ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2020/75
Karar Sayısı : 2023/188
Karar Tarihi : 8/11/2023
R.G.Tarih-Sayı : 23/1/2024-32438
İPTALDAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL,Engin ÖZKOÇ ile birlikte 134 milletvekili
İPTALDAVASININ KONUSU: 23/7/2020 tarihli ve 7252 sayılı Dijital Mecralar KomisyonuKurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 6.maddesiyle 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’na eklenen geçici 11.maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Manisa ili Somailçesinde…”, “…yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında…”,“…13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” ve “…kıdemtazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshindenkaynaklanan…” ibarelerinin Anayasa’nın 2., 10., 35. ve 49.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinindurdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİİSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un6. maddesiyle 4857 sayılı Kanun’a eklenen dava konusu kurallarında yer aldığı geçici 11. madde şöyledir:
“GeçiciMadde 11 – (Ek:23/7/2020-7252/6 md.)
Manisaili Soma ilçesinde Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumununtaraf olduğu 3213 sayılı Kanun kapsamında imzalanmış rödovans sözleşmeleri kapsamındayer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışan ve 13/5/2014tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında kıdem tazminatına hakkazanacak şekilde hizmet akdi sona erdirilen işçilerden kıdem tazminatınıve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanantazminatını alamayanların bu tazminatları, bu maddenin yürürlük tarihindenitibaren iki ay içinde Kuruma müracaat etmeleri halinde müracaat tarihindenitibaren altı ay içinde Kurum tarafından ödenir. Yapılan ödeme nedeniyle Kurum,rödovans sözleşmesinin tarafı olan ilgili şirketler ile bu şirketlerden tahsiledilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan tutar için kıdem tazminatına hakkazanılacak şekilde iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihten bu maddeninyürürlüğe girdiği tarihe kadar görev yapmış yönetim kurulu üyelerine rücu eder.”
II.İLK İNCELEME
1.Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan TahsinGÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M.Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU,Selahaddin MENTEŞ ve Basri BAĞCI’nın katılımlarıyla 1/10/2020 tarihinde yapılanilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında kararabağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III.ESASIN İNCELENMESİ
2.Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Onur MERCAN tarafından hazırlanan işinesasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kurallarıve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A.Anlam ve Kapsam
3.4857 sayılı Kanun’un geçici 11. maddesinin birinci fıkrasının birincicümlesinde, Manisa’nın Soma ilçesinde Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumunun(Kurum) taraf olduğu 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu’na göreimzalanmış rödovans sözleşmeleri kapsamında yer alan Işıklar, Atabacası ileGeventepe ocaklarında çalışan ve 13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağıkazası sonrasında kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde hizmet akdi sonaerdirilen işçilerden kıdem tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirimşartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminatını alamayanların bu tazminatlarınınanılan maddenin yürürlük tarihinden itibaren iki ay içinde Kuruma müracaatedilmesi hâlinde müracaat tarihinden itibaren altı ay içinde Kurum tarafındanödeneceği hükme bağlanmıştır. Söz konusu cümlede yar alan “Manisaili Soma ilçesinde…”, “…yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında…”,“…13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” ve “…kıdemtazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshindenkaynaklanan…” ibareleri dava konusu kuralları oluşturmaktadır.
4.Bu itibarla “Manisa ili Soma ilçesinde…”, “…yer alanIşıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında…” ve “…kıdem tazminatınıve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan…”ibareleri uyarınca Kurum tarafından yalnızca Manisa’nın Soma ilçesinde yer alanIşıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışan işçilere kıdem ve/veyaihbar tazminatı ile sınırlı bir ödeme yapılacaktır.
5.Dava konusu diğer kural olan “…13/5/2014 tarihindemeydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” ibaresinegöre ise işçilerin kıdem ve/veya ihbar tazminatının Kurum tarafından ödenmesisözleşmelerinin 13/5/2014 tarihinden sonra feshedilmesi şartına bağlanmıştır.
B.İptal Talebinin Gerekçesi
6.Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallarda Kurum tarafından ödemeyapılacak işçilere ilişkin Manisa’nın Soma ilçesinde çalışmaya yönelik yeryönünden sınırlama getirildiği, ayrıca ödenecek alacakların da kıdem ve ihbartazminatlarıyla sınırlandığı, anılan sınırlamaların sosyal devlet ilkesiylebağdaşmadığı, söz konusu ilçe dışında çalışanların kuralların kapsamı dışındabırakılmasının yanı sıra ödemenin yalnızca bir şirketin üç ocağında çalışan veiş sözleşmeleri 13/5/2014 tarihinden sonra feshedilen işçilerle sınırlı olaraköngörülmesinin eşitlik ilkesiyle çeliştiği, işçi alacaklarının mülkiyet hakkıkapsamında olduğu, kurallarla mülkiyet hakkı ve devletin çalışanları korumayükümlülüğünün de ihlal edildiği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 10.,35. ve 49. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C.Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
1. “Manisaili Soma ilçesinde…”, “…yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepeocaklarında…” ve “…kıdem tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirimşartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan…” İbarelerinin İncelenmesi
7.Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal birhukuk devleti olduğu hükme bağlanmak suretiyle devletinsosyal niteliği, başka bir deyişle sosyal devlet ilkesi anayasal güvence altınaalınmıştır.
8. Anılanmaddenin gerekçesine göre sosyal hukuk devleti; bizzat devletin koyduğu hukukkurallarına uyacağı ve çalışan, çalıştığı hâlde elde ettiği ürün ile mutluolabilmek için tasarladığı maddi ve manevi değerlere sahip olamayan kişilerinyardımcısı olacağı ilkesini belirtmektedir.
9.Bu bağlamda sosyal devlet; çalışma gücünden ya da imkânından yoksun olankişileri koruyucu ekonomik tedbirler alan, sosyal risklerin yarattığıolumsuzlukları bertaraf edebilecek sistemler öngören, gelir dağılımınındengesini gözeten, kamu yararı gereği sosyal ve ekonomik ilişkilere müdahaleedebilen, herkesin insan onuruna uygun asgari yaşam şartlarına sahip olmasıiçin çalışan, kişilerin hayatlarını sağlıklı şekilde sürdürebilmeleri,sağlıklarını kaybettiklerinde ise tedavileri için gerekli finansmanı sağlayacakyöntemleri geliştiren, topluma sağlıklı ve huzurlu bir gelecek vadedendevlettir (AYM, E.2022/15, K.2022/73, 1/6/2022 §3).
10.Diğer yandan çalışanların ücret ve diğer parasal haklarını zamanında veeksiksiz olarak tahsil edebilmelerine yönelik düzenlemelerin öngörülmesi dedevletin sosyal niteliğinin bir görünümüdür.
11.4857 sayılı Kanun’un geçici 11. maddesinin birinci fıkrasının dava konusukuralların da yer aldığı birinci cümlesinde Manisa’nın Soma ilçesindeKurumun taraf olduğu 3213 sayılı Kanun’a göre imzalanmış rödovans sözleşmelerikapsamında yer alan Işıklar, Atabacası ile Geventepe ocaklarında çalışan ve13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında kıdemtazminatına hak kazanacak şekilde hizmet akdi sona erdirilen işçilerden kıdemtazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshindenkaynaklanan tazminatını alamayanların bu tazminatlarının anılan maddeninyürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde Kuruma müracaat edilmesidurumunda müracaat tarihinden itibaren altı ay içinde Kurum tarafından ödenmesiöngörülmüştür.
12.Dava konusu “…kıdem tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartınauyulmaksızın feshinden kaynaklanan…” ibaresi uyarınca maddedeöngörülen işçilere Kurum tarafından ödenecekolan tazminat kıdem tazminatı ve/veya ihbar tazminatıdır.25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi haricindekimaddeleri 4857 sayılı Kanun’un 120. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış, kıdemtazminatı da 1475 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırılmayan 14. maddesindedüzenlenmiştir.
13.Söz konusu maddenin birinci fıkrasında 1475 sayılı Kanun’atabi işçilerin hizmet akitlerinin; işveren tarafından anılan Kanun’un 17.maddesinin (II) numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, işçi tarafındanKanun’un 16. maddesi uyarınca, muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla, bağlıbulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veyasandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almakamacıyla, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 60.maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülenyaşlar dışında kalan diğer şartları veya anılan Kanun’un geçici 81. maddesinegöre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve primödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleriyle işten ayrılmaları nedeniylefeshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendiisteğiyle sona erdirmesi ya da işçinin ölümü sebebiyle son bulması hâllerinde,işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince hergeçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdemtazminatının ödeneceği, bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerindenödeme yapılacağı belirtilmiştir.
14. Öte yandan 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birincifıkrasında belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğertarafa bildirilmesi gerektiği, ikinci fıkrasında ise iş sözleşmelerinin bildirimindiğer tarafa yapılmasından başlayarak; işi altı aydan az sürmüş olan işçi içiniki hafta sonra, işi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için dörthafta sonra, işi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için altıhafta sonra, işi üç yıldan fazla sürmüş işçi için sekiz hafta sonra feshedilmişsayılacağı öngörülmüştür. Anılan maddenin dördüncü fıkrasında ise bildirimşartına uymayan tarafın bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminatödemek zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
15. Buna göre dava konusu “…kıdemtazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshindenkaynaklanan…” ibaresi uyarınca geçici 11. madde kapsamına giren işçilereödenecek olan tazminatlar 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 4857 sayılıKanun’un 17. maddesinde düzenlenen tazminatlardır.
16. Anılan Kanun’un 2. maddesinin yedinci fıkrasında birişverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcıişlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojiknedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiğiişçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile işaldığı işveren arasında kurulan ilişkinin asıl işveren-alt işveren ilişkisiolduğu, bu ilişkide asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyleilgili olarak Kanun’dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğutoplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birliktesorumlu olduğu ifade edilmiştir.
17. Diğer yandan 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk BorçlarKanunu’nun 357. maddesinin birinci fıkrasında ürün kirası, kiraya verenin,kiracıya, ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerindevşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği sözleşme şeklindetanımlanmıştır.
18. 3213 sayılı Kanun’un ek 7. maddesinin üçüncü fıkrasında madenruhsatı sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncükişilerle yapmış oldukları rödovans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacakmadencilik faaliyetlerinden doğacak 4857 sayılı Kanun ile iş sağlığı vegüvenliğiyle ilgili idari, mali ve hukuki sorumlulukların rödovansçıya aitolduğu ancak bu durumun ruhsat sahibinin 3213 sayılı Kanun’dan doğansorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.
19. Adli yargı uygulamasında, ürün kirası sözleşmesine ilişkinhükümlerin kıyas yoluyla uygulandığı rödovans sözleşmesinin tarafları arasındaasıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunmadığı kabul edilmektedir (bu yöndekikararlar arasından bkz. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E.2017/18930, K.2019/1127,17/1/2019). Buna göre herhangi bir rödovans sözleşmesinin tarafı olan Kurumasıl işveren için öngörülen yükümlülüklere tabi olmayacaktır. Başka birifadeyle hukuksal şartları taşıyan geçerli bir rödovans sözleşmesi kapsamındaişletilen maden ocaklarında çalışan işçilerin alacaklarını asıl işverensıfatıyla Kurumdan tahsil edebilmeleri mümkün değildir.
20.Dava konusu kuralların gerekçesinde, 4857 sayılıKanun’a geçici madde eklenmek suretiyle Manisa’nın Soma ilçesinde 13/5/2014tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında Kurumun taraf olduğurödovans sözleşmeleri kapsamında yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepeocaklarında çalışan ve kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde hizmet akdi sonaerdirilen işçilerden kıdem tazminatlarını alamayanların kıdem tazminatlarınınKuruma müracaat etmeleri hâlinde Kurum tarafından ödenmesinin amaçlandığıbelirtilmiştir. Kurallara ilişkin değişiklik önergesinin gerekçesinde ise Kurumtarafından gerçekleştirilen kıdem tazminatı ve iş sözleşmesinin bildirimşartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat ödemeleri için Kuruma,rödovans sözleşmesinin tarafı olan ilgili şirketler ile bu şirketlerden tahsiledilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan tutar için kıdem tazminatına hakkazanılacak şekilde iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihten bu maddeninyürürlüğe girdiği tarihe kadar görev yapmış yönetim kurulu üyelerine rücuedebilme imkânının sağlandığı ifade edilmiştir.
21. Kuralların gerekçesinden Işıklar, Atabacası ve Geventepeocaklarının rödovans sözleşmesi ile işletildiği anlaşılmaktadır. 3213 sayılıKanun’un ek 7. maddesinin üçüncü fıkrası ve Yargıtay içtihatlarına göre sözkonusu ocakların işletilmesi kapsamında yapılan rödovans sözleşmesinin tarafıolan Kurumun asıl işveren olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
22. Bu itibarla Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarındaçalışmış işçilerin kıdem ve/veya ihbar tazminatını tahsil edebilme konusundayaşayacakları mağduriyetin engellenmesi amacıyla öngörüldüğü anlaşılankuralların sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesine yönelik düzenlemeniteliği taşıdığı açıktır. Başka bir ifadeyle devletin sosyal niteliğigözönünde bulundurulmak suretiyle anılan işçilere kıdem ve/veya ihbartazminatlarını asıl işveren sıfatını haiz olmayan Kurumdan tahsil edebilmeimkânı tanınmıştır.
23. Kuralların kapsamına giren ocaklarda çalışan işçilerinalacaklarını bu ocakları işleten ticaret şirketinden tahsil etmek amacıylayargı mercilerine başvurmaları da mümkündür. Başka bir ifadeyle kurallarla sözkonusu şirketin işçilerin alacaklarını ödeme yükümlülüğü ortadankaldırılmamıştır.
24. Kanun koyucu sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesineyönelik düzenlemelerde belirli bir takdir yetkisine sahiptir. Bu bağlamda hangiişçilerin ne tür alacaklarının Kurum tarafından ödeneceğini belirleme konusu dakanun koyucunun takdirindedir.
25. Kuralların kapsamında giren işçilere Kurum tarafındanödenecek olan kıdem ve/veya ihbar tazminatının toplam tutarının işçilerinekonomik açıdan yaşadıkları mağduriyeti belirli oranda giderebilecek nitelikteolmadığı söylenemez. Bu nedenle Kurumun işçilere kıdem ve ihbar tazminatı ilesınırlı ödeme yapmasının sosyal devlet ilkesine aykırı bir yönübulunmamaktadır.
26. Diğer yandan kuralların kapsamına giren ocakların, kazanınmeydana geldiği ocakta faaliyet gösteren ticaret şirketi tarafından rödovanssözleşmesiyle işletildiği gözetildiğinde yalnızca bu ocaklarda çalışanişçilerin kıdem ve/veya ihbar tazminatlarının Kurum tarafından ödenmesinin desosyal devlet ilkesiyle çelişmediği sonucuna ulaşılmıştır.
27. Anayasa’nın10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefîinanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önündeeşittir./ Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğinyaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlikilkesine aykırı olarak yorumlanamaz./ Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp vevazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacaktedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz./ Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veyasınıfa imtiyaz tanınamaz./ Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar.” denilmiştir.
28.Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksaldurumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksaleşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesini amacı aynı durumda bulunan kişilerinkanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, kişilere ayrımyapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumdabulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısındaeşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynıkurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimikişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamalarıgerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklıkurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez (AYM, E.2017/47, K.2017/84, 29/3/2017, § 18; E.2020/95, K.2022/3, 26/01/2022, § 25).
29. Eşitlik ilkesi yönünden yapılacak anayasallık denetimindeöncelikle Anayasa'nın 10. maddesi çerçevesinde aynı ya da benzer durumdabulunan kişilere farklı muamelenin mevcut olup olmadığı tespit edilmeli, bubağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişiler arasında farklılık gözetilipgözetilmediği belirlenmelidir. Bundan sonra farklı muamelenin nesnel ve makulbir temele dayanıp dayanmadığı, nihayetinde nesnel ve makul bir temele dayanıyorsasöz konusu farklı muamelenin ölçülü olup olmadığı hususları irdelenmelidir.Ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengeninbulunması gereğini ifade eder. Diğer bir ifadeyle bu ilke, farklı muameleninöngörülen nesnel amaç ile orantılı olmasını gerektirmektedir (AYM, E.2016/205,K.2019/63, 24/7/2019, § 65; E.2021/1, K.2021/32, 29/4/2021, § 32).
30.Manisa’nın Soma ilçesinde yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarındaçalışan işçiler ile bu ocaklar dışındaki ocaklarda çalışan işçilerinkarşılaştırılmaya müsait şekilde benzer durumda bulunmadığı açıktır.
31.Öte yandan kuralların kapsamındaki ocaklarda çalışan ve kıdem ile ihbartazminatı dışında alacağı bulunan işçiler ile kıdem ve/veya ihbar tazminatıalacağı bulunan işçilerin de eşitlik ilkesi bağlamında karşılaştırılması mümkündeğildir. Başka bir ifadeyle kuralların kapsamındaki kıdem ve/veya ihbartazminatı alacağı mevcut olan her işçi hakkında uygulanabilecek şekildedüzenlenen kuralların eşitlik ilkesiyle çelişen bir yönü bulunmamaktadır.
32.Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırıdeğildir. İptalleri talebinin reddi gerekir.
KurallarınAnayasa’nın 35. ve 49. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise debu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2. ve 10. maddeleri yönündenyapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın35. ve 49. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
2. “…13/5/2014tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” İbaresininİncelenmesi
33.Dava konusu kural uyarınca Manisa’nın Soma ilçesinde yer alanIşıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışan işçilerin kıdem ve/veyaihbar tazminatlarının Kurum tarafından ödenmesi için bu işçilerinsözleşmelerinin 13/5/2014 tarihinden sonra feshedilmiş olması gerekmektedir.Bununla birlikte anılan ocaklarda çalışmış ve sözleşmesi 13/5/2014 tarihindenönce sona erdiği hâlde kıdem ve/veya ihbar tazminatları ödenmemiş işçilerin debulunabileceği açıktır.
34.Anılan maden işçileri ile kuralın kapsamındaki maden işçilerinin aynı madenocaklarında çalıştırılmış olmaları ayrıca kıdem ve/veya ihbar tazminatıalacaklarının bulunması nedeniyle karşılaştırılmaya müsait şekilde benzerdurumda bulundukları sonucuna ulaşılmıştır.
35.Sözleşmesi 13/5/2014 tarihinden sonra feshedilen işçilerin kıdem ve/veya ihbartazminatı Kurum tarafından ödendiği hâlde bu tarihten önce feshedilen işçilerekıdem ve/veya ihbar tazminatlarına ilişkin Kurum tarafından ödeme yapılmasınınöngörülmemesi nedeniyle karşılaştırılmaya müsait şekilde benzer durumda bulunanmaden işçilerine farklı muamelenin yapıldığı kuşkusuzdur.
36.Kuralın kapsamına giren maden işçilerinin kıdem ve/veya ihbar tazminatlarınınKurum tarafından ödenmesi öngörülmek suretiyle tahsilat güçlüğü nedeniylemağduriyet yaşamalarının engellenmesi hedeflenmiştir. Başka bir deyişle anılanmaden işçilerine Kuruma başvuru imkânı tanınmak suretiyle kıdem ve/veya ihbartazminatlarını herhangi bir külfete katlanmak zorunda kalmaksızın kısa süredetahsil edebilme imkânı tanınmıştır.
37.İşçilerin kıdem ve/veya ihbar tazminatını tahsil etmede yaşayacağı güçlüğünsözleşmenin sona erdiği tarihle doğrudan ilgisi bulunmamaktadır. Başka birifadeyle işçilerin işten kazadan sonra veya önce ayrılmalarına bağlı olarakyaşayacağı tahsilat güçlüğünde bir farklılık bulunmayacaktır.
38.Bu itibarla sözleşmeleri 13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazasıöncesinde sona erdiği hâlde kıdem ve/veya ihbar tazminatları ödenmemiş madenişçilerine Kuruma başvuru imkânı tanımayan kuralla öngörülen farklı muameleninnesnel ve makul bir temele dayanmaması nedeniyle eşitlik ilkesini ihlal ettiğisonucuna ulaşılmıştır.
39.Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 10. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
YıldızSEFERİNOĞLU ve İrfan FİDAN bu görüşe katılmamışlardır.
Kural, Anayasa’nın 10.maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 2., 35. ve 49.maddeleri yönünden incelenmemiştir.
IV.YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
40.Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralların uygulanmaları hâlindetelafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinindurdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
23/7/2020 tarihli ve 7252sayılı Dijital Mecralar Komisyonu Kurulması ile Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun’un 6. maddesiyle 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İşKanunu’na eklenen geçici 11. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yeralan;
A. “…13/5/2014tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” ibaresine yönelikyürürlüğün durdurulması talebinin, koşulları oluşmadığından REDDİNE,
B. “Manisaili Soma ilçesinde…” , “…yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepeocaklarında…” ve “…kıdem tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirimşartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan…” ibarelerine yönelik iptaltalepleri 8/11/2023 tarihli ve E.2020/75, K.2023/188 sayılı kararlareddedildiğinden bu ibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerininREDDİNE,
8/11/2023 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V. HÜKÜM
23/7/2020tarihli ve 7252 sayılı Dijital Mecralar Komisyonu Kurulması ile Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 6. maddesiyle 22/5/2003 tarihli ve 4857sayılı İş Kanunu’na eklenen geçici 11. maddenin birinci fıkrasının birincicümlesinde yer alan;
A. “Manisaili Soma ilçesinde…”, “…yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepeocaklarında…” ve “…kıdem tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirimşartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan…” ibarelerininAnayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
B. “…13/5/2014tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” ibaresininAnayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Yıldız SEFERİNOĞLU ileİrfan FİDAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
8/11/2023tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
KARŞIOYGEREKÇESİ
1-Dava konusu kural uyarınca Manisa’nın Soma ilçesinde yer alan Işıklar,Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışan işçilerin kıdem ve/veya ihbartazminatlarının Kurum tarafından ödenmesi için bu işçilerin sözleşmelerinin13/05/2014 tarihinden sonra feshedilmiş olması gerekmektedir.
2-Bununla birlikte 13/05/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazasıöncesinde sona erdiği halde kıdem ve/veya ihbar tazminatları ödenmemişmaden işçilerine Kuruma başvuru imkanı tanımayan kuralla öngörülen farklımuamelenin nesnel ve makul bir temele dayanmaması nedeniyle eşitlik ilkesiniihlal ettiği sonucuna vararak kuralın iptali gerektiği şeklindeki çoğunlukgörüşüne iştirak edilmemiştir.
3-Dava konusu kural ile İş Kanunu’na geçici madde eklenerek, Manisa ili Soma ilçesinde13/05/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında Türkiye Kömürİşletmeleri Kurumunun taraf olduğu rödovans sözleşmeleri kapsamında yer alanIşıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışan ve kıdem tazminatına hakkazanacak şekilde hizmet akdi sona erdirilen işçilerden kıdem tazminatıalamayanların kıdem tazminatlarının Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna müracaatetmeleri halinde Kurum tarafından ödenmesi amaçlanmıştır.
4-Kural ile, özellikle anılan şirketin kaza öncesinde iş akdi feshedilen işçilerideğil, sadece “13/05/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazasısonrasında kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde hizmet akdi sona erdirilenişçileri” kapsamına dahil ettiği dikkate alındığında “kazadan etkilenenişçilerin” bir de kaza nedeniyle şirketin mali olarak zora girmesindenkaynaklı olarak tazminatlarını alamaması nedeniyle ortaya çıkan ilave ekonomikzorluklarını gidermek olduğu anlaşılmaktadır.
5-Bu çerçevede, kazadan önce sözleşmesi feshedilen ve kaza sırasında şirketinişçisi olmaması nedeniyle kazadan doğrudan etkilenmeyen işçiler ile kazadanetkilenen şirket işçileri arasında farklılık oluşturulmasının makul ve haklınedenin var olduğunu kabul etmek gerekir.
6-Anayasa’nın 65. maddesinin “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ilebelirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterekmalî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir” hükmü dikkate alındığındafarklılığın orantısız, nesnel ve makul bir temele dayanmadığı söylenemez.
7-Sonuç olarak, yukarıda açıklanan nedenlerle, kural ile öngörülen farklımuamelenin eşitlik ilkesini ihlal ettiği şeklindeki çoğunluk görüşünekatılmamaktayım.
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
KARŞIOYGEREKÇESİ
4857sayılı Kanun’un geçici 11. maddesiyle, 3213 sayılı Kanun’a göreimzalanmış rödovans sözleşmeleri kapsamında yer alan bazı ocaklarda çalışan ve13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında kıdemtazminatına hak kazanacak şekilde hizmet akdi sona erdirilen işçilerden kıdemve ihbar tazminatını alamayanların bu tazminatlarının, işverene rücu edilmeküzere Kurum tarafından ödenmesi öngörülmüştür. Dava konusu “…13/5/2014tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” ibaresiyleise kıdem ve ihbar tazminatının Kurum tarafından ödenmesi imkânındanyararlanacakların kapsamı sözleşmeleri 13/5/2014 tarihinden sonrafeshedilenlerle sınırlandırılmıştır. Buna göre iş sözleşmesi bu tarihten öncefeshedilenlerin anılan imkândan yararlanması mümkün değildir.
Çoğunlukkararında, sözleşmesi 13/5/2014 tarihinden sonra feshedilen işçilerin kıdem veihbar tazminatı Kurum tarafından ödendiği hâlde sözleşmesi bu tarihten öncefeshedilenlerin aynı imkândan yararlandırılmamasının farklı muamele teşkilettiği belirtilmiş, bu farklı muamelenin makul ve nesnel bir temele dayanmamasınedeniyle eşitlik ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Vurgulamakgerekir ki Anayasa’nın 10. maddesi durumları aynı veya benzer olanlar arasındafarklılık yaratılmasını mutlak olarak yasaklamamaktadır. Makul ve nesnel birsebebe dayanmak koşuluyla durumları benzer veya aynı olanlar arasında orantılıfarklılıklar oluşturulması eşitlik ilkesine aykırı olmayacaktır.
Benzer durumlara farklı muamelenin haklı bir temelininbulunup bulunmadığının veya farklılığın ne dereceye kadar müstahak olacağınındeğerlendirilmesinde kanun koyucunun belli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır.Bununla birlikte bu takdir yetkisinin kapsamı somut olayın özelliklerine vefarklı bir şekilde yararlandırılan hakkın niteliğine göre değişebilecektir (NuriyeArpa, B. No: 2018/18505, 16/6/2021, § 59). Özellikle kanunkoyucunun takdir yetkisinin geniş olduğu alanlarda farklı durum ve statüleroluşturulmasında ve oluşturulacak farklılığın derecesinin belirlenmesinde detakdir yetkisinin geniş olduğu kabul edilmelidir.
Sosyaldevlet ilkesi gereğince yapılacak yardımların kapsamının ve miktarınınbelirlenmesi, kanun koyucunun takdirinin en geniş olduğu alanlardandır. 4857sayılı Kanun’un geçici 11. maddesiyle getirilen, kıdem ve ihbartazminatlarının kurum tarafından ödenmesi imkânının sosyal devlet kapsamındasağlanan bir kolaylık olduğu aşikardır. Dolayısıyla bu imkânın kapsamınınbelirlenmesinde kanun koyucunun takdir yetkisi geniştir. Kanun koyucununözellikle iş sözleşmeleri 13/5/3014 tarihinde gerçekleşen elim kazadan sonrafeshedilenleri bu imkândan yararlandırmak istediği anlaşılmaktadır. Kıdem veihbar tazminatlarının Kurum tarafından ödenmesi imkânının kapsamına sadece buolay sebebiyle mağdur olanların dahil edilmesinin meşru ve nesnel bir sebebedayandığı anlaşılmaktadır.
AyrıcaKurum tarafından sağlanan imkânın işveren tarafından ödenmesi gereken kıdem veihbar tazminatlarıyla sınırlı olduğu, başkaca bir yardımın bu kural kapsamındasağlanmadığı ve 13/5/3014 tarihinden önce iş sözleşmesi feshedilenlerin kıdemve ihbar tazminatını işverene karşı ileri sürme hakkına herhangi bir halelgetirilmediği de gözetildiğinde oluşturulan farklılığın orantılı olduğusonucuna ulaşılmaktadır.
Bugerekçelerle, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
Üye
İrfan FİDAN