleyen kural, Anayasa’nın meslek kuruluşlarına verdiği seçme yetkisiniortadan kaldırmakta, bu yetkiyi belli bir süre kullanılamaz hale getirmektedir.Bu nedenle, TBB organlarının, olağan dönem dışında seçim yoluyla görevdenalınmasının imkânsız hale getirilmesi Anayasa’nın 135. maddesinin ilkfıkrasında güvence altına alınan meslek kuruluşlarının özerkliği ilkesineaykırılık taşımaktadır. Kural, yönetim kurulunun görev süresi boyunca seçimyoluyla denetlenme olanağını yok ettiğinden demokratik hukuk devleti ilkesiylede uyumlu değildir.
15. Kural, Anayasa’nın 2. ve 135. maddelerine aykırıolduğundan çoğunluk kararına katılmadım.
Üye
Engin YILDIRIM
KARŞI OY GEREKÇESİ
Anayasa’nın 135. maddesinin birinci fıkrasında “Kamukurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları... kanunla kurulan…tüzel kişiliklerdir.” hükmü kapsamında baroların ve üst kuruluşuniteliğindeki kuruluşların ancak KANUNLA KURULABİLECEĞİNİ, bu nedenle davakonusu “çoklu baro düzenlemesine ilişkin” kuralların Anayasa’ya aykırı olduğunuve iptali gerektiğini düşünüyorum.
Mahkememizin kamu tüzelkişiliğinin ancak kanunlakurulabileceğini kabul ettiği kararlarında önceki sistemden farklı olarak;“kamu tüzelkişiliğinin, başka bir merci ya da makama kanunla yetki verilmesisuretiyle kurulamayacağı.” ilkesi benimsenmiştir. (AYM, E. 2018/104, K. 2020/39, § 261). Önceki sistemde kamu tüzelkişiliği ancak kanunla ya dakanunun açıkça verdiği yetkiye istinaden kurulabilmekteydi. Ancak Anayasadeğişikliği sonrası oluşan yeni sistemde kamu tüzelkişiliği, kanunun yetkivermesi şartı aranmaksızın doğrudan kanunla kurulabilecektir. Anayasa’da, Kamutüzelkişiliklerinin kurulması konusunda yetki devri yapılabileceğine dair birdüzenleme bulunmamaktadır.
Dava konusu kurallar kanun niteliğinde olmakla beraberdoğrudan baro kurmamakta, bir ilde birden fazla baronun nasıl kurulacağının,nasıl tüzel kişilik kazanacağının ya da kaybedeceğinin usullerini belirlemektedir.Bir ilde şartların oluşması halinde baro kurma yetkisi kanunla kurucularkuruluna verilmektedir ki bu durum kamu tüzelkişiliğinin kanunla kurulmasıgerektiğine ilişkin Anayasa’nın amir hükmüne açıkça aykırılık teşkiletmektedir.
Öte yandan Anayasa’daki düzenlenişi itibarıyla kamukurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, meslek mensuplarının müşterekihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini rahatça icra edebilmelerinikolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmesini sağlamak,meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü vegüveni hakim kılmak üzere meslek disiplin ve ahlakını korumak maksadıylakurulmaktadır.
Bu kuruluşların bir “meslek kuruluşu” olarak o meslekerbabının meslek standardını oluşturmak biçiminde bir görevi bulunmaktadır. Bukurumların oluşturulmasında esas alınan öge meslek olup ideolojik, siyasi, vb.düşüncelerle bu kurumların teşkilatlanması, çoklu baro kurulması imkanıverilerek bu tür oluşumlara zemin hazırlanması Anayasa’nın ruhuna ve amacınauygun düşmemektedir.
Baroların işlevlerinden birisi de kamu makamları nezdindemesleği temsil etmektir. (Prof. Dr. Kemal Gözler, İdare Hukuku Cilt I, EkinYayınları, 2003. S.499) Aynı bölgede birden fazla kurumun bulunması ve her birkurumun farklı farklı ve birbirleriyle çelişebilecek taleplerinin olmasıihtimali mesleğe dair ihtiyaçlarla ilgili kamu makamlarıyla yapılacakçalışmalarda sorunlara yol açabilecektir.
Yine Sayın GÖZLER’in belirttiği gibi bu kurumların işlevidüzenleme yetkisidir. (a.g.e., s.499) Aynı bölgede birden fazla meslek kuruluşubulunması halinde bunların kamu tüzelkişiliğine bağlı olarak yönetmelik çıkarmave meslek kuralları belirleme gibi yetkilere sahip olmaları dikkatealındığında, aynı yörede aynı konuyla ilgili farklı, birbiriyle çelişendüzenleyici işlemler yapılmasına neden olunabileceği gibi mesleki anlamda ortakstandartların oluşması konusunda sorunlar ortaya çıkabilecektir.
Baroların önemli yetkilerinden birisi de mesleğe kabul vemesleğin ifasına ilişkin yetkilerdir. Baroların ilgili kurulları mesleğe kabulve meslekten ihraç kararları verebilmektedir. Bu konuda aynı ildeki barokurullarının birbirlerinden farklı, birbirlerine zıt, aykırı kararlar almaihtimali ortaya çıkacaktır. Sayın GÖZLER, bu kuruluşların disiplin yetkisinedikkat çekmektedir. (a.g.e. s.499) Aynı ildeki farklı barolar arasındakirekabet, üyeleri arasında ideolojik, etnik, siyasi dayanışma, daha fazla üyesahibi olma, mevcut üye sayısını koruma gibi kaygılarla disiplin hükümlerininuygulanmamasına ya da farklı uygulanmasına yol açabilecektir.
Sonuç olarak aynı meslek mensuplarının dünya görüşüfarklılıkları nedeniyle dernekler vb. sivil toplum örgütleri çatısı altında biraraya gelmesinde Anayasal bir engel bulunmamaktadır. Bu imkanlara rağmen aynıyetki alanında faaliyet göstermesi öngörülen, kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşları arasında her türlü görüş farklılıkları üzerinden bir çoğullaşmayagidilmesi bu kurumların Anayasa ile belirlenen amaçlarıyla aykırı sonuçlardoğmasına neden olabilecektir. Siyasi, ideolojik, etnik vb. farklılıklarüzerinden oluşması ihtimali bulunan farklı örgütlenmelere izin verilmesimesleğin icra ve ifası, meslek etiği, mesleki disiplin ve neticeten mesleğintoplumsal menfaatlere uygun olarak yerine getirilmesi hususlarında ciddisorunlar doğurabileceği endişesiyle çoklu baro olarak ifade olunan barolarınbölünmesi sonucunu doğuracak kuralları Anayasa’nın 2., 128. ve 135. maddelerineaykırı gördüğümden çoğunluk görüşüne katılmadım.
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
KARŞIOY GEREKÇESİ
7249 sayılı Kanunun tümünün ve 1136 sayılı Kanunun,Anayasaya aykırılığı ileri sürülerek ayrı ayrı iptali talep edilen 7249 sayılıKanunla değişik bazı hükümlerinin Anayasaya aykırı olmadığına oybirliğiyle;bazı hükümlerinin Anayasaya aykırı olmadığına ise oyçokluğuyla kararverilmiştir.
1. Aynı ilde birden fazla baro kurulmasını öngörenhükümlere ilişkin red gerekçesinde; Anayasanın 135. maddesinde kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşlarının aynı yerde birden fazla olamayacağı yönündebir sınırlama olmadığı, bu nedenle aynı ilde birden fazla baro kurulmasınaanayasal açıdan bir engel bulunmadığı, ayrıca birden fazla baronun kuruluşunailişkin temel esasların Kanunda belirlendiği ve bunun ancak belirtilenkoşulların gerçekleşmesi durumunda mümkün olduğu, dolayısıyla avukatlarıniradesine bırakılmadığı, bu sebeplerle mezkûr düzenlemelerin meslekkuruluşlarının kanunla kurulacağına yönelik anayasal ilkeye aykırı olduğunun dasöylenemeyeceği, bu itibarla söz konusu kuralların Anayasanın 2. ve 135.maddelerine aykırı bir yönünün bulunmadığı belirtilmiştir.
Bilindiği gibi Anayasanın 135. maddesinde kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensupolanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerinikolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak,meslek mensuplarının birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü vegüveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadıylakanunla kurulan kamu tüzelkişilikleri olarak tanımlanmıştır.
Böylece Anayasa koyucu, bu meslek kuruluşlarının-kişilerin örgütlenme hürriyeti kapsamında serbest iradeleri ile kurdukları-özel hukuk tüzelkişiliğini haiz sivil toplum örgütlerinden (mesela derneklerden)farklı bir statüde yapılanacağını hükme bağlayarak kanunla kurulmalarını, görevve yetkilerinin kanunla belirlenmesini ve mesleklerini serbest olarak icra edenbu kapsamdaki meslek mensuplarının söz konusu kuruluşlara üye olmalarınızorunlu kılmıştır. Bu bağlamda, anılan meslek kuruluşlarının kamutüzelkişiliğinin olması öngörülerek kamu gücü ile donatılmaları amaçlanmış;mesleğin belli bir düzen ve disiplin içinde yerine getirilmesi için ilkelerbelirleme ve bunlara aykırı hareket eden meslek mensuplarına disiplinmüeyyidesi uygulama gibi yetkiler tanınmıştır.
Anayasanın 135. maddesindeki düzenlemeden, belli biryerde faaliyette bulunan ve aynı mesleğe mensup olan kişilerin üyesi olduğumeslek kuruluşları ile bunların üst kuruluşları şeklinde bir yapılanmanınöngörüldüğü anlaşılmaktadır. Anılan maddede, aynı yerde aynı meslekmensuplarının üye olduğu birden fazla meslek kuruluşunun kurulmasını yasaklayanbir hüküm bulunmadığı söylenebilirse de, kamu tüzelkişiliğine sahip olduğuhükme bağlanan ve Anayasanın “Cumhuriyetin Temel Organları” başlıklı ÜçüncüKısmının “Yürütme” başlıklı İkinci Bölümünün “İdare” altbaşlığı altındadüzenlenmesi itibariyle de idarî teşkilat içinde yer aldığında şüphe bulunmayankamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının aynı yerdekiaynı meslek mensupları bakımından birden fazla sayıda olmasının mümkünolmadığı, yani aynı yetki alanında birden fazla kamu kurumu niteliğinde meslekkuruluşu kurulmasına imkân verilmediği açıktır.
Başka bir anlatımla, Anayasada kamu kurumu niteliğindeolduğu kabul edilen, bu niteliğinden dolayı kamu tüzelkişiliği altında bazıkamusal yetki ve ayrıcalıklar tanınıp “idare” olarak düzenlenen ve meslekmensupları için üye olma zorunluluğu getirilen meslek kuruluşlarının, 135.maddede öngörülen “belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarınıkarşılama” ve “meslek disiplini ve ahlâkını koruma” gibi anayasal görevleriniyerine getirebilmeleri ve bu amaçla bir bütünlük içinde ortak ilkeler vekurallar belirleyerek uygulayabilmeleri, bu kapsamda değerlendirilen bir meslekgrubunun aynı yerde tek bir meslek kuruluşu şeklinde örgütlenmesiyle mümkündür.
Kuşkusuz bu açıklamalar -Mahkememizin bir kararında daifade edildiği üzere- yargının kurucu unsurlarından olan, yargılama faaliyetindesavunmayı bağımsız ve serbest bir şekilde temsil eden, hukukî meselelerin veihtilafların çözümlenmesinde önemli bir görev üstlenen, bu itibarla hak aramahürriyeti ile adil yargılanma hakkı bakımından vazgeçilmez bir yeri bulunanavukatların (bkz. 15/10/2009 tarihli ve E. 2007/16, K. 2009/147 sayılıkararımız) kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan ve kurulduklarıillerde kendisine kayıtlı avukatların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekdüzenini ve ahlâkını korumak gibi görevleri bulunan barolar için de önceliklegeçerlidir.
Diğer taraftan incelenen kuralların, Anayasanın 135.maddesinin birinci fıkrasındaki kanunla kurulma zorunluluğunun anlamıbakımından, Anayasanın kamu tüzelkişiliklerinin kurulmasına ilişkin ilkeleribelirleyen 123. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bilindiğiüzere, Anayasanın 135. maddesinin birinci fıkrasında, kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşları ile üst kuruluşlarının kanunla kurulması öngörüldüğündenbarolar da ancak kanunla kurulabilir. Anayasanın 123. maddesinin, kamutüzelkişiliğinin ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarakkurulabileceğini hükme bağlayan üçüncü fıkrasındaki “kanunun açıkça verdiğiyetkiye dayanılarak” ibaresi, 6771 sayılı Kanunla yapılan Anayasa değişikliğiile “Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle” şeklinde değiştirilmiş ve kamutüzelkişiliğinin “kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak” kurulma imkânıkaldırılmıştır. Başka bir ifadeyle, kamu tüzelkişiliğinin artık kanunun verdiğiyetkiye dayanılarak kurulması mümkün değildir.
Mezkûr Anayasa değişikliğinden sonra böyle bir imkânınkalmadığının kabul edilmesi hâlinde (Anayasanın 104. maddesinin onyedincifıkrasının üçüncü cümlesi uyarınca CBK ile kurulmalarının da mümkün olmadığıdikkate alındığında) her kamu tüzelkişiliğinin (ve bu kapsamda her baronun)kanunla kurulmasının gerekeceği, bunun ise neredeyse imkânsız olduğu, bunedenle kanunla kurulma zorunluluğunun kanunun verdiği yetkiye dayanılarak(yani kanunla belirlenen kuruluş şartlarının ilgililerce yerine getirilmesisuretiyle) kurulma durumunda da karşılanmış sayılması gerektiği ve -Anayasanın135. maddesindeki kanunla kurulma ilkesinin, 123. maddenin üçüncü fıkrasındakiilkenin değiştirilmesinden önceki gibi yorumlanmaya ve uygulanmaya devamedilmesi suretiyle- kanunda kamu tüzelkişiliğinin kuruluş şartlarınınbelirlenmiş olmasının, kanunla kurulmuş sayılma için yeterli olduğu şeklindekideğerlendirmeler Anayasa koyucunun iradesini ve 123. maddenin üçüncü fıkrasındagerçekleştirdiği değişikliği anlamsız kılar.
(46) numaralı CBK ile yapılan bazı değişiklikleriniptali talebiyle açılan davada verilen red kararına katılmama gerekçelerimarasında da belirttiğim üzere, Anayasa koyucu 123. maddede idarenin ve kamutüzelkişiliğinin “kurulması” ve “düzenlenmesi” kavramlarını ayrı ayrıkullanmış; 123. maddenin birinci fıkrasında idarenin kuruluş ve görevleriylebir bütün olduğunu ve kanunla düzenleneceğini hükme bağlayarak genel ilkeyibelirlerken maddenin üçüncü fıkrasında -kamu tüzelkişiliklerinin sadece kurulmasıbakımından- birinci fıkradaki genel ilkeye bir istisna getirmiştir (bkz.12/6/2020 tarihli ve E. 2019/105, K. 2020/30 sayılı karara ilişkin karşıoygerekçem). Anayasa değişikliği ile “kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak”kamu tüzelkişiliği kurulabilmesini öngören anayasal ilkeyi kaldıran Anayasakoyucu, mezkûr değişiklikten önce mümkün olan ve kurulma şartları ile usûl veesaslarını belirleyen kanun hükümleriyle bu hükümlere göre gerçekleştirilenkamusal işlemlerle de kamu tüzelkişiliğinin kanunla kurulma zorunluluğununyerine getirilmiş sayılması yolunu kapatmıştır. Bu itibarla kamutüzelkişiliklerinin (ve doğal olarak baroların) sadece kurulma şartlarınıbelirleyen bir kanunî düzenleme, Anayasanın 123. maddesinin üçüncü fıkrasınındeğiştirilmeden önceki hükmünü ihya edecek ve Anayasa koyucunun çok açık birşekilde ortaya koyduğu tercihini ve Anayasa değişikliğini anlamsız kılacakşekilde yorumlanamaz.
Yukarıda belirtilen sebeplerle, 1136 sayılı Kanunun 77.maddesinin birinci fıkrasına eklenen üç ilâ onikinci cümleler ile üçüncüfıkrasına eklenen ikinci cümlenin, Anayasanın 135. ve 123. maddelerine aykırıolduğunu düşündüğümden çoğunluğun red kararına katılmıyorum.
1136 sayılı Kanunun 44. maddesindeki “… aynı ilde kurulubarolardan herhangi birine…” ibaresinin, 50. ve 66. maddelerinin birincifıkralarına eklenen ikinci cümlelerin, 177. maddesine eklenen ikinci fıkra veek 1. maddenin birinci fıkrasının dördüncü cümlesine eklenen “… veya o ildebirden fazla baronun bulunması hâlinde bu barolardan birine…” ibaresi ile 5233sayılı Kanunun 4. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen altıncı ve yedincicümlelerin, 5402 sayılı Kanunun 16. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenenikinci ve üçüncü cümlelerin, 5957 sayılı Kanunun 10. maddesinin (2) numaralı fıkrasınaeklenen dördüncü ve beşinci cümlelerin, 6502 sayılı Kanunun 66. maddesinin (2)numaralı fıkrasına eklenen üçüncü ve dördüncü cümlelerin de aynı gerekçelerleAnayasaya aykırı olduğunu ve iptali gerektiğini düşünüyorum.
2. TBB Genel Kurulunun oluşumunda baro genel kurullarıncaher beşbin üye için birer delege seçilmesini öngören hükme ilişkin redgerekçesinde; üye sayısı fazla olan baroların TBB Genel Kurulunda daha fazladelegeyle temsil edilmesini amaçlayan kuralın bu yönüyle kamu yararı amacınadayandığı, baroların TBB’de dengeli bir şekilde temsil edilmelerinin gerektiği,ancak bu oranı belirleme yetkisinin yasama organına ait olduğu, kuralıntemsilde adaleti sağlayıp sağlamadığının belirlenmesinde daha önceki düzenlemeile yapılacak kıyaslamanın değil, incelenen yeni düzenlemenin ortaya çıkaracağıetkinin ve sonuçların dikkate alınması gerektiği, bu itibarla kuralındemokratik hukuk devleti ilkesi ile ölçülülük ilkesini ihlal eden bir yönününbulunmadığı ve Anayasaya aykırı olmadığı ifade edilmiştir.
Yasama organı, Anayasanın 2. maddesinde öngörülen hukukdevleti ilkesinin gereği olarak her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirmek ve hukukî güvenliği sağlamak zorunda olduğundan, düzenlemeleryaparken hukuk devletinin gereği olan ölçülülük ilkesiyle de bağlıdır.Elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşan builkeye göre, yasal düzenlemelerle öngörülen tedbirlerin ulaşılmak istenen amaçiçin elverişli ve gerekli olması, ayrıca başvurulan tedbirlerle ulaşılmak istenenamacın orantılı bulunması gerekmektedir.
Anayasanın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşları ile üst kuruluşlarının organlarının kendi üyeleri tarafındankanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçileceğibelirtilerek bu kuruluşların organlarının seçimle işbaşına gelmesi benimsenmiş;böylece Anayasa koyucu, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yönetimve işleyişlerinin demokratik hukuk devleti esaslarına uygun olmasınıhedeflemiştir.
Mahkememizin yerleşik içtihadına göre, herhangi birkuruluşun organlarının belirlenmesinde seçime yer verilmesi hâlinde, bukuruluşun yönetim ve işleyişi gibi seçimlerin de demokratik kurallara uygunolması gerekir (örnek olarak bkz. 14/2/2013 tarihli ve E. 2011/63, K. 2013/28sayılı; 29/12/2011 tarihli ve E. 2010/80, K. 2011/178 sayılı kararlarımız). Buitibarla, adaletli bir hukuk düzeninin kurulup geliştirilmesi bakımından, diğerseçimlerin yanında kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının organlarınınseçimlerinde de temsilde adalet ilkesi önem taşımaktadır.
Bu çerçevede, TBB’nin en üst karar organı olarak yetkilikurulların üyelerinin seçimi ve barolar adına karar alma yetkileri yanındaavukatlık meslek kurallarını belirleme gibi meslek mensuplarıyla doğrudanilgili kararlar alma yetkisi de bulunan TBB Genel Kurulunda baroların kurumsalolarak belli bir sayıyla temsil edilmesi de, bunun avukat sayıları gözetilereküye sayısı fazla olan baroların daha yüksek bir sayı ile temsili şeklindegerçekleşmesi de adil temsil ilkesinin bir gereğidir. Bu nedenle, TBB GenelKurulunda bütün meslek mensuplarının adil bir şekilde temsil edilmesinisağlayacak bir yapının oluşturulması gerekmektedir.
Dava konusu kuralla, avukat sayısı yüzden fazla olanbaroların, yüzden sonraki her üçyüz üye için ayrıca birer delege seçmesineilişkin hükümde değişiklik yapılarak, baroların TBB Genel Kuruluna seçeceğiüçer delegeye ilave olarak her beşbin üye için birer delege daha seçmesiöngörülmüş; böylece üye sayısı fazla olan baroların TBB Genel Kurulunda temsiloranı düşürülmüştür.
Önceki düzenlemede olduğu gibi, üye sayısı fazla olanbaroların TBB Genel Kurulunda yine daha fazla delege ile temsil edilmesiniamaçlayan ve bu baroların Genel Kurulda daha etkin bir şekilde temsil edilmesibakımından hukuk devletinin ölçülülük ilkesinin elverişlilik ve gereklilik altilkelerine aykırı olmadığı düşünülen kuralın orantılılık alt ilkesi yönünden dedeğerlendirilmesi ve bu değerlendirme yapılırken özellikle barolara kayıtlıavukat sayılarının gözönünde bulundurulması gerekir.
Yasama organı en az otuz avukat bulunan her il merkezindebir baro kurulmasını öngördüğünden, otuz üyesi bulunan bir baro TBB GenelKurulunda üç delege ile; yeni düzenleme uyarınca beşbin ve daha fazla üyesiolan bir baro üç üyeye ilave olarak bir delege daha seçerek dört delege ile;onbin ve daha fazla üyesi olan bir baro da beş delege ile temsil edilecektir.
Böylece dava konusu kurala göre, otuz-kırk üyeli bir baroTBB Genel Kurulunda üç delege ile temsil edilirken beşbinden az üyesi olan,mesela dörtbin üyeli bir baro da üç delege ile temsil edilecek; mesela beşbinveya dokuzbin üyeli bir baro ise dört delege ile temsil edilebilecek vebaroların üye sayıları arttıkça TBB Genel Kurulunda temsil edilme oranı nisbîolarak azalacaktır.
Anılan hükmün değiştirilmesinden önceki düzenlemede debaroların (ve barolara üye avukatların) TBB’de adil bir şekilde temsiledildiğinden söz edilemese ve büyük illerdeki baroların delege sayılarıitibariyle ölçüsüz bir temsil gücüne sahip kılındıkları görülse de, dava konusukural baroların TBB Genel Kurulunda adil bir şekilde temsil edilmesi bakımındangözetilmesi gereken makul dengeyi bu defa üye sayısı fazla olan barolarınaleyhine orantısız şekilde bozmuştur.
Bu sebeple baroların TBB Genel Kurulunda üye sayılarınagöre temsil edilmesi amacıyla getirilen kuralın ulaşılmak istenen amaçlaorantılı olduğu söylenemeyeceğinden, 1136 sayılı Kanunun 114. maddesinindeğişik üçüncü fıkrası ölçülülük ve demokratik hukuk devleti ilkeleriylebağdaşmamakta ve Anayasanın 2. maddesi ile 135. maddesine aykırılıkoluşturmaktadır.
3. TBB Genel Kurulu olağanüstü toplantılarında seçimyapılamayacağını hükme bağlayan kurala ilişkin red kararının gerekçesinde;kuralın kamu yararı amacıyla ihdas edildiği ve yönetimde istikrarı sağlamayıamaçladığı, kanun koyucunun takdir yetkisi içinde olan kuralın demokratik hukukdevleti ilkesini ve söz konusu amaç bakımından ölçülülük ilkesini zedeleyenveya meslek kuruluşlarının özerkliğini ortadan kaldıran bir yönünün bulunmadığıbelirtilmiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, Anayasanın 135. maddesindekamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının organlarının kendi üyeleritarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında seçileceğibelirtilerek bu kuruluşlara idarî özerklik tanınmıştır. Bu tercihin en önemlinedeni, faaliyetlerin kamu yararına en uygun şekilde yürütülmesini teminataltına almaktır.
Diğer yetkilerin yanında, merkezî idareden bağımsızolarak karar ve icra organlarını seçebilme yetkisini de içeren bu özerklikbarolar ve TBB için de geçerlidir ve söz konusu seçimler -kararda dabelirtildiği gibi- bu meslek kuruluşlarının yöneticilerinin denetimi bakımındanda en önemli araçlardan biridir.
Dava konusu kuralın, TBB organlarının görev süreleriiçinde seçim baskısı altında olmadan görevlerini yerine getirebilmeleriamacıyla ihdas edildiği ve bu yönüyle yönetimde istikrarın sağlanması şeklindebir meşru amaca dayandığı söylenebilirse de, Genel Kurulun olağanüstütoplantılarında seçim yapılamayacağının hükme bağlanması ve herhangi bir şartabağlanmadan bu yetkinin mutlak olarak kaldırılması, Anayasanın mezkûr hükmündetanınan seçme yetkisini belli bir süre kullanılamaz hâle getirmektedir.
Dolayısıyla 1136 sayılı Kanunun 115. maddesinin ikincifıkrasının ikinci cümlesinin, görev süresi boyunca yönetim kurulunun etkin birşekilde denetiminin sağlanması açısından da büyük önemi bulunan seçim yoluyladenetleme imkânını ortadan kaldırdığı için demokratik hukuk devleti ilkesiyleve yukarıda belirtilen sebeple meslek kuruluşlarının özerkliğiyle bağdaşmadığıaçıktır. Bu nedenle kuralın, Anayasanın 2. ve 135. maddelerine aykırı olduğunudüşünüyorum.
4. Bütün barolarda ve TBB’de görev sürelerinebakılmaksızın başkanlık ve yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri ileTBB delege seçimlerinin bu yıl içinde yapılmasını öngören kurala ilişkin redgerekçesinde; TBB Genel Kurulunun delege yapısında öngörülen değişikliklerinbaroların ve TBB’nin seçim takvimlerinde de yeknesaklığın sağlanmasınıgerektirdiği, bunun için mevcut başkanların ve yetkili kurulların üyeleriningörev sürelerine bakılmaksızın yeniden seçime gidilmesinde kamu yararıbulunmadığının söylenemeyeceği, seçim yetkisinin de yine anılan kuruluşlara aitolduğu, dolayısıyla kuralın Anayasanın 135. maddesine aykırı bir yönününbulunmadığı belirtilmiştir.
Dava konusu geçici 23. maddede, tüm baroların ve TBB’ninbaşkanları ile yetkili kurullarının ve TBB delegelerinin görev sürelerinebakılmaksızın yeniden seçime gidilmesi ve söz konusu seçimlerin bu yılın Ekimve Aralık aylarında yapılması öngörülmüştür.
Yukarıda (2) numaralı başlık altında da ifade edildiğiüzere, Mahkememizin yerleşik içtihadına göre, bir kuruluşun organlarınınbelirlenmesinde seçime yer verilmesi hâlinde bu kuruluşun yönetim veişleyişinin de demokratik kurallara uygun olması; seçme hakkına sahip olanlarıniradelerinin -organlarda görev yapacak olanlarda olduğu gibi- görevdenayrılacak olanları belirlemede de esas alınması gerekir.
Anayasanın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşlarının organlarının kendi üyeleri tarafından seçilmesiöngörülmüştür. Bu organların görevlerine son verme yetkisi de, usulde veyetkide paralellik ilkesine göre aynı esaslara tâbidir. Hukuk devleti ilkesiuyarınca, seçilenlerin görev süreleri dolmadan görevlerinin sonlandırılması-bir yargı kararı söz konusu değilse- ilke olarak bu organları seçenleriniradesini gerektirir.
Bu itibarla, Anayasanın 2. ve 135. maddelerine göre,barolar ile bunların üst kuruluşu olan TBB’nin seçilmiş organlarının görev sürelerinitamamlamadan görevlerine son verme yetkisi -yargı kararının söz konusu olduğudurumlar dışında- kendi üyelerine aittir. TBB ile baroların seçilmişorganlarının görev süreleri dolmadan geçici bir kanun hükmüyle görevlerine sonverilmesi, Anayasanın, bu kuruluşlara idarî özerklik tanıyan ve bunu sağlamakiçin organlarının kendi üyeleri tarafından seçilmesini öngören 135. maddesiylede demokratik hukuk devleti ilkesini teminat altına alan 2. maddesiyle debağdaşmaz.
Sonuç olarak, yukarıda dört başlık altında belirtilenkuralların Anayasaya aykırı olduğu ve iptal edilmeleri gerektiği düşüncesiyle,çoğunluğun bu kurallara ilişkin red kararlarına katılmıyorum.
Üye
M. Emin Kuz
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 11/07/2020 tarihli ve 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ileBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’daki bazı maddelerin iptaliistemiyle Anayasa Mahkemesine açılan dava üzerine verilen karardaki üç maddeile ilgili Mahkememiz çoğunluk kanaatine aşağıdaki sıraladığım gerekçelerlekatılmamaktayım:
2. İlk olarak, dava konusu Kanun’un 18. maddesiyle 1136sayılı Kanun’a üçüncü fıkra olarak eklenen “Baro genel kurullarınca ayrıca her beşbinüye için birer delege seçilir.” hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu için iptaligerektiği kanaatindeyim.
3. Dava konusu kuralla getirilen yenilikle baroların üst kuruluşu olan TürkiyeBarolar Birliğinin en üst organı olan Genel Kurula üye sayısı beş bine kadarolan her bir baronun eşit biçimde göndereceği baro başkanı dahil dört delegeyeek olarak her bir baronun her beş bin üye için ek bir delege göndermesi hükümaltına alınmıştır.
4. Dava konusu değişiklik yapılmadanönceki durumda ise üye sayısı fazla olan baroların Türkiye Barolar BirliğiGenel Kurulunda daha güçlü bir şekilde temsiline imkan sağlayan oldukça farklıbir delege gönderme esası söz konusu idi. Dava konusu düzenleme ise bu durumudeğiştirmiş, üye sayısı fazla olan baroların Genel Kuruldaki temsilini eskiyegöre önemli ölçüde azaltmıştır.
5. Önceki temsil oranını dikkate alarakdava konusu kuralın Anayasa’ya uygunluğunu denetlemenin hukuken mümkünolamayacağını öncelikle ifade etmek gerekir. Bu nedenle buradagerçekleştirilecek denetimde “Baro genelkurullarınca ayrıca her beş bin üye için birer delege seçilir” kuralınınAnayasa’ya uygun olup olmadığını bu konudaki önceki düzenlemeyi dikkate almadandeğerlendirmek gerekir.
6. Çoğunluk kararında özellikle çok fazla üyesi bulunanbaroların üye sayılarına göre Genel Kurulda temsil edilmelerinin bu barolarınTürkiye Barolar Birliği ile özdeşleşmeleri sonucunu doğurabileceği, dolayısıylabaroların Genel Kurulda dengeli bir şekilde temsil edilmesi sağlandıktan sonraüye sayısı fazla olan baroların Genel Kurulda hangi oranda temsil edileceğinibelirleme yetkisinin kanun koyucuya ait olduğu ve baroların Genel Kurula göndereceğiüçer delegeye ek olarak dava konusu kural ile her beş bin üye için birer delegedaha seçmesinin baroların Genel Kurulda adil bir şekilde temsili bakımındandemokratik hukuk devletini ve bu bağlamda ölçülülük ilkesini ihlal eden biryönünün bulunmadığı ifade edilmektedir (§§ 83, 86).
7. Bu görüşe katılmak imkansızdır. Her ne kadar barolarınbirer meslek kuruluşu olarak ayrı kamu tüzelkişilikleri varsa ve ülkenin farklıyerlerindeki baroların yine ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip üst kuruluşolan Türkiye Barolar Birliğinin en üst organı olan Genel Kurula bu özellikleride dikkate alınarak katılması imkanı sağlanıyorsa da kanun koyucunun GenelKurulun oluşumunu baroların temsil ettiği avukat sayısını da dikkate alarakdüzenlemesinin Anayasal bir zorunluluk olduğunu gözden uzak tutmamak gerekir.
8. Dava konusu kuralı esas alan yeni oluşuma göre 4999üye ile temsil edilen bir il barosu Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulundabaro başkanı dahil dört delege ile temsil edilecekken 9999 üyeye sahip bir baroTürkiye Barolar Birliği Genel Kurulunda baro başkanı dahil beş delege iletemsil edilecektir. Kaldı ki Türkiye’de üye sayısı beş binin altında olanbarolar içerisinde toplam üye sayısı yüzün altında kalan baroların da bulunduğudikkate alındığında kuraldaki orantısızlığın daha bariz biçimde ortaya çıktığıfark edilebilecektir. Söz gelimi yüz üyeden az avukatın bulunduğu bir il barosuTürkiye Barolar Birliği Genel Kurulunda baro başkanı dahil dört delege iletemsil edilecekken 9999 avukata sahip bir diğer il barosu Türkiye BarolarBirliği Genel Kurulunda baro başkanı dahil beş üye ile temsil edilecektir. Bunedenle dava konusu kural, Anayasa’nın ikinci maddesindeki demokratik devletilkesine aykırılık teşkil etmektedir.
9. Burada elbette ki dava konusu düzenlemenin, üye sayısıçok az olan illere nazaran üye sayısı fazla olan barolara Türkiye BarolarBirliği Genel Kurulunda daha yüksek sayı ile temsil imkanını sağlamayıhedeflediğinden, elverişli ve gerekli bir düzenleme yapmadığı söylenemez.
10. Bununla birlikte üye sayısı olarak her beş bin fazlaüyeye sadece bir fazla delege ile Genel Kurulda temsil imkanını verendüzenlemenin baroların sahip olduğu farklı özelliklerini de dikkate alarak üstmeslek birliklerinin genel kurulunda bu farklılıklarıyla birlikte temsilinisağlamak bakımından orantılı olduğunu söyleyebilmek zordur. Bu bağlamda kanunkoyucunun yeni temsili belirlerken üye sayısından kaynaklanan farklılıkları dadikkate alarak daha orantılı bir temsil imkanı öngörmesinin ölçülülük ilkesininbir gereği olduğu açıktır. Oysa iptali talep edilen kuraldaki orantısızlığınbariz olduğu göze çarpmaktadır.
11. Dolayısıyla yukarıda açıklanan gerekçelerde de ifadeedilmeye çalışıldığı üzere dava konusu düzenlemenin öngörülen amaca ulaşmanoktasında “orantılı” kabul edilmesi mümkün gözükmediği için demokratik hukukdevletindeki ölçülülük ilkesi ile uyumlu olduğu söylenemez. Anayasa’nın 2. ve135. maddesi ile çeliştiğinden söz konusu düzenlemenin iptali gerekmektedir.
12. İkinci olarak, Avukatlık Kanunu’nun 115. maddesinindeğiştirilen ikinci fıkrasının ikinci cümlesi ile Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulunun olağanüstütoplantılarında seçim yapılamayacağı esası getirilmiştir.
13. Türkiye Barolar Birliği Genel Kuruluavukatlarla ilgili mesleki üst kuruluşun en yüksek organı olup Birlik yönetim, disiplin ve denetim kurulları üyeleri ileBirlik başkanını seçmek, kuruluş amacı içindeki işlere dair hazırlananraporları ve gündemdeki maddeleri görüşüp karara bağlamak, Birlik YönetimKuruluna talimat vermek, Birliğin hesaplarını incelemek, bütçesini onaylamak,Birlik Yönetim Kurulunun çalışmalarından dolayı ibrası hakkında karar vermek,yerli ve yabancı kongrelere gidecek delegeleri seçmek, adaleti ve mesleğiilgilendiren işler hakkında teklifte bulunmak, uyulması zorunlu meslekkurallarını tespit etmek, baroların birlik adına avukatlardan tahsil edeceğikeseneğin miktarını her avukat için yıllık baro keseneğinin yarısından fazlaolmamak üzere tespit etmek, birlik başkanı, başkan yardımcıları, genelsekreteri ve saymanının ücretleri ile yönetim, disiplin ve denetim kurullarıüyelerine verilecek huzur hakları miktarını ve ödenme şeklini belli etmek gibiönemli görevleri yerine getiren bir karar organı konumundadır (madde: 117).
14. Türkiye Barolar Birliğinin en yüksek organı olanGenel Kurulun olağanüstü toplantılarında seçim yapılmasını engelleyen kuralınbu üst meslek kuruluşunun özerkliği ile doğrudan ilgili olduğu açıktır.
15. Anayasa’nın 135. maddesinde kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının kanunla kurulan ve organları kanundagösterilen usullere göre yargı gözetimi altında seçilen kamu tüzel kişilikleriolduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla dava konusu kuralla getirilen budüzenlemenin Türkiye Barolar Birliğinin özerkliğine bir müdahalede bulunduğugörülmektedir.
16. Türkiye Barolar Birliğinin en yüksek organı olanGenel Kurulun yirmi beş baronun çağrısıyla olağanüstü toplantıya çağrılmasıdurumunda bu olağanüstü toplantıda seçim yapılamaması bu meslek kuruluşununözerkliği ile çelişmektedir.
17. 1136 sayılı Kanun’da Barolar Birliğinin organlarınınseçimi ile ilgili temel hususlar açıkça düzenlenmiştir. Buna rağmen Birliğin enyüksek organı olan Genel Kurulun olağanüstü toplantılarında seçimyapılamayacağına ilişkin kural, Birliğin organlarının seçim yolu ilebelirlenmesi ya da denetimi şeklindeki işlevini olağanüstü toplantılardakategorik olarak ortadan kaldırdığından Anayasa’nın 2. ve 135. maddelerineaykırılık taşımaktadır. Bu nedenle de bahse konu hükmün iptali gerekir.
18. Üçüncü olarak, davakonusu geçici 23. madde görev sürelerine bakılmaksızın tüm barolarda barobaşkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri ile TürkiyeBarolar Birliği delege seçimlerinin 2020 yılı Ekim ayının ilk haftasında veBirlik Başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleriseçimlerinin ise 2020 yılı Aralık ayı içinde yapılmasını öngörmektedir.
19. Dava konusu kuralın değişiklik gerekçesi olarak mevcut hükümlere göre barolarınkurulduğu yıllar sebebiyle baro genel kurullarının tekli veya çiftli yıllardayapılabildiği, bu durumun TBB’ye farklı yıllarda delege gönderilmesine nedenolduğu, ayrıca aynı ilde birden fazla baronun kurulması halinde tüm ilbarolarının genel kurullarının, baroların kuruluş tarihine bakılmaksızınbelirli bir düzen içinde ve aynı tarihlerde yapılmasının amaçlandığı ifadeedilmiştir.
20. Dava konusu kuralla barolar yanında Türkiye Barolar Birliğinin olağantoplantı tarihinde de değişikliğe gidilerek Türkiye Barolar Birliği GenelKurulunun baro seçimlerinin yapıldığı yılın Aralık ayında, Ankara’da olağantoplantısını yapacağı öngörülmüştür.
21. Anayasa’nın 135. maddesinde meslekkuruluşları ile bunların üst kuruluşlarının organlarının kendi üyeleritarafından kanunda belirlenen usule göre seçileceği öngörülmüştür. Kendilerineait ayrı kamu tüzel kişilikleri bulunan bu kuruluşların organlarınıngörevlerine son verme yetkisinin de bu kuruluşların özerkliği gereği kendiorganlarına ait olması gerekmektedir. Ek olarak Anayasa’nın 135. maddesininamir hükmü gereğince amaçları dışında faaliyette bulunmaları halinde yargıkararı ile de bunların görevlerine son verilebilir (madde: 135/6). Bunundışında kanun koyucunun bu alana müdahale ederek meslek kuruluşlarınınorganlarının görevine son vermesi Anayasa’nın 135. maddesine aykırılık teşkiletmektedir.
22. Çoğunluk kararında ise Anayasa’nın135. maddesindeki bu hususa ilişkin bir değerlendirme yapılmamış olup, davakonusu kuralla Türkiye Barolar Birliği ve barolarda mevcut başkan ve yetkilikurulları üyelerinin görev sürelerine bakılmaksızın yeniden seçime gidilmesininbu kuruluşların gerek yapılarında ve gerekse de seçim takvimlerindekideğişikliklerden kaynaklanmakta olup kuralın kamu yararı amacına aykırıolduğunun söylenemeyeceği değerlendirmesine yer verilmiştir (§ 127). Oysa eksiksiz bir Anayasaya uygunluk denetimindedava konusu kuralın Anayasa’nın 135. maddesinin yukarıda zikredilen hükümlerineneden aykırı olmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
23. Ek olarak çoğunluk kararındaki “Öte yandan kurallabaro ve TTB seçimlerinin 2020 yılı Ekim ve Aralık aylarında yapılmasıöngörülmekte olup adı geçen meslek kuruluşlarının yetkili kurullarının seçimlegöreve gelmesinin ortadan kaldırılması gibi bir durum söz konusu değildir”(§ 128) şeklindeki gerekçeye de katılmak mümkün değildir.
24. Zira dava konusu hüküm ile görev süresi henüzdolmamış olan bazı baroların başkanlarının ve yetkili kurullarının görev süresi2020 Ekim ayında sona ermektedir. Kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşlarının kendi organlarını kendi meslekmensuplarının belirlemesi sahip oldukları idari özerkliğin bir gereğidir.
25. Yukarıda sıralanan gerekçelerle 11/07/2020 tarihli ve 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ileBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 18. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 114. maddesinindeğiştirilenüçüncü fıkrasının, 19. maddesiyle1136 sayılı Kanun’un 115. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin ve 22. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’a eklenen geçici 23. maddenin Anayasa’ya aykırı olduğundan iptali gerektiği kanaatindeolduğum için çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ